Blog Listem

20250613

🇵🇰Pakistan'ın tarihe dayanan 🇹🇷Türk dostluğu




 

🎞️🗣️🎙️Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu'nun Yabancı Dilde Eğitim Hakkındaki Düşüncesi

 

🎞️🗣️🎙️   Yabancı dil eğitimi nedir ? Amacı nedir ? - Oktay Sinanoğlu

🎞️ "Batı Bizden 700 Yıl Sonra Keşfetti" Prof. Oktay Sinanoğlu'ndan Çarpıcı Sözler

 

🎞️🗣️🎙️ Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu Belgeseli

 


✍️ YORUMLARDAN BAZILARI

@muhammetsaybak - 1 yıl önce

Yalan yok vallahi ben bu hocayı yeni keşfettim bize böyle değerli insanları öğretmediler , söylemediler kim bilir daha kaç tane böyle değerli bilim insanımız var da haberimiz yok.

@ardilarslangedikli4680 - 2 yıl önce

Gönül insanı, ilim ve bilimi bir arada yürütmeyi bilen imanlı dahi insan Oktay Sinanoğlu. Sizi Rahmetle anıyoruz.

🎞️ 🗣️🎙️ Diline ve gönlüne sahip çık | Oktay Sinanoğlu | TEDxIhlasCollegeED

 

Türk Einstein'i olarak bilinen Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu konferansın son konuşmacısı olarak sahneye çıktı. 

Türkçe'ye olan düşkünlüğü ile bilinen Sinanoğlu'nun konuşması sık sık alkışlarla kesildi. Bir milletin kültürüne sahip çıkması gerektiğinin altını kalın çizgilerle çizen Sinanoğlu, aklın bilimle, gönlün de dille korunacağını söyledi. Yunus Emre'den ve Hoca Ahmet Yesevi'den örnekler veren Sinanoğlu yozlaşan batı kültürünün defedilmesi gerektiğini söyledi.


🎞️ 🗣️🎙️ Pof. Dr. Oktay Sinanoğlu Üniversite Yılları ve Türkiye'deki Eğitim Hakkında Konuşuyor

 

Türk Aynştayn'ı Anlatıyor


PROF. DR: OKTAY SİNANOĞLU KİMDİR?

1935'te doğan Sinanoğlu, Atatürk tarafından 1928 yılında kurulan TED Yenişehir Lisesi'ni burslu olarak okudu ve 1953'de birincilikle bitirdi. Okulun bursuyla kimya mühendisliği okumak üzere ABD'ye gitti. 

1956’da ABD Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley Kimya Mühendisliği'ni birincilikle bitirdi.

1957’de Massachusetts Institute of Technology'yi 8 ayda birincilikle bitirerek Yüksek kimya Mühendisi oldu.

1960’ta Yale Üniversitesi'nde yardımcı doçent olarak çalışmaya başladı. 26 yaşında iken atom ve moleküllerin çok elektronlu kuramı ile doçent ve 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandırdı ve Profesör ünvanını aldı.

Bu ünvan ile modern üniversite tarihinin ve Yale Üniversitesi tarihinin en genç profesörü oldu. 

1964’te ODTÜ'ye danışman profesör oldu. Yale Üniversitesi'nde ikinci bir kürsüye daha profesör olarak atandı.

Dünyada yeni kurulmaya başlayan Moleküler Biyoloji dalının ilk birkaç profesöründen biri oldu. 

Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi'ne üye olarak seçildi. Buraya seçilen ilk ve tek Türk oldu.

İki defa Nobel' e aday gösterildi. Defalarca Nobel Akademisi'nin isteği üzerine Nobel'e adaylar gösterdi.

Dünyanın sayısız yerinde sayısız buluşları ve teoremleri ile ilgili sayısız konferans verdi.

💐19 Nisan 2015'de aramızdan ayrıldı.💐

(Alıntı: Serkan Koç https://www.youtube.com/watch?v=Jc8VxImCmJw

Oktay Sinanoğlu, Amerika'nın çöküşünü 10 yıl önce böyle anlattı » 1. Bölüm 

🎞️ Atatürk'ün Dil Devrimi - Oktay Sinanoğlu

 

Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu Atatürk'ün Dil Devrimini anlatıyor.

"Ülkesinin yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır."

-Mustafa Kemal Atatürk

📖 Dillerin Atası Türkçe, Alfabenin Atası Türk Alfabesidir...

 LATIN ALFABALARI TURK ALFABALARIDIR !!!

Simdi herkes birden uykusundan uyaniyor, o Latince yazi aslinda Türk yazilarinda yaratilmis.

Türkiye'nin entelektüel insanlari Altay teorisinin yanlis oldugunu zaten görüyor.

Bu videoyu astlara gönderin belki onlarda atar

Aydinlandilar.

Paça Asadgil, Yönetici.

Latin elifbasi eslen

📖 Turukkular’ın erken dönemlerde at binen bir dağ halkı olduklarına dair ciddi kanıtlar var.

Turukkular’ın erken dönemlerde at binen bir dağ halkı olduklarına dair ciddi kanıtlar var. 

Muhtemelen İlk Biniciler

Turukkular'ın bölgesinde MÖ 2000–1800 yıllarına ait kazılarda resmen at kemikleri keşfedildi❗️

---

📜 Yazılı Mezopotamya Kaynakları

Turukkular, MÖ 21.–18. yüzyıllarda yazılmış Akkadca ve Sümerce metinlerde geçer.

Hareketli ve kontrol edilmesi zor göçebe (ya da yarı göçebe) bir halk olarak izah edilirler.

Zagros Dağları’nda yaşadıkları, hızlı akınlar düzenleyip birden ortadan kayboldukları özellikle vurgulanır.

> Örneğin, Ur’un III. Hanedanı dönemi mektuplarında Turukkular “dağda yaşayan, kontrol edilemeyen, hızlıca saldırıp çekilen insanlar” olarak anlatılır. Bu da yüksek hareket kabiliyeti – yani binicilik – izlenimi verir.

---

🐎 Zagros Bölgesi’nde Erken Dönem At Kullanımı

Evcil atın en eski izleri, MÖ 3500–3000’den itibaren Karadeniz-Hazar bozkırlarında bulunmuştur.

