20260228

📖 Benzer Yapıları Sayesinde 🇹🇷Türklerin Çok Kolay Öğrenebileceği 7 Dil





Benzer Yapıları Sayesinde Türklerin Çok Kolay Öğrenebileceği 7 Dil
Diller arasında akrabalık ilişkileri bazen şaşırtıcı derecede ilginç olabiliyor. İşte Türklerin kolay öğrenebileceği diller.

 Öykü Demirağ



Yeni bir dil öğrenmek… Kulağa zorlu ama aynı zamanda heyecan verici bir macera gibi geliyor, değil mi? Doğruyu söylemek gerekirse, bu süreç zaman ve emek gerektiren bir yolculuk. Ancak öğrendiğimiz her yeni dil, hayatta karşımıza çıkan fırsat kapılarını aralayan birer anahtar! Özellikle Türkçemizi öğrenmenin oldukça karmaşık bir iş olduğunu düşündüğümüzde, başka dillerin ne kadar kolay ya da zor olabileceğini merak etmekten kendimizi alamıyoruz. Eğer “Türkçe konuşuyorum ama yeni bir dil öğrenmek istiyorum; hem kolay hem de eğlenceli bir seçenek olsun,” diyorsanız doğru yerdesiniz! Türkçe, kökeni Orta Asya’ya dayanan ve bugün yaklaşık 90 milyon kişi tarafından konuşulan, zengin bir dil. Sondan eklemeli yapısıyla diğer dillere göre kendine has bir karakteri var. Bu yapısı sayesinde bazı dilleri öğrenmek, Türkçe konuşanlar için oldukça kolay hale geliyor. Şimdi bu dillerin birkaçına göz atalım. İşte Türklerin kolayca öğrenebileceği diller…

1. 🇫🇮Fince

Fince, kökleri Ural dil ailesine dayanan ve yaklaşık 6 milyon kişi tarafından konuşulan bir dil. Fin ve Türk dillerinin benzerliği yıllardır dilbilimcilerin tartışma konusu, ancak ortak noktaları görmezden gelmek imkânsız. Tıpkı Türkçe gibi sondan eklemeli bir yapıya sahip olan Fince, kelimelere anlam katmak için son ekler kullanıyor. Mesela Fransızcada gördüğünüz karmaşık fiil çekimlerine burada rastlamazsınız! Ayrıca Fince, Türkçe gibi sistematik bir dil; bu da öğrenmeyi daha az kafa karıştırıcı hale getiriyor.

2.🇭🇺 Macarca


Fincenin dil ailesinden bir başka üye olan Macarca, Türkçe ile benzerlikleriyle dikkat çekiyor. Avrupa’da Hint-Avrupa dillerinden biri olmayan nadir dillerden biri olan Macarca, Türkçe gibi sondan eklemeli bir yapıya sahip.

Macaristan’ın köklü tarihi ve Türklerle geçmişteki etkileşimleri, bu iki dili birbirine yakınlaştıran önemli bir etken. Örneğin, Eski Macar alfabesi, Türklerin kullandığı Orhun Alfabesi’nden türetilmiş! Ayrıca kelime türetme mantığı da Türkçe ile birebir örtüşüyor.

Diyelim ki “araba” kelimesini kullanıyorsunuz. Macarcada araba, “autó.” Bu kelimeye “-m” eklediğinizde tıpkı Türkçe’deki gibi “benim arabam” anlamına geliyor. Hem tanıdık hem de öğrenmesi keyifli, değil mi?

3. 🇦🇿Azerbaycan Türkçesi


Türkçe konuşanların en kolay öğreneceği dillerden biri de elbette Azerbaycan Türkçesi! Bu durum şaşırtıcı değil çünkü bu dil, Türk dilleri ailesine mensup ve Türkiye Türkçesine oldukça yakın.

Evet, Azerbaycan Türkçesinin kendine has bazı özellikleri var, tıpkı Türkiye’nin farklı bölgelerinde konuşulan şiveler gibi. Ancak temel gramer kuralları ve kelime dağarcığı açısından bu dili öğrenmek Türkçe konuşan biri için çocuk oyuncağı! Tabii ki Sovyetler Birliği döneminden kalan Rusça etkileri, bazı kelimelerde karşımıza çıkabiliyor. Ancak bu, öğrenme sürecini daha da ilginç ve keyifli hale getiriyor.

4. 🇯🇵Japonca


Uzak Doğu’nun gizemli ve bir o kadar da büyüleyici dili Japonca! İlk bakışta, karmaşık yazı sistemi ve farklı alfabeleri gözünüzü korkutabilir. Ama sakın aldanmayın! Japonca, Türkçeyle dil bilgisi açısından birçok ortak noktaya sahip.

Japoncada cümle öğeleri sıralaması, tamlayan-tamlanan uyumu ve eklerin kullanımı Türkçeye oldukça benziyor. Türkçede olduğu gibi “eklemeli” bir dil olan Japonca, zamanla sizi şaşırtacak kadar kolay bir hale gelebilir. Üstelik bir süre uğraştıktan sonra Türkçeden o kadar da uzak olmadığını fark edeceksiniz. Yani sabır ve azimle öğrenmesi keyifli bir dil! Türklerin kolayca öğrenebileceği diller yazımıza devam ediyoruz.

