Blog Listem

20260911

📖 Yunan İşgali ve Yunan Ordusu'nun Anadolu'da işlediği v a h ş e t le r

Bizim Bakanlığımızın arşivlerinden yayımladığımız belgeler ve fotoğraflar, 1919-1922 yılları arasında Yunan Ordusu'nun Anadolu'da işlediği vahşetleri bir kez daha gözler önüne sermektedir

Anadolu'yu işgal ve sonraki geri çekilme süreçlerinde, Yunan kuvvetleri sistematik bir yok etme politikasını izlemişlerdir—bu gerçek, Lozan Barış Antlaşması'nda ve çeşitli uluslararası raporlarda da kabul edilmiştir.

Şimdi paylaştığımız kayıtlar, Bursa yakınlarındaki bir köyde Türk sivil halkına karşı gerçekleştirilen bir katliamın ürkütücü bir örneğini oluşturmaktadır.




*Alıntı: Turkish MFA @MFATurkiye


Batı Anadolu'da, çocuklar, kadınlar ve yaşlılar dahil 640.000 Türk, Yunanlılar tarafından katledildi.

1,5 milyon Türk yerinden edildi.

Kaçarken, Yunanlılar ayrıca birçok Türk şehrini ateşe verdi.


Yunanistanlı yazar Dr. George Nakratzas,
"Yunanistanlı olarak asıl biz Türkler´e soykırım yaptık.
Dünyada bir katliamdan söz edilecekse, Yunanlılar´ın katliamlarına bakmak gerek."

************ 


 Tarihçi Justin McCarthy'ye göre, 1914 ile 1922 yılları arasında Yunanlılar, Rumlar ve Ermeniler tarafından öldürülen Anadolu'daki Türklerin sayısı



🎞️ *** Prof. Dr. Justin McCharty: 
“Balkanlar’da Türklere olanlar; bugüne dek, insanoğlunun başına gelen en büyük felaketlerdendir ve bunu kimse bilmez."
🎞️ *** 1923 Türkiye - Yunanistan Nüfus Mübadelesi ile Karadeniz bölgesinden Yunanistan'a göç eden Rumların 1919 tanıklıkları..

Uydurma soykırım yalanları yayanlara izletmek lazım. 


15 MAYIS 1919'DA İZMIR'DE YUNANLILAR TARAFINDAN TÜRKLERE YAPILAN K A T L İ AM

15-16 Mayıs'ta Yunanlılar tarafından öldürülen Türk sivillerin sayısının 700 olduğu tahmin ediliyor.

Yunan yaklaşık 640.000 Türkü çoluk çocuk, kadın yaşlı demeden katletti. Kaçarken de bir çok Türk şehrini ateşe verdi. Yunanlar tarafından yakılan Türk şehirleri


🎞️ *** Pontus çeteleri Samsun Bafra'da 150 haneli Çağşur köyüne yaptıkları baskında bir hane bile bırakmadan köyü tamamen yakmışlar ve bütün ahaliyi katletmişlerdi. 

1905 doğumlu Hasan Er katliamı anlatıyor. 

🎞️ 1️⃣Pontus Rum Devleti dedikleri coğrafyada rumlar nüfusun beşte biri kadardırlar. 
 2️⃣Amiral Bristol'ün raporlarına göre Rum çeteleri İzmir'i işgal eden Yunan ordusu gibi gaddarca davranmışlardır.
3️⃣Siz bir alıntı ile Türkler Rumlara soykırım uyguladı diyemezsiniz...
 

*** “PONTUS SOYKIRIMI” İDDİASI
TARİHSEL GERÇEKLERLE UYUŞMUYOR VE SİYASİ BİR PROPAGANDADIR

• 350.000 ölü iddiası, tarihî belgelerle doğrulanmamaktadır.




******
Arkeoloji ve TÜRK Tarihi @ArkeolojiveTurk
Kaynak dil: İngilizce

📰 🎇🇹🇷11 Eylül Bursa’nın Kurtuluşu.🇹🇷 🎆

11 Eylül Bursa’nın Kurtuluşu.🇹🇷 

8 Temmuz 1920’de Yunan işgaline uğrayan Bursa, 2 yıl 2 ay 2 gün esaret altında kaldı. Bu kara haber Ankara’ya ulaşınca TBMM kürsüsüne siyah bir örtü serildi; o örtü, milletin yüreğindeki yaranın simgesi oldu.

Büyük Taarruz’un ardından Türk ordusu hızla ilerledi. 11 Eylül 1922 sabahı Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu Bursa’ya girdi. Yeşil Bursa yeniden al sancağına kavuştu, Meclis’teki siyah örtü kaldırıldı.

O gün yalnızca bir kent değil, bir milletin onuru kurtuldu. Bursa’nın kurtuluşu, bağımsızlık azminin ve fedakârlığın zaferidir. 11 Eylül, her yıl bu şanlı hatırayı yaşatır.

Bursamızın düşman işgalinden kurtuluşunun 104. yıl dönümünü kutluyor; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.

*Alıntı: Serkan Yiğit @fqpe_2


******



11 Eylül 1922 sabahı doğan güneş payitaht, Bursann hürriyetini bütün cihana bir kez daha haykırdı...

Ay yıldızlı Mukaddes Bayrağımız Bursa semalarında ilelebet yerini aldı.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Bursa’yı yeniden hürriyetine kavuşturan kahramanlarımızı; vatan uğruna can veren tüm şehit ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. 

11 Eylül Bursa’nın Kurtuluşu kutlu olsun.🇹🇷




🎞️ 🇰🇿Kazakistan'da açılışı yapılan Mustafa Kemal Atatürk heykeli.

 



Alıntı:  🇹🇷Bilgen Hatun🇰🇿 (@BilgenHanim)

📖 Rum'un İngilizcesi "Greek (Yunan)" değildir. "Rum" bir etnik grup değildir.

 

Rum'un İngilizcesi "Greek (Yunan)" değildir.

"Rum" bir etnik grup değildir. "Rum" dini bir terimdir ve Ortodoks Hristiyanları ifade eder

"Rum" yunanlar, Arvanitler (Arnavutlar), Slavlar, Ulahlar ve Türkler (örneğin, Karaman Türkleri) gibi çeşitli grupları kapsar.

Rum, Yunanca anlamına gelmez.

"Rum" bir etnik köken değildir. "Rum" dini bir terimdir ve Ortodoks Hristiyanları ifade eder.

"Rum", Yunanlılar, Arvanitler (Arnavutlar), Slavlar, Vlaklar ve Türkler (örneğin, Karaman Türkleri) gibi çeşitli grupları kapsıyordu.

****

Not greek. Ionian. Ionians were not greek. Read Herodotus.

****

"HELLENCE" İYON ALFABESİNİN KENDİSİDİR 

Hellen halkları için “ortak yazı”ya dönüşen ve bugün “Hellence” olarak bilinen  harfler de zaten İon alfabesinin kendisidir.

Ve bildiğiniz gibi İyonlar Grek DEĞİLDİR.


Firavun III. Amenophis’in Theben Ölü Tapınağı’nda yabancı halklar arasında İonlar ilk kez, “Iunia A’a/Büyük İonia” olarak geçer.

Büyük İonia, Anadolu’ludur; hem de M.Ö. 14. yüzyılda. Atinalılar sözde sömürge amaçlı olarak Anadolu’ya gelmeden 350 yıl kadar önce.⤵️

İONYALILAR GREK DEĞİLDİR / YUNAN ALDATMACASI ANADOLU VE TÜRK TARİHİ

"Anadolu‟da yaşamış antik milletlerden İyonyalıların Greklerle bağlantıları yoktur ve tarih boyunca olmamıştır.  Bir başka deyişle İyonyalılar Grek olarak nitelendirilemezler. 


İyonyalılar, Anadolu‟nun Batısında, Ege kıyılarında çoğalan ve gelişme kaydeden bir ırk olmuşlardır. 

Eski Ahitte (İncilde), Nuh peygamberin oğlu Yafes‟in (Japeth) oğulları ve torunlarının soyundan geldikleri bildirilen “İyonyalıların” kimlikleri konusuna açıklık getirilmeden,⤵️


Antik tarih konusunda mesafe kat edilmesine imkân yoktur. İyonyalıların daha sonraları Greklerle birleşmeleri, etnik olarak değil, “dinsel olarak” nitelendirilmelidir.  Unutulmamalıdır ki o devirlerde Ortodoks Kilisesi, farklı etnik grupları birleştirici bir rol oynamıştır."⤵️,

(The Guardian/May 29, 1919, ―The İncalculable Evils Of Partition - By Sir William Mitchell Ramsay, s. 9)

"Oryantalist akademisyenler, Greklerin etnik saflığa sahip olmadıklarını, ayrıca kültürlerinin de zayıf olduğunu, sahip oldukları kültürü kendilerinden önceki çağlarda yaşamış “Doğunun eski kavimlerine” borçlu oldukları gerçeğinin altını uzun yıllar çizmişlerdir... 

Söz konusu bu durumu tarihçi Jacob Fallmerayer‟in ünlü eseriyle ortaya koymuş olduğu ifade edilmiştir. Greklere eski ve bilge bir ced (ata) bulmak gerekmiş ve böylece Doğunun antik medeniyetleri “model” olarak alınmış ve Greklere “adapte” edilmiştir." R. Beaton – David Ricks, 

"Etrüsklerle akrabalık bağları olduğu bilinen Lidya, Bergama ve Karya Krallarının ülkeleri Greklerce ele geçirilmiş, bu bölgeler Helenleştirilmiş ve bu topraklarda yerli dillerin yerini artık Grekçe almıştır. 

Hıristiyanlık Anadolu topraklarında kendini Grek kimliği ile ifade etmiş ve Anadolu halkları Greklerce asimile edilmişlerdir."  

William M. Ramsay,  The Letters To The Seven Churches, Kessinger Publishing,  Whitefish/Montana, 2004, s. 119, 120, 378

Araştırmalarımız bize göstermiştir ki, Batılılar ―biz ne söylersek, neyi iddia edersek ve bilim diye neyi ortaya koyarsak, ancak onlar doğrudur ve bilimseldir. Bizim iddialarımız kesinlikle sorgulanamaz” düşüncesini ―gelişmemiş ülke aydınlarına, 

yüzyıllardır öylesine telkin etmişlerdir ki, Türkiye deki bilim insanlarının pek çoğu, kendi vatanlarının tarihi ile ilgili bilimsel gerçekleri dahi, ―Batı onaylamıyor – kabul etmiyor, hatta Batılılar bize gülerler… diyerek, görmemezlikten gelmektedir. 

Antik Türk Tarihini toptan reddetmektedirler. Bir başka ifadeyle ―Batı, kendi iddia ve çıkarlarının aleyhine olan tarihi gerçekleri neden onaylasın?” diyerek sorgulama gereği bile duymamaktadırlar. 

Oysa tüm bilim dallarında olduğu gibi, antik tarih kaynaklarını da tarafsız ve önyargısız olarak araştırıp, incelenmesi gerekmektedir. 

Çünkü ―gün ışığına çıkarılan bilimsel bilgi ve bulgular” mevcut antik tarihin Türkler aleyhine saptırıldığını ortaya koymaktadır. 

Batılıların, yüzyıllardır Türkler aleyhine geliştirmiş oldukları düşünce ve tutumları, onların antik tarih yazılımına da fazlasıyla yansımıştır. 

Şöyle ki, ―Türk adının, ya da Türklerle ilişkilendirebilecek adların kullanılmamasına ve bazı durumlarda da bu adların ustaca gizlenmesine özellikle dikkat edilmiştir. Aslında bu yanlı çalışmaları yapanlar açısından bakıldığında, bu davranışları gayet doğaldır, çünkü Türklerin antik tarihini ortaya koymak ve miras haklarını Türklere teslim etmek, Batılıların çıkarlarına ters düşmektedir. 

Diğer yandan Türkleri ilgilendiren tarihi gerçekleri ortaya çıkarmak onların görevi de değildir. 


Kaynak:

Güzide Filiz TUZCU

(ANTİK TÜRK KAVİMLERİNİN TIP İLMİNE KATKILARI)

İstanbul Üniversitesi


****


Bu inanmak ya da inanmamakla ilgili değil. Bu bir gerçek.

Theben Dead Temple of Amenophis'te İyonyalılardan ilk kez "Iunia A'a/Büyük İyonya" olarak bahsedilir.

Büyük İyonya Anadolu'dandır; ve MÖ 1400'de. Atinalılar Anadolu'ya gelmeden yaklaşık 350 yıl önce.

*****

Genetikçiler, bir kişinin ırkını kesin olarak belirleyebilecek bir test tasarlamadılar. Ve bir bakıma bu imkansız. Irk, nasıl tanımladığımız ve tanımlandığımızla ilgilidir; bu bir görünüm meselesinden daha fazlasıdır - bir kültür, tarih, coğrafya ve aile meselesidir.

Genetik ve yüzdelere indirgenemez.



*Alıntı: Arkeoloji ve TÜRK Tarihi @ArkeolojiveTurk

🎞️🇹🇷 Türkiye'deki parklarda 🐈‍⬛''kedileri’’ gören bir turistin sözleri🐈‍⬛🐈‍⬛🐈‍⬛🐈‍⬛

 

🇹🇷Türkiye'deki parklarda 🐈‍⬛“kedileri’’ gören bir turistin sözleri: "Düşünsenize Amerika’da parkta oturuyorsunuz ve üstünüze büyük bir fare yerine kediler geliyor."

🐈‍⬛🐈‍⬛🐈‍⬛🐈‍⬛🐈‍⬛🐈‍⬛

 

🎞️ 🎣🐟Bodrum Balık Pazarından...🐠

 

20260910

📰 🇰🇬Kırgız yazı dilinin ve Kırgız Türkolojisinin kurucularından şair, yazar, eğitimci, devlet adamı Kasım Tınıstanov


Kırgız yazı dilinin ve Kırgız Türkolojisinin kurucularından şair, yazar, eğitimci, devlet adamı  #KasımTınıstanov’un bugün doğum yıldönümü (10 Eylül 1901-1938)… #125yıl

Tınıstanuulu (Tınıstanoğlu); Taşkent’te Kazak Pedagoji Enstitüsü’nde Türkistan’ın /Kazakların Ceditçi şairi #MagjanJumabay’ın talebesi oldu ve ondan ilham alarak bağımsızlık şiirleri yazdı, 1920’li yıllarda Arap alfabesinden Latin alfabesine geçiş sürecinde aktif rol üstlendi, 1926’da Bakü’de gerçekleştirilen Birinci TürkolojiKurultayı’na katıldı, -Kurultay’da Kırgızca için teklif ettiği Latin alfabesi, Türkiye Türkçesinin bugünkü Latin esaslı alfabesine en yakın alfabeydi-Kurultay konuşmalarında o zamanki genç Türkiye Cumhuriyeti’nin bu hususta desteğini talep etti, aynı yıllarda Manas Destanı’nın derlenmesi için çalışmalar başlattı, 1936’da ilk Kırgız profesörü ünvanını kazandı…

Genç Kasım; Alaş Partisi ve Sosyal Turan Partisi üyesi olduğu, Türkçülük ve milliyetçilik fikrini savunduğu gerekçesiyle “halk düşmanı” olarak suçlandı, 1938’de idam edildi, Tınıstanuulu’na 1957’de itibarı iade edildi…

🇰🇬

#TürkDünyasıKültürAtlası Kırgızistan sayfalarında Kasım Tınıstanov’a da yer verildi ve Ata-Beyit’te Kasım’ın kabri ziyaret edildi…

*Alıntı: Hülya Kasapoğlu Çengel @kasapoglucengel





🇬🇷Yunan komutan Sofokles Osman Gazi'nin mezarında “Kalk ey Osman! Kalk da devletini kurtar” demişti...

 🇬🇷Yunan komutan Sofokles bu fotoğrafı çektirmeden önce Osman Gazi’nin mezarını tekmeleyerek 

 “Kalk ey Osman! Kalk da devletini kurtar” demişti.

11 Eylül 1922'de yalnız Bursa değil, ecdadın aziz hatırası da işgalden kurtuldu. 

Mustafa Kemal Atatürk'e sonsuz saygıyla...

📰 🇺🇿 Özbekistan Ğ ekibine katılıyor.


☑️ 🇺🇿 Özbekistan Ğ ekibine katılıyor.

☑️ Latin tabanlı alfabesinde dört harfi değiştiriyor:

G‘ → Ğ

O‘ → Ö

Sh → Ş

Ch → Ç

☑️ Bu, Özbekçe'nin bu dört mektubunu da Türkçe ve Azerice ile paylaşacağı anlamına geliyor. Türkmence ayrıca Ö, Ş ve Ç kullanır.

☑️ Temel olarak, Özbekistan Latin alfabesini çok daha Türkçe gösteriyor.

☑️ Senato, değişiklikleri onaylarken, mevcut belgeler, banknotlar, işaretler ve hükümet sembollerinin derhal değiştirilmesi gerekmeyecek.


*Alıntı: Daily Turkic @DailyTurkic

📖 Türk dilinde lehçelere göre ‘Bulut''nasıl söylenir.?...

