20260422

✍️ ALP İÇÖZ 'ÜN GÖNÜL PENCERESİNDEN - Alp İçöz, M.A.

 


Bu blog şair , yazar ve dil eğitimcisi Alp İçöz'ün sevdiği sözler, beğendiği yazılar, çeşitli alıntılardan oluşan bir derleme...

Ayrıca o blogtaki bağlantıdan çeşitli sekmelerle (Pages'den) yazarın diğer bloglarına ulaşabilirsiniz...

🎞️🗣️🇹🇷Türk Dili Hakkında 10 Eğlenceli Gerçek (10 Fun Facts about the Turkish Language)

 


00:00 Intro
00:35 You Can Say a Full Sentence with Just One Word!
02:00 The Longest Turkish Word Has 70+ Letters!
03:09 Turkish Has Vowel Harmony (and It Feels Like Magic!)
04:00 Turkish, Korean, and Japanese: A Surprising Linguistic Connection!
05:13 Turkish Has NO Gendered Words – Not Even for "He" or "She"!
06:19 Turkish Has a Secret Past Tense… Just for Gossip!
06:59 Turkish Once Had Over 5,000 Persian and Arabic Words – But Most Were Erased!
07:57 The Time TürkiyeTried to Make Turkish the World’s Universal Language!
09:15 Turkish Has NO "X," "Q," or "W" in Its Alphabet!
10:02 The Turkish Language Has No "To Be" Verb! 

TÜRKÇE ÇEVRİSİ:

00:00 Giriş
00:35 Sadece Bir Kelimeyle Tam Bir Cümle Söyleyebilirsiniz!
02:00 En Uzun Türkçe Kelimenin 70'Den Fazla Harfi Var!
03:09 Türkçe Ünlü Uyumuna Sahip (ve Bu Sihir Gibi Hissettiriyor!)
04:00 Türkçe, Korece ve Japonca: Şaşırtıcı Bir Dilsel Bağlantı!
05:13 Türkçede Cinsiyetli Kelimeler Yok - "O" veya "O" İçin Bile Değil!
06:19 Türkçenin Gizli Bir Geçmiş Zamanı Var... Sadece Dedikodu İçin!
06:59 Türkçede Bir Zamanlar 5.000'den fazla Farsça ve Arapça Kelime Vardı - Ama Çoğu Silindi!
07:57 Türkiye'nin Türkçeyi Dünyanın Evrensel Dili Yapmaya Çalıştığı Zaman!
09:15 Türk Alfabesinde "X", "Q" veya "W" YOKTUR!
10:02 Türk Dilinde "Olmak" Fiili Yoktur!

🇹🇷Türkçe ve Yakutça (Sibirya Türk dili) Arasındaki Benzerlikler

 


Türkçe konuşanlar Türkmence, Özbekçe, Uygurca, Kazakça, Yakutça ve diğerleri gibi diğer Türk dillerini anlayabilir mi? Bu bölümde, Sibirya'daki federal bir Rusya Cumhuriyeti olan Yakutya'da konuşulan bir Türk dili olan Yakutça (Sakha) ile Türkçe arasındaki bazı benzerlikleri sergiliyoruz. Birbirlerini ne kadar iyi anlayabileceklerini görmek için Eray'a (Türkiye'den Türkçe konuşan) ve Artem'e (Yakutya'dan Yakutça konuşan) bir kelime ve cümle listesi verilecek. Kelimeler ortak bir Türk kökünü paylaşır.

İstanbul Türkçesi olarak da adlandırılan Türk dili, anadili konuşanların çoğu Batı Asya'da yaşayan ve Almanya, Bulgaristan, Makedonya, Kuzey Kıbrıs, Yunanistan, Kafkasya ve Avrupa ve Orta Asya'nın diğer bölgelerinde önemli bir konuşmacı grubu ile Türk dillerinin en yaygın konuşulan dilidir. Bugün konuşulan Türkçenin bir varyasyonu olan Osmanlı Türkçesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun genişlediği dönemde Avrupa'nın birçok yerini etkiledi. Modern Türk cumhuriyeti kurulduğunda, Atatürk'ün Reformlarından biri Osmanlı Türk alfabesini Latin alfabesiyle değiştirmekten oluşuyordu. Bugün Türkçe, Bosna-Hersek, Yunanistan, Irak, Makedonya ve Romanya'da azınlık dili olarak kabul edilmektedir.

Yakut dili (Sakha, Saqa veya Saxa olarak da bilinir), öncelikle Yakutlar tarafından Rusya Federasyonu'nda bir federal cumhuriyet olan Sakha'da (Yakutya) konuşulan bir Türk dilidir.

Türk dilleri, Doğu Asya kökenli 35'ten fazla farklı belgelenmiş dilden oluşmaktadır. Türkçe, tüm Türk dilleri arasında en fazla anadili konuşana sahiptir. Türkçe, Azerice, Türkmence, Qashqai, Gagauz, Balkan Gagauz Türkçesi ve Oğuz etkisindeki Kırım Tatarları dahil olmak üzere çeşitli Oğuz dilleri arasında yüksek derecede karşılıklı anlaşılırlık vardır.