5.🇰🇷🇰🇵 Korece


Japoncadan sonra sırada, aynı coğrafyanın bir başka yıldızı Korece var! Korece, telaffuz açısından Türkçeye çok yakın. Daha önce fark etmediyseniz, söyleyelim: Korece, sondan eklemeli bir dil olmasıyla da Türkçe’ye adeta bir kardeş gibi.

Modern alfabeleri, geçmişteki karmaşık sistemlerden kurtulmuş ve oldukça pratik bir hale getirilmiş. Harf devrimiyle seslerin ağzımızdaki şekillerine göre oluşturulan bu alfabe, öğrenmesi hiç de zor olmayan bir yapı sunuyor. Korecenin yaklaşık 80 milyon kişi tarafından konuşulduğunu da düşünürsek, bu dili öğrenmek hem keyifli hem de oldukça faydalı bir deneyim olabilir.

6. 🇮🇷Farsça


Sırada, komşu kapımızdan seslenen Farsça var. İran’ın zengin kültürel geçmişinden süzülüp gelen bu dil, Türkçeye kültürel bağlar sayesinde oldukça yakın. İki milletin yıllardır süren alışverişi, dillerine de yansımış durumda.

Farsça, farklı bir alfabeye sahip olsa da oldukça basit bir dilbilgisi sunuyor. Üstelik Farsçada kelimeler cinsiyete göre ayrılmadığı için gramer açısından birçok Hint-Avrupa diline göre çok daha kolay öğreniliyor. Günlük hayatta kullandığımız kelimelerin çoğunun Farsça kökenli olduğunu da unutmayalım. Daha önce bilmediğiniz bu bağları keşfetmek kesinlikle heyecan verici!

7. 🇬🇧İngilizce


Son olarak, listenin klasikleşmiş ismi İngilizce! Şaşırtıcı olabilir ama İngilizce, öğrenmesi oldukça basit dillerden biri. Bunun nedeni, karmaşık gramer kurallarından arınmış yapısı ve dünya genelinde 1.5 milyar insanın bu dili konuşması. İngilizce öğrenirken hemen her yerde karşınıza çıkacak kadar yaygın bir içerikle karşılaşırsınız: filmler, diziler, şarkılar ve daha fazlası!

İngilizce, fiillerin fazla çekimlenmesine gerek duymadan anlaşılır cümleler kurmanızı sağlar. Günlük kelime dağarcığına hâkim olduğunuzda, pratik yaparak hızla kendinizi ifade edebilecek seviyeye gelmeniz mümkün. Ayrıca modern çağda pek çok kelime zaten İngilizce kökenli olduğu için öğrenme süreci sandığınızdan çok daha kolay ilerler. 

Unutmayın: Pratik yaparak dil öğrenmek her zaman daha etkili ve eğlencelidir!

Kaynak: 1

📰 İşte dünyanın en zor dilleri! Türkçe kaçıncı sırada?

 


Öğrenmek ömür törpüsü: İşte dünyanın en zor dilleri! 

Dil öğrenmek kelime ezberlemenin ötesinde zihni yeniden programlayan bir maratondur. Başarı dilin mimarisi ile bilişsel yeteneğin uyumuna bağlıdır. Bazı diller gerçek bir zihin labirentiyken, Türkçe'nin dünyanın en çetin dilleri  sıralamadaki yeri dokuzunculuk!


Yeni bir dil öğrenmek, sadece kelimeleri ezberlemek değil; beynin sınırlarını zorlayıp yepyeni bir düşünce evreni inşa etmek gibidir. Dilbilimciler ve uzmanlar öğrenmesi en zorlu dilleri belirledi.


1-Çince (Mandarin)

2-Arapça

3-Japonca

4-Korece

5-Rusça

6- Fince

7-Macarca

8-İzlandaca

9-Türkçe

10-Sanskritçe

11-Arnavutça

12-Farsça

13-Tayca

14-Gürcüce


Kaynak: AA arşiv foto, Takvim.com.tr grafik servisi

20260227

🦩Adem amca ile Yaren leylek, 15. kez buluştu.



Adem amca ile Yaren leylek, 15. kez buluştu. 💖

Bursa’nın Karacabey ilçesinde yaşayan balıkçı Adem Yılmaz ile kurduğu dostluğuyla gönüllerde taht kuran Yaren leylek, Uluabat Gölü’nün kıyısında yer alan Eskikaraağaç köyünün simgesi oldu. 🐦

📸: Alper Tüydeş, AA

🇹🇷🛳 Savunma sanayiimizin gururlarını görmek isteyen Hollandalılar, Rotterdam Limanı'na akın etti.

 


 

20260226

🎞️ Günümüzde hala akmaya devam eden 2000 yıllık bir Roma su kanalı.

 

Günümüzde hala akmaya devam eden 2000 yıllık bir Roma su kanalı.

Bu inanılmaz yeraltı su kemeri, İzmir şehrindeki İzmir Agorası'nın tam içinde gizlidir.

