katliam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
katliam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260405

TARİH ARŞİVİ: Batı Anadolu'da 🇬🇷Yunanlıların 🇹🇷Türklere yaptıkları

 





 

20260328

📖 Katliamdan saklanarak kurtulan tek Türk çoçuğu / 1897, Girit

 Girit'e bağlı 350 nüfüslu Etea köyünde 🇬🇷Yunan isyancılar tarafından gerçekleştirilen katliamdan saklanarak kurtulan tek 🇹🇷Türk çoçuğu.

1897, Girit


20260123

📖 Tarihçi Justin McCarthy'ye göre, 1914 ile 1922 yılları arasında öldürülen Anadolu'daki Türklerin sayısı

 


Tarihçi Justin McCarthy'ye göre, 1914 ile 1922 yılları arasında Yunanlılar, Rumlar ve Ermeniler tarafından öldürülen Anadolu'daki Türklerin sayısı 

****

Prof. Dr. Justin McCharty: “Balkanlar’da Türklere olanlar; bugüne dek, insanoğlunun başına gelen en büyük felaketlerdendir ve bunu kimse bilmez."

Prof. Dr. Justin McCharty: "What happened to the Turks in the Balkans is one of the greatest disasters that has ever happened to humanity, and no one knows it."

1923 Türkiye - Yunanistan Nüfus Mübadelesi ile Karadeniz bölgesinden Yunanistan'a göç eden Rumların 1919 tanıklıkları.. Uydurma soykırım yalanları yayanlara izletmek lazım.

***

Pontus çeteleri Samsun Bafra'da 150 haneli Çağşur köyüne yaptıkları baskında bir hane bile bırakmadan köyü tamamen yakmışlar ve bütün ahaliyi katletmişlerdi. 

1905 doğumlu Hasan Er katliamı anlatıyor.

***

1️⃣Pontus Rum Devleti dedikleri coğrafyada rumlar nüfusun beşte biri kadardırlar. 

2️⃣Amiral Bristol'ün raporlarına göre Rum çeteleri İzmir'i işgal eden Yunan ordusu gibi gaddarca davranmışlardır. 

3️⃣Siz bir alıntı ile Türkler Rumlara soykırım uyguladı diyemezsiniz...⬇️ 



“PONTUS SOYKIRIMI” İDDİASI: TARİHSEL GERÇEKLERLE UYUŞMUYOR VE SİYASİ BİR PROPAGANDADIR

• 350.000 ölü iddiası, tarihî belgelerle doğrulanmamaktadır.

• Paris Barış Konferansı'nda bu rakamdan bahsedilmemiştir.

• Arşiv kayıtları: Savaş dönemi göç ve isyanlardan kaynaklı kayıplar.

• Osmanlı, İngiliz ve Fransız belgelerinde kitlesel katliam izine rastlanmamaktadır.

• Yunanistan, 1994’te 19 Mayıs’ı “soykırım günü” ilan etti – siyasi bir karardır.

TARİH, DUYGULARLA DEĞİL BELGELERLE YAZILIR.

Pontus iddiaları, tarihsel bir soykırımın değil, siyasi bir PROPAGANDANIN ürünüdür.

 


Alıntı: — Arkeoloji ve TÜRK Tarihi (@ArkeolojiveTurk)

20260117

📖 Yaklaşık 3000 🇹🇷Türk'ün Katledildiği Pek Bahsedilmeyen Olay: Navarin Katliamı

 

Yaklaşık 3000 Türk'ün Katledildiği Pek Bahsedilmeyen Olay: Navarin Katliamı

Navarin Katliamı, Yunanistan'ın bağımsızlığını kazanması sırasında yaşanan katliam dizisinin bir parçası olan bir katliamdı. Katliam 19 Ağustos 1821 günü Mora Yarımadası'ndaki Navarin şehrinde gerçekleşti ve şehrin yaklaşık 3000 kişilik Türk sakini katledildi.

