Milli Mücadele Dönemi'nin yiğit kahramanları, yapay zeka ile canlandırıldı. https://t.co/sNeY6CsZS3
— 🇹🇷Bilgen Hatun🇰🇿 (@BilgenHanim) October 25, 2026
Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
Milli Mücadele Dönemi'nin yiğit kahramanları, yapay zeka ile canlandırıldı. https://t.co/sNeY6CsZS3
— 🇹🇷Bilgen Hatun🇰🇿 (@BilgenHanim) October 25, 2026
DiasporaTürk
@diaspora_turk
❝Yıl 1967… Anne ve babam ilk görüşte aşık olup evleniyorlar. Annem şehirli, babam ise kendi halinde köyünde yaşayan bir genç. Evlenince babam da şehre geliyor ve dayımların yanında çalışmaya başlıyor. Bir yıl sonra ben doğuyorum. İş yerinde dayımın babama söylediği bir söz yüzünden babam alınıyor ve üzülüyor. Anneme anlattığında annem çareyi Almanya’ya işçi olarak yazılmakta buluyor. Abisi dahi olsa eşine laf söylenmesini hazmedemiyor. Kısa bir süre sonra Almanya’ya işçi olarak kabul edildiğini öğreniyor. Ben 1,5 yaşındayken beni ve babamı bırakıp Almanya’ya gidiyor. Bir fabrikada çalışmaya başlıyor ve işçi lojmanında kalıyor. O dönem annemin okuma yazması yok denecek kadar az. Babamdan gelen mektupları oda arkadaşına okutuyor ve cevap yazdırıyor. Ancak kendine bunu yediremeyip okuma yazmayı söküyor. Eşinin ona yazdıklarını bir başkasının okumasını istemiyor.
Altı ay sonra babam da Almanya’ya gidiyor ve oradan Danimarka’ya göç edip yerleşiyorlar. Bana dedem ve babaannem bakıyor. Üç yaşıma geldiğimde ben de yanlarına gidiyorum ve artık orada yaşamaya başlıyoruz. İlk gittiğimde anneme bir süre anne diyemiyorum, sonra alışıyorum.
Anne ve babamın aşkına hep imrenmişimdir. Birbirlerini çok severlerdi. 2014 yılında maalesef babamı kaybettik. Annemin bir ömrü birlikte geçirdiği hayat arkadaşı artık yoktu, yalnız kalmıştı. Babamın duvarda asılı fotoğrafına bakıp “Neden önce ben değil de sen gittin?” diye çok isyan etti. Bir süre sonra “Ben de ölmek istiyorum” demeye başladı. Annem ve babam artık hiç ayrılmamak üzere kavuştular.❞
🌿 (Handan Salman Bol)
Saray orkestrası, 1917.
Bu orkestrayı Cumhuriyet yıllarında Ankara’ya taşıyan isimlerden biri Osman Zeki Üngör’dü. Her gün söylediğimiz İstiklal Marşı’nın bestecisi de o.
🇰🇬Kırgız müzisyenler, geleneksel çalgılarıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin milli marşı olan İstiklal Marşı'nı icra etti. https://t.co/l4n9oA7WFe
— Turkic Press (@turkicpress) October 24, 2026
Atebetü'l-Hakâyık'tan
"Akıllı mı olur dili boş kişi
Bu boşboğazlık çok kişinin başını yedi
İnsanları kızdırma dilinle, bil ki bu dil
Yaralarsa iyileşmez, geçer de ok yarası”
Günün atasözü:
Çıkar sağladığı kimsenin hoşuna gidecek biçimde davranan dönek ve dalkavuk kimseler için kullanılan bir söz.
Aydınlı Yörük Türklerinin, Develeri Üzerinde Kullandıkları Tamga.
(Fotoğraf Ulla Johansen, 1956-1957)
Bu Tamga, en eski Türk İkonografisidir ve M.Ö. 3000 yıllarında Kalbak Taş (Altay) , Tamgalı Say (Kazakistan) ve Saymalı Taş (Kırgızistan) gibi Petroglif alanlarında bolca bulunur. Emel Esin, yuvarlak ve haçvari dört oklu biçimi Gök ve Tengri kavramının “Kozmolojik Simgesi” arasında gösterir.
