Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
Pages /KAYNAKLAR
20260522
20260521
🏹🐎 8. Etnospor Kültür Festivali, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda kapılarını açtı.
🏹🐎 8. Etnospor Kültür Festivali, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda kapılarını açtı.
📆 24 Mayıs'a kadar sürecek festivalde ziyaretçiler; ok atma ve ata binme gibi birçok geleneksel sporu ücretsiz deneyimleyebilecek.
Dünya Etnospor Birliği tarafından düzenlenen 8. Etnospor Kültür Festivali’nde kardeş ülkeler gösterileri ve oyunlarıyla bir arada yer alıyor. pic.twitter.com/pW1i97JToL
— SuperHaber (@superhaber) May 21, 2026
Etnospor Kültür Festivali, 8. kez İstanbul’da kapılarını ziyaretçilere açtı.
— TRT HABER (@trthaber) May 21, 2026
TRT’nin iletişim ortağı olduğu festival, Atatürk Havalimanı’nda 24 Mayıs’a kadar devam edecek. pic.twitter.com/xWSAN7xCX3
TC İstanbul Valiliği @TC_istanbul
Heyecanla beklenen Etnospor Kültür Festivali, İstanbul’da başladı.🏹🐎🤼
Dünya Etnospor Birliği’nin geleneksel spor ve oyunlarını bu yıl “Dünya Burada” temasıyla buluşturduğu 8. Etnospor Kültür Festivali’nin açılışı;
Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Osman Aşkın Bak, Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy ve Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun teşrifleri, Valimiz Davut Gül, İçişleri Bakan Yardımcımız Bülent Turan, Dünya Etnospor Birliği Başkanı Sayın Necmeddin Bilal Erdoğan, protokol mensupları, sporcular ve vatandaşlarımızın katılımı ile gerçekleştirildi.
Geleneksel sporları, kültürel mirası ve toplumsal değerleri aynı çatı altında buluşturan 8. Etnospor Kültür Festivali’nde;
✅ Her yaştan ziyaretçiler, okçuluk ve binicilik gibi geleneksel sporları deneyimleyebilecek, atölye alanlarında ise üretimin parçası olarak kültürel mirasla doğrudan temas kurabilecek.
✅ Çocuklara özel etkinlik alanları, ailelerin birlikte vakit geçirebileceği deneyimler ve interaktif oyunları bulunacak.
✅ Dezavantajlı gruplar için özel etkinlikler, erişilebilir atölyeler ve sahne performansları düzenlenecek.
✅ Dünyanın dört bir yanından gelen sanatçılar ve müzik toplulukları, kültürel performanslar sergileyecek.
🗓️📌 Farklı coğrafyalardan katılımcıları İstanbul'da bir araya getiren 8. Etnospor Kültür Festivali, 21-24 Mayıs 2026 tarihlerinde, Atatürk Havalimanı'nda ücretsiz olarak sizleri bekliyor.
💢 8. Etnospor Kültür Festivali'nde 12 farklı ülkenin geleneksel yemekleri ziyaretçilere ikram edildi.
— Yeni Şafak (@yenisafak) May 21, 2026
🥣 “Dirlik çorbası” ise birlik ve beraberliği simgeleyen bir lezzet olarak katılımcılara sunuldu. pic.twitter.com/BSEg5KlyY7
🔵İstanbul'da Kültürler Buluşması: Etnospor
— nevportal (@nevportal) May 21, 2026
🔹Dünya Etnospor Birliği tarafından düzenlenen 8. Etnospor Kültür Festivali, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.
