Blog Listem

Araplaşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Araplaşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20190603

✍️🇹🇷🗣 Atatürk'ün el yazısı ile Din ve Millet...

 

Atatürk'ün el yazısı İle Din ve Millet...


''Din birliğinin de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyleyenler vardır.Fakat biz,bizim gözümüz önündeki Türk milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz.

Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük millet idi.Arap dinini kabul ettikten sonra,bu din,ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların ve sairenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi.Bilakis,Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanlarını uyuşturdu. Bu pek tabii idi.Çünkü, Muhammed-in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu.Bu Arap fikri,Ümmet kelimesi ile ifade olundu.Muhammedin dinini kabul edenler,kendilerini unutmağa, hayatlarını Allah kelimesinin , her yerde yükseltilmesine hasretmeğe mecburdular.Bununla beraber,allaha kendi milli lisanında değil,allahın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bunacaktı. Arapça öğrenmedikçe, allaha ne dediğini bilmeyecekti.Bu vaziyet karşısında Türk milleti bir çok asırlar,ne yaptığını, ne yapacağını bilmeksizin,adeta, bir kelimesinin manasını bilmediği halde, kuranı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler. Başlarına geçebilmiş olan haris serdarlar,Türk milletince, karışık, cahil hocalar ağzıyla, ateş ve azap ile müthiş bir muamma halinde kalan,dini, hırs ve siyasetlerine alet ittihaz ettiler. Bir taraftan Arapları zorla emirleri altına aldılar,bir taraftan Avrupa-da, Allah kelimesinin ilası(yüceltilmesi) parolası altında,Hıristiyan milletlerini idareleri altına geçirdiler,fakat onların dinlerine ve milliyetlerine ilişmeyi düşünmediler.

Ne onları ümmet yaptılar, ne onlarla birleşerek kuvvetli bir millet yaptılar.Mısır-da, belirsiz bir adamı halifedir diye yok ettiler, hırkasıdır diye bir palas pareyi, hilafet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular, halife oldular. Gah şarka, gah garba veya her tarafa birden saldıra saldıra Türk milletini, topraklarını,menfaatlerini, benliğini unutturacak, allaha mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular.Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler,felaketler his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadete öldükten sonra ahrette kavuşacağını vaat ve temin eden dini akide ve dini his, millet uyandığı zaman onun şu acı hakikati görmesine mani olamadı. Bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin, ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek, ahiret hayatına kavuşmak telkin edendin hissi; dünyanın acısı duyulan tokadıyla derhal Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı.,davetlileri, Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti.Türk vicdanı umumisi, derhal, yüzlerce asırlık kudret ve küşayişiyle(açıklıkla,ferahlıkla) , büyük heyecanlarla çarpıyordu.Ne oldu? Türkün milli hissi, artık ocağında ateşlenmişti. Artık Türk, cenneti değil, eski, hakiki büyük Türk cedlerinin mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte din hissinin Türk milletinde bıraktığı hatıra.

Türk milleti, milli hissi;dini hisle değil fakat insani hisle yan yana düşünmekten zevk alır, vicdanında, milli hissin yanında, insani hissin şerefli yerini daima muhafaza etmekle müftehirdir(öğünür). Çünkü, Türk milleti bilirki, bugün medeniyetin şahrahında(büyük yolunda) müstakil ve fakat, kendilerine muvazi yürüdüğü umum medeni milletlerle, keşifleri, mütekabil insani ve medeni münasebet, elbette inkişafımızda devam için lazımdır. Ve yine malumdur ki, Türk milleti, her medeni millet gibi, mazinin bütün devirlerinde keşifleriyle,ihtiralarıyla medeniyet alemine hizmet etmiş insanların, milletlerin kıymetini takdir ve hatıralarını hürmetle muhafaza eder. Türk milleti, insaniyet aleminin, samimi bir ailesidir.

Türk milleti en eski tarihlerde,meşhur kurultaylarıyla,bu kurultaylarında devlet reislerini intihap etmeleriyle demokrasi fikrine ne kadar merbut olduklarını göstermişlerdir.Son tarih devirlerinde,Türklerin teşkil ettikleri devletlerde, başlarına geçen padişahlar,bu usulden ayrılarak müstebit olmuşlardır.

