🧑🏻‍💻📰 ✍️ Alp İçöz’ün Diğer Blog Sayfaları 📑

▼

🧑🏻‍💻🇹🇷👤Aydın ve Sanatçı Gönül Dostlarım İçin

▼

Pages /KAYNAKLAR

▼

20261004

📖 Osmanlı Hâkimiyetinde Aynoroz Yarımdası’ndaki Kilise ve Manastırlar - Yrd. Doç. Dr. Vedat TURGUT

 


Osmanlı Hâkimiyetinde Aynoroz Yarımdası’ndaki Kilise ve Manastırlar

Yrd. Doç. Dr. Vedat TURGUT
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi
Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü
vedat.turgut@bilecik.edu.tr

Özet

Elinizdeki çalışma Selanik Sancağı’na bağlı imtiyazlı bir bölge olan Aynoroz Yarımadası’ndaki manastır ve kilise vakıflarını incelemekte olup, kaynağını tahrir defterleri teşkil etmektedir. Bu çalışmanın amacı, Osmanlı Devleti’ndeki dini hoşgörüyü gözler önüne sermektir. Osmanlı Devleti’nin fethettiği yerlere adaletle hükmettiği ve İslam dinindeki zımmî hukuka riâyeti bilinen bir gerçekliktir. Başta İstanbul, Kudüs ve Selanik olmak üzere gayrı müslimlerden alınan her yerde bunun uygulamasını görmek mümkündür. Tahrir Defterleri’nin genel olarak manastır ve kilise vakıflarına ait kayıtlar konusundaki suskunluğu dikkate alındığında konunun önemi daha da belirginleşir. Osmanlılar, İslam hukukuna uygun olarak fethettikleri yerlerdeki en büyük mâbedi câmiye tahvil etmişlerdir. Bunun birçok örneğini Selanik şehrinde de görmek mümkündür. Ancak Aynoroz kutsallığını sadece Athos Dağı’nın değil, aynı zamanda Osmanlı himâyesinin gölgesinde muhafaza etmiştir.

GİRİŞ

.....


 

Aynoroz’daki Kilise ve Manastırlar

Konumuzu teşkil eden Aynoroz Yarımadası’nın tarihi ve coğrafi özelliklerine bakıldığında burada bulunan dağın yüksekliğinin eskiden beri dillere destan olduğu, dağların tepelerinden Girit ve İstanbul’un bile sezilebildiği söylenir. Dağın en tepesinde bulunan küçük bir kilisede, ruhânilerîn senede bir defa olmak üzere transfigürasyon yortusu günü ayin düzenledikleri belirtilmektedir. Aynoroz’un havasının çok sıhhi addedildiği ve bu yüzden burada bulunan insanların, diğer insanlardan daha fazla yaşamasından dolayı “makrov=uzun ömürlü” olarak tesmiye edildikleri rivâyet edilmektedir. Eskiden beri filozof ve keşişlerin ikâmet yeri olan adada Leonklavius zamanında 200-300 keşiş ile beraber 23 manastır bulunmaktaydı. İnciciyan’a göre, XIX. yüzyılda 18 manastır halen ayaktadır.

Çok sıkı bir perhizle ağır bir mahrumiyet içinde yaşayan keşişler asla et yemezler, taze ekmekleri bulunmaz ve yemekleri genellikle sebze, hububat,
.....
  
.....

Sonuç

Osmanlı Devleti’nin ele geçirdiği Hıristiyan topraklarındaki hoşgörüsünün en güzel örneğini Selanik şehrinde görmek mümkündür. Sultan Murad Han, Selanik’i fethettiğinde kiliselere ait yerleri ya ellerinde bırakmış ya da mirî adına satın alarak aynı bedelde akarât satın almaları için mukarrernâme vermiştir. Özellikle Aynoroz Adası’ndaki kiliseler için ikinci yolun takibedildiği anlaşılmakta olup, Sultan Murad’ın mukarrernâmesini kendisinden sonra gelen padişahlar da onaylamışlardır. Çalışmaya esas teşkil eden Sultan II. Selim zamana ait 1568-1569 tarihli 553 numaralı evkaf defteri, bu padişahın mukarrernâmesini de kaydetmiştir. Sultan Selim, atası Sultan II. Murad zamanında 14.800 altına ruhbanlar tarafından kilise ve manastırları adına satın alınan yerleri, ruhbanların başvurusu üzerine kiliselere bağışladığı gibi, daha sonra miriye ait bazı yerlerin de öşürleri ödenmesi şartıyla kiliselerde meskûn bulunan ruhbanlarca işlenmesi için 1567-69 yıllarında mukarrernâme vermiştir. Miriye ait olup, kilise ve manastırdaki ruhbanlar tarafından işlenen yerler için 70.000 akçe mukatâ’a belirlendiği görülmektedir. 

Tahrir defterlerinde manastır ve kilise vakıfları ile ilgili kayıtların sınırlı sayıda olması, Aynoroz Yarımadası’ndaki kiliselerle ilgili vakıf kayıtlarını tahrir kaynaklı çalışmalar içinde eşsiz bir hale getirmektedir. Genel olarak herhangi bir gayr-ı müslim yerleşmesinin ister şehir içinde mahalle şeklinde, ister köy tarzında bir yerleşim olsun bir kilise etrafında kurulduğu düşünülür. Örneğin; mahalle isimlerinde “Papa X” terkibi, o mahallenin bir kilisenin etrafında teşekkül ettiğini gösterir. Selanik Sancağı Evkaf defterinde ise, kiliselere ait akar kayıtları ayrıntılı bir şekilde işlenmiş olmakla, diğer tahrir defterlerinden ayrılmaktadır. Selanik Sancağı dahilinde toplam 106 adet kilise vakfı kaydına rastlanmakta olup, bunlardan bir tanesi Sancak dışında Siroz’da bulunan Margarit Manastırı’dır. Bu
manastırın önemi, II. Murad zamanında kaleme alınan Yazıcızâde’nin “Selçuknâme” adlı eserinde ilginç bir şekilde yer almasıdır. Buna göre manastır, Devlet-i Âliyye’nin isim babası olan Osman Gazi’nin ahfadının bölgeyi fethedeceğini ilm-i nücûm vasıtasıyla öğrenmiş ve Söğüd’e bir heyet göndererek Sultan’dan hükm-i şerif almıştır. Osmanlı Devleti’nin aldığı bütün önlemlere rağmen, bazı kiliselerin hâli kaldığı yani ruhbânların yerlerini terk edip gittikleri anlaşılmaktadır. Ayo-Rizkon, Ayo Markiz Krismon, Dimitri Berko, Ayo Vahin, Ayo Nikola Angel, Prodoromo Pale, Ayo Vasil, Yano Kalivri, Ayo Nikola Milovine ve Vamlis Polit kiliseleri bu kâbil yapılardan olup, hâli kalan kiliselerin tesbit edilen kiliselere oranı yaklaşık % 10’dur.

.....
....

Alıntı: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1023580