🇰🇿Kazakistan’ın Abay Köyü’nde düzenlenen Nevruz toyunda yüzlerce kişinin oynadığı Kökpar oyunundan bir kesit:pic.twitter.com/GJ3d0Fnw0Y
— 🇹🇷Bilgen Hatun🇰🇿 (@BilgenHanim) August 28, 2026
Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
🇰🇿Kazakistan’ın Abay Köyü’nde düzenlenen Nevruz toyunda yüzlerce kişinin oynadığı Kökpar oyunundan bir kesit:pic.twitter.com/GJ3d0Fnw0Y
— 🇹🇷Bilgen Hatun🇰🇿 (@BilgenHanim) August 28, 2026
''Büyük Atatürk ün gemisi Savarona geziliyor mu diye sordum. Halka henüz açılmadı ancak yakında açılacak fakat henüz belli bir tarih yok dendi.
En son çocukken, büyüdüğüm #Büyükada yakınlarında görmüştüm.
Heyecanlandım🐺♥️🇹🇷''
#30Ağustos #BüyükTaarruz
*Alıntı: S.PelinPEREMECİ @tunaboyutarihi
"Gül yetişir bahçe güzelleşir, Kız yetişir vatan güzelleşir."
— 🇹🇷Bilgen Hatun🇰🇿 (@BilgenHanim) August 28, 2026
pic.twitter.com/rB15Czd7wZ
📍 Balıkesir'in Burhaniye ilçesindeki Adramytteion Antik Kenti kazılarında, Roma dönemine ait olduğu değerlendirilen, mozaikleri büyük ölçüde korunmuş villa bulundu.
Balıkesir Kuva-yı Milliye Müzesi Müdürlüğü başkanlığında, Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Adramytteion Araştırmaları Heyeti Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Murat Özgen'in bilimsel danışmanlığında Ören Mahallesi'nde sürdürülen kazılarda, kentin Roma dönemine ilişkin konut alanlarından biri ortaya çıkarıldı.
Alanda gerçekleştirilen tespit sondajlarında çok tabakalı kültür katlarına ulaştıklarını belirten Özgen, ikinci çalışma dönemşnde Roma dönemine ait konut yapısını ortaya çıkardıklarını ifade etti. Salonların mozaik döşemeler, fresklerle kaplı duvarlar ile figüratif ve geometrik bezemelerle süslendiğini anlatan Özgen, şöyle konuştu: "Özellikle kuzey salonda 15 panel halinde farklı türlerde kuşlar, balık figürü ve Adramytteion kentinin MÖ 4. yüzyıldaki sikkelerinde temsil edilen kanatlı at figürü yer alıyor. Kanatlı atın, bu motifin sikkelerde kullanılmasından yaklaşık 500 yıl sonra, Roma dönemine ait bir yapıda da kenti temsil eden bir unsur olarak karşımıza çıkması oldukça önemli."
Mozaiklerde kedi ve köpek figürlerinin de bulunduğunu belirten Özgen, hayvanların isimlerinin yazıtlarla birlikte işlendiğini söyledi. Kedi figürünün "Zümrüt" anlamına gelen bir isimle, köpeğin ise "Okyanos" adıyla tasvir edildiğini aktaran Özgen, bu ayrıntıların yapının sahibine ilişkin değerlendirmeler yapılmasına imkan verdiğini kaydetti.
Kaynak: AA (27.08.2026)
Alıntı: arkeolojihaber ® @arkeolojihaber
Beşiktaş’ın rakibi Omonia: Türk dostu Rum takımı
— Dr. Sefa Karahasan (@sefakarahasan) August 28, 2026
📍Beşiktaş’ın UEFA Avrupa Ligi’nde karşılaşacağı Kıbrıs Rum takımı Omonia, Türk dostu olarak biliniyor. Kıbrıslı Türkler arasında en fazla sempati duyulan takımlardan biri.
Omonia’nın taraftar grubu, tribünlerde zaman zaman… pic.twitter.com/tkqQ8VpP3p
Beşiktaş’ın rakibi Omonia: Türk dostu Rum takımı
📍Beşiktaş’ın UEFA Avrupa Ligi’nde karşılaşacağı Kıbrıs Rum takımı Omonia, Türk dostu olarak biliniyor. Kıbrıslı Türkler arasında en fazla sempati duyulan takımlardan biri.
Omonia’nın taraftar grubu, tribünlerde zaman zaman 🇹🇷Türkiye ve KKTC bayrakları açıyor, 🇬🇷Yunan bayrakları yakıyor.
Rakip takım taraftarları maçlarda Omonia taraftarlarına sık sık “Türkler” sloganları atıyor.
Omonia, Rum milliyetçi kesimin tüm saldırılarına rağmen uzun yıllar sonra kadrosuna da bir Kıbrıslı Türk futbolcu katmıştı.
Kıbrıslı Türk Tahsin Özler, Omonia forması giymişti.
-Öklit geometriyi Sümerlerden aldı. Sümerler Türklerin akrabasıdır
— Oktay Sinanoğlu (@OktaySinanoglu1) August 28, 2026
-Matematiğin temel yapı taşı olan cebiri Türkler buldu.
-Eğer bizimkiler, geometri ile cebiri birleştirmeselerdi, Fizikteki Nevton kanunları da olmazdı
-Kimyayı Türkler icat etti
-Tıbbı Türkler başlattı pic.twitter.com/ZzUqWmure8
-Öklit geometriyi Sümerlerden aldı. Sümerler Türklerin akrabasıdır
-Matematiğin temel yapı taşı olan cebiri Türkler buldu.
-Eğer bizimkiler, geometri ile cebiri birleştirmeselerdi, Fizikteki Nevton kanunları da olmazdı
-Kimyayı Türkler icat etti
-Tıbbı Türkler başlattı
Oktay Sinanoğlu ve Sümerler
Oktay Sinanoğlu, Sümerler ve Sümerce üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan bir bilim insanıydı ve Sümerlerin bilimsel mirasının modern bilimdeki yerini vurgulamıştır.
Bilimsel Çalışmaları
Oktay Sinanoğlu, Sümerler ve Sümerce üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan bir bilim insanıdır. Bu çalışmalarında, Sümerlerin bilimsel mirasının modern bilimdeki yerini vurgulamıştır. Sinanoğlu, Sümerlerin bilimsel katkılarını inceleyerek, bu eski uygarlığın bilime olan etkilerini ortaya koymuştur.
Sümerlerin Bilimsel Mirası
Sümerler, tarih boyunca birçok alanda önemli bilimsel gelişmelere imza atmışlardır. Sinanoğlu'nun araştırmaları, bu mirasın günümüzdeki bilimsel anlayışa nasıl katkıda bulunduğunu göstermektedir. Sümerlerin matematik, astronomi ve yazı sistemleri gibi alanlardaki yenilikleri, modern bilimin temellerini atmıştır.
Sinanoğlu'nun Vizyonu
Sinanoğlu, Sümerlerin bilimsel mirasını sadece tarihsel bir olgu olarak değil, aynı zamanda günümüz biliminin gelişiminde önemli bir kaynak olarak değerlendirmiştir. Bu yaklaşımı, Türk bilim camiasında Sümerlerin önemini yeniden gündeme getirmiştir.
Oktay Sinanoğlu'nun çalışmaları, Sümerlerin bilime olan katkılarını anlamak ve bu mirası gelecek nesillere aktarmak açısından büyük bir öneme sahiptir.
Alıntı: YZ
Elli iki yıl sonra, 14 Ağustos 1974'te Atlılar'da öldürülen otuz yedi Türk Kıbrıslıdan on beşi kimliklendirildi.
İkisi bebekti. Seldem Ali Osman kırk günlüktü. Betül Arnavut on altı aylıktı.
Salı günü devlet töreniyle toprağa verilecekler.
TOPLU MEZARDAN ÇIKARILAN 15 ŞEHİT DAHA DEFNEDİLECEK. YAŞLARINA BAKINIZ!
EOKA'cı katiller, Atlılar,Sandallar,Muratağa'da ağustos 1974'de 126 Türkü katledip toplu mezara gömdü. Toplu mezar Ağustos 1974 sonunda BM Barış Gücü ve Dünya basını önünde açıldı.Şehitler, yine toplu şekilde, oluşturulan şehitliğe defnedildi. Yanına anıt yapıldı.
Kayıp Şahıslar Komitesi 2023'de kimlik tespiti için toplu mezarı açtı ve aldığı DNA örneklerini şehit yakınlarından alınan DNA örnekleri ile karşılaştırarak kimliklendirdi. Son olarak 15 şehidin daha kimliği belirlendi. Şehitlerin kalıntıları tek tek 1 Eylül Salı günü Atlılar Şehitliği’nde Devlet Töreni ile defnedilecek.Böylece her şehidin ayrı kabri bulunacak
Kimlik tespiti yapılan şehitlerin en küçüğü 40 günlük. Şehitlerin yaşlarına bakınız ve RUM-YUNAN'ın nasıl bir vahşet sergilediğini görünüz:
***
Gülden Ali Osman (Pipalı) (4), Özlem Ali Osman (Pipalı) (2), Seldem Ali Osman (Pipalı) (40 günlük), Betül Arnavut (16 aylık), Mualla Ali Osman (Pipalı) (36), Fatma Tahir (46), Emine Tahir (22).
Tülay Süleyman (28), Hasan Süleyman (10), Kemal Süleyman (6), Okan Süleyman (3), Gürhan Ali Çerkez (12), Ayşe Hasan (56), Narin Hasan (16), Kıymet Hasan (22),
***
Ne acı ki son 52 yılda Türkiye ve KKTC'yi yönetenler, bu soykırımı Dünyaya duyuramadı, en yaygın 5-6 yabancı dilde belgesellerini yapamadı, BM raporlarında olmasına karşın BM gündemine getiremedi, uluslararası savaş suçu mahkemelerinde dava konusu yapamadı, savaş tazminatı talebinde bulunamadı. Okullarda genç kuşaklara öğretemedi.
Bu konularda çok uğraşmama, çok yazı ve çok rapor yazmama karşın sonuç alamadım. Bu ve benzeri katliamları sürekli gündeme getirdiğim için " barış düşmanı, çözüm karşıtı, faşist, ırkçı" olmakla ve geçmişte yaşamakla suçlandım. Nasıl bir zihniyet bu?
YORUMLAR:
Mahir ŞEKİ @mahirseki*Bu Korkunç Soykırımın Failleri Olan Vahşi Rum Katiller,
*Şu Anda 70'li Yaşlardalar ve
*Rum Kesiminde Tam 52 Yıldır Ellerini, Kollarını Sallayarak Dolaşıyorlar..
*Uygar(?!) Batı, Dindaşlarının En Vahşi Cinayetlerini Bile Görmezden Geliyor..
❤️ Boyacı amca dünya gündeminde
— Hürriyet.com.tr (@Hurriyet) August 28, 2026
😸 Türkiye’de ayakkabı boyacılığı yapan yaşlı bir ayakkabı boyacısının, her sabah yanına gelen kediyi özenle taradığı anlar farklı ülkelerden milyonlarca kişinin beğenisini topladı pic.twitter.com/t2gczN93A6
Boyacı amca dünya gündeminde
😸 Türkiye’de ayakkabı boyacılığı yapan yaşlı bir ayakkabı boyacısının, her sabah yanına gelen kediyi özenle taradığı anlar farklı ülkelerden milyonlarca kişinin beğenisini topladı🇰🇿Baba ve kızın at üzerindeki bağı…
— Orta Asya / Türk Dünyası (@OrtaAsyaDunyasi) August 28, 2026
Gökbörü ruhuyla yetişen Türk çocukları.pic.twitter.com/Y03uFVvuHT
36 Ülke Yarıştı, Hiçbiri Türk Kızlarını Geçemedi 🇹🇷 "Dünya Şampiyonu Oldular" 👇👇
İspanya'nın Costa Brava sahillerinde geçen ay garip bir şey oldu.
36 ülkenin dev bütçeli takımları, boy boy sponsorları, son model ekipmanlarıyla oradaydı. Karşılarında ise sabahın kör karanlığında, buz gibi suya atlayıp elleri nasır tutana kadar o yelkenin ipini çeken bizim kızlar vardı.
Parla, Zeynep, Doğa...
Yaşları daha 15, 17. Akranları saatlerini telefon ekranlarında kaydırırken, onlar İzmir'de tuzlu suyun, sert rüzgarın içinde büyüdüler. 🌊
Tam 399 sporcu indi o suya.
Herkes o meşhur Avrupa takımlarını bekliyordu.
Ama rüzgar tersten esti.
Parla Kabasakal, o gencecik yaşıyla üst üste ikinci kez Dünya Şampiyonu oldu. Zeynep U15'te altını, Doğa bronzu aldı. Bir anda Türkiye, dünyanın en zorlu branşlarından birinde "Dünya Takım Şampiyonu" olarak o kürsünün en tepesine çıktı. 🥇
Yani şimdi düşününce insanın içine oturuyor...
Televizyon kanallarında akşama kadar boş insanların hayatları, kimin kime ne dediği konuşulurken; bu ülkenin 15 yaşındaki çocukları, ta İspanya'da 36 devlete İstiklal Marşı'mızı esas duruşta dinlettirdi. 🇹🇷
Antrenörleri Emirşah Hoca, kürsünün tam karşısında durdu. İstiklal Marşı girince gayri ihtiyari ceketinin düğmesini ilikledi. Uzun uzun baktı o yorgun çocuklara.
Gösteriş yok. Şikayet yok.
Bizim buraların çocukları, kimse onları alkışlamasa da ülkeleri için başarmayı çok iyi bilir.
Alıntı: Kızılırmak Türkü Diyarı
OLAY:
Macaristan sınır kapısında, Macar gümrük muhafaza polisi bir Türk plakalı tırı durdurup soförden pasaportunu istiyor. Soför Türk pasaportunu veriyor, polis şoföre
"sen Türk müsün?" diye soruyor.
Şoför "hayır ben Kürdüm..!" diyor, polis 3-4 defa "Sen Türk müsün?" diye sormaya devam ediyor, her seferinde şoför "hayır ben
Kürdüm..!" diyor.
Polis. elndeki lurk pasaportunu virto alivor ve solore:
“Türk değilsen bu pasaport sende ne arıyor, git kendı milliyetinden olan pasaportla gel ‘' diyerek, aracı ülkesine sokmuyor..!
YORUM
'Türkiyelilik' diye bir kavramın hukuki bir karşılığı yoktur. Tamamen ideolojik bir uydurmadır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının adı bellidir: Türk'tür. Anayasayı yok sayarak ürettiğiniz kavramlar gerçeği değiştirmez. Kimse kimseye etnik kimlik dayatmıyor; vatandaşsan, hukuken Türk'sün. Bu söylem, Türkiye Cumhuriyeti'nin en temel hukuki tanımına aykırıdır. Anayasa'nın 66. maddesi açık:
"Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür."
'Türk' etnik değil, anayasal bir üst kimliktir. Kürt'ü, Laz'ı, Çerkes'i dışlamaz, hepsini kapsar. Bunu "faşizm" diye çarpıtmak ya cehalettir ya da bilinçli sabotajdır..!
