Blog Listem

20261029

🎞️ Cumhurbaşkanlığı forsu - Hun'dan Osmanlı'ya 16 Türk devleti

 

🎞️🇹🇷Türkiye'de yaşayan Rus kadınlarından 🇷🇺Rus ve 🇹🇷Türk kültürleri arasındaki farklara bakış

 

🎞️ 📖 Ataman, Otman, or Osman?

 

📰 NOSTALJİ: 1970'li yıllarda Izmir'de Hatay caddesi üzerinde bir apartman...


1970'li yıllarda İzmir'de Hatay caddesi (İnönü Caddesi) üzerinde bir apartman... Apartmanın altında özellikle sütlü tatlıları meşhur bir pastane var. Semtin genç kızları, oğlanları burada buluşuyor. Hani muhallebiciye gidip el ele tutuşulurdu ya eskiden, öyle...


O pastaneye hiç uğramayan bir kızın üstünde bütün gözler. Mahallenin en güzel kızı ama hemen üst katta oturduklarından ve babasından çekindiği için, flört ettiği, aklını başından aldığı oğlanlarla başka yerlerde buluşuyor.


Babası Orhan Bey, eski milli bisikletçi. Bir dönem federasyon başkanlığı da yapmış,

Izmir'de iyi tanınıyor.


Pastane sahibinin tombul oğlu bazen babasına yardıma geliyor. Boşları topluyor, limonata dolduruyor falan... Ilkokulu yeni bitirmiş. 


Onun ayağının dibinde dolaşan, daha okul çağına bile gelmemiş minicik bir çocuk daha var ortalıkta. Çok güzel, çok sevimli bir oğlan çocuğu. Komşunun küçük oğlu Tan...


Pastanenin müdavimlerinden biri kafasına taktığı kocaman şapkalarla ilgi çekmeye çalışan ufak tefek bir genç kız, adı Fatma. Pek öyle gösterişli değil ama konuşkan, deli-dolu, tam bir dilli düdük. O yüzden oğlanlar hiç eksik olmuyor etrafından... Her hatta başka biriyle buluşuyor.


Sonra yıllar su gibi akıyor, pastane kapanıyor, orası önce banka şubesi, sonra beyaz eşya bayii oluyor. Şimdi kim bilir nedir?


Hikâyemizdeki tombul çocuk büyüyüp Korcan Karar oldu, televizyoncu...


Onun dibinden ayrılmayan sevimli çocuk şimdi Tan Sağtürk, balet...


O pastahaneye hiç uğramayan mahallenin, belki de o dönem İzmir'in en güzel, kızını dün kaybettik; Pakize Suda'ydı adı...


Pastanenin müdavimi olan ufak tefek Fatma'yı ise bugün Sezen Aksu olarak tanıyoruz...


Serdar Özbosnalıoğlu


Alıntı: Dünya Gözüme Kaçtı

Hatay Caddesi (İnönü Caddesi)

🎞️🗣️🎙️Stand-up komedyeni Musti Kusti-🇹🇷Türkiye'nin 🇸🇳Senegal'e Götüreceği Şey: Türklerin Örgütlenme (teşkilanma) Gücü



Stand-up şovlarıyla Türkiye'de milyonların kalbini kazanan ve dijital dünyada 5,5 milyondan fazla kez izlenen Musti Kusti, kalıbı kırmak için bu hafta geri döndü! Ev sahibimiz Fuadi ile birlikte sansür ve kimlik tartışmalarından Türkiye hakkındaki gözlemlere ve Afrika'daki su kuyuları için yardım çabalarına kadar bir dizi konuyu tartıştık. O gerçekten bir stand-up komedyeni mi yoksa mesajı olan bir film yönetmeni mi? Senegal'den İstanbul'a olan bu yolculukta neden "siyah" kelimesini sevmiyor? Anadolu halkı, 71 Türk eyaletini bisikletle seyahat eden bir Afrikalının gözünden aslında nasıl bakıyor? Bütün bunlar ve çok daha fazlası kahkahalarla dolu bu samimi sohbette!

📌 Bu Bölümde Ne Hakkında Konuştuk?

"Kusti" Kime Kırıldı? Bisiklet yolculuğunun arkasındaki hikaye.

