Blog Listem

Doç. Dr. Halim Gençoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doç. Dr. Halim Gençoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20261004

🎞️ Burası İzmir’in Bayındır ilçesine bağlı Hasköy. Kahvede oturan neredeyse iki kişiden biri Afro-Türk.


''Burası İzmir’in Bayındır ilçesine bağlı Hasköy.
Kahvede oturan neredeyse iki kişiden biri Afro-Türk.

Alıntı: Halim Gençoğlu @halimgencoglu

20260808

🎞️🗣️''Bizim bazı gençlerde Avrupa hayranlığının en büyük sebebi aşağılık kompleksi ve cehalettir.''

 

Bizim bazı gençlerde Avrupa hayranlığının en büyük sebebi aşağılık kompleksi ve cehalettir.

Bu genç İsviçre’nin bugünkü zenginliğini neye borçlu olduğunu biliyor mu?

İsviçre'nin Afrika’da kendi kolonileri olmamasına rağmen İsviçreli tüccarlar ve şirketler Avrupa'nın sömürgeci sistemleriyle büyük oranda bağlantılıydılar.

İsviçre Milli Müzesi İsviçre'nin sömürgecilik geçmişinin izlerinin bu tarihle bağlantısını yazıyor.

İsviçre Irkçılıkla Mücadele Komisyonu, Afrika kökenli insanlara yönelik ön yargıların sömürge döneminden miras kaldığını açıkladı.

Irkçılıkla Mücadele Komisyonu'nun tarih çalışmaları, İsviçre'nin Güney Afrika'daki apartheid rejimiyle yaptığı altın ve elmas ticaretini itiraf etti.

Özetle İsviçre'nin bugünkü refahının büyük bölümü, sömürgecilik ve Afrika’daki yerli kaynakların talanıyla oluştu, emekle değil.!

Alıntı: Doç. Dr. Halim Gençoğlu @halimgencoglu

 

20260801

📰🇫🇷Fransa 🇩🇿Cezayir’i işgal ettiği zaman sadece yerli halkı değil, Cezayir’e yerleşen 🇹🇷Türkleri de katletti

 


Fransa Cezayir’i işgal ettiği zaman sadece yerli halkı değil, Cezayir’e yerleşen Türkleri de katletti.

Kuloğlu denilen bu aileler baba tarafından Türk anne tarafından Cezayirlidir. Fransa Antropoloji Müzesi'nde 1860 tarihli bu resimdeki kişi, Arap anne ile Türk babanın çocuğu diye kaydedilmiş. Ne yazıkki ne etnik Türklerden nede Kuloğullarından geriye neredeyse kimse kalmadı.
Cezayir'in Fransızlar tarafından işgali sebebiyle 10 bin kadarı Adana ve İzmir'e göçerken diğerleri Cezayir direnişine katıldı ve kalanlar da zamanla orada asimile oldular..

(*Afrika’da kalan bu Türk asıllı ailelere dair bir kitabım yakında çıkacak..
-Doç Dr Halim Gençoğlu)

Nil Nehri istikametinde uçarken aklıma Yavuz Sultan Selim Han gelir. Onun Mısır’ı fethinden sonra kurulan Garp Ocakları, Osmanlı Devleti'nin Cezayir, Tunus ve Trablusgarp eyaletlerini kapsıyordu. O dönemde bu coğrafyaya yerleşen Manisalı, Muğlalı, Aydınlı ailelerden bahsedeyim.

Mesela Osmanlı Cezayir'inin kuruluşu, 16. yüzyılın başında Mağrip'in Osmanlı beylerbeyliğinin kurulmasıyla doğrudan bağlantılıdır.

O sırada Akdeniz’deki şehirlerinin İspanyolların eline geçmesinden korkan Cezayir halkı Osmanlı denizcilerinden yardım istediler. 

Oruç Reis, kardeşi Barbaros Hayreddin'in önderliğinde şehrin idaresini devraldılar ve güvenliği çevre bölgelerde genişletmeye başladılar.

Sultan Selim, Barbaros’un yönettiği Mağrip bölgelerinin vilayet olarak kontrolünü üstlenmeyi kabul ederek ona beylerbeyi rütbesini verdi.

