20260315

🎞️ Mehmet Akif Ersoy'un aziz hatırasına

 Doğu Perinçek:

"Üryan olduğumuz zaman, bencillikten, bireycilikten Mehmet Akif'in mirasına, vasiyetine uyarak maddiyat peşinde koşmaktan arınırsak, soyunursak.

Yüz çukallı gelse, yüz zırhlı gelse bizi kesinlikle yalıncağı soyamaz.

Mehmet Akif yalıncakların şairiydi."



📰✍🏻🇹🇷Türkiye-🇮🇷İran dostluğu güçlenince iki millet refah buldu - Şule Perinçek

 

Türkiye İran dostluğu güçlenince iki millet refah buldu

07 Ocak 2024
Şule Perinçek

“Türkiye-İran ilişkilerinin tarihi gözden geçirilirse, bu iki memleketin dostluktan ayrıldıkları zamanlar en müşkül devreleri yaşamış oldukları görülür. Halbuki milletlerimizin tabii eğilimleri ve yüksek menfaatleri icabı olan dostluk bağları kuvvetlendikçe her iki millet kuvvetli hâle geldi ve refah buldu. Türkiye Cumhuriyeti bu hakikati tamamen idrak ederek İran dostluğunu siyasetinin en esaslı ilkelerinden biri haline getirmiştir.” 

(Atatürk’ün Bütün Eserleri, c.26, Kaynak Yayınları, s.380.)

Türkiye ve İran’ı kader karındaşı yapan nedir?

Coğrafyamız özel bir coğrafya. İki ülkenin de Rusya ve Çin’i de katmak gerekir, bugünün Asya coğrafyasında dört ülkenin de önemli ortak özellikleri var. Büyük imparatorluk ve devlet gelenekleri olan; önemli çığır açıcı devrim deneyleri yaşamış; o yetenek, birikim ve kültüre sahipler.

Devlet bağımsızlığı geleneği olan bu topraklar emperyalizme karşı ayaklanma birikimine de sahip. Balkanlardan Pasifik'e kadar uzanan geniş imparatorluk toprakları, bir devrim coğrafyasıdır. Biri bitip diğeri başlar; ötekini tetikler.

Öncü ve liderler, yeraltında da yer üstünde de her bakımdan zenginler.

Emperyalistlerin eli hep buralarda.

YÜKSELEN ASYA MİLLETLERİNİN TALİHİ

Bugün de Asya’dan yepyeni bir uygarlık yükseliyor.
Dünyada büyük altüst oluşlar, sıcak savaşlar yaşanıyor.

Yeni bir düzen kuruluyor. Milletlerimiz kahramanca direniyor.
Atlantik sistemi çıkmazda. Emperyalist-kapitalist sistem çözümsüz.

“Geleceğin yüksek ufuklarından doğmaya başlayan güneş”, diyor Atatürk “yükselen Asya milletlerinin talihidir.”

İşte o güneş yeniden doğuyor.

“Bu talihin artık bir daha siyah bulutlara bürünmemesi, milletlerin ve onların öncülerinin ihtimam ve fedakârlığına bağlıdır.”

Türkiye ve İran geçmişte bu özeni göstermiştir, gösterecektir.

MASUM VE MAZLUM MİLLETLER HEMDERT OLANLAR BİRBİRİNİ BULUR

Atatürk, 7 Temmuz 1922'de Sovyet Sefiri Aralof'un, “Yüce İran devletinin muhterem fevkâlade sefiri Mümtazüddevle İsmail Han Hazretleri” adına verdiği ziyafette bir konuşma yapar. Atatürk özellikle şu vurgularla sözüne başlar. Doğu’nun masum ve mazlum milletlerin hissiyatlarını temsil edenler bir araya gelmişlerdir. Çünkü “Hemdert olanlar yekdiğerini arar ve bulurlar.” Çünkü onlar: “Aynı samimiyetle mütehassis olan arkadaşlar ve aynı samimiyetle mütehassis olan milletlerin temsilcileri”dirler. Türkiye ve Rusya uzun zamandır birlikteydiler. Ancak der Atatürk, “İçimizde hakikaten büyük bir boşluk vardı; o da İran milletinin temsilcisinden mahrumiyet! Bugün ona da muvaffak olduğumuzdan dolayı bahtiyarız.”