Sınır dışı edilme riskiyle sahnede performans: Türkiye'de sansüre maruz kalmadan ve tabuları çiğnemeden mizah yapmanın bedeli.

Büyük Dil Tartışması: Neden "siyah" kelimesini sevmiyor? "Zenci" kelimesi neden bu kadar kötülenmemeli?

Su Kuyuları Zararlı Mı? Afrika'ya yapılan yardımın insanları tembelleştirdiğini öne süren su kuyularına yönelik oldukça tartışmalı bir eleştiri.

Önyargılar ve Komşular: Musti Kusti'nin Tokat'tan Sivas'a seyahat ettikten sonra komşu şehirlerin birbirini hiç tanımadığına dair şaşırtıcı gözlemi.

Senegal'e Götüreceği Tek Türk Özelliği: Anavatanına dönerse bavuluna koyacağı hayati özellik: Organizasyon. ---

Videonun içeriği
00:00 - Giriş 01:32 - Musti Kusti kimdir? Adının ve Bisiklet Yolculuğunun Sırrı
02:37 - Musti Kusti'nin Amacı Nedir? Afrika Tarihi ve Sinema Tutkusu
05:15 - Türkleri Güldürmek Zor mu? Türkiye'de Stand-up Komedisinin Hassas Noktaları
07:22 - Mizah ve Sansür: Sürgün Riski Alırken Sahneye Çıkmak
09:42 - Afrika Klişeleri ve Kültürü: Turistleri Avlayan Akrabalar Hakkında Şaka
12:23 - Afrika Su Kuyusu Bağışları Zararlı mı? Çığır Açan Bir Yardım Eleştirisi
13:50 - Komedyen mi Yönetmen mi? Musti Kusti'nin Gerçek Hedefi
15:54 - Siyah mı Zenci mi? Bir Dilbilim ve Etimoloji Tartışması
17:20 - Hakuna Matata Felsefesi vs. Geçim Mücadelesi ve Türkiye'de Borç Psikolojisi
19:46 - 71 İle Seyahat Eden Bir Afrikalı: Anadolu Halkının Komşu Şehirlere Karşı Önyargıları
21:45 - Sosyal Medya Linçleri ve Linç Kültürünü Mizah Kaynağı Hale Getirmek
23:45 - Türkiye'nin Senegal'e Götüreceği Tek Şey: Türklerin Örgütlenme (teşkilanma) Gücü
26:23 - "Siz Ajan mısınız?" Fuadi ve Malcolm X Analojisi ile Eğlenceli Bir Final

20261028

🎞️Manisa Yunan İşgal Ordularının geride bıraktığı insanlık dışı manzaralar....

 G a z z e’ye benziyor değil mi?

Burası MANİSA

1921-22’de Yunan işgal ordularının yaptığı yıkımı anlatan bir BBC belgeseli.

Taş taş üstünde kalmamış.

3000 sivil katliamı.

Evlerin %95’i yakılmış.


Hayatta kalanlar yaşananlar yüzünden aklını kaybetmiş.

İ s r a i l yokken Yunanistan vardı.

1919 - 1922 arasında Anadolu’da 640bin masum sivil Türk s o y k ı r ı m a uğradı.

Tecavüzler, vahşi cinayetler, yıkımlar.. anlatmaya ne kitaplar yeter ne de belgeseller.

Bugün Yunanistan İ s r a i l’in her yaptığı soykırım ve işgali destekliyor.

Soykırımcılar birbirine aşıktır.


🎆🇹🇷29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun 🇹🇷🎇


 Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz."

Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'mız kutlu olsun.
Ne mutlu Türk'üm diyene!





 




 

 

Azerbaycan’ın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için hazırladığı muhteşem video🇹🇷🇦🇿 Mustafa Kemal Atatürk və silah arkadaşlarına saygı ile.. #29Ekim



 



 


 

20261027

🎞️🗣️🎙️Dünyanın en kadim dillerinden biri olan ve Şaman Türklerin diktiği bengü yazıtlardan beslenen Türkçenin gücü ve evrenselliği 🇹🇷

 

20261026

📰1931 Kıbrıs ayaklanmasının ardındar İngiltere'nin sert baskı politikası kalıcı bir öfkeye yol açtı

 


🎞️ 🇹🇷🗣️Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu: ''Kan dolaşımı anlatılıyor. Batı'da kan dolaşımı bu eserden 700 yıl sonra bilindi''


20261025

20261024

📖🇹🇷GURBETÇİ HİKAYELERİ: Ben 1,5 yaşındayken beni ve babamı bırakıp 🇩🇪Almanya’ya gidiyor.


