20260417

📖İtalya’nın Venedik şehir müzesinde sergilenen Osmanlı Deniz Donanmasına ait Sancak

İtalya’nın Venedik şehir müzesinde sergilenen Osmanlı Deniz Donanmasına ait Sancak. Sancağın üzerinde yazan: 

“Lâ fetâ illâ Ali lâ seyfe illâ Zülfikar” 

Ali'den başka yiğit, Zülfikar'dan başka kılıç yoktur!


Alıntı: Baba İshak @Babaishakk

📖 ''Suyu Arayan Adam'' Şevket Süreyya Aydemir

 


*****


SUYU ARAYAN ADAM: Şevket Süreyya AYDEMİR


📰 Köy Enstitülerinin hatırasına...

HASANOĞLAN KÖY ENSTİTÜSÜ & HASANOĞLAN YÜKSEK KÖY ENSTİTÜSÜ

''Dağ başlarında unutulmuş kızdınız, oğuldunuz.

Yazgısına küs topraklarda birer serçe kuşuydunuz.''

1930'lu yıllar, nüfus 16 milyon. 12 milyon köylerde yaşıyor. 40 bin köy.. 4 bin civarında köyde okul var. 6 bin kadar öğretmen..

Şehirde yetişip öğretmen olanlar köylerde görev yapmayı kabul etmezler...

Çare; Köy Enstitüleri kurmaktı.. Kurdular.

Köy enstitülerinde öncelikle köy çocuklarının, eğitim görecekleri binaların inşaatında

ücretsiz olarak çalışarak kendi okullarını yapmaları esastı.

Öğrencilerin eğitimlerini bitirdikten sonra hizmet verecekleri bölgelere gelişimleri taşıyacak LİDERLER olmaları isteniyordu. OLDULAR DA... Köy enstitülerini bitirip öğretmen olanlar gittikleri köylerde, köy

imecesi ile köyün okulunu da yaptılar.

Köyün çocuklarını, köylüyü eğitip öğreterek

IŞIK OLDULAR.

Alıntı: DENİZ_TOPRAK2 @Baha_Benhan


📖 "Sevgiyi öğreten adam": Cemal Süreya


"Sevgiyi öğreten adam": Cemal Süreya

Cemal Süreya, "Üvercinka", "Göçebe" ve "Türkçe Bilenin İşi Rast Gider" adlı eserlerin de aralarında bulunduğu çok sayıda kitaba imza attı.





📖🗣️Prof. Sven Lagerbring: ''Bizim atalarımız Oden'in yoldaşları Türklerdir.''

 





20260416

📚📖 İsveçli Tarihçi Sven Lagerbring'in Türkçe hakkında yazdığı kitabı

 

''İsveçli Tarihçi Sven Lagerbring'in Türkçe hakkında yazdığı kitabı yeniden derledim. Metni kaynaktan yeniden çevirdim. İçindeki bütün isimleri ve eserleri açıkladım. Kitaba metnin tıpkıbasımlarını ve transkripsiyonunu ekledim. Daha önce dikkate alınmayan bilgileri ortaya çıkardım''

Çağıl Çayır @cagilcayir

******

Profesör Sven Lagerbring kitabı yazdı «İsveççenin Türkçe ile Benzerlikleri» ("İsveççe ve Türkçe dillerinin benzerlikleri"». 

Bu eser 18. yüzyılda yaratılmıştır. 

Lagerbäng kitabında hem İsveçlilerin hem de Türklerin ortak bir tarihsel kökene ve dilsel yakınlığa sahip olduğu tezini öne sürmektedir. Bu görüşünü desteklemek için İsveç masallarına, efsanelerine ve taş yazıtlarına dayanmaktadır. 

Eserin bazı özellikleri:

Kitapta ilk kez, İsveç dilinin tanrı Odin tarafından getirildiği ve Odin’in Tirkiyar (Türk) adı verilen bir grup kabilenin lideri olduğu belgelenmektedir. 

Lagerbäng, İsveççe ve Türkçe dillerini karşılaştırarak kelime dağarcığındaki paralellikleri ortaya koyuyor. 

''Kitap uzun süre bilinmiyordu, ancak daha sonra İsveç kökenli, İslam’ı kabul eden ve Türk diplomat olan bir kişinin çabalarıyla keşfedildi ve kamuoyuna sunuldu''

— Ali Nuri Dimeç. 

Kitabın Türkçe çevirisi Abdullah Gürgin tarafından yapılmıştır. Yayın, 2008 yılında Kaynak Yayınları tarafından yayımlandı. 



📰✍🏻 "Hiç Büyüme Çocuk''- Ergun Hiçyılmaz

1950 yılının sonbaharında İstanbul Radyosu stajyer ses sanatçısı sınavı açar. Boğaziçi Lisesi son sınıf öğrencisi Zeki Müren bu sınava katılan 186 kişiden biridir. Jüride Orhan Veli'nin babası Mehmet Veli Kanık, Refik ve Fahire Fersan, Cevdet Çağla, Yorgo Bacanos, Afife Ediboğlu, Baki Süha Ediboğlu gibi, musikinin kıymetli simaları bulunuyordu. Jüri, yarışmacılar arasından iki kişide radyoda söyleme yeteneği görür. Nadir Hilkat Çulha ve Zeki Müren.  İki saat sürmüştü geleceğin yıldızıyla tanışmak.. Fakat aradan aylar geçmesine rağmen radyodan bir haber gelmeyince perişan olan Zeki Müren kendi kabuğuna çekilmişti. Sonunda, tam da ümidin kesildiği bir gün telefon gelecekti. Karşısında Refik Fersan vardı. "Oğlum, Perihan Altındağ rahatsızlandı. Onun yerine programa çıkacaksın," diyordu.. Zeki Müren şöyle anlatır :

"Perihan Hanım, telefon açıp gelemeyeceğini, onun yerine plağını koyabileceklerini söylemiş.Daha önce de birkaç kere yapmış bunu. O zamanlar radyonun başında bulunan Zahir Törümküney çok kızmış, yahu nedir bu solistlerden çektiğimiz ? Bunlar kapris üstüne kapris yapıyor. Ne demek plağımı koy ? Koymayacağım, demiş. Sonra da şunun yerine bir solist bulun bana demiş. Bunu söylediğinde Baki Süha ve Müzik Yayınları Şefi Cevdet Çağla orada.."

Ve program başlar. Herkes o saatte Perihan Altındağ'ı bekliyor tabii. Anons yapılıyor : "Şimdi Zeki Müren şarkılarını okuyacak." Kimi kapatıyor, kimi merak ederek açıyor radyonun sesini.. Bir çocuksu ses, ama son derece yumuşak, son derece lirik. Çok vahşi, zor telaffuz edilen birtakım kelimeleri büyük bir sükunetle telaffuz ediyor. Son derece de etkili bir ses. Herkes şaşırmış. Radyoya telefon üstüne telefon yağmış, kimdir bu ses diye. 

