Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
dil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20210523
20200511
Atatürk'ün bildiği diller

Bizim tarih kitaplarında genellikle Atatürk’ün yabancı dil olarak yalnızca Fransızca bildiği yazılmaktadır. Bunu bir türlü anlamış değilim!!!
Mustafa Kemal okul yıllarında Arapça, Farsça ve Fransızca öğrendi. Ayrıca 1905-1907 arasında Suriye’de 2 yıl kaldı ve Libya’da iki kez görev yaptı. Yani Arapçasını gayet iyi geliştirmiş olmalı. Bulgaristan’da kaldığı sürece Bulgarca öğrenmeye çalıştı.
Ayrıca Almancasının iyi olduğu Vahdettinle gittiği Almanya gezisinde Almanca konuşulanları anlamasından anlaşılmaktadır. Gerçi kendi Almanca konuşamamaktadır. Bunun yanında İngilizce kitapları okuyup anlayabildiği, Japoncasının orta seviyede olduğuda kaynaklarda geçmektedir.
Diğerlerini yazmıyorum. Görülüyorki Mustafa Kemal bir çok dil biliyor. Sorum şu neden bu konuda kitaplarımızda veya onunla ilgili yazılan kitaplarda pek bir bilgi bulunmaz?....

''Atatürk istihbaratçıydı, hemde çok iyi bir istihbaratçı. İngilizler İstanbul'u işgal ettiğinde Talat Paşa teşkilatı Atatürk'e devretmek için İstanbul'a çağırdı. Atatürk'e devredip Almanya'ya gitti.''
''Bizim zaten milletçe sıkıntımız onu tanıyamamak anyalamamak.''
''Çünkü Mustafa Kemal layıkıyla kitaplarımızda tanıtılmamaktadır. Milletler arası antlaşmaların Fransizca olmasının üzerinde durmasından dolayı böyle bir algi oluşturulmak istenmiş olabilinir.''
''En iyi bildiği ve en rahat konuştuğu dilin Fransızca olduğunu ABD büyükelçisi ile Fransızca konuşmasından anlıyoruz. Arapça’sının da iyi olduğu hep söylenir. İngilizce ve Almanca’sı da bence bugünkü bir çok dış işleri çalışanından iyidir. Hiç bilmese de değeri 1 gr eksilmez...''
''Bize öğretilen Atatürk elinde sopa ile karga kovalamasıydı''
Doç. Dr. Beytullah KAYA @Beytul76Myn

''Atatürk istihbaratçıydı, hemde çok iyi bir istihbaratçı. İngilizler İstanbul'u işgal ettiğinde Talat Paşa teşkilatı Atatürk'e devretmek için İstanbul'a çağırdı. Atatürk'e devredip Almanya'ya gitti.''
''Bizim zaten milletçe sıkıntımız onu tanıyamamak anyalamamak.''
''Çünkü Mustafa Kemal layıkıyla kitaplarımızda tanıtılmamaktadır. Milletler arası antlaşmaların Fransizca olmasının üzerinde durmasından dolayı böyle bir algi oluşturulmak istenmiş olabilinir.''
''En iyi bildiği ve en rahat konuştuğu dilin Fransızca olduğunu ABD büyükelçisi ile Fransızca konuşmasından anlıyoruz. Arapça’sının da iyi olduğu hep söylenir. İngilizce ve Almanca’sı da bence bugünkü bir çok dış işleri çalışanından iyidir. Hiç bilmese de değeri 1 gr eksilmez...''
''Bize öğretilen Atatürk elinde sopa ile karga kovalamasıydı''
20200222
20200131
🎞 Sümerler'in Türk kökenli bir dil kullandığı gerçeği
Batı'daki 'bazı belgeselciler' ile onların sazını çalıp, Atatürk'e ırkçı, faşist, şövenist! diyen bölücü mankurtlar, 'Sümerbank' üzerinden Atatürk'e gönderme yaparlardı... Oysa o dönem Sümerler'in Türk kökenli bir dil kullandığını yine Batılı 'bazı namuslu bilginler' bulmuştu. pic.twitter.com/l50orK6JLE— Sakalar İskitler (Gizlenen Eski Anadolu Halkı) (@iskitlilerden) January 31, 2020
20200104
'Kürtçe'nin yüzde 99'u Kürtçe değildir.'
Kürtçe'nin Etimolojik sözlüğünü hazırlayan Rusya Bilimler Akademisine göre Kürtçe'nin yüzde 99'u Kürtçe değildir.
Rusya Bilimler Akademisi tarafından hazırlanan Kürt Dilinin Etimolojik Sözlüğü’ne göre Kürtçenin söz varlığının % 99’dan fazlasının kökeni başka dillerdir.
%40.96’sı Arapça;
% 39.09’u Farsça(<Farsça %29.23, + Eski İranca %8.85+Fars Ağızları %1.11) ;
%14.96’sı da Türkçedir.
Bu üç dilden alınan kelimelerin toplamı yaklaşık olarak % 95’tir.
% 2.21’lik Ermenice kelimeyi de katarsak bu oran %97’ye yükselmektedir.
Daha küçük oranlarda kelimesi olan dilleri de katınca bu oran %99’u geçmektedir.
Bunun manası, Kürtçenin müstakil ve tarihi bir millet dili olmayıp, Selçuklu ve devamında Karakoyunlu, Artuklu vb. doğu Anadolu Beyliklerinin ve ahalisinin bu Farsça+Arapça+Türkçe kelimelerden oluşmuş karma ağızları konuşan karma dil oluşmuştur.
Kelimelerinin tamamının başka dillerden oluşmuş olmasından başka, Kürtçe beş esas bakımından özgün değildir. Özgün bir dilden bahsedebilmek için, söz konusu dilin, “dilin temel birimleri” dediğimiz “sesbilgisi, yapıbilgisi, söz varlığı, cümle bilgisi ve vurgu” gibi beş esas bakımından özgün olması gerekir.
Kürtçe bu özelliklere sahip olmadığı gibi, sesleri ve ses sistemi, yapısal özellikleri ve ekleri, söz varlığı ve cümle yapısı itibariyle kendisini oluşturan dillerin özellikleri dışında hiçbir özgün özelliğe sahip değildir.
Teze kaynak

YORUM:
Ruslar, Kürtçülüğün kitabını ve felsefesini yazmış. Hatta Kürt ve Tarihi Araştırmaları adlı üniversiteleri var. Kürt'ün bir kısmı Ermeni bir kısmı Araptır diyen bir Rus araştırmacı yazarının tahlili vardır.
% 40.96 sı Arapça, %39.09 u Farsca,% 14.96 sı Türkçe, % %2.21 Ermenice'denolusturulmuştur.
Rusya Bilimler Akademisi tarafından hazırlanan Kürt Dilinin Etimolojik Sözlüğü’ne göre Kürtçenin söz varlığının % 99’dan fazlasının kökeni başka dillerdir.
%40.96’sı Arapça;
% 39.09’u Farsça(<Farsça %29.23, + Eski İranca %8.85+Fars Ağızları %1.11) ;
%14.96’sı da Türkçedir.
Bu üç dilden alınan kelimelerin toplamı yaklaşık olarak % 95’tir.