Taş kemerler inanılmaz derecede iyi korunmuş ve 2000 yıl sonra bile su hala aktif olarak akmakta…



📖 TÜRK TARİHİ: Bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu'nun hakimiyetindeki ülkeler

Bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu'nun hakimiyetindeki ülkeler;

1. Türkiye

2. Bulgaristan (545 yıl)

3. Yunanistan (400 yıl)

4. Sırbistan (539 yıl)

5. Karadağ (539 yıl)

6. Bosna-Hersek (539 yıl)

7. Hırvatistan (539 yıl)

8. Makedonya (539 yıl)

9. Slovenya (250 yıl)

10. Romanya (490 yıl)

11. Slovakya (20 yıl) Osmanli adı :Uyvar

12. Macaristan (160 yıl)

13. Moldova (490 yıl)

14. Ukrayna (308 yıl)

15. Azerbaycan (25 yıl)

16. Gürcistan (400 yıl)

17. Ermenistan (20 yıl)

18. Güney Kıbrıs (293 yıl)

19. Kuzey Kıbrıs (293 yıl)

20. Rusya'nın güney toprakları (291 yıl)

21. Polonya (25 yıl)-himaye- Osmanlı adı: Lehistan

22. İtalya 'nın güneydoğu kıyıları (20 yıl)

23. Arnavutluk (435 yıl)

24. Belarus (25 yıl) -himaye-

25. Litvanya (25 yıl) -himaye-

26. Letonya (25 yıl) -himaye-

27. Kosova (539 yıl)

28. Voyvodina (166 yıl) Osmanlı adı: Banat

29. Irak (402 yıl)

30. Suriye (402 yıl)

31. İsrail (402 yıl)

32. Filistin (402 yıl)

33. Ürdün (402 yıl)

34. Arabistan (399 yıl)

35. Yemen (401 yıl)

36. Umman (400 yıl)

37. Birleşik Arap Emirlikleri (400 yıl)

38. Katar (400 yıl)

39. Bahreyn (400 yıl)

40. Kuveyt (381 yıl)

41. Iranın batı toprakları (30 yıl)

42. Lübnan (402 yıl)

43. Mısır (397 yıl )

44. Libya (394 yıl) Osmanlı adı:Trablusgarp

45. Tunus (308 yıl )

46. Cezayir (313 yıl)

47. Sudan (397 yıl ) Osmanlı adı: Nubye

48. Eritre (350 yıl ) Osmanlı adı: Habes

49. Cibuti (350 yıl)

50. Somali (350 yıl ) Osmanlı adı: Zeyla

51. Kenya sahilleri (350 yıl )

52. Tanzanya sahilleri (250 yıl)

53. Çad'ın kuzey bölgeleri (313 yıl ) Osmanlı adı: Reşade

54. Nijer'in bir kısmı (300 yıl) Osmanlı adı: Kavar

55. Mozambik'in kuzey toprakları (150 yıl)

56. Fas (50 yıl ) -himaye-

57. Batı  Sahra (50 yıl) -himaye-

58. Moritanya (50 yıl) -himaye-

59. Mali (300 yıl ) Osmanlı adı: Gat kazası

60. Senegal (300 yıl)

61. Gambiya (300 yıl )

62. Gine Bissau (300 yıl)

63. Gine (300 yıl )

64. Etiyopya'nın bir kısmı (350 yıl) Osmanlı adı: Habeş

*Osmanlı Kara hudutları sınırları içinde resmen bulunmamakla birlikte fiilen Hilafete bağlı yerler:

64. Hindistan Müslümanları -Pakistan-

65. Doğu Hindistan Müslümanları -Bangladeş-

66. Singapur

67. Malezya

68. Endonezya

69. Türkistan Hanlıkları

70. Nijerya 

20260225

📖 Modern devletin doğduğu yer Türkiye'dir.

 

Modern devletin doğduğu yer Türkiye'dir.

Hükümet fikrinin nereden çıktığını öğrenmek istiyorsanız, Türkiye'den başka bir yere bakmanıza gerek yok. Malatya'da bulunan bu inanılmaz yer, Arslantepe Höyüğü olarak bilinir. MÖ 6000 yılından MS 11. yüzyıla kadar kesintisiz olarak yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Kazılar sırasında arkeologlar, MÖ 3300 ile 3000 yılları arasına tarihlenen şaşırtıcı bulgulara rastladılar. Eski bir kerpiç saray, devasa bir tapınak ve 2000'den fazla mühür izi ortaya çıkardılar. Bu bulgular, buranın eski aristokrasinin doğduğu ve devletin ilk biçiminin ortaya çıktığı resmi bir merkez olduğunu kanıtlıyor.




🎞️🇹🇷Millî projelere nasıl darbe vuruldu?


Millî projelere nasıl darbe vuruldu? 

ASELSAN 1919 model cep telefonuyla dünyanın en büyüklerinden biri olabilecekken nasıl engellendi.



🎞️ Mustafa Kemal Atatürk


 Alıntı: LİN LİN (@lin_lin23)

🎞️🇯🇵Japon müzisyenler 🇹🇷Türk klasiklerini ele aldığında... bir sonraki seviye.


Japon müzisyenler Türk klasiklerini ele aldığında... bir sonraki seviye.

Alıntı: Daily Turkic @DailyTurkic



20260224

🎞️ Antalya'da yaşayan işitme engelli ressam Alper Kocabıyık, tozlu araçların camlarına resim yapıyor.


 Antalya'da yaşayan işitme engelli ressam Alper Kocabıyık, tozlu araçların camlarına resim yapıyor. 

