NİHAT GENÇ SORDU, CEM GÜRDENİZ YANITLADI: DOĞU AKDENİZ UYANIŞI | MARŞ - 32
Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
Nihat Genç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nihat Genç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20190614
🎞 Seçimlerde desteklenen partiler, Türk Milli Takımı ve Milli Birlik
HANGİ PARTİYİ DESTEKLİYORUZ? | TÜRK MİLLİ TAKIMI VE MİLLİ BİRLİK - MARŞ-31
20190308
📖 ✍️ Bu muhteşem kitabı yazan gizemli tarihçi kim - Nihat Genç
Bu muhteşem kitabı yazan gizemli tarihçi kim
Nihat Genç yazdı...
Geçtiğimiz ay Altınordu Yayınları tarafından basılan "Turkanlarda-Etrüks-Tanrı Ruh ve Ölüm" kitabından bahsediyorum, kitabı yutar gibi tek solukta okudum, hayranlık ve şaşkınlık içindeyim.
Kitap İtalya'nın ilk yerlileri Turkanlar (ETRÜSK)'ın bilinmeyen tarihini kaleme alıyor, kaynakçası MUHTEŞEM, anlatım OLAĞANÜSTÜ.
Türkçe'de Türkler'in en eski tarihi üzerine böylesine güçlü bir tarih kitabı yazılmadı. Kitapta adı G. Ahmetcan ASENA olarak geçiyor, daha önce Doğu Türkistan üzerine iki büyük cilt kitabını okumuş, tanıtımı yapmıştım, çok büyük bir tarihçiyle karşı karşıyayız, diye.
G. Ahmetcan ASENA müstear bir isim, adını saklamış, kendisi Almanya'da yaşıyor ve hayatının son on beş yılını önce Doğu Türkistan ve Sibirya gezilerine ve sonra İtalya'daki etrüsk (Turkan) mezarlarına adamış.
EN ÇARPICI BİLGİLER...
Yazarımız Avrupalı tarihçilerin Roma İmparatorluğu'nun kuruluşunda rol oynayan Etrüsk'lerin (Turkanlar'ın) dili, kurumları, gelenekleri ve inançları üzerine en eski tarihlerden bugüne neden sessiz kaldıklarını soruyor.
Turkan tarihinde aristokrasiye dönüşen aksaçlı dediğimiz kurultay ve sonra senatoya dönüşen siyasi birlikleri üzerine bugüne değin kaleme alınmış en çarpıcı bilgiler. Toplum hayatında kadının öne çıkması, destanları, inançları, savaşçılıkları ve örgütlenmeleri ve halen müzelerde sergilenen zengin sanat eserleri ve hala ziyaret edilen mezarlarıyla (kurganları) Roma'ya ve Avrupa'ya yön vermiş Avrupa'nın bu ilk yerli kültürünü detaylıca anlatıyor.
Ey memleket bu gizemli tarihçiye sahip çık, henüz Yunan ve Roma tarih sahnesinde yok iken Asya'dan Avrupa'ya akan Turkan (etrüsk) kültürünün dilini yaşantısını mezarlarını siyasi sosyal kurumlarını öğrenebilmen için bu gizemli tarihçi ve kitabı hepimiz için büyük bir fırsat.
TÜRK TARİHİNİN EN KARANLIK ÇAĞLARINA IŞIK TUTUYOR
Kitap okunduğunda Avrupa ve dünya tarihi hakkında fikirleriniz değişecek, Turkanlar'ın (etrüsklerin) İtalya'ya öğrettiği kurultay, kadın, gelenekler ve sanatı gördükçe neye uğradığınıza ve Mısır'da bir mumyaya sarılı sargı bezi üzerindeki yazıların hala çoğu çözülmemiş Etrüsk dilinin M.Ö. binlerce yıl önceye dayanan eşsiz serüvenini yerinizden hoplayıp heyecanla okuyacaksınız.
Kitabın, kaynakçası ve dili, muhteşem.
Kitap, Türk tarihinin en karanlık çağlarına ışık tutuyor ve kitabın tutarlı bilimsel gücü, ortalıkta havasından geçilmeyen değme akademisyen ve tarihçileri kıskançlıktan çatlatacak kadar muhteşem.
Ve artık elimizde Etrüsk tarihine ilişkin nihayet efsanelerden soyutlanmış Batılı ilk çağ tarihçilerinden bugüne kadar Batılı bilim adamlarının kaynakları referans alınarak kaleme alınmış gerçek bir TARİH kitabı var.
Bu gizemli tarihçinin tarihin bu kadar derinlerine inecek dil, arkeoloji, kültür sanat bilgisi ve zenginliğinin daha nice kitaplar yazdıracağını düşündükçe de sevinçten deliye dönüyorum.
Birinci sınıf bir kitap yazmak kadar o kitabın olaganüstü değerini bilmek ve anlamak ve göstermek de değerlidir, kitabına hayranlığım ve kendisine saygılarımı sunuyorum.
Vasatlığın ve cahilliğin cüceler ülkesine hoşgeldiniz GÜLİVER!
Nihat Genç
Alıntı/Kaynak: https://odatv.com/bu-muhtesem-kitabi-yazan-gizemli-tarihci-kim-07031941.html
Kitap İtalya'nın ilk yerlileri Turkanlar (ETRÜSK)'ın bilinmeyen tarihini kaleme alıyor, kaynakçası MUHTEŞEM, anlatım OLAĞANÜSTÜ.
Türkçe'de Türkler'in en eski tarihi üzerine böylesine güçlü bir tarih kitabı yazılmadı. Kitapta adı G. Ahmetcan ASENA olarak geçiyor, daha önce Doğu Türkistan üzerine iki büyük cilt kitabını okumuş, tanıtımı yapmıştım, çok büyük bir tarihçiyle karşı karşıyayız, diye.
G. Ahmetcan ASENA müstear bir isim, adını saklamış, kendisi Almanya'da yaşıyor ve hayatının son on beş yılını önce Doğu Türkistan ve Sibirya gezilerine ve sonra İtalya'daki etrüsk (Turkan) mezarlarına adamış.
EN ÇARPICI BİLGİLER...
Yazarımız Avrupalı tarihçilerin Roma İmparatorluğu'nun kuruluşunda rol oynayan Etrüsk'lerin (Turkanlar'ın) dili, kurumları, gelenekleri ve inançları üzerine en eski tarihlerden bugüne neden sessiz kaldıklarını soruyor.
Ey memleket bu gizemli tarihçiye sahip çık, henüz Yunan ve Roma tarih sahnesinde yok iken Asya'dan Avrupa'ya akan Turkan (etrüsk) kültürünün dilini yaşantısını mezarlarını siyasi sosyal kurumlarını öğrenebilmen için bu gizemli tarihçi ve kitabı hepimiz için büyük bir fırsat.
TÜRK TARİHİNİN EN KARANLIK ÇAĞLARINA IŞIK TUTUYOR
Kitap okunduğunda Avrupa ve dünya tarihi hakkında fikirleriniz değişecek, Turkanlar'ın (etrüsklerin) İtalya'ya öğrettiği kurultay, kadın, gelenekler ve sanatı gördükçe neye uğradığınıza ve Mısır'da bir mumyaya sarılı sargı bezi üzerindeki yazıların hala çoğu çözülmemiş Etrüsk dilinin M.Ö. binlerce yıl önceye dayanan eşsiz serüvenini yerinizden hoplayıp heyecanla okuyacaksınız.
Kitabın, kaynakçası ve dili, muhteşem.
Kitap, Türk tarihinin en karanlık çağlarına ışık tutuyor ve kitabın tutarlı bilimsel gücü, ortalıkta havasından geçilmeyen değme akademisyen ve tarihçileri kıskançlıktan çatlatacak kadar muhteşem.
Ve artık elimizde Etrüsk tarihine ilişkin nihayet efsanelerden soyutlanmış Batılı ilk çağ tarihçilerinden bugüne kadar Batılı bilim adamlarının kaynakları referans alınarak kaleme alınmış gerçek bir TARİH kitabı var.
Bu gizemli tarihçinin tarihin bu kadar derinlerine inecek dil, arkeoloji, kültür sanat bilgisi ve zenginliğinin daha nice kitaplar yazdıracağını düşündükçe de sevinçten deliye dönüyorum.
Birinci sınıf bir kitap yazmak kadar o kitabın olaganüstü değerini bilmek ve anlamak ve göstermek de değerlidir, kitabına hayranlığım ve kendisine saygılarımı sunuyorum.
Vasatlığın ve cahilliğin cüceler ülkesine hoşgeldiniz GÜLİVER!
Nihat Genç
Alıntı/Kaynak: https://odatv.com/bu-muhtesem-kitabi-yazan-gizemli-tarihci-kim-07031941.html
20190302
🎞 '1 Kuruşun Ahlakından Trilyonluk Yılmaz Özdil'e'
Veryansın TV - Marş 14
Nihat Genç'ten memleketteki ahlaki çöküntü ve Yılmaz Özdil'in kitabına kadar...
Video için yapılan yorumlardan bazıları
Merve okşayan
11 sene hastanede çalışmış bir eczacı olarak anlattıklarınızın daha fazlasına tanık oldum.Yeni mezunuz büyük torpillerle girdiğim Ankara sanatoryum hastane.sinde,hemşireler hastalara ihtiyaç fazlası aldıkları kanları diğer hastalara satıyorlardı ve hepsinin son model arabaları vardı.Biyokimya labaratuvarında tahlil için kullanılan kitler hergün düzenli yok oluyordu,öğrendikki labaratuvar şefi doktorun muyanehanesine gidiyormuş.Ayrıca başhekim bağışlanan buzdolabı ve bazı değerli aletleri evine götürüyordu.Bunları delillendirerek Sağlık bakanlığına gidip dilekçe verdik.Dilekçelerimizi alan müfettiş bize dediki ben bu dilekçelerinizi alırım ama yarın hepinizi tayini Çemişkezeğe çıkar,ayrıca başhekiminiz Demirelin en yakın arkadaşı..Ordan dilekçelerimizi yırtıp çıktığımıza hala pişmanım,hepimiz Atatürke ihanet ettik..
*****
Selahattin Topaloğlu
Şu kafadan kurtulamadık bir sahilde gün batarken güneşe rakı kadehini tutarak laiklik be diyen zihniyetten muhalefet olmaz nerede sendika kooparatif katma değer chpde bunu konuşan kalmamış liberaller sarmış zenginler kulübü olmuş bitmiş sen yardımda olsa 2500tlye kitab satamazssın kardeşim 2500tlyle atatürkün ismi hem fiziken hem manen uyuşmaz olmaz kurmaylarına 1kuruşun hesabını soran kurucu babamız atamızı anlatırken bu olanlar olmaz
20190220
🎞 "Vatan tehlikedeyse, her şey vatana aittir." Danton
Prof. Dr. @birgulaguler Danton'un meşhur sözünü hatırlattı:— Veryansın Tv (@Veryansin_Tv) February 13, 2019
"Vatan tehlikedeyse, her şey vatana aittir."
Veryansın Tv izleyin: https://t.co/aO6HKbM4hL pic.twitter.com/PnGJukVYKw
20190128
🎞 Gazeteci-edebiyatçı yazar Nihat Genç, Yılmaz Özdil'in 'M. Kemal' kitabını neden şiddetle eleştiriyor?
''1 Kuruşun ahlakından trilyonluk Yılmaz Özdil'e''
20181111
📺 🎞 🇹🇷 Veryansın- 10 Kasım 2018- Nihat Genç ile Ata'mızı anarken
Veryansın- 10 Kasım 2018
Nihat Genç- Erdem Atay
- Ulusal Kanal
Yüzbinler Anıtkabir'e akın etti.
20180917
📺 Türkiye'de Ekonomideki gelişmeler-Üretim Ekonomisi- Siyaset
Veryansın - 15 Eylül 2018
Nihat Genç- Erdem Atay
Ulusal Kanal
-Türkiye'de ekonomideki gelişmeler
-Büyük harcamalar, israf ve şatafat
-Türkiye'nin komşularıyla ilişkileri
-Ekonomik krize hazırlık
-İhracatın desteklenmesinin önemi
-Özelleştirme politikalarının Türkiye'ye verdiği zararlar
-Türkiye'nin çözümü ne?
-Türkiye'nin Ekonomi politiği
-Siyasi partilerdeki kriz ve çözümü
...
20180902
📺 🎞 Nihat Genç ile Veryansın- ekonomi ve siyasette millileşmenin önemi ve kültür değerlerin yaşatılması
Veryansın- 1 Eylül 2018
- Nihat Genç, Eray Çelebi
- Ulusal Kanal
Anadolu hümanizmasının günümüzdeki vicdan sesi olan Atatürkçü milliyetçi Yazar Nihat Genç'in bu hafta önemle vurguladığı konular:
- Mahalle Kültürü
- Trabzon en kalabalık şehirlerden biri
- Karadeniz'de Arap turist yoğunluğu
- Karadeniz'in doğal dokusu
- Arap turistlerin tercihi Karadeniz
- Trabzon'un bitmeyen bir enerjisi var
- Ekonomik kriz
- Ekonomik krizden Milli İktisat ile çıkılır
- Yem Sanayi millileştirilmeli
- Kritik öneme sahip kuruluşların millileştirilmesi
- 'Türkiye'ye inanan' aydınlara ihtiyaç var
- 'Rantçı zihniyet değişmesi gereği'
- Ülkenin zenginliklerinin tarikatlara verilmesi
- Muhalefetteki siyasi partilerin milli siyaset yapmaması
20171016
Anadolu hümanizmi / Nihat Genç

İç çatışmanın ve kutuplaşmanın yoğunlaştığı günlerde yazarların ‘hatırlatmakla’ ilgili büyük ve soylu görevleri vardır..
Son otuz senede dünyada ve ülkemizde ideolojiler geldi geçti ve hepimiz bu ideolojiler etrafında kamplaştık.
Sağcılık solculuk liberalizm demokratlık özgürlükçülük milliyetçilik gibi kavramlar bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de fırtınalar estirdi..
Üst üste kimlik bunalımları üst üste siyasi bunalımlar kanımızı döktü nefesimizi kesti..
Kardeşlerim, sağcı da olsak solcu da olsak hepimizi var eden ortak ve muhteşem bir kültürümüz var.
Hepimizi ‘insan’ olarak var eden muhteşem bir hazinemiz var.
Yazarlığıma başladığım ilk günden beri siyasi düşüncelerimi satır aralarından artık tanıyorsunuz.
Yazdıklarımı hem sağcı hem solcu vs. çevreler çok sever, bunun bir sebebi var..
Çünkü yazarlığım gücünü ilk günden beri ‘insan odaklı’ Anadolu hümanizminden aldı..
Anadolu hümanizmi bugün bir milliyetçiyle bir solcuyu hala yan yana tutmayı başaran ortak ruh kökenimizdir..
Zaman içinde hepimiz kendimize batı menşeli ideolojiler hikayeler bulup sığındık, ama, bir de yaşadığımız toprağın muhteşem bir hikayesi vardı..
Kimsenin kimseyi teskin teselli edemeyeceği günler yaşıyoruz çünkü hepimiz tek tek yaralıyız.
Ve başımızda hala dünyayı ahmakça kendi ideolojik hikayesine inandırmaya çalışan İslamcılık gibi ucube bir bulaşıcı hastalığımız var.
TASAVVUFUYLA SAZIYLA İNSANI MERKEZ ALIR
Toprağımızın, bizim ve kültürümüzün hassasiyetlerini hiç ciddiye almayan gözü kör olmuş duygusuz canavarlarımız var.
Ve hepimizi acımasızca ayrıştıran kutuplaştıran delirmiş bir siyasetin eline düştük.
Oysa Anadolu hümanizmi bir Müslümanla bir solcuyu ortak bir tarih ve ortak bir kültürün büyük şemsiyesi altında tutar..
İnsanlık değerlerini önceleyen benim gibi yazarlar Anadolu’nun insan odaklı hümanizmasında bölüşümü eşitliği ve ağaya beye saraya isyanı bulur, bir dindar aynı Anadolu hümanizmasında ilahi huzuru güveni ve muhafazakar değerlerini bulur.
Anadolu’nun dünyaya açılan kapısı ‘insan odaklı’ bu hümanist kültür, hepimizi modern çağın değerleriyle çok kolayca buluşturmayı sağladı..
Birbirimize ne kadar uzak ve sert fikirlerin sahibi olursak olalım Anadolu hümanizminin kaynakları bizi her büyük felaket ve trajediler içinde ‘kopmadan’ ‘ayrışmadan’ bir arada tutmayı başarmıştır, bu hem gerçektir hem toprağımızın kudretidir.
Anadolu hümanizmi hangi sert fikirlerin sahibi olursak olalım hepimizi bu en sert kutuplaştırıcı günlerde dahi şüpheniz olmasın bir daha bizleri bir arada aynı şemsiye altında tutmayı başaracaktır.
Çünkü Anadolu hümanizmi zaten büyük göçler büyük kıtlıklar büyük acımasız istila savaşlarının tam ortasında yeşermiştir, Anadolu hümanizmi, bize emanet edilen, büyük trajedilerin birikimi ve tecrübesidir.
Anadolu hümanizmi ilahisiyle tasavvufuyla sazıyla insanı merkez alır.
Anadolu hümanizmi tarih boyu ve bugün her yönden her kavme kapısı açıktır..
Ordular göçler istilalar vs. tarihte hiçbir ülkeye Anadolu kadar girilip çıkılmamıştır ve hiçbir coğrafya parçası Anadolu’ya bırakılan kültür kadar eşsiz hazinelerin sahibi olmamıştır.
Tarihte hiçbir toprak parçasında Anadolu kadar uygarlık kurulmamıştır.
Tarihte hiçbir ülkede kral mezarlığı, tümülüs, sanduka, türbe, lahit, kümbet, vs. anıt mezar mimarisi yoktur.
Anadolu evrenin biricik hayat kaynağı dünyamızın en güzel iklimi 36-42 en şanslı boylam dilimindedir.
Bu şanslı coğrafya korunaklıdır büyük kasırgalara ve Muson gibi kesintisiz yağmurlara kapalıdır.
Karadeniz ve Toroslar gibi uçsuz bucaksız yaylaları zenginliği ve hayat kaynağıdır.
Biga ovasından Pasinler ovasına, Niksar, Konya, Silvan, Harran, Aydın, Çarşamba, vs. yüzlerce eşsiz ovası vardır.
Bolu Kastamonu’dan Artvin’e kesintisiz ormanları vardır.
Hem tuzu az iç denizi hem dünyaya açılan Ege Akdeniz’iyle üç tarafı masmavi sularla çevrilidir.
Horonu halayı zeybeği seymeni vs. envai çeşit çok zengin folkloru vardır.
Nasreddin Hoca’nın fıkraları felsefi tadıyla evrensel bir hazinedir.
Karacaoğlan gibi yüzlerce halk şairini bugün içimizde yaşıyorlarmış gibi dinliyoruz.
Erzurumlu Emrah’ın tadı eşi benzeri yoktur.
Pir Sultan’ı ve alevi ozanları dünyalara değişmeyiz.
Yunus Emre Mevlana Hacı Bektaş ve alevi cemi ve Mevlevi seması her şeyimizdir, hepsi insan ruhunu yücelten ve insanın varoluş sorularına cevaptır.
Sıra geceleri, yaren geceleri, cümbüşlü düğünleri, binlerce yıl da geçse hiç eskimeyen vazgeçilmez sosyal geleneklerimizdir.
Rakı ve şarabın her türü, buğdayın her türü, kirazı, inciri, üzümü, fıstığı, fındığı ve kebabın her türü eşsiz bereketli nimetlerimizdir.
Halen ortalama on milyon olan turist sayısını birazcık ıkınsak 25-30 milyona dahi çıkartıp dünyada başı çekecek kapasiteye sahibiz.
BEN SOLCU OLURUM SEN SAĞCI OLURSUN
Her hafta uçaklar dolusu tık kapı İran’dan Irak’tan Ürdün’den Lübnan’dan nefes almak eğlenmek gezmek için komşularımız hep bu ülkeyi heyecanla ziyaret etmektedir.
Şüphesiz bu toprakların çocukları hiç kimseden üstün değil ve hiç birimiz ‘seçkin’ insanlar değiliz.
Ancak kabul edelim bu toprakların çocukları bu muhteşem kültür hazinesi üzerine modern hukuk ve herkesi eşitleyen yurttaşlık değerlerini bir büyük kutsal bağımsızlık savaşıyla Cumhuriyet’i kurup baş tacı etmiştir.
Hangimiz hangi fikirde olursak olalım, isyan kültürü burada, sevgi kardeşlik kültürü burada, eğlence kültürü burada, türküsü, ilahisi, seması bu topraklarda.
Bu hazineleri topladığımızda bugün bizi var eden Anadolu Hümanizmini bulursunuz.
Mekan ve mimari olarak cennet güzellikte onlarca üniversitesi vardır ve on-on beş yıl sıkı bir şekilde sarıldığınızda dünya çapında bilim adamları yetiştirebilmek hayal değildir.
Ben solcu olurum sen sağcı olursun, felaket günlerinde fark etmez.
Felaket günlerinde hepimiz, o göğümüzdeki engin kubbeli şemsiyeyi, topraklarımızı ve ruhumuzu bereketleyen tarlalarımızın altından akan o kutsal nehri hatırlamalıyız.
Felaket günlerinde Hacı Bektaşımızı Yunusumuzu Mevlanamızı Nasreddin Hocamızı türkülerimizi şairlerimizi hikayelerimizi bizi insan yapan insan odaklı bu hazineleri hatırlamalıyız.
Bakın bunca felakete rağmen hala teslim olmadık, bakın bunca trajediye rağmen hala direniyoruz.. Hepimize bu dirayeti metaneti sabrı veren ekmeğini yediğimiz bu muhteşem hazinedir..
Efendilik taslayanlara ve ağalara ve saraylara karşı, bin yıldır boyun eğmeyen bir muhteşem kültürün çocukları olduğumuzu bakın bir saniye olsun unutmadık.
Hiçbir İslamcı siyaset, iddia ediyorum, özellikle Müslümanların ve direniş kültürüyle büyüyen bizlerin elinden, bu hazineleri alamaz, bize sultanlık taslayamaz.
Bu toprakların bu muhteşem kültürüne kimse ‘boyun eğdiremez’…
Kardeşlerim, müslümanını MHP’sini CHP’sini, hepsini bir arada tutan ortak şemsiyemiz, Anadolu hümanizmi, bir büyük tarihi sınavına daha giriyor.
Bakalım el mi yaman bey mi yaman.
Kardeşliğimizin ortak kökeni bu muhteşem hazineleri ve onun yetiştirdiği ‘insan’ı, bir sarayın emrine vereceğimizi düşününler sadece ahmaklardır.
Anadolu toprakları üstündeki Türk Devleti şematik bir yapı değildir, birkaç yasayla birkaç çizikle, bu ortak muhteşem kültüre, boyun eğdirmek, kimsenin haddi değildir.
Kuşkunuz olmasın, insanlık ve kardeşlik ve merhamet ve adalet ve isyan ve vicdan duygularını-fikirlerini bize öğreten, bu eşsiz hazineyi, daha dün peydah olmuş bir İslamcı delinin yağma ve talanına teslim etmeyeceğiz.
Kuşkunuz olmasın, bu kültürün türküleri ve ilahileri ve gazelleriyle her bir insanı bilgeleşmiş gözlerimizden güzel bu toprakları, dünyayla ve herkesle savaş halinde, karakteri bozuk bu vahşi İslamcı siyasete teslim etmeyeceğiz.
Anadolu hümanizmiyle büyüyen yazarlar siyasiler bu milyonlarca insan, cemaatlerin ve İslamcı partilerin parayla satın aldığı, sahtekar ajan liberallere hiç benzemez.