Osmanlı'nın en büyük donanma üssüdür ve haliyle de navarin kalesi son derece iyi tahkim edilmiş bir müstahkem mevkiidir. ne var ki osmanlı'nın çöküş dönemi ile birlikte donanmamız akdeniz'de hakim konumunu kaybetmiş, çeşme'de ise ruslar tarafından neredeyse yok edilmiştir. bunun sonucu olarak da osmanlı'nın navarin müstahkem mevkii donanma savunmasından yoksun kalmış ve 1821 yunan isyanı sırasında navarin limanı yunan isyancıların kontrolüne geçmiştir.

Navarin limanı'nın yunan isyancıların kontrolüne geçmesinin ardından türkler navarin kalesine sığınmış ve aylarca burada abluka altına kalmışlardır. yunan isyancıların 1821 yılının mart ayında başlayan navarin kuşatmasının 6. ayında kaledeki stoklar tükenmeye başlamış, kaledeki türkler açlık tehlikesi ile karşı karşıya kalmışlardır. bu yüzden araya giren ingiliz, fransız ve rus temsilcilerin çabaları ile navarin türkleri ile yunan isyancılar arasında bir güvenli geçiş antlaşması yapılmış, bu antlaşmaya istinaden navarin'deki türklerin limana güvenli geçişi sağlanıp gemilere binerek mısır'a gitmeleri konusunda anlaşmaya varılmıştır.


Avrupa kaynaklarında Navarin katliamı hakkında bilgiler onlarca yıl sonra yayınlanmıştır.

Şehrin Türk sakinleri, açlık yüzünden teslim olmayı önerdi. Yunanlar da bunun üzerine şehrin sakinlerini Mısır'a güvenli bir şekilde götürmeyi önerdi. Teslim olma işlemi bitince, Türkler şehirdeki tüm mallarını, tüm paralarını ve mücevherlerini Yunanlara teslim etti; fakat Yunanlar söz verdikleri güvenli yolculuğu gerçekleştirmeye niyetli değillerdi. Müzakere eden Yunanlardan biri olan Poniropoulos, yıllar sonra General Gordon'a teslim olma belgesinin Türklerdeki kopyasını yok ettiğini ve böylece geride böyle bir anlaşmaya ilişkin bir kanıt kalmadığını söyledi.

Türklerin katledilmesi​

19 Ağustos 1821 günü kapılar açılınca, Yunanlar hemen içeriye hücum etti ve kaçabilen 160 kişi dışında 3000 kişilik tüm nüfusu öldürdü.

Tarihçi George Finlay, Phrantzes adlı Yunan bir rahibin katliama tanıklık ettiğini söyledi ve onun anlattıklarından yola çıkarak aşağıdaki tanımı yaptı:

Mermiler ve kılıçlarla yaralanmış kadınlar kaçmak umuduyla denize koştu, bu sırada kasten vuruldular. Kollarında bebekleri olan annelerin kıyafetleri çalındı ve tek gizlenme yeri olan denize koştular, suda çömelirken insan olmayan tüfekli askerler tarafından vuruldular. Yunanlar bebekleri annelerinin kollarından aldı ve kayalara vurdu. Üç ve dört yaşlarındaki çocuklar denize atılarak boğuldu. Katliam bittiğinde cesetler ya denize atıldı ya da sahile yığıldı ve bir salgın hastalık tehdidiyle karşı karşıya kalındı. ,,

Olayların başlamasından önce Yunanistan'da 50.000'e kadar Türk yaşamaktaydı. 1821 yazına gelindiğinde onların neredeyse tamamı öldürülmüş veya kaçmak zorunda bırakılmışlardı.