Atlar, kısa süre sonra Anadolu'ya, Kuzey İran'a ve Zagros dağlarına yayılmıştır.

Zagros’ta (ör. Kermanshah, Godin Tepe) MÖ 2000–1800 tarihlendirilen at kemikleri kazılarda keşfedilmiştir.

Hitit ve Eski Asur kaynakları, MÖ 1800’den itibaren süvari birliklerinden söz eder.

→ Bu veriler, Turukkular’ın yaşadığı coğrafyada atın hem yük hem de savaş amaçlı kullanıldığını gösterir.

---

🧭 Turukku kavmi, dağ-göçebeliğini ve erken at kullanımını bir araya getirerek daha sonraki Kimmerler'in ve İskitler'in öncüsü olmuş olabilirler.

Bölgedeki erken at kullanımı, yüksek hareket kabiliyetleri ve göçebe yaşam tarzları, onların proto-süvari olma ihtimalini güçlendirir.

---

➕️ Ayrıca Turukkular'ın Türkçe gibi eklemeli /bitişken (aglutinatif) bir dil konuştukları kabul edilir!      

• İsim Yapısı ve Sonekler

- Turukkular’a ait yer, kişi veya kavim adları; Sümerce, Akadca ve Elamca metinlerde geçen şekliyle, aglutinatif (eklemeli) dillere özgü yapı özellikleri gösterir.

- Bu tür yapılar, Hurri-Urartu dilleri, Hatti dili ve Türkçe, Moğolca gibi Altay dilleri ile Macarca, Fince gibi Ural dilleri gibi diğer aglutinatif dillerde de görülür.

• Coğrafi ve Etnik Yakınlık

- Aynı bölgede yaşamış olan Hurri ve daha sonra Urartular gibi kavimler aglutinatif diller konuşmuşlardır.

- Bu nedenle Turukkular’ın da benzer bir dil yapısına sahip olması oldukça muhtemeldir.


Alıntı: Tamgha

📖 Karamanoğulları'nın hazin hikayesi


Tarihin anlaşılmaz yanlarındandır ki Karamanoğulları, Ermeniler hariç hep kendi kandaşları ve dindaşları ile savaşmak zorunda kaldılar.

Karamanoğullarının şansızlığı etraflarında hep Türkler’in olması, Osmanoğulları’nın şanslılığı ise batısında Bizans’ın olmasıydı.

Yine tarihin ilginç bir yanı da Osmanoğulları, Karamanoğulları torunlarını 15. asırda Balkanlar’a sürdü. 20. yüzyılda ise Karamanoğulları torunları, Rumeli Türkleri, Atatürk’ün liderliğinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında öncülük ettiler.  

15. yüzyılda soydaşları tarafından Balkanlara sürülen Yörükler, 20. yüzyılda Balkan halkları tarafından bu kez, Anadolu’ya sürülüyordu.  Anadolu’dan “Yörük” olarak gelenler, Anadolu’ya “Göçmen“ olarak döndüler.

Nasıl ki Azerbaycan Türk'lerine Azeri, Balkan Türkleri ne de göçmen / muhacir  denilmesi şiddetle yanlıştır,

Ama hüzünle, kederle ve “Biz Garamanlı’yız, Osmanlı’yız; Biz Bıralara Nişannıyız” türkülerin de ifade ederler

📖 1926 Ankara Antlaşması'nın bugünkü önemi


 

📖 Oğuzların bugün ki dağılımı

Oğuzların bugün ki dağılımı

- Türkiye, Azerbaycan, İran, Irak ve Türkmenistan Türkleri'nin ataları olan Türk kavmi.

— Oğuz adina ilk defa Göktürk kitâbelerinde rastlanmaktadır. Kelimenin kökeni hakkında çesitli görüşler ileri sürülmüştür. Bunlardan, 'ok' kelimesiyle en eski Türkçe'de çokluk eki olan "-z"den olusan okuzdan (oklar) geldiği hakkındaki görüş en isabetli olanıdır. Göktürk kitâbelerine göre Oğuzlar (İslâm kaynaklarında Guz) dokuz boydan meydana gelmiş bir budundur. Bundan dolayı Tokuz (Dokuz) Oguz diye de anilir.

📖 Nazım Hikmet ve Orhan Kemal

Bursa cezaevinde Nâzim Hikmet, Orhan Kemal'le aynı koğuşta kalmaktadır. Kogus masasının üzerinde Orhan Kemal'in (asil adi "Mehmet Raşit Ögütçü") bir roman baslangıcını görür. Okur.

Ayağında takunyalar koşarak avluya çıkar Nâzim Hikmet. Orhan Kemal'e soluk soluğa sorar, "Siz mi yazdınız bunu?" Orhan Kemal çekinerek, "Evet" der. Nâzim Hikmet büyük bir coşkuyla, "Birader, neden bahsetmediniz bundan. Siz nesir adamısınız! Hikâye yaz, roman yaz!" diyerek o gün bir romancının doğuşunun müjdesini verir.

26 Eylül 1943 Pazar sabahı Orhan Kemal'in cezası biter, hapishaneden ayrılır. Ayrılmadan birkaç gün önce Nâzim Hikmet'e bir şiir yazar, ona okur ve bu şiir Nâzim Hikmet i ağlatır...



20250612

İzmir İktisat Kongresi'nin yapıldığı bina İzmir'in neresindeydi? Ne oldu bu binaya?

İzmir İktisat Kongresi'nin yapıldığı  bina İzmir'in neresindeydi? Ne oldu bu binaya?

Önce biraz bilgi:

İzmir İktisat Kongresi, 17 Şubat 1923 günü Manisa temsilcisi Kazım Karabekir, Asım ve Fevzi Çakmak Paşalar ile Rus Büyükelçisi Aralof ve Azerbaycan Büyükelçisi İbrahim Abilof'un katılımları ile başladı.

Kongre, yeni Türkiye'nin İktisat Politikasını belirlemek amacıyla yapıldı. Mustafa Kemal Paşa açış konuşmasında şunları söyledi:

"Yeni Türkiye'mizi layık olduğumuz düzeye eriştirebilmemiz için mutlaka ekonomimize birinci derecede önem vermek zorundayız.