Çünkü,

“Türkiye halkının Doğu milletleriyle, Rusya ile, Azerbaycan ile, Afgan ile, İran ile olan bağları yalnız hissiyat üzerine kurulu değildir. Hakiki, maddi, değiştirilemez birtakım esaslara dayanmaktadır. Bu suretle düşmanlarımızın içimize girerek yapacakları telkinler ile bu bağların sarsılmasına imkân tasavvur etmek doğru değildir.” 

(ATABE, c.13, s.136.)

Dostla da düşmanla da temas edebiliriz ama bu temas mevcut samimi bağları, dostluğu sarsmayacaktır, daima koruyacaktır.

Kemalist Devrim’in emperyalizme karşı tutumu çok açık ve nettir. Dış siyasette ilişkilerde rota hep böyle itinayla çizilmektedir.

İkinci Dünya Savaşı’nın yaklaştığı yıllarda, Rusya, Balkan, Kafkasya ve Batı Asya devletleriyle ilişkilere çok daha fazla önem verilir. İran Şahı Rıza Pehlevi’nin çağrılı olarak geldiği Türkiye ziyareti gerçekten çok özeldir. Mustafa Kemal kendisi bizzat ilgilenir. Pehlevi’nin kalacağı Halkevi’nde yapılan hazırlıkları ve bahçeyi kendisi gelir denetler. Daha 10 Haziran 1934 sabahı Gürbulak kapısından girdiği anda telgraf çekilir:

“Zatı Şehinşahilerinin sıhhat ve afiyetle seyahat buyurmalarından doğan memnuniyetimi ve biraderanelerinin huzuru ile şereflenmek zamanını hasretle beklediğimi kalbi muhabbetlerimle arz ederim. Gazi. M. Kemal” 

(age. s.377.)

Türkiye İran dostluğu güçlenince iki millet refah buldu - Resim : 2

Pehlevi, 10 Haziran sabahı Gürbulak'tan Türkiye'ye giriyor, Kars Erzurum, Trabzon, Yavuz Zırhlısı’yla Samsun, oradan trenle 16 Haziran’da Ankara’da. Büyük törenle karşılanıyor. Akşam özel bir ziyafet veriliyor. Ankara ziyareti sırasında İran Şahı Rıza Pehlevi müzeleri, Kız Enstitüsü’nü, Ankara Barajı’nı, Ziraat Enstitüsü’nü, askeri fabrikaları, Musiki Muallim Mektebi’ni ziyaret etmiştir.

Daha sonra Atatürk’le birlikte 20 Haziran’dan 6 Temmuz’a kadar Eskişehir, Afyon, Balıkesir, İzmir, Çanakkale ve boğaz vapuruyla İstanbul gezisi yapmışlardır.

16 Haziran akşamı verilen ziyafette Cumhurbaşkanı konuşmasını şöyle bitiriyor:

Türkiye ve İran binlerce seneden beri üstlenmiş oldukları yükselme ve yükseltme rolünde bugün de kuvvetli ve kudretli adımlarla ilerliyorlar. Bu iki kardeş milletin, bu defa ziyareti Şahanenizle, bir kat daha yakınlaşan dostlukları, medeniyet için, insaniyet için, şüphesiz, en sevinilecek neticelerden biridir. Barış ve selamet içinde gelişmekten başka gayeleri olmayan milletlerimizin, aynı zamanda genel barışla hizmet etmeyi en şerefli vazife saydıklarına şüphe yoktur. Türk milleti için unutulmaz bir hatıra bırakacak olan bugünü, tarih, yalnız Türkiye-İran münasebetlerinde değil, fakat dünya barışında sayılır günlerden olarak kaydedecektir.”

Fakat bu ziyaretin en önemli olaylarından biri de Türkiye’nin ilk operasının İran Şahı şerefine bestelenmesidir. Atatürk bizzat yönlendirmiş, yazımına ve çalışmalara katılmış, dakika dakika izlememiştir. Atatürk operanın konusunu bizzat kendisi belirlemiş ve librettosunu Münir Hayri Egeli’ye birlikte danışarak yazdırmıştır. Gazetelerde bu “milli tiyatro hayatımızda bir dönüm ve bir hamle” olarak nitelendirilmiştir. (Cumhuriyet, 19 Haziran 1934, Numara 3630, s.5)

“Özsoy Destanı” operası ilk kez 19 Haziran 1934 Ankara Halkevinde, Atatürk ve İran Şahı Rıza Pehlevi huzurunda sahneye konmak üzere yetiştirilmiştir.

