Blog Listem

Prof.Dr. Fahri Işık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Prof.Dr. Fahri Işık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20240117

🎞 Arkeolog Fahri Işık ile Anadolu Arkeolojisi ve Luviler

   

Arkeolog Fahri Işık, bilinenin aksine Yunan uygarlığının kökeninde Anadolu'da yaşayan halkların etkisi olduğunu söylüyor. Programda Luvi halklarının tarihi detaylarına da yer veriliyor.

20240116

🎞 Uygarlık Anadolu'dan Doğdu - 1. Bölüm: Kültür ve Sanat


Prof. Dr. Fahri Işık'ın anlatımıyla “Uygarlık Anadolu'dan Doğdu" video serisi İş Sanat'ta. Seride, Anadolu'nun kadim arkeolojik varlığı ışığında, bu coğrafyanın tarihi ve uygarlığının kültür, inanç ve kentler gibi unsurları ele alınıyor. Patara Antik Kenti eski kazı başkanı, arkeolog Prof. Dr. Fahri Işık'ın anlatımına yazar ve oyuncu Özgür Özgülgün'ün soruları eşlik ediyor. "Uygarlık Anadolu'dan Doğdu"nun birinci bölümünde kültür ve sanat konusu anlatılıyor. 

🎞 Uygarlık Anadolu'dan Doğdu - 1. Bölüm: Kültür ve Sanat 




📚📖 Uygarlık Anadolu'dan Doğdu -Fahri Işık (Eser Sahibi)

📚📖 Uygarlık Anadolu'dan Doğdu (Kapak Değişebilir) Ciltli Kapak – 1 Haziran 2019

Fahri Işık (Eser Sahibi)

AÇIKLAMA

"Güneşin doğduğu yer" anlamındald "anatol", J. Latacz'a göre, "Avrupa kültürünün en güçlü köklerinin sürdüğü yerdir"; "Batı Uygarlığı 'nın doğduğu yeri" çağrıştınr. Uygarlığın çektiği yaratıcı kadim topraklarda, bu kez MÖ 12 binyıl önce Avrupa yolculuğuna 1200-500 arası süreçte, çağdaş değerleri Batı'ya taşıma misyonunu sürdüren lonlar, belli ki bunun Içim "le gelen "en soylu Atinah" olmuşlardır. Öyleyse eğer; sanatın ve bilimin ataları, tannlan yaratanlar ve ünlü harflere birer işaret vererek "bizim alfabemizi" yaıanlar neden "Hellas'ta doğanlar" olmamışlardır? Bu terslikten başkuur Atina merkezci dogmalaşmış görüşüp sorgulanmasına; "Batıdan bağımsız" olarak ve "en hakiki mürşidin" yolunda ve ancak Anadolu'yu 12 binyılın büyük resmiyle tanıyarak başlanır. Bu Alkım'ın deyişiyle, tüm zamanlarda eski ve yeninin alaşımıyla kaynaşarak başkalaşan yerel kültürler, "Anadolu Uygarlığı" özgün kimliğinde aynılaşırlarken; Hellas'ta Geç Tunç Çağı Akha Hellenleri'nde kültür ve sanat genel görüntüsüyle nasıl "Girit" gibi, "Hitit" gibidir ve izleyen Demir Çağı'nın Dor Hellenleri'nde bu kez "fon" gibiye dönüşmüştür, yani her iki halde de bir başkasının emeğiyle şekillenmiştir; sorgulanmayışı şaşırtmaktadır.

"Avrupa'nın ana kenti Milerin; Tunç Çağı'nda sonekli Millavanda adıyla Luvi oluşunun, Homer ve Herodot zamanında orada ve çevre yerleşimlerde "Hellence olmayan" bir dil, Karta, konuşulmasının ve de "Ön Sokratik düşüncenin doğum yerinde" Thales'in ve Prienell Bias'ın babalarının Luvice'ye akraba Karca adlar taşımasının ne anlama gelebilece-ğinin sorgulanmayışı da şaşırtmıştır. Çünkü "Karlan" oluş, onların Karadeniz'de kurduğu onlarca koloni kentin nasıl "Hellen" kimliğiyle yaftalanabileceği, ya da doğa olaylarını akıl ve özgür düşünceyle açıklayanlar ile onları hem de "demokrat" Atina'nın Altın Çağı'nda-"dinsiz" diye yargılayanların nasıl "aynı halktan" sayılabileceği sorusunu getirecektir usa. Batı Uygarlığı'm yaratan lonlann "Hellen soyundan halklar" olmadığı, bir Mısır yazıtıyla somut tanığuıı bulmuştur. 33 yıllık emeğin dilimine çevrilerek kitaplaşması, bunlar bilinsin ve artık tartışılsın diyedir.


