Blog Listem

20260909

🎞️ 🇰🇿KAZAKİSTAN: Bu köyün sakinleri dışarıda uyumayı seviyor😱


🇰🇿Kazakistan'daki Kaskasu köyü, nispeten bozulmamış dağ manzaraları ve otlaklarla çevrili bir bölgede yer almaktadır. Bu bölgedeki insanların yaşamları, açık hava etkinliklerinden atların varlığına, manzaranın bir parçası olan nehirlerin ve Tien Shan Dağları'nın manzaralarına kadar çevreleriyle yakından bağlantılıdır.

Sakin atmosfer ve dağ havası, açık havada dinlenmek gibi basit aktiviteleri bile büyüleyici bir deneyim haline getiriyor. Kaskasu, Kazakistan'daki kırsal yaşamın doğal çevresiyle nasıl yakından bağlantılı olduğunu gösteriyor.

🎞️🗣️💬 📖 Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu ODTU, Boğaziçi gibi üniversiteler ve yabancı dille eğitim sorununu işaret ediyor....

 


🎞️🗣️🎙️ Oktay Sinanoğlu'nun Yabancı Dilde Eğitim Hakkındaki Düşüncesi - Ahmet Hakan ile İskele Sancak 

 

 🎞️🗣️💬 Oktay Sinanoğlu - Yabancı Dil Nasıl Öğretilmelidir? 

 

🎞️🗣️💬 Oktay Sinanoğlu'nun Kafa Yapısını Anlamak için Tamamını izlemelisiniz - TRT KonuşUyorum Part 1 


Bu video şu başlıkları içerir:

İngilizler'in ilk hali, YÖK'ün kuruluşu, Doğramacı, Gelişim gösteren Türk Gençlerine Yapılanlar, Türkiye'de eğitimin bitirilmesi, Türklere Dünya'da Bilim adına yapılmış haksızlıklar, İngiliz Asilzade ve Oxford takımı, Türkiye'de Eğitim, Türkçe'nin tahribi ve dahası.

O günkü Türk Dil Kurumu Başkanının da programda konuk olarak pür dikkat izlediği Profesör Doktor Oktay Sinanoğlu'nun Kafa yapısını anlamak için TRT'de yayınlanan "Konuşuyorum" Programından bir kesit sizlerle. 

Oktay Sinanoğlu Kimdir ?
Oktay Sinanoğlu, (d. 25 Şubat 1935, Bari - İtalya) Türk kuramsal kimyacı ve moleküler biyolog.

Babasının (Selçuk Turbil) bir başkonsolos olarak görev yapmış olduğu Bari'de doğdu. 1939 yılında İtalya'da II.Dünya Savaşı'nın başlamasının ardından ailesiyle Türkiye'ye döndü. Oktay Sinanoğlu, sonradan TED Koleji olan Ankara Yenişehir Lisesi'ne 1953 yılında burslu öğrenci olarak girdi ve okulu birincilikle bitirdi. Okulun bursuyla kimya okumak üzere ABD'ye gitti. 1956'da ABD Kaliforniya Üniversitesi Berkeley Kimya Mühendisliği'ni birincilikle bitirdi.

1957'de Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nü sekiz ayda bitirerek yüksek kimya mühendisi oldu. "Alfred Sloan" ödülünü aldı. 1959'da Kaliforniya Üniversitesi Berkeley'de kuramsal kimya doktorasını tamamladı. 1960'ta Yale Üniversitesi'nde öğretim üyesi (asistan profesör) oldu.

1960-61 yıllarında atom ve moleküllerin çok-elektronlu kuramı ile "Doçent" oldu. 1963'te 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandırarak 26 yaşında "tam profesör" unvanını aldı. 20. yüzyılda Yale Üniversitesi'nde bu sanı kazanan en genç öğretim üyesidir[1].

1962 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi mütevelli heyeti yalnız Oktay Sinanoğlu'na mahsus olmak üzere kendisine Danışman Profesör ünvanını verdi. Yale Üniversitesi'nde ikinci bir kürsüye daha profesör olarak atandı. 1973'de Almanya'nın en yüksek "Aleksander von Humboldt Bilim Ödülü"nü ilk kazanan kişi oldu. 1975'de Japonya'nın "Uluslararası Seçkin Bilimci Ödülü"nü kazandı; yine 1975 yılında özel kanunla Oktay Sinanoğlu'na ilk ve tek Türkiye Cumhuriyeti Profesörü ünvanı verildi. 1976'da Japonya'ya Türkiye Cumhuriyeti Özel Elçisi olarak gönderildi. Kendisi Türk-Japon kültür, bilim ve eğitim ilişkilerinin temellerini atmıştır. Amerika Bilim ve Sanat Akademisinin ilk ve tek Türk üyesidir. Meksika hükümeti tarafından yüksek Bilim Ödülü "Elena Moshinsky" ile ödüllendirildi.

Dünyada yeni kurulmaya başlayan moleküler biyoloji dalının ilk profesörlerinden biri oldu. DNA sarmalının çözelti içinde o biçimde nasıl durduğuna açıklama getirdi. Dünyanın pek çok yerinde buluşları ve kuramları ile ilgili konferanslar verdi.

1980'li yıllarda çalışmalarını kimya biliminin basit bir şekilde öğretilmesine yönelik bir kuramsal çerçeve üzerinde yoğunlaştırdı. Ancak 1988'de yayımlanan çalışmaları akademik dünyada ilgi görmedi. 1993'te Yale Üniversitesi'ndeki profesörlük görevlerinden erken sayılabilecek bir yaşta emekliye ayrıldı. Aynı yıl Türkiye'ye dönerek Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü'nde profesörlüğe atandı. 2002 yılında bu görevden de emekliye ayrıldı.

Türkiye'de bulunduğu dönemde çalışmalarını daha çok Türk ulusal kimliği ve Türk diliyle ilgili milliyetçi görüşlerini yaymaya adadı. Eğitim dilinin anadil olması gerektiğini ve yabancı dilin takviyeli olarak öğretilmesinin gerektiğini savunmaktadır. Matematiksel yapısından dolayı Türkçe'n in en iyi bilim dili olduğunu söylemektedir[2]

Yaşamı boyunca Kuantum Mekaniği'ne birçok katkıda bulunmuş bir bilim adamıdır. P.A.M.Dirac'in de üzerinde uğraştığı ancak çözümleyemediği bir problemi, "Kuantum mekaniğinde Hilbert uzayının topolojisi ve içerdiği yüksek simetrileri çözdü.[3]. Böylece Kimya bilimini bu topolojik inceleme ile sağlam bir temele oturttu.

Ünlü sanatçı Esin Afşar'ın ağabeyidir.

🎞️Yabancı dilde bilim eğitimi üzerine. TRT Oktay Haşim Sinanoğlu 

📖 🇹🇷İzmir’in 9 Eylül 1922 tarihinde (Cumartesi) düşman işgalinden kurtuluşunun 104’üncü yıl dönümü 🇹🇷

 


( Tek resim İzmir'in Yunan işgalinden kurtarılmasından  sonra şehre giren Mustafa Kemal Paşa'yı, Karşıyaka'daki "İplikçizade Köşkü'nde" göstermektedir.)

''İzmir’in 9 Eylül 1922 tarihinde (Cumartesi) düşman işgalinden kurtuluşunun 104’üncü yıl dönümü Milletimize kutlu ve mutlu olsun!

Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda galip İtilâf devletleriyle Osmanlı İmparatorluğu arasında 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi imzalandı. Bu ateşkes anlaşması uyarınca emperyalist güçlerin ve onların maşa olarak kullandığı Yunanistan'ın askerî birlikleri Vatanımızı işgal etti.

Yunanistan’ın işgali 15 Mayıs 1919 günü İzmir’e asker çıkarmasıyla başladı. 3 yıl, 3 ay, 24 gün süren işgal, Mareşal Gazi Mustafa Kemal Paşa kumandasındaki Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları’nın 9 Eylül 1922’de İzmir’e girip, Yunan kuvvetlerini denize dökmesiyle son buldu.

İzmir’in kurtuluşu, Vatanımızın Anadolu topraklarının düşman işgalinden tamamen kurtarılmasının simgesidir. Fiilen kurtuluşun gerçekleştiğinin dünyaya ilânıdır.

Kurtuluşu getiren, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın 26 Ağustos’ta başlattığı Büyük Taarruzu 30 Ağustos 1922 günü Dumlupınar’da kesin Zaferle sonuçlandırmasının ertesinde 1 Eylül’de ordularımıza verdiği tarihî “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir” emiridir. 

Bu emiri alan ordularımız Batı’ya doğru kaçmaya başlayan Yunan kuvvetlerini hızlı biçimde takip etmeye başladı. 6 Eylül’de Balıkesir, 7 Eylül’de Aydın, 8 Eylül’de Manisa kurtarıldı. Nihayet Tümgeneral (Ferik) Fahrettin Altay kumandasındaki 5’inci Süvari Kolordumuzun 9 Eylül’de İzmir’e girmesiyle de İzmir kurtarılmış oldu.


Şehre ilk giren öncü birliklerin başında Yüzbaşı Şerafettin Bey bulunuyordu. Şanlı Bayrağımızı ve Alay Sancağını İzmir Hükûmet Konağı’nda göndere çeken kahraman Subay odur. Soyadı Kanunu çıktığında Mustafa Kemal Paşa tarafından kendisine "İzmir" soyadı verilmiştir.

Başkumandan Mareşal Gazi Mustafa Kemâl Paşa İzmir’e yanında Fevzi Çakmak Paşa olduğu halde 10 Eylül’de girdi. İzmir’e bir gün sonra girişinin sebebini Mustafa Kemâl Paşa Büyük Nutuk’ta şöyle ifade ediyor:

“Bizzat bana verilen bir telsiz telgrafta da İzmir'deki İtilâf devletleri konsoloslarına benimle müzakerelerde bulunmak salâhiyetini verdiklerinden, hangi gün ve nerede görüşebileceğim soruluyordu. Buna verdiğim cevapta da 9 Eylül 1922'de Nif’te (İzmir’in doğusunda bir mevki) görüşebileceğimizi bildirmiştim. Hakikaten dediğim günde ben Nif’te bulundum. Fakat görüşme isteyenler orada değildi. Çünkü ordularımız İzmir rıhtımında ilk verdiğim hedefe, Akdeniz'e varmış bulunuyorlardı.”

Vatanımızı kumanda ettiği kahraman ve şanlı ordularımızla düşman işgalinden kurtaran, Milletimizin bağımsızlığını ve egemenliğini sağlayan, çağdaş, modern Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletimizi kuran Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK’ü, dava ve silâh arkadaşlarını, kahraman askerlerimizi, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmet, saygı, sevgi ve minnetle anıyorum. Aziz ruhları şada olsun!''

Alıntı: Tugay ULUÇEVİK @TugayUlucevik  Büyükelçi (E) 




🎞️🏐🗣️💬Filenin Sultanları Nasıl Kazanmaya Devam Ediyor: Cevap Melissa Vargas Değil

 


Türk kadın voleybolu bir gecede harika olmadı; bugün kaldırdığımız kupalardan bazıları aslında 12 yaşından itibaren kazanıldı. Zehra Güneş, 12 yaşında VakıfBank gençlik takımına katıldı, maç deneyimi için 15 yaşında İkinci Lig'e kiralandı ve şu anda aynı takımın kaptanı. Türkiye Voleybol Federasyonu'nun Fabrika Voleybolu gibi projelerle taban büyürken, güçlü kulüp gençlik akademileri yıllardır oyuncu geliştiriyor; Vargas gibi birinci sınıf bir yıldız geldiğinde, sıfırdan bir takım kurmak yerine, zaten işleyen bir sistemin seviyesini yükseltiyorlar. “Filenin Sultanları"nin gerçek başarısı 14 çok iyi oyuncu bulmak değil, tekrar tekrar 14 çok iyi oyuncu üretebilecek bir sistem oluşturmaktır.


🎞️🏐🗣️💬 Melissa Vargas'ın Ağladığı O An... 25-12'den Şampiyonluğa! 🏆🇹🇷

 

Avrupa Voleybol Şampiyonası finalinde Türkiye - İtalya mücadelesinin üçüncü seti 25-12 kaybedildiğinde kenarda büyük bir kırılma yaşandı. Melissa Vargas gözyaşlarını tutamazken, Kaptan Eda Erdem’in sessiz kararlılığı, Zehra Güneş ve Gizem Örge’nin kenetlenmesi parkede rüzgarı tersine çevirdi.

Dördüncü setteki büyük geri dönüş skoru 2-2'ye taşıdı ve karar setinde Filenin Sultanları tarihi bir zafere imza attı. 25-12'lik hezimetten Avrupa şampiyonluğuna ve ailelere sarılarak dökülen gurur gözyaşlarına uzanan o anlar.

🎞️🗣️💬 Turşu SUYUNU içen iki millet: 🇷🇺Ruslar ve 🇹🇷Türkler

 

🎞️ 🗣️💬 🇷🇺Rus ve 🇹🇷Türk adlarında benzer kültürel babaerkil söyleniş: Rus isimlerindeki "-oviç" aslında sizin "-OĞLU"nuz 🤯

 


Alevtine Mihailovna
Alevtina + Mihail +ovna
Alevtina Mihail kızı

🎞️Filenin Sultanları’nın Kaptanı Eda'dan İlham Verici Konuşma! / Avrupa Şampiyonu Milliler İstiklal Marşımızı gururla okudu, rakiplerin yüzü düştü


🇹🇷💗🫂🧿🇹🇷

📖 Kara Fatma’nın Hikâyesi

BİR HİKAYEM VAR..🇹🇷🇹🇷

Her sabah ağır adımlarla İzmir'in pazarına gidiyordu.

Üzerinde yırtık pırtık bir elbise, elinde satmak için götürdüğü öte beri..

Kısa boylu, zayıf, kara gözlü,  yüzü eşarpla kapalı yaşlı kadın, akşam olunca ağır sandıkları yükleyip gözden kayboluyordu.. 

Yunan askerlerinin dikkatini çektiğinde takip edildiğini bilmiyordu. 

Yolunu kestiler, yüklendiği altı sandığı bir tekmede açtılar..


İçi cephane doluydu, şaşırdılar.

Askerlerden biri yüzüne tokat attı, eşarbı savruldu, yüzü açıldı.

Gözlerine inanamadılar.. 

Yaşlı sandıkları kadın 30'lu yaşlarda, çatık kaşlı bir cengaverdi.

Sürükleyerek Yunan birliğine götürdüler. Ondokuz günlük esarette her gün dövdüler.

Dayaktan ölmeye razı oldu ama konuşturamadılar..

Artık gücü tükendiğinde, aralarında 13 yaşında kızının da olduğu kadınlar çetesi kurtardı onu..

Evladının kopan iki parmağını sarıp yine gitti vuruşmaya.

Elinde kırbaç, belinde silah, ayağında çizme..


Gavuru denize döküp, İzmit'e Türk Bayrağın dikip, dört nala koştu bu kez Dumlupınar'a Başkomutanlık Meydan Muhaberesi'ne katıldı..

Ceylan isimli atıyla düşman mevziinde yakalandı bu kez.

Gözleri bağlandı, Yunan ordu komutanı Trikupis'in karşısına çıkarıldı.

Trikupis hayretle bakıp

'Sen !! Kara Fatma..'

Diye üç kez adını tekrarladı.

Evet, Kara Fatma'ydı adı.

Fatma Seher Elden'di. 

İki çocuğunu akrabalarına bırakıp, eşi binbaşı Ahmet Bey ile Balkan Savaşı'a katılmış, 1. Dünya Savaşı'nda eşini Sarıkamış'a gönderip, yanına 10 kadın alarak Kafkas Cephesine gitmişti..

Ahmet bey soğuktan donarak ölen 60 bin şeritten biri olduğunda, kocasını toprağa, acısını içine gömmüştü.

Kuşağına mermileri saklayıp,kara peçesiyle önce Bursa'daki Kuvayi Milliye birliklerine, sonra da Sivas'a Mustafa Kemal'e gitmişti..

Gazi, ona Milis Müfreze Komutanlığı görevi vermişti.

Önce batı cephesinde, sonra İstanbul'da görevlendirildi Kara Fatma.

Birliğindeki 43 kadın ve yüzlerce erkeğe komutanlık yaptı.

Köylere gitti, çete kurdu, 700 askerle İnönü Savaş'larına katıldı..

***

Namını duyduğu Kara Fatma'yı devasa bekleyen Trikupis bu yüzden şaşkındı.

Ufacık bir kadın, nasıl düşmana kök söktürürdü..

'Anadolu'daki Kara Fatma'ların en kuvvetlisi benim.!!' Diye bağırdı Fatma..

Trikupis sinirlendi, başına dört süngülü asker dikip bir odaya kapattı.

Her gün artan şiddetle, yine mütemadiyen dövüldü.

Bir gün..

İki gün..

3 gün..

Dayakla öldürülmeye razı geldi ama konuşmadı..

Nasılsa bugün yarın ölür diye alkolle keyfe dalan Yunan askerleri sızdığında güçlükle doğruldu. 

Birinin silahını alıp Yunan birliğinden kaçtı..


Yine Gazi Mustafa Kemal'e gitti, onca işkenceyi görmemiş gibi dikildi karşısına..

Üsteğmen rütbesiylebirlikte yeni görevini de verdi Ata;

'İZMİR..'

Yunan zulmünden kurtulan Fatma, Yunan işgalindeki İzmir için sürdü atını bu kez dörtnala..

Türk askeri silahsız, ordu dağılmış, her yer düşman, zulüm, işkence..

Metropolit Hrısostomos zafer naraları atıyordu;  👇

'Ne kadar Türk kanı içerseniz o kadar sevaba gireceksiniz !!'

Balıkçılar zincirlenerek diri diri denize atılıyor, askerler kurşuna diziliyor, kadınların ırzına geçiliyor, göğüsleri kesiliyor, bebekler annelerinin gözü önünde süngüye takılıp ateşe veriliyordu..👇

Üç yıllık Yunan esaretine son vermenin zamanı gelmişti..

Atatürk;

'Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri..' 

Demeden kısa süre önce İzmir'e ayak bastı Fatma..

Yüzünde kara peçesi, ardında milis güçleri..

Tarihler 9 Eylül 1922'yi gösterene kadar düşmana aman vermedi.👇

Yunan cephanelerini bastı, düşman askerlerini kaçırdı, kadınları düşmandan kurtardı.

Türk Milletini arkasına alan Mustafa Kemal, Fatma gibi binlerce yiğitle, gavuru denize döktü.

İzmir kurtuldu, bir milletin kaderini değişti..

***

Kara Fatma, emekli maaşını Kızılay'a bağışladı.

İstiklal madalyası çalındı.

Ve... 

Darülacezede sefalet içerisinde öldü..🥹🥹


BİZE BU TOPRAKLARI ARMAĞAN EDEN TÜRK KADINLARINI VE BU VATAN UĞRUNA CAN VEREN TÜM ASKERLERİMİZİ RAHMETLE ANIYORUM..🙏🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Alıntı: Sakaryalı#ANDIMIZ# @beynevit63

20260908

📖 Anadolu Tarihi ve Kürtler


Arkeoloji ve TÜRK Tarihi @ArkeolojiveTurk

İngiliz sömürge aklının halkları masa başında, uydurma Hint Avrupa dil aileleri ve ırk teorileri üzerinden nasıl haritalandırıp manipüle ettiğinin en somut, vizeli ve sterlinli vesikasıdır.

O yüzden uydurma Hint Avrupa dil teorisini her zaman sorgulayın.⬇️

Alıntı


Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı) @Saka_larr

📌 Rus Minorsky'nin Kürtler için tarih yazmak, uydurmak amacıyla ilk Pahlavi rejiminden (İngiliz darbesinin kuklası) 

3 cilt kitap yazması için para aldığına dair bir belge!

Teşekkürler @Elyasrehimlu 

***

Prof Dr Mustafa Aksoy: Kürtolojinin kurucusu kabul edilen, Nikitin ve Minorski'nin "Arap kaynakları, Kürt adının 'göçebe' ile eş anlamlı geldiğine işaret etmektedir" ifadesi ile McDowall'ın "M. S. VII. yy 'Kürt' sözcüğü göçebeleri ifade etmek için kullanılıyordu.

Bu nedenle etnik olmaktan çok sosyo-ekonomik bir anlam taşıyor" ifadesi örtüşür.

Etnografik boy demek geleneksel özgün kültürü olan halk demektir. Yani teşkilatı olmayan millet demektir.

Kürtçü hareketlerin merkezi Çarlık rusyası ve sovyetlerdir. Paris Kürtoloji enstitüsü küçük bir birim olup kültür araştırmaları ön plandadır.

İslam ansiklopesindeki kürt maddesinin yazarı Minorskidir.

İlk kürtoloji sempozyumu 1934'de Erivan da yapılıyor.

İlk kürtçe dersler Petersburg üniveristesinde veriliyor. İlk akademik yayınlar burada yapılıyor.

İlk Kürtçe-Rusça-Almanca sözlük (Kürtçe-Rusça-Almanca Lügat), Auguste Jaba'nın derlemeleri temel alınarak Ferdinand Justi tarafından 8300 kelimelik sözlük hazırlanıyor. Bu sözlükteki kelimelerin kökenin çoğu Farsça, Arapça ve Türkçe.

Çok entresan bu sözlük Türkçe'ye çevrilmemiştir.

Petesburg'un ve İngilizlerin kürt politikası bilinmeden sorun anlaşılamaz.

Prof Dr Mustafa Aksoy

********

Kürtler bir ulus değil, Etnonim değil, Terekeme gibi Etnografik bir boydur. 19. Yüzyılda Çarlık Rusyası'nın Doğu Anadolu'da kürdistan ve ermenistan kurma politikası gereği, Rusların Erzurum konsolosu Jaba tarafından bölgedeki dillerden (Türkçe, Farsça, Arapça ve Ermenice) seçilen kelimeler ile tarihte ilk olarak bir kürtçe sözlük oluşturdu ve daha sonra Rus kürdoloji enstitüsü Minorski ve diğer bir kaç kişi ile birlikte kürtlere etnik bir kimlik yaratarak isyanlara teşvik etti.
Bu yüzden 1806 yılından itibaren Cumhuriyet'e kadar 47 defa bazı kürt aşiretlerinin silahlandırılarak isyan ettirildiği görüyoruz (altta ekli isyanlar).  
Ta ki Lenin sosyalist bir devrim ile gelene kadar...

Lenin ile Nerimanof, klasik bu Rus (Çarlık) politikasını terk edip, Van'a ve Trabzon'a kadar inmiş olup ve batıya ve güneye ilerleyen Rus ordusunu geri çekti, ki; bu hamlesi Kurtuluş Savaşı'nında önünü açtı.
Çarlık Rusyası'nın aksine kürt aşiretlerine silah, para ve siyasi desteği kesti, bu durum aşiretler arasında bölünmeye yol açıp bir kısmı Ankara hükümetini yani Atatürk'ü desteklediler. Atatürk'ün mektuplarına olumlu dönüş yaptılar. Örneğin Diyap Ağa,
______ 
Sakarya Meydan Muharebesi öncesi ise, Lenin ile Nerimanof, Buhara Müslümanlarının topladığı altınlar karşılığında Trabzon ve İnebolu limanına 300 ton top tüfek ve cephane gönderdi. Rus generalleri de gönderdiler.  
Kurtuluş Savaşı'ndan sonra da Türkiye'nin planlı kalkınması için yine Rus uzmanlar ve generaller gönderdiler.  
Bu yardımlara duyulan şükran karşılığı olsa gerek, Taksim Anıtı'nda bazı Rus generaller ve uzmanların (Varaşilov, Firunze ) heykeli dikildi. Bence Ankara'da Lenin ile Nerimanof'un da heykeli dikilmeli.
imdi bunları bilmeden, geçmişte Rus (Çarlık Rusyası) bugün de Vatikan ile Washington'un kürdistan ve batı ermenistan politikasını bilmeden yapılacak her türlü yorum, işbirlikçi malum politikacılar ile etnik bölücülüğü okşar, onların değirmenine su taşır, dikkat edelim.
Saygılarımla arz ederim
Bahtiyar Aydın  

Eski Çağ Tarihi Uzmanı  

********


mavikurt1919 @mavikurt1919


İşte bu nedenle Atatürk 1935 te Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Üniversitesini kurdurmuştur.  Kendisinin Kurduğu Türk Tarih Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumlarınında İleride Akademiye çevrilmesini vasiyet olarak söylemiştir. 

Maalesef Atatürkçülüğün Slogan haline getirilip içinin boşaltilmasi sebebiyle Türkiye 1938 den Atatürk'ün Türk Tarih Kuramlarını  bile eğitim müfredatından kaldırmıştır. 

Bugün ne çekiyorsak 1938 sonrası Atatürkçüyüz deyip Atatürk'ün yaptığı herşeyi yok edenlerin yüzünden çekiyoruz

Tek Yol

**** 

Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı) @Saka_larr

"Bu topraklarda binlerce yıldır Kürtler yaşıyor, Türkler Orta Asya'dan gelen işgalciler, Med Devleti Kürtlerin atasıdır" diyen Kürtçülere okutunuz👇

Kitabın adı; ALEXIAD. 


******

 

Kitabın adı; ALEXIAD.

Alexiad, Anadolu tarihini öğrenmek isteyen her bireyin sahip olup okuması gereken bir kitaptır ve Anadolu tarihi açısından son derece önemli bir eserdir.

Alexiad, Bizans İmparatoru Alexios Komnenos un kızı Anna Komnena tarafından yazılmış, 11 ve 12. Yüzyıllardaki Anadolu Tarihini konu alan bir eserdir.

Lakin, eserde kendilerini Anadolu'nun gerçek sahibi olduklarını zanneden Kürtlerden, Kürt halkından hiç bahsetmez.

Bakınız bu çok önemli bir husus. Zira Alexiad'da Bizanslılardan, Araplardan, Türklerden, Farslardan, Gürcülerden, Ermenilerden bahsedilir.

Hatta Peçenekler, Uzlar, Kumanlar'dan bahsedilir. (yani Türkler ayrıntılı olarak aktarılır). 

Galatlı Keltler'den dahi bahsedilir.

Ama Kürtlerden bahsedilmez

Yoksa Anadolu'da Kürtler yok muydu? Hani 5000 yıllık Kürt Tarihi(!) nerede? Medlerin, Asurluların akrabası ve ardılı(!) olan Kürtler, döneminin en muteber tarihçisi Anna Komnena'nın hiç dikkatini çekmemiş nedense?

Yoksa tarihçi prenses Anna Komnena bir faşist(!) miydi?

Ya da Kürtler zaten Türk ırkının bir kolu muydu?

Bunun başka bir izahı olamaz(!).

-Alıntı: Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı) @Saka_larr

🇹🇷📋✍️PISA 2025 sonuçları ve Türk öğretmenlerini başarısı

Şu anda herkes Avrupa ülkelerinde bunu paylaşıyor.

PISA 2025 sonuçları: Avrupa’da okuma becerileri, fen bilimleri ve matematik alanlarının birleşik ortalaması.

Türkiye'deki öğretmenlerimizi tebrik ediyorum!


 Alıntı: Öznur Küçüker Sirene @SireneOznur

🎞️🇹🇷 İzmir in 🇬🇷Yunanlılar tarafından 🔥yakılışı 1922 (Greeks set fire to İzmir.)



TARİH: 8 EYLÜL 1922

Bir Amerikan Gazetesi
"İzmir gerçek bir cehennem.
Amerikan gemileri kaçanları kurtarmaya çalışıyor. Mustafa Kemal Paşa, küçük Asya, İstanbul ve Trakya kendisine teslim edilmezse adamlarını gönderip İstanbul'u zaptedeceğini ilan etti.
İngilizler de endişeli.”



🎞️🗣️🎙️ 9 Eylül 1922 Büyük Zaferimize Soykırım İftirası !

📰🇬🇷Yunan siyaset bilimci: "Fransa kendi suçuyla yüzleşti. Yunanistan, Anadolu'daki suçlarını ne zaman resmen tanıyacak?"

Yunan siyaset bilimci Thanasis Diamantopoulos:

"Fransa kendi suçuyla yüzleşti. Yunanistan, Anadolu'daki suçlarını ne zaman resmen tanıyacak?"

Cevap 1923'te yazılmıştı. Yunanistan suçlarını kabul edip imzalamıştı. Yüz yıldır sistematik olarak inkar ediyor.

Lozan Madde 59: 
📖✍️"Yunanistan, savaş hukukuna aykırı fiillerini kabul etmiştir".
Alıntı


Yunanistan, ordusunun Anadolu'da savaş suçu işlediğini kabul eden bir antlaşma imzaladı.

Sonra 100 yıl boyunca bunun hiç olmadığını örtbas etti.



****

gordon milne 🇹🇷 @bjkerd76

''Çevrimiçi biraz araştırma yaparsanız, Yunanlıların aslında masum olmadıklarını, ancak mağduru oynamakta olağanüstü derecede başarılı olduklarını kolayca görebilirsiniz.''

 

UNITED STATES, 1922, VOLUME II
767.68/297: Telegram
The High Commissioner at Constantinople (Bristol) to the Acting Secretary of State
CONSTANTINOPLE, September 9, 1922-5 p.m.
[Received 9:23 p.m.]
171. Smyrna situation most alarming. Greek troops in panic and pouring into city. Population fears violence between time Greek troops ordered to evacuate and temporary arrangements of Turks. Repeated threats by Greek officers to burn town. Aidin and Nazilli already burned. On September 6th American, English, French and Italians consuls telegraphed Greek Minister of War, Theotokis, asking for assurances Smyrna would not be burned or pillaged. Theotokis replied he could give no such assurances. Greek fleet left Smyrna Friday afternoon. Greek administration of city ceased 10 ơ'clock p.m. Friday and Allies took over city. Allied consuls will meet Mustafa Kemal at Kasaba to-day to arrange for surrender of Smyrna.
Greek High Commissioner Sterghiades taken on board Iron Duke. Greek general headquarters withdrawn to Cheme, opposite island of Chios. British withdrawing women and children. Three United States destroyers now at Smyrna.
My chief of staff, Captain Hepburn, in charge. Reports from Mudania indicate possibility Brousse burning and Greek evacuation being extremely likely.
Request copy of this cable be given immediately Military...

.... 

TÜRKÇESİ:

 AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ, 1922, CİLT II 767.68/297: 

Konstantinopolis (Bristol) Yüksek Komiseri Dışişleri Bakanı Vekili'ne Telgraf 

CONSTANTINOPLE (İSTANBUL), 9 Eylül 1922-17:00 [21:23'te alındı] 171. 

İzmir durumu en endişe verici. Yunan birlikleri panik içinde ve şehre dökülüyor. Nüfus, tahliye emri verilen Yunan birlikleri ile Türklerin geçici düzenlemeleri arasında şiddetten korkuyor. Yunan subaylar tarafından kasabayı yakmak için tekrarlanan tehditler. Aidin ve Nazilli çoktan yanmışlar. 6 Eylül'de Amerikalı, İngiliz, Fransız ve İtalyan konsolosları, Smyrna'nın yakılmayacağına veya yağmalanmayacağına dair güvence isteyen Yunan Savaş Bakanı Theotokis'i telgrafladı. Theotokis böyle bir güvence veremeyeceğini söyledi. Yunan filosu Cuma öğleden sonra İzmir'den ayrıldı. Yunan şehir yönetimi saat 10'da sona erdi. Cuma ve Müttefikler şehri ele geçirdi. Müttefik konsoloslar, İzmir'in teslim olmasını sağlamak için bugün Kasaba'da Mustafa Kemal ile buluşacaklar. Yunan Yüksek Komiseri Sterghiades, Iron Duke'a bindi. Yunan genel merkezi Sakız Adası'nın karşısındaki Chesme'ye çekildi. İngiliz kadınları ve çocukları geri çekiyor. Üç Amerika Birleşik Devletleri muhrip şimdi Smyrna’da.(İzmir) 

Genelkurmay başkanım Kaptan Hepburn, sorumlu. Mudania'dan gelen raporlar, Brousse’un (Bursa) yakılması ve Yunanistan'ın tahliyesinin son derece muhtemel olduğunu gösteriyor. 

Bu telgrafın bir kopyasının derhal verilmesini talep edin Askeri...

 

📚📖 'ERMENİLER: SÜRGÜN ve GÖÇ’


Yusuf Halaçoğlu @yusufhalacoglu:

''İlk baskısı 2004, 4. Baskısı ise 2010’da yapılan ilk yayınlandığında ABD tarafından 28 aded alınan ERMENİLER: SÜRGÜN ve GÖÇ isimli Hikmet Özdemir, Kemal Çiçek, Ömer Turan, Ramazan Çalık ve Yusuf Halaçoğlu olarak 5 akademisyen tarafından yabancı arşivler kullanılarak hazırlanmış kitabımız TTK tarafından  yeniden yayınlandı. 

Kitap içeriği açısından ve kullanılan kaynaklar itibariyle çok ses getirmişti. Yeniden yayınlanması bence büyük önem taşımaktadır. İnşallah İngilizce, Fransızca ve Almanca olarak da yayınlanır. Bu konuyu merak edenlerin okumasını tavsiye ederim.''




 

📖 1303 yılına ait Kıpçak/Kuman Türkçesi.

 


Codex Cumanicus’ta Kıpçak Türkçesi “kurgan” sözcüğü, mezar üzerine inşa edilen höyük anlamında tanımlanmaktadır (Codex Cumanicus, 764).

Bu da Türk kökenli "kurgan" kelimesinin ortaçağ tanıklığıdır.

1303 yılına ait Kıpçak/Kuman Türkçesi.

Codex Cumanicus, 1303 tarihli Kıpçak/Kuman Türkçesi yazması; ilk tam baskısı Géza Kuun tarafından 1880'de yayımlandı.⬇️

Kıpçak Türkçesi gramerini Latince üzerinden görmenin keyfi...


 

bahargul @bahargulzade

Kaynak dil: İngilizce

Bu arada, bu benim için büyüleyici çünkü DNA'm, Árpád ailesi ve Hunyadi ile doğrudan bir bağlantı gösteriyor. Türkler, Pannonian Ovaları'nda Macarların etnojenesi sırasında oradaydılar. Ayrıca, dinin tanıtılmasıyla birlikte büyüleyici etnik değersizleşmeyi de gösteriyor.

Codex Cumanicus, Macaristan'ın Kuman bölgelerindeki Kumanlar için Katolik Kilisesi tarafından yazılmıştır. Bu, Kumanların Katolik olmaları için İncil'lerinin bir çevirisiydi çünkü hâlâ Şamanisttiler. Aynı şey, Szekely Türkleri için de Macar Katolikliğine katılmalarını sağlamak ve Ortodoksluğu önlemek amacıyla yapılmıştır.

ALINTI: Attila rex Hunnorum @flagelumdei


20260906

🎞️💐Aydın Sanatçımız Serhat Mustafa Kılıç’ı kaybettik.... Ruhu şâd olsun... Işıklar içinde uyusun...💐🙏🏻

 



Seksenler dizisinin yönetmenliğini yapan Müfit Can Saçıntı, hayatını kaybeden Serhat Kılıç’ın sete veda ettiği gün yaptığı konuşmayı paylaştı.

+Bu seti unutmayacağım. Hepiniz insansınız. Bence önemli olan bu. Benim de en çok övündüğüm şey önce insan olmak

-Cenaze namazı gibi ne o öyle?

-(Setten oyuncular) Nasıl bilirdik, iyi bilirdik

*****
 

Serhat Kılıç’ın ardından...

''Güzel insanlar da gidiyor…
Hem de geride kocaman bir sessizlik bırakarak.
Serhat Kılıç…
Başarılı bir oyuncuydu, kıymetli bir sanatçıydı. Ama belki hepsinden önemlisi; yüzünden sıcaklığı, sözünden samimiyeti eksik olmayan güzel bir insandı.
Kimseyi kırmadan, incitmeden, kimseye kötülüğü dokunmadan geçti bu dünyadan…
Sahnede, perdede bize nice karakter bıraktı. Bazen güldürdü, bazen düşündürdü, bazen tek bir bakışıyla içimize dokundu. Şimdi ise ardından buruk bir sessizlik kaldı.
Bazı insanların vedası insana hayatın ne kadar kısa olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Bir gün hiç gitmeyecek sandığımız insanlar bir anda sessizce gidiyor ve onlardan geriye toplumu bıraktığı iz ve nasıl bir insan olduğu kalıyor.
Senin ardından da “Güzel bir insandı” diyenler kaldı Serhat Kılıç…
Sanırım bir insanın bu dünyadan götürebileceği en güzel veda da budur.
Işıklar içinde uyu.
Perde kapandı belki ama bıraktığın güzel hatıralar kalacak.
Güle güle güzel insan…''
Seni güzel hatırlayacağız. 🖤

Alıntı: DENİZ_TOPRAK2 @TOPRAK_2


Kız arkadaşının ifadesi ortaya çıktı! Evinde ölü bulunan Serhat Kılıç son görüşmesinde ne söyledi?

‘Seksenler’ dizisinde canlandırdığı ‘Ergun Plak’ karakteriyle hafızlara kazınan oyuncu Serhat Mustafa Kılıç’ın kız arkadaşı Özlem Esmergül'ün emniyette verdiği ifade ortaya çıktı. Esmergül, Kılıç ile son telefon görüşmesinde yaşadıklarını anlattı.

Ömer Göyce

Editor

Günlerdir haber alınamayınca İstanbul'un Kağıthane ilçesindeki evinde ölü bulunan oyuncu Serhat Mustafa Kılıç’ın ölümüyle ilgili soruşturma sürerken kız arkadaşı Özlem Esmergül'ün emniyette verdiği ifade ortaya çıktı.

"ACI ÇEKTİĞİNİ SÖYLEDİ"

Esmergül, ifadesinde, “Erkek arkadaşım Serhat Mustafa Kılıç ile yaklaşık 8 yıllık bir birlikteliğimiz vardır. Serhat ile aramızda kısa süreli küslükler olurdu. 3 Eylül günü saat 11.00 sıralarında set çekimi vardı. Saat 11.45 sıralarında Serhat’ın bu set çekimine gitmediğini öğrendim. Akabinde Serhat’ı arayarak neden sete gitmediğini ve herkesin kendisini merak ettiğini söyledim. Serhat bana boynundaki fıtıktan dolayı iyi hissetmediğini, ağrısının olduğunu, bir sürü ilaç içtiğini fakat ağrılarının devam ettiğini çok acı çektiğini, menajeri ile konuşup sete neden gitmediğinin bilgisini vereceğini söyleyerek görüşmeyi sonlandırdı. Ben bir süre sonra kendisini tekrardan arayarak kendini sete gitmediği için sorumsuz davrandığını söyleyerek sitem ettim. Serhat da raporunun olduğunu, sorun olmayacağını söyleyerek yine görüşmeyi sonlandırdı” dedi.

