📚🇹🇷 Türk Dili, Tarihi ve Kültürü 🇹🇷📚
Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
Blog Listem
20260825
🎞️ Türk’ün evi gönlü kadar geniştir...
Türk’ün evi gönlü kadar geniştir.pic.twitter.com/zBYr7WANmh
— 🇹🇷Bilgen Hatun🇰🇿 (@BilgenHanim) August 25, 2026
📰🇹🇷Büyük Taarruzun ve Malazgirt Zaferinin yıldönümü
''Büyük Taarruzun ve Malazgirt Zaferinin yıldönümünde Büyük #ATATÜRK ve #SultanAlparslan ı minnetle, Rahmetle anıyorum
#Ruhlarışadolsun
Bu vesile ile aşağıda paylaştığım 'Sarışın bir kurda benziyordu' şiirini yazan Nazım Hikmet'in de ruhu şad olsun dilerim.
Rahmet olsun...''
S.PelinPEREMECİ @tunaboyutarihi
20260824
📷 NOSTALJİ: İstanbul-4. Levent -1966
1966 - 4.Levent.
O zaman İstanbul'un en yüksek birkaç binasından biri olan Emlak Bankası konutlarının 10. katından çekilen 4.Levent fotoğrafı. Aşağıda, Levent Tenis Kulübü, sinema, ve sanırım solda Perili Köşk görülüyor.📚📖 Sven Lagerbring'den 2 yıl sonra 1766 yılında yazılmış "TÜRKLER İSKANDİNAVYANIN EN ESKİ HALKLARI"...
Sven Lagerbring'den 2 yıl sonra 1766 yılında yazılmış "TÜRKLER İSKANDİNAVYANIN EN ESKİ HALKLARI"...
— Arkeoloji ve TÜRK Tarihi (@ArkeolojiveTurk) August 24, 2026
İskit-Türk bağlantısını Toroslardaki Yörükler üzerinden ortaya koyan bir kitap...⬇️ https://t.co/qhlenPY3PF pic.twitter.com/SGJAGSLHRs
Sven Lagerbring'den 2 yıl sonra 1766 yılında yazılmış "TÜRKLER İSKANDİNAVYANIN EN ESKİ HALKLARI"...
İskit-Türk bağlantısını Toroslardaki Yörükler üzerinden ortaya koyan bir kitap...⬇️
✍🏻Sven Lagerbring:
📚📖 Şansölyelik Danışmanı ve Şövalye Bay Johan Ihre‘ye İsveççe ve Türkçe Dillerinin Benzerliği Üzerine Mektup
İsveççe ve Türkçenin en eski ve güncel alfabelerini karşılaştırmalı olarak gösteren tablolar ve örnek cümleler de okuyucuya sunulmaktadır
İngilterelilerin atası Anglosaxonların kökeni de aynı şekilde Oden’e uzanır. Onların dilleri de aynı Asyalıların ve Türklerin dilinin bir dalıdır.”
******
Bu çeviri, Sven Lagerbring’in Bref till Cancellie-Rådet och Riddaren, Herr Joh. Ihre om Swenska och Turkiska Språkens likhet (1764) adlı eserinin ilk kez kaynak eleştirisine dayalı Türkçe çevirisini ve bilimsel neşrini sunmaktadır. ⬇️
📚📖 Atebetü’l-Hakâyık (Hakikatlerin Eşiği) ✍️ Edip Ahmet Yüknekî (Yüknek? 1198? – ?, ?)
Atebetü’l-Hakâyık
Edip Ahmet Yüknekî
(Yüknek? 1198? – ?, ?)
- İlâhî öküş ḥamd ayur [men] sana. Senin raḥmetindin umar men ona
- Senâ mu ayuga sezâ bu tilim. Unarça ayayın yârî bir mana
- Senin barlıḳına tanuḳluḳ birür. Cemâd cânavâr uçan yügürgen nene
- Senin birlikine delîl argagan. Bulur bir inen içre delîller mine
- Yoḳ irdim yarattın yana yoḳ ḳılıp. İkinç bâr ḳılur sen muḳır men muna
- Aya şek yolında yelinlig oṭun. Kel oṭdın özüñn yul ölümdin öne
- Törütti uganım tünün kündüzün. Uḍup biri birge yorur ön sona
- Tünetür tününni künün kiterip. Tünü kiterip baz yarıtur tana
- Ölügdin tirig hem tirigdin ölüg. Çıkarur körer sen munı keḍ ana
- Bu ḳudret iḍisi ulug bir bayat. Ölüglerni tirgüzmek âsân ol ana
Atebetü’l-Hakâyık
Edip Ahmet Yüknekî
- İlâhî, pek çok hamd ederim sana. Sen’in rahmetinden ona hayır umarım.
- Seni bu dilim övebilir mi? Yardım et bana, gücünü öveyim.
- Canlı, cansız, uçan, koşuşan her şey Sen’in varlığına tanıklık verir.
- Sen’in birliğine delil arayan, bir şey içinde binlerce delil bulur.
- Yok idim, yarattın; yine yok kılıp tekrar var edersin; inandım buna.
- Ey şüphe yolunda koşturan! Uyan! Gel, ölümden önce ateşten kurtul.
- Kâdir Tanrı geceni, gündüzünü yarattı, önü, sonu birbirine uyup yürür.