3 perde 12 tablodan oluşan operayı iki ay gibi kısa bir sürede bestelemek zorunda kalan Adnan Saygun şöyle anlatıyor:

“Yoğun çalışmaların sürdürüldüğü sıralarda karşılaştığım bütün zorluklara ve engellemelere rağmen, eserimin aleyhinde söylenen türlü sözler karşısında, Halkevine gelen Atatürk provaları seyretmişti. Riyaset-i Cumhur Orkestrası yerine İstanbul Belediye Konservatuvarı’ndaki yaylı sazlar orkestrası ile Riyaset-i Cumhur Armonisi’nin sesli sazlarını birleştirerek benim yönetimimde bir orkestra ile çalışmalarıma devam etmemi emrettiği sırada söylemiş olduğu sözlerden özellikle bir cümlesi hâlâ kulaklarımda çın çın çınlamaktadır:

“Bu bir inkılâp hareketidir.”

Bu önemli inkılâp hareketinin özel öyküsünü haftaya Pazar Tarih Rüzgarı’na bıraktım…

Alıntı: https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/turkiye-iran-dostlugu-guclenince-iki-millet-refah-buldu-444175

20260314

📖 Büyük Türk Talat Paşa’yı şehit edilişinin yıldönümü...

''Türk milleti için kendisini feda etmiş, İttihat ve Terakki’nin beyni, büyük Türk Talat Paşa’yı şehit edilişinin yıldönümünde rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. 

Türk milleti ona çok şey borçludur. Bugün bu topraklarda Ermeni zulmü olmadan yaşıyorsak onun sayesindedir.''

Alıntı: Elif @avelifkoca


Talatpaşa bundan 151 yıl evvel 1875 yılı Ağustosun 5. günü sabaha karşı Edirne'de Defterdar Camii ve Medresesi ne bitişik olan kendi evlerinde doğmuştur. (Günümüzde Aşiyan düğün salonunun oldugu yer.)

Babası Kırcaali kazasının Cebelce köyünden Cebelceli Ahmet Vasif Efendi'dir, dedesi Kırcaali kazasının Yahşiler Köyünden Bayraktar Halil ağadır, Validesi Hürmüz hanımdır ve Edirnelidir.

Gazi Mustafa Kemâl Atatürk ve bütün tarihçilerin ortak görüşü; Edirneli Talât Paşa gerçek bir Vatanseverdir. Devletine uzun yıllar hizmet ettikten sonra gittiği Almanya'da karanlık güçlerin maşası hain ve kalleş bir Ermeni suikastçının kurşunlarına hedef olarak 15 Mart 1921'de şehit olmuş.Hasret kaldığı vatanına ancak 25 Şubat 1944'te getirilerek Abide-i Hürriyet şehitliğine defnedildi.

Hemşehrimizin vefat yıldönümünde kendisini saygı ve minnetle anıyoruz. Allahın Rahmeti üzerine olsun..

Alıntı: S.PelinPEREMECİ ♐ #ANDIMIZ @tunaboyutarihi

🎞️Gerze Belediyesi Halk Oyunları Topluluğ

 “Cümleten hoş geldiniz!”

Gerze Belediyesi Halk Oyunları Topluluğu ile geleneksel halk oyunlarımızı yâd ediyoruz. 👯



 Alıntı: TRT Arşiv @trtarsiv


🎞️🗣️Türk dünyası nihayet mirasını talep ediyor,

The Turkic world is finally claiming its heritage, educating the world about its history and culture like never before. 🌍✨

Türk dünyası nihayet mirasını talep ediyor, dünyayı tarihi ve kültürü hakkında daha önce hiç olmadığı kadar eğitiyor. 🌍✨


 

📖"Saadeti ürkek bir geyik say."



 "Saadeti ürkek bir geyik say."

Kutadgu Bilig | Yusuf Has Hacib

Alıntı: :Pulse Aesthetic @PulseAesthetic


📰 Çanakkale’de 1879’dan bu yana faaliyet gösteren bir esnaf.