Kralların ve padişahların istibdadına,dinler mesnet  olmuştur. Krallar, halifeler, padişahlar etraflarını alan papazlar,hocalar tarafından yapılmış teşviklerle,ilahi hukuka istinat etmişlerdir.Hakimiyet,bu hükümdarlara Allah tarafından verilmiş olduğu nazariyesi uydurulmuştur.Buna göre,hükümdar,ancak allaha karşı mesuldür.Kudret ve hakimiyetin hududu din kitaplarında aranabilir. İlahi hukuka mütenit bir mutlakıyet kaidesi önünde,demokrasi prensibinin,ilk aldığı vaziyet mütevazıdır.O,evvela hükümdarı devirmeğe değil,onun yalnız kuvvetlerini tahdide,mutlakıyeti kaldırmağa çalıştı.Bu çalışma 400-500 sene evvelinden başlar.Evvela,kuvvetin milletten geldiği ve kuvvet gayrı muktedir bir ele düşerse iştirak etmesiyledir.....'' 

Medeni Bilgiler (sayfa: 364,365,366,367,368,369,370,402,403 )
ALINTI

20190602

Nursultan Nazarbayev'in Türklük bilinci ve kadına verilen önem ile ilgili sözleri



İslâmla Araplaşarak Kaybolan Uygarlıklar!

''Iraklılar Arap değil Sümerlerin, Akadların, Babillilerin, Asurların torunlarıdır..,Araplaştı

Mısırlılar Arap değil Antik Mısır medeniyetinin mirasçılarıdır, Araplaştılar,

Köklü bir kültürü olan Farslar Arap değildir…,Araplaştı,
Pakistanlılar Afganlar Arap değildir… Araplaştı,
Suriyeliler Arap değil Süryanidir…, Araplaştı
Kürtler Arap değildir…, Araplaştı,
Savaşçı Çeçenler Arap değildir…, Araplaştılar,
Tunus Arap değil Kartacalı Anibal’in torunlarıdır.., Araplaştılar.

Cezayirliler, Libyalılar, Faslılar Arap değildir Tuareg ya da Berberidir…, Araplaştılar.

Lübnanlılar Arap değil, tarihin gördüğü en iyi denizciler olan Fenikelilerin torunlarıdır..,
Araplaştılar.

Boşnaklar Arap değildir islamı kabul etmiş Sırplardır, Araplaştılar,

Osmanlılar Arap değildir… Araplaştılar.

Türkler Arap değildir... Atatürk özüne döndürdü ancak hızla Araplaşıyorlar.''

Nursultan Nazarbayev



''Bizde kadınlar kapatılmaz, okutulur. Çünkü biz Arap değil Türk'üz.''

12.11.15

“İslâm'ı resmi din olarak kabul ediyor ve bundan gurur duyuyoruz fakat Müslümanlığımızı konu ederek bir yerlere gelemeyiz. Diğer Müslümandevletlere ve İslam’ı yaşama biçimlerine saygımız sonsuz fakat biz Arap değiliz. Biz göçebe ve Türkî bir halkız. Araplar gibi kızlarımızı dini, kültürel veya toplumsal baskılarla kapatıp bunu Müslüman devlet imajı olarak kullanamayız. Onları çarşaflara bürüyerek eve hapsetmek bizim yolumuz değil.
Tekrarlıyorum!Herkese saygımız sonsuz fakat giyim kuşam insanların kendi özelindedir.Biz Kazak'ız, halkımız göçebe hayatı süresince at üzerinde bugünlere kadar kadın erkek ayrımı yapmadan geldi. Kadınlarımız, erlerinin yanında veya ardında değil aksine önünde yürürdü. İslam öncesi dönemlerde kadınlarımız nasıl isterse öyle giyinirlerdi ve toplumu rahatsız etmek gibi bir amaçları hiç olmadı. O nedenle bu konu özelinde tarih boyunca hiçbir sorun yaşamadık. Bugün ise bir sorun olması bizim halkımız için mümkün değil.Müslüman ve Sünni bir halk olmamız insanların hayatlarına karışmamız için sebep değildir.”
Nursultan Nazarbayev
Kazakistan Cumhurbaşkanı