4 yaşından beri resim yapan Kocabıyık, her gün birkaç aracın camını sanat eserine dönüştürüyor.



Alıntı: DarkWeb Haber @darkwebhaber


🇹🇷⚽️Milli maçta Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

 


20260222

🗣️Öğretmen: ☀️Güneşe teşekkür edin...

 Öğretmen sınıfa;

- Battığı yerden çıkmayan, çıktığı yerden batmaz, dedi ve bütün sınıfı süzdükten sonra;
- Sabri, kalk oğlum sen cevap ver. Nedir o?
Sabri utana sıkıla, ne diyeceğini bilemez hâlde ayağa kalktı;
- Pıçaktur örtmenim, dedi..
Öğretmen cevabı çok ilginç buldu, ama cevap yanlıştı. Fadimeye döndü;
- Fadime, sen söyle kızım, nedir o?
Fadime;
- Arınun iğnesüdür örtmenim!.
Öğretmen aldığı bu cevap karşısında hayretini gizleyememişti. "Peki kızım, otur" dedi.
Bu defa daha dikkatli bir seçim yapmaya karar verdi. Sınıfı dikkatlice süzdükten sonra;
- Temel, oğlum sen kalk cevap ver!
Temel, çok basit örtmenum;
- Karabataktur.
Yaa, demek Karabatak diyosun. Peki, otur dedi.
Öğretmen masasına geçti ve notlar aldı. Defterini kapattı, cama doğru baktı. Sonra çocuklara dönüp;
- Çocuklar, hiç güneşin doğuşunu izlediniz mi? Sınıf bir anda aynı sesle yankılandı;
- Eveeet!
Peki batışını!
Bu sefer pek cılız bir "evet" çıktı. Öğretmen bu defa Nazlı'yı işaret ederek;
- Nazlı, güneş nereden doğuyor, nereden batıyor kızım. Nazlı;
- Dayımların finduk bahçesinin üzerinde doğayi, Elifnaz'ların misur tarlasunun üzerinde batayi örtmenim.
- Güzel. Ya ertesi gün, nereden doğuyor? Nazlı;
- Gene dayımların finduk bahçesinin üzerinde.
Öğretmen;
- Aferim Nazlı, oturabilirsin dedi.
Sonra öğrencilerine şu sözlerle hitab etti;
- Baştan sona hayatımızın daima içinde olan, hatta olmasa olamayacağımız bir gerçek var. Güneşimiz! O doğunca kalkıyor, o batınca evlerimize çekiliyoruz. Hayatımızın merkezinde güneş var çocuklar. Bizim için o bu kadar önemliyken, bizim önemli gördüğümüz her şey kendi çabamızın günlük akışından başka bir şey değil. Verdiğiniz cevaplar yaşadığınız hayatın bir parçası. Çevrenizden, ailelerinizden öğrendikleriniz. Onlar da, onlardan önceki ailelerinden gördüklerini size aktarıyor. Hayatta hep aşağıya bakmayın çocuklar. Günde hiç değilse iki kez başınızı güneşe çevirin. Bulutlar yağmur veriyorsa, suyun var. Onun sayesinde su donmuyor, şırıl şırıl nehirler, ırmaklar akıyor. Güneş olmasaydı, tabiatta varolmayacaktı. Bitkiler, böcekler, irili ufaklı milyonlarca canlı varlığını gün ışığına borçludur. Yarın sabah kalktığında güneşe teşekkür et. Gün battığında güneşe teşekkür et. Seninle simidini paylaşan arkadaşına teşekkür ediyorsun ya, sana hayatın akışını hazırlayan kaynağa da teşekkür et. Çünkü Teşekkür, varlıkların arasında ki en samimî bağdır.
Altan İlhan Arslan

-Alıntı: Sosyal medya....




📖 Atatürk'ün fotoğrafçısı Cemal Işıksel anlatıyor....


