20260725

🇹🇷🌉Boğaziçi Köprüsü inşaatı 1972 yılı.

 


📰"🇹🇷Türkler orada hatları tutmasaydı, 🇺🇳Birleşmiş Milletler ordusunun tamamı imha edilecekti"



Amerikalı generallerin "Türkler orada hatları tutmasaydı, Birleşmiş Milletler ordusunun tamamı imha edilecekti" diye rapor tuttuğu, Kunuri'de etrafı sarılmasına rağmen süngü hücumuyla çemberi yaran efsanevi Kore Türk Tugayı Komutanı Tümgeneral Tahsin Yazıcı

Umut Güner @umuttgunerr

📰 ''Halil İnalcık bana göre Osmanlı tarihçiliğinin gelmiş geçmiş ve gelecekteki en büyük tarihçisidir''

 

Tarihçilerin kutbu, şeyhülmüverrihin (tarihçilerin şeyhi) diye anılan hocamız rahmetli Halil İnalcık bana göre Osmanlı tarihçiliğinin gelmiş geçmiş ve gelecekteki en büyük tarihçisidir. Cenab-ı Allah, Halil İnalcık hocamıza altı asırlık Osmanlı tarihini en doğru şekilde incelemesi için bir asırlık ömür vermiş, hocamız da bu vazifesini ardında bıraktığı onlarca kitap, yüzlerce makale ile fazlasıyla ifa etmiştir. Bitip tükenmez ilim aşkıyla ömrünün son gününe kadar kalemi elinden bırakmadı. Heyecanını ve hevesini hiç kaybetmedi, Yanına her gittiğimde "Afyoncu bak bunu da buldum" diyerek heyecanla anlatırdı. Dünya tarihinin Osmanlı tarihi olmadan yazılamayacağını ortaya koyan bir tarihçidir. Türkiye ve dünyadaki tarihçiler, şimdiye kadar Halil İnalcık'a bakarak kendilerine istikamet çizdiler ve bundan sonra da çizecekler. Mekanı Cennet olsun

Erhan AFYONCU 
@eafyoncu

***

Türklerin övünülecek bir tarihleri var. 
Tarih bilirseniz ancak o zaman ‘Ne mutlu Türk’üm!’ sözünün bir manası vardır.






🎞️🗣️🎙️ Güney Afrika da Osmanlı izlerini süren 🇹🇷Türk

 

Videonun içeriği

  • Türk öğretim görevlisi Güney Afrika da ki Osmanlı arşivlerini ortaya çıkarttı.
  • Türk öğretim görevlisi Güney Afrika da ki birçok Osmanlı münevverinin mezarını bulup yaptırdı.
  • Güney Afrika’nın ticaret bakanı Osmanlı soyundan gelen bir türktür.
  • Osmanlı devleti Güney Afrikaya nasıl dahil oldu.
  • Güney Afrika da ki Sultan Abdülaziz han in gönderdiği yardımlar ile tamamlanan caminin 
  • Adı Mescid Ül Aziz dir.
  • Osmanlının gönderdiği fıkıh alimi kimdir.
***
''Merhaba! Ben Nursel Tozkoparan.

30 yıllık televizyonculuk deneyimimi bundan böyle kendi adımı taşıyan YouTube kanalımda sizlerle paylaşacağım. Hayata dair merak ettiklerinizi, gündelik yaşamda karşılaştığınız tüm sorunlarınızı bana yazın, ben de konunun uzmanlarıyla hazırlayacağım video ile sizlere ışık tutmaya çalışacağım.''

📚📖 BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI YILLARINDA GÜNEY AFRİKA’DA OSMANLILAR - Halim GENÇOĞLU✍🏻

 

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI YILLARINDA GÜNEY AFRİKA’DA

OSMANLILAR

Osmanlı Devleti’nin Zihinsel Sınırlarına Yolculuk

Halim GENÇOĞLU*


Öz: 

Bu çalışmada bir İngiliz sömürgesi olan Güney Afrika’da Birinci Dünya Savaşı

esnasında mevcut olan Osmanlı ulemasının meydana getirdiği Osmanlı hilafetinin etkisinin,

sömürgeci idari kesim üzerindeki endişesi arşiv belgeleri ışığında ele alınmaktadır. Hilafetin Müslüman ahali üzerindeki etkisi sebebiyle tüm sömürgelerinde fevkalade temkinli hareket eden Britanya İmparatorluğu, Birinci Cihan Harbi’nde İtilaf devletlerinin üç büyük sömürgeci gücünden birisiydi. Osmanlı uleması İslam âlemine hizmet maksadıyla Afrika’nın muhtelif memleketlerinde ilmî faaliyetlerle yerli halkı hizmetleriyle aydınlatmaktaydı. Osmanlı ulemasının faaliyetlerine binaen elimizde, Birinci Cihan Harbi yıllarında Osmanlı hilafet makamının etkisinden hayli endişe duyan Cape Sömürge Hükûmeti ile Britanya İmparatorluğu’nun yazışmalarını içeren onlarca arşiv belgesi mevcuttur. İşte bu çalışmada daha önce ilim âleminin pek üzerinde durmadığı, ilk defa okuyucuya sunulan yeni arşiv malzemesi ışığında Birinci Cihan Harbi yıllarında Osmanlı - Güney Afrika ilişkilerini ele almaya çalışacağız.


