Blog Listem

20260930

📖🇬🇷Tripoliçe Kalesi'ne sığınan 🇹🇷Türklere ne oldu?


Hayatta kalabilmek için Mora Yarımadası’nın farklı bölgelerinden gelerek Mora Sancağı’nın merkezi Tripoliçe’ye sığınan Müslüman Türkler 5 ay boyunca kuşatılarak açlığa mahkum edilmişlerdi.

Katliamın gerçekleşeceği 5 Ekim 1821 tarihinden önce, Türklerin kaleden nakledilmeleri karşılığında Tripoliçe Kalesi’nin teslim edileceğine dair Yunanlı teröristlerce yapılan antlaşmaya rağmen bir cuma akşamı Arnavutlar’ın Yunan teröristlerle gizli anlaşma yapması ve kaleyi teslim etmeleri neticesinde ani bir baskınla Tripoliçe Kalesi’ne girdiler ve buraya sığınmış olan yaklaşık 40.000 Müslüman Türkü katlettiler.





📰✍️🇹🇷MÜSLÜMAN 🇬🇷YUNAN! - Atina Notları 3 - Gaffar Yakınca


✍️MÜSLÜMAN YUNAN! - Atina Notları 3

Bu kez Atina’nın daha önce hiç kalmadığım bir yerinde kaldım. 2000’li yıllardan itibaren sanat ve eğlence mekanlarına dönüştürülmüş eski bir endüstri bölgesi.

Taksi şoförü Yanni, tam mahallenin girişinde bir sokağa saptı, küçük bir meydana çıktık. Adeta duracakmış kadar yavaşladı, camları açtı.

“Bak” dedi, “burası Türk mahallesi”.

“Yeni gelenler mi” dedim, “hayır buralılar, uzun yıllardır burada yaşıyorlar” diye cevap verdi.

Masasını ve sandalyesini sokağa çıkarmış, serinlemeye çalışan bir teyze, Türkçe bağırarak koşturan çocuklar, parkta okey oynayan adamlar.

Civardakiler gerçekten de Türktü. Kafam karışmıştı, çünkü Atina’da bir Türk mahallesi olduğunu bilmiyordum. Kaynaklarda da böylesi bir topluluktan hiç söz edilmiyordu.

Acaba mübadele zamanı gelen birileri mi yoksa başka bir öyküleri mi var? Ertesi gün biraz iz sürmeye karar verdim.

***

Aynı akşam geç saatlerde civardaki bir lokantaya oturdum.

Yirmili yaşlarında eli yüzü düzgün bir delikanlı hizmet ediyor. Yunanca menüde “kebap anatolitiko (doğu usulü kebap)” yazan ürünü gösterip “bu ne etidir, içinde domuz var mı” diye soruyorum.

Sağ olsun, çok ilgi gösteriyor. “Kuzu etidir” dedikten sonra bir koşu mutfağa gidip dönüyor, “aşçıya bir kez daha sordum, kesinlikle %100 kuzu eti, başka karışım yok” diye ekliyor.

Müslüman olduğumu anladığından olacak ki “nerelisiniz” diye soruyor. “Türküm” deyince, Türkçe konuşmaya başlıyor. Hem de ne Türkçe, bizim burada konuştuğumuzdan neredeyse hiçbir farkı yok.

“Nereden öğrendin” diyorum,

“Annem babam Türkçe konuşuyor, dayım Türkiye’de yaşıyor” diye cevap veriyor.

“Ailen Türkiye’den mi göç etmiş” diye soruyorum

“Yok, buralıyız, ben Atina’da doğdum, annemler İskeçe’den gelmiş” diyor.

Hay sersem kafam, nasıl tahmin edemedim. Bu insanlar Batı Trakyalı Türkler; iç göç ile işçi olarak gelmişler…!

Garsona “e Türk’sün yani?” Diyorum.

“Hayır” diyor, “Türk değilim, Müslüman Yunanlar var ya hani, biliyor musunuz? Müslüman Yunanım” diye cevaplıyor.

Ağzım bir karış açık kalıyor. Çocuğun anadili Türkçe ve “Türk değilim Müslüman Yunanım” diyor! Öyle açık ve kararlı bir tonla konuşuyor ki herhangi bir şey söylemiyorum, soru da sormuyorum. “Öyle mi…” demekle yetiniyorum.

Çünkü konuyu zaten gayet iyi biliyorum…

Yunan devleti, Batı Trakya’daki Türk azınlığın Türk olduğunu asla kabul etmiyor. Asimilasyon politikasının bir uzantısı olarak onlara Müslüman Yunan diyor. Çok itiraz eden olursa da “Türkleşmiş Yunan” diye etiketliyor.

İskeçe Türk Birliği, Yunan makamları tarafından 1986 yılında kapatıldı. Gerekçe isminde Türk geçmesi idi. Yunan devleti, “Yunanistan’da Türk yok, bu ismi kullanmazsınız” demişti.

Türklerin, Avrupa mahkemelerine gidebilmesi için iç hukuk yollarının tükenmesi gerekiyordu. Yunanistan, fiili durumu kalıcı hale getirmek için dava sürecini tam 29 yıl boyunca uzattı. Üst mahkemenin kesin kararı 2005’te çıktı.

Aynı yıl Türkler konuyu AİHM’e taşıdı. 2008 yılında AİHM, Batı Trakya Türkleri lehine karar verdi. Aradan geçen 18 yılda Yunanistan AİHM kararı konusunda kılını bile kıpırdatmadı. İskeçe Türk Birliği üzerindeki yasağı kaldırmadı.

Türkler üzerindeki sosyal baskı ve ayrımcılık yıllar içinde artarak devam etti. Türkler, kamu hizmetlerinde çalışamıyorlar, askeri personel olamıyorlar, hatta ortaokuldan sonra tahsil yapmaları bile engelleniyor.

Asimilasyon için yapılan baskılar, meyvelerini veriyor. Pek çok insan “başına iş almamak için” toplum içinde Türk olduğunu söylemiyor, devletin istediği şekilde “Müslüman Yunan’ım” diyor. Bizim genç garsonum tavrı da aynı sebepten olsa gerek….

Yoksa milliyeti belirleyen ilk ve en önemli faktör anadilidir. Üstelik Yunan millet teşekkülü, -bizdeki gibi kültür milliyetçiliği üzerine değil- daha ziyade etnik köken üzerine kurulmuştur. Bizim hem eski hem modern yaklaşımımızda, Türk olmak için Türküm demek, kendini öyle hissetmek yeterlidir. Yunan milleti ise belirli etnik kökenler dışında katılımı kabul etmez. Hele Türkler, bırakın milletin bir parçası olmayı, “düşman unsur” olarak tasnif edilir.

Üstüne, Türklük ve Yunanlık milli kimlikleri, kendi dinleri ile iç içe geçmiştir. Yunanistan özelinde Yunan Ortodoks demektir, Türk ise Müslüman.

Tabii ki gerçek anlamda “Müslüman Yunanlar” da var. Ama bunlar ihtida etmiş üç beş kişiden ibaret. Ve bakın onlardan biri olan Dr. Stefanos Kefokeris ne diyor: “Müslüman olduktan sonra ayrımcılığa uğradım, çünkü Yunanistan’da insanlar Müslüman ile Türk’ü aynı şey olarak görüyor”.

Yani Türklere “siz Türk değilsiniz Müslüman Yunansınız” diyen Yunan devleti, aslında böyle bir şeyin mümkün olmadığını gayet iyi biliyor, bu insanları kültürel olarak yok etmek istediği için böyle bir kavram uyduruyor.

***

Ertesi akşam üstü, soluğu Yanni’nin Türk mahallesi dediği yerde alıyorum. Niyetim birkaç kişiyle sohbet etmek. Tam mahallenin ortasındaki küçük meydana doğru yaklaşırken bir gürültü kopuyor. Türkçe konuşan çocuk ve yetişkin sesleri, Türkçe küfürler havada uçuşuyor.

Durup uzaktan izliyorum…

Aslında bu, 9-10 yaşında erkek çocuklarının bir kavgası. Yetişkin bir adam elinde bira şişesi ile meydana çıkmış, Türkçe küfürler ederek mahalleye dışarıdan geldiği anlaşılan iki çocuğu kovuyor.

Çocuklar, hızlı adımlarla kaçıyorlar. Onlarla beraber sokağın öbür başındaki parka kadar yürüyorum. Kavganın asıl kahramanı dokuz yaşlarında toraman bir oğlan…. Suratı kıpkırmızı nefes nefese kalmış.. Ben sorunca kavgayı anlatıyor. Türkçe konuşuyoruz.

“Vallahi kalabalıktan ben de korktum” diyorum.

“Ne korkacam be yav, bunların hepsi bizim Türkler” diye cevap veriyor.

Çocuk, kendisinin de parçası olduğu Türklerin arkasız ve güçsüz bir topluluk olduğunu biliyor.

Nitekim, mahallenin hali de bunu doğruluyor. Atina’nın Türk mahallesi, bizde yoksul Romanların yaşadığı Dolapdere veya Selamsız’a benziyor.

Yunanistan’daki Türkler, sosyo-ekonomik olarak da alt kesim olmaya, orada kalmaya zorlanıyor. Sistematik ayrımcılığın hedefi, Türkleri yoksul ve eğitimsiz halde tutmak.

Diğer çocuğa “kaçıncı sınıfa gidiyorsun” diye soruyorum.

Mahcup bir şekilde “aslında likeoya (liseye) gidecektim” diye cevap veriyor.

Ve başka soru sormama izin vermeden bisikletinin pedalına basıp kaçıyor.

Belli ki okulu bırakmaktan utanıyor.

Hiç de aptal birine benzemeyen bu zavallı çocukcağız, Yunan eğitim sisteminin Türklere yaptığı ayrımcılıktan nasibini alan biri.

Türk çocukları ağızları ile kuş tutsalar liseden sonrasını okuyamıyor. Bazıları eğitimi ilk okuldan orta okuldan terk ediyor. Garsonluk, şoförlük, beden işçiliği hedeflenebilecek en yüksek kariyer oluyor.

Türkiye’de akrabası olanlar çocuklarını buraya eğitim almaya gönderiyor. Diğerleri ise kaderine razı oluyor. Lokantadaki garson delikanlı gibi.

Saat 10’a yaklaşırken dönüp tekrar Türk mahallesinden geçiyorum. Birkaç yaşlı kadın kapı önünde Türkçe sohbet ediyor. Dört amca parka masa kurmuş birbirlerine Türkçe laf atarak okeye devam ediyor. Meydana bakan apartmanın balkonlarından birinde TV açık, bir Türk dizisinin sesi duyuluyor. …

---

Gaffar Yakınca - Haber 7, 27 Eylül 2026

20260929

🎞️ 1998'de gün ışığına kavuşan “Çingene Kızı” mozaiği, Zeugma Müzesi

 Yaklaşık 2 bin yıl önce yapıldı ama bakışları hala üzerimizde…

1998'de gün ışığına kavuşan “Çingene Kızı” mozaiği, Zeugma Müzesi'nde ziyaretçilerini karşılıyor.

🎞️🇹🇷Aselsan ve Türk Telekom işbirliğiyle geliştirilen yerli akıllı telefonun üretiminin Malatya'da yapılması planlanıyor

 

 Aselsan ve Türk Telekom işbirliğiyle geliştirilen yerli akıllı telefonun üretiminin Malatya'da yapılması planlanıyor

🔴 İlk etapta Android işletim sistemiyle piyasaya çıkacak cihaz 2027'de sunulacak.

🎞️🇬🇧İngiltere'de görev yapan 🇹🇷Türk akademisyen, sınıftaki yabancı öğrencilerin yaşadığı şaşkınlığı anlattı

 

İngiltere'de görev yapan Türk akademisyen, sınıftaki yabancı öğrencilerin yaşadığı şaşkınlığı anlattı:

Öğrencilere Türkiye'de devlet üniversitelerinin ücretsiz olduğunu söylediğimde şok oluyorlar.

Kendi ülkelerinde devlet ya da özel fark etmeksizin üniversiteye para ödemek zorundalar.

Türkiye'de bunun değerini anlamıyoruz; düşük gelirli aileler çocuklarını üniversite okutabiliyor.

İngiltere'de tıp gibi uzun eğitim alan bölümlerden mezun olan gençler hayata yüklü bir borçla başlıyor.Türk akad

🇹🇷⚽️🏟️Bursa Tribünleri: ‘’Ne Mutlu Türküm Diyene’'🇹🇷


 

📰🇹🇷ANADOLU İNSANI: Er Abbasoğlu Abbas

Yıl 1941... Cahit Sıtkı askerliğini yedek subay olarak yapmak üzere Balıkesir_Edremit Burhaniye’de bulunan birliğine gider. O yıllarda yedek subay sayısı az olduğundan her yedek subaya emir eri verilmektedir. Birliğine gittiğinde bölük yazıcısından künye defterini ister. Sırayla isimlere bakmaktadır bir isim dikkatini çeker.

Abbas oğlu Abbas, sakat ve çolak eli yüzünden çürüğe ayrılmış biridir Abbas. Talim bitiminde askerin yanına gönderilmesini ister. Öğle saatlerinde kapı çalınır. Karşısında civan mert yiğit biri selam çakıp;

*Abbas oğlu Abbas Emret komutatan!.. der.

Aralarında söyle bir konuşma geçer.

+ Nerelisin?

- Memleket Mardin, kaza Midyat komutan

+ Sen benim emir erim olur musun?

- Sen bilir komutan!.

Askere eşyalarını toplamasını ister ve kendi evinin altındaki boş yere taşınmasını ister.

Zamanla askerin zekiliği ve sıcakkanlılığından etkilenir. Abbas her sabah erkenden kalkar Cahit Sıtkı'ya kahvaltı hazırlar. Öğle yemeğini sormadan hazırlar. Tüm ihtiyaçlarını karşıdan bir istek gelmeden düşünüp yerine getirir. Erkenden kalkıp Cahit Sıtkı'nın kıyafetlerini ütüler, hazırlar ve evin temizliğini yapar.

Akşam olunca Cahit Sıtkı'nın sevdiği yemek ve mezeleri hazırlar. Zamanla aralarında komutan asker ilişkisinden daha güçlü bir dostluk bağı oluşur. Bu saf ve temiz Anadolu çocuğundaki sadakat ve temiz yürekten etkilenmiştir Cahit Sıtkı.

Zaman zaman karşısına alıp derleşirken bu Anadolu çocuğunun ruhunda gizli şeyleri keşfeder.

Akşamları rakı sofrası kurup en güzel kızartma ve mezeleri hazırlar Abbas. Aralarındaki duygu bağları güçlenir. Böyle bir keyf gecesi akşamında alkollü Cahit Sıtkı sorar;

+ Sen İstanbul'u bilir misin Abbas?

- Bilir komutanım.

+ Orda bir Beşiktaş var bilir misin?

- Bilir komutan!. Ben orda acemi birlikteydim.

+ Orda benim bir sevgilim var. Sen bana kaçırıp onu getirir misin?

- Elbet komutan!

Sabah olur Cahit Sıtkı bakar ki, Abbas yeni asker kıyafetlerini giymiş traş olmuş hazırlanmış. Cahit Sıtkı sorar;

+ Hayırdır Abbas neden böyle hazırlık yaptın?

