Milli Mücadelede kahraman kadınlarımız bütün gün akşamlara kadar fedakarca düşman ateşi içinde korkmayarak çetelerimize su, ekmek gayret vererek ne kadar güçlü olduğumuzu gösterdiler. Kadınlar birbirlerine birlik beraberlik çağrısı yaptılar ne duruyorsunuz erkeklerimiz erlerimiz genç kızanlarımız savaşırken bize beklemek durmak yakışmaz biz de elimizden geleni yaparak birlik beraberlik yapalım hiç bir şey yapamazsak bir testi su, yoğurt evde ne unu varsa darı veya arpa ununda ekmek çörek bazlama yapıp savaşçılarımıza götürelim. Gerek Yunanlılarla kanlı çarpışmaların yapıldığı Aydın Savaşı, gerekse işgal yıllarının tamamında Türk kadının rolü büyüktür.
Her yeri şehit kanıyla bulanmış güzel yurdumuzun yeniden vatan edinilmesinde rol oynayan Türk kadını ana olmanın yanında çetelerin yanında, cesaretli, çalışkan, Gözü kara vatanperver gibi özellikleri üzerinde taşıyan kahraman Efe Çete Ayşedir.
Efe Çete Ayşe, ilk kez Kuvay-i Milliye tarihinde efe elbisesi giymiş, ilk kez “Efe” unvanını almış mücahit bir kadındır.
Çete Emir Ayşe,1894 yılında İmamköy’de doğmuş, 1910 yılında Kayacık köyünden Mustafa ile evlenmiş bu evliliğinden iki kızı olmuştur. Eşi I. Dünya Savaşı sırasında şehit olmuştur. Eşinin şehit olması üzerine İmamköy’e yerleşmiştir.
Çete Emir Ayşe, Yunanlıların İzmir’i işgal ettiği 15 Mayıs 1919’da henüz 23 yaşındadır. Eşi I. Dünya Savaşı sırasında yaralanmış ve Ankara Hastanesinde şehit olmuş iki çocuklu bir dul bir kadındı. Yunanlıların Aydını da işgal etmeleri üzerine gelin olurken kendine takılan altını Aydında satarak onun parasıyla bir mavzer alarak İmamköy’e geri döner. Ayşe Efe Konuyu şöyle aktarır. “Yunan Aydına geldiğinde İmamköyü’nde idim. Yunan Aydına gelmezden altın paramı boynumdan atıp martini aldım ben. On beş gün evvel düşman Nazilli’ye geçti. Bu tarafa geçer iken yakmağa başladı.. Dayanamadım, köylü,
“Büyük adamlar silahı olanlar alsın çıksın dedi. Aldım Martiniyi çıktım.»
Aydın’ın Yunanlılar tarafından işgali üzerine silahını alıp, çocuklarını da komşusuna emanet eden Emire Ayşe dağa çıkar. Burada Halil İbrahim Efe ve Sancaktarın Ali Efenin çetesine katılır . Çiftlikli Kübra ve Ayşe Çavuş da Yunan işgaline karşı direnmek için dağa çıkmıştır.
Ayşe Efe Bu Olayı bu şekilde aktarmaktadır.
“Andon Ağanın çiftliğine geldik. Yunanlılara Kepezde bastık. Orada harp olur iken biz Kepezden saptık. İçimizde bir ihtiyat zabiti vardı?. Şehit verdik.. Daha ertesi günü Nazilli’den Takazan Mehmet Efe geldi. Onlardan Zindan Deresinin Oradan bastık. Üç gün oradan bastık.. Aydının aşağı başından çıktık.” dedi. Ayşe Efe kendisine verilen ceket, pantolon ve postalı giyerek tarihte « Aydın Muharebeleri « diye anılan savaşa katılır. 28 Haziran 1919’da başlayıp 30 Haziran 1919’da sona eren ve Aydının birinci kez Yunan işgalinden kurtarıldığı savaştan sonra Aydın 3 Temmuz 1919’da tekrar işgal edilir ve işgal 07 Eylül 1922 ye kadar sürer. “Yunan Bir Daha Aydın’a geldi. Kaçtım. Koçarlı tarafına geldim. Yörük Alinin maiyetine. Onun ilende Üçyola gittim. iki gün orada çakmak çaldım. Ondan sonra «Eğri kavakda» izinli geldim. Bitti. Dalmadayım şimdi. Efem gitme yetişir gari dedi”

Ayşe Efe’nin Kuvva-yı Millîyeyse nasıl katıldığını elinde silah kaçan birinin elinden silahını almasının ardından bir de dürbün bulmuş, savaşa katılmış, savaşta yaralanma tehlikesi geçirmiş , fakat çocuklarını komşusuna emanet eden bu kahraman Türk Kadını yine yılmamış, korkmamıştır.