🔹24 Mayıs'a kadar devam edecek festival, farklı coğrafyalardan katılımcıları bir araya… pic.twitter.com/ghWLHkLlbJ
📖 'Yarının adamı olmak'
🎞️ Kaşgar, İpek Yolu
Burası…👇🏻 📍Kaşgar, İpek Yolu, Çin. #silkroad pic.twitter.com/lDRt3A9SDh
— İpek Yolu Gözü (@SilkRoadEye) May 21, 2026
Kaşgar, Çin'in Sincan kentinde, İpek Yolu'nda bir ticaret merkezi olarak tarihi önemi ve öncelikle Uygur halkından etkilenen zengin kültürel mirası ile tanınan bir şehirdir. Çeşitli nüfusu ve canlı bir pazar ortamı ile dünyanın sürekli olarak iskan edilen en eski şehirlerinden biridir.
Wikipedia advantour.com
Kaşgar'a Genel Bakış
Kaşgar, Çin'in Sincan kentinde bulunan ve İpek Yolu'nda bir ticaret merkezi olarak tarihi önemiyle tanınan bir şehirdir. Öncelikle Uygur halkından etkilenen zengin bir kültürel mirasa sahip, dünyanın sürekli olarak yerleşik en eski şehirlerinden biridir.
Tarihsel Önemi
İpek Yolu Ticaret Merkezi:
2.000 yılı aşkın bir süredir Kaşgar, İpek Yolu boyunca Çin ile Orta Asya, Orta Doğu ve Avrupa arasındaki ticareti kolaylaştıran çok önemli bir durak olarak hizmet etti.
Kültürel Kavşak:
Şehir, Çin, Türk, Moğol ve Tibet dahil olmak üzere çeşitli kültürlerden ve imparatorluklardan etkilenmiştir.
Demografi
Nüfus:
Kaşgar, yaklaşık %85,8'i Uygur ve %13,5'i Han Çinlisi olmak üzere çeşitli bir nüfusa sahiptir.
Kültür Merkezi:
Çin'deki Uygur kültürünün kalbi olarak kabul edilir ve gelenek ve göreneklerin bir karışımını sergiler.
Ekonomik Önem
Kaşgar Pazar Pazarı:
Bu pazar Orta Asya'nın en büyüğüdür ve her Pazar ziyaretçileri ve tüccarları çekerek yerel ekonomide hayati bir rol oynar.
Özel Ekonomik Bölge:
2010 yılında ilan edilen Kaşgar, batı Çin'de ekonomik kalkınmayı teşvik eden bu atamaya sahip tek şehirdir.
Cazibe merkezleri
Kaşgar, aşağıdakiler de dahil olmak üzere birçok önemli siteye ev sahipliği yapmaktadır:
Id Kah Camii Uygur kültürü için önemli olan Çin'deki en büyük cami.
Afaq Hoca Türbesi Güzel mozaikleriyle tanınan çarpıcı bir türbe.
Kaşgar Eski Kenti Geleneksel Uygur mimarisini sergileyen tarihi bir alan.
Kaşgar Müzesi Bölgenin tarihi ve kültürü hakkında içgörüler sunar.
Büyük Pazar Çarşısı Yerlilerin mal alıp sattığı canlı bir pazar.
Kaşgar'ın eşsiz tarih, kültür ve ekonomik faaliyet karışımı onu Çin'de büyüleyici bir destinasyon haline getiriyor.
🎞️🇹🇷ANADOLU İNSANI: Anneannesinin çalıştırdığı Aras, judoda Türkiye 3'üncüsü oldu
📌 Anneannesinin çalıştırdığı Aras, judoda Türkiye 3'üncüsü oldu
— Demirören Haber Ajansı (@dhainternet) May 21, 2026
▪️ Ankara'da Necla Türkan, torunu Aras Çobankaya'yı iki yıl boyunca judo antrenmanlarına götürdü. Türkan'ın taktikler verip çalıştırdığı torunu Aras, Çankırı'da düzenlenen turnuvada Türkiye 3'üncüsü oldu. pic.twitter.com/K2fK3S0csU
Anneannesinin çalıştırdığı Aras, judoda Türkiye 3'üncüsü oldu
▪️ Ankara'da Necla Türkan, torunu Aras Çobankaya'yı iki yıl boyunca judo antrenmanlarına götürdü. Türkan'ın taktikler verip çalıştırdığı torunu Aras, Çankırı'da düzenlenen turnuvada Türkiye 3'üncüsü oldu.