Dünyada her yerde böyledir: Almanya'da vatandaşa Alman, Fransa'da Fransız, ABD'de Amerikalı denir. Kimse çıkıp "Ben Alman vatandaşıyım ama Alman değilim" diye saçmalamaz.!
'Türkiyelilik' diye bir kavramın hukuki bir karşılığı yoktur. Tamamen ideolojik bir uydurmadır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının adı bellidir: Türk'tür. Anayasayı yok sayarak ürettiğiniz kavramlar gerçeği değiştirmez. Kimse kimseye etnik kimlik dayatmıyor; vatandaşsan, hukuken TÜRK'sün.
Alıntıdır....
Prof. Dr. İlber Ortaylı bu videoda
Atatürk'ün TÜRK TARİH TEZİ kaldırılarak yerine
YUNAN-ROMA TARİH TEZİ'nin okutulmaya başlanmasında
1939 TÜRK-İNGİLİZ anlaşmasının rolü.
Belgelerle
*Alıntı: Arkeoloji ve TÜRK Tarihi @ArkeolojiveTurk
"Türkler Anadolu'ya 1071'de geldi" sözü doğru değil.
Bu, Batı'nın stratejik bir yalanıdır.
"Siz buranın yerlisi değilsiniz, sonradan geldiniz, işgalcisiniz" propagandası...
1071'den önce vardık.
Küçük ve dağınık boylar halindeydik.
Hristiyan Türkler zaten Anadolu'daydı.
1071'de Sultan Alparslan geldiğinde, Hristiyan Türkler de Alparslan'ın yanında yer aldı.
1071 Türklerin ilk kez gelişi değil, Anadolu'ya EGEMEN olduğu tarihtir.
1071'den binlerce yıl önceye uzanan; Hakkari'den Denizli'ye kadar tüm Anadolu, binlerce yıllık Türk kalıntılarıyla mühürlüdür.
Siyonizmin ve emperyalizmin sinsi çarpıtmalarına izin vermeyelim.
Bu vesileyle; bu toprakların TAPUSUNU ALAN Sultan Alparslan'ı ve 1922'de o tapuyu yırtıp bizi bu topraklardan atmak isteyen emperyalistlere karşı Büyük taaruzu başlatıp zafer kazanan Mustafa Kemal Atatürk'ü ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.
Türk'ün zaferi kutlu olsun!
*Alıntı: Türk Ortodoks Topluluğu @TurkOrthodox
*********
Anadolu'nun 7 bin yıllık Türk yurdu olmasıAnadolu'nun 7 bin yıllık Türk yurdu olmasının öğretilmesi emperyalistleri rahatsız eder.
— Arkeoloji ve TÜRK Tarihi (@ArkeolojiveTurk) July 29, 2026
Kendi tezlerine tamamen ters düşmesi nedeniyle Türk Tarih Tezi emperyalistlerin rahatsız olduğu bir tezdir..
Bu yüzden Atatürk sonrası Türk-İngiliz anlaşması ile apar topar kaldırılmıştır https://t.co/2zaQs3MR1t pic.twitter.com/SQUGxWE8pc
Türk Roma İmparatoru var. Annesinin adı Çiçek. Dümdüz Çiçek. Isarya Hanedanlığından geliyor, Isaura denilen yer Konya Bozkır.
Ayrıca, Karaman Türkleri zaten ortodox hristiyan Türkler . Adamlar dümdüz Anadolu Türkçesi konuşuyorlar.
-Baba tarafı Isaura anne tarafı Hazar
-Hanedan Isaura, Hanedanın kurucuları kesinlikle Yunan değil. Leo diye geçiyor ama gerçek adı Conon. Konya Bozkırdan çıkıp Romada tahta geçiyor. Isaura yolu var hatta bugün Konyada. Adamın Türk olma ihtimali çok yüksek.
****
Hatta Kanuni Sultan Süleyman Kutsal Roma Cermen İmparatoru'na ''sen Roma imparatoru değil, İspanya kralısın, Roma İmparatoru benim '' demişti. İstanbul Anlaşması ile tasdikledi.
*Alıntı: Gözlemci @Aldermanraym
MÖ. 450-470 lerde Anadolu'nun ortasında Afyon civarinda Perslerle İskitlerin savaştığı biliniyor, kanıtıda Tatarlı Tümülüsü. Afyon Müzesi'nde orijinal ahsap mezar duvarlarında savaşın tüm sahneleri, her iki tarafın giysileri, atları,arabaları, savaş sahneleri görülebiliyor.
*Alıntı: 100.YIL @CumbulS
🌅 İstanbul Üsküdar sahilinde, tarihi Kız Kulesi manzarası ile birleşen gün batımı, 'time-lapse' (hızlandırılmış çekim) tekniğiyle kaydedildi. pic.twitter.com/LRjR4NHVAb
— Hürriyet.com.tr (@Hurriyet) August 27, 2026
İstanbul Üsküdar sahilinde, tarihi Kız Kulesi manzarası ile birleşen gün batımı, 'time-lapse' (hızlandırılmış çekim) tekniğiyle kaydedildi.