 


Türkiye T.:              bulut
Azerbaycan T.:       bulud
Türkmenistan T.:   bulut
Kazan Tatar T.:       bolıt
Başkurt T.:               bolot
Nogay T.:                 bulıt
Balkar T.:                 bulut
Karakalpak T.:        bulıt
Kazakistan T.:         bulut
Kırgızistan T.:         bulut
Özbekistan T.:        bulut
Altay, Teleüt,Şor, 
Sagay ve Kaça T.:   pulut
Halaç T.:                  bulıt
Tuva T.:                   bulut
Yakut T.:                   bılıt
Çuvaş T.:                  pĕlĕt

Sözcük Eski Türkçeden beri kullanılıyor. Orta Türkçede bulıt, Eski Kıpçakçada ise bulut biçimi görülüyor.


#Türkçe

****

UYGUR TÜRKÇESİ-TÜRKİYE TÜRKÇESİ


Uygur Türkçesi:    Bériş
Türkiye Türkçesi: Varma

Uygur Türkçesi: Bezeklenmek
Türkiye Türkçesi: Süslenmek, güzelleşmek

Örnek: Bérişim kérek (Varmam gerek)


******

Türk birliği, dil birliğidir. Dilde, işte, fikirde birlik.

Alıntı: Türkçeye Dönüş @Dilinesahipcik


📖Atebetü'l-Hakâyık'tan alıntılar... Doğruluk üzerine

 


"Doğru ol, doğruluk yap, adın doğru olsun
Herkes seni doğru diye bilsin
Doğruluk giysisini koyup eğrilik
Giysisini giyme, en güzel kıyafet doğruluktur"


"Doğru söz bal gibidir, yalansa soğan
Soğan yiyip acıtma ağzını, bal ye
Yalan söz hastalıktır, doğru söz şifa
Bu söz eskiden söylenmiş bir meseldir''


"Yalan söyleyen erden uzak dur, kaç
Ömrünü doğrulukla geçir
Ağız, dil bezeği doğru sözdür
Doğru söyle sözünü, dilini süsle"

Alıntı: Türkçeye Dönüş @Dilinesahipcik

 

20260909

🎞️ 🇰🇿KAZAKİSTAN: Bu köyün sakinleri dışarıda uyumayı seviyor😱


🇰🇿Kazakistan'daki Kaskasu köyü, nispeten bozulmamış dağ manzaraları ve otlaklarla çevrili bir bölgede yer almaktadır. Bu bölgedeki insanların yaşamları, açık hava etkinliklerinden atların varlığına, manzaranın bir parçası olan nehirlerin ve Tien Shan Dağları'nın manzaralarına kadar çevreleriyle yakından bağlantılıdır.

Sakin atmosfer ve dağ havası, açık havada dinlenmek gibi basit aktiviteleri bile büyüleyici bir deneyim haline getiriyor. Kaskasu, Kazakistan'daki kırsal yaşamın doğal çevresiyle nasıl yakından bağlantılı olduğunu gösteriyor.

🎞️🗣️💬 📖 Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu ODTU, Boğaziçi gibi üniversiteler ve yabancı dille eğitim sorununu işaret ediyor....

 


🎞️🗣️🎙️ Oktay Sinanoğlu'nun Yabancı Dilde Eğitim Hakkındaki Düşüncesi - Ahmet Hakan ile İskele Sancak 

 

 🎞️🗣️💬 Oktay Sinanoğlu - Yabancı Dil Nasıl Öğretilmelidir? 

 

🎞️🗣️💬 Oktay Sinanoğlu'nun Kafa Yapısını Anlamak için Tamamını izlemelisiniz - TRT KonuşUyorum Part 1 


Bu video şu başlıkları içerir:

İngilizler'in ilk hali, YÖK'ün kuruluşu, Doğramacı, Gelişim gösteren Türk Gençlerine Yapılanlar, Türkiye'de eğitimin bitirilmesi, Türklere Dünya'da Bilim adına yapılmış haksızlıklar, İngiliz Asilzade ve Oxford takımı, Türkiye'de Eğitim, Türkçe'nin tahribi ve dahası.

O günkü Türk Dil Kurumu Başkanının da programda konuk olarak pür dikkat izlediği Profesör Doktor Oktay Sinanoğlu'nun Kafa yapısını anlamak için TRT'de yayınlanan "Konuşuyorum" Programından bir kesit sizlerle. 

Oktay Sinanoğlu Kimdir ?
Oktay Sinanoğlu, (d. 25 Şubat 1935, Bari - İtalya) Türk kuramsal kimyacı ve moleküler biyolog.

Babasının (Selçuk Turbil) bir başkonsolos olarak görev yapmış olduğu Bari'de doğdu. 1939 yılında İtalya'da II.Dünya Savaşı'nın başlamasının ardından ailesiyle Türkiye'ye döndü. Oktay Sinanoğlu, sonradan TED Koleji olan Ankara Yenişehir Lisesi'ne 1953 yılında burslu öğrenci olarak girdi ve okulu birincilikle bitirdi. Okulun bursuyla kimya okumak üzere ABD'ye gitti. 1956'da ABD Kaliforniya Üniversitesi Berkeley Kimya Mühendisliği'ni birincilikle bitirdi.

1957'de Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nü sekiz ayda bitirerek yüksek kimya mühendisi oldu. "Alfred Sloan" ödülünü aldı. 1959'da Kaliforniya Üniversitesi Berkeley'de kuramsal kimya doktorasını tamamladı. 1960'ta Yale Üniversitesi'nde öğretim üyesi (asistan profesör) oldu.

1960-61 yıllarında atom ve moleküllerin çok-elektronlu kuramı ile "Doçent" oldu. 1963'te 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandırarak 26 yaşında "tam profesör" unvanını aldı. 20. yüzyılda Yale Üniversitesi'nde bu sanı kazanan en genç öğretim üyesidir[1].