- Gündüzünü giderip geceni karartır, Geceni giderip yine tanı ağartır.
- Ölüden diri, diriden de ölü çıkarır; görüyorsun, bunu iyi düşün.
- Bu kudret sahibi Tanrı, ulu, birdir; ölüleri diriltmek ona kolaydır.
📚📖 Atebetü'l-Hakâyık'tan (Hakikatlerin Eşiği) alıntılar...
"Bilgiyle âlim yukarı yükseldi
Bilgisizlik insanı aşağı çökertti
Bilgi edin, usanma, bil ki o Hak resulü
Bilgi kimde ise gidip alınız dedi"
📚📖Atebetü'l Hakâyık, Türk yazar ✍️Yaşar Çağbayır'ın son kitabı. Çağbayır, ✍️Edib Ahmed Bin Mahmud Yüknekî'nin Atebetü'l Hakâyık'ını, Günümüz Diliyle 📖Atebetü'l Hakâyık Gerçeklerin Eşiği adıyla günümüz Türkçe'sine uyarlamış. Kutadgu Bilig'den yarım yüzyıl kadar sonra kaleme alınmış bir ahlâk ve öğüt kitabı olan Atebetü'l Hakâyık'ı, Türkçe'nin bugüne kadar ki en büyük sözlüğünü Ötüken Türkçe Sözlük yazmış olan Yaşar Çağbayır, günümüz Türkçesine aktarıyor. (Atebetü'l Hakâyık, Tanrı'yı Ululama - s. 13).
📰📄✍️ Cehalete Övgü(!)’nün eleştirisi - Yiğit Çınar
20260823
📖 Göktürk Savaşçıları
Göktürk Savaşçıları
Göktürkler
- geniş yüz,
- belirgin elmacık kemikleri,
- düz/basık burun,
- hafif çekik gözler
gibi fiziksel özelliklere sahipti.
Saçlarını bazen arkadan tek, bazen ortadan ikiye ayırıp, bazen de arkadan bir çok belikler şeklinde örüyorlardı. Bu gelenek Hun döneminde de vardı.
Kur adı verilen kemerler, onların Erlik nişanıydı. Kemerleri metal tokalı idi. Bu tokalara Toku-Toka adı verilirdi ve Toku’lar rütbe sembolüydü. Kemere takılı keseler, bıçak ve kılıçları diğer ayrıntılardır. Kulaklarındaki küpeler de onların Erlik be rütbe işaretidir.
Nuray Bilgili Fotoğraf Göktürkler’i gösteren duvar resimlerinin aslına uygun reanimasyonudur.
📰Isparta'da Pisidia Antiokheia Antik Kenti'nde 1500 yıllık litürjik kap bulundu.
Isparta'da Pisidia Antiokheia Antik Kenti'nde 1500 yıllık litürjik kap bulundu.
• Litürjik kabın, Hristiyan sanat tarihi açısından dünyada bilinen başka örneği yok.
20260822
🎞️📰 TEKNOFEST Mavi Vatan’ın son günü
Engin sularda çığır açan gençler — 3️⃣. GÜN 🚀
— TEKNOFEST (@teknofest) August 22, 2026
➤ İnsansız Su Altı Sistemleri Yarışması
➤ İnsansız Deniz Aracı Yarışması
➤ Su Altı Roket Yarışması
⚓️ #TeknofestMaviVatan pic.twitter.com/frSDYd0iCc
🎞️ 🧠💻🇹🇷MİLLİ TEKNOLOJİ: Otonom sistemlerin yerli beyni: T3 Gemstone O1 tanıtıldı.
🧠💻Otonom sistemlerin yerli beyni: T3 Gemstone O1 tanıtıldı.
— TRT HABER (@trthaber) August 22, 2026
Baykar ve T3 Vakfı tarafından geliştirilen açık kaynak donanımlı 'mini bilgisayar', TEKNOFEST takımları ve eğitim kurumlarına malzeme desteği kapsamında kar amacı gütmeden ulaştırılacak.https://t.co/R0R1JndvK7 pic.twitter.com/3F70K5eoym
🧠💻Otonom sistemlerin yerli beyni: T3 Gemstone O1 tanıtıldı.
Baykar ve T3 Vakfı tarafından geliştirilen açık kaynak donanımlı 'mini bilgisayar', TEKNOFEST takımları ve eğitim kurumlarına malzeme desteği kapsamında kâr amacı gütmeden ulaştırılacak.
📰 NOSTALJİ: Bir zamanlar... ÇİROZ demek İstanbul demekti..
🎞️ Bingöl’de bir vatandaş kayalıklar arasında bulduğu kilolarca doğal kaya balını görüntüledi.
Bingöl’de bir vatandaş kayalıklar arasında bulduğu kilolarca doğal kaya balını görüntüledi. pic.twitter.com/nqrypWxLkg
— gdh (@gundemedairhs) August 22, 2026
🇩🇪Almanya’nın küçük İstanbul’u: Mannheim
Almanya’nın küçük İstanbul’u: Mannheim
— Yeni Şafak (@yenisafak) August 22, 2026
📷🎙️ @tugbanurbarann pic.twitter.com/SmhfQrC2sF
🎞️🇹🇷🗣️ “Bu madalyayı tüm 🇹🇷Türk kadınlarına armağan ediyorum🥇
🗣️ “Bu madalyayı tüm Türk kadınlarına armağan ediyorum🥇
— TRT Spor Yıldız (@trtsporyildiz) August 22, 2026
🇹🇷 Şampiyon tekvandocumuz Elif Sude Akgül, antrenörü Nur Tatar ile yaşadığı “altın sevincini” #TRTSporDijital’e anlattı. pic.twitter.com/9hJ8yu1fvO
🗣️ “Bu madalyayı tüm Türk kadınlarına armağan ediyorum🥇
🇹🇷 Şampiyon tekvandocumuz Elif Sude Akgül, antrenörü Nur Tatar ile yaşadığı “altın sevincini” #TRTSporDijital’e anlattı.
20260821
📰 Bitlis'te Ahıskalı Türkler için yapılan kalıcı konutların teslimine başlandı
Bitlis'te Ahıskalı Türkler için yapılan kalıcı konutların teslimine başlandı
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Ukrayna'daki savaş bölgesinden getirilen Ahıskalı Türkler için Bitlis'te inşa edilen kalıcı konutların teslim sürecinin başladığını bildirdi.
21 Ağustos 2026
Çiftçi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye'nin ihtiyaç sahiplerine yönelik insani desteğini sürdürdüğünü belirtti.
Bitlis'te yürütülen konut teslimine ilişkin bilgi veren Çiftçi, şunları kaydetti:
"Dört yıl önce geçici barınma merkezlerimizde yaralarını sardığımız kardeşlerimiz, bugün kalıcı ve sıcak yuvalarına kavuşuyor. Göç İdaresi Başkanlığımızın koordinasyonunda inşası yürütülen kalıcı konutlar, Bitlis Valiliğimizin çalışmalarıyla hak sahiplerine teslim edilmeye başlandı. İnşaatlarımız hız kesmeden devam ediyor, tek bir kardeşimiz bile dışarıda kalmayacak, tüm hak sahibi soydaşlarımız en kısa sürede kendi evlerine, güvenli yuvalarına kavuşacak."
Alıntı: https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/turkistandan/bitliste-ahiskali-turkler-icin-yapilan-kalici-konutlarin-teslimine-baslandi/6a883585f51f26438f351b53
20260820
📰 Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarını parçalayıp yutmaya hazır olan Sömürgeci Batı’nın planları nasıl gerçek oldu
Osmanlı böyle battı: PARA PUL OLUNCA!
1914-1922 arasındaki savaş yıllarında ortalama enflasyon yüzde 1200 ile 1700 civarında… Fiyatlar 18-20 kat artıyor. Örneğin 1914'te dört kişilik bir ailenin gıda harcaması 225 kuruşken, 1920'de 3049 kuruşa yükseliyor. Maaşlar ise artmıyor. Halkın alım gücü yüzde 80 azalıyor. Para yüzde 85 değer kaybediyor.
Osmanlı'da 16. yüzyıldan itibaren paranın değeri hep düştü. Fiyat artışları ve yüksek enflasyon halkı olumsuz etkiledi.
Ben bu yazıyı kaleme alırken 1 dolar, 7.00 TL'ye yaklaşıyordu. Gerçek şu ki, Türkiye'de enflasyon yükseliyor. İşsizlik artıyor. Zamlar halkın belini büküyor. Halkın alım gücü azalırken borç yükü artıyor. Paramız her geçen gün değer kaybediyor. Eskilerin tabiriyle para “pul” oluyor.
İşte bugün size Osmanlı'da “paranın nasıl pul olduğunu” anlatacağım.
Kim bilir! Belki biraz ders alırız!
OSMANLI'DA PARANIN DEĞER KAYBI
Osmanlı'da, daha Fatih Sultan Mehmet döneminde, yani 15. Yüzyıl'da altın ve gümüş darlığı başlıyor. Avrupa'da coğrafi keşiflerden sonraki altın ve gümüş bolluğunun bir sonucu olarak Osmanlı piyasaları “Duka”, “Real” gibi yabancı paraların istilasına uğruyor. Osmanlı akçesinin değeri düşüyor. Piyasada “kalp” paralar çoğalıyor. Mal fiyatları yükseliyor. Enflasyon artıyor. Bitmeyen askeri harcamalar hazineyi sarsıyor. Devlet, 1550'den sonra akçeyi sürekli küçültmek zorunda kalıyor. Para darlığı “tefeciliğe” ve “faizciliğe” yol açıyor. İslam şeriatı en çok yüzde 15'lik bir faize izin verirken Osmanlı'da uygulamada yüzde 30 ile yüzde 60 arasında faizle borç verip zenginleşenler oluyor.
Sonunda Osmanlı'da 1584 devalüasyonu gerçekleşiyor. Akçenin değeri yüzde 70 oranında düşüyor. 14. Yüzyıl sonunda Sultan Orhan döneminde 100 dirhem gümüşten 269 akçe kesilirken, 16.Yüzyıl sonunda 3. Murat döneminde 100 dirhem gümüşten 525 ile 950 akçe kesiliyor. Akçeler gittikçe inceliyor. Öyle ki 1584 devalüasyonu sonrası 100 dirhem gümüşten 1000 akçe kesilmesi gündeme geldiğinde Darphane Mültezimi Ali Efendi, “Bir badem ağacı kadar ince, bir şebnem katresi kadar hafif” akçelerden söz ediyor. İran ve Avusturya savaşları para darlığını daha da artırınca 1 akçe, 4-5 parçaya bölünerek piyasaya sürülüyor. Anlayacağınız para pul olmaya başlıyor.
