Blog Listem

şarkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şarkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20230605

Samanyolu... şarkısı ve Köy Enstitüleri

Samanyolu...

Hiç merak ettiniz mi, şehirde değil, kerpiç evli bir köyde 1938'de dünyaya gelen ve 2012 yılında aramızdan ayrılan, unutulmaz "Samanyolu" şarkısını söyleyen Berkant, ortaokuldayken piyano çalmayı nereden biliyordu?..

Yetmiş sene evvel, ilkokuldayken, memleketin yüzde doksanında radyo bile yokken, mızıka ve akordeon çalmayı kimden öğrenmişti? 

Henüz 14 yaşındayken, Frank Sinatra, Dean Martin, Nat King Cole şarkılarından oluşan repertuvara nasıl sahip olabilmişti? Dedim ya, 1938'de köyde dünyaya gelen çocuk.. On sekiz yaşındayken orkestra kurmayı, Saksafon çalmayı, hangi vizyonla akıl etmişti?..

Çünkü..

Babası Hasan Akgürgen'in Köy Enstitüleri'ndeki görevi nedeniyle Ankara'nın Hasanoğlan Köyü'nde dünyaya gelmiş, ilkokula Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nde başlamış, babasının tayini gereği, Bilecik'e, Denizli'ye gitmiş ama, ailesi tarafından hep "köy enstitüsü ruhu"yla büyütülmüştü..

Berkant'ın temel eğitimini aldığı Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nde; tarih derslerini Ordinaryüs Profesör Enver Ziya Karal, zooteknik derslerini Profesör Selahattin Batu, ekonomi derslerini Profesör Muhlis Ete, kültür-edebiyat derslerini Sabahattin Eyüboğlu, ziraat derslerini Profesör Kazım Köylü, coğrafya derslerini Profesör Ferruh Sanır veriyordu. 

Peki, ya müzik derslerini?.. Âşık Veysel ve Ruhi Su!..

Ankara Konservatuvarı'nın saygın ustaları klasik müzik öğretiyordu. 1945 senesinde, Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nün enstrüman demirbaşı şöyleydi: 259 mandolin, 55 keman, 37 bağlama, 8 akordeon, 3 piyano, 3 davul, 1 metronom ve 1 pikap..

"Harika çocuk"lar Suna Kan ve İdil Biret, enstitüye misafir getiriliyor, köy çocuklarını teşvik için yaşıtlarından keman ve piyano dinletiliyordu. 

Âşık Veysel ve Ruhi Su ise saz çalmasını öğretiyordu. Âşık Veysel, enstitü bahçesine kiraz fidanı dikmiş, seneler sonra ziyaret edip kollarını açarak kiraz ağacına sarılmış, nasıl boy verdiğini hissetmişti..

Resim yapıyorlar, voleybol oynuyorlardı.. Sinema salonu vardı, tiyatro salonu vardı..

Bedri Rahmi Eyüboğlu bir hatırasını şöyle anlatmıştı :

"Hasanoğlan Köy Enstitüsü'ne gitmiştik. Okulun hayvanlarını barındıran ahırda bir çocuk gördüm. Gece nöbeti ona düşmüş, elinde kitap vardı, dalmıştı. Shakespeare okuyordu. Okuduğunu nasıl kavradığını, ertesi gün oynadıkları piyeste gördük.."

Mozart, Vivaldi, Beethoven dinliyorlar; Gorki, Tolstoy, Zola okuyorlardı. Molieré'in "Kibarlık Budalası"nı, Sofokles'in "Kral Oedipus"unu, Gogol'un "Müfettiş"ini sahneliyorlardı.

Mesela, bir mezuniyet töreni programı sırasıyla şöyleydi: İstiklal Marşı, bağlama konseri, türküler, mandolin konseri, şiirler, keman konseri, piyano konseri, koro, Anton Çehov'un "Bir Evlenme Teklifi", diploma takdimi ve topluca oynanan zeybek...

Tüm zamanların gelmiş geçmiş en şöhretli şarkısı "Samanyolu"nu ölümsüzleştiren, dededen toruna nesiller boyu adeta marş gibi ezberleten Berkant, işte bu "ruh"un Türkiye'ye armağanıydı..

İşin ilginç tarafı, romantizm tarihimizin en önemli şarkısının adı "Samanyolu" ama, şarkının içinde tek kelime "Samanyolu" geçmiyor..

Tıpkı, eğitim-öğretim tarihimizin en önemli parçası KÖY ENSTİTÜLERİ'nin, günümüzün eğitim sisteminde adının geçmemesi gibi....