Sevgili Carl Gustav Jung'a göre de bu işaret, İnsanlığın geliştirdiği en arkaik "Tanrı" simgesidir.
Arkaik insana göre
Tanrı tüm zıtların toplamıdır. Daire Gök, Artı Yer işaretidir. Dolayısıyla bu tamga ikili zıtlıklar kuramı ile alakalıdır.
Türkler tüm eşyalarına, hayvanlarına ve hatta giysilerine Tamga Vurur. Her Boy'un kendini tanımlayan bir "Kimlik Belgesi" vardır. Bu Tamgalar boyların kimlikleri ve imzalarıdır.
Nuray Bilgili.
Japonya'nın Türkiye Büyükelçisi Masami Tamura, İstiklal Marşı'nı okurken görüntülendi: “1 yıl içerisinde öğrendim. Bu benim için bir onur.” https://t.co/hYj5ifjUWp
— Aydınlık (@AydinlikGazete) October 22, 2026
🇺🇿 Özbekistan’ın Hive şehrindeki 19. yüzyıl Hive Hanlığı Bayrağı, Ay-Yıldızı ve tuğ başındaki Kelime-i Şehadet yazısıyla tarihe tanıklık eden önemli bir eserdir. https://t.co/nmOCuKlDxb
— 🇹🇷Bilgen Hatun🇰🇿 (@BilgenHanim) October 21, 2026
🇹🇷Bilgen Hatun🇰🇿 @BilgenHanim
İzmir kıyılarında bulanık sulara bakıp "Bu deniz neden kirleniyor?" diye soran meraklı bir lise öğrencisinin, dünyanın teknoloji merkezinde bilimin sınırlarını yeniden çizen zirve yolculuğu: Prof. Dr. Bilge Yıldız.
O soruyu sıradan bir merak olarak sahilde bırakmayıp bir üniversite laboratuvarına taşıyarak körfezin temizliği için sabahlayan Yıldız, ilim ateşini Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği'nde harmanladı.
Bilgiye ve araştırmaya duyduğu sarsılmaz tutku, onu bugün dünyanın bir numaralı teknoloji üssü kabul edilen Massachusetts Institute of Technology'ye (MIT) taşıdı.
MIT bünyesinde iki ayrı mühendislik bölümünün başında profesör unvanıyla geleceğin teknolojilerine yön veren Prof. Dr. Bilge Yıldız; katı hâl pillerinden hidrojen enerjisine, insan beyninden ilham alan yapay zekâ çip teknolojilerine kadar devrim niteliğinde buluşlara imza attı.
Elektrokimya dünyasının en prestijli nişanı sayılan 2024 Faraday Madalyası ile taçlandırılan bu muazzam kariyer; Türk kadınının ve Türk bilim insanının aklıyla, merakıyla ve çalışkanlığıyla tüm dünyayı nasıl aydınlatabileceğinin en parlak kanıtıdır.
Ergun Kirlikovali
Ahmet Taner Kışlalı’nın kızı Nilhan Nur Kışlalı
Yıllar sonra diyor ki 📌
Yazık ki babamla hiç fotoğrafımız yok. Henüz 29 günlüktüm
babamı kaybettiğimde.
Toplumda o kadar izler bırakmış ki dinleye dinleye babamı tanıdım… Tanıdıkça daha çok sevdim,
daha çok özledim..
Emine Azboz
Osmanlı'nın Kırım yenilgısınden sonra gelen Balkan Bozgunu,Balkan Savaşı yenılgisınden sonra Çanakkale Savaşlarının anlatıldığı kitabım Kar Kımızı okunması gereken konusu tarih olan belgesel bir roman.
