The Germans knew they were cooked the second Turkish team walked into the arena 😂 pic.twitter.com/hv4Td5lb1X
— Daily Turkic (@DailyTurkic) August 28, 2026
Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
The Germans knew they were cooked the second Turkish team walked into the arena 😂 pic.twitter.com/hv4Td5lb1X
— Daily Turkic (@DailyTurkic) August 28, 2026
------------------------------
''Belgeselimiz, Türkiye'nin en çarpıcı antik ve tarihi harikaları arasında geniş bir yolculuktur.Bu yolculuk sizi Türkiye'nin en olağanüstü arkeolojik manzaralarına götürür - kaya oyması mezarlardan ve antik başkentlerden dağ tapınaklarına, kraliyet saraylarına, kutsal tapınaklara ve eski uygarlıkların kalıcı mirasını ortaya çıkaran zamansız şehirlere kadar.Bu seyahat belgeselinde yer alan yerler:''
Some fifteen centuries ago, a little-known group of people exploded onto the world stage. From a far-off corner of the Eurasian landmass they surged out of obscurity, conquering and converting, and creating empires as they spread across the supercontinent.
Today with around 200 million speakers of their languages, it's a story of peoples that you may not know much about, like the Uzbeks and Azeris, the Kyrgyz and the Kazakhs, as well as one you do: the Turks of Turkey.
One of the world's great peoples, they changed the face of both Asia and Europe. This is the astonishing rise of the Turks.
*****
Yaklaşık on beş yüzyıl önce, az bilinen bir grup insan dünya sahnesine çıktı. Avrasya kara kütlesinin uzak bir köşesinden karanlıktan çıktılar, fethettiler ve dönüştürdüler ve süper kıtaya yayıldıkça imparatorluklar yarattılar.
Bugün yaklaşık 200 milyon kendi dili konuşanıyla, Özbekler ve Azeriler, Kırgızlar ve Kazaklar gibi hakkında fazla bir şey bilmediğiniz bir halk hikayesi ve sizin bildiğiniz bir hikaye: Türkiye Türkleri.
Dünyanın en büyük halklarından biri olarak hem Asya'nın hem de Avrupa'nın çehresini değiştirdiler. Bu, Türklerin şaşırtıcı yükselişidir.
00:00 Intro00:35 Who are the Turks? (Türkler kim?)01:45 The Eurasian Steppe (Avrasya Bozkırı)3:45 The Ancestors of the Turks (Türklerin Ataları)10:41 The First Turkic Empire (İlk Türk İmparatorluğu)19:54 The Oghuz Turks (Oğuz Türkleri)24:59 The Rise of the Seljuks (Selçukluların Yükselişi)30:34 Conclusion (Sonuç)
1. Xiongnu People (Britannica)2. Origins of Minority Ethnic Groups in Heilongjiang (https://web.archive.org/web/201403220...)3. Ethnie Xianbei, nomade de Mongolie (https://www.chine-magazine.com/ethnie...)4. End of the Hephthalites (https://history-maps.com/story/Sasani...)5. History of Sogdian Traders (including Bugut Inscription) (https://pahar.in/pahar/Books%20and%20...)6. The Gogturk (https://resources.saylor.org/wwwresou...)7. The Orkhon Inscriptions (grammar and content) (https://altaica.ru/LIBRARY/Tekin%20Ta...)8. Turkic Peoples - Britannica9. The Oghuz Turks - Britannica10. The Seljuk Turks ](https://www.the-persians.com/seljuqs1...)11. Howard, Michael C., Transnationalism in Ancient and Medieval Societies, the Role of Cross Border Trade and Travel, McFarland & Company, 201212. Justinian and the International Silk Trade by Heleanor B. Feltham(https://sino-platonic.org/complete/sp...)13. Espaces et temps de la nation turque, Analyse d’une historiographie nationaliste (1931-1993), Étienne Copeaux, 199714. More on the Oghuz Turks Migration Patterns and the Seljuks: Some observations on the Oghuz immigration to Anatolia; Workshop on Turkish Dialects; Orient-Institut Istanbul, November 2004, Claus Schönig, http://www.turkdilleri.org/turkdiller...
Ünlü Türk yazarlar nasıl yazıyor?
Ünlü Türk yazarların öykülerini, romanlarını, şiirlerini, denemelerini veya makalelerini nasıl yazdığını mı merak ediyorsunuz? İşte "ünlü Türk yazarlar nasıl yazıyor?" sorusunun cevabı...