The Germans knew they were cooked the second Turkish team walked into the arena 😂 pic.twitter.com/hv4Td5lb1X
— Daily Turkic (@DailyTurkic) August 28, 2026
------------------------------
''Belgeselimiz, Türkiye'nin en çarpıcı antik ve tarihi harikaları arasında geniş bir yolculuktur.Bu yolculuk sizi Türkiye'nin en olağanüstü arkeolojik manzaralarına götürür - kaya oyması mezarlardan ve antik başkentlerden dağ tapınaklarına, kraliyet saraylarına, kutsal tapınaklara ve eski uygarlıkların kalıcı mirasını ortaya çıkaran zamansız şehirlere kadar.Bu seyahat belgeselinde yer alan yerler:''
Some fifteen centuries ago, a little-known group of people exploded onto the world stage. From a far-off corner of the Eurasian landmass they surged out of obscurity, conquering and converting, and creating empires as they spread across the supercontinent.
Today with around 200 million speakers of their languages, it's a story of peoples that you may not know much about, like the Uzbeks and Azeris, the Kyrgyz and the Kazakhs, as well as one you do: the Turks of Turkey.
One of the world's great peoples, they changed the face of both Asia and Europe. This is the astonishing rise of the Turks.
*****
Yaklaşık on beş yüzyıl önce, az bilinen bir grup insan dünya sahnesine çıktı. Avrasya kara kütlesinin uzak bir köşesinden karanlıktan çıktılar, fethettiler ve dönüştürdüler ve süper kıtaya yayıldıkça imparatorluklar yarattılar.
Bugün yaklaşık 200 milyon kendi dili konuşanıyla, Özbekler ve Azeriler, Kırgızlar ve Kazaklar gibi hakkında fazla bir şey bilmediğiniz bir halk hikayesi ve sizin bildiğiniz bir hikaye: Türkiye Türkleri.
Dünyanın en büyük halklarından biri olarak hem Asya'nın hem de Avrupa'nın çehresini değiştirdiler. Bu, Türklerin şaşırtıcı yükselişidir.
00:00 Intro00:35 Who are the Turks? (Türkler kim?)01:45 The Eurasian Steppe (Avrasya Bozkırı)3:45 The Ancestors of the Turks (Türklerin Ataları)10:41 The First Turkic Empire (İlk Türk İmparatorluğu)19:54 The Oghuz Turks (Oğuz Türkleri)24:59 The Rise of the Seljuks (Selçukluların Yükselişi)30:34 Conclusion (Sonuç)
1. Xiongnu People (Britannica)2. Origins of Minority Ethnic Groups in Heilongjiang (https://web.archive.org/web/201403220...)3. Ethnie Xianbei, nomade de Mongolie (https://www.chine-magazine.com/ethnie...)4. End of the Hephthalites (https://history-maps.com/story/Sasani...)5. History of Sogdian Traders (including Bugut Inscription) (https://pahar.in/pahar/Books%20and%20...)6. The Gogturk (https://resources.saylor.org/wwwresou...)7. The Orkhon Inscriptions (grammar and content) (https://altaica.ru/LIBRARY/Tekin%20Ta...)8. Turkic Peoples - Britannica9. The Oghuz Turks - Britannica10. The Seljuk Turks ](https://www.the-persians.com/seljuqs1...)11. Howard, Michael C., Transnationalism in Ancient and Medieval Societies, the Role of Cross Border Trade and Travel, McFarland & Company, 201212. Justinian and the International Silk Trade by Heleanor B. Feltham(https://sino-platonic.org/complete/sp...)13. Espaces et temps de la nation turque, Analyse d’une historiographie nationaliste (1931-1993), Étienne Copeaux, 199714. More on the Oghuz Turks Migration Patterns and the Seljuks: Some observations on the Oghuz immigration to Anatolia; Workshop on Turkish Dialects; Orient-Institut Istanbul, November 2004, Claus Schönig, http://www.turkdilleri.org/turkdiller...
Ünlü Türk yazarlar nasıl yazıyor?
Ünlü Türk yazarların öykülerini, romanlarını, şiirlerini, denemelerini veya makalelerini nasıl yazdığını mı merak ediyorsunuz? İşte "ünlü Türk yazarlar nasıl yazıyor?" sorusunun cevabı...
Mehmet Nida/ 17 Mart 2026
Yazarlar ve onların yazma yöntemleri özellikle genç yazarlar için ilgi çekici bir konu. Ünlü Türk yazarların öykülerini, romanlarını, şiirlerini, denemelerini veya makalelerini nasıl yazdığı hep merak konusu olmuştur. Kimisi masasının dışında yazamazken kimisi için de “ne yazacağı nasıl yazacağını” belirliyor.
Attilâ İlhan nasıl yazıyordu?
“Ben oldum bittim bu işi önemsemedenmiş gibi yaparım hep. Gündelik bir gazeteye matrak bir ilave, ya da esnaf bir film şirketine reklam senaryosu hazırlarken en çetrefil yazıları tasarlamış, bazılarını vapurda gider gelirken, yolda yazmışımdır. Öyle masa başına kurulup kasılarak ‘yazarlık’ ya da ‘ozanlık’ oynayanların, (artık kendilerini fazla önemsediklerinden mi, yoksa role kapılıp işi unuttuklarından mı nedense) dişe dokunur şeyler çıkaramadıklarına inanmışımdır hep.”
Haldun Taner nasıl yazıyordu?
Haldun Taner nasıl yazıyordu?“Benim ek işim hocalık. Derslerim, öğrencilerim hayli vaktimi alır. Bunun yanı sıra çeviriler. Bir sürü fahri kültür ödevi almışız. Yazıya az zaman kalıyor. Onun için gümrükten mal kaçırır gibi kahvede, vapurda, dolmuşta, hatta yürürken durup ayakta yazdığımı bütün dostlarım bilir. Bunca yıllık yazarım, inanır mısınız, şöyle kendime ait bir yazı masasına ancak üç yıl önce kavuştum. Üç yıl önceye kadar ya ütü masasında, ya yemek masasında ya da bağdaş kurup kucağımda yazardım.”
Aziz Nesin nasıl yazıyordu?
“Hangi ortamda yazarım? Bu ortam, yazacağım yazı türüne göre değişir. Çok ciddi yazı yazacaksam odanın kapısını ve penceresini sımsıkı kapatırım. Masamda bir iskelet kafası vardır. Konu üstüne yoğunlaşabilmem için evde ölü sessizliği olması gerekir. Bu derin sessizlik içinde sürekli müzik çalması gerekir. Brahms, Bach, Beethoven’i dinlerim. Dikkatimin uyanık olması için odanın ısısı on altı dereceyi geçmemelidir. Bunun için yaz aylarında ciddî yazılar yazamam, sıcaktan yazılarım mizahî olur.
Millî eserleri yine bu atmoser içinde yazarım. Yalnız millî olması için, masamda buzlu rakıyla sakız leblebisi bulunmalıdır. Yazıyı yazarken zora geldikçe rakı içerek kafayı bulurum. Yazımın evrensel bir düzeye ulaşması için, viskiye votkayı karıştırıp yaptığım ve adını koegzistans koyduğum içkiden içerim.
Romantik ve lirik yazılar yazmak için dağbaşında ya da deniz ve göl kenarındaki otellere çekilirim. Mizah yazılarımı ya hamamda ya da hayvan pazarlarına yakın çok gürültülü yerlerde yazmayı yeğlerim.”
Adalet Ağaoğlu nasıl yazıyordu?
“Bir romanı tasarlarken, her yerde, her zaman, uykumun arasında da beynime saldıran ve saldırı anında bana korkunç güzel gelen bütün o tümceleri, o “ilk buluşları”, bütün o, bana göre iç dağlayıcı gözlemleri, bu gözlemlerin uzantılarını, bir duygulanımı, her şeyin çağrıştırdığı her şeyi sıcağı sıcağına bir deftere geçirmek isterim. İyice gezgin biri olduğum için, şöyle yanımda kolay taşınacak, kalemim, sigara paketim gibi her koşul altında hep elimin altında hazır duracak uygun bir defter edinmeye heveslenirim. Her biri ya çok küçük gelir, ya çok büyük. Böyle, küçük ya da büyük bir defter edinince de bunu ya evde, ya otel odasında unuturum. Bana en gerekli olduğuna inandığım zamanlarda böyle bir defterin dostluğundan hep yoksun kalırım.”
“İlhamla olmuyor. Aynı sizin gibi önce bir hazırlık yapıyorum. Karakter kim? Hikâye nedir? Bilmediğim bir alansa o alan üzerinde okumalar yapıyorum. Bu çalışmalarım bir yıl kadar sürer. Ondan sonra ancak yazmanın başına oturabiliyorum. İlham gelecek bir durum değil, ilham gelmez, ilham diye bir şey yok.”
Yusuf Atılgan nasıl yazıyordu?
“Şimdiye dek yazdıklarımın neredeyse tümünü köyde -Hacırahmanlı’da- yaşadığım zamanlar yazmıştım. Bol vaktim vardı. Yeniden evlenip İstanbul’a yerleşince geçimimiz için çalışmak zorunluğu çıktı. Yaratmanın demeyeyim, ama ‘bir şeyler kurup yazmanın’ ak kâğıtla didişmenin güçlüğünden kurtulduğum için biraz da hoşnuttum. Oysa yazmak istediğim şeyler, özellikle yıllardır kafamda oluşturduğum köyle ilgili bir roman vardı. ‘Bu koşullarda yazmam olanaksız’ diyordum ama sonraları yazacaksam ancak bu koşullarda yazmam gerektiğini anladım, işimden artan zamanlarda romana başladım ve ağır ağır da olsa ilerliyor.”
Alıntı: https://kulturpostasi.com
Edebiyat tarihimizin ilk mizah sözlüğü olan Direktör Ali Bey imzalı Lehçetü’l-Hakayık adlı eser müthiş zeka yüklü benzetmeler ve inanılmaz ironiyle yüklü bir eserdir. Günümüze bile ışık tutacak mizahi açıklamalardan söz ediyoruz!
