suikast etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
suikast etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260314

📖 💐🇹🇷Büyük Türk Talat Paşa’yı şehit edilişinin yıldönümünde saygıyla ve hürmetle anıyoruz. 💐Ruhu şâd olsun...

''Türk milleti için kendisini feda etmiş, İttihat ve Terakki’nin beyni, büyük Türk Talat Paşa’yı şehit edilişinin yıldönümünde rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. 

Türk milleti ona çok şey borçludur. Bugün bu topraklarda Ermeni zulmü olmadan yaşıyorsak onun sayesindedir.''

Alıntı: Elif @avelifkoca


Talatpaşa bundan 151 yıl evvel 1875 yılı Ağustosun 5. günü sabaha karşı Edirne'de Defterdar Camii ve Medresesi ne bitişik olan kendi evlerinde doğmuştur. (Günümüzde Aşiyan düğün salonunun oldugu yer.)

Babası Kırcaali kazasının Cebelce köyünden Cebelceli Ahmet Vasif Efendi'dir, dedesi Kırcaali kazasının Yahşiler Köyünden Bayraktar Halil ağadır, Validesi Hürmüz hanımdır ve Edirnelidir.

Gazi Mustafa Kemâl Atatürk ve bütün tarihçilerin ortak görüşü; Edirneli Talât Paşa gerçek bir Vatanseverdir. Devletine uzun yıllar hizmet ettikten sonra gittiği Almanya'da karanlık güçlerin maşası hain ve kalleş bir Ermeni suikastçının kurşunlarına hedef olarak 15 Mart 1921'de şehit olmuş.Hasret kaldığı vatanına ancak 25 Şubat 1944'te getirilerek Abide-i Hürriyet şehitliğine defnedildi.

Hemşehrimizin vefat yıldönümünde kendisini saygı ve minnetle anıyoruz. Allahın Rahmeti üzerine olsun..

Alıntı: S.PelinPEREMECİ ♐ #ANDIMIZ @tunaboyutarihi


"Beni bir gün sokakta vuracaklar. Alnımdan kan akarak yere serileceğim. Yatakta ölmek nasip olmayacak. Ziyanı yok, varsın vursunlar. Vatan, benim ölümümle bir şey kaybedecek değildir. Bir Talat gider, bin Talat yetişir!"

Türk Devrimi önderlerinden Talat Paşa'ya saygı ve özlemle!

Alıntı: İbrahim Okan Özkan @iokanozkan



Cumhuriyet değerlerine sadık Türk gençleri olarak, İmparatorluk dönemimizin son Başbakanı Talat Paşa’yı 1921’de Berlin’de şehit edildiği caddede bir kez daha andık.

Alıntı: Efeibram @TugrulMoskowitz



Talat Paşa'nın 15 Mart 1921 Berlin'de Ermeni katil Soghomon Tehlirian tarafından şehit edildiği yer. Atatürk 1926 yılında iadei itibar ile şehit ilan edip eşine maaş bağlatmıştı. Maalesef hastalık sebebiyle naaşını getirmeye ömrü yetmemişti. O zamanki yönetim bir paşasını korumak için yurtdışına gitmesine izin vermiş ama uzaklarda öldürülmesinin önüne geçememişti. Ülkemizdeki İttihat ve Terakki tepkisi nedeniyle naaşı 1943 yılında bakanlar kurulu kararı ile getirilip Abide-i Hürriyet Anıtı'na törenle gömülmüştü. 

Kim ki hakkında kötü konuşuyorsa Ermeni soyundan devşirmedir.
Ruhu şad olsun. Seni sevenler Türkler adını unutmadan halen yıldönümünde yad ediyor. 

Vatan sağ olsun. Ne mutlu Türk'üm diyene!




''Talat Paşa, Türk Devrimi'nin fedailik anıtıdır. Türk gençliğinin pusulasıdır. Bu toprakların yetiştirdiği en büyük vatanseverlerden, Hürriyet Kahramanımız Talat Paşa’yı vefatının yıl dönümünde saygıyla anıyoruz.''

Alıntı: Öncü Gençlik @OncuGencli

20251014

📖 Türk tarihinin en kudretli vezirlerinden olan Nizamülmülk'e suikast

 


Türk tarihinin en kudretli vezirlerinden olan Nizamülmülk, 14 Ekim 1092 tarihinde Bağdat’a yolculuk yaptığı sırada bir batıni fedaisi tarafından öldürüldü.

1 ay sonra da Sultan Melikşah zehirlenerek öldürülecekti.




20250315

📰✍️🎞️ Büyük vatanseverin katledilmesinin 104. yılı! Katilin oğlu: Babam yalan söyledi!

Büyük vatanseverin katledilmesinin 104. yılı! Katilin oğlu: Babam yalan söyledi!

Hürriyet kahramanı Talat Paşa, 104 yıl önce Berlin'de katledildi. Katil Tehliryan'ın oğlu, babasının mahkemede verdiği ifadesinin gerçekleri yansıtmadığını açıklamıştı

15 Mart 2025

Büyük vatanseverin katledilmesinin 104. yılı! Katilin oğlu: Babam yalan söyledi!

Editor

E. KUR. ALB. DOÇ. DR. ÖMER LÜTFİ TAŞCIOĞLU

Osmanlı Devleti’nin sekiz cephede düşmana karşı mücadele verdiği Birinci Dünya Harbi’nde Ermeni askerler Osmanlı ordusundan firar ederek düşmanla işbirliği yapmış, ayrıca silahlı çeteler teşkil eden Ermeniler, savunmasız Türk köylerini basarak sivil halkı ağır işkencelerle katletmeye başlamıştı. Yapılan tüm ikazlara rağmen Ermenilerin Türk ordusuna saldırmaya ve sivil halkı katletmeye devam etmesi üzerine Osmanlı Devleti, isyan eden Ermenilerin savaş yaşanmayan yerlere nakledilmeleri kararını almak zorunda kalmıştı.

