Blog Listem

soykırım yalanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
soykırım yalanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260106

📖 1910-1922 Yılları Arası Ermenilerin Anadolu’da Yaptığı Katliamlar

 

Belirlenebilen bilgilere göre, Ermeni çeteleri Anadolu`da 523.000.955 Türk`ü katletti.

Ermeni meselesine siyasi olarak sahip çıkan ve soykırım olmadığını söyleyen kişilere hukuki yaptırım olarak hapis cezasını uygun gören bir yasa teklifini gündeme getirmekten çekinmeyen Fransız hükümeti, Ermeniler`in yaptığı katliamları görmezden gelerek hata üzerine hata yapıyor. Yüz binlerce insanı çocuk, kadın, genç, yaşlı demeden hunharca katleden Ermeni çeteleri, tarihe ışık tutan belge ve bilgilerin ışığında gün yüzüne çıkarılan toplu mezarlarla ne kadar acımasızca insanları katlettiğini açıkça ortaya koyuyor.

Başbakanlık Devlet Arşivleri, 1910-1922 yılları arası Anadolu’da 523.000.955 Türk’ün Ermeni çeteleri tarafından katledildiğini belgeleriyle ortaya koydu. Ermeni çetelerinin katliamları; tarih, yer ve isim olarak tek tek açıklandı. Ermeniler, yıllardır sözde soykırımı iddialarıyla dünya kamuoyunu yanlarına çekmeye çalışırken, resmi belgeler ise Türkler`in katledildiğini gösteriyor. 1910-1922 yılları arasında Ermeni çetelerin yaptığı katliamların tarih ve yerleri ile katledilen Türk sayısı ise şöyle:


Kaynak: www.megatr.org/dunya-tarihi/48865-tarihlerle-ermenilerin-yaptiklari-katliamlar.html


20200424

🗣💬 Atatürk'ün Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin soruya yanıtı...


ATATÜRK "ERMENİ SOYKIRIMI" İDDİALARINA İLİŞKİN SORUYA NE YANIT VERMİŞTİ? 


26 Şubat 1921’de Amerikalı gazeteci Clanence K. Streit, Kurtuluş Savaşı’nın önderini merak edip, tüm dostlarının ikâzlarına rağmen Amerika’dan Ankara’ya gelir.


Yüce Atatürk, İstiklâl mücadelemizdeki haklılığımızı tüm dünyaya duyurmak için Amerikalı gazetecinin bu ziyaretine çok önem verir. Amerikalı gazetecinin tüm merak ettiği soruları cevapladıktan sonra konu Ermeni tehcirine gelir. Büyük Önder yıllar önce der ki:


“ERMENİ AHALİSİNİN TEHCİRİ HUSUSUNDA…’

Mustafa Kemal, gazeteci Streit’in “Harbi Umumi esnasında yapıldığı mütemadiyen ağızlarda dolaşan Ermeni katliam ve tehciri hakkında hükümetinizin resmi görüşü nedir?” sorusuna şöyle yanıt vermişti:

“Rus ordusu 1915’te bize karşı büyük taarruzunu başlattığı bir sırada o zaman Çarlığın hizmetinde bulunan Taşnak Ermeni Komitesi, askeri birliklerimizin gerisinde bulunan Ermeni ahalisini isyan ettirmişti. 

