20260413

📰Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’ne ilişkin temel gerçekler: Azınlık etnik grupların geleneksel kültürleri böyle korunuyor!

 

Azınlık etnik grupların geleneksel kültürleri böyle korunuyor! Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’ne ilişkin temel gerçekler

Farkı dillerde kitaplar basılıyor, televizyon ve radyo kanalları özgürce yayın yapıyor. Maddi olmayan kültürel miraslarının korunması için özel yardım fonu bulunuyor. Ülkede etki yaratan bir grup yazar, senaryo yazarı, yönetmen, oyuncu, tiyatro, dans, müzik, akrobatik gösteri sanatçıları ortaya çıkı

08 Aralık 2023

LİU BİN

 Çin’in Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki 13 yayınevi, Uygurca, Çince, Kazakça, Kırgızca, Moğolca ve Şibece dahil 6 dilde kitap, işitsel ve görsel ürünler ve e-yayın ürünlerini yayınlamaktadır. Kaşgar’da Uygurca, Kuitun’de Kazakça, Atuş’ta Kırgızca yayınevleri bulunmaktadır.

Bölge genelinde birçok dilde 100’den fazla gazete basılmakta, bunlardan 52’si azınlık etnik grupların dillerini kullanmaktadır. Ayrıca azınlık etnik grupların ana dilleriyle 120 çeşit süreli edebiyat yayını yayımlanmaktadır. Uygurca, Çince, Kazakça ve Moğolca dahil olmak üzere 4 dilde basılan Sinciang Günlüğü gazetesi, Çin’in en çok dil kullanan eyalet düzeyindeki gazete niteliğindedir. Çapçal Gazetesi, dünyanın tek Şibece gazetesidir. Gazete, Şibe etnik grubunun Sinciang’daki 45 bin nüfusuna okuma hizmeti sağlamaktadır.

4 DİLDE 12 TV KANALI

Sinciang Halk Radyosu, Uygurca, Çince, Kazakça, Moğolca ve Kırgızca dahil olmak üzere 5 dilde 15 takım radyo programı yapmaktadır. Sinciang Televizyonu’nun Uygurca, Çince, Kazakça ve Kırgızca dahil olmak üzere 4 dilde 12 televizyon kanalı vardır. Burası, Çin’de en çok kanala sahip, en çok dil kullanan eyalet düzeyindeki televizyon kurumu konumundadır. Bunun yanı sıra, Urumçi, Kaşgar, İning ve Atuş’ta birer film ve televizyon eserlerini çevirme merkezi kurulmuştur. Bu 4 merkez, azınlık etnik grupların dilleriyle Çin yapımı ve yabancı yapım film ve televizyon eserleri için dublaj hizmeti sağlamaktadır.

Sinciang Edebi ve Sanatsal Çevreler Federasyonu, Sinciang’daki edebiyat ve sanat çevrelerinin profesyonel topluluğudur. Federasyon bünyesinde 13 sanatçılar derneği ve 20 binden fazla üyesi bulunmaktadır. Bu üyelerden yüzde 60’tan fazlası, azınlık etnik gruplara mensup vatandaşlardır. Federasyon, edebiyat ve sanat temalı 12 çeşit süreli yayın çıkarmaktadır. Kendi ana diliyle derlenen ve yayımlanan, Özerk Bölge düzeyindeki süreli yayın sayısı 8’e ulaşmıştır (4’ü Uygurca, 2’si Kazakça, 1’i Moğolca ve 1’i Kırgızca). Bunun dışında, Sinciang’ın çoğu bölge ve ilinde de kendi edebiyat yayınları yayınlanmaktadır.

ANA DİLLERİYLE BASILAN 15 BİN TARİHİ KİTAP

Sinciang yönetiminde bölgedeki tüm etnik gruplara ait tarihi eserlerin toplanma ve derlenme çalışmasından sorumlu liderlik kurumu kurulmuştur. Klasik eserleri koruma merkezi ve onarım merkezi bulunmakta ve azınlık etnik grupların klasik eserleri için özel koleksiyon oluşturulmuştur. Şimdiye kadar kayıtta yer alan ve tüm etnik grupların ana dilleriyle basılan 15 bin adet tarihi kitap saklanmaktadır. Bu eserlerden bir grubu derlendikten sonra çoğaltılmıştır ve Standart Çinceye çevrilip basılmıştır. Kutadgu Bilig ve Divan-i Lügât-it Türk ve Uygur 12 Makamı bunlardan 3’üdür.

Eserlerimizin dünya miras listesine dahil edilmesi için, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO’ya başvuru yaptık. Şimdiye kadar 4 eser, “dünyanın sözlü ve maddi olmayan kültür mirasları listesi”ne alınmıştır (Uygur Makam Sanatı, Uygur Meşrep Müziği, Kırgız Manas Destanı, Tibet ve Moğolların tarihi destanı Gisar).

Sinciang Özerk Bölgesi yönetimi, bölgedeki tüm etnik grupların kültürel miraslarının korunması amacıyla özel yönetmelikleri saptadı ve üst üste ‘Özerk Bölgede Maddi Olmayan Kültürel Mirasların Korunması Yönetmeliği’, ‘Özerk Bölge Uygur Makam Sanatını Koruma Yönetmeliği’ yürürlüğe kondu. 2015 yılından itibaren, ‘Sinciang Uygur Makam Sanatı’nı Koruma Planı’ (2016-2025) uygulanmaktadır.

Özerk bölge yönetimi, tüm etnik grupların halk edebiyatı, geleneksel müzik ve danslarını kapsayan 10 kategoride halk edebi ve sanatsal miraslarını değerlendirme, yönetme, koruma ve aktarma sistemi kurdu. 4 düzeyde koruma listesi belirlendi. Bu kapsamda ilçe düzeyinde 5 bin, bölge (özerk il) düzeyinde 1500, Sinciang bölgesi düzeyinde 300 ve ulusal düzeyde 100’e yakın eser belirlendi. Yine 4 düzeyde maddi olmayan kültür eserlerinin aktarıcıları koruma ve yetiştirme sistemi kuruldu ve aktarıcılara özel yardım fonu aktarılıyor. Şu an Sinciang’da ilçe düzeyinde 5600’den fazla, bölge (şehir ve özerk il) düzeyinde 2200, Sinciang bölgesi düzeyinde 500 ve ulusal düzeyde 100’den fazla aktarıcı bulunmaktadır.

TARİH KAYDA GEÇİRİLİYOR

Sinciang Uygur Özerk Bölgesi, maddi olmayan kültürel eserlerin aktarıcılarının profesyonel araştırmaları ve kendilerini geliştirmeleri için özel eğitim programı uygulamaktadır. Bölgenin desteğiyle yüksek eğitim okullarında aktarıcılar için 43 kurs açıldı ve bu kurslara katılanların sayısı 2 bini geçti. 120 koruma ve aktarma üssü, 250 aktarma noktası, 5 “Maddi Olmayan Kültürel Eser Pazarı” isimlendirildi. Ulusal düzeydeki 50’den fazla aktarıcının sözlü şekilde aktardıkları tarih kayda geçirildi.