Söz konusu karardan dolayı Osmanlı Devleti’ni ve dönemin İçişleri Bakanı olan Talat Paşa’yı suçlayan Ermeniler, savaş sona erdikten sonra düzenledikleri suikastlarla Osmanlı Devlet adamlarını katletmeye başladılar. Savaştan sonra Berlin’de yaşamını sürdürmeye başlayan Talat Paşa’yı takibe alan Ermeni Terör Örgütü Nemesis, Soghomon Tehliryan adlı teröristi Talat Paşa'yı katletmekle görevlendirdi. Tehliryan 15 Mart 1921'de Berlin'de sokak ortasında Talat Paşa'yı başının arkasından vurarak katletti ve Alman polisi tarafından yakalandı.

Tehliryan’ın Erivan’daki heykeli.

BERLİN’DE BİR KANGURU MAHKEMESİ

Berlin mahkemesinde yürütülen yargılamada katil Tehliryan; ailesinin zorunlu göçe tabi tutulduğunu, göç sırasında anne ve babasının öldürüldüğünü, kız kardeşinin ise ırzına geçildiğini, annesinin geceleri rüyasına girerek kendisinden ailesinin intikamını almasını istediğini ve Talat Paşa’yı bu nedenle öldürdüğünü söylemiştir.

Berlin’de görülen davada Alman mahkemesi olayla hiçbir ilgisi olmayan birçok kişiye katil lehine tanıklık yaptırarak katili aklamaya çalışırken Talat Paşa'nın eşine ve Türk ordusunda komutanlık yapan Alman General Bronsart von Schellendorf'a - tanık listesinde yer aldıkları halde - tanıklık yaptırmamış ve katil Tehliryan’ı beraat ettirmiştir.

Kanguru mahkemeleri olarak adlandırılan mahkemelerin tipik bir örneğini teşkil eden Berlin'deki mahkeme; katil Tehliryan’ın yerine maktul Talat Paşa'nın ve Osmanlı Devleti'nin yargılandığı bir tiyatro sahnesine çevrilmiştir. Tehliryan yargılaması Alman hukuku ve dünya hukuku açısından bir utanç örneğidir.

Cinayeti müteakip Tehliryan’ın serbest bırakılması, işlenen cinayetlerin karşılıksız kaldığını gören Ermenileri cesaretlendirmiş ve diğer Osmanlı yöneticilerinin de peş peşe katledilmelerine zemin hazırlamıştır. 6 Aralık 1921’de eski Sadrazam Sait Halim Paşa Roma’da, 17 Nisan 1922’de siyaset adamı Bahattin Şakir ve eski Trabzon Valisi Cemal Azmi benzer şekilde Berlin’de sokak ortasında vurulmuşlardır. Bu cinayetleri 25 Temmuz 1922’de Cemal Paşa’nın Tiflis’te katledilmesi izlemiş ve zorunlu göç sırasında Osmanlı yönetiminde görev yapan devlet adamlarının neredeyse tamamı bir yıl içinde ortadan kaldırılmıştır.

1973'ten günümüze kadar 31 Türk diplomatı ve çok sayıda masum insan Ermeni teröristler tarafından katledilmiştir. Ermeniler masum insanları alçakça katletmekle de yetinmemiş ve katillerin heykellerini de dikmeye başlamıştır. Bu kapsamda Ermenistan'da Talat Paşa’nın kesik başını katil Tehliryan’ın ayakları altında gösteren bir heykel dikilmiştir.

TALAT PAŞA'NIN KATİLİNİN OĞLU: BENİM BABAM HEM YALANCI HEM KATİLDİ

Talat Paşa cinayetinden 95 yıl sonra San Francisco’da Almanya'nın Süddeutsche Zeitung gazetesine açıklama yapan Tehliryan'ın oğlu, babasının bir katil ve yalancı olduğunu, babasının mahkemede verdiği ifadenin gerçekle hiçbir ilgisinin olmadığını, babasının kız kardeşinin olmadığını, ailesinin zorunlu göçe tabi tutulmadığını, babasının daha savaş çıkmadan önce para kazanmak için Sırbistan'a, oradan da Rusya'ya gittiğini, dolayısıyla kız kardeşinin ırzına geçildiğine ve annesinin ve babasının zorunlu göç sırasında katledildiğine ilişkin ifadelerinin de yalan olduğunu açıklamıştır.

Ermenistan Devleti'nin ve Ermeni Diasporası’nın kendisine zarar vermesinden korktuğu için kimliğinin gizli tutulmasını isteyen oğul Tehliryan, bir katil ve yalancı olan babasının Ermenistan tarafından kahraman olarak kabul edilmesini anlayamadığını belirtmiştir.

GERÇEKLERİ DUYURMAK İÇİN

Talat Paşa cinayetinin 100. yıldönümünde Kıbrıs İlim Üniversitesi koordinatörlüğünde Talat Paşa Davası konusunda Prof. Dr. Ata Atun'un, Dr. Maxime Gauin'in ve E. Kur. Alb. Doç. Dr. Ömer Lütfi Taşçıoğlu’nun katılımıyla bir panel düzenlenmiştir. 

“Remembering Talat Pasha and the beginning of the terror murders” adıyla Youtube'a yüklenen söz konusu panelin videosu aşağıdadır:

🎞️ Talat Paşa ve Berlin’de bir Duruşma. Talat Paşa Davası ve Talat Paşa Yargılaması.

