Blog Listem

okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260707

🎞️Zaferin ardından okulun ilk günü...


Zaferin ardından okulun ilk günü...

Kıbrıs Barış Harekatı'nın ardından başlayan 1974-75 eğitim öğretim yılında bir öğretmen, öğrencilerine ve meslektaşlarına bu sözlerle sesleniyor. Cepheden dönenlerin, yakınlarını kaybedenlerin bulunduğu o sınıflarda yeni eğitim yılı; minnet, hüzün ve umutla başladı... 




20260403

🎞️İstanbul Esenyurt’ta bir öğretmen, siyahi (zenci) öğrencisinin İstiklal Marşı’nı ezbere okuduğu anları sosyal medyada paylaştı.


 İstanbul Esenyurt’ta bir öğretmen, siyahi (zenci) öğrencisinin İstiklal Marşı’nı ezbere okuduğu anları sosyal medyada paylaştı.

Türkçe öğrenmesi için sınıfça destek verilen öğrencinin başarısı, öğretmeni ve arkadaşlarını sevindirdi.



20260306

🐱Adana’da 3 yıl önce yağmurdan sığındığı okulda yaşamaya başlayan kedi Pakize, öğrenci olarak kabul edildi

 


Adana’da 3 yıl önce yağmurdan sığındığı okulda yaşamaya başlayan kedi Pakize, öğrenci olarak kabul edildi.

-Sırasına oturup dersleri dinliyor. -Teneffüslerde öğrenci arkadaşlarıyla oyun oynuyor. -Hiç devamsızlık yapmadı. -Karnesindeki tüm dersler pek iyi.

20260207

🎞️ Yunanistan'daki Okullarda Türkler Hakkonda Ne Öğretiyorlar? | Yunanca Ders Kitaplarının incelenmesi

 

Yunanistan'daki ilk ve ortaokullarda Türkler hakkında ne öğretiyorlar? 

Osmanlı İmparatorluğu hakkında nasıl konuşuyorlar? 

İstanbul'un fethini nasıl tarif ediyorlar? 

Tüm resmi ilkokul, ortaokul ve lise tarih ders kitaplarını inceledik ve bizim hakkımızda ne düşündüklerini ortaya çıkarmak için Yunanistan'daki 1.000 kişiden veri topladık!


VİDEO İÇERİĞİNDE HANGİ BAŞLIKLAR VAR?

01:17 Yunanistan'da Zorunlu Eğitim

02:14 Osmanlı ve Türk kelimeleri en sık nerede kullanılır?

03:57 Türkiye Hangi Siyasi Sisteme Daha Yakın?

04:35 En Çok Hangi Sorun Tepki Veriyor?

07:14 Çocuğunuzun Bir Türkle Evlenmesini Kabul Eder misiniz?

08:37 Yunanistan Neden Rönesans'ın Gerisinde Kaldı?

10:25 İstanbul'un Fethi

12:06 1821 İsyanı

16:29 Akademik Bağlantı Kılavuzu

17:22 Gizli Okullar

19:16 Bağımsızlık Savaşı

25:08 Eğitim Farklılıkları

27:10 Türkiye Hakkında Ne Düşünüyorlar?

20200925

🎞 Atatürk: 'Okul, genç beyinlere insanlığa saygıyı, millet ve ülkeye sevgiyi, bağımsızlık onurunu öğretir.'

 

20200312

🎞 🇹🇷 İstiklal Marşını okuyan Türk çocukları

20200120

Sıradışı bir öğretmen...

''Dünyanın en iyi eğitim sistemi kabul edilen Finlandiya modelini köy öğretmeni Hasan Kartal atandığı Diyarbakır - Kumrucuk Köyünde hayata geçirdi!

Mahrumiyet ve yoksulluk çocukların kaderi olamaz, misyonuyla yola çıkan öğretmenimiz birleştirilmiş bir sınıfta, kolej eğitimi veriyor. Sağlıklı beslenme, sofra adabı, bilim, sanat, sinema, spor, akıl-zeka oyunları, bahçe ve doğa, kodlama, yaratıcı drama gibi derslerle çocuklara iyi bir donanım sağlıyor. Mesleğini hakkıyla yapanları ayakta alkışlıyorum'' 

Alıntı: Sosyal Medya Sevindirici Haberler @sevindiricii


20190324

Cumhuriyet tarihinin ilk yıllarında yapılan Gazi Paşa Mektebi kül oldu!



Yangın, tadilatta olan Gazi Paşa Mektebi’nde çıktı. Henüz bilinmeyen nedenle çıkan yangın, kısa sürede yayılırken, alevler büyüyerek tüm binayı sardı. Gökyüzüne yükselen ve çevresini gündüz gibi aydınlatan alevler kilometrelerce uzaklıktan göründü.

  

CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA YAPILDI 
Cumhuriyet tarihinin ilk yıllarında yapılan Gazi Paşa Mektebi’nde çıkan yangını söndürmek için, Denizli ve çevre ilçelerden çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Ekiplerin müdahalesine rağmen tarihi okul harabeye döndü. Olay sırasında can kaybı ya da yaralanan olmadı. 

DHA

Alıntı/Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/cumhuriyetin-ilk-yillarinda-yapilmisti-kul-oldu-4112415/

20181118

Bir çöpçünün Türk çocuklarına Türk kültüründeki değerleri öğretmesi



Ne güzel öğretmensin sen.. 😊
Konuştum babayla. Çok üzüldü, çocuğunun üzülmesine. Dağ gibi adam gözyaşlarını ilk kez ayırdı gözlerinden belki de. "Üzülmek yetmez dedim, bir planım var. Dahil olur musun?" Kabul etti seve seve.

Anlatıyor uzatmadan. kısa, öz, keskin. Anlattıkça daha da büyüyor adam.
Ertesi sabah soruyor birkaç veli. "Bizim çocuk akşamdan beri büyüyünce çöpçü olacağım diyor. Siz ne öğretiyorsunuz bu çocuklara Allah aşkına?"

""Üzmüşler çocuğu, diğer çocuklar. "Senin baban çöpçü, sen de pis kokuyorsun" demişler. Vicdan duygusu tam gelişmemiştir okul öncesi çocuklarında. Zaman zaman böyle acımasız olabilirler. Sonuçta hepsi çocuk işte. Kırmışlar yavrucağın kalbini. Çocukların güzel yanıdır gönülleri, kırılsa da çok, hemen toparlanmaya meyillidir. Yetişkinlere benzemez, kin gütmezler.

"Pis ülke" oyunu oynattım çocuklara bir gün. Türetilmiş (uydurma) bir oyun. Ne bulduysak attık yerlere. Bu arada "kötü koku spreyi" sıktık sınıfa, çocuklar görmeden tabi. Birazdan sınıf dayanılmaz bir kokuya karıştı. Dedim niye böyle oldu* Dediler öğretmenim çöplerden, pislikten. Durun dedim, bakın kapıya, biri gelecek, kurtaracak bizi bu pislikten, kokudan. büyüleniyor sanki. Bak bak bitiremiyorlar. 1.90 boy. Heybetli mi heybetli çöpçümüz.

Başlıyor hemen temizliğe. Bende pencereleri açıyorum hemen. Temiz hava nüfuz edince etkisini kaybediyor kötü koku spreyi. Yardımcı öğretmenimiz de yasemin kokulu oda spreyini sıkıyor birkaç fıs. Çocukların gözü bizi görmüyor zaten. Ama içlerine doluyor mis gibi çiçek kokusu.

Sonra yarım ay düzeninde oturuyoruz çöpçünün karşısına. Konuşuyor prova ettiğimiz gibi. "Çöpçüyüm ben" diyor. "Siz sabahları uyurken daha, yada gece yarısı mahallenizin çöplerini topluyorum. Arkadaşlarım da var. Onlar da topluyor. Çöpler toplanmasa sokaklardan, her yer bugün sınıfınızın koktuğu gibi kokar. Çöpçülük zordur çocuklar. Çok zor iştir."

Nasıl dinliyorlar anlatamam. Gözlerini hiç ayırmadan. Hele oğlu. Gurur duyuyor babasıyla ve her sözünde hayran oluyor ona. O bakışa ömür verilir inanın bana.

Sonra fotoğraf çektiriyoruz hepimiz kahramanımızla. Alkışlarla ve aşkla uğurluyoruz çöpçümüzü. Bir baba, bir oğul. Tedavi edilmiş iki yürek. İşimiz bu. Yüreğe dokunmak. Hanımlar, beyler! Bir çocuğun alın teriyle para kazanan babasının mesleğinden utanmasına dayanamam. Dayanırsam, öğretmen olamam.


Gülümseyerek cevap veriyorum. "İnsan olmayı öğretiyoruz"..

Naim Ünver

Alıntı: Sosyal Medya

20181111

✍️ Müfredat - Saadet Pesen


Müfredat
Saadet Pesen
Mersin İmece Haber

Çocuk, genç, kadın, erkek kim olursa olsun.

Toplumsal yaşamda çalışır durumda olanlar için öncelik, iş yaşamlarıdır. O durumda bile gün içerisinde yapmak istediklerini ya da yapmaları gerekenleri düşünürler, gerekirse yazıya dökerler ve uygulamaya geçerler.

Küçük not kağıtları hemen herkesin ya da her durumun kaçınılmaz yardımcılarıdır. (Her ne kadar cep telefonlarındaki “Notlar” kâğıda gereksinimi azalttıysa da “Not” almak gerekliliği hâlâ vardır.)

Öğretmen derse, akşamdan hazırladığı “Günlük plandefteriyle girer. (Özellikle ilkokullarda olmazsa olmazdır.) Günlük plan, aylık planın içindeki bölümlerden alınır. Yıllık plan ise bir öğretim yılını kapsayan programdır.

Yaşam; kurallar bütünlüğü içerisinde yaşanır. Farkındayız ya da değil…
Kurallar ve programlar.
Kurallar vardır uyulması için ve programlar vardır uygulanmak için.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin İKİ önemli kurumu vardır MİLLİ başlıklı; Eğitim ve Savunma
Her ikisinin de kuralları vardır uyulması gereken ve programları vardır uygulanması zorunlu!
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un açıklamaları yazdırdı bize bunları…

“Öğrenciye özel” değil, Türk Milleti’nin tarihinden gelen kültür kaynaklı, O’nu geleceğe taşıyacak ve çağı yakalayan seviyeye uygun, öz güvenli, yapıcı- yaratıcı özüne katkı sağlamaktan başlayarak insanlığa katkı sağlayacak bireyler olarak (Ayrıntılar programda vardır) yetiştirmek AMAÇTIR ve bu amacı gerçekleştirmek üzere hazırlanan PROGRAM vardır.



Mustafa Kemal Atatürk ne diyor?
 “Eğitimdir ki, bir milleti ya hür; bağımsız, şanlı yüksek bir toplum olarak yaşatır veya bir milleti köleliğe ve yoksulluğa terk eder.”
Başka?
 “Ben sporcunun, zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklı olanını severim.”
Başka?
 “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz.”
Başka?
“Köylü milletin efendisidir.”
Başka
“Ey Türk Gençliği, birinci vazifen; Türk İstiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.”

Her söz ve hatta sözcük bir programın anlatımıdır ve kurallar bütünlüğü içerisindedir.



*                      *
Mersin’de OKUL enflasyonu var!
Caddeleri bırakın sokaklarda bile sağlı-sollu OKUL görüyoruz…
Okullar henüz normal durumlarındayken, gerçek okullar (Kocaman ve bahçeli…) iken; İlkokul, ortaokul ya da lise aynı binada olmazdı hatta olamazdı. Yasalar izin vermezdi… Çocukların psikolojik durumları, ilgileri vb dikkate alınarak… Oysa şimdi oturma dairelerden oluşan binalarda “Fen Lisesi, Anaokulu, ilkokul, ortaokul” tabelalarını görüyoruz.
PROGRAMSIZLIK bizi daha nerelere sürükleyecek?
Görmüyor muyuz geriye doğru kaydırıldığımızı?
 “Masalın aslı bu” kitabı yardımcı olur mu acaba?


Alıntı / Kaynak: http://www.mersinimecehaber.com/mufredat-makale,7946.html

20181018

🗣Okullarda 🇹🇷'Andımız' 🇹🇷 tekrar okunmaya başladı


Danıştay 8. Dairesi, “Öğrenci Andı"nı kaldıran yönetmelik hükmünü iptal etti. 'Andımız' artık okullarda tekrar okunabilecek!








 

20180919

✍️ Bir öğretmenin hatıralarından...


Sene 1960ların sonu, yetmişlerin başı. Yeni öğretmenim. İstiyorum ki öğrencilerimi birinci sınıftan alayım, beşinci sınıfa kadar okutup mezun edeyim. Birinci sınıf istedim verdi Tanrı Rahmet eyleşin müdür Halil Ayhan. Okul açıldı. Hangar gibi bir sınıf, okulun en büyük sınıfı. 120 öğrenci. Hiç bir şey yapmasalar otururken popolarını oynatsalar, gürültüyü varın hesap edin. Bir ödeve bakıyorum tam üç ders saati. Ben ödevlere bakıp yanlışları düzeltirken, kimi tahtada yanlışını düzeltme temrini yapıyor, ödevine baktıklarımdan kimi deftere fiş yazıyor, kimi çizgi temrinleri yapıyor. Bir masal anlatırsam susturabiliyorum ancak, bir de şarkı söylerken. Bazen de çıldırma noktasına geliyorum, akşam eve gittiğimde pestilim çıkıyor. Boğazımda müthiş yanma ve ağrı, sesim kısılmış. Ertesi gün yine aynı şey.... Ses tellerimdeki bu hasar hâlâ düzelmediği gibi tüm meslek yaşantım boyunca benim açmazım da bu oldu. İleri ki yıllarda bir öğretmenlik oyunuyla ses kısıklığını öyle kullandım, öyle işime yaradı ki... Çoğu kez arkadaşlarım,"Biz bağırdığımız halde sesimi duyurup dinletemiyoruz öğrencilere, sen bu sesle sınıfta nasıl baş ediyorsunuz?" sorularına gülerek meslek sırrı deyip geçiyorum.


Neyse o sınıfta bir gün hatalarını düzeltmesini istediğim öğrenciyi tahtaya yazı yazmaya kaldırdım. Bir gözüm tahtada, diğeri öğrenci defterlerinde, kulaklarım her yerde. Ödeve bakarken çocuklara sarılır, onları hem severim, hem de sırtların hafif hafif dokunarak uyarır, çalışma sözü alırım. Bu yüzden çok bitlenmeşimdir. Sesim sınıfta orkestra şefi gibi." Öğrencileri sesimin tonlarıyla dövdüğümü" bir öğretmen arkadaşım "Siz insanlar sesinizle dövüyorsunuz" diye söyledi. O güne kadar bunun hiç farkına varmamışım demek. Aynı şeyi eşim de söylüyor.

Bu sırada bir bağırışma; "Örtmenim altına kaçırdı." biraz önce tahtaya kaldırdığım minik öğrenci, altına kaçırmış, sınıf berbat olmuş. Bana çişim var da demedi. Ben de bunu hiç düşünemedim, ah deneyimsizlik. "Hadi evinize git, annen üzerini değiştirsin."deyip öğrenciyi evine gönderdim. O çıkar çıkmaz müdür sınıfa damlardı. "Sen ne yaptın?" deyince afalladım. "Ne yapmışım ki..." sorum üzerine bana "Çocuk, öğretmenim kafama bir vurdu, bir işedim" demiş ona, çok üzüldüm. Benden önce minikler atıldı "Yapamadı, sıkıldı, altına kaçırdı." diye müdüre tepki verdiler. Yine de "Sen sen ol, bunları derste bile olsun sık sık tuvalete gönder. Bunlar küçük sıkılır, korkar söyleyemez." Tamam dedim, konu kapandı.

Okul açılmış haftalar sonra bir gün sınıfın kapısı açıldı iki öğrenci geldi.Adlarını sordum, erkek "Teberik" dedi, kız ablaymış Arife dedi.Sınıfta iki Arife oldu. Teberik isimli öğrenci yok. Okul müdürünü çağırdım, geldi. Neyse sorun çözüldü. Ama kimse yeni gelin öğrencinin adını söylemiyor, herkes ona Teberik diyor. Öyle yaramaz ki 119 öğrenci bir yana, Teberik bir yana.. Soyadları Sarıyıldız, "Onu biraz sığaya çekmek zorunda kalıyorum, o arada da Aşık Veysel'in "Doğmaz olsun sarı yıldız, yıldız yıldız" türküsünü söyleyerek yapıyorum bu işi de.
Bu olaydan birkaç zaman sonra müfettiş geldi. "Çişim var" diyeni gönderdim. Bir de baktım ki sınıfta benim ile müfettişten başka kimse kalmamış, sınıfça çişe çıkmış benimkiler. Başladık gülmeye. teker teker gelip yerlerine oturdular.