Alıntı: Bahador Alast

🎞️ 🇹🇷Türkiye İsimli TV Programı Yapan🇪🇸 İspanyollar - Türk Gibi Yaşayanlar - TRT Avaz - 2017

 



YORUM:
@Chatigo
7 years ago
Uzun süre La Coruna'da yaşadım. İstanbul'a aşıklar ve bir çoğu gidip görmüşler. Kapadokya'ya da bayılıyorlar. Bizden daha iyi biliyorlar tarihimizi. Benim Türkiye'den geldiğimi öğrendiklerinde çok heyecanlanıyordu ve hemen Deportivolulardan bahsediyorlardı. Gerçekten çok güzel insanlar Galiçyalılar. Bizim gibi çok sıcak kanlı ve misafirperver. İyi ki orada yaşadım ve dostluklar edindim.

📖 🇪🇸 İspanya - 🇹🇷Türk Gibi Yaşayanlar

 

🇪🇸İspanya -🇹🇷 Türk Gibi Yaşayanlar

-Deportivo

-La Coruna'lılar

-'Los Turcos'-kendileriyle gurur duyuyorlar

-Türk bayraklı taraftarlarıyla sahiplenme ve kendini ifade etme şekli

-Kendilerini 🇪🇸İspanyol değil, 🇹🇷Türk olarak görüyorlar.

-Teknik direktör diyor ki: "Damarımı kesseniz Türk kanı akar."

-🇬🇷Panatinaikos'a (Yunanlılara) karşı yaptıkları maçta 24 metrelik 🇹🇷Türk bayrağı açmışlar.

20260421

🎞️📖🗣️Avrupa Tarihinde Türk İzleri..Macar-Bulgar-Pomak..Osmanlı'da Akıncılara Ne Ad Verilirdi?

 

Teke Tek'te Fatih Altaylı'nın konuğu Yusuf Halaçoğlu oldu.


🎞️''Amerikan Askeri Arşivinden : ABD Yapımı 1948 🇹🇷Türkiye'si Belgeseli

 

VİDEOYU HAZIRLAYAN Hasanoğlan Köy Enstitüsü

''Amerikan Askeri Arşivinden : ABD Yapımı 1948 Türkiye'si Belgeseli ! Türkçe Dublaj | Kullanıldık mı?

Yıl 1948... İkinci Dünya Savaşı bitmiş, Soğuk Savaş'ın o dondurucu rüzgarları dünyayı sarmaya başlamıştı. Peki, Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı, tam da bu gerilimli günlerde Türkiye hakkında neden özel bir film hazırladı? Bu görüntüler sıradan bir şehir turu değil; Truman Doktrini ile birlikte Türkiye'nin "komünizme karşı bir kalkan" olarak Amerikan askerlerine ve kamuoyuna nasıl tanıtıldığının en net belgesidir. ABD Ulusal Arşivlerinden (National Archives) çıkan bu çok özel askeri belgeselde;
  • 1948 İstanbul'unun günlük yaşamını, Karaköy Meydanı'nı, meşhur tramvayları ve ağır yük taşıyan hamalları,
  • Kadim camilerimizin içindeki o derin maneviyatı,
  • Yıkılmaya yüz tutmuş İstanbul Surları'nın dibindeki savaş sonrası yoksulluğu,
  • Ve videonun sonunda yer alan o "Sarsıcı Haritayı": Türkiye'nin kuzeyindeki U.S.S.R. (Sovyet Rusya) tehdidi ile güneyindeki devasa Orta Doğu "Petrol (OIL)" yatakları arasındaki o kilit rolünü 
görülüyor. Bu görüntüler sıradan bir şehir turu değil; Truman Doktrini ile birlikte Türkiye'nin "komünizme karşı bir kalkan" olarak Amerikan askerlerine ve kamuoyuna nasıl tanıtıldığının en net belgesidir.''

00:00 Giriş: ABD Savunma Bakanlığı'nın "Turkey" (O.F. 49) Filmi Jeneriği 00:15 Savaş Sonrası Türkiye: Soğuk Savaş'ın Eşiğinde İlk Bakış 00:30 Karaköy Meydanı: 1948 Yılında Şehrin ve Ticaretin Nabzı 00:45 Meşhur Galata Tramvayları ve Dönemin Klasik Otomobilleri 01:00 Emek ve Alın Teri: Sırtında Devasa Yük Taşıyan İstanbullu Hamallar 01:15 Kadim Şehrin Silueti: Süleymaniye ve Sultanahmet Camilerinin Dış Çekimi 01:30 Manevi Sığınak: Cami İçinde Kuran Okuyan Adam ve İbadet Eden Cemaat 01:45 Savaşın Gölgesindeki Yoksulluk: Yıkılmaya Yüz Tutmuş Kadim İstanbul Surları 02:00 Sur Dibindeki Çobanlar: Köy Enstitüleri'nin Kurtarmaya Çalıştığı Kırsal Türkiye 02:15 Yorgun Yüzler: Marshall Planı mı, Köy Enstitüleri mi? (Derin Çatışma) 02:30 Jeopolitik Animasyon Başlıyor: ABD Gözüyle Türkiye'nin Stratejik Konumu 02:40 Büyük Tehdit Vurgusu: Kuzeydeki "U.S.S.R." (Sovyetler Birliği) Haritası 02:50 Gizli Hedef İfşa Oluyor: Güneyde İran/Irak Bölgesindeki "OIL" (Petrol) Yatakları 03:00 Kapanış: ABD'nin "İleri Karakolu" Türkiye ve Truman Doktrini'nin Bedeli

🎞️ 🗣️🎙️Yalan Dünya - Neşet Ertaş

[1. Bölüm]

Hep sen mi ağladın, hep sen mi yandın?