45 dakikalık program sonrasında kan ter içinde kalan Zeki Müren, koridorda ıhlamurunu yudumladığı sırada ilk telefonu gelir.. 

"Seni dinledim ve ağladım. Kimsin çocuğum, kimsin?.."

Her şey bu telefonda gizliydi. Musiki dünyasının bir devi, Hamiyet Yüceses arıyor ve takdirini ifade ediyordu. Ardından Suzan Güven ve diğerleri.. Devler, kendi ifadeleriyle, "o hüzün dolu ve her zaman kırılmaya hazır incecik Zeki'yi fark etmişler, kabul etmişlerdi.

(ERGUN HİÇYILMAZ, "Hiç Büyüme Çocuk")


Alıntı: DENİZ_TOPRAK @Baha_Benhan

📖 Fatih Sultan Mehmet'in babası Sultan II.Murat'tan aldığı hayat dersi

 


Fatih Sultan Mehmet Han çocukken çok yaramaz bir öğrenciydi. 

Ders esnasında yaptığı şımarıklıklarla Hocası Akşemseddin’i çileden çıkarırdı. 

Hocası kendisine kızdığı zaman hemen “Ben Padişahın oğluyum bana bir şey yapamazsın” deyip tehdit ediyordu. 


Padişaha şikâyet etmeyi edepsizlik sayan Akşemseddin, durumu II. Murat’a anlatamıyordu. 

Ancak gün geldi artık küçük Mehmet’in yaptığı yaramazlıklar çekilmez hâle geldi.

Bunun üzerine destur dileyip II. Murat’ın huzuruna çıktı.

 “Padişahım size bir hususu arz edeceğim ancak hayâ ediyorum” deyince II. Murat 

“Buyur, çekinmeden anlatabilirsin” dedi. 

Bu söz Akşemseddin’i rahatlattı ve başladı olayı anlatmaya. 

“Padişahım oğlunuz, ciğerpareniz Mehmet çok yaramaz, onun yaramazlıkları yüzünden ders işleyemiyorum, kendisine kızdığım zamanda hemen sizinle beni tehdit ediyor." 

deyince II. Murat, Akşemseddin’in yanına gelerek kulağına bir şeyler fısıldar.

II. Murad’ın kulağına söylediği sözleri duyan Akşemseddin çok şaşırdı. 

Bu nasıl bir plandı? Mümkün değildi bu planı uygulamak. 


Akşemseddin plan konusundaki rahatsızlığını padişaha ilettiyse de Padişah onu dinlemedi ve "Bu iş olacak" dedi.

Ertesi gün yine derste Mehmet yaramazlık yapıyordu. 

Akşemseddin’in uyarısına aynı tehdit cevabını verdiği sırada Padişah ansızın kapıyı açıp içeri girdi. 

Bu olay karşısında Akşemseddin hiddetlenerek Padişaha bağırdı ve bir tokat atarak  bu şekilde sınıfa giremeyeceğini izin istemesi gerektiğini söyleyerek derhal dışarı çıkmasını istedi. 

Padişah mahcup bir şekilde boynunu bükerek özür diledi ve dışarı çıktı.

Olaylar karşısında Fatih Sultan Mehmet’in nutku tutulmuş ne yapacağını şaşırmıştı.

Çok güvendiği babası, hocadan tokat yemişti. 

Fatih Sultan Mehmet allak bullak olmuştu.

Az sonra kapı vuruldu ve Padişah mahçup bir şekilde içeri özür dileyerek girdi. 


Plan muhteşem bir şekilde işlemişti. 

O günden sonra Fatih Sultan Mehmet asla yaramazlık yapmadı. 

Çünkü güvendiği dağlara kar yağmıştı.

Eğitimin ne olduğunu II.Murat kadar olamasa da en azından kendi çocuğunu yanlış yollara süreklemeyecek kadar idrak etmiş anne ve babalara ihtiyaç var. 

Unutmayalım, çocuklar şımarık doğmaz;
diplomalı, maaşlı ama eğitimsiz ebeveynler tarafından şımartılır.

Alıntı: NE KADAR OLDU? @NekadarolduTR

🎞️🇹🇷ANADOLU İNSANI: “Aha kuşta var, gir lan içeri” diyen esnaf abi; sen bu ülkenin umudusun!

 Aniden bastıran doluya yakalanan vatandaşları dükkanına alarak içeri davet eden ve kapı önünde bekleyen güvercine “Aha kuşta var, gir lan içeri” diyen esnaf abi; sen bu ülkenin umudusun!


 

🇰🇿Kazakistan'dan görüntüler...


 

🇹🇷Van'da jandarma ve öğrenciler, okuldaki eskiyen Türk bayrağını birlikte değiştirdi.

 


 

📰 ABD’den geri alınan Smyrna kökenli heykel başı İzmir’de sergileniyor.

 

ABD’NİN DENVER KENTİNDEN TÜRKİYE’YE İADE EDİLEN SMYRNA ANTİK KENTİ KÖKENLİ MERMER HEYKEL BAŞI, İZMİR ARKEOLOJİ MÜZESİNDE DÜZENLENEN TÖRENLE SERGİLENMEYE BAŞLANDI.

© İHA

Kültür ve Turizm Bakanlığının yürüttüğü diplomatik çalışmalar sonucu ABD’nin Denver kentinden Türkiye’ye iade edilen ve M.S. 5. yüzyıla tarihlendirilen Smyrna Antik Kenti kökenli mermer heykel başı, İzmir Arkeoloji Müzesinde düzenlenen törenle sergilenmeye başlandı.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılan eserin iade sürecini sosyal medya hesaplarından duyurmuştu. Denver Sanat Müzesi koleksiyonunda bulunan eserin Smyrna Antik Kenti kökenli olduğu bilimsel verilerle teyit edildi. Bakan Ersoy, 1934 tarihli raporlar ve uzman incelemeleriyle eserin Smyrna Agora kazılarından geldiğinin belirlendiğini kaydetti. Ersoy, müze ile kurulan iş birliği ve yapıcı diyalog sayesinde eserin evine kavuşturulduğunu ifade etti. ABD’nin Denver kentindeki Denver Art Müzesin koleksiyonunda bulunan ve Smyrna Antik Kenti kökenli olduğu bilimsel verilerle teyit edilen mermer heykel başı İzmir Arkeoloji Müzesinde yerini aldı. Heykelin ziyarete açılışı dolayısıyla tören düzenlendi

İade süreci ve bilimsel incelemeler

ABD’nin Colorado eyaletine bağlı Denver şehrindeki Denver Sanat Müzesi, Anadolu kökenli olduğu belirlenen mermer heykel başını iade etmek istediklerini Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne bildirdi. Müze yetkilileri, eserin Smyrna Agora kazılarından elde edildiğini belirtti. Heykel başının, 1946 ile 1948 yılları arasında İstanbul’da ABD Başkonsolosu olarak görev yapan Clarence Edward Macy’nin eşi Marie Therese Macy’nin malikanesinden 1989 yılında bağış yoluyla müze koleksiyonuna dahil edildiği bilgisi paylaşıldı. Bakanlık uzmanlarınca yapılan incelemelerde bu veriler doğrulandı.