''Din birliğinin de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz. Türk milleti, bir kelimesinin manasını bilmediği halde, Kuran’ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler. Türkler, Arapların dinini kabul etmeden evvel büyük bir milletti. Arap dinini kabul ettikten sonra Türk milletinin milli rabitaları gevşedi; milli hisleri ve heyecanı uyuştu. Bu pek tabii idi. Çünkü Muhammed’in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde, bir arap milleti siyasetine münçer oluyordu. Bugünkü kudret ve prestijimizle bugün bu inkılabı yapmazsak, başka hiçbir zaman yapamayız. Evet Karabekir, Arap oğlunun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kur’an’ı Türkçeye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım! Ta ki, budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler!''

(Kaynak: Medeni Bilgiler, M. Kemal Atatürk El yazması Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1969, s 364-365.)

Türkiye'de Suriyeli sayısı 7 ilde yüzde 10’u geçti


Suriyeli sayısı 7 ilde yüzde 10’u geçti
Bülent Sarıoğlu

Göçİdaresi Genel Müdürlüğü’nün son kayıtlarına göre Türkiye’deki Suriyelilerin sayısı 3 milyon 608 bin 49’a çıktı. Avrupa’yla yapılan geri kabul anlaşması ve El Bab, Azez, Afrin gibi bölgelerdeki tersine göç projeleriyle 2011’den beri Türkiye’deki Suriyelisayısı ilk kez azaldı.

2012’de 14 bin 237 olan Suriyeli sığınmacıların sayısı 2018 sonunda 3 milyon 623 bin 192 kişiye çıkmıştı. 23 Mayıs 2019 itibarıyla Türkiye’deki Suriyelilerin nüfusu 15 bin 143 kişi azaldı. 2014-2019 arasında birebir anlaşması kapsamında Türkiye’den çıkış yapan toplam Suriyeli sayısı ise 21 bin 597 oldu.

Adrese kayıt sistemine göre 23 Mayıs itibarıyla 82 milyon 3 bin 882 kişi olan Türkiye nüfusunda Suriyelilerin oranı yüzde 4.4’e çıktı. Barınma merkezlerindeki Suriyeli sayısı düştü. Suriyelilerin sadece 116 bin 989’u barınma merkezlerinde kalıyor.

Türkiye’de ayrıca 975 bin 472 yabancı, ikâmet izinleriyle bulunuyor. Bunlar arasında 104 bin 44 kişiyle Irak vatandaşları ilk sıradayken, Iraklıları 99 bin 643 kişiyle Suriye, 67 bin 52 kişiyle Türkmenistan, 65 bin 27 kişiyle Azerbaycan, 44 bin 313 kişiyle İran ve 39 bin 283 kişiyle Afganistan uyruklular izliyor.
600 bini türkiye doğumlu

Suriyelilerin 1 milyon 953 bin 575’i erkek, 1 milyon 654 bin 474’ü kadın. Suriyelilerin 600 bine yakını Türkiye’de doğdu. ‘Geçici koruma’ statüsündeki sığınmacılardan 515 bin 304’ü 0-4 yaş arası bebek ve çocuk; 494 bin 481’i ise 5-9 yaş arası çocuk. Tüm Suriyelilerin 1 milyon 665 bin 151’i 18 yaş altında, yani eğitim çağındaki genç ve çocuklardan oluşuyor.

60 yaş üstündeki Suriyeli sayısı 17 bin 292 kişi. 90 yaş üstünde ise 1733 Suriyeli bulunuyor.

İstanbul’da 546 bin 182 Suriyeli yaşıyor. İstanbul’un 15 milyon 67 bin 724 kişilik nüfusu içindeki oranı ise yüzde 3.6.

Ankara’da 91 bin 636 Suriyeli (oranı yüzde 1.6), İzmir’de 143 bin 192 (oranı yüzde 3.3) Suriyeli yaşıyor.

Son yıllarda sığınmacı göçünde en hızlı artış gösteren illerden biri Konya oldu. Bu ilde daha önce görece düşük olan Suriyeli sayısı 106 bin 377’ye çıktı. 2 milyon 205 bin kişilik Konya nüfusu içinde Suriyelilerin oranı yüzde 4.8’e yükseldi. Konya, İç Anadolu’da en fazla Suriyeliyi misafir eden şehir oldu.

81 il arasında Suriyeli sığınmacının bulunmadığı şehir kalmadı. En az Suriyeli’nin yaşadığı iller 23 kişiyle Bayburt, 35 kişiyle Artvin, 61 kişiyle Tunceli olarak kayıtlara geçti.


DÜZENSİZ GÖÇMENLER

Önlemlere karşın kaçak geçişlerde yakalanan yabancıların sayısı da düşmüyor. ‘Düzensiz göçmen’lerin sayısı 2016’da 174 bin 752 kişiyken, 2017’de 175 bin 732, 2018’de 268 bin 3 oldu. 2019’un ilk beş ayında 103 bin 881 kaçak göçmen yakalandı. Bu yıl düzensiz göçte yakalananlar arasında 41 bin 192 kişiyle Afganistanlılar ilk sırada yer alıyor. Bu ülkeyi 16 bin 208 kişiyle Pakistanlılar, 9 bin 26 kişiyle Suriyeliler izliyor.



20190419

II. Abdülhamid döneminde Osmanlı Ordusunda subay yetiştirme politikası

Osmanlı, Arap unsurlarını subay olarak yetiştirmeyi özellikle Sultan II. Abdülhamid döneminde bir devlet politikası haline getirdi. Araplar, Arnavutlar ve hatta Afrikalılar harp okullarında subay olarak yetiştirilmek üzere merkeze alındılar.
Cafer EL-Askeri de söz konusu Arap kökenli subaylardandı. I.Dünya Savaşı sırasında Trablusgarp'da Enver Paşa'nın kardeşi Nuri Paşa ile birlikte çeşitli aşiretleri örgütleyerek Mısır'daki İngiliz birliklerine karşı operasyonlar düzenlediler. çeşitli başarılar da kazandılar.

Fakat Cafer El- Askeri bir süre sonra İngilizler tarafından esir edildi. Mısır'daki İngiliz esir kampında Şerif Hüseyin'in ordusuna katılması için İngilizler tarafından ikna edildi. Savaşın sonunda silahını Osmanlı'ya karşı doğrulttu. Sonrasında Irak Başbakanlığı yaptı.

Kaynak: - Eugene Rogan, Osmanlı'nın Çöküşü, İletişim Yayınları. - Mesut Uyar, Edward J. Erickson, Osmanlı Askeri Tarihi, İş Bankası Kültür Yayınları. Fotoğraf: Cafer El- Askeri

Alıntı:  Akademik Tarih @AkademikTarihTR

20181115

✍️ 🇹🇷 Tarih Türkü Değil, Türk Tarihi Yazdı - Prof.Dr. Esfender Korkmaz

Tarih Türkü Değil, Türk Tarihi Yazdı


Ahmet Kaya’nın ağladıkça şarkısının İbranice ve yunanca yorumları var. İbranice yorumunu  sanatçı Yoav İtzhak  Ahmet Kaya’nın  ağladıkça şarkısının kendi dilinde yorumunu yaparken, Danıştayın 8 dairesi  Andımız için , Türk devletinin yaşaması , çağdaşlaşması ,  yeni nesillerin yetiştirilmesi için gerekli olduğu halde kaldırılmasının hukuki temeli yoktur ,  mealinde bir karar vermişti.

Siyasi iktidar tarafından doğrudan doğruya , CHP genel Başkanı tarafından istiklal marşı örnek gösterilerek  dolaylı yoldan , ‘’Türküm‘’ sözü nün  ırkçılık gibi yorumlandığı anlaşılıyor.
Türk sözünü  bir üst kimlik olarak kabul etmesen de , Türkiye’nin yüzde 85’i  Türktür. Kürt , Laz veya Çerkez , kimliğini söylerken ırkçılık olmuyor da Türk söylerken mi oluyor ? Yüzde 85’i Türk olan bir ülkede , Türk demek ayırımcılık ve Irkçılık değil  tersine  birleştiriciliktir.
Siyasiler tırmandırmasa bizim Türk, Kürt, Laz veya Çerkez olarak hiçbir derdimiz yoktur. Bu günkü siyasi iktidara kadar kimse kimseye ırkını sormazdı. Söz gelimi benim 1963 ‘ten beri yakın arkadaşım olan Vartolu Selahattin Sami Özer’e  bu tartışmalardan sonra ancak 2010 yılında ‘’ kimliğin nedir ‘’ diye soru sormak aklıma geldi.

Osmanlı döneminde Türk ismi daha az kullanılmıştır. Buna rağmen Anadolu’da ve Avrupa’da Türk ismi yaşamıştır.

Özellikle Halifelikten sonra Osmanlı İmparatorluğunda Ümmet ve vatandaş olarak ta Osmanlı ön planda  tutmuştur.  Osmanlı ümmetçiliği ‘Türklüğü inkar için değil ,  İmparatorluğu ayakta tutmak için bir tutkal olarak kullanılmış olabilir. Abdülhamit aynen bu politikayı kullanmıştır.

Ancak Avrupalı her zaman Türk’e Türk demiş. Osmanlıya Turkiya demiştir.  Söz gelimi Mozart 18. asırda (1756-1791)  Mehter marşından etkilenerek özgün adı , ‘’ Rondo alla Turca‘’ olan Türk Marşını yazmıştır.

Albert Hourani, Arap Halkları Tarihinde yazıyor ; ‘’ Osmanlı -Safavi ve Moğol hanedanları güçlerini Türk ordularından aldılar . Türklerin oluşturdukları hanedanlar orduda ve sarayda Türk dillerinin formlarını kullanmaya devam ettiler. Ama zamanla Arapça yada Farsça -Arapça kültürünün altında kaldılar. Sarayda ve Orduda yeni bir Osmanlı dili ve kültürü oluştu.‘’ ( Albert Hourani – Arap halkları tarihi ; s: 119 )

Türkçe dili , sarayda  Arapça ve Farsça etkisi altında kalmış ve fakat Anadolu’da Yunus'ta olduğu gibi saf Türkçe yaşamıştır.

Atatürk Türklüğe hak ettiği kimliği yeniden  kazandırdı… Bu defa da bir kamuflaj olarak Son  50  yılda bir Türk-İslam sentezi ortaya çıktı.İdeolojinin temel bir savı, Türklük kültür ve inanışı ile İslamiyet arasında esasta bir uyum olduğu şeklindedir.

Bu tezi öne çıkaranlardan Rahmetli Kafesoğlu  ;  Türklerin farklı din ve inanışta olanları olmakla birlikte, Türklüklerini İslamiyet’teki kadar hissetmediklerini savunuyor.

Hoca Ahmet Yesevi’ye sorarlar; Müslümanmısın ? Hoca cevap verir : 
‘’Elhamdülillah önce Türküm Sonra Müslümanım .  
‘’Hoca Türklüğü neden karıştırıyorsun derler . 
Hoca der ki : ‘’Türklük doğuştandır , kaderdir . Müslümanlık tercihtir.’’

Kaldı ki , Dünyada Alman Hristiyan , yahutta Budizm Tai  sentezi diye bir şey duyuldu mu ?
İkinci Dünya Harbi’nden sonra bir kısım ülkelerin aklı başına geldi. Onlar savaşlar nasıl önlenir, insanlar daha mutlu nasıl yaşar, sosyal haklar, refah devleti nasıl kurulur, daha yüksek verim ve daha düşük işsizlik için ne yapmalıyız konularında seminerler, paneller yaparken ve yine onlar teknoloji geliştirmek için beyin fırtınaları düzenlerken, biz solda devrim, İslam’da dava toplantıları yaptık, bu konuda kitaplar yazdık. 1960’lı yıllarda daha ileri düzeyde olduğumuz halde bugün Güney Kore gelişmiş ülkedir ve biz gelişmekte olan bir ülkeyiz. Güney Kore’nin fert başına milli geliri bizi ikiye üçe katlıyor.

2018 yılındayız … Türkiye büyük bir ekonomik sorun yaşarken Hukukun üstünlüğü ve siyasi özgürlüklerde geri düşerken , hala tüm medyada islamın farklı yorumlarını ve  Türk olmanın ırkçılık olup olmadığını  tartışıyoruz.

Alıntı/ Kaynak: https://www.esfenderkorkmaz.com/tarih-turku-degil-turk-tarihi-yazdi/

En Çok Okunanlardan...