Düşmanın sayı ve malzeme üstünlüğü karşısında çekilmeye mecbur kaldığımız için kendimizi daima iki ateş arasında kalmış gibi görüyorduk. İkmal ve yaralı konvoylarımız acımasız şekilde katlediliyor, gerimizdeki köprüler ve yollar tahrip ediliyor ve Türk köylerinde terör hüküm sürdürülüyordu. Bu cinayetleri işleyen ve saflarına eli silah tutabilen bütün Ermenileri katan çeteler, silah, cephane ve iaşe ikmallerini bazı büyük devletlerin daha barış zamanından beri kendilerine kapitülasyonların bahşettiği dokunulmazlıklardan istifade ederek ve bu maksada yönelik olarak büyük stoklar husule getirmeye muvaffak oldukları Ermeni köylerinden yapıyorlardı. İngiltere’nin barış zamanında ve harp sahasından uzak olarak İrlanda’ya reva gördüğü muameleye hemen hemen kayıtsız bir şekilde bakan dünya kamuoyu, Ermeni ahalisinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz. Bize karşı yapılmış olan iftiraların aksine, tehcir edilmiş olanlar hayattadır ve bunlardan çoğu, şayet İtilaf devletleri bizi tekrar harp etmeye zorlamasa idi, evlerine dönmüş olurlardı.” 
Gazeteci Streit’in “Ermeniler ve Rumlar tarafından Türklere karşı vukuu rivayet edilen katliam hakkında ne gibi malumat verebilirsiniz?” sorusuna ise Atatürk şu yanıtı vermişti:
“Gerek Umumi harp sırasında gerek Mütareke’den sonra Ermeniler ve Rumlar tarafından Müslüman ahaliye yapılan zulümler üzerinde durmak uzun bir hikaye olur. Brest-Litovsk Antlaşması’nın yapılmasını müteakip Rusların Doğu vilayetlerimizi tahliyeye başladıkları sırada Ermeni çetelerinin yapmış oldukları katliam ve tahribat kafi derecede herkesin malumudur. Sivas’ta benimle görüşmüş olan, daha sonra bu bölgeleri ziyaret etmiş eden ve buralarda Ermeni çetelerinin davranışları hususunda tafsilatlı gözlemlerde bulunarak daha sonra kendisine bu konuda anlatmış olduğum şeylerin doğru olduğunu Amerikalı General Harbord, Amerikan kamuoyunun kendisinden faydalı malumat temin edebileceği bir şahidimizdir. Taşnaklar daha sonra da Kars ve Oltu bölgelerinde Alexandropol Antlaşması’nın yapılmasına kadar cinayetlerine devam etmişlerdir” 
diyerek yanıtlamıştı. Atatürk, “Wilson Ermenistan sınırları hakkındaki fikriniz nedir?” şeklindeki soruyu da şöyle yanıtlamıştı: 
“Ermenistan birkaç günden beri tekrar Taşnakların eline düşmüştür. Alexandropol Antlaşması’nı samimiyetle tatbik mevkiine koyacak her Ermeni hükümeti dostluğumuza güvenebilir. Milyonlarca Türk’ü binlerce Ermeni’nin hakimiyetine terk etmeye kalkışan Wilson projesi sadece gülünçtür” 
diye cevap vermişti.

Kaynak: Clarence K. Streit-Bilinmeyen Türkler, çeviri Heath W. Lowry, sayfa 213

20200204

📖🗣Fransız yazar incelediği tüm bilgilerin 'Ermeni soykırımı' iddialarını çürüttüğünü belirtti (2017)


Erzurumajans (2017)
Fransız Yazar Yves Benard, incelediği tüm bilgilerin 'Ermeni soykırımı' iddialarını çürüttüğünü belirtti.

-Fransız Yazar Yves Benard, incelediği tüm bilgilerin 'Ermeni soykırımı' iddialarını çürüttüğünü belirterek, "Soykırım yoktur, iki taraf içinde katledilmişler vardır. Şuna ikna oldum ki aslında Türkler, Ermenilerden daha fazla katliam kurbanı olmuştur" dedi.

Fransa'da Pantheon Yayınevi tarafından kısa bir süre önce Yazar Yves Benard'ın araştırmalarından derlenen "Türk-Ermeni Görüş Ayrılığına Yeni Bakış" (Divergences turco-armeniennes) adlı 165 sayfalık bir kitap yayımlandı.

Kitabın yazarı Yves Benard, Türkiye'yi karış karış gezerek, derin bir araştırmaya yapmış ve kendini gönülden bağlı hissettiğini ifade ettiği Türk toplumu hakkında adalet yerini bulsun istiyor. 

