20260805

📖🇹🇷🌲YEŞİL VATAN: Anadolu karaçamı- Türkiye’nin orman peyzajını şekillendiren en karakteristik iğne yapraklı ağaçlardan biridir


Anadolu karaçamı (Pinus nigra subsp. pallasiana), 
  • Türkiye’nin orman peyzajını şekillendiren en karakteristik iğne yapraklı ağaçlardan biridir. 
  • Batı ve Orta Anadolu başta olmak üzere geniş bir coğrafyada doğal yayılış gösteren bu ağaç; dağlık alanlarda, yüksek platolarda, taşlı yamaçlarda ve karasal iklimin etkili olduğu bölgelerde yetişebilir. 
  • Değişken çevre koşullarına uyum sağlama yeteneği, Anadolu karaçamını ormancılık açısından son derece değerli kılar.
  • Bu ağacı tanımaya yardımcı olan en belirgin özelliklerden biri gövde kabuğudur
  • Genç bireylerde daha düzgün olan kabuk, ağaç yaşlandıkça kalınlaşır; gri ile koyu gri arasında değişen bir renk alır ve derin çatlaklı levhalar hâlinde parçalanır. 
  • İğne yaprakları genellikle ikili demetler hâlindedir. 
  • Sert, koyu yeşil, düz veya hafif kıvrık yapıdaki bu iğneler, ağaca güçlü ve dayanıklı bir görünüm kazandırır. 
  • Kozalakları ise odunsu, yumurtamsı-konik biçimli ve olgunlaştığında kahverengidir.
Anadolu karaçamının önemi yalnızca görünüşüyle sınırlı değildir. Güçlü kök sistemi sayesinde eğimli arazilerde toprağın tutulmasına yardımcı olur. Yağış sularının yüzeyden hızla akmasını yavaşlatarak erozyon riskinin azaltılmasına katkı sağlar. Oluşturduğu ormanlar, bulundukları bölgenin su döngüsünü, mikroiklimini ve toprak yapısını destekler. Yıl boyunca yeşil kalan iğne yaprakları ve geniş tepe yapısı, orman ekosisteminin sürekliliğinde önemli bir rol üstlenir.
Kuraklığa, soğuğa ve zorlu arazi koşullarına karşı gösterdiği dayanıklılık, Anadolu karaçamını iklim değişikliğine uyum çalışmaları açısından da önemli hâle getirir. Farklı bölgelerde yetişen karaçam topluluklarının sahip olduğu genetik çeşitlilik, gelecekte kurulacak daha dirençli ormanlar için değerli bir kaynak oluşturur. Bir Anadolu karaçamına baktığımızda yalnızca bir ağaç görmeyiz. Taşlı yamaçlara tutunan güçlü kökleri, yılların izini taşıyan çatlak kabuğu ve dört mevsim yeşil kalan iğneleriyle Anadolu’nun zorlu doğa koşullarına uyum sağlamış köklü bir yaşam öyküsüne tanıklık ederiz. Anadolu karaçamını korumak, dağ ormanlarının, toprağın ve doğal yaşamın geleceğini korumaktır.

ALINTI: Orman Mühendisi @0rmanmuhendisi

🎞️🌲📖🗣️KARAÇAM AĞACI HAKKINDA KISA BİLGİLER

📺🇹🇷 🎈Kapadokya Balon Festivali

 


📺 🇹🇷Efes Antik Kenti - Gece Müzeciliği

 


📰🇬🇷Yunanistan vatandaşı yazar Nikos Dimou:"Eskiden Arnavutça konuşur ve kendimize Romalılar derdik''

 

Yunanistan vatandaşı yazar Nikos Dimou:

Sonra Winckelmann, Goethe, Victor Hugo ve Delacroix bize, 'Hayır, siz Helenlersiniz; Platon ve Sokrates'in doğrudan torunlarısınız' dediler. Ve mesele böylece şekillendi. ⬇️ "Eskiden Arnavutça konuşur ve kendimize Romalılar derdik

Eğer küçük ve yoksul bir ulusun omuzlarına böylesine ağır bir yük bindirilirse, o ulus bundan asla tam anlamıyla kurtulamaz." Dimou, modern yunan ulusal kimliğinin 18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa'daki klasik yunan hayranlığının etkisiyle şekillendiğini anlatmaktadır.

