20260326

🗒️ 🧑🏻‍🎓''Özel okullar adım adım öğrenciyi müşteri olarak görmeye ve turizm hizmeti vermeye başladılar.''


''Özel okullar adım adım öğrenciyi müşteri olarak görmeye ve turizm hizmeti vermeye başladılar. Veli toplantıları tamamen yalan dolan öğrenci övgüsü ile geçti, hiç bir eksiği olmayan harika çocukları olduğunu düşünen veliler çocuğunun pek bir özel olduğuna inanmaya başladı. Atanamayan öğretmenler, öğretmen fazlası derken üç kuruşa öğretmen çalıştırıp, her sene işten çıkarıp yenilerini daha da düşük ücretle işe aldılar. En acısı eskiden gariban çocuğu zengin çocuğu aynı okulda okurken, şimdi kast sistemi oluştu. Devlet okulları -İmam hatipler arasında korkunç bir hizmet bina kalitesi, yatırım farkı oluştu. Neredeyse her iki yılda bir milli eğitim bakanı değişti. Sonuç bu...''

#eğitim

Ahmet Şerif İzgören

Eğitmen | 30+ Kitap Yazarı | 4000+ Seminer


🎞️ "800 ŞEHİT" ANLATISI BÜYÜK ÖLÇÜDE KİLİSE TARAFINDAN UYDURULMUŞ BİR HİKAYEDİR

 "800 ŞEHİT" ANLATISI BÜYÜK ÖLÇÜDE KİLİSE TARAFINDAN UYDURULMUŞ BİR HİKAYEDİR

Otranto, II. Mehmed komutasındaki Osmanlı kuvvetleri tarafından ele geçirildi.

Ancak, "800 kişinin sadece Hıristiyanlıktan vazgeçmeyi reddettikleri için idam edildiği" iddiası esas olarak, olayı bir şehitlik öyküsü olarak sunan Katolik Kilisesi'nin daha sonraki anlatımlarından kaynaklanmaktadır.

Kesin sayı (800) belirsizdir.

 Nedeni muhtemelen daha karmaşıktı (savaş, direniş, misilleme — din değil).



------

Selcuk Islamoglu @sislamoglu

"İslam'a dön ya da öl" kısmı aslında 20 yıl sonra biraz drama ve Katolik kilisesi progandası eklemek için "hikayeye" eklendi... Osmanlılar aslında hiç kimseyi din değiştirmeye zorlamadı ve bunun yerine ele geçirdikleri her yerde askeri genişleme için uygulanan %5 cizye vergisi eklediler.


Suleiman the Magnificent @Sulltansuleiman

900 yıldır Türk yönetimi altında olan Yunanlılar Hıristiyan değildi, değil mi? Ya da Sırplar, Bulgarlar, çünkü hiçbiri ölmedi; aslında, dillerini ve dinlerini bile özgürce uygulayabildiler.

🎞️ ''Dağ'' filmi ve 1984-2012 arası 4000 şehidimizin isimleri


''Dağ'' filminin son sahnesinde, ''Yüce Dağ Başında'' parçası eşliğinde 1984-2012 arası 4000 şehidimizin isimleri geçer.

Evvelce gidenlerin ruhları şad olsun.



20260325

📖 🇵🇹PORTEKİZ'DE OĞUZ 🇹🇷TÜRKLERİNİN KURDUĞU KASABA: "ALGOZ"



PORTEKİZ'DE OĞUZ TÜRKLERİNİN KURDUĞU KASABA:

"ALGOZ"

Portekiz'in güneyinde yer alan Algoz kasabası, Oğuzlar tarafından kurulmuş.

Portekiz nere, Oğuzlar nere? diyebilirsiniz. Kasaba 12. yüzyılda buraya yerleşen Oğuz Türkleri tarafından kurulmuş. Araplar bunlara El-guz diyorlarmış ve kasabanın ismi buradan geliyormuş.

Peki El-guz'lar kimdir, nedir, necidir? ona bakalım. 1195 yılında İspanya’da Madrid’in güneyinde bir yerde Aarcos muharebesi olur. Kastilya kralı liderliğindeki hristiyanlar ile iber yarımadasındaki son büyük müslüman devlet olan muvahhidler burada karşı karşıya gelmişler, muharebe muvahhidlerin kesin zaferi ile sonuçlanmış.

Alarcos muharebesinde, muvahhid ordusunun ön saflarında paralı asker olan Oğuzlar yer almış.

İşte ispanyollar bu savaşta tanımışlar el-guz'ları. yani Oğuzları. ve bundan böyle bu Oğuz savaşçılarına Algoz demeye başlamışlar.

Lakin şöyle de bir detay var. algoz'lar müslüman değillerdi. şaman inancına sahiptiler. zira gerek ortadoğu'da, gerek kuzey afrika'da o dönem oğuz paralı askerleri çok vardı. bunlar içinde müslüman olanlara; Turkman, müslüman olmayanlara da Guzz diyorlardı... işte Algoz'lar da müslüman olmayan Oğuzlardandı, yani "guzzlar"dan...

--- alıntı ---


Orta Çağ Batı Avrupası’nda guzz (ç. agzaz veya guzziyun), Mısır üzerinden Kuzey Afrika’ya geçen Türk paralı askerlere işaret ediyordu. ilk gelenler trablusgarp ve ifriqiyya’ya (tunus’un kuzeyine) yerleşirler.

Başlarında Qaraqus al-guzzi vardır. Salahaddin’in yeğeni Taqi-d-din ‘umar al-muzaffar’ın azat edilmiş kölesi olan bu karakuş, efendisinin yerine trablus ile gabes’i alır.

Sonraları Oğuzların savaşçı vasfını ve yiğitliğini gören halife Abu Yusuf Ya'qub al-man?ur bunları başkentine götürür ve bunlardan elit bir birlik oluşturmayı hedefler. Muvahhidler’in bayrağı ve halifenin kanatları altında savaşan Oğuzlar farklı coğrafyalarda çarpışırlar. ellerinde Qusiyy al-guzz, yani Oğuz yayı ile Doğu’dan getirdikleri taktiklerle başarıya ulaşırlar.

Halife Muvahhid askerlere yılda üç kere ödeme yaparken Oğuzlara her ay yapardı. soranlara da uzak diyardan geldiklerini, mal mülk sahibi olmadıklarını bahane ederdi. Oğuzların mezarlıklarının mağribilerden ayrı olması da ilginç.

***


Algoz Portekiz'de Silves bölgesi sınırlarında ve 38,91 km2 yüzölçümüne sahip bir bir belediye idi. Belediyenin 30 Haziran 2011 itibarıyla 3825 nüfusu vardı. (Portekizce: freguesia).

29 Eylül 2013 tarihinde Algoz ve Tunes belediyeleri birleştirilerek yeni União das Freguesias de Algoz e Tunes belediyesi kuruldu. 

Algoz, yeni kurulan bu belediyenin merkezidir.

Selim Sarısoy

Alıntı: DENİZ_TOPRAK2 @Baha_Benhan


📖 🇹🇷TÜRK MUTFAĞI: Kayseri pastırması Avrupa’da tescillendi

Kayseri pastırması Avrupa Birliği'nden (AB) coğrafi işaret tescili aldı. Bununla birlikte AB'de tescilli olan ürün sayımız 46'ya yükseldi.

Kayseri pastırması Avrupa’da tescillendi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda konuya ilişkin bilgi verdi.

Kayseri pastırmasının, AB'den coğrafi işaret tescili alan 46'ncı ürün olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, "Memleketim Kayseri'ye ve ülkemize hayırlı olsun. Tescil sürecinde itirazlar oldu. Uzmanlarımız ve hukukçularımız ile çok uğraştık. Sonunda Kayseri olarak hedefimize ulaştık. Yerel değerlerimize sahip çıkan Kayseri Ticaret Odası Başkanımız Ömer Gülsoy'u, yönetim kurulunu, meclisini ve emeği geçen herkesi kutluyorum" ifadelerini kullandı.

"2 geleneksel ürün adıyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor"

Türkiye'de, dünyada çok az coğrafyaya nasip olan bir ürün çeşitliliği bulunduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:

"TOBB ve oda-borsa camiası olarak yerel ve coğrafi işaretli ürünler için yoğun çaba sarf ediyoruz. AB süreci devam eden 46 coğrafi işaret ve 2 geleneksel ürün adıyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor."

Fotoğraf: AA

Türkiye'nin AB tarafından tescillenen coğrafi işaretli ürünleri şunlar:

  • Gaziantep baklavası, 
  • Aydın inciri, 
  • Malatya kayısısı, 
  • Aydın kestanesi, 
  • Milas zeytinyağı, 
  • Bayramiç beyazı, 
  • Taşköprü sarımsağı, 
  • Giresun tombul fındığı, 
  • Antakya künefesi, 
  • Suruç narı, 
  • Çağlayancerit cevizi, 
  • Gemlik zeytini, 
  • Edremit zeytinyağı, 
  • Milas yağlı zeytini, 
  • Ayaş domatesi, 
  • Maraş tarhanası,
  • Edremit Körfezi yeşil çizik zeytini, 
  • Ezine peyniri
  • Safranbolu safranı, 
  • Aydın memecik zeytinyağı, 
  • Araban sarımsağı, 
  • Osmaniye yer fıstığı, 
  • Bingöl balı, 
  • Bursa şeftalisi, 
  • Hüyük çileği, 
  • Bursa siyah inciri, 
  • Söke pamuğu, 
  • Manisa mesir macunu, 
  • Gaziantep menengiç kahvesi, 
  • Silifke yoğurdu, 
  • Aydın memecik zeytini, 
  • Erzincan tulum peyniri, 
  • Aydın çam fıstığı, 
  • Afyon pastırması, 
  • Afyon sucuğu
  • Gaziantep fıstık ezmesi, 
  • Mut zeytinyağı, 
  • Kırkağaç kavunu, 
  • Hatay kaytaz böreği, 
  • Gaziantep lahmacunu, 
  • İpsala pirinci, 
  • Bursa kestane şekeri, 
  • Yenice ıhlamur balı, 
  • Maraş çöreği, 
  • Adana şalgamı, 
  • Kayseri pastırması."


Bakan Yumaklı: Eşsiz lezzetlerimizi küresel markalara dönüştürmeye devam ediyoruz

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, NSosyal hesabından konuya ilişkin paylaşım yaptı.

Kayseri'nin asırları aşan lezzetinin, şimdi sınırları aştığına işaret eden Yumaklı, kendine has aroması ve karakteristik tadıyla Kayseri pastırmasının, AB tescili alan 46'ncı coğrafi işaretli ürün olduğunu aktardı.

Bakan Yumaklı, "Eşsiz lezzetlerimizi küresel markalara dönüştürmeye, coğrafyamızın mirasına sahip çıkmaya devam ediyoruz. Kayseri'ye, emek veren tüm üreticilerimize ve ülkemize hayırlı olsun" değerlendirmesinde bulundu.

Yumaklı'nın paylaşımında yer alan bilgilere göre, Kayseri pastırması, özel çemenle kaplı dış yüzeyi, karakteristik kırmızı rengi ve kendine has üretim tekniğiyle biliniyor.


📖 Osmanlı tarihinde ilk dış borç: 3 milyon sterlin

İlk dış borç: 3 milyon sterlin

  • Faiz: %6
  • İskonto: %20
  • Hazineye giren gerçek para: 2.3 milyon sterlin

Borçu verenler: 

  • Rothschild
  • Dent Palmer & CoGoldschmid

Osmanlı ile Rothschild böyle tanıştı.

1854.Kırım Savaşı. Osmanlı tarihinde ilk dış borç.
20 yılda 15 borç anlaşması.
Borç borcu ödemeye gitti.
Her kredi bir öncekini kapatmak içindi.

1875.Osmanlı borçlarını ödeyemediğini ilan etti.
Toplam borç: 200 milyon sterlin.
Gelir: 21 milyon. Faiz bile ödenemiyor.

1876.Osmanlı-Yunan Savaşı.
Osmanlı kazandı. Yunanistan tazminat ödeyecek.
Ama Yunanistan da aynı bankalara borçlu.
Osmanlı da aynı bankalara borçlu.
Savaşı kazandın.
Tazminat alacaklılara gitti.


İmparatorluk yıkıldığında toplam borç: 288 milyon lira.
Türkiye son taksiti 1954’te ödedi. 
İlk borçtan tam 100 yıl sonra.

Kaynak:
Britannica:  http://britannica.com/place/Ottoman-Empire/The-1875-78-crisis
TheCollector: http://thecollector.com/ottoman-empire-debt-european-powers

Alıntı: Serhan Kaya @KayaSerhan_

20260324

🇭🇺 Macar kont Ödön Széchenyi Macaristan ve Osmanlı Devleti'nde düzenli itfaiye teşkilatının kurucusudur

📅 Tarihte Bugün:

24 Mart 1922 tarihinde Macar 🇭🇺 kont Ödön Széchenyi İstanbul'da hayatını kaybetti. Széchenyi, Macaristan ve Osmanlı Devleti'nde düzenli itfaiye teşkilatının kurucusudur. Hayatının son 48 yılını İstanbul'da geçirmiştir. 

Alıntı: Macaristan 🇭🇺 🇹🇷 @MacaristanHu

🔸Çanakkale Gelibolu İbni Hasancık Caddesinden güzel bir kare…

 


 

🎞️🗣️Halil İnalcık, Atatürk ile karşılaştığı anısını anlattı:

 🗣️Halil İnalcık, Atatürk ile karşılaştığı anısını anlattı:

🔸Kapı açıldı, bir alev parçası gibi kapıdan girdi Büyük Ata. 🔸Türk tarihine büyük hürmeti olan büyük insan.


🎞️ Sardes/Sardeis’teki Artemis Tapınağı,

''Sardes/Sardeis’teki Artemis Tapınağı, yalnızca görkemli boyutlarıyla değil, taşıdığı çok katmanlı tarih ile de dikkat çekiyor. 

Hellenistik Dönem’de temelleri atılan yapı, Roma İmparatorluk Çağı’nda geçirdiği dönüşümle yeni bir anlam kazandı; imparator kültüyle ilişkilendirildi, ardından Hıristiyanlığın yayılmasıyla terk edildi. 

Bugün ayakta kalan sütunlar ise Anadolu’nun en etkileyici kutsal yapılarından birinin uzun ve çarpıcı hikâyesini yansıtmaya devam ediyor.''

Alıntı: arkeolojihaber ® @arkeolojihaber



📖 Osmanlı döneminde ilkler.


 

🇹🇷 🇰🇿 Kazakistanlı Alatau Serileri, kartal dansıyla meşhur “Has Jüyrikte Sın Bolmas” şarkısı

......... 

🇹🇷 🇰🇿 Kazakistanlı Alatau Serileri, kartal dansıyla meşhur “Has Jüyrikte Sın Bolmas” şarkısına gösterilen yoğun ilgiye karşılık Anadolu’daki kardeşlerine selam gönderiyor.



20260323

🎞️🗣️✍🏻Egeli bir yörüğün ODTÜ günlerine dair anısı izleyenleri güldürdü.

 


 

🎞️ 🗣️Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Prof.Dr. Emre Öktem, İlber Ortaylı’yı anlattı:,

 

Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Prof.Dr. Emre Öktem, İlber Ortaylı’yı anlattı:,

Bir Türk aydınının vatanını tanıması gerektiğini söylerdi. Vatanını çok severdi. İlber Hoca şunu öğretmiştir ki; bir aydın vatansever ve inançlı olabilir, bunlar aydın olmakla bağdaşmaz şeyler değildir.

Dinini severdi. Gösterişsiz ve sessizce inancını yaşardı. Başka dinlere yönelik büyük bir hürmet ve merakı vardı ve bunları çok iyi bilirdi. Devletini severdi. Devlete sadakat ve hizmet bakımından hepimize rehber ve örnek olmuştur, olacaktır.

Türktü, Türkçüydü, milliyetçiydi. Milliyetçiliği asla yabancı düşmanlığı, azınlık düşmanlığı olarak görmedi; görenlere çok kızdı. Gönlündeki engin sevgiyi sayısız milletten, kültürden, dinden, mezhepten can dostlarıyla paylaştı. Kendisi nasıl Türk olmakla iftihar ederse, onların da kendi kimlikleriyle iftihar etme hakkına saygı duyardı.

Dostlarını severdi. Hep vefalı, hep yardımsever, hep müşfikti. Hastaları ziyaret eder, mutsuzları muhteşem mizah duygusuyla teselli eder, ihtiyacı olanlar için elinden geleni cömertçe yapardı. Ve çok iyi hatırlıyorum; kendisi söylemişti: 'Beni bilen bilir, çocuk severim ve kedi severim.' Üniversitedeki çalışma masasının köşesinde uyuyan bir kedi görebilirdiniz. Kediler duyguları çok kuvvetli hayvanlardır, kendilerini sevenleri..."


 

📖 Prof. Dr. İlber Ortaylı iyi derece Fransızca, Almanca, Rusça, Farsça, Latince dahil 7-8 dil bilen yürüyen bir kütüphane idi.

Eğitim dili Fransızca olan Galatasaray Üniversitesi’nde yaşanmış gerçek bir hikayedir.

İlber Ortaylı Fakültede tarih dersi vermektedir ve bir öğrenciye inanılmaz bir ayar vermiştir.

İlber Hoca dersin bir bölümünde kitaptan makale okumaya başlar. Okulun eğitim dili sebebiyle Fransızca okuyan İlber Hoca, normal konuşmasından biraz daha yavaş bir şekilde kitabı okumaktadır. 

Fırlama ve bir o kadar da ukala olan öğrencilerden birisi el kaldırır ve söz ister;

- Hocam isterseniz kitabı verin ben okuyayım, dersi daha hızlı işlemiş oluruz, der kinayeli bir gülüşle.

Tavrını hiç bozmayan İlber Ortaylı öğrencisini kitabı okumak için kürsüye davet eder. Kendinden emin tavırlarla kürsüye gelen öğrenci kitabı açar ve karşılaştığı manzarayla adeta yerin dibine girer.

Kitap Almancadır ve İlber Hoca eş zamanlı olarak Fransızcaya çevirerek okumaktadır.

İlber hoca iyi derece Fransızca, Almanca, Rusça, Farsça, Latince dahil 7-8 dil bilen yürüyen bir kütüphane idi. 

Uçmağa varsın.

Alıntı: ihtiyar_33_ @Dede38__

*********

Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Prof.Dr. Emre Öktem: 

“Hocamız (İlber Ortaylı), kendisi gibi çok dil bilen, hayran olduğu âlim devlet adamı Fatih’in yanı başında olacak. Bu mübarek gecede, teravih namazından çıkan birkaç kişi belki Fatih’in türbesinin yanından geçerken fısıltılar duyarak ürperecekler. Türkçe başlayan sohbet zamanla Arapça’ya, Latince’ye, Farsça’ya, Yunanca’ya, İtalyancaya kayacak; mevzular felsefeden ilahiyata, edebiyata intikal edecek. İki büyük ruh, ebediyette buluşacaklar.” 
 

*****




 

🎞️ Prof. Dr. İlber Ortaylı: ''Atatürk'ün çok istediği bir şey var: Türkler hükmetsin istiyor zamanlara, mekanlara, bunu istiyor.''

Prof dr İlber Ortaylı: 

''Atatürk'ün çok istediği bir şey var: Türkler hükmetsin istiyor zamanlara, mekanlara, bunu istiyor. Milliyetçiliği de budur. Milliyetçidir, hakikaten Türkçüdür. Türk ismini kullanır, bu konuda hakikaten hiç bir tavizi yoktur. Onu söyliyeyim size. Türkçü de bir nesil yetiştirmiştir. 

Atatürk, Türk Milletinin menfaatlerini herşeyin üstünde tutmuştur. Sığınmacı politikası da bellidir. Hiç bir ilin, ilçenin, kasabanın nüfusunun %10 dan fazlasına sığınmacı iskanına izin  vermemiştir. ''

Bugün uçmağ oldu,

 ruhu şad olsun.


Alıntı: Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı) (@Saka_larr)


🎞️ 🗣️Prof.Dr. İlber Ortaylı'nın ağladığı anlar. Türklerin Osmanlı'daki konumu...

 ''Osmanlı; Ermeniyi, Yunanı Yahudiyi Kürdü, Arabı, Acemi baş köşeye oturtup, Nazır yapar, ticareti onlara teslim eder, gariban Türk o cepheden bu cepheye savaşır şehit düşerdi. 

Bu öyle büyük bir dramdır ki; tarifi imkansız. ''

İlber Ortaylı'nın ağladığı anlar.



🎞️ 🇺🇿Özbekistan’da Türk’ün bayramı Nevruz’dan görüntüler.


Alıntı: Prof. Dr. Cicikuş (@cicikus_dr)

🎞️ Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu'nun Suriye Türkmenleri değerlendirmeleri



-1915'te yapılan nüfus sayımında Halep Anadolu'daki şehirlerden daha büyük çıktı

-Halep silme Türkmen şehridir. Kaç kişi meşgul oldu?

-Kürt bölgesi, Sünni, Şii bölgesi... Türkmen lafı yok.

-Devletten de gık çıkmadı. Bu kadar mı sırf kendi mevkilerini düşünür hale geldiler?


📰 Türk Devletleri Teşkilatı, Nevruz’u “ortak bayram” ilan etti!

 


Türk Devletleri Teşkilatı, Nevruz’u “ortak bayram” ilan etti!

Türk devletleri, her yıl 21 Mart’ta Nevruz’u kutlayacak.

🇰🇿Kazakistan’ın Abay Köyü’nde düzenlenen Nevruz toyu

 🇰🇿Kazakistan’ın Abay Köyü’nde düzenlenen Nevruz toyunda yüzlerce kişinin oynadığı Kökpar oyunundan bir kesit.

Nevruz, TÜRK’ün Bayramıdır!


Alıntı: İlbilge @ilbilgemedya

🎞️❄️ Bayburt'un yüksek kesimlerinde kar kalınlığı 2 metreyi aştı.


🎞️ GELENEKSEL TÜRK EVLERİ: Safranbolu'da Zaman (HD) - Suha Arın Kanalı Özel Gösterimi



Safranbolu'da Zaman (HD) - Suha Arın Kanalı Özel Gösterimi
Suha Arın Kanalı Özel Gösterimi:

Safranbolu'da Zaman
Yönetmen: Suha Arın
http://www.mtvfilm.com/tr/film/safran...

1976 yılında, o sırada Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne bağlı Basın ve Yayın Yüksek Okulu’nda (bugünkü iletişim fakültesi) öğretim görevlisi olan Suha Arın, diğer birçok filmi gibi "Safranbolu’da Zaman" belgeselini de, coşku ve heyecan dolu bir grup öğrencisi ile birlikte gerçekleştirdi.

Geleneksel Türk sivil mimarisinin en çarpıcı örneklerini bir bütün olarak günümüze kadar ulaştırabilmiş ender beldelerimizden biri olan Safranbolu’yu, evleriyle ve zamanın olumsuz etkilerinin izleriyle yansıtan "Safranbolu’da Zaman", kamuoyunda "kültürel ve doğal çevrenin korunması" bilincinin oluşturulması çabalarına da katkıda bulunmayı amaçlıyordu.

1977 yılında Kültür Bakanlığı tarafından "tarihi sit" ilan edilen Safranbolu

1995 yılında UNESCO tarafından "Dünya Miras Listesi"ne eklendi ve böylece, yalnız bizim değil "tüm insanlığın ortak malı" olarak da tescil edilmiş oldu.

"Safranbolu’da Zaman", 1977 Antalya Film Festivali’nde "En iyi Belgesel Film" seçilerek Altın Portakal ödülü kazandı.

🎞️ ANADOLU İNSANI: 🏠 Sürmeneli Ali Rıza Usta’nın 1936’da yaptığı sıra dışı ev

 


 

🎞️ Sisler Kovulunca (1986) 

Yönetmen: Suha Arın 
Kamera: Turhan Yavuz, Müzik: Nadir Göktürk, Anlatan: Süreyya Arın 
Yapım Yılı: 1986 

"Eski Evler Eski Ustalar" dizisininin ilk belgeseli olan "Sisler Kovulunca", Doğu Karadeniz yöresine özgü çok eski bir gelenek olan ve artık unutulmaya yüz tutan "çocukların sis kovma" ritüeli ile başlar.

Yönetmenliğini Suha Arın’ın yaptığı "Sisler Kovulunca", Doğu Karadeniz bölgesinin geleneksel mimarisinin üzerindeki sisleri de dağıtır ve eski ustaların son temsilcilerini onların yöreye özgü malzemeleri kullanarak yarattıkları mimari ile birlikte belgeler.

Daha çok büyük ağaç türlerinin yaygın olduğu bölgelerde "ahşap yığma" tekniğiyle ev yapan Doğu Karadeniz’in yaşlı ustaları, yarattıkları mimaride kullandıkları "karaboğaz", "hartama", "kurtboğaz", "gözdolma", "muska", "çakatura" ve "bağdadi" gibi yapı tekniklerinin inceliklerini anlatırlar.

Trabzon, Rize ve Artvin il sınırları içinde, sahil şeridinden üç bin metre yükseklikteki yaylalara kadar uzanan yerleşimlerdeki yüzlerce evi ve bu evleri yapan, yaşları 65 ile 104 arasında değişen dokuz ayrı yapı ustasını belgeleyen 
"Sisler Kovulunca", Doğu Karadeniz’in geleneksel yaşam biçiminden de ipuçları sunar.

Alıntı: Suha Arın Documentaries

🎞️ Yörükler neden siyah çadırda kalır?


YÖRÜKLER NEDEN SİYAH ÇADIRDA KALIR?

🔸Bu siyah çadırın sırrı ne? 

🔸1.000 yıllık doğa zekâsı!



📰 Muslera: "Galatasaray ve Türkiye benim ikinci evim....''

 

Muslera: 

"Galatasaray ve Türkiye benim ikinci evim. İki çocuğum Türkiye'de doğdu. Bu yüzden sadece Galatasaray'a değil, Türkiye'ye çok şey borçluyum. Futbolu bıraktıktan sonra Türkiye'ye geri döneceğim. Türkiye, büyük bir ülke. Ayrıca tam bir futbol ülkesi." 

(AUF TV)

📰 🇫🇮Finlandiya 🇹🇷Türklerinin çıkardığı Bildiriş Dergisi'nin ilk sayısı ve sunuşu. -Baş süz- 1948


Ali Ayçil @AycilAli

Çok sıra dışı bir vesika: 1948 yılında Finlandiya Türklerinin çıkardığı Bildiriş Dergisi'nin ilk sayısı ve sunuşu. -Baş süz-




🎞️ Prof Dr. İlber Ortaylı ve 'tarihsel bütünleşme'

'' İşte bütün problemleri bu tarihsel bütünleşme bunu bir türlü aşamıyorlar. İlber Ortaylı'nın bu kültüre en büyük katkısı budur.''

Alıntı: Ekrem Ataer @ekremataer



20260322

🎞️Herkes Nusrat Mayın Gemisini Bilir... Peki Ya O Gece Kalbini Feda Eden Yüzbaşı Hakkı Bey'i

 

🎞️ 🇹🇷Bayrampaşa’daki sokak eğlencesinde yüzlerce gencin eğlendiği anlar : 🇹🇷Balkan Türkleri

Balkan Türkleri.
  • Kuzen evliliği olmaz.
  • Kadın-erkek birlikte dans ederler.
  • Taciz olayları olmaz.
  • Olsa bile cezası kesilir.
  • Suçla sabıkayla övünmezler.
  • Güvenli mahallelerdir.
  • Yüksek güven toplumuna örnektir.
  • En az yatırımı onlar alırlar, yine de isyan etmezler.
  • Teröre geçit vermezler.

Var olsunlar ❤️

ALINTI: Türk Ortodoks Topluluğu @TurkOrthodox


 

🎞️ Gök Oğuzların torunları, dillerini ve aşlarını unutmadılar! Gagavuz Yeri’nde sarmalar sarılıyor.


Gök Oğuzların torunları, dillerini ve aşlarını unutmadılar!

Moldova’nın kalbinde, Gagavuz Yeri’nde sarmalar sarılıyor.
— Orta Asya / Türk Dünyası (@OrtaAsyaDunyasi) 




🎞️ 🇹🇷 Nevruz kutlu olsun!

 


 

🎞️🌹Narin ve zarif Balkar Türklerinden Kafkas dansı…

 


 

🎞️ 🗣️🎙️🎶 Nevruz kutlu olsun!

 Turan Manafzade @manafzadeturan

Nevruz kutlu olsun! ❤️



20260321

🎞️ Cemal Süreya’nın “Beyaz uykusuz uzakta” diye betimlediği Kars şehrinin karla kaplı, destansı görüntüleri

 


 

🎞️ Kars’ın tarihi sokaklarında şiirsel gezimizin konuğu: Şair Kazım Kazaklı

***

Kars’ın tarihi sokaklarında şiirsel gezimizin konuğu: Şair Kazım Kazaklı

Kars’ın taşla yoğrulmuş sessiz sokakları, her adımda geçmişin izlerini bugüne taşıyor. Kale eteklerinden başlayıp eski mahalle aralarına uzanan bu büyülü yürüyüşte, şehrin hafızasına şiirle dokunan bir isim eşlik ediyor bizlere: Şair Kazım Kazaklı.

Kars’ın ayazını, taş binalarının vakur duruşunu, dar sokaklarında yankılanan hatıraları ve geçmişten bugüne uzanan kültürel zenginliğini mısralara sığdıran Kazım Kazaklı, yalnızca bir şair değil; aynı zamanda bu kadim şehrin ruhunu kelimelere dönüştüren güçlü bir gönül insanı olarak öne çıkıyor.

Taşın, tarihin ve şiirin buluştuğu şehir

Kars’ta yürümek, sıradan bir geziden çok daha fazlasını ifade ediyor. Her sokak başında başka bir hikâye, her taş duvarda başka bir hatıra gizli. İşte bu atmosferde Kazım Kazaklı’nın dizeleri, kentin tarihî dokusuyla birleşerek adeta yaşayan bir anlatıya dönüşüyor.

Şehrin geçmişine tanıklık eden yapılar, eski konaklar, Arnavut kaldırımlı yollar ve kaleye uzanan yamaçlar; Kazaklı’nın şiirlerinde yalnızca birer mekân değil, duygunun ve hafızanın taşıyıcısı hâline geliyor. Onun bakışında Kars, yalnızca görülen değil; hissedilen, dinlenen ve içten içe yaşanan bir şehir olarak beliriyor.

Kazım Kazaklı ile Kars’ı yeniden okumak

Şair Kazım Kazaklı’nın kelimelerinde Kars; kimi zaman hüzünlü bir türkü, kimi zaman gururlu bir tarih, kimi zaman da memleket sevdasının en sade ifadesi oluyor. Şiirsel gezimizin bu özel konuğu, kentin yalnızca sokaklarını değil; insanını, kültürünü, özlemlerini ve hafızasını da satır aralarında görünür kılıyor.

Tarihî sokaklarda yapılan her yürüyüş, onun şiirleriyle birlikte başka bir anlam kazanıyor. Çünkü Kazaklı’nın dili, Kars’ı anlatmaktan öte Kars’ı yaşatıyor. Bu nedenle onun eşliğinde yapılan bir şehir gezisi, aynı zamanda kültürel bir yolculuğa dönüşüyor.

Kars’ın ruhuna dokunan mısralar

Kazım Kazaklı’nın şiirlerinde memleket sevgisi güçlü bir damar olarak hissediliyor. Kars’ın soğuğu, yalnızlığı, asaleti, direnci ve kadim duruşu; onun kaleminde sıcak bir anlatı kazanıyor. Okuyanı düşündüren, duygulandıran ve çoğu zaman kendi iç yolculuğuna çıkaran bu şiirler, şehrin ruhunu kelimelerle geleceğe taşıyor.

Kars’ın tarihî sokaklarında yapılan bu şiirsel gezi, bir şairin rehberliğinde yalnızca bir mekân keşfi değil; aynı zamanda kültür, hafıza ve aidiyet üzerine derin bir yolculuk sunuyor. Kazım Kazaklı, bu yolculukta Kars’ın sesi, sözü ve kalbi olmaya devam ediyor.

#KafkasHaberAjansı 


Alıntı: KHA - Kafkas Haber Ajansı @khacomtr36



🎞️ Kars'ta okuyan öğrenci, Kars'ın bilinmeyen güzelliklerini paylaştı:

 


 

🎞️🗣️🎙️ Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamızı ve bilgeliğini özleyeceğiz.

 

🎞️🗣️🎙️ "Çanakkale Geçilmez 🇹🇷 I Prof. Dr. İlber Ortaylı İle Cahille Sohbeti Kestim

 

🎞️🗣️🎙️ Kızılelma Pilot Ekip Lideri Elif Ergin! 🚀🔥

 

🎞️🗣️🎙️ Prof Dr. İlber Ortaylı: ''🇹🇷Türkiye 2. Dünya Savaşı'na girseydi Adalar Değil Türkiye Bizim Olmazdı''

🎞️🗣️🎙️ ''İlber'' Ne Demek? - Yılmaz Özdil

 

🎞️🗣️🎙️ Prof. Dr. İlber Ortaylı: ''Pargalı İbrahim Paşa'nın Yaptıkları Affedilmez.. Vezir-i Azam Yalan Söylemeyecek...''

 

🎞️ 🗣️🎙️ Osmanlı Padişahları Neden Gayri Müslim Kadınlarla Evlenmiştir? Mavi Kan Neden Tercih Edilmiştir?

 

🎞️ 🗣️🎙️ Osmanlılar neden yönettikleri insanlara 🇹🇷Türkçe öğretmedi? - Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan

 

🎞️ İran'da hangi Türk eserleri zarar görme tehlikesi altında?

 

📖 Efe Çete Ayşe, ilk kez Kuvay-i Milliye tarihinde efe elbisesi giymiş, ilk kez “Efe” unvanını almış mücahit bir kadındır.


Milli Mücadelede kahraman kadınlarımız bütün gün akşamlara kadar fedakarca düşman ateşi içinde korkmayarak çetelerimize su, ekmek gayret vererek ne kadar güçlü olduğumuzu gösterdiler. Kadınlar birbirlerine birlik beraberlik çağrısı yaptılar ne duruyorsunuz erkeklerimiz erlerimiz genç kızanlarımız savaşırken bize beklemek durmak yakışmaz biz de elimizden geleni yaparak birlik beraberlik yapalım hiç bir şey yapamazsak bir testi su, yoğurt evde ne unu varsa darı veya arpa ununda ekmek çörek bazlama yapıp savaşçılarımıza götürelim. Gerek Yunanlılarla kanlı çarpışmaların yapıldığı Aydın Savaşı, gerekse işgal yıllarının tamamında Türk kadının rolü büyüktür.   

Her yeri şehit kanıyla bulanmış güzel yurdumuzun yeniden vatan edinilmesinde rol oynayan Türk kadını ana olmanın yanında çetelerin yanında, cesaretli, çalışkan, Gözü kara vatanperver gibi özellikleri üzerinde taşıyan kahraman Efe Çete Ayşedir.

Efe Çete Ayşe, ilk kez Kuvay-i Milliye tarihinde efe elbisesi giymiş, ilk kez “Efe” unvanını almış mücahit bir kadındır. 

 Çete Emir Ayşe,1894 yılında İmamköy’de doğmuş, 1910 yılında Kayacık köyünden Mustafa ile evlenmiş bu evliliğinden iki kızı olmuştur. Eşi I. Dünya Savaşı sırasında şehit olmuştur. Eşinin şehit olması üzerine İmamköy’e yerleşmiştir.

   Çete Emir Ayşe, Yunanlıların İzmir’i işgal ettiği 15 Mayıs 1919’da henüz 23 yaşındadır. Eşi I. Dünya Savaşı sırasında yaralanmış ve Ankara Hastanesinde şehit olmuş iki çocuklu bir dul bir kadındı. Yunanlıların Aydını da işgal etmeleri üzerine gelin olurken kendine takılan altını Aydında satarak onun parasıyla bir mavzer alarak İmamköy’e geri döner. Ayşe Efe Konuyu şöyle aktarır. “Yunan Aydına geldiğinde İmamköyü’nde idim. Yunan Aydına gelmezden altın paramı boynumdan atıp martini aldım ben. On beş gün evvel düşman Nazilli’ye geçti. Bu tarafa geçer iken yakmağa başladı.. Dayanamadım, köylü,

“Büyük adamlar silahı olanlar alsın çıksın dedi. Aldım Martiniyi çıktım.»

Aydın’ın Yunanlılar tarafından işgali üzerine silahını alıp, çocuklarını da komşusuna emanet eden Emire Ayşe dağa çıkar. Burada Halil İbrahim Efe ve  Sancaktarın Ali Efenin çetesine katılır . Çiftlikli Kübra ve Ayşe Çavuş da Yunan işgaline karşı direnmek için dağa çıkmıştır.

Ayşe Efe Bu Olayı bu şekilde aktarmaktadır.

“Andon Ağanın çiftliğine geldik. Yunanlılara Kepezde bastık. Orada harp olur iken biz Kepezden saptık. İçimizde bir ihtiyat zabiti vardı?. Şehit verdik.. Daha ertesi günü Nazilli’den Takazan Mehmet Efe geldi. Onlardan Zindan Deresinin Oradan bastık. Üç gün oradan bastık.. Aydının aşağı başından çıktık.” dedi. Ayşe Efe kendisine verilen ceket, pantolon ve postalı giyerek tarihte « Aydın Muharebeleri « diye anılan savaşa katılır. 28 Haziran 1919’da başlayıp 30 Haziran 1919’da sona eren ve Aydının birinci kez Yunan işgalinden kurtarıldığı savaştan sonra Aydın 3 Temmuz 1919’da tekrar işgal edilir ve işgal 07 Eylül 1922 ye kadar sürer. “Yunan Bir Daha Aydın’a geldi. Kaçtım. Koçarlı tarafına geldim. Yörük Alinin maiyetine. Onun ilende Üçyola gittim. iki gün orada çakmak çaldım. Ondan sonra «Eğri kavakda» izinli geldim. Bitti. Dalmadayım şimdi. Efem gitme yetişir gari dedi”

Ayşe Efe’nin Kuvva-yı Millîyeyse nasıl katıldığını  elinde silah kaçan birinin elinden silahını  almasının ardından bir de dürbün bulmuş, savaşa katılmış, savaşta yaralanma tehlikesi geçirmiş , fakat çocuklarını komşusuna emanet eden bu kahraman Türk Kadını yine yılmamış, korkmamıştır.

Aydın’ın Yunan işgalinden Kurtulmasının ardından İmamköy’e dönen Ayşe Efe Yunanlıların tekrar Aydını işgal etmeleri üzerine çocuklarını da alarak Çakmar’a gider. Daha sonra Yörük Ali Efeyi bulur. Yörük Ali  Efe ile Mende güme baskınına katılır. Teğmen Zekai, Danişmentli İsmail Efe de bu baskına katılmışlardır. Danişmentli İsmail Efe’nin kendisine  geri dönmesini, savaşın erkek için olduğunu söylemesi üzerine ''Ben imam nasihati istemem” demiştir.

Avcı Neferi Ayşe, Birinci Bölümün dördüncü mangasında avcı neferi olan Ayşe Efe Mendegüme Muharebeleri sırasında sıtma nöbetine yakalanmış, köylü kadınlar kendisini götürerek tedavi etmişlerdir. Gökçen Efe köyde istirahat ettiği sırada Ayşe Efeyi ziyaret etmiş, kendisine 25 lira bırakmıştır. Ayşe Efe iyileştikten sonra Eğrikavak’a doğru hareket etmiş, daha sonra Kurban Bayramı nedeniyle Dalama ‘ya gelmiştir.  Bu sırada düzenli orduların kurulmasının ardından Ayşe Efe Yörük Ali Efenin önerisi üzerine tekrar cepheye dönmemiş, silahını Yörük Ali Efeye emanet edip «kahpe alçak birisine değil de bir yiğide devretmesini» istemiştir.

Çete Emir Ayşe, Türkiye Cumhuriyetinin ilanından sonra da köyünde yaşamını  sürdürür.  Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk 1933 yılında Aydın’a geldiğinde, kendi elleriyle Ayşe Efeye Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyasını takar. O, Milli Mücadele’nin İstiklal Madalyası sahibi tek kadın efesidir.

Çete Emir Ayşe Efe,

 “O günlerden iki hatıram kaldı. Biri kadınlığımla verdiğim savaş, öteki de rahmetli Atatürk’ün göğsüme taktığı İstiklal Madalyası’dır” der.

Umurlu, Aydın, Köşkte fiili olarak savaşmış, savaşın sona ermesinin ardından 1967 yılında ölümüne kadar İmamköy’de yaşamıştır. Çete Emir Ayşenin mezarı İmamköyde’dir.

Başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu vatan için canlarını veren tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle, şükranla, özlemle anıyoruz.

İstiklal savaşı sırasında pek çok vatansever bir araya gelip düşmanı topraklarımızdan atabilmek için silaha sarılmıştır. Hiçbir mecburiyet yokken teşkilat kurup savaşan bu kahraman gruplara “Çete”, teşkilatı kuran kişilere de “Çeteci” denmiştir. Çete Ayşe de bu kahramanlardan birisidir. Hem de ilk Çetecilerden, ilk defa Kuva-yı Milliye tarihinde efe elbisesi giymiş, ilk defa “Efe” unvanı almış mücahit bir kadındır. Kastamonu’da Halime Çavuşu, Erzurum’da Kara Fatma (Seher), Adana’da Melek Hanım, Erzurum’da Nene Hatun neyse; dağlarından yağ, ovalarından bal akan, efeler diyarı Aydın İl’inde de Çete Ayşe odur.

 

Umurlu’ya bağlı İmamköy’den bir şehit eşi olan Çete Ayşe, kadınlardan ve genç kızlardan oluşan çetesiyle Anadolu kadınına öncülük etmiş, unutulmaz bir halk kahramanıdır. Gözü pekliği, liderliği ve hitabet yeteneğiyle kısa sürede halkın sevgi ve takdirini kazanır, Milli Mücadele’nin Ege Bölgesi’ndeki en büyük sembollerinden biri haline gelir. Efe Çete Ayşe, ilk kez Kuvay-i Milliye tarihinde efe elbisesi giymiş, ilk kez “Efe” unvanını almış mücahit bir kadındır. 


Alıntı: http://imamkoy.com/index.php/koyumuzun-kadin-kahramani-cete-ayse/



Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışmasını zikretmeye imkân yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını “Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim” diyemez”

    Mustafa Kemal ATATÜRK

🗒️ 🧑🏻‍🎓''Özel okullar adım adım öğrenciyi müşteri olarak görmeye ve turizm hizmeti vermeye başladılar.''

''Özel okullar adım adım öğrenciyi müşteri olarak görmeye ve turizm hizmeti vermeye başladılar. Veli toplantıları tamamen yalan dola...