Türk müziğinin usta ismi Alpay son yolculuğuna uğurlandı
16.10.2026 - 15:15
AA
Antalya'da 91 yaşında hayatını kaybeden Türk müziğinin usta isimlerinden Alpay Nazikioğlu, Ankara'da son yolculuğuna uğurlandı. Ahmet Hamdi Akseki Camisi'nde düzenlenen cenaze törenine sanatçının ailesi, yakınları ve sevenleri katıldı.
"Eylülde Gel", "Fabrika Kızı", "Gitme" ve "Ayrılık Rüzgarı" adlı unutulmaz şarkılara imza atan Alpay, Antalya'da 91 yaşında hayatını kaybetti. Usta şarkıcı ve besteci, bugün Ankara'da son yolculuğuna uğurlandı.
CENAZE YERİ DEĞİŞTİ
Sanatçının 34 yıllık hayat arkadaşı Gizem Pekiner, Alpay'ın vasiyeti üzerine Bodrum'da Gündoğan Mezarlığı'nda toprağa verileceğini duyurdu. Daha sonra Alpay'ın resmi eşi Bilge Nazikoğlu ve çocukları, sanatçının cenazesini Ankara'ya götürdü ve cenaze töreninin Ankara'da düzenleneceğini açıkladı.
Pekiner, sanatçının Bodrum'da defnedilmeyi vasiyet ettiğini belirterek cenazenin Ankara'ya götürülmesine tepki gösterdi. "Mezar yeri bile açılmıştı" diyen Pekiner, "Ben cenazeye katılamayacağım, çünkü hiç iyi değilim" sözleriyle törene katılmayacağını açıkladı.
ANKARA'DA TOPRAĞA VERİLDİ
Usta sanatçı için Ankara Bilkent Ahmet Hamdi Akseki Camisi'nde cenaze töreni düzenlendi. Cuma namazından sonra Ahmet Hamdi Akseki Camisi'nde kılınan cenaze namazına, sanatçı Alpay'ın ailesi, yakınları ve sevenlerinin yanı sıra Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam katıldı.
Türk müziğinin usta ismi Alpay son yolculuğuna uğurlandı
Alpay Nazikioğlu'nun cenazesi daha sonra Cebeci Asri Mezarlığı'ndaki aile kabristanında defnedildi.
ALPAY KİMDİR?
Ahmet Alpay Nazikioğlu, 17 Temmuz 1935'te Ankara'da dünyaya geldi.
Babası TCDD'de bürokrat, annesi ise parti başkatibesi olarak görev yapan Alpay, ilk ve ortaöğrenimini Ankara'da tamamladıktan sonra Ankara Atatürk Lisesinden mezun oldu.
Türk müziğinin usta ismi Alpay son yolculuğuna uğurlandı
Gençlik yıllarında spora duyduğu merakla futbol dünyasına adım atan Alpay, Ankara Demirspor ve Gençlerbirliği kulüplerinde forma giydi.
Başarılı performansıyla Genç Milli Futbol Takımı'na kadar yükselen sanatçı, yükseköğrenimini ise Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tamamladı.
Hukuk eğitiminin ardından müzik tutkusunun peşinden giden Alpay, profesyonel müzik kariyerine 1960'lı yılların başında adım attı.
UNUTULMAZ VE ÖZGÜN ALBÜMLERE İMZA ATTI
Alpay, 1964'te kendi orkestrasını kurarak müzik çalışmalarını hızlandırdı. Kariyerinin ilk döneminde Fransız Chansonlarının ve İtalyan Napolitenlerinin Türkçe aranjmanlarını seslendiren sanatçı, İngilizce, İspanyolca, Fransızca ve İtalyanca eserleri de yorumladı.
Türk müziğinin usta ismi Alpay son yolculuğuna uğurlandı
Romantik folk, rock ve Anadolu pop türlerinde deneysel çalışmalara imza atan sanatçı, dönemin yenilikçi gruplarından Üç Hürel ile ortak projelere imza attı.
Fecri Ebcioğlu gibi dönemin önemli müzik adamlarıyla yakın dostluklar kuran Alpay, 1964'te yayımladığı "Girl in My Town"ın ardından "Kirpiklerini Ok Ok Eyle", "Cennet Yolu", "7 Dilde Alpay", "Güven Parkı" ve "Aşk"ın da aralarında olduğu 25'i aşkın albümle müzikseverlerle buluştu.