Mehmet Nida/ 17 Mart 2026
Yazarlar ve onların yazma yöntemleri özellikle genç yazarlar için ilgi çekici bir konu. Ünlü Türk yazarların öykülerini, romanlarını, şiirlerini, denemelerini veya makalelerini nasıl yazdığı hep merak konusu olmuştur. Kimisi masasının dışında yazamazken kimisi için de “ne yazacağı nasıl yazacağını” belirliyor.
Attilâ İlhan nasıl yazıyordu?
“Ben oldum bittim bu işi önemsemedenmiş gibi yaparım hep. Gündelik bir gazeteye matrak bir ilave, ya da esnaf bir film şirketine reklam senaryosu hazırlarken en çetrefil yazıları tasarlamış, bazılarını vapurda gider gelirken, yolda yazmışımdır. Öyle masa başına kurulup kasılarak ‘yazarlık’ ya da ‘ozanlık’ oynayanların, (artık kendilerini fazla önemsediklerinden mi, yoksa role kapılıp işi unuttuklarından mı nedense) dişe dokunur şeyler çıkaramadıklarına inanmışımdır hep.”
Haldun Taner nasıl yazıyordu?
Haldun Taner nasıl yazıyordu?“Benim ek işim hocalık. Derslerim, öğrencilerim hayli vaktimi alır. Bunun yanı sıra çeviriler. Bir sürü fahri kültür ödevi almışız. Yazıya az zaman kalıyor. Onun için gümrükten mal kaçırır gibi kahvede, vapurda, dolmuşta, hatta yürürken durup ayakta yazdığımı bütün dostlarım bilir. Bunca yıllık yazarım, inanır mısınız, şöyle kendime ait bir yazı masasına ancak üç yıl önce kavuştum. Üç yıl önceye kadar ya ütü masasında, ya yemek masasında ya da bağdaş kurup kucağımda yazardım.”
Aziz Nesin nasıl yazıyordu?
“Hangi ortamda yazarım? Bu ortam, yazacağım yazı türüne göre değişir. Çok ciddi yazı yazacaksam odanın kapısını ve penceresini sımsıkı kapatırım. Masamda bir iskelet kafası vardır. Konu üstüne yoğunlaşabilmem için evde ölü sessizliği olması gerekir. Bu derin sessizlik içinde sürekli müzik çalması gerekir. Brahms, Bach, Beethoven’i dinlerim. Dikkatimin uyanık olması için odanın ısısı on altı dereceyi geçmemelidir. Bunun için yaz aylarında ciddî yazılar yazamam, sıcaktan yazılarım mizahî olur.
Millî eserleri yine bu atmoser içinde yazarım. Yalnız millî olması için, masamda buzlu rakıyla sakız leblebisi bulunmalıdır. Yazıyı yazarken zora geldikçe rakı içerek kafayı bulurum. Yazımın evrensel bir düzeye ulaşması için, viskiye votkayı karıştırıp yaptığım ve adını koegzistans koyduğum içkiden içerim.
Romantik ve lirik yazılar yazmak için dağbaşında ya da deniz ve göl kenarındaki otellere çekilirim. Mizah yazılarımı ya hamamda ya da hayvan pazarlarına yakın çok gürültülü yerlerde yazmayı yeğlerim.”
Adalet Ağaoğlu nasıl yazıyordu?
“Bir romanı tasarlarken, her yerde, her zaman, uykumun arasında da beynime saldıran ve saldırı anında bana korkunç güzel gelen bütün o tümceleri, o “ilk buluşları”, bütün o, bana göre iç dağlayıcı gözlemleri, bu gözlemlerin uzantılarını, bir duygulanımı, her şeyin çağrıştırdığı her şeyi sıcağı sıcağına bir deftere geçirmek isterim. İyice gezgin biri olduğum için, şöyle yanımda kolay taşınacak, kalemim, sigara paketim gibi her koşul altında hep elimin altında hazır duracak uygun bir defter edinmeye heveslenirim. Her biri ya çok küçük gelir, ya çok büyük. Böyle, küçük ya da büyük bir defter edinince de bunu ya evde, ya otel odasında unuturum. Bana en gerekli olduğuna inandığım zamanlarda böyle bir defterin dostluğundan hep yoksun kalırım.”