HEYKELİN ZİYARETE AÇILIŞI DOLAYISIYLA TÖREN DÜZENLENDİ.

© İHA

Efes-Smyrna atölyesinin ürünü

Eserin Anadolu kökenli olduğu ve yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarıldığı, uzmanların bilimsel incelemeleri ve arşiv kayıtlarıyla kesin olarak ortaya konuldu. Türkiye tarafından eserin iadesi resmi olarak talep edilirken, yürütülen süreç uluslararası iş birliğiyle sonuçlandı. Smyrna Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy ile Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi uzmanlarınca hazırlanan raporlarda, heykel başının Theodosius Dönemi heykel sanatıyla ilişkili olduğu belirlendi. Eserin Efes-Smyrna bölgesinde faaliyet gösteren bir atölyenin ürünü olduğu kaydedildi.

Erkek portresinin özellikleri

Yüksekliği 25 santimetre olan mermer heykel başı, M.S. 5. yüzyılın ikinci yarısına tarihleniyor. Erkek portresi olarak tanımlanan eserde boyun kısmı kırık ve eksik durumda bulunuyor. Heykelde saç ve kaş kıvrımları keskiyle işlenirken, göz bebekleri matkap darbeleriyle belirgin hale getirildi. Kısa sakallı portrede gözlerin izleyiciye yöneldiği ve yüz hatlarında güçlü ifade unsurlarının bulunduğu tespit edildi. Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Türkiye’ye getirilen eser, kökeni ve tarihi anlamı dikkate alınarak İzmir Arkeoloji Müzesinde sergilenmeye başlandı.

Uluslararası iş birliğinin önemi

Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz, Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un belirlediği hedeflere ulaşmak için yoğun çaba sarf ettiklerini belirtti. Türkiye’deki akademik camia, kolluk kuvvetleri ve diplomatik temsilciliklerle ortak bir sistem kurguladıklarını ifade eden İnceciköz, kaçakçılıkla mücadele noktasında dünyada kuralları koyan ülke konumunda olduklarını dile getirdi. İnceciköz, eserin iadesinde bilimsel yayınların önemine dikkat çekerek, Denver Sanat Müzesi idaresinin süreçteki yapıcı tutumu sayesinde eserin doğduğu topraklara döndüğünü kaydetti.


Smyrna Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy, heykelin Agora’da bir kaide üzerinde yükseldiğinin anlaşıldığını belirtti. Aynı döneme ait kitabelerde İsidoros adlı bir valinin onurlandırıldığının görüldüğünü dile getiren Ersoy, bu portrenin söz konusu valiyi temsil ediyor olabileceğini ifade etti. Ersoy, eserin ciddi yüz ifadesi ve yukarı bakan göz bebekleriyle erken Hristiyanlık dönemi stilini yansıttığını sözlerine ekledi.


Alıntı: https://www.msn.com/tr-tr/eglence/kultur-sanat/abd-den-geri-alınan-smyrna-kökenli-heykel-başı-İzmir-de-sergileniyor/ar-AA212eLP



📰 Halep, 1000 yıllık bir Türkmen kentidir. Gazete küpürü ise 70 yıl öncesine ait.


 

20260415

📰 🇹🇷Türkiye'nin resmi dili Türkçe ama...

 Türkiye'de resmi dili İngilizce yapacaklar..

'Türkçe eğitim' dersen Kürtler kızıyor. 'Kürtçe eğitim' dersen Türkler kızıyor, diyecekler... 

Sonra da birileri çıkacak diyecek ki,  '...Resmi diliniz İngilizce olsun. Olsun bitsin bu iş'

Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu


(Kim itiraz eder?)








Alıntı: Oktay Sinanoğlu @OktaySinanoglu1

🎞️ 🌍DÜNYA-MER: Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi, Ankara'da açıldı

 


 ÇKP Uluslararası İlişkiler Bakan Yardımcısı Jin Xin

"Dünyanın farklı medeniyetlerine bakıldığında aslında kapsayıcılık ve karşılıklı etkileşim ve öğrenimle dünya medeniyetleri daha da çeşitlenebilir. Yoksa tam tersine savaşlar, kanlar getirir."


 

📰 Prof. Dr. Oktay Sİnanoğlu'nun aziz hatırasına saygı ve minnetle...

 

* 🇩🇪Almanya’nın Aleksander Von Humboldt Bilim Ödülü'nü 

* 🇯🇵Japonya’nın Uluslararası Seçkin Bilimci Ödülü'nü

* 🇲🇽Meksika'nın Elena Monshinsky Ödülü'nü kazandı

* Bilim kitapları 🇷🇺Sovyetler Birliği'nde ders kitabı olarak okutuldu

* 🇺🇸Amerika Bilim ve Sanat Akademisi'nin ilk Türk üyesi



Hocamızın 26 yaşında geliştirdiği "Çok-Elektron Kuramı" (1961), bugün dünyadaki tüm kimya yazılımlarının kullandığı "Eşleşmiş Küme" (Coupled Cluster) yönteminin atasıdır. -
Kimyayı laboratuardan bilgisayara taşıyan ve Kuantum Kimyası'nın önündeki dev bir duvarı yıkan deha...

Prof Dr. Oktay Sinanaoğlu

31 yaşında Tubitak Odül töreninde konuşma yaparken.

-1966-

20.yüzyılın en genç, Yale Üniversitesi'nin 30O küsür

yıllık tarihinin ise en genç 3. 'tüm profesörü".

🏔️Ağrı Dağı'nın 🛰️ Göktürk-2B uydusuyla çekilen fotoğrafı

 



Zirveden uzaya 3 yıldır kesintisiz görev…

Türkiye’nin zirvesi Ağrı Dağı’na uzaydan bir bakış. Göktürk-2B uydumuzun 15 Nisan 2023 tarihinde Vandenberg Uzay Kuvvetleri Üssünden (ABD) fırlatılışının 3’üncü yılında, Anadolu’nun en yüksek noktasını uzaydan selamlıyor. 

Hava Kuvvetleri Uzay Komutanlığına bağlı Keşif Uydu Tabur Komutanlığı personeli komuta kontrolündeki uydumuz dünyanın dört bir yanına uzanan görev sahasında uzaydaki güçlü varlığımızın simgesi olmaya devam ediyor.