Güney Kore'de insanlar, "Hangi ülke senin kardeş ülkendir?" sorusunu yanıtladı. https://t.co/skPtOnkumI
— Telgraft (@telqraft) October 14, 2026
Engelleri aşan bir evlat, parmak uçlarıyla kurulan bir iletişim ve anneye adanmış bir hayat… Isparta’da yaşayan 63 yaşındaki Ömer Akça, görme ve işitme engelli olmasına rağmen hem 94 yaşındaki annesine bakıyor, hem de evlerinin işini tek başına yapıyor. https://t.co/hvdFfYBlin
— TRT HABER (@trthaber) October 13, 2026
Yale'in 300 Yıllık Tarihini Değiştiren Dünyanın "İkinci Einstein" Dediği Türk: Oktay Sinanoğlu Aslında Kimdi? 👇👇
1962 yılı. Amerika'nın o en prestijli okullarından Yale Üniversitesi'nin ağır kapılarından 26 yaşında gencecik bir adam giriyor.
Ceketinin düğmesi ilikli, adımları sakin.
Tam 300 yıllık koskoca Yale tarihinde, bu yaşta o kürsüye profesör unvanıyla çıkan kimse olmamış. Batılıların yıllarca içinden çıkamadığı kuantum denklemlerini kara tahtaya tebeşirle bir bir yazıyor.
Önüne dünyaları serdiler o gün.
Laboratuvarlar, sınırsız bütçeler, ömür boyu rahat edeceği unvanlar...
Ama onun zihni hep başka bir yerdeydi.
Oktay Sinanoğlu.
Dünyanın genetik sarmalını çözen bu adam, akşam evine döndüğünde memleketin dil sarmalına kafa yoruyordu.
Gençliğinde "Burada kalırsam Amerika'nın kölesi olurum, ama oraya gidersem efendisi olup dönerim" diyerek yola çıkmıştı. Oldu da. Ama o kürsülerde bir gün olsun kökünü unutmadı.
Batı'nın o şatafatlı alkışlarını elinin tersiyle itti.
Türkiye'de yabancı tabelalar asıldıkça, gençler kendi diline yabancılaşıp 'ok', 'bye' demeye başladıkça onun içi eziliyordu. Bütün o Nobel'lik teorilerini bir kenara bırakıp, ömrünün geri kalanını "Bye Bye Türkçe" diyerek bu milletin özüne adadı.
Yani... Şimdi düşününce insanın içine oturuyor.
Elin oğlu bizim evladımızın zekasını göklere sığdıramazken, o sadece memleketinin çocukları kendi dilinde rüya görsün diye çırpındı durdu.
Sahi... O kara tahtaya yazılanlar dünyayı değiştirdi ama, bu topraklar için verdiği o sessiz mücadeleyi unutmak bize yakışır mı? ⏳🇹🇷🥀
(Kızılırmak Türkü Diyarı)
ALINTI:
MEDENİYETLER TARİHİ (( ARKEOLOJİ MİTOLOJİ KÜLTÜR SANAT )) ·
“Beş üniversite de bitirseniz, bunları yapamıyorsanız eksiksiniz,”
“Hayatta bir gün yalnız kalabilirsiniz; o zaman başınızın çaresine bakmayı bilmelisiniz.”
“Diploma önemlidir ama hayat yalnız diplomayla yaşanmaz.”
Hünkar Hacı Bektaşi Veli ve Yeniçeri Gülbangı
Hz Peygamberin övdügü asker kızılbaş yeniçeridir. 1826 yılına kadar Osmanlı Ordusu savaşa gitmeden önce, Yeniçeri ocağından bir müfreze Hacıbektaş'a geliyor, Dergah Avlusu'nda saf tutarak, Hacı Bektaş-ı Veli Evlâdı’ndan postnişi olan zatın da katılması ile:
Mü’miniz Kalû-Beli’den beri...