...Bu kongre gerçek kurtuluş demek olan iktisadi gelişme ve kalkınmanın ilkelerini saptayacak bir kongredir, tarihe öyle geçecektir."

Yani kurtuluş sonrası Türkiye'nin iktisadi bakış açısını belirleyen en önemli olay, İzmir İktisat Kongresi'dir.

Kentin en önemli binaları büyük yangında zarar gördüğünden kongrenin yapılacağı binanın seçilmesi zor olmuş. Sonunda, konumu ve büyüklüğü nedeniyle, bir ara Osmanlı Bankası'nın deposu olarak kullanılan, 1922'nin hemen öncesinde Aram Hamparsumyan'ın sahibi olduğu üzüm-incir işletmesi binası tercih edilmiş.

Ama ne yazık ki o bina günümüze kadar yaşatılamamış. 1970'li yılların ikinci yarısında yıkılmış.

Kimsenin sesi çıkmamış.

Aradan 30 küsur yıl geçtikten sonra;  Belediye başkanı rahmetli Ahmet Piriştina tarafından hatırlandı.

Konak 860 sokakta kongrenin yapıldığı binanın arsasına İzmir İktisat Kongresi Anıtı dikildi.

Anıt, yaklaşık 2.5 metre yüksekliğindeki 4 nikel sütundan oluşuyordu. 

Sütunlar, kongreye katılan tüccar, sanayici, işçi ve çiftçi gruplarını sembolize ediyor. Sütunların hemen arkasında kongrenin yapıldığı binanın fotoğrafı bulunuyordu. 

Yıkılan binanın arazisi İzmir'in gayrimenkul zengini Ayla Ökmen'e ait.

Kira geliri rekortmeni Ökmen'in muvafakatiyle yapılmış olan anıtın açılışı 24 Eylül 2001 tarihinde gerçekleştirilmişti.

 O arsa açık otopark olarak kullanılırken

 Vali Yavuz Selim Köşger'in girşimiyle

 Atatürk ve İzmir'le ilgili bir tarihin tamamen yok edilmesinin önüne geçildi. Cumhuriyetin 100. Yılında( 2023)  aslına benzetilerek yeniden inşa edildi ve İzmir İktisat Kongre Binası ismiyle yeniden hizmete girdi. 

Kaynak: Hasan Çölmekçi 

Cumhuriyet Kadınları Derneği Konak Şubesi




İstanbul'un 1453'ten beri işgal altında olduğunu iddia eden senatöre cevap...

"1453 yılından beri Eski Hıristiyan Yunan Konstantinopolis Şehri
Bizans imparatorluğu olmuştur müslüman Türkler tarafından işgal edildi" 
- Boris Abadzhyan

AB'li Senatöre cevaben mektup:

Saygıdeğer Temsilciye,

Son ifadeniz ne yazık ki sadece ırksal önyargıyı değil, aynı zamanda rahatsız edici bir tarihsel ve politik cehalet düzeyini de yansıtıyor. Seçilmiş bir memurun siyasi kazanç için dini ve etnik kimlikleri sömürdüğünü görmek, özellikle de seçmenleriniz arasında bölünmeyi kışkırtmak için “Türk” kelimesini kullanmak cesaret kırıcı.

İstanbul'un 1453'te Osmanlı İmparatorluğu tarafından ele geçirildiği tarihi bir gerçek olsa da, şu anda Ermenistan olarak anılan bölgenin tarihin çeşitli noktalarında Azerbaycan'a ait toprakları kapsadığını kabul etmek de aynı derecede önemlidir. Bu gerçekler bilimsel bir bütünlükle ele alınmalıdır — bölücü söylem için yakıt olarak kullanılmamalıdır.

Bugün ABD, yarım milyondan fazla Türk Amerikalıya ve dört milyondan fazla Müslümana ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle, kamu görevlilerinin dar, etnik milliyetçi ideolojileri teşvik etmek yerine tüm toplulukları saygı ve adaletle temsil etmelerini bekliyoruz.

Gururlu bir Türk-Amerikalı olarak, ırkçı ve kışkırtıcı sözlerinizi şiddetle kınıyorum. Ayrıca, Türk-Amerikan Güvenlik Vakfı (TASFO) adına, ayrımcı ve bölücü kamuoyu açıklamalarınıza yanıt olarak yasal yolları aktif olarak araştırıyoruz.

F. Ozonur

TAŞFO Başkanı

Justin Mccarthy'den alıntı

 

20250611

Milli futbolcu Merih Demiral, bilim adamı Aziz Sancar ile ABD'de bir araya gelmeleri hakkında ne dedi?

 

A Millî Takım heyeti, Nobel Kimya Ödülü sahibi Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar'ı ABD'de ziyaret etti.

TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ve Merih Demiral, ABD’de Prof. Dr. Aziz Sancar’ı ziyaret etti. Bozkurt pozu sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Sancar, Milli Takım’a başarılar diledi.

Merih Demiral, bilim adamı Aziz Sancar ile ABD'de bir araya gelmeleri hakkında ise şöyle konuştu:

"Aziz Hoca gerçekten çok değerli bir insan, onu gördüğümüz için çok mutlu olduk. Konuşurken bile tüylerim diken diken oluyor, o kadar değerli bir bilim insanı bizim için. Görüştük, konuştuk, vakit geçirdik, bizim için çok değerliydi, bugün maçtan önce de geldi bize başarılar diledi. Böyle insanları görmek bizim için çok önemli. Bize ilham kaynağı olan insanlar, onu tanıdığımız için çok mutluyuz, çok değerli bir insan."

Merih, "Aziz Sancar Vakfı'na katkıda bulunacağınız doğru mu?" sorusunu, "Başkanımız da takımdaki futbolcular olarak da gerekli katkımızı yapacağız Aziz Sancar Vakfı'na. Aziz Hoca çok değerli bir insan, Türkçülüğü, milletini çok seven sayan değerli bir bilim insanı. Vakfında da Mardin'den taşlar olsun, İznik'ten çiniler, çok değerliydi, çok etkilendik." şeklinde yanıtladı.