Ayrıca Padişah, başkenti Cezayir olacak olan yeni şehire Osmanlı eyaleti Mağrip'e yaklaşık 4.000 gönüllü eşliğinde 2.000 yeniçeri gönderdi.

Çoğunlukla Anadolu'dan gelen bu Türkler, birbirlerine “yoldaş”dediler ve yerel kadınlardan doğan oğullarına "Kuloğlu" adını verdiler.

Bir kişinin bir Türk ile yerli bir kadının soyundan olduğunu kayıtlarda belirtmek için adına "ibn el-turki" veya "kuloğlu" notu eklenmiştir.

Bu ailelerin bazıları günümüzde sima olarak Afrikalıyı andırsa da eldeki kayıtlardan ve secereden Türk kökenli olduklarını biliyoruz.

Cezayir 1830'da Fransız sömürge yönetimine girdiğinde, yaklaşık 10.000 Türk sınır dışı edildi ve İzmir’e gönderildi. 

Osmanlı Devleti ise göçmek isteyen Cezayir halkına vatandaşlık vererek Mersin, Şam ve Adana’ya yerleştirdi.


Peki Cezayir’de kalan Türkler ne yaptılar? 

1832'de, Cezayir'den ayrılmayan birçok Cezayirli-Türk soyundan aile, Fransız sömürge yönetimine karşı güçlü bir direniş hareketinin başlangıcını oluşturmak için Emir Abdelkader ile mücadeleye katıldılar.

Bugün Cezayir'in birçok etnik ve kültürel unsuru Türk etkisindedir.

Tunus’da, Libya’da, Cezayir’de kalan eski Çanakkale, İzmir, Aydın, Muğlalı ailelerin soyadları arşiv belgelerine de yansımıştır.

Cezayirde Türk soyundan gelenlerin soy adları:

  • Baghlali (Bağlılı - Çanakkale)
  • Benkasdali (Ben Kazdağılı Çanakkale)
  • Benmarchali (Ben Maraşlı- Maraş)
  • Benterki (Ben Türk-Anadolulu)
  • Bersali (Borsali (Bursalı-Bursa
  • Chatli (Çatlı-Erzurum)
  • Chilali(Şileli-Aydın)
  • Cholli (Çullu-Aydın)
  • Coulourli/Kouloughli (Koloğlu-Karaman)
  • Dengezli (Denizlili -Denizli)
  • Dernali (Edirneli-Edirne)
  • Douali( Develi -Kayseri)
  • Guellati (Galatalı-İstanbul)
  • Karabaghli (Karabağlı- Konya)
  • Koulali(Kulalı-Manisa)
  • Ould Zemirli (İzmirli-Izmir)
  • Tchenderli(Çandarlı-İzmir)
  • Terkmani (Türkmenli-Anadolulu)
  • Merselli, Mersali, Merseller, (Manisalı)
  • Bendali (ben deli- Osmanlı ordusunda deli sınıfından)
  • Benlagha(ben ağa-Ağa sınıfından)
  • Bentobdji(ben topçu-topçu sınıfından)
  • Bouchakdji (bıçakçı-bıçak yapan)
  • Challabi (çelebi-eğitimci sınıftan)
  • Djadouadji (kahveci-kahveci sınıfından)
  • Fernakdji (fırıncı-ekmekçi)

    Bunlardan Mısır’dan Güney Afrika’ya göçen İsmail Joubert de Kuloğlu asıllıydı..

    Afrika’ya gönderilen askerler haricinde İzmir'den, Muğla’dan yerleşenler gönüllü ailelerdi.

    Sadece bölgenin gelişmesine katkı sağlamak için zenaat sahibi Anadolulu ailelere gitmeleri için çeşitli teşvikler verilmiştir.

    Oralarda Tekke, medrese kuran dervişlerden vergi alınmamıştır.