Yunanistan Türkleri kendilerinden sonra çok az iz bıraktılar. Onlar ansızın ve tamamen 1821 yazında yok oldular. Bu yok oluş tüm dünyanın gözlerinden uzak oldu ve arkalarından ağlanmadı. 20 binden fazla yaşlı, erkek, kadın, çocuk Türk; kendi komşuları Yunanlar tarafından birkaç hafta içinde öldürüldüler. Bu katliam acımasızca ve tereddütsüz hayata geçirildi..

İngiliz tarihçi William St. Clair'in "That Greece Might Still Be Free: The Philhellenes in the War of Independence" isimli kitabından... ,,

📖 Girit 🇹🇷Türklerinin başına gelenler - Katliamın arkasındaki tarihsel gerçekler, sorumlular ve sonuçları

GİRİT TÜRK SOYKIRIMI: TARİHSEL ARKA PLAN, SORUMLULAR VE SONUÇLARI

Sefa Yürükel

Girit Türk Soykırımı, 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında, Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı Girit Adası’nda yaşayan Türk nüfusunun hedef alındığı, etnik temizlik ve soykırım olayları dizisini ifade etmektedir. Girit Adası, tarihsel olarak Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçasıydı; ancak 19. yüzyılda milliyetçi hareketlerin güçlenmesi ve Yunanistan’ın bağımsızlık mücadelesinin etkisiyle, ada halkları arasında derin çatışmalar yaşanmıştır.

Tarihsel Arka Plan

Girit, Osmanlı İmparatorluğu’nun fetihlerinden önce Bizans İmparatorluğu’na bağlıydı. 1669 yılında Osmanlı tarafından fethedilen ada, uzun yıllar boyunca Osmanlı yönetiminde kalmış, özellikle Türk ve Yunan nüfusunun birlikte yaşadığı bir bölge olmuştur (Shaw, 1977). Ancak, 19. yüzyılda Avrupa’da yayılan milliyetçilik akımları, özellikle Yunan bağımsızlık savaşının ardından, Girit’te de benzer isyanları tetiklemiştir.

Girit, 1821’deki Yunan Bağımsızlık Savaşı sırasında bazı isyanlara sahne olmuş, fakat bölge Osmanlı yönetiminde kalmıştır. 

Ancak, 1866-1869 yılları arasında Yunan isyancıları ve Giritli Rumlar, Osmanlı’ya karşı büyük bir ayaklanma başlatmışlardır (McCarthy, 1995). 

1896’dan itibaren ise Girit’te Yunan milliyetçiliği giderek artmış ve bu durum, Girit’teki Türk nüfusuna yönelik şiddetin artmasına sebep olmuştur. Bu dönemde, Girit’in Osmanlı’dan ayrılması için Yunan hükümetinin ve Avrupa’nın desteği büyük olmuştur.

1905’teki ayaklanmaların ardından, 1908’de “Girit Cumhuriyeti” ilan edilmiştir ve Yunanistan’ın desteğiyle Girit, tam bağımsızlık ilanına kadar Osmanlı yönetiminden kopmuş ve adada yaşayan Türk nüfusu sürekli bir tehdit altında kalmıştır. Girit Türk Soykırımı, esasen 1896’daki isyanlarla başlayan bir dizi etnik temizlik olayının zirveye ulaşmasıdır.

Sorumlular

Girit Türk Soykırımı’nda en büyük sorumluluk, hem yerel Giritli Rumlar hem de Yunan hükümetine aittir.

19. yüzyılın sonlarına doğru, Girit’teki Rumlar, Yunanistan’ın desteğiyle Osmanlı yönetimine karşı bağımsızlık mücadelesini sürdürmüşlerdir. 1896 ve 1897’deki isyanlar, adadaki Türk nüfusunu ciddi şekilde hedef almış ve 1897’de Osmanlı İmparatorluğu’nun müdahalesiyle Yunanistan’ın bağımsızlık ilanı engellenmiştir. Ancak bu süreç, Türk nüfusuna yönelik şiddetin hız kazanmasına sebep olmuştur (Karakartal, 2023).