1962 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi mütevelli heyeti yalnız Oktay Sinanoğlu'na mahsus olmak üzere kendisine Danışman Profesör ünvanını verdi. Yale Üniversitesi'nde ikinci bir kürsüye daha profesör olarak atandı. 1973'de Almanya'nın en yüksek "Aleksander von Humboldt Bilim Ödülü"nü ilk kazanan kişi oldu. 1975'de Japonya'nın "Uluslararası Seçkin Bilimci Ödülü"nü kazandı; yine 1975 yılında özel kanunla Oktay Sinanoğlu'na ilk ve tek Türkiye Cumhuriyeti Profesörü ünvanı verildi. 1976'da Japonya'ya Türkiye Cumhuriyeti Özel Elçisi olarak gönderildi. Kendisi Türk-Japon kültür, bilim ve eğitim ilişkilerinin temellerini atmıştır. Amerika Bilim ve Sanat Akademisinin ilk ve tek Türk üyesidir. Meksika hükümeti tarafından yüksek Bilim Ödülü "Elena Moshinsky" ile ödüllendirildi.

Dünyada yeni kurulmaya başlayan moleküler biyoloji dalının ilk profesörlerinden biri oldu. DNA sarmalının çözelti içinde o biçimde nasıl durduğuna açıklama getirdi. Dünyanın pek çok yerinde buluşları ve kuramları ile ilgili konferanslar verdi.

1980'li yıllarda çalışmalarını kimya biliminin basit bir şekilde öğretilmesine yönelik bir kuramsal çerçeve üzerinde yoğunlaştırdı. Ancak 1988'de yayımlanan çalışmaları akademik dünyada ilgi görmedi. 1993'te Yale Üniversitesi'ndeki profesörlük görevlerinden erken sayılabilecek bir yaşta emekliye ayrıldı. Aynı yıl Türkiye'ye dönerek Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü'nde profesörlüğe atandı. 2002 yılında bu görevden de emekliye ayrıldı.

Türkiye'de bulunduğu dönemde çalışmalarını daha çok Türk ulusal kimliği ve Türk diliyle ilgili milliyetçi görüşlerini yaymaya adadı. Eğitim dilinin anadil olması gerektiğini ve yabancı dilin takviyeli olarak öğretilmesinin gerektiğini savunmaktadır. Matematiksel yapısından dolayı Türkçe'n in en iyi bilim dili olduğunu söylemektedir[2]

Yaşamı boyunca Kuantum Mekaniği'ne birçok katkıda bulunmuş bir bilim adamıdır. P.A.M.Dirac'in de üzerinde uğraştığı ancak çözümleyemediği bir problemi, "Kuantum mekaniğinde Hilbert uzayının topolojisi ve içerdiği yüksek simetrileri çözdü.[3]. Böylece Kimya bilimini bu topolojik inceleme ile sağlam bir temele oturttu.

Ünlü sanatçı Esin Afşar'ın ağabeyidir.

🎞️Yabancı dilde bilim eğitimi üzerine. TRT Oktay Haşim Sinanoğlu 

📖 🇹🇷İzmir’in 9 Eylül 1922 tarihinde (Cumartesi) düşman işgalinden kurtuluşunun 104’üncü yıl dönümü 🇹🇷

 


( Tek resim İzmir'in Yunan işgalinden kurtarılmasından  sonra şehre giren Mustafa Kemal Paşa'yı, Karşıyaka'daki "İplikçizade Köşkü'nde" göstermektedir.)

''İzmir’in 9 Eylül 1922 tarihinde (Cumartesi) düşman işgalinden kurtuluşunun 104’üncü yıl dönümü Milletimize kutlu ve mutlu olsun!

Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda galip İtilâf devletleriyle Osmanlı İmparatorluğu arasında 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi imzalandı. Bu ateşkes anlaşması uyarınca emperyalist güçlerin ve onların maşa olarak kullandığı Yunanistan'ın askerî birlikleri Vatanımızı işgal etti.

Yunanistan’ın işgali 15 Mayıs 1919 günü İzmir’e asker çıkarmasıyla başladı. 3 yıl, 3 ay, 24 gün süren işgal, Mareşal Gazi Mustafa Kemal Paşa kumandasındaki Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları’nın 9 Eylül 1922’de İzmir’e girip, Yunan kuvvetlerini denize dökmesiyle son buldu.

İzmir’in kurtuluşu, Vatanımızın Anadolu topraklarının düşman işgalinden tamamen kurtarılmasının simgesidir. Fiilen kurtuluşun gerçekleştiğinin dünyaya ilânıdır.

Kurtuluşu getiren, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın 26 Ağustos’ta başlattığı Büyük Taarruzu 30 Ağustos 1922 günü Dumlupınar’da kesin Zaferle sonuçlandırmasının ertesinde 1 Eylül’de ordularımıza verdiği tarihî “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir” emiridir. 

Bu emiri alan ordularımız Batı’ya doğru kaçmaya başlayan Yunan kuvvetlerini hızlı biçimde takip etmeye başladı. 6 Eylül’de Balıkesir, 7 Eylül’de Aydın, 8 Eylül’de Manisa kurtarıldı. Nihayet Tümgeneral (Ferik) Fahrettin Altay kumandasındaki 5’inci Süvari Kolordumuzun 9 Eylül’de İzmir’e girmesiyle de İzmir kurtarılmış oldu.


Şehre ilk giren öncü birliklerin başında Yüzbaşı Şerafettin Bey bulunuyordu. Şanlı Bayrağımızı ve Alay Sancağını İzmir Hükûmet Konağı’nda göndere çeken kahraman Subay odur. Soyadı Kanunu çıktığında Mustafa Kemal Paşa tarafından kendisine "İzmir" soyadı verilmiştir.