    Alıntı: Doç Dr. Halim Gençoğlu @halimgencoglu


    20260725

    🎞️🗣️🎙️ Güney Afrika da Osmanlı izlerini süren 🇹🇷Türk

     

    Videonun içeriği

    • Türk öğretim görevlisi Güney Afrika da ki Osmanlı arşivlerini ortaya çıkarttı.
    • Türk öğretim görevlisi Güney Afrika da ki birçok Osmanlı münevverinin mezarını bulup yaptırdı.
    • Güney Afrika’nın ticaret bakanı Osmanlı soyundan gelen bir türktür.
    • Osmanlı devleti Güney Afrikaya nasıl dahil oldu.
    • Güney Afrika da ki Sultan Abdülaziz han in gönderdiği yardımlar ile tamamlanan caminin 
    • Adı Mescid Ül Aziz dir.
    • Osmanlının gönderdiği fıkıh alimi kimdir.
    ***
    ''Merhaba! Ben Nursel Tozkoparan.

    30 yıllık televizyonculuk deneyimimi bundan böyle kendi adımı taşıyan YouTube kanalımda sizlerle paylaşacağım. Hayata dair merak ettiklerinizi, gündelik yaşamda karşılaştığınız tüm sorunlarınızı bana yazın, ben de konunun uzmanlarıyla hazırlayacağım video ile sizlere ışık tutmaya çalışacağım.''

    📚📖 BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI YILLARINDA GÜNEY AFRİKA’DA OSMANLILAR - Halim GENÇOĞLU✍🏻

     

    BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI YILLARINDA GÜNEY AFRİKA’DA

    OSMANLILAR

    Osmanlı Devleti’nin Zihinsel Sınırlarına Yolculuk

    Halim GENÇOĞLU*


    Öz: 

    Bu çalışmada bir İngiliz sömürgesi olan Güney Afrika’da Birinci Dünya Savaşı

    esnasında mevcut olan Osmanlı ulemasının meydana getirdiği Osmanlı hilafetinin etkisinin,

    sömürgeci idari kesim üzerindeki endişesi arşiv belgeleri ışığında ele alınmaktadır. Hilafetin Müslüman ahali üzerindeki etkisi sebebiyle tüm sömürgelerinde fevkalade temkinli hareket eden Britanya İmparatorluğu, Birinci Cihan Harbi’nde İtilaf devletlerinin üç büyük sömürgeci gücünden birisiydi. Osmanlı uleması İslam âlemine hizmet maksadıyla Afrika’nın muhtelif memleketlerinde ilmî faaliyetlerle yerli halkı hizmetleriyle aydınlatmaktaydı. Osmanlı ulemasının faaliyetlerine binaen elimizde, Birinci Cihan Harbi yıllarında Osmanlı hilafet makamının etkisinden hayli endişe duyan Cape Sömürge Hükûmeti ile Britanya İmparatorluğu’nun yazışmalarını içeren onlarca arşiv belgesi mevcuttur. İşte bu çalışmada daha önce ilim âleminin pek üzerinde durmadığı, ilk defa okuyucuya sunulan yeni arşiv malzemesi ışığında Birinci Cihan Harbi yıllarında Osmanlı - Güney Afrika ilişkilerini ele almaya çalışacağız.


    Bu deneme de aynı zamanda Güney Afrika’nın ilk Osmanlı Konsolosu Mehmed Remzi Bey’in faaliyetleri ve Birinci Dünya Savaşı yıllarındaki hizmetleri ele alınmaktadır. 1914 yılında Johannesburg’da göreve başlayan Mehmed Remzi Bey kısa sürede birçok resmî faaliyette bulunmuş ve özellikle Müslüman gruplar arasında düzenlenen organizasyonlarda bizzat yer almıştır. Ancak Birinci Dünya Savaşı’nın olumsuz etkileri sebebiyle çalışmalarına devam edemediği gibi Büyük Britanya İmparatorluğu’nun talimatıyla savaş esiri olarak tutuklanmıştır.


    Mehmed Remzi Bey’in 1916 yılında hapiste tutukluyken aniden ölümü, Güney Afrika - Osmanlı Devleti arasındaki ilişkilerin sonunu getirmiştir. Tüm bu tarihî meseleler gerek Güney Afrika Devlet Arşivinden elde edilen belgelerle gerekse Osmanlı arşiv kaynakları ışığında ve Mehmed Remzi Bey’in Meksika’da yaşayan torunu Helene Remzi Bey Hanım’ın aile arşiviyle gün ışığına çıkarılmaya çalışılmaktadır.





    Alıntı: https://www.acarindex.com/pdfs/524165






    📖 2014’de Güney Afrika’ya iki Türk savaş gemisi gelmişti.