 


Alıntı: Telgraft @telqraft



🗣️"Ben Türk dostu Eftim değil, 🇹🇷Türkoğlu Türk Eftim'im.''

 

"Ben Türk dostu Eftim değil, Türkoğlu Türk Eftim'im. Ben, her zaman, her yerde Türk olduğumu beyan ettim. Bir yabancı, Türk dostu olabilir. Fakat benim gibi halis bir Türk vatandaşının, yabancı bir Türk dostu gibi gösterilmesi, onun milliyetinden şüphe edilmesine delalet eder ki bundan incinmemek, üzülmemek imkânsızdır. Bana Türk demeyip, Türk dostu diyenleri hiçbir surette affedemem."

- Papa Eftim

Fotoğraf: Atatürk'le ilgili anısını anlatırken gözyaşlarını tutamadığı bir ana aittir.


''Baba Eftim, bu memlekete bir ordu kadar hizmet etmiştir.” 

- Atatürk

"Türk dostu değil, Türk'üm" diyen, Milli Mücadele kahramanımız Papa Eftim’i vefatının 58. yıldönümünde saygıyla anıyoruz.

Aziz ruhu şad, hatırası sonsuz olsun.


Alıntı: Türk Ortodoks Topluluğu @TurkOrthodox





🎞️ 🇹🇷Milli Kadın Hareketi'nde birleşen Türk kadını...

 ''Milli Kadın Hareketi’nde birleşiyoruz

14 Mart 2026
Editor
IŞIL GÜRSOY

Emperyalist kapitalist sistem, kadını üretimden koparıyor. Kadını kapitalizmin öznesi yaparak, tüketimin tam merkezine oturtuyor. Diğer yandan Cumhuriyet’in eşit yurttaş ve millet yaptığı kadın ve erkeği, birbirine düşmanlaştırarak kadını yalnızlaştırıyor.

Cinsel bir metaya dönüştürüyor.

Kadın, sistemin yaşaması için araç haline getiriliyor.

Sistem, kadını üretimden koparıp pazarında vitrin yapmaya çalışıyor.

İnsan emeğini ve en çok da kadının emeğini sömürerek ürettiklerini, yine emeğini değersizleştirdiği kadın üzerinden kâra dönüştürüyor, kendi ömrünü uzatıyor.

Kadın, cinsiyeti, emeği, hatta kanı, eti sömürülerek üzerinden para kazanılan bir araç haline getiriliyor.


KADIN VE AİLE DÜŞMANLIĞI

Kadın ne kadar yalnızlaşırsa sistem o kadar çok kazanıyor.

Kadın ne kadar bireycileşirse ailenin, toplumun parçalanması kolaylaşıyor.

Bütün bunların yanında neoliberal çürümüş kültür de cabası.

Özgürlük dedikleri LGBT dayatması ve uyuşturucunun özendirilmesi yoluyla kadınlarımız ve çocuklarımız Atlantik dayatması neoliberal kültürün esiri yapılmaya çalışılıyor.

Sırtını Türk Kadını’nın devrimci mirasına dayayan Cumhuriyet Kadınları Derneği, Türk Kadınına takılmak istenen bu zincirleri kıracak balyozu ellerimize uzatıyor.

Milli Kadın Hareketi!

MİLLİ KADIN HAREKETİ NEDİR?

Milli Kadın Hareketi, kadınlarımıza Batı’nın dayattığı her türlü ekonomik, siyasi ve kültürel saldırılara, yaptırımlara karşı birlik çağrısıdır.

Türk kadını için bir zorunluluk haline gelen Üretim Devrimi çözümünde birleşme çağırısıdır.

Emperyalist kapitalist sistemin özgürlük diye dayattığı bütün çürümüşlükleri kadınımızın üzerinden atmak için, gerçek bir özgürlük mücadelesini birlikte vermeye davettir.

Ailenin değersizleştirilmesine, çocuklarımızın ellerimizden koparılıp, sistemin uygulayıcısı haline getirilmeye çalışılmasına bir isyan hareketidir.

Sistemin kadının önüne koyduğu bütün bayrakları yırtıp, yerine Türk bayrağımızı dikme çağrısıdır.

Kadınımızın sistemin metası haline getirilmesine karşı, birlik olma davetidir.