Milli futbolcu, "...Aziz Sancar ve senin verdiğiniz poz da çok konuşuldu. Neler söylersin?" sorusuna, "Aziz Hoca ülkesine sadık, ülkesini çok seven, milliyetçi bir insan. Bizi gururlandırdı, iyi ki onu tanımışız, öyle poz vermemizi kendi istedi, biz de o pozun içinde olduğumuz için gurur duyduk." yanıtını verdi.

Merih Demiral, son olarak, "Türkiye'nin gurur duyduğu bir milli takım var, bunu devam ettirmek istiyoruz. Milli forma altında inşallah nice başarılar bize nasip olur." sözlerini kullandı.






📖 Erken Türklerin ve erken Hint-Almanları (Indo-Germanic)

 

"Erken Türklerin ve erken Hint-Almanların sosyolojileri o kadar benzerdir ki genetik ilişkileri konusunda hiçbir şüphe olamaz." (W. Koppers, "Tarihî Etnoloji, İndo-Germanistik İlmi ve Türkoloji", Belleten, cilt 4, s. 472, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1941)⬇️

Avrupa dillerindeki Türkçe kökleri yazanlara ne oldu: Unutturulan bilim kahramanları... Biyografileri bile silindi. Avrupa dillerindeki Türkçe kökleri gösteren yabancı bilim kahramanları… Kaçını biliyorsunuz? Bu çok önemli yazarların büyük bölümü unutturulmuş, biyografileri bile silinmiş.⬇️

Arkeoloji ve TÜRK Tarihi

@AnadoluTarihii

🏠 Tevfik Fikret'İn evi...

Tevfik Fikret’in projesini kendi çizdiği, Farsça’da 'yuva' anlamına gelen 'Aşiyan' ismini verdiği evi ve manzarası.


Alıntı:  Mimari Etkiler @Mimariietkiler

📖 Kızılderililer Türk müdür? Altaylardan And Dağlarına Uzanan Bir İz Takibi

Kızılderililer Türk müdür? Altaylardan And Dağlarına Uzanan Bir İz Takibi

Geçtiğimiz günlerde Twitter’da bir Kızılderili genç kızın, “Ben Türk kökenliyim” demesi sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Bu açıklama, Türklerle Amerika kıtasının yerli halkları arasında tarih boyunca süregelen benzerlikleri ve tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Peki, gerçekten de Kızılderililer Türk olabilir mi? Veya daha doğru bir soruyla: Ortak bir atadan mı geliyor olabiliriz?

Kavimler Göçü ve Bering Geçidi

Tarihi kaynaklara ve genetik verilere göre, Asya'dan Amerika kıtasına göçler yaklaşık 15.000-20.000 yıl önce gerçekleşti. Bu göç, Sibirya üzerinden Bering Boğazı’nı (o dönemde kara bağlantısı vardı) geçerek Kuzey Amerika’ya ulaşan topluluklar sayesinde oldu. Bu halklar zamanla Amerika kıtasına yayıldılar ve bugün "Kızılderili" diye andığımız yerli halkları oluşturdu.

Bering geçidi üzerinden Amerika’ya geçen bu toplulukların kökenleri Altay-Sibirya hattına dayanıyor. Bugün Altay Türkleri, Tuvalar, Yakutlar gibi halklar bu hattın yaşayan temsilcileridir. Genetik analizler, bu halklarla bazı Amerika yerli grupları arasında kısmi benzerlikler olduğunu ortaya koymuştur.

Peru'dan Altay’a: Ataların İzinde Bir Yolculuk

Bu iddiaları doğrular nitelikte bir gelişme ise geçtiğimiz aylarda yaşandı. Peru’dan gelen bir grup araştırmacı, atalarının izini sürmek üzere Moğolistan’a, ardından da Altay, Tuva ve Yakutistan’a bir araştırma gezisi düzenledi. Peru basınında büyük ilgi gören bu gezi, oradaki yerli halklar arasında bile “Asya kökenli miyiz?” sorusunu gündeme taşıdı.

Ziyaret ettikleri bölgelerde halk oyunları, şaman inançları, müzik aletleri, giysiler ve bazı dil benzerlikleri dikkat çekti. Örneğin, Tuva Türklerinin kullandığı bazı kelimelerin Quechua ve Aymara gibi yerli Amerikan dillerindeki karşılıkları şaşırtıcı derecede benzerdi.

Genetik ve Dil Bilimi Ne Diyor?

Bilimsel açıdan konuşursak, Amerika yerlileri ile Türkler arasında doğrudan bir soy bağı kurmak kesin kanıtlarla mümkün değil; ancak genetik çalışmalar bazı Sibirya kökenli halkların, özellikle de Altay-Sibirya bölgesinden göç edenlerin Amerika yerlilerinin ataları olabileceğini ortaya koyuyor.

Linguistik açıdan da bazı benzerlikler bulunmuş olsa da, bu benzerliklerin tamamen rastlantısal mı yoksa ortak bir kökten mi geldiği hala tartışma konusu. Ancak kültürel miras, müzik, mitoloji ve şamanizm gibi alanlardaki benzerlikler göz ardı edilemeyecek kadar fazla.

Kültürel ve Duygusal Bir Yakınlık

Bu tür iddialar, sadece bilimsel değil aynı zamanda duygusal bir zemine de oturuyor. Türkler tarih boyunca göçebe yaşam sürmüş, farklı kıtalara yayılmış ve birçok halkla etkileşimde bulunmuşlardır. Kızılderililerin de benzer bir kadere sahip olması, Türk halklarında onlara karşı doğal bir yakınlık hissi oluşturmuştur. “Kızılderililer Türk’tür” ifadesi belki tam anlamıyla bilimsel bir veri sunmasa da, kültürel bir bağın ve ortak bir geçmiş arayışının ifadesidir.

---

Sonuç: Aynı Göğün Altında, Farklı Kıtaların Evlatları

Tarih, göçlerle şekillenen bir insanlık hikâyesidir. Altaylardan çıkan bir topluluğun binlerce yıl ve binlerce kilometre sonra And Dağları’nda iz bırakması kulağa destansı bir hikâye gibi gelse de, bu hikâyenin izleri hem bilimde hem halkların belleğinde yaşamaya devam ediyor.

