📚🇹🇷 Türk Dili, Tarihi ve Kültürü 🇹🇷📚
Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
20260713
🎞️ 🗣️🎤Halk Ozanı - Aşık Mustafa Altınkaya’dan... (2)
🎞️ 🗣️🎤 Mustafa Altınkaya - N A T O DESTANI
🎞️ 🗣️🎤Halk Ozanı - Aşık Mustafa Altınkaya’dan... (1)
20260712
🎞️ 🇲🇰Kuzey Makedonya'da yüzlerce yıllık geçmişe sahip Galiçnik Düğünü, bu yıl da renkli görüntülere sahne oldu.
Kuzey Makedonya'da yüzlerce yıllık geçmişe sahip Galiçnik Düğünü, bu yıl da renkli görüntülere sahne oldu.
— gdh (@gundemedairhs) July 12, 2026
— Geleneksel kıyafetler, davul-zurna eşliğinde düzenlenen düğün alayı ve asırlık ritüeller büyük ilgi gördü. pic.twitter.com/gWyroarguH
Kuzey Makedonya'da yüzlerce yıllık geçmişe sahip Galiçnik Düğünü, bu yıl da renkli görüntülere sahne oldu.
— Geleneksel kıyafetler, davul-zurna eşliğinde düzenlenen düğün alayı ve asırlık ritüeller büyük ilgi gördü.
📰🇹🇷Türklerin 🌍Dünyada En çok Sevildiği ülkeler listesi
Türkiye'yi seven ülkeler tam liste
Türkiye'nin dost ve yakın ilişki kurduğu ülkeler, tarihsel ve kültürel bağlardan, coğrafi yakınlıktan, karşılıklı ekonomik çıkarlar ve siyasi işbirliklerinden besleniyor. Bu bağlamda Türkiye'nin sevilmesi ya da yakın ilişkiler kurulması genellikle çok yönlü bir etkileşimden kaynaklanır. Şimdi, Türkiye’yi seven ve Türkiye ile güçlü bağlara sahip olan bazı ülkeleri daha detaylı bir şekilde ele alalım:
Azerbaycan
Tarihi ve kültürel bağlar: Türkiye ve Azerbaycan, aynı dil ailesine ait Türk dillerini konuşurlar ve tarihsel olarak Osmanlı İmparatorluğu döneminden bu yana birbirleriyle yakın ilişkiler içindedirler.
"Tek millet, iki devlet" anlayışı oldukça yaygındır. Bu söz, halklar arasındaki derin bağları anlatır. Azerbaycan, Ermenistan ile yaşadığı Dağlık Karabağ Savaşı'nda Türkiye'nin desteğini hissetmiş ve Türkiye de Azerbaycan'a diplomatik ve askeri destek sunmuştur.
Eğitim ve kültürel değişim: Azerbaycan'da birçok Türk okulunun bulunması, kültürel ve akademik ilişkilerin güçlenmesine yardımcı olur.
Kırgızistan
- Ortak tarih ve kültür: Kırgızistan, Türk dünyasının bir parçası olarak kabul edilir. Kırgız halkı, Türk halklarıyla benzer dil, gelenek ve göreneklere sahiptir.
- Türk Dil Kurumu ve diğer Türk teşkilatları: Türkiye, Kırgızistan’a eğitim, sağlık ve altyapı gibi çeşitli alanlarda yardımlar yapmaktadır. Ayrıca, iki ülke arasında sıkça kültürel etkinlikler düzenlenir.
- Kırgızistan'da Türkiye'nin etkisi: Kırgızistan’daki Türk okulları, üniversiteler ve sosyal projeler, iki ülkenin yakınlaşmasını pekiştiren unsurlardır.
Kazakistan
- Dil ve kültür bağları: Kazakistan, Türkiye ile benzer dil ve kültür mirasına sahip bir ülkedir. Türk dili konuşan halklarla yakın bağlar vardır.
- Stratejik işbirlikleri: Türkiye, Kazakistan ile ekonomik ve diplomatik ilişkileri güçlendirmiştir. Özellikle enerji, ticaret ve inşaat sektörlerinde işbirlikleri çok yoğundur.
- Türk Konseyi: Kazakistan, Türk Konseyi'ne üye ülkelerden biri olup, bu bağ üzerinden kültürel ve ekonomik işbirliği sürdürülmektedir.
Türkmenistan
- Ortak dil ve kültür: Türkiye ile Türkmenistan arasında ortak bir dil ve kültürel miras bulunmaktadır. Türkmen halkı, Türk halkı ile tarihsel olarak aynı kökenden gelmektedir.
- Siyasi ilişkiler: Her ne kadar Türkmenistan'ın bağımsızlık sonrası izlediği tarafsızlık politikası olsa da, Türkiye ile Türkmenistan arasında sıkı ekonomik ve diplomatik ilişkiler vardır.
- Enerji işbirliği: Türkmenistan, özellikle enerji alanında Türkiye ile işbirliği yapmaktadır. Bu bağlamda enerji kaynaklarının taşınması, boru hatları ve altyapı projeleri önemli konulardır.
Makedonya (Kuzey Makedonya)
- Türk nüfusu ve kültürel bağlar: Kuzey Makedonya'da büyük bir Türk nüfusu bulunmaktadır ve bu nüfus, Türk kültürünü yaşatmaya devam etmektedir. Türkiye'nin Makedonya'daki Türk nüfusuna verdiği destek, iki ülke arasındaki bağları pekiştirmiştir.
- Diplomatik ilişkiler: Türkiye, Kuzey Makedonya'nın bağımsızlığını tanımış ve ülkeyle güçlü diplomatik ilişkiler geliştirmiştir. Kültürel değişim ve eğitim alanında da işbirliği sürmektedir.
- Altyapı projeleri ve yardımlar: Türkiye, Kuzey Makedonya'da çeşitli altyapı projeleri ve insani yardımlar gerçekleştirmiştir.