20260520
🎞️🇬🇷Yunan rahip Evangelos Papanikolaou: ''🇹🇷Türkler Ayasofya'yı korumasaydı, Ayasofya çoktan yıkılmış olurdu.''
Yunan rahip Evangelos Papanikolaou:
— hermes | jeopolitik (@hermes_z) May 18, 2026
Türkler Ayasofya'yı korumasaydı, Ayasofya çoktan yıkılmış olurdu.
Türklerin egemenliği altında olan insanlar dinlerini kolayca yaşayabiliyordu.
Türkler Girit'te tek bir manastır veya kilise kapatmadı. Oysa Yunanistan sayısız kilise ve… pic.twitter.com/a3rDi9G7xx
Yunan rahip Evangelos Papanikolaou:
''Türkler Ayasofya'yı korumasaydı, Ayasofya çoktan yıkılmış olurdu. Türklerin egemenliği altında olan insanlar dinlerini kolayca yaşayabiliyordu. Türkler Girit'te tek bir manastır veya kilise kapatmadı. Oysa Yunanistan sayısız kilise ve manastırı kapatmıştır. Bu yüzden tarihsel olarak "Latin serpuşu (mitre) yerine 🇹🇷Türk sarığı görmeyi tercih ederim" denmiştir. İkisinden birini seçecek olsam Türkleri seçerdim.''
20260519
🎞️ 🇪🇸İspanyol medyasında 🇪🇸İspanyol 🐂 boğası ve 🇹🇷Türk kurdu🐺
İspanyol medyasının yeni paylaşımı pic.twitter.com/MJlv2S3Lsd
— DestinaMedia (@DestinaMedya) May 18, 2026
📖'Bela' ve 'bela okumak' üzerine bir alıntı
Kimileri tarafından en çok yadırganan durumlardan biri, insanların birbirlerine ‘bela okuması’dır. Bu, daha çok, bir kişinin bir başka kişi için kötülük dilemesi olarak görülür. Bu konudaki kötü niyete dayanan temennilere karşı tavır devam ettirilebilirse de, “bela”ile kurduğumuz dilsel, dinsel, kültürel ilişki, bizim kültür/medeniyet tarihimiz kadar eskidir. Bela kavramının Türkçe’deki inceleme örneklerinden biri, İskender Savaşır’ın, Kelimelerin Anayurdu ve Tarihi (İskender Savaşır, Kelimelerin Anayurdu ve Tarihi, Metis Yayınları, İstanbul, Mayıs 2000.) adlı eseridir. Biz de, İskender Savaşır’ın yüce gönüllülüğünden hareketle, “bela” kelimesiyle ilgili olarak sunduğu notlarını ve bu notlarla beraber bize ilham ettiklerini bir arada sunmak istiyoruz.
İskender Savaşır “Bela” kelimesi ile ilgi şunları not etmiş:
“bela “Allah belanı versin.” deriz, bazen de “Belanı arıyorsun.”, daha çok da “Belanı benden bulma!”. Bir hakaret ve daha çok da bir tehdit içerir bu sözler. Oysa Ali Bulaç Kur’an mealinin başına eklediği sözlükte “bela” kelimesini şöyle açımlıyor: “Bir şeyin gizli olan durumunu, iç yüzünü tanımayı isteme bir şeyin mükemmelliğini veya eksikliğini açığa vurma Kur’an’da imtihan fitne deneme tecrübe.” Ali Bulaç’ın açımlaması, başlangıçta andığımız deyişlerin ifade ettikleri hakaret ve tehdidin yanı sıra, içerdikleri sakınma yada savunma çağrışımlarına da biraz açıklık getirilebilir. “Bela’’nın sahibi hiçbir zaman biz değilizdir, olsa olsa Allah’tır. İnsan belasını, kendi gizli olan durumunu iç yüzünü arayabilir ama galiba aramasa daha iyi olur.” ( A.g.e., s. 106. Ali Bulaç’a yapılan gönderme için bakınız: Kur’an-ı Kerim’in Türkçe Anlamı: (Meal ve Sözlük), Hazırlayan, Ali Bulaç, Bakış Yay. İstanbul, T. Y., s. 422.