Sistemin sunduğu sözde güzellik maskelerini yırtıp, gerçek güzelliğin üretmede, paylaşmada, dayanışmada olduğunun tadına birlikte varma özlemidir.

Tam bağımsız yaşamak istediğimiz vatanımızda, başı dik yaşamaya çağrıdır.

Kadınımızı gerçek mücadelesinden koparan sahte özgürlük kafeslerini parçalamaktır.

LGBT dayatmasının ve çocuklarımızı uyuşturucunun esiri yapmak isteyen neoliberal, çürümüş kültürün panzehiridir.

Türk kadının emperyalizme karşı mücadelesinde kazandıkça haklarını da kazandığı gerçeğinden yola çıkarak vatan mücadelesi ile kadın mücadelesini birleştiren tek harekettir.

Milli Kadın Hareketi, kadınımızı birleştirme, bütünleştirme hareketidir.

Haydi Türk kadını, Milli Kadın Hareketi’yle, hak ettiğin güzel günleri birlikte yakın etmeye!''

📖 ATATÜRK'ÜN 'GÜNEŞ DİL KURAMI' VE 'TÜRK TARİH TEZİ' NEDEN YASAKLANDI?

 ATATÜRK'ÜN GÜNEŞ DİL KURAMI VE TÜRK TARİH TEZİ NEDEN YASAKLANDI?

İşbirlikçilerin eliyle Atatürk'ün dil ve tarih tezi yasaklandı.Bilimde, kültürde, dilde, siyasette batı sömürgeciliğinin getirdiği yasaklar hala devam ediyor. Ekonomiden tıbba, sağlıktan edebiyata, medyadan seyrettiğimiz filmlere kadar aynı batı işbirlikçisi iklim tüm günümüzü ve geleceğimizi boğuyor.⬇️

 Alıntı: Arkeoloji ve TÜRK Tarihi (@ArkeolojiveTurk)



📰Milli Mücadele kahramanı 🇹🇷☦️ Papa Eftim, 58 yıl önce aramızdan ayrıldı

 ''Milli Mücadele kahramanı Papa Eftim, 58 yıl önce aramızdan ayrıldı. Lakin verdiği bu kutlu mücadelenin ateşi milyonlarca Türk’ün kalbinde yanmaya devam etmektedir.

Bütün yaşanılan zorluklara göğüs germiş olan Papa Eftim, Atatürk’ün de emrettiği gibi hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmamıştır.

“Düşmanlarımızın her şeyi var, ancak bizim silah ve cephanemiz yok. Fakat göğsümüzde imanımız var, mutlaka kazanacağız. Yaşasın Muzaffer Türk Ordusu!”

Aziz ruhun şad olsun Türk oğlu Türk.''

Selçuk Erenerol @selcukerenerol

🇹🇷Türkiye'de bulunan ve 🌍dünyanın pek çok yerinde şaşırtıcı derecede benzerleri olan bazı yerler:

 


 

📰✍️İlber Ortaylı Tarihi akademiden halka indirdi

İlber Ortaylı Tarihi akademiden halka indirdi

Prof. Dr. İlber Ortaylı, 85 milyonun tarihçisi, 85 milyonun kahve arkadaşı, 85 milyonun özlediği aydındı.

Tarih merâkını akademinin amfilerinden halkın sohbet meclislerine getirdi. En derin bilimsel konuları üniversite kürsüsünden değil, mahalle kahvesinin peykesinde anlatan bir edâsı vardı. O sevimli haliyle gönüllere konuk oldu.

Televizyon ekranlarında, en ciddî konuları bir allâme kibriyle değil, havlusunu omuzuna atmış, elinde değneğiyle bir meddah gibi anlattı. Halk O’nun içtenliğini anladı. Milletin yabancılaştığı değil, özlediği aydın karakteriydi.

Mahalle kahvesinde memleket meselesi muhabbeti yapan haliyle bizlerden biriydi. Nükteleriyle, şakalarıyla, gülüşüyle, paylaşılan hükümleriyle halkın sevgilisi oldu.

Her zaman Türkiye cephesindeydi. Geçmişe, bugüne, yarına dair görüşleriyle bu toprakların aydını ve bilim adamıydı. Atlantik dünyası, O’nu ele geçiremedi. Yukardan baktı bu tür girişimlere. Çünkü satın alınamayacak bir namusu vardı.

