Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
Blog Listem
20250409
20230625
Türkler, Bizans, Hıristiyanlık ve Türk Kültürü
●Suyla vaftiz etme, Tanrı dininin önemli bir merasimidir. ●Bu bir Altay töresidir : Çünkü kadim Altaylarda yeni doğmuş bebekler buzlu suya batırıp çıkartılıyordu. ●Böylece, insanoğlu bu merasimle Sonsuz Mavi Gökyüzü dünyasına giriyordu. Türklerde “arıg” kelimesi kullanılmaktaydı. ●Bu kelime, manevî açıdan “temiz”, “taze” anlamına geliyordu. Kutsal arınma töreninden geçen insan “arıd” diye adlandırılıyordu. ●İlk Hıristiyanlarda böyle bir dinî merasimin olması hiç mümkün değildi. Avrupa, bu merasimi ancak Kıpçakların Avrupa’ya gelişinden sonra öğrenmişti. ●Hıristiyanların vaftiz için kullandıkları havuzları, Avrupalılar ancak IV. asırda inşa etmeye başlamışlardır! ●Tanrı inancının bugün bile muhafaza edildiği Tibet’te, eskiden olduğu gibi arıalkın ve arı-sili töreleri hâlâ da mevcuttur!
●Roma İmparatorluğu’nun yıkılışından sonra Avrupa’ya yerleşen Hıristiyan kültürünün doğuşunun temelinde Türkler vardır. ●Putperest Roma Hristiyanlıkla tanışmıyordu bile! ●Türk milletinin tarihini kasten değiştirdiler. Buna Kıpçaklara karşı asırlar boyu süren Batı Kilisesi’nin oluşturduğu siyaset sebep olmuştur… ●Türklerin mukaddeslerinden sayılan Ejderha Efsanesini bile değiştirip kendilerine mal edip Türklere unutturdular çoktan! ●Yunan Hıristiyanlar Derbent’te 311 yılında ortaya çıkmıştır. ●Onlar oraya hayırlı bir iş için gelmemişlerdir. ●Yunanlar, izleri bugüne kadar dahi ustalıkla gizlenmiş ve inanılması zor bir oyunu plânlamışlardı.
●Putperest Romanın Türkler ile ve Hristiyanlıkla tanışması, Bizans'ın kuruluşunda Türkleriin yer alması, Türklerin Roma'da etkin görev almaları 310'lu yıllara kadar uzanır! ●Roma İmparatorluğu topraklarında büyük bir kargaşa yaşanıyordu. ●Taht için yedi aday savaşıyordu.
●Soyut paganizm, Helen tanrıcılığı ve mitolojisi, Hint, Mısır, Mezopotamya ve Anadolu putperestliği ile birleşerek, Roma Dini'ni oluşturdu. ●Senatörlerden oluşan din adamları sınıfı, tapınaklar ve putlar da, böylece ortaya çıktı.
●Helen topraklarının, MÖ 146'da ele geçirilmesiyle; Yunan tanrıcılığı, felsefe ve kültürü, Roma'yı etkilemiştir. ●Yunan putperestliği ve felsefesi, Roma elit tabakası ve halkı arasında hızla yayılmıştır.
●Romalılar Tanrıları’nın güçsüzlüğünü açıkça dile getiriyorlardı. Her yerde kaos hakimdi. ●Avrupalılar arasında siyasetin en eski ve en önemli bir kaidesini ilk olarak Yunanlar hatırlamışlardı: ●Tanrı kimde ise veya başka bir deyişle Tanrı kimin ise, hakimiyet onundur!
●Yunanlar bu şuurla ve kurnazlıkla Gök Tanrı’yı çalmak ve böylece Avrupa üzerinde hakimiyetlerini kurmak maksadıyla Türklere gittiler. ●Yedi imparator adayından biri Yunan Konstantin idi.
●Konstantin de, diğerleri gibi bir “çıplak” imparator idi. ●Askeri yoktu, ancak bir unvana sahipti. ●Akdeniz’e, Macsentsius hakim durumda idi, yani gerçek imparator.