“İlhamla olmuyor. Aynı sizin gibi önce bir hazırlık yapıyorum. Karakter kim? Hikâye nedir? Bilmediğim bir alansa o alan üzerinde okumalar yapıyorum. Bu çalışmalarım bir yıl kadar sürer. Ondan sonra ancak yazmanın başına oturabiliyorum. İlham gelecek bir durum değil, ilham gelmez, ilham diye bir şey yok.”
Yusuf Atılgan nasıl yazıyordu?
“Şimdiye dek yazdıklarımın neredeyse tümünü köyde -Hacırahmanlı’da- yaşadığım zamanlar yazmıştım. Bol vaktim vardı. Yeniden evlenip İstanbul’a yerleşince geçimimiz için çalışmak zorunluğu çıktı. Yaratmanın demeyeyim, ama ‘bir şeyler kurup yazmanın’ ak kâğıtla didişmenin güçlüğünden kurtulduğum için biraz da hoşnuttum. Oysa yazmak istediğim şeyler, özellikle yıllardır kafamda oluşturduğum köyle ilgili bir roman vardı. ‘Bu koşullarda yazmam olanaksız’ diyordum ama sonraları yazacaksam ancak bu koşullarda yazmam gerektiğini anladım, işimden artan zamanlarda romana başladım ve ağır ağır da olsa ilerliyor.”
Alıntı: https://kulturpostasi.com
Edebiyat tarihimizin ilk mizah sözlüğü olan Direktör Ali Bey imzalı Lehçetü’l-Hakayık adlı eser müthiş zeka yüklü benzetmeler ve inanılmaz ironiyle yüklü bir eserdir. Günümüze bile ışık tutacak mizahi açıklamalardan söz ediyoruz!
Edebiyat tarihimizin ilk mizah sözlüğü, Osmanlı dönemi yazarlarından “Direktör” lakaplı Ali Bey’in yazmış olduğu Lehçetü’l-Hakayık (Hakikatlerin Dili) adlı kitaptır ve 1897 yılında basılmıştır.
Kitap için “gerçekleri dile getiren sözlük”, “güldürü sözlüğü” gibi ifadeler kullanılmakta.
Sözlükte, günümüzde de kullandığımız bazı kelimelerin düşündüren, güldüren, şaşırtan ve ilham veren farklı anlamları var. Bu mizah sözlüğü, insanın ufkunu da genişleten bir bakış sunuyor okuyana.
📚📖İlk mizah sözlüğü 'Lehçetü’l-Hakayık' eserinden seçmeler
Aferin: İhsanların en ucuzu.
Alim: Bir şey bilmediğini bilen.
Avukat: Suçluların çamaşırcısı.
Barbar: Barutu icat etmeyenler.
Barışma: Sıvayı yenilemek.
Baş ağrısı: Bahane.
Boşanma: Nikahın doğal sonucu.
Cahil: Bir şey bilmediğini bilmeyen.
Cüce: Büyük adamların yakından görünüşü.
Dostluk: Fırtınalı havada içi dışına dönen şemsiye.
Falcı: İstediğimizi söyleyen.
Haydut: Dağ bankeri.
Hayır dua: Ucuz hizmet.
Hazine: Yirmi yaşında sevgili; otuz yaşında rütbe ve nişan; kırk yaşında para pul; elli yaşında yükselecek makam ve unvan; altmış yaşında tatlı dilli torun ve yetmiş yaşında parıldayan güneş ışığı.
Islahat: Eski elbise tamiri.
İnsan: Ahlakı bozulmuş vahşi.
İskelet: İnsan kanaviçesi.
Kurşun: Muharebe şekerlemesi.
Maharet: Çamur içinde para toplayıp elini kirletmemek.
Nikah: Boşanmanın ilk faslı.
Öpücük: Uçurum kenarında toplanan çiçek.
Sır: Buharlaşıveren bir esans… Ne kadar sıkı kapansa yine birazı uçar.
Şemsiye: Dostluk gibidir… Yağmur anında yanında bulunmaz.
Talihli: Giysileriyle doğan kişi.
Tarih: Züğürtledikçe eski defterleri karıştırmak.
Tecrübe: Sonbahar çiçeği.
Tokat: Bin bir nasihatten evla olan tesiri keskin ilaç.
Top: Medeniyetin son sözü.
Torpil: Uzaktan merhaba.
Uyku: Yoksulun eğlencesi.
Yaş: Kadınların saklamayı başardıkları tek sır.
Zeka: Sükut etmeyi bilmek.
Kaynak: Cemal Kutay, Osmanlı’da Mizah, ABM Yayınları
Alıntı: https://kulturpostasi.com
Tercihim Türkçe Projesi Hacivat Karagöz Etkinlikleri
Yunus Emre Enstitüsünce yürütülen Tercihim Türkçe Projesi ile şu anda 10’dan fazla ülkenin devlet okullarında Türkçe seçmeli dil dersi olarak okutulmaktadır. Romanya’da ise 2024 yılı başında başlayan proje kapsamında Ocak 2025 itibarıyla 16 okulda bine yakın öğrenci Türkçe öğrenmektedir.
Tercihim Türkçe Projesi Kapsamında Romanya'daki 3700 Öğrenci Hacivat ile Karagöz'le Tanıştı
Yunus Emre Enstitüsü Romanya tarafından yürütülen ve Romanya devlet okullarında Türkçe’nin seçmeli yabancı dil dersi olarak okutulmasını amaçlayan Tercihim Türkçe projesi okul içi etkinlikleri kapsamında Ramazan ayı boyunca Romanya'daki 16 okulda Türkçe öğrenen öğrenciler dışında Türkçeye ilgi duyan ve gelecek dönem Türkçe derslerine katılmak isteyen öğrencilere Ramazan akşamlarının vazgeçilmez bir etkinliği olan Türk Gölge oyunu “Hacivat ile Karagöz” etkinliklerinden biri muhteşem bir kültürel deneyim sunuldu. Ramazan etkinlikleri kapsamında düzenlenen geleneksel Türk gölge oyunu Hacivat ile Karagöz, Romanya'nın farklı ve köklü okullarında tiyatro eğitmeni ve Hayâli Gabriela Ionita aracılığıyla Türkçe ve Rumence sahnelendi. Etkinlikte Türkçe öğrenen ve henüz Türkçeyle tanışmamış olan herkesin oyunu anlama ve kültürel bağ kurma fırsatı sundu. Her gün en az bir okulda gerçekleşen gösterilerle toplamda yaklaşık 3.700 öğrenci Hacivat ve Karagöz ile tanıştı.
Hacivat ile Karagöz Kültürü Yaşatıldı
Osmanlı döneminden günümüze kadar ulaşan Hacivat ile Karagöz, Türk gölge tiyatrosunun en önemli temsilcilerinden biridir. Hacivat'ın bilgiç ve ağırbaşlı yapısı ile Karagöz'ün halktan gelen, nüktedan tavırları arasında geçen diyaloglar, hem düşündürücü hem de eğlenceli bir atmosfer sunuyor. Geleneksel olarak Ramazan akşamlarında sahnelenen bu oyun, kültürel değişimin canlı bir şekilde aktarıldığı etkinliklerde, Hacivat ile Karagöz oyunu sunulmakla kalınmadı; aynı zamanda Türk kültüründe Hacivat ile Karagöz sunumlarıyla bazı kültürel ögeler de tanıtıldı. Öğrenciler, kendi gölge oyunu karakterlerini tasarlayıp keserek sahnede canlandırdı. Bu uygulamalı etkinlikler, hem çocukların yeteneklerinin geliştirilmesine hem de kültürel unsurların içselleştirilmesi
Alıntı: hayatgazetesiromanya
-Çok eskiden 🇷🇴Romence'nin altıda birinin Türkçe'den oluştuğunu biliyor muydunuz?
17. ve 18. YY yazılmış kroniklerdeki Türkçe kelimelerin bugün dip notlarla açıklanması dikkat çeker.
🇷🇴Romenler bağımsızlıklarını kazanınca alfabesindeki Osmanlıca kelimelerden tıpkı Araplar gibi arınmayı seçmişler.
Arındırmaya rağmen bugünün 🇷🇴Romencesinde halen çok sayıda Türkçe kelime mevcut. Bunların bir kısmının kökeni, askeri ve idare düzenlemeler. Giyim, kuşam ile ilgili kelimelerde de çok sayıda Türkçe kelime var.
Dil ile ilgili Kaynak:
Prut seferinden sonra Dimitri Kantemir'le birlikte Rusya'ya kaçan ve daha sonra Sultan'ın izni ile Boğdan'a dönen Boğdan lı Vakanüvis İon Neculce'nin kroniğinden aktarılmış. Bilgiyi alıntıladığım yazı; #Türkler adında bir pdf.
-Benim ise merak ettiğim büyük ATATÜRK'ün latince kelimelere geçmesinin bununla bir ilgisi olabilir mi? Bu arada Romence İtalyancaya da çok benzer.
Bu düşünce merakımı uyandırdı...