Gökyüzünün ötesinde, vatanın izinde!

Alıntı: T.C. Millî Savunma Bakanlığı @tcsavunma

MSB, Ağrı Dağı'nın Göktürk-2B uydusuyla çekilen fotoğrafını paylaştı
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Ağrı Dağı'nın Göktürk-2B uydusu tarafından çekilen fotoğrafını paylaştı.

Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan paylaşımda, Göktürk-2B uydusunun göreve başladığı günden bu yana 3 yıl boyunca dünya etrafında 680 kilometre irtifada 16 bin 100 tur atarak metre altı çözünürlükte 8 milyon 485 bin kilometrekare görüntü çekimi gerçekleştirdiği ifade edildi.

"Gökyüzünün ötesinde, vatanın izinde"

Paylaşımda, şunlar kaydedildi:

"Zirveden uzaya 3 yıldır kesintisiz görev. Türkiye'nin zirvesi Ağrı Dağı'na uzaydan bir bakış. Göktürk-2B uydumuzun 15 Nisan 2023 tarihinde Vandenberg Uzay Kuvvetleri Üssü'nden (ABD) fırlatılışının 3'üncü yılında, Anadolu'nun en yüksek noktasını uzaydan selamlıyor. Hava Kuvvetleri Uzay Komutanlığına bağlı Keşif Uydu Tabur Komutanlığı personeli komuta kontrolündeki uydumuz dünyanın dört bir yanına uzanan görev sahasında uzaydaki güçlü varlığımızın simgesi olmaya devam ediyor. Gökyüzünün ötesinde, vatanın izinde."

Paylaşımda ayrıca, Ağrı Dağı'nın Göktürk-2B uydusu tarafından çekilen fotoğrafı da yer aldı.

Alıntı: https://www.trthaber.com/haber/gundem/msb-agri-daginin-gokturk-2b-uydusuyla-cekilen-fotografini-paylasti-941757.html

20260414

🎞️📖Türk Tarihinde bize öğretilmeyenlerden bazıları... Anadolu'daki pek çok yer ismi neden Türkçe değil?

 

Neden Anadolu'daki kasaba ve köy isimlerinin bir çoğu Türkçe değilde, Rumca ve Ermenicedir? 

Anadolu'daki Ön Türk devletlerinin yer adları nereye gitti?.. 

Erzurum, Erzincan merkezli Turku Devletimiz vardı, 

Samsun merkezli Saka-İskit devletimiz vardı. 

İstanbul'da Oy Bil,  Hakkari'de Kuman Kıpçak, Bitlis ve  civarında Armanşahlar gibi pek çok devletimiz vardı. 

Doğu ve Güney Anadolu'daki Akkoyunlulara, Karakoyunlulara gelene kadar pek çok Türk devleti varken neden yer isimleri Türkçe değildir? 

.....


Alıntı: Bahtiyar Aydın @Saka_larr

Padişah 2. Mahmut döneminde Sarayı teslim alan Süleymaniye li Halid-i Nakşi tarikatı Alevi Bektaşi dergahlarının malına mülküne çöküp, Hacıbektaş Postunda oturan Hamdullah Çelebi'yi idamla yargılayıp, diğer dedeleri köylerinden sürgün etmiş, dedelerin köylerine geri dönme şartı ise Naksiliği kabul etmek olmuştu. 
Benzer bir durumu, 
"ben Bizans İmparatoru Muhammed'im" diye madalyon bastıran Fatih Sultan Mehmet yapmıştı! 
Dün ne yapıldı ise bugün de aynısı yapılmak isteniyor ve üstelik bunu yapanlar yeniden Osmanlı devrine geri dönelim diyenler.!


🎞️Göbeklitepe'de 4.cü katmanda Türklere ait kalıntılar çıkınca...

 

4.cü katmanda Türklere ait kalıntılar çıkınca apar topar kazılara son verip kalıntıların üstünü kapattırdılar, nakit desteğini kestiler! Dünya'nın en eski uygarlığı 'Türk Uygarlığı'dır bu topraklar Türklere aittir. 

Göbeklitepe Şaman/Kam Tapınağı İllüstratör simülasyonu dünyaya sunuldu. 

Ön Türk Akademisi


2-Alman Arkeolog Klaus Smith, ''Göbeklitepe'de Asya Tipi Hayvan Üslûbu Sanatı var'' dedikten sonra başına gelmeyen kalmadı. 

Çalıştığı üniversitesi bile susmasını hiçbir şekilde konuşmamasını söyledikten sonra şaibeli bir şekilde gölde kalp krizi geçirip öldü!

 Göbeklitepe'nin Türk hayvan Uslubu Sanatıyla, eski Türk İnancıyla  bağlantısının araştırılması neden Batı'yı ürkütüyor Ernest Renan'dan biliyoruz. 

"Türklere hiç bir şey maletmeyin, Kızılderililere ne yaptıksa aynısını Türklere'de yapın" demişti!!!


''Kültür Savaşını kaybeden halk hiç bir ekonomik ve siyasi sahadaki savaşı kazanamaz.'' 

Mustafa Kemal Atatürk


**********

********
Hacettepe Üniversitesi'nden Hakan Yedican:  
''Göbeklitepe ile Hasankeyf'in yaşları aynı ise neden Göbeklitepe'yi uzaylılara bağlıyor da yanındaki Hasankeyf halkı yaptı demiyorsunuz?! ''

Göbeklitepe'den Hakas Türk'ü yerine Haç işareti çıksaydı emin olun üstünü örtmek bütün dünyaya canlı yayın yaparlardı!

Çalınan heykeller için 150 bin mark usulsüzlük cezası kesildiğine göre inkarı mümkün değil. 

⏩ ''Neden Türk arkeologlara imkan vermiyor kaynak aktarmıyor ve bunları yabancılara talan ettiriyorsunuz'' diyor ki; çok haklı.👍🏾👏🏾

Göbekli Tepe'yi ilk ortaya çıkaran  Arkeolog Klaus Schmidt, 20 tapınaktan sadece 6'sının gün yüzüne çıkarıldığı ve ortaya çıkan benzerlikler; Türklerin erken kültürünün Göbeklitepe olabileceği yönünde ciddi kanıtlar sunuyor demişti Peters ile birlikte yazdıkları makalede(2004). 

Klaus Schmidt, Göbeklitepe de, Asya balbal kültürü var. Altaylar'da 12 sütundan oluşan bir kamlar tapınağı var, Göbeklitepe'de de var, OZ tamgası ve çemberli T, Tengri sembolü 9 bin yıllık Çatalhöyük'de de var, 7 bin yıllık Hacılar Höyük'te de var.

Göbeklitepe'deki dikilitaş kültürü ile Türklerin dikilitaş kültürü aynı. Örn: 1 sütunda 3 adet hayvan figürü üst üste işlenmiş bir Göbeklitepe sütunu var, Tuva'da ve Moğolistan'da yer alan bazı Türk sütunlarında da aynı üslup var. Hatta işlenen hayvanların bazıları tamamen aynı. 

Bu açıklamalarından sonra Klaus Schmidt, Almanya'da bir gölde tüplü  dalış yaptıktan sonra ölüsü bulundu. Eşine kalp krizi geçirdiği söylendi ama eşi su altında tüplü dalışta kalp krizi geçirmek çok zordur ve kalp hastası değildi açıklaması yaptı. 

Arkeolog Dr Semih Güneri, Göbeklitepe'deki taşlara kabartma figürlerini yapan metal keski aletleri, o tarihlerde sadece Güney Sibirya Lena bölgesinde görüldü başka bölgelerde görülmüyor diye açıklama yaptı. 
Evet açıklamalar ve Sorular çok.. . ⏩Göbeklitepeyi kimler yaptı? 
⏩Neden kazıların ödeneği kesildi,durduruldu, bilinmeyen bir tarihe ertelendi? 
⏩Yılan figürleri üzerinden konuyu Anunnakilere bağlamak sağlıklı mı? 
⏩Kültür ve Turizm bakanlığı neden kazı yaptırmıyor ya da tatmin edici açıklamalar yapılmıyor? 
⏩Ne dersiniz bu işe??? 

Tarihin en eski kavmi Sakalardır. 

Sakaların en eski coğrafyası Güney Sibirya -Hakasya Havzasıdır. 

Prof Dr Osman Karatay hoca Sakalar İskitlerin dili Hint-İran'i değil Türkçedir diyerek Osetce üzerinden yapılan saptırmayı anlatıyor. 🔽⤵️

********

Prof. Dr. Osman Karatay hocamız yeni kitabından Sakalar/İskitlerin Dili konusunda şimdiye kadar hiç duymadığımız şeyleri anlattı. 

Kendi adıma ve Ön Türk Akademisi adına şükranlarımı sunuyorum. 

Konunun meraklıları bu bilgileri Sadakat ile saklayacaklardır.

Tamamı linkte 🔽 

https://youtu.be/8EqtHgaGN1Q?si=xIkEC59poTe7Zd8P&utm_source=MTQxZ



✔Prof Dr Osman Karatay hoca, yeni açtığı you tube kanalında son 'Bilge Kağan'ı ve tarih tezine atılan çamuru çocuğa anlatır gibi anlatıp cevaplamış. 
✔Türkün son 'Bilge Kağan'ının okuduğu kitapları duyunca da dudağım uçukladı resmen, bir an kaç dil bildiğini de hatırlatmış oldu





✔Türkün son Bilge Kağan'ı Atatürk; "çivi yapmayı beceremediğimiz yıllarda" dünya çapında kütüphaneler, fakülteler açtı, arkeoloji çalışmaları başlattı. 

✔Atatürk kendi tarih tezini getirdi de öteki tarih tezlerine mi karşı çıktı? Hayır, çünkü ortada başka tarih tezleri yoktu(4) 



✔3997 kitabı not alarak, bazı satırları da çizerek okuyan,

 Türkün son Bilge Kağan'ı Atatürk'ün davetiyle Türkiye'ye gelip ders veren dünyanın önde gelen bilginleri şimdi bu imkanlara rağmen niye gelemiyor diyen 

@TFOsmanKaratay

 hoca haksız mı yani? (5)

✔https://youtu.be/_FqYWLPD6Ik 



Alıntı/Kaynak: @Saka_larr   - Bahtiyar Aydın-Eski Çağ Tarihi Uzmanı

📰Sümerler kendilerine "Kenger/Kengir" diyordu.


Cihat Yaycı ; Sümerler kendilerine "Kenger/Kengir" diyordu. 

Sümerlerin kendilerine koyduğu "Kenger" adı çok eski bir Türk boy adıdır ve Orhun Kitabelerinde geçmektedir.

Şimdiki Basra dahil Irak’ın güneydoğu kıyı bölgesi 'KENGER' olarak adlandırılıyordu.

İran Türkleri de Basra Körfezi olarak adlandırılan körfeze KENGER/KENGİR KÖRFEZİ derler.



📖 'Teşkilat-ı Mahsusa'nın kurucusu Süleyman Askeri Bey'i vefatının yıl dönümünde saygıyla anıyoruz.'

''Emperyalizme karşı vatan mücadelesi veren, Teşkilat-ı Mahsusa'nın kurucusu Süleyman Askeri Bey'i vefatının yıl dönümünde saygıyla anıyoruz.''

- Öncü Gençlik


''Teşkilat-ı Mahsusa ve Batı Trakya Türk Cumhuriyeti’nin kurucusu Süleyman Askeri Bey’i saygıyla anıyorum.

Ruhu şad olsun.''

-Serhat Latifoğlu @LatifogluSerhat


"... Bazen tek bir adem, koca bir orduya ruh olmak itibariyle, başlı başına bir ordu olabilir. Bu nadir, fakat vaki'dir, işte Süleyman Askerî Bey o nedretlerden birini ika ve ibda etti."
 

Süleyman Askerî Bey
111 yıl önce bugün 31 yaşında hayatını kaybetti.
Tek sorunu sıradan insanlarla yanyana olmasıydı!
18 Mayıs 1884-14 Nisan 1915
Aziz ruhu şâd olsun.

Alıntı: Süleyman Tekir @bysuleymantekir

20260413

📰Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’ne ilişkin temel gerçekler: Azınlık etnik grupların geleneksel kültürleri böyle korunuyor!

 

Azınlık etnik grupların geleneksel kültürleri böyle korunuyor! Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’ne ilişkin temel gerçekler

Farkı dillerde kitaplar basılıyor, televizyon ve radyo kanalları özgürce yayın yapıyor. Maddi olmayan kültürel miraslarının korunması için özel yardım fonu bulunuyor. Ülkede etki yaratan bir grup yazar, senaryo yazarı, yönetmen, oyuncu, tiyatro, dans, müzik, akrobatik gösteri sanatçıları ortaya çıkı

08 Aralık 2023

LİU BİN

 Çin’in Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki 13 yayınevi, Uygurca, Çince, Kazakça, Kırgızca, Moğolca ve Şibece dahil 6 dilde kitap, işitsel ve görsel ürünler ve e-yayın ürünlerini yayınlamaktadır. Kaşgar’da Uygurca, Kuitun’de Kazakça, Atuş’ta Kırgızca yayınevleri bulunmaktadır.