Havalıydı, ama kibirden ve azametten uzak durdu. Bilimsel gerçeğe bağlıydı. Bilimsel konularda doğru gösterilince, yanlışını bırakır, doğrunun yanında yer alırdı. Bilimsel gerçeklik karşısında, herkesle eşitti.

“Modernite”nin şovmenlerine benzeyen mâlûmat satıcılardan değildi. Çok araştırmıştı. Şüphe etmiş ve kurcalamıştı. Arşivlerin tozlarını yuta yuta, büyük emekle eriştiği bilgisine güvenirdi ve cehaleti küçümserdi. Ancak bilimsel birikimini bir sopa gibi kullanmadı.

İlber Ortaylı kardeşimle arkadaşlığımızın tarihi 1960’lı yıllarda başlar. 60 yıldır kardeşleriyle Ortaylı ailesini tanıdım. Ancak asıl tanışlık tarih sevdasındadır. Bir başka meraktır tarih çalışması. İlber ile arkadaşlığımızın tarihi, tarihin yaşı kadar uzar gider. Bilim aşkı, kişiyi kendisine odaklanmaktan kurtarır, gerçeğe yoğunlaşmayı getirir. İlber’in tarihsel gerçeğe bağlılığı böyle bir merâktı.

En son Ulusal Strateji Merkezi’nin 17-19 Kasım 2023 günü toplanan Asya’da Devlet Birikimi çalıştayında ve 25 Aralık 2025 günü Türkiye Gençlik Birliği’nin Türk Devrimi Sempozyumu’nda birlikte olduk. O gün ilk kez O’nun ölümle haberleştiğine tanık oldum. “Cüneyt Akalın Hoca da gitti, bir bir gidiyoruz” dedi. “Gelene bakalım, devrim geliyor. Gidenlerin gözü arkada kalmayacak” dedim. “Güldü, haklısın” dedi. Türkiye’nin tarihine olan güveni, aynı zamanda geleceğe olan güvendi.

Son görüşmemizde son vurgusu, Türkçe idi. Türk dili, devlet ve millet  varlığımızın eşsiz hazinesiydi ve siper olacağımız yıkılmayan kaleydi.

İlber Ortaylı, tarih yazdı, şimdi tarih çalışanlar O’nu yazacak.

Ömrünü tarih çalışmasına verdi. Artık birikimi ve eserleri tarihin konusudur.

Doğu Perinçek

Vatan Partisi Genel Başkanı

Alıntı: Doğu Perinçek @Dogu_Perincek



🇭🇺Macaristan, bastırdığı gümüş hatıra parasında Orhun Yazıtları’na yer verdi.

 




Geçtiğimiz yıllarda da Türk tarihi sembollerini hatıra paralarına bastırmıştı.



Alıntı: TÜRK DEGS / TURK MAGS @turkdegs



20260313

🎞️ 💐Ünlü tarihçi ve Türk aydını İlber Ortaylı'yı kaybettik💐... Ortaylı'nın son videolu paylaşımı...

 



Prof. Dr. İlber Ortaylı kimdir


Türkiye’nin ünlü tarihçisi 
Prof. Dr. İlber Ortaylı bugün hayatını kaybetti. 
Ortaylı’nın yaşamı ve çalışmaları merak ediliyor.

13 Mart 2026

Prof. Dr. İlber Ortaylı kimdir
Nurullah Aydın

Türkiye’nin en tanınan tarihçilerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı, 13 Mart 2026 tarihinde yaşamını yitirdi. Osmanlı tarihi ve diplomasi tarihi alanındaki çalışmalarıyla geniş kitlelerce tanındı. Akademisyen kimliği ve Topkapı Sarayı Müzesi yöneticiliği ile Türk tarihine önemli katkılarda bulundu. Vefatı, sosyal medyada ve haber sitelerinde büyük yankı uyandırdı.

İLBER ORTAYLI KİMDİR

İlber Ortaylı 21 Mayıs 1947’de Avusturya’nın Bregenz kentinde doğdu. Kırım Tatar kökenli olan Ortaylı, küçük yaşta ailesiyle Türkiye’ye geldi ve burada eğitimini sürdürdü. Ankara Üniversitesi’nde tarih öğrenimi gören Ortaylı, ardından Chicago Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı. Akademik kariyerini Türkiye’de ve yurtdışında sürdüren Ortaylı, 
  • Osmanlı tarihi, 
  • diplomasi tarihi 
  • ve kültür tarihi 
alanlarında önemli çalışmalar yaptı. Ayrıca uzun yıllar akademisyen olarak ders verdi ve farklı üniversitelerde görev aldı.