% 2.21’lik Ermenice kelimeyi de katarsak bu oran %97’ye yükselmektedir.
Daha küçük oranlarda kelimesi olan dilleri de katınca bu oran %99’u geçmektedir.
Bunun manası, Kürtçenin müstakil ve tarihi bir millet dili olmayıp, Selçuklu ve devamında Karakoyunlu, Artuklu vb. doğu Anadolu Beyliklerinin ve ahalisinin bu Farsça+Arapça+Türkçe kelimelerden oluşmuş karma ağızları konuşan karma dil oluşmuştur.
Kelimelerinin tamamının başka dillerden oluşmuş olmasından başka, Kürtçe beş esas bakımından özgün değildir. Özgün bir dilden bahsedebilmek için, söz konusu dilin, “dilin temel birimleri” dediğimiz “sesbilgisi, yapıbilgisi, söz varlığı, cümle bilgisi ve vurgu” gibi beş esas bakımından özgün olması gerekir.
Kürtçe bu özelliklere sahip olmadığı gibi, sesleri ve ses sistemi, yapısal özellikleri ve ekleri, söz varlığı ve cümle yapısı itibariyle kendisini oluşturan dillerin özellikleri dışında hiçbir özgün özelliğe sahip değildir.
Teze kaynak

YORUM:
Ruslar, Kürtçülüğün kitabını ve felsefesini yazmış. Hatta Kürt ve Tarihi Araştırmaları adlı üniversiteleri var. Kürt'ün bir kısmı Ermeni bir kısmı Araptır diyen bir Rus araştırmacı yazarının tahlili vardır.
20191208
📖 ✍️ Oktay Sinanoğlu'nun "Hedef Türkiye" Kitabından 22 Alıntı
Oktay Sinanoğlu'nun "Hedef Türkiye" Kitabından 22 Alıntı
Turkau.com
Kitap Kurdu Turkau.com'un kitap kurdu içerikleri.
“Türk Einstein” olarak bilinen ve dünyaca ünlü bir araştırmacı ve kimya, moleküler biyofizik ve biyokimya profesörü olan Oktay Sinanoğlu‘nun “Hedef Türkiye” kitabından 22 alıntı derledik. İyi okumalar.
1- Dil Nedir?
“Dil insan vücudunda dolaşan kan gibi toplumun her şeyiyle ilgilidir, hem teknolojisiyle, hem bilimiyle bir temel alt yapıdır. Bu zedelendiği taktirde hiçbir şeyi bina etmek, birbiriyle bir araya getirmek de mümkün değildir.”
2- Dilimize Sarılalım
“Osmanlıca, Öz Türkçe diye bir ayrım kabul edilemez. İkisi de Türkçedir. Türkçenin her lehçesine, her düzeydekine, eskisine, yenisine sıkı sarılalım.”
3- Yabancı Dil Öğrenmek, Türkçe’yi Unutmak
“Yabancı dilleri öğrenmek başka, Türk Milleti’ne Türkçe’yi unutturmak başka. Bir ülkenin dilini yok etmek, o ülkenin, o ulusun, o milletin adını tarihten silmek demektir. Türkçe konuşurken yarı İngilizce laflar sokuşturmak marifet değil, kimliksizlik, haysiyetsizlik alametidir.”
4- Batıya Mı Karşıyız?
“Biz Batı‘ya falan da karşı değiliz. Biz; haysiyetsizliğe karşıyız, yamyamlığa, barbarlığa, hunharlığa, birtakım milletleri soykırımdan geçirip de ondan sonra bir de insan hakları edebiyatı yapanlara karşıyız.”
5- Avrupa İnsan Hakları İhlallerinin Hesabını Vermelidir
“Türkiye’ye gelince -insan hakları- dersi vereceğine, Avrupa önce Bosna’da, Cezayir’de, Kosova’da yaptırdığı katliamların hesabını vermelidir.”
6- Bilim Dili Nedir?
“Bilim dili İngilizce falan değildir, bu zıpırın dilinden bilim dili mi olur! Bilim dili matematiktir. Gençler, bilim için akıllarını matematiğe sarılarak, gönüllerini ise Türkçeye sarılarak geliştirecekler.”
7- Beyin Göçünün Sebebi Nedir?
“Beyin göçünün nedeni: 1980’den sonra yani YÖK’ün kurdurulmasının ardından Türkiye’de bilim ve araştırmanın bitmesidir. Bilim adamı araştırma yapmak için uğraşacakken, ders başına para alarak 40 saat ders veriyor haftada.”
8- 'Türk' ve 'Türkiyeli'
“Türkiyeli” lafını Türk dememek için kullanıyordu içeride birileri biliyorsunuz; efendim, bir türlü Türk diyemiyor; kendisi basbayağı Türk, başka dil de bilmiyor, her şeyiyle Türk, bırak soyunu sopunu, kültürüyle Türk. Adam tutmuş yazıyor “Türkiyeli”, “Türk demek olmaz ırkçılık.” ondan sonra kalkıyor orada başkaları için bir sürü edebiyat yapıyor, Türk’ten gayrı kimden bahsetse ırkçılık olmuyor.
9- Batının Derdi Türk İle
“Asıl olan asırlardır bütün Batı‘nın kafasında olan, “Endülüs’ü sildik, bu topraklarda Türk müslüman lâfını bile bırakmayacağız.” düşüncesini fiiliyata geçirmektir. Buna Türkiye de dâhil tabii… Bilhassa Türkiye üzerinde vardır. Niye Türkiye üzerinde vardır? Dikkat edersen başka müslüman ülkelerle de uğraşırlar da zaten çoğunu sömürge yapmışlar açık konuşalım, Araplardan pek fazla tedirgin olmazlar. Çünkü İslâm’ın koruyuculuğunu bin sene Cenabı Hakk Türk milletine nasip etmiştir. Batı, İslâm Dünyası‘nın yeniden toparlanıp kendi kaderine kendisi hâkim olur duruma gelmesini olsa olsa Türklerin başarabileceğini biliyor. Türk Dünyası‘nı da. Dolayısıyla Batı‘nın derdi Türk iledir.”
10- Sahte Aydınlar
“Aslında Türkiye’de ihraç edilen beyin değildir. İhraç edilen beyin hammaddesidir. Hammaddeyi biraz işlerler arasında çok yetenekli işe yarayacaklart kendine ayırır ve kullanır. Tabi bunların karakter sahibi olmamasi, milletini sevmemesi gibi özelliklerinin olması gerekir. Geriye kalanları da ülkesine geri gönderir; o ülkede kullanırlar, sahte aydın olarak.”
11- Ne Mutlu Türküm Diyene Nedir?
“Atatürk’ün -Ne Mutlu Türküm Diyene- lâfını dağlar, taşlar yazıyor. Seneler sonra biz öğrendik ki tesadüfen, onun baş tarafı varmış. Atatürk öyle dememiş. Atatürk demiş ki, “Türk demek, Türkçe demektir, ne mutlu Türküm diyene” demiş. Çünkü Türk olmanın birinci unsuru, Türkçe, her şeyi Türkçe’yle yapmaktır. Ayrıca istediği kadar yabancı dil bilsin, kişioğlu önce kendi ülkesinin dilini iyi bilmelidir. Zaten kendi dilini iyi biliyorsa, yabancı dili de iyi öğrenir, kolay öğrenir, bilimi, düşünmeyi de.”
