📚🇹🇷 Türk Dili, Tarihi ve Kültürü 🇹🇷📚
Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
20260217
20260216
🎞️ Dede Korkut Destanlarına ait orijinal yapıtlar neden Vatikan'da sergileniyor
Dede Korkut Destanlarına ait orijinal yapıtlar neden Vatikan'da sergileniyor ?
— ATA KIZI 💙 (@yolundaKemal) February 16, 2026
Hırsızsınız siz diyorum söylüyorum
Hakan Yedican pic.twitter.com/zHiz3DC3de
💐Mustafa Nâfiz Irmak, musikimizin en önemli güfte yazarlarından biri 💐
Mustafa Nâfiz Irmak, musikimizin en önemli güfte yazarlarından biri olarak bilinir. Doğrudur. Bestelenen birkaç yüz güftesi vardır diye tahmin ediyorum. Güfteleri başta Selâhattin Pınar ve Sadettin Kaynak olmak üzere birçok bestekâra ilham vermiştir.
Mustafa Nâfiz Bey, aynı zamanda çok iyi bir bestekârdır da. “Sensiz bu sabah bir acı rüyayla uyandım” mısraıyla başlayan sûzinâk şarkısı onun ilk eseridir.
Alâeddin Hoca onun yalnız ve çok zor bir hayatı olduğunu anlatırdı. Zaten hayatının son senelerini Dârülaceze’ de geçirmiş ve orada vefat etmiştir.
Ajda Pekkan ile birlikte olduğu, hasta yatağındaki bu resim Mustafa Nâfiz Bey muhtemelen en son resmi olmalıdır.
* Resim musikigecmisimiz İnstagram hesabından.
Alıntı: Ahmet Rasim Küçükusta
🎞️🇹🇷Türklerin Orta Asya'dan Anadolu'ya göç ederken ev yapımında ve 🐱kedi seçimindeki ilginç kadim inanışı.
Türklerin Orta Asya'dan Anadolu'ya göç ederken ev yapımında ve kedi seçimindeki ilginç kadim inanışı. pic.twitter.com/2Hp0fkFO89
— Türk Dünyası Kültürü (@Turkicultures) February 16, 2026
📖 Atatürk’ün Cumhuriyet Köyü projesinin modern tasarımı
Atatürk’ün Cumhuriyet Köyü projesinin modern tasarımı. Türkiye’de yaklaşık 5 bin nüfuslu kasabalar kurulmalı ve köy yaşamını modernize edilip nüfus yayılmalı. Doğum oranını artırmanın en etkili yollarından biri olabilir.
🇹🇷Türkiye II. Dünya Savaşına katılsaydı bugün adalar bizim olur muydu? Ne adaları, Türkiye bizim olmazdı. Bir daha elimize geçmezdi.
🇹🇷Türkiye II. Dünya Savaşına katılsaydı bugün adalar bizim olur muydu?
— Türk'e Dair Haber (@gokturk1881kurt) February 16, 2026
Ne adaları, Türkiye bizim olmazdı. Bir daha elimize geçmezdi. pic.twitter.com/DkGAIJiaWo
📖 İstanbul işgal altında olduğu yıllarda Padişah Cuma selamlığına çıktığında Onu İngiliz askerleri koruyor
İstanbul işgal altında olduğu yıllarda Padişah Cuma selamlığına çıktığında Onu İngiliz askerleri koruyor! Neden koruyor?
kimden koruyor ?
“"Ancak nazar-ı dikkatinizi celbederim ki mukaddes halifemiz Efendimiz Hazretleri, Cuma selamlığı için Camiye gittikleri zaman kendilerini muhafaza eden askeri kıtalar İslam askeri değildir. İngiliz askeridir."📖 Ziya Paşa'nın Hürriyet gazetesinde 1869'da kaleme aldığı yazısı
HENÜZ ATATÜRK' ÜN DOĞMASINA 12 SENE VAR
Ziya Paşa'nın Hürriyet gazetesinde 1869'da kaleme aldığı yazısı:"Avrupa'da büyüyen bir çocukla Osmanlı'da büyüyen bir çocuğun eğitim farkını çocuklar arasındaki varoluşsal yahut kültürel bir farka bağlamaz."
"Harekeli Kur'an-ı Kerim'i irkilmeksizin dürüst okur vesselam. Ama diğer milletin çocuğuyla bizimkini yan yana getirdiğimizde bizimki mağlup olur. Çünkü öteki kendi dilinde hem okur hem de yazar. Bizimki sadece okur ama karalama yazar. Öyle fikirlerini kağıt üzerine koyamaz."Ziya Paşa, modern devletin öncelikli görevlerinden birinin devletin kamusal eğitimini geliştirmek ve düzenlemek olduğunun farkındadır. Bu sebeple yazılarında sıklıkla maarifin yaygınlaşmasından devletin bu alana yatırım yapmasından ısrarla bahsetmiştir. Geleneksel eğitimin, medreselerin köklü değişimler geçirmesini, eski usulü bırakıp "tarz-ı cedit" üzere eğitim öğretim yapmalarını isterken, kızların eğitimini de önemsemiş ve bu konunun da asla ihmal edilmemesini istemiştir. Paşa'nın geleneksel eğitime karşı çıkıp, onun yerine Rousseau'nun teklifine benzer bir sistem ve zihniyet önermesi de manidardır. Ziya Paşa, Münif Paşa'dan sonra ilk ciddi pedagojik tercüme hareketine girişmiştir. Yarım bıraktığı J. Jacques Rousseau'nun Emilé tercümesi Batılı eğitim zihniyetinden etkilendiğini göstermektedir. Cemil Meriç'e göre paşanın Emilé ilgisi, "yepyeni bir insan yaratmak istemesinden" (Meriç, 1975: 84) kaynaklanmaktadır. "Beklemeye tahammülü olmayan paşa, yeni bir toplum oluşturmaya çocuktan başlamak" istese de onu bile tamama erdirememiş, Emilé tercümesinin Mecmûa-i Ebüzziyâ sayfalarında unutulup gittiğini belirtmiştir. Paşanın Emilé tercümesi hiçbir zaman yayımlanmamış, ancak önsöz metni farklı biçimlerde ve başlıklarda yayımlanmıştır. 1869 yılında yayımlanan Maârif-i Umûmiye Nizamnamesi'ne tereddütle bakan Ziya Paşa, yeni eğitim hamlesinin başarılı olabilmesi için iki hususa dikkat çekmiştir: Ona göre, 1856 Islahat Fermanı ile azınlık ve yabancılara kendi eğitim kurumlarını anlamlı bir sınırlama olmaksızın açma yetkisi veren düzenleme bir an önce devlet lehine tadil edilmelidir. İkinci olarak daha güçlü bir maarif teşkilat idaresi kurulmalıdır. Kızların eğitimine farklı vesilelerle değinen paşa, yeni ve daha çok sayıda kız okulunun yapılmasını ve onlara uygun eğitim materyallerinin hazırlanmasını istemiştir. Hükümetin eğitim reformunda güçlü, iradeli ve sürdürülebilir yenilikler peşinde olmasını teklif etmiştir.
- Apaydın, Mustafa. “Ziya Paşa’nın Emil Tercümesinin Önsözü”. Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. 7/7 (2013), s.141-164.
- Bilgegil, M. Kaya. Ziyâ Paşa Üzerine Bir Araştırma-1. Erzurum 1970.
- Mardin, Şerif. Yeni Osmanlı Düşüncesinin Doğuşu. İstanbul 1998.
- Meriç, Cemil. Bu Ülke. İstanbul 1975.
- Osmanlı Eğitim Mirası: Klasik Dönem ve Modernleşme Süreci Üzerine Makaleler. haz. M. Gündüz. Ankara 2013.
- Sungu, İhsan. “Ziya Paşa’nın Emile Tercümesi”. Tercüme. 1/1, 19 Mayıs 1940, s. 62-78.
- Tanpınar, Ahmet Hamdi. 19 uncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi. İstanbul 2001.
- [Ziya Paşa]. “Maarife ait bend-i mahsustur”. Tercümân-ı Ahvâl. 2 Zilkade 1277, nr. 34, s.1-2.
- Ziya Paşa, Çocukluk Hatıraları ve Terbiye Yazıları. haz. M. Gündüz. İstanbul 2024.
- a.mlf. “Devlet-i Âliye’ye Ba‘sü Tenzil Olan Ma‘ârifin Esbâb-ı Tedennisi”. Hürriyet. nr. 6, 14 Rebîülevvel 1285, s. 1-3.
- a.mlf. “Hüdâ Kadirdir Eyler Seng-i Harâdan Güher Peydâ”. Hürriyet. nr. 54, 25 Rebîülevvel 1286, s. 2-6.
🎞️Kam davulu, eski Türk inancında kutsal bir araçtı; sadece müzik için kullanılmazdı.
Kam davulu, eski Türk inancında kutsal bir araçtı; sadece müzik için kullanılmazdı.
— Arkeoloji ve TÜRK Tarihi (@ArkeolojiveTurk) February 16, 2026
Üzerindeki semboller evreni temsil eder, yuvarlak formu kozmik düzeni simgelerdi.
Kısacası kam davulu; ritimden öte, gök ile yer arasında kurulan manevi bir köprüydü.
Bu topraklarda hafıza… pic.twitter.com/iKMkrZ6ErZ
Kam davulu, eski Türk inancında kutsal bir araçtı; sadece müzik için kullanılmazdı.
Üzerindeki semboller evreni temsil eder, yuvarlak formu kozmik düzeni simgelerdi.
Kısacası kam davulu; ritimden öte, gök ile yer arasında kurulan manevi bir köprüydü.
Bu topraklarda hafıza silinmez.
Kök unutulmaz.🇹🇷
📰 TEKNOLOJİ: Türk gençleri "İnsansız Yangın Tespit ve İlk Müdahale Sistemi"
Muğla'nın Bodrum ilçesinde Anadolu lisesi mezunu 3 genç, orman yangınlarına karşı geliştirdikleri "İnsansız Yangın Tespit ve İlk Müdahale Sistemi" ile 171 ülkeden 7 bin 761 proje arasından birincisi olarak 150 bin dolar hibe kazandı.
Bodrum Anadolu Lisesi mezunu üç genç, orman yangınlarına karşı geliştirdikleri "İnsansız Yangın Tespit ve İlk Müdahale Sistemi" (IYTIMS) ile BAE'de ödül kazanmanın sevincini yaşadı.
Muğla'da lise mezunu üç gencin geliştirdiği ve yapay zeka destekli dronlardan oluşan yangın tespit sistemi, Birleşik Arap Emirlikleri'nde düzenlenen yarışmada ödüle layık görüldü.
Bodrumlu gençlerden orman yangınlarına “yapay zekalı” kalkan: IYTIMS ödül getirdi
Bodrum Anadolu Lisesi'nden geçen yıl mezun olan Baturhan Öztürk, Hüseyin İçek ve Onur Muhammet Arslan, bölgede yaşanan büyük orman yangınlarından çok etkilenerek teknolojik bir çözüm üretmek için lisede eğitim gördükleri dönemde bir araya geldi.
YANGINLARA BÜYÜMEDEN MÜDAHALE ETMEYİ HEDEFLİYORLAR
Gençler, dron teknolojisini yapay zeka ile entegre ederek yangınlara büyümeden müdahale etmeyi hedefleyen IYTIMS adı altında bir sistem geliştirdi.
Bodrumlu gençlerden orman yangınlarına “yapay zekalı” kalkan: IYTIMS ödül getirdi
Tarama dronlarının sahip oldukları sensörler ve yapay zeka algoritmasıyla sahayı sürekli denetleyerek olası bir yangın riskini saniyeler içinde analiz etmesi, ısı veya duman tespiti yapıldığı anda koordinat bilgilerini müdahale dronlarına aktarması, müdahale dronlarının bor madenini kullanarak geliştirilecek "BORTEX" adı verilen özel yangın söndürme toplarını alevlerin merkezine bırakması prensibine dayanan sistem, enerji ihtiyacını üzerindeki güneş panellerinden karşılayarak tamamen sürdürülebilir bir model üzerine kuruldu.
Projenin mimarlarından Baturhan Öztürk, mezun olmadan çalışmalarına başladıkları IYTIMS projesiyle 13 Ocak'ta Birleşik Arap Emirlikleri'nde Sürdürülebilirlik Haftası kapsamında gerçekleştirilen ödül seremonisine katıldıklarını söyledi.
Etkinliğe 171 ülkeden 7 bin 761 projenin başvurduğunu, 33 finalist seçildiğini belirten Öztürk, "Projemiz 33 finalist arasına kalarak 'Global High School' kategorisinde Avrupa ve Orta Asya bölge birincisi seçildi. Bu başarı sayesinde sistemimizi hayata geçirmek için 150 bin dolar tutarında hibe desteği kazandık. Ülkemizi Abu Dabi'de temsil ettik. Bizim için tarif edilemez bir duygu. Çok emek verdik. Hibe kazandığımız için çok gururluyuz. Bu proje için kulüp kuracağız. Onun için çok daha heyecanlıyız." dedi.
Proje ekibinden Hüseyin İçek ise çalışmalarına 2025 yılından bu yana aralıksız devam ettiklerini söyledi.
TEKNOFEST'in kendileri için en büyük motivasyon kaynağı olduğunu söyleyen İçek,
"Yıllardır TEKNOFEST'i takip ederek bu teknolojilere merak saldık."
ifadesini kullandı. Onur Muhammet Arslan da gece gündüz demeden çalıştıkları projenin karşılığını almalarının kendilerini çok mutlu ettiğini dile getirdi.
Bodrum Anadolu Lisesi Müdürü Berrin İpek de öğrencilerinin başarısıyla gurur duyduklarını söyledi.
Çocuklara inandıklarını ve gerçekten de başardıklarını kaydeden İpek,
"Okul olarak çok sevindik. Biz okul olarak ulusal ve uluslararası tüm projelere katılmaya çalışıyoruz. Buradaki başarının en büyük etkeni bence çocuklarımız çünkü onların kararlılığı sayesinde bu başarıya imza attık."
ifadelerini kullandı.
Alıntı: Türkiye Gazetesi
20260215
🎞️ ANADOLU İNSANI: İstanbul'da yaşayan bir vatandaş, her yıl kış aylarında Diyarbakır'daki bir köye sokak hayvanlarını beslemek için gidiyor.
stanbul'da yaşayan bir vatandaş, her yıl kış aylarında nüfusu 10'a düşen Diyarbakır'daki bir köye sokak hayvanlarını beslemek için gidiyor. pic.twitter.com/g9ENDr2eVm
— Telgraft (@telqraft) February 15, 2026
20260214
📖 TARİHİ YERLER: Sarıkaya, Türkiye'deki Bazilika Therma - bir Roma hamamı
Sarıkaya, Türkiye'deki Bazilika Therma, antik çağlardan beri sürekli olarak sıcak suyla akan 2. yüzyıldan kalma bir Roma hamamı.
Alıntı: LeoDaVinciWave @LeoDaVinciWave
📖 TÜRK TARİHİ: Babür Türk Medeniyeti’nin 500. yıl dönümü
Bugün, Babür Türk Medeniyeti’nin 500. yıl dönümünü anarken, aynı zamanda onun kurucusu Babür Şah’ın doğum gününü de kutluyoruz. Babür, hem yüreğinde hem kaleminde Türk mirasını taşımış ve Türk kimliğini gururla vurgulamıştır. Babürnâme’de de ifade ettiği üzere, burada inşa ettiği medeniyet kardeşliğimizin köklü bir parçasıdır. Onun mirası, Türk dünyası ile Pakistan arasındaki ortak tarihte yaşamaya devam etmektedir. Bu bağ, bugün de bizlere ilham vermeyi sürdürmektedir.
Alıntı: Türkiye in Pakistan @TC_IslamabadBE
20260213
🎞️ TÜRK EDEBİYATI: 🗣️Cemal Süreya hakkında bilinmeyenler....
Perinçek arkadaşı Cemal Süreya’yı anlattı: Yatağı yorganı Aydınlık’a serili
En başta kolkukta oturan Lebibe Perinçek, yerde oturan Doğu Perinçek ve Cemal Süreya (1986)
"Tanrı binbirinci gece şairi yarattı,Bin ikinci gece Cemal'i,Bin üçüncü gece şiir okudu Tanrı,Başa döndü sonra,Kadını yeniden yarattı.Cemal: Atlas Okyanusu'nda Fırat'ın salı
Zap suyunda Alp Çiçeği"
📖✍️ TÜRK EDEBİYATI: Cemal Süreya ve Eskişehir
CEMAL SÜREYA VE ESKİŞEHİR
Bazı kaynaklarda ünlü şairin 1954 yılında stajyer olarak gittiği Eskişehir Vergi Dairesi’nde tanıştığı bir kadına karşı duyduğu sevgiyi anlatmak için Üvercinka'yı yazdığı söyleniyor.
Hürriyet'te yer alan bir köşe yazısına göre ise, Cemal Süreya 1954 yılında Ankara’da Mülkiye’yi bitirdikten sonra, okulun son sınıfındayken evlendiği Seniha Hanım’la Eskişehir’e yerleşmiş ve vergi dairesinde memur olarak işe başlamış. Ancak çalıştığı yerde liseyi yeni bitirmiş, üniversite sınavlarına hazırlanan genç bir kız görmüş. Süreya'nın gönlü ferman dinlememiş ve kıza aşık olmuş. Derdini kimseye anlatamadığı için ise, şiirlere sığınmış. Böylece kıza Güvercin Kanadı ismini vermiş ve kelime uyumu ile de Üvercinka'ya çevirmiştir.
CEMAL SÜREYA’NIN ESKIŞEHIR’DE YAŞADIĞI EV MÜZE OLDU
Cemal Süreya’nın bir dönem Eskişehir’de yaşadığı evin etrafına biyografisini, şiirini ve fotoğraflarını asan Odunpazarı Belediyesi, ünlü şairin adını Vişnelik Mahallesi’nde yaşadığı bu evde yaşatıyor.
Şair Cemal Süreya’nın İstanbul’a gitmeden önce kaldığı ev için, ailesinden ve içinde yasayan kişilerden izin alınarak özel bir çalışma yapıldı. Süreya’nın 1954’te Eskişehir Vergi Dairesinde stajyer olarak göreve başladığı ve Vişnelik Mahallesi Zambak Sokak No: 7’de yaşadığı evin girişine Eskişehir Şiiri asıldı.
https://www.eskisehirhaber.com/cemal-sureyanin...
https://www.eskisehir.net/hikayesi-eskisehire...
Şiir için kaynak: https://kirmizikediyayinevi.com/16531-2/
📖 TÜRK EDEBİYATI: Yazar ve şair METİN CELÂL'in anılarından"Can Yücel Sobanın Başında Paltoyla Niye Oturuyordu?"
1961 doğumlu yazar ve şair METİN CELÂL'in anılarından ("Hep Yaşadığımı Hatırlatıyorum Kendime", Çolpan Kitap, 2025) bir bölüm: "Can Yücel Sobanın Başında Paltoyla Niye Oturuyordu?"
Can Yücel seksenli yılların başından beri tanıdığımız, bize her zaman destek veren bir ustamızdı. "Sonbahar"ın birçok sayısında şiirleri yer almış, Korsan Yayın'dan da "Gece Vardiyası" kitabı çıkmıştı. Mart-Nisan 1996 tarihli 34. sayı için "Can Yücel Özel Bölümü" hazırlamaya karar vermiştik. Özel bölümde Orhan Kâhyaoğlu, Yücel Kayıran, Mehmet Yalçın ve Hasan Bülent Kahraman'ın yazıları, Can Yücel'den şiirler ve bir söyleşi yer alacaktı.
Can Yücel Kuzguncuk'ta oturuyordu. Söyleşiyi yapmak üzere bizi evine davet etmiş. Şubat ayında soğuk bir gün yayın kurulu olarak misafiri olup toplu söyleşi yapacağız, şiirlerini alacağız. Yayın kurulunda Necmiye Alpay, Orhan Kâhyaoğlu, Evren Erem ve ben varım.
Can Yücel telefonda Orhan'a vereceği şiirlerden birini okumuş. Orhan bize, "Çok güzel bir şiir yayımlayacağız" diye heyecanla anlatıyor. O şiiri ve Can Baba bize vermek üzere başka şiirler de hazırladıysa onları da alacağız.
Puslu bir İstanbul havasında Can Yücel'in evine gittiğimizi anımsıyorum. Kapıyı kendi açıyor. Bize hemen girişte, holde yer gösteriyor. Hol oldukça loş, ortada bir soba var, Can Baba'nın üzerinde de meşhur kalın paltosu. Tabii "Neden paltolusun abi?" diye soramadık ama kısa bir süre sonra sobanın yanmadığını anladık.
Biz bir yerlere ilişirken üst kattan elinde boş bir file ile Güler Abla indi. Can Baba'nın eşi Güler Yücel hemen hepimizi tanırdı, bizi görmekten, konuk etmekten memnun olurdu. Evlerine çekinmeden gönül rahatlığıyla giderdik. Can Baba söyleşi için eve davet edince de kalabalık ederiz diye düşünmeden gitmiştik.
Güler Abla mahallenin pazarı olduğunu, alışveriş edip geleceğini söyleyip çıkarken "Can Abiniz içkiyi bıraktı. Evde hiç içki yok. Sakın almayı teklif etmeyin. Aman içki içmesin. Sağlığı yine iyi değil" diye bizi uyarmıştı. 1980'de Can Yücel'le tanıştığımdan beri Güler Abla'nın bu uyarılarına alışkındım. Tabii, içki içmeyiz, dedik ama içki içirmeme konusunda güvence vermemiz mümkün değildi. Koca adamı nasıl önleyelim. Zaten hiçbir zaman da önleyememiştik.
Güler Abla bize bu uyarıları yaparken Can Baba sigarasını içerek ses çıkarmadan dinliyordu.
Güler Abla pazara gitti. O sırada biz de üşümeye başlamışız. Birimiz çay yapmayı, diğerimiz sobayı yakmayı teklif etti.
Can Baba çay yapılmasına itiraz etmedi ama sobayı yakmak için hamle edince durun der gibi bir el hareketi yaptı ve sobanın kapağını açtı. Ben herhalde sobanın içi külle dolu onu işaret ediyor diye düşündüm. O zamanlar evim sobalı olduğu için bu işlerde deneyimliyim, küller için kovayı almaya hamle ettim.
Bu sırada Can Baba sobanın içinden bir şişe şarap çıkarmıştı bile. Meğerse Güler Abla'dan gizli aldığı şarapları sobanın içine saklamış.
Biz çaylarımız o şarabını içerken söyleşiye başladık. Sohbete çok dalmış anlaşılan ki Can Baba kapının açıldığını ve Güler Abla'nın geldiğini fark edememiş ve elindeki şişeyi sobaya zulalayamadan yakalanmıştı.
Güler Abla haklı olarak hem Can Baba'ya hem de onun içmesini önlemedik, hatta gidip içki aldık zannederek bize söylenmeye başlamıştı. Sanırım şişeleri sobaya sakladığını bilmediği için birimizin bakkala gidip şarap aldığını düşünmüştü.
Nahoş bir durum. Söyleşiyi yarım bırakıp kalksak mı, devam mı etsek bilemiyoruz. O sırada kapı açıldı. Tuncel Kurtiz yanında genç bir kadın arkadaşı ile içeri girdi ve daha adımını atar atmaz tiradına başladı:
"Duyduk ki Mustafa huruç eylemişAydın elinde Karaburun'daBedreddin kelamın söylemişKöylünün huzurunda..."
O sıralarda sahnelediği "Şeyh Bedreddin Destanı"ndan dizeler okumakla kalmıyor bir de sahnedeymiş gibi dansla karışık voltalar atıyordu.
Anında hava değişti. Güler Abla sitemlerini unuttu. Can Baba sobadaki zuladan şarap şişelerini çıkardı, herkese ikram etti. Sohbet de tatlandı. Tuncel Kurtiz birlikte yaşadıkları hoş anıları anlatıyor, Can Baba onu tamamlıyor. Herkes keyifle gülümsüyor.. Biz de bu hoş havadan yararlanıp gitmek için izin istedik.
Alıntı
* Burçağ Kesim, Sombahar Dergisi üzerine bir inceleme, Yüksek Lisans Tezi, Mersin Üniversitesi. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı, 2021.
edebiyathaber.net (22 Şubat 2023)
https://www.edebiyathaber.net/can-yucel-sobanin-basinda-paltoyla-niye-oturuyordu-metin-celal/
Yorumlar:
Engin Turgut
Sombahar dergisinde pek bilinmese de benim emeğim vardır. Başından beri o oluşumun içindeydim. Ferdi Arutan'ın en az 35 yıllık dostuyum ve hâlâ görüşürüz. Can baba ve Güler ablanın ruhları şad olsun. Oğlumun adının Alican olmasına vesile olan Güler abladır. Güzel bir yazıydı. Sonbahar dergisinin bürosunda çok oturmuşluğum dergi ve kitap taşımışlığım vardır. Hatta dergideki benimle olan özel sayı söyleşisini Metin Celal yapmıştır. Bu derginin kuruluşunun ilk nüveleri, temelleri Akmar pasajı Poem K. Celâl Gözütok'un işlettiği sahaf dükkanında atılmıştır. Çok anılarımız vardır. Metin Celal bir dönem Almanya'da bulunduğundan bilmeyebilir. Yazı şahaneydi. Keyifle okudum. Teşekkür ediyorum...
📰 YEŞİL VATAN: 🇹🇷🌳🌲🗺️ Türkiye’de korunan alan sayısı 692’ye yükseldi
🇹🇷 Türkiye’de korunan alan sayısı 692’ye yükseldi
— Anadolu Ajansı (@anadoluajansi) February 13, 2026
🌳 Tabiat parkı: 275
💧 Sulak alan: 138
🪨 Tabiat anıtı: 112
🦌 Yaban hayatı geliştirme sahası: 85
🏞️ Milli park: 50
🌿 Tabiat koruma alanı: 32https://t.co/IvG56laBvY pic.twitter.com/sAwQEMofYu
🇹🇷 Türkiye’de korunan alan sayısı 692’ye yükseldi
🌳 Tabiat parkı: 275
💧 Sulak alan: 138
🪨 Tabiat anıtı: 112
🦌 Yaban hayatı geliştirme sahası: 85
🏞️ Milli park: 50
🌿 Tabiat koruma alanı: 32
🎞️ TÜRK ELSANATLARI: 2400 Yaşında Dünyanın en eski Türk Halısı; "Pazırık Halısı".
2400 Yaşında Dünyanın en eski Türk Halısı; "Pazırık Halısı". pic.twitter.com/WAwhTa3Ajp
— Türk Dünyası Kültürü (@Turkicultures) February 13, 2026
20260212
20260211
📖 TÜRK TARİHİ: Bizans Elçisi Zemarkos, İstemi Han’ın karşısına çıktığında Kağan’ın gözünden yaş akar.
Bizans Elçisi Zemarkos, İstemi Han’ın karşısına çıktığında Kağan’ın gözünden yaş akar. Sebebini sorunca, İstemi Kağan'ın cevabı:
“Atalarımızdan işittik ki Garp elçileri geldiği zaman bu bizim için artık yeryüzünü fetih ve istila edeceğimize delalet eder.”
Alıntı: Kaynak Tarih @kaynaktarih
Hace Nizamülmülk @teskilatiesas
Bizanslılar da Türklerin soyunu hep Perslere dayandırır bunların sebebi de Doğu'dan gelecek tehlikenin kıyamet alameti sayılmasıydı.
🎞️🇰🇷Güney Koreli bir 🚕taksi şoförü
A South Korean taxi driver refused payment from Turkish passengers en route to a Korean War memorial.
— Turkish Archives (@TurkishArc) February 10, 2026
“Are you Turkish? Visiting your grandfathers? We will never forget the brave Turks.” pic.twitter.com/wqGr12KeUO
Güney Koreli bir taksi şoförü, Kore Savaşı anıtına giderken Türk yolcuların ödemelerini reddetti.
"Türk müsün? Büyükbabalarını mı ziyaret ediyorsun? Cesur Türkleri asla unutmayacağız.”
-
Bu yazımızda Milli Edebiyat Dönemi'nin en önemli şairlerinden biri olan Mehmet Emin Yurdakul'un "Cenge Giderken" şii...
-
Ülkemiz yer şekilleri bakımından oldukça farklı özelliklere sahiptir. Yer şekillerindeki farklılık iklimlerin bölgelere göre değişiklik...
-
Kendilerini "trakya'nın yerlileri" olarak kabul eden, 1300'lü yıllardaki ilk osmanlı fetihleriyle birlikte trakya'ya ...