Atatürk'ün fotoğrafçısı Cemal Işıksel anlatıyor:
- Ben Atatürk’ün hususi fotoğrafını çekmezdim. Portre yapmazdık. Hadise içerisinde resimlerini alırdım.
- Hiçbir zaman biçimsiz pozunu almadım. Olmazdı da zaten.
**
Ben Atatürk’ün hususi fotoğrafını çekmezdim. Portre yapmazdık. Gazeteciydim. Hadise içerisinde resimlerini alırdım. Bunu da alırken Atatürk hiçbir zaman mani olmazdı. Ben resim alacağım zaman, resim alacağım anı bilerek, hareket edeceğimden emin olarak konuşmasını yapardı. Ben de bu esnada en münasip pozunu yakalardım.
Hiçbir zaman biçimsiz pozunu almadım. Olmazdı da zaten. Hiçbir defa resimleri kontrol etmek veya şu şekilde resim çek diye direktif verilmemiştir Atatürk tarafından. Atatürk’ün bana itimadı da vardı.
O devirde flaş yoktu. Gece veyahut da ışık müsait olmayan yerde Atatürk’ün resmini alırken, magnezyum kullanılmazdı. Çünkü magnezyum patlayıverince gayri ihtiyari gözlerini kapatırdı. Onun için magnezyumla resim alınmasını istemezdi.
Ben resimlerimi ona her zaman götürüp göstermezdim. Bir vesile ile mesela çiftlikte çekmiş olduğum resimlerden bir grup yanımda vardı. Gazeteme gönderecektim. O esnada kendisine resimleri göstermek aklıma geldi. Hepsini de gayet neşeli olarak seyretti. Gülerek ve hiçbir tanesinde kusur görmeden seyretti ve bana ‘güzel’ diye iade etti.
Resmini alırken de daima bir tesir altında olurdum. Onu bir türlü izah edemem. Ben bu tesiri başka hiç kimsede görmedim. Birçok kralların resimlerini çektim, birçok başvekilin resimlerini çektim, birçok devlet büyüklerinin resimlerini çektim. Atatürk’teki elektriklenmeyi hiçbirisinde görmedim, olmadım.
1932 senesinde Birinci Tarih Kongresi sırasında Marmara Köşkü’nde bir çay verildi. Ben de gittim. Orda resim çekmek için münasip bir poz bekliyordum. Atatürk beni gördü. Etrafını almış olan tarih profesörlerine döndü, ‘Bu memlekette’ dedi:
Bütün istibdatları yıktık, yalnız şu Cemal’in istibdadından kurtulamadık. Söyle bakalım, nasıl resim çekmek istiyorsun, nerde duralım nasıl duralım?
Ben tabi ezildim büzüldüm, ‘Nasıl emrederseniz Paşam’ dedim. Çünkü böyle bir iltifatı beklemiyordum. ‘Etrafınıza gelsin profesörler, öyle bir resim çekeyim’ dedim. ‘Peki haydi gelin bakalım’ dedi. Benim en güzel hatıralarımdan bir tanesi bu.
1929’da Tahtakale yangını başlamıştı. Ben o vakit askerliğimi yapıyordum muhafız taburunda. Yangın olduğunu görünce hemen makinemi aldım, koştum. Yangının resimlerini almaya çalışıyordum. O esnada ‘Gazi geliyor’, dediler. Hemen ben de vaziyetimi aldım. Geldi, yangının aydınlığından istifade ederek Atatürk’ü tesbite çalışıyordum. O esnada bana şunu söyledi:
'Başıbozukluk, paçandan akıyor.'
Bana bunu söylediği zaman gece saat 3’dü. Hemen bir esas vaziyeti aldım. Şöyle bir baktım, meğersem tozluğumun bağı çözülmüş, sarkıyor. Hemen oradan yok oldum, bağı bağladım, tekrar geldim, başladı gülmeye. Öyle bir hengâmede, öyle bir anda asker kıyafetiyle bir gazetecinin tozluğunun bağının çözüldüğünü görüyor… Kimsede ben bu dikkati görmedim.
1938 senesi ilkbaharında Kırşehirin Köşker nahiyesinde zelzele olmuştu. Zelzele yerini öğrendik. Ulus’ta da çalışıyordum. Ulus bizi bir muhabir arkadaşla Kirşehir’in Köşker nahiyesine yolladı ve şafak sökerken zelzele sahasına geldik. İniltiler, ahlar, vahlar, yangınlar… Böyle bir manzara… Ve oraya giden ilk yardım diyeceğim veyahut da zelzeleden sonra ilk giden kimse olmak dolayısı ile hemen etrafımızı aldılar. Bizim kim olduğumuzu sordular. Sağ kalanlar, kimi yaralı, kimi yarasızdı. Gazeteci olduğumuzu öğrendikten sonra köylülerin bize sordukları sual şu oldu: ‘Atatürk’e hasta diyorlar. Nasıl hastalığı?’ Orada bütün tüylerim diken diken oldu. Ve bir de orada duyduğum heyecanı hiçbir zaman unutamayacağım.

Alıntı - Sosyal medyadan...

20260221

📖 8 Temmuz 1932’de Ankara’da Marmara Köşkü’nde yapılan 🇹🇷Türk Tarih Kurultayı

 


8 Temmuz 1932’de Ankara’da Marmara Köşkü’nde yapılan Türk Tarih Kurultayı sırasında Atatürk'ün fotoğrafçısı Cemal Işıksel, Atatürk'ün fotoğrafını çekmek için fırsat kolluyordu.

Atatürk'ün etrafı o kadar kalabalık ve hareketliydi ki Cemal Bey bir türlü uygun pozu yakalayamıyordu.
Atatürk, Cemal Bey'in kıvrandığını görünce, ne yapmak istediğini soran bir işaret yaptı.
Cemal Bey, makinesini göstererek fotoğraf çekmek istediğini anlatmaya çalıştı.
Bunun üzerine Atatürk;
-Memlekette bütün istibdatları yıktım ama bizim Cemal'in istibdatından kurtulamadım dedi ve ekledi;
-Söyle çocuk, nerede, nasıl duralım?
Sonrada herkesi bir araya topladı ve bütün davetlilerin hep birlikte olduğu toplu bir fotoğraf bu vesile ile çekilmiş oldu.
İşte o fotoğraf ve Atatürk'ün fotoğraflarını bize hediye eden Cemal Işıksel Beyefendi. Ruhu şad olsun..


🎞️ “En eğlenceli milletler 🇵🇱Polonyalılar ve 🇹🇷Türkler” – Dünya’yı gezen sanatçı Monika ve yeni kitabı

 


Monika ile yeni kitabı "Düşler ve Ritimler" üzerine konuştuk. Röportaj boyunca en çok hoşuma giden şey, farklı kültürler arasında yaşamanın insanın hem bakışını hem de kalbini nasıl değiştirdiğini anlatma biçimiydi.