12- Hedefsizlik ve Heder Olan Ömürler
“Dikkat ediniz, şahıslar olarak da, milletler olarak da insanların büyük çoğunluğu asıl ne istediğini bilmez; bunu bilmek çok zordur. Çünkü hep ufak tefek gündelik şeylerle uğraşır; araba alacağım, taksitleri ödeyeceğim, veya bir ev alacağım, evi badana ettireceğim, çocuğu şu okula (misyoner okuluna!) göndereceğim, vb.; derken ömür geçer gider.”
13- Sağcılık ve Solculuk
“Hiçbir ayrımcılığı kabul etmiyorum. Türkiye’deki 1950’lerden beri başlayan ve yoğunlaşan dış kaynaklı ayrımlar, sağcılık, solculuk, şuculuk, buculuk gibi ayrımların hepsi dışarıdan özellikle çıkarıldı.”
14- Kendi Kimliğine Saygı
“Kafalar garibanlaşmış, hatta perişan olmuş; çünkü kafalar köleleştiriliyor, kafalar sömürgeleştiriliyor. Kendine itibarı olana başkası da itibar eder. Aşağılık duygusundan kurtulmaktan öte, kendine güveni olan insanlardan oluşan bir toplum yaratmak için ne yapmalı? İnsanların kendine güveni nasıl oluşturulur?”
15- Hedefler Ne İşe Yarar?
“Hedef” lafı bana bir yerde okuduğum Musevi atasözünü hatırlatıyor. Diyor ki: “Ülküler bir yıldıza benzer, belki o yıldızı tutamazsın ama oraya doğru yürürsün.”
16- Suni Gündemler
“Türkiye’nin uyanmaması için bizi suni gündemlerle oyalamaya çalışıyorlar.”
17- Türkiye’de Tarım ve Hayvancılık
“Türkiye’de tarım ve hayvancılığın yok edildiğini herkes biliyor. Yakında aç kalacağımızı, buğday ülkesi Türkiye’nin buğday ithal ettiğini herkes biliyor.”
18- Dershaneler
“Ankara’nın her sokağında, her apartmanın binasının her katı ayrı dershane. Dünyada böyle bir şey görülmemiştir. Ezberci yetiştiriyorlar,kafası çalışamaz adam yetiştiriyorlar. Eğitim tamamıyla sıfırlanmış. Ortaöğretim de öyle, üniversiteler de öyle.”
19- Kantinde Çok Vakit Geçiren Üniversite Öğrencileri
“Türk gençliği, üniversiteli gençlik sınıfta yok, laboratuarda yok, araştırma yok, düşünme yok, bir şey yok, hepsi kantinde. Kantinde ne yapıyorlar? Vatan mı kurtarıyorlar? Hayır; oturmuşlar duvara bakıyorlar, saatlerce. Dedim bunlar nasıl vakit buluyorlar? Bu gençliğe bu kadar iş düşerken, önüne bu kadar hedef çıkmışken, gençlik nasıl oluyor da saatlerce kantinde aylak aylak oturup duvara bakıyor? Nasıl vakit buluyorlar?”
20- Japonlar ve Planlama
“Japonlar; meselâ 1980’de 10 senelik plan yaptılar, milli hedef tâyin ettiler. Dediler ki, beşinci nesil bilgisayarları ve çipleri biz üreteceğiz, biz yapacağız.”
21- Akademisyenlik İçin Yabancı Dil
“Adam Türk üniversitesine öğretim üyesi olacak, İngilizce’den imtihana giriyor. Bakalım bir Türkçe’den imtihan et, aday Türkçe biliyor mu? Sözüm ona “Türk”” üniversitesi olan yerde Türkçe bilmeyen Hoca’nın işi ne? Sadece Tarzan İngilizcesi bilmekle adam olunmaz, ancak bir Anglo-Sakson sömürgesinde sömürgecinin hizmetkârı olunur.”
22- Ümitsiz Miyiz?
“Fakat ey vatanseverler! Üzülmeyin, bakın bende ümitsizlik var mı? Kesinlikle “Hayır!” Ümitsizlik olsaydım, buralarda; yalnız burada değil, Türkiye’nin her tarafında, gece gündüz konuşup yazıp durur muydum?”
Alıntı/Kaynak: https://turkau.com/oktay-sinanoglu-hedef-turkiye-alintilar/
20190727
20190711
20190503
20190320
20181101
Türkçenin yabancı dillerdeki on binlerce kelimesi - Dr. Yusuf Gedikli
Dr. Yusuf Gedikli
Dil meselesi tartışılırken bir gerçek her zaman göz ardı edilmiştir. Bu, Türkçenin başka dillerde olan on binlerce kelimesinin hiç akla dahi getirilmemesidir.
Moğolca, Urduca gibi artık epey uzakta kalmış diller ile Farsça, Ermenice, Gürcüce gibi Önasya dilleri,
Yunanca, Bulgarca, Makedonca, Arnavutça, Romence, Sırpça-Hırvatça, Macarca ve hatta Rusça gibi Balkan, Orta ve Kuzey Avrupa dillerinde on binlerce Türkçe kelime vardır.
Türkçe sadece sözlükleri etkilemekle kalmamış, bütün Balkan dillerinin morfoloji ve sentaksını da etkilemiştir.

Sırp-Hırvatçadaki Türkçe kelimeler
Abdullah Skaljiç, Sırp-Hırvat Dilinde Türkçe Kelimeler (Turcizmu u srpskohrvatskom jeziku) isimli birinci baskısı 1957, ikinci baskısı 1962’de Saraybosnada yapılan eserinde, Türkçeden Sırp-Hırvat diline 8.742 kelimenin geçtiğini tesbit etmiştir Tabii ki Sırp-Hırvatçadaki Türkçe kelimelerin sayısı bu kadar değildir. Nitekim kitabın ilk baskısında 6.500 kelime yer almıştı (Milan Adamovic, “Tanıtma”, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten, Ankara 1969, 289. s. vd.).
Macarcadaki Türkçe kelimeler
Alimler Macarcaya geçen Türkçe kelimeleri üç tabaka halinde incelerler. Birincisi Hun-Hazar-Bulgar tabakası, ikincisi Peçenek-Uz-Kuman-Kıpçak tabakası, üçüncüsü ise Osmanlı tabakasıdır.
Osmanlı tabakasını inceleyen Macar alimi Suzanne [Zsuzsa] Kakuk, 16 ve 17. asırlarda Osmanlı dili tarihi araştırmaları, Macar dilinde Osmanlı unsurları ( Budapeşte, 1973 Recherches sur l’histoire de la langue Osmanlie des XVI et XVII siecles, les eléments Osmanlis de la langue Hongroise) isimli eserinde, 16-17. asırlarda Osmanlılar vasıtasıyla Macarcaya 1.382 cins isminin, 402 şahıs adı ve lakabın, 224 yer isminin, toplam 2.008 kelimenin nakledildiğini ortaya koymuştur (Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1973-74, 356 s.).