Ben de gülemedim; yalan dünyada

Sen beni gönlümce mutlu mu sandın?

Ömrümü boş yere çalan dünyada


[Nakarat]

Ah, yalan dünyada, yalan dünyada

Yalandan yüzüme gülen dünyada


[2. Bölüm]

Sen ağladın, canım, ben ise yandım

Dünyayı gönlümce olacak sandım

Boş yere aldandım, boşuna kandım

Rengi gözümde solan dünyada


[Nakarat]

Ah, yalan dünyada, yalan dünyada

Yalandan yüzüme gülen dünyada


[3. Bölüm]

Bilirim sevdiğim, kusurun yoktu

Sana karşı benim gayet de çoktu

Felek bulut oldu, üstüme yağdı

Yaşları gözüme dolan dünyada

Felek bulut oldu, üstüme yağdı

Yaşları gözüme dolan dünyada

[Nakarat]

Ah, yalan dünyada, yalan dünyada

Yalandan yüzüme gülen dünyada


[4. Bölüm]

Ne yemek ne içmek ne tadım kaldı

Garip bülbül gibi feryadım kaldı

Alamadım, eyvah, muradım kaldı

Ben gidip ellere kalan dünyada


[Nakarat]

Ah, yalan dünyada, yalan dünyada

Yalandan yüzüme gülen dünyada

Ah, yalan dünyada, yalan dünyada

Yalandan yüzüme gülen dünyada


Neşet Ertaş
Kırşehir



📖 Syrmak, keçe üzerine yapılan geleneksel bir süsleme ve kaplama sanatı


Syrmak, keçe üzerine yapılan geleneksel bir süsleme ve kaplama sanatıdır. Genellikle yün keçeden hazırlanır; zemin üzerine farklı renklerde kesilmiş motifler dikilerek oluşturulur. Hem estetik hem de işlevsel olan syrmak, çadır (yurt) içlerinde yaygı olarak kullanılır.


Alıntı: TRT Avaz


20260419

🎞️Nüfus mübadelesinde 🇬🇷Yunanistan'a gönderilen Hıristiyan Karamanlı Avşar Türkmenleri…

Yunanistan, Selanik’teki Karamanlı Avşar Türkmenleri…


 

📰💐Değerli bilim adamı Prof. Dr. Oktay SİNANOĞLU’nu vefatının 11. yılı: Ruhu şâd olsun💐


📖 🗺️1912 Balkan Harbi, büyük bir travma…

1912 Balkan Harbi, büyük bir travma… 

Kaybedilen topraklar, dağılan hayatlar. 

Rumeli Muhacirin-i İslamiye Cemiyeti’nin bastırdığı haritanın üzerinde açıkça “İNTİKAM” yazıyor. 

Bu, sadece bir kelime değil; bir dönemin hafızası.

Alıntı: FiiTarih @FiiTarih

🎞️ANADOLU İNSANI: Köy yolunu bir türlü temizlemeyen belediye ekiplerine kızan bir adam, sonunda kendi çözümünü geliştirdi.

 

 


📰 Gaziantepli Mennan Usta’yı duydunuz mu? Gördüğü makineyi 10 dakikada çözen, uluslararası makine fuarlarına girmesi yasaklanan bir usta

 

 

Gaziantepli Mennan Usta’yı duydunuz mu?

Gördüğü makineyi 10 dakikada çözen, uluslararası makine fuarlarına girmesi yasaklanan bir ustadan bahsediyoruz.

Gelin, bu sıra dışı hikayeye birlikte bakalım.

1952’de Gaziantep’te doğdu. 10 yaşında bir demir atölyesinde çırak olarak çalışmaya başladı.

İlkokulu 9 yılda bitirdi. Sonrası yok. Ama atölye onun okulu oldu.

Bir gün Gaziantep’e bir Fransız gelir. Tekstilcilere seslenir: 

“Makineleriniz yetersiz… Yenileyin, dünya pazarı sizin olsun.”

En iyi makinelerin Fransa’da olduğunu söyler. Bir makinenin fiyatı ise milyonlarca dolar.

Mennan Usta dinler. Kafasına takar. Gider, makinenin başında dolaşır. Ölçer, bakar, çözer. Ve geri döner.

Atölyesinde demiri eritir. Çeliği büker. Parçaları tek tek üretir.

Fransızların yaklaşık 1 milyon doların üzerinde sattığı makineyi, 400 bin dolar seviyesine indirerek üretir.

Başka bir örnekte, milyon Euro’luk makineleri çok daha düşük maliyetle yerli olarak ortaya çıkarır.

Bir gün Gaziantep’in başka bir sorunu karşısına çıkar: Kanalizasyon çamuru.

Şehir her gün yüzlerce ton atıkla mücadele eder. Çözüm dünyada aranır. Mennan Usta yine itiraz eder: 

“Memleketteki ustalar öldü mü?”

Atölyeye döner. Gençleri yanına alır. Bir sistem kurar. Her gün yaklaşık 160 ton çamur işlenir. Kurutulurken enerji üretilir.

Kalan atık sanayide kullanılır.


Yaptıkları Gaziantep’te kalmaz.

Suriye’ye, İran’a, Pakistan’a, Fas’a, Romanya’ya… Hatta Brezilya’ya kadar uzanır.

Türkiye ilk kez bazı makineleri ihraç eder hale gelir.

Bu yetenek fark edilir. Ama takdir kadar korku da doğurur. Avrupa ve ABD’de düzenlenen makine fuarlarına girişi yasaklanır.