🎞️🇹🇷İttihatçı Enver Paşa

🎞️ İlber Ortaylı | Enver Paşa'yı anlatıyor

 

📷 İttihatçi Enver Paşa'nın hayatından kesitler... /Ulusal Kanal
 

🎞️ Enver Paşa'nın Ölüm Haberini Alan Kemal Paşa.

20260804

📖 Enver Paşa'nın dürbünü

 


İtalyan ressam Fausto Zonaro, Enver Paşa’nın portresini tamamladıktan sonra aralarında geçen bir hadiseyi hatıralarında aktarmaktadır. Zonaro’nun ifadesine göre, 24 Nisan 1909 tarihinde portre tamamlandığında Enver Paşa, sürekli yanında taşıdığı dürbünü boynundan çıkararak dostluklarının bir hatırası olmak üzere ressama hediye etmek istemiştir. Zonaro, bu armağan karşısında büyük bir memnuniyet duyduğunu ve dürbünü kıymetli bir hatıra olarak ailesine emanet ettiğini belirtmektedir. Fausto Zonaro’nun hatıralarında sözünü ettiği ve Enver Paşa’ya ait olan bu dürbün, günümüzde Floransa’da Zonaro ailesinin özel koleksiyonunda muhafaza edilmektedir.


ALINTI: Tasvir Sanatları @tasvirsanatlari

🎞️🇹🇷👩🏻Türk kadını Cumhuriyetle yükseldi: Seçme ve seçilme hakkı

 


Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, "Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir" sözleriyle, toplum içinde kadınlara verdiği değeri her fırsatta dile getirdi. 5 Aralık 1934 tarihinde Anayasa ve Seçim Kanunu’nda yapılan değişiklik ile kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı. Bugün, o tarihi kararın 88. yıl dönümü… (2022) Her yıl ‘Kadın Hakları Günü’ olarak kutlanan 5 Aralık, kadın sorunlarının gündeme getirilmesi, farkındalık yaratılması ve çözümler aranması açısından da önem taşıyor.

Kaynak: Ulusal Kanal



🎞️🇹🇷ATATÜRK ve 👩🏻KADIN HAKLARI 

🎞️🇹🇷Atatürk Cumhuriyet ve Kadın - Belgesel - TRT Avaz

🎞️🇹🇷Genç Cumhuriyet’in Örnek Kadınları: Osmanlı Döneminde doğup Cumhuriyet ile kendilerini aştılar...

Cumhuriyet'in, en büyük kazanımı kadınlar, kadınlara sağladığı hak ve olanaklardı... Cumhuriyet medeni kanunla erkeklerle eşit haklar verdiği kadınların önüne, daha iyi bir geleceğin parçası olmalarını sağlayacak fırsatlar sundu. Birçok Türk kadını batıya gidip eğitim gördü sonra da "Vatanımıza borcumuz var" diyerek geri dönüp ülkesine hizmet yarışına girdi... Peki, cumhuriyetin bu savaşçı ve mücadeleci kadınları kimlerdi? Hangi alanda kadınlara ilham veren işlere imza attılar? Cumhuriyet'in örnek ve öncü kadınlarının hikayesi…




🎞️ Mesleğinin ilkleri olan 🇹🇷Türk kadınları...

 




📰 Tarihe geçen terfi! Hava Kuvvetleri'nin ilk kadın paşası Özlem Karapınar oldu 🇹🇷👏🏻

 

Tarihe geçen terfi! Hava Kuvvetleri'nin ilk kadın paşası Özlem Karapınar oldu

2026 Yılı Yüksek Askerî Şûra kararları kapsamında Hava Pilot Albay Özlem Karapınar tuğgeneralliğe yükseltildi. Karapınar, bu terfiyle Türk Hava Kuvvetleri tarihinin ilk kadın generali unvanını alarak havacılık tarihine geçti.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen ve yaklaşık 2 saat 20 dakika süren 2026 yılı Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) toplantısı tamamlandı. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin terfi, atama, görev süresi uzatma ve emeklilik dosyalarının karara bağlandığı zirvede, Türk havacılık tarihi açısından tarihi bir adım atıldı.

Şûra kararlarıyla tuğgeneral rütbesine yükseltilen Hava Pilot Albay Özlem Karapınar, Türk Hava Kuvvetleri bünyesindeki ilk kadın general oldu. Liseden mezun olduğu yıl Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kazanan Karapınar, Hava Harp Okulu’nun yüksek fen ve matematik puanı alan tüm öğrencilere gönderdiği davet üzerine tercihini değiştirerek havacılık alanına yöneldi. Başarı dolu meslek hayatını tuğgenerallik rütbesiyle taçlandıran Karapınar, evli ve bir çocuk annesidir.

Alıntı: Aydınlık Gazetesi


20260803

🎞️🇬🇷Yunan işgali sırasında Yunanistan adına gizli tanıklık yaparak 132 🇹🇷Kuvâ-yi Milliyeciyi yargılayan Yunan askeri mahkemesine ait belgeler.

 Tarihçi Aydın Ayhan, Yunan işgali sırasında Yunanistan adına gizli tanıklık yaparak 132 Kuvâ-yi Milliyeciyi yargılayan Yunan askeri mahkemesine ait belgelere ulaştı.

Tarihçi Ayhan çarpıcı bir detay da verdi: Yunan askeri mahkemesi, Bandırma’da 132 Kuvâ-yi Milliyeciyi yargılıyor; yani işgal yıllarında. Bunlar yargılama tutanakları. Önü arkalı, hepsi Yunanca. Çok ilginç. Bu da savcının kararı. Tabii bunlar orijinal belgeler; ben bunları satın aldım. Burada Yunanlılar gizli tanık kullanmış. Öyle ki mesela Ahmet oğlu Mehmet hakkında, “23 numaralı ve 45 numaralı tanıklar bunları söyledi.” deniliyor. 70 tane gizli tanık var. Bunların beşi gayrimüslim, 65’i Müslüman. Hainler. Bunların listesini eksiksiz şekilde aldım. Kaçarken bunu unutmuşlar, kimse de bulamamış. Atina Ziraat Mektebi'nden mezun bir ziraat mühendisi bulduk, para verip bunları çevirttirdik. Ben de bunlarla ilgili bir kitap yazdım. Sonra bir çocuk geldi, baktı ve, “Ben bu köydenim. Bunların çocuklarını, bu aileleri tanıyorum. Bu ailelerin çocukları hâlâ haindir hocam.” dedi. Görüntü kaynağı: Rueya Mostafavi



📖Olympos bile Grekçe değil.

Alıntı: Semra Bayraktar @sby1923 

🎞️’🇹🇷Dağ başını duman almış, Yürüyelim arkadaşlar...’'🇹🇷

 

20260802

📰“Biliyor musun… senin milletin yüzyılın en büyük liderini yetiştirdi!”

 

Einstein'ın 1932'de Atatürk'e Yahudi bilim insanlarının Türkiye'de çalışmasına izin vermesini rica eden mektubundan sonra, Einstein 1949'da Princeton Üniversitesi'nde genç bir Türk öğrenci olan Munir Ülüğ'le tanıştı ve ona, 

“Biliyor musun… senin milletin yüzyılın en büyük liderini yetiştirdi!” 

dedi.


