Blog Listem

çay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260815

📰'Bir bardak çay' deyip geçmeyin...

 

BİR BARDAK ÇAY...

deyip geçmeyin:

ÇAY aslında birçok gerçeği gösterir hayatımızdan bir kesittir.


Çayın Alt Demliği "KAYNANADIR"

Sürekli kaynar durur. Hatta, dikkat edilmezse TAŞABİLİR.


Üst demlik " GELİNDİR" Alt demlik kaynadıkça onun da hareketi artar.

Ama zamanla daha da olgunlaşır ve demlenir...


"GELİNİN KOCASI ise Bardaktır. Her iki Çaydanlıktan da yeterince nasibini alır.

Biraz Kaynana doldurur onu; biraz da Gelin... Bu nedenle de Denge Unsurudur.

Açık ya da Demli çayın hoşa gitmemesi bundandır....


"ÇOCUKLAR" Çayın şekeridir. Tat verir.

Çok şeker çayın lezzetini bozar.

Şekersiz Çaya alışanlara ise bir tanesi bile, fazla Gelir.....


"GÖRÜMCE" ise Çay kaşığıdır.

Arada bir gelir; karıştırıp gider....


"KAYINPEDERE GELİNCE" o da" Çay Tabağı"dır.

Çayın demine, suyuna karışmaz; bir kenarda Lök gibi oturur.

Sadece dökülenleri toplar ve çevreye zarar vermesini engeller.

Ancak; ara sıra boşaltılması gerekir, yoksa taşıp her şeyi berbat edebilir.


"ÇAY SÜZGECİ" Ailenin sahip olduğu değerlerdir.

Aileyi dış müdahalelerden korur.

Delikler büyük olursa ! Çayın tadı kaçar.


Suyu ısıtan "ATEŞ" ise HOŞGÖRÜDÜR.

O olmadan Çay da olmaz.


KISACASI bir bardak Çay "AİLEDİR"

Ve ağız tadıyla içilen bir bardak çayın üstüne yoktur...

(Anonim)

20250924

🎞️New York'un ünlü Times Meydanı'ndaTürk kültürünün vazgeçilmez ikililerinden simit ve çay ikramı

 


 

20200118

Çay bile Atatürk sayesinde...


ÇAY BİLE ATATÜRK SAYESİNDE ...

Çay ilk olarak M.Ö. 2737 yılında, Çin'de medikal amaçlarla kullanılmaya başlanmış. Zaman ilerledikçe çayı suyla bir araya getirip bir içeceğe dönüştürmüşler. İlk içilebilir halde kullanılması M.Ö. 10. yüzyıla denk geliyor.

Etimolojik yani kelime kökeni olarak bugün kullandığımız çay kelimesi, bize Çin'in bir lehçesi olan Mandarin'den gelmiştir. Okunuş olarak "ça", Latin harfleriyle yazılımı "cha" olan bu kelime, zamanla Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey ülkelerine kadar ilerlemiştir.

Bu nedenle bu coğrafya içinde yer alan neredeyse tüm ülkeler çay kelimesini "çay" olarak okumaya devam eder.

Çin'de içilmeye başlanan ve artık diğer ülkelere yayılım gösteren çayın yolculuğu ilk dönemde: Kore, Japonya ve Vietnam üzerine olmuştur. İnsanlar bu ülkelerde çay
çiyorken, çayın neredeyse bir diğer piri olan Hindistan'da çay hala medikal amaçlarla kullanılıyormuş.


Günümüze yavaş yavaş yaklaşıldığında, 18. yüzyılda çay eksperleri Çin'den çıkıp Portekiz'e gitmişler ve burada çay ekmeye başlamışlar. Çay endüstrisi böylece yavaşça kurulmuş. İngiltere'nin Portekiz'e gitmesi ve buradan çaya dair bilgilerin yanı sıra tohumları da almasıyla çay artık Avrupa'ya da aktarılmış.

Ancak basit görünen bu süreçte, yani 18.yüzyıla kadar çayın bir içecek olarak tüketimi hala yaygınlaşmamış, aksine pahalı bir içecek olarak festival ya da özel durumlarda tüketilmiş. 1785'den sonra İngiltere ve İrlanda, çayı günlük kullanıma entegre etmişler.

Her şey burada da bitmemiş, İngiltere çayın nasıl içildiğini Hindistan'a tanıtmış ve burada büyük çay yetiştirmeleri yapılmış. Hükmettiği topraklardan kahveyi getiren ve tüm toprakları genelinde yeni bir kültüre ön ayak olan Osmanlı'nın çayla tanışma hikayesi, İstanbul'daki birkaç dükkanın çay ithalatı yapmasıyla başlamış.


Çayın değerli ve güzel bir içecek olduğunun farkına varan Osmanlı, Sultan II. Abdulhamid döneminde Çin'den getirilen fidanları Bursa'ya ektirmiş ancak ekolojik nedenlerle burada çay yetiştirmek mümkün olmamış.

Yapılan araştırmalara göre, Türkler'in çayla tanışıklığı aslında çok daha öncelere Orta Asya'ya dayanıyormuş. Hatta 12. yüzyıl bile diyebiliriz.