Gerekçe açık değildir. Ama herkes bilir: Gördüğünü yapmaktadır.

Yasaklanır. Ama vazgeçmez. Bir yolunu bulur. Yine girer. Yine bakar. Yine yapar.

Sadece üretmez. Yaklaşık 7 milyon dolarlık Ar-Ge yatırımıyla kendi teknolojisini geliştirir.

TÜBİTAK tarafından ödüllendirilir. Üniversiteler onu kürsüye davet etmek ister. Ama diploması yoktur. O da tebeşiri cebinden çıkarır, tasarımlarını yere çizerek anlatır.

O hep aynı şeyi söyler:

“Çeliğe hükmetmeyen, hiçbir şeye sahip çıkamaz.”

9 Haziran 2015’te hayata veda eden Mennan Usta, geride makinelerden daha büyük bir şey bıraktı:

Üreten bir akıl.

Kendi ayakları üzerinde duran bir sanayi fikri.

Ve bir vasiyet:

“Gençler bilim ışığında yetiştirilsin.

İmkanlar verilsin. Önleri kesilmesin.”

20260418

🎞️🗺️🇹🇷Türkiye'nin Gerçek Büyüklüğü

 


 

🗺️ Türkiye'de Özel kanunlara göre ceza mahkemelerine açılan dosyalarda ilk sırayı alan suçların dağılımı

 

İBBS 3. düzeyde, özel kanunlara göre ceza mahkemelerine açılan dosyalarda ilk sırayı alan suç, 2025


📰 ANADOLU İNSANI: Bu üç kişi Türkiye'nin en zenginlerinden.

Bu üç kişi Türkiye'nin en zenginlerinden.

Öyle para, pul ile, makam ile zengin olmadılar.

Üçü de emekli, Kayseri, Develi, Tombaklar köyünden Enver Bozbeşparmak, Tacettin Özüdoğru ve Ziya Uyar.

Sermayeleri birer kazma, birer kürek.

Sosyal medya maymununa dönmüş hayvan severlerden değiller, kedi - köpek maması satan firmaların uşakları da değil.

Dağda bayırda susuz kalan hayvanlar için dağlarda bozulmuş su kanallarını, kurumuş çeşmeleri tamir etmişler, hem de bir yılda 12 çeşmeyi ve sulukları yeniden faaliyete almışlar.

Güzel insanlar iyi ki varsınız… 👏👏👏

Alıntı: DENİZ_TOPRAK2 @Baha_Benhan

🎞️ NOSTALJİ: 'Eski günler daha iyiydi, değil mi?'

 

 

Alıntı: Silly Videos @gamzedeaci


20260417

12. yüzyıl Denizli yöresinde 100 bin çadırlı bir Türkmen topluluğu


Bugün Türk ismine dahi alerjisi olanların söylediği en büyük yalanlardan biri de;
Anadolu'da hiç Türk olmadığı, kökenlerin farklı olduğudur.


12. Yüzyılın ünlü Arap Gezgini Ebu'l-Fida ise o dönem yalnızca Denizli yöresinde 100 bin çadırlı bir Türkmen topluluğundan bahseder.

Alıntı: FiiTarih @FiiTarih


Yorumlardan:

emre demircioglu @emredemirciogl2

bizanslı tarihçiler özellikle malazgirt sonrası asyadan gelen milyon çadır türkmenden açık açık bahseder , yani 12. asırda bu sayı sadece denizli civarı için gayet normal.. anadoluda türkler malazgirt önceside mevcuttu hatta bizans ordusunda türklerde vardı, fakat türk  azınlıktı

Burhan haldun @burhanhaldun_

İstanbul da bile binlerce yıllık KURGANLAR çıkıyor. Çatalhöyük, Alacahöyük, Karahantepe, Göbekli tepe, Hakkari, Tuva ve daha bir çok yerden Türk'ün kültürü KURGANLAR çıkıyor...

📖 Köy Enstitüleri Eğitimde ve Sosyal. Kalkınmada Bir Devrim


KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE VE SOSYAL KALKINMADA BİR DEVRİM

Köylü Milletin Efendisidir.


📖 ''Hedef ☀️Güneşe Varmak Değil, ☀️Güneş Olmak!''

“HEDEF GÜNEŞE VARMAK DEĞİL,GÜNEŞ OLMAK”

Anadolu bozkırından, Çorum’un bir köyünden Hasanoğlan’a öğrenci olarak gelen Ali Çuhadar. Köyünden okula yeni gelmiş. Öğretmeni ona basımevinin sobasını yakma görevi vermiş. Yakıt kömürdür. Ali, köyünde tezek, odun yakardı. Kömürü öğretmeni anlatmıştı ama, nasıl yakılacağını bilmiyordu.

İşin acemisi çocuk, kömürü sobaya doldurur, altından kibriti çakar, kömür bir türlü yanmaz. Bir kutu kibrit biter, ama çocuk sobayı yakamaz. Odada bulunan orta yaşlı bir adam küçük Ali’yi izlemektedir.

- Oğlum, sobayı yakamadın. Beraber yakalım mı?

Ali, soba yakma işini kendisine görev olarak veren öğretmenine mahcup olmamalıydı. Odadaki adamın önerisi canına minnet oldu. Kömürü birlikte boşalttılar.

- Bak oğlum, şu köşede tahta parçaları var, onları getir. Orada keser var, onu da getir.