Yılmaz Özdil /Adam Kitabı.



20171130

Önce öğretmenliği öldürdüler - İsmet Özçelik

Önce öğretmenliği öldürdüler

İsmet Özçelik

Türkiye günlerdir eğitimi tartışıyor. TEOG’u, üniversite sınavlarını konuşuyor. Araştırma şirketlerine göre halkın şikayet ettiği konuların başında yüzde 39’la eğitim geliyor.
Genç kuşaklar şimdiden gelecek derdinde.
Milli Eğitim Bakanı konuştukça, “Milli eğitimimiz kimlere emanet” diyenlerin sayısı artıyor. Hele en son ders saatlerinin kısaltılması ile ilgili açıklaması, “artık bu kadarına da pes” dedirten cinsten!

KÖY ENSTİTÜLERİ

Türk eğitim sistemi bu noktaya nasıl geldi?
Atatürk Kurtuluş Savaşı sonrasında en çok eğitim-öğretime önem verdi. Öğretmenlere, “Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” diyerek işlerinin değerini anlattı.
Köy enstitüleri efsaneydi. Dünyaya örnekti. Yetiştirdiği öğretmenler Türkiye’yi değiştiriyordu. Anadolu’nun en ücra köylerini bile ayağa kaldırıyorlardı.
Genç Cumhuriyet’in başarısı düşmanları rahatsız etti. Emperyalizmle ittifak halindeki gericilik el birliğiyle bu okulları kapattı. Yerine kurulan öğretmen okulları eskisi kadar olmasa da yine öğretmen yetiştirmede önemli görevler üstlendi. Ama sonra onu da yok ettiler.
Eğitimi öldürmek için önce öğretmenliği öldürdüler.

43 YIL SONRA

Öğretmen okulunda bir Eğitim Psikolojisi öğretmenimiz vardı. Ali Örs. Okul bitince haberlerini alsam da ilişkimiz kopmuştu. Bir yazımı okumuş. 43 yıl sonra telefonla da olsa konuştuk. Çok mutlu oldum.
Tabi konumuz yine eğitimdi. Bilmiyordum, konuşma sırasında öğrendim. Daha önce müfettişmiş. Müfettişlerin öğretmenliğe dönmesi pek tercih edilen bir durum değil. Ama o teftişleri sırasında öğretmenlerde bazı eksiklikler olduğunu görünce, bu eksikliğin öğretmen yetiştiren okullarda giderilmesi gerektiğini düşünmüş.
Hiç düşünmeden bir öğretmen okulunda görev istemiş. Sonra da bizim öğretmenimiz olmuş. İyi ki de olmuş.
Eskiden anlayış buydu.

NEREDEN NEREYE?

O zamanlar öğretmenler, “önder, köy önderi” olarak yetiştirilirdi. Aşı yapmasını, kiremit bağlamasını, cam takmasını, ağaç budamasını, tarımı, sanayiyi, ... bilirdi.
Mezun olduklarında kendilerine verilen tahta bavulda, ders araç gereçlerinin yanında bir takım da dünya klasikleri olurdu.

Meclis’te önemli bir ağırlıkları vardı. Şimdi onların yerine müteahhitler geldi.
24 Kasım “Öğretmenler Günü”. Bu günü anarken, köy öğretmeni Şefik Sınığ’ın “Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin” sözlerini anımsadım. Ölmeden önceki son sözleriydi.

Ceyhun Atıf Kansu bu sözler üzerine “Dünyanın Bütün Çiçekleri” şiirini yazdı. İşte bu şiirden bir bölüm:

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçekleri getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
 Getirin getirin...ve sonra öleceğim.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları,
Geniş ovalarda kaybolur kokuları...
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,
Hepinizi hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.
...
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir, benim güllerim,
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.
...
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima, yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.

Öğretmen işte bu. Bütün öğretmenlerin “Öğretmenler Günü” kutlu olsun!