Kosova
- Tarihsel bağlar: Kosova ve Türkiye arasında tarihsel bağlar çok güçlüdür. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Kosova, Osmanlı topraklarının bir parçasıydı ve bu tarihsel bağlar, halklar arasındaki ilişkilerin temelini oluşturur.
- Bağımsızlık sonrası Türkiye'nin desteği: Türkiye, Kosova'nın bağımsızlığını tanıyan ilk ülkelerden biri olmuştur. Kosova halkı, Türkiye'yi bir dost ve kardeş ülke olarak görmektedir.
- Ekonomik ve kültürel işbirliği: Türkiye, Kosova'ya altyapı projeleri, eğitim ve sağlık alanlarında büyük destek sunmaktadır. Türk dili de Kosova'da yaygın olarak öğrenilmektedir.
Bosna-Hersek
- Boşnak halkı ve kültürel bağlar: Bosna-Hersek'teki Boşnaklar, Osmanlı İmparatorluğu döneminden itibaren Türkiye ile sıkı kültürel bağlar kurmuştur. Boşnaklar arasında Türk kültürünün etkisi oldukça yoğundur.
- Savaş sonrası Türkiye'nin yardımları: Bosna-Hersek’teki 1990'lı yıllardaki savaşın ardından Türkiye, Bosna-Hersek'e büyük insani yardımlar ve destek sağlamıştır.
- Turizm ve eğitim ilişkileri: Türkiye, Bosna-Hersek'teki turizm sektörüne yatırım yapmış ve eğitimde de işbirliği sürdürmektedir.
Suriye
- Ortak kültür ve tarih: Türkiye ile Suriye arasındaki tarihsel bağlar çok eskiye dayanır. Suriye’deki Türkler ve Türkiye'deki Suriyeliler arasında kültürel benzerlikler vardır.
- Suriye iç savaşının etkisi: 2011 yılında başlayan iç savaş nedeniyle Suriye ile ilişkiler gerilse de, Türkiye milyonlarca Suriyeliye ev sahipliği yaparak insani yardımda bulunmuş ve Suriyelilere yönelik pek çok projeye imza atmıştır. Ayrıca, Türkiye'nin Suriye'deki güvenlik ve insani durum konusundaki müdahaleleri de bilinir.
- Kültürel bağlar: Türkiye, Suriye'nin eski başkenti Şam ve Halep gibi şehirlerle de kültürel ilişkilerini sürdüren bir ülkeydi.
Almanya
- Türk diasporası: Almanya'da büyük bir Türk nüfusu bulunmaktadır. Bu, kültürel ilişkiler açısından önemli bir faktördür. Almanya’daki Türkler, iki ülke arasında güçlü bir köprü işlevi görmektedir.
- Ekonomik ilişkiler: Türkiye ile Almanya arasındaki ekonomik ilişkiler çok yoğundur. Almanya, Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarından birisidir ve iki ülke arasındaki sanayi, otomotiv, tekstil gibi sektörlerde önemli işbirlikleri bulunmaktadır.
- Siyasi ilişkiler: Almanya, Türkiye ile Avrupa Birliği bağlamında çeşitli ilişkiler sürdürmektedir.
Arnavutluk
- Osmanlı geçmişi ve kültürel bağlar: Arnavutluk, Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçasıydı ve Türk kültürü burada oldukça yaygındır. Bu bağlar, Arnavutluk halkının Türkiye'ye karşı olumlu bir bakış açısı geliştirmesine katkıda bulunmuştur.
- Bağımsızlık sonrası ilişkiler: Arnavutluk’un bağımsızlığını kazanmasının ardından, Türkiye ile olan ilişkiler, özellikle eğitim, ticaret ve kültürel değişim alanlarında pekişmiştir.
- Destek ve yardımlar: Türkiye, Arnavutluk’a özellikle altyapı ve eğitim projelerinde büyük destek vermektedir.
Türkiye'nin dost olduğu ülkeler, ortak tarih, dil, kültür ve karşılıklı çıkarlar doğrultusunda güçlenmiş ilişkilere sahip ülkelerden oluşmaktadır. Bu ilişkiler, her iki ülkenin halkları arasında sevgi ve saygıyı pekiştirirken, aynı zamanda ekonomik ve siyasi işbirliklerini de derinleştirmektedir.
Alıntı: https://eodev.com/gorev/30030681
📖 Mehter Osmanlılarla başlamadı.... Ötüken’de Türk Seslerinden Selçuklularda “Nevbet Vurma”ya
Ötüken’de Türk Seslerinden Selçuklularda “Nevbet Vurma”ya
Türk bandosu ve Osman beye hediye edilen Mehter
Haydn, Mozart, and Beethoven’ı bile etkileyen Ötüken’deki Türk sesleri
Ötüken’den Ürgenç Hive’ye gelen Türkler Harezm bölgesinde egemenliği kurunca Selçuklu Devletini kurdu.
Selçuklularda “Nevbet Vurma” geleneği
İlk mehter Osman Gazi’ye hediye geldi
Tarihi kayıtlara göre ilk “mehter takımı” Osman Gazi’ye Selçuklu Sultanı III. Alaeddin Keykubad tarafından gönderildi.
Yanında bir de ferman vardı: “Bundan sonra bağımsız devlet oldun” mesajı. Yani mehter, Osmanlı’nın bağımsızlık ilanı gibi bir şeydi.
Orta Asya Türkleri
8. yüzyıl Orhun Yazıtları’nda bile tek tek çalgıcılardan bahsediliyor.
Göktürkler, Hunlar savaşta davul + boru kullanıyordu. Yani gelenek Orta Asya bozkırlarından geliyor.
Selçuklu sultanları her gün 5 vakit namazdan sonra sarayın önünde nevbet vurdururdu. Davul, zurna, boru ile hükümdarlık alameti olarak çalınırdı.
Osmanlı bunu aldı, Janissary ile birleştirip “savaş bandosu” haline getirdi. Selçuklu saray müziğiydi Osmanlı savaş müziği oldu.