Ortaylı, 2005–2012 yılları arasında İstanbul’daki Topkapı Sarayı Müzesi’nin yönetimini yürütmüş, tarih alanındaki çalışmaları ve eserleriyle geniş bir kitleye tarihin farklı yönlerini sevdirmişti. Yayınladığı makale ve kitaplar ile Türk ve dünya tarihine dair önemli katkılar sağladı.

Ortaylı’nın sağlık sorunları nedeniyle bir süredir tedavi gördüğü ve yoğun bakımda kaldığı, tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdiği bilgisi haber ajansları tarafından duyuruldu. Türkiye’nin siyaset, akademi ve kültür dünyasından birçok isim Ortaylı’nın vefatı üzerine taziye mesajları paylaştı.

İlber Ortaylı’nın yaşamı boyunca dünya tarihi ve Osmanlı tarihi üzerine yaptığı çalışmalar, geniş bir okuyucu kitlesi ve pek çok öğrencisi tarafından ilgiyle takip edildi.



SOSYAL MEDYADAN ALINTILAR.....






 İlber Ortaylı Hoca, Galatasaray-Başakşehir maçı öncesi anıldı.

Prof. Dr. İlber Ortaylı:

 ''Kemalizm kutsaldır. Laf eden elenir.... Türkiye Cumhuriyeti'nin bir düsturudur....''





 

🎞️ 'Eski Çamlar Bardak Oldu'

🖼️Ressam Abit Güner'in tablosu - 👨🏼‍🎨Erik Beli Yaylası


Resme baktıkça havanın ve toprağın kokusunu hissediyorum.

İki yıl önce kaybettiğimiz, Trabzon’un yetiştirdiği değerli ressam ve fotoğrafçı Abit Güner ağabeyimizin en sevdiğim tablolarından biri.

Ruhu şad olsun.

#AbitGüner

#ErikBeliYaylası


 Alıntı: Erdal Eksert @erdaleksert 


🎞️🇦🇿Azerbaycanlı oyuncu Nureddin Mehdihanlı, 🇹🇷Türk İstiklal Marşı’nı möhtəşəm oxudu🇦🇿🇹🇷

 


 

20260312

🎞️ 100 yıl önce bilgisayar yokken bu tasarımlar nasıl çizildi❓ ✍️ Türk grafikleri dünyada gündem oldu.



 Alıntı: 🎙️ @hlmkrzl

Bir büyükannenin, Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalma belge koleksiyonunu çıkardığı anlar.



Alıntı: Telgraft @telqraft 


📖 Türk istihbarat geleneği, Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’e uzanan bir devlet tecrübesidir

Türk istihbarat geleneği, Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’e uzanan bir devlet tecrübesidir.

📍1913: Teşkilat-ı Mahsusa kuruldu. 📍1919: İşgal yıllarında Karakol Cemiyeti ve diğer gizli ağlar Milli Mücadele’ye istihbarat sağladı. 📍1926: Cumhuriyet döneminin ilk modern teşkilatı Milli Emniyet Hizmeti Riyaseti (MAH) kuruldu. 📍1965: MAH yeniden yapılandırılarak Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) kuruldu. Bir devletin gücü, görmediğini görebilen aklıyla ölçülür. Türkiye o aklı yüz yılı aşkın süredir inşa ediyor. Bugün MİT, Türkiye’nin güvenliği için dünyanın birçok bölgesinde operasyon yürüten modern bir istihbarat teşkilatıdır.


20260311

📖 YABANCILARIN GÖZÜNDE: Alman seyyah Salomon Schweigger'in İstanbul’daki izlenimleri

 


Alman seyyah Salomon Schweigger 1578-81 yılları arasında İstanbul’da bulunmuştur.

Ramazan ayı ile ilgili notları arasında şunlar vardır. 

Türkler her gün ikindi vakti Şehzade Mehmed cami önündeki aç ve perişan halde bulunan sokak hayvanlarını ciğer parçaları ile beslerler.


Alıntı:: Tasvir Sanatları @tasvirsanatlari


📖🇹🇷🌳YEŞİL VATAN: Porsuk Ağacı🌿

 


Baktığınız fotoğrafa, halk arasında porsuk ağacı olarak bildiğimiz Taxus baccata'nın o kendine has dokusunu hemen görebilirsiniz. Bu ağaç çok özel ve saygı uyandıran bir ağaç türü. 

Fotoğrafta ilk dikkat çeken şey, gövdenin o kırmızımsı kahverengi, yer yer morumsu rengi ve ince tabakalar halinde soyulmuş kabuk yapısı. Ağaç yaşlandıkça gövdesi böyle dalgalı, oluklu ve yaşanmışlık hissi veren bir forma bürünüyor.

Ayrıca o kalın, yaşlı gövdenin tam üzerinden fışkıran taze yeşil sürgünleri fark etmişsinizdir. Porsuk ağacı, böyle yaşlı ve sert odunundan bile yepyeni filizler verebilen, kendini yenileme kapasitesi inanılmaz yüksek olan nadir iğne yapraklı ağaçlardan biridir.

Bu ağaç hakkında kesin olarak bildiğimiz ve her zaman akılda tutulması gereken çok önemli bir detay var: Porsuk ağacı meyveleri biz insanlar için son derece zehirlidir. Sadece sonbaharda verdiği o kırmızı, üzümsü meyvesinin dıştaki etli kısmı zehirsizdir; bunun dışında yaprakları, kabuğu, dalları ve o kırmızı meyvenin içindeki tohumu bile insanlar ve birçok hayvan için ölümcül olabilen maddeler içerir. 

Öte yandan, inanılmaz yavaş büyürler ama binlerce yıl yaşayabilirler. Ülkemizde Zonguldak'ta 4000 yaşını devirmiş ve dünyadaki en yaşlı porsuk ağaçlarından biri olan Gümeli Porsuğu bunun en güzel örneğidir. Odunu çok sert ama aynı zamanda esnek olduğu için tarih boyunca yay yapımında çok kıymetli olmuş. Günümüzde ise hem o budamaya gelen yapısıyla peyzajlarda çok seviliyor hem de özünden elde edilen maddelerle kanser ilaçlarının yapımında kullanılıyor.


Alıntı: Orman Mühendisi @0rmanmuhendisi


20260310

📰. Gelibolu’da siperde poz veren Türk subayları, 1915

 


📖 Balkanlar'daki Osmanlı mirası - Araştırmalar en az 550 Türk anıtının kiliseye dönüştürüldüğünü gösteriyor.

Mart 2026 itibariyle, Balkanlar'daki Osmanlı mirası üzerine yapılan araştırmalar, en az 550 Türk anıtının kiliseye dönüştürüldüğünü gösteriyor.

Bu rakam, bölgedeki Osmanlı mimari mirasının uzun vadeli bir dönüşümünü yansıtıyor ve ortak kültürel mirasın korunması, yeniden yorumlanması ve tarihsel sürekliliği hakkında önemli soruları gündeme getiriyor.

Alıntı: hermes | jeopolitik @hermes_z



🎞️ Taş baskı, diğer adıyla yazmacılık


 Taş baskı, diğer adıyla yazmacılık, insanlığın en eski kumaş boyama tekniklerinden biri. Dokuma sanatının gelişimiyle birlikte ortaya çıkan bu el sanatı; Anadolu, Mezopotamya, Mısır ve Çin gibi coğrafyalarda kültürel izler bırakmıştır.



🎞️ Türk dünyası'nın yaşayan en yaşlı nenesi: Özbekistan'ın Fergana bölgesinde yaşayan 130 yaşındaki Hüveyde nene

Türk dünyası'nın yaşayan en yaşlı nenesi: Özbekistan'ın Fergana bölgesinde yaşayan 130 yaşındaki Hüveyde nene Guinness rekorlar kitabına girmeye hazırlanıyor.



🎞️ 2500 yıllık dünya'nın en eski Türk halısı pazırık yeniden dokundu.

 


 

🎞️ Mehmet Akif Ersoy'un aziz hatırasına

Genel Başkanımız Doğu Perinçek: "Üryan olduğumuz zaman, bencillikten, bireycilikten Mehmet Akif'in mirasına, vasiyetine uyarak madd...