🎞️ 🇳🇱Hollanda Turkeijeweg Köyünde 🇹🇷Türk Gibi Yaşayanlar - TRT Avaz

🎞️🇧🇪Belçika’nın hiç 🇹🇷Türk yaşamayan Türk kasabası: Faymonville

🎞️Kendilerini 🇹🇷"Türk" olarak tanımlıyorlar | 🇧🇪Belçika’nın hiç 🇹🇷Türk yaşamayan kasabası: Faymonville 

 

🎞️🇧🇪Belçika Faymonville'de 🇹🇷Türk Gibi Yaşayanlar - TRT Avaz 

20260220

🎞️ 🇹🇷🥘TÜRK MUTFAĞI: Kumpir


Kumpir, fırınlanmış patatesin ortadan ikiye kesilip üzerine çeşitli lezzetli malzemeler konularak hazırlanan bir Türk yemeğidir.
İlk defa Kadıköy rıhtımda, küçük bir dükkanda yapılmıştır…

****

''İngiliz ceketli patatesler'' alınmasın ama ''kumpir'' üstün 🇹🇷🇬🇧





Adı ‘Almanlar’dan tadı ‘Balkanlar’dan... Fırında patatesin kumpir yolculuğu
Ağustos 23, 2023

Fatma AKSU

Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek’in Ankara’daki bir AVM’de kumpir yemesi, bir zamanların gözde fast food’unu yeniden gündeme taşıdı. Biz de anavatanı Amerika olan patatesin nasıl olup da kumpire evrildiğini araştırdık. Türkiye’deki ilk kumpirciyi bulup hikâyesini dinledik...

BUGÜN tüm dünyada değişik şekillerde tüketilen patatesin anavatanı aslında Güney Amerika. Patatesin And Dağları’nda yabani bir tür olarak başlayan yolculuğu, 7-10 bin yıl öncesinde ekilebilir bir türe evrilmesiyle önce tüm kıtaya, daha sonra da İspanyol denizciler tarafından Avrupa’ya uzandı. İlk olarak İspanya’da ekilen patates, 1540 yılında Fransa’ya geçti. Patatesi botanik literatürüne geçiren isimse 1590 yılında İsviçreli botanist Gaspard Bauhin’di. Yetişmek için toprak ayırt etmeyen, her coğrafyaya uyum sağlayabilen patates, kıtlık dönemlerinde Avrupa’nın kurtarıcısı oldu.

BALKAN GÖÇÜYLE GELDİ

Türkiye Aşçılar Milli Takımı’nın da kurucusu olan ünlü şef Rafet İnce’ye göre, Anadolu topraklarının patatesle tanışması 19’uncu yüzyılda oldu. Şimdi tükettiğimiz kumpir ise eski Yugoslavya’dan gelme. Değişik kaynaklara göre, Balkanlar’dan ve Kafkasya’dan göçen aileler, yanlarında getirdikleri patatesleri yerleştikleri yerlerde ekerek tüketince, yetişmesi kolay bu sebze ülkemizde de yayıldı. Anadolu’da da bu nedenle ismi ‘gumpir’, ‘kartol’, ‘kartoşka’ ve ‘kumpir’ gibi farklı farklı anıldı. Ancak Balkan coğrafyasından kaynaklanan kumpir isminin orijinali Bulgarca ve Yugoslavca’dan gelen ‘krumpir’ sözcüğü. ‘Krumpir’ ise bu dillere patatesin Almanca adı olan Grundbirne’den gelmiş. Yani Almanların Grundbirne’si, Balkanlar’a gelince krumpir, Anadolu’ya gelince ise kumpir olmuş.

İstanbul’un ilk kumpircisi Kadıköy’deki Allpato’ydu. İlk usta Fikri Yalçın’dan dükkânı devralan Osman Solak, kumpirin çıkış hikâyesini Fatma Aksu’ya anlattı.

İLK KUMPİRCİ ALLPATO: TELİFİ FİKRİ USTAMA AİT

TÜRKİYE kumpirle 80’lerin sonunda tanıştı. O kadar tuttu ki birbiri ardına kumpirciler açılmaya başladı. Fırınlanmış dev gibi patatesler ortadan yarılıyor, ortasına tereyağı ve kaşar peyniri yedirildikten sonra üzerine her türlü soğuk meze konuluyordu. O günlerde kumpir öylesine popüler olmuştu ki şimdilerde Ortaköy’de olduğu gibi birkaç kumpirciyi yan yana görmek mümkündü. İstanbul’un ilk kumpircisi Kadıköy’de Fikri Yalçın tarafından açılan Allpato’ydu. Yalçın yıllar sonra dükkânı çırağı Osman Solak’a devretti. Solak’ın hatırladığı en eski kumpir ise, annesinin tandırda pişirip soğan ve salçayla karıştırdığı yemek.