OSMANLI'DA KITLIK VE AÇLIK
Daha 16. Yüzyıl'ın başlarında Osmanlı'da halk ve devlet para sıkıntısı çekiyor. Öyle ki II. Bayezid'in illerde valilik yapan oğulları, aylıklarının azlığı nedeniyle zor geçinebiliyorlar. Buna karşın Rüstem Paşa, İbrahim Paşa gibi bazı devlet adamları rüşvet ve yolsuzlukla büyük servet yapıyorlar. 16. Yüzyıl'da devlet, para bulabilmek için vergileri artırıyor. Böylece özellikle köylü ezilmeye başlıyor. (İstanbul halkı, 1876'ya kadar emlak vergisi bile ödemiyor) Osmanlı'da vergi yükünün yüzde 87'si, milli gelirin yarısından az pay alan köylüye yıkılıyor. (Vedat Eldem, Osmanlı İmparatorluğu İktisadi Şartları Hakkında Bir Tetkik, s. 246). Osmanlı'da halkı, köylüyü ezen sadece vergiler değil: 1585-1595 arasında fiyatlar artıyor, pahalılık baş gösteriyor. Özellikle buğday fiyatlarındaki artış halkı derinden etkiliyor. Buğdayın fiyatı Edremit'te 40-50, Orta Anadolu'da 20 akçeden aşağı düşmüyor. 150 yıl içinde buğday fiyatı 10 kat artıyor. Osmanlı'da asıl büyük pahalılık ve yüksek enflasyon 1596-1607 arasındaki “Celali Fetreti” ve “Büyük Kaçgunluk” döneminde görülüyor. Uzun Avusturya ve İran savaşları sırasında gelişen Celali isyanları nedeniyle köylünün üçte ikisi köyünü, evini, barkını bırakıp “çift bozup” kaçıyor. Bunlar ya “Levent” ya “suhte” olarak büyük şehirlere akıyorlar. Büyük şehirler kahveler ve bekâr odalarıyla doluyor. Fuhuş, içki, eşkıyalık, cinayet şehirleri sarsıyor. Köylerin terk edilmesiyle tarımsal üretim azalıyor.
Buğday üretimi azalınca Osmanlı Avrupa'ya buğday satışını yasaklıyor. Fakat kaçakçılar gizlice Avrupa'ya buğday satmayı sürdürüyor. Buğday darlığı kıtlığa yol açıyor. Osmanlı'da ilk büyük kıtlık 1494-1503 arasında görülüyor. İkinci büyük kıtlık 1564'te görülüyor. 1573-1576 arasında kıtlık daha da artıyor. 1603'te Anadolu'da yine “buğdaysızlık” ve “kıtlık” baş gösteriyor. Balıkesir'de buğdayın kilesi 90 akçeye kadar çıkıyor. Ekmeğin fiyatı iyice yükseliyor. Sonunda hububat alım satımı “vesikaya” bağlanıyor. Öyle ki İngiliz elçisi bile 1607'de İstanbul'da yiyeceği ekmeğin buğdayını ancak vesikayla satın alabiliyor. Osmanlı tebaası tam 15 yıl ekmek bulamıyor, halk açlıkla pençeleşiyor. (Mustafa Akdağ, Türk Halkının Dirlik ve Düzenlik Kavgası, s. 33-43, 89, 421-425).
Osmanlı'da son büyük kıtlık 1873-1875 arasında görülüyor. Ankara, Kırşehir, Yozgat, Çankırı ve Sivas'ta on binlerce insan açlıktan ölüyor. 12 Mayıs 1874'te Ankara'dan Basiret Gazetesi'ne gönderilen bir mektupta şöyle deniliyor: “Yirmi dört saatte bir defa arpa unundan bir bulamaç içiyoruz. Bu da bitmek üzeredir. Öküz ve diğer hayvanların tamamı telef oldu… Çoluk çocukların ekmek diye feryatlarına tahammül etmek mümkün değildir.” Sonuçta 1873-1875 arasında Ankara'nın Keskin kazasındaki 160-170 köydeki 52.000 kişiden 20.000 kişi açlıktan ölüyor, 7000'i başka yerlere dağılıyor. (Türk Ziraat Tarihin Bir Bakış, İstanbul, 1938, s. 210, 211-213).
PARASIZLIĞA ÇÖZÜM ARAYIŞLARI
II. Mahmut döneminde paranın adı ve şekli 35 kez değiştirildi.
16. Yüzyıl'dan itibaren akçenin değer kaybı önlenemiyor. Yabancı paralar akçe karşısında çok değer kazanıyor. Örneğin, 1611'de 1 florin, 200 akçeye yükseliyor.
17. Yüzyıl'da Osmanlı büyük bütçe açıklarıyla karşılaşmaya başlıyor. 1887/1888'den 1910/1911'e kadar, bütçe 4.2 milyar kuruş açık veriyor. (Eldem, s. 246).
Osmanlı, paranın tağşişi (değerini düşürme) yoluyla sorunu çözmek istiyor. 1810'dan itibaren paranın içindeki değerli maden oranı sürekli azaltılıyor. Paranın değerinin düşürülmesi, Yeniçeri isyanlarını, fiyat artışlarını ve kalpazanlığı körüklemekten başka bir işe yaramıyor.
Osmanlı, Rus Savaşı ve Küçük Kaynarca Antlaşması'ndan sonra 1775'te “Esham” yani “Hazine Bonosu” yoluyla iç borçlanmaya gidiyor. Zorunlu iç borçlanma olan “İmdadiye”ye ve özel kişilere toprak satışı anlamında “Malikâne Sistemi”ne başvuruyor. Olağanüstü hallerde alınan vergileri kalıcı hale getiriyor. 1770'lerde savaş masraflarını karşılamak için ölen şahısların terekesinin yüzde 60'ına zorla el koyuyor. Bazı tasarruf tedbirleri uyguluyor. Ancak yine de ekonomi düzelmiyor.
Osmanlı'da 18. Yüzyıl'da para basacak yeterli maden olmadığı için halk, bir emirle elindeki altın ve gümüş eşyayı devlete satmaya mecbur kılınıyor. 1789'da Şeyhülislam, “altın ve gümüş eşya kullanmak haramdır” diye bir fetva yayımlıyor. 1789 başında padişahın altın ve gümüş özel eşyaları, devlet adamlarının gümüş takımları darphanede eritilerek para basılıyor. İstanbul'daki Türk tüccardan 20.000, gayrimüslim tüccardan 12.000 okka saf gümüş isteniyor ve bunlar da eritilip para basılıyor. (Mübahat Kütükoğlu, Baltalimanı'na Giden Yol, s. 271)
Osmanlı'da 1780-1860 arasında enflasyon çok yükseliyor. Fiyatlar ortalama 12 ile 15 kart artıyor. 1814'te 1 İngiliz Sterlini 23 Osmanlı kuruşuna eşitken, 1839'da 1 İngiliz Sterlini 104 Osmanlı kuruşuna eşitleniyor. (Şevket Pamuk, Türkiye'nin 200 Yıllık İktisadi Tarihi, s. 112). Kütükoğlu'na göre; 1839'da 1 sterlin 130-135 kuruşa eşittir. 1844'te 1 sterlin 110 kuruşa eşitleniyor. (Kütükoğlu, s. 233).
Osmanlı 1839'da piyasaya kağıt para ve hazine bonosu şeklinde “kaimeler” çıkarıyor. Kolayca sahtesi yapılabildiği için kısa sürede enflasyona neden olan kaimeler 1862'de piyasadan çekiliyor. 1876'da bir kere daha piyasaya “kaime” sürülüyor. Fakat onlar da üç yıl sonra kaldırılıyor.
Osmanlı,1844'te “altın lira” ve “gümüş kuruş” şeklinde çift metalli sisteme geçiyor. 1881'de çift metalli sisteme son veriliyor ve para birimi sadece altın üzerinden tanımlanıyor.
Osmanlı 1848'den itibaren Galata bankerlerinden, Kırım Savaşı'ndan sonra, 1854'ten itibaren de İngiltere ve Fransa gibi Avrupa ülkelerinden yüksek faizle borç alıyor. Borçları yatırıma yönelik olarak kullanamıyor. Bu yüksek faizli borçlarla Boğaz'da saraylar bile inşa ediliyor.
Osmanlı'nın 14 ve 15. yüzyıllarda Batılı ülkelere verdiği kapitülasyonlar, 18. ve 19. yüzyıllarda daha da genişletiliyor. Özellikle 1838 Baltalimanı Ticaret Antlaşması sonrasında Osmanlı pazarları İngiliz mallarıyla doluyor. Çünkü daha önce ithalat ve ihracatta yüzde 3 olan gümrük vergisi, ihracatta yüzde 12, ithalatta yüzde 5 oluyor. Ayrıca İngiliz tüccarlar, yerli tüccarların ödediği yüzde 8 oranındaki iç gümrük vergisinden de muaf kılınıyor.
SAVAŞIN YARATTIĞI EKONOMİK YIKIM
1914'te 1. Dünya Savaşı'na girerken Osmanlı'nın toplam dış borcu 153.7 milyon Osmanlı Lirası… Savaşa girerken devlet hazinesinde sadece 92.000 altın lira var. Osmanlı artan savaş masraflarını karşılamak için Almanya'dan borç alıyor. Savaş sonunda Almanya'ya 150 milyon lira borçlanıyor. Böylece I. Dünya Savaşı sonrasında, Osmanlı'nın toplam dış borcu 303.7 milyon liraya ulaşıyor. Üstelik bu borçların sterlin, frank ve mark gibi yabancı paralarla ödenmesi gerekiyor.
I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı'da her alandaki üretim neredeyse yarı yarıya azalıyor. Savaş koşullarında fiyatlar 18-20 kat artıyor. Buna karşın maaşlar artmıyor. İnsanların alım gücü yüzde 80 oranında azalıyor. (Pamuk, s. 1782). Korkunç bir enflasyon baş gösteriyor. Öyle ki savaş başında, 1914'te 100 olan tüketici fiyat endeksi, savaş sonunda, 1919'da 1215'e yükseliyor. Savaş yıllarında, 1914-1922 arasında gerçekleşen toplam enflasyon yüzde 1200 ile 1700 civarında… Örneğin 1914'te ekmeğin okka fiyatı 1.25 kuruşken, 1920'de 16 kuruşa çıkıyor. 1914'te dört kişilik bir ailenin gıda harcaması 225 kuruşken, 1920'de 3049 kuruşa yükseliyor.
Osmanlı savaş başında 1915'te piyasaya kağıt para çıkarıyor. Bu kâğıt paralar, önceleri 1 lira ile satın alınırken üç yıl içinde 4-5 altın Osmanlı Lirası'yla satın alınabilen bir mal oluyor. Paranın değeri sürekli düşüyor. Vedat Eldem, I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı parasının yüzde 85 değer kaybettiğini belgeliyor. (Eldem, s. 204) Savaşlardan sonra 1923'te 1 dolar 120 kuruş, 1 sterlin 810 kuruş oluyor.
I. Dünya Savaşı başında, 1914'te seferberlik ilan edilince başlayan panikte İstanbul ekmeksiz kalıyor. Halk fırınlara hücum ediyor. Savaş öncesinde Rusya'dan buğday alan Osmanlı, savaşta Rusya ile cephe cepheye gelince buğdaysız kalıyor. Malların fiyatları yükselince karaborsacılık başlıyor. 1915'ten itibaren halk açlıkla boğuşuyor. 11 Nisan 1917'de New York Times, İstanbul halkının durumunu şöyle özetliyor: “Açlık başlamış durumda. Orta gelirli ve emekçi sınıfların sefaleti nefes kesecek ölçüde. Tifüs salgınının önü güçlükle alınabilmiş. (…) Sokaklarda rastladığımız insanların yüzleri sarı, elmacık kemikleri zayıflıktan fırlamış, gözleri bütün anlamlarını yitirmiş; dik ve zayıf bakıyor. (…) Eskilerin en önemli gıdası çeyrek ekmek, peynir ve zeytin, 1.25 dolara zorlukla bulunabiliyor. Tereyağının kilosu 5, peynirin 7 ve zeytinin 1.5 dolar civarında…”
Hükümet, 1918'de İstanbul halkına ekmek bulabilmek için 3 milyon lira borç almak zorunda kalıyor.
Mayıs 1919'da Osmanlı, subay ve memur aylıklarını ödeyemez duruma geliyor.
Sonunda ne mi oluyor?
Osmanlı 1876'da borçlarını ödeyemeyip “iflas” ediyor. Bunun üzerine 20 Aralık 1881'de Muharrem Kararnamesi'yle alacaklı Avrupa ülkeleri Duyunu Umumiye'yi kurup Osmanlı'nın temel gelirlerine el koyuyorlar. II. Abdülhamit her şeyi; madenleri, demiryollarını, limanları, hatta tütünü, dahası elektrik, su, havagazı gibi tüm yatırımları yabancılara teslim ediyor. Osmanlı bağımlı hale geliyor.
İşin özü şu ki, coğrafi keşiflerin, Rönesans'ın, aydınlanma döneminin, Sanayi Devrimi'nin Batı'da yarattığı değişime ve dönüşüme uyum sağlayamayan Osmanlı, köylerin boşalması, üretimin azalması, ordunun bozulması, savaş masraflarının artması, vergi adaletsizliği ve paranın pul olması ile borç ve faiz batağına sürüklenip batıyor.
ATATÜRK ETKİSİ
Cumhuriyetin 15. yıldönümünde hazırlanan Kalkınma Sembolü... 5K işareti kalkınma, kafa, kalp, kol, kuvvet anlamına geliyor...
İşte Atatürk, I. Dünya Savaşı'nın yıkımı sonrasında gırtlağına kadar borçlu, yokluk ve yoksulluk içinde, orduları dağıtılmış, toprakları işgal edilmiş, savaş yorgunu bir ülkede emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı kazanmayı başardığı için büyük liderdir.
Atatürk, 17 Şubat 1923'te İzmir İktisat Kongresi'nde söylediği gibi kazandığı askeri ve siyasi zaferi ekonomik zaferle taçlandırıyor: Önce Osmanlı'nın tüm bağımlılıklarına son veriyor: Lozan'da kapitülasyonları kaldırıyor. Osmanlı borçlarını ödemeye başlıyor. Köylüyü ezen vergileri kaldırıyor. Tarlalar yeniden ekiliyor. Ülkenin dört bir yanında fabrikalar kuruyor. Türkiye üretmeye başlıyor. Türkiye üç beyazda; bez, şeker ve unda kendi kendine yeter hale geliyor.
1929 Dünya Ekonomik Krizi'ne rağmen 1924-1938 arasında Türkiye'nin büyüme hızı ortalama yüzde 8'in altına düşmüyor. 1889-1914 arasında Osmanlı'nın kalkınma hızı ortalama yüzde 2.2 civarındaydı. (Eldem, s. 316). Atatürk Türkiye'si enflasyonsuz, dış borçsuz kalkınıyor. 1923-1938 arasında GSMH 3 katına, kişi başına milli gelir 2 katına çıkıyor. 1923-1938 arasında, 11 yıl bütçe denkliği sağlanıyor, 3 yıl ise gelir giderden fazla oluyor. 1938'de Merkez Bankası'nda 36 milyon dolar döviz, 26 ton altın biriktiriliyor. Türk parası değerini koruyor.