Kızılderili genç kızın söylediği gibi belki de "Ben Türk kökenliyim" ifadesi, sadece genetik bir gerçek değil; aynı zamanda insanlık tarihinde silinmeyen ortak bir hafızanın yansımasıdır.

Alıntı: Nigar Ogeday🇹🇷🇦🇿🇹🇲🇰🇬🇰🇿🇺🇿🇵🇰🇭🇺 @ogeday_nigar

20250606

📖 “Tarihi Gasp Etmek: Selahaddin Eyyubi Üzerinden Kurulan Kimlik Yalanı”

🔴 “Tarihi Gasp Etmek: Selahaddin Eyyubi Üzerinden Kurulan Kimlik Yalanı”

Etnik Uydurma Hafızayı Yaratmak İçin Gerçekliği Çarpıtmak – Bölücü söylemlerin Batılı Algı Ortaklarıyla Kurduğu Tarih Mühendisliği

İşte buyurun 👇

1. Selahaddin’in kardeşlerine, oğullarına ve yakın komutanlarına baktığımızda karşımıza çıkan isimler etnik bir ipucu değil, doğrudan bir delildir.

2. Bu isimlerin büyük çoğunluğu, Türkmen–Türk kültür havzasına aittir:

Kardeşi

Turanşah

Göktürk–Oğuz mitolojisinde “Turan ülkesi”nden türeyen isim

Kardeşi

Şahansah

Türk-İran geleneğinde egemenlik simgesi

Komutan

Tughtikin

Açıkça Türkçe bir ad, “ok atıcı bey” anlamına gelir

Yeğeni

Melik Adil

Selçuklu-Türk devlet geleneği içinde meliklik sistemi

Kumandanı

Bahâeddin Karakuş

“Karakuş” Türklerin gökyüzü ve savaşçı metaforudur


3. 🔍 Dikkat:

Bu isimler yalnızca dönemin moda isimleri değildir.

Bunlar, Selçuklu–Türk askerî aristokrasisiyle bütünleşmiş geleneksel adlardır.

📌 Hiçbir Kürt aşiret reisinde bu dönemde Turan, Tugh, Şah, Karakuş, Alp, Melik gibi isimlere rastlanmaz.

📚 4 . Tarihsel Doku: Türkmen Aileler ve Askerî Kimlik

Selahaddin’in ailesi, bazı çevrelerce genellikle “Hakkâri’den gelen Kürtler” olarak tanımlansa da bu tanım coğrafîdir, etnik değildir.

🔍 O bölge, Selçuklu döneminde:

• Türkmen iskan bölgesi olarak da kullanılmıştır.

• Çok sayıda Oğuz boyu, özellikle Bozok ve Üçok kolları, bu hattı yurt edinmiştir.

⚠️ Önemli:

• Hakkâri = otomatik olarak “Kürt” demek değildir.

• Onikinci Yüzyılda bu bölge karma etnik yapılı bir uç bölgesidir.

Dolayısıyla “Hakkâri’den geldi” demek, Kürt olmakla eşanlamlı değildir. Türkmen olma olasılığı oldukça yüksektir.

🧠 5. Sosyolojik Göstergeler: Kimlik Kendiliğinden Taşınmaz, İnşa Edilir

Eğer bir aile:

• Türk ordularında yükseliyor,

• Türk komutanlarla evleniyor,

• Türk isimler veriyor,

• Türkçe emirler veriyor,

• Selçuklu geleneğini takip ediyorsa…

O zaman bu aileye etnik olarak “Kürt” demek zorlaşır.

Sadece bir rivayet veya coğrafya üzerinden bu kimliği atfetmek anakronik (tarih dışı) olur.


📌 Aksine, bu kadar yüksek oranda Türkleşmiş bir kadro yapısı, doğrudan Türkmen kökenli bir soyu gösterir..

🧬 6. Peki Neden “Kürt” Denildi?

Bu yorumun ortaya çıkış noktası:

• 13. yüzyılda yazılan bazı Arap kaynaklarda, Selahaddin’in ailesinin “Ekrad bölgesinden geldiği” şeklindeki ifadedir.

• Ancak “Ekrad”, o dönemde bir etnik kimlik değil, bir sosyolojik kategoridir (dağlı, vergiden muaf, merkez dışı aşiretler).

📌 Oysa Türkmenler de aynı şekilde bu bölgelere yerleşmişti.

Yani bu ifade de Selahaddin’in Kürt olduğunu kanıtlamaz!


7. Özetleyecek olursak;

O, Bir Türk Devlet Sisteminin Komutanıydı

• Kardeşlerinin, komutanlarının adları Türkçedir.

• Ordusu Türk’tür.

• Takip ettiği devlet modeli Türk-İslam sentezidir.

• Düşmanları onu “Türklerin sultanı” olarak görür.

• Sahip çıktığı miras Selçuklu’dur, kurduğu düzen Memlûk sistemine temel olmuştur.

📌 Selahaddin’i “Kürt” diye etiketlemek, bir ağacın kökünü kesip sadece yapraklarını boyamaktır.

Oysa tarih, bütünüyle anlaşılırsa adildir.

 

8. 🛡️ Son Söz:

Tarihsel figürler üzerinden ulus yaratılmaz.

Tarih, bugünün fantezilerini değil, geçmişin gerçeklerini konuşur.

Selahaddin’in hak ettiği şey bir etnik propagandaya meze olmak değil; doğru bağlamda, doğru sistematikle, kendi tarihsel gerçekliği içinde anlaşılmaktır.


9. ✒️ Bu manifesto;

Tarihi çarpıtmak yerine doğrultmak isteyenlere,

Kimlik siyaseti yerine gerçekliği savunanlara,

Ve tarihe sadakati, siyasî kullanışlılıktan üstün görenlere ithaf edilmiştir.

Tarih susmaz, ama yanlış hatırlanırsa, kendini unutturur.

Hatırlamak isteyenler için: Selahaddin bir Türk’tür!