‘Çin Halk Edebiyat ve Sanat Koleksiyonu’nun Sinciang cildini yayınladık. Kırgız, Moğol ve Tibet dahil olmak üzere 3 etnik grubun 3 destanı olan Cangır, Gisar ve Geser hem 3 etnik grubun ana dilleri hem standart Çinceyle basıldı. Ayrıca seçmeli ve resimli dahil birçok versiyonu bulunuyor. Diğer etnik gruplar da kendi halk hikayelerini derleyip yayımladı. Bazı kültürel eserleri aktarma projeleri çeşitli düzeylerdeki okulların dershanelerine girdi ve ders dışı etkinliklere dahil edildi. Sinciang genelindeki 130’dan fazla maddi olmayan kültürel eser aktarma atölyesi, 7 bin kişinin istihdamını sağladı ve şimdiye kadar 7 milyondan fazla siparişi tamamladı.

MADDİ OLMAYAN KÜLTÜREL MİRASA 400 MİLYON YUAN

Son 10 yılda Çin merkezi hükümeti, Sinciang’daki etnik grupların maddi olmayan kültürel miraslarının korunması için özel yardım fonu ayırdı. Bu fonun miktarı 400 milyon yuanı buldu, Özerk Bölge yönetiminden sağlanan yardım fonu ise 70 milyon yuana ulaştı.

Sinciang’da Uygurların Meşrep, Kazakların Aytış, Kırgızların Kumuz, Moğolların Nadamu şenliği ve Huilerin Huaer şarkısı dahil tüm etnik grupların folklorik ve kültürel etkinlikleri, örf adetleri ve bayramları tüm toplumun saygısıyla karşılanıyor, korunuyor ve teşvik ediliyor. Söz konusu etkinlikler, Sinciang’ı Çin’in en çok bayram kutlamalarını yapan ve kent ile kasabalarda en çok kültürel etkinlikleri düzenleyen idari bölgelerden biri haline getirmiştir. Sinjiang’da 9500’den fazla taşınmaz tarihi eser (tarihi ve kültürel kalıntı), ulusal düzeydeki koruma altında bulunan 100’den fazla alan, 450 binden fazla parça müze koleksiyonu bulunuyor. Son 10 yılda, Özerk Bölge yönetimi, 14. Beş Yıllık Plan döneminde Kültürel Eserlerin Korunması ve Teknolojik İnovasyon Planlaması, Taş Mağaraları Koruma ve Değerlendirme Özel Planlaması ve Özerk Bölge Müze Reforumunu Teşvik Etme Planı’nı saptayıp yürürlüğe koydu. 100’den fazla tarihi ve kültürel kalıntıları koruma projesi ve 30’dan fazla kalıntının sergileme seviyesini yükseltme projesi uygulandı, Sinciang’daki Arkeolojik Keşiflerde Çıkarılan Eski Örnekler Deposu’nun tesis etme projesi başlatıldı.

Özerk Bölge yönetimi, Modern Kamu Kültürel Hizmet Sisteminin Tesisinin Hızlandırılmasına Dair Fikir ve Taban Toplumda Kapsamlı Kültürel Hizmetler Merkezlerinin Çalışmalarına Dair Fikir dahil, kamu kültür politikaları ve uygulamalarını saptadı. Bugün Sinciang’da 100’den fazla kamu kütüphanesi, 50’den fazla güzel sanatlar galerisi, 60’tan fazla müze, 100’den fazla kültür salonu, binden fazla köy kültür istasyonu bulunuyor. Bütün bunlar, ücretsiz şekilde halka açılıyor. Sinciang’ın 4 bölgesinde (özerk il, şehir) ulusal düzeyde kamu kültür hizmetleri örnek bölgesi oluşturuldu. Kasaba ve köy dahil olmak üzere 2 düzeydeki kapsamlı kültür hizmetleri merkezi sayısı 13 bini aştı. Şimdiye kadar, özerk bölge, bölge (özerk il, şehir), ilçe, kasaba ve köyden oluşan 5 kademelik modern kamu kültür hizmetleri sistemi ilk şeklini aldı. Ayrıca, internete dayalı dijital kamu kültür hizmetleri sisteminin inşası tam hızıyla ilerletiliyor. Bin 700 proje optimize edildi.

EDEBİYAT ESERİNE ÖZEL FON

2002 yılında ÇKP Sinciang Uygur Özerk Bölgesi Komitesi ve bölge yönetimi, tüm etnik gruplara ait edebi ve sanatsal yaratımı teşvik etmeyi amaçlayan Tianshan Edebiyat ve Sanat Ödülü oluşturdu. Bu ödül yarışması her 3 yılda bir düzenlenir. Halk edebiyatı ve sanatları dahil 17 kategoriyi kapsıyor. Bu yılın mayıs ayında 7. ödül yarışması yapıldı, 88 eser ödüle layık görüldü. Geçen 10 yılda ülkede etki yaratan bir grup yazar, senaryo yazarı, yönetmen, oyuncu, tiyatro, dans, müzik, akrobatik gösteri sanatçıları ortaya çıktı. Ülke genelindeki sahne, beyaz perde ve televizyonda Sincianglı sanatçılar, ulusal düzeydeki edebiyat, film, televizyon, müzik, dans ve tiyatro yarışmalarında çok sayıda ödül kazandı. 2010 yılından beri Sinciang bölge yönetimi, her yıl özel fon ayırarak, edebi yaratıcılık eserleri ve eserlerin çevirme projesini destekliyor. Ayrıca Doğu Rüzgar Projesi ve Köy Kitap Evi gibi kırsal kesimlere yönelik özel yayın etkinliği yürütülerek, oralardaki vatandaşlara yeterince bilimsel, kültürel ve edebi yayın ürünleri sunuluyor. Ülkenin diğer bölgeleriyle ve yurt dışındaki ülke ve bölgelerle kültürel değişim etkinliği aktif şekilde düzenlenip, dünyaya birlik içindeki renkli Çin kültürünün bir parçası olan Sinciang azınlık etnik grupların kültürlerini sergiliyoruz. Bunun başka bir amacı, dünyanın seçkin kültürlerini öğrenmek. Kovid-19 pandemisinden önce 5 kere Çin Sinciang Uluslararası Milli Dans Festivali’ni düzenlemiştik, festivallere 53 ülkeden 56 sanat topluluğu katıldı. Bu yılın temmuz ayında festivalin 7’incisi gerçekleştirildi. Çinli ve yabancı dahil toplam 27 dans topluluğu, Sinciang’ın 3 kentinde 28 gösteri yaptı ve gösterileri 100 bin kişi izledi. Sinciang’in ev sahipliğindeki Çin-Avrasya Fuarı kapsamında düzenlenen her dönem Çin-Yabancı Kültürler Haftası’nda ve merkezi hükümetin dünyanın birçok ülkesinde Bahar Bayramı vesilesiyle düzenlediği kültürel iletişim etkinliklerinde Sinciang’dan sanatçılar yer aldı. 10 yıl içinde Sinciang’dan sanatçı grupları, Orta Asya’daki komşu ülkeler ve Batılı ülkeler dahil 60 ülkeyi ziyaret etti, 420’den fazla kültürel değişim etkinliği düzenlendi. Aynı zamanda 70’ten fazla ülke ve bölgeden kültürel toplulukları davet ettik ve 470’ten fazla iletişim etkinliği gerçekleştirildi.