Yunan medyası Kyriakos Mitsotakis’e Osmanlı diye fırça atıyor ama işin aslı Selçuklu’dan beri var. Daha da eskiye giderlerse Orhun Yazıtları’na kadar gideriz
Ötüken’de Türk Seslerinden
— Vatan ÖZ (@Vatanoz) July 8, 2026
Selçuklularda “Nevbet Vurma”ya
Türk bandosu ve Osman beye hediye edilen Mehter
Haydn, Mozart, and Beethoven’ı bile etkileyen Ötüken’deki Türk sesleri
Ötüken’den Ürgenç Hive’ye gelen Türkler Harezm bölgesinde egemenliği kurunca Selçuklu Devletini… pic.twitter.com/EyPhdyRzMF
Mehter Marşı (Ceddin Deden) sözlerini kim yazdı, kim besteledi? İşte Mehter Marşı'nın tarihi ve sözleri
Türk askeri tarihinin ve kültürünün en görkemli sembollerinden biri olan Mehter Marşları....
Kulaklarda yer eden ritmi, insanı coşturan kös ve davul sesleriyle Türk milletinin bağımsızlık ve güç sembolü olan Mehter Marşları, zengin tarihi geçmişiyle dikkat çekiyor. Dünyanın ilk ve en eski askeri bandosu kabul edilen Mehter Takımı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde ordunun moralini yükseltmek ve düşmana gözdağı vermek amacıyla kuruldu.
CEDDİN DEDEN MARŞI SÖZLERİ KİMİN? KİM BESTELEDİ?
Bugün "Mehter Marşı" denildiğinde akla ilk gelen eser olan "Ceddin Deden" (Ordu Marşı), sanılanın aksine yüzlerce yıl önce değil, Osmanlı'nın son döneminde kaleme alınmıştır.
Söz Yazarı: Muallim İsmail Hakkı Bey tarafından I. Dünya Savaşı öncesinde, orduya ve millete moral aşılamak amacıyla yazılmıştır.
Bestecisi: Eserin bestesi de yine Muallim İsmail Hakkı Bey ile Ali Rıza Bey (Kaptanzade) tarafından yapılmıştır.
Tarihi Dönem: 1910'lu yıllarda, özellikle Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı'nın zorlu atmosferinde askerleri coşturmak için ordu marşı olarak ordu envanterine girmiştir.
CEDDİN DEDEN MARŞI SÖZLERİ (ORDU MARŞI)
Günümüzde mehteran denince akla ilk gelen, sözleri ve bestesi Muallim İsmail Hakkı Bey'e ait olan meşhur marşın sözleri şöyledir:
Ceddin deden, neslin baban;
En kahraman Türk milleti.
Orduların, pek çok zaman,
Vermiştir dünyaya şan.
Türk milleti, Türk milleti;
Aşkla sev milliyeti.
Kahret vatan düşmanını,
Çeksin o mel'un zilleti.
DÜNYANIN İLK ASKERİ BANDOSU: MEHTERİN TARİHİ
Mehteran yapısının kökenleri, Hun İmparatorluğu'ndaki "Tuğ" ve "Tabıl" (Davul) geleneğine kadar uzanır. Osmanlı'da ise resmi olarak Osman Gazi'ye Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Mesud tarafından gönderilen tuğ ve davul ile bir bağımsızlık sembolü olarak doğmuştur.
🎞️. Pastırma, sığır etini havada kurutarak yapılan en eski Türk kürlenmiş etlerinden biridir.
Pastırma is one of the oldest Turkish cured meats, made by air-drying beef.
— Daily Turkic (@DailyTurkic) July 12, 2026
This thousands-old preservation method dates back to the Turkic nomads of Central Asia and remains a beloved delicacy today. pic.twitter.com/R8oVk082d8
Pastırma, sığır etini havada kurutarak yapılan en eski Türk kürlenmiş etlerinden biridir.
Bu binlerce yıllık saklama yöntemi, Orta Asya'daki Türk göçebe halklarına dayanır ve bugün hâlâ sevilen bir lezzet olarak kalmaktadır.
🎞️Tyana Antik Kenti'nde sürdürülen arkeolojik kazılarda Geç Roma Dönemi'ne tarihlenen 42 mezardan 18'i gün yüzüne çıkarıldı
Niğde'nin Bor ilçesine bağlı Kemerhisar beldesindeki Tyana Antik Kenti'nde sürdürülen arkeolojik kazılarda, sekizgen planlı kilisede Geç Roma Dönemi'ne tarihlenen 42 mezardan 18'i gün yüzüne çıkarıldı.
Aksaray Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü ve Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Osman Doğanay, 2006 yılı çalışmalarda dördüncü aya girdiklerini söyledi. Doğanay, "Çalışmalarımızın merkezinde Tyana su kemerlerinin turizme ve ekonomiye kazandırılması yer almakta. Bu aylarda Tyana'nın simge yapılarından sekizgen planlı kilisenin orta nefinde (Kiliselerde giriş ile sunak arasındaki en geniş ve en yüksek ana koridor) kazı çalışmalarını yürütüyoruz. Kazılarımız son derece iyi ve hızlı gidiyor. Birçok ekiple çalışıyoruz. Tyana'nın turizme kazandırmak istediğimiz alanlarından birisi de bu kilise" dedi.
Kazı heyetinde yer alan Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömür Dilek Erdal, mezarların antik kilisenin batı nefinde olduğunun tespit edilmesiyle bu alana yoğunlaşmaya başladıklarını anlattı. Erdal, "2 yıldır burada kazılar yaparak mezarları gün ışığına çıkartıyoruz. Önceki yıllarda insan iskelet kalıntılarının antropolojik analizleri yapılmadığı için kazılara katıldım. Kilise, Hristiyanlığın ilk dönemlerinden itibaren yapılmaya başlanmış, farklı dönemlerde elden geçirilmiş. Buranın nekropol alanı olarak kullanılmış olduğunu görüyoruz." diye konuştu.
Mezarların antik kilisenin batı nefinde olduğunun tespit edilmesiyle bu alana yoğunlaşmaya başladıklarını anlatan Erdal, "2 yıldır burada kazılar yaparak mezarları gün ışığına çıkartıyoruz. Kilise, Hristiyanlığın ilk dönemlerinden itibaren yapılmaya başlanmış, farklı dönemlerde elden geçirilmiş. Buranın nekropol alanı olarak kullanılmış olduğunu görüyoruz. Geçen seneden hazırlanmış 25 mezar vardı, mezarların etrafını temizlerken sayının arttığını gördük ve yaklaşık 42 mezar tespit edip, bunların 18'ini açtık, 2 mezarı daha bu sezon açacağız, 22 mezarı da önümüzdeki sezon çalışmak üzere hazır şekilde bırakacağız" ifadelerini kullandı.
Kaynak: AA (11.07.2026)🎞️525 yıldır süren gelenek; kadınlar 1 günlüğüne köyü yönetiyor
📌 525 yıldır süren gelenek; kadınlar 1 günlüğüne köyü yönetiyor
— Demirören Haber Ajansı (@dhainternet) July 12, 2026
▪️ Bursa'nın Kestel ilçesine bağlı 721 yıllık tarihe sahip kırsal Kozluören Mahallesi'nde 525 yıldır sürdürülen gelenekle kadınlar, 1 günlüğüne yönetime geçti. Muhtarın eşi muhtarlığı, bakkalın eşi esnaflığı… pic.twitter.com/UwMaUVQ8Nn
525 yıldır süren gelenek; kadınlar 1 günlüğüne köyü yönetiyor
▪️ Bursa'nın Kestel ilçesine bağlı 721 yıllık tarihe sahip kırsal Kozluören Mahallesi'nde 525 yıldır sürdürülen gelenekle kadınlar, 1 günlüğüne yönetime geçti. Muhtarın eşi muhtarlığı, bakkalın eşi esnaflığı devralırken; erkekler mehter takımıyla mahalle dışına çıkarıldı. Yağlı güreş şenlikleri ile eğlenen erkeklerin, mahalleye girmemesi için jandarma da nöbet tuttu.
20260711
📰Kendisine maaş teklif edildiğinde "Paşam, ben bu fakir milletten maaș alamam.” demişti...
Kendisine maaş teklif edildiğinde
"Paşam, ben bu fakir milletten maaș alamam." diyen,
Vefat ettiğinde çantasından kefen, Kur'an ve ay-yıldızlı bayrak çıkan,
Hayatını vatana adayan büyük kahraman:
SUDANLI MUSA
Zenci Musa Kimdir? Aslen Nereli, Hayatı, Kahramanlıkları, Osmanlı’daki Görevi, Nasıl Öldü?
Osmanlı Devleti’nin son döneminde gösterdiği fedakârlık ve vatan sevgisiyle hafızalara kazınan Zenci Musa, tarihimizin unutulmayan kahramanları arasında yer alıyor. Hayatı, görevleri ve ardında bıraktığı miras hakkında merak edilen tüm ayrıntılar bu içerikte.
Osmanlı Devleti’nin son döneminde gösterdiği fedakârlık ve vatan sevgisiyle hafızalara kazınan Zenci Musa, tarihimizin unutulmayan kahramanları arasında yer alıyor.
Osmanlı Devleti’nin son döneminde sergilediği cesaret, sadakat ve fedakârlıkla adını tarihe yazdıran Zenci Musa, aradan geçen uzun yıllara rağmen en çok merak edilen tarihî şahsiyetlerden biri olmayı sürdürüyor. Osmanlı ordusunda kritik görevler üstlenen ve Millî Mücadele yıllarında da önemli hizmetlerde bulunan Zenci Musa, maddi kazanç yerine vatan sevgisini önceleyen yaşamıyla hafızalarda yer edindi.
Zenci Musa Kimdir?
Zenci Musa, 1880 yılında bugün Sudan sınırları içerisinde yer alan bölgede dünyaya geldi. Osmanlı Devleti’nin Afrika topraklarında doğan Musa, genç yaşlarda İstanbul’a gelerek Osmanlı ordusuna katıldı. Güçlü fiziği, disiplinli yapısı ve sadakati sayesinde kısa sürede dikkat çeken Musa, devletin önemli askerî birliklerinde görev almaya başladı.
Tarih kaynaklarında “Zenci” lakabıyla anılmasının nedeni Afrika kökenli olmasıdır. Dönemin kayıtlarında bu ifade fiziksel kökenini tanımlayan bir lakap olarak kullanılmıştır. Musa ise yaşamı boyunca Osmanlı Devleti’ne bağlılığını ve vatan sevgisini her fırsatta ortaya koyan isimlerden biri olarak tanındı.
Osmanlı Ordusunda Üstlendiği Görevler
Zenci Musa, özellikle Teşkilat-ı Mahsusa bünyesinde görev yapan isimlerden biri olarak biliniyor. Dönemin önemli devlet adamlarından Kuşçubaşı Eşref ile birlikte birçok gizli görevde yer aldığı ifade edilen Musa, Balkanlar, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki operasyonlarda aktif rol üstlendi.
Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı Devleti adına yürütülen çeşitli askerî ve lojistik faaliyetlerde görev alan Zenci Musa, özellikle zorlu coğrafyalarda gösterdiği dayanıklılık ve görev bilinciyle komutanlarının takdirini kazandı. Güçlü fiziği sayesinde ağır yüklerin taşınmasında ve stratejik malzemelerin güvenli şekilde ulaştırılmasında önemli sorumluluklar üstlendi.
Millî Mücadele Dönemindeki Fedakârlıklarıyla Hafızalara Kazındı
Osmanlı Devleti’nin zor günlerinde olduğu gibi Millî Mücadele yıllarında da görev almaya devam eden Zenci Musa, Anadolu’daki direnişe destek veren isimlerden biri oldu. İşgal yıllarında büyük maddi sıkıntılar yaşamasına rağmen devlet sırlarını yabancı güçlere satmayı reddettiği yönündeki anlatılar, onun karakterini simgeleyen en önemli örneklerden biri olarak günümüze kadar ulaştı.
Tarih kaynaklarında yer alan bilgilere göre İngilizler tarafından yüksek maaş teklif edilmesine rağmen bunu kabul etmeyen Musa’nın, “Ben devletime ihanet etmem.” sözünü söylediği rivayet edilir. Bu anlatı, doğrulanmış resmî bir belgeye dayanmamakla birlikte halk arasında onun vatanseverliğini simgeleyen en bilinen hikâyeler arasında yer alıyor.
Hayatının Son Dönemini Büyük Zorluklarla Geçirdi
Savaş yıllarındaki yoğun görevlerin ardından sağlık sorunları yaşamaya başlayan Zenci Musa, ekonomik açıdan da oldukça mütevazı bir yaşam sürdürdü. İstanbul’da hamallık yaparak geçimini sağladığı, hiçbir zaman devlet hizmetini maddi çıkar için kullanmadığı tarihî kaynaklarda sıkça anlatılıyor.
Uzun yıllar boyunca cephelerde görev yapan Musa’nın savaş şartlarının etkisiyle sağlık durumunun bozulduğu belirtiliyor. Yaşamının son dönemini maddi imkânsızlıklar içinde geçirmesine rağmen devletine olan bağlılığından vazgeçmediği ifade ediliyor.
Zenci Musa Nasıl Öldü?
Zenci Musa, 1919 yılında verem (tüberküloz) hastalığı nedeniyle İstanbul’da hayatını kaybetti. Savaş yıllarında yaşadığı ağır şartların ve yetersiz beslenmenin hastalığını ağırlaştırdığı belirtilmektedir. Vefatının ardından mütevazı bir törenle defnedilen Musa, zamanla Türk tarihinin sembol isimlerinden biri haline geldi.
Bugün adı yalnızca askerî başarılarıyla değil, dürüstlüğü, fedakârlığı ve vatan sevgisiyle de anılıyor. Eğitim kurumlarında, tarih araştırmalarında ve belgesellerde sık sık örnek gösterilen Zenci Musa, Osmanlı’nın son dönemindeki sadakat sembollerinden biri olarak kabul ediliyor.
Türk Tarihinde Sadakatin Ve Vatan Sevgisinin Sembolü
Aradan geçen yıllara rağmen Zenci Musa, yalnızca asker kimliğiyle değil, ahlaki duruşuyla da hafızalarda yaşamaya devam ediyor. Hayatı boyunca makam, servet veya kişisel çıkar peşinde koşmayan Musa, devletine bağlılığı ve görev anlayışıyla tarih kitaplarında özel bir yere sahip oldu. Bugün onun yaşam öyküsü, Osmanlı Devleti’nin son döneminde fedakârlık gösteren kahramanların unutulmaması gerektiğini hatırlatan en önemli örneklerden biri olarak görülüyor.
Alıntı: https://isthaberler.com/zenci-musa-kimdir-aslen-nereli-hayati-kahramanliklari-osmanlidaki-gorevi-nasil-oldu/
Alıntı: https://www.tvnet.com.tr/belgesel-kitapligi/sudanli-musa/index.html20260710
🎞️Türk edebiyatının, toplumcu gerçekçi şiirin, hüznün ve isyanın sade ama büyülü sesi, usta şair Ahmet Telli'
Türk edebiyatının, toplumcu gerçekçi şiirin, hüznün ve isyanın sade ama büyülü sesi, usta şair Ahmet Telli'nin bedeni toprak altına girecekmiş yarın...
Peki şiirleri ne olacak? Onlar silinecek mi hafızamızdan...
“Gidersen Yıkılır Bu Kent” demişti ya, yarın yıkılacak mı Ankara?
Yüksel Caddesi’nde Sakarya’da göremeyeceğiz onu belki ama dizeleri eksilecek mi dilimizden?
Sahi şairler ölür mü?
Misal Cemal Süreya, Turgut Uyar, Metin Altıok, Behçet Aysan, Nazım Hikmet, Gülten Akın, Didem Madak, Yunus Emre, Fuzuli, Cahit Külebi, Karacaoğlan, Necip Fazıl, Nilgün Marmara, Orhan Veli öldü mü?
İlk gençliğimden itibaren yüreğimize dokunan, bize Türkçe ve şiiri sevdiren, dizeleriyle yüreğimizi kuşatan, sevdaları, ayrılıkları ve direnişi duru bir dille anlatan, o bilge gezgin ardında koca bir boşluk bırakacak elbette... Unutulmayacak dizeleriyle ise de hiç silinmeyecek bir iz...
"Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da gider..." demişti; bugün kuşlar bir miktar daha öksüz, pencerelerin önündeki fesleğenler bir miktar daha boynu bükük kaldı usta...
Işıklar içinde uyu, devrin daim olsun Ahmet Telli...
ALINTI: Dr. Semih Dikkatli @SemihDikkatli
📰 Karaman Türkleri MÖ.400 lerden beri Anadolu'da idi.
Karaman Türkleri MÖ.400 lerden beri Anadolu'da idi.
Karaman Türklerinin Hristiyan dinine mensup olanları Karamanca adıyla anılan Türkçenin Grek Alfabesi ile yazımını kullandılar.
Bu cümlenin iki taraftan da okunuşu aynı:
“ΝΗΨΩΝ ΑΝΟΜΗΜΑΤΟΝ ΜΗΝ ΜΟΝΑΝ ΩΨΗΝ” manası...
Karaman Türkleri MÖ.400 lerden beri Anadolu'da idi.
Karaman Türklerinin Hristiyan dinine mensup ola...
1- Samsun Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi Araştırmacısı Emine YILMAZ'ın incelediği CANİK DEVGERİŞ KÖYÜ nde bulunan eski çeşmenin duvarındaki bu yazı Karamanca'dır. Manası;
“SADECE YÜZÜNÜ DEĞİL, GÜNAHLARINI DA YIKA”
2-Anadolu’da Karaman ismine ilk kez MÖ 400'de rastlıyoruz.
Anadolu’ya yerleşen Türklerin bir bölümü, Hristiyanlığı kabul edip Grek harflerini öğrenmişler ve bu alfabe ile bir edebiyat meydana getirmişlerdir.