Bölge genelinde birçok dilde 100’den fazla gazete basılmakta, bunlardan 52’si azınlık etnik grupların dillerini kullanmaktadır. Ayrıca azınlık etnik grupların ana dilleriyle 120 çeşit süreli edebiyat yayını yayımlanmaktadır. Uygurca, Çince, Kazakça ve Moğolca dahil olmak üzere 4 dilde basılan Sinciang Günlüğü gazetesi, Çin’in en çok dil kullanan eyalet düzeyindeki gazete niteliğindedir. Çapçal Gazetesi, dünyanın tek Şibece gazetesidir. Gazete, Şibe etnik grubunun Sinciang’daki 45 bin nüfusuna okuma hizmeti sağlamaktadır.

4 DİLDE 12 TV KANALI

Sinciang Halk Radyosu, Uygurca, Çince, Kazakça, Moğolca ve Kırgızca dahil olmak üzere 5 dilde 15 takım radyo programı yapmaktadır. Sinciang Televizyonu’nun Uygurca, Çince, Kazakça ve Kırgızca dahil olmak üzere 4 dilde 12 televizyon kanalı vardır. Burası, Çin’de en çok kanala sahip, en çok dil kullanan eyalet düzeyindeki televizyon kurumu konumundadır. Bunun yanı sıra, Urumçi, Kaşgar, İning ve Atuş’ta birer film ve televizyon eserlerini çevirme merkezi kurulmuştur. Bu 4 merkez, azınlık etnik grupların dilleriyle Çin yapımı ve yabancı yapım film ve televizyon eserleri için dublaj hizmeti sağlamaktadır.

Sinciang Edebi ve Sanatsal Çevreler Federasyonu, Sinciang’daki edebiyat ve sanat çevrelerinin profesyonel topluluğudur. Federasyon bünyesinde 13 sanatçılar derneği ve 20 binden fazla üyesi bulunmaktadır. Bu üyelerden yüzde 60’tan fazlası, azınlık etnik gruplara mensup vatandaşlardır. Federasyon, edebiyat ve sanat temalı 12 çeşit süreli yayın çıkarmaktadır. Kendi ana diliyle derlenen ve yayımlanan, Özerk Bölge düzeyindeki süreli yayın sayısı 8’e ulaşmıştır (4’ü Uygurca, 2’si Kazakça, 1’i Moğolca ve 1’i Kırgızca). Bunun dışında, Sinciang’ın çoğu bölge ve ilinde de kendi edebiyat yayınları yayınlanmaktadır.

ANA DİLLERİYLE BASILAN 15 BİN TARİHİ KİTAP

Sinciang yönetiminde bölgedeki tüm etnik gruplara ait tarihi eserlerin toplanma ve derlenme çalışmasından sorumlu liderlik kurumu kurulmuştur. Klasik eserleri koruma merkezi ve onarım merkezi bulunmakta ve azınlık etnik grupların klasik eserleri için özel koleksiyon oluşturulmuştur. Şimdiye kadar kayıtta yer alan ve tüm etnik grupların ana dilleriyle basılan 15 bin adet tarihi kitap saklanmaktadır. Bu eserlerden bir grubu derlendikten sonra çoğaltılmıştır ve Standart Çinceye çevrilip basılmıştır. Kutadgu Bilig ve Divan-i Lügât-it Türk ve Uygur 12 Makamı bunlardan 3’üdür.

Eserlerimizin dünya miras listesine dahil edilmesi için, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO’ya başvuru yaptık. Şimdiye kadar 4 eser, “dünyanın sözlü ve maddi olmayan kültür mirasları listesi”ne alınmıştır (Uygur Makam Sanatı, Uygur Meşrep Müziği, Kırgız Manas Destanı, Tibet ve Moğolların tarihi destanı Gisar).

Sinciang Özerk Bölgesi yönetimi, bölgedeki tüm etnik grupların kültürel miraslarının korunması amacıyla özel yönetmelikleri saptadı ve üst üste ‘Özerk Bölgede Maddi Olmayan Kültürel Mirasların Korunması Yönetmeliği’, ‘Özerk Bölge Uygur Makam Sanatını Koruma Yönetmeliği’ yürürlüğe kondu. 2015 yılından itibaren, ‘Sinciang Uygur Makam Sanatı’nı Koruma Planı’ (2016-2025) uygulanmaktadır.

Özerk bölge yönetimi, tüm etnik grupların halk edebiyatı, geleneksel müzik ve danslarını kapsayan 10 kategoride halk edebi ve sanatsal miraslarını değerlendirme, yönetme, koruma ve aktarma sistemi kurdu. 4 düzeyde koruma listesi belirlendi. Bu kapsamda ilçe düzeyinde 5 bin, bölge (özerk il) düzeyinde 1500, Sinciang bölgesi düzeyinde 300 ve ulusal düzeyde 100’e yakın eser belirlendi. Yine 4 düzeyde maddi olmayan kültür eserlerinin aktarıcıları koruma ve yetiştirme sistemi kuruldu ve aktarıcılara özel yardım fonu aktarılıyor. Şu an Sinciang’da ilçe düzeyinde 5600’den fazla, bölge (şehir ve özerk il) düzeyinde 2200, Sinciang bölgesi düzeyinde 500 ve ulusal düzeyde 100’den fazla aktarıcı bulunmaktadır.

TARİH KAYDA GEÇİRİLİYOR

Sinciang Uygur Özerk Bölgesi, maddi olmayan kültürel eserlerin aktarıcılarının profesyonel araştırmaları ve kendilerini geliştirmeleri için özel eğitim programı uygulamaktadır. Bölgenin desteğiyle yüksek eğitim okullarında aktarıcılar için 43 kurs açıldı ve bu kurslara katılanların sayısı 2 bini geçti. 120 koruma ve aktarma üssü, 250 aktarma noktası, 5 “Maddi Olmayan Kültürel Eser Pazarı” isimlendirildi. Ulusal düzeydeki 50’den fazla aktarıcının sözlü şekilde aktardıkları tarih kayda geçirildi.

‘Çin Halk Edebiyat ve Sanat Koleksiyonu’nun Sinciang cildini yayınladık. Kırgız, Moğol ve Tibet dahil olmak üzere 3 etnik grubun 3 destanı olan Cangır, Gisar ve Geser hem 3 etnik grubun ana dilleri hem standart Çinceyle basıldı. Ayrıca seçmeli ve resimli dahil birçok versiyonu bulunuyor. Diğer etnik gruplar da kendi halk hikayelerini derleyip yayımladı. Bazı kültürel eserleri aktarma projeleri çeşitli düzeylerdeki okulların dershanelerine girdi ve ders dışı etkinliklere dahil edildi. Sinciang genelindeki 130’dan fazla maddi olmayan kültürel eser aktarma atölyesi, 7 bin kişinin istihdamını sağladı ve şimdiye kadar 7 milyondan fazla siparişi tamamladı.