Hakkın Birliğine eyledik ikrar...
Bu yolda vermişiz seri...
Nebimiz vardır Ahmed-i Muhtar...
La Yezal mestaneleriz...
Nur-ı ilahide pervaneleriz...
Sayılmayız parmak ile tükenmeyiz kırmak ile...
On iki imam Pir-i tarikat cümlesine dedik beli...
Üçler, beşler, yediler...
Nur-ı Nebi, Kerem-i Ali,
Pirimiz üstadımız Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli...
Demine devranına
Hû diyelim Hû!
diye gülbang çekiyorlar (dua ediyorlar) ve Pir'den himmet istiyorlardı. O tarihlerde yaşayan kişilerden aktarılan bilgilere göre Yeniçeriler'in gür sesi Hacı Bektaş-ı Veli’ın her tarafından duyuluyordu
Alıntı: Mustafa Çilingir
“Çocuklarım devlet malına ellerini dahi süremezlerdi. Plakaları kırmızı ve siyah renkli resmî arabalara bir defa dahi binmediler.Yüzlerine bakmaya kıyamadığım Mustafam ve Elifim, bir saat daha az uyuyup belediye otobüsleri ve okul servisleriyle okula gittikleri esnada, bendeniz müsteşarlık ve bakanlık yapıyordum.Bırakınız eşime araba tahsis etmeyi, evde devletin personelini çalıştırmayı; idarecilik ve siyaset hayatımda lojmanda oturmadım.Koruma görevlisi de kullanmadım.Şimdi 70’ine merdiven dayadım. Hâlâ kirada oturuyorum. Kendime ait tek mülküm kitaplarım… Yani, sizin anlayacağınız, gerçek anlamda ‘Dikili ağacım dahi yok’Beni bütün ‘enayiliğime’ rağmen kimseye muhtaç etmeyen yüce Allah’ıma hamd ediyorum”
BALKAN’LARDAN GÖÇ EDENLER TÜRK’MÜDÜR!!!
Karamanoğlu Beyliği Yörük Türkleridir. Moğollar 1222 yılında Orta Asya da Özbekistan ve Türkmenistan’ı işgal etmişti. Anadoluda ise o zaman Büyük Selçuklu Devleti bulunuyordu. Oğuzların avşar boyuna ait olan Karamanoğlu Beyliği 1228 yılında Moğol baskısından dolayı Anadoluya göç etmişler. Karamanoğlu Beyi Hacı Bektaşi Veli’nin müritlerindendir. Nuri sufi dir.anadoluya ulaşınca Büyük Selçuklu Beyi Alaattin Keykubat Karamanoğlu Beyliğini Karaman ilinin Toros dağlarının içinde bulunan Ermenek ilçesine yerleştirmiş. 1242 yılında vahşi Moğollar Anadoluya ulaşmış ve Büyük Selçuklu Devleti’ni savaşta yenip zayıf hale getirmiş. Selçuklu Devleti zayıflayınca Anadolu’daki Türkler on beylik haline dönüşmüş. Bu beylikler
1. Karamanoğlu Beyliği
2. Kadir Burhanettin Beyliği
3. Eşrefoğulları Beyliği
4. Aydınoğulları Beyliği
5. İnançoğulları Beyliği
6. Alaiye Beyliği
7. Tacettinoğulları Beyliği
8. Çobanoğulları Beyliği
9. Dulkadiroğlu Beyliği
10. Ramazanoğulları Beyliğidir.
Osmanlı Beyliği 1289 – 1300 yıllarında Eskişehir Sögütte kurulmuştur. Selçuklu Devleti 1300 yılında çöktü. Osmanlılar batıda Bizans toprağı olan Bilecik, Bursayı alarak batıda ilerlemeye devam etti. Daha sonra geriye dönerek Anadolu’daki Karamanoğlu Beyliği dışındaki Beylikleri teker teker savaşarak topraklarına kattı.