Alıntı: https://www.aydinlik.com.tr/haber/azinlik-etnik-gruplarin-geleneksel-kulturleri-boyle-korunuyor-sinciang-uygur-ozerk-bolgesine-iliskin-temel-gercekler-438540

20260412

🎞️Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı.

 


 

📖 Uygurların İslamlaşmaları ve İslam Medeniyetine Etkileri - Yrd. Doç. Dr. Nur Ahmet Kurba

.....

....

B. Uygurların İslamlaşmaları ve İslam Medeniyetine Etkileri

Orta Asya halklarının İslamlaşma süreci farklı zaman dilimlerinde olmuştur. Kaynaklarda İslam dininin Uygurlara veya başka bir deyişle Doğu Türkistan’a ulaşmasında etkili olan bazı unsurlardan bahsedilir. Genel olarak hem kara hem deniz yoluyla olduğu ifade edilir. Kara yolu dediğimizde daha çok eski ipek yolu güzergâhı dikkate alınmıştır. 

Deniz yolu ise Çin devletinin deniz kıyısındaki bölgelere gelen tüccarlar ve Tang Sülalesi’nin erken döneminde İslam dini ile tanışmış olmasına dayandırılmaktadır (Haci ve guang,1995: 28-29). Mesafenin uzak olması, aralarındaki ilişkilerin devamlı aynı düzeyde olmaması nedeniyle Doğu Türkistan coğrafyasına İslam’ın deniz yolu ile yayıldığını kabul etmek biraz zordur. Kara yoluyla olması makul bir gerekçedir.Yalnız Emevîlerin Maveraünnehir valisi Kuteybe’nin Kaşgar’a kadar geldiği ve onun gücüyle Doğu Türkistan halkının İslam’ı kabul ettikleri meselesi tartışmalıdır. Burada üç farklı görüş vardır.

....

.....








....

.....

SONUÇ

Başlangıçta Tuva ve Altay özerk cumhuriyeti sınırlarından geçen Yenisey Irmağı boylarında ortaya çıkan Uygurlar, Orhun Uygur Devleti’nin yıkılması ile günümüzdeki Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuzeybatı bölgeleri ve Orta Asya’nın çeşitli bölgelerine dağılmışlardır. Büyük bir Uygur topluluğu ise günümüzdeki Doğu Türkistan bölgesine yerleşmiştir. Dolayısıyla bu çalışmada bazen Uygur kelimesini bazen de onun yerine Doğu Türkistan kelimesini kullandık. Çünkü ilerleyen zaman diliminde diğer bölgelere göçen Uygurlardan söz edilmemiş ya da yerleştikleri bölgelerin halkları ile asimile olmuşlardır. Burada geniş bir tarih bilgisi vermekten daha ziyade Uygurların yaşamlarında dönüm noktası oluşturan kısa bilgiler vermeye çalıştık.

Çalışmamızın giriş kısmında Uygurlarda yaygın olarak yaşanmış olan bazı köklü inanç şekillerinden bahsettik. Bu dinlerin temel görüşleri üzerinde ayrıntılı olarak durmak makalemizin sınırlarıyla bağdaşmayacağından söz konusu inançların doğrudan Uygur toplumunu ilgilendiren kısmı üzerindedurmaya çalıştık. Uygurların İslamlaşma sürecini yine aynı şekilde kısaca özetlemeye çalıştık.

Bilindiği üzere İslam medeniyeti hem uzun geçmişi hem de geniş topluluklara yayılmasından dolayı çeşitlilik arz etmektedir. Dolayısıyla çalışmamızda medeniyet kavramının boyutlarına temas ettikten sonra ana hatlarıyla İslam medeniyetinden ve onun içerisinde önemli bir yer tutmasına rağmen Arapça kaynaklarda fazla değinilmeyen Türk medeniyetinden bahsetmeye çalıştık. Zira burada Bizans ve Pars medeniyetinden bahsedip Türk medeniyetinden bahsetmemenin bir haksızlık olacağını düşünüyoruz.

Uygur toplumunun İslam’la tanışmasından önceki dönemlerde, benimsedikleri çeşitli inançlar etrafında yoğrularak şekillenen bir kültür biçimine sahip olmaları kaçınılmaz bir durumdur. Onların bu kültürden İslam’dan sonraki dinî yaşantılarına bir şeyler aktarmamaları düşünülememektedir. Dolayısıyla onların hem yeni dinî yaşantılarına hem de diğer Müslüman toplumlara etki eden kadîm medeniyet miraslarından birkaç husus burada zikretmeye çalıştık. Zira toplumun bütün katmaları ile ilgili örnekler vermek bu çalışmanın sınırlarını aşacaktır. Toplumsal hayatın her katmanına yayılmış olan etkiler üzerinde ayrıntılı bilgi vermek konumuzun sınırlarını aşacaktır. Böyle bir kaygıdan dolayı konuyu olabildiğince kısa tutmaya çalıştık.

İlgi duyulduğunda başvurulacak kaynaklar zikredildiğinden böyle bir yaklaşımın sorun oluşturacağını düşünmüyoruz. Sonuçta vermiş olduğumuz bilgilerle Müslüman Uygur toplumunun hayatında eski dönemden getirdikleri bazı etkileri görmenin mümkün olduğu anlaşılacağı kanaatindeyiz. Aynı zamanda medenîleşmenin temel dinamikleri arasında yer alan yerleşik hayata geçmek ve şehir kültürü yaratmak fehvasınca konuyu Uygur kültürü üzerinden aydınlatmanın yanlış olmayacağını düşünüyoruz. Zira onların yerleşik hayata geçen ilk Türk boyu olduğu kabul edilmiş bir görüştür. Diğer taraftan Uygurların tarih boyunca kurdukları devletler ve medeniyet tecrübeleri görüşümüzü haklı çıkaracaktır.

Konuyu işlerken daha çok Uygur kaynaklarını kullanmaya özen gösterdik. Çünkü çağdaş Uygur tarih araştırmaları hakkındaki gelişmelerin Türk toplumunda çok fazla bilinmediği görüşündeyiz. Diğer yandan, Uygur ya da Doğu Türkistan Türkleri hakkındaki en zengin bilgi kaynakları Çince, Rusça veya Farsça eserlerdir. Günümüzde bu kaynaklardan en iyi istifade edenler ise Uygur araştırmacılarıdır. Diğer yandan ikinci el kaynaklardan bazıları yabancılardan ya da oryantalistlerden alınan bilgiler içermektedir. Dolayısıyla okuyucuların önyargılı bilgi birikimlerine ters düşen bazı yaklaşımları makul karşılamalarını rica ediyoruz.


🎞️ Burdur'daki 80 yıllık bir berber dükkanı

Burdur’u gezen bir seyyah, 80 yıllık bir berber dükkanına denk geldi.   

Dükkanın sahibi Sait Amca’nın günde sadece iki kişiyi tıraş ettiği öğrenildi.