Kakuk, daha sonraki bir yazısında bunu 1.500’e çıkarmıştır (Zsuzsa Kakuk, “Macar dilinde Osmanlı-Türk unsurları”, Bilimsel Bildiriler 1972, TDK y., Ankara 1975, 209. s. vd.). (Bayan Kakuk, 1960’da Çindeki Salar Türklerini ziyaret ederek metinler derlemiştir. Bu metinler Textes Salars, Acta Orientala, c. xııı, fas. 1-2, Budapest 1961’de yayımlanmıştır). Kakuk, 13 ağustos 1925’te Macaristanın Heves şehrinin Nagytalya köyünde doğmuştur.
Türkçenin tesiri sadece kelime vermekle kalmamış, bazı şairler Türkçe şiir bile söylemişlerdir. Mesela ilk büyük Macar şairi sayılan Balint Balassa 1552-56 arasında bir çok Türkçe şiiri Macarcaya çevirmiş, kendisi de Türkçe şiir yazmıştır.
Macar kelimesi Manysi ve Türkçe 'eri' (Manysi+eri) kelimelerinden meydana gelir ki, yarı yarıya Türkçedir (Laszlo Rasonyi, Tarihte Türklük, TKAE y., Ankara 1971, 119. s.). Macarlara sadece kendileri ve biz Türkler Macar deriz. Öbür milletlerin verdiği Hungarya adı da tamamiyle Türkçedir. Hungarya (Hungaria) çoklarının sandığı gibi Hun kelimesinden değil, Türkçe 'Onoğur' kelimesinden gelir. Baştaki 'h' türeme bir sestir. Kelime Hundan gelse sonraki gar unsurunu açıklamak mümkün olmazdı). Macarlar Onoğur Bulgarlarıyla yakın münasebette bulundukları için Bizanslılar ve diğer halklar onları bu kelimeyle isimlendirip yaşadıkları ülkeye de Türkiye demişlerdir (Onoğur kelimesi Osmanlılarca az da olsa Engürüs veya Üngürüs şeklinde kullanılmıştır).
Hatırlanacağı üzere Macaristan haricinde tarihte Türkiye ismini alan veya Türkiye ismi verilen bir çok ülke ve bölge vardır: Göktürk, Hazar, Anadolu Selçuklu, Mısır (Memlük devrinde) ve Türkistan coğrafyaları tarihte Türkiye olarak anılmıştır. Lakin devlet adı olarak Göktürkler, Mısır Memlükleri ve Türkiye Cumhuriyetinden başka Türkiye isimli Türk devleti yoktur. Yalnız Orta Asya coğrafyası son bin yıldır Türkistan adıyla tanınmaktadır.
Macar alimleri Türklük bilimi sahasında en çok çalışan alimlerdir. Zaten Türk bilimi sahasında Hıristiyan milletlerden iyi niyetle çalışan sadece Macar bilginleridir. Bunlara Bosna Hersekli ve Güneydoğu Asyalıları da ilave edebiliriz (Pakistan, Malezya vs). Türklükle ilgilenen diğer bilim adamlarının bilim sıfatı sadece mesleklerinde olup esas amaçları Türk kültür ve medeniyetini başka köklere, bilhassa Çin, Hint, İran, Moğol, Arap ve sair kaynakla bağlamaktır.
Romencedeki Türkçe kelimeler
Aslen bir Gökoğuz Türkü olan Mihail Guboğlu bir makalesinde, Romen diline geçen Türkçe kelimeler üzerine çalışan Romen ve yabancı bilim adamlarının eserleri hakkında geniş bilgi vermiş, Romen dilinde mevcut 3.000 Türkçe kelimenin daha iyi araştırılması gerektiğini belirtmiştir (M. Guboğlu, “Rumanya Türkolojisi ve Rumen dilinde Türk sözleri hakkında bazı araştırmalar”, 11. Türk Dil Kurultayında Okunan Bilimsel Bildirilir 1966, Ankara 1968, 271. s.).

Sırp-Hırvatçadaki Türkçe kelimeler
Abdullah Skaljiç, Sırp-Hırvat Dilinde Türkçe Kelimeler (Turcizmu u srpskohrvatskom jeziku) isimli birinci baskısı 1957, ikinci baskısı 1962’de Saraybosnada yapılan eserinde, Türkçeden Sırp-Hırvat diline 8.742 kelimenin geçtiğini tesbit etmiştir Tabii ki Sırp-Hırvatçadaki Türkçe kelimelerin sayısı bu kadar değildir. Nitekim kitabın ilk baskısında 6.500 kelime yer almıştı (Milan Adamovic, “Tanıtma”, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten, Ankara 1969, 289. s. vd.).
Macarcadaki Türkçe kelimeler
Alimler Macarcaya geçen Türkçe kelimeleri üç tabaka halinde incelerler. Birincisi Hun-Hazar-Bulgar tabakası, ikincisi Peçenek-Uz-Kuman-Kıpçak tabakası, üçüncüsü ise Osmanlı tabakasıdır.
Osmanlı tabakasını inceleyen Macar alimi Suzanne [Zsuzsa] Kakuk, 16 ve 17. asırlarda Osmanlı dili tarihi araştırmaları, Macar dilinde Osmanlı unsurları ( Budapeşte, 1973 Recherches sur l’histoire de la langue Osmanlie des XVI et XVII siecles, les eléments Osmanlis de la langue Hongroise) isimli eserinde, 16-17. asırlarda Osmanlılar vasıtasıyla Macarcaya 1.382 cins isminin, 402 şahıs adı ve lakabın, 224 yer isminin, toplam 2.008 kelimenin nakledildiğini ortaya koymuştur (Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1973-74, 356 s.).
Kakuk, daha sonraki bir yazısında bunu 1.500’e çıkarmıştır (Zsuzsa Kakuk, “Macar dilinde Osmanlı-Türk unsurları”, Bilimsel Bildiriler 1972, TDK y., Ankara 1975, 209. s. vd.). (Bayan Kakuk, 1960’da Çindeki Salar Türklerini ziyaret ederek metinler derlemiştir. Bu metinler Textes Salars, Acta Orientala, c. xııı, fas. 1-2, Budapest 1961’de yayımlanmıştır). Kakuk, 13 ağustos 1925’te Macaristanın Heves şehrinin Nagytalya köyünde doğmuştur.
Türkçenin tesiri sadece kelime vermekle kalmamış, bazı şairler Türkçe şiir bile söylemişlerdir. Mesela ilk büyük Macar şairi sayılan Balint Balassa 1552-56 arasında bir çok Türkçe şiiri Macarcaya çevirmiş, kendisi de Türkçe şiir yazmıştır.
Macar kelimesi Manysi ve Türkçe 'eri' (Manysi+eri) kelimelerinden meydana gelir ki, yarı yarıya Türkçedir (Laszlo Rasonyi, Tarihte Türklük, TKAE y., Ankara 1971, 119. s.). Macarlara sadece kendileri ve biz Türkler Macar deriz. Öbür milletlerin verdiği Hungarya adı da tamamiyle Türkçedir. Hungarya (Hungaria) çoklarının sandığı gibi Hun kelimesinden değil, Türkçe 'Onoğur' kelimesinden gelir. Baştaki 'h' türeme bir sestir. Kelime Hundan gelse sonraki gar unsurunu açıklamak mümkün olmazdı). Macarlar Onoğur Bulgarlarıyla yakın münasebette bulundukları için Bizanslılar ve diğer halklar onları bu kelimeyle isimlendirip yaşadıkları ülkeye de Türkiye demişlerdir (Onoğur kelimesi Osmanlılarca az da olsa Engürüs veya Üngürüs şeklinde kullanılmıştır).
Hatırlanacağı üzere Macaristan haricinde tarihte Türkiye ismini alan veya Türkiye ismi verilen bir çok ülke ve bölge vardır: Göktürk, Hazar, Anadolu Selçuklu, Mısır (Memlük devrinde) ve Türkistan coğrafyaları tarihte Türkiye olarak anılmıştır. Lakin devlet adı olarak Göktürkler, Mısır Memlükleri ve Türkiye Cumhuriyetinden başka Türkiye isimli Türk devleti yoktur. Yalnız Orta Asya coğrafyası son bin yıldır Türkistan adıyla tanınmaktadır.
Macar alimleri Türklük bilimi sahasında en çok çalışan alimlerdir. Zaten Türk bilimi sahasında Hıristiyan milletlerden iyi niyetle çalışan sadece Macar bilginleridir. Bunlara Bosna Hersekli ve Güneydoğu Asyalıları da ilave edebiliriz (Pakistan, Malezya vs). Türklükle ilgilenen diğer bilim adamlarının bilim sıfatı sadece mesleklerinde olup esas amaçları Türk kültür ve medeniyetini başka köklere, bilhassa Çin, Hint, İran, Moğol, Arap ve sair kaynakla bağlamaktır.
Romencedeki Türkçe kelimeler
Aslen bir Gökoğuz Türkü olan Mihail Guboğlu bir makalesinde, Romen diline geçen Türkçe kelimeler üzerine çalışan Romen ve yabancı bilim adamlarının eserleri hakkında geniş bilgi vermiş, Romen dilinde mevcut 3.000 Türkçe kelimenin daha iyi araştırılması gerektiğini belirtmiştir (M. Guboğlu, “Rumanya Türkolojisi ve Rumen dilinde Türk sözleri hakkında bazı araştırmalar”, 11. Türk Dil Kurultayında Okunan Bilimsel Bildirilir 1966, Ankara 1968, 271. s.).
Kerim Altay isimli Türk asıllı Romanyalı bir bilim adamı da, 1925-87 arasında çıkan 4 Romence sözlükte yaptığı araştırmada 1.700 Türkçe kelime saymış, daha dikkatli bir araştırmayla bunun 2.000’i aşacağını söylemiştir (Kerim Altay, Türkçeden Romenceye giren sözler-Romencedeki Türkçe kelimeler”, Erciyes, Nisan 1996, 220. sayı, 1. s.).
Bulgarcadaki Türkçe kelimeler
Türker Acaroğlu, Bulgaristan'da Osmanlı Türklerinden kalma 5.000 Türkçe yer adının olduğunu yazmaktadır (M. Türker Acaroğlu, Bulgaristanda Türkçe Yer Adları Kılavuzu, Ankara 1988, 42, 75 ve 383. s.).
Bulgarcadan Türkçeye giren sözler ise yalnızca bir kaç tanedir ki bunların en çok kullanılanı çete kelimesidir. Bu da Bulgarların çetecilikte nam salmasından ileri gelmiştir. Ayrıca gocuk, kuluçka, kosa (uzun saplı bir tırpan), ıştır (yaban pazısı) gibi bir iki söz daha vardır. Son ikisi ağızlarda kullanılır
(Hasan Eren, “Bulgarlar ve Türk dili”, Bulgaristanda Türk Varlığı, TTK, Ankara 1985, 9. s.).
Yaşar Yücel, Bulgar Bilimler Akademisi Bulgar Dili Enstitüsünce yayımlanan Bulgar Dilindeki Yabancı Kelimeler Sözlüğü (1982) ile Bulgarca Sözlüğün 3. baskısını tarayarak Bulgarcada 2.557 Türkçe kelimenin olduğunu tespitlemiştir. -ci, -li, -lik gibi Türkçe ekler de Bulgarcaya geçen lisan unsurları arasındadır (Yaşar Yücel, “Bulgarcaya Türkçeden ve Türklerden geçen sözcükler”, Belleten, ağustos 1991, 213. sayı, 529-562. s.).
Yaşar Yücel, Bulgar Bilimler Akademisi Bulgar Dili Enstitüsünce yayımlanan Bulgar Dilindeki Yabancı Kelimeler Sözlüğü (1982) ile Bulgarca Sözlüğün 3. baskısını tarayarak Bulgarcada 2.557 Türkçe kelimenin olduğunu tespitlemiştir. -ci, -li, -lik gibi Türkçe ekler de Bulgarcaya geçen lisan unsurları arasındadır (Yaşar Yücel, “Bulgarcaya Türkçeden ve Türklerden geçen sözcükler”, Belleten, ağustos 1991, 213. sayı, 529-562. s.).
Tabii ki bu, eksik bir çalışmadır. Hakikatte başta Bulgar ve Balkan kelimeleri olmak üzere Bulgarların dilinde aslında on binden fazla Türkçe kelime vardır. Durum Makedonca için de aynıdır.
Melih Cevdet Anday seyahatlerini anlattığı bir eserinde şöyle bir fıkra nakletmektedir:
“Bir Bulgar bir Yugoslava sormuş:
‘-Sizin dilinizde çok Türkçe sözcük var mı?’
Yugoslav Türkçe olarak:
‘-Yok be kardeşim’ demiş.
Bu soru bir Macara sorulsa ‘şok van’ karşılığı alınırdı ki, ‘çok var’ demektir.”
(Melih Cevdet Anday, Sovyet Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Bulgaristan, Macaristan, Gerçek y., İstanbul 1965, 143. s.).
Bu misalin bir benzerini Süreyya Yusuf da nakletmektedir (Süreyya Yusuf, “İvo Andriç’te Türkçe sözcükler”, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1969, 287. s.).
Rusçadaki Türkçe kelimeler
Nikolay Aleksandroviç Baskakov Türk Kökenli Rus Soyadları (1979) isimli çalışmasında 300 Türkçe kökenli Rus soyadını etraflıca incelemiştir. Baskakovun eseri Türkçeye tercüme edilmiştir
Bu misalin bir benzerini Süreyya Yusuf da nakletmektedir (Süreyya Yusuf, “İvo Andriç’te Türkçe sözcükler”, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1969, 287. s.).
Rusçadaki Türkçe kelimeler
Nikolay Aleksandroviç Baskakov Türk Kökenli Rus Soyadları (1979) isimli çalışmasında 300 Türkçe kökenli Rus soyadını etraflıca incelemiştir. Baskakovun eseri Türkçeye tercüme edilmiştir
(N.A. Baskakov, çev. Samir Kâzımoğlu, Türk Kökenli Rus Soyadları, Ankara 1997, 234 s.).
Tatar alimi A.H. Halikov da Rus Tanınan 500 Bulgar-Tatar-Türk Asıllı Sülale isimli eserinde bugün Rusçada kullanılan 500 soy adını tesbit ederek bir kitap halinde yayımlamıştır (A. H. Halikov, çev. Mustafa Öner, Rus Tanınan 500 Bulgar-Tatar-Türk Asıllı Sülale, TDAV y., İstanbul 1995). Bunların hepsi aslen Türk-Tatar asıllı olup içlerinden alimler, yazarlar, diplomatlar, bilim ve devlet adamları çıkmıştır. Mesela Yeltsin (Türkçe elçi kelimesinden gelir) bunlardan biridir. Zaten “Rusu kazısan altından Tatar (Türk) çıkar” sözü herkesçe bilinen bir sözdür.
Tabii bunlar özel isimlerdir. Rusçada Türkçeden alınma sözlerin bir listesi henüz yapılmamıştır. Bu yapıldığında Rusçada 10 bin civarında Türkçe kelimenin bulunduğu katiyetle açığa çıkacaktır.
Kerim Altay, Rusçadaki Türkçe sözlerin sayısının da şimdilik 2.000 olarak tesbit edildiğini bildirmiştir.
Farsçadaki Türkçe sözler
Farsça yabancı kelimelerin çok olduğu bir dildir ve bu dilde binlerce Türkçe kelime vardır. 1942’de Fuad Köprülü yazdığı bir makalede Farsçadaki Türkçe kelimelere dikkati çekmiş, 280 Türkçe kelime tesbit etmiştir (Fuad Köprülü, “Yeni Fariside Türkçe unsurlar”, Türkiyat mecmuası, 1942-45, 7-8, sayı, 1-6.).
Alman alimi Gerhard Doerfer, Farsçanın yüzde seksenini Arapça kelimelerin oluşturduğunu, lakin bu yüzden Farsçanın bir Sami dili sayılamayacağını söyler. F. K. Timurtaş da Farsçadaki Arapça kelimelerin Farsçadan fazla olduğunu kaydeder (F. K. Timurtaş, Osmanlıca Grameri, İstanbul 1964, 248. s.).
Doerfer, Yeni Farsçada Türkçe ve Moğolca Unsurlar (Turkische und Mongolische elemente im Neupersischen, Wiesbaden, 1963, 1965, 1967, 1975) isimli 4 ciltlik eserinde bunlardan binlercesini tesbit etmiştir.
Doerfer’in kitabının 1. cildi Moğolca kelimelere ayrılmıştır. Burada Farsçaya giren 409 Moğolca söz yer almaktadır. 2, 3 ve 4. ciltler ise Farsçadaki Türkçe kelimelere ayrılmıştır. Burada da 2.000’e yakın Türkçe kelimeye yer verilmiştir. Ne yazık ki 4 ciltlik bu eser halen Türkçeye tercüme edilmeyi beklemektedir.
Arapçadaki Türkçe sözler
Türkçe en çok etkilendiği dil olan Arapçaya da binlerce kelime vermiştir. Cezayirli bir bilim adamı olan Mohammed ben Cheneb, 1922’de yaptığı “Cezayir konuşma dilinde muhafaza edilen Türkçe ve Türkçe aracılığı ile gelen Farsça kelimeler” adlı araştırmasında (Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1966, 157-213. s.) isimli çalışmasında Cezayir Arapçasında 634 Türkçe kelime tesbit etmiştir.
Bu kelimelerin 72’si askerî, 31’i denizcilik, 39’u besin maddelerine ait kelimeler, 59’u alet ve kap kacak kelimeleri, 55‘i giyecek, 65’i sanatlarla alakalı, 313’ü ise çeşitli sahalara ait kelimelerdir. Cheneb, Türkçe özel adları çalışmasına dahil etmemiştir.
Ahmet Ateş, Cheneb’den müstakil olarak yaptığı bir araştırmada Arap edebî dilinde 539 Türkçe kelime tesbit etmiştir. Ateş Türkçe örnek kelimesinin dahi urnîk şeklinde ve “örnek, model, şekil” manasında Arapçaya geçtiğini de (çoğulu arânîk) kaydetmiştir (Ahmet Ateş, “Arapça yazı dilinde Türkçe kelimeler üzerine bir deneme”, Türk Kültürü Araştırmaları, 1965, 2. yıl, 1-2. sayı, 5-25. s.).
Hüseyin Ali Mahfuz, Bağdad Arapçasındaki 500 Türkçe kelimenin listesini yayımlamıştır (Ahmet Ateş, “Arapça yazı dilinde Türkçe kelimeler, 10. yüzyıla kadar”, Reşit Rahmeti Arat İçin, Ankara 1966, 26. s.).
Erich Prokosch adında bir Alman alimi de Sudan Arapçasına 259 Türkçe kelimenin geçtiğini tesbit etmiştir. Bunların içinde ağa, balta, baklava, basma, bastırma, başıbozuk, binbaşı, birinci, bohça, boru, bölük, burma, burgu, damga, demir, doğru, dolap, dondurma, cebehana, çizme, gümrük, hekimbaşı, kanca, karakol, kavun, kavurma, kazan, kılavuz, kışlak, orta, sancak, şiş, tabur, temelli, topçu, yüzbaşı gibi kelimelerle –cı eki de vardır (Erich Prokosch, Osmanisches Wortgut in Sudan-Arabischen [Sudan Arapçasında Osmanlı Kelimeleri], Klaus Schwarz verlag, Berlin 1983, 75 s.).
Son zamanlarda bu mevzuda çalışan Bedrettin Aytaç, Arap Lehçelerindeki Türkçe Kelimeler (İstanbul 1994) isimli eserinde Arapçaya şimdilik 941 kelimenin geçtiğini meydana koymuştur (Bedrettin Aytaç, Arap Lehçelerinde Türkçe Kelimeler, TDAV y., İstanbul 1994, 159 s.).
Aytacın çalışmasında Arapçaya geçen kelimelerin 179’unun meslek ismi, 75’inin yiyecek içecek ismi, 97’sinin çeşitli sıfatlar, 45’inin askerlikle ilgili kelimeler, 24’ünün özel isim, lakap ve unvan, 40’ının mekân ismi, 89’unun araç gereç ismi, 15’inin fiil, 52’sinin giyim kuşam ve dokumacılıkla ilgili isimler, 8’inin akrabalıkla, 6’sının madenlerle, 7’sinin hayvanlarla ilgili olduğu görülmektedir. (Toplamı 657’dir). Geri kalan 284’ü sair isimlerdir. Bunların içinde çavuş (çaviş veya şaviş şeklinde), topçu gibi çok kullanılan kelimelerle beraber, çapçak (kulplu ve madeni bir kap, eski Türkçede çamçak) ile sagu (ağıt), sagucu (ağıtçı) gibi günümüz lisanında kullanılmayan eski Türkçe kelimeler bile vardır.
Arnavutçadaki Türkçe kelimeler
Arnavutçadaki Türkçe kelimelerin sayısı 5 ila 10.000 bin arasındadır. Bu mevzuda da yapılmış bir çalışma yoktur.
Yunancadaki Türkçe kelimeler
Yunancada 5.000 ila 7.000 civarında Türkçe kelimenin olduğu tahmin edilmektedir. Yunanlılarda Türk kompleksi olduğu için Yunan ilim adamları her hangi bir çalışma yürütmemişlerdir.
Ermenicedeki Türkçe kelimeler
Ermenilerin henüz Türk kompleksine sahip olmadıkları bir zamanda 1902’de H. Açaryan isimli bir Ermeni, Türkçeden Ermeniceye 4.200 (dört bin iki yüz) kelimenin geçtiğini tesbit etmiştir (Hasan Eren, “Türkçedeki Ermenice alıntılar üzerine”, Türk Dili, ağustos 1995, 524. sayı, 862. s). Hatta bu tesir o derecededir ki, Türkçenin etkisiyle Ermeni dili yapı ve sentaksını (söz dizimini) dahi değiştirmiştir (Bahtiyar Vahabzade, haz. Yusuf Gedikli, Ömürden Sayfalar, Ötüken n., İstanbul 2000, 196-197. s.).
Robert Dankoff, yukarıdaki rakama ilave olarak Ermeni diyeleklerinde 150 Türkçe sözün varlığını tesbit etmiştir. Halbuki Türk yazı dilindeki Ermenice kelimeler, sadece 5-10 tanedir (Hasan Eren, “Türkçedeki Ermenice alıntılar üzerine”, 903-904. s.).
Ancak bu bir asır evvel yapılmış eksik bir çalışmadır. Ermenicedeki Türkçe kelimelerin sayısı 10 binden az değildir. Sadece şu kadarını belirtelim ki Türk kamu oyunda çok yaygın olan örnek kelimesinin Ermenice olduğu inanışı yanlıştır. Örnek batı Türklerinden doğudaki Altaylılara, Doğu Türkistanlılardan Tatarlara kadar bütün Türk lehçelerinde mevcuttur (Örnek hakkındaki yazımız için Türk Dilinin eylül 2003 tarihli sayısına bakılabilir).
Tatar alimi A.H. Halikov da Rus Tanınan 500 Bulgar-Tatar-Türk Asıllı Sülale isimli eserinde bugün Rusçada kullanılan 500 soy adını tesbit ederek bir kitap halinde yayımlamıştır (A. H. Halikov, çev. Mustafa Öner, Rus Tanınan 500 Bulgar-Tatar-Türk Asıllı Sülale, TDAV y., İstanbul 1995). Bunların hepsi aslen Türk-Tatar asıllı olup içlerinden alimler, yazarlar, diplomatlar, bilim ve devlet adamları çıkmıştır. Mesela Yeltsin (Türkçe elçi kelimesinden gelir) bunlardan biridir. Zaten “Rusu kazısan altından Tatar (Türk) çıkar” sözü herkesçe bilinen bir sözdür.
Tabii bunlar özel isimlerdir. Rusçada Türkçeden alınma sözlerin bir listesi henüz yapılmamıştır. Bu yapıldığında Rusçada 10 bin civarında Türkçe kelimenin bulunduğu katiyetle açığa çıkacaktır.
Kerim Altay, Rusçadaki Türkçe sözlerin sayısının da şimdilik 2.000 olarak tesbit edildiğini bildirmiştir.
Farsçadaki Türkçe sözler
Farsça yabancı kelimelerin çok olduğu bir dildir ve bu dilde binlerce Türkçe kelime vardır. 1942’de Fuad Köprülü yazdığı bir makalede Farsçadaki Türkçe kelimelere dikkati çekmiş, 280 Türkçe kelime tesbit etmiştir (Fuad Köprülü, “Yeni Fariside Türkçe unsurlar”, Türkiyat mecmuası, 1942-45, 7-8, sayı, 1-6.).
Alman alimi Gerhard Doerfer, Farsçanın yüzde seksenini Arapça kelimelerin oluşturduğunu, lakin bu yüzden Farsçanın bir Sami dili sayılamayacağını söyler. F. K. Timurtaş da Farsçadaki Arapça kelimelerin Farsçadan fazla olduğunu kaydeder (F. K. Timurtaş, Osmanlıca Grameri, İstanbul 1964, 248. s.).
Doerfer, Yeni Farsçada Türkçe ve Moğolca Unsurlar (Turkische und Mongolische elemente im Neupersischen, Wiesbaden, 1963, 1965, 1967, 1975) isimli 4 ciltlik eserinde bunlardan binlercesini tesbit etmiştir.
Doerfer’in kitabının 1. cildi Moğolca kelimelere ayrılmıştır. Burada Farsçaya giren 409 Moğolca söz yer almaktadır. 2, 3 ve 4. ciltler ise Farsçadaki Türkçe kelimelere ayrılmıştır. Burada da 2.000’e yakın Türkçe kelimeye yer verilmiştir. Ne yazık ki 4 ciltlik bu eser halen Türkçeye tercüme edilmeyi beklemektedir.
Arapçadaki Türkçe sözler
Türkçe en çok etkilendiği dil olan Arapçaya da binlerce kelime vermiştir. Cezayirli bir bilim adamı olan Mohammed ben Cheneb, 1922’de yaptığı “Cezayir konuşma dilinde muhafaza edilen Türkçe ve Türkçe aracılığı ile gelen Farsça kelimeler” adlı araştırmasında (Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1966, 157-213. s.) isimli çalışmasında Cezayir Arapçasında 634 Türkçe kelime tesbit etmiştir.
Bu kelimelerin 72’si askerî, 31’i denizcilik, 39’u besin maddelerine ait kelimeler, 59’u alet ve kap kacak kelimeleri, 55‘i giyecek, 65’i sanatlarla alakalı, 313’ü ise çeşitli sahalara ait kelimelerdir. Cheneb, Türkçe özel adları çalışmasına dahil etmemiştir.
Ahmet Ateş, Cheneb’den müstakil olarak yaptığı bir araştırmada Arap edebî dilinde 539 Türkçe kelime tesbit etmiştir. Ateş Türkçe örnek kelimesinin dahi urnîk şeklinde ve “örnek, model, şekil” manasında Arapçaya geçtiğini de (çoğulu arânîk) kaydetmiştir (Ahmet Ateş, “Arapça yazı dilinde Türkçe kelimeler üzerine bir deneme”, Türk Kültürü Araştırmaları, 1965, 2. yıl, 1-2. sayı, 5-25. s.).
Hüseyin Ali Mahfuz, Bağdad Arapçasındaki 500 Türkçe kelimenin listesini yayımlamıştır (Ahmet Ateş, “Arapça yazı dilinde Türkçe kelimeler, 10. yüzyıla kadar”, Reşit Rahmeti Arat İçin, Ankara 1966, 26. s.).
Erich Prokosch adında bir Alman alimi de Sudan Arapçasına 259 Türkçe kelimenin geçtiğini tesbit etmiştir. Bunların içinde ağa, balta, baklava, basma, bastırma, başıbozuk, binbaşı, birinci, bohça, boru, bölük, burma, burgu, damga, demir, doğru, dolap, dondurma, cebehana, çizme, gümrük, hekimbaşı, kanca, karakol, kavun, kavurma, kazan, kılavuz, kışlak, orta, sancak, şiş, tabur, temelli, topçu, yüzbaşı gibi kelimelerle –cı eki de vardır (Erich Prokosch, Osmanisches Wortgut in Sudan-Arabischen [Sudan Arapçasında Osmanlı Kelimeleri], Klaus Schwarz verlag, Berlin 1983, 75 s.).