●Macsentsius’un Roma’ da askeri vardı.
●Konstantin Kıpçaklar ile anlaşarak Kıpçak askerlerini yanına almıştı. ●Konstantin ve Macsentsius 312'de Milvan Köprüsünde karşı karşıya geldiler. ●Haçlı bayraklı olan Kıpçak süvarilerinden oluşan Konstantin ordusu savaşı kazandı!
masculineepic.com/index.php/2021/03/28/battle-of-milvian-bridge-312/
●20-Tanrı’yı ve insanı karıştırmak, bir araya koymak ve eşit görmek mukaddesatı tahkir etmek ve günümüzde bu değerleri tepe tepe kullanan devşirme kültürü yani kökenleri Bizans olan Bizansın çocuklarıdır! ●Çünkü Onlar Hep yönetti!!
●Romalılar henüz Demir ile tanışmamıştı. Türk halkına demiri hediye eden Tanrı’ya inanma Avrupalılar için ulaşılmaz bir değer olmuştu Hunlar Roma sınırlarına dayandığında! ●Yeni gelenler yani HUNLAR çok farklı idi; demirden yapılmış zırhları ve silâhları, onları adeta Avrupalıların gözünde başka bir gezegenden gelmiş kişiler olarak gösteriyordu. ●Onlar, Tanrı’ya ait yüksek ve sonsuz Gökyüzü altında yaşayan aydın bir dünyadan gelmişti.
20200601
✍️ İstanbul'un Fethi Zorla mı Gönülle mi?
"MESAİLİ ŞETİY (AYRIŞIK MESELELER): Merhum Sultan Mehmet Han Mahmiye'i İSTANBUL [İstanbul Büyük Şehri] ve etrafındaki KARİYELERİ [köyleri] anveten fetheylemiştir.
ELCEVAP: "Maruf olan [bilinen] anveten fetihdir. Ama, kenaisi-i kadime hali üzere ipka olunmak [kiliselerin eski haliyle yerinde bırakılması] sulhen fethe delalet eder. Senei Hams ve Erbain ye Tis'a mie [Dokuz yüz kırk beş yılı] tarihinde bu husus teftiş olunmuştur [araştırılmıştır]. 110 yaşında bir kimesne ile 130 yaşında bir kimesne bulunup Yahudi ve Nasara [Hıristiyan] topluluğu, el altından Sultan Mehemmet Han ile ittifak edip Tekfure, Nusret [yardım] itmiyicek olup, Sultan Mehemmet dahi anları sebyetmeyip [esir almayıp] malları üzerinde mukarrer idicek [karar verecek] olup, bu veçhile [yolla] fetih oldu deyu müfettiş muhzirinde şehadet [tanıklık] idüp, bu şehadet ile kenais-i kadime [eski kiliseler] hali üzere kalmıştır.
Ketebehu [yazan] Ebussuud."
20200208
20180813
20180810
Osmaniye’de Bir İnşaat Kazısında Roma ve Bizans Eserleri Bulundu

Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde bir inşaattaki sondaj çalışmaları sırasında Roma dönemine ait duvarlar ve sütun parçaları, mezar steli ve Bizans dönemine ait iskelet bulundu.
Osmaniye Kültür ve Turizm İl Müdürü Burhan Torun, yaklaşık 7 ay önce Kadirli’de yeni hükümet konağı inşaatı için Dere Mahallesi’ndeki alanda sondaj çalışması başlatan ekiplerin, Roma dönemine ait duvarlar, yarısı kırık yazıtlı mezar steli, sütun parçaları ve Bizans döneminde yaşadığı tahmin edilen bir insana ait iskelet bulduğunu söyledi.