Yukarıdaki videonun emperyalist ülkelerin hukuk kurallarını nasıl çiğnediklerinin delilleriyle ortaya konulmasına imkân sağlayacağına ve özellikle yurt dışında yaşayan Türklerin kendilerine ve asil Türk milletine karşı haksız suçlamalar yöneltenlere karşı konumlarını güçlendireceğine inanıyorum.

Şimdiye kadar binden fazla kişi tarafından izlenen videonun daha fazla sayıda vatansever tarafından izlenmesi ve altına yorum yazılması gerçeklerin dünya kamuoyu tarafından görülmesini kolaylaştıracaktır.

Teröristler tarafından şehit edilen kahraman atalarımızın yaşadıklarının nesilden nesle aktarılarak anılmaları tarihini ve geçmişini bilen nesiller yetiştirilmesine, şehit kanlarıyla sulanan vatan topraklarının değerinin bilinmesine ve şehitlerimizin gelecekte de saygıyla anılmalarına imkân sağlayacaktır.

Menfur bir suikasta maruz kalan kahraman devlet adamı Mehmet Talat Paşa’yı ölümünün 104. yılında saygıyla anarken Türk milletinin suikastlarla ve iftiralarla susturulamayacağını bir kez daha hatırlatır, Türk milletine başsağlığı dilerim.




📰✍️📖 Devrimci, Alçakgönüllü, Nazik ve Cesur... Talât Paşa - Feyziye Özberk

Devrimci, Alçakgönüllü, Nazik ve Cesur... Talât Paşa

Talât Paşa, 15 Mart 1921 günü, Ermeni bir katil tarafından, Berlin’de evinin bulunduğu sokakta vurularak şehit edildi. 

Talât Paşa’nın katledildiği haberini aldığında Atatürk’ün gözleri doluyor ve 

'Memleket büyük bir evladını kaybetti' diyor.

15 Mart 2025

Feyziye Özberk yazdı! 

Devrimci, Alçakgönüllü, Nazik ve Cesur... Talât Paşa

Feyziye Özberk

Paşa, şehit edildiğinde çoğu zaman yaptığı gibi tek başına korumasız yürüyor. Çevredekiler tarafından suçüstü yakalanan katil yargılanıyor. Alman yetkili makamları, katilin mutlaka cezasını göreceğini belirten demeçler veriyor. Fakat Türklerin gösterdiği savunma tanıkları dahi dinlenmeden –“Ermeni kurtuluş hareketinin” bir gösteri alanına dönüştürülen– mahkemede, katil beraat ettiriliyor.

Bu ölüm yıldönümünde Talât Paşa’nın; niteliklerini, devrimci kişiliğini anlatmak istiyorum. Paşa kişilik olarak her bakımdan örnek alınacak büyük bir değerimizdir.

AYAKLARIN BAŞ OLMASI

23 Temmuz 1908’de Hürriyet’in ilanından sonra, o tarihe kadar yalnızca İttihat ve Terakki’nin önde gelenleri arasında; Selanik ve çevresinde tanınan Talât Bey’in adı, ülke çapında duyuluyor. Aralık 1908’de Edirne milletvekili seçiliyor. 23 Aralık 1908’de 215 oydan 116’sını alarak Meclisi Mebusan’ın Birinci Reis Vekili oluyor. Birinci Reis, yine İttihatçıların adayı olan ve o günlerde daha çok tanınan Ahmet Rıza Bey’dir. Talât Bey, 1917 yılına kadar birkaç kez Dâhiliye ve Posta ve Telgraf nazırlığı yapıyor.

Tam adıyla Mehmet Talât Bey, 4 Şubat 1917’de Sadrazam oluyor ve Paşa unvanını alıyor. Osmanlı’da paşa unvanı yalnızca askerlere özgü değildir; sadrazam olanlara da paşa unvanı veriliyor. Böylece Osmanlı tarihinde ilk kez, halk tarafından seçilen bir milletvekili, bir dönem posta memuru olarak çalışmış, halktan biri, bu göreve geliyor. Yaşanan siyasal ve toplumsal bir devrimdir.

O güne kadar yaşanılanın, alışılmışın dışındaki bu gelişme, bir halk deyişiyle “ayakların baş olması,” toplumda şaşkınlık yaratıyor. Anonim birçok taşlamaya konu oluyor:

“Sen yakışmaz dersin emma kel başa şimşir tarak,
Sadrazam oldu Talât, cilve-i takdire bak.”

Halk ayaklar baş oldu derken, aslında bilgece bir anlatımla devrime işaret ediyor. Yaşanan bir altüst oluştur. Talât Bey onlardan yani halktan biridir. Nasıl olur da sadrazam olur? Onlar bu konumu kendine, kendinden birine, dolayısıyla Talât Bey’e yakıştırmıyor. Yıllar yılı bu duygu, halkın kendini aşağı görmesi, kafalara nakşedilmiştir. İttihat ve Terakki örgütü liderleri de uzun süre bizzat iktidar olmaya cesaret edemiyor. Eski devrin paşalarını yönlendirmeye, iktidarını bu yöntemle yürütmeye çaba harcıyor. Tabii amaçladıkları hedeflere bu yöntemle ulaşamıyorlar. İttihat ve Terakki’nin yaptığı en önemli hatalardan biri, belki de budur.