Edebiyat tarihimizin ilk mizah sözlüğü, Osmanlı dönemi yazarlarından “Direktör” lakaplı Ali Bey’in yazmış olduğu Lehçetü’l-Hakayık (Hakikatlerin Dili) adlı kitaptır ve 1897 yılında basılmıştır.
Kitap için “gerçekleri dile getiren sözlük”, “güldürü sözlüğü” gibi ifadeler kullanılmakta.
Sözlükte, günümüzde de kullandığımız bazı kelimelerin düşündüren, güldüren, şaşırtan ve ilham veren farklı anlamları var. Bu mizah sözlüğü, insanın ufkunu da genişleten bir bakış sunuyor okuyana.
📚📖İlk mizah sözlüğü 'Lehçetü’l-Hakayık' eserinden seçmeler
Aferin: İhsanların en ucuzu.
Alim: Bir şey bilmediğini bilen.
Avukat: Suçluların çamaşırcısı.
Barbar: Barutu icat etmeyenler.
Barışma: Sıvayı yenilemek.
Baş ağrısı: Bahane.
Boşanma: Nikahın doğal sonucu.
Cahil: Bir şey bilmediğini bilmeyen.
Cüce: Büyük adamların yakından görünüşü.
Dostluk: Fırtınalı havada içi dışına dönen şemsiye.
Falcı: İstediğimizi söyleyen.
Haydut: Dağ bankeri.
Hayır dua: Ucuz hizmet.
Hazine: Yirmi yaşında sevgili; otuz yaşında rütbe ve nişan; kırk yaşında para pul; elli yaşında yükselecek makam ve unvan; altmış yaşında tatlı dilli torun ve yetmiş yaşında parıldayan güneş ışığı.
Islahat: Eski elbise tamiri.
İnsan: Ahlakı bozulmuş vahşi.
İskelet: İnsan kanaviçesi.
Kurşun: Muharebe şekerlemesi.
Maharet: Çamur içinde para toplayıp elini kirletmemek.
Nikah: Boşanmanın ilk faslı.
Öpücük: Uçurum kenarında toplanan çiçek.
Sır: Buharlaşıveren bir esans… Ne kadar sıkı kapansa yine birazı uçar.
Şemsiye: Dostluk gibidir… Yağmur anında yanında bulunmaz.
Talihli: Giysileriyle doğan kişi.
Tarih: Züğürtledikçe eski defterleri karıştırmak.
Tecrübe: Sonbahar çiçeği.
Tokat: Bin bir nasihatten evla olan tesiri keskin ilaç.
Top: Medeniyetin son sözü.
Torpil: Uzaktan merhaba.
Uyku: Yoksulun eğlencesi.
Yaş: Kadınların saklamayı başardıkları tek sır.
Zeka: Sükut etmeyi bilmek.
Kaynak: Cemal Kutay, Osmanlı’da Mizah, ABM Yayınları
Alıntı: https://kulturpostasi.com
Tercihim Türkçe Projesi Hacivat Karagöz Etkinlikleri
Yunus Emre Enstitüsünce yürütülen Tercihim Türkçe Projesi ile şu anda 10’dan fazla ülkenin devlet okullarında Türkçe seçmeli dil dersi olarak okutulmaktadır. Romanya’da ise 2024 yılı başında başlayan proje kapsamında Ocak 2025 itibarıyla 16 okulda bine yakın öğrenci Türkçe öğrenmektedir.
Tercihim Türkçe Projesi Kapsamında Romanya'daki 3700 Öğrenci Hacivat ile Karagöz'le Tanıştı
Yunus Emre Enstitüsü Romanya tarafından yürütülen ve Romanya devlet okullarında Türkçe’nin seçmeli yabancı dil dersi olarak okutulmasını amaçlayan Tercihim Türkçe projesi okul içi etkinlikleri kapsamında Ramazan ayı boyunca Romanya'daki 16 okulda Türkçe öğrenen öğrenciler dışında Türkçeye ilgi duyan ve gelecek dönem Türkçe derslerine katılmak isteyen öğrencilere Ramazan akşamlarının vazgeçilmez bir etkinliği olan Türk Gölge oyunu “Hacivat ile Karagöz” etkinliklerinden biri muhteşem bir kültürel deneyim sunuldu. Ramazan etkinlikleri kapsamında düzenlenen geleneksel Türk gölge oyunu Hacivat ile Karagöz, Romanya'nın farklı ve köklü okullarında tiyatro eğitmeni ve Hayâli Gabriela Ionita aracılığıyla Türkçe ve Rumence sahnelendi. Etkinlikte Türkçe öğrenen ve henüz Türkçeyle tanışmamış olan herkesin oyunu anlama ve kültürel bağ kurma fırsatı sundu. Her gün en az bir okulda gerçekleşen gösterilerle toplamda yaklaşık 3.700 öğrenci Hacivat ve Karagöz ile tanıştı.