Girit’teki isyanları Yunan hükümeti, özellikle Avrupa’nın büyük güçlerinin desteğiyle kışkırtmış ve adadaki Türk nüfusunun yaşadığı köyler, kasabalar hedef alınarak bir dizi katliam gerçekleştirilmiştir. 1897’deki ayaklanmanın ardından, Yunan hükümeti ve Yunan milliyetçileri, Girit’teki Türk nüfusunun yok edilmesi için bölgedeki yerel halkı teşvik etmişlerdir (Kitsikis, 1971).

Girit’teki yerel yönetim, isyanları desteklemiş ve soykırım hareketine zemin hazırlamıştır. Osmanlı yönetimi, adada düzeni sağlamak için orduyu gönderse de, Yunan milliyetçiliği o kadar güçlüydü ki, yerel halkın büyük kısmı Yunan hükümetinin etkisinde kalmış ve Türklere karşı şiddet eylemleri artmıştır (Clogg, 1986).

Soykırımın Boyutları ve Sonuçları

Girit Türk Soykırımı, 19. yüzyılın sonlarına doğru doruğa ulaşan bir dizi soykırım eylemiyle şekillenmiştir. Hanya, Kandiye, Resmo, Sitia ve diğer bölgelerde binlerce Türk katledilmiş ve evleri yakılmıştır.

1896-1897 isyanları sırasında yaklaşık 15.000 Türk katledilmiş, köyler yağmalanmış ve yakılmıştır.

1905 yılına kadar devam eden ayaklanmalar sırasında ise yaklaşık 20.000 Türk, katliamlarda hayatını kaybetmiş ve 30.000’den fazla Türk, Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmıştır.

1908’de Girit’in Yunanistan’a bağlanmasından sonra, adada kalan çok az sayıdaki Türk nüfus, ya göçe zorlanmış ya da tamamen asimile edilmiştir.

Birçok köy ve kasaba, isyancılar tarafından yakılmış, Türk nüfusunun ekonomik ve kültürel varlıkları yok edilmiştir. Özellikle Hanya ve Kandiye bölgelerindeki katliamlar, Girit Türk Soykırımı’nın en kanlı ve trajik boyutlarından biri olmuştur.

Girit’teki Türk nüfusunun yok edilmesi, yalnızca fiziksel bir etnik temizlik değil, aynı zamanda bir kültürel yıkım süreci olmuştur. Camiler, okullar ve diğer kültürel yapılar tahrip edilmiş, Türklerin adadaki izleri silinmek istenmiştir.

Uzman Görüşleri

Girit Türk Soykırımı, tarihçi Justin McCarthy tarafından, Ölüm ve Sürgün adlı eserinde detaylı olarak ele alınmıştır. McCarthy, Girit’teki Türk nüfusunun hedef alınmasını ve Girit’teki milliyetçi hareketlerin Yunanistan’ın bağımsızlık mücadelesinin bir parçası haline gelmesini soykırım olarak değerlendirmektedir (McCarthy, 1995).

Prof. Dr. Oğuz Karakartal, Girit’teki Türk nüfusunun yok edilmesinin ve bölgeden sürülmesinin, özellikle Yunanistan’ın milliyetçi politikalarının sonucu olduğunu savunmaktadır. Karakartal’a göre, Yunan hükümetinin etkisiyle Girit’teki yerel Rumlar, Türk nüfusuna karşı şiddet eylemleri gerçekleştirmiştir ve bu süreç, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüne paralel olarak gelişmiştir (Karakartal, 2023).

Dimitris Kitsikis, Girit’teki Türk nüfusuna yönelik yapılan katliamların sadece adadaki Türkleri değil, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nu hedef aldığını ve bu sürecin Yunan milliyetçiliği ile birleşerek bir halk katliamına dönüştüğünü ifade etmektedir (Kitsikis, 1971).