MADDİ OLMAYAN KÜLTÜREL MİRASA 400 MİLYON YUAN

Son 10 yılda Çin merkezi hükümeti, Sinciang’daki etnik grupların maddi olmayan kültürel miraslarının korunması için özel yardım fonu ayırdı. Bu fonun miktarı 400 milyon yuanı buldu, Özerk Bölge yönetiminden sağlanan yardım fonu ise 70 milyon yuana ulaştı.

Sinciang’da Uygurların Meşrep, Kazakların Aytış, Kırgızların Kumuz, Moğolların Nadamu şenliği ve Huilerin Huaer şarkısı dahil tüm etnik grupların folklorik ve kültürel etkinlikleri, örf adetleri ve bayramları tüm toplumun saygısıyla karşılanıyor, korunuyor ve teşvik ediliyor. Söz konusu etkinlikler, Sinciang’ı Çin’in en çok bayram kutlamalarını yapan ve kent ile kasabalarda en çok kültürel etkinlikleri düzenleyen idari bölgelerden biri haline getirmiştir. Sinjiang’da 9500’den fazla taşınmaz tarihi eser (tarihi ve kültürel kalıntı), ulusal düzeydeki koruma altında bulunan 100’den fazla alan, 450 binden fazla parça müze koleksiyonu bulunuyor. Son 10 yılda, Özerk Bölge yönetimi, 14. Beş Yıllık Plan döneminde Kültürel Eserlerin Korunması ve Teknolojik İnovasyon Planlaması, Taş Mağaraları Koruma ve Değerlendirme Özel Planlaması ve Özerk Bölge Müze Reforumunu Teşvik Etme Planı’nı saptayıp yürürlüğe koydu. 100’den fazla tarihi ve kültürel kalıntıları koruma projesi ve 30’dan fazla kalıntının sergileme seviyesini yükseltme projesi uygulandı, Sinciang’daki Arkeolojik Keşiflerde Çıkarılan Eski Örnekler Deposu’nun tesis etme projesi başlatıldı.

Özerk Bölge yönetimi, Modern Kamu Kültürel Hizmet Sisteminin Tesisinin Hızlandırılmasına Dair Fikir ve Taban Toplumda Kapsamlı Kültürel Hizmetler Merkezlerinin Çalışmalarına Dair Fikir dahil, kamu kültür politikaları ve uygulamalarını saptadı. Bugün Sinciang’da 100’den fazla kamu kütüphanesi, 50’den fazla güzel sanatlar galerisi, 60’tan fazla müze, 100’den fazla kültür salonu, binden fazla köy kültür istasyonu bulunuyor. Bütün bunlar, ücretsiz şekilde halka açılıyor. Sinciang’ın 4 bölgesinde (özerk il, şehir) ulusal düzeyde kamu kültür hizmetleri örnek bölgesi oluşturuldu. Kasaba ve köy dahil olmak üzere 2 düzeydeki kapsamlı kültür hizmetleri merkezi sayısı 13 bini aştı. Şimdiye kadar, özerk bölge, bölge (özerk il, şehir), ilçe, kasaba ve köyden oluşan 5 kademelik modern kamu kültür hizmetleri sistemi ilk şeklini aldı. Ayrıca, internete dayalı dijital kamu kültür hizmetleri sisteminin inşası tam hızıyla ilerletiliyor. Bin 700 proje optimize edildi.

EDEBİYAT ESERİNE ÖZEL FON

2002 yılında ÇKP Sinciang Uygur Özerk Bölgesi Komitesi ve bölge yönetimi, tüm etnik gruplara ait edebi ve sanatsal yaratımı teşvik etmeyi amaçlayan Tianshan Edebiyat ve Sanat Ödülü oluşturdu. Bu ödül yarışması her 3 yılda bir düzenlenir. Halk edebiyatı ve sanatları dahil 17 kategoriyi kapsıyor. Bu yılın mayıs ayında 7. ödül yarışması yapıldı, 88 eser ödüle layık görüldü. Geçen 10 yılda ülkede etki yaratan bir grup yazar, senaryo yazarı, yönetmen, oyuncu, tiyatro, dans, müzik, akrobatik gösteri sanatçıları ortaya çıktı. Ülke genelindeki sahne, beyaz perde ve televizyonda Sincianglı sanatçılar, ulusal düzeydeki edebiyat, film, televizyon, müzik, dans ve tiyatro yarışmalarında çok sayıda ödül kazandı. 2010 yılından beri Sinciang bölge yönetimi, her yıl özel fon ayırarak, edebi yaratıcılık eserleri ve eserlerin çevirme projesini destekliyor. Ayrıca Doğu Rüzgar Projesi ve Köy Kitap Evi gibi kırsal kesimlere yönelik özel yayın etkinliği yürütülerek, oralardaki vatandaşlara yeterince bilimsel, kültürel ve edebi yayın ürünleri sunuluyor. Ülkenin diğer bölgeleriyle ve yurt dışındaki ülke ve bölgelerle kültürel değişim etkinliği aktif şekilde düzenlenip, dünyaya birlik içindeki renkli Çin kültürünün bir parçası olan Sinciang azınlık etnik grupların kültürlerini sergiliyoruz. Bunun başka bir amacı, dünyanın seçkin kültürlerini öğrenmek. Kovid-19 pandemisinden önce 5 kere Çin Sinciang Uluslararası Milli Dans Festivali’ni düzenlemiştik, festivallere 53 ülkeden 56 sanat topluluğu katıldı. Bu yılın temmuz ayında festivalin 7’incisi gerçekleştirildi. Çinli ve yabancı dahil toplam 27 dans topluluğu, Sinciang’ın 3 kentinde 28 gösteri yaptı ve gösterileri 100 bin kişi izledi. Sinciang’in ev sahipliğindeki Çin-Avrasya Fuarı kapsamında düzenlenen her dönem Çin-Yabancı Kültürler Haftası’nda ve merkezi hükümetin dünyanın birçok ülkesinde Bahar Bayramı vesilesiyle düzenlediği kültürel iletişim etkinliklerinde Sinciang’dan sanatçılar yer aldı. 10 yıl içinde Sinciang’dan sanatçı grupları, Orta Asya’daki komşu ülkeler ve Batılı ülkeler dahil 60 ülkeyi ziyaret etti, 420’den fazla kültürel değişim etkinliği düzenlendi. Aynı zamanda 70’ten fazla ülke ve bölgeden kültürel toplulukları davet ettik ve 470’ten fazla iletişim etkinliği gerçekleştirildi.

Alıntı: https://www.aydinlik.com.tr/haber/azinlik-etnik-gruplarin-geleneksel-kulturleri-boyle-korunuyor-sinciang-uygur-ozerk-bolgesine-iliskin-temel-gercekler-438540

20260412

🎞️Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı.

