20260613

📖 🇹🇷🌊MAVİ VATAN: Lozan Antlaşması, karasularının temel ilkesi olarak 3 NM'yi (deniz mili) kabul ederek bir denge kurmuştur... Ancak....

 - Lozan Antlaşması, karasularının temel ilkesi olarak 3 NM'yi (deniz mili) kabul ederek bir denge kurmuştur.

- Aşağıda kırmızı renkle işaretlenmiş adalar hiçbir anlaşmayla 
🇬🇷Yunanistan'a terk edilmemiştir! - Eşit mesafe anakara üzerinden ölçülür. - 🇬🇷Yunanistan yayılmacı bir ülkedir!


Alıntı: Facts_reminding. @turkic_facts

⬆️Yukarıdaki bilgiler (gerçekler)
⬇️Aşağıdaki Yunanistan'ın algı yalanlarına cevap olarak yazılmıştır...




🎞️📖Tarihin bu en büyük insanlık trajedisini...Batılı namuslu bir bilim adamı Justin Mccarthy çıkıyor ve dile getiriyor

 ''Batılı namuslu bir bilim adamı Justin Mccarthy çıkıyor ve dile getiriyor ''Ölüm ve Sürgün'' kitabında, tarihin bu en büyük insanlık trajedisini...

''Balkanlar'da Türkler insanlık tarihinin en ağır katliamına uğradı'' diyor! Milyonlardan bahsediyor! Biliyor musunuz? Anılarına bıraktık anıtı bir taş diktik mi? Bir zamanlar onlar da sizin gibi mutlu bir yaşam sürüyorlardı. Ve Osmanlı'nın son döneminde, iyi yönetilemeyişin sonucu büyük bir soykırıma uğradılar! Ve çoğumuz, bir asırdan biraz fazla süre önce yaşanan bu büyük acıları bilmiyoruz bile... En azından şimdi izleyiniz ve PAYLAŞINIZ lütfen! Ve dua ediniz o canlarımız için!''

Mustafa Önsel. @mustafaonsel




20260612

🎞️🗣️Prof. Dr. Justin McCarthy : ''1877-78 Bulgar savaşında Türklerin %17'si ölmüştü....''

 Prof. Dr. Justin McCarthy: 

“1877-78 Bulgar savaşında Türklerin %17'si ölmüştü. 1912-13 Balkan Savaşları'nda Türklerin %27'si öldürüldü ya da Türkler hastalıktan, açlıktan öldü. Balkanlarda Türklerin başına gelenler, insanlığın başına gelen en kötü şeylerden biriydi.”


 

🎞️ Justin Mccarthy - Over 5 Million Muslims Died Before World War 1 
1. Dünya Savaşı'ndan Önce 5 Milyondan Fazla Müslüman Öldü

📖 Göktürk kağanlığının adı aslında Türk kağanlığıdır “Türk İlidir”

 

Göktürk kağanlığının adı aslında Türk kağanlığıdır “Türk İlidir”Çin ve Pers kaynaklarında da “Türk devleti” olarak geçer. Göktürk veya Köktürk ifadesi  Kültigin yazıtlarında geçer ve kelimenin amacı kut ifade etmektir.

- Prof. Dr. Ahmet Taşağıl

🎞️🗣️Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın tarihi gerçekler ışığında Türkiye ve çevresi hakkındaki değerlendirmeleri

🎞️🗣️🎙️Ortadoğu’nun haritasını biz çizeriz!” 📍 | İlber Ortaylı

 

 🎞️🗣️🎙️🇫🇮Finlandiya Huzurlu Olsa Ne Olur? 😂 İlber Ortaylı ile Cahille Sohbeti Kestim

 

 🎞️🗣️🎙️ İ s r a il, Türkiye’ye giremez!” 🇹🇷 | İlber Ortaylı 

 

 🎞️🗣️🎙️ H i t l e r'in Rusya'ya Saldırması Çok Anlaşılır Bir Şeydir - İlber Ortaylı 

🎞️🇹🇷ANADOLU İNSANI: 🐄Amasya’da kırsalda doğum yapan ineğinin buzağısını sırtına alan İsa Derici

🐄Amasya’da kırsalda doğum yapan ineğinin buzağısını sırtına alan İsa Derici’nin eve kadar taşıdığı anlar, cep telefonuyla görüntülendi.