3-Türkçe konuşan, Hristiyanlığın Ortodoks mezhebini benimsemiş bu Türklere “Karamanlı Türkleri veya Karamanlı” adı verilmiştir.
Karamanoğulları Devletinin bu adla anılmasının sebebi, devletin kurulduğu yörenin Doğu Roma döneminden beri Karaman adı ile anılmasındandır.
4-Anadolu’da hala kullanılan bu dua ve ilahiye dikkat edelim.
Yattım Allah, kaldır beni
Nur içine daldır beni
Can bedenden çıkmadıkça
İmanla uyandır beni
Yattım sağıma, döndüm soluma
Melekler şahit olsun dinime imanıma...
5-Bu dua da Hristiyan Karamanlının duası ;
“Aman Panaiyam, tatlı panaiyam sağdan sola yokla panaiyam. Yoklayasında bekleyesin. Hristos efendinin kilitleri başıma yastık.
Yattım sağıma döndüm soluma melekler şahad olsun datlı canıma, gümüş dinime, altın imanıma"
Anladınız mı?
6-TÜRKiYE’DE BULUNAN GREK HARFLİ TÜRKÇE KİTABELER VE KARAMAN TÜRKLERİNİN DİLİ adlı çalışma;
"Turkish Discriptions with Hellenic script in Turkey and Language of
Karaman Turks"
Prof.Dr Necati DEMİR tarafından neşredilmiştir.
7-Karamanlılar Devletinin başlıca şehirleri;
Adana, Afyon, Aksaray, Ankara, Aydın, Denizli, Halep, Isparta, İstanbul, İznik, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Konya, Kütahya, Manisa, Nevşehir, Niğde, Samsun, Sivas, Trabzon, Tokat, Zonguldak, Yozgat ilk dikkatleri çekenlerdir.
8-Nevşehir Salnamesi, Sf 10'da geçen,
"Gerçi Rum isek de Rumca bilmez Türkçe söyleriz
Ne Türkçe yazar okuruz ne de Rumca söyleriz
Öyle bir mahludi tarikatimiz vardır
Hurufumuz Yonanice Türkçe meram eyleriz”
herşeyi açıklar niteliktedir.
9-Yunanistan'da yaşayan Karamanlılar' dan
Konya Havası
"Amaaaaan, haniya da benim elli gram pırasam prasam,
Bir mum yaksam Konyalı'yı arasam vay vay..."
Türk türkü söyler.
Türkünün tamamı youtu.be
9-Yunanistan'da yaşayan Karamanlılar' dan
— Editör (@ilkayEditor1881) April 4, 2026
Konya Havası
"Amaaaaan, haniya da benim elli gram pırasam prasam,
Bir mum yaksam Konyalı'yı arasam vay vay..."
Türk türkü söyler.
Türkünün tamamı https://t.co/uqTHNOI5av pic.twitter.com/8pQrqb3tv2
Şu mübadele yüzünden. Biz Selanik’e hasret yaşıyoruz. Onlar da Türkiye’ye. Dostça ve Barış içinde yaşayamadık gitti. Karamanlıyım, Rum’um, atalarım Hristiyandı. Ama insanları Rum, Türk, Hristiyan, Müslüman diye sınıflandırmaktansa “İnsan” demeliyiz. Hepimiz kardeşiz. Selam olsun Türkiyedeki tüm Rumlar’a. Selam olsun selaniğe. Selam olsun manastıra. Selam olsun Karaman’a. Selam olsun tüm Yunanistan’a. Selam olsun cennet vatan Türkiye’ye.
@ugurutkan9754
Soydaşlarımıza din ayrımı olmaksızın sahip çıkmalıyız
@safinazuyuyor6049
Keşke koparılmasaydınız bizden! Kültürlerimiz birebir aynı, bir Yunanistan'lıdan çok bize benziyorsunuz. Dansımız, dilimiz aynı. Keşke kalsaydınız..
@1453-5wolf
Mübadele dine göre yapılmış çünkü Karaman'da tanıdığım rum ama müslüman oldukları için gidenlerin yerine yerleştirilmiş yunanlı müslümanlar var .
@abbaskocabas6600
Karamanlı Türklerin durumu, çok üzüntü verici.
Milli kimliğin dini kimlikten önce geldiğinin açık göstergesi insan dinini değiştirebilir ama milliyetini değiştirmesi mümkün değil
Kıyafetler ve oyun tamamen yörük Türkü
Konya kaşık oyunlarınin aynısı. Ulan yoksa bizde mi karamanlıyız ? kafam karıştı 🤔
11-Silifke'den Yunanistan'a giden 'Karamanlı Yörükleri'nin Türkçe muhabbeti o biçim...
— Editör (@ilkayEditor1881) April 4, 2026
Öz kültür, kök kültür böyle bir şeydir, üzerinden 960 sene geçse de unutulmaz değil ki 96 senede unutulsun. pic.twitter.com/Rp5sCLBXyP
12-Atina'ya giden Türklerin uğrak yeri de burasıymış.Bu da Karamanlı tabi.Gastronomi Maceraları’nın bu bölümündeAyhan Sicimoğlu’nun yolu komşumuz Yunanistan’dan geçiyor.
Atina’daKaramanlidika Lokantası’nda Şef Yorgo ile mis gibi dana etinden kavurmanın tadına doyasıya varıyoruz.
*********
12-Atina'ya giden Türklerin uğrak yeri de burasıymış.Bu da Karamanlı tabi.Gastronomi Maceraları’nın bu bölümündeAyhan Sicimoğlu’nun yolu komşumuz Yunanistan’dan geçiyor.
— Editör (@ilkayEditor1881) April 4, 2026
Atina’daKaramanlidika Lokantası’nda Şef Yorgo ile mis gibi dana etinden kavurmanın tadına doyasıya varıyoruz. pic.twitter.com/2AGDOxXMQH
13-Türk Runik, Mani, Soğd, Uygur, Brahmi, Tibet, Süryani, Arap ve Kiril alfabeleri Türklerin tarih boyunca kullandıkları alfabelerdendir. Bunlardan Grek alfabesi Türklerin kullandığı en eski alfabelerden biridir.