📖10 bin senelik TÜRK Tarihi ! 🇩🇪ALMAN MAx PLanck DNA arastirmasi - 2015

 

(*Şekil 1)

Darı ve fasulye, dil ve genler: Trans-Avrasya dillerinin kökeni ve dağılımı

Yazarlar

Robbeets, Martine

Bölümler

Eurasia3angle Araştırma Grubu

DOI

10.17617/1.2I

Özet

Max Planck İnsanlık Tarihi Enstitüsü'ndeki bir proje, „tarımsal dil dağılımı hipotezinin “ özel bir yorumuyla trans-Avrasya dil ailesinin kökenini ve dağılımını araştırıyor. Bu teze göre, Transeurasian'ın menşe ülkesi Xinglongwa kültürüyle (7.400 ila 8.200 yıl önce) ilişkilidir ve Kore ve Japon dilleri, darı ve pirinç ekiminin doğudaki dağılımıyla birlikte gelişmiştir. Araştırma grubu dilsel, arkeolojik ve genetik kanıtları birleştiriyor ve bu yöntem için bu terimi kullanıyor Üçgenleme.

Trans-Avrasya Dil Ailesi

trans-Eurasian“ terimi, coğrafi olarak komşu dillerin büyük bir grubunu ifade eder. Dağılım alanları doğuda Pasifik'ten batıda Akdeniz ve Baltık Denizlerine kadar uzanır ve beş dil ailesini içerir: Japonca, Korece, Tunguzca, Moğolca ve Türk dilleri (*Şekil 1).

Trans-Avrasya dillerinin bağımsız bir dil ailesi oluşturup oluşturmadığı ve Japon dillerinin bu aileye ait olup olmadığı sorusu tarihsel-karşılaştırmalı dilbilimde en çok tartışılanlardan biridir. Çoğu dilbilimci, bu dillerin sayısız benzerliğe sahip olduğu ve tarihsel olarak birbirleriyle ilişkili olduğu konusunda hemfikirdir. Bununla birlikte, ilişkinin kesin doğası hakkında anlaşmazlık vardır: bu benzerliklerin tümü ödünç alma yoluyla mı, yani dilsel bileşenlerin bir dilden diğerine benimsenmesi yoluyla mı ortaya çıkmıştır? Yoksa bazıları mirasa mı dayanıyor, yani kelimeler ve diğer dilsel özellikler ortak bir ilkel veya proto-dilden mi miras alındı, burada: Proto-Trans-Avrasyaca, günümüz dillerinde?

Robbeets [1, 2] önceki çalışmasıyla, daha yakından incelendiğinde, kalıtım teorisini desteklemek için kullanılan etimolojilerin çoğunluğunun aslında ödünç almaya dayanabileceğini gösterdi. Bununla birlikte, benzer gözlemler diğer dilbilimcilerin bağımsız bir Trans-Avrasya dil ailesinin varlığını tamamen inkar etmelerine yol açmış olsa da Robbeets, Trans-Avrasya dillerini ayrı bir soy grubu olarak sınıflandırmayı haklı çıkaran güvenilir bir temel kelime kümesinin hala mevcut olduğunu göstermiştir. Kelime ve morfem karşılaştırmalarına dayanarak, in'i yener Şekil 2 trans-avrasya dilleri için sunulan aile ağacı.

Sunulan dil ağacından çok sayıda yeni soru ortaya çıkıyor: 

  • Bu proto-Trans-Avrasya dilini kim konuşuyordu? 
  • Bu insanlar başlangıçta nerede ve ne zaman yaşıyorlardı? 
  • Bu insanlardan bazılarını anavatanlarını terk etmeye iten ve böylece Proto-Trans-Avrasya dilinin günümüz dil çeşitliliğine yayılması ve bölünmesi için ivme sağlayan şey neydi? 
  • Bu göç hareketleri ne zaman gerçekleşti ve hangi yöne gittiler?







Alıntı/Kaynak:https://www.mpg.de/9819338/shh_jb_2015



📰🇹🇷''Türkler Anadolu'ya 1071’de gelmediler!! Binlerce yıldır buradaydılar! İşte kanıtı👇''

 

Beşiktaş Metro kazısında M.Ö. 3500 yılına tarihlenen 78'e yakın Altay Türk tipi kurgan mezarı ile 2 adet heykel bulundu. 

• Heykellerin üzerinde; Türk Kiliminde Eli Belinde olarak tabir edilen AK-ANA/UMAY sembol ve Tamgası bulunmaktadır.


Alıntı: Turkic Times @turkictimes

🎞️🇹🇷ANADOLU İNSANI: İzmir’de kaybolan yaşlı bir kadın, bir taksiyi durdurup kendisini evine bırakmasını rica edince


Güzel insanlar…

İzmir’de kaybolan yaşlı bir kadın, bir taksiyi durdurup kendisini evine bırakmasını rica edince, taksicinin yaptığı davranış gönülleri fethetti.



🇹🇷ANADOLU İNSANI: Aydın Lisesi öğrencisi Rengin Yaralı, uluslararası matematik olimpiyatında altın madalya kazanarak Türkiye’yi gururlandırdı.

 

Aydın Lisesi öğrencisi Rengin Yaralı, uluslararası matematik olimpiyatında altın madalya kazanarak Türkiye’yi gururlandırdı.

Brainiacs Matematik Olimpiyatı kapsamında Türkiye Milli Takımı’nda yer alan Yaralı, 24-30 Mart 2026 tarihlerinde Malezya’nın Kuala Lumpur kentinde düzenlenen final programında üstün performans sergileyerek birincilik elde etti.

Xiamen University Malaysia ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyonda elde edilen bu başarı, genç öğrencinin disiplinli çalışmasının sonucu olarak dikkat çekti. Rengin Yaralı, elde ettiği derece sonrası Efeler İlçe Milli Eğitim Müdürü tarafından da ödüllendirdi. 👏🇹🇷🇹🇷🇹🇷🙏🇹🇷🇹🇷👏👏👏

Tebrikler Rengin... 👏

Alıntı: DENİZ_TOPRAK2 @Baha_Benhan


📰 🇹🇷TÜRK DEMEK MÜSLÜMAN MI DEMEK? /Osmanlı Turancılık ve Macar Turancılığı


 TÜRK DEMEK MÜSLÜMAN MI DEMEK?

Papa Eftim, Anadolu’da Kurtuluş Savaşı’nın en kritik zamanlarında özellikle Türk Hristiyanların, Yunanistan’ın yanında yer almalarını önleyen şu sözleriyle tarihe geçecekti: 

“Düşmanlarımızın her şeyi var. Bizim ise göğsümüzde imanımız var. Mutlaka kazanacağız. Yaşasın Muzaffer Türk Ordusu.” Demişti.

Atatürk’ün kendisi için “Memlekete bir ordu kadar hizmet etmiştir” dediği Türk milliyetçisi Papa Eftim ,Kurtuluş Savaşı esnasında millî mücadele için TBMM önünde açıklama yaparken (1. fotoğraf)

Papa Eftim önderliğindeki Anadolu Türk Ortodoksları "Yunanlı değiliz, şanlı Türk milletinin evlatlarıyız!" diyerek Fener Rum Patrikhanesinden ayrılıp Müstakil Türk Ortodoks Patrikhanesini kurdular. 

......

TÜRK NE? ŞUNU HATIRLAMALARI GEREKİR. 