Bir Kazan Kırım Türk'ü ve dil islahatçısı olan Abdül'l-Kayyum Nasıri'nin kitabı 'Fevakihü'l-Cülesa'da ilk çay içen Türk'ün Hoca Ahmet Yesevi olduğu vurgulanmış.



Çay konusunda bilinenin aksine çok büyük bir varlık gösteremeyen Osmanlı, bu sırada I. Dünya Savaşı'nı yaşamış. Kaybettiği topraklar ve ticari anlaşmalar nedeniyle bir kültür haline gelen kahveyi oldukça pahalıya ithal etmeye başlamış. Yemen'den gelen kahveler çok pahalı bir hal almış. 

Bu konuda önlem alınması gerektiğini düşünen Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye topraklarında yetiştirilebilecek bir bitki olan çayın yaygınlaşması için çalışmalara başlamış.

Kahvenin pahalı yüzüne karşılık çay, daha ucuza imal edilebilen ve kolay ulaştırılabilen bir içecek olmuş.

20. yüzyıla kadar çayla çok haşır neşir olmayan Türkler, 1900'lü yıllarda Karadeniz'in özellikle Rize ilinde çayda önüne geçilemez bir büyüme gözlemlemiş.

1924 yılında devlet tarafından Rize'de çay yetiştirilmesi konusunda bir yasa çıkarılmış.

1930'lara gelindiğinde Gürcistan'dan alınan 70 ton siyah çay tohumu ekilmiş ve Rize'nin bir çay yıldızı olması sağlanmış.

Dönem dönem yapılan tüm regülasyonlara rağmen, dünyada en yüklü miktarda çay üretimi gerçekleştiren ilk 6 ülke arasındaki yerimizi almışız...

Kaynak: Nusret Öker/"Sol Yanım Atatürk")

20180922

🇹🇷 Türk çayı 🌱 en çok Almanya'ya satıldı


Türk çayı en çok o ülkeye satıldı 

Türkiye'den yılın 8 ayında 96 ülkeye bin 439 ton çay ihraç edilerek, karşılığında 5 milyon 715 bin dolar gelir elde edildi.

Türkiye'den yılın ocak-ağustos döneminde 5 milyon 715 bin dolarlık çayihracatı gerçekleştirildi. Bu dönemde en çok çay ihracatı Almanya'ya yapıldı.

AA muhabirinin, Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) verilerinden yaptığı derlemeye göre, Türkiye'den yılın 8 ayında 96 ülkeye çay gönderildi. Söz konusu dönemde bin 439 tonluk çay ihracatı karşılığında 5 milyon 715 bin 773 dolar kazanç sağlandı.

Türkiye'nin çay ihracatında 128 ton ile Almanya ilk sırada yer aldı. Bu ülkeye gerçekleştirilen ihracattan 770 bin dolar gelir elde edildi. Bu dönemde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'le 634 bin dolar, ABD'ye ise 576 bin dolarlık çay satıldı.

Doğu Karadeniz'den aynı dönemde ihraç edilen bin 9 ton çaydan 2 milyon 999 bin 362 dolar gelir elde edildi.

DKİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şaban Turgut, AA muhabirine, çayın Doğu Karadeniz'in en önemli tarımsal ürünü olduğunu söyledi.

Çay Sektör Komitesi Başkanı da olan Turgut, çay ihracatının giderek geliştiğini belirterek, "İhracattaki gelişmeden memnunuz. Türk çayındaki marka bilinilirliğinin artması ve yurt dışı piyasalardaki tanıtım çalışmaları ile ihracat daha da gelişme gösterdi. Özellikle ÇAYKUR'un tanıtım çalışmalarındaki katkısıyla Avrupa ülkeleri pazarında önemli yer edinen Türk çayının en büyük ihraç pazarı AB ülkeleri oldu." dedi.

Turgut, turizm hareketliliğinin de çay ihracatına katkı sağladığına işaret ederek, "Son yıllarda Doğu Karadeniz Bölgesi'nde Arap turistlerin yoğunlaşması ile çaya Orta Doğu ülkelerinden de önemli talepler oldu." diye konuştu.

İhracatın daha da artmasını beklediklerinin altını çizen Turgut, "Çay ihracatımızın daha da gelişmesi için katma değerli üretime önem verilmesi gerekiyor. Her ülkenin, tüketici kitlesi tercihleri doğrultusunda çay türleri ve sağlık trendleri dikkate alınarak ürün geliştirilmesi ile önemli bir talep oluşacaktır. Bu talep ihracatımızı daha da artıracaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Turgut, beyaz çayın da bu kapsamda ön plana çıktığını aktararak, yeni çay türlerinin geliştirilmesi yönünde çalışmalara ağırlık vereceklerini belirtti.

AB ülkelerinin çay ihracatında liderliğini koruduğunu ifade eden Turgut, son yıllarda Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri'ne yapılan ihracatta da önemli gelişmeler yaşandığını sözlerine ekledi.

ULUSAL KANAL

En Çok Okunanlardan...