“Eserler müzeye taşındı”
Osmaniye Müze Müdürlüğü’ne bağlı arkeologların yaptığı incelemede, eserlerin ve iskeletin Roma ve Bizans dönemine ait olduğunun tespit edildiğini belirten Burhan Torun, şu bilgileri verdi: “Sondaj çalışmasında çıkan Bizans dönemine ait insan iskeleti ve Roma dönemine ait olduğu belirlenen kırık mezar steli, fotoğrafları çekilerek tutanak ile kayıt altına alındı. Adana Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun yaptığı çalışmaların ardından çıkan eserler müzeye taşındı. Müzeye nakledilen eserler şimdilik depoda muhafaza edilecek.”
Kaynak: 08.08.2018 TRT Haber
20180730
Topkapı Sarayı’nın Surları Restore Ediliyor

Topkapı Sarayı’nı çevreleyen Sur-u Sultani surlarının deniz tarafında restorasyona başlandı. Birkaç yıl önce Sarai Sierra cinayetinin de yaşandığı, madde bağımlıları ve evsizlerin mekan edindikleri metruk surlar için Kültür ve Turizm Bakanlığı 25 milyon lira harcayacak. Kara tarafındaki surların restorasyonu için de 14 milyon lira harcanmıştı. ABMA İnşaat Şirketi tarafından kazanılan ihale sonucunda restorasyonun 650 günde tamamlanması bekleniyor. Restorasyon kapsamında İncili Köşk de yer alıyor.
Uzun yıllardır restorasyon görmeyen tarihi surlar Topkapı Sarayı Müzesi’nin güvenliğini de tehdit ediyordu. Demiryolu hattının hizmet dışına çıkması ile birlikte bölge ıssız ve ürkütücü hale gelmişti. Fotoğraf çekmek için bölgede yürüyüş yapan Amerikalı turist Sarai Sierra’nın öldürülmesinin ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı restorasyon için o dönemde düğmeye bassa da bütçe yetersizliği nedeniyle işlemler bir türlü tamamlanamamıştı.
Kasım 2019’da bitecek
Bu surların restorasyon, elektrik, peyzaj alt yapı hizmetleri işinin yapılması için gerçekleştirilen ihaleyi ABMA İnşaat Restorasyon şirketi 25 milyon 150 bin lira bedelle aldı. Restorasyonun Kasım 2019’da teslim edilmesine karar verildi.

Kültür Bakanlığı Sur-u Sultani olarak nitelendirilen Topkapı Sarayı’nı çevreleyen surların üç etap halinde restorasyonunu yaptırıyor. Rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri İstanbul 4 Numaralı Koruma Bölge Kurulu tarafından da onaylandı. Projelerin onaylanmasını müteakip yaklaşık 4 kilometre uzunluğundaki Sur-u Sultani’nin restorasyonu için çalışmalar hızlandı. Kara surları için bakanlık 14 milyon lira harcadı.
Bizans’tan miras
İstanbul fethedildiğinde, Fatih Sultan Mehmet tarafından; Marmara Sahil Surlarını karadan birleştiren ve yarımada ucunu bir üçgen şekline sokan, Antik Byzantion’un tüm bölgesini kapatan, ‘Sur-u Sultani’ veya ‘Sultaniye’ suru yaptırılmıştı. 1478 yılında inşa edilen ‘Sur-u Sultani’, ‘Deniz Surları’, Ahırkapı’dan başlayarak, Sirkeci İstasyonu civarında bugün mevcut olmayan Yalı Köşküne kadar devam ederek “Marmara Sahil Surları” adını alıyor. Burada, yine Ahırkapı’dan başlayıp, karadan devam ederek, Topkapı Sarayı’nı çeviren Fatih Devri suruyla (Sur-u Sultani) birleşir. Surlar 28 kule ile desteklenmiş olup, Demir Kapı, Bab-ı Hümayun, Otluk Kapı olarak adlandırılan 3 büyük kapı ve 3 küçük kapı ile 70 hektar büyüklüğündeki saray alanına giriş sağlanır. Uzun yıllardır restorasyon görmeyen surlar pek çok noktada metruk haldeydi.