Talât Paşa da bu hatayı kabul ediyor. Le Temps’in muhabiri M. Jean Rodes’e verdiği demeçte bunu belirtiyor: “Yalnız bir şeye yeriniyorum. O da, vaktiyle işlerin yönetimini ele almamızdır. Çünkü böyle yapsaydık, irtica olayı yapılmayacaktı. (31 Mart gerici ayaklanması) Ama dünyaya karşı kendimizin bir çıkar düşüncesiyle hareket etmediğimizi göstermek istiyorduk.” Hatalarının temelinde yatan duygu bile yanlış anlaşılmamak isteği…

İttihat ve Terakki’nin 1908-1918 toplam on yıllık iktidar döneminden, (üstelik tam bir ittihatçı hâkimiyetinden de söz edilemezken), denilebilir ki “yüz yıllık tarih” ve siyaset çıkmıştır. Çünkü bu on yıl, hem dünyanın hem de Osmanlı’nın altüst olduğu yıllardır.

VATANIN TALAT'I

Cemiyet’in Merkez-i Umumi üyeleri gizli çalışma nedeniyle açıklanmadığı için 1908’in sonbaharında Talât Paşa, İstanbul için yeni ve bilinmeyen bir isimdir. Meclisi Mebusan’da, ilk Meclis Reisleri seçileceği gün Mektebi Hukuk’ta “İlmi-i Servet” (ekonomi) hocası olan Cavit Bey, Tanin gazetesi Başyazarı Hüseyin Cahit Yalçın’a: “Talât’a oy ver” der. “Kim Talât?” sorusuna, Cavit Bey’in verdiği yanıt: “Bizim Talât” olur. Hüseyin Cahit Yalçın, bu sözden hareketle şunları yazıyor: “İşte bu ‘bizim Talât’, yavaş yavaş sadece kendi saf ve samimi hizmetleri, yararlılıkları sayesinde hepimizin Talât’ı oldu, memleketin Talât’ı oldu, vatanın Talât’ı oldu.”

Talât Paşa’nın daima muhafazakâr ve ileri unsurlar arasında uzlaşma adımlarıyla yürüdüğünü yazan Hüseyin Cahit Yalçın, Paşa’nın vatanseverliğini ve cesaretini vurguluyor: “Vatanı için hayatını feda etmek lüzumu ile karşılaşsa idi katiyen eminim ki bu cezri hareketi memnuniyetle, tereddütsüz göze alırdı. Fakat siyasi hareketlerde onu radikal, cüretkâr ve çok ileri adımlara sevk etmek kabil değildi.”

Bu açıklama biraz eleştiri koksa da bize Paşa’nın içinde bulunduğu kitleyi kucakladığını ondan kopmamaya çalıştığını da gösteriyor. Ayrıca Paşa’nın, vatanın kaderi söz konusu olduğunda Bâb-ı Âli Baskını gibi radikal, çok cesur bir harekete önderlik ettiğini de biliyoruz.

Kendi de İttihat Terakki üyesi olan İsmet İnönü, 1969 yılında bir söyleşisinde Talât Paşa’yı Meşruiyetin ilanından evvel tanıdığını belirtiyor ve kusursuz denebilecek kişiliğine dikkat çekiyor: “Vaktiyle posta memuru oluşunun hatırlatılması rakiplerinin kendisinde kolay kolay kusur bulamayışlarındandır. Talât Paşa siyasi kariyerine ufak bir memur olarak başlamış, on sene zarfında siyasi hayatın en yüksek kademesine Sadrazamlığa kadar ilerlemiştir, daha önemlisi İttihat Terakkinin fikriyatını, politikasını nihayetine kadar sadakatle ve sebatla takip eden zümreye örnek olmuştur.”

Hasan Babacan, Paşa’nın önder ve etkin kişiliğini belirtiyor: “Talât Paşa, son dönem Osmanlı devlet adamları arasında, üzerinde müspet veya menfi olarak çok şey yazılan ve söylenen bir devlet adamıdır. Çünkü o, kurucuları arasında bulunduğu İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin faaliyetleriyle ki en önemli faaliyeti II. Meşrutiyetin ilanıdır, 23 Temmuz 1908’den 30 Ekim 1918’e kadar geçen on yıllık bir dönemin hâkimi durumundaki kişidir. Üzerinde çok şey yazılan ve konuşulan böyle bir dönem…”

Onu bir yabancı gözüyle tahlil eden Bernard Lewis de, Talât Paşa’nın şahsiyetini takdir ederek, “Triomviranın üçüncüsü ve hepsinin çok ötesinde daha yetenekli olan Talât Paşa, süratli ve nüfuz edici bir zekâ sahibi, gerektiği zaman şiddetli fakat hiçbir zaman fanatik ve kindar olmayan bir adamdı. Çağdaş bir Avrupalı gözlemciye göre Türk Devriminin Danton’uydu” diyor.

Halil Menteşe’nin kitabında Paşa’nın bir yönetici olarak, hayati durumlarda çalışma arkadaşlarına nasıl davrandığını yansıtan hoş bir anı var. Sakız ve Midilli adalarının iade edilmemesi, Kasım 1913 barış anlaşmasına rağmen, İstanbul için savaş anlamına geliyor. Bu nedenle donanmayı güçlendirmek için büyük gayret sarf ediliyor. Bir Fransız bankasından kötü şartlarda alınan kredi sayesinde Brezilya üzerinden İngiliz yapımı bir zırhlı geminin satın alınması mümkün oluyor. Halil Bey’in aktardığına göre Maliye Nazırı Rıfat kredi anlaşmasını imzalamakta tereddüt edince, “Talât Bey onu kucaklayıp, ‘Beyim adaları alacağız, santim düşünecek zamanda değiliz’ diye bağırdı. Onu okşayıp sakalını öpmek suretiyle tatlılıkla baskı uyguladı. Kendisini bankacının beklediği odaya götürdü ve imzalamaya mecbur etti.”

ÖRGÜT USTASI BİR LİDER

Talât Paşa usta bir örgüt lideridir. O aynı zamanda iktidar mücadelesinin en önemli aracının siyasal bir örgüt (parti) olduğunu bilen, buna inanan bir önderdir. Siyasi yaşamında örgütlü olmaya ve örgütüne büyük bir özen göstermiştir.

İttihat ve Terakki, çok karışık ve nazik bir örgüttür. Ömer Nâci’nin ifadesiyle “kırk türlü ‘mecnun’dan mürekkep” bir kuruluştur, İttihat ve Terakki… Aralarında eşitlik var. Liderliği reddediyorlar. Hepsi “kardeş.” İtaat edecek olanlar, bu itaatin gerekliliğine ikna olmalılar. “Vatan sevgisi” konusunda anlaşıyorlar. Ancak hükümet biçiminden yönetim tarzına, sosyal önlemlere kadar herkes farklı düşünüyor. Aralarında çok büyük ayrılıklar var. Bu durum dikkate alındığında, örgütte bir uyumsuzluk olmadan işleri yürütebilmek için faal, yumuşak, insan duygularını ve ihtiraslarını ölçebilmekte usta bir zekâ ve kişiliğe gereksinim var. Talât Paşa da bu tekniğin en büyük ustası. Alçakgönüllü, nazik ve cesur... Ona göre küçük ve sıradan entrikalar, yalan ve iftiralar düşmana karşı bile bir silah olarak kullanılmaz. En büyük düşmanına bile açıktan, cepheden hücum edebiliyor. Çıkarcı değil. Seviliyor, sayılıyor, sözü dinleniyor. Daima çevresindekileri sabırla dinlemeyi ciddiye alıyor. Merkezi Umumi ile ilişkilerini hep sıcak tutuyor.

Tekrarlarsak İttihat Terakki örgütünde, liderliği doğru bulmayan bir anlayış egemen… Bu anlayışa karşın, zorluklar karşısında sürekli çözüm arayan, gelecekte ulaşılacak başarıya olan inancında ısrarlı, umudunu hiç kaybetmeyen, mücadeleci ve esnek kişiliği, Talât Paşa’nın liderliğini tartışmasız kılıyor. Cavid Bey, Talât Paşa’nın vazgeçmeyen yapısını şöyle tanımlıyor: “Bugün kazanamadığımı yârin kazanırım, der ve işe başlar.”

Doğu Perinçek, Talât Paşa’nın “öncelikle büyük bir devrimci” olduğunu vurguluyor. “Büyük teşkilatçıdır. İttihat Terakki, Türk devrim tarihinin çok önemli kök teşkilatıdır. Hatta dünya devrim tarihinde yeri olan bir partidir. Talât Paşa işte o partinin önderidir. Büyük bir ahlak ve fedakârlık örneğidir. Büyük devlet adamlarımızdandır.”

Talât Paşa’yı bu kıymetli devrimci önderi saygı, sevgi ve minnetle anıyorum.

📖 Kaynak:

  • Feyziye Özberk, Talât Paşa İttihat Terakki Tarihi/Posta Memurluğundan Devrim Önderliğine, Kırmızı Kedi Yayınevi, Ekim 2021, İstanbul.
Alıntı: AYDINLIK GAZETESİ 


20210319

Hürriyet Devrimi önderlerinden Talat Paşa’nın şehit edilişinin 100. yılı...




Bir Talat gider; bin Talat yetişir!

Bir Talat gider; bin Talat yetişir!

15 Mart 2021page1image47171648

İttihatçıların Sadrazamı Talat Paşa'nın şehit edilişinin bu yıl 100. yıldönümü.

Talat Paşa, 15 Mart 1921 günü Berlin'de İngiliz gizli servisinin kiralık adamı Ermeni militan Tehlirian tarafından tabancayla vurularak katledildi. Davası da uyduruk bir mahkeme süreciyle kapatıldı. Talat Paşa, fedai kuşağı devrimcilerinin teşkilatçı lideriydi.

Türk devrimine büyük hizmetlerde bulundu. Emperyalizme karşı büyük saldırıyı göğüsledi. Osmanlı'nın paylaşılmasını gördükleri için, önce güçlü bir ordu yarattılar. Bunun kurmayı Enver Paşa'ydı. Çanakkale Zaferi onların eseriydi. Dünya Savaşı'nı uzatarak Çarlık Rusya'sının çökmesini ve Bolşevik Devrimi'nin gelmesini hızlandırdılar. "Güneş batmaz" denilen İngiliz emperyalizmine kök söktürdüler. Büyük darbe vurdular ve hızla çöküşe sürüklediler...

Kapitülasyonların kaldırılması, milli ekonomiye geçiş, çağdaş kurumların ilk nüvesinin oluşması, halkçılık ve köycülük; kadın hakları, eğitimin yaygınlaştırılması, laikliğin ilk uygulamaları, basın hürriyeti ve sosyal hayatın canlanması yine onların eseriydi.

KAHPE KURŞUNLARA HEDEF OLDULAR

Talat Paşa fedai vatansever kuşağın öncüsüydü. Büyük bir teşkilat kurarak, gelmekte olan felakete karşı set oldular. Cumhuriyet Devrimi'nin yolunu açtılar. Tarihe Jön Türkler namını onlar hediye etti.

"İnkılâbın büyük teşkilatçısı” ... Bu tanımlama Mustafa Kemal Atatürk’e ait. Talât Paşa’nın şehit edildiği haberi geldiği zaman, Atatürk gözyaşlarını tutamıyor ve “Vatan büyük bir evlâdını, inkılâp büyük bir teşkilatçısını kaybetti” diyor.

Talât Paşa, Cumhuriyet ve sonrasına kadar uzanan siyasal gelişmelerin kaynağında bulunan anahtar kişidir. O ve İttihat ve Terakki Cemiyeti, bugünün Türkiye’sinin temellerini atanlardır. Bu inkâr edilemez” Talât Paşa kitabının yazarı Tevfik Çavdar onu, “bir örgüt ustası” olarak adlandırıyor. Kitapta pek çok durumdan hareketle Paşanın bu alandaki ustalığı anlatılıyor. İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın, Hatırat-ı Niyazi kitabında yer alan Talât Paşa değerlendirmesi kısa ve öz: “İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin bütün işleri hemen hemen Talât Bey’in tertibiyle Merkez-i Umumi tarafından karar altına alınmıştır.

HEDEFİNDE İKTİDAR OLAN BİR ÖRGÜT

Nasıl bir örgüt? Bu önemli sorunun yanıtını Atatürk veriyor: “İnkılâp” yapacak bir örgüt. Siyasal iktidara ulaşmak ve bu iktidarı sürdürmek için dayanılacak bir siyasal örgütün varlığı Talât Paşa’nın tüm mücadelesinin odağında yer alıyor. O, her durumda önceliği örgütüne veriyor.

“Cemiyet-i Mukaddese” yani kutsal dernek; Meşrutiyetin ilan edildiği günlerde halk arasında İttihat ve Terakki’ye verilen addır bu. Anlaşılan kitleler kendisine özgürlüğü kazandıran örgüte, kutsallaştırılmış bir nitelemeyle teşekkür ediyor.

23 Temmuz 1908’e yani Meşrutiyetin ilanına kadar sınırlı bir grubun bildiği İttihat ve Terakki, bir anda yurt düzeyinde yaygın ve onurlu bir yeri olan örgüt konumuna yükseliyor. Daha sonraki yıllarda örgüte verilen diğer bir ad: “Cemiyet-i Hafiye” yani gizli dernektir. “Bir yanda cemiyetin görünen düşünsel yapısı vardır, bir yanda da önce “Fedailer” olarak bilinen sonra iktidardayken “Teşkilat-ı Mahsusa” adını alan gizli silahlı grup... Bu örgüt halktan insanların katılımıyla milis gücü oluşturur. Teşkilat-ı Mahsusa kurtuluş Savaşında, düzenli ordu kurulmadan önce de bu amaçla çalışmalar yapacaktır. Cemiyet legal olduğu zaman, bu örgütün gizliliği korunur. Talât Paşa, 1 Kasım 1918 günü gece yarısı yurtdışına çıkarken örgüte: “Enver dönemi bitti. Bundan böyle Mustafa Kemal’in emrindesiniz” talimatını verir.

KİŞİLİĞİ VE DÜŞÜNCE YAPISI

Cemiyet’in Merkez-i Umumi üyeleri gizli çalışma nedeniyle açıklanmadığı için 1908’in sonbaharında, Talât Paşa İstanbul için yeni ve bilinmeyen bir isimdir. Meclisi Mebusan’da, ilk Meclis reisleri seçileceği gün Mektebi Hukuk’ta “İlmi-i Servet” (ekonomi) hocası olan Cavit Bey, H. Cahit Yalçın’a “Talât’a oy ver” der. “Kim Talât” sorusuna, Cavit Bey’in verdiği yanıt: “Bizim Talât” olur. H. Cahit Yalçın, bu sözden hareketle şunları yazıyor: “İşte bu ‘bizim Talât’ yavaş yavaş sadece kendi saf ve samimi hizmetleri, yararlılıkları sayesinde hepimizin Talât’ı oldu, memleketin Talât’ı oldu, vatanın Talât’ı oldu”

https://www.haber2021.com/bir-talat-gider-bin-talat-yetisir

20200315

Talat Paşa, 99 yıl önce bugün 15 Mart 1921 tarihinde Berlin'de öldürülmüştü.


 Talat Paşa, 99 yıl önce bugün 15 Mart 1921 tarihinde Berlin'de öldürülmüştü.

 Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni başlıklı kitabımda cinayetten çok kısa bir süre önce Talat Paşa'nın bir Sovyet istihbaratçısıyla görüşmesinin ayrıntılarını yazmıştım.
Dr. Mehmet Perinçek

20191122

Rus Büyükelçisi Karlov’un özel eşyaları arasında dikkat çeken Atatürk detayı

Rus Büyükelçisi Karlov’un özel eşyaları arasında dikkat çeken Atatürk detayı

Suikaste kurban giden Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un özel eşyaları, Antalya’da bir okulda sergilenmeye başladı. Karlov’un özel eşyaları arasında ise Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili birçok kitap yer aldı. Karlov’un eşi Marina Karlov
“Eşim, konsolosluk işleri yapmak üzere Türkiye’ye geldi. O ziyaret sonrasında, Mustafa Kemal Atatürk hakkında birçok kitap getirdi. Bana, Atatürk’ün büyük biri olduğunu ve kendi fikirleriyle Atatürk’ün fikirlerinin uyuştuğunu anlatmıştı.” 
dedi. 

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov, 19 Aralık 2016 tarihinde katıldığı bir sergide uğradığı silahlı saldırıda öldürülmüştü. Suikaste kurban giden Büyükelçi Karlov için, Özel Moskova Milletlerarası Okulu’nda bir müze yapıldı. Müzede Karlov’a ait kitaplar, parfüm, kol düğmeleri, fotoğraflar, dergiler, antika fotoğraf makineleri ve antika eşyalar, saat gibi çeşitli eşyalar sergilendi. Müzenin açılışına Karlov’un eşi Marina Karlov’da katılarak, özel eşyalar hakkında bilgilendirmelerde bulundu.

Rus Büyükelçisi Karlov’un özel eşyaları arasında dikkat çeken Atatürk detayı

Müzede Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili birçok portre ve kitabın yer alması dikkat çekti. Aynı zamanda Karlov'un şahsi çalışma masasında ise Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi ve Türk Bayrağı'nın olduğu gözlendi. 



“BANA, ATATÜRK’LE FİKİRLERİNİN UYUŞTUĞUNU ANLATMIŞTI”

Rus Büyükelçisi Andrey Karlov’un eşi Marina Karlov, eşinin Atatürk hayranı olduğunu söyledi. Eşinin hayattayken Türkiye’ye kısa bir ziyarette bulunduğunu ifade eden Marina Karlov, “Eşim, konsolosluk işleri yapmak üzere Türkiye’ye geldi. O ziyarette Karlov, Mustafa Kemal Atatürk hakkında birçok kitap getirdi. Bana, Atatürk’ün büyük biri olduğunu ve kendi fikirleriyle Atatürk’ün fikirlerinin uyuştuğunu anlatmıştı.” dedi.


Müzenin ana hedefine değinen Karlov, eşinin sadece devlet memurluğuyla kalmadığını, sıradan bir vatandaş olduğunu söyledi. Müzede sergilenen özel eşyaların bu esasa dayandığını ifade eden Karlov, “Onun şahsi eşyaları ve diplomat olmadığı zaman eşyaları, yaşamı gösterildi.” diye konuştu.

Açılışa Karlov'un eşi Marina Karlov ile birlikte Rusya Federasyonu Antalya Başkonsolsu Oleg Rogaza, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Evrim, Muratpaşa Belediye Başkan Yardımcısı Gülay Akın, Antalya Büyükşehir Belediyesi Uluslararası İş birliği Müdürü Alperen Erkazancı, Demre Belediyesi Başkan Yardımcısı Faruk Akbudak katıldı. 

20191121

✍️ Atatürk'ü Doktorları Öldürdü - Hulki Cevizoğlu

Ceviz Kabuğu

 ATATÜRK’Ü DOKTORLARI ÖLDÜRDÜ!

Çok açık ve net söylüyorum:
Atatürk öldürülmüştür! 

*
Atatürk –hem de- doktorları tarafından öldürülmüştür! 
*
Sağlık Sosyolojisi diliyle de;
Atatürk’ün sağlığı gasp edilmiştir!

ENGELLERİ ORTADAN KALDIRMAK! 

Devletler ve insanlık tarihinde çok farklı öldürme yöntemleri uygulandığını görüyoruz.

Büyük devletler, emelleri karşısında engel gördükleri liderleri –açık ve sinsi- çeşitli yöntemlerle ortadan kaldırmıştır. 
En temiz yöntem, kuşkuyu üzerlerine çekmeyecek, kendilerinden şüphelenilmeyecek bir uygulamadır. 
*
Atatürk’ümüze gelelim.

Öyle bir durum olsun ki, kimsenin aklına öldürüldü mü, öldürüldüyse hangi devlet öldürdü kuşkusu gelmesin. 
Atatürk bizim için Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve kurtarıcısıdır.
Ancak O, 600 yıllık Osmanlı Devletini –silahlı ve silahsız- türlü yöntemlerle parçalayan emperyal devletler için Ortadoğu’nun zengin petrolleri için çok büyük bir engeldir.

*

Misak-ı Milli sınırları içinde petrol zengini Musul’u da koyan Atatürk’tür.
O’nun hedefi, kendi ifadesiyle “Bir petrol meselesi değil memleket meselesidir!”
Ancak, dev “sömürgen ülkeler”® petrol ve bölge zenginliklerinin peşindedir.
Bu yamyamlık, ta Ortaçağ’a –kendi kavramlaştırmaları ile Keşifler Çağı’na!- dayanmaktadır. (Burası da çok önemli!)

İKİ YIL ÖNCE…

Atatürk’e ölümünden iki yıl önce doğru teşhis konulmuş ama ona uygun tedavi uygulanmamıştır! 

Atatürk’ün doktoru Asım Arar şöyle yazmıştır:
“Atatürk’teki öldürücü hastalığın başlangıcını hemen hemen 1936 senesinin sonlarına kadar geri götürmek yanlış bir düşünce addedilemez; fakat başlangıçtaki görülen bu ufak tefek delil ve emareleri bir karaciğer kıyafetsizliğine bağlamak kimsenin aklına gelmemiş ve suretle sevgili Atatürk kendisini bekleyen mukadder akıbete doğru sürüklenip gitmiştir.”
*
Dr. Nihat Reşat Belger, 22 Ocak 1938’de ilk karaciğer hastalığı teşhisini koymuştur.
*
Dr. Asım Arar, daha önce koyduğu teşhisi, Atatürk’ün etrafındaki “icap edenlere” anlatmış, “Atatürk’ün yakınındaki selahiyetli kimseler böyle bir ihtimalin mevcut olmadığını söylemişlerdir.”

SİNSİ ÖLDÜRME YÖNTEMİ: 
“YARARSIZ TEDAVİ” 

Bu duruma, sağlık sosyolojisinde iyatrojenez (iatrogenez) denmektedir. 
*
Bunun anlamı, “yararsız tedavilerle hastalara yarardan çok zarar vermektir. ”

Bunun daha net ifadesi, hastalığı tedavi ediyormuş gibi görünmek ve hastalığın ilerlemesini engellememek ya da engelleyememektir. 
*
Atatürk’e çok açık ve net yapılan budur ve tam bir inceleme konusudur.

Dönemin koşulları dikkate alınırsa, Atatürk’ün ölümünden pek çok yarar sağlanmış ve olayın üstü örtülmüştür. 
*
Daha uzun yazarız, sonra.

(Yeniçağ, 18.11.2019, pt.) 

Alıntı/ Kaynak: http://cevizkabugu.com.tr/yazilar.asp?procid=624

20191009

Atatürk'ün ölümüyle ilgili yeni iddia


Atatürk'ün ölümüyle ilgili İslamcılardan yeni iddia

08.10.2019 10:51 Karakter boyutu :

Yeni Şafak,TVnet gibi yayınları bünyesinde bulunduran Albayrak Medya’ya bağlı Gerçek Hayat dergisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümüne ilişkin yeni bir iddiayı gündeme taşıdı.

Muhafazakar camiaya yakın Gerçek Hayat dergisi, Atatürk’ün ölümüyle ilgili, İnönü ve her ikisi de mason olduğu öne sürülen Kasım Gülek ile Şükrü Kaya’ya ait olduğu ileri sürülen yazışmaları yayımladı. Derginin son sayısındaki iddiaya göre; masonların Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünü “Büyük Kurtuluş” olarak kabul ettiği belgelendi.



Dergide konuyla ilgili yayımlanan yazı ve belgeler şöyle:

“CHP’nin eski genel sekreteri Kasım Gülek’in arşivinden çıkan bazı belgeler, 57 yaşında hayatını kaybeden Atatürk’ün doğal yollardan ölmediğini zehirlenmiş olabileceğini ortaya koymuştu. Atatürk’ün ölümünün ardındaki suikast şüphesini araştıran eski İçişleri Bakanı CHP’li Hıfzı Oğuz Bekata’nın, Kasım Gülek tarafından tehdit edildiği ortaya çıkmıştı. Mason Kasım Gülek’in, Bekata’ya yazdığı mektupta şunlar kaydedilmişti: ‘Oğuz kardeşim, Seninle dost masalarında konuştuğumuz konuları bir başkaları ile paylaşman son derece beni üzmüştür. Bahse konu zehirlenme raporunun bir örneğini birilerine verdiğini ifade etmişsin. Bu konu seni de beni de aşar, altından kalkamayız. Sen de altında kalırsın, ben de. Birileri de altında kalır. Konuştuğumuz gibi meseleyi kendi aramızda halledelim. Düzenli olarak, miktar hesabına yatmaya devam edecek. Birbirimizi üzmeyelim. O raporun aslını lütfen teslim et. İşin içerisinde kimler olduğunu biliyorsun. MAH’ta hâlâ çok iyi adamları var. İşini bitirirler. Bunu tehdit olarak algılamayın. Başbakan Adnan Menderes’i adım adım takip ettirdiğini, Celal Bayar’ı takip ettirdiğini, evine dinleme cihazı yerleştirdiğini, her şeyden haberi olduğunu biliyorsun. Ben de biliyorum bunları, ne için yaptığını sana söylemiş idim. Askeriyeyi ayarlıyor, darbe yapıp Adnan Menderes’i astıracağını söylüyor. Kafayı bununla bozmuş. Tüm istihbarat, askeriye adeta kendisine tapıyor. Yapabilecek bir şey yok. Denileni yap, konu kapansın.’

Bu tehdide rağmen Bekata, Mustafa Kemal’in ölümünün arkasındaki sırrı araştırmayı sürdürmüştü. 1962 yılında CHP Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Lebit Yurdoğlu’ndan yardım istemişti. Yurdoğlu’da yine yazı ile Bekata’dan bir takım belgeler isteyerek bir cevap yazmıştı. Cevapta şunlar kaydedilmişti:
 ‘Sn. Hıfzı Oğuz Bekata, bu konuyu derinlemesine araştırdığımda, sorunun sadece geç teşhis olmadığını, teşhisle uyumlu ilaçlar kullanılmadığını tespit ettim. Atatürk’ün ilaçlarının alındığı eczanenin kayıtlarına baktığımda, o dönemlerde sıtma tedavisi için kullanılan Kinin ilacının 43 şişe kullanıldığını gördüm. Bu kadar kinin kullanıldığında karaciğerinde onarılmaz yaralar açacağını her hekimin bilmesi gerektiği, ama bunun sanki bilinçli kullanılmış olduğu izlenimini edindim. Atatürk’ün tedavi amaçlı verildiği diğer ilaç ‘piremidon’dur. İnsanlar üzerinde toksin ‘zehirli’ etkisi olduğu kesinlik kazanmıştır. Eppinger, Bergman, Dr. Fissinger, Dr. Neşet Irdelp’in hekimlik görevlerini bilinçli bir şeklide eksik yaptıkları kanısı bende hâkim olmuştur.’”

"ZEHİRLENDİ" RAPORU


"Şükrü Kaya’nın üyesi olduğu Arayış Mason Locası’na hitaben 14 Kasım 1950’de Mustafa Kemal Paşa’nın vefatının 12’inci yılında yazdığı mektup"

Odatv.com


Alıntı/Kaynak: https://odatv.com/ataturkun-olumuyle-ilgili-islamcilardan-yeni-iddia-08101952.html

20180314

Talat Paşa uğradığı suikast sonucu şehit oldu, 1921.

Tarihte Bugün: Eski İttihat ve Terakkinin siyasi lideri ve sadrazam Talat Paşa uğradığı suikast sonucu şehit oldu, 1921.

20180213

📅 📌 🇹🇷 Prof. Dr. Muammer AKSOY

TESUD Genel Merkez @TesudMerkez 31 Ocak

28 yıl önce evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitiren ADD Kurucu Genel Başkanı ve Türk Hukuk Kurumu eski başkanlarından değerli bilim, hukuk ve siyaset adamı Prof. Dr. Muammer AKSOY'u sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.

🎞️Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı.

  Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı. pic.twitter.com/zB0iENTSdL — Telgraft (@telqraft) April 12, 2026  ...