Blog Listem

20261008

📖TARİH TÜRKLER'DE BAŞLAR (TÜRK DİLİ'NİN KÖKENİ). - Hulki Cevizoğlu. (1)

 

ÖNSÖZ

Insanlar, kitaplarda okuduğu kimi bilgileri kendi yaşam dönemleri içinde de görebilirler.

Ben de zaman içinde yaşayarak gördüm ki, "din" denen kavram yalnızca “inançlar bütünü" değil. Din, kimi zaman ulusal ya da uluslararası politikacıların elinde "milli" (ulusal) ve"stratejik" bir anlama dönüşebiliyor. Dine yapılan saldırıların dış güçlerce yönlendirilenleri, hedef ülkenin milli bütünlüğünün dağıtılması için gizli bir araç ve sinsi bir silah olarak kullanılabiliyor.

Kültür de öyle... Bir ülkenin kültür değerlerinin yozlaştırılmasına yönelik gizli ya da açık faaliyetler, o ülkenin bütünlüğüne yapılan doğrudan saldın anlamını taşıyor. (Tabii buradan, gerçeklerin ortaya çıkarılmasına yönelik çabaları anlamamak gerekir.)

Türkler, yüzyıllarca Avrupa'nın bu tür gizli ya da açık saldırılarına hedef oldu. Bu saldırılar kimi zaman "bilimsel" kılıflara büründürüldü. Bilimin adını anarak Türkler'e ve Cumhuriyet'ten sonra da Türkiye'ye yapılan saldırılar, kendisini "aydın" olarak gören bazı insanları bile etkiledi.

Sonuçta, öyle bir noktaya gelindi ki, Türkiye kendi tarihini yabancılardan öğrenir oldu.

İşin ürkütücü yanı ise, onyıllarca bunun farkına bile varamamış olmamızdı!..

Yani, yabancılar bir "film senaryosu" gibi bizim için bir "tarih senaryosu" yazmışlar, kendi ülkelerinde bunu yürürlüğe koydukları gibi -ne yazık ki- Türkiye'ye de kabul ettirmişler. Türklerin yaklaşık 200 yıllık Batı hayranlığı ve - Atatürk'ün de şikâyet ettiği gibi-kendini küçük görme (ya da, bir anlamda Batı'ya tapınma) psikolojik rahatsızlığı bu durumu sorgulamayı da z' z i lemis.

Ancak, yakın zamanda görüldü ki, Batı'nın önyargılı ve dayatmacı sözde bilimsel değerlendirmeleri hiçbir bilimsel temele dayanmıyordu... "Biz bunu biliyorduk" demenin durumu düzeltmeye yararı yoktur. Çünkü, bilimi Dile politikaya alet eden bir "Avrupa zihniyetine" karşı verilecek yanıtın da bilimsel olması gerekiyordu.

Büyük Atatürk'ün defalarca vurguladığı "Türk'ün üstün medenî vasfı", son yıllarda"bilimsel" olarak da kanıtlandı. Diyebilirsiniz ki, "nerede bu - = " nar. bizim niçin haberimiz olmadı, bunu bulan kim?"

Bu haklı soruları biz de Hazîran-Temmuz 2002 tarihlerinde ATV'de yayınladığımız

Ceviz Kabuğu programlarımızda sorduk. Käzım Mirşan adlı bir araştırmacı ve onun izinden giden Haluk Tarcan ile aynı yöndeki - s z araştırmalarla benzer sonuca ulaşan Selâhi Diker ve rahme".: büyükelçi- araştırmacı Adile Ayda gibi aydınlarımız bu gerçeği ortaya çıkardılar!... Bu bilimsel çalışmaların sonuçlarının dünya kamuoyu gibi Türk kamuoyu tarafından da niçin bilinmediğine ilişkin soru, üzerinde dikkatle durulması gereken büyük bir sorumsuzluk ve aymazlık örneğini ortaya çıkarıyor. Yaşamın bir parçası olan magazini, yaşamın bütünü gibi topluma sunan -kökü içerde sanılan-zihniyetin burada sorgulanması gerekir, diye düşünüyorum.

Yüzyıllardır yapılan dünyaya ve Türklere yönelik propaganda ile; Türkler'in barbar, vahşi, uygarlıktan uzak, yalnızca savaşan ve uluslaşamamış göçebe bir topluluk olduğu ileri sürüldü.

Son 30 yıllık bilimsel çalışmalarının sonucunu Ceviz Kabuğu programlarımızda açıklayan Kâzım Mirşan'ı (ve onun izinden giden Haluk Tarcan ile Turgay Tüfekçioğlu'nu) milyonlarca televizyon izleyicisi hayranlıkla ve büyük şaşkınlık içinde izledi. Art arda yaptığımız üç büyük programa katılan Prof. Dr. Bozkurt Güvenç ve ünlü Sümeroloğumuz Prot. Dr. Muazzez ilmiye Çığ ile birçok araştırmacı bu açıklamalara katıldı...

Käzım Mirşan'ın bilimsel araştırmalarına göre; "Tarih Sümer'de değil Türkler'de başlıyor, kâğıdı Türkler buldu, Türkçe'nin kökeni 16.000 yıl önceye gidiyor, Latin Alfabesinin temelinde Türkçe yatıyor"

Bu kitapta; dünya kültür ve uygarlık tarihini kökten değiştirebılecek, temel kabulleri yok edecek, bilimi "siyasal tekellerinde" tutan Batılı kimi egemen çevrelerin değerlerini ortadan kaldıracak bilgiler var. Bazıları bunlann bir "iddia" olduğunu ileri sürerek, görmezlikten gelmeye çalışacaktır. Oysa, örneğin kimsenin gözüyle görmediği, somut biçımde kanıtlayamadığı ama kabul ettiği "büyük patlama"(big-bang) teorisi de bir bilimsel iddia değil mi; karadeliklerle ilgili Stephan Hawking'in ileri sürdükleri birer iddia değil mi?.. Bu ve  benzeri yüzlerce bilimsel iddia, başkaları tarafından "aksi kanıtlanana”   kadar geçerlidir. 

Bu ve benzeri yüzlerce bilimsel iddia, başkaları tarafından "aksi kanıtlanana" kadar geçerlidir. Başta Kâzım Mirşan olmak üzere çok sayıdaki Türk araştırmacısı ve bilim insanının bulgularının aksini henüz kimse kanıtiayamadı. Ustelik tam tersine bir çok uzman kabul etti.

Uygarlığın temelinde "yazı" vardır. Bugüne kadar bilinen gerçek, yazının Sümerler tarafından bulunduğu şeklinde idi. O nedenle, pek çok kitapta "tarihin Sümer'de başladığı" ileri sürülür. Bu kitapta, ayrıntılarıyla okuyacağınız gibi, ortaya konan "yeni tarih tezi” ile "tarihin Türkler'de başladığı" görülüyor.

Avrupa uygarlığını kuranların Etrüskler olduğunu Batılılar eskiden bu yana kabul ediyordu. Bugün ortaya çıkan gerçek ise, Etrüsklerin On-Türkler olduğu.

Tanınmış bilim adamımız Prof. Dr.Bozkurt Güvenç diyor ki: "Bat'nın Türkler'le ilgili ve asıl affedemediği husus şudur. Batı, 200-300 yıldan beri dünya tarihini yapmaktadır ve hep kazanmıştır dünyayla olan çatışmalarında."

Günümüzün siyasal gelişmelerini yönlendirmek isteyen Batılı güçler, bilime de politika karıştırılmasını sağlayarak, "tarih yapanlara sâdık kalmayan tarih yazıcılarını" öne çıkarmaktadır.

Bu kitapta yer alan, karşı çıkanlar tarafından bile çürütülemeyen yeni tarih tezini,

Batı'nın Türkleri tarihsiz bırakma ve Türk Tarihi'nden kurtulma çabalarını, Türkiye üzerine oynanan oyunları, Türkleri sevmeyen Türkologları, Türk Tarihi'ni yabancılardan öğrenmenin üzücü yanını, Türkiye'deki acınacak ilgisizliği, bilimsellik maskesiyle yapılan papağan eğitimi ve Oryantalizmin yıkıcı etkilerini büyük bir ilgiyle okuyacağınıza eminim.

Böylece, "Türklüğün medenî vasfı güneş gibi doğacaktır" diyen büyük Atatürk'ü daha iyi anlayacak ve "Bu 2. Kurtuluş Savaşı'dır" diyen bilim adamlarına hak vereceksiniz.

Hulki Cevizoğlu- Peki Türkler'in tarihi size göre ya da Kâzım Mirşan'a göre ne kadar geriye gidiyor?

Haluk Tarcan- Dil olarak 15000'e kadar iniyoruz, bunları göreceğiz. Siyasal kuruluşlar olarak 10500'e iniyoruz, bunu da göreceğiz, hepsinin belgeleri vardır.

  
  
  

Alıntı/Kaynak: https://www.scribd.com/document/1009363292/Hulki-Cevizo%C4%9Flu-Tarih-Turklerde-Ba%C5%9Flar


En Çok Okunanlardan...