Kitabıyla ilgili açıklama yapan Fransız yazar, "Bu kitabı yayınlatmakta çok zorlandım. 2009 yılında çıkardığım ilk kitap sadece bir hafta yayınlanabilmişti. Çünkü yayınevi üzerinde çok büyük baskı vardı. Korktular ve yayını durdurmaya karar verdiler. Şimdi, öyle görünüyor ki artık daha kolay yayınlanabilecek bir konu. Bu sefer çok kolaylıkla bir yayınevi buldum. Oysaki ilk kitabım için en az 60 yayıneviyle irtibata geçmiştim. O dönemde yayınevlerinin yarısı olumsuz yanıt vermiş, diğer yarısı ise yanıt vermeye bile gerek duymamıştı" ifadelerini kullandı.

"İtiraf etmeliyim ki, bir soykırımın olduğunu zannediyordum"

Araştırmalarının yaklaşık 5 yıl sürdüğünü, ilk olarak gittiği Türkiye'de birkaç ay kaldığını ifade eden Benard, "Türkiye'nin doğusunu karış karış gezdim. Tüm şehirlerin ismini çok iyi hatırlamıyorum ama gezdiklerim arasında Erzurum, Diyarbakır, Trabzon ve birçok küçük kasabayla köy de vardı. Oralarda çok sayıda insanla tanıştım. Hatta Ermenilere de sorular yöneltmek istedim. Ancak onlar reddettiler. Ermeniler tarafından bu konuyla ilgili yazılmış çok sayıda kitap var. Ben daha çok onların çıkardığı kitaplar hakkında bilgilenmiştim. Önce Türkleri konuşturdum. Kütüphaneleri gezdim, çok fazla araştırma yaptım. Ben Fransız'ım ve itiraf etmeliyim ki, bir soykırımın olduğunu, yaşandığını zannediyordum. Ancak bu fikrimi çok çabuk değiştiren belgelere ulaştım. Okuduklarıma inanamadım, İnsanoğlunun bu tür şeyler yapabilmesine inanmak çok zor. Ve belgelere ulaştıkça fikrim de değişmeye başladı" dedi.

"Kitabım zaten birçok kanıt getiriyor"

Benard, "Elbette katledilen Ermeniler oldu, ancak öncesindeki aylarda Ermeni Taşnak üyeleri; kadınlardan, çocuklardan ve yaşlılardan oluşan Türk sivilleri katletmişti. Erkekler ise cephede savaşıyordu. Unutmayalım ki bütün bunlar 1914-18 savaşı sırasında yaşandı. Erkekler savaşırken kadınlar çocuklar ve yaşlılar köylerde kalmıştı ve katledildiler. Ardından da köyleri Ermeni Taşnak üyeleri tarafından yakıldı. Yani Türklerin sonradan biraz da olsa intikam aldığını anlayabiliriz. Bu insanidir, normaldir. Ermeniler de katledilmiştir. İncelediğim tüm belgelerle şuna ikna oldum ki aslında Türkler Ermenilerden daha fazla katliam kurbanı olmuştur. Ermeniler kayıpları için 1.5 milyondan söz ediyorlar. Yakında her halde bu sayıyı 2 milyona çıkarırlar. Ancak, aslında en fazla 400 bin Ermeni hayatını kaybetmiştir. Ancak bu 400 bin içerisinde doğal olarak ölenler de vardır. Unutmayın ki o günlerde açlık yaşanmış ve soğuk hava şartları da ölümlere neden oldu. O dönemde nüfus kaydı yapan Ermeniler, bu sayıları veriyordu. Dolayısıyla 400-500 binden bugün 1.5 - 2 milyon gibi bir rakama ulaşmak biraz şaşırtıcı. Ermeniler o zamanlar hiçbir zaman bu rakamları vermediler. Sonuç olarak bir yandan aslında bir soykırımın yaşanmadığına inanıyorum. Yani böyle bir niyet olmadı ve böyle bir şey programlanmadı. Ve Ermeniler de yaklaşık 400 bin kişilik bir kayıp oldu ve savaş şartlarıydı. Her yerde kayıp vardı, Türklerde de, Fransızlarda da. Ne yazık ki 400 bin gibi bir rakam o dönem için normaldi " ifadelerini kullandı.