Anadolu topraklarının tohumunun mayasının genetiğinin bozulmaz ve çok sağlam olduğunu bir daha herkes görecek.
Bu muhteşem hazinenin tohumları her birimizin gözlerinde kalbinde beyninde bin yıldır sarsılmadan ve kendinden hiç şüphe etmeden mutluluk ve cesaretle yaşamaktadır.
Bugün ülkemizde siyaset olarak çok şey kötüye gidiyor olabilir, karamsarlık diz boyu olabilir, ancak, kimse unutmasın…
En büyük sevincimiz on beş yıllık talan ve acımasız tutuklama ve baskılarına rağmen, hala bu ülkenin tek bir gün bükülmemiş ve hiç eğilmemiş, bu eşsiz hazineyle yetişmiş, milyonlarca çocuğu var..
Bu kutuplaştırıcı felaket günlerinde hepimizin tek ve en ciddi işi bir daha ‘insan’ olmak ve bizi insan yapan bu muhteşem kültürü bir daha hatırlamaktır.
Bizi ‘insan’ yapan bu kültürü, hak eden çocuklar, olmaktır.
Anadolu topraklarının Nisan'da başlayıp Mayıs Haziran süren Kırkikindi yağmurları gibi bereketi vardır, Kırkikindi yağmurları sayesinde bu topraklar kir tutmaz..
Mevlana türbesine girdiğinizde sol tarafta bir büyük kap göreceksiniz,
Nisan Tası'dır adı, kırkikindi yağmuru doldurulur ve 'kardeşleşmek' için
bu yağmurlar içilir..
Bu tastan içenler 'kin' tutmaz.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
🎞️Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı.
Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı. pic.twitter.com/zB0iENTSdL — Telgraft (@telqraft) April 12, 2026 ...
-
Bu yazımızda Milli Edebiyat Dönemi'nin en önemli şairlerinden biri olan Mehmet Emin Yurdakul'un "Cenge Giderken" şii...
-
Ülkemiz yer şekilleri bakımından oldukça farklı özelliklere sahiptir. Yer şekillerindeki farklılık iklimlerin bölgelere göre değişiklik...
-
Kendilerini "trakya'nın yerlileri" olarak kabul eden, 1300'lü yıllardaki ilk osmanlı fetihleriyle birlikte trakya'ya ...

Dikkat edeceksiniz arkadasim, bunun baska yolu yok: Ataturk'un hatirasinin para ile, luks kagitlarla, ozel baskilarla, yani ayricalikla ve elitlerle yanyana anilmasi cok yanlis, tarifsiz derecede yanlis. Sabahtan aksama karsitlarini "bunlar caliyor, Allah'i dini satiyor" diye elestiriyorsan dikkatli olacaksin; laf ettirmeyeceksin, farkini belli edeceksin. "Soyle oldu boyle oldu"... gececeksin bunlari bir kalem: Insan toplumlarinda aslinda ne oldugu hicbir zaman onemli degildir. Neyin nasil algilandigi onemlidir. Aci ama gercek bu. Yagmur mu yagiyor, havuza mi dustun, ustune mi isedin, bunlar onemli degil yani, islak misin, kuru musun, bu onemli.
Sen bir gazeteci olarak, toplumun algilariyla en cok nasil oynandigini goren, bilen biri olarak, muhalif bir durusun oldugunu iddia ederek show yapamazsin arkadasim. "Butun kazancimi hayir isinde kullandim" diye de kendini aklayamazsin, gercekten oyle olsa bile onemli olan o degil, dedik ya, kimse gercekle ilgilenmiyor, verilen mesajla ilgileniyor. Sen ozunde neye muhalifsin arkadasim? Falanca partiye, filanca kisiye mi muhalifsin, yoksa bir zihniyete mi muhalifsin? Bunlari sorarlar, bunlara dikkate ederler. Demek ki ciddiyseniz siz de dikkat edeceksiniz, kirlenmeyeceksiniz, yoksa sorarlar "sizin farkiniz ne?" diye. Dik-kat ...