DiasporaTürk

@diaspora_turk

❝Yıl 1967… Anne ve babam ilk görüşte aşık olup evleniyorlar. Annem şehirli, babam ise kendi halinde köyünde yaşayan bir genç. Evlenince babam da şehre geliyor ve dayımların yanında çalışmaya başlıyor. Bir yıl sonra ben doğuyorum. İş yerinde dayımın babama söylediği bir söz yüzünden babam alınıyor ve üzülüyor. Anneme anlattığında annem çareyi Almanya’ya işçi olarak yazılmakta buluyor. Abisi dahi olsa eşine laf söylenmesini hazmedemiyor. Kısa bir süre sonra Almanya’ya işçi olarak kabul edildiğini öğreniyor. Ben 1,5 yaşındayken beni ve babamı bırakıp Almanya’ya gidiyor. Bir fabrikada çalışmaya başlıyor ve işçi lojmanında kalıyor. O dönem annemin okuma yazması yok denecek kadar az. Babamdan gelen mektupları oda arkadaşına okutuyor ve cevap yazdırıyor. Ancak kendine bunu yediremeyip okuma yazmayı söküyor. Eşinin ona yazdıklarını bir başkasının okumasını istemiyor.

Altı ay sonra babam da Almanya’ya gidiyor ve oradan Danimarka’ya göç edip yerleşiyorlar. Bana dedem ve babaannem bakıyor. Üç yaşıma geldiğimde ben de yanlarına gidiyorum ve artık orada yaşamaya başlıyoruz. İlk gittiğimde anneme bir süre anne diyemiyorum, sonra alışıyorum.

Anne ve babamın aşkına hep imrenmişimdir. Birbirlerini çok severlerdi. 2014 yılında maalesef babamı kaybettik. Annemin bir ömrü birlikte geçirdiği hayat arkadaşı artık yoktu, yalnız kalmıştı. Babamın duvarda asılı fotoğrafına bakıp “Neden önce ben değil de sen gittin?” diye çok isyan etti. Bir süre sonra “Ben de ölmek istiyorum” demeye başladı. Annem ve babam artık hiç ayrılmamak üzere kavuştular.❞ 

🌿 (Handan Salman Bol)





📷🎼🎻 Saray orkestrası, 1917.

 Saray orkestrası, 1917.

Bu orkestrayı Cumhuriyet yıllarında Ankara’ya taşıyan isimlerden biri Osman Zeki Üngör’dü. Her gün söylediğimiz İstiklal Marşı’nın bestecisi de o.


🎞️🇰🇬Kırgız müzisyenler, geleneksel çalgılarıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin milli marşı olan İstiklal Marşı'nı icra etti.

 

📖Atebetü'l-Hakâyık’tan.... Akıl ve Dil



Atebetü'l-Hakâyık'tan

"Akıllı mı olur dili boş kişi

Bu boşboğazlık çok kişinin başını yedi

İnsanları kızdırma dilinle, bil ki bu dil

Yaralarsa iyileşmez, geçer de ok yarası”



Günün atasözü:


Çıkar sağladığı kimsenin hoşuna gidecek biçimde davranan dönek ve dalkavuk kimseler için kullanılan bir söz.

20261023

📰 Aydınlı Yörük Türklerinin, Develeri Üzerinde Kullandıkları Tamga.

Aydınlı Yörük Türklerinin, Develeri Üzerinde Kullandıkları Tamga. 

(Fotoğraf Ulla Johansen, 1956-1957)

Bu Tamga, en eski Türk İkonografisidir ve M.Ö. 3000 yıllarında Kalbak Taş (Altay) , Tamgalı Say (Kazakistan) ve Saymalı Taş (Kırgızistan) gibi Petroglif alanlarında bolca bulunur. Emel Esin, yuvarlak ve haçvari dört oklu biçimi Gök ve Tengri kavramının “Kozmolojik Simgesi” arasında gösterir.

Sevgili Carl Gustav Jung'a göre de bu işaret, İnsanlığın geliştirdiği en arkaik "Tanrı" simgesidir. 

Arkaik insana göre 

Tanrı tüm zıtların toplamıdır. Daire Gök, Artı Yer işaretidir. Dolayısıyla bu tamga ikili zıtlıklar kuramı ile alakalıdır.

Türkler tüm eşyalarına, hayvanlarına ve hatta giysilerine Tamga Vurur. Her Boy'un kendini tanımlayan bir "Kimlik Belgesi" vardır. Bu Tamgalar boyların kimlikleri ve imzalarıdır.  

Nuray Bilgili.



20261022

🎞️🇯🇵Japonya'nın 🇹🇷Türkiye Büyükelçisi Masami Tamura, 🇹🇷İstiklal Marşı'nı okurken görüntülendi



20261021

🎞️ 🇺🇿 Özbekistan’ın Hive şehrindeki 19. yüzyıl Hive Hanlığı Bayrağı

 

🇹🇷Bilgen Hatun🇰🇿 @BilgenHanim


📰Dünyanın teknoloji merkezinde bilimin sınırlarını yeniden çizen zirve yolculuğu: Prof. Dr. Bilge Yıldız.

İzmir kıyılarında bulanık sulara bakıp "Bu deniz neden kirleniyor?" diye soran meraklı bir lise öğrencisinin, dünyanın teknoloji merkezinde bilimin sınırlarını yeniden çizen zirve yolculuğu: Prof. Dr. Bilge Yıldız.

O soruyu sıradan bir merak olarak sahilde bırakmayıp bir üniversite laboratuvarına taşıyarak körfezin temizliği için sabahlayan Yıldız, ilim ateşini Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği'nde harmanladı.

Bilgiye ve araştırmaya duyduğu sarsılmaz tutku, onu bugün dünyanın bir numaralı teknoloji üssü kabul edilen Massachusetts Institute of Technology'ye (MIT) taşıdı.

MIT bünyesinde iki ayrı mühendislik bölümünün başında profesör unvanıyla geleceğin teknolojilerine yön veren Prof. Dr. Bilge Yıldız; katı hâl pillerinden hidrojen enerjisine, insan beyninden ilham alan yapay zekâ çip teknolojilerine kadar devrim niteliğinde buluşlara imza attı.

Elektrokimya dünyasının en prestijli nişanı sayılan 2024 Faraday Madalyası ile taçlandırılan bu muazzam kariyer; Türk kadınının ve Türk bilim insanının aklıyla, merakıyla ve çalışkanlığıyla tüm dünyayı nasıl aydınlatabileceğinin en parlak kanıtıdır.

Ergun Kirlikovali 



📰🗣️Ahmet Taner Kışlalı’nın kızı Nilhan Nur Kışlalı Yıllar sonra diyor ki

 Ahmet Taner Kışlalı’nın kızı Nilhan Nur Kışlalı

Yıllar sonra diyor ki 📌


Yazık ki babamla hiç fotoğrafımız yok. Henüz 29 günlüktüm

babamı kaybettiğimde. 

Toplumda o kadar izler bırakmış ki dinleye dinleye babamı tanıdım… Tanıdıkça daha çok sevdim, 

daha çok özledim..

20261016

📰💐VEFAT: Türk müziğinin usta ismi Alpay son yolculuğuna uğurlandı💐

Türk müziğinin usta ismi Alpay son yolculuğuna uğurlandı

16.10.2026 - 15:15

AA

Antalya'da 91 yaşında hayatını kaybeden Türk müziğinin usta isimlerinden Alpay Nazikioğlu, Ankara'da son yolculuğuna uğurlandı. Ahmet Hamdi Akseki Camisi'nde düzenlenen cenaze törenine sanatçının ailesi, yakınları ve sevenleri katıldı.

"Eylülde Gel", "Fabrika Kızı", "Gitme" ve "Ayrılık Rüzgarı" adlı unutulmaz şarkılara imza atan Alpay, Antalya'da 91 yaşında hayatını kaybetti. Usta şarkıcı ve besteci, bugün Ankara'da son yolculuğuna uğurlandı. 

 

CENAZE YERİ DEĞİŞTİ

Sanatçının 34 yıllık hayat arkadaşı Gizem Pekiner, Alpay'ın vasiyeti üzerine Bodrum'da Gündoğan Mezarlığı'nda toprağa verileceğini duyurdu. Daha sonra Alpay'ın resmi eşi Bilge Nazikoğlu ve çocukları, sanatçının cenazesini Ankara'ya götürdü ve cenaze töreninin Ankara'da düzenleneceğini açıkladı.

Pekiner, sanatçının Bodrum'da defnedilmeyi vasiyet ettiğini belirterek cenazenin Ankara'ya götürülmesine tepki gösterdi. "Mezar yeri bile açılmıştı" diyen Pekiner, "Ben cenazeye katılamayacağım, çünkü hiç iyi değilim" sözleriyle törene katılmayacağını açıkladı.

 ANKARA'DA TOPRAĞA VERİLDİ

Usta sanatçı için Ankara Bilkent Ahmet Hamdi Akseki Camisi'nde cenaze töreni düzenlendi. Cuma namazından sonra Ahmet Hamdi Akseki Camisi'nde kılınan cenaze namazına, sanatçı Alpay'ın ailesi, yakınları ve sevenlerinin yanı sıra Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam katıldı.

Türk müziğinin usta ismi Alpay son yolculuğuna uğurlandı

Alpay Nazikioğlu'nun cenazesi daha sonra Cebeci Asri Mezarlığı'ndaki aile kabristanında defnedildi.

ALPAY KİMDİR?

Ahmet Alpay Nazikioğlu, 17 Temmuz 1935'te Ankara'da dünyaya geldi.

Babası TCDD'de bürokrat, annesi ise parti başkatibesi olarak görev yapan Alpay, ilk ve ortaöğrenimini Ankara'da tamamladıktan sonra Ankara Atatürk Lisesinden mezun oldu.

Türk müziğinin usta ismi Alpay son yolculuğuna uğurlandı

Gençlik yıllarında spora duyduğu merakla futbol dünyasına adım atan Alpay, Ankara Demirspor ve Gençlerbirliği kulüplerinde forma giydi.

Başarılı performansıyla Genç Milli Futbol Takımı'na kadar yükselen sanatçı, yükseköğrenimini ise Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tamamladı.

Hukuk eğitiminin ardından müzik tutkusunun peşinden giden Alpay, profesyonel müzik kariyerine 1960'lı yılların başında adım attı.

UNUTULMAZ VE ÖZGÜN ALBÜMLERE İMZA ATTI

Alpay, 1964'te kendi orkestrasını kurarak müzik çalışmalarını hızlandırdı. Kariyerinin ilk döneminde Fransız Chansonlarının ve İtalyan Napolitenlerinin Türkçe aranjmanlarını seslendiren sanatçı, İngilizce, İspanyolca, Fransızca ve İtalyanca eserleri de yorumladı.

Türk müziğinin usta ismi Alpay son yolculuğuna uğurlandı

Romantik folk, rock ve Anadolu pop türlerinde deneysel çalışmalara imza atan sanatçı, dönemin yenilikçi gruplarından Üç Hürel ile ortak projelere imza attı.

Fecri Ebcioğlu gibi dönemin önemli müzik adamlarıyla yakın dostluklar kuran Alpay, 1964'te yayımladığı "Girl in My Town"ın ardından "Kirpiklerini Ok Ok Eyle", "Cennet Yolu", "7 Dilde Alpay", "Güven Parkı" ve "Aşk"ın da aralarında olduğu 25'i aşkın albümle müzikseverlerle buluştu.


🎞️🗣️🎙️ALPAY - EYLÜL'DE GEL canlı @ Melih Kibar Show TV8 (2002) 


2002 yılında ülkemizin en iyi erkek şarkıcılarından, usta yorumcu ALPAY ile katıldığımız bu programda birçok şarkı seslendirdik. Video kasetlerden aktardığım bu görüntüleri müzik tarihimiz için önemli bir belge niteliğinde olduğunu düşündüğüm için burada sizlerle paylaşmak istedim. Melih Kibar (1951 - 2005) Gönüllere taht kurmuş besteleriyle Türk Hafif Müziği'ne büyük bir değer katan besteci-söz yazarımızdır. Güzel insan Melih Kibar'ın TV8 kanalında yaptığı Melih Kibar Show'da yer almak büyük bir onurdu. 

1977 yılında dinleyici ile buluşan Eylül'de Gel Alpay'ın liste başı olmuş şarkılarından birisidir ve klasikler arasına girmiştir. Şarkı bir Marc Aryan bestesidir, Türkçe sözlerini Fecri Ebcioğlu yazmıştır. Marc Aryan'ın hayatı ile ilgili özet bilgi için güzel bir sayfa önerim var. (http://amerikabulteni.com/2012/09/03/...) Alpay 50. Sanat Yılı konserinde “Eylül’de Gel”i Fecri Ebcioğlu’nun kendisine zorla söylettirdiğini, bu şarkıyı yorumlaması için Ebcioğlu’nun kendisini sürekli aradığını ve en sonunda ondan kurtulmak için, şarkıyı bir plağının B yüzüne koyduğunu fakat şarkının bir anda patladığını anlatmıştı. (CBS 1977  A yüzü - Gülen Yüzüme Bakıp Da  B yüzü - Eylül'de Gel ) Alpay'ın bunun gibi anılarını kaleme aldığı şarkıyla aynı isimli kitap 2004 yılında çıkmıştır. (https://www.dogankitap.com.tr/kitap/e...) 

20261014

🎞️🇹🇷ANADOLU İNSANI: Engelleri aşan bir evlat, parmak uçlarıyla kurulan bir iletişim ve anneye adanmış bir hayat…


20261013

📖📷 Balkan Savaşı sırasında esir alınan Türkler, kendilerine verilen bir ekmek parçasını kediler ile paylaşırken…




📰 Yale'in 300 Yıllık Tarihini Değiştiren Dünyanın "İkinci Einstein" Dediği 🇹🇷Türk: Oktay Sinanoğlu Aslında Kimdi?

Yale'in 300 Yıllık Tarihini Değiştiren Dünyanın "İkinci Einstein" Dediği Türk: Oktay Sinanoğlu Aslında Kimdi? 👇👇

1962 yılı. Amerika'nın o en prestijli okullarından Yale Üniversitesi'nin ağır kapılarından 26 yaşında gencecik bir adam giriyor.

Ceketinin düğmesi ilikli, adımları sakin.

Tam 300 yıllık koskoca Yale tarihinde, bu yaşta o kürsüye profesör unvanıyla çıkan kimse olmamış. Batılıların yıllarca içinden çıkamadığı kuantum denklemlerini kara tahtaya tebeşirle bir bir yazıyor.

Önüne dünyaları serdiler o gün.

Laboratuvarlar, sınırsız bütçeler, ömür boyu rahat edeceği unvanlar...

Ama onun zihni hep başka bir yerdeydi.

Oktay Sinanoğlu.

Dünyanın genetik sarmalını çözen bu adam, akşam evine döndüğünde memleketin dil sarmalına kafa yoruyordu.

Gençliğinde "Burada kalırsam Amerika'nın kölesi olurum, ama oraya gidersem efendisi olup dönerim" diyerek yola çıkmıştı. Oldu da. Ama o kürsülerde bir gün olsun kökünü unutmadı.

Batı'nın o şatafatlı alkışlarını elinin tersiyle itti.

Türkiye'de yabancı tabelalar asıldıkça, gençler kendi diline yabancılaşıp 'ok', 'bye' demeye başladıkça onun içi eziliyordu. Bütün o Nobel'lik teorilerini bir kenara bırakıp, ömrünün geri kalanını "Bye Bye Türkçe" diyerek bu milletin özüne adadı.

Yani... Şimdi düşününce insanın içine oturuyor.

Elin oğlu bizim evladımızın zekasını göklere sığdıramazken, o sadece memleketinin çocukları kendi dilinde rüya görsün diye çırpındı durdu.

Sahi... O kara tahtaya yazılanlar dünyayı değiştirdi ama, bu topraklar için verdiği o sessiz mücadeleyi unutmak bize yakışır mı? ⏳🇹🇷🥀

(Kızılırmak Türkü Diyarı)

ALINTI: 

MEDENİYETLER TARİHİ (( ARKEOLOJİ MİTOLOJİ KÜLTÜR SANAT ))  · 

📖 Gerçek eğitim, insanı yalnızca bir mesleğe değil, hayata da hazırlar.

 

Annem bize daha on iki yaşlarındayken ütü yapmayı, Burda dergisinden kalıp çıkarmayı, maydanoz, dereotu ve çeşitli sebzeler ekmeyi, ev işlerini öğretirdi. 
“Beş üniversite de bitirseniz, bunları yapamıyorsanız eksiksiniz,” 
derdi. 
“Hayatta bir gün yalnız kalabilirsiniz; o zaman başınızın çaresine bakmayı bilmelisiniz.”
Gömlek ütülemenin bile bir düzeni vardı: Önce yaka, sonra manşetler, kollar, omuzlar, ön beden ve en son arka beden. Çünkü her işin bir usulü vardı; usul bilmek, işi kolaylaştırırdı.
Yemek yaparken de aynı özeni isterdi. “Yemek aceleye gelmez,” derdi. “Kısık ateşte, sabırla pişen yemek demlenir; lezzetini de oradan alır.” Söküğünü dikmeyi, pantolon paçasını düzeltmeyi, bir düğme dikmeyi de bilmemizi isterdi.
Sonra eklerdi: 
“Diploma önemlidir ama hayat yalnız diplomayla yaşanmaz.”
Gerçekten de eğitim insana bir meslek kazandırır; yaşam becerileri ise insana bağımsızlık kazandırır. Kendi işini görebilen, üretmeyi bilen, ihtiyaç duyduğunda kimseye yük olmadan yaşayabilen insan daha güçlüdür.
Bizim ailede bu anlayış kuşaktan kuşağa aktarıldı. Kadınların hepsi bu becerileri çok iyi bilirdi. Üstelik bu, eğitimden vazgeçmek anlamına da gelmezdi. Tam tersine, ailemizde en az okumuş kadının bile iki üniversite diploması vardı. Demek ki bilgiyle beceri birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.
İnsanı gerçekten donanımlı yapan da, aklını geliştiren eğitimle elini ve hayatını geliştiren becerileri birlikte taşıyabilmesidir.
Bugün dönüp baktığımda, annemin bize verdiği bu yaşam eğitiminin adeta Köy Enstitüleri anlayışını yansıttığını görüyorum. Bilgiyle beceriyi birbirinden ayırmayan bir eğitimdi bu.
Okuyacaksın, düşüneceksin; ama aynı zamanda üretecek, dikecek, biçecek, yemek yapacak, söküğünü dikecek, toprağı tanıyacak ve kendi işini kendin göreceksin.
Çünkü gerçek eğitim, insanı yalnızca bir mesleğe değil, hayata da hazırlar.

Asuman Tümer Bu sayfa Biyografya editörlerince hazırlandı. 

Alıntı: Biyografya Şair ve Yazar Doğum: 17 Nisan 1955 Sakarya, Türkiye Eğitim: İstanbul Ticari İlimler Akademisi Asuman Figen Tümer Kimdir
Şair ve yazar. 17 Nisan 1955, Adapazarı doğumlu. Tam adı Asuman Figen Tümer’dir. Adapazarı Cumhuriyet İlkokulu (1965), Özel Sakarya Koleji orta bölümü (1968), Adapazarı Ticaret Lisesi (1971) ve İstanbul Ticari İlimler Akademisi (1976) mezunu. Donanma eski komutanlarından Oramiral Nejat Tümer’in oğlu işadamı Yalçın Tümer’le evlidir. Uzun yıllar havacılık sektöründe GÖREV ALARAK, 1976 yılından itibaren THY’de memur ve yönetici olarak on iki yıl çalıştı. Bir süre özel bir havayolu şirketinde bir yıl (1990-91) Uçuş Hizmetleri müdür yardımcısı olarak çalıştıktan sonra 1995’te Amerika’ya gitti. Bu ülkede on iki yıl kaldıktan sonra, 1997’de İstanbul’a döndüğünde çalışmalarını The Best dergisinin Yazı İşleri Müdürü ve ardından Yayın Kurulu Başkanı olarak 2006 yılına dek görevini sürdürdü. Öykü yazarlığına başladığı 1977’den itibaren öyküleri çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlandı. Bu öykülerin önemli bir bölümü, Amerika muhabiri olduğu The Best dergisinde yer aldı (1996). Edebiyatçılar Derneği, Avrupa Yazarlar Konseyi, Uluslararası Pen Yazarlar Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği, Besam üyesidir. Öykülerinde kullandığı temiz Türkçe ve anlatımında gösterdiği başarıyla, usta bir öykücü olduğunu kanıtlayan Asuman Tümer, Avrupa Yazarlar Konseyi ( EWC), Uluslararası Pen Yazarlar Derneği, Edebiyatçılar Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği, üyesidir. Kitapları, Ohio, NewYork, Florida eyaletleri başta olmak üzere Türk öykücülüğünü temsilen ABD, Gürcistan (Şota Rustavelli) üniversitelerinde yer almaktadır. 1971 yılında Cahit Oben bestelerini seslendirdiği bir albüm çalışması Grafson tarafından gerçekleştirilmiştir. ABD’de şan ve müzikal eğitimi alan Tümer’in 2016 yılında 70'den fazla öyküsü Dr.Hasan Cihat Örter tarafından bestelenmiş olup, “Müzikli Öyküler” Projesi ile 10 Nisan 2018’de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda sanatseverlerle buluşmuştur. Ödülleri: 1999 yılında “Ankara Öykü Günleri” Çerçevesinde gerçekleştirilen “Oktay Akbal Öykü Yarışması”nda “Ayarı Bozuk Çayevi”, “Şakacı” ve “İkinci Perde” adlı öyküleriyle birinciliği kazandı. 2022 yılında Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi tarafından verilen Sanat ve Kültür Ödülüne layık görüldü.
ESERLERİ: Şiir:
Asuman (1997). Öykü: 
Ayarı Bozuk Çayevi (2000, İngilizceye çevrildi), 
Gökkuşağı Tarlası (2019). Roman: 
Kura’nın Şarkısı (2007), 
Güneş Suya Ne Söyler (2009), 
Himiko (Roman, Halit Kakınç’la birlikte, 2022). Anı: 
Figen Apartmanı (2022).

20261012

📖 Hünkar Hacı Bektaşi Veli ve Yeniçeri Gülbangı

 


Hünkar Hacı Bektaşi Veli ve Yeniçeri Gülbangı

Hz Peygamberin  övdügü asker kızılbaş yeniçeridir. 1826 yılına kadar Osmanlı Ordusu savaşa gitmeden önce, Yeniçeri ocağından bir müfreze Hacıbektaş'a geliyor, Dergah Avlusu'nda saf tutarak, Hacı Bektaş-ı Veli Evlâdı’ndan postnişi olan zatın da katılması ile:

Mü’miniz Kalû-Beli’den beri...

Hakkın Birliğine eyledik ikrar...

Bu yolda vermişiz seri...

Nebimiz vardır Ahmed-i Muhtar...

La Yezal mestaneleriz...

Nur-ı ilahide pervaneleriz...

Sayılmayız parmak ile tükenmeyiz kırmak ile...

On iki imam Pir-i tarikat cümlesine dedik beli...

Üçler, beşler, yediler...

Nur-ı Nebi, Kerem-i Ali,

Pirimiz üstadımız Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli...

Demine devranına

Hû diyelim Hû!

diye gülbang çekiyorlar (dua ediyorlar) ve Pir'den himmet istiyorlardı. O tarihlerde yaşayan kişilerden aktarılan bilgilere göre Yeniçeriler'in gür sesi Hacı Bektaş-ı Veli’ın her tarafından duyuluyordu

Alıntı: Mustafa Çilingir



🎞️📖👤 YENİÇERİ GÜLBANKI ALEVİ KIZILBAŞ 

 

 🎞️📖👤 Bektaşi Yemini ( Alevi duası ) 

 
  
🎞️📖👤 Yeniçeri Yemini 

 

🎞️📖👤 Yeniçeri Ocağı'nın Manevi Boyutu: Bektişi Tarikatı (Jandarma Alayı Bölüm: 2) 

En Çok Okunanlardan...