S.PelinPEREMECİ @tunaboyutarihi
Türkçe'den Rumenceye geçmiş kelimeler listesi!
Türkçe, 14. yüzyılın sonundan 19. yüzyılın ortasına kadar yaklaşık beş yüzyıl boyunca Rumence üzerinde önemli bir etkiye sahip olmuştur ve özellikle Dobruca'da günümüze kadar bazı yerel, lehçesel uzantılar göstermiştir.
Alıntı kelimelerin sayısı 2.750'nin üzerindedir. Bunların neredeyse üçte ikisi günümüz Rumencesinden kaybolmuştur; ancak bu sayıya, Osmanlıca olmayan, Peçenkçe veya Tatar dilleri gibi Osmanlı öncesi Türk dillerinden ve Yunanca, Bulgarca, Sırpça, Çingenece veya Macarca gibi diğer (çoğunlukla Balkan) diller yoluyla Rumenceye giren Türkçe kelimeler dahil değildir. Türkçenin Rumence üzerindeki etkisi, Osmanlı İmparatorluğu'nun Rumen beylikler üzerindeki egemenliğini ve hakimiyetini genişlettiği ve 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar Rumenlerin sosyal, idari ve ekonomik yaşamları üzerinde uzun süreli bir etki bıraktığının kanıtıdır.
Günümüzde konuşulan Rumencenin %0.73’ü türkçeden alınmış kelimelere sahiptir.
Aşağıdaki ise internette bulduğum örnekler ve türkçe karşılıklarıdır:
Hatırlatırım ki kelimelerin aynı kökten gelmeleri aynı anlama geldikleri ve ya aynı şekilde kullanıldıkları anlamına gelmez. Ses benzerliği eşit değildir anlam benzerliğine.
Mesela Caraghios kelimesinin tam çevirisi Karagöz'dür. Ancak tahmin edeceğiniz üzere, Romanyalıların Türkler gibi bir Karagöz Hacivat kukla gösterileri olmadığı için Caraghios, Karagöz kuklası değil "güldüren, ciddi olmayan" anlamına gelir. Benim tahminimce Türkler kendi aralarında konuşurken şakacı insanlara Karagöz diye sesleniyorlardı ve Romanyalılar bu kelimenin bir kukla gösterisi karakterine b'r atıf olduğunu bilemeyecekleri (ve kimse de açıklamadığı için) bu kelimenin "komik, mizahşör" anlıma geldiğini tahmin edip kendileri de o anlamıyla kullanmaya başlamışlardır. Ne kadar da ilginç, değil mi?
Teşekkür ederim.
Antonia C.
Kaynakça:
Listă de cuvinte românești cu etimon turc / Fandom
https://romania.fandom.com/wiki/List%C4%83_de_cuvinte_rom%C3%A2ne%C8%99ti_cu_etimon_tur
Türk’ün evi gönlü kadar geniştir.pic.twitter.com/zBYr7WANmh
— 🇹🇷Bilgen Hatun🇰🇿 (@BilgenHanim) August 25, 2026
''Büyük Taarruzun ve Malazgirt Zaferinin yıldönümünde Büyük #ATATÜRK ve #SultanAlparslan ı minnetle, Rahmetle anıyorum
#Ruhlarışadolsun
Bu vesile ile aşağıda paylaştığım 'Sarışın bir kurda benziyordu' şiirini yazan Nazım Hikmet'in de ruhu şad olsun dilerim.
Rahmet olsun...''
S.PelinPEREMECİ @tunaboyutarihi
1966 - 4.Levent.
O zaman İstanbul'un en yüksek birkaç binasından biri olan Emlak Bankası konutlarının 10. katından çekilen 4.Levent fotoğrafı. Aşağıda, Levent Tenis Kulübü, sinema, ve sanırım solda Perili Köşk görülüyor.Sven Lagerbring'den 2 yıl sonra 1766 yılında yazılmış "TÜRKLER İSKANDİNAVYANIN EN ESKİ HALKLARI"...
— Arkeoloji ve TÜRK Tarihi (@ArkeolojiveTurk) August 24, 2026
İskit-Türk bağlantısını Toroslardaki Yörükler üzerinden ortaya koyan bir kitap...⬇️ https://t.co/qhlenPY3PF pic.twitter.com/SGJAGSLHRs
Sven Lagerbring'den 2 yıl sonra 1766 yılında yazılmış "TÜRKLER İSKANDİNAVYANIN EN ESKİ HALKLARI"...