- Ben istanbula gidecek komutan!.

+ Ne yapacaksın sen İstanbul'da?

- Sen söyledi bana. Ben gidecek sana Sevgiliyi getirecek!..

Gözlerindeki hüznü ve gözyaşlarını gizlemek istercesine arkasını dönüp kapıyı çarpar ve çıkıp gider Cahit Sıtkı. Fakat bu mert askerin, yüreği sevgi dolu Anadolu çocuğunun samimiyeti ve sıcaklığından duygulanır.

Akşam olur. Ağaç altında rakı sofrası kurdurur ve Abbası karşısına oturtur. Birlikte yer içerler ve Cahit Sıtkı o meşhur şiirini kaleme döker.

Haydi Abbas, vakit tamam;

Akşam diyordun işte oldu akşam.

Kur bakalım çilingir soframızı;

Dinsin artık bu kalp ağrısı.

Şu ağacın gölgesinde olsun;

Tam kenarında havuzun.

Aya haber Sal çıksın bu gece;

Görünsün şöyle gönlümce.

Bas kırbacı sihirli seccadeye,

Göster hükmettiğini mesafeye

Ve zamana.

Katıp tozu dumanı,

Var git,

Böyle ferman etti Cahit,

Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;

Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

Cahit Sıtkı TARANCI


-Alıntı

20260928

🇹🇷⚽️MİLLİ TAKIM 🗣️🎙️Vincenzo Montella: Aklınız kalmasın, 💗yüreğim 🇹🇷Türkiye için atacak

 


Vincenzo Montella: Aklınız kalmasın, 💗yüreğim 

🇹🇷Türkiye için atacak

A Milli Futbol Takımı'nın teknik direktörü Vincenzo Montella, UEFA Uluslar A Ligi 1. Grup'taki ikinci maçında İtalya'yı ağırlayacakları mücadele öncesi basın toplantısında konuştu. Ülkesi İtalya'ya karşı duygusal bir bağı olsa da kalbinin Türkiye için atacağının altını çizen Montella, " Benim için duygusal oluyor ama ben beş yıldır Türkiye'deyim. Bu ülkeyi çok seviyorum. Beni her zaman da sizden biri olarak hissettirdiniz. Aklınız kalmasın. Yüreğim her zaman sizin için mücadele edecek ve sadece Türkiye için atacak." dedi.

Kaynak-Habertürk

27 Eylül 2026 

UEFA Uluslar A Ligi 1. Grup'taki ikinci maçında İtalya'yı konuk edecek olan milli takımımızın teknik direktörü Vincenzo Montella, basın toplantısında açıklamalarda bulundu.

Karşılaşmanın oynanacağı Bursa'da düzenlenen basın toplantısında Montella'nın açıklamaları:

"YÜREĞİM TÜRKİYE İÇİN ATACAK"

Ülkesi İtalya'yla ilgili konuşan Montella, “Keşke İtalya'yla karşılaşmak zorunda kalmasaydık. Duygusal olarak kırıcı oluyor ama 5 yıldır buradayım. Yüreğim ve zihnim her zaman Türkiye için bir araya gelecek. İtalyan olmak her ne kadar duygusal olarak zorlasa da yarın sahaya çıktığımızda yüreğim Türkiye için atacak." dedi.

20260927

📰Adramytteion Antik Kenti'nde keşif

 

Adramittion (Grekçe: Ἀδραμύττειον, Adramytteion; Latince: Adramyttium), doğusunda antik Madra Dağları, kuzeyinde İda (Kaz Dağları) ile çevrili, Havran (Euenos) ile Karıncaçay (Olloios) arasında bulunan, körfez kıyısında kurulu antik kent. Kentin kurucusu Kral Alyattes'ın oğlu, Kral Kroisos'un kardeşi Adramys'tir. Edremit Körfezine hâkimdi ve deniz ticareti ve savunması açısından Antik Misya bölgesinin en önemli kentlerinden biriydi.

Tarih boyunca denizden kentte yapılan saldırılar sonucunda kent iç kesimlere taşınmıştır. Adramytteion ismi ise zamanla "Edremit"e dönüşmüş ve terk edilen kıyıdaki antik kent yerine iç kısımlara kurulan komşu ilçeye adını vermiştir.

Adramytteion günümüzde, Balıkesir ili, Burhaniye ilçesi, Ören Mahallesi içinde, Karataş Tepesi mevkiinde, Ören yerleşmeşini oluşturan yazlıklar altında yer almaktadır. Burhaniye Belediyesi tarafından halen bölgede yeni inşaatlara izin verilmektedir.

Adramytteion antik kenti, günümüz Balıkesir ili Burhaniye ilçe merkezinin yaklaşık 3,5 kilometre batısında, dört sırta sahip bir yükselti üzerinde ve yamaçlarında, deniz kıyısında alüvyal düzlük tarafından kuşatılmış vaziyette konumlanan Ören Mahallesi’nin altında koruna gelmektedir. Sit koşullarında, günümüz yaşayan dokusu altında büyük oranda dokunulmamışlığıyla korunan antik kent, ülkemizde örnekleri bulunan modern ve antik doku kesişmesindeki yerleşimler arasında, hemen tüm rezervi toprak altında korunagelen ender örneklerdendir.

Kuzey Ege’nin doğu kıyısında, Troas, Mysia ve Aeolis bölgelerinin kesişim noktasında konumlanan Edremit Körfezi’ne (Adramyttenos Sinus) adını veren Adramytteion ve etki alanı, hem tarih öncesi hem de tarihî süreçte, Ege havzasındaki kültürlerin yanı sıra Anadolu bağlantılı kültürlerin de tanımlanması, birbirleriyle ilişkisinin ve etkileşim sürecinin yorumlanması için önem arz eden bir coğrafyada konumlanmaktadır. Bu durum, kuşkusuz Körfezi batıda karşılayan Midilli (Lesbos) için de geçerlidir.

Bir liman kenti olan Adramytteion’un, Antik Çağ içindeki coğrafyasının, kentin kuzeyinde ve güneyinde akışlarını sürdüren akarsular olan Havran Çayı ve Karıncadere, antik adlarıyla Eunos ve Ollios’un taşıdığı alüvyonlar neticesinde günümüz topoğrafyasından farklı bir durum arz ettiği paleo-coğrafya çalışmalarıyla tespit edilmiştir. Buna göre, Ören yükseltisinin tümü, antik çağın önemli bir bölümünde doğuda karaya bağlı bir yarımadadır.

Adramytteion adı, MÖ 5. yüzyıl kaynaklarından Herodotos’ta geçer. Herodotos, Adramytteion’u Pers Kralı Kserkses’in Yunanlara karşı MÖ 480 yılında yaptığı seferine giderken geçtiği kentler arasında sayar ve Thebe Ovası’nda olduğunu bildirir. Herodotos, Ksenophon, Thukydides, Strabon, Plinius ve Stephanos Byzantinos gibi antik yazarların eserlerinde yer alan Adramytteion, Pseudo Skylaks ve Aristoteles tarafından politik anlamda tüm teşekkülleriyle bir kent olarak da vurgulanmaktadır.

MÖ 4. yüzyıldan itibaren, özerk bir şehir devleti olduğunun bir delili olarak, Adramytteion’un kendi lejantıyla sikke darp ettiği ve bir kent meclisine sahip olduğu bilinmektedir. Antik yazar Pausanias’ın anlatımından, MÖ 422’de, Satrap Pharnakes’in Atinalıların adalarından sürdüğü Delosluları Adramytteion’a yerleştirdiği (Pausanias NH 4.27.9) bilinmekte olup kent, ilk sikke darbını MÖ 4. yüzyılda yapmıştır. Geç Klasik ve Hellenistik Dönem yoğun buluntularıyla, kentin bu dönem içerisinde de önemli bir ticaret noktası olduğu aşikardır.

Roma Dönemi’nde Adramytteion, bir conventus merkezidir. Conventus bölgelerinin merkez kentleri, hukukî işlerin yürütüldüğü kentler olmalarının yanında vergi toplama noktaları olarak da işlev görüyorlardı. Adramyteum Conventus’unun kapladığı coğrafî bölgeye bakıldığında Mysia, Troas ve Aeolis bölgelerinden kentleri de içerdiği görülmektedir.

Orta ve Geç Bizans Dönemi’nde Adramytteion’un yoğun iskânı, yer yer önceki tabakalarda dönüşüm ve tahribat yaratmış olsa da, bu dönüşümden ele geçen veya Bizans yapılarının altında temel seviyesinde korunagelen kontekstlerden kentin Roma Dönemi ve öncesi yerleşim dokusu hakkında da veriler elde edilmiştir.

Kentte 2012 yılından bu yana sürdürülen arkeolojik kazılar temelinde öne çıkan tespitler arasında, kentin tarih öncesi ve tarihî süreçte bir yerleşim merkezi olarak kullanımının somut izlerini sunan Bergaz Tepe’de, Geç Antik Çağ’dan Prehistorik Çağ’a dek inen kültür katlarını içerir nitelikte bir tabakalaşma ortaya çıkmıştır. Bergaz Tepe’nin güneydoğusunda bulunan Ören yükseltisinin kuzey yamaçlarının, Adramytteion’un, Roma Dönemi’nde cadde düzenlemeleriyle birlikte konut alanı olarak tercih edilen bölgelerinden olduğu da sondajlar vasıtasıyla tespit edilmiştir.  Bergaz Tepe ile Ören’in denizle doğrudan ilişkili yerleşim tarihi, Kalkolitik Dönem’e dek inmektedir. Hem kazı alanları hem de tespit sondajları vasıtasıyla ele geçen baskın materyal kültür ürünlerini Arkaik Dönem sonuna dek sürekliliğini saptadığımız Kuzeybatı Anadolu Gri Keramikleri teşkil etmektedir. Ele geçen yoğun ve farklı seramik gruplarıyla yüzyıllar boyu faal bir yerleşim olduğu anlaşılan Adramytteion’un bu kültürel çeşitliliği, coğrafî konumunun getirilerinden biri olarak değerlendirebileceğimiz belirli rotalardaki deniz ticareti faaliyetleri ile doğrudan ilişkilidir. Bu kapsamda, kent için ayrı bir öneme sahip olan ve Strabon’da (XIII 1, 51) bahsi geçen kentin iki limanından biri olarak günümüze kadar korunagelmiş limanında çalışmalar yapılmıştır.


Yerleşimin deniz kıyısında, 11 metre yükseltideki teras üzerinde, antik limana hâkim konumda bulunan alanda sürdürülen çalışmalarda (A Bölgesi), açığa çıkarılan mekânlarla ilişkili temel kotları seviyesinden elde edilen seramik malzeme, mekân bütününün Orta-Geç Bizans Dönemi boyunca evreli vaziyette depo işlevinde kullanım gördüğünü gözler önüne sermiştir. Bununla birlikte tahribe uğramamış ve evvelki kültür katlarını yansıtan alt kotlarda, MÖ 3. yüzyılın ince işçilikli kaplarından oluşan bir toplu buluntu grubu ile Arkaik Dönem seramik grupları ve Lydia seramik gruplarına ait buluntular tespit edilmiştir.

Alıntı-https://adramytteion.org/arastirmalar/yuzey-arastirmalari/kent-hakkinda/


🎞️🏔️ Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde Nuh’un Gemisi’nin bulunduğu öne sürülen alanda yapılan yeni araştırmalar

 🏔️ Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde Nuh’un Gemisi’nin bulunduğu öne sürülen alanda yaklaşık 90 gün süren arazi çalışması tamamlanarak 100-150 noktadan toplanan toprak numuneleri laboratuvara gönderildi.

🔬 Proje Başkanı Prof. Dr. Cenker Atila, organik maddelerde yapılacak karbon incelemelerinin bölgede gerçekten gemi kalıntısı olup olmadığını netleştireceğini belirtti.


Alıntı-Hürriyet









🎞️800 yıllık Sarıhacılar Köyü Turistlerin Gözdesi

 

Sarıhacılar Köyü, Antalya ilinin Akseki ilçesinde yer alan tarihi bir köydür ve yaklaşık 800 yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu köy, İpek Yolu üzerinde bulunması ve özgün "düğmeli evleri" ile tanınmaktadır.

Sarıhacılar Köyü Hakkında

Sarıhacılar Köyü, Antalya ilinin Akseki ilçesinde yer alan tarihi bir köydür. Yaklaşık 800 yıllık bir geçmişe sahip olan bu köy, İpek Yolu üzerinde bulunmasıyla dikkat çekmektedir.

Tarihi ve Kültürel Özellikler

Düğmeli Evler: Sarıhacılar, özgün mimarisiyle bilinen "düğmeli evleri" ile tanınmaktadır. Bu evler, köyün tarihi dokusunu oluşturan önemli unsurlardır.

Tarihi Cami: Köyde 600 yıllık bir cami bulunmaktadır. Bu cami, Osmanlı dönemine ait önemli bir yapıdır ve içindeki eserlerle dikkat çekmektedir.

Etnografya Müzesi: Sarıhacılar, Türkiye'nin en zengin etnografya müzelerinden birine ev sahipliği yapmaktadır.

 Antalya ile Konya arasında tarihi bir mola yeri olan 800 yıllık köy yeniden hayat buluyor




Coğrafi Bilgiler

Konum: Sarıhacılar Köyü, Antalya iline 158 km, Akseki ilçesine ise 8 km uzaklıktadır.

Doğal Güzellikler: Köy, nadir bulunan sedir ağaçlarıyla çevrilidir ve antik yolları ile yürüyüş yapmak için ideal bir yerdir.

Turizm ve Ziyaret

Sarıhacılar, alternatif turizm alanı olarak öne çıkmaktadır. Ziyaretçiler, köyün tarihi dokusu ve doğal güzellikleri ile büyülenmektedir. Turizm açısından önemli bir merkez haline gelmesi hedeflenmektedir.

Köy, hem yerli hem de yabancı turistler için keşfedilmeyi bekleyen bir hazine niteliğindedir.

Alıntı: YZ -  aysenazhanimkonagi.com,  yandex.com.tr


🎞️ 800 yıllık Sarıhacılar köyü turistlerin gözdesi

Sarıhacılar Köyü'nün tarihi önemi ve turistik yerleri nelerdir?

Sarıhacılar Köyü, Antalya'nın Akseki ilçesinde yer alan tarihi bir köydür ve 800 yıllık tarihi ile İpek Yolu durağı olarak bilinir; Osmanlı dönemine ait "button evler", 600–650 yıllık bir cami ve korunan bir etnografya müzesi gibi özellikler taşır. Ayrıca antik Kervan Göç Yolu'nda yürüyüş imkanı ve nadir bir sedir ormanına erişim de sunar.


Sarıhacılar Köyü'ndeki özgün 'düğmeli evler' diğer geleneksel evlerden nasıl farklılık gösterir?

Sarıhacılar Köyü'ndeki Düğmeli evleri, yani "Düğmeli Evler", cephelerinde düğmelere benzeyen birbirine geçen ahşap kirişler ve taştan yapılan benzersiz yapılarıyla ayırt edilir. Bu mimari tarz sadece yerel zanaatkarlığı yansıtmakla kalmaz, aynı zamanda bölgenin doğal koşullarına da uyum sağlayarak onları Türkiye'deki diğer geleneksel evlerden farklı kılar.

Alıntı-



🎞️PREVEZE DENİZ ZAFERİ'NİN 488. YILI

 


 🎞️ Preveze Deniz Zaferi’nin 488’inci yıl dönümünde İstanbul Boğazı’nda 15 gemiyle geçit töreni 


🎞️İZLER ''Preveze Deniz Savaşı’’



28 Eylül 1538’de Akdeniz açıklarında Osmanlı donanması ile Papalık, Venedik, Ceneviz, İspanya ve Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nun oluşturduğu Haçlı ittifakı karşı karşıya geldi. 

Her iki güç de aynı amaç için Preveze’deydi. Ama içlerinden sadece biri buradan zaferle çıkacak ve Akdeniz’in hakimi olacaktı.

🎞️Yakut Türklerinde kamın duası ve ezgilerine “Kuturar” denir.

Yakut Türklerinde kamın duası ve ezgilerine “Kuturar” denir. 

“Ruhlar tarafından söyletilen” anlamına gelen bu ifade, kamların tanrı ve ruhların sözcüsü olarak görüldüğünü gösterir.

🎞️🇹🇿Tanzanya'da dünyaya gelen 11 yaşındaki 🇹🇷Osman Ali Davutoğlu, yağlı güreşte başpehlivan olmayı hedefliyor

Tanzanya'da dünyaya gelen 11 yaşındaki Osman Ali Davutoğlu, yağlı güreşte başpehlivan olmayı hedefliyor

🔹 Küçük yaşta anne ve babasını kaybeden Osman, dönemin Türkiye'nin Darüsselam Büyükelçisi Ali Davutoğlu ve eşi Yeşim Meço Davutoğlu tarafından evlat edinildi

🔹 Balıkesir'de yağlı güreşe başlayan Osman, er meydanlarında "Arap Osman" olarak tanındı

🗣️ Osman, İstanbul’da düzenlenen Yağlı Güreş Cumhurbaşkanlığı Kupası’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya geldi ⤵️

— Cumhurbaşkanımızı çok seviyorum. Başarılı olup ülkemi, ailemi ve Cumhurbaşkanımızı gururlandırmak istiyorum


20260926

📰 Akdeniz Türk Gölü oldu : Preveze'de Barbaros Destanı

AKDENİZ TÜRK GÖLÜ OLDU
PREVEZE'DE BARBAROS DESTANI


PREVEZE DENİZ ZAFERİNİN 488'İNCİ YIL DÖNÜMÜ VE DENİZ KUVVETLERİ GÜNÜ KUTLU OLSUN

Türk denizcilik tarihinin en büyük zaferlerinden Preveze Deniz Zaferi'nin 488'inci yıl dönümü kullanıyor, Kaptanıderya Barbaros Hayreddin Paşa' komutasındaki Osmanlı Donanmasrı'nın 1538'de Preveze'de kazandığı büyük zafer, Akdeniz'deki güç dengelerini değiştirdi. Preveze'den sonra Osmanli deniz üstünlüğü tarih anlatımına ''Akdeniz Türk gölü oldu" sözüyle geçti.



Alıntı /Kaynak: Sancak Gazetesi





📖 Pelasglar tarihte bilinen en eski̇ Sakalar/ İskitler yani̇ en eski̇ Türklerdir

Gündelik Yunanca'da "deniz" "thalassa"'dır, Grekçe değildir.

Ege'yi istila eden Yunanlılar bu sözcüğü orada karşılaştıkları "deniz insanları"ndan, Pelasg'lardan almıştır.

Türkçede Talay "okyanus, büyük deniz, derya" anlamına gelen köklü bir sözcüktür.

Pelasglar kim bu durumda?

PELASGLAR TARİHTE BİLİNEN EN ESKİ SAKALAR/ İSKİTLER YANİ EN ESKİ TÜRKLERDİR 

Antik tarihçiler Thucydides ve Herodotos'a göre, Grekler yerleşmeden önce bu topraklara Pelasgia deniyordu. Pelasglar Grek değildi.

Pelasglar bir Saka İskit kavmiydi. 



İskitler / Sakalar, Türklüğün büyük bir parçasıdır.


Pelasg ismi dilbilimcilerce "Pelagskoi" etimolojisi ile ilgilidir. Burada "skoi" kısmı Sakaları (İskitleri) tanımlamaktadır.

Herodot'un ifadesiyle İskitler kendilerine "Skolotoi" derlerdi.


Alıntı:  Arkeoloji ve TÜRK Tarihi. @ArkeolojiveTurk

20260925

🎞️🇹🇷🗣️Torununa nasihat veren bir 👵teyze: "Eskiden biz kocalara saygı duyardık, önüne getirirdik her şeyi."


 

🎞️Atatürk'ün yeni görüntüleri: Mustafa Kemal (Atatürk), kurmay binbaşı rütbesindeyken Sultan V. Mehmed Reşad'ın Rumeli (Balkan) gezisinde.

 Atatürk'ün yeni videosu,asalet ve karizma...

Mustafa Kemal (Atatürk), kurmay binbaşı rütbesindeyken Sultan V. Mehmed Reşad'ın Rumeli (Balkan) gezisinde. 

Bu genç subay Türk milletinin kaderini değiştirecek. Saygı ve minnetle.

Alıntı: KABAC 𐱅𐰇𐰼𐰰 🇹🇷 @K_TURK_19051919


🎞️Oktay Sinanoğlu: Batı dillerinde Türkçe'den geçme en az 400 terim var.


 - Selçuklu veziri Nizamül Mülk'ün başmüderrisi Gazali'nin Kimya-yı Saadet isimli eserinde, elemenler ilk kez tanıtılıyor.

- Selçuklu veziri Nizamül Mülk'ün başmüderrisi Gazali'nin Kimya-yı Saadet isimli eserinde, elemenler ilk kez tanıtılıyor.

- Kan dolaşımı anlatılıyor. Batı'da kan dolaşımı bu eserden 700 yıl sonra bilindi

- Batı dillerinde Türkçe'den geçme en az 400 terim var.


📖 Atebetü'l-Hakâyık’tan: Hayat derslerinden

 


Günün Atebetü'l-Hakâyık paylaşımı:

"Eğer tatlı tattıysan hazırlan acıya
Rahat bir gelirse, acı gelir onar onar
Ey sıkıntısız rahatlık uman
Bu dünya ne zaman umutlanacak bir yer oldu"

📖 Balkanlar’da Türklere karşı yapılan katliamların 350 yıllık bilançosu

 Sözde Türkler 'soykırım'cı !

İyi ki Amerikan ve İngiliz tarihçileri dürüst çalışmalarıyla Yunan'ın Anadolu'da ve genelde Osmanlı'nın son 150 yılında değişik yerlerde katledilen sivillerimiz kaydediliyor.


https://pbs.twimg.com/media/C6y1fXoWkAALmgm?format=jpg&name=large

https://x.com/yeniozrumeli/status/1889351381695263187/photo/1



TC.tarih @okuSalar

Yunan Anadolu'da her fırsatta soykırım uygular. İngiliz tarihçi Toynbee 1921 yılında İzmir'den başlayan yolculukta Batı Anadolu'yu geçerek başkente ulaşır.
Gemlik yöresinde soykırımı bizzat şahit oluyor, yakılan köyleri kitabında listeliyor.



Yok Edilen Mora Türkleri 🇹🇷
İzmirliTürkçü @Akifoski135997

Giritte'de 1866 yılında aynı benzeri bir s o y kırım yaptılar.. daha sonra 93 harbi ve 1912 Balkan faciası Türkleri Avrupa'da tamamen Yok ettiler.. Anadolu'da başaramadılar bunu aklımızı başımıza almazsak aynı akibet bizi tekrar bulur.

 

Kaybolan Tarihin Peşinde @mehmet_dilbaz

23 Eylül akşamı Tripoliçe sokaklarında Yunanlar toplandı ve 205 yıl önce 40 bin Müslüman Türk'ü nasıl katlettiklerini anıp kutlama yaptı.

Biz aylardır paylaşmamıza rağmen aynı gün Diyanet'e bir tane camimizde 40 bin şehidimizin ruhu için Kur'an okutamadık.

Sonra milli şuur filan diyoruz ya, geçin bu işleri.

#kaybolantarihinpeşinde
#MoraSoykırımı
#TripoliçeKatliamı

📰Göbeklitepe'de bir kaç mezar açılacağı düşünülüyor!

Göbeklitepe'de bir kaç mezar açılacağı düşünülüyor!


Alıntı: Ancient History X @AncientEpoch

Kaynak dil: İngilizce

Göbekli Tepe'de Bozulmamış Mezarlar Bulundu!

Kulağa Heyecan Verici Geliyor. Öyle ve bir o kadar da çok önemli.

Ama başlığın katmanlarını soyduğunuzda tuhaf bir şey ortaya çıkıyor. Bir Mezar 2017'de, diğeri 2022'de kazıldı.

Konut binalarının sıvalı zeminlerinin altında.👈🏻

Bu bilgiyi bir dakika için zihninizde dinlendirin.

En az DOKUZ YIL boyunca biliyorlardı ki orada konutlar VE eksiksiz Bozulmamış Mezarlar var.

Göbekli Tepe'nin Hâlâ Sakladığı ve Bize Anlatmadıkları Kaç Sır Daha Var?


Mezarlar şunları içerir;

Mezar DR1 (grafiğimdeki sağ alt hedef bölge)
• Yetişkin kadın
• Yetişkin erkek
• Ergen kadın
• (Olası dördüncü birey)

Mezar L09‑65 (tek) Üst Sol Hedef Bölge, “özel bina A”nın hemen dışında
• Genç yetişkin kadın

****




Alıntı: Scott D. Haddow @sdhaddow

Kaynak dil: İngilizce

Mezarlarla ilgili bilgiler yıllardır dolaşıyor. 2017/18'de 
Dr. Lee Clare @drleeclare 'nin ilk mezar hakkındaki bir konuşmasını izledim ve ikinci mezar 2023'te büyük bir konferansta sunuldu. Bu bilgiler asla gizlenmedi. Şeyleri düzgün bir şekilde yayınlamak zaman alır.





📖🗣️Fidel Castro : Atatürk Olmak

 


En Çok Okunanlardan...