Alıntı:  TÜRK DEGS / TURK MAGS @turkdegs


📖 Yazımı Karıştırılan Sözcükler

 

İstanbul'un eski fotoğraflarından... Sultanahmet / 1853


 

Nostalji: 1961 Tramvay

 


📖 Eğitimin kalitesi üzerine...

Bizler ilkokulda yurttaşlık bilgisi, lisede mantık, sosyoloji, felsefe okuyan nesiliz. İşte onun için Kim Milyoner Olmak İster programında 15 Bin TL' yi hiç joker kullanmadan %90 kazanabilen bir nesiliz.

Biz 3 yazılı, 1 sözlü imtihan olan ve kopya çekerken öğrenen bir nesiliz.

Biz annesini babasını, huzurevinde terk etmeyen bir nesiliz.

Biz kendine öz güveni olan ama çevresine sevgi ve saygısı olmayan, sadece kendisine yaşayan egoist bir nesil değil; sevgiyi,saygıyı,fedakarlığı,dostluğu,vefa duygusunu , yerine göre başkalarının yaşamı için kendi yaşam tarzından fedakarlık yapan bir nesiliz.

Arkadaşımızın ailesini, kendi ailemiz kabul eden,namus anlayışını buna göre dizayn eden bir nesiliz.

Biz psikologlarla,pedagoglarla şekillendirilen değil; psikolojik sorunlarını aile ve mahalle ilişkileri içinde bedavaya çözen bir nesiliz.

Biz 40 yıllık 50 yıllık arkadaşlarını köşe bucak arayan ve onlarla birliktelikten zevk alan bir nesiliz...

Kabadayı denilen mahallenin bilekli delikanlısını,bizi soyan değil, bizi koruyan kollayan olarak bilen bir nesiliz.

Biz uzun eşeği, kuka oynamayı, saklambacı, beştaşı, seksek oynamayı, kovalamaca ve körebe oynamayı, uçurtmayı, futbolu, bakkala kese kağıdı yapmayı, yakan top oynamayı bilen bir nesiliz.

Akşam üstü olunca,ekmeğin üzerine yoğurt sürüp şeker serpip yiyen bir nesiliz.

Dışarıda yemek yemenin ayıp olduğu ve hatta ağız oynatmanın bile ayıplandığı,her lokmanın eşit paylaşıldığı, çay bardağındaki şeker karıştırılırken kaşığın çıkarttığı sesin ayıp olduğu " hoop deve kervanı mı geçiyor? " diye ikaz edilen bir nesiliz.

Ebeveynlerimizin öğretmenimize " eti senin kemiği benim "diye teslim ettiği ve öğretmenimizin de bu emaneti de gözünden sakınarak koruduğu, kulağımızı çeken öğretmenimizi evde şikayet edemediğimiz ve böyle bir durumda babamızdan azar işiteceğimizi bilen bir nesiliz.

Babamızın sözünün geçtiği ama annelerimize değer verdiği ailede fikir paylaşımının olduğu bir nesiliz.

Lise Mezunu Arkadaşlarımızın Bugünkü ÜNİVERSİTE Mezunlarının Yanında DOKTORA Yapmış bir İNSAN Kalitesinde Olduğu bir NESLİN Çocuklarıyız....

Siz bizim nesli küçümsemeyin.

Bence bizim nesle benzemeye çalışın.

İşte o zaman Türkiye kurtulur.

📖 Tüm şarkıların bir hikayesi vardır...

 

Tüm şarkıların bir hikayesi vardır...

 "Gamzede’yim Deva Bulmam." 

Şarkısı da bu tür şarkılardan biridir...

Hemen belirtelim,Gam-zede, üzüntü sebebiyle kötü duruma düşmüş anlamındadır.

Hikayenin kahramanı Kemani Tatyos Efendi’nin kendi cemaatinden çocukluk aşkı bir sevdiği varmış.

Aile o tarihlerde Erivan’a göç ettiğinden evlenememişler. 

Aradan uzun seneler geçmiş Tatyos efendi evlenmiş çocukları olmuş ancak kadın hiç evlenmemiş ve bir gün İstanbul’a dönmüş. 

Bunu öğrenen Tatyos Efendi sözlerini de yazarak bir eser bestelemiş...

Kısa zaman sonra Beyoğlu’nda bir meyhanede gece nihayete ererken birkaç müşteri ve sandalyeleri toplayıp yerleri süpüren birkaç çocuktan başka kimse kalmamışken birlikte oturdukları Vasili ve Ahmet Rasim Bey de tam gitmeye hazırlanırken Tatyos Efendi kemana uzanmış sanki saatlerdir içen ve çalan o değilmiş gibi kemanı omuzuna yerleştirip, hafifçe başını kemana eğerek, dudaklarında acı bir tebessümle o ana kadar duyulmamış o uşşak şarkıyı ilk defa söylemiş...

Gamzede’yim deva bulmam,

Garibim bir yuva kurmam,

Kaderimdir hep çektiren,

İnlerim hiç reha bulmam.

Elem beni terketmiyor,

Hiç de fasıla vermiyor,

Nihayetsiz bu takibe,

Doğrusu ta'kât yetmiyor.

Ehl-i dilin yoktur kadri,

Uğraşma gel Tatyos gayri,

Eserin çok kıymetin yok,

Git talihine küs bari...

Tatyos kemanı omuzundan indirdiğinde hiç kimsenin tek bir kelime edecek hali yoktur... 

Vasili hıçkıra hıçkıra ağlıyor meyhane de kalanlar da göz yaşlarını birbirlerine sezdirmeden silmeye çalışıyorlar... 

Birkaç hafta içinde İstanbul’da bu şarkıyı ezberlemeyen ne  hânende ne sâzende kalıyor...

Şarkıyı besteledikten bir ay sonra Tatyos Efendi vefat ediyor naaşı kilisede iken otuz yıl önceki çocukluk aşkı olan kadın Ahmet Rasim’in yanına üzerinde 

"Tatyos ile birlikte defnedilecektir..." 

yazılı bir zarf bırakıyor...

Yarım saat sonra Tatyos’un naaşı ile birlikte toprağa verilecek zarfın içinde şu dizeler yazılıdır;

Gamzede'sin devân benim

Garip kuşsun yuvan benim

Çektiğimiz yeter gayri

Kaderimsin inan benim.