Gagavuz Türk’ü Hıristiyan’dır.

Yunanistan’daki Karaman Türk’ü Hıristiyan’dır. 

Karay ya da Hazar Türkleri Yahudi’dir. 

Altaylar Gök Tenri’cidir.

Yakut Türk’leri Şaman’dır. 

Uygur Türk’ü Budist’tir. (Müslüman)  (*düzeltme-blogcu)

Azerbeycan Türkü ve İran Türk’ü Şii’dir. (Müslüman) (*düzeltme-blogcu)

Anadolu Türkmen’i Alevidir. (Müslüman) (*düzeltme-blogcu)

Turancılık, 1848’deki milliyetçi kalkışmaları Rusya ile ittifak kuran Avusturyalılar tarafından bastırıldığından beri kendilerini ‘Avrupa’da bir ada’ metaforuyla tanımlayan ve sloganları ‘Yalnızız’ olan Macarların, kendilerine bağımlı Slav halklarının geliştirdiği Pan Slavizm’e cevap olarak geliştirdikleri ‘resmi milliyetçilik’ türü idi. 

(Farsça “Turanî” kavramı İran’ın İslamiyet öncesi dönemine ait Avesta metinleri ile Firdevsî’nin Şehnâme adlı eserinde boy göstermişti. Şehname’de hükümdar Feridun’un üç oğlundan birinin adı Tur’dur. Ona verdiği ülkenin adı da Turan’dır. 

1786 yılında Osmanlı İmparatorluğu’ndan gönderilen bir mektupta Buhara hükümdarı Seyyid Ebulgazi Han’a ‘Turan hakimi’ diye hitap ediliyordu.

1910’da 🇭🇺Macaristan’da yayımlanan Turani Dalok (Turan Şarkıları) adlı şiir kitabı Macar Turancılığının adeta kutsal kitabı, şairi Arpad Zempleni de Turancılığın peygamberi (Son Şaman) mertebesine çıkarılacaktı. Aynı yıl Turani Tarsasag (Turan Cemiyet) adlı ilk örgütlenme ortaya çıktı. 

🇭🇺Macar Turancıları 1912’de Konya ve Ankara çevresinin coğrafi, jeolojik ve ekonomik yapısını incelemek için Tuz Gölü’ne geldiler. Bir başka hepet Aral Gölü ve Hazar Denizi’ni inceledi. 1913’te Turan adlı bir dergi çıkarılacak, Konya, Kayseri, Kilikya (Adana) havalisine geziler yapıldı. 

Ayrıca iki ayrı ekip Kafkasya ve Baykal Gölü’ne gidecekti. ‘Yalnızlık’ duygusundan kurtulmak için yeni ittifaklar arayan 🇭🇺Macar Turancıları ‘Türkçü’ aydınlardan Ahmet Hikmet (Müftüoğlu) ile temas kurdular ve Turancılık fikri Osmanlı ülkesinde iyice bilinir hale geldi.

İki ülke Turancılığı arasında elbette farklar vardı. Örneğin 

  • 🇭🇺Macar Turancıları Macaristan’dan Japonya’ya uzanan bir coğrafyada yaşayan Fin-Ugor ve Türk-Tatar başlığı altında topladıkları ırkları Turani sayarken, 
  • 🇹🇷Osmanlı ülkesindeki Turancılar sadece Orta Asya’daki ‘Türk’ ırklarını Turani saymışlardı. 

Genel anlamıyla Turancılık, Rus Çarlığı (Britanya Kraliyet ailesiyle akraba olan Çar'ın hükümdarlığında)  tarafından sistematik baskıya uğramış ‘Turanî’ toplumlardan yetişmiş ve Osmanlı İmparatorluğu’na sığınmış (Kırım Tatarı) Gaspıralı İsmail, (Kazan Tatarı) Akçuraoğlu Yusuf, (Azeri) Hüseyinzade Ali, (Azeri) Ağaoğlu Ahmet gibi göçmen aydınlar tarafından Osmanlı başkentine yayılmaya başladı. O yıllara ait Ziya Gökalp'in biline şu Mısralarını pek çok kişi bilir (1910 yılında yazılmış).

“Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan

 Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan…”

Alıntı:  KABAC 𐱅𐰇𐰼𐰰 🇹🇷 @K_TURK_19051919

📰Vefat eden Kore Gazisi Ermeni asıllı 🇹🇷Türk Vatandaşı Minas Kaya, 🇹🇷Türk bayrağıyla son yolculuğuna uğurlandı.

'' 🇹🇷Almanya'da vefat eden Kore Gazisi Ermeni asıllı Türk Vatandaşı Minas Kaya, 🇹🇷Türk bayrağıyla son yolculuğuna uğurlandı.

📌 Minas Kaya'nın tabutuna, vasiyeti gereği 🇹🇷Türk bayrağı sarıldı. Oğlu, “Babamın son arzusu son yolculuğuna Türk bayrağına sarılı tabut ile gitmekti”demiş. 

Cenazesi Türk bayrağına sarılı tabut ile kalkmış.

Kendini Türk hissetmeyip Osmanlıcılık oynayıp veya Kürdistancılık oynayarak Türk'e düşmanlık edenler utansın!..''


Alıntı: KABAC 𐱅𐰇𐰼𐰰 🇹🇷 @K_TURK_19051919

🇸🇾Suriye'li bir çocuğun gözünden "Türkiye" 🇹🇷

Alıntı

🇬🇧İngiliz ordusunda görevli bir yüzbaşı, esir alınmış 🇹🇷Osmanlı askerinin üzerindeki kıyafetleri dikkatle inceliyor.

 

İngiliz ordusunda görevli bir yüzbaşı, esir alınmış Osmanlı askerinin üzerindeki kıyafetleri dikkatle inceliyor. 

I. Dünya savaşı Ortadoğu (BATI ASYA) toprakları.

Anlaşılan o ki, bu zor şartlar altında nasıl savaştığına hayret etmiş durumda. Çünkü şartlar eşit olsaydı, bu mücadelenin sonucunun nasıl olacağını hepimiz biliyoruz.

📖 1709 yılında İngiliz bir tüccar olan Thomas Vaughan, Türkçe üzerine bir kitap kaleme almış

Musa KESLER

Ağustos 22, 2023

İngiliz tüccar Thomas Vaughan’ın 1709 yılında yazdığı Türkçe-İngilizce gramer kitabı, yıllar sonra yeniden gündemde. Dönemin Osmanlı Türkçesi ile hazırlanan gramer kitabındaki atasözleri ve gündelik hayata dair kelimelerle birlikte Karadeniz şivesini de andıran diyaloglar sosyal medyaya yansıdı.

Thomas Vaughan 1700’lerde İzmir’de yaşayan İngiliz bir tüccardı. İngilizlerin ‘Levant Company’ denilen meşhur uluslararası şirketiyle çalışıyor ve İzmir ile civarından topladığı tarım ürünlerini İngiliz şirketine aktarıyordu. Bir dönem dilbilimi konularına ilgili olduğu anlaşılan Vaughan, Osmanlı ile iş yapan diğer İngiliz tüccarlara faydası olsun diye Türkçe/İngilizce bir gramer kitabı hazırlamaya karar verdi. 

1709 yılında hazırladığı “Grammar of The Turkish Language” adlı kitabını Londra’da bastırdı. Vaughan önsözde kitabı İngiliz tüccarların Türkçeyi öğrenirken faydalanması için hazırladığını ve ‘George’ adlı çok sevdiği yeğenine ithaf ettiğini belirtiyordu. Kitapta Türkçe diyaloglar, atasözleri, gündelik hayattaki kelimeler ve masallar da bulunuyordu.

‘ÇORABLARUM NEREDUR?’

Yeni baskıları da olan kitabın orijinal ilk baskılarından bir nüshası ABD’nin dünyaca ünlü Princeton Üniversitesi’nin kütüphanesinde. Uzmanlara göre Vaughan’ın grameri, İngilizce yazılmış ilk Türkçe Gramer ve Latin Alfabesi’yle yazılmasından dolayı çok değerli... Kitabın sayfalarından bölümler sosyal medyada yayılınca kitap yeniden gündem oldu. Çünkü hem o devrin Türkçesi hem de Karadeniz şivesini andıran diyaloglar dikkat çekici. 

Kitapta yer verilen diyaloglardaki ifadelerden bazıları şöyle:

* Bre oğul sabah yakın mi? (Hey boy, is it night day?)

* Var imdi bana su getur, ellerimi ve yüzümü yuyayum. (Go then, bring me water to wash my hands and face)

* Silegec kandedur? Bre murdar ne ile silineyim? (Where’s the towel? Out you Sloven, what shall I wipe with?)

* Benim çorablarum neredur? (Where are my socks?)

* Papuçlarım silindi mi? (Have you cleaned my shoes?)



SOSYAL MEDYADAN
****

1709 yılında İngiliz bir tüccar olan Thomas Vaughan, Türkçe üzerine bir kitap kaleme almış ve bu kitapta bazı atasözlerini Latin harfleriyle yayımlamıştır.

İşte o atasözlerinden bazıları:

1. Atalardan kalma sözdür: Bugünkü yumurta, yarınki tavuktan yeğdir.

2. Azı bilmeyen, çoğu hiç bilmez. 👇🏻 





Alıntı: Kitaplardan Alıntılar 
@sivriikalemler


🎞️🇹🇷ANADOLU İNSANI: Uluslararası bir platform üzerinden '1 Milyon Zeytin Ağacı' projesini başlatan Nafiz Deniz Seçer

İstanbul'da bir şirkette denetmen olarak çalışan Nafiz Deniz Seçer, 13 yıldır Türkiye'nin dört bir yanındaki arazilere on binlerce fidan dikti

Seçer'in doğa serüveni, geçtiğimiz yıl uluslararası festivallerden ödülle dönen 'Ağaç Adam' belgeseline de konu oldu.

Seçer, şimdilerde uluslararası bir platform üzerinden '1 Milyon Zeytin Ağacı' projesini başlattı. 

🗣 Nafiz Deniz Seçer:

Son yıllarda çok fazla zeytin ağacının kesildiğine, yandığına şahit olduk ve buna kayıtsız kalamadım açıkçası.

Aslında baktığınızda sadece bir zeytin ağacı dikme projesi değil, bir tarımsal destek projesi de diyebiliriz. 

Binlerce ağacı diktikten sonra asırlar boyunca yaşayacak, gelecek nesillere bereket olacak, nesillerimize nefes olacak, ekmek olacak, aş olacak, ailelere geçim sağlayacak.



📖 Eminönü Yeni Camii-Osmanlı'nın en büyük mimarlarından Mimar Davud Ağa

Lazer kesici yok, su jeti kesici yok, taş kesici yok, vinç yok, autocad yazılımı yok. Ama Osmanlı'nın en büyük mimarlarından Mimar Davud Ağa vardı. İşte ihtişamın, estetikliğin zirvesi. Eminönü Yeni Camii.

20260411

📷FOTOĞRAF ARŞİVİ: İzmir'den manzaralar...

 




🎞️🇹🇷ANADOLU İNSANI: Elazığ’da bir manavda kasada kimseyi bulamayan bir kişi, aldığı ürünlerin ücretini kendi hesaplayıp kasaya bıraktı.

 


 

🎞️🇦🇿📺Azerbaycan kanalı: “Türk adını karanlıklar içerisinden yeniden parlatan ve ortaya çıkaran adamın adıdır Atatürk.

 Azerbaycan kanalı:  

Türk adını karanlıklar içerisinden yeniden parlatan ve ortaya çıkaran adamın adıdır Atatürk. Üzeri karalanmış Türk adını ve Türk şerefini kurtaran kişidir Atatürk.”





20260410

🎞️Atatürk'ün Deşifre Ettiği Plan / Hala Masada!

 


VİDEONUN İÇERİĞİ:

📌 Britannica’da Kürtlerin kökeni neden bir anda farklı tanımlanmaya başlandı? 
📌 1911’de kullanılan ifadelerle, sonraki yıllarda öne çıkan tanımlar arasında ne değişti? 

Bu videoda, Sykes-Picot’tan Sevr’e, Wilson hesaplarından İngiliz stratejisine, Binbaşı Noel’in sahadaki faaliyetlerinden Mustafa Kemal’in 1919’da çektiği telgraflara kadar uzanan tarihî süreci, belgeler üzerinden kısaca ele alınıyor. 

Videoda geçen bazı başlıklar: 
  • Britannica, 
  • Kürtlerin kökeni, 
  • Sykes-Picot, 
  • Sevr, 
  • Wilson, 
  • Binbaşı Noel, 
  • İngiliz siyaseti, 
  • Mustafa Kemal’in telgrafları, 
  • Millî Mücadele dönemi.

VİDEONUN GİRİŞİNDEN

''İngilizler 1919'da Kürtleri bir gecede kendileriyle akraba ilan etti. Peki neden? Atatürk'ün aynı yıl deşifre ettiği o plan bugün hala masada. Dünü unutursak bugün kurulan tezgaha daha kolay düşeriz. O halde belgeleriyle kısaca hatırlayalım. Britanika'nın 1911 baskısında Kürtlerin kökeni için bakın ne yazıyor. Kürtler Hititler, Elamlılar, katlılar gibi Turani bir topluluktur.

Yani Türklerle aynı geniş tarihi havzanın içinde görülüyorlar. Ama sonraki baskıda bu tanım bir anda buharlaşıyor. Yerine şu geliyor. Kürtler arandır.
Peki ne oldu da Kürtler bir gecede İngilizlerle akraba ilan edildi? 
Bilimsel bir gelişme mi oldu? Hayır....''
......


Alıntı: LEVENT YILDIZ İLE GÜNDEM ÖZEL


Alıntı


📖 Maçka Taşlık Kahvesi-1948

 

Sedad Hakkı Eldem'in eseri olan kahve Maçka Parkı'nın bir parçası olarak Amcazade Köprülü Hüseyin Paşa Yalısı'ndan ilham alınarak yapıldı. 
1980 yılında Swissotel inşaatı sırasında yıkıldı. Bugün yerinde Swissotel bulunmaktadır.





🎞️GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN KARLSBAD GÜNLÜĞÜ / POLEMİK TV BELGESEL

Polemik Medya ve Hakan Kılıç’ın yapımını üstlendiği projede, Ulu Önder’in Karlsbad’da tedavi gördüğü günlerde aldığı notlar, Gazi Atatürk’ün henüz Cumhuriyet kurulmadan çok önce, Türk İnkılabını planladığını ve gelecekteki büyük devrimlerini daha o günlerden zihin dünyasında şekillendirdiğini ortaya koyuyor.

-Polemik TV

🎞️Genç Mustafa Kemal’in Günlükleri ve Hatıraları



''Atatürk’ün Not Defterleri, 1903’ten itibaren tuttuğu günlükler, aldığı notlar, yazdığı mektuplar, gönderdiği telgraflar, kaleme aldığı kitaplar, sakladığı tarihi belgeler gibi pek çok kayıttan oluşuyor. Genelkurmay ve Kaynak Yayınları tarafından 11’den 30’a uzanan sayıda ciltler halinde birkaç defa yayınlanmış. İlk iki ciltte yer alan ve Atatürk’ün 20’li yaşlarında tuttuğu kayıtlardan, Mütareke’nin ilk günlerinde neler yaptığına dair kaydedilen belgelere kadar inceliyorum.''

- Ceren Sungur - Tarih Obası
Yapay Zekâ Müzikler: https://suno.com/@tarihobasi

VİDEONUN İÇERİĞİ/KONU BAŞLIKLARI

11:10 Mustafa Kemal’in Şiir Sevgisi 
12:33 “Evvela sosyalist olmalı.” 
15:44 Harp Akademisi Günlüğüne Yazdıkları
16:44 Yalnızlık ve Kalp Kırıklığı
20:00 Duygusallığı 
23:28 Muhtemel Aşk Acısı ve Dostlarına Bağlılığı
27:38 Parasızlığı ve Geçim Sıkıntısı
36:54 Vatan ve Hürriyet Cemiyeti Konuşması 
43:29 31 Mart Vakası 
52:09 Hüseyin Hüsnü Bey- İstanbul Beyannamesi 
1:00:00 Ordu ve Siyasetin Ayrılması Fikri
1:02:43 Salih Bozok’a Mektupları 
1:08:08 Fuat Bulca’ya Yazdığı Mektup 
1:16:30 “Askerliğin sanatkârlığını severim” 
1:19:50 Behiç Erkin’e Mektup
1:27:50 Madam Corrine ile Mektuplaşmaları 
1:35:05 Evlilik Hakkındaki Görüşleri
1:39:10 Mustafa Kemal’in Kurtuluşa İnancı 
1:41:10 Padişahlık Hakkında (genel)
1:48:14 Ahlak, Kadınlar ve Sosyal Hayat Hakkındaki Görüşleri
1:53:30 Toplum Ahlakını Çok Katı Bulması 
2:07:30 Eğitim Ailede Başlar 
2:14:20 “Kadın konusunda vesveseyi bırakalım”
2:25:31 “Okuyan kızlar analarını beğenmiyorlar” 
2:28:05 Alman subaylarına varan Türk kızları 
2:33:02 Mütareke Devrinde Mustafa Kemal 
2:41:20 Mütareke Şartlarını Yazılı Olarak İstiyor 
2:42:00 Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’ya Telgrafı 
2:46:40 İngilizlere Verilen Tavizler Ülkeyi İşgal Ettirir 
2:47:55 Mondros, Barışı Sağlayamaz 
2:52:00 Minber Gazetesi Röportajı
3:06:35 Lozan’ın Gizli Maddelerine İnananlar Sussun 
3:09:37 Vakit Gazetesi Röportajı


ALINTI - Ceren Sungur - Tarih Obası


📰🎞️📖Atatürk'ün az bilinen günlüğü belgeselleştirildi: Atatürk'ün 'Karlsbad' günlüğü


 

Atatürk'ün az bilinen günlüğü belgeselleştirildi: Atatürk'ün 'Karlsbad' günlüğü

Atatürk’ün, Çek Cumhuriyeti’nin Karlsbad kentinde tedavi gördüğü zaman kaleme aldığı günlükler belgeselleştirildi. 

Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek, dönemin Prag Büyükelçisi Dr. Egemen Bağış, tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, Emekli Korgeneral Alparslan Erdoğan’ın anlatımıyla...

Yayınlanma: 28 Şubat 2025, 12:34

Editor

Mustafa Kemal Atatürk’ün Karlsbadda tedavi gördüğü günlerde aldığı notlar, Polemik Medya ve Hakan Kılıç’ın yapımını üstlendiği çalışma ile belgeselleştirildi. Belgesel, Polemik TV YouTube kanalında paylaşıldı. Belgesel, Gazi Atatürk’ün henüz Cumhuriyet kurulmadan çok önce, Türk devrimini daha o günlerden planladığını ortaya koyuyor. Belgeselde yer alan görüş ve fikirleri okurlarımız için derledik.

ATATÜRK'ÜN SAĞLIK SORUNLARI VE TEDAVİ SÜRECİ

Osmanlı İmparatorluğu’nun son hükümdarı Sultan Vahdettin ile gittiği Almanya seyahatinden dönen Mustafa Kemal Atatürk, sol böbreğinden rahatsızlanmış ve yaklaşık 1 ay yataktan çıkamamıştır. 1918 Mayıs ayında Atatürk’ün böbrek rahatsızlığı ilerlemeye başlar. Türkiye’de tedavisi mümkün olmayınca, arkadaşı Rasim Ferid’in tavsiyesiyle yurt dışında tedavi görmeye karar verir.

İlk kez askeri lisedeyken sıtmaya yakalanan Atatürk, ilave olarak görev yaptığı yerlerdeki olumsuz koşullardan dolayı ömrü boyunca sürecek kronik böbrek rahatsızlığına yakalanmıştır.

VİYANA VE KARLSBAD'DA TEDAVİ

Avusturya-Macaristan İmparatoru’nun davetiyle 25 Mayıs tarihinde Viyana’daki bir sanatoryuma giden Mustafa Kemal Atatürk, bir süre burada tedavi olduktan sonra, 30 Haziran 1918 akşamı doktorunun da tavsiyesiyle kaplıcalarıyla ünlü Karlsbad’a hareket etmiştir. O dönemde bu kaplıcalar oldukça meşhur olduğu için, Atatürk de bu sulardan şifa bulmak amacıyla her sabah 5:30 gibi kalkarak doktorunun tavsiye ettiği çeşmelerdeki şifalı sulardan içmiştir.

Atatürk o zaman Karlsbad’da konuk evi olan bir yerde kalmış ve ileriye dönük üstün planlarını da burada yapmıştır. Bugün hala Atatürk’ün kaldığı konuk evi binasında, Atatürk’ün adını taşıyan iki farklı tabela vardır.

KARLSBAD'DA GEÇEN GÜNLER VE NOTLAR

Karlsbad, Çek Cumhuriyeti’nde bulunan ve günümüz adıyla Karlovy Vary olarak bilinen turistik bir şehirdir. Atatürk bu şehirde 30 Haziran’dan 28 Temmuz’a kadar tedavi amaçlı kalmış ve 6 ayrı kitapçıkta buradaki anılarını kaleme almıştır. O anıları daha sonra incelediğimiz zaman, Cumhuriyetin kuruluş felsefelerinden çok önemli düşünceleri, o zamandan kafasında şekillendirdiği ortaya çıkmıştır.

Dönemin Prag Büyükelçisi Dr. Egemen Bağış, “O anıları daha sonra incelediğimiz, okuduğumuz zaman aslında Cumhuriyet'in kuruluş felsefesinin o zamanlar kafasında şekillendirmeye başladığını görüyoruz.” diyor.

ATATÜRK'ÜN BATI TOPLUMUNA BAKIŞI

Atatürk’ün hatıralarının bir yerinde, “her şeyi buraya yazmıyorum, benim geleceğe dair bazı planlarım var” ifadelerini hatırlatan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, “Karlsbad hatıralarında en dikkat çekici olan; Batı toplumunun modern, ileri, kadın erkek eşitliğine dönük özellikleri ve kadınların değeri uzun uzun yazılıyor.” ifadelerini kullandı.

Atatürk, Avrupa’da bulunması hasebiyle Fransız İhtilali’yle ilgili kitaplar ve Karl Marx’ı okuma fırsatı bulmuş ve Avrupa toplumunun yapısını yakından inceleme ve izleme şansı elde etmiştir.

Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı şunları söylüyor: 

“Avrupa'da bulduğu kitaplar mesela Karl Marx. Bunu okuduğunu Afet İnan Hoca söylemişti. Fransız İhtilali üzerine bir şeyler okuyor. Kaldığı sürece oradaki erkanla çeşitli temasları da oluyor.”

KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ VE DİL DEVRİMİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Bu hatıralarında en dikkat çekici olan konuların başında, kadın-erkek eşitliği, alfabe devrimi konusunda ve dil çalışmaları gelmektedir. Ayrıca Karlsbad’da geçirdiği süre boyunca Almancasını ilerletmek için kendisine Almanca hocası tutmuş ve Almanca dersleri almıştır.

Emekli Korgeneral Alparslan Erdoğan bu konuda şu görüşleri aktarıyor: 

“Atatürk diyor ki, Almancayı yazmam çok iyiydi, ancak konuşma konusunda sıkıntım var. Onun için de bir hoca buluyor. Birinci hoca geliyor. Onun bilgisini beğenmiyor ve ikinci hocayı tutuyor. Kör bir kadın Fransızca öğretmeninden de, Fransızca dersler alıyor. Kadın sonunda diyor ki, sizin hiçbir eğitime ihtiyacınız yok, siz normal yaşamınıza dönün.”

ATATÜRK'ÜN OKUMA VE ÖĞRENME TUTKUSU

Atatürk’ün hemen her koşulda okumak için özel bir çaba gösterdiği, bu günlükte açıkça görülmektedir. Karlsbad’a genç bir general olarak gelen Atatürk, batılı doktorları da hayretler içinde bırakmıştır. 

Doğu Perinçek bu konuda şu değerlendirmeyi yapıyor: 

“Mustafa Kemal Atatürk, Enver Paşa'yı şu bakımdan takdir ediyor; ‘orduyu gençleştirdi’. Orduyu hurafelerden, akıl dışı anlayışlardan ve bir anlamda yaşlılıktan kurtardı. Düşünün ordunun başındaki Enver Paşa 37-38 yaşında. Bunları Atatürk bir üstünlük olarak ve 1908 devriminin, hürriyet devriminin getirdiği yenilikler olarak ifade ediyor.”

KADINLARIN ÖZGÜRLEŞMESİ VE MODERN TOPLUM

Mustafa Kemal Atatürk’ün çağının çok ötesinde sahip olduğu bilgiler, bu günlükte önceden belirlenmiş bir düşüncenin sonucu olduğu ortaya çıkmıştır. Mustafa Kemal Paşa bu hatıralarında kadınların özgürleşmesi konusunda bilhassa hassasiyetle durmuş ve ancak kadınların inisiyatif aldığı bir toplum, modern bir seviyeye ulaşılabilir sonucuna varmıştır.

Alparslan Erdoğan şu değerlendirmeleri yapıyor: 

“Bu bölgede bulunduğu süre içerisinde memleketin durumu nasıl düzeltilebilir? Toplum nasıl ileriye gidebilir? Bunları hep düşünüyor ve çevresindekilerle tartışıyor. Hatta bir tartışma esnasında Cemal Paşa'nın kardeşinin eşiyle konuşurken orada bir otelde dans eden kadınlı erkekli grubu görüyorlar. Kadın diyor ki acaba bizde de böyle bir şeyler olabilir mi? Atatürk de diyor ki, eğer bir yetkim olursa, ben bunları bir devrim şeklinde icra ederim.”

CUMHURİYET'İN TEMELLERİNİN ATILMASI

Dr. Doğu Perinçek de bu konuda şu görüşleri aktarıyor: 

“Türk kadının özlemlerinin mutlaka gerçekleşmesi gerektiğini, kadın özgür olmadan, eşit olmadan, modern bir toplumun kurulamayacağını hep vurguluyor. Burada çok önemli bir nokta daha var. Burada kaleme aldığı hatıralarında Mustafa Kemal Paşa yalnız eğitimle kadının özgürleşemeyeceğini, hayatta her alanda; laboratuvarda, üniversitede, ilim alanında, üretimde, çarşıda, pazarda, bütün bu alanlarda kadına inisiyatif verildiği zaman, modern bir toplumun kurulacağını söylüyor.”

Atatürk'ün az bilinen günlüğü belgeselleştirildi: Atatürk'ün 'Karlsbad' günlüğü - Resim : 5

Dr. Egemen Bağış 

“Atatürk kadının Çek toplumunda rolünü gördüğü zaman Türkiye'de de kadınlarımızın daha aktif hale gelmesi için adımlar atılması gerektiğini, ileride eline güç geçtiğinde bunu yavaş yavaş değil, hızlı bir şekilde yapacağını o günden kaleme almış. Yani Atatürk'ün aslında Cumhuriyet'in kurulmasından sonra yaptığı devrimlerin, reformların büyük çoğunu çok öncesinden planladığını bu anılardan görebiliyoruz. O yüzden Atatürk'ün ve bugün dünyanın en güçlü ülkelerinden biri haline gelen kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş mayasını, kuruluş sırlarını anlamak için o anıları mutlaka okumak lazım.” 

çağrısında bulunuyor.

Önder’in Cumhuriyet kurulduktan sonra gerçekleştirdiği devrimlerin birçoğunu, uzun yıllar öncesinden planladığını, bu anılarından görebiliyoruz. O yüzden Atatürk’ün kurduğu güçlü Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş mayasını anlayabilmek için, bu anıları okumak lazım.

Alıntı: https://www.aydinlik.com.tr/haber/ataturkun-az-bilinen-gunlugu-belgesellestirildi-ataturk-karlsbad-sehrinde-ne-yasadi-512120


📰Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’ne ilişkin temel gerçekler: Azınlık etnik grupların geleneksel kültürleri böyle korunuyor!

  Azınlık etnik grupların geleneksel kültürleri böyle korunuyor! Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’ne ilişkin temel gerçekler Farkı dillerde kita...