Son zamanlarda bu mevzuda çalışan Bedrettin Aytaç, Arap Lehçelerindeki Türkçe Kelimeler (İstanbul 1994) isimli eserinde Arapçaya şimdilik 941 kelimenin geçtiğini meydana koymuştur (Bedrettin Aytaç, Arap Lehçelerinde Türkçe Kelimeler, TDAV y., İstanbul 1994, 159 s.).
Aytacın çalışmasında Arapçaya geçen kelimelerin 179’unun meslek ismi, 75’inin yiyecek içecek ismi, 97’sinin çeşitli sıfatlar, 45’inin askerlikle ilgili kelimeler, 24’ünün özel isim, lakap ve unvan, 40’ının mekân ismi, 89’unun araç gereç ismi, 15’inin fiil, 52’sinin giyim kuşam ve dokumacılıkla ilgili isimler, 8’inin akrabalıkla, 6’sının madenlerle, 7’sinin hayvanlarla ilgili olduğu görülmektedir. (Toplamı 657’dir). Geri kalan 284’ü sair isimlerdir. Bunların içinde çavuş (çaviş veya şaviş şeklinde), topçu gibi çok kullanılan kelimelerle beraber, çapçak (kulplu ve madeni bir kap, eski Türkçede çamçak) ile sagu (ağıt), sagucu (ağıtçı) gibi günümüz lisanında kullanılmayan eski Türkçe kelimeler bile vardır.
Arnavutçadaki Türkçe kelimeler
Arnavutçadaki Türkçe kelimelerin sayısı 5 ila 10.000 bin arasındadır. Bu mevzuda da yapılmış bir çalışma yoktur.
Yunancadaki Türkçe kelimeler
Yunancada 5.000 ila 7.000 civarında Türkçe kelimenin olduğu tahmin edilmektedir. Yunanlılarda Türk kompleksi olduğu için Yunan ilim adamları her hangi bir çalışma yürütmemişlerdir.
Ermenicedeki Türkçe kelimeler
Ermenilerin henüz Türk kompleksine sahip olmadıkları bir zamanda 1902’de H. Açaryan isimli bir Ermeni, Türkçeden Ermeniceye 4.200 (dört bin iki yüz) kelimenin geçtiğini tesbit etmiştir (Hasan Eren, “Türkçedeki Ermenice alıntılar üzerine”, Türk Dili, ağustos 1995, 524. sayı, 862. s). Hatta bu tesir o derecededir ki, Türkçenin etkisiyle Ermeni dili yapı ve sentaksını (söz dizimini) dahi değiştirmiştir (Bahtiyar Vahabzade, haz. Yusuf Gedikli, Ömürden Sayfalar, Ötüken n., İstanbul 2000, 196-197. s.).
Robert Dankoff, yukarıdaki rakama ilave olarak Ermeni diyeleklerinde 150 Türkçe sözün varlığını tesbit etmiştir. Halbuki Türk yazı dilindeki Ermenice kelimeler, sadece 5-10 tanedir (Hasan Eren, “Türkçedeki Ermenice alıntılar üzerine”, 903-904. s.).
Ancak bu bir asır evvel yapılmış eksik bir çalışmadır. Ermenicedeki Türkçe kelimelerin sayısı 10 binden az değildir. Sadece şu kadarını belirtelim ki Türk kamu oyunda çok yaygın olan örnek kelimesinin Ermenice olduğu inanışı yanlıştır. Örnek batı Türklerinden doğudaki Altaylılara, Doğu Türkistanlılardan Tatarlara kadar bütün Türk lehçelerinde mevcuttur (Örnek hakkındaki yazımız için Türk Dilinin eylül 2003 tarihli sayısına bakılabilir).

Netice
Türkçe eski, köklü, zengin, yaygın ve çok konuşulan bir dildir. Tarih boyunca bir çok lisan ve halkla alış veriş içinde olmuştur. Hem kelime almış, fakat aldığından ziyadesini vermiştir (Sanırız aldığından az verdiği diller Arapça, Farsça ve Fransızcadır. Geri kalan bütün dillere aldığından fazlasını vermiştir).
Lakin Türkçenin yabancı lisanlara etkisi henüz gerektiği kadar araştırılıp incelenmemiştir. Bilhassa Arnavutça, Yunanca, Ermenice ve hatta Gürcücedeki Türkçe kelimelerin bir an evvel araştırılması gerekmektedir. Tabii ki bu, herkesten evvel bize düşen mühim ve kutsal bir vazifedir.
Aynı vazife Kafkas dilleri, Moğolca, Çince, Korece, Urduca için de variddir. Urduca zaten Türkçe 'ordu' kelimesinden gelmektedir. Binlerce kelime verdiğimiz bir dildir.
1. Türk Dili Kurultayını açarken, “Öyle bir Türkçe yapalım ki bunu Kaşgardaki Türk de konuşsun, anlasın; Baküdeki, Türkiyedeki de” diyen Atatürk'ün emrini yerine getirmek için var gücümüzle çalışmamız gerekiyor (Hasan Eren, “Dilde birlik”, Bilimsel Bildiriler 1972, 159. s.).
Alıntı / Kaynak: http://www.ufukotesi.com/yazdir.asp?yazi_no=20040223
02 / 2004
20180926
📺 🎞 ''Osmanlıca bir dil değildir'' - Dillerin kökeni, Türkiye Türkçesi
Gülgün Feyman'la Püf Noktası--25 Aralık 2014-
-Prof. Dr. Atilla Sarıkayalı
-Osmanlıca Nedir?
prof. Dr. Atilla Sarıkayalı: ''Osmanlıca Diye Bir Dil Yoktur''
-Dillerin Kökeni
-Türkiye Türkçesi
-Prof. Dr. Atilla Sarıkayalı
-Osmanlıca Nedir?
prof. Dr. Atilla Sarıkayalı: ''Osmanlıca Diye Bir Dil Yoktur''
-Dillerin Kökeni
-Türkiye Türkçesi
🇹🇷 Türk Dil Bayramınız kutlu olsun!
"Kesin olarak bilinmelidir ki, Türk milletinin dili ve milli benliği bütün hayatında hakim ve esas kalacaktır."
M. Kemal Atatürk
'Türkçemizin kökenlerini merak edenlere yazarımız Doğu Perinçek'in kitabını tavsiye ediyoruz.
#TürkDilBayramı kutlu olsun! Türkçemizi korumak dileğiyle...'
Kaynak Yayınları @kaynakyayin
M. Kemal Atatürk
'Türkçemizin kökenlerini merak edenlere yazarımız Doğu Perinçek'in kitabını tavsiye ediyoruz.
Kaynak Yayınları @kaynakyayin
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
🎞️Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı.
Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı. pic.twitter.com/zB0iENTSdL — Telgraft (@telqraft) April 12, 2026 ...
-
Bu yazımızda Milli Edebiyat Dönemi'nin en önemli şairlerinden biri olan Mehmet Emin Yurdakul'un "Cenge Giderken" şii...
-
Ülkemiz yer şekilleri bakımından oldukça farklı özelliklere sahiptir. Yer şekillerindeki farklılık iklimlerin bölgelere göre değişiklik...
-
Kendilerini "trakya'nın yerlileri" olarak kabul eden, 1300'lü yıllardaki ilk osmanlı fetihleriyle birlikte trakya'ya ...












