İnsanın kendisine bela olmasının en belirgin örneklerinden biri, Herman Melville’in Moby Dick: Beyaz Balina adlı romanının baş kahramanı olan Kaptan Ahab’ın başına gelenlerdir. Bütün mücadelenin sonunda onu, kendisiyle beraber denizin derinliklerine sürükleyen Moby Dick, kaptan Ahab’ın kaderi olduğu kadar, kendisiyle yüzleşmesi ve imtihanıdır. Bkz., Herman Melville, Moby Dick: Beyaz Balina, Çevirenler: Sabahattin Eyuboğlu ve Mina Urgan, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2010.
Alıntı: Sayfa 8 ve 9 dipnot bölümünden
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/697045
20260518
📰 ''Daima minnettarız Yüce Atatürk''
Ordu yok dediler,
- Kurulur dedi.
Para yok dediler,
- Bulunur dedi.
Düşman çok dediler,
- Yenilir dedi.
Aldanmadı, mağdurum demedi,
ve tüm dediklerini yaptı!
Daima minnettarız Yüce Atatürk.
#19MayısKutluOlsun!
#19Mayıs1919
#19MayısGenclikveSporBayramı
📰 ''Meğer 100 BİNDEN FAZLA ağaç dikmiş.. Sadece kulaklarımızın pasını silmiyor, geleceğimize de nefes oluyormuş!'' 🌳🇹🇷
İŞTE GERÇEK SANATÇI, İŞTE GERÇEK VATAN EVLADI!
👑Meğer 100 BİNDEN FAZLA ağaç dikmiş.. Sadece kulaklarımızın pasını silmiyor, geleceğimize de nefes oluyormuş! 🌳🇹🇷
Birçoğumuz bilmez ama Büyük Usta, yıllardır kazandığı paranın neredeyse tamamını memleketi Mersin Mut’un çorak topraklarına yatırdı. Tek başına, tam 100 BİNDEN FAZLA meşe, sedir ve ardıç fidanı dikti! Kelimenin tam anlamıyla tek başına bir ORMAN kurdu! 🌲
Kendisine "Ustam, senin heykelini dikmek istiyoruz" dediklerinde ise nesiller boyu unutulmayacak, adeta ders niteliğinde şu cevabı verdi:
"Ben öldükten sonra heykelimi dikip ne yapacaksınız? Kuşlar üzerine pisler sadece... Bana heykel dikeceğinize birer ağaç dikin; gölgesinde insanlar serinlesin, dallarında kuşlar yuva yapsın!" 🦅👇
Paraya, şana, şöhrete değil; toprağa, doğaya ve insana değer veren böyle güzel yürekli sanatçılarımızın sayısı artsın inşallah. 🤲
Allah sana uzun ve sağlıklı ömürler versin Musa Eroğlu! 👏👏
📖 Anadolu'nun bağrından bir gelincik olmak....
Fotoğraftaki bu canlı kırmızı çiçek, narinliğiyle bildiğimiz ama aslında doğanın en inatçı savaşçılarından biri olan gelincik çiçeği.
Bu çiçeğin o kadar acayip özellikleri var ki, ilk öğrendiğimde ben de çok şaşırmıştım. Mesela, bu çiçeğin tohumları toprak altında hiç hava ve ışık almadan tam 100 yıl boyunca bozulmadan uyuyabiliyor.