İstenenleri getirdim. Tahtaları birlikte kırdık. Sobaya yerleştirdik. Aralarına kağıt koyduk.

- Haydi şimdi yak, dedi. Verdiği kibriti çaktım, kağıtlar anında tutuştu. 

- Nerelisin?

- Çorumluyum, amca.

- Kızlar da geldi mi?

- Gelmedi amca.

Odunlar iyice tutuştu. Soba küreğini aldı, gözüme bakarak bir kürek kömürü sobaya koydu. Beklerken, bana okula ve bana dair başka sorular da sordu.

- Haydi, bir kürek de sen at bakalım, dedi.

Soba yanmıştı. Bana yardım eden amca artık gitse, iyi olur, diye düşünüyordum. Tam o sırada, bana görev veren öğretmenim içeri geldi. Amcayı görünce hemen hazır ola geçti. Şaşırdım kaldım doğrusu. Amca “Allaha ısmarladık! ” diyerek elimi sıktı. O, daha pek uzaklaşmadan öğretmenimin ceketini tuttum, yavaşça:

- “Bu amca kim?” diye sordum.

- Hasan Ali Yücel, oğlum. Milli Eğitim Bakanımız. Okulumuzu ziyarete gelmiş.

*****

Kibirsiz, alçak gönüllü, davranışları içten adam işte böyle olur. Tam bir halk adamıydı Yücel. Baba adamdı.

Bu olayı, anlatan ve anlatırken de bizzat yaşayan Mehmet Şener, Yücel’e dair konuşmasına şöyle devam etti: 

- Milli Eğitim Bakanımız Hasan Ali Yücel, Aksu’ya da geldi. Okulu gezip görmesi bittikten, gerekli denetimleri tamamladıktan sonra, bizleri idare binasının önünde topladılar. Hepimize hitaben güzel bir konuşma yaptı. Çeşitli nasihatlerde bulundu, bilgece sözler söyledi. Ayrılmadan önce bize son sözü şu oldu:

 “Hedef güneşe varmak değil, güneş olmak.”

Kendisi güneş olmuş, bizlere güneş olmayı hedef göstermiş aydınlık insan Hasan Ali Yücel.

Böyle Yaşayanlar Ölmez ki!

Hıfzı Topuz

♟️Satrançta 🇹🇷milli gururumuz Yağız Kaan Erdoğmuş, dünya rekoru kırdı!

 ♟️ Satrançta milli gururumuz Yağız Kaan Erdoğmuş, dünya rekoru kırdı!

♟️ Yağız, satranç tarihinde 2700 ELO puanına ulaşan en genç sporcu oldu. 

♟️ 🇹🇷Türkiye'nin de tarihteki en iyi satranç oyuncusu oldu.


Alıntı: Kaan Arslan @kaanarslanKA

GM Yağız Kaan Erdoğmuş Dünya Rekoru Kırdı 👏🏻🇹🇷

Milli sporcumuz Büyükusta (GM) Yağız Kaan Erdoğmuş, Monaco Satranç Federasyonu tarafından düzenlenen “Nesillerin Çatışması III” organizasyonu kapsamında, eski Dünya Satranç Şampiyonu Veselin Topalov ile karşı karşıya geldi.

Monaco’da gerçekleştirilen organizasyonda üstün bir performans sergileyen Erdoğmuş, mücadelede skorunu 4-1’e taşıdı.

Turnuva boyunca elde ettiği puanlarla 2700 ELO barajını aşan genç Büyükusta, dünya satrancının elit oyuncuları arasına adını yazdırdı.

Bu sonuçla birlikte GM Yağız Kaan Erdoğmuş, satranç tarihinde 2700 ELO puanına ulaşan en genç sporcu unvanını elde ederek dünya rekoru kırdı. Daha önce bu rekor, 15 yaşındayken 2700 ELO barajını geçen Çinli Büyükusta Wei Yi’ye aitti.

Genç yıldızımız, aynı zamanda Türk satranç tarihinin ulaştığı en yüksek seviyeye erişti.

Milli sporcumuzu bu tarihi başarısından dolayı tebrik eder, Türk satrancına ilham veren bu yükselişin artarak devam etmesini temenni ederiz.👏🏻


Alıntı: Türkiye Satranç Federasyonu @tsfresmi

📖İtalya’nın Venedik şehir müzesinde sergilenen Osmanlı Deniz Donanmasına ait Sancak

İtalya’nın Venedik şehir müzesinde sergilenen Osmanlı Deniz Donanmasına ait Sancak. Sancağın üzerinde yazan: 

“Lâ fetâ illâ Ali lâ seyfe illâ Zülfikar” 

Ali'den başka yiğit, Zülfikar'dan başka kılıç yoktur!


Alıntı: Baba İshak @Babaishakk

📖 ''Suyu Arayan Adam'' Şevket Süreyya Aydemir

 


*****


SUYU ARAYAN ADAM: Şevket Süreyya AYDEMİR


📰 Köy Enstitülerinin hatırasına...

HASANOĞLAN KÖY ENSTİTÜSÜ & HASANOĞLAN YÜKSEK KÖY ENSTİTÜSÜ

''Dağ başlarında unutulmuş kızdınız, oğuldunuz.

Yazgısına küs topraklarda birer serçe kuşuydunuz.''

1930'lu yıllar, nüfus 16 milyon. 12 milyon köylerde yaşıyor. 40 bin köy.. 4 bin civarında köyde okul var. 6 bin kadar öğretmen..