14-Rum adının kökeni :
Rum adının ROMA’dan geldiği iddia edilir. Tarihsel ve bilimsel gerçek şudur :
Etrüskler Roma’nın adını UP-URUM yani,bayındır merkez, bayındır kent olarak kurmuşlar, bu da zamanla RUUMA’dan, ROMA haline dönüşmüştür.
Ülkemizde URUM adı +++
15-...Ülkemizde URUM adı ise Oy-Urum Atın devletinin devamı hâlinde yaşar :
·Dıyâr-ı RUM ,Anadolu;
Bahr-i RUM, Akdeniz ; Arz-er RUM ,Erzurum ;URUM Eli ;
·URUM’iye gölü vb…
Bilimsel Araştırmacı
Doç. Dr. Halûk Tarcan'dan bu aktarım ⏬
16-Karaman Türkleri, 1071’den çok önce Türkiye’ye gelip yerleşen Kuman /Kıpçak veya Peçenek Türklerinin bir boyudur.Anadolu’da Karaman ismine ilk kez MÖ 400’de rastlıyoruz diyen
Prof. Dr. Necati DEMİR'in kitaplarını okuyamayanlara kitap özeti yazısıdır.
18-Bazı arkadaşlar Karamanlılar'ın MÖ. 400 lerde Anadolu'da olmasına şaşırmışlardı.
Şimdi onlara MÖ. 5 yy dan Kıpçakların Taşbabalarını (Erzurum da) gösteriyorum. Hakkaride ki Taşbabalarını hatırlayanlar bunun ne manaya geldiği daha iyi anlayacaklardır...
Alıntı- Kaynak: https://en.rattibha.com/thread/2040352707169370152
📖 Karamanlı Türkçesiyle yazılan Yeni Ahit, 19. yüzyll
Türkiye'de çogu Balıklı'da bulunan birçok mezarlıkta Karamanlı yazıtları bulundu. Tarihçi Richard Clogg bu yazıtlar "çok geçmis bir Yunan ve Türk simbiyoz dünyasının görüntüsü" olarak nitelendirdi.
Karamanlı Türkçesiyle yazılan Yeni Ahit, 19. yüzyll
Alıntı: "KAYA,Mübadillerin Izinde...
📖 Zarar gördükten sonra yeniden hayata tutunabilen 🌳Meşe ağacı....
“Meşe” kelimesinin, Farsçadaki “bīşe” sözcüğünden dilimize geçtiği kabul edilir. “Bīşe”; ormanlık, fundalık ve çalılık alan anlamlarına gelir. Meşenin meyvesine ise palamut ya da Anadolu’nun birçok yöresinde pelit denir. Bu yüzden meşe ağaçları halk arasında “pelit ağacı”, bazı bölgelerde de “palıt” veya “palut” adıyla anılır. Eski kaynaklarda meşenin Türkçe karşılığı olarak “kabaağaç” adına da rastlanır; fakat bu ad günümüzde hemen hemen hiç kullanılmaz.
Meşelerin en dikkat çekici özelliklerinden biri, zarar gördükten sonra yeniden hayata tutunabilmeleridir. Gövdeleri kesilse veya toprak üstündeki kısımları yangından zarar görse bile kök boğazında bulunan uyuyan tomurcuklardan yeni sürgünler çıkarabilirler. Bu nedenle bazı meşe ağaçları, görünüşte yok olmuş olsalar bile güçlü kök sistemleri sayesinde yeniden gelişebilir.
Ancak “kökünden sökülmediği sürece meşe ölmez” demek bilimsel olarak doğru değildir. Çok yaşlı veya zayıflamış ağaçlar; ağır kuraklık, şiddetli yangın, hastalık, kök çürüklüğü ya da tekrarlanan kesimler sonucunda yaşamını kaybedebilir. Yine de meşeler, yaralanmalara ve çevresel baskılara karşı en güçlü yeniden sürme yeteneğine sahip ağaç gruplarından biridir.
20260709
🎞️🗣️Kırım Tatarca ve Türkiye Türkçesinde bazı kelimelerin söyleniş
Kırım Tatarca ve Türkiye Türkçesinde bazı kelimelerin söylenişipic.twitter.com/voarieoMSL
— MİLLİYETÇİ-Haber (@MilliyetciHbr) July 9, 2026
20260708
🎞️🇹🇷Türkiye’ye neden geldiler?
Bu yaz Türkiye’de buluştuk. 🌍 🩵
— Yunus Emre Enstitüsü (@yeeorgtr) July 7, 2026
Peki, öğrencilerimiz hangi ülkelerden geldi?#YunusEmreEnstitüsü #TürkçeYazOkulu #SummerSchool pic.twitter.com/tQkqBvXUtj
Türkiye’ye neden geldiler? 🇹🇷✨
— Yunus Emre Enstitüsü (@yeeorgtr) July 8, 2026
Her öğrencinin cevabı farklı ama hepsini buluşturan ortak nokta aynı: Türkçe öğrenme heyecanı!
Siz olsaydınız, Türkiye’ye gelmek için en büyük sebebiniz ne olurdu? 👇#YunusEmreEnstitüsü #TürkçeYazOkulu #SummerSchool pic.twitter.com/mV2CJhuShP
Türkiye’ye neden geldiler? 🇹🇷✨
Her öğrencinin cevabı farklı ama hepsini buluşturan ortak nokta aynı: Türkçe öğrenme heyecanı!
Siz olsaydınız, Türkiye’ye gelmek için en büyük sebebiniz ne olurdu? 👇
Alıntı: #YunusEmreEnstitüsü #TürkçeYazOkulu #SummerSchool
Türkiye’ye neden geldiler? 🇹🇷✨
— Yunus Emre Enstitüsü (@yeeorgtr) July 8, 2026
Her öğrencinin cevabı farklı ama hepsini buluşturan ortak nokta aynı: Türkçe öğrenme heyecanı!