Yayıncı ‏ : ‎ Akdeniz Ülkeleri Akademisi Vakfı (1 Haziran 2019)
Dil ‏ : ‎ Türkçe
Ciltli Kapak ‏ : ‎ 765 sayfa
ISBN-10 ‏ : ‎ 6056941809
ISBN-13 ‏ : ‎ 978-6056941801

https://www.amazon.com.tr/Uygarlık-Anadoludan-Doğdu-Fahri-Işık/dp/6056941809

20200301

✍️“Uygarlık Anadolu’da Doğdu”- Mehmet Karasu

“Uygarlık Anadolu’da Doğdu”
Mehmet Karasu

2 Aralık 2006 Cumartesi günü, Çukurova Üniversitesi, Türkiye Felsefe Kurumu ve Türkiye Yazarlar Sendikası Hatay il Temsilciliği tarafından, Ahmet İnam, Adnan Gümüş, Betül Çotuksoken, Enver Ercan, Mustafa Günay, Salih Bolat, Uluğ Nutku ve Çetin Yiğenoğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı “Felsefe- Edebiyat İlişkileri” adlı bir etkinlik organize edilmiştir. Böyle bir etkinlik sanırım Antakya’da bir ilkti.

İlk olmasına rağmen etkinliğe ilgi olağanüstüydü. Salonda izdiham yaşandı. Yüzlerce felsefe dostu da salonda yer bulamadığı için söylene söylene binadan ayrıldı.

Bir felsefe toplantısına gösterilen ilgi bizi cesaretlendirdi ve toplantıları en az ayda bir düzenli olarak tekrarlama kararına götürdü. Ve 2006 yılından bugüne kadar onlarca felsefe toplantısı gerçekleştirdik.

Felsefe, insanların nedense küçümsedikleri ama bir türlü vaz geçmedikleri yaşamsal bir şey. Filozoflar antik çağdan itibaren dünyayı anlamaya, açıklamaya çalışmışlardır.

Uygarlıkların beşiği Antakya, aynı zamanda felsefenin de ortaya çıkıp geliştiği ve yayıldığı kadim bir kent.

Antik çağda felsefe bakımından en önemli kentlerden biri de hiç kuşkusuz Antakya’dır.

Antakya Akademisi, ülkemizdeki birkaç Felsefe okulundan biriydi ve en önemlilerindendi. Felsefe toplantılarımıza gösterilen büyük ilgi, Antakya Akademisi’ni günümüzde yaşatma düşüncesine götürdü ve 2009 yılından bu yana toplantılarımızı akademi bünyesinde gerçekleştiriyoruz.

Sezonun ilk toplantısını 26 Ekim 2019 Cumartesi günü, saat 16.00’da Hatay Tabip Odası’nda gerçekleştirdik.

İlk dersi Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. H. Haluk Erdem sundu.

İlk ders: “Felsefe’nin Doğduğu Topraklar: Anadolu”

Sayın Haluk Erdem Hocam, yalın, akıcı ve herkesin anlayabileceği bir anlatımla sunumunu yaptı. Sunumdan sonra kafalardaki soru işaretleri giderilmiş oldu.

“Güneşin doğduğu yer” anlamındaki “anatol”, J. Latacz’a göre, “Avrupa kültürünün en güçlü köklerinin sürdüğü yerdir”; “Batı Uygarlığının doğduğu yeri” çağrıştırır.

Kısaca felsefenin de mitolojinin de çıkış noktası Anadolu’dur.

Geçtiğimiz günlerde Fahri Işık’ın, “Uygarlık Anadolu’dan Doğdu” yapıtı çıktı. Sayın Haluk Erdem hocam da yapıta göndermede bulundu.

Bence her aydının başvuru kitabı olmalı.

Toplantıdan sonra Urfa, Göbeklitepe’ye gitme olanağı bulduk.

“İnsanlık tarihinin sıfır noktası” ve “medeniyetin doğduğu yer” olarak adlandırılan bu tarihi alanı daha yakından tanımaya ve tarihin gizemli kapılarını aralamaya çalışalım lütfen.

Soteria Mozaiğini de kendimize logo yaptık.

Antakya tarihine ilişkin pek çok şey söylenebilir ancak burada Antakya Felsefe Akademisi’ne bir kez daha dikkat çekmek istiyorum.

Antakya Akademisi’nin en önemli üç filozofu, 4. yüzyılda yaşamış ve bir piskopos olan John Chrysostom (soyadı “altın-ağızlı” anlamına gelen) ile Libaniyos ve Apollinarius’tur.

“Kilikya bölgesinin felsefe okullarıyla anılan önemli kentlerinin başında Tarsus ve Antakya gelmektedir. Tarsus’un felsefe okullarına ve yetiştirdiği filozofların varlığı M.Ö. 3 yüzyıla kadar uzandığı bilinmektedir. Bu anlamda Antik çağda Antakya gibi tarihi önemli bir kentte Roma döneminde eğitim veren okullar ve felsefe okulları vardı. Bunlara dair somut bilgilere sahip değiliz. Antakya’da felsefe okullarının varlığına ise, somut olarak daha çok M.S.’ki yüzyıllarda rastlanmaktadır. Daha doğuda ise Eddesa (Urfa) Okulu vardı.” (Uğur Pişmanlık)

Antik Çağ’da Antakya en önemli filozoflardan biri Libanius’tur. İlk eğitimini Antakya’da almış olan “Libanius’un hitap ettiği kentler, Atina, İstanbul, Antakya idi. Libanius, M.S. 314 yılında senatör ailesinin çocuğu olarak Antakya’da doğdu. Daha sonra öğrenimini devam ettirmek için M.S. 336 yılında Atina’ya gitti. Burada öğrenimini tamamladıktan sonra İstanbul’da öğretmenlik mesleğine başladı ve bir süre burda öğretmenlik yaptıktan sonra doğduğu şehir olan Antakya’ya M.S. 354 yılında yerleşti. Libanius, aileisinin seçkin sınıftan olmasının etkisiyle Antakya’da pagan düşüncesine sahip en önemli kişiydi. Libanius, Antakya’da Grek-Roma eğitim sistemine dayalı bir okul kurdu.

Toplumsal yaşamın ileriye doğru değişip dönüşmesinde ve daha güzel bir dünya yaratılmasında felsefenin ve felsefe adına çabaların yol göstericiliği önem kazanmaktadır. (Uğur Pişmanlık’ın yazısından yararlanılmıştır)

Alıntı/ Kaynak: https://www.antakyagazetesi.com/uygarlik-anadoluda-dogdu/

20190812

🗣Prof. Işık: ''Avrupa'nın ana kenti Atina değil, Milet''

Prof. Işık: 

Avrupa'nın ana kenti Atina değil, Milet

Sputnik
Yaşam


Prof. Dr. Fahri Işık, "MÖ 8-6. yüzyıllar içinde Karadeniz kıyısı boyunca 80 kadar koloni kenti kuranlar da ticaret zengini Miletlilerdir ve bu projede Helen katılımcılar yoktur, Karialılar vardır. Bu nedenledir ki ünlü Homer bilgini Joachim Latacz’a göre Milet’tir Avrupa’nın ana kenti; Atina değil" dedi.


Prof. Dr. Fahri Işık, Hürriyet'ten Ömer Erbil'in sorularını yanıtladı.
Erbil'in yönelttiği sorulardan bazıları ve Işık'ın bunlara verdiği yanıtlar şöyle:



‘AVRUPA’NIN ANA KENTİ ATİNA DEĞİL, MİLET’
- Kitabınızın giriş bölümünde ve hatta arka kapakta Milet’e özel bir yer veriyorsunuz. Bir Helen kenti değil midir o?
Prof. Dr. Fahri Işık 🗣 
Miletos’un Geç Tunç Çağ Hitit metinlerde sıklıkla geçen adı Millawanda’dır; isminde okunan -nd soneki Luvice’ye işaret eder. Milet gibi, komşu kentler Priene’de, Myus’ta ve Mykale Yarımadası’nda ‘barbar bir dil’, belli ki Karca, konuşulduğunu, Helence konuşulmadığını Homeros ve Herodotos yazar. Halkının Anadoluluğu, Doğu kökenli ‘Sakallı Athena’ inancında da yansır. Miletos. 
A. Greaves’in de dediği gibi, ‘Ön-Sokratik düşüncenin doğduğu yer’ ise İonia ve bu düşüncenin yaratıcıları olan Thales’in babası Heksamyes ve Prieneli Bias’ın babası Teutames, adlarıyla Karialı iseler; ne oğullar Helen olabilir ve ne de bu topraklarda doğan o düşüncenin kendisi. Pontus halkı da Helen olamaz. Çünkü MÖ 8-6. yüzyıllar içinde Karadeniz kıyısı boyunca 80 kadar koloni kenti kuranlar da ticaret zengini Miletlilerdir ve bu projede Helen katılımcılar yoktur, Karialılar vardır. Bu nedenledir ki ünlü Homer bilgini Joachim Latacz’a göre ‘Milet’tir Avrupa’nın ana kenti; Atina değil’.