Anadolu’da en kuvvetli beylik olar Karamanoğlu Beyliğini topraklarına katmak için aralıklı olarak 100 yıl savaşmıştır. 1277 yılında Karamanoğlu Beyliği Moğollar ve Selçuklular savaş yaparak onları yenmiştir. Karamanoğlu Beyliği Konyayı alarak Türkçenin Anadoluya yerleşmesine neden olmuştur.
Çünkü o yıllarda Anadoluda Farsca, Arapça gibi dillerde konuşuluyordu, Karamanoğlu Beyi Mehmet Bey Konyayı aldıktan sonra Anadoluda Türkçeden başka dil konuşulmayacak diye emir yayınlamıştır. Osmanlılar 1374 yılında Balkanlara ulaşmış ve Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılında İstanbulu almasıyla çok güçlenmiştir.
Fatih Sultan Mehmet Anadoluda bulunan Karamanoğlu Beyliğiyle 1466 savaş yaparak yenmiştir.
Fatih Sultan Mehmet oğlu Cem Sultanı Karamana yollayarak 1466-1486 Karamanoğlu Beyliğinin başına geçmiştir. 20 yıl içerisinde Karamanoğlu Beyliğini tamamen bitirmek için Karamanoğlu Beyliği halkını Balkanlara göç ettirmişler ve yerleştirmişlerdir.
Bugünkü Makedonya, Bulgaristan ve Yunanistan. Böylelikle Balkanlar Türk yurdu olmuştur.
Devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk Karamanoğlu Yörük Türklerindendir. Dedesi Hafız Ahmet Efendi Karamanoğlu Beyliğinden Yunanistan’nın Manastır vilayeti Kocacık Nahiyesine yerleşen Yörük Türklerindendir.
Annesi ise Aydınoğulları Yörük Türklerindendir. 1878 yılında Osmanlı İmparatorluğu Ruslarla savaş yapmış, Plevne savaşın komutanı Gazi Osman Paşa bu savaşta galip durumundayken; İstanbul da Sarayda ihtilal yapılmış ve Padişah Abdülaziz tahtan indirilmiştir.
Bu kargaşadan dolayı Gazi Osman Paşaya yiyecek ve cephane yeterince ulaşamamıştır ve Gazi Osman Paşa yenilmiştir. Ruslar, Bulgar milisleri birlikte İstanbul Yeşil Köye kadar ulaşmıştır.
Rus ordusunun önünde 1 milyon iki yüz bin Türk İstanbul’a ulaşmak için göç etmiştir. Göç eden dört yüz bin Türk yollarda soğuktan ve açlıktan ölmüştür. Berlin antlaşmasıyla Ruslar geri çekilmiş ve Bulgaristan’ın yarısına muhtariyet verilmiştir, Dış işleri Osmanlı tarafından iç işleri ise Bulgarlar tarafından yürütülecektir. 1902’ye kadar göç ve Türk direnişi devam etti. 1912-1914 Balkan Savaşlarında Osmanlı İmparatorluğu Balkanları tamamen kaybetmiştir. Balkanlarda milyonlarca Türk kalmıştır. Cumhuriyet döneminde1926 Yılında Mubadele Olmuş ve Yunanıstan ve Balkanlardan Türk Halkıyla Gayri Müslümler Değiştirilmiş daha sonraki yıllarda devam etmiştir.1938,1950,1968,1979,1989 yılları arasında bir milyon Türk Anadolu’ya gelmiştir. Halen milyonlarca Türk Balkanlarda yaşamaktadır. Balkan Türklerinin kökeni Karamanoğlu Beyliğinin Yörük Türkleridir.
Alıntı: Razgrad ve Köyleri
Can Gürzap’la kurdukları sanat dünyasıyla tiyatromuza damga vuran bir efsane...
Dört ağabeyin ardından dünyaya geldi. Neşenin eksik olmadığı, dost sofralarının kurulduğu, kahkahaların evin duvarlarına sindiği bir ailede büyüdü. Sanatla tanışması da o evde başladı. Klasik müziğin notaları çocukluğuna karıştı.
