Adramittion (Grekçe: Ἀδραμύττειον, Adramytteion; Latince: Adramyttium), doğusunda antik Madra Dağları, kuzeyinde İda (Kaz Dağları) ile çevrili, Havran (Euenos) ile Karıncaçay (Olloios) arasında bulunan, körfez kıyısında kurulu antik kent. Kentin kurucusu Kral Alyattes'ın oğlu, Kral Kroisos'un kardeşi Adramys'tir. Edremit Körfezine hâkimdi ve deniz ticareti ve savunması açısından Antik Misya bölgesinin en önemli kentlerinden biriydi.
Tarih boyunca denizden kentte yapılan saldırılar sonucunda kent iç kesimlere taşınmıştır. Adramytteion ismi ise zamanla "Edremit"e dönüşmüş ve terk edilen kıyıdaki antik kent yerine iç kısımlara kurulan komşu ilçeye adını vermiştir.
Adramytteion günümüzde, Balıkesir ili, Burhaniye ilçesi, Ören Mahallesi içinde, Karataş Tepesi mevkiinde, Ören yerleşmeşini oluşturan yazlıklar altında yer almaktadır. Burhaniye Belediyesi tarafından halen bölgede yeni inşaatlara izin verilmektedir.
Adramytteion antik kenti, günümüz Balıkesir ili Burhaniye ilçe merkezinin yaklaşık 3,5 kilometre batısında, dört sırta sahip bir yükselti üzerinde ve yamaçlarında, deniz kıyısında alüvyal düzlük tarafından kuşatılmış vaziyette konumlanan Ören Mahallesi’nin altında koruna gelmektedir. Sit koşullarında, günümüz yaşayan dokusu altında büyük oranda dokunulmamışlığıyla korunan antik kent, ülkemizde örnekleri bulunan modern ve antik doku kesişmesindeki yerleşimler arasında, hemen tüm rezervi toprak altında korunagelen ender örneklerdendir.
Kuzey Ege’nin doğu kıyısında, Troas, Mysia ve Aeolis bölgelerinin kesişim noktasında konumlanan Edremit Körfezi’ne (Adramyttenos Sinus) adını veren Adramytteion ve etki alanı, hem tarih öncesi hem de tarihî süreçte, Ege havzasındaki kültürlerin yanı sıra Anadolu bağlantılı kültürlerin de tanımlanması, birbirleriyle ilişkisinin ve etkileşim sürecinin yorumlanması için önem arz eden bir coğrafyada konumlanmaktadır. Bu durum, kuşkusuz Körfezi batıda karşılayan Midilli (Lesbos) için de geçerlidir.
Bir liman kenti olan Adramytteion’un, Antik Çağ içindeki coğrafyasının, kentin kuzeyinde ve güneyinde akışlarını sürdüren akarsular olan Havran Çayı ve Karıncadere, antik adlarıyla Eunos ve Ollios’un taşıdığı alüvyonlar neticesinde günümüz topoğrafyasından farklı bir durum arz ettiği paleo-coğrafya çalışmalarıyla tespit edilmiştir. Buna göre, Ören yükseltisinin tümü, antik çağın önemli bir bölümünde doğuda karaya bağlı bir yarımadadır.
Adramytteion adı, MÖ 5. yüzyıl kaynaklarından Herodotos’ta geçer. Herodotos, Adramytteion’u Pers Kralı Kserkses’in Yunanlara karşı MÖ 480 yılında yaptığı seferine giderken geçtiği kentler arasında sayar ve Thebe Ovası’nda olduğunu bildirir. Herodotos, Ksenophon, Thukydides, Strabon, Plinius ve Stephanos Byzantinos gibi antik yazarların eserlerinde yer alan Adramytteion, Pseudo Skylaks ve Aristoteles tarafından politik anlamda tüm teşekkülleriyle bir kent olarak da vurgulanmaktadır.