Bu deneme de aynı zamanda Güney Afrika’nın ilk Osmanlı Konsolosu Mehmed Remzi Bey’in faaliyetleri ve Birinci Dünya Savaşı yıllarındaki hizmetleri ele alınmaktadır. 1914 yılında Johannesburg’da göreve başlayan Mehmed Remzi Bey kısa sürede birçok resmî faaliyette bulunmuş ve özellikle Müslüman gruplar arasında düzenlenen organizasyonlarda bizzat yer almıştır. Ancak Birinci Dünya Savaşı’nın olumsuz etkileri sebebiyle çalışmalarına devam edemediği gibi Büyük Britanya İmparatorluğu’nun talimatıyla savaş esiri olarak tutuklanmıştır.


Mehmed Remzi Bey’in 1916 yılında hapiste tutukluyken aniden ölümü, Güney Afrika - Osmanlı Devleti arasındaki ilişkilerin sonunu getirmiştir. Tüm bu tarihî meseleler gerek Güney Afrika Devlet Arşivinden elde edilen belgelerle gerekse Osmanlı arşiv kaynakları ışığında ve Mehmed Remzi Bey’in Meksika’da yaşayan torunu Helene Remzi Bey Hanım’ın aile arşiviyle gün ışığına çıkarılmaya çalışılmaktadır.





Alıntı: https://www.acarindex.com/pdfs/524165






📖 2014’de Güney Afrika’ya iki Türk savaş gemisi gelmişti.

 2014’de Güney Afrika’ya iki Türk savaş gemisi gelmişti.

O zamanki askeri ateşemiz Osmanlı devleti tarafından 1866’da Ümit Burnu’ndan geçen Bursa ve İzmir korvetleri için G. Afrika arşivlerinden vesika bakmamı rica etti. Çok önemli belgeler çıktı. Bir de Halil İnalcık hoca ile meşhur bir öğrencisine soruldu. Sadece İnalcık hoca 95 yaşına rağmen bize bir mektup gönderdi.
Bu konuda Afrika arşivlerine bakmamızı önerirken Osmanlı denizcisi Emir Ali Bey'in 1585’de Mombasa kıyılarını Osmanlı hakimiyetine aldığını iletmişti.
Necdet Paşa da bazı belgeler yollamıştı.
Böylece Osmanlı korvetlerini 148 yıl sonra Cape Town’da anmış olduk. Ben de Afrika arşivlerine dayanarak bir makale kaleme almıştım. acarindex.com/askeri-tarih-a

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI YILLARINDA GÜNEY AFRİKA’DA OSMANLILAR

Osmanlı Devleti’nin Zihinsel Sınırlarına Yolculuk - Halim GENÇOĞLU* 


Prof olmak başka, alim olmak ayrı bir şeydir! İnalcık hoca gökkubbede hoş bir seda bıraktı. Rahmetle anıyorum.

Alıntı: Halim Gençoğlu @halimgencoglu






📚📖 Kitap: 'Denizlerin Fethi Çağı - Tevfik Kadan

 

Hepsi ve çok daha fazlası Denizlerin Fethi Çağı'nda...

Tarih, henüz denizlerin fethedildiğini kaydetmemiştir. "Mare Nostrum" bir Roma romantizmi, "Tordesillas Antlaşması" Latin fantezisidir. Günümüze kadar hiçbir devlet geniş egemenlik iddialarını destekleyecek askeri, teknik, ekonomik kabiliyetlere erişememiştir. Nitekim denizler insan yaşamına elverişli değildir. Her yönüyle karanlık, tehlikeli ve öngörülemezdir. Üstelik hepimize yetecek kadar vardır ve değişim değeri görünmemektedir. Öyleyse fethedilemeyen yer; insanlığın müşterek malı sayılmalıdır ve tarih de bu yönde ilerlemiştir...


Fakat yeni bir şey oluyor.

Elinizdeki kitap bir hayale değil; değişen dünyanın, gelişen teknolojinin ve ihtiyaçlar hiyerarşimizin hakikatlerine dayanıyor. Askeri ve hukuki onlarca yeni uygulamayı inceleyip tüm dünya için yeni bir tez ortaya atıyor:

Denizlerin Fethi Çağı resmen başlıyor!


İnsanlığın toprağı ıslahı binlerce yıl sürdü. Karaların paylaşımı için 200 milyon insan öldü. Yeni düzen de benzer bir mücadeleyi gerektirecek. Ancak gelecegi tek başına silah belirlemeyecek. Belki eski düzeni o yıkacak, ama yenisi için eski dünyanın ideologlarına meydan okumamız gerekecek.


Işte elinizdeki kitap, tam olarak bu iddiadır.



👉 Küresel güç mücadelesinin en derin cephesinde neler oluyor? 👉 Atlantik İttifakı çökerken yeni dünya düzeni nasıl kuruluyor? 👉 Hürmüz'ün statüsü, Malakka'nın talebi... 👉 Montrö'nün sonu ve Türk Boğazlarının geleceği... 👉 Gelişen teknoloji ve savaşın değişen karakteri... 👉 Enerji rotaları, kıtalar savaşı ve nükleer paradoks...