"Kitabım zaten birçok kanıt getiriyor"

"İnanıyorum ki, artık bu konuyla ilgili kitaplar yazmak çok daha kolay olacak" diye devam eden Benard, "Kitabım zaten birçok kanıt getiriyor. Gazetecilerle, din adamlarıyla, diplomatlarla. Gerçekten feci şeyler anlatıyorlar. Artık konuyla ilgili blokajın kalkacağına inanıyorum ve daha kolay konuşulabilir olacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Türkiye'de belli yaştaki insanlara ulaşmanın kolay olmadığını söyleyen Benard, "Asıl onların çok konuşacakları şeyler vardı. Ancak görüşmelerimiz kendilerine geçmişteki çok zor anları hatırlatıyordu. Bana konuşan kadınlar ve erkekler hep ağlıyordu. Ben de bu durumdan çok duygulandım. Mesela bir Azerbaycanlıyla görüştüm, güçlü kuvvetli görünmesine rağmen çocuk gibi hüngür hüngür ağlıyordu. Ben de bu durum karşısında gözyaşlarımı tutamadım" dedi.

Yves Benard'ın ilk kitabı "Ya Bize Yalan Söyledilerse?", Kasım 2009'da raflardaki yerini almış ancak çok kısa bir süre sonra yayınevi, yazarın kitapta Ermeni soykırımını inkar ettiğini, bu nedenle Fransa'da bu tezi destekleyemeyeceklerini bildirerek kitabın dağıtımını durdurma kararı almıştı. Yves Benard, Ekim 2017'de çıkardığı yeni kitabında belgeleri konuşturmanın daha sağlıklı olduğunu ifade ediyor. Fransızlar tarafından tanınmayan diplomatlar, gazeteciler, subaylar, din adamları ve teröristlerle yapılan görüşmeler Türk-Ermeni meselesi üzerine başka bir bakış getiriyor.

Alıntı/Kaynak: http://www.erzurumajans.com/mobile/fransiz-yazar-benard--ermeni-soykirimi-yoktur_68527h.html?fbclid=IwAR105E5wI_hwDHRRLaaCI2lk3gYSju9IFPxGU1a1PeJfsidA8XEfweT5jwM

20191219

"Ermeni soykırımı yoktur" dedi sansüre uğradı


Ulusal Kanal

Gazete Duvar haber sitesinin Genel Yayın Yönetmeni Ali Duran Topuz, dikkat çeken bir özür yazısı kaleme aldı. Sitede, “Bir özür yazısı: İnkarcılığa reddiye” başlığıyla, Ali Duran Topuz imzalı yayınlanan özür metninde, “Gazete Duvar, inkarcılığı reddeden bir yayın anlayışına sahip. Ermeni Soykırımı meselesinde de bu böyle. Fikir özgürlüğünün bizi inkarcılığı kabul etme, göz yumma, yayılmasına yardımcı olma borcu altına soktuğuna inanmıyorum” ifadeleri kullanıldı. Özür metninin devamında, sitenin yazarlarından Gülgün Türkoğlu’nun yazısının okunmadan girdiği, yazısının yayın politikasına aykırı olduğu belirtildi ve “Çok üzgünüm. Üzdüğüm, şaşırttığım, yanılttığım herkesten özür dilerim” denildi.

Odatv 'de yer alan habere göre, Gülgün Türkoğlu ise, yazısının kaldırılması ve “özür metni” yayınlaması nedeniyle Gazete Duvar sitesinden istifa etti.

Gülgün Türkoğlu, Gazete Duvar’dan kaldırılan ve özür metni yayınlanan yazısında, “Ermeni Soykırımı” iddialarının gerçek olmadığını kaleme almıştı. Türkoğlu, Türkiye’nin konuyla ilgili arşivlerini açtığını, buna karşın Ermeni tarafının arşivlerini açmamakta direttiğini belirttiği yazısında, Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik hakaretlere de sert yanıt verdi.

Gazete Duvar, “Ermeni Soykırımı yoktur” demeyi ifade özgürlüğü olarak görmezken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2015 yılında "Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” sözünü, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmiş ve bu yönde karar vermişti.

İşte Gazete Duvar sitesinin özür dileyerek yayından kaldırdığı 
Gülgün Türkoğlu’nun yazısı:

“Ermeni Tehciri"

Çivisi çıkmış dünya… Çivi nerede duruyordu da çıktı acaba? Bir mecazla ifade bulmuş olsa da ondan kopulduğunda dünyayı sallayacak bir merkez var demek ki! Gelenek, bu merkezin Hak duruş olduğunu söyler. Mevleviler saatlerce dönseler de bir ayakları sabit durur. Bir pergel misali; daireyi tamamlayıp dururlar, dünyayı turlarlar sarsılmadan; bir ayak her daim Hakta. İnsanın kendinden öte gidebildiği bir dünya var mıdır? Dünyalarımız küçük olsa da hepimizin hesabı Hak duruşa mesafemizden kesilir kanımca.
Eğri oturalım mı bilmem ama doğru konuşalım; doğrudan söyleyiverelim. Ondan da önce Artik Penik’in ölüm yatağında alınan görüntü kaydını izleyelim. Kendini bir dava uğruna yakmış bir insanın, ölmeden hemen önce söylediklerinden daha sahici ne olabilir? Cânım Artik Penik, sözlerinin etki edeceği gönül, yok artık bizlerde! İsa, bize “Fahişeye ilk taşı, hiç günah işlememiş olanınız atsın” dese, arsızca hepimiz taşlarız; hem de birbirimizin fahişelik yaptığını bile bile. Solculuk desen emperyalizmle dans peşinde. Birlikte yaşamayı beceremedik.
Bir karıncayı öldürmek bile olanaksızken, insanların katledilmesini olağan görmek, soysuzluktur. Yaşanan acılara saygı göstermek, bizi duyguda birleştirir ve bu çok değerlidir. Akıl boyutundaysa nesnelliğin aranması haktır. İçlerinden türemiş soysuzların, halka yaptıkları zulüm nasıl yadsınabilir? Tarafsız olabilmek belki de bir avuç dolusuna nasip olur böyle bir konuda; bedeli ağır bir tarafsızlıktır Artin’inki. Kendini yakışından beş gün sonra vefat edeceği hastane yatağından, tükenmekte olan soluğuyla, ekilen nifak tohumlarının, bu coğrafyada karşılığı olmadığını yalvarırcasına dile getirir. Soykırım iddiasının kabul ettirilmeye çalışılmasının, boş bir uğraş olduğunu yazan, ASALA benzeri terörist, faşist ellerden çıkan kurşunla yaşamını yitiren yurttaşımız Hırant Dink’in çığlığı da buna benzerdir. Tıpkı, Adana konuşmasından cımbızlanan cümlelerle Ermeni düşmanı olduğuna hükmedilen Atatürk gibi, o da çok kıymetli bir yazısından cımbızlanan cümlelerle ölüme mahkum edilmiştir.
Soykırım yapıldığı iddia edilen tarihlerde, Osmanlı İmparatorluğu’nun içinde bulunduğu durum ve koşullar hatırlanmalı:
 Düzenli orduları lağvedilmiş
Parası, sanayisi olmayan
Söz gelişi değil, fiili olarak, emperyalist ülkelerce dört bir yanından sarılmış
Topraklarının hangi ülkeler arasında, ne şekilde paylaşılacağına kağıt üzerinde karar verilmiş 
Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilgi ile çıkacak, çok yoksul ve yıpranmış bir halk.
Türklerin Ermeni Tehcir Tezi, karşılıklı katliamların yapıldığını kabul eder. Bu önemli bir kavramsal ayrımdır. Karşılıklı katliam olduğundan, doğru tanım Mukatele’dir. Rus arşivleri, Ermenilerin arasında halkı kışkırtan Rus, İngiliz ve Fransız ajanlarının bulunduğunu ispatlamaktadır. 1915 Mayıs ayına dek, 120 binden fazla Türkün, Ermenilerce katledildiği Fransız, İngiliz ve ABD arşivlerinde yer almaktadır. Ermeni vatandaşlara yapılan saldırıların failleri olan 1673 görevli, Divan-ı Harb’e sevk edilmiş; kimi idam edilmiş, kimi hapis cezasına çarptırılmıştır.