Sonra tiyatro girdi hayatına. Klasik müzik ruhuna açılan bir pencere, tiyatroysa hayatının büyük aşkı oldu. Ankara Devlet Tiyatrosu'nun sahnelerinde nice karaktere can verdi. Hayatına kendisi gibi tiyatroya gönül vermiş Can Gürzap girdi. İki sanatçı, aynı çatı altında yalnızca bir evlilik değil, dostluklarla, sohbetlerle, kahkahalarla dolu bir dünya kurdu.
İki çocukları oldu. Sahnedeki güçlü kadın, perde kapandığında çocuklarının okul toplantılarına yetişen, dersleriyle ilgilenen, evinin telaşına karışan bir anneydi. İstanbul'a taşındıklarında yeni bir perde açıldı. Şehir Tiyatroları'nda sahneye çıktı, müzikallerde oynadı, oyunlar yönetti. Işıl Yücesoy'la elli yılı aşan dostlukları, "Giydirici" ve "Orkestra" gibi oyunlarda sanat arkadaşlığına dönüştü.
Özellikle "Bir İstanbul Masalı" ile televizyon izleyicisinin hafızasında kendine yer açtı. Ardından "Kanlı Düğün", "Sağır Oda", "Gölgesizler", "Küçük Hanımefendi", "Ağlatan Dans", "Güllerin Savaşı" ve "Servet" gibi yapımlarda birbirinden farklı karakterlere hayat verdi. Ama onun en uzun soluklu oyununun seyircileri gençlerdi. Yaklaşık otuz beş yıl boyunca öğrenciler yetiştirdi. Onlara alkışın susabileceğini, şöhretin geçebileceğini, insanın geriye karakterini bırakacağını anlattı.
Hayat elbette hep alkışlarla ilerlemedi. Önce anne babasını, yıllar sonra sevgili eşi Can Gürzap'ı kaybetti. Kaybettiklerinin ardından torunu Eliz'i ilk kez kucağına aldığında, kalbinin hiç bilmediği yeni bir perdesi açıldı. O küçücük bebek, ona aşkın ve heyecanın başka bir dilini öğretti. Bugün hâlâ sabah kahvesinin, klasik müziğin, dostlarla edilen sohbetin ve gençlerle buluşmanın kıymetini biliyor...
Nice yaşlara Arsen Gürzap 🎂💐
Yeni yaşın sana sağlık, huzur, güzel günler ve hiç dinmeyen o sahne heyecanını getirsin...
~Alıntı~
Türkiye de çalışmış bir Rus kadının, Türk kadınları hakkında gözlemleri. Video da üç kadın daha Türk erkekleri ve kadınları hakkında düşüncelerini aktarıyor. Yıllarca Türkler bu kadınlara or....pu dedi. Hazırsanız, aynadaki aksımıza bakalım. Video linki bir sonraki postta. 👇 https://t.co/EHC0fH3Rsv
— Cem Kıran (@NARIKMEC) October 11, 2026
''Türkiye de çalışmış bir Rus kadının, Türk kadınları hakkında gözlemleri.
Video da üç kadın daha Türk erkekleri ve kadınları hakkında düşüncelerini aktarıyor.
Yıllarca Türkler bu kadınlara or....pu dedi. Hazırsanız, aynadaki aksımıza bakalım. ''
🎞️3 RUS KIZIYLA BULUŞMA ! 🇷🇺🇹🇷Türk Erkekleri ,🇹🇷Türk Kızları ve 🧾Restoran Fiyatları !Afganistan Kralı Emanullah Han'ın kızı Prenses India: "Afgan halkı Türk halkı gibi olmayı hak ediyordu. Babam Atatürk'ü dinlemedi." https://t.co/aTrzJWTjeD
— 🇹🇷Bilgen Hatun🇰🇿 (@BilgenHanim) October 11, 2026
Afganistan Kralı Emanullah Han'ın kızı Prenses India:
"Afgan halkı Türk halkı gibi olmayı hak ediyordu. Babam Atatürk'ü dinlemedi."🟡 AZERBAYCAN'DAKİ OKULDA YÜREKLERİ ISITAN TÜRK DÜNYASI ETKİNLİĞİ! 🚨 Azerbaycan’daki bir devlet okulunda okuyan Türk öğrenciler, Türk bayraklarıyla donatılan sınıfta isimlerini Göktürk runik alfabesiyle yazdı. https://t.co/AAxJKU7kfs
— TURKINFORM (@TurkinformMedya) October 10, 2026

🇷🇺🇹🇷9 Ekim 1921 tarihinde Sovyet Rusya, Mustafa Kemal Paşa Hükûmetine, "Jivoy" ve "Jutkiy" adlı “Greenport” tipi iki hücum botunu bedelsiz olarak devretti. Bu tekneler Türk donanmasında "1 Numaralı Gambot" ve "2 Numaralı Gambot" adlarını almıştır.