     2014’de Güney Afrika’ya iki Türk savaş gemisi gelmişti.

    O zamanki askeri ateşemiz Osmanlı devleti tarafından 1866’da Ümit Burnu’ndan geçen Bursa ve İzmir korvetleri için G. Afrika arşivlerinden vesika bakmamı rica etti. Çok önemli belgeler çıktı. Bir de Halil İnalcık hoca ile meşhur bir öğrencisine soruldu. Sadece İnalcık hoca 95 yaşına rağmen bize bir mektup gönderdi.
    Bu konuda Afrika arşivlerine bakmamızı önerirken Osmanlı denizcisi Emir Ali Bey'in 1585’de Mombasa kıyılarını Osmanlı hakimiyetine aldığını iletmişti.
    Necdet Paşa da bazı belgeler yollamıştı.
    Böylece Osmanlı korvetlerini 148 yıl sonra Cape Town’da anmış olduk. Ben de Afrika arşivlerine dayanarak bir makale kaleme almıştım. acarindex.com/askeri-tarih-a

    BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI YILLARINDA GÜNEY AFRİKA’DA OSMANLILAR

    Osmanlı Devleti’nin Zihinsel Sınırlarına Yolculuk - Halim GENÇOĞLU* 


    Prof olmak başka, alim olmak ayrı bir şeydir! İnalcık hoca gökkubbede hoş bir seda bıraktı. Rahmetle anıyorum.

    Alıntı: Halim Gençoğlu @halimgencoglu






    20260706

    📖 Bir padişah düşünün felsefe kitabı yazmış.

     Bir padişah düşünün felsefe kitabı yazmış.

    Millet Kütüphanesi'nde yazarı belirsiz olarak kataloglanan bir risalenin kaydı, Sultan Abdülaziz’in 1870’lerde, tahtta bulunduğu sırada bizzat kaleme aldığı bir felsefe metnini gün yüzüne çıkardı.

    Adamcağız bir taraftan Güney Afrika Müslümanlarına Cami yapsın diye yardım gönderirken diğer taraftan Hidâyetü'l-Hikme'sine bir şerh yazmış.

    Sultan Abdülaziz'in şerhinin ilk sayfaları bunun yüzeysel bir metin olmadığını gösteriyor.

    Metinde İbn Sînâ sonrası medrese geleneğinin teknik dili ve ihtilaflar görülüyor.

    Bu eser ayrıca felsefî literatüre hâkim bir mütefekkirin kalemini yansıtıyor.

    Divanlar dışında, bir Osmanlı padişahına ait olan tek felsefî eser olması bakımından da ayrı bir önem taşıyan bu kitap, Platon'un "filozof hükümdar" idealine Osmanlı'dan beklenmedik bir örnek sunuyor.!

    Alıntı: Halim Gençoğlu @halimgencoglu

    20260630

    🎞️ Kiliseden icazet alıp Afrika’yı talan eden Batı dünyasının yaptıklarını bilmezseniz



    Halim Gençoğlu @halimgencoglu
    Kiliseden icazet alıp Afrika’yı talan eden Batı dünyasının yaptıklarını bilmezseniz böyle Cüneyt Arkın’ın karşısında saçmalayabilirsiniz. Kaldıki Hristiyan halka en çok imtiyaz veren yine Osmanlı Devleti idi. Hristiyan Avrupa ise Endülüs’ten Afrika’ya geride katliamlar bıraktı.!


     

    20260609

    📰 Pilot A.Ali Çelikten’in eşi Giritli bir Türk’tü. Kendisi beyaz tenli olmasına karşın kızı Neriman babanın genlerini almış.

    Pilot A.Ali Çelikten’in eşi Giritli bir Türk’tü. Kendisi beyaz tenli olmasına karşın kızı Neriman babanın genlerini almış.

    Şayet 1948’den 1994’e kadar Neriman Güney Afrika’da annesiyle yolda yürüseydi ırk yasasına göre tutuklanırdı.

    Eşiyle yürüse yine başı derde girerdi.

    İşte Dünyanın ilk siyahi askeri pilotu Ahmet Ali Çelikten, kızı Neriman'la.


