Türk Milliyetçiliği, son iki yüzyılda çağdaş dünyanın oluşmasında önder roller üstlenmiştir. Avrupa’nın Marx gibi büyük devrimcileri, bu olayı daha 19. Yüzyılın ikinci yarısında fark ettiler. Dünya ufuklarında görülen Asya devrimleri arasında Rus, Çin ve Türk devrimlerine işaret ettiler.
TÜRK DEVRİMCİLİĞİNİN DÜNYA UYGARLIĞINA KATKILARI
Türkiye’nin 1876, 1908, 1920 Devrimleri, Mazlum Milletlerin dünya tarihine ağırlıklarını koymalarında, Rus, Çin, Hint ve İran Devrimleriyle birlikte başı çekti. Türk Milliyetçiliği bayrağı altında toplanan Millî Devrimcilerin kurduğu öncü örgütlenmeler, dünya tarihini etkileyen millî demokratik devrimlere önderlik ettiler. Bu açıdan Mithat Paşalar, Namık Kemaller, Talat Paşalar, Enver Paşalar, Atatürkler, çağdaş devrimlerin kahramanları arasındaki yerlerini aldılar. Türk Milliyetçiliği, onların mücadelesinde yalnız Türkiye tarihine değil, dünya devrim tarihine yön veren etkilerde bulundu.
ÇAĞDAŞ UYGARLIĞIN ADRESİ
Dünyamız şimdi yeni bir devrimci atılımın eşiğinde bulunuyor. Asya Çağına girdiğimizi artık Batının düşünürleri ve siyasetçileri dahil, herkes kabul etmektedir. Asya Çağının öncü ülkeleri de, yaşadığımız pratikler içinde belli oldu. İmparatorluk ve devrim birikimi olan Çin, Rusya, Türkiye, Hindistan ve İran, yine önder rollerde gözüküyorlar.
Batı emperyalizmi batıdaki tepelerin arkasında batarken, Doğudan yeni bir uygarlık yükseliyor. Bu uygarlık Millî Demokratik Devrimler ve Sosyalizme Açılma Çağının uygarlığıdır: Bağımsızlıkçıdır, Kamucudur, Paylaşmacıdır, İnsancıldır, Aydınlanmacıdır. Atatürk’ün “Çağdaş Uygarlık” kavramının adresi artık Asya’dır, Avrasya’dır.
ÇAĞDAŞ UYGARLIĞIN TEMEL PROGRAMI
Türk Devriminin 19. Yüzyılda oluşmaya başlayan ve Kemalist Devrim döneminde Altı Okla özetlenen temel programı, aslında uluslararası bir programdı. Atatürk, bu programda Fransız ve Sovyet Devriminin etkilerini yeri geldikçe ifade etmiştir. Türk Milliyetçiliği, Türk Devrimi sürecinde kendi tecrübelerine dayanarak program geliştirirken, kendisine benzeyen Mazlum Milletlerin tecrübelerinden de yararlandı. Ortak program, Asya’dan Afrika ve Latin Amerika’ya kadar bütün Mazlum Milletlerin katkılarıyla oluştu. Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve Devrimcilik, bu ortak programın oklarıydı ve oklarıdır. Çin, Rus, Hint, İran, Arap, Afrika ve Latin Amerika devrimlerine bakınca, hep aynı programı görüyoruz. Elbette her ülkenin kendi özgün süreçlerinde.
YÜKSELEN DEVRİM DALGASI
Bugün Dünyanın önünde Millî Demokratik Devrimlerin yeni ve çok güçlü dalgası var. Bu yükselen devrim akımı, özellikle Çin’in ve Hindistan’ın kişiliğinde şimdiden zaferini kabul ettirmiş bulunuyor. Türk vatanseverliği de Avrasya’da tarihi rollerin önünde görülüyor.
DÜNYANIN KALPGÂHINDAKİ TÜRK DEVLETLERİ
Bugün dünyada yedi Türk devleti bulunuyor: Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Kırgızistan.
Bu ülkelerin bir ayakları Asya’da, diğer ayakları Avrupa’dadır. Hepsi Avrasya ülkeleridir ve Avrasya’nın kâlpgâhı denen coğrafyada yer alıyorlar. Hepsinin ortak özellikleri Çin, Rusya, İran, Hindistan ve Pakistan ile vazgeçemeyecekleri ortak çıkarlara, bağlara ve geleceğe sahip olmalarıdır.
Bu yedi devlet dışında Türkler, Asya ve Doğu Avrupa’nın bütün ülkelerinde varlar. Rusya’da, Çin’de, Afganistan ve İran’da, Irak ve Suriye’nin kuzeyinde, Doğu Avrupa ülkelerinin hemen hepsinde Türkler var.
Avrasya Türkleri, nüfus, ekonomi, doğal kaynak, örgütlenme yeteneği, devrimci birikim, uygarlık mirasıyla yükselen yeni uygarlığın önde gelen yapıcıları arasındadır.
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN ÇAğDAŞ UYGARLIK BİRİKİMİ
Türk Milliyetçiliği veya Türkçülük, herhangi bir Milliyetçilik değil, Çağdaş Uygarlığa öncü katkıları olan bir Milliyetçiliktir. Bu özelliği, Türk Milliyetçiliğini daraltan, bencilleştiren ve emperyalizmin güdümüne sokmaya çalışan eğilimlere izin vermemiştir ve vermez. Hele bugünkü koşullarda tarih, Türk Milliyetçiliğini ... emperyalizminin vurucu gücü yapmaya yeltenen eğilimlere hiçbir şans tanımıyor. Türk Milliyetçiliğini Avrupa kapısına bağlama girişimleri de çoktan iflas etmiştir.
Türklerin bağımsızlık ve devlet birikimi, Haçlı’nın güdümüne giremeyecek kadar güçlüdür. Türkler, Haçlı seferlerini yenilgiye uğratan büyük mirasla bugün emperyalizme karşı mücadele eden büyük insanlığın en önemli kuvvetleri arasındadırlar.
Önümüzdeki dönemde Türk Milliyetçiliğinin bir başka devletin denetimine girmesi olasılığı da yoktur. Çünkü 2030 yılının dünya ekonomisine baktığımız zaman, Türkiye, yine Asya ülkeleri olan Çin, Hindistan, ABD ve Endonezya’dan sonra beşinci büyük ekonomidir.
DORUKTAKİ ÖZGÜVEN
Türkiye’nin ve Türklerinin gizilgücüne baktığımız zaman, Rusya veya Çin hegemonyası gibi bir tehdit ve tehlike geçerli değildir. Rusya ve Çin’in gelişmesi, Türkiye’nin ve Türklerin de yararınadır. ... emperyalizminin yaydığı Rusya ve Çin korkusu, Batı’nın bize sinsice telkin ettiği güvensizlik zemininde etkili olabiliyor, ancak gerçekçi değildir. Türklerin özgüveni, bugün son yüzyılların en gerçekçi konumuna yükselmiştir, doruktadır.
ARTIK AVRASYALIYIZ
Ekonomik ve siyasal sürece baktığımız zaman, Türkiye şimdiden Avrasya ile bütünleşmiş bulunuyor.
Birinci ticaret ortağımız Rusya, ikincisi Çin ve Üçüncüsü Almanya. Öte yandan Türkiye’nin enerji güvenliği Batı Asyalı komşularındadır. Batı Asya ve Akdeniz’deki güvenliğimizin ortakları ise, yine Rusya, İran, bağımsız Arap ülkeleri ve Çin’dir.
Bu koşullarda, ... emperyalizminin inişte olduğunu da dikkate alırsak, Türkiye’yi ve Türk Devletlerini bir kama gibi Rusya ile Çin’in arasına sokma imkânı sıfıra yakındır.
Bütün Türk cumhuriyetlerinin Rusya ve Çin’le vazgeçemeyecekleri ekonomik, siyasal ve askeri bağları var. Şanghay İşbirliği Örgütü’nde Türk Devletleri, çoğunluğu oluşturuyor. Bir kısmı da aday ülke olarak katılma sürecindedirler. Türk devletlerine Rusya ve Çin’e karşı senaryolar dayatmak, artık ABD’nin hayâl dünyasının dahi sınırları dışındadır.
Türkiye’nin Avrasya’daki başı dik ve uygarlık yapıcısı konumuna yerleşmesini engelleyecek bir güç bulunmuyor. Diğer Türk devletleri de bu süreci olumlu yönde ve çok güçlü olarak etkiliyor.
AVRASYA’DA BİRLEŞİYORUZ
Bu durumda Dünya Türklüğünün Avrasya’da birleşmesi, kaçınılmazdır. Bu olay,