Kaynak dil: İngilizce
Albert Einstein'in Mustafa Kemal Atatürk'e gönderdiği mektup (17 Eylül 1933), Almanya'nın Yahudi bilim insanlarına güvenli bir yer olmadığını belirterek, onların Türkiye'de çalışmasına izin vermesini istemektedir.

Atatürk bilim insanlarını korudu ve onlar Türk üniversitelerinin gelişmesine yardımcı oldu.

ALINTI: Turkish Archives @TurkishArc

📰 🇹🇷🎥 Yeşilçam’ın En Bıçkın İkilisi ❤️Sadri Alışık ve ❤️Ayhan Işık Dostluğunu Anlatan 17 Kare

 

''Sadri Baba’ya bir TV programında “Peki bize biraz Ayhan Işık’ı anlatır mısınız?” diye bir soru soruluyor. Sadri Baba, anında ıslak ıslak dolan gözleriyle, “Ayhan biraz anlatılmaz ki” diye cevap veriyor sesi titreyerek. 

İşte böylesine güçlü bir dostlukları var ikilinin. Aynı programda hayat arkadaşı Çolpan İlhan, Sadri Alışık için; Ayhan Işık adı geçtiğinde hiç dayanamadığını hemen ağladığını söylüyor. Çolpan İlhan’a göre Ayhan Işık’ın ölümüne çok üzülen Sadri Alışık’ın ömründen on yıl eksilmişti.''

 Semih Bey



















📰🇹🇷ANADOLU İNSANI: Ayhan Işık ve Sadri Alışık

Zincirlikuyu'da Bir Mezar Taşının Üstüne Örtülen O Ceket...
Selanik’ten kopup İzmir'e sığınmış muhacir bir ailenin çocuğuydu.
Daha 6 yaşındayken babasız kaldı.
Yıllar sonra o günleri anlatırken, "Babamdan geriye bir tek şey kaldı hafızamda" diyecekti; "Beni sırtına alıp merdivenleri çıkışı... Bir de kokusu."
O kokuyu hiç unutmadı.
Biz onu Yeşilçam'ın taçsız kralı olarak bildik hep. Salonların o janti, bıyıklı, ağır abisi.
Halbuki Darphane'de işçi bir ressamdı. Bedri Rahmi'nin öğrencisiydi. Kendisine zar zor aldığı boyalarla sabahlara kadar resim çizen, sessiz sedasız bir adam.
Şimdi düşününce insanın içine oturuyor... O dönemin dostlukları başka türlüymüş.
En yakın arkadaşı Sadri Alışık'tı. Beraber yurt dışına bir çekime gittiklerinde aynı odaya düşmüşler.
Dönüşte vapurda Ayhan Işık, "Oh, nihayet uyuyabileceğiz" deyince 
Sadri Alışık şaşırır.
"Neden, uyumadın mı hiç?"
"Biraz horluyordun Sadri, uykun bölünmesin diye ses etmedim."
Günlerce hiç uyumamış ama arkadaşını uyandırmaya kıyamamış.
İşte böyle bir adamdı.
Sonra 1979’un o Haziran sabahı geldi. Ayhan Işık o sessizliğiyle göçüp gitti bu dünyadan.
Çolpan İlhan yıllar sonra o günü şöyle anlatacaktı:
"Ayhan'ın ölümü, Sadri'nin ömründen on yılı söküp aldı."
Öyle ki...
Buz gibi bir kış günü Sadri Alışık ortadan kaybolur. Ararlar tararlar, yoktur.
En son Zincirlikuyu'da, Ayhan Işık'ın mezarı başında bulurlar onu. Soğuktan tir tir titremektedir.
Çünkü sırtındaki ceketini çıkarmış, "Ayhan üşümesin" diye o mermer mezar taşının üzerine örtmüştür.
Yani... İnsan o mermer taşa örtülen ceketi düşününce, bugün "dostum" diyenlerin vefasızlığından utanıyor.
Ruhları şad olsun.
Böyle adamlar bir daha zor gelir....
-Alıntı



📖 Hıristiyanlığı kabul eden Kıpçak Boylarına da "Ermeni", "Alban" demişler

 

Anadolu'nun güney-doğu bölgelerinde ve Azerbaycan'da Hıristiyanlığı kabul eden Kıpçak Boylarına da "Ermeni", "Alban" demişler ve Türk kökenli bu "Ermenilerden" Türkçe bir çok yazılı belge vardır.