Şehirde yetişip öğretmen olanlar köylerde görev yapmayı kabul etmezler...

Çare; Köy Enstitüleri kurmaktı.. Kurdular.

Köy enstitülerinde öncelikle köy çocuklarının, eğitim görecekleri binaların inşaatında

ücretsiz olarak çalışarak kendi okullarını yapmaları esastı.

Öğrencilerin eğitimlerini bitirdikten sonra hizmet verecekleri bölgelere gelişimleri taşıyacak LİDERLER olmaları isteniyordu. OLDULAR DA... Köy enstitülerini bitirip öğretmen olanlar gittikleri köylerde, köy

imecesi ile köyün okulunu da yaptılar.

Köyün çocuklarını, köylüyü eğitip öğreterek

IŞIK OLDULAR.

Alıntı: DENİZ_TOPRAK2 @Baha_Benhan


📖 "Sevgiyi öğreten adam": Cemal Süreya


"Sevgiyi öğreten adam": Cemal Süreya

Cemal Süreya, "Üvercinka", "Göçebe" ve "Türkçe Bilenin İşi Rast Gider" adlı eserlerin de aralarında bulunduğu çok sayıda kitaba imza attı.





📖🗣️Prof. Sven Lagerbring: ''Bizim atalarımız Oden'in yoldaşları Türklerdir.''

 





20260416

📚📖 İsveçli Tarihçi Sven Lagerbring'in Türkçe hakkında yazdığı kitabı

 

''İsveçli Tarihçi Sven Lagerbring'in Türkçe hakkında yazdığı kitabı yeniden derledim. Metni kaynaktan yeniden çevirdim. İçindeki bütün isimleri ve eserleri açıkladım. Kitaba metnin tıpkıbasımlarını ve transkripsiyonunu ekledim. Daha önce dikkate alınmayan bilgileri ortaya çıkardım''

Çağıl Çayır @cagilcayir

******

Profesör Sven Lagerbring kitabı yazdı «İsveççenin Türkçe ile Benzerlikleri» ("İsveççe ve Türkçe dillerinin benzerlikleri"». 

Bu eser 18. yüzyılda yaratılmıştır. 

Lagerbäng kitabında hem İsveçlilerin hem de Türklerin ortak bir tarihsel kökene ve dilsel yakınlığa sahip olduğu tezini öne sürmektedir. Bu görüşünü desteklemek için İsveç masallarına, efsanelerine ve taş yazıtlarına dayanmaktadır. 

Eserin bazı özellikleri:

Kitapta ilk kez, İsveç dilinin tanrı Odin tarafından getirildiği ve Odin’in Tirkiyar (Türk) adı verilen bir grup kabilenin lideri olduğu belgelenmektedir. 

Lagerbäng, İsveççe ve Türkçe dillerini karşılaştırarak kelime dağarcığındaki paralellikleri ortaya koyuyor. 

''Kitap uzun süre bilinmiyordu, ancak daha sonra İsveç kökenli, İslam’ı kabul eden ve Türk diplomat olan bir kişinin çabalarıyla keşfedildi ve kamuoyuna sunuldu''

— Ali Nuri Dimeç. 

Kitabın Türkçe çevirisi Abdullah Gürgin tarafından yapılmıştır. Yayın, 2008 yılında Kaynak Yayınları tarafından yayımlandı. 



📰✍🏻 "Hiç Büyüme Çocuk''- Ergun Hiçyılmaz

1950 yılının sonbaharında İstanbul Radyosu stajyer ses sanatçısı sınavı açar. Boğaziçi Lisesi son sınıf öğrencisi Zeki Müren bu sınava katılan 186 kişiden biridir. Jüride Orhan Veli'nin babası Mehmet Veli Kanık, Refik ve Fahire Fersan, Cevdet Çağla, Yorgo Bacanos, Afife Ediboğlu, Baki Süha Ediboğlu gibi, musikinin kıymetli simaları bulunuyordu. Jüri, yarışmacılar arasından iki kişide radyoda söyleme yeteneği görür. Nadir Hilkat Çulha ve Zeki Müren.  İki saat sürmüştü geleceğin yıldızıyla tanışmak.. Fakat aradan aylar geçmesine rağmen radyodan bir haber gelmeyince perişan olan Zeki Müren kendi kabuğuna çekilmişti. Sonunda, tam da ümidin kesildiği bir gün telefon gelecekti. Karşısında Refik Fersan vardı. "Oğlum, Perihan Altındağ rahatsızlandı. Onun yerine programa çıkacaksın," diyordu.. Zeki Müren şöyle anlatır :

"Perihan Hanım, telefon açıp gelemeyeceğini, onun yerine plağını koyabileceklerini söylemiş.Daha önce de birkaç kere yapmış bunu. O zamanlar radyonun başında bulunan Zahir Törümküney çok kızmış, yahu nedir bu solistlerden çektiğimiz ? Bunlar kapris üstüne kapris yapıyor. Ne demek plağımı koy ? Koymayacağım, demiş. Sonra da şunun yerine bir solist bulun bana demiş. Bunu söylediğinde Baki Süha ve Müzik Yayınları Şefi Cevdet Çağla orada.."