- Bu anlattıklarınız, yazının Helence olması olgusuyla çelişmiyor mu?
Prof. Dr. Fahri Işık 🗣
‘Yazı Helence, halk da Helence konuşur’ algısını belleklerden söküp atmak, ‘atomu parçalamaktan da zor’. Anadolu’da her yerde olduğu gibi Phrygia ve Pisidia’da da Makedon İskender buyruğuyla yerli yazılar Helence’ye dönüşmüş, yüzlerce yıl sonra, Roma Dönemi’nde, Helence harflerle Phrygçe, Pisidce yazıldığına tanık olunmuştur. Ksanthos Kherei Dikmesi üzerindeki çift dilli yazıtın özgün Lykçesi’nde Trqqas, Maliya, Pedrita ve Ertemi olarak okunan tanrısal adlar, Helence özetinde Zeus, Athena, Aphrodite ve Artemis’ tir. Helence tanrı adları, yazı Helence diyedir; halk öyle konuşuyor diye değil. Homeros’un, Herodotos’un Helence yazma nedeni de günümüz bilim dünyasında İngilizce yazma nedeni ne ise odur.



-Anadolu halkları ‘Helen’ değilse, aynı topraktan kök sürdüğünü söylediğiniz Rumlar da ‘Yunan’ olamaz gibi bir sonuç çıkıyor; doğru mudur?
Prof. Dr. Fahri Işık 🗣 
Konstantinopolis’in başkentliğinde binyüz yaşındaki bir büyük Anadolu Devleti kendini ‘Romalı’ olarak nitelediği için, Anadolu’yu onlardan devralan Selçuklular da, İran’dakinden ayırt edilsin diye, ‘Rum Selçukluları’ olarak tanımlanır. Ve buradan ‘Rum’ sözcüğünün Anadolu ile de özdeşleştiği sonucu çıkar. Rumlar, Anadolu’nun her karış toprağında MS. 4 yüzyıla dek çok tanrıya inanan kadim yerli halkların Hristiyan olanlarıdır. Ne halk Hellas’tan gelmiştir ve ne de yeni gökten din. Zaten bu nedenle Ege’nin öte yakasındaki halk farklı tanımlanır, “Yunan” denir. Biziz Rumları, Yunan’la aynılaştıranlar.



BİZANS ÇAKMA BİR AD

- İstanbul için neden Doğu Roma değil de Bizans denilir. Bizans uydurma mıdır?
Prof. Dr. Fahri Işık 🗣
Kendi alanımla ilgili olarak çok önemsediğim bir bilimsel gerçeğe değinmek isterim. Yarım yüzyıl önce, 1968-73’te, müzenin ek bina inşaatı nedeniyle antik Byzantion’da kurtarma kazısı yapan, rahmetli Nezih Fıratlı ağabeyimiz, Sarayburnu’ndaki ‘İstanbullu’nun; sözde ‘MÖ 658’de oraya ilk ayak basan bir Megaralı Byzas’ tan, bir Helen kent kurucu mit kahramanından, en az 500 yıl öncesine iz veren bir yerleşimin arkeolojik bulgularına ulaşmıştı. İstanbul’un “bir Helen kuruluşu” olmadığını belgeleyen bu çok önemli keşif, 1973’te her ülkeden çok kişinin katıldığı X. Uluslararası Klasik Arkeoloji Kongresi’nde sunulmuş ve 1978’te basılan bildiri kitabında yayınlanmıştı. Senin “Uydurma mıdır” diye sorduğun “Bizans” işte bu -sözde- “Helen” kuruluşu Byzantion ve mitolojik kurucusu Byzas’ı çağrıştıran bir çakma ad. Amaç, bu yerleşimin -artık olmayan- “Helenliği”ni diri tutmak.

En Çok Okunanlardan...