MÖ 4. yüzyıldan itibaren, özerk bir şehir devleti olduğunun bir delili olarak, Adramytteion’un kendi lejantıyla sikke darp ettiği ve bir kent meclisine sahip olduğu bilinmektedir. Antik yazar Pausanias’ın anlatımından, MÖ 422’de, Satrap Pharnakes’in Atinalıların adalarından sürdüğü Delosluları Adramytteion’a yerleştirdiği (Pausanias NH 4.27.9) bilinmekte olup kent, ilk sikke darbını MÖ 4. yüzyılda yapmıştır. Geç Klasik ve Hellenistik Dönem yoğun buluntularıyla, kentin bu dönem içerisinde de önemli bir ticaret noktası olduğu aşikardır.
Roma Dönemi’nde Adramytteion, bir conventus merkezidir. Conventus bölgelerinin merkez kentleri, hukukî işlerin yürütüldüğü kentler olmalarının yanında vergi toplama noktaları olarak da işlev görüyorlardı. Adramyteum Conventus’unun kapladığı coğrafî bölgeye bakıldığında Mysia, Troas ve Aeolis bölgelerinden kentleri de içerdiği görülmektedir.
Orta ve Geç Bizans Dönemi’nde Adramytteion’un yoğun iskânı, yer yer önceki tabakalarda dönüşüm ve tahribat yaratmış olsa da, bu dönüşümden ele geçen veya Bizans yapılarının altında temel seviyesinde korunagelen kontekstlerden kentin Roma Dönemi ve öncesi yerleşim dokusu hakkında da veriler elde edilmiştir.
Kentte 2012 yılından bu yana sürdürülen arkeolojik kazılar temelinde öne çıkan tespitler arasında, kentin tarih öncesi ve tarihî süreçte bir yerleşim merkezi olarak kullanımının somut izlerini sunan Bergaz Tepe’de, Geç Antik Çağ’dan Prehistorik Çağ’a dek inen kültür katlarını içerir nitelikte bir tabakalaşma ortaya çıkmıştır. Bergaz Tepe’nin güneydoğusunda bulunan Ören yükseltisinin kuzey yamaçlarının, Adramytteion’un, Roma Dönemi’nde cadde düzenlemeleriyle birlikte konut alanı olarak tercih edilen bölgelerinden olduğu da sondajlar vasıtasıyla tespit edilmiştir. Bergaz Tepe ile Ören’in denizle doğrudan ilişkili yerleşim tarihi, Kalkolitik Dönem’e dek inmektedir. Hem kazı alanları hem de tespit sondajları vasıtasıyla ele geçen baskın materyal kültür ürünlerini Arkaik Dönem sonuna dek sürekliliğini saptadığımız Kuzeybatı Anadolu Gri Keramikleri teşkil etmektedir. Ele geçen yoğun ve farklı seramik gruplarıyla yüzyıllar boyu faal bir yerleşim olduğu anlaşılan Adramytteion’un bu kültürel çeşitliliği, coğrafî konumunun getirilerinden biri olarak değerlendirebileceğimiz belirli rotalardaki deniz ticareti faaliyetleri ile doğrudan ilişkilidir. Bu kapsamda, kent için ayrı bir öneme sahip olan ve Strabon’da (XIII 1, 51) bahsi geçen kentin iki limanından biri olarak günümüze kadar korunagelmiş limanında çalışmalar yapılmıştır.


Yerleşimin deniz kıyısında, 11 metre yükseltideki teras üzerinde, antik limana hâkim konumda bulunan alanda sürdürülen çalışmalarda (A Bölgesi), açığa çıkarılan mekânlarla ilişkili temel kotları seviyesinden elde edilen seramik malzeme, mekân bütününün Orta-Geç Bizans Dönemi boyunca evreli vaziyette depo işlevinde kullanım gördüğünü gözler önüne sermiştir. Bununla birlikte tahribe uğramamış ve evvelki kültür katlarını yansıtan alt kotlarda, MÖ 3. yüzyılın ince işçilikli kaplarından oluşan bir toplu buluntu grubu ile Arkaik Dönem seramik grupları ve Lydia seramik gruplarına ait buluntular tespit edilmiştir.
Alıntı-https://adramytteion.org/arastirmalar/yuzey-arastirmalari/kent-hakkinda/