Ta'kât yetişmez eleme,

Bülbül imrenir çileme.

Bizim şu kara sevdamız,

Kalsın öteki aleme.

Elbet kadrini bilirim,

İste; canımı veririm.

Küsme talihine Tatyos

Çok durmam ben de gelirim...


 

📖 Kuman-Kıpçak Alp

 


KUMAN-KIPÇAK ALP 

Çin kaynaklarında "Türk" "Tulga" anlamına gelir. Sevgili Emel Esin'e göre İskitler ve Hunlar yuvarlak ve tepesinde "Topuz" olan Tulgalar kullanmıştır. Bu şekil Uygur Türklerinde de görülür. Göktürkler döneminde Sivri Uçlu Tulgalar kullanılır. Kaşgariye göre Alp'lar Tulgaların tepesine "Beçkem" adı verilen At ya da Kotuz kuyruğu takar. Bunlar rütbe işaretidir. Türkçede Perçem şeklinde devam eder. 

Nuray Bilgili.



📖 Karsakpay Yazıtı – Timur’un Ünvanı: “Turan’ın Sultanı”

1. Karsakpay Yazıtı – Timur’un Ünvanı: “Turan’ın Sultanı”

Orijinal Çağatayca Türkçesi Metin (28 Nisan 1391):

Tariq yetti yüz yıl toqsan üçintä koy yaznıŋ ara ay

Turannıŋ sultanı Timurbäg üç yüz miŋ çärig bilä

Islam için Toqtamışqan Bulğar qanıqa yurıdı

Bu yergä yetip bälgü bolzun tep bu obanı qopardı

Tängri nısbat bergäy inşalla

Tängri ul kişikä rahmat qılğay bizni duā bıla yād qılğay

Türkiye Türkçesi çeviri:

(793 Hicri) 1391 yılının koyun ayında,

Turan’ın Sultanı Timur Bey, üç yüz bin askerle

İslam için Tohtamış Han’ın Bulgar ülkesine yürüdü.

Bu yere ulaştığında, hatıra olarak bu tümseği diktirdi.

Tanrı nasip eder inşallah.

Tanrı o ulu kişiye rahmet etsin, bizi dualarla yâd kılsınlar.

Açıklama:

Bu yazıt, Timur’un Kazakistan bozkırlarında kendi ünvanını ölümsüzleştirmek için yazdırdığı gerçek bir taş anıttır. Kendisini doğrudan “Turannıŋ sultanı” yani "Türk Dünyası'nın Sultanı" olarak tanımlar. Bu yazıt açıkça Türk-Turan kimliğini vurgular.

---

📜 2. Timur’un Yıldırım Bayezid’e Eleştirisi (Zâfernâme, fol. 16a–b) Basit Türkmen Denizciler 😢 Ve Asil Türkler

Orijinal Farsça Metin:

و تو حقیقتاً نسب تو نه می‌رسد به یک ترکمن دریابر، چنینی که تمام جهان می‌داند

و محلّ سرور تو و مکان شرف نسب تو، بر همگان خویشان مشهور است

فانه لا یناسب حال تو أن ترتفع على اسمیاء ترک

Türkçe çeviri:

Gerçekte senin soyun, bütün dünyanın bildiği gibi, bir Türkmen denizcisinden gelir. (Talihsiz bir açıklama olmuş.)

Senin şeref merteben ve soy yerin, akrabaların arasında bile iyi bilinmektedir.

Bu yüzden, senin asil Türklerin üzerine çıkman uygun değildir.

Açıklama:

Timur, burada Osmanoğullarının kökenini sıradan olarak tanımlar. Kendisi ve hanedanını ise “asmiyā’-i Türk” (yani "asil Türkler") olarak görür. Bu, Timur’un açıkça Türk kimliğini ve soyluluğunu vurguladığını gösterir.

---

🧭 3. Timur “Moğol” muydu?

Timur, hiçbir zaman kendi yazıtında, mektubunda ya da resmi belgelerinde “Moğol” kelimesini kullanmamıştır.

“Moğol” nitelemesi, sonraki dönem tarihçileri tarafından yakıştırılan bir sıfattır.

Dolayısıyla, Timur’un kendi kimlik beyanlarında Moğolluk yoktur.

---

✅ Sonuç

✔️ Timur Türk kimliğini benimsemiş ve bunu açıkça dile getirmiştir.

✔️ Karsakpay Yazıtı'nda kendisini Turan’ın Sultanı olarak ilan etmiştir.

✔️ Yıldırım Bayezid’e yazdığı mektupta, kendisini “asil Türkler'in” lideri ve koruyucusu ilan etmiştir.

✔️ Moğol kimliğini hiçbir zaman kullanmamıştır.

20250605

🇹🇷📖 Etrüskçe-Türkçe sözlük

A. C. Erman'ın 📖 ETRÜSKLER kitabının son bölümünde 26 sayfalık Etrüskçe-Türkçe sözlük bulunmaktadır. 

'Etrüskler Türktür' dediğimizde,  kanıtlarımızın en önemli dayanağı, dönemin kaynakları, bıraktıkları arkeolojik kalıntılar, alfabe uyumu ve Etrüsk dilinin kökenbilimsel (etimolojik) analizidir. Bu Etrüskçe-Türkçe sözlük, Etrüsk dilinin erken Türk dilitlerinden birisi olduğunu ortaya koymaktadır.



20250511

📖 Beşiktaş’taki 5.500 Yıllık Kurganların Sayısı 78’e Çıktı

Beşiktaş’taki 5.500 Yıllık Kurganların Sayısı 78’e Çıktı

Yazar: Arkeofili on 20 Nisan 2019

Beşiktaş metro istasyonu kazılarında bulunan 5.500 yıllık kurgan mezarlarda 11 farklı ana sembol belirlendi.

Taksim’deki Yapı Kredi Kültür Sanat binasının locasında gerçekleştirilen “Beşiktaş Arkeoloji Kazıları – Kurganların Anlattığı Bir Göç Hikayesi” konferansında İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü Rahmi Asal konuşmacı olarak yer aldı.