Aydın’ın Yunan işgalinden Kurtulmasının ardından İmamköy’e dönen Ayşe Efe Yunanlıların tekrar Aydını işgal etmeleri üzerine çocuklarını da alarak Çakmar’a gider. Daha sonra Yörük Ali Efeyi bulur. Yörük Ali Efe ile Mende güme baskınına katılır. Teğmen Zekai, Danişmentli İsmail Efe de bu baskına katılmışlardır. Danişmentli İsmail Efe’nin kendisine geri dönmesini, savaşın erkek için olduğunu söylemesi üzerine ''Ben imam nasihati istemem” demiştir.
Avcı Neferi Ayşe, Birinci Bölümün dördüncü mangasında avcı neferi olan Ayşe Efe Mendegüme Muharebeleri sırasında sıtma nöbetine yakalanmış, köylü kadınlar kendisini götürerek tedavi etmişlerdir. Gökçen Efe köyde istirahat ettiği sırada Ayşe Efeyi ziyaret etmiş, kendisine 25 lira bırakmıştır. Ayşe Efe iyileştikten sonra Eğrikavak’a doğru hareket etmiş, daha sonra Kurban Bayramı nedeniyle Dalama ‘ya gelmiştir. Bu sırada düzenli orduların kurulmasının ardından Ayşe Efe Yörük Ali Efenin önerisi üzerine tekrar cepheye dönmemiş, silahını Yörük Ali Efeye emanet edip «kahpe alçak birisine değil de bir yiğide devretmesini» istemiştir.
Çete Emir Ayşe, Türkiye Cumhuriyetinin ilanından sonra da köyünde yaşamını sürdürür. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk 1933 yılında Aydın’a geldiğinde, kendi elleriyle Ayşe Efeye Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyasını takar. O, Milli Mücadele’nin İstiklal Madalyası sahibi tek kadın efesidir.
Çete Emir Ayşe Efe,
“O günlerden iki hatıram kaldı. Biri kadınlığımla verdiğim savaş, öteki de rahmetli Atatürk’ün göğsüme taktığı İstiklal Madalyası’dır” der.
Umurlu, Aydın, Köşkte fiili olarak savaşmış, savaşın sona ermesinin ardından 1967 yılında ölümüne kadar İmamköy’de yaşamıştır. Çete Emir Ayşenin mezarı İmamköyde’dir.
Başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu vatan için canlarını veren tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle, şükranla, özlemle anıyoruz.
İstiklal savaşı sırasında pek çok vatansever bir araya gelip düşmanı topraklarımızdan atabilmek için silaha sarılmıştır. Hiçbir mecburiyet yokken teşkilat kurup savaşan bu kahraman gruplara “Çete”, teşkilatı kuran kişilere de “Çeteci” denmiştir. Çete Ayşe de bu kahramanlardan birisidir. Hem de ilk Çetecilerden, ilk defa Kuva-yı Milliye tarihinde efe elbisesi giymiş, ilk defa “Efe” unvanı almış mücahit bir kadındır. Kastamonu’da Halime Çavuşu, Erzurum’da Kara Fatma (Seher), Adana’da Melek Hanım, Erzurum’da Nene Hatun neyse; dağlarından yağ, ovalarından bal akan, efeler diyarı Aydın İl’inde de Çete Ayşe odur.

Umurlu’ya bağlı İmamköy’den bir şehit eşi olan Çete Ayşe, kadınlardan ve genç kızlardan oluşan çetesiyle Anadolu kadınına öncülük etmiş, unutulmaz bir halk kahramanıdır. Gözü pekliği, liderliği ve hitabet yeteneğiyle kısa sürede halkın sevgi ve takdirini kazanır, Milli Mücadele’nin Ege Bölgesi’ndeki en büyük sembollerinden biri haline gelir. Efe Çete Ayşe, ilk kez Kuvay-i Milliye tarihinde efe elbisesi giymiş, ilk kez “Efe” unvanını almış mücahit bir kadındır.
Alıntı: http://imamkoy.com/index.php/koyumuzun-kadin-kahramani-cete-ayse/
Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışmasını zikretmeye imkân yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını “Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim” diyemez”
Mustafa Kemal ATATÜRK