Ne zaman ki bir tarla sürülüyor, yol çalışması yapılıyor ya da toprak altüst oluyor, işte o zaman bu tohumlar gün ışığıyla buluşup aniden çimleniyor. Zaten doğada bir anda her yeri gelinciklerin kaplamasının sırrı da bu.
İlkbaharda hava ısınıp günler uzamaya başlayınca, toprak altındaki milyonlarca tohuma aynı anda bir uyanış sinyali gidiyor ve tarlalar birkaç günde kıpkırmızı oluveriyor.
Yaşam döngüleri de çok hızlı; tek yıllık bir bitki olduğu için birkaç ay içinde hemen büyüyüp çiçek açıyor, rüzgarda kuruyan kapsülünden binlerce tohum saçıp bir sonraki bahara kadar ortadan kayboluyor.
Yapısı da inanılmaz hassas. Bir gelinciğe dokunduğunuz ya da dalından kopardığınız anda o güzelim taç yapraklarını hemen döküp soluveriyor. Ama bir o kadar da güçlü bir savunma mekanizması var; sapı kırıldığında hemen beyaz, süte benzer yapışkan bir sıvı salgılıyor ve bu sıvı kuruyarak yarayı kapatıp bitkiyi mikroplardan koruyor.
Biz insanlar ona baktığımızda sadece kırmızı bir renk görüyoruz ama arıların gözleri çok farklı çalışıyor. Gelincik yaprakları yoğun şekilde ultraviyole ışık yansıttığı için arılar bu kırmızılığı göremiyor, onun yerine çiçeği parıldayan neon bir hedef tahtası gibi algılayıp doğrudan ona yöneliyorlar.
Ayrıca bu yapraklardan doğal kırmızı gıda boyası yapılıyor, geleneksel tıpta da sakinleştirici olarak kullanılıyor.
Tarihi ve kültürel hikayesi ise bambaşka bir boyutta. Bizim kültürümüzde narinliğinden ötürü hüznün ve kavuşamayan aşkların sembolü olan gelincik, dünyada ise bir savaş ve anma sembolü.
1. Dünya Savaşı sırasında Belçika'daki cephelerde bombalar yüzünden toprak tamamen altüst olunca, yüzyıllardır uyuyan milyonlarca gelincik tohumu bir anda patlamış ve her yer kan kırmızısı çiçeklerle dolmuş. Bu manzara askerleri o kadar etkilemiş ki, o günden beri başta İngiltere olmak üzere birçok ülkede savaşta hayatını kaybeden askerleri anmak için yakalara yapay gelincikler takılıyor.
Kısacası gelincik, sadece güzel bir kır çiçeği değil; doğru zamanı beklemeyi bilen en zeki stratejistlerinden biri.
Alıntı: Orman Mühendisi @0rmanmuhendisi
🎞️ “Divanu Lügati’t Türk’te anlıyoruz ki Türkler, küfre gülüyorlar. Dede Korkut Hikayeleri’nde Tanrı küfrediyor.''
Karikatürist Emrah Ablak:
— Not Drop (@notdropnotdrop) May 17, 2026
“Divanu Lügati’t Türk’te anlıyoruz ki Türkler, küfre gülüyorlar. Dede Korkut Hikayeleri’nde Tanrı küfrediyor.
Küfür, 2 millette çok güçlü. Bunların ikisi de Turan coğrafyasından; Finlandiya ve Türkiye.
Türkiye’de küfrün bir edebiyatı var.”
Çok haklı. pic.twitter.com/AmKjL4gmkR
Karikatürist Emrah Ablak:
“Divanu Lügati’t Türk’te anlıyoruz ki Türkler, küfre gülüyorlar. Dede Korkut Hikayeleri’nde Tanrı küfrediyor.
Küfür, 2 millette çok güçlü. Bunların ikisi de Turan coğrafyasından; Finlandiya ve Türkiye.
Türkiye’de küfrün bir edebiyatı var.”
Çok haklı.