Asal, Beşiktaş’ta şu anda kazı çalışması yapılan yerin 1950’li yıllarda tramvay deposu olarak kullanıldığını belirterek, “2 farklı alanda kazı yapıldı. Birisi şaft, diğeri istasyon alanı. Yaklaşık 6.000 metrekarelik bir yer ama tamamında henüz bir kazı çalışması yapılamadı.” dedi.

(Beşiktaş’taki Mezarlar Metroda Görülebilecek)


Kazılar sırasında ilk etapta Osmanlı dönemine ait kalıntılara rastladıklarını aktaran Asal, şöyle devam etti:
“Kalıntıların hepsinin belgeleme çalışmaları yapıldı ve daha sonra Bölge Koruma Kurulu kararıyla yerlerinden kaldırıldı. Daha sonra şaft alanının yakınında Bizans dönemine ait bir duvar kalıntısı bulduk. Dönem dönem 17. yüzyıla yıla ait Osmanlı’dan kalma buluntular elde edildi. Ayrıca alanda bir kuyu ortaya çıktı. Kuyu aslında Tunç Çağı tabakası ile neredeyse aynı kotta ve iyi bir oranda korunmuş durumdaydı. Kuyunun içini boşalttığımız sırada kurşun madalyon, tek boyun taşı, pişmiş toprak ve milattan sonra 8. yüzyıla ait amforalar elde edildi. Bu kazılarda aslında Beşiktaş’ın çok güzel bir arkeolojik stratigrafisi ortaya çıkarıldı.”


78 kurgan mezar ortaya çıktı

Rahmi Asal, kazıların son tabakasında bugünden yaklaşık 5.500 yıl öncesine tarihlenen kurgan tipi mezarların ortaya çıktığını ve mezarlıkların milattan önce 4. binyılın ortası ile 2. binyılın sonundaki erken göç yollarına ilişkin önemli bilgiler verdiğini söyledi.

Şu anda üzerinde çalışılan tabakadaki mezarlıkların Tunç Çağı’na ait olduğunu belirten Asal, “Kazılarda şu ana kadar toplam 78 adet kurgan mezarlığı ortaya çıkarıldı. Bunların 72’sini ilk Tunç, diğerlerinin de son Tunç’tan kalma olacağını düşünüyoruz. Fakat çalışmalar devam ediyor, henüz netleştiremediğimiz mezarlar da ortaya çıktı.” dedi.


Mezarlarda 11 farklı ana sembol belirlendi

Kazılarda mezarların birbirine bağlı olduğunu tespit ettiklerini anlatan Asal, şunları söyledi.

“Mezarlarda yapı malzemesi olarak doğal taşlar kullanılmış ve birbirini kesen halkalar şeklinde yapılmış. Mezarların içindeki toprağın da çok homojen ve temiz bir toprak dolgusu olduğunu tespit ettik. 2. evre dediğimiz mezarlarda da inşa şeklinde gördüğümüz tek fark kullanılan taşlardan kaynaklıydı. 1. evrede kurganların içinde birçok gömü şekliyle karşı karşıya kaldık. Bunlardan birisinin dışarıda yakılarak, kurganların içine bırakmasıydı. Bazen yakma işlemi yapıldıktan sonra urnelere konularak, getirilen gömü şekilleri var veya dörtgen sandukalar şeklinde mezarlar var. Ayrıca bazı mezarlıklara hediyeler bırakılmış.”

Asal, kazılarda ayrıca mezarlıkların yanı sıra 11 farklı ana sembol ve 14 alt grup sembolün belirlendiğini söyledi.

AA

📖 Beşiktaş Metro kazısında bulunan M.Ö. 3500 yılına tarihlenen 78'e yakın Altay Türk tipi kurgan mezarı ile 2 adet heykel

Beşiktaş Metro kazısında M.Ö. 3500 yılına tarihlenen 78'e yakın Altay Türk tipi kurgan mezarı ile 2 adet heykel bulunmuştur.

Heykellerin üzerinde; Türk Kiliminde Eli Belinde olarak tabir edilen AK-ANA/UMAY sembol ve Tamgası bulunmaktadır.

2017 Yılı içerisinde başlatılan İstanbul Beşiktaş Metro kazısında M.Ö. 3500 yılına tarihlenen 78'e yakın Altay Türk tipi kurgan mezarı ile 2 adet heykel bulunmuştur.

Heykellerin üzerinde; Türk Kiliminde Eli Belinde olarak tabir edilen AK-ANA/UMAY sembol ve Tamgası bulunmaktadır.


AK ANA, UMAY ANA, ELİ BELİNDE TAMGASI: AK ANA: Altay Türk Mitolojisinde Tanrı Kayra Han Kuday'a Evreni yaratması için ilham veren Yaratıcı güçtür. İslam inancında "Rahim" ismine tekabül eder. AK ANA'nın Türk Kültüründe diğer adı Ulu Ana ve Umay'dır.



Sümer Türk Kültüründe İnana/İştar'a dönüşmüştür.

UMAY ANA: Umay ana, Türk kültür inancında önemli bir yer tutar.  Umay (Ana) Türk mitolojisinde ve Tengrizimde / Gök-Tanrı inancında Tanrı tarafından kendisine güç bahşedilen İYE koruyucu ruhtur.


Doğurganlığı, Doğa ve Toprak Anayı, İyiliği, Güzelliği, cömertliği, evi ocağı bereketi sembolize eder. Türk Kilim ve desenlerinde eli belinde olarak sembolize edilir.


Eli Belinde Tamgası Göbeklitepeden, İstanbulda bulunan iki adet 5500 yıllık heykel ve İskit Saka Türk Sanat eserleri ile Türk Kültürüne ait hali, kilim, takı ve eserlerde sıklıkla kullanılmaktadır.

Fatih Mehmet Yiğit


Eli Belinde Ak Ana/Umay Tamgası
Türk Kültürüne ait hali, kilim, takı ve eserlerde Eli Belinde Ak Ana/Umay



Eli belinde Ak Ana /Umay
Eli Belinde sembolü aynı zamanda hamaratlığı iştarlığı, iş yaparlığı, anaçlığı, doğurganlığı, yaratıcılığı sembolize eder.

En Çok Okunanlardan...