MEĞER PATATESMİŞ

Solak, çocukluğunda kumpir dedikleri patatesle ilgili anılarını şöyle anlattı: “1980’li yılların sonunda Belçika’dan gelen bir akrabamız kumpiri yağda kızarttı yani patates kızartması yaptı. Bütün köy kumpirin adının patates olduğunu o zaman öğrendik. Fikri ustam ise kumpir işine İngiltere’ye gidip gelen bir subay arkadaşının tavsiyesiyle girmiş. İngiltere’de kumpirin içine soğuk meze katıldığını görmüş. Fikri ustama söylemiş. Böylece ilk kumpir dükkânı açılmış.”

ORTAKÖY’ÜN SİMGESİ

Ortaköy’deki en ünlü yiyecek de kumpir. Peş peşe dizilmiş 20’nin üzerinde tezgâh müşteri bekliyor. Tezgâhlardan birinin sahibi olan Murat Güç, 36 yıldır Ortaköy’de kumpir yaptığını anlatıyor. 1987 yılında Ortaköy’de sadece iki kumpirci olduğunu ve kendisinin çıraklık yaptığını anlatan Murat Güç’e göre, kumpir yurtdışından önce Ankara’ya, oradan da Ortaköy’e gelmiş. Kumpirin kilo yapmadığını, şekeri yükseltmediğini ve vitamin deposu olduğunu anlatan Murat Güç, Arap turistlerin büyük ilgi gösterdiğini de ekliyor ve çocukluğunun geçtiği Erzurum’da, kendi yörelerinde patatese kartol denildiğini, aynı kumğir gibi içerisine tereyağı koyup yediklerini söylüyor.

ALMANYA’DA KUMPİR YOK

Almanya’da yaşayan Nuray Öztürk, Ortaköy’de kumpirin tadına bakanlardan: “Almanya’nın çok güzel patatesleri var ama kumpir kültürleri yok.”

DİYETİSYENLER NE DİYOR

EN SAĞLIKLI SOKAK LEZZETİ

- Beslenme ve Diyet Uzmanı Burcu Kırbaç: “Türkiye’de iri patatesler önce fırınlanır, közlenir, içine çeşit malzemeler, garnitürler ve salatalar koyulur. Bu malzemeler genellikle sosis, salam, mısır, Amerikan ve Rus salatası, ketçap-mayonez, turşu gibi bol kalorili ve lezzetli besinlerdir. 1 adet kumpir içine eklenen yüksek kalorili mezelerle yaklaşık olarak 1200 kaloriye kadar çıkmaktadır. Karbonhidrat dediğimiz besin ögesinden oldukça zengindir. Evde kumpir yapmak istediğimizde bu kalori yaklaşık olarak 500-600’e kadar düşebilmektedir. Kaloriyi arttıran ana malzeme patatestir. Patates aslında oldukça sağlıklı bir besindir. Potasyum, C vitamini, kalsiyum ve demir açısından zengindir.”

BAKAN’IN TÜKETTİĞİ 300-400 KALORİDİR

- Diyetisyen Kübra Çıtlak: “Türk mutfağında çok severek tükettiğimiz kumpir, karbonhidrat ve lif içeriği açısından zengin bir besin. Sade bir kumpirin ortalama kalorisi 300 iken, içine konan malzemelerle birlikte yaklaşık 500-600 kaloriye kadar çıkabilmektedir. Sağlıklı bir şekilde tüketmek için porsiyon kontrolüne ve içeriğine dikkat etmek gerekir. Sebzeli, ton balıklı, kuru baklagil içeriği olan kumpirler sağlıklı bir şekilde tüketilebilir. Bakanımız Mehmet Şimşek’in tükettiği kumpir sebze ağırlıklı olduğu için sağlıklı ve ortalama 300-400 kalori civarındadır.” 

 

20260219

🎞️ 🇰🇿 Bir spor salonunda antrenör çocuklara kökenlerini soruluyor...

 

Bir spor salonunda antrenör çocuklara kökenlerini soruyor.

Babası Azerbaycanlı, annesi Rus olan küçük çocuk ise özgüvenle “Ben Kazak’ım!” diyerek 🇰🇿 Kazakistan’a aidiyetini gösteriyor.



🎞️ Müslüman oldui ve 'Ayşe' ismini aldı. Aksaray’a gelin gelip 3 çocuk annesi olan İngiliz kadının hikayesi


 17 yaşında kalbinin sesini dinleyip İslamiyeti seçti ve 'Ayşe' ismini aldı. Aksaray’a gelin gelip 3 çocuk annesi oldu. 

İngiltere'de yaşayan ve sosyal medyada “Aksaray şivesiyle Türkçe konuşan İngiliz” olarak tanınan Kate Ayşe Kestek, inançla başlayan yolculuğunu TRT’ye anlattı.