"AĞLAMAKLI ARADI, SETTEN ATILDIĞINI SÖYLEDİ"

Özlem Esmergül, “Aynı gün saat 16.00 sıralarında ağlamaklı bir ses tonu ile beni arayarak setten atıldığını, çok üzgün olduğunu, ne yaparsa yapsın ağrısının bir türlü geçmediğini, canı sıkkın olduğu için kimseyle görüşmek istemediğini söyleyerek görüşmeyi sonlandırdı. Bende üzgün olduğu için kendisi ile baş başa kalsın toparlasın istediğim için üzerine gitmemeye çalıştım. Bu süreçte sürekli gerek arayarak gerekse mesaj atarak destek olmaya çalıştım fakat Serhat mesajlarıma da aramalarıma da hiçbir şekilde bana geri dönüş yapmadı. Bende yalnız kalmak istediğini düşünerek ve kullandığı ilaçların uyku yaptığını düşünerek fazla aramamaya çalıştım. En son bugün yani 5 Eylül günü saat 17.00 sıralarında Serhat’ı tekrardan aradığımda telefonunun kapalı olduğu fark ettim ve kendisini merak ettiğim için Serhat’ın Nurtepe Mahallesi’nde bulunan evine geldim.


Uzun yıllar beraber yaşadığı sevgilisi Özlem Esmergül tarafından cansız bedeni bulunan Kılıç'ın apartmandaki son anları ortaya çıktı.

Serhat Kılıç’ın ölmeden önceki son anları ortaya çıktı! Evine böyle girmiş! - Sayfa 3

Güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde, evine gelen Kılıç'ın, duvara yaslanarak asansör beklediği, asansörün gelmemesi üzerine ise merdivenlere yöneldiği görüldü.




"ELLERİ GÖĞSÜNÜN ÜZERİNDE ÇIPLAK DURUYORDU"

Serhat’ın evinin yedek anahtarı bende olduğu için daireye direk giriş yaptığımda salon kısmında bulunan tekli koltukta Serhat’ın elleri göğsünün üzerinde çıplak vaziyette oturur olduğunu gördüm. Akabinde Serhat’ın uyuduğunu düşünerek kendisine seslendim kolundan tutarak kendisini salladım. Teninin soğuk olmasından ve tepki vermemesinden bir sorun olduğunu anlayarak ilk önce kız kardeşi Sinem Kılıç’ı arayarak durumu bildirdikten sonra hemen 112 ekiplerini arayarak yardım talebinde bulundum”

"YÜKSEK TANSİYON, GASTRİT VE BOYUN FITIĞI HASTALIKLARI VARDI"

Olay yerine gelen 112 ekipleri ve polis ekiplerinin gerekli kontrolleri yaptığını ve Serhat’ın vefat ettiği bilgisini verdiklerini belirten Esmergül, sözlerine şu şekilde devam etti: "Serhat’ın bildiğim kadarıyla yüksek tansiyon, gastrit ve boyun fıtığı gibi hastalıkları vardı. Bu hastalıkları için kullanmış olduğu 2 farklı türde olan boyun fıtığı için adını hatırlayamadığım yeşil reçeteli bir hap, yine adını hatırlayamadığım tansiyon ilacı ve günde 7-8 adet kullanmış olduğu bir hapı kullanmaktaydı. Bildiğim kadarıyla herhangi bir madde ya da alkol bağımlılığı yoktur. Ayrıca erkek arkadaşım Serhat Mustafa Kılıç’ın ne zaman ve ne şekilde vefat ettiğini de bilmiyorum”

-Alıntı

Serhat Kılıç'ın sevgilisi Özlem Esmergül'den duygusal paylaşım:



20260905

📖 Ermeni asıllı Türk araştırmacı-yazar Levon Panos Dabağyan da Hrant Dink'le aynı fikirdedir.

Ermeni asıllı Türk araştırmacı-yazar Levon Panos Dabağyan da Hrant Dink'le aynı fikirdedir. Ve der ki;


"Bir Türk Ermenisi olarak ve de bir tarihçi kimliğiyle söylüyorum; Türkler, Ermenilere asla soykırım yapmamıştır! Türkler soykırım yapsaydı ben şu anda burada olmazdım."
Dabağyan, aynı zamanda Alparslan Türkeş ve Milliyetçi Hareket Partisi ile ilgili kitap yazan ilk Ermenidir. Türk tarihinde Ermenilere yapılmış bir soykırımın olmadığını savunmuştur. Türkiye'nin doğusunda isyan çıkaran Ermenilerin sürüldüğünü söyleyen Dabağyan, Türk Tarih Kurumu Tarih Araştırmaları Grubu'nda da çalışmıştır.
Türk Ermenisi Levon Panos Dabağyan'a herkes Levon Amca diye hitap ediyor. Atatürk'ü ve Türkiye'yi çok seven Levon Amca kendini Osmanlı Ermenisi olarak tanımlıyor. Fatih Sultan Mehmet'i, İkinci Dünya Savaşı'nı, Ermeni Tehciri'ni, İstanbul'u ve Alparslan Türkeş'i anlatan kitapları var. Hatta 1969'da milletvekili adayı olduğu MHP'nin üç hilal ambleminin de fikir babası olan Levon Amca Türk milliyetçisi bir Ermeni...

Alışılagelmişin dışında Ermeni kökenli bir Türk milliyetçisi olan Levon Amca'nın bu başat eseri, dayatılan tüm tarihsel kalıpları altüst ediyor. Aynı zamanda ideolojik önyargılarla kurgulanmış ezberleri de tek tek çürütüyor. MHP'nin Üç Hilal'inden Osmanlı sevdasına uzanan bu sıradışı hayatı ve sunduğu tarihsel hakikatleri anlamak için mutlaka okunması gereken bir başucu eseri... Ezberlerinizi sorgulatacak ve bakış açınızı değiştirecek bu kılavuz eseri mutlaka okumalısınız.


Hrant Dink'in 2002'deki ilk Ermenistan ziyaretinde yaşanan ve her iki tarafın ezberini bozan o tarihi diyalog: 

Dink, Erivan'da bir araya geldiği Ermeni diasporasının önde gelen temsilcilerine sorar:




Alıntı: Didem Yavuzyılmaz @didemyvzylmz



En Çok Okunanlardan...