Alıntı Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/once-ogretmenligi-oldurduler-ismet-ozcelik-kose-yazilari-kasim-2017

Selda Bağcan - 'Dünyanın Bütün Çiçekleri'


20171015

Şiir/ Müzik: 'Bir Ben Vardır Bende' - Yunus Emre

 
''En sevdiğim albumlardan biridir. Gönül dostlarımın pek çoğuna bir tane armağan etmişimdir ya da önermişimdir...''
Alp Icoz 



Benden İçeri (Severim Ben Seni)


Severim ben seni candan içeri
Yolum vardır bu erkandan içeri
Beni bende demem bende değilim
Bir ben vardır bende benden içeri
Nereye bakar isem dopdolusun
Seni nere koyam benden içeri
O bir dilber dürür yoktur nişanı
Nişan olur mu nişandan içeri
Beni sorma bana bende değilim
Suretim boş yürür dondan içeri
Beni benden alana ermez elim
Kim kadem basa sultandan içeri
Tecelliden nasip erdi kimine
Kiminin maksudu bundan içeri
Kime didar gününden şule değse
Onun şulesi var günden içeri
Senin aşkın beni benden alıptır
Ne şirin dert bu dermandan içeri
Şeriat tarikat yoldur varana
Hakikat meyvası andan içeri
Dini terk edenin küfürdür işi
Ol ne küfürdür imandan içeri
Unuttum din diyanet kaldı benden
Bu ne mezhep dürür dinden içeri
Süleyman kuş dilin bilir dediler
Süleyman Süleyman'dan içeri
Geçer iken Yunus şeş oldu dosta
Kim kaldı kapıda andan içeri
-Yunus Emre


Şiir /Müzik: 'Bensiz Gitme İstemem'- Mevlana





Bensiz Gitme İstemem

(Mevlana'nın Şemse yazdığı şiiri)



Demek sen böyle salına salına
bensiz gidiyorsun ey canımın canı.
Ey, dostlarının canına can katan,
Gül bahçesine böyle bensiz gitme istemem.

İstemem, ey gökkubbe, bensiz dönme
İstemem, ey ay, bensiz doğma.
İstemem, ey yeryüzü, bensiz durma
Bensiz geçme, ey zaman, istemem.

Sen benimle beraberken
Hem bu dünya güzel bana, hem o dünya güzel.
İstemem, bensiz kalma bu dünyada sen,
O dünyaya bensiz gitme, istemem.

İstemem, ey dizgin, bensiz at sürme.
İstemem, ey dil, bensiz okuma.
İstemem, ey göz, bensiz görme.
Bensiz uçup gitme, ey ruh, istemem.

Senin aydınlığındır aya ışığını veren geceleyin.
Ben bir geceyim, sen bir aysın madem,
Gökyüzünde bensiz gitme, istemem.
Gül sayesinde yanmaktan kurtulan dikene bak bir.
Sen gülsün, bense senin dikeninim madem,
Gül bahçesine bensiz gitme, istemem.

Senin gözün bende iken
Ben senin çevganın önündeyimdir.
Ne olur, öylece bak dur bana,
Bırakıp gitme beni, istemem.

O güzelle berabersen, sen ey neşe,
İstemem, sakın içme bensiz.
Hünkarın damına çıkarsan, ey bekçi,
Sakın bensiz çıkma, istemem

Bir şey yoksa bu yolda senden,
Bitik bu yola düş enlerin hali.
Ben senin izindeyim, ey izi görünmez dost,
Bensiz gitme, istemem.

Ne yazık bu yola bilmeden, rasgele girene!
Sen ey, gideceğim yolu bilen,
Sen ey yolumun ışığı, sen ey benim değneğim,
Bensiz gitme, istemem.

Onlar sadece aşk diyorlar sana,
Oysa aşk sultanı mısın sen benim.
Ey, hiç kimsenin düşüne sığmayan dost,
Bensiz gitme, istemem.

- Mevlana Celaleddin Rumi
 

Müzik: 'Atatürk' - Esin Afşar

20170902

'Çanakkale Türküsü' - Türkiye’de eğitim gören uluslararası öğrenciler

ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ İÇİN DÜNYA BİR ARAYA GELDİ

Çanakkale Türküsü Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın Türkiye Bursları ile Türkiye’de eğitim gören uluslararası öğrenciler, Çanakkale Zaferi’nin 100’üncü yılında anlamlı bir etkinliğe imza attılar. Her biri farklı coğrafyalardan gelen öğrenciler İstanbul, Ankara ve Çanakkale’de kamera karşısına geçti. Kısa süre önce Türkçe ile tanışan uluslararası öğrencilerin, performansları izleyenlere duygu dolu anlar yaşattı. YTB tarafından projelendirilen Çanakkale Türküsü çekimleri 19 uluslararası öğrencinin farklı enstrümanlar eşliğinde türküyü seslendirmeleri ile gerçekleştirildi. YTB tarafından çekimleri yapılan video klip, 11 Haziran’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katıldığı 4.Uluslararası Öğrenciler Mezuniyet Töreni’nde gösterildi.

'Hasret Çektim' - Uygur Türküsü

En Çok Okunanlardan...