Sonuç

Girit Türk Soykırımı, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüne tanıklık eden ve milliyetçi hareketlerin etkisiyle şekillenen acı bir dönemi simgeler. Yunanistan’ın bağımsızlık mücadelesi ve Girit’teki milliyetçi ayaklanmalar, Türk nüfusunun kitlesel olarak yok edilmesine yol açmış, ada halkı arasında büyük bir etnik temizlik yaşanmıştır. Girit’teki Türkler, yalnızca bir etnik grup olarak değil, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası olarak, tarih sahnesinden silinmişlerdir.

Bu olay, etnik çatışmaların ve milliyetçi hareketlerin toplumlar üzerindeki tahribatını gözler önüne sermektedir. Günümüzde bu tür olaylardan çıkarılacak dersler, toplumlar arasındaki uzlaşma ve barışın önemini bir kez daha vurgulamaktadır.

Kaynakça

1. Shaw, Stanford J. Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye Cilt I. Cambridge University Press, 1977.

2. McCarthy, Justin. Death and Exile: The Ethnic Cleansing of Ottoman Muslims. Princeton University Press, 1995.

3. Clogg, Richard. A Concise History of Greece. Cambridge University Press, 1986.

4. Kitsikis, Dimitris. Le rôle des communautés dans l’Empire ottoman. Presses Universitaires de France, 1971.

5. Karakartal, Oğuz. “Girit Türk Soykırımı: Osmanlı’dan Yunanistan’a Geçişin Bir Parçası.” Haber Kıbrıs, 2023.

6. Hürriyet Daily News. “Girit Türk Soykırımı ve Yunanistan’ın Milliyetçi Hareketleri.” Hürriyet, 2022.

7. Anadolu Ajansı. “Osmanlı’nın Son Yıllarında Girit’teki Etkinlikler ve Soykırımlar.” Anadolu Ajansı, 2021.

8. The National Herald. “The History of the Greek Independence Movement and Its Impact on Girit.” The National Herald, 2019.

9. Academia.edu. “Girit’teki Osmanlı Türkleri ve Yunan İsyanları.” Academia, 2019.


Alıntı(Kaynak:
https://www.turkishnews.com/2025/02/09/girit-turk-soykirimi-tarihsel-arka-plan-sorumlular-ve-sonuclari-sefa-yurukel/




20260106

📖 1910-1922 Yılları Arası Ermenilerin Anadolu’da Yaptığı Katliamlar

 

Belirlenebilen bilgilere göre, Ermeni çeteleri Anadolu`da 523.000.955 Türk`ü katletti.

Ermeni meselesine siyasi olarak sahip çıkan ve soykırım olmadığını söyleyen kişilere hukuki yaptırım olarak hapis cezasını uygun gören bir yasa teklifini gündeme getirmekten çekinmeyen Fransız hükümeti, Ermeniler`in yaptığı katliamları görmezden gelerek hata üzerine hata yapıyor. Yüz binlerce insanı çocuk, kadın, genç, yaşlı demeden hunharca katleden Ermeni çeteleri, tarihe ışık tutan belge ve bilgilerin ışığında gün yüzüne çıkarılan toplu mezarlarla ne kadar acımasızca insanları katlettiğini açıkça ortaya koyuyor.

Başbakanlık Devlet Arşivleri, 1910-1922 yılları arası Anadolu’da 523.000.955 Türk’ün Ermeni çeteleri tarafından katledildiğini belgeleriyle ortaya koydu. Ermeni çetelerinin katliamları; tarih, yer ve isim olarak tek tek açıklandı. Ermeniler, yıllardır sözde soykırımı iddialarıyla dünya kamuoyunu yanlarına çekmeye çalışırken, resmi belgeler ise Türkler`in katledildiğini gösteriyor. 1910-1922 yılları arasında Ermeni çetelerin yaptığı katliamların tarih ve yerleri ile katledilen Türk sayısı ise şöyle:


Kaynak: www.megatr.org/dunya-tarihi/48865-tarihlerle-ermenilerin-yaptiklari-katliamlar.html


20251222

📖 KANLI NOEL - 21 Aralık 1963



KANLI NOEL 
UNUTMAYALIM,UNUTTURMAYALIM 

21 Aralık 1963'te terör örgütü EOKA militanlarının Kıbrıs Türklerine karşı gerçekleştirdiği katliamda 364 kişi şehit düştü, 103 Türk köyü boşaltıldı. Fazıl Küçük, Rauf Denktaş ve tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum.

Arkeoloji ve TÜRK Tarihi.    @ArkeolojiveTurk



20200702

Kıbrıs Türklerinin acıları - Lefkoşa'nın Mathiati Köyü'ndeki vahşet

208 Türk'ün yaşadığı Lefkoşa'nın Mathiati Köyü'ndeki vahşet Gibbons tarafından şöyle anlatılmaktadır: 
"(...) İlk dakikalarda üç Türk ciddi olarak yaralandı. Türkler beyaz, küçük evlerinden sokağa fırladıklarında, küfreden ve çığlıklarla gülen kalabalık,bunları yol boyunca iteklemeye ve tekmelemeye başladı. Dipçik darbeleriyle yerlere yıkılan dehşete kapılmış Türkler, sokaklarda sürüklenirken; kalabalık evlere doluşup, ocaklardan yanan kütükleri çekip perde ve yatakları yakmaya başladı. Yıllar boyunca güneşte kurumuş ahşap çatı kirişlerini önce dumanlar, sonra da ateş sardı. Gürültüyle uyanıp ağlamaya başlayan emzikli bebeleri sıkıca tutmuş, çoğu gecelikli ve ayakları çıplak olan kadınlar, yürüyebilen ve pantolon veya mavi çizgili pijamalarının paçalarını tutmuş çocuklarıyla birlikte,yaralılarını sürükleyen Türkler alevler içindeki sokaklarda itilip kakılıyorlardı. Rum gençler histerik bir biçimde evlere ateş ediyor, kısılmış sesleriyle çılgıncasına bağırıyorlardı. Ateşler evlerin bir kısmını bütünüyle kaplamadan gruplar halinde içlerine doluşup eşya ve Tavukları havaya atıp, gıdaklar ve çırpınırlarken ateş ediyorlardı; gövdeleri bir tüy bulutu halinde parçalanıyordu.'' 


(H. Scott Gibbons, 
Peace Without Honour, 
Ankara 1969, s. 31)

Alıntı: Sosyal Medya
Asst.Prof.Dr.Emete Gözügüzelli @EGozuguzelli



Rumlar bebeklerin bile beyinlerine kurşun sıktı

22 Temmuz 2019

NACAK GAZETESİ- Kıbrıs Barış Harekatı’nın tanıklarından olan gazeteci Kurtar Çakın, Kıbrıs’ta yaşananların unutturulmaması gerektiğini söyledi.

Kıbrıs’taki Türklere yönelik Muratağa, Sandallar ve Atlılar katliamlarını dünyaya duyuran gazeteci Kurtar Çakın, 45 yıl önce tanıklık ettiği anları AA’ya anlattı.

“Kurtar Çakın’ın Objektifinden 45’inci Yılında Kıbrıs” fotoğraf sergisinin açılışı için Gaziantep’e gelen Çakın, katliam yapılan Atlılar ve Muratağa köylerine ilk giden gazeteci olduğunu ifade etti.



O dönem Günaydın Gazetesi’nde görev yaptığını, yaşanan olaylar üzerine Kıbrıs’a gittiğini anlatan Çakın, gittiğinde Atlılar’da, Muratağa’da durumun çok kötü olduğunu belirterek, 
“Manzara o kadar kötüydü ki yorumlamak bile imkânsız… İnsanlar, bebeler, kadınlar, çocuklar, genç, ihtiyar demeden köyün ahalisi kafalarına mermi sıkılarak, yakılarak toprağa gömülmüşlerdi. Bilmiyorum ben bunu anlatamıyorum. O katliamı bire bir yaşadığım için vücudumun bütün düzeni bozuluyor. Çok kötü günlerdi.” 
dedi.

Çakın, gördüklerinin kendisini derinden etkilediğini, anıların kendisinde üzüntüden başka bir şey çağrıştırmadığını aktararak, 
“O kadar insanı katletmişler. Beyinlerine kurşun sıkmışlar, yakmışlar, gömmüşler. Paramparça…Kollar ayrı kesilmiş, kafalar ayrı kesilmiş, bacaklar ayrı kesilmiş. 6 aylık bebeklerin bile beyinlerine kurşun sıkılmış. Orada çok acı şeyler yaşadık.”
 diye konuştu.

“ÇOĞU GAZETECİ ARKADAŞIMIZ ESİR DÜŞTÜ”

“Kıbrıs’ı yeni kuşağa, genç kuşağa unutturmayalım” 

diyen Çakın, şöyle devam etti:
“Askerimiz orada bu zaferi nasıl kazandı? Dünyada ilk defa denizaşırı bir kuşatmayı Türk ordusu yaptı. Biz bunu anlatamadık, hala anlatamıyoruz. Bunu genç kuşağa elimizdeki mevcut fotoğraflarla, açılacak sergilerle anlatmamız lazım. Çoğu gazeteci arkadaşımız Kıbrıs’ta esir düştü. Dolayısıyla elimizdeki mevcut filmler Rum kesiminin eline geçti. Bazı arkadaşların da elinde benim açtığım sergi kadar herhalde birkaç fotoğraf daha çıkabilir. Bunları toparlarsak genişletilmiş bir sergi konumuna getirebiliriz. Bütün çabam gençlerin Kıbrıs davasını bilmeleri, öğrenmeleri, okumalarıdır.”

Kurtar Çakın, sergiyi KKTC’de de açtıklarını, Kuzey Kıbrıslı gençlere geçmişte yaşanan acı günleri anlatmaya çalıştıklarını vurguladı.

Çakın, Mehmetçik’in Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde olduğu sürece benzeri olayların yaşanmayacağını dile getirerek, 
“Mehmetçik orada olduğu sürece Allah’ın izniyle bu tip şeylerle karşı karşıya kalmayız. Kıbrıs’ta en büyük güvencemiz ordumuz.” 
şeklinde konuştu.

Alıntı/Kaynak: https://kibrisvolkan.net/rumlar-bebeklerin-bile-beyinlerine-kursun-sikti-15373.html




RUMLARIN 1915'TE 
EDİRNE VİLAYETİ'NDE YAPTIKLARI
DEVLET ARŞİVLERİNDEN

 

20191104

🎞 Ermeni Belgeleriyle 1915 Belgeseli (Türkçe)

''Bu belgeseli izlerken, 90 dakika boyunca önyargılarınızı bir kenara bırakın. İnternette gördüğünüz fotoğraflar ve düşmanlığı körükleyen yorumlar bir kenarda beklesin; belgeler konuşsun. 1915'te neler yaşandı? Daha önce bir filme konu olmayan belgeler göreceksiniz. Çoğu, kapalı tutulan Ermeni arşivlerinden... Ve tanıklar... Prof. Dr. Heath W. Lowry'nin 1987 yılında yaptığı ropörtajlar ilk kez yayınlanıyor. Orada bulunan, kaçan, saklanan, ölümden dönen, titreyen tanıklar... Aktardıkları, işittikleri değil, gözleriyle gördükleri! Gözbebeklerine bakın, acıyı ve samimiyeti göreceksiniz. Bir Ermeni'nin konuşmasıyla başlayan ve yine bir Ermeni'nin konuşmasıyla biten bir belgesel izleