Asya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Asya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20250621

📖''Biz Türkiyalılar, Asyai bir milletiz''


 Biz Türkiyalılar, Asyai bir milletiz


Mehmet Boz

Önceki iletide “ Hasan Arsan Bey’in Araplara düşman olmamız için gerekçeleri nedir? Öğrenmek hakkımız olmalı. “ diye yazmıştım.

Ondan ses çıkmayınca Ferruh Demirmen Bey “Arapların Türklere ne yaptıklarını bilmek için biraz tarih okumak yeter.” deyip emperyalist Batının Güneybatı Asya’daki Arap halklarını nasıl Türk’ü düşmanlaştırdığına ilişkin  iki de bağ(link) yazmış. Meselenin doğru anlaşılması için yaptığı katkıya müteşekiriz.

MAZİYE NAZAR:

1500’lerden bu yana bu zorbalık ve zalimliklerin merkezi olan Batı 1914 ile 1945 arasındaki (iki dünya savaşında) 30 senede 100 milyon insanın ölümünü sebep olur. Bu rakamı her gün ve her an hatırlamak gibi Büyük insanlığın ödevi vardır.

Bugün de elindeki olanak ve varsıllıkları bırakmamak için akla ziyan, insanlık dışı ne varsa yapmakta. Irak, İran, Suriye, Afganistan, Filistin’de varlıkların yağma ve cinayetleri de her daim anımsanmalı.

Batının batağı emperyalizmin akademi dünyasının “oryantalizm” teorisinin kökenleri 18. yüzyıl sonlarına dayanır. Amacı Batı’nın üstünlüğünü göstermek ve bölgeyi kontrol etmek olan teoriye “ Doğu’nun, özellikle de Ortadoğu ve Müslüman dünyasının incelenmesi ” olarak da kulp takılır.

Bu teori yalnızca Güneybatı Asya ile sınırlı kalmayıp Asya, Afrika hatta Güney Amerika ülkelerini kapsayacak şekilde genişletilir.

Oryantalist ırkçı teoriye göre Batılı olmayan ülkelerin ekonomik olarak geri kalmasının sebebi esas olarak daha “aşağı insan “ ların ülkesi olmasından kaynaklanır. Emperyalist devletlerin dünyanın geri kalanını sömürmesi için icat edilen akademik maske budur.

Bu iki boyutlu bir oyundur.

İlki oryantalist teorinin öznesi olan Türkiye ve Güneybatı Asya gibi ülke insanlarının bunu kendi ülke akademi, siyaset ve medyası eliyle oluşturulan kültürel iklimle içselleştirtilmesidir. Böylece halklar “kendi öz” lerinde kalkınmanın temel niteliklerinin bulunmadığına inandırılarak emperyalist sömürünün payandası olmaları sağlanır. Bu hal tam olarak öğrenilmiş çaresizliktir.

İkincisi ise ezilen dünyanın doğal dost kuvvetleri olması gereken halkların birbirine düşmanlaştırılıp birbirleriyle dayanışmasının önlenmesi amaçlanır.

Oryantalist teoriye karşı mazlum milletlerinde önderi M.K. Atatürk İslam ülkeleri başta olmak üzere bölgesel paktlar kurulması fikri çerçevesinde Balkan ve Sadabat paktlarının oluşturulmasında öncülük eder.

Dikkat edilirse sosyal medyadaki paylaşımlarda Arap düşmanlığı yapanlar aslında kendi topraklarına ve insanına gönüllü düşmanlık ettiklerinin ayırtında değildir.

Art arda iki cihan savaşı yapan Batı halkları fi tarihinden beri nasıl “can ciğer kuzu sarması” yaşadıklarını sorgulansa mesele aydınlanacaktır!

***

Mustafa Kemal Atatürk, 2 Mart 1922’de de “ Biz Türkiyalılar, Asyai bir milletiz, Asyai bir devletiz” sözleriyle bir kimlik beyanında bulunur.(1)

Ertesi günü de Meclis kürsüsünden de şöyle seslenir: “ Neticede dünya iki zümreye ayrılmaktadır. Birisi Doğu ;ki kendi mevcudiyetini, insanlığını, bağımsızlığını idrak etmiştir; bu şuurla el ele vermiştir. Diğer bir zümre vardır ki (…) bunların gayesi insaniyetin, beşeriyetin iyiliğine yönelik olmadığı gibi, bilakis zulüm, baskı olduğu için, onları lanetle yâd etmekte kendimizi haklı görürüz.”(2)

Atatürk emperyalizmle anlaşmanın olanaksızlığının; Türkiye’nin doğu siyasetinin zorunluluğunun ayırtındadır.

( 15 Temmuz 1920 tarihli) Hakimiyeti Milliye’deki yazısnda emperyalist bloğa nasıl karşı konulacağını, tehdidi dengeleyecek kuvvet birikiminin nasıl yaratılacağının altı çizilmiştir:” Senelerden beri devam eden kanlı mücadelelerden sonra henüz düne ait yorgunluklar omuzlarımızın üstünde bizi çökertmeye çalışırken eğer sade kendi kendimize kalmış olsaydık, bu şerefli olduğu kadar ağır vazifenin altından kalkamazdık. Halbuki biz bu yolda hiç yalnız değiliz. Pek büyük, pek kuvvetli müttefiklerimiz var. Öyle müttefikler ki, dünyayı emperyalizm zulmünden kurtartmak için ahdetmişler, devamlı çalışıyorlar ve her gün yeni bir zafer kazanıyorlar.”

Atatürk 9 Temmuz 1922’de bu geniş ufku: “Türkiya’nın bugünkü mücadelesi yalnız kendi nam ve hesabına olsaydı, belki daha kısa, daha az kanlı olur ve çabuk bitebilirdi…. Çünkü müdafaa ettiği dava, bütün mazlum milletlerin, bütün Doğu’nun davasıdır ve bunu nihayete getirinceye kadar kendisiyle beraber olan Doğu milletlerinin beraber yürüyeceğinden emindir.”( 3)

1933’ün Mart’ında, Mısır Büyükelçiliğinde sabah ışıldarken söylediği “Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum. Bağımsızlık ve hürriyetine kavuşacak daha çok kardeş millet vardır…. Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve iş birliği çağı geçecektir.” demesi (4) yaşadığımız süreçte Asya, Afrika, Güney Amerika’da görülmeye başlayan bağımsızlıkçı eylemlerin ipuçları sayılmalıdır.

Atatürk’e “Batıcı” etiketi yalnız sahte Atatürkçüler tarafından yapıştırılmıyor. Atatürk’e karşı mevzilerde konumlanan kimi kesimler de Atatürk’ü Batıcı olmakla suçluyor. Atatürk’ü Batıcı ilan eden bütün kesimler, bir şekilde Atatürk’e karşı açılan cephede birleşiyor. Bu ortak cephe, hakikatle savaşıyor.

Ülke ne çektiyse Oryantalist teoriye ondan nemalanan veya tapan NATO’cu solculari ile NATO’cu milliyetçilerden çekti. Tıpkı “Süleyman efendinin nasırından çektiği” (*) gibi .

[E-Türkiyeyiz Biz] gibi bilgi alıverişi alanlarını düşünsel varsıllaşma olanağı sağlayan yerler olarak değerlendirmesindeyim.

(Bu yazı derlemedir)

(*)“Hiçbir şeyden çekmedi dünyada /Nasırdan çektiği kadar; /Hatta çirkin yaratıldığından bile /O kadar müteessir değildi; /Kundurası vurmadığı zamanlarda /Anmazdı ama Allah’ın adını, /Günahkâr da sayılmazdı. /Yazık oldu Süleyman Efendi’ye.” Kitabe-i seng-i mezar /Orhan Veli

(1) Atatürk’ün Bütün Eserleri, c. 12, 3. Basım, Kaynak Yayınları, İstanbul, Mart 2015, s. 297; Hakimiyeti Milliye, 5 Mart 1922.

(2) Atatürk’ün Bütün Eserleri, c. 12, s. 299; Hakimiyeti Milliye, 5 Mart 1922.

(3) ATABE, c.13, sf.136

(4) ATABE, c. 26, s. 144.

Mehmet Boz

Alıntı: https://www.turkishnews.com/2024/01/12/biz-turkiyalilar-asyai-bir-milletiz/

20200326

✍️ Merhaba Kamuculuk-1: Liberalizmin hümanizme ihaneti


Merhaba Kamuculuk-1: Liberalizmin hümanizme ihaneti
Dr. Doğu Perinçek
23 Mart 2020

Koronavirüs belâsı, insanlığı birden bire çağımızın büyük gerçeğiyle karşı karşıya getirdi. Toplum, ya özel çıkar sisteminden vazgeçecek ya da canından olacak! Dünya güneşin ve kendisinin çevresinde dönerken her sabah karşılaştığımız soru şudur:

Özel çıkar mı, yoksa insan mı?

Bireysel çıkar mı, yoksa kamu çıkarı mı?



YANIT YAŞAMIN KENDİSİNDE

Yanıt, yaşamın kendisindedir.

Her gün her saat başka insanlar sayesinde yaşıyoruz, öyle değil mi?

Şu anda ekmeğimizi kim pişiriyor, suyumuzu kim getiriyor, enerjiyi kim üretiyor, yolları kim ilaçlıyor, ateşimize kim bakıyor, kim nabzımızı tutmuş bizi hayata bağlıyor, Çin’den bir milyon tanı kitini kim yolladı, hangi geminin hangi uçağın kaptanı ve tayfası getirdi, her akşam saat 21.00’de sağlıkçılarımızı kim alkışlıyor, sınırlarımızı kim bekliyor, canımızı kim koruyor?

Birey olarak yalnız yaşayamayacağımızın farkına vardık, öyle değil mi?



TESLİM OLMAYAN İNSANLIK

İnsanlık tarihinin en yüksek yasası gündemdedir: İnsanoğlu, olumsuzluklara teslim olmuyor. Toplumlar, ölüm ile yaşam arasında her zaman yaşamı seçmiştir ve seçecektir.

Hayatı seçmek, yalnızlığı değil, toplumu seçmektir. Hayatı seçmek, tarihin kritik anlarında kapıya dayanan sistemi seçmektir. Dünyanın kapısını çalan, insancılıktır ve kamuculuktur.

BİREYİN SALTANATI KARANTİNADA

İnsanlık yeni bir eşiktedir.

Düne kadar kavim, kardaş, komşu, arkadaş, gönüldeş, elbirliği, güçbirliği, imece, dayanışma, sadakat, fedakârlık, vatanseverlik, bütün insancıl bağlılıklar aşağılanıyordu. Birey, değerler sisteminin tepesine oturtuluyordu. Artık bireycilik ve çıkarcılık, bütün insanlığı tehdit etmektedir.

Almanya Başbakanı bile karantinaya alındı. Aslında bu olay bireysel saltanatın karantinaya alınmasıdır.


KABİL HABİL’İ ÖLDÜREMEDİ

Liberalizm ve Hümanizm, ikiz kardeştir. İnsanlığın gündemine birlikte geldiler. Aydınlanma Çağı'nın çocuklarıdır onlar. İlk liberaller hümanistti. İlk hümanistler de liberaldi. Birbirlerini seviyorlardı. Kardeş sevgisi diyeceksiniz. Ama Kabil'in Habil’i öldürdüğünü unutmayın. Bu kez de Liberalizm Hümanizmi öldürmeye kalktı. Ama ölümsüz olan Hümanizmdir, Liberalizm değil. İnsan varsa, insancılık ölmez. Çünkü insan, ancak başka insanlarla birlikte yaşayabilir. İnsancılık, hayata tutunmanın ilk mesleğidir.

Liberalizm, devlet ve toplum hayatındaki başıbozukluğuyla ve özgürlük adı altındaki boşvericiliğiyle Hümanizme ihanet etmiştir. Evet Liberalizm, Hümanizme ihanet etti ve şimdi ihanetin bedelini ödüyor. Liberalizm, kardeşini öldürmeye kalktığı için cehennemlik olmuştur.

İnsanlık, insancılıktan vazgeçmiyor, Liberalizmden vazgeçiyor.



KAMUCULUĞUN HÜMANİZM SINAVI

Hümanizmin kamuculuk ile yeniden buluştuğu çağa girdik. Bu buluşma ilk buluşma değil. 20. Yüzyılda insanlık insanca yaşamak için çözümü kamuculukta bulmuştu. Halkçı ve kamucu devrimler art arda geldi. Türk Devimini bu topraklarda yaptık Rus, Çin, Hint ve diğer Mazlumlar Dünyası devrimleriyle el ele verdik. Ellerimizdeki bayrak, Kamuculuk ve İnsancılıktı.

Türkiye’de Namık Kemallerden, Genç Türklerden, İttihatçı Devrimcilerden başlar bu süreç, Atatürk önderliğinde doruğa yükselir. 1930’larda kamuculuğun şampiyonlarındandık. Aynı zamanda Hümanizmin yeni öncülerinden olduk. Refik Saydamlar, bu yoksul ülkeden sıtma, verem, trahoma, tifo, tifüs, cüzzam ve frengi gibi hastalıkları kamuculukla temizlerken, Hümanizm bayrağını Asya topaklarında yükseltiyorduk.

Şimdi Asya, yeni bir insanlık sınavı veriyor. Hümanizm bayrağı, yine Asyalıların elindedir. Kamuculuk, Çin’e özgü sosyalizm örneğinde, koronavirüs salgınına karşı verdiği büyük mücadeleyle Hümanizmin çağdaş mirasçısı olduğunu kanıtlamış bulunuyor.

Aydınlanma Çağının Hümanizmi, bugün Asya’da ve Kamuculukta yaşıyor.


ELVEDA LİBERALİZM

Elvedâ Liberalizm!

Sana insanlık olarak cehenneme kadar yolun var diyoruz.

Çünkü sen, insanlığa ihanet ettin!



MERHABA KAMUCULUK

Merhaba Kamuculuk!

Sana hoş geldin diyoruz?

İnsancıl olduğun için hoş geldin!

Kardeşliği, komşuluğu, yerdeşliği, fedakârlığı, paylaşmayı, sadakati, elbirliğini, dayanışmayı, millet sevgisini, vatan sevgisini ayağa kaldırdığın için hoş geldin!

İnsanlığı yeniden kaybettiği cennetle buluşturuyorsun, merhaba!


📚 İNSANCIL KİTAPLAR

  • 📖 'Yunus Emre Divanı'
  • 📖 Dante, 'İlahî Komedya'
  • 📖 Boccaccio, 'Decameron'
  • 📖 Montaigne, 'Denemeler'
  • 📖 Panait Istrati, 'Arkadaş'
  • 📖 Orhan Kemal, 'Gurbet Kuşları'
  • 📖 Sabahattin Eyüboğlu, 'Mavi ve Kara'
  • 📖 Muzaffer Buyrukçu, 'Şarkılar Seni Söyler'
  • 📖 Füruzan, 'Parasız Yatılı'
  • 📖 Onur Caymaz, 'Herkes Yalnız'
Alıntı/ Kaynak: https://aydinlik.com.tr/haber/merhaba-kamuculuk-1-liberalizmin-humanizme-ihaneti-203511-2

🎞️Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı.

  Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı. pic.twitter.com/zB0iENTSdL — Telgraft (@telqraft) April 12, 2026  ...