Hacivat ile Karagöz Kültürü Yaşatıldı
Osmanlı döneminden günümüze kadar ulaşan Hacivat ile Karagöz, Türk gölge tiyatrosunun en önemli temsilcilerinden biridir. Hacivat'ın bilgiç ve ağırbaşlı yapısı ile Karagöz'ün halktan gelen, nüktedan tavırları arasında geçen diyaloglar, hem düşündürücü hem de eğlenceli bir atmosfer sunuyor. Geleneksel olarak Ramazan akşamlarında sahnelenen bu oyun, kültürel değişimin canlı bir şekilde aktarıldığı etkinliklerde, Hacivat ile Karagöz oyunu sunulmakla kalınmadı; aynı zamanda Türk kültüründe Hacivat ile Karagöz sunumlarıyla bazı kültürel ögeler de tanıtıldı. Öğrenciler, kendi gölge oyunu karakterlerini tasarlayıp keserek sahnede canlandırdı. Bu uygulamalı etkinlikler, hem çocukların yeteneklerinin geliştirilmesine hem de kültürel unsurların içselleştirilmesi
Alıntı: hayatgazetesiromanya
-Çok eskiden 🇷🇴Romence'nin altıda birinin Türkçe'den oluştuğunu biliyor muydunuz?
17. ve 18. YY yazılmış kroniklerdeki Türkçe kelimelerin bugün dip notlarla açıklanması dikkat çeker.
🇷🇴Romenler bağımsızlıklarını kazanınca alfabesindeki Osmanlıca kelimelerden tıpkı Araplar gibi arınmayı seçmişler.
Arındırmaya rağmen bugünün 🇷🇴Romencesinde halen çok sayıda Türkçe kelime mevcut. Bunların bir kısmının kökeni, askeri ve idare düzenlemeler. Giyim, kuşam ile ilgili kelimelerde de çok sayıda Türkçe kelime var.
Dil ile ilgili Kaynak:
Prut seferinden sonra Dimitri Kantemir'le birlikte Rusya'ya kaçan ve daha sonra Sultan'ın izni ile Boğdan'a dönen Boğdan lı Vakanüvis İon Neculce'nin kroniğinden aktarılmış. Bilgiyi alıntıladığım yazı; #Türkler adında bir pdf.
-Benim ise merak ettiğim büyük ATATÜRK'ün latince kelimelere geçmesinin bununla bir ilgisi olabilir mi? Bu arada Romence İtalyancaya da çok benzer.
Bu düşünce merakımı uyandırdı...
S.PelinPEREMECİ @tunaboyutarihi
Türkçe'den Rumenceye geçmiş kelimeler listesi!
Türkçe, 14. yüzyılın sonundan 19. yüzyılın ortasına kadar yaklaşık beş yüzyıl boyunca Rumence üzerinde önemli bir etkiye sahip olmuştur ve özellikle Dobruca'da günümüze kadar bazı yerel, lehçesel uzantılar göstermiştir.
Alıntı kelimelerin sayısı 2.750'nin üzerindedir. Bunların neredeyse üçte ikisi günümüz Rumencesinden kaybolmuştur; ancak bu sayıya, Osmanlıca olmayan, Peçenkçe veya Tatar dilleri gibi Osmanlı öncesi Türk dillerinden ve Yunanca, Bulgarca, Sırpça, Çingenece veya Macarca gibi diğer (çoğunlukla Balkan) diller yoluyla Rumenceye giren Türkçe kelimeler dahil değildir. Türkçenin Rumence üzerindeki etkisi, Osmanlı İmparatorluğu'nun Rumen beylikler üzerindeki egemenliğini ve hakimiyetini genişlettiği ve 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar Rumenlerin sosyal, idari ve ekonomik yaşamları üzerinde uzun süreli bir etki bıraktığının kanıtıdır.
Günümüzde konuşulan Rumencenin %0.73’ü türkçeden alınmış kelimelere sahiptir.
Aşağıdaki ise internette bulduğum örnekler ve türkçe karşılıklarıdır:
Hatırlatırım ki kelimelerin aynı kökten gelmeleri aynı anlama geldikleri ve ya aynı şekilde kullanıldıkları anlamına gelmez. Ses benzerliği eşit değildir anlam benzerliğine.
Mesela Caraghios kelimesinin tam çevirisi Karagöz'dür. Ancak tahmin edeceğiniz üzere, Romanyalıların Türkler gibi bir Karagöz Hacivat kukla gösterileri olmadığı için Caraghios, Karagöz kuklası değil "güldüren, ciddi olmayan" anlamına gelir. Benim tahminimce Türkler kendi aralarında konuşurken şakacı insanlara Karagöz diye sesleniyorlardı ve Romanyalılar bu kelimenin bir kukla gösterisi karakterine b'r atıf olduğunu bilemeyecekleri (ve kimse de açıklamadığı için) bu kelimenin "komik, mizahşör" anlıma geldiğini tahmin edip kendileri de o anlamıyla kullanmaya başlamışlardır. Ne kadar da ilginç, değil mi?
Teşekkür ederim.
Antonia C.
Kaynakça:
Listă de cuvinte românești cu etimon turc / Fandom
https://romania.fandom.com/wiki/List%C4%83_de_cuvinte_rom%C3%A2ne%C8%99ti_cu_etimon_tur