Ve program başlar. Herkes o saatte Perihan Altındağ'ı bekliyor tabii. Anons yapılıyor : "Şimdi Zeki Müren şarkılarını okuyacak." Kimi kapatıyor, kimi merak ederek açıyor radyonun sesini.. Bir çocuksu ses, ama son derece yumuşak, son derece lirik. Çok vahşi, zor telaffuz edilen birtakım kelimeleri büyük bir sükunetle telaffuz ediyor. Son derece de etkili bir ses. Herkes şaşırmış. Radyoya telefon üstüne telefon yağmış, kimdir bu ses diye. 

45 dakikalık program sonrasında kan ter içinde kalan Zeki Müren, koridorda ıhlamurunu yudumladığı sırada ilk telefonu gelir.. 

"Seni dinledim ve ağladım. Kimsin çocuğum, kimsin?.."

Her şey bu telefonda gizliydi. Musiki dünyasının bir devi, Hamiyet Yüceses arıyor ve takdirini ifade ediyordu. Ardından Suzan Güven ve diğerleri.. Devler, kendi ifadeleriyle, "o hüzün dolu ve her zaman kırılmaya hazır incecik Zeki'yi fark etmişler, kabul etmişlerdi.

(ERGUN HİÇYILMAZ, "Hiç Büyüme Çocuk")


Alıntı: DENİZ_TOPRAK @Baha_Benhan

📖 Fatih Sultan Mehmet'in babası Sultan II.Murat'tan aldığı hayat dersi

 


Fatih Sultan Mehmet Han çocukken çok yaramaz bir öğrenciydi. 

Ders esnasında yaptığı şımarıklıklarla Hocası Akşemseddin’i çileden çıkarırdı. 

Hocası kendisine kızdığı zaman hemen “Ben Padişahın oğluyum bana bir şey yapamazsın” deyip tehdit ediyordu. 


Padişaha şikâyet etmeyi edepsizlik sayan Akşemseddin, durumu II. Murat’a anlatamıyordu. 

Ancak gün geldi artık küçük Mehmet’in yaptığı yaramazlıklar çekilmez hâle geldi.

Bunun üzerine destur dileyip II. Murat’ın huzuruna çıktı.

 “Padişahım size bir hususu arz edeceğim ancak hayâ ediyorum” deyince II. Murat 

“Buyur, çekinmeden anlatabilirsin” dedi. 

Bu söz Akşemseddin’i rahatlattı ve başladı olayı anlatmaya. 

“Padişahım oğlunuz, ciğerpareniz Mehmet çok yaramaz, onun yaramazlıkları yüzünden ders işleyemiyorum, kendisine kızdığım zamanda hemen sizinle beni tehdit ediyor." 

deyince II. Murat, Akşemseddin’in yanına gelerek kulağına bir şeyler fısıldar.

II. Murad’ın kulağına söylediği sözleri duyan Akşemseddin çok şaşırdı. 

Bu nasıl bir plandı? Mümkün değildi bu planı uygulamak. 


Akşemseddin plan konusundaki rahatsızlığını padişaha ilettiyse de Padişah onu dinlemedi ve "Bu iş olacak" dedi.

Ertesi gün yine derste Mehmet yaramazlık yapıyordu. 

Akşemseddin’in uyarısına aynı tehdit cevabını verdiği sırada Padişah ansızın kapıyı açıp içeri girdi. 

Bu olay karşısında Akşemseddin hiddetlenerek Padişaha bağırdı ve bir tokat atarak  bu şekilde sınıfa giremeyeceğini izin istemesi gerektiğini söyleyerek derhal dışarı çıkmasını istedi. 

Padişah mahcup bir şekilde boynunu bükerek özür diledi ve dışarı çıktı.

Olaylar karşısında Fatih Sultan Mehmet’in nutku tutulmuş ne yapacağını şaşırmıştı.

Çok güvendiği babası, hocadan tokat yemişti. 

Fatih Sultan Mehmet allak bullak olmuştu.

Az sonra kapı vuruldu ve Padişah mahçup bir şekilde içeri özür dileyerek girdi. 


Plan muhteşem bir şekilde işlemişti. 

O günden sonra Fatih Sultan Mehmet asla yaramazlık yapmadı. 

Çünkü güvendiği dağlara kar yağmıştı.

Eğitimin ne olduğunu II.Murat kadar olamasa da en azından kendi çocuğunu yanlış yollara süreklemeyecek kadar idrak etmiş anne ve babalara ihtiyaç var. 

Unutmayalım, çocuklar şımarık doğmaz;
diplomalı, maaşlı ama eğitimsiz ebeveynler tarafından şımartılır.

Alıntı: NE KADAR OLDU? @NekadarolduTR

🎞️🇹🇷ANADOLU İNSANI: “Aha kuşta var, gir lan içeri” diyen esnaf abi; sen bu ülkenin umudusun!

 Aniden bastıran doluya yakalanan vatandaşları dükkanına alarak içeri davet eden ve kapı önünde bekleyen güvercine “Aha kuşta var, gir lan içeri” diyen esnaf abi; sen bu ülkenin umudusun!


 

🇰🇿Kazakistan'dan görüntüler...


 

🇹🇷Van'da jandarma ve öğrenciler, okuldaki eskiyen Türk bayrağını birlikte değiştirdi.

 


 

📰 ABD’den geri alınan Smyrna kökenli heykel başı İzmir’de sergileniyor.

 

ABD’NİN DENVER KENTİNDEN TÜRKİYE’YE İADE EDİLEN SMYRNA ANTİK KENTİ KÖKENLİ MERMER HEYKEL BAŞI, İZMİR ARKEOLOJİ MÜZESİNDE DÜZENLENEN TÖRENLE SERGİLENMEYE BAŞLANDI.