🎞️ Geleneksel hızlı ok yenileme ve nişan alma tekniklerini sergileyen TÜRK süvari
Geleneksel hızlı ok yenileme ve nişan alma tekniklerini sergileyen süvari, Türk savaş sanatının ve atlı okçuluk geleneğinin dinamizmini yansıtıyor. pic.twitter.com/3XX1gAAcTS
— Orta Asya / Türk Dünyası (@OrtaAsyaDunyasi) May 18, 2026
Geleneksel hızlı ok yenileme ve nişan alma tekniklerini sergileyen süvari, Türk savaş sanatının ve atlı okçuluk geleneğinin dinamizmini yansıtıyor.
⚽️ Bir Dostluk Maçı - Mayıs 1925
''Mayıs 1925’te Ankara'da Sovyet Rusya ile Türkiye milli futbol takımları arasında bir dostluk maçı oynandı.
Bu maç büyük ilgi çekti: sadece 2 bin seyirci kapasiteli stadyumda yaklaşık 5 bin kişi toplandı. Tribünlerden maçı izleyenler arasında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk de yer aldı.
Maçın başlangıcı Türk takımının lehine geçti - 3. dakikada Arca Sabih ev sahibi takımı öne geçirdi. Ancak ikinci yarıda Fedor Selin 82. dakikada skoru eşitledi ve sadece birkaç dakika sonra Mikhail Butusov galibiyet golünü attı.
Spor, bugün de ülkeler arasındaki insani bağların geliştirilmesinde önemli bir rol oynamaya devam ediyor; ortak duygular, saygı ve dürüst rekabet ruhu aracılığıyla insanları, kültürleri ve nesilleri bir araya getiriyor.''
Alıntı: RusEmbAnkara
📖Türk adları: “Aybars” ismi; güç, cesaret ve liderlik anlamlarını taşıyan köklü bir Türk ismidir
“Aybars” ismi; güç, cesaret ve liderlik anlamlarını taşıyan köklü bir Türk ismidir. Tarihten günümüze uzanan bu özel isim, karakterindeki kararlılık ve asil duruşla dikkat çeker.
🎞️ Artvin Ardanuç-Usot Gölü, baharın gelişiyle birlikte ziyaretçi akınına uğradı
Artvin Ardanuç'ta eriyen kar sularıyla oluşan ve yılda sadece iki ay görülebilen Usot Gölü, baharın gelişiyle birlikte ziyaretçi akınına uğradı. pic.twitter.com/55wTkoMwtT
— gdh (@gundemedairhs) May 18, 2026
Artvin Ardanuç'ta eriyen kar sularıyla oluşan ve yılda sadece iki ay görülebilen Usot Gölü, baharın gelişiyle birlikte ziyaretçi akınına uğradı.
📰 🇹🇷Türkiye’de bir ilk: Yerli ve milli kahve üretimi için düğmeye basıldı
-Çiftçiler dönüm başına çok daha yüksek katma değerli bir kazanç kapısı elde edecek.-Sera üretiminde girdi maliyetlerine karşı yüksek gelirli alternatif bir pazar doğacak.-Türkiye'nin ithal ettiği milyarlarca dolarlık kahve pazarında yerli üretim hamlesi başlayacak.
Alıntı:
Tarımdan Haber @tarimdanhaberhttps://tarimdanhaber.com/cukurovada-yen
20260504
📰 Toroslarda, bahar aylarında hayvancılık vb.amaçlar için yaylaya çıkanların kullandığı yayla evlerinden son örnekler..
Toroslarda, bahar aylarında hayvancılık vb.amaçlar için yaylaya çıkanların kullandığı yayla evlerinden son örnekler... Artık yayla evleri betondan ve çok katlı yapılıyor. Yaylalarda düzensiz ve yağmacı bir yapılaşma hakim olmaya başladı .
Gerekli önlemler alınmazsa Torosların yaylaları da beton yığını olacak...