İskit-Türk bağlantısını Toroslardaki Yörükler üzerinden ortaya koyan bir kitap...⬇️
✍🏻Sven Lagerbring:
📚📖 Şansölyelik Danışmanı ve Şövalye Bay Johan Ihre‘ye İsveççe ve Türkçe Dillerinin Benzerliği Üzerine Mektup
İsveççe ve Türkçenin en eski ve güncel alfabelerini karşılaştırmalı olarak gösteren tablolar ve örnek cümleler de okuyucuya sunulmaktadır
İngilterelilerin atası Anglosaxonların kökeni de aynı şekilde Oden’e uzanır. Onların dilleri de aynı Asyalıların ve Türklerin dilinin bir dalıdır.”
******
Bu çeviri, Sven Lagerbring’in Bref till Cancellie-Rådet och Riddaren, Herr Joh. Ihre om Swenska och Turkiska Språkens likhet (1764) adlı eserinin ilk kez kaynak eleştirisine dayalı Türkçe çevirisini ve bilimsel neşrini sunmaktadır. ⬇️
"Bilgiyle âlim yukarı yükseldi
Bilgisizlik insanı aşağı çökertti
Bilgi edin, usanma, bil ki o Hak resulü
Bilgi kimde ise gidip alınız dedi"
📚📖Atebetü'l Hakâyık, Türk yazar ✍️Yaşar Çağbayır'ın son kitabı. Çağbayır, ✍️Edib Ahmed Bin Mahmud Yüknekî'nin Atebetü'l Hakâyık'ını, Günümüz Diliyle 📖Atebetü'l Hakâyık Gerçeklerin Eşiği adıyla günümüz Türkçe'sine uyarlamış. Kutadgu Bilig'den yarım yüzyıl kadar sonra kaleme alınmış bir ahlâk ve öğüt kitabı olan Atebetü'l Hakâyık'ı, Türkçe'nin bugüne kadar ki en büyük sözlüğünü Ötüken Türkçe Sözlük yazmış olan Yaşar Çağbayır, günümüz Türkçesine aktarıyor. (Atebetü'l Hakâyık, Tanrı'yı Ululama - s. 13).
Göktürk Savaşçıları
Göktürkler
gibi fiziksel özelliklere sahipti.
Saçlarını bazen arkadan tek, bazen ortadan ikiye ayırıp, bazen de arkadan bir çok belikler şeklinde örüyorlardı. Bu gelenek Hun döneminde de vardı.
Kur adı verilen kemerler, onların Erlik nişanıydı. Kemerleri metal tokalı idi. Bu tokalara Toku-Toka adı verilirdi ve Toku’lar rütbe sembolüydü. Kemere takılı keseler, bıçak ve kılıçları diğer ayrıntılardır. Kulaklarındaki küpeler de onların Erlik be rütbe işaretidir.
Nuray Bilgili Fotoğraf Göktürkler’i gösteren duvar resimlerinin aslına uygun reanimasyonudur.
Isparta'da Pisidia Antiokheia Antik Kenti'nde 1500 yıllık litürjik kap bulundu.
• Litürjik kabın, Hristiyan sanat tarihi açısından dünyada bilinen başka örneği yok.
Engin sularda çığır açan gençler — 3️⃣. GÜN 🚀
— TEKNOFEST (@teknofest) August 22, 2026
➤ İnsansız Su Altı Sistemleri Yarışması
➤ İnsansız Deniz Aracı Yarışması
➤ Su Altı Roket Yarışması
⚓️ #TeknofestMaviVatan pic.twitter.com/frSDYd0iCc
🧠💻Otonom sistemlerin yerli beyni: T3 Gemstone O1 tanıtıldı.
— TRT HABER (@trthaber) August 22, 2026
Baykar ve T3 Vakfı tarafından geliştirilen açık kaynak donanımlı 'mini bilgisayar', TEKNOFEST takımları ve eğitim kurumlarına malzeme desteği kapsamında kar amacı gütmeden ulaştırılacak.https://t.co/R0R1JndvK7 pic.twitter.com/3F70K5eoym
🧠💻Otonom sistemlerin yerli beyni: T3 Gemstone O1 tanıtıldı.
Baykar ve T3 Vakfı tarafından geliştirilen açık kaynak donanımlı 'mini bilgisayar', TEKNOFEST takımları ve eğitim kurumlarına malzeme desteği kapsamında kâr amacı gütmeden ulaştırılacak.