Ermeniye hükümdarı Artaşes'in (Artaş'ın / Artaxias I) Türkçe Yazıtları: MÖ.2.yy

Urartu bölgesinde ve Saka döneminde Proto-Azer (Türk) kavimlerinin yaşadığı bilinmektedir. Artaşes zamanında (MÖ 2. yüzyıl) burada Azeriler yaşıyordu.  İlk Ermeni devletinin kurulduğu dönemde başka etnik grupların da bu bölgeye sızdığına şüphe yoktur ancak söz konusu yazıt yerel yerlilerin Azeri dilinde okunabilmektedir.  Buna göre uzmanların sunduğu transkripsiyonda sadece bir z/y lehçesi farklılığı dikkate alınırsa aşağıdaki imla ve okunuş ortaya çıkar: 


Şöyle bir soru ortaya çıkıyor: Ermenistan'ın ilk hükümdarı sayılan Artaş, sınır taşlarının üzerindeki yazıyı neden Ermenice (Hay dili) değil de Türkçe yazmış? 

Bu soruya Artaş'ın kendisinin Hay olmadığı, taşların bulunduğu bölgede Türk (Azeri) kavimlerinin yaşadığı, bölgenin adının Ermenistan olduğu ve orada yaşayan halkın küçük bir kısmının Hay olduğu gibi çeşitli cevaplar verilebilir. daha sonra bu Hay'lara da bölgenin nüfusu gibi Ermeni adı verildi.  Aslında bu cevaplar birbirini tamamlayan yorumların mantığına dayanmaktadır, öyle ki Artashesten'den yüzyıllar sonra da aynı durumla karşılaşıyoruz: Anadolu'nun güneydoğu bölgelerinde ve Azerbaycan'da Hıristiyanlığı kabul eden Kıpçak boylarına "Ermeni" deniyordu. ve "Arnavut" ve bunların arasında Türk asıllı "Ermeni"ler bulunmaktadır.

Günümüzde Türkçe yazılı pek çok belge bilinmektedir.

Ermenistan Bilimler Akademisi'nde saklanan sınır belge taşlarının Batı Azerbaycan'ın eski nüfusu hakkında verdiği bilgiler çok önemlidir.  Artaş meligin sergilenmesi ve iki tarla arasındaki sınıra sınır taşının yerleştirilmesiyle ilgili bu yazıtlar halen Azerbaycan Türkçesinin en eski yazılı örnekleridir.  2000 yılı aşkın süredir toprak altında kalan bu yazılı taşlar gibi belgeler bulunduğunda tarihin gerçek yüzü açıkça görülecektir.

Arkeoloji ve TÜRK Tarihi @ArkeolojiveTurk




Troya TURKO
@TroyaTURKO

Balkanlarda Şiptarlara Alban dediler. Haylara Ermeni dediler. Yunanlara Grek dediler.
Rus adı da Urus Han'dan geliyor. Rusya'yı Türkler kurdu Urus Han kendi adını verdi ülkeye.

📖🇹🇷🌲YEŞİL VATAN: Anadolu karaçamı- Türkiye’nin orman peyzajını şekillendiren en karakteristik iğne yapraklı ağaçlardan biridir

Anadolu karaçamı (Pinus nigra subsp. pallasiana),  Türkiye’nin orman peyzajını şekillendiren en karakteristik iğne yapraklı ağaçlardan biri ...