17.07.2018 Hürriyet
Haber: Ömer Erbil
Burdur’da İnşaat Çalışmalarında Bizans’a Ait Küp ve İskeletler Bulundu
Ağlasun Meslek Yüksekokulu’nun bir süre önce yağmur nedeniyle çöken duvarının yapımı için Ağlasun Belediyesi tarafından çalışma başlatıldı. İş makinesiyle duvar için temel kazısı yapıldığı sırada iki küp bulundu. İş makinesi operatörünün ihbarı üzerine Ağlasun Emniyet Müdürlüğü ekipleri olay yerine gelerek inceleme yaparken durum Burdur Müze Müdürlüğü ve Sagalassos Antik Kenti kazı ekibine haber verildi. Küpü incelemek için gelen ekipler çevrede çalışma başlattı.
Burdur Müze Müdür vekili Yasemin Zenger, “Bunların saklama küpü olarak kullanıldığını tahmin ediyoruz. Kurtarma kazısı başlattık” dedi.

Sagalassos Antik Kenti’nde kazı çalışmaları yapan Dr. Peter Talloen de bölgeye geldiklerini ve küçük bir kazı yapmaya karar verdiklerini anlattı. Kazı alanında saklamak amacıyla kullanıldığı tahmin edilen 2 adet küp bulunduğunu vurgulayan Talloen, “Hangi antik döneme ait olduğuna bakacağız. Büyük ihtimalle Bizans dönemine, yani M.S. 6- 7 yüzyıla ait eserler. Yanında da duvar kalıntıları bulduk. Ve ona bağlı sıkıştırılmış zemin toprak da var. İçinde malzeme var mı ona da bakacağız. Ağlasun’un tarihine bir katkısı var mı öğrenmeye çalışacağız” diye konuştu.
Burdur Müze Müdürlüğü yetkilileriyle Sagalassos kazı ekibinin ortaklaşa yürüttüğü çalışmalar sonunda küplerin birinin içinden kireç çıkarken, her iki küpün de o dönemde yaşayan insanların buğday, mısır ve şarap gibi maddeleri saklamakta kullandıkları tahmin ediliyor.
Diğer yandan biri küplerin yanında diğeri de arasında olmak üzere iki ayrı mezar kalıntısı da bulundu. Buradan insan iskeletlerine ait çeşitli parçalar çıkarıldı. Küpler ve kemik parçaları incelenmek üzere Ağlasun Sagalassos’taki kazı bölgesine götürüldü.
22.07.2018 Hürriyet

En Çok Okunanlardan...
-
Bu yazımızda Milli Edebiyat Dönemi'nin en önemli şairlerinden biri olan Mehmet Emin Yurdakul'un "Cenge Giderken" şii...
-
Ülkemiz yer şekilleri bakımından oldukça farklı özelliklere sahiptir. Yer şekillerindeki farklılık iklimlerin bölgelere göre değişiklik...
-
Amerika’da benzin istasyonunda durdum. Sonra arabama dönerken, bir kamyonet yanımda durdu.. Bir vatandaş arabadan çıktı ve gerçekten inanmad...
-
''İçimizde şeytan yok… İçimizde aciz var… Tembellik var… İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: ha...
-
John Dewey’in Türk Maarifi Hakkında Raporu ve Türk Eğitim Sistemi Akın EFENDİOĞLU Çukurova Üniversitesi Hasan Güner BERKANT Kahramanma...
-
Kurtuluş Savaşı Cepheleri Kurtuluş Savaşı Cepheleri, Kurtuluş Savaşı boyunca üç cephede savaş yapılmıştır. Doğu, Batı ve Güney de savaş y...
-
'HERAKLES LAHİDİ' ARTIK ANTALYA MÜZESİNDE SERGİLENİYOR Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş: “Kültür ve Turizm Bakanlığı olar...
-
* Kün-Ay tamgası ile Türklerle ilgili Göbeklitepe'de T şeklindeki dikilitaşlarda görünen Kün-Ay tamgası, Türk kavimlerinin bayrakla...

