    Kayseri

    1935


    Bu yasayı Afrika’ya getiren İngilizlerdi.

    Öte yandan G.Afrika’dan elması alıp Kraliçe Elizabeth’in tacına koyan yine İngilizlerdir.

    Batı dünyasının Afrika’da bıraktığı miras budur.

    Okullarda bu konularda karşılaştırmalı tarih dersleri verilmesi gerekir...

    Alıntı: Halim Gençoğlu @halimgencoglu




    20260604

    📰 Trabzon muhacirleri... ''Muhacirlik bitse de bıraktığı travma nesiller boyunca yaşıyor.''-Doç. Dr. Halim Gençoğlu,


     Millet olarak çabuk unutuyoruz ancak

    1.Dünya Savaşında Trabzon halkının muhacirliği, sadece bir göç hikâyesi değil, halkın hafızasına kazınmış büyük bir acıdır.

    1916’da Rus ordularının Doğu Karadeniz'i işgaliyle birlikte yüz binlerce insan yollara düştüler.

    Köyler boşaldı, aileler parçalandı, insanlar arkalarında evlerini, mezarlarını ve bütün hatıralarını bırakarak batıya doğru yürümeye başladı.

    Bu büyük göçe Karadeniz insanı muhacirlik dedi.

    Rus  ilerleyişi sırasında birçok köy yakıldı, yağmalandı.

    İşgalin kendisinden çok onun getirdiği korku, belirsizlik halkı yollara döktü. Sürmene'den, Of'tan, Vakfıkebir'den, Akçaabat'tan, Trabzon'dan çıkan kafileler Samsun'a, Fatsa'ya, Ordu'ya ulaşmaya çalışıyordu.

    Benim dedem de bu muhacirliğe henüz 13 yaşındayken katılmıştı. Sürmene'nin Kumanit köyünden, başlarında babaları Hafız Abdülcelil Efendi ile ailece yola çıkmışlardı.

    Devlet, muhacirlere dağıttığı fişlerle yol üzerindeki fırınlardan ekmek almalarını sağlıyormuş.

    Yaklaşık bir ay süren yolculuğun sonunda Fatsa'ya vardılar.

    Fakat her muhacir ailesi gibi onlar da ağır bedeller ödediler. 

    Dedemin 2 yaşındaki kardeşi Murad salgından hayatını kaybetti.

    Dedem kardeşi için yazdığı şiirde acısını “Sevgili Murad'ım” şiriyle dile getirmişti.


    Bu birkaç mısra muhacirlik yollarında kaybolan binlerce insanın, annenin, babanın ve kardeşin ortak ağıdı gibidir

    Yolculuk sırasında dedem, babası Hafız Abdülcelil Efendi'ye:


    "Baba, neden göçüyoruz?" diye sormuş.

    Aldığı cevap:

    "Oğlum vatan elden gidiyor” imiş.

    Bu söz, o gün yollara düşen Karadeniz insanının ruh hâlini özetlemektedir. Çünkü muhacirlik, sadece evden ayrılmak değil insanın doğduğu toprağı, çocukluğunu, hatıralarını ve güven duygusunu geride bırakması demekti.

    1918'de Rusların çekilmesiyle muhacirlerin bir kısmı döndüler. Yalnız geri döndüklerinde çoğu yerde harap olmuş evler ve kaybettikleri yakınlarının acılarıyla karşılaştılar

    Trabzonlu, Rizelilere ait o dönemden kalan Fatsa’da eski bir mezarlık vardır.

    Muhacirlik bitse de  bıraktığı travma nesiller boyunca yaşıyor.

    Bu hikâyeler tarih kitaplarında birkaç satırdan ibaret olsa da dedelerimizin yaşadığı gerçekler dram filmine konu olacak kadar derindir..

    Alıntı: Halim Gençoğlu @halimgencoglu




    20260530

    🎞️🗣️🎙️Yavuz Sultan Selim ve Afrika

     

    YAVUZ SULTAN SELİM VE AFRİKA

    Yazar Doç. Dr. Halim Gençoğlu: 

    ''Topkapı Sarayı’nda 24 saat Kur’an okunan bir yer. Bunu Yavuz Sultan Selim Han’a borçluyuz.''



    En Çok Okunanlardan...