Yukarıda anlatılan şartlarda boğuşan halk, bölünme tehlikesine karşı, ülkeyi savunmuş ve zafer kazanmıştır. 1915 yılından, sözde soykırımdan önce, ülkeyi bölmek amacı güden emperyalist devletlerle yaptıkları işbirliğiyle, çeşitli vilayetlerde katliamlar yaptıkları yabancı arşivlerce de doğrulanan bölücülere karşı bir önlem alınmayacak mıydı? 1912-1914 yıllarında, Rus, İngiliz ve Fransız desteğiyle, altı ilimizde “Ermeni Islahatı” başlatılmıştır. Örneğin; bu, altı kente, ikişer vali atanması girişimi, bölme çabasıydı. 1914 yılında, bir milyon kadar Müslüman, Tiflis ve Erivan’dan Türkiye’ye sürülmüştür. Bunlardan topraklarımıza ulaşabilenlerin sayısı, 702 bindir.
Ussal bir dizge, bir iddianın öncelikle ispatına muhtaçtır. Soykırım öncelikle ispat edilmelidir. Bir soykırım yapıldığını kanıtlayabilecek bir belge mevcut değildir. İspat edilememiş bir suça istinaden Türkiye mahkum edilmiştir. Bu tutum, Birleşmiş Milletler Antlaşması’na aykırıdır. Soykırım çok ciddi bir iddiadır. Nesnel düzeyde, olguların incelenmesinde kavramların doğru kullanılması beklenir. Bu çerçevede, yanlış kullanım değil, art niyetli kullanım vardır.
Osmanlı arşivleri açıldı; neredeyse tamamına İnternet’ten erişim olanaklıdır. Ermeni arşivlerininse tamamı bir türlü açılmamaktadır. Örneğin: Taşnak Partisi ile dönemin Rusya’sı arasında yapılan yazışmalar, Boston‘daki Taşnak Arşivi’nde bulunmaktadır. Bu arşiv açılmamıştır; yazışmaların bazılarının, birer kopyasıysa Rus arşivlerinde bulunmaktadır. Tarihçiler, bu yazışmaların, soykırım iddiacılarının, iddialarını tamamen geçersiz kılacak nitelikte olduğunu bildiriyorlar. Benzer bir biçimde, Kudüs Patrikhane arşivi, Erivan 1923 öncesi arşivi açılmamaktadır. İzin verme konusunda nasıl da “seçici” davranıldığı, yerli ve yabancı araştırmacılar tarafından dile getirilmektedir.
Türk tarafının, 1919 yılında, İspanya, Danimarka ve İsveç’ten ikişer tarafsız hukukçu gönderilmesi suretiyle, olayın incelenmeye açılması teklifi reddedilmiştir. Türkiye’nin konuyla ilgili komisyon kurma teklifleri, sistematik bir biçimde reddedilmektedir. 2005 yılında, iki taraf nihayet Viyana’da biraraya gelebilmişler, belge değişimine başlamışlardır. Fakat, Ermeni tarafı bu görüşmelerden aniden çekilmiş, vazgeçmiştir.
20 Mart 1982’de Boston’daki The Armenian Weekly gazetesinin başyazarı ve editörü olan James H.Taşçiyan, Atatürk hakkında var olduğu iddia edilen haberin yalan olduğunu yazmış, fakat ne gariptir ki hemen işinden olmuştur.
Dünya tarihinde bir benzerine rastlanmamış Kurtuluş Savaşımızın, emperyalist ülkeleri hiç beklemedikleri bir mağlubiyete uğratmışlığının damaklarında bıraktığı acı lezzetin bir uzantısı olmalıdır soykırım iddiası.
Yaşamı, “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesiyle belirlemiş bir kişinin ırkçı olabileceğini düşünmek, bilinçsizliktir. Anzak annelerine, öylesine seslenebilmiş bir kişinin soykırımcı, kafatasçı olduğunu düşünmek us düşmanlığıdır; bilgisizlik kaynaklı kötülüktür.
Atatürk’ün, Ermeni sorununun asıl köküne işaret eden konuşmasından bir alıntıyla bitirelim: 
‘Ermeni meselesi denilen ve Ermeni milletinin menfaatinden ziyade dünya kapitalistlerinin menfaatine göre halledilmek istenen mesele, Kars Antlaşması ile en doğru surette çözülmüştür. Tekrardan eskisi gibi iki çalışkan halkın dostluğu kurulmuştur.’”
 