Bu tekneler liman bölgesinde devriye vazifesi, keşif ve irtibat görevlerinin yanı sıra baskınlar düzenlemek, düşman hattının gerisine taktik çıkarma birlikleri ve sabotaj grupları indirmek amacıyla da yaygın olarak kullanıldı.
Azâmi hızı: 24 knot, Seyir menzili: 14 knotta 1000 mil, 24 knotta 200 mil. Silah donanımı: 1 adet 47 mm top, 1 adet 37 mm top, 2 makineli tüfek. Mürettebat: 8 kişi.
❗️Millî Mücadele yıllarında Sovyet Hükûmeti, genç Türkiye Cumhuriyeti'ne yekûnu 40 binden fazla tüfek, onlarca top ve bunlar için kullanılmak üzere on binlerce mühimmat, 60 milyondan fazla mermi, un ve hammadde dolu yük katarları, altın külçeler ve milyonlarca rublelik kredilerden oluşan önemli miktarda askerî, mali ve maddi yardımda bulundu.
Mehmet Perinçek @MehmetPerincek
📚 Yukarıdaki hücümbotlarının öyküsünü bu kitaplarımdan okuyabilirsiniz.
Karachay-Balkar Nart destan şarkısı 'Qaraşaway', Nart batır Qaraşaway ve kahramanca atı Gemuda'nın Emegenler'e (Alauganlar'a) — devasa, insan yiyen ogre benzeri yaratıklara — karşı mücadelesinin hikâyesini anlatır. Bu destansı hikâyeler köklerini Sarmatlar ve Alanlar'a kadar uzandırır.
The Karachay-Balkar Nart epic song 'Qaraşaway', which tells the story of the Nart batır Qaraşaway and his heroic horse Gemuda against the Emegens (Alaugans) — giant man-eating ogre-like creaures. These epic tales trace their roots back to the Sarmatians and Alans. https://t.co/VbtZ7fsCRt
— Karachay-Balkar History, Culture and DNA (@kbhistandcult) October 10, 2026
Bursa'da iki kardeş, kapalı olan bakkaldan aldıkları meyve sularının parasını kameraya gösterip kapının altından bıraktı. https://t.co/oCRZMDYedW
— TRT HABER (@trthaber) October 11, 2026
🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷 Uğruna can feda...❤️🇦🇿🇹🇷❤️ https://t.co/P2v3KTd7UI
— Roza Hacı qızı... (İbadova Kocamaz) (@roza0501) October 8, 2026
Doğum günün kutlu olsun İzmirim🇹🇷❤️🔥🇦🇿 https://t.co/f5IeleYX5G
— Roza Hacı qızı... (İbadova Kocamaz) (@roza0501) September 8, 2026
''Amerika'ya büyük umutlarla gelen ve ardından kalıcı olarak Türkiye'ye dönen insan sayısı her geçen gün artıyor. Ama neden? Amerikan rüyası gerçekten sona erdi mi, yoksa dışarıdan görülemeyen ekonomik ve sosyal zorluklar insanları bu karara mı itiyor? Bu videoda, yurtdışındaki yalnızlıktan yaşam maliyetine, sağlık sisteminden kültürel farklılıklara kadar tüm gerçekleriyle Türklerin Amerika'dan dönme nedenlerini inceliyoruz.''
Tolga Karaca