Keşke çocuklarımıza Osmanlı'da paranın nasıl pul olduğunu, Osmanlı'nın nasıl iflas edip battığını ve Atatürk'ün nasıl kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye Cumhuriyeti yaratığını anlatabilseydik. Keşke!
Sinan MEYDAN (2019)
📰 İki Kıbrıslı Rum politikacı, kendi taraflarını 1974'le yüzleşmeye çağırdı.
İki Kıbrıslı Rum politikacı, kendi taraflarını 1974'le yüzleşmeye çağırdı.
Eski Dışişleri Bakanı Erato Kozaku-Markoulli:
Hiçbir Kıbrıslı Rum, Kıbrıslı Türkleri öldürdüğü için cezalandırılmadı.
Milletvekili Yorgos Koukoumas:
Adanın tarihinin en karanlık sayfalarından biri.
Alıntı: Y.T.C @Young_Turk_Cyp
🎞️ 🗣️Altın Orda Devleti gerçekten bir Moğol devleti miydi, yoksa kısa sürede Türkleşen bir Kipçak hanlığı mı?
Altın Orda Devleti gerçekten bir Moğol devleti miydi, yoksa kısa sürede Türkleşen bir Kipçak hanlığı mı?
— TRT AVAZ (@trtavaz) August 20, 2026
"Cengiz Han soyundan gelmeyen birinin han kabul edilmesi mümkün değildi ama Altın Orda çok kısa sürede tamamen Türkleşti ve Moğolca metin dahi kalmadı." pic.twitter.com/NtzyxYWqOh
Altın Orda Devleti gerçekten bir Moğol devleti miydi, yoksa kısa sürede Türkleşen bir Kipçak hanlığı mı?
"Cengiz Han soyundan gelmeyen birinin han kabul edilmesi mümkün değildi ama Altın Orda çok kısa sürede tamamen Türkleşti ve Moğolca metin dahi kalmadı.”
TRT AVAZ @trtavaz
📰 Avrupa'nin en büyük s o y k ı r ı m ı Türklere karşı yapılmıştır.
Avrupa'nin en büyük s o y k ı r ı m ı Türklere karşı yapılmıştır. Balkan nüfusunun %50'sini oluşturan Türklerin 5.9 milyonu s o y k ı r ı m a uğramış 5 milyonu da sürgün edilmiştir.
Bu istatistikler Amerikalı Tarihçi Justin McCarthy tarafından derlenmiştir.
Fabrikasyon hikayeler değildir.
📖 Türk dilinde lehçelere göre ‘’düş'’ / ‘rüya’' nasıl söylenir?
Türkiye Türkçesi: düş (rüya)
Türkmen Türkçesi: düyş
Nogay Türkçesi: tüs
Karakalpak Türkçesi: tüs
Kazak Türkçesi: tüs
Kırgız Türkçesi: tüş — rüya; uyku
Özbek Türkçesi: tuş
Tuva Türkçesi: düş
Sagay, Koybal, Kaça: tüs
Yakut Türkçesi: tǖl
Türk birliği, dil birliğidir.
Dilde, fikirde, işte birlik!
#Türkçe #KökenBilim
Alıntı. Türkçeye Dönüş @Dilinesahipcik
🇹🇷 İçinde tek bir Türk yaşamamasına rağmen sokakları ay-yıldızlı bayraklarla donatılan Faymonville
🇹🇷 İçinde tek bir Türk yaşamamasına rağmen sokakları ay-yıldızlı bayraklarla donatılan Avrupa’nın en ilginç direniş öyküsü.pic.twitter.com/5g09HrZvqf
— 🇹🇷Bilgen Hatun🇰🇿 (@BilgenHanim) August 20, 2026
20260819
📰 Bilecik'in İnhisar ilçesindeki Gedikkaya Mağarası’nda 25 kaplumbağa heykelciği bulundu
Bilecik'in İnhisar ilçesindeki Gedikkaya Mağarası’nda, MÖ 14500 ila MÖ 11200 yıllarında yapıldığı değerlendirilen 25 kaplumbağa heykelciği bulundu.
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Sarı başkanlığında yürütülen kazılarda kireç taşından yapılmış, bazıları kil malzemeyle kaplanmış, en büyüğü yaklaşık 30 santimetre uzunluğunda ve 20 santimetre genişliğinde olan yaklaşık 25 kaplumbağa figürü ortaya çıkarıldı.Karbon-14 testleriyle Epipaleolitik Dönem'e denk gelen söz konusu heykelciklerin, ritüel amaçlı yapılıp mağaraya yerleştirildiği düşünülüyor.
Prof. Dr. Deniz Sarı, heykelciklerin çoğunun amatörce şekillendirdiğini dile getirdi. Bu sebeple heykelciklerin ritüel amaçlı yapıldığını tahmin ettiklerini belirten Sarı, şunları kaydetti: "Hıdırellez'de insanlar adaklarını adarlar ve kağıtların üzerlerine dileklerini yazarlar. Ardından kapatırlar ve bir yere gömerler. Burada da aynı şekilde, yuvarlak halkalar oluşturan mimari bir düzenleme var. Bunların etrafında da toprağa saplanmış halde, çoğu yarım veya hızlıca şekillendirilmiş kireç taşından kaplumbağa heykelcikleri bulduk."