Siz olsaydınız, Türkiye’ye gelmek için en büyük sebebiniz ne olurdu? 👇#YunusEmreEnstitüsü #TürkçeYazOkulu #SummerSchool pic.twitter.com/I32JOhjpUp
Türkiye’ye neden geldiler? 🇹🇷✨
— Yunus Emre Enstitüsü (@yeeorgtr) July 8, 2026
Her öğrencinin cevabı farklı ama hepsini buluşturan ortak nokta aynı: Türkçe öğrenme heyecanı!
Siz olsaydınız, Türkiye’ye gelmek için en büyük sebebiniz ne olurdu? 👇#YunusEmreEnstitüsü #TürkçeYazOkulu #SummerSchool pic.twitter.com/LmzZhuVfHG
📰 Uluslararası bir toplantı öncesi yabancı liderlerin Mehter Takımıyla karşılanması konusu
Diplomatik tokatlamak bu olsa gerek.
— Emine Şeçeroviç Kaşlı🇧🇦🇹🇷 (@e_secer) July 7, 2026
Çok iyiymiş 😎 pic.twitter.com/pcwHDtcL9V
Ankara’daki NATO Zirvesi’nde liderlerin Mehter Takımı ile karşılanmasını son derece isabetli ve anlamlı buluyorum.🎯 Özellikle Yunanistan Başbakanı’nın karşılanması sırasında icra edilen “Ceddin Deden” marşı da ayrı bir anlam taşımaktadır. Tarihî hafızayı, milletimizin askerî geleneğini ve devletimizin köklü mirasını hatırlatan bu tercih, diplomatik nezaket içinde verilmiş güçlü bir kültürel mesaj niteliğindedir.Bu anlamlı tercihte emeği geçenleri tebrik ediyorum. Mehter, dünyanın en eski askerî bandolarından biridir. Sadece bir müzik topluluğu değil, Türk tarihinin, devlet geleneğinin ve askerî kültürünün önemli bir sembolüdür. Böylesine önemli bir uluslararası zirvede Türkiye’nin kendi tarihî ve kültürel kimliğini yansıtan bu unsurun tercih edilmesi son derece yerinde olmuştur.
Sophia Proneikos @Pergament_F
Kaynak dil: İngilizce
Tarih, beni şaşırmaktan asla vazgeçmeyen bir alışkanlığa sahiptir. Neredeyse hiç kaybolmaz. Sadece kendini o kadar zarif bir şekilde sunmayı öğrenir ki, modern insanlar buna törensel protokol demeye başlar.
Tam da bu yüzden, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin en büyüleyici sahnesi, müzakere masasının etrafında gerçekleşmedi. Bu sahne, ilk el sıkışmadan hemen önce yaşandı; yirmi birinci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, dünyanın en eski askeri bandosu olan "Mehter"in sesiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne hoş geldin derken, önlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi üniformalı askerler duruyordu.
Ne muhteşem bir tarihsel süreklilik hissi: Savaş sonrası dünyanın sembolü olarak 1949'da kurulan bir askeri ittifak, kökenleri on üçüncü yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde bir Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na giriyor.
Mehter asla sıradan bir askeri bando değildi, bir silahtı.
Osmanlı orduları Belgrad'a, Konstantinopolis'e, Rodos'a, Mohaç'a veya Viyana'ya doğru ilerlerken duyulan ilk şey, devasa "kös" davullarının gök gürültüsüydü; ardından "zurnalar"ın keskin sesi, sonra pirinç trompetler ve çarpan zil sesleri geliyordu; çünkü müzik sadece orduyu eşlik etmiyordu, ordunun bir parçasıydı; amacı askerleri eğlendirmek değil, savaştan çok önce düşmana bir imparatorluğun bizzat onlara doğru ilerlediğini inandırmaktı.
Avrupa'nın Osmanlı İmparatorluğu ile karşılaşmalarından sonra Batı ordularının kademeli olarak Osmanlı davullarını, zillerini ve sözde "Türk usulü"nü benimsemesi tesadüf değildir; bu usul daha sonra Mozart, Haydn ve Beethoven'ın müziğine bile yolunu bulacaktı, çünkü bazen tarih bir medeniyeti kılıçla fethetmez.
Bir ritim yeter.
Ve tam da bu yüzden bu töreni bu kadar büyüleyici buldum; kimse Osmanlı İmparatorluğu'nu canlandırmaya çalışmıyor diye değil, Türkiye'nin büyük medeniyetlerin her zaman anladığı bir şeyi anladığını fark ettiğim için: Geçmiş bir yük değil, bir dildir ve o dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini sadece nutuklarla anlatmazlar, çünkü bazen birkaç davul vuruşu yeter.
BİR TÜRK VATANDAŞI GÖZÜYLE....
Müge Özarmağan @AvMuge''Mehter kıymetlidir. Osmanlı döneminde yasaklanmış Enver Paşa tarafından yeniden kurulmuştur. Bana gelince; Türkiye Cumhuriyeti ağaç kovuğundan çıkmadı. Cumhuriyet, Türk devlet geleneğinin tarih içindeki devamıdır. Osmanlı’dan ve ondan önce kurulan Türk devletlerinden ve milletimizin asırlara yayılan devlet tecrübesinden bağımsız düşünülemez. Her zaman tarihimizde bir kopuş değil aksine güçlü bir devamlılık görüyorum.''
📰 Milli Mücadele'nin kahramanı Mustafa Kemal Paşa
19 Mayıs 1919’dan;
-19 gün sonra 8 Haziran’da, Savunma Bakanı geri çağırır.
-34 gün sonra 23 Haziran’da, İçişleri Bakanı yetkisini alır.
-44 gün sonra 2/3 Temmuzda, Padişah İstanbul'a çağırır.
-50 gün sonra 8/9 Temmuz’da, görevden alınır.
-11 Mayıs 1920’de idam cezası verilir.
-24 Mayıs 1920’de Padişah Vahdettin idam kararını onaylar.
Milli Mücadele'yi Vahdettin başlatmış olabilir mi?