Alıntı/Kaynak: http://www.ulusal.com.tr/medya/ermeni-soykirimi-yoktur-dedi-sansure-ugradi-h243613.html?fbclid=IwAR0f0HRoskz5eDJenKkhDiWi7PiQNca4V-8otupahsv7h-KF34LY3AJROkw

20191119

🗣Cenk Uygur'a Türk-Amerikalılardan büyük bir tepki var


Ergun Kirlikovali
November 16 at 12:23 PM · 

Arkadaşlar, bu videoyu seyrettikten sonra Cenk’ten desteğimi çekiyorum. Ona 24 ay, her ay 11 dolar olarak bağış yapmıştım. Şimdi onun iptal yolunu bulmam lazım. Artık Cenk diye biri yok benim için. Siz ne isterseniz yapın ama beni Cenk ile uğraştırmayın. Onun yüzünü dahi görmek istemiyorum. Cehennemin dibine gitse artık umurumda değil.

Şu anda inanılmaz bir hayal kırıklığı yaşıyorum ve kızgınım. Cenk ya korkutulmuş veya tipik bir politikacı olmuş. Kazanmak için herşeye evet der olmuş.

Ona çocukken öğretilenler çok zor şartlarda bir millet inşası projesinin gerekleridir. “Bir Türk dünyaya bedeldir” sözü yorgun ve yoksul bir ülkenin özgüven inşası için söylenmiştir. Cenk şimdi bunu ve bunun gibi öğretileri ciddiye alıp ”büyüyünce” gerçek olmadığını mı görmüş? Ve görünce de saf mı değiştirmiş? Ne büyük bir saçmalık bu? Kargalar güler buna. Resmen hainliğine kılıf bulmakta epey zorlanmış. Bu , olsa olsa, onun anlayış kapasitesi ile ilgili bir durum, gerçeklerin ne olduğu ile ilgili bir durum değil. Ama bu ihanetin esas nedenini hepimiz biliyoruz, değil mi? Seçilebilmek için karakterinden ödün vermek. Ayıya dayı demek.

Sonra Cenk o kadar haklıysa, AİHM neden 2015 de soykırım demedi? Neden BM, ABD Anayasa Mahkemesi, Fransa Anayasa Mahkemesi bu iddiayı şu veya bu şekilde reddetti? Ermeni isyanları, ihanetleri, terörü, toprak istekleri, ve verilen Türk kurbanlarını nereye koyacağız? Cenk’inki cahilliğin “yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış” versiyonu.

Özet olarak, Cenk bitmiştir. Nokta!

(Dipnot: Paylaşan arkadaşlar. Lütfen benim yorumlarımı da ayrıca ekleyin. Yoksa Cenk’in soykırım reklamını yapmış gibi olursunuz...)
.........
And here’s to you Cenk: What about the Muslim, mostly Turkish, suffering at the hands of Armenian revolutionaries? And Armenian terrorism, revolts, and treason between 1862-1922? And why selectively focus on one side’s suffering while totally ignoring the other? Is that fair, ethical, or factual? Why did the highest courts in the US and Europe reject, time after time, the use of the term genocide? Answer: Because law, just like decent people, take into account both sides of a story, any story. So why don’t you change your soapbox’ name from “Young Turk” to “Young Turncoat” ...or simply “Turncoat” ?

20191105

📚 📖 'Perinçek-İsviçre Davası: Ermeni Soykırımı'' Yalanı AİHM'de'

Türkiye'nin gündeminden düşmeyen siyasi ve hukuki mücadelenin kitabı. Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in,"Ermeni soykırımı" yalanını çiğneme ve çürütme eylemlerinin resmi belgeleri

20191029

🎞 'Ermeni Belgeleriyle 1915'

20190425

🎞 🇹🇷 Yıl 2016. ABD'de, Sözde Ermeni soykırımı için sokağa çıkan Ermenilere sürprüz

20190424

📚 📖 'Türkler ve Avrupa' - Gaston Gaillard



Tam günü! Gözü yaşlı, cebi fonlu soykırımcı tayfası bu kitabı anmaz da yayımlamaz da ama biz görevimizi yapalım. Onların saçma argümanlarına karşı lobinin beşiği Fransa'dan bir kitap! Tehciri bir de buradan okuyun. Ayrıca tehcir çok büyük felaket olsa da dedem kimseyi kesmedi!