© İHA

Kültür ve Turizm Bakanlığının yürüttüğü diplomatik çalışmalar sonucu ABD’nin Denver kentinden Türkiye’ye iade edilen ve M.S. 5. yüzyıla tarihlendirilen Smyrna Antik Kenti kökenli mermer heykel başı, İzmir Arkeoloji Müzesinde düzenlenen törenle sergilenmeye başlandı.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılan eserin iade sürecini sosyal medya hesaplarından duyurmuştu. Denver Sanat Müzesi koleksiyonunda bulunan eserin Smyrna Antik Kenti kökenli olduğu bilimsel verilerle teyit edildi. Bakan Ersoy, 1934 tarihli raporlar ve uzman incelemeleriyle eserin Smyrna Agora kazılarından geldiğinin belirlendiğini kaydetti. Ersoy, müze ile kurulan iş birliği ve yapıcı diyalog sayesinde eserin evine kavuşturulduğunu ifade etti. ABD’nin Denver kentindeki Denver Art Müzesin koleksiyonunda bulunan ve Smyrna Antik Kenti kökenli olduğu bilimsel verilerle teyit edilen mermer heykel başı İzmir Arkeoloji Müzesinde yerini aldı. Heykelin ziyarete açılışı dolayısıyla tören düzenlendi

İade süreci ve bilimsel incelemeler

ABD’nin Colorado eyaletine bağlı Denver şehrindeki Denver Sanat Müzesi, Anadolu kökenli olduğu belirlenen mermer heykel başını iade etmek istediklerini Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne bildirdi. Müze yetkilileri, eserin Smyrna Agora kazılarından elde edildiğini belirtti. Heykel başının, 1946 ile 1948 yılları arasında İstanbul’da ABD Başkonsolosu olarak görev yapan Clarence Edward Macy’nin eşi Marie Therese Macy’nin malikanesinden 1989 yılında bağış yoluyla müze koleksiyonuna dahil edildiği bilgisi paylaşıldı. Bakanlık uzmanlarınca yapılan incelemelerde bu veriler doğrulandı.

HEYKELİN ZİYARETE AÇILIŞI DOLAYISIYLA TÖREN DÜZENLENDİ.

© İHA

Efes-Smyrna atölyesinin ürünü

Eserin Anadolu kökenli olduğu ve yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarıldığı, uzmanların bilimsel incelemeleri ve arşiv kayıtlarıyla kesin olarak ortaya konuldu. Türkiye tarafından eserin iadesi resmi olarak talep edilirken, yürütülen süreç uluslararası iş birliğiyle sonuçlandı. Smyrna Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy ile Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi uzmanlarınca hazırlanan raporlarda, heykel başının Theodosius Dönemi heykel sanatıyla ilişkili olduğu belirlendi. Eserin Efes-Smyrna bölgesinde faaliyet gösteren bir atölyenin ürünü olduğu kaydedildi.

Erkek portresinin özellikleri

Yüksekliği 25 santimetre olan mermer heykel başı, M.S. 5. yüzyılın ikinci yarısına tarihleniyor. Erkek portresi olarak tanımlanan eserde boyun kısmı kırık ve eksik durumda bulunuyor. Heykelde saç ve kaş kıvrımları keskiyle işlenirken, göz bebekleri matkap darbeleriyle belirgin hale getirildi. Kısa sakallı portrede gözlerin izleyiciye yöneldiği ve yüz hatlarında güçlü ifade unsurlarının bulunduğu tespit edildi. Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Türkiye’ye getirilen eser, kökeni ve tarihi anlamı dikkate alınarak İzmir Arkeoloji Müzesinde sergilenmeye başlandı.

Uluslararası iş birliğinin önemi

Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz, Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un belirlediği hedeflere ulaşmak için yoğun çaba sarf ettiklerini belirtti. Türkiye’deki akademik camia, kolluk kuvvetleri ve diplomatik temsilciliklerle ortak bir sistem kurguladıklarını ifade eden İnceciköz, kaçakçılıkla mücadele noktasında dünyada kuralları koyan ülke konumunda olduklarını dile getirdi. İnceciköz, eserin iadesinde bilimsel yayınların önemine dikkat çekerek, Denver Sanat Müzesi idaresinin süreçteki yapıcı tutumu sayesinde eserin doğduğu topraklara döndüğünü kaydetti.


Smyrna Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy, heykelin Agora’da bir kaide üzerinde yükseldiğinin anlaşıldığını belirtti. Aynı döneme ait kitabelerde İsidoros adlı bir valinin onurlandırıldığının görüldüğünü dile getiren Ersoy, bu portrenin söz konusu valiyi temsil ediyor olabileceğini ifade etti. Ersoy, eserin ciddi yüz ifadesi ve yukarı bakan göz bebekleriyle erken Hristiyanlık dönemi stilini yansıttığını sözlerine ekledi.


Alıntı: https://www.msn.com/tr-tr/eglence/kultur-sanat/abd-den-geri-alınan-smyrna-kökenli-heykel-başı-İzmir-de-sergileniyor/ar-AA212eLP



✍️ ALP İÇÖZ 'ÜN GÖNÜL PENCERESİNDEN - Alp İçöz, M.A.

  Bu blog şair , yazar ve dil eğitimcisi Alp İçöz 'ün sevdiği sözler, beğendiği yazılar, çeşitli alıntılardan oluşan bir derleme... Ayrı...