İkinci dönem başında geldiğinde müfettiş, ben öğrencilere eldeli toplama, deste bozmalı çıkartma yapmayı öğretmişim. "Siz, programı çiğnemişsiniz" diye girdi söze. O sırada öğrenciler, başımıza toplandı, müfettişin ceketinden çekiştirerek onu kapının önüne adeta süreklercesine götürdüler, sonra anahtar deliğini gösterip buradan dışarı çıkması için ısrar etmeye başladılar. Müfettiş şaşırdı. Bana dönüp "Bunlar ne diyor?" deyince sizin eleştirdiğiniz bu konuyu ben onlara bu anahtar deliği ile kavrattım, size onu anlatmaya çalışıyorlar. İnsan, anahtar deliğinden dışarı çıkamaz, delik küçük, insan büyük. O zaman iki basamaklı sayıdan bir ondalık deste alıp küçüğe ekledik; yani kapıyı açtık. Açılan kapıdan kolayca dışarı girip çıktılar. Küçük sayıdan büyük sayıyı da böyle çıkardık." onlar da size bunun olabileceğini, kavradıklarını gösteriyorlar. Kızdığınızı sandılar da akıllarınca bana laf söyletmiyorlar kendilerince." deyince başladı gülmeye. "Sen, bunlara ne yapmışsın böyle? Bunlar ikinci sınıfın konusu..." Ama "Bunların seviyesi buna uygun. Ben de verdim gitti, kavramışlar ya...." 

Herkese anladığı şekilde anlatırsan nato kafa nato mermer kafalar bile her şeyi anlar, iyi anlatıldığında. Kiminin kafası beton gibidir ne gördüğünü anlar, ne okuduğunu, ne de gereğini yapar; odunum da odunum der. Bu tipler, başkalar tarafından en iyi kullanılan tiplerdir.

Emine Azboz
Em. Öğretmen ve yazar

Alıntı/Kaynak: Sosyal medya

20180917

Fedakâr 🇹🇷 Türk öğretmenleri

Fedakâr öğretmenler iş başında. Van’ın Başkale ilçesinde bir grup öğretmen okulu boyadı, sıraları onardı. 13 derslikten oluşan okul öğretmenler sayesinde yeni eğitim-öğretim yılına hazır.

Atatürk’ün Mektep Kaçağı Çocuklara Verdiği Ders

Atatürk’ün Mektep Kaçağı Çocuklara Verdiği Ders

Mektepten kaçan beş altı lise talebesi bir gün Çankaya civarında henüz yeşillenmeye başlayan bir ağaçlığın altına uzanmışlar, sigaralarını yakarak gülmeye, eğlenmeye başladıkları sırada bir takım ayak sesleri işitmişlerdi.
Atatürk, yanlarında İsmet İnönü, Şükrü Kaya, Cevat Abbas ve Reşit Galip ile birkaç kişi daha olduğu halde karşılarında idi. Çocukların beti benzi atmış.
Atatürk sert ve tok bir sesle:
-“Mektep zamanı burada ne işiniz var?” Dedi.
-“...” Soru tekrarlanınca:
-“İzinliyiz” cevabını verdiler.
Atatürk:
-“İzin kâğıtlarınız? Sorusunu sorunca, tabii ne bir hareket ne bir cevap vardı.”
Bu sefer Atatürk, biraz ileride kalanlardan birine:
-“Ya sen?” Diye hitap etmesi üzerine bu genç doğrusunu söyledi:
-“Paşam biz izinli değiliz, biz mektepten kaçtık.”
Atatürk’ün yüzündeki sertlik yumuşamıştı:
-“Bugün ne dersiniz vardı?”
-“Tarihten sözlü olacaktık.”
Atatürk’ün kaşları yine çatılmıştı:
-“Tarih dersinden kaçılır mı?”
Fakat zeki talebe cesaretle:
-“Kaçılmaz Paşam, fakat kitapların dili bize ağır geliyor; anlamakta güçlük çekiyoruz. Bize anlayacağımız dil ile kitapları verin oturup çalışalım.”
Atatürk bu defa bu sözleri söyleyen çocuğun omzuna elini koydu:
-“Oğlum, dedi, istediklerinizin hepsi olacaktır. Fakat her şeyi birden yapamayız. Sıra beklemek lazımdır. Yarına bırakılmış çok işlerimiz var. Dil ve tarih çalışmalarımız da bunlar arasındadır. Biz devrimleri yaptık, onları devam ettirmek de sizin vazifeniz. Haydi, bakalım, şimdi doğru mektebe.”1
1 Niyazi Ahmet Banoğlu, Nükte ve Fıkralarla Atatürk, Cilt: II, İstanbul 1967, s. 107–108.

Kaynak: Atatürk’ten Gençliğe Unutulmaz Anılar, Ahmet Gürel, Mayıs 2009

20180830

🎞 Söz veriyoruz: 'Atatürk devrimlerini yaşatacağız'

'Maltepe’de yeni eğitim-öğretim yılı coşkulu bir törenle başladı. Öğrenciler “Bu güzel vatanımızı ve Mustafa Kemal Atatürk devrimlerini bir ömür boyu koruyup yaşatmaya söz veriyoruz” dedi'

En Çok Okunanlardan...