🎞️🇦🇿🗣️🎙️Azerbaycanlı müzisyen Alihan Samedov’un “Sen Gelmez Oldun” performansı

 


 

🎞️🇹🇷Türkiye çalınan bronz atlarını 🇮🇹İtalya'dan geri istiyor

  • 🇹🇷Türkiye çalınan bronz atlarını 🇮🇹İtalya'dan  geri istiyor
• 1204'te Dördüncü Haçlı Seferi İstanbul'u yağmaladı ve bronz atları aldı.
• Bugün, St. Mark'ın Bazilikası'nda duruyorlar

Alıntı: Daily Turkic @DailyTurkic

🎞️🗣️🎙️Bilinen tek röportajında Oğuz Atay'a Tutunamayanlar kimlerdir diye sormuşlar

 


 

🎞️Osmanlı mimarisinde 🙏🏻merhametin taşa kazınmış hali

 Osmanlı mimarisinde merhametin taşa kazınmış hali, özellikle yaz günleri arılar, kuşlar, kediler 🆚 için su büyük ihtiyaç 🤷‍♂️



🎞️🇹🇷🥘"Geleneksel Türk Masası"nda misafir olun

 

 

❝Memleket Sofrası❞

 

🎞️🇹🇷🥘"Local Cuisine: Hatay Tepsi Kebabı 

 

 🎞️🇹🇷🥘"Local Cuisine: Diyarbakır Pumpkin Meftune 

 

🎞️🇹🇷🥘"Local Cuisine: Sakarya Kabak Ruloları

 

🎞️🇹🇷🥘" Memleket Sofrası: Düzce Melengücceği tatlısı 

📰🎞️ Yapay zeka destekli video analitik sistemi EYEMINER, ilk ihracat görevinde

Türkiye'de geliştirilen güvenlik çözümü Afrika'da "dijital göz" olacak

▪️Sistem sayesinde yolda oluşabilecek şüpheli hareketler, duraklamalar veya yabancı nesneler anında tespit edilecek

▪️Rutin dışı her türlü durum sistem tarafından analiz edilerek operatörlere uyarı olarak iletilecek

*****
Yapay zeka destekli video analitik sistemi EYEMINER, ilk ihracat görevinde Afrika'da güvenliğe katkıda bulunacak.
Göksel Yıldırım  |
19.02.2026 - Güncelleme : 19.02.2026

     
Ankara
Türk savunma sanayisinde yazılım tabanlı çözümlere sahip olan HAVELSAN tarafından geliştirilen EYEMINER, ihracat başarısına ulaştı.

Yapay zeka destekli video analitik sistemi EYEMINER, stratejik bir yol güvenliği projesi kapsamında Afrika’ya ihraç edildi. Sistem, gelişmiş anomali tespit yetenekleriyle bölgedeki güvenlik tehditlerine karşı adeta "dijital göz" olacak.

EYEMINER, entegre güvenlik projesi kapsamında gelişmiş analitik yetenekleriyle stratejik bir yolun güvenliğinde kullanılacak.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

Sistem sayesinde yolda oluşabilecek şüpheli hareketler, duraklamalar veya yabancı nesneler anında tespit edilecek. Rutin dışı her türlü durum (terör tehdidi, kaza veya yasa dışı geçiş teşebbüsleri) sistem tarafından analiz edilerek operatörlere uyarı olarak iletilecek.

EYEMINER, tek başına bir yazılım olmanın ötesinde, sahadaki diğer güvenlik bileşenleri ve komuta kontrol sistemleriyle tam entegre şekilde görev yapacak.

Geleneksel gözetleme sistemlerinde operatör yorgunluğu ve dikkat dağınıklığı nedeniyle gözden kaçabilecek detaylar, EYEMINER’ın 7/24 kesintisiz çalışan algoritmaları sayesinde minimize ediliyor. Sistem, derin öğrenme metodolojisiyle sahadaki görüntüleri işleyerek hata payını en aza indiriyor ve güvenlik güçlerine karar destek mekanizması sunuyor.

Türk savunma sanayisi bu ve benzeri ihracatlarla donanım ve platformlarda yakaladığı başarılara yüksek teknolojili yapay zeka yazılımlarını da ekliyor.

Yurt dışı pazarlara EYEMINER özelinde atılan bu ilk adım, yeni başarılar için de önemli referans oluşturup kapı aralayacak.

EYEMINER, yurt içinde de Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki mevcut görüntüleme altyapısına entegre edilerek trafik yönetimi, yol güvenliği, kalabalık izleme, kritik nokta ve sınır güvenliği gibi pek çok alanda kullanılıyor.

EYEMINER halen "araç, yaya, bisiklet, bagaj vb. nesne türlerini algılama", "çoklu nesne takibi ve iz sürme", "duraksama, ters yön, terk edilmiş eşya, ani yoğunluk artışı, sıra/kuyruk tespiti, hız/aksiyon anormallikleri", "plaka tanıma entegrasyonu ve kara-liste karşılaştırma", "adli inceleme desteğine yönelik hızlı video arama, timeline ve olay-klip çıkarma", "yüz tanıma ile kişi tespiti ve karaliste eşleştirmeleri" gibi yeteneklerle kullanıcılarına fayda sağlıyor.

Sistemin sahip olduğu yetenekler araç içi, meydan, stadyum, ulaşım merkezleri gibi farklı uygulama noktalarında ortaya çıkan güvenlik ihtiyaçlarını da dikkate alarak geliştiriliyor.

Alıntı: https://www.aa.com.tr/tr/savunma-sanayisi/turkiyede-gelistirilen-guvenlik-cozumu-afrikada-dijital-goz-olacak/3834665

📖 Benzer Yapıları Sayesinde 🇹🇷Türklerin Çok Kolay Öğrenebileceği 7 Dil

Benzer Yapıları Sayesinde Türklerin Çok Kolay Öğrenebileceği 7 Dil Diller arasında akrabalık ilişkileri bazen şaşırtıcı derecede ilginç ola...