🎞️🇹🇷 Türk halkının KLAS bir tarzı var

 

📰 Amasya'da 130 yıldır aranan 'yitik Türk lalesi' bulundu

 


Amasya'da 130 yıldır aranan 'yitik Türk lalesi' bulundu.

▪️Lale, 130 yıldır doğada görülmediği için neslinin tükendiği rapor edilmişti.

📺⚽️ 🇹🇷A MİLLİ TAKIMIMIZIN ARİZONA'DA İLK ANTRENMANINI ABD TVLERİ NASIL GÖRDÜ?

20260611

📖 Balkanlar’dan 🇹🇷Türkiye’ye Göçler

Balkanlar’dan Türkiye’ye Göçler 

Balkanlar’dan Türkiye’ye gerçekleşen göçler sonuçları ve etkileri bakımından sadece Tarih’in konusu olmaktan uzaktır. İktisat, Sosyoloji ve Halk Bilimi gibi sosyal bilimlerin birçok şubesinin ilgili alanında olan ve sonuçları itibariyle söz konusu bilim alanlarında konu edilen Balkanlar’dan Türkiye’ye göçlerin topluma temas eden birçok özelliği gibi Edebiyat alanında da önemli yansımaları olmuştur. 

Balkanlar’dan Türkiye’ye gerçekleşen göçler konusunu incelerken tarihsel bir bütünlüğün takip edilmesi adına öncelikle belirtilmesi gereken husus, Türk varlığının Balkanlar’ın kadim unsurlarından biri olduğu gerçeğidir. Genellikle yakın dönemle ve Osmanlı Devleti ile ilişkilendirilen Balkan Türk kültür varlığının kronolojik bir yaklaşımla ve bölgedeki ilk Türk yerleşimlerinden itibaren ele alınması, söz konusu göçlerin Türk tarihi bakımından olduğu kadar dünya tarihinde de ne denli büyük bir hadise olduğunu ortaya koyacak ve gerçekleşen göçlerin kısa süreli ve “geriye dönüş” şeklinde bir eylem olmadığını ortaya koyacaktır. Bu bağlamda Balkan Türklerinin Anadolu’ya göçlerinin Batılı kaynakların veya Batılı bakış açısıyla hazırlanan birtakım yerli çalışmaların dile getirdiği şekliyle Anadolu’ya geri dönüş olarak değil bilakis Balkanlar’da yerleşik kadim bir medeniyetin yerinden edilmesi şeklinde gerçekleştiğini ortaya koyacaktır. 

Balkanlar’da Türk varlığının teşekkülü ve tarihi noktasında Osmanlı Devleti ile Anadolu üzerinden gerçekleşen ilerleyiş öncesinde birincil olarak zikredilen ilerleme, Karadeniz üzerinden, bir başka ifadeyle Kuzey’den gerçekleşmiş ve Balkanlar’ın Türkleşmesi tarihinde birinci katman olarak adlandırılmıştır. Bu bağlamda Balkanlar’daki Türk varlığının Hun Türkleri ile başlamış olduğunu ve bu sürecin, Orta Asya’dan Balkan sahasına göçen Ogurlar, Bulaklar, Kumanlar, Peçenekler, Avarlar, Oğuzlar vb. Türk boyları ile devam ettiğini söylemek mümkündür (Tikici, Karatepe ve Erdem, 2009, s. 148). Hüseyin Salman’a göre “Hunlarla birlikte Batı’ya yönelen Türklerin daha sonraları başlayan yoğun Slav göçleri ile Balkanlar’da 13. yüzyıla kadar yaşamış, burada Orta Asya’dan getirdikleri kültürün kalıcılığını sağlamış ve Balkan halklarının var olan kültürüne katkıda bulunmuş oldukları bilinmektedir. Özellikle Kıpçak, Kuman ve Gagauz Türkleri, Türk kültürünün bu bölgede yerleşmesini ve genişlemesini sağlamış Türk toplulukları arasındadır” (Salman, 2021, s. 24-29; Tikici, Karatepe ve Erdem, 2009, s. 148’den naklen). Günümüzde de Balkan yarımadasında varlığını sürdüren Macarların, Gagauzların, Sekelllerin Turani aidiyetleri noktasında kendi akademilerinde ileri sürülen görüşler varlığını korumakta ve yukarıda sözünü ettiğimiz tarihî dönemleri referans alan görüşler de bulunmaktadır. 

Kanaatimizce Balkanlar’ın erken dönem Türk varlığının en büyük göstergelerinden biri Balkan adlandırmasının Türkçe kökenidir. “Balkan” kelimesi anlamı bakımından ilgili coğrafyanın fiziki yapısını özetleyen öz Türkçe bir kelimedir. Kuman, Avar ve Bulgar adlarının Türkçe kökeni ve bugün bölgedeki çeşitli yerleşim yerleri veya ulus adlarına kaynaklık etmesi de bölgedeki Türk tarihinin İslam ve Osmanlı öncesi dönemle birlikte ele alındığında kadim bir Balkan kültür alanını kapsadığını ortaya koymaktadır. Yakın dönemde Balkanlar’dan Türkiye’ye gerçekleşen göçlerin genel profilinde gördüğümüz “Müslüman Balkanlı/Rumelili Türk Kimliği” ise büyük oranda Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’da ilerleyişi ile oluşan toplum yapısıyla ilişkili olmuştur. Bu noktada daha önce sözünü ettiğimiz birinci tabaka Türk kültür varlığının, Güneyden (Anadolu’dan) gelen Türk varlığı ile zaman içerisinde kaynaştığı, eklemlediği ya da eridiği yönünde görüşler ileri sürülmektedir (Karpat, 2019, s. 93). Gerek Kuzey’den gerekse Güney’den gerçekleşen akınlar, fetihler ve iskân siyaseti ile tesis edilen Balkan Türk varlığının siyasi, kültürel ve özellikle de konumuz olan demografik bakımdan gerileyişinin başlangıcı noktasında bölgedeki son Türk hâkimiyeti olan Osmanlı’nın Viyana Kuşatması önemli bir tarih olarak kabul edilmektedir. Osmanlı Devleti’nin “muhacir” sorunu ile başarısızlıkla neticelenen 1693 Viyana Kuşatması sonrasında ilk defa karşı karşıya kaldığını belirten H. Yıldırım Ağanoğlu’na göre Balkanlar’dan ilk göçler, Osmanlı Avusturya savaşları sırasında sınır boylarında görev alan Müslümanların geri çekilmesi ile başlar ve Cumhuriyet’e uzanan süreçte ve sonrasında sürekli devam eder. Bu bağlamda önemli tarihî gelişmeler ve sebep olduğu göçler arasında; 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile elden çıkan Kırım’ın neden olduğu göçler, 1877- 1878 Osmanlı Rus Savaşı (93 Harbi) ve 1789 Fransız İhtilali’nin sebep olduğu milliyetçilik cereyanlarından etkilenen Türk kitlelerin göçleri önemli yer tutmaktadır (Ağanoğlu, 2001, s. 31-32).

Demografik büyüklüğü ve kapsadığı coğrafyanın genişliği dikkate alındığında Balkanlar’dan Türkiye’ye gerçekleşen göçlerin dünya tarihinin en büyük göç hareketlerinden biri olduğunu ifade etmek mümkün görünmektedir. Özellikle son iki yüzyıllık süreçte gelişen tarihî olaylardan beslenen ve bölgenin siyasi tarihiyle de doğrudan ilintili olan Türk göçlerinin değişen aralıklarla ancak sistematik olarak devam etmesinin birtakım nedenlere dayandığı ifade edilebilir. Osmanlı’dan günümüze etnik yapılanma ve göçleri ele alan çalışmasında Kemal H. Karpat, Balkanlar’da son Türk hâkimiyeti olan Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde kurulan devletlerin kendilerini ulus olarak gerçekleştirme yolunda bölgedeki Müslüman varlığını engel olarak görmelerinin söz konusu göç ve sürgünlerde temel belirleyici olduğunu ifade eder. Özellikle bölgede Rusların planlayıcısı oldukları Panislavist politikaların Türk nüfus aleyhinde demografik değişimleri zorlaması Balkanlar’da kitlesel Türk ve Müslüman göçlerinde temel belirleyici olur (Karpat, 2019, s. 172-176). Kronolojik olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile birlikte yeni Balkan ulus devletlerinde Müslüman ve Türk nüfusun göçü için artık resmî bir muhatap belirmiş, “Anavatan Türkiye” olgusu ile birlikte söz konusu ülkelerin devlet politikaları hâline getirilen sistemli ve zorunlu göç faaliyetlerinde Türkiye temel hedef ülke olmuştur. Zira artık din ve soy birlikteliği Balkanlar’ın Müslüman Türk ahalisi için olumsuz şartlar altında Türkiye’ye göç etmeyi bir tercih olmaktan çıkararak kader hâline getirmiştir.

Balkanlar’dan gerçekleşen Müslüman Türk göçlerinin farklı dönemlerde, farklı mekânlara yönelik olduğu görülmektedir. Bu noktada öncelikle Balkanlar dâhilinde daha güvenli bölgelere göç edildiği, Güney yönlü bu göçlerde istikametin önceleri Doğu Trakya ve Anadolu daha sonraları ise “Türkiye” olduğu bilinmektedir. Bu nedenle böylesine büyük bir göç hareketi oldukça kompleks bir yapıda gerçekleşmiş ciddi bir demografik değişimi içermektedir. Sözgelimi bugün yoğun Türk nüfusu ile bilinen Rodoplar, Deliorman ve Dobruca gibi bölgelerin nüfusunun daha kuzeyden ya da farklı bölgelerden gelen Müslüman Türk göçmenlerle Türk varlığı bakımından güçlendiği ve bu hususta göç yollarına yakın olmalarının veya korunaklı coğrafi konumlarının etkili olduğu söylenebilir.

“Rumeliden Türk Göçleri” adlı üç ciltlik çalışmasının girişinde Bilal N. Şimşir, söz konusu göç hareketinin sosyal tarih ve uluslararası ilişkiler bağlamında taşıdığı önemi ifade ederken bu göçlerin 

  • hem yeni Türkiye’yi tesis eden önemli bir hareket olduğunu 
  • hem de Balkanlar’daki yeni ulus devletlerin sosyal iktisadi hayatına büyük etki ettiğini 

ifade eder. Bir bakıma bu göçler Türkiye’yi ve Balkanlar’ı yeniden inşa eden ve kurgulayan bir gelişme olarak dünya tarihinin en önemli olaylarından biridir. Kanayan bir yara olarak görülen Balkanlar’dan Türk göçleri durmadan devam eden bir yapıya bürünerek Türkiye Cumhuriyeti tarihinde de yakın dönemlere kadar devam etmiş, Anadolu Türkleşirken Türkler Balkanlar’dan sürgün edilmiştir. 

Balkanlar’da kalan ve ulus devlet kaygısına düşmüş milletler de esasen bu göçlerden ağır yaralar almıştır. Türkiye, Balkan devletlerindeki Türkler için anavatan olarak görüldükçe bu göçlerin devam edeceği ön görülmektedir (Şimşir, 1989, s. 9-11). 

Kısacası Balkanlar’dan yaşanan Müslüman Türk göçlerinin güney yönlü ve süreç içerisinde Türkiye merkezli olduğu bilinmekte ancak tarihî olarak kesin çizgilerle ve demografik verilerle bu devasa göç hareketini betimlemek mümkün görünmemektedir. Justin McCharty, Osmanlı döneminde Mora İsyanı ile Yunanistan’da baş veren ilk Türk katliamını başlangıç olarak aldığı 1821 yılından 1922 yılına kadar 5 milyondan fazla Balkanlı Müslümanın yurtlarından sürgün edildiğini, 5,5 milyon Müslüman’ın da öldüğünü iddia etmektedir (McCarty, 2012, s. 1). Bu sayı bu  farklı kaynaklarda zikredilen çok sayıda kaynak arasında sadece yabancı bir bilim insanına ait sayısal bir veridir. Bu tarz verileri yerli ve yabancı çok sayıda kaynak ile artırmak mümkündür. Bugün gelinen süreçte Balkanlar’dan Türkiye’ye gerçekleşen göçler sonuçları bakımından bugünü de şekillendirmiş, Balkanlar’ı yeniden yapılandırmış tarihî bir vaka olarak ortadadır. Çalışmada odaklanılan yakın dönemde İzmir’e göç eden Balkan doğumlu ediplerin varlığı da söz konusu göçlerin esasen sosyal toplum yapılanmasında ne denli kuşatıcı ve geniş çerçeveli bir etki doğurduğunu, edebiyat gibi spesifik alanlara da tesir ettiğini göstermesi bakımından değerlidir. 

Çalışmanın bu kısmında İzmir özeline değinmeden önce sadece bir fikir vermesi bakımından Bulgaristan’dan Türkiye’ye gerçekleşen göçleri kronoloji ve demografi bilgileriyle paylaşan bir veriyi sunmayı uygun buluyoruz. Bulgaristan sahası gerek sahip olduğu Türk nüfusunun büyüklüğü gerekse İzmir’e gerçekleşen göçmen varlığındaki büyük payı ile çalışmadaki örneklemi temsil gücü yüksek bir Balkan ülkesidir. Beycan Hocaoğlu’nun başlangıç olarak belirlediği 1878 Osmanlı Rus Savaşı’ndan 1989’da gerçekleşen ve Büyük Göç olarak tanımlanan göçe kadarki göç istatistiği şöyledir:

Balkanlar’dan Türkiye’ye sadece Bulgaristan kaynaklı göçler özelinde gelen nüfusun toplamda 1 milyonu aşkın olduğu görülmektedir. Bu tabloda Lozan Antlaşması’na ek Mübadele Antlaşması ile ülkemize Yunanistan’dan gelen Mübadiller (Resmî kaynaklarda 1 milyonun üzerinde bir nüfustan bahsedilmektedir.) Kosova, Makedonya, Romanya gibi bölgelerden yakın dönemlere kadar devam eden göçler eklendiğinde Türkiye’de Balkan kökenli ciddi bir Türk varlığı söz konusudur. 



Alıntı/Kaynak: 

https://iksadyayinevi.com/wp-content/uploads/2024/11/IZMIRIN-BALKAN-GOCMENI-EDIPLERI-Inceleme-ve-Metinler.pdf


📰Amasya Gümüş Ortaokulu öğrencilerinin taştan yaptıkları "Göktürk Kitabeleri" çalışması.

 



📰 Abdülhamit devrinde 1880 yılında basılan Osmanlı'nın 1 Liralık banknotu üzerinde 'Constantinopol' yazıyor!

 Osmanlı'nın 1 Liralık banknotu üzerinde 'Constantinopol yazıyor! Demek ki "işkembe-i kübra"dan atmakla olmuyor... Abdülhamit devrinde 1880 yılında basılan 1 Liralık banknot üzerinde ''Constantinopol'de basılmıştır'' yazıyor. Hem de Yunanca, Fransızca ve Ermenice olarak...

1856'da kurulan ingiliz sermayeli Bank-ı Osmani (Ottoman Bank) ile 1862 istikrazını üstlenen bir fransız mali grubunun (Mayer Amschel Rothschild) eşit ortaklığıyla, 1863'te istanbul'da bank-ı osmani-i şahane adıyla kurulan bankadır .

Yıl 1870 ler...Osmanlı bankası için kullanılan deyim haline gelmişbir söz vardı: Ancak Osmanlı kadar Osmanlı

Yabancı sermayeli bir bankaya istesen de Banknotlarda İstanbul yazdıramazsın. Madeni paralar darphanelerde basılıyor onların durumu ayrı..

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 1931 kurdurduğu Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ile ingiliz fransız sermayeli bu bankanında saltanatı son bulur.

Dip Not: 1931 de ki şartlarda Devletin kendisine ait bir Merkez Bankası kurması Alman ekonomistlerin yaptığı etüt çalışmalarında imkansız. Bunu ancak Mustafa Kemal Atatürk gibi bir dahi yapabilirdi.

1923 sonrası Yunanistan ve Avrupa ülkelerinden gelen mektuplar üzerinde Konstantinapolis yazanları geri çevirerek İstanbul yazmayı öğrettiğimiz bir vak'adır.

Özetle bugün İstanbulun ismi Konstantinapol değilde Istanbul ise hiç kimsenin değil bu da M.Kemal Atatürkün Milletine miras bıraktığı eserlerin en kıymetlilerinden birisidir.


Alıntı: DENİZ_TOPRAK2 @TOPRAK_2_

🎞️🇰🇬Kırgızistan'ın etnografik zenginliğini yansıtan sergiden izlenimler

 Kırgızistan'ın etnografik zenginliğini yansıtan sergide; "Saymak" nakışlı halılar ve "Kalpak" gibi unsurlar, göçebe Türk estetiğinin yaşayan belgeleri olarak sunuldu



🎞️📖 Sevdalinka nedir? Ünlü Sevdalinkalar Nelerdir?

🎞️🇧🇦 Sevdalinka, traditional urban folk song  


SEVDALİNKA NEDİR ? ÜNLÜ SEVDALİNKALAR NELERDİR?

Bosna Hersek’in ünlü tarihi ve kültürel zenginliği müziğine de yansıyor. Bosna geleneksel müziği çeşitli Balkan etkilerinin karışımı olarak ortaya çıkıyor. En meşhuru ise, tabii ki aşk şarkısı “Sevdalinka”.

Eski Yugoslavya’da Bosna Hersek’in çok ünlü ve başarılı “pop” ve “rock” grupları yer aldı. Bunlardan en başarılı olanlar “Divlje Jade”,”Bijelo dugme”, “Indexi”, “Ambasadori”, “Teška industrija”, “Vatreni Poljubac”, “COD”, “Plavi orkestar”, “Crvena jabuka”, “Zabranjeno Pušenje”, “Merlin”, “Hari Mata Hari”, “Kamen na Kamen”.

Grupların yanı sıra meşhur ve kaliteli şarkıcılardan da bahsetmek lazım. Bunlar: Kemal Monteno, Zdravko Čolić, Davorin Popović, Seid Memić Vajta, Neda Ukraden, Jadranka Stojaković, Mahir Paloš, Jasna spić, Alma Čardžić. Genç ama kapasiteli yıldızlar ise Fuad Backović Deen, Mija Martina, Selma Bajrami, Ir Vukojević, Boris Režak, Al Dino, Tinka Milinović vs.

Ayrıca Bosna Hersek kökenli olan şarkıcılar şunlar: Dragan Stojnić, Ibrica Jusić, Krunoslav Slabinac, Bisera Veletanlić, Senka Veletanlić, Ivo Fabijan, Boris Novković, Ivan Mikulić, Romana, “Feminem”, Ružica Čavić.

Bölgedeki „alternatif“ ve „urban“ müzik tarzlarının ilk yuvası olan Bosna Hersek, genç ve yaratıcı sanatçılarıyla gurur duyuyor. Bunlardan en önemlisi, ünüyle Balkanlar sınırlarını aşan hip hop sanatçısı Edin Osmiç „Edo Majka“.

Folkloru, halk ve geleneksel müziği, Bosna Hersek sahnesini daha da renkli ve benzersiz kılmaktadır. Bu tarzın ustaları: Halid Beşlić, Halid Muslimović, Haris Džinović, Hanka Paldum, Šemsa Suljaković, Fahreta Jahić alias Lepa Brena, Ferid Avdić ve diğerleri.

Ancak, Bosna Hersek’in en çok gurur duyduğu sanatçılar tabii ki Sevdalinka sanatçılarıdır. Bunlar: Zaim Imamović, Safet Isović, Nada Mamula, Beba Selimović, Zehra Deović, Nedžad Salković, a danas zvuke sevdalinke svijetom pronose veoma uspješni ansambli poput mostarkog “Mostar Sevdah Reuniona”.


Sevdalinka Hakkında

On yaşındaki bir çocuk ‘Sevdah, babamın şarkı söylerken ağladığı andır’ diyerek ‘Sevdah ve Sevdalinka nedir’ sorusunun en basit, en masum, en samimi ve aynı zamanda en doğru tanımını verir. (OmerPobriç) Sevdalinka bizim hakkımızda olan şarkıdır 

(Ömer Pobriç)

Sevdah’ (sevda, karasevda) kelimesi Türk dilinde aşkın hasretini ve azabını ifade eder, kökü ise Arapçada ‘sewdâ‘ kelimesinde bulunup ‘siyah safra‘ anlamına gelir. ‘Sevdah‘kelimesiyle ifade edilen aşk duygusuna, temel duygusal yönünü koruyarak topraklarımızda zaman ve mekân içerisinde İslâv-Bomil hüzünlü geçicilik duygusunun katkısı da olmuştur. Bizim ‘sevdah’ her ne kadar hasret ve acıyla dolu olsa da o kadar hüzünlü ve tatlıdır. Sevdah insanın aşk acısını çekemediği noktada ölümle eşit olan aşk sarhoşluğu içinde kaybolduğu aşk duygusudur.

Bu acı, sevgiliye kavuşmak ve ulaşmak için birçok engelden dolayı imkânsız olmasından kaynaklanıyor. Aşkın karşısına bazen aşılması zor bir duvar gibi, zaman ve mekân engelleri çıkar, bazen de bireysel, toplumsal, ailevî, geleneksel ya da duygusal engellerle karşılaşılır. ‘Sevdah’ diğerler tarafından çektirilen işkence olarak kendini gösterir, aynı zamanda insanın aşkın beyhude olduğu bilincinde olup mazoşist bir aşk anlayışıyla kendi kendine çektirdiği acı olarak da algılanabilir.

“Bana göre ‘sevdah’ görünmez ve insanın etrafını çeviren “auradır”, fakat güzelliği kendi hayatının bir parçası olarak gören herkes en küçük mekânda ve en küçük biçimde ‘sevdahı’ hisedebilir. Bu, hayata iyimser bakan, öyle yaşayan ve o çerçevede güzellik ve memnuniyet unsurlarını bulanlara Allah vergisidir. Canın ‘sevdah’ güzelliğiyle fazlasıyla dolduğu zaman ‘sevdalinka’ en iyi tazeleyici unsurdur: ‘Canımı tazelemek için çala şarkı söylesene’. ‘Sevdah’ sadece bir kelime değildir, canların sınırsız genişliğinde neşenin zerrelerini bulup onlarla mozaik yaparak, kendilerine hayatı güzel kılan hayalî güzellik muhitidir. Hayat, maalesef sadece aşktan ibaret değil, ‘sevdah’m en üst noktası olan Sevdalinka sadece aşk şarkısı değildir. ‘Sevdah’ Boşnakların hayat tarzı, Sevdalinka ise Boşnakların yaşantılarının tarihî kâtibidir.” 

(Ömer Pobriç, müzisyen)

‘Sevdalinka’ Boşnak, şehirli aşk şarkısıdır. ‘Boşnak’ sözcüğü Sevdalinka’nın otantiğini, ‘şehirli’ şehirliliğini, ‘aşk’sözcüğü ise içeriğinin konusunu belirler.’ 

(Ömer Pobriç, müzisyen)

Sevdalinka hayatın iyi ve kötü olaylarını anlatarak zamanla Boşnakların can konuşması olmuştur. Sevdalinka'nın sözü çok değerli olup müziği de özel, Bosna’ya özgüdür. Boşnaklar dünyanın hiç bir yerinde olmayan orijinal, otantik bir müzik ifadesi icat etmişlerdir.

Sevdalinka, ticarî yollardan, hanlar ve konaklardan, gazalardan, meclisler ve şenliklerden, akşam dertlerinden, Bosna vadilerinden, tepeler ve nehirlerinden geçmiştir. Kendi güzelliğiyle halk tarafından kabul edilip Ugar, Macar, Sırp, Hırvat, İspanyol, Meksikalı ve fazlasıyla Doğulu şarkıların baskısı altından çıkıp Boşnak şarkısı olarak günümüze ulaşmıştır.

Yüzyıllarca süren uzun hayatı boyunca farklı toplumsal tabakalarda yaratılmakta olan Sevdalinka kız ve erkek buluşmasında, düğünlerde, oyunlarda, aile toplantılarında, teferrüçlerde, yollarda, avluda, bahçede, ev odalarında, hanlarda, mahalleden geçerken, ata binerken, avlanırken, şehir kalelerinde, hapiste, gazalarda, yabancı gök altında söylenmekteydi.

Sevdalinka'nın müzik özellikleri şunlardır:

a) Aşırı ikinci

b) İkinci derecede biten miksolidik, majör ve harmonik minör ıskalası

c) Alterasyon

d) Koloratür

e) Geniş nefese sahip cümleler

Önemli Sevdalinka Müzisyenleri:

-Zehre Deović

-Safet Isović

-Nada Mamula

-Zaim Imamovic

-Himzo Polovina

-Safet Isovic

-Nedzad Salkovic

Kaynak: BİGMEV

Alıntı: https://bosnakhaber.com/sevdalinka-nedir-unlu-sevdalinkalar-nelerdir/


Örnekler:

  • Anadolka 
  • Kad ja podoh  (Guitar)  (Flute)
  • Ne Klepeci Nanulama 
  • Što te nema (Hasanagin Sevdah) 
  • U Stambolu na Bosforu
  • Žute Dunje 

  • ****


    Meşhur şarkılar
    • Ah što ćemo ljubav kriti (Aşkımızı neden saklayalım)
    • Da sam ptica (Bir kuş olsaydım)
    • Emina
    • Grana od bora, pala kraj mora
    • Karanfile cvijeće moje
    • Kraj potoka bistre vode
    • Moj dilbere
    • Omer-beže na kuli sjeđaše (Ömer Bey kulede oturuyor)
    • Razbolje se lijepa Hajrija (Güzel Hayriya hastalandı)
    • Razbolje se Sultan Sulejman (Sultan Süleyman hastalandı)
    • Sejdefu majka buđaše (Seydefa'nın annesi onu uyandırıyor)[
    • Snijeg pade na behar na voće
    • Što te nema (Neden burada değilsin)
    • Sve behara i sve cvjeta
    • Tekla rijeka potokom i jazom
    • Teško meni jadnoj u Saraj'vu samoj (Benim için zor, yoksul bir kız Saraybosna'da yalnız)
    • U Stambolu Na Bosforu (İstanbul'da Boğaz'ın üzerinde)
    • Zapjevala sojka ptica
    • Zaplakala šećer Đula
    • Zaplakala stara majka
    • Zmaj od Bosne
    • Zvijezda tjera mjeseca (Yıldız Ay'ı kovalıyor)

    📖 🇹🇷🌊MAVİ VATAN: Lozan Antlaşması, karasularının temel ilkesi olarak 3 NM'yi (deniz mili) kabul ederek bir denge kurmuştur... Ancak....

      - Lozan Antlaşması, karasularının temel ilkesi olarak 3 NM'yi (deniz mili) kabul ederek bir denge kurmuştur. - Aşağıda kırmızı r enkle...