Bakın Ermeni örgütlerinin yönetimin savaşlar karşısında zayıf düşmesi üzerine çeşitli bölgelerde çıkardığı isyanlar için ne diyor:


Buyrun, güya "soykırım" hakkında yalan fotoğraf yayan nefis kitaplardan birinin kapağı... Kapak resmini zamanında Kanadalılar ayarlamış. Savaşın Özeti adlı resim, Vasily Vereshchagin'e ait, oradan ilhamla! Bugün bir sürü fonlu, özür dileme ezikliğiyle paylaşacak bunu...




Vaktim az, derleyemiyorum. bir başka yalan fotoğraf ilk karede görülüyor. İkincide alıntılandığı yer görünüyor. Bir Fransız propaganda kitabı bu ve görülen kadın tehcirden değil, Lübnan'daki açlık günlerinden kalma...





Zamanında bu tatlış işleri çok seven bir öykü dergimizin kullandığı, güya Türk subayının Ermeni çocukları açlıkla sınadığı şu fotoğraf da harika bir yalandır. Delice anlatmış adamlar..

 

Şair ve yazar Onur Caymaz @OnurCaymaz
Alıntı: Sosyal Medya

YORUMLAR: 

20190210

🗺 📌 Soykırım Yalanları ve Batılı devletlerin 1915 -1922 Arasında Türkiye'yi paylaşma planları

1915-1918 Arası Avrupa/ABD Devletleri arasında 6 Kez Değişen Türkiye'yi Paylaşma Antlaşmaları Yapılır Sykes-Picot Bunlardan 3.sü 




  • Bu Bilgi, Kurtuluş Savaşı Sırasında 12 Mart 1922 NY Times'te Yayınlanır 
  • Son 20.3.1919da ABD'yle 4lü Toplantı 

ABD Kongresi'ne Verilen Son Ermenistan ve Türkiye Mandacılık Raporunda 
Ayrılan Bölge Aralık 1919'da Görülüyor 
  • Rapor Aralık 1919 Olduğuna Göre, Soykırım Olsaydı Burada Yeralmalıydı! 
  • Ama 3 Deniz Arası Ermenistan'ın Nasıl, Neden Kurulması Gereği Verilir?


Soykırım mı?
  • 19.yy da Çok Fazla Misyonerin Anadolu'ya Geldiği Görülüyor. 
  • Tek Kiliseye Bağlı Toplum Bunlar Sonucu 3-4 Mezhebe Bölünür.



  • 93 Harbi Sonrası Olaylar Bölücülük Sonu Artar. 
  • Rus-Amerikalı Gözlemcilerin Nüfus Öngörüsüne Göre Ermeni Toplumu 1915 İçin 1 milyon Kadar

  • 1919'da ABD Korumasıyla Ermenistan Kurulması Raporlarında Nüfus Ayrıntılı Yazılır. 
  • Bu Rapor Elçi Başk. da İçinde 1 de Ermeni Olan Kuruldan.

  • Aynı Rapor, Ermenilerin Rus-İngiliz Ordularına Yardım Ederek 1914'te 160 bin Asker Verdiği Yazıyor.
  • İki Tarafın 1919'a Kadar Kaybı 700 biner.

  • Bu Sırada İsyanda Tatsız Olaylar Olur. 
  • İç-Dış Bir Sürü Kışkırtma Vardır En Çok Bilinen Vakalardan Biri Sasun'daki Şaşırtma İtirafı NY Times'ta.


  • Ermeni Tehciri Aslında İlk Değil 
  • Malazgirt Öncesinde, Bizans İmp. Ermeni-Türk İlişkisinden Rahatsız Olmuş "Kazanırsam Sizi Yokedeceğim" Demiş


 

Alıntı: Sosyal Medya - #TürkArşiv  

En Çok Okunanlardan...