 


 

📖 Uygurların İslamlaşmaları ve İslam Medeniyetine Etkileri - Yrd. Doç. Dr. Nur Ahmet Kurba

.....

....

B. Uygurların İslamlaşmaları ve İslam Medeniyetine Etkileri

Orta Asya halklarının İslamlaşma süreci farklı zaman dilimlerinde olmuştur. Kaynaklarda İslam dininin Uygurlara veya başka bir deyişle Doğu Türkistan’a ulaşmasında etkili olan bazı unsurlardan bahsedilir. Genel olarak hem kara hem deniz yoluyla olduğu ifade edilir. Kara yolu dediğimizde daha çok eski ipek yolu güzergâhı dikkate alınmıştır. 

Deniz yolu ise Çin devletinin deniz kıyısındaki bölgelere gelen tüccarlar ve Tang Sülalesi’nin erken döneminde İslam dini ile tanışmış olmasına dayandırılmaktadır (Haci ve guang,1995: 28-29). Mesafenin uzak olması, aralarındaki ilişkilerin devamlı aynı düzeyde olmaması nedeniyle Doğu Türkistan coğrafyasına İslam’ın deniz yolu ile yayıldığını kabul etmek biraz zordur. Kara yoluyla olması makul bir gerekçedir.Yalnız Emevîlerin Maveraünnehir valisi Kuteybe’nin Kaşgar’a kadar geldiği ve onun gücüyle Doğu Türkistan halkının İslam’ı kabul ettikleri meselesi tartışmalıdır. Burada üç farklı görüş vardır.

....

.....








....

.....

SONUÇ

Başlangıçta Tuva ve Altay özerk cumhuriyeti sınırlarından geçen Yenisey Irmağı boylarında ortaya çıkan Uygurlar, Orhun Uygur Devleti’nin yıkılması ile günümüzdeki Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuzeybatı bölgeleri ve Orta Asya’nın çeşitli bölgelerine dağılmışlardır. Büyük bir Uygur topluluğu ise günümüzdeki Doğu Türkistan bölgesine yerleşmiştir. Dolayısıyla bu çalışmada bazen Uygur kelimesini bazen de onun yerine Doğu Türkistan kelimesini kullandık. Çünkü ilerleyen zaman diliminde diğer bölgelere göçen Uygurlardan söz edilmemiş ya da yerleştikleri bölgelerin halkları ile asimile olmuşlardır. Burada geniş bir tarih bilgisi vermekten daha ziyade Uygurların yaşamlarında dönüm noktası oluşturan kısa bilgiler vermeye çalıştık.

Çalışmamızın giriş kısmında Uygurlarda yaygın olarak yaşanmış olan bazı köklü inanç şekillerinden bahsettik. Bu dinlerin temel görüşleri üzerinde ayrıntılı olarak durmak makalemizin sınırlarıyla bağdaşmayacağından söz konusu inançların doğrudan Uygur toplumunu ilgilendiren kısmı üzerindedurmaya çalıştık. Uygurların İslamlaşma sürecini yine aynı şekilde kısaca özetlemeye çalıştık.

Bilindiği üzere İslam medeniyeti hem uzun geçmişi hem de geniş topluluklara yayılmasından dolayı çeşitlilik arz etmektedir. Dolayısıyla çalışmamızda medeniyet kavramının boyutlarına temas ettikten sonra ana hatlarıyla İslam medeniyetinden ve onun içerisinde önemli bir yer tutmasına rağmen Arapça kaynaklarda fazla değinilmeyen Türk medeniyetinden bahsetmeye çalıştık. Zira burada Bizans ve Pars medeniyetinden bahsedip Türk medeniyetinden bahsetmemenin bir haksızlık olacağını düşünüyoruz.

Uygur toplumunun İslam’la tanışmasından önceki dönemlerde, benimsedikleri çeşitli inançlar etrafında yoğrularak şekillenen bir kültür biçimine sahip olmaları kaçınılmaz bir durumdur. Onların bu kültürden İslam’dan sonraki dinî yaşantılarına bir şeyler aktarmamaları düşünülememektedir. Dolayısıyla onların hem yeni dinî yaşantılarına hem de diğer Müslüman toplumlara etki eden kadîm medeniyet miraslarından birkaç husus burada zikretmeye çalıştık. Zira toplumun bütün katmaları ile ilgili örnekler vermek bu çalışmanın sınırlarını aşacaktır. Toplumsal hayatın her katmanına yayılmış olan etkiler üzerinde ayrıntılı bilgi vermek konumuzun sınırlarını aşacaktır. Böyle bir kaygıdan dolayı konuyu olabildiğince kısa tutmaya çalıştık.

İlgi duyulduğunda başvurulacak kaynaklar zikredildiğinden böyle bir yaklaşımın sorun oluşturacağını düşünmüyoruz. Sonuçta vermiş olduğumuz bilgilerle Müslüman Uygur toplumunun hayatında eski dönemden getirdikleri bazı etkileri görmenin mümkün olduğu anlaşılacağı kanaatindeyiz. Aynı zamanda medenîleşmenin temel dinamikleri arasında yer alan yerleşik hayata geçmek ve şehir kültürü yaratmak fehvasınca konuyu Uygur kültürü üzerinden aydınlatmanın yanlış olmayacağını düşünüyoruz. Zira onların yerleşik hayata geçen ilk Türk boyu olduğu kabul edilmiş bir görüştür. Diğer taraftan Uygurların tarih boyunca kurdukları devletler ve medeniyet tecrübeleri görüşümüzü haklı çıkaracaktır.

Konuyu işlerken daha çok Uygur kaynaklarını kullanmaya özen gösterdik. Çünkü çağdaş Uygur tarih araştırmaları hakkındaki gelişmelerin Türk toplumunda çok fazla bilinmediği görüşündeyiz. Diğer yandan, Uygur ya da Doğu Türkistan Türkleri hakkındaki en zengin bilgi kaynakları Çince, Rusça veya Farsça eserlerdir. Günümüzde bu kaynaklardan en iyi istifade edenler ise Uygur araştırmacılarıdır. Diğer yandan ikinci el kaynaklardan bazıları yabancılardan ya da oryantalistlerden alınan bilgiler içermektedir. Dolayısıyla okuyucuların önyargılı bilgi birikimlerine ters düşen bazı yaklaşımları makul karşılamalarını rica ediyoruz.


📖İtalya’nın Venedik şehir müzesinde sergilenen Osmanlı Deniz Donanmasına ait Sancak

İtalya’nın Venedik şehir müzesinde sergilenen Osmanlı Deniz Donanmasına ait Sancak. Sancağın üzerinde yazan:  “Lâ fetâ illâ Ali lâ seyfe ill...