20260611

🎞️📖 Sevdalinka nedir? Ünlü Sevdalinkalar Nelerdir?

🎞️🇧🇦 Sevdalinka, traditional urban folk song  


SEVDALİNKA NEDİR ? ÜNLÜ SEVDALİNKALAR NELERDİR?

Bosna Hersek’in ünlü tarihi ve kültürel zenginliği müziğine de yansıyor. Bosna geleneksel müziği çeşitli Balkan etkilerinin karışımı olarak ortaya çıkıyor. En meşhuru ise, tabii ki aşk şarkısı “Sevdalinka”.

Eski Yugoslavya’da Bosna Hersek’in çok ünlü ve başarılı “pop” ve “rock” grupları yer aldı. Bunlardan en başarılı olanlar “Divlje Jade”,”Bijelo dugme”, “Indexi”, “Ambasadori”, “Teška industrija”, “Vatreni Poljubac”, “COD”, “Plavi orkestar”, “Crvena jabuka”, “Zabranjeno Pušenje”, “Merlin”, “Hari Mata Hari”, “Kamen na Kamen”.

Grupların yanı sıra meşhur ve kaliteli şarkıcılardan da bahsetmek lazım. Bunlar: Kemal Monteno, Zdravko Čolić, Davorin Popović, Seid Memić Vajta, Neda Ukraden, Jadranka Stojaković, Mahir Paloš, Jasna spić, Alma Čardžić. Genç ama kapasiteli yıldızlar ise Fuad Backović Deen, Mija Martina, Selma Bajrami, Ir Vukojević, Boris Režak, Al Dino, Tinka Milinović vs.

Ayrıca Bosna Hersek kökenli olan şarkıcılar şunlar: Dragan Stojnić, Ibrica Jusić, Krunoslav Slabinac, Bisera Veletanlić, Senka Veletanlić, Ivo Fabijan, Boris Novković, Ivan Mikulić, Romana, “Feminem”, Ružica Čavić.

Bölgedeki „alternatif“ ve „urban“ müzik tarzlarının ilk yuvası olan Bosna Hersek, genç ve yaratıcı sanatçılarıyla gurur duyuyor. Bunlardan en önemlisi, ünüyle Balkanlar sınırlarını aşan hip hop sanatçısı Edin Osmiç „Edo Majka“.

Folkloru, halk ve geleneksel müziği, Bosna Hersek sahnesini daha da renkli ve benzersiz kılmaktadır. Bu tarzın ustaları: Halid Beşlić, Halid Muslimović, Haris Džinović, Hanka Paldum, Šemsa Suljaković, Fahreta Jahić alias Lepa Brena, Ferid Avdić ve diğerleri.

Ancak, Bosna Hersek’in en çok gurur duyduğu sanatçılar tabii ki Sevdalinka sanatçılarıdır. Bunlar: Zaim Imamović, Safet Isović, Nada Mamula, Beba Selimović, Zehra Deović, Nedžad Salković, a danas zvuke sevdalinke svijetom pronose veoma uspješni ansambli poput mostarkog “Mostar Sevdah Reuniona”.


Sevdalinka Hakkında

On yaşındaki bir çocuk ‘Sevdah, babamın şarkı söylerken ağladığı andır’ diyerek ‘Sevdah ve Sevdalinka nedir’ sorusunun en basit, en masum, en samimi ve aynı zamanda en doğru tanımını verir. (OmerPobriç) Sevdalinka bizim hakkımızda olan şarkıdır 

(Ömer Pobriç)

Sevdah’ (sevda, karasevda) kelimesi Türk dilinde aşkın hasretini ve azabını ifade eder, kökü ise Arapçada ‘sewdâ‘ kelimesinde bulunup ‘siyah safra‘ anlamına gelir. ‘Sevdah‘kelimesiyle ifade edilen aşk duygusuna, temel duygusal yönünü koruyarak topraklarımızda zaman ve mekân içerisinde İslâv-Bomil hüzünlü geçicilik duygusunun katkısı da olmuştur. Bizim ‘sevdah’ her ne kadar hasret ve acıyla dolu olsa da o kadar hüzünlü ve tatlıdır. Sevdah insanın aşk acısını çekemediği noktada ölümle eşit olan aşk sarhoşluğu içinde kaybolduğu aşk duygusudur.

Bu acı, sevgiliye kavuşmak ve ulaşmak için birçok engelden dolayı imkânsız olmasından kaynaklanıyor. Aşkın karşısına bazen aşılması zor bir duvar gibi, zaman ve mekân engelleri çıkar, bazen de bireysel, toplumsal, ailevî, geleneksel ya da duygusal engellerle karşılaşılır. ‘Sevdah’ diğerler tarafından çektirilen işkence olarak kendini gösterir, aynı zamanda insanın aşkın beyhude olduğu bilincinde olup mazoşist bir aşk anlayışıyla kendi kendine çektirdiği acı olarak da algılanabilir.

“Bana göre ‘sevdah’ görünmez ve insanın etrafını çeviren “auradır”, fakat güzelliği kendi hayatının bir parçası olarak gören herkes en küçük mekânda ve en küçük biçimde ‘sevdahı’ hisedebilir. Bu, hayata iyimser bakan, öyle yaşayan ve o çerçevede güzellik ve memnuniyet unsurlarını bulanlara Allah vergisidir. Canın ‘sevdah’ güzelliğiyle fazlasıyla dolduğu zaman ‘sevdalinka’ en iyi tazeleyici unsurdur: ‘Canımı tazelemek için çala şarkı söylesene’. ‘Sevdah’ sadece bir kelime değildir, canların sınırsız genişliğinde neşenin zerrelerini bulup onlarla mozaik yaparak, kendilerine hayatı güzel kılan hayalî güzellik muhitidir. Hayat, maalesef sadece aşktan ibaret değil, ‘sevdah’m en üst noktası olan Sevdalinka sadece aşk şarkısı değildir. ‘Sevdah’ Boşnakların hayat tarzı, Sevdalinka ise Boşnakların yaşantılarının tarihî kâtibidir.” 

(Ömer Pobriç, müzisyen)

‘Sevdalinka’ Boşnak, şehirli aşk şarkısıdır. ‘Boşnak’ sözcüğü Sevdalinka’nın otantiğini, ‘şehirli’ şehirliliğini, ‘aşk’sözcüğü ise içeriğinin konusunu belirler.’ 

(Ömer Pobriç, müzisyen)

Sevdalinka hayatın iyi ve kötü olaylarını anlatarak zamanla Boşnakların can konuşması olmuştur. Sevdalinka'nın sözü çok değerli olup müziği de özel, Bosna’ya özgüdür. Boşnaklar dünyanın hiç bir yerinde olmayan orijinal, otantik bir müzik ifadesi icat etmişlerdir.

Sevdalinka, ticarî yollardan, hanlar ve konaklardan, gazalardan, meclisler ve şenliklerden, akşam dertlerinden, Bosna vadilerinden, tepeler ve nehirlerinden geçmiştir. Kendi güzelliğiyle halk tarafından kabul edilip Ugar, Macar, Sırp, Hırvat, İspanyol, Meksikalı ve fazlasıyla Doğulu şarkıların baskısı altından çıkıp Boşnak şarkısı olarak günümüze ulaşmıştır.

Yüzyıllarca süren uzun hayatı boyunca farklı toplumsal tabakalarda yaratılmakta olan Sevdalinka kız ve erkek buluşmasında, düğünlerde, oyunlarda, aile toplantılarında, teferrüçlerde, yollarda, avluda, bahçede, ev odalarında, hanlarda, mahalleden geçerken, ata binerken, avlanırken, şehir kalelerinde, hapiste, gazalarda, yabancı gök altında söylenmekteydi.

Sevdalinka'nın müzik özellikleri şunlardır:

a) Aşırı ikinci

b) İkinci derecede biten miksolidik, majör ve harmonik minör ıskalası

c) Alterasyon

d) Koloratür

e) Geniş nefese sahip cümleler

Önemli Sevdalinka Müzisyenleri:

-Zehre Deović

-Safet Isović

-Nada Mamula

-Zaim Imamovic

-Himzo Polovina

-Safet Isovic

-Nedzad Salkovic

Kaynak: BİGMEV

Alıntı: https://bosnakhaber.com/sevdalinka-nedir-unlu-sevdalinkalar-nelerdir/


Örnekler:

  • Anadolka 
  • Kad ja podoh  (Guitar)  (Flute)
  • Ne Klepeci Nanulama 
  • Što te nema (Hasanagin Sevdah) 
  • U Stambolu na Bosforu
  • Žute Dunje 

  • ****


    Meşhur şarkılar
    • Ah što ćemo ljubav kriti (Aşkımızı neden saklayalım)
    • Da sam ptica (Bir kuş olsaydım)
    • Emina
    • Grana od bora, pala kraj mora
    • Karanfile cvijeće moje
    • Kraj potoka bistre vode
    • Moj dilbere
    • Omer-beže na kuli sjeđaše (Ömer Bey kulede oturuyor)
    • Razbolje se lijepa Hajrija (Güzel Hayriya hastalandı)
    • Razbolje se Sultan Sulejman (Sultan Süleyman hastalandı)
    • Sejdefu majka buđaše (Seydefa'nın annesi onu uyandırıyor)[
    • Snijeg pade na behar na voće
    • Što te nema (Neden burada değilsin)
    • Sve behara i sve cvjeta
    • Tekla rijeka potokom i jazom
    • Teško meni jadnoj u Saraj'vu samoj (Benim için zor, yoksul bir kız Saraybosna'da yalnız)
    • U Stambolu Na Bosforu (İstanbul'da Boğaz'ın üzerinde)
    • Zapjevala sojka ptica
    • Zaplakala šećer Đula
    • Zaplakala stara majka
    • Zmaj od Bosne
    • Zvijezda tjera mjeseca (Yıldız Ay'ı kovalıyor)

    20260610

    📚📖 İzmir'in Balkan Göçmeni Edipleri (Inceleme ve Metinler) - Atıf AKGÜN


    Türk Dünyası toplulukları arasında Balkan Türkleri, Türkçenin resmî devlet dili statüsünde olmadığı ülkelerde varlıklarını sürdürmeleri ve sosyal tarihlerinde göçlerin geniş yer tutması ile farklı bir yere sahiptir. Söz konusu durumları ile Balkan Türklerinin sosyo-kültürel alanda dezavantajlı gruplar arasında olduklarını söylemek de mümkündür. Çeşitli sosyo-kültürel ve politik nedenlerden dolayı özellikle son yüzyıllık süreçte göç gerçeğiyle sürekli karşı karşıya olan Balkan Türklerinin gerçekleştirdikleri göçlerin en önemli hedef ülkesi Türkiye olmuştur. Bu bağlamda Balkan Türkleri üzerine sosyal bilimlerin farklı şubelerinde yapılan bilimsel çalışmaların gerçekleştirildiği ülkeler arasında Türkiye öne çıkmıştır.

    Bu çalışma Ege Üniversitesi tarafından desteklenen ve Ağustos 2024’de tamamladığımız “İzmir’de Yaşamış/Yaşayan Balkan Göçmeni Edebiyat Temsilcilerinin ve Eserlerinin Tespiti ve İncelenmesi (ID numarası: 29701)” adlı bilimsel araştırma projesinden üretilmiş; sonrasında yapılan ekleme ve çıkarmalarla nihai şeklini almıştır. Bu kısımda adı verilen projenin başlangıcından tamamlanmasına ve proje çıktısının kitap çalışmasına dönüşme süreci hakkında bilgi vermek, okuyucunun bu kitaptaki verileri daha sağlıklı değerlendirmesi için elzemdir.

    Balkan Türklerinin Türkiye’ye göçleri üzerine yapılan akademik çalışmalarda söz konusu göçlerin özellikle tarihî ve sosyolojik yönü üzerinde durulmuştur. Bu projenin hazırlık aşamasında bu genel durum dikkate alınarak Balkan Türklerinin Türkiye’ye gerçekleştirdikleri göçler ve bu göç hareketleri neticesinde oluşan edebiyat varlığının araştırılmaya değer bir alan olduğu düşünülmüştür. Balkan Türkleri edebiyatları alanında uzmanlaşmış ve saha çalışması konusunda yetkin yürütücü ve araştırmacıdan oluşan bir ekip tarafından söz konusu edebî malzemenin araştırılması ve bu vesileyle mevcut edebî birikime dikkat çekilmesi fikri bu projenin temelini oluşturmuştur. Bu noktada geniş bir coğrafya olan Balkanlar’dan Türkiye’ye gerçekleşen göçlerin bir bölge sınırlaması ile İzmir ili özelinde ve birincil kaynaklar eksenindeki tespitlerle incelenmesi uygun görülmüştür.

    İzmir’deki Balkan göçmeni çevresi üzerine özellikle tarih, sosyoloji, coğrafya ve halk bilimi alanlarında yapılmış akademik çalışmalar mevcuttur. Proje hazırlık aşamasında söz konusu çalışmalar taranarak İzmir’deki Balkan göçmeni muhiti hakkında genel bilgilere ulaşılmak amaçlanmıştır. Bu tarz çalışmalarda tespit ettiğimiz hususlardan biri projede odaklanılan toplum kesimine yönelik sosyal bilimlerin birçok şubesinde yapılan incelemelerde edebiyat varlığı bakımından özel bir incelemenin hâlihazırda gerçekleştirilmemiş olmasıdır. Proje kapsamında daha önce edebiyat varlığı yönünden herhangi bir bütüncül araştırmaya konu olmamış İzmir’deki Balkan göçmeni edebiyatçıların ve eserlerinin tespiti noktasında dijital ortamda yer alan veriler, kısmen kütüphane ortamında bulunan ve büyük oranda da saha çalışması ile doğrudan şâir ve yazarların kendilerinden elde edilen eserler ve bilgiler kullanılmıştır. Bu bağlamda proje takvimi ve imkânları dâhilinde EÜ....


     
    GİRİŞ
    Geçmişten günümüze kadar Balkanlar’da yaşayan Türkçenin ve Türk edebiyatının varlığının Balkan göçmeni şâir ve yazarlar örneğinde tespit edilmesi; muhacir/göçmen kimlikleri ile söz konusu kitlenin Türkiye’de meydana getirdiği edebiyat hareketinin İzmir özelinde ortaya çıkarılması ve bu sûretle sosyal yapıda Balkanlı kimliği ile bilinen bu kitlenin eserlerinde şehrin sosyo-kültürel dokusunun edindiği yerin tematik metin örnekleri (İzmir ve Balkan temalı edebî ürünler) aracılığıyla ortaya konulması bu çalışmanın temel amaçları arasında yer almaktadır. Bu amaçlar doğrultusunda bir dünya
    dili olan Türkçenin Türkiye dışındaki diğer Balkan ülkelerinde doğmuş ve Türkiye’ye göç etmiş temsilcileri ile o bölgede de varlık gösterdiğini, Balkan ülkelerinde Türk dilinin varlık göstermesinde etkin olan unsurların neler olduğunu bizzat Türkiye’ye göç etmiş olan şâir ve yazarları aracılığıyla ortaya koymak bu çalışmasının diğer amaçları arasındadır.

    Türkiye’de ve daha özelinde İzmir’de bu çalışmaya konu olan göçmen şâir ve yazarların edebî ürünlerini içeren kitaplarının “genellikle” kendi imkânları ile yayımlandığı ve bilinirliğinin göçmen muhitleri ile sınırlı kaldığı gözlenmiştir. Bu bağlamda konu hakkında çalışma yapılması, kanaatimizce bu konuyla ilgili literatür yetersizliği ve birincil kaynakların eksikliği nedeniyle sürekli ötelenegelmiştir. Bu nedenle de Türk Dünyası Edebiyatı, Yeni Türk Edebiyatı, Göç Sosyolojisi, Kent Tarihi uzmanları ya da diğer bilim disiplinlerinde bu alanla ilgili çalışan araştırmacılar söz konusu edebî zümreye dair herhangi bir bilimsel kaynağa sahip değildir. Bu bağlamda ilgili çalışmanın en temel gerekçesi Balkanlar ve Türkiye’de edebiyat bilimcilerinin varlığından kısmen haberdar oldukları bu göçmen şâir ve yazar grubu hakkında doğrudan bilimsel bir veri elde etmek ve bu veriyi bilim dünyasının istifadesine sunmaktır. Bu vesileyle bu çalışmada elde edilen veri ve bulgular, daha sonra yapılması muhtemel birçok akademik çalışmada birincil referans kaynağı olabilecek ya da ilgili alandaki muhtemel çalışmalar için yol gösterici olabilecektir. Balkan ülkelerinden Türkiye’ye kitlesel göçlerin durması ve mevcut edebiyatçı kitlenin giderek yaşlanıyor olması, bu mevcut edebî ortamın bir an önce literatüre kazandırılmasını daha da önemli hâle getirmiştir.

    Alanındaki mevcut durumdan hareketle bu çalışmanın diğer önemli gerekçeleri arasında şu hususlara dikkat çekilebilir: Balkanlar’dan İzmir’e göçen şâir ve yazarların dil ve edebiyat varlığını, doğrudan bu şâir ve yazarlardan edinilen bilgilerle destekleyerek ortaya koymak, bu edebiyatçılarla ilgili ilk bilimsel envanteri oluşturmak, Türk dili ve edebiyatının Balkan ülkelerindeki varlık mücadelesinde Türk şâir ve yazarların üstlendiği rolü Balkanlar’dan göçen temsilciler aracılığıyla tespit etmek ve elde edilen bilgilerle Türk Dünyası edebiyatları içinde Balkan Türkleri ve göçmen edebiyatı üzerine çalışan araştırmacıların başvurabileceği temel bir kaynak oluşturmaktır. Çalışmanın konusunu Balkanlar’dan İzmir’e göç etmiş olan şâir ve  yazarların biyografileri ile edebî eserlerinden yapılacak tematik seçki (Balkanlar, İzmir ve Türkiye temalı edebî ürünleri) oluşturmaktadır




    Not: Bu çalışma, Ege Üniversitesi Rektörlüğü Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi Koordinatörlüğü’nde yürütülmüş olan 29701 Numaralı “İzmir'de Yaşamış/Yaşayan Balkan Göçmeni Edebiyat Temsilcilerinin ve Eserlerinin Tespiti ve İncelenmesi” başlıklı genel araştırma projesinden üretilmiştir.

    İzmir’den Balkanlar’a gönül köprüleri kuran
    şâir ve yazarlarımıza…




    ******

     İzmir'de Balkan kökenli yazar/şair/edipleri listesi ve kısa bilgiler istiyorsunuz. Aşağıda öne çıkan isimler 
    • Ahmet Cevat (Balkan kökenli; şiir ve makaleleriyle tanınır)
    • Hasan Ali Yücel (Balkan göçmeni kökenli; eğitimci, yazar, eski Milli Eğitim Bakanı)
    • Orhan Veli Kanık (Ailesinde Balkan göçmeni bağı olduğu bilinir; Garip akımı şairi; İzmir'le bağlantılı dönemleri vardır)
    • Yaşar Kemal (aslen Balkan göçmeni kökenli olmayabilir; bölge göçmenleriyle ilişkili aile öyküleri bulunur — not: kesin kaynak gerekli)
    • Falih Rıfkı Atay (Balkan kökenli aile geçmişi; gazeteci-yazar)
    *******


    📰 İzmir Boşnaklarını Tanıyalım ( Merkez ve İlçeler Köylerde Yaşayan Tüm Boşnaklar )

     

    Boşnak Medya

    İzmir Boşnaklarını Tanıyalım ( Merkez ve İlçeler Köylerde Yaşayan Tüm Boşnaklar ))

    02 Ağustos 2023

         

                                                             İZMİRLİ BOŞNAKLAR

    HAZIRLAYAN: Şevket KOÇ-TARİHÇİ VE EĞİTİMCİ


    Türkiye’nin 3.büyük şehri,Ege’nin incisi İzmir şehri,bağrında Balkan Göçmenleri ve Levantenleri barındıran şehirdir.Balkan insanının ve özellikle tahmini 250 bin Boşnakın getirdiği sıcaklık şehri size sarıyor.

    İzmir nüfusu 2025 yılına göre 4.508.219. 31 ilçesi olan bu güzel şehrin 11.891 km2’dir. Yüzölçümü bakımından ülkenin yirmi üçüncü büyük ilidir. Etrafı Aydın, Balıkesir, Manisa illeri ve Ege Denizi ve Ege Adaları ile çevrilidir.

    İzmir’in %80’i Türktür. Türk nüfusunu oluşturan gruplar Yörükler, Balkan Türkleri, Yerli Türkler, Çepniler Alevi) ve diğer illerden göçler ile gelen Türk nüfusudur. %15’i ise Boşnak, Arnavut, Çerkes, Gürcü  %5 kadar da Kürt’tür.

    Boşnakların İzmir’e Yerleşme Süreci

    Boşnakların İzmir’e göçleri Berlin Kongresi ile başlayıp 1967 yılına kadar sürer.Hatta Zeytinalana 1970’lerde bile göçler olmuştur..Bazıları Halep üzerinden gelip yerleşmiş,kimi Sivas yöresinden kimi de Ankara ve Eskişehir yöresinden gelip İzmirin Boşnak popülasyonu içinde olmayı tercih etmiştir.Bazıları da Konya’ya yerleştirildikten sonra İzmire gelmiştir.

    İzmir’in Bornova ilçesine bağlı Altındağ ve Çamdibi, Buca, Urla, Ödemiş, Karşıyaka ve Kemalpaşa ilçeleri Boşnakların ağırlıklı olarak yaşadıkları yerlerdendir. Bunun yanında Buca,Menemen, Mordoğan, Konak, Karaburun, Çeşme, Alaçatı, Zeytinalan, Biçeralanı, Nohutalanı gibi yerlerde de Boşnaklar yaşamaktadır.

    Bosna Hersek, Karadağ, Sancak, Makedonya, Nikşiç ve Kosova yöresinden gelen Boşnaklar İzmir’in çeşitli ilçe ve semtlerine yerleşmiştir.İzmire yerleşen Boşnak sayısı hakkında sağlıklı bilgi yoktur.Ancak sınırlı sayıda kayıtlar ve belgeler doğrultusunda hareket edebiliriz.

    İzmir’e Boşnak iskanı ile ilgili en eski bilgi olarak ulaşabildiğimiz Ankara Sincanın Dutluk Bölgesine yerleştirilen 65 hanelik Boşnakların 60 hanesinin bir süre sonra İzmir Kadifekale’ye yerleştirilmesidir.

    İzmir’e Boşnak iskanı ile ilgili en eski bilgilere baktığımızda Aydın vilayeti İzmir sancağı Burunâbâd (Bornova) nahiyesinde Bosna (Boşnak) göçmenleri yeni bir yerde iskân edilmiş, bu yeni teşkil olunan köye 26 Kasım 1883 tarihli irâde-i seniyye ile Boşnak köyü ismi verilmiş ve imam ile muhtar tayini kararlaştırılmıştır. 13 Mart 1886-22 Mart 1887 tarihleri arasında ise1.459 kişi ve 103 aile yerleştiğini görüyoruz..

    Yine 1883’te İzmirde meydana gelen deprem sonrası muhtaç insanlara yapılan yardımlar ile ilgili bir belgede Karaburun’a bağlı “Boşnak”köyünde 48 Boşnak yardımdan faydalandı ibaresi ile burada 48 Boşnak nüfusun oldugunu görüyoruz.

    Selanikten gemi ile 13 Mart 1889 ile 12 Mart 1900 tarihleri arasında İzmire yerleşen 161 kişinin kaydı vardır.Yine bir başka bilgide 13 Mart 1905-12 Mart 1906 arasında 434 Boşnakın yerleştiği bilgisine ulaşıyoruz.

    1890 Yılında Çengiçzade Ali Haydar ve Sim Zade Fehim İbrahim’e yaptırılan araştırmada İzmir’de “Bir hayli Bosna Göçmeni ” vardı.

    1901 yılında 52 haneden oluşan 260 kişilik Rumeli ve Bosna göçmeni iskân için İzmir’e sevkedilmişlerdir

    Osmanlı kaynaklarında Aydın sancağına bağlı İzmir ‘de Yeni Boşnak köyünden bahsedilir.Bunun yanında Seferihisar İhsaniye köyü’nden bahsedilir.Seferihisar’a Ankara iklimine ayak uyduramayan Boşnaklardan bir kısmı yerleştirilir.Seferihisar’a yerleştirilen Boşnaklara 3.000 dönümlük arazi üzerinde ve 37.500 kuruş harcanarak 15 ev inşa edilmiştir.

    İzmir Karşıyaka ‘ya gelen 45 müslüman Boşnak ailenin oluşturduğu Boşnak Köyü’nün 1909’dan sonra gelenlerle artması üzerine bir köy daha kurulur ve adı Yeni Boşnak Köyü olur.1913 ve 1921 yıllarına ait belgelerde Karşıyaka’da Boşnak isimli köyün varlığına rastlıyoruz

    Karşıyaka’nın Boşnakları

    Hemen belirtmek gerekir ki, Karşıyaka’nın en eski muhacirleri, Boşnaklardır. 1907 tarihli bir belgede, Karşıyaka’da Çiftlik isimli bir Boşnak köyünün mevcut olduğu, ama bu köyün zamanla büyüdüğü ve nüfusunun sığmadığı belirtiliyor, Boşnak-ı Cedid köyü (Yeni Boşnak Köyü. Şimdiki Yeni Bosna Mahallesi) ismiyle yeni bir köyün kurulmasının kamuya menfaat sağlayacağı İzmir valiliğinden (Aydın vilayeti) bildiriliyordu. Hatta bu köyün kurulmasında askeri bakımdan bir mahzurunun olup olmadığı da devrin Osmanlı İçişleri Bakanlığına sorulmuştu

     İzmir'in gelişmiş ilçesi: Karşıyaka'nın adı nereden geliyor?

    İzmire yerleşen bazı Boşnaklar buranın havasının Bosna ile uyumlu olmasından ötürü yerleştirildikleri soğuk iklimli Anadolu coğrafyasından buraya göçer.Bunlardan birisi de Zaim Hajrovic’in ailesidir.

    1910 yılında Afyon’a yerleştirilen Zaim Hajrovic ve ailesi 1 yıl burada yaşar ancak gerek dedesinin vefat etmesi gerekse buradaki iklim şartlarının soğuk olması gibi etkenlerden ötürü ailesi ile beraber İzmir’e göç ederler.

    Ege Bölgesine ve Türkiye’nin çeşitli yerlerine yerleşen Boşnaklar,burada da asayiş ve güvenlik konusunda tıpkı Balkanlarda olduğu gibi ellerinden geleni yapmışlardır. Örneğin 1914 tarihinde kayıklarla İzmir Karaburun’a gelen Rum eşkıyalar ile mücadele verip onları uzaklaştıran Boşnaklar olmuştur.

    1923 yılında İzmire Bahr-i Cedid vapuru ile gelen 2.317 Boşnak Dahiliye Vekaletinin izniyle yerleştirildi. İzmire gelen bazı Boşnaklar da Buca’dakilerde olduğu gibi kendiliklerinden gelip yerleşmişlerdir. Bunların çok az bir kısmı elindeki muhacir sertifikası ile izinli olarak gelip yerleşmek için sevk edilenlerdi. Yine 1923’te İzmir merkezde 111,Karaburun’a 50,Ödemiş’e 77 Tire’ye 25 ve Foça’ya 315 Boşnak gelip yerleştirilmiştir.

    1923 İzmir Kazası Nüfus İstatistiğinden elde ettiğimiz bilgilere göre Karşıyaka Boşnak Köyünde 95 erkek 74 kadın totalde 169 Boşnak vardı. Boşnak Hamidiye Köyünde ise 115 kadın 110 erkek totalde 225 Boşnak vardı.

    1924 yılına geldiğimizde mübadele ile İzmir ve yöresine iskan edilmek istenen Boşnakların birtakım şartları kabul etmesi gerekiyordu. Bunlar da ağırlıklı olarak kendilerine verilecek olan devlet desteğini reddetmeleriyle olacaktı.1920’ler boyunca Yugoslavya Krallığı’ndan gelen önemli miktarda Boşnak ve Arnavut muhacir, Türkiye’de yerleşim talep etmişti.Ancak bunların tamamının “mübadeleye tabi” sayılıp sayılmayacağı hukuki olarak tartışmalıydı. Bununla ilgili olarak 20 Aralık 1924 tarihli ve İskan Müdürlüğü (272-0-0-11) belgesi vardır. Belge, bu grupların da mübadele kapsamında değerlendirildiğini ve İzmir’e dönüşlerinin maliyetini azaltmak için “iskan hakkından feragat” koşuluna bağlandığını ortaya koymaktadır. Bu durumda İzmir’e serbestçe dönebileceklerdi. Bu uygulama, Cumhuriyet’in erken döneminde devletin mali kısıtlarını ve iskan yükünü hafifletme çabasını yansıtır.

    Boşnakların ağırlıklı olarak yaşadığı muhitler şunlardır:

    Çamdibi,Güzelbahçe,Bornova,Altındağ,Çamdibi,Bayraklı,Ödemiş,Menemen,Urla,Buca,Karabağlar,Karşıyaka,Konak,Narlıdere,Çiçekli,Doğanlar,Gökdere,Naldöken,Kaynaklar,Kırıklar,Çeşme,Alaçatı,Dalyanköy,Ilıcalar,Paşalimanı,Şifne,Aliağa,Halilbeyli,ÇakmaklıKöyü,Zeytinalan,Nohutalan,Bergama,Seferihisar (1880’ler)gibi yerlerinde Boşnaklar yaşar. Bunun yanında Menderes Çakaltepe’de 1950 sonrası Sancaktan gelen Boşnaklar,Bornova Pancar Mahallesinde Visoko ve Sarajevodan 1880’lerde gelen Boşnaklar,Tire Yeni Mahal- lede 1920’lerden sonra gelen Boşnaklar vardır.

    Ayrıca Menderes Görece’de 1878-1890 arası Mostar ve Travnik’ten gelen Boşnaklar,Menemen Kasımpaşa Mahallesi’nde Banja Luka’dan gelen Boşnaklar,Kemalpaşa Armutlu Mahallesinde Rozajeden gelen Boşnaklar,Bayındır İlçesinde Çamlıbel Mahallesinde Foça’dan gelen Boşnaklar,Torbalı Subaşı Mahallesinde Bijelopoljeden gelen Boşnaklar,Karaburun (1883 öncesi),Bergama Yukarı kırıklar mahallesinde Gorazde’den gelen Boşnaklar ki İzmirin en kuzeyindeki Boşnak köyüdür),Gerdeme Köyünde Mostar ve Bubuşkadan gelen Boşnaklar,Küçükçiğli ( Trebinje ve Lubinjeden gelenler),İzmir Kadifekale ( Ankara Sincandan 1880’ler 60 hane)

    İZMİRDE YAŞAYAN BOŞNAK SÜLALELERİNDEN BAZILARI

    Aliçkoviç,Alikoviç,Agić,Adrovic,Alihociç,Alagiç,Adilovic,Arıkovic,Agoviç,Avdiç,Bakoviç,Başiç,Baturovic,Balaban,Balijagic,Babajic,Blişkovac,Baboviç,Bibiç,Biriç,Borişiç,Bajriç,Bahor,Beganoviç,Begiç,Baliç,Boliç,Baboviç,Bekarovic,Belovocanin,Balijagiç,Başanoviç,Beşaroviç,Bubic,Bubovic,Beşiç,Behramovic,Banda,Brkovic,Brankovic,Çatoviç,Çoloviç,Çegoviç,Çosoviç,Çehriç,Çatiç,Çustoviç,Çengiç,Çerimagiç,Cukela,Comor,Cuheriç,Cur,Dizdareviç,Dervişagiç,Dinek,Delaliç,Dizdarovic,Drpljanin,Dziho,Dzekovic,Dzurdzovic,Dzurdzanbegoviç,Dulyeviç,Durokoviç,Durmişeviç,Dizdareviç,Drljevic,Erkoçeviç,Fakiç,Fazlagic,Fazlic,Fetahovic,Fetahiç,Gabohcic,Gabovic,Galijatovic,Grebo,Gacko,Gusiç,Gabohcić,Ganoviç,Gezovic,Grebo,Gosto,Goloş,Glavniç,Gujiç,Hot,Husoviç,Hadzic,Hasiç,Herovic,Hacıahmetoviç,Hasanbegoviç,Hacıismailoviç,Heroviç,Hajdarpaşiç,Hadzıjahoviç,Heldiç,Hadzıbuliç,Hajradinoviç,Hadzibuliç,Hanuşiç,Hot,Hotic,Hodzic,Hadzovic,Hrapovic,Hrustiç,Haviç,İsmailagic,İsmailovic,İbriktaroviç,Jahiç,Jelovac,Jakvovic,Jakupoviç,juklo,Juka,Kurbaş,Kabiloviç,Krajişnik,Karadan,Kresoşişiç,Kofrce,Koliç,Kajeviç,Kajevaç,Kajoviç,Kaliç,Kozar,Karic,Kapiç,Kolasinac,Kırçanin,Kurtoviç,Kucevic,Kijametoviç,Kırpo,Kurjenic,Koço,Kovaç,Kozar,Karişik,Krijestorac,Kukuljic,Kuç,Kuçin,Kebo,Krajina,Lazminiç,Landrovic,Ljateviç,Ljuca,Laleviç,Lukaçe,Ljuşkoviç,Ljepiç,Lutic,Laliç,Laloviç,Layiç,Laçiç,Mahiç,Martinoviç,Malakos,Mariç,Mekiç,Muşoviç,Mujanoviç,Memişeviç,Mariç,Mazgiç,Mahinic,Maksumic,Memic,Mehonjiç,Memoviç,Mitsanovic,Mucic,Muçin,Mujiç,Musliç,Mihiç,Mollamihiç,Mitsanovic,Nikiç,Oriciç,Paşiç,Pesiç,Pepiç,Pezic,Piric,Praskaviç,Pobriç,Porovic,Pırnat,Pirinç,Poljak,Pazarac,Pljavljan,Pijuk,Plijkoviç,Plemiç,Ramiç,Rapovic,Rahic,Redzic,Radonçiç,Resuloviç,Redzepagiç,Rustiç,Rovcanin,RızvanovicSaraçoviç,Şator,Şuta,Şabanovic,Spahiç,Smailagiç,Softiç,Selimoviç,Semizovic,Sadıkoviç,Şehoviç,Şrijelj,Şabanagiç,Şator,Şujak,Şantiç,Şakiç,Şariç,Şukalic,Talic,Tabakoviç,Tanoviç,Tırbona,Toskic,Tukur,Tutiç,Trbonja,Taloviç,Uçijak,Viçen,Voloder,Voljevica,Vineriç,Zuliciç,Zenan,Zvizdiç,Zuboviç,Zuloviç,Zaranin,Zuliç,Zubçeviç

    Grebo (Baysak) sülalesi Ljubinje’den,Čatović (Kağıtçıoğlu), Resulović ve Šehović sülaleleri Trebinjeden  Dördü de 1873-1878 yıllarında geldiklerinde önce Boşnak Köyü’ne (Küçük Çiğli) yerleştiler ve halen Küçük Çiğli ve Karşıyaka’da yaşıyorlar.

    *Grebo (Baysak) sülalesinin bir kolu 1878’deki ilk gelişlerinden beri Turgutlu’dadır.

    Bibiç Sülalesi ,Fetahovic Sülalesi -Bornova Altındağ Çamdibi ve Krijestorac sülalesi ise Bornova,Altındag ,Çamdibi ve Bucadadır.

    Menderes Çakaltepe Mahallesinde 1953-1956 arası Novipazardan gelen Drljevic ve Şkrijelj gibi aileler de var.Urla Kuşçular Mahallesinde Paşiç ve Mujiç gibi aileler de var. Tire Işıklar Mahallesinde Doboj’dan gelen Hrustiç ve Delaliçler vardır.

    Yukardaki liste elbette eksik olabilir ancak tespit ettiklerimiz var tabii ki ..Bir de kitabımızda yer alan İzmir’in birkaç yerindeki Boşnakları anlatan yazılarda o bölgede oturan Boşnak sülalelerinden bahsedil- miştir.

     Karşıyaka Yenibosna köyü eski adıyla eski Boşnak-ı Cedid 1907’de kurulan ilk Boşnak köyüdür. 1923’te 169 kişi yaşamaktaydı.

     Kaliç sülalesi meşhur bir sülale olup İzmirde (merkez ve merkeze yakın bölgelerde)yaklaşık 100 hane yaşar.Koço sülalesi de 100’den fazla hanedir.

    İzmir'e gelen Boşnaklar genelde fakirdi. Şimdi sahip oldukları her şeyi çok büyük zorluklarla çekerek kazandılar.İlk gelen kuşak çoluk-çocuk , genç-yaşlı herkes gece gündüz çalışmış..Zaten o dönemdeki ilk kuşakların kaderi hep aynı olmuştur.

    O dönemdeki Boşnaklar tarım,hayvancılık ve ticaretle uğraşmıştır.Çok sayıda kişi inşaat işlerinde çalıştılar. 3.Kuşak ise okudu. İzmirin yerleşik halkı,çalışmayı Boşnaklardan öğrendi. Ev düzenlerini Boşnaklardan öğrenmiştir. Avrupai yemekler,börek ve ızgarayı bizden öğrendiler. İzmir, Burhaniye ve Ayvalık’a yerleşen Boşnak muhacirleri hem iklimden hem de toprağın verimliliğinden dolayı zengin olmuşlardır.İzmir ve İstanbul gibi büyük şehirler, muhacirlere iş konusunda daha çok imkân sunuyordu. İş imkânları da muhacirlerin büyük şehirlere yerleşmesinin en büyük sebebiydi

    İZMİRLİ TANINMIŞ BOŞNAKLARDAN BİRKAÇ İSİM

    • Recep Güneş ( Güneş Sürücü Kursları Sahibi)
    • Şenay Biçer ( Avukat-Bornova Meclis Üyeliği yaptı)
    • Ahmet Kemal Baysak ( İlk Bosna Hersek Konsolosu)
    • Faik ve Murat Nergiz( Nezirler İnşaat)
    • Mustafa Nezir ( Eski Buca Belediye Başkan Yardımcısı )
    • Suad Nezir ( Eski Buca Belediye Başkan Yardımcısı)

    Terbay Grup İnşaat Firması, Kemal Baysak ve ortaklarının makine sanayi alanındaki çalışmalar Ege bölgesi ekonomisine büyük katkı sağlıyor

    İzmir’deki Dinler Makine, Şenel Kalıp ve Makine Sanayii firmaları, Boşnakça ve diğer Balkan lisanlarını konuşabilen soydaşlarımızca işletilmeye devam ediyor.

    İZMİR’DE YAŞAYAN BOŞNAKLARDA BOŞNAK KÜLTÜRÜ

    Türkiye'de yaşayan Boşnakların genel itibariyle dil ve kültür konusunda eski özelliklerini yitirmeye başladıkları, gelen ilk kuşak hariç diğer kuşaklarda zamanla sönmeye ve bitmeye başladıkları malum. Özellikle 3.kuşak nesiller adeta asimile olmuş durumdadır.

    Bunun yanında genel itibariyle en çok yemek ve düğün, kına gibi adetlerde bir değişiklik olmadığı belki bazı yerlerde yaşanılan coğrafyaya bağlı olarak etkileşim nedeniyle yaşanılan yerin etkisinin arttığı söylenebilir. Ancak İzmirli Boşnaklarda İstanbul, Karamürsel ve Bursa Boşnakları gibi diğer yerlerde yaşayan Boşnaklara nispeten daha bağlı olduğu söylenebilir.

    Bunları anlatacak olursak mesela 

    • bugün, İzmir Çamdibi’nde ikâmet eden Boşnakların büyük bir çoğunluğu, bu dönemde buraya göç etmişlerdir. 
    • Dillerini birinci, ikinci hatta bazı ailelerde hâlâ üçüncü kuşakta muhafaza etmiş 
    • Boşnak ailelerin sayısı pek de az değildir. 
    • Göç hikâyeleri ve Bosna’dayken hangi sülaleye mensup oldukları bilgisine sahip olan Boşnakların bu yönleriyle, geçmişe ait hatıralarını taze tutma ve İzmir’in Çamdibi semtine taşıdıkları kültürel belleklerini yaşatma gayreti içerisinde olduklarını  söyleyebiliriz.

    İzmirde yaşayan Boşnaklarda Bosna’dan gelen ilk kuşak arasında, Boşnak olmayanlardan kız alınıp yine kız verilmediği, Ailelerin bu ilk göç döneminde, Boşnak gelin ya da Boşnak damat tercihi konusunda oldukça katı bir tavır sergiledikleri ve bu tavırlarını ikinci kuşak üzerinde de ısrarla sürdürdükleri söylenebilir. Bunda da hiç şüphesiz kendi kimliklerini muhafaza düşüncesinin etkili olduğunu diyebilirz. Günümüzde Boşnak olmayanlarla yapılan evliliklerde bir artış olduğu fakat gelin ve damadın Boşnak olması hâlâ bir tercih sebebi olarak görüldüğünü söyleyebiliriz.). İzmir kent yaşamına entegre olan Boşnak ailelerin, özellikle son dönemde gençlerin evlilik konusundaki tercihlerine daha ılımlı bir tavır gösterdikleri su götürmez bir gerçektir.

    Boşnaklar 's Video on X

    Boşnaklarda kız kaçırılması olayı özellikle kız tarafı için hoş olmayan bir durum olarak görülmektedir. Bu yüzden kız, Boşnak olmayan bir damat adayı konusunda ısrarcı olursa, aile bu durumu anlayışla karşılamaya çalışır ve damat adayının Boşnak olması konusunda direnmez.

    Çamdibinde yaşayan Boşnaklarda, beşik kertmesi, akraba ve süt kardeşle evlenme şeklinde bir evlilik uygulaması yoktur. 

    Boşnaklar tek eşlilik hususunda çok hassasiyet göstermektedirler.Çünkü Boşnak kültüründe bu tip uygulamalara rastlanmaz.

    Evlilik yaşına geldiği halde evlenemeyen gençlerin kısmetinin açılması için bir ağzı dualıya gidilip kişinin yıldıznâmesine baktırılması, Boşnaklarda sıkça karşılaşılan bir durumdur. 

    Evlilik çağına gelmiş Boşnak erkekleri için annenin, teyzenin ya da yakın akrabanın çevreden namuslu, dürüst, hünerli ve saygılı bir gelin adayını araması ve bu adayı damat adayı ile tanıştırması, görücü usulü evliliğe güzel bir örnek teşkil etmektedir. 

    Boşnaklar, kızlarını verecekleri damat adayının soyuna, kimlerden olduğuna çok dikkat etmektedir. Zira ailesi iyi olan gencin, kendisinin kötü olması düşünülemezdi. Bugün için görücü usulü evlilik Boşnaklar arasında çok yaygın olmasa da, hâlâ bazı ailelerin bu geleneği sürdürdüğü bilinmektedir. Eskiden, gençler anne ve babalarına evlenme isteklerini söyleyemezken, günümüzde, gençler daha çok kendi aralarında anlaşıp bu durumu aileleriyle paylaşarak onların da onayını almak suretiyle evlilik kurumuna ilk adımlarını atmış olurlar.

    • Boşnaklar kız istemek için genellikle Perşembe gününü tercih etmektedir. 
    • Kızın ailesinin belirlediği güne sadık kalınarak, erkek tarafı kızı istemeye gider. 
    • Erkek tarafı, babaanne, dede, anne, baba, amcalar, halalar, varsa kardeşlerle birlikte çiçek ve çikolata alarak kız evine gider. 
    • Kız tarafının, oğlan tarafından gelecek kişi sayısını öğrenmek istemesinin sebebi, her misafir için hediye bohçası hazırlayacak olmasıdır. Bu bohçada genellikle gömlek, havlu, atlet vb. hediyeler bulunmaktadır. Kız istendikten sonra misafirler yolcu edilirken bohçalar verilir. 
    • Günümüzde bu âdet, kızın istendiği geceden sonraki günlerde kızın kayınbabası ve kaynanasını ziyarete, “el öpmeye” gittiği zaman hediyelerin teslim edilmesi şeklinde de sürdürülmektedir. 
    • Bunun yanında kız isteme usülleri eski Boşnak adetlerine uygun devam ettirilerek yaşatılmaktadır.
    • Kız isteme merasiminden sonra, kısa bir süre içerisinde gençler arasında söz yapılır. Bazı aileler söz ve nişanı bir arada da yapmaktadır.
    • Söz, nişandan ayrı yapılıyorsa alış verişe çıkılır ve kıza söz gecesi giyinebileceği bir elbise alınır. 
    • Söz gecesi kız ve erkek tarafı bir araya gelerek aileler arası bu beraberliği kutlarlar. Misafirlere, kızın ve annesinin hazırlamış oldukları geleneksel Boşnak yemekleri ikram edilir. 
    • Aileler eğer sözle nişanı bir arada yapıyorlarsa bu gecede gençlere sözün ya da nişanın bir nişanesi olarak yüzük takılmaktadır .
    • Sözden birkaç ay sonra da nişan töreni yapılır. Dünürler bir araya gelerek bir nişan tarihi tespit ederler. Nişan töreni ve nişana hazırlık aşaması kız ve erkek tarafının birbirini tanıması için önemli bir süreç olarak görülmektedir. 
    • Nişandan önce oğlanın annesi, kızın teyzesi, halası, kız ve oğlan hep beraber nişan hazırlıkları için alış verişe giderler. 
    • Çamdibi’ndeki Boşnaklar, alış veriş için genellikle tarihî Kemeraltı Çarşısı’nı tercih etmektedirler. 
    • Kız ve oğlana yüzük alınır. Kız tarafı erkeğin, erkek tarafı da kızın masraflarını karşılar. 
    • Ayrıca, erkeğin ve kızın ailelerine de hediyelikler alınır. Kız ve oğlan tarafından bayanların katıldığı ve adına “nişan bohçası” adı verilen bu merasimde gelen hediyeler eve gelen misafirlerinde görebileceği bir köşede sergilenir., özellikle birinci ve ikinci kuşak Boşnaklar arasında, nişanla düğün arası çok uzun tutulmaz ve bu süre zarfında gençlerin çok görüşmesi, özellikle de kız tarafınca çok hoş karşılanmazmış.
    • Bugün için bile bu geleneği sürdüren aileler olmakla beraber, gençlerin nişanlılık döneminde, çok olmamak kaydıyla, görüşmesinde bir mahsur görmeyen ailelerin de sayısı az değildir.)
    • Boşnaklarda başlık parası yoktur, ama kız tarafı oğlan tarafına, “Kız artık sizin kızınız, düğünde ne takarsanız artık o sizin şerefiniz!” diyerek kıza takılacak altının miktarını oğlan tarafına bırakır.

    Özellikle kız çocuğu olan her Boşnak aile, kız çocuğunun dünyaya gelmesinden itibaren çeyiz düzmeye başlar. El işi danteller, havlu kenarları, işlemeler ve yatak örtüleri Boşnak çeyizlerinde önemli bir yer tutmaktadır.Daha önceden özenle paketlenen ve süslen çeyizler yine özenle açılarak evin salonunda sergilenir. Komşular, akrabalar ve çeyizi görmek isteyenler evi ziyarete gelirken kızın çeyizi için küçük hediyeler getirirler. Çeyiz bir iki hafta gelenlerin görmesi için sergilendikten sonra yeni çiftin evine yerleştirilir.

    Kına gecesi günü, gelin evinde büyük bir telaş ve heyecan vardır. Uzak yoldan gelen misafirler ağırlanır. Kına gecesi için eğlenceye gidilmeden önce misafirler gelin evine gelerek yemeklerini yerler. Boşnak böreği, biryan en çok yapılan yemeklerdendir. Gelinin ve damadın hazırlanmasında “cever” ve “yenceler” yardımcı olur .Bundan sonraki süreçte yine eski adet ve geleneklere uygun kına gecesi gerçekleştirilir. Bu konuda İzmirli Boşnakların adetlerini yaşattıklarını söyleyebiliriz

    Boşnakları tanıyor musunuz? 

    • Boşnaklar genellikle akraba evliliği yapmazlar  
    • Boşnaklar kesinlikle hainlik yapamazlar 
    • Boşnaklar gittikleri yere neşe  götürmeden yapamazlar 
    • Boşnaklar kahveyi lokumla içer 
    • Boşnaklar kolo  oynamadan yapamazlar 

    Boşnak düğünleri de daha çok Sancak adetlerinin gerçekleştirilmesi ile yapılır. Çünkü İzmir'de yaşayan Boşnakların büyük bir kısmı Sancak Göçmenidir. Düğünlerde kolo ve sevdalinkalar (aşk şarkıları) yapılır ve söylenir. Boşnaklar sevdalinkaları çok severler. Bugün için bile sevdalinkalar Bosna Hersek’te ve neredeyse tüm Balkanlarda çok popülerdir. 

    Boşnaklarda resmi nikâhın yanında dini nikâh da vardır. Hoca çağrılır ve çiftin dini nikâhlarını kıyar. Nikâh sırasında hoca geline verilecek “mehir” bedelini sorar, erkek de tarla, para, altın olarak bir bedel vermeyi kabul eder. 

    İkinci ve üçüncü kuşakla yapılan görüşmeler sonucu elde edilen bilgilere göre, gerdek gecesinin sabahı, bayanlar “gelin görme” adını verdikleri âdeti yerine getirirlerdi. Bu âdet gereğince kız ve oğlan tarafından kadınlar müzik eşliğinde oynayarak eğlenirler ve “gelin şerbeti” adını verdikleri şerbeti içerlerdi. 

    Gelin düğünden sonra yakın bir tarihte kaynanası veya görümcesi tarafından akrabalara ev gezmesine götürülür. Gelinin gittiği evlerde âdet olarak geline şerbet ikram edilir.

    Gelin eskiden, düğün sonrasında kendi anne babasının evine yatılı kalmaya giderdi. Bu âdete, “misafir etmek” anlamına gelen “ugosti” ya da “ugostiti” denmekteydi. Kız, gittiği zaman bir ay kadar kalırdı. Damadın eviyle gelinin evi dip dibe bile olsa bu âdet yerine getirilirdi. Bu adet günümüzde pek yaygın değildir.  Geçmişte yapılmasının sebebi ise; gelinin kendi anne babasını sürekli göremeyecek olmasıdır. Bu yüzden eskiden yılda bir ay gelinin “ugosti” yapma izni vardı. Şimdilerde, gelinler istedikleri zaman baba evini ziyaret edebildikleri için ayda sadece birkaç gece kendi ailelerinin evlerinde kalmaktadırlar

    Birlikte yaşama kültürüne fazlasıyla sahip ve medenî bir topluluk olan Boşnaklar, İzmir-Çamdibi’ne taşıdıkları ve burada yeniden şekillendirdikleri, zenginleştirdikleri ve de güncelledikleri kültürel bellekleriyle, İzmir kent yaşamının önemli ve renkli sakinlerinden biridir. Göçle gelen topluluklarda yaşanan uyum sürecinde “kimlik” ve “aidiyet” en çok sorgulanan iki kavramdır. İzmir-Çamdibi Boşnaklarında ilk kuşaktan olanların kendilerini “göçmen” ve “Boşnak”, sonraki kuşakların da “Boşnak kökenli Türk vatandaşı” ya da “Türk” olarak ifade etme eğilimde olduğu gözlemlenmiştir. Boşnaklar bu yönleriyle, daha önce de ifade edildiği gibi, Türkiye’yi yeni yurt edinmiş göçmen toplulukları içerisindeki en uyumlu milletlerden biridir. Boşnakların, Osmanlının devamı şeklinde algıladıkları Türkiye Cumhuriyetine bağlılıkları ve Türk dili ve kültürüne göstermiş oldukları iltifat neticesinde yeni yaşam alanlarında hiç de zorlanmadan hayata tutunabilmişlerdir. “Sizlerle kader birliği yaptık, bize Balkanlarda Türk derlerdi!” diyecek kadar Türk toplumunun değerleriyle bütünleşmiş nadir topluluklardan biri olan Boşnaklar, özellikle kültürel belleklerinin zenginliğiyle İzmir kent kimliğinin de oluşmasında önemli bir yer tutmaktadır. İzmir genelindeki düğünlerde, şenlik ve kutlamalarda, memleketi, yeri ve yurdu neresi olursa olsun, insanların Boşnak müzikleriyle coşması bunun en güzel örneklerinden biridir.


    İZMİR ALAÇATI BOŞNAKLAR DİYARI

     Alaçatı, Çeşme İlçesine bağlıdır. Alaçatı – İzmir : 70 km. Alaçatı – Çeşme : 7 km. Alaçatı – Ildır : 15 km. Alaçatı – Efes : 155 km’dir.

     Türk-Yunan karışımı Ege mimari özellikleri,parke taşlı Arnavut kaldırımları ,yüzyıl öncesinden kalan yel değirmenleri ve sakız bahçeleriyle sevimli bir antik kasabadır.2015 tarihinde çıkan büyükşehir yasası ile belediyesi feshedilmiştir.2024 nüfusu 10.542’dir.

    Antik çağdaki adı Agrilia olan Alaçatı’ya Erken Osmanlı Tarihinde Yaya Müsellem (Süvari Piyade) köyü olarak nitelendirilir. Bu dönemde köye yerleşen Alacaat Aşiretinden dolayı da adını Alacaat olarak alır.

    1830 ‘lu yıllarda köyün önde gelenlerinden Hacı Memiş Ağa o dönemdeki depremler sebebiyle yoksullaşan Sakız adasında yaşayan Rum halkını köyün güneyindeki bataklığı kurutabilmek adına işçi vasfıyla köye çağırır. Maksat, sıtmaya yakalanmış bir köyü kurtarmaktır. Karşılığında işçilere toprak imar edilir.

    Sıtma ve kanal çalışması sebebiyle 1850-1890 yılları arasında yeni köy denizden birkaç km. içeriye kurulur. Bu esnada tarlalarda, bağlarda çalıştırılmak maksadıyla bölgeya rumlar gelmeye devam etmektedir.

    19. Yüzyılın sonunda Rum nüfusu o kadar artmıştır ki Alacaat olan köyün adı Artık Alatzata’dır. 1873 de Alaçatı Belediye Teşkilatı kurulmuştur.

    Bağcılık ve şarapçılık bölgenin en önemli ticaret merkezi haline getirmiştir Alaçatı’yı. Zamanının en parlak dönemini yaşayan Alaçatı 1914 Balkan savaşından kaçan göçmenlerin bölgeye yerleşmesiyle Rumlar arasında panik ve dolayısıyla göç başlar. Yine Balkan Savaşlarından sonra Kolaşin Boşnakları ve Kosova Arnavutları iskan edilir. Mübadelen sonra ise Kavala,Kesriye,Kaaferya ve Karacaova göçmenleri yerleşir.

    1923 yılında Yunanistan ile yapılan anlaşma ile Rumlar ile Türkler takas edilir. Böylece bölgeye Bosna ve Kosovadan Boşnak ve Arnavutlar, Selanik, Kavala, İstanköy ve Girit mübadillerinin de gelmesiyle kısa sürede Alaçatı’nın nüfusu tamamen değişir ve adını da Alaçatı olarak alır.

    Pazar yerindeki cami, cumbalı taş evler, değirmenler bu kültür zenginliğinin kanıtıdır. Yörenin tarihi, onu hem yiten düşlerin hem de filizlenen umutların diyarı yapmış.

    Günümüzde Alaçatı’nın tarıma elverişli topraklarında anason,zeytin,soğan ve enginar yetiştiriliyor. Bölgede turizmin yıldızı da parlıyor. Öyle ki kışın 8 bin olan nüfus yazın 50 bine ulaşıyor.

    BOŞNAKLARIN ALAÇATI’YA YERLEŞMELERİ

    Alaçatı’ya Boşnakların büyük çoğunluğu 1913 Balkan Harbi’nde gelmiş. Boşnaklardan buraya yerleşenler daha ziyade Kolaşinlidir. O dönemde buraya yerleşen 1 Novipazarlı Aile vardır.O yıllarda Boşnaklar Türkiye’ye 3 vapur ile gelmişler.

    • 1. vapurdakiler Halep’e gelir ama orada kolera ve diğer salgın hastalıklardan dolayı çoğu hayatını kaybeder. Hayatta kalanlar ise Adana’ya ordan da Alaçatı’ya gelirler.
    • 2. Vapur doğrudan Çeşme’ye 
    • 3.sü ise Karaburun’a gelir.

    Boşnaklar Alaçatı’ya yerleştirildiklerinde işlemeleri için geniş toprak sahibi olurlar. Boşnaklarda çalışkan insanlar burada rahat ediyorlar. Ama 1919’da Kurtuluş Savaşı’nın başlamasıyla Alaçatı Boşnakları yine göç yollarına düşüyorlar. Manisa,Kütahya, Uşak, Afyon ve Akşehir’e gidip oralarda 3 yıl kadar kalıyorlar. Oralarda da toprağı işliyorlar ve durmadan çalışıyorlar. Boşnak gençleri de asker olup o dönemde düşman işgaline karşı savaşıyorlar. Kurtuluş Savaşı sona erdiğinde tekrar Alaçatı’ya dönmüşlerdir. Balkan Savaşı yıllarında Alaçatı’ya Kosova ‘dan ve Bosna’dan gelen Arnavut ve Boşnak göçmenlere Selanik (Karaferya’lılar), Kavala (Kınalı ve Karacaova’lılar), Girit ve İstanköy’den gelen mübadiller de eklenir ve Alaçatı nüfusu 10 yıl gibi kısa bir sürede tamamen değişmiş olur.

    1923’ten itibaren mübadele sonrası Boşnaklardan Alaçatı’ya gelenler olacaktır. Bu sefer de iskanen toprak dağılımı oluyor. Fiilen işledikleri toprak daha büyük olsa da tapuyla kişi başı 5 dönüm olarak dağıtılıyor. Bu durum uzun yıllar süren tapu davalarına neden olur.

    Cumhuriyet döneminde Foça, Torbalı, Çeşme, Kuşadası ve Alaçatı bölgelerinde yeni muhacir yerleşimleri oluşturulması hedeflenmiştir. Bu bölgelerde vali başkanlığında, bayındırlık, sağlık, ziraat ve iskân müdürlerinden müteşekkil bir heyet yer tespiti için vazifelendirilmişlerdir. Yer tespitlerinde en çok dikkat edilen husus yerleşimlerin tren hatlarına, kara yollarına, sahil bölgesine yakın olması ve manzarasının da iç açıcı ve rahatlatıcı bir şekilde olmasıdır. Yeni yerleşim kurmak dışında bir kısım muhacirler için mevcut köylere de ek yapılarak iskân edilmeleri uygun görülmüştür

    Alaçatı’ya göç eden Boşnak aileler :

    Kaliç,Balijagic,Recepagic,Koliç,Martinoviç,Hot,Çosoviç,Mitsanoviç,Hasiç,Cukela,Baliç ve Kajaviçlerdir. Ancak bu kişilerin büyük bir kısmı   yıllarında ekonomik sebeplerden dolayı özellikle Çamdibi’ne göç eder. Ülkedeki yanlış tarım politikaları nedeni ile insanlar fabrikalarda çalışabilmek ve çocuklarına daha iyi bir gelecek hazırlamak için yine göç etmiştir.

    Alaçatı’da en büyük göçmen nüfus Boşnaklarındır. Daha sonra ise Arnavut ve Lozan mübadilleridir. Alaçatı’da eskiden Boşnakça,Arnavutça,Bulgarca,Rumca ve Türkçe konuşulurmuş. Farklı kültürlerden gelen bu insanlar sorunsuz bir şekilde bir arada yaşamışlar.

    Alaçatılı Boşnaklar, bulundukları yerlerde saygın kişiler olmuşlar, çalışkanlıkları ve dürüstlükleri ile giderek ekonomik durumlarını düzeltmişlerdir. Örneğin Nohutalan, eskiden çok fakir iken şimdi oldukça zenginleşmiştir. Son yıllarda ekonomik krizlere kadar Alaçatılı Boşnaklar hep iyi durumda olmuşlardır. Ancak gençlerin tarımla uğraşmak istememesi nedeniyle gidip başkasının yanında çalışmayı yeğliyolar.

    İzmir ve Mordoğan’a yerleşen Bosna ve Arnavutluk muhacirleri, daha önce bölgeye yerleşen muhacirlere yakın kalmaya özen göstermişlerdir.103 Nitekim ailesi Bosna’dan göç etmiş olan Mükerrem, şu ifadelere yer vermiştir:

     “Bazı insanlar denizi ilk kez gördüler çünkü dağlık bölgelerden geliyorlardı. Onların söylediğine göre çocukları deniz tutulmasına yakalanmış. Babam İzmir merkezde kalmadı. Tarıma yetecek toprağın olmamasına rağmen Alaçatı’ya gelmeyi tercih etti çünkü burada daha fazla Boşnak muhacir bulunmaktaydı.”

    Bu arada belirtmeden geçmeyelim. Alaçatı Bosna Hersek’in Jajce şehri ile kardeş şehirdir.

    Alaçatı’ya ulaşım çok kolay

    Alaçatı’ya Türkiye’nin önde gelen birçok otobüs firmalasının düzenli otobüs seferleri var. İzmir’den Alaçatı’ya otobüsle ulaşmak için ise İzmir otogardan veya Üçkuyular ilçeler garajından Çeşme Seyahat otobüsüne binmeniz yeterli, 1 saat içinde Alaçatı’dasınız.

    ALAÇATILI BOŞNAK KÖR VEZİRA

    Alaçatı’da bütün Boşnak düğünlerinde KÖR VEZİRA gelip hem akerdiyon çalar hem Boşnakça şarkılar söylermiş.

    “Alaçatı yezeromse zvala

    Ti si mene mnogo ya dala

    şarkısını söylerken herkesi coştururmuş.

    Alaçatılı Balijagic sülalesi,Mohaç Savaşı’nın en önemli isimlerinden Malkoçoğlu Bali Bey’den üremiştir.Bali Bey,Mohaç Savaşı’nın kazanılmasında büyük yararlılıklar göstermiştir.Bu savaşa Boşnakların da katıldığı bilinir.

    Yine Balijagicler’den Ahmed Aga’nın Karadağ prensini esir aldığı ve onun yalvarmaları ile onu serbest bıraktığı da bilinir.Bunun karşılığında Ahmetoviçlerden kimseye dokunmaması emri verdiği ve bugun Alaçatıdaki Balijagiclerin atasının da Ahmet Aga olduğu bilinir.

    BORNOVA ÇİÇEKLİ KÖYÜ BOŞNAKLARI

    Çiçekli Köyü İzmir Bornova’ya bağlı bir köydür. Mahallenin eski adı, 1900 yılı kayıtlarında Hamidiye olarak geçmektedir. Günümüzde bir mesire yeridir. Çok sayıda kahvaltı ağırlıklı bahçe lokantalar vardır. Nüfusun çoğunluğunu 60 yaş üstü oluşturuyor. 

    1984 yılında Büyükşehir olan İzmir’de, 2012 yılında 6360 Sayılı Yasa ile, tüm köy ve beldelerin tüzel kişiliği kaldırılmıştır. Bu köy de Bornova Belediyesi’nin bir mahallesi olmuştur. 2024 nüfusu 370’tir ancak yerleşik olmayanlarla beraber nüfus 700’ü bulmaktadır.

    Köy, İzmir’e 20 Bornova’ya 10 km uzaktadır.Köyün batısında Erzene,güneyinde Evka 3 ve Naldöken,doğusunda Yakaköy ve kuzeyinde Karaçam vardır. Toplu taşıma ile ulaşım için; İzmir metrosu ile Evka-3 durağında indikten sonra Çiçekli Köy minibüslerine aktarma yapılması gerekmektedir. Karşıyaka – Bornova dolmuşları ile gelinecekse, Manisa Kavşağı’nda inilerek Çiçekli Köy minibüslerine aktarma yapılabilir.

    Misafirperverliğin oldukça fazla olduğu köyde bu yüzden kahve bile bulunmuyor. Köyde yaşayanlar ev gezmesine gider evin erkekleri de çoğunlukla zamanlarını hayvanları ile bahçeleri ile ilgilenerek geçirirler. Sokakların eğimine uygun olarak inşa edilen evleriyle doğayla bir simetri oluşturan ilçede evlerin mimarileri tipik köy yaşamının izlerini taşıyor. Bunun yanında 2 kolej de barındırmaktadır.

    Köy muhtarı Zeki Güler’dir.Baba tarafı Fazlagiç anne tarafı ise Hadzovic’tir.

    Köylülerin geçim kaynakları hayvancılık ve odunculuk oluşturuyor. Köylülerin eğitim seviyesinin çok yüksek olduğunu da söylemekte fayda var. Köy çocuklarının çoğunun üniversite mezunudur.

    Köy meydanında bulunan Binlerce yıllık tarihi Hamidiye Camisi, günümüze dek korunmuş. Caminin yapılış hikayesi de ilginç. Padişah Abdülhamit’in bu köyde mola verdiği, halkla yaptığı sohbet sırasında köy halkının cami istediğini ve bu isteğin yerine getirilmesi için Abdülhamit’in talimat verdiğini, bunun üzerine 1878 yılında da cami inşa edildiği anlatılır. Bu caminin benzerinin Bosnada olduğunu da söyleyelim. Hatta birebir aynısı yapılmış.

    Bunun yanında inşa edilmiş Fatih Sultan Köprüsü halen özelliğini yitirmemiş. Geçmişte Manisa ile Aydın arasında kervan yolu olarak kullanılan tarihi taş köprü, tüm görkemiyle ziyaretçilerin ilk durağı olmaya devam ediyor. Köprünün İpekyolu üzerinde bir ticaret yolu üzerinde olması önemini arttırmıştır.....


    Alıntı / Kaynak: https://bosnakhaber.com/izmir-bosnaklarini-taniyalim-merkez-ve-ilceler-koylerde-yasayan-tum-bosnaklar/


    🎞️📖 Sevdalinka nedir? Ünlü Sevdalinkalar Nelerdir?

    🎞️🇧🇦 Sevdalinka, traditional urban folk song   SEVDALİNKA NEDİR ? ÜNLÜ SEVDALİNKALAR NELERDİR? Bosna Hersek’in ünlü tarihi ve kültürel z...