Bölgede bir "dağ kültü" oluştuğunu düşündüklerini ifade eden Sarı, şöyle konuştu: "Belki de bu dönem için böyle bir kültten bahsetmek çok erken ama şunu biliyoruz, ele geçen küçük boyutlu heykelciklerin büyük bölümü 'bilinçli olarak Gedikkaya Tepesi'nin formunda tasarlanmış' izlenimi veriyor. Kaplumbağa sembolizmi gerek Yakın Doğu'dan bildiğimiz Natufian kültüründe gerekse çok daha önceki Üst Paleolitik Dönem kültüründe yaygın."
Kaynak: AA (19.08.2026)
📰ASELSAN ve Türk Telekom tarafından geliştirilen yerli akıllı telefona ilişkin detaylar belli oldu
🔴ASELSAN ve Türk Telekom tarafından geliştirilen yerli akıllı telefona ilişkin detaylar belli oldu
📌Proje kapsamında; geniş kitlelere hitap eden erişilebilir model, kamu kurumları için yüksek güvenlikli kriptolu model ve üst segment olmak üzere 3 farklı cihaz geliştirilecek
****
🇹🇷 Türkiye’den yeni telefon hamlesi: İlk modeller için tarih verildi! 📱
ASELSAN, Türk Telekom ve TTT İnovasyon’un ortak projesinde dikkat çeken detaylar ortaya çıkıyor.
🔴ASELSAN ve Türk Telekom tarafından geliştirilen
— GZT (@gztcom) August 19, 2026
yerli akıllı telefona ilişkin detaylar belli oldu
📌Proje kapsamında; geniş kitlelere hitap eden erişilebilir model, kamu kurumları için yüksek güvenlikli kriptolu model ve üst segment olmak üzere 3 farklı cihaz geliştirilecek pic.twitter.com/RKVF1wqiLI
Osman Kavala, Yerli ve Milli telefon ASELSAN 1919'u nasıl sabote ediyor buyrun izleyelim. pic.twitter.com/ufs9vMAq9u
— Milliyetçi Gazete (@MilliyetciX) March 21, 2026
Özgür Özel'in selam gönderdiği Osman Kavala'nın, Dünyanın ilk titreşimli telefonlarından olan ASELSAN 1919'un piyasada tutunmasını engellediği ve yabancı telefon markalarının önünü açtığını biliyor muydunuz?
— SON LAİK BÜKÜCÜ 🇹🇷 (@TheLaikYobaz) August 19, 2026
Tam bir ihanet hikayesi... pic.twitter.com/JGJwh4o9L4
ASELSAN markamızın yerli ve milli imkanlarla üreteceği akıllı telefon için isim aranıyor.
— SON LAİK BÜKÜCÜ 🇹🇷 (@TheLaikYobaz) August 19, 2026
Sizce ismi ne olmalı? pic.twitter.com/Xcir10XCLl
Türkiye’nin yerli akıllı telefon projesinde takvim ve cihazın özellikleri netleşiyor. ASELSAN ve Türk Telekom iş birliğiyle geliştirilen telefonun 2027’nin ilk çeyreğinde tanıtılması, uydu bağlantısı ve yerli yazılımla afet dönemlerinde de iletişim sağlaması hedefleniyor… pic.twitter.com/hItx5mq7nv
— Odatv (@odatv) August 18, 2026
📌 Yerli akıllı telefon projesi ASELSAN, Türk Telekom ve TTT İnovasyon iş birliğiyle yürütülüyor; tanıtımın 2027’nin ilk çeyreğinde yapılması planlanıyor.
— TGRT HABER (@tgrthabertv) August 18, 2026
📌 Seri üretimin İstanbul’da kurulacak tesiste gerçekleştirilmesi hedefleniyor.
📌 Telefonun yazılım altyapısı Türkiye’de… pic.twitter.com/8cR4yP6knc
En Çok Okunanlardan...
-
Bu yazımızda Milli Edebiyat Dönemi'nin en önemli şairlerinden biri olan Mehmet Emin Yurdakul'un "Cenge Giderken" şii...
-
Ülkemiz yer şekilleri bakımından oldukça farklı özelliklere sahiptir. Yer şekillerindeki farklılık iklimlerin bölgelere göre değişiklik...
-
Amerika’da benzin istasyonunda durdum. Sonra arabama dönerken, bir kamyonet yanımda durdu.. Bir vatandaş arabadan çıktı ve gerçekten inanmad...
-
''İçimizde şeytan yok… İçimizde aciz var… Tembellik var… İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: ha...
-
John Dewey’in Türk Maarifi Hakkında Raporu ve Türk Eğitim Sistemi Akın EFENDİOĞLU Çukurova Üniversitesi Hasan Güner BERKANT Kahramanma...
-
Kurtuluş Savaşı Cepheleri Kurtuluş Savaşı Cepheleri, Kurtuluş Savaşı boyunca üç cephede savaş yapılmıştır. Doğu, Batı ve Güney de savaş y...
-
'HERAKLES LAHİDİ' ARTIK ANTALYA MÜZESİNDE SERGİLENİYOR Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş: “Kültür ve Turizm Bakanlığı olar...
-
* Kün-Ay tamgası ile Türklerle ilgili Göbeklitepe'de T şeklindeki dikilitaşlarda görünen Kün-Ay tamgası, Türk kavimlerinin bayrakla...