Başkumandan Mareşal Gazi Mustafa Kemâl Paşa İzmir’e yanında Fevzi Çakmak Paşa olduğu halde 10 Eylül’de girdi. İzmir’e bir gün sonra girişinin sebebini Mustafa Kemâl Paşa Büyük Nutuk’ta şöyle ifade ediyor:

“Bizzat bana verilen bir telsiz telgrafta da İzmir'deki İtilâf devletleri konsoloslarına benimle müzakerelerde bulunmak salâhiyetini verdiklerinden, hangi gün ve nerede görüşebileceğim soruluyordu. Buna verdiğim cevapta da 9 Eylül 1922'de Nif’te (İzmir’in doğusunda bir mevki) görüşebileceğimizi bildirmiştim. Hakikaten dediğim günde ben Nif’te bulundum. Fakat görüşme isteyenler orada değildi. Çünkü ordularımız İzmir rıhtımında ilk verdiğim hedefe, Akdeniz'e varmış bulunuyorlardı.”

Vatanımızı kumanda ettiği kahraman ve şanlı ordularımızla düşman işgalinden kurtaran, Milletimizin bağımsızlığını ve egemenliğini sağlayan, çağdaş, modern Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletimizi kuran Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK’ü, dava ve silâh arkadaşlarını, kahraman askerlerimizi, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmet, saygı, sevgi ve minnetle anıyorum. Aziz ruhları şada olsun!''

Alıntı: Tugay ULUÇEVİK @TugayUlucevik  Büyükelçi (E) 




🎞️🏐🗣️💬Filenin Sultanları Nasıl Kazanmaya Devam Ediyor: Cevap Melissa Vargas Değil

 


Türk kadın voleybolu bir gecede harika olmadı; bugün kaldırdığımız kupalardan bazıları aslında 12 yaşından itibaren kazanıldı. Zehra Güneş, 12 yaşında VakıfBank gençlik takımına katıldı, maç deneyimi için 15 yaşında İkinci Lig'e kiralandı ve şu anda aynı takımın kaptanı. Türkiye Voleybol Federasyonu'nun Fabrika Voleybolu gibi projelerle taban büyürken, güçlü kulüp gençlik akademileri yıllardır oyuncu geliştiriyor; Vargas gibi birinci sınıf bir yıldız geldiğinde, sıfırdan bir takım kurmak yerine, zaten işleyen bir sistemin seviyesini yükseltiyorlar. “Filenin Sultanları"nin gerçek başarısı 14 çok iyi oyuncu bulmak değil, tekrar tekrar 14 çok iyi oyuncu üretebilecek bir sistem oluşturmaktır.


🎞️🏐🗣️💬 Melissa Vargas'ın Ağladığı O An... 25-12'den Şampiyonluğa! 🏆🇹🇷

 

Avrupa Voleybol Şampiyonası finalinde Türkiye - İtalya mücadelesinin üçüncü seti 25-12 kaybedildiğinde kenarda büyük bir kırılma yaşandı. Melissa Vargas gözyaşlarını tutamazken, Kaptan Eda Erdem’in sessiz kararlılığı, Zehra Güneş ve Gizem Örge’nin kenetlenmesi parkede rüzgarı tersine çevirdi.

Dördüncü setteki büyük geri dönüş skoru 2-2'ye taşıdı ve karar setinde Filenin Sultanları tarihi bir zafere imza attı. 25-12'lik hezimetten Avrupa şampiyonluğuna ve ailelere sarılarak dökülen gurur gözyaşlarına uzanan o anlar.

🎞️🗣️💬 Turşu SUYUNU içen iki millet: 🇷🇺Ruslar ve 🇹🇷Türkler

 

🎞️ 🗣️💬 🇷🇺Rus ve 🇹🇷Türk adlarında benzer kültürel babaerkil söyleniş: Rus isimlerindeki "-oviç" aslında sizin "-OĞLU"nuz 🤯

 


Alevtine Mihailovna
Alevtina + Mihail +ovna
Alevtina Mihail kızı

🎞️Filenin Sultanları’nın Kaptanı Eda'dan İlham Verici Konuşma! / Avrupa Şampiyonu Milliler İstiklal Marşımızı gururla okudu, rakiplerin yüzü düştü


🇹🇷💗🫂🧿🇹🇷

📖 Kara Fatma’nın Hikâyesi

BİR HİKAYEM VAR..🇹🇷🇹🇷

Her sabah ağır adımlarla İzmir'in pazarına gidiyordu.

Üzerinde yırtık pırtık bir elbise, elinde satmak için götürdüğü öte beri..

Kısa boylu, zayıf, kara gözlü,  yüzü eşarpla kapalı yaşlı kadın, akşam olunca ağır sandıkları yükleyip gözden kayboluyordu.. 

Yunan askerlerinin dikkatini çektiğinde takip edildiğini bilmiyordu. 

Yolunu kestiler, yüklendiği altı sandığı bir tekmede açtılar..


İçi cephane doluydu, şaşırdılar.

Askerlerden biri yüzüne tokat attı, eşarbı savruldu, yüzü açıldı.

Gözlerine inanamadılar.. 

Yaşlı sandıkları kadın 30'lu yaşlarda, çatık kaşlı bir cengaverdi.

Sürükleyerek Yunan birliğine götürdüler. Ondokuz günlük esarette her gün dövdüler.

Dayaktan ölmeye razı oldu ama konuşturamadılar..

Artık gücü tükendiğinde, aralarında 13 yaşında kızının da olduğu kadınlar çetesi kurtardı onu..

Evladının kopan iki parmağını sarıp yine gitti vuruşmaya.

Elinde kırbaç, belinde silah, ayağında çizme..


Gavuru denize döküp, İzmit'e Türk Bayrağın dikip, dört nala koştu bu kez Dumlupınar'a Başkomutanlık Meydan Muhaberesi'ne katıldı..

Ceylan isimli atıyla düşman mevziinde yakalandı bu kez.

Gözleri bağlandı, Yunan ordu komutanı Trikupis'in karşısına çıkarıldı.

Trikupis hayretle bakıp

'Sen !! Kara Fatma..'

Diye üç kez adını tekrarladı.

Evet, Kara Fatma'ydı adı.

Fatma Seher Elden'di. 

İki çocuğunu akrabalarına bırakıp, eşi binbaşı Ahmet Bey ile Balkan Savaşı'a katılmış, 1. Dünya Savaşı'nda eşini Sarıkamış'a gönderip, yanına 10 kadın alarak Kafkas Cephesine gitmişti..

Ahmet bey soğuktan donarak ölen 60 bin şeritten biri olduğunda, kocasını toprağa, acısını içine gömmüştü.

Kuşağına mermileri saklayıp,kara peçesiyle önce Bursa'daki Kuvayi Milliye birliklerine, sonra da Sivas'a Mustafa Kemal'e gitmişti..

Gazi, ona Milis Müfreze Komutanlığı görevi vermişti.

Önce batı cephesinde, sonra İstanbul'da görevlendirildi Kara Fatma.

Birliğindeki 43 kadın ve yüzlerce erkeğe komutanlık yaptı.

Köylere gitti, çete kurdu, 700 askerle İnönü Savaş'larına katıldı..

***

Namını duyduğu Kara Fatma'yı devasa bekleyen Trikupis bu yüzden şaşkındı.

Ufacık bir kadın, nasıl düşmana kök söktürürdü..

'Anadolu'daki Kara Fatma'ların en kuvvetlisi benim.!!' Diye bağırdı Fatma..

Trikupis sinirlendi, başına dört süngülü asker dikip bir odaya kapattı.

Her gün artan şiddetle, yine mütemadiyen dövüldü.

Bir gün..

İki gün..

3 gün..

Dayakla öldürülmeye razı geldi ama konuşmadı..

Nasılsa bugün yarın ölür diye alkolle keyfe dalan Yunan askerleri sızdığında güçlükle doğruldu. 

Birinin silahını alıp Yunan birliğinden kaçtı..


Yine Gazi Mustafa Kemal'e gitti, onca işkenceyi görmemiş gibi dikildi karşısına..

Üsteğmen rütbesiylebirlikte yeni görevini de verdi Ata;

'İZMİR..'

Yunan zulmünden kurtulan Fatma, Yunan işgalindeki İzmir için sürdü atını bu kez dörtnala..

Türk askeri silahsız, ordu dağılmış, her yer düşman, zulüm, işkence..

Metropolit Hrısostomos zafer naraları atıyordu;  👇

'Ne kadar Türk kanı içerseniz o kadar sevaba gireceksiniz !!'

Balıkçılar zincirlenerek diri diri denize atılıyor, askerler kurşuna diziliyor, kadınların ırzına geçiliyor, göğüsleri kesiliyor, bebekler annelerinin gözü önünde süngüye takılıp ateşe veriliyordu..👇

Üç yıllık Yunan esaretine son vermenin zamanı gelmişti..

Atatürk;

'Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri..' 

Demeden kısa süre önce İzmir'e ayak bastı Fatma..

Yüzünde kara peçesi, ardında milis güçleri..

Tarihler 9 Eylül 1922'yi gösterene kadar düşmana aman vermedi.👇

Yunan cephanelerini bastı, düşman askerlerini kaçırdı, kadınları düşmandan kurtardı.

Türk Milletini arkasına alan Mustafa Kemal, Fatma gibi binlerce yiğitle, gavuru denize döktü.

İzmir kurtuldu, bir milletin kaderini değişti..

***

Kara Fatma, emekli maaşını Kızılay'a bağışladı.

İstiklal madalyası çalındı.

Ve... 

Darülacezede sefalet içerisinde öldü..🥹🥹


BİZE BU TOPRAKLARI ARMAĞAN EDEN TÜRK KADINLARINI VE BU VATAN UĞRUNA CAN VEREN TÜM ASKERLERİMİZİ RAHMETLE ANIYORUM..🙏🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Alıntı: Sakaryalı#ANDIMIZ# @beynevit63

20260908

📖 Anadolu Tarihi ve Kürtler


Arkeoloji ve TÜRK Tarihi @ArkeolojiveTurk

İngiliz sömürge aklının halkları masa başında, uydurma Hint Avrupa dil aileleri ve ırk teorileri üzerinden nasıl haritalandırıp manipüle ettiğinin en somut, vizeli ve sterlinli vesikasıdır.

O yüzden uydurma Hint Avrupa dil teorisini her zaman sorgulayın.⬇️

Alıntı


Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı) @Saka_larr

📌 Rus Minorsky'nin Kürtler için tarih yazmak, uydurmak amacıyla ilk Pahlavi rejiminden (İngiliz darbesinin kuklası) 

3 cilt kitap yazması için para aldığına dair bir belge!

Teşekkürler @Elyasrehimlu 

***

Prof Dr Mustafa Aksoy: Kürtolojinin kurucusu kabul edilen, Nikitin ve Minorski'nin "Arap kaynakları, Kürt adının 'göçebe' ile eş anlamlı geldiğine işaret etmektedir" ifadesi ile McDowall'ın "M. S. VII. yy 'Kürt' sözcüğü göçebeleri ifade etmek için kullanılıyordu.

Bu nedenle etnik olmaktan çok sosyo-ekonomik bir anlam taşıyor" ifadesi örtüşür.

Etnografik boy demek geleneksel özgün kültürü olan halk demektir. Yani teşkilatı olmayan millet demektir.

Kürtçü hareketlerin merkezi Çarlık rusyası ve sovyetlerdir. Paris Kürtoloji enstitüsü küçük bir birim olup kültür araştırmaları ön plandadır.

İslam ansiklopesindeki kürt maddesinin yazarı Minorskidir.

İlk kürtoloji sempozyumu 1934'de Erivan da yapılıyor.

İlk kürtçe dersler Petersburg üniveristesinde veriliyor. İlk akademik yayınlar burada yapılıyor.

İlk Kürtçe-Rusça-Almanca sözlük (Kürtçe-Rusça-Almanca Lügat), Auguste Jaba'nın derlemeleri temel alınarak Ferdinand Justi tarafından 8300 kelimelik sözlük hazırlanıyor. Bu sözlükteki kelimelerin kökenin çoğu Farsça, Arapça ve Türkçe.

Çok entresan bu sözlük Türkçe'ye çevrilmemiştir.

Petesburg'un ve İngilizlerin kürt politikası bilinmeden sorun anlaşılamaz.

Prof Dr Mustafa Aksoy

********

Kürtler bir ulus değil, Etnonim değil, Terekeme gibi Etnografik bir boydur. 19. Yüzyılda Çarlık Rusyası'nın Doğu Anadolu'da kürdistan ve ermenistan kurma politikası gereği, Rusların Erzurum konsolosu Jaba tarafından bölgedeki dillerden (Türkçe, Farsça, Arapça ve Ermenice) seçilen kelimeler ile tarihte ilk olarak bir kürtçe sözlük oluşturdu ve daha sonra Rus kürdoloji enstitüsü Minorski ve diğer bir kaç kişi ile birlikte kürtlere etnik bir kimlik yaratarak isyanlara teşvik etti.
Bu yüzden 1806 yılından itibaren Cumhuriyet'e kadar 47 defa bazı kürt aşiretlerinin silahlandırılarak isyan ettirildiği görüyoruz (altta ekli isyanlar).  
Ta ki Lenin sosyalist bir devrim ile gelene kadar...

Lenin ile Nerimanof, klasik bu Rus (Çarlık) politikasını terk edip, Van'a ve Trabzon'a kadar inmiş olup ve batıya ve güneye ilerleyen Rus ordusunu geri çekti, ki; bu hamlesi Kurtuluş Savaşı'nında önünü açtı.
Çarlık Rusyası'nın aksine kürt aşiretlerine silah, para ve siyasi desteği kesti, bu durum aşiretler arasında bölünmeye yol açıp bir kısmı Ankara hükümetini yani Atatürk'ü desteklediler. Atatürk'ün mektuplarına olumlu dönüş yaptılar. Örneğin Diyap Ağa,
______ 
Sakarya Meydan Muharebesi öncesi ise, Lenin ile Nerimanof, Buhara Müslümanlarının topladığı altınlar karşılığında Trabzon ve İnebolu limanına 300 ton top tüfek ve cephane gönderdi. Rus generalleri de gönderdiler.  
Kurtuluş Savaşı'ndan sonra da Türkiye'nin planlı kalkınması için yine Rus uzmanlar ve generaller gönderdiler.  
Bu yardımlara duyulan şükran karşılığı olsa gerek, Taksim Anıtı'nda bazı Rus generaller ve uzmanların (Varaşilov, Firunze ) heykeli dikildi. Bence Ankara'da Lenin ile Nerimanof'un da heykeli dikilmeli.
imdi bunları bilmeden, geçmişte Rus (Çarlık Rusyası) bugün de Vatikan ile Washington'un kürdistan ve batı ermenistan politikasını bilmeden yapılacak her türlü yorum, işbirlikçi malum politikacılar ile etnik bölücülüğü okşar, onların değirmenine su taşır, dikkat edelim.
Saygılarımla arz ederim
Bahtiyar Aydın  

Eski Çağ Tarihi Uzmanı  

********


mavikurt1919 @mavikurt1919


İşte bu nedenle Atatürk 1935 te Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Üniversitesini kurdurmuştur.  Kendisinin Kurduğu Türk Tarih Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumlarınında İleride Akademiye çevrilmesini vasiyet olarak söylemiştir. 

Maalesef Atatürkçülüğün Slogan haline getirilip içinin boşaltilmasi sebebiyle Türkiye 1938 den Atatürk'ün Türk Tarih Kuramlarını  bile eğitim müfredatından kaldırmıştır. 

Bugün ne çekiyorsak 1938 sonrası Atatürkçüyüz deyip Atatürk'ün yaptığı herşeyi yok edenlerin yüzünden çekiyoruz

Tek Yol

**** 

Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı) @Saka_larr

"Bu topraklarda binlerce yıldır Kürtler yaşıyor, Türkler Orta Asya'dan gelen işgalciler, Med Devleti Kürtlerin atasıdır" diyen Kürtçülere okutunuz👇

Kitabın adı; ALEXIAD. 


******

 

Kitabın adı; ALEXIAD.

Alexiad, Anadolu tarihini öğrenmek isteyen her bireyin sahip olup okuması gereken bir kitaptır ve Anadolu tarihi açısından son derece önemli bir eserdir.

Alexiad, Bizans İmparatoru Alexios Komnenos un kızı Anna Komnena tarafından yazılmış, 11 ve 12. Yüzyıllardaki Anadolu Tarihini konu alan bir eserdir.

Lakin, eserde kendilerini Anadolu'nun gerçek sahibi olduklarını zanneden Kürtlerden, Kürt halkından hiç bahsetmez.

Bakınız bu çok önemli bir husus. Zira Alexiad'da Bizanslılardan, Araplardan, Türklerden, Farslardan, Gürcülerden, Ermenilerden bahsedilir.

Hatta Peçenekler, Uzlar, Kumanlar'dan bahsedilir. (yani Türkler ayrıntılı olarak aktarılır). 

Galatlı Keltler'den dahi bahsedilir.

Ama Kürtlerden bahsedilmez

Yoksa Anadolu'da Kürtler yok muydu? Hani 5000 yıllık Kürt Tarihi(!) nerede? Medlerin, Asurluların akrabası ve ardılı(!) olan Kürtler, döneminin en muteber tarihçisi Anna Komnena'nın hiç dikkatini çekmemiş nedense?

Yoksa tarihçi prenses Anna Komnena bir faşist(!) miydi?

Ya da Kürtler zaten Türk ırkının bir kolu muydu?

Bunun başka bir izahı olamaz(!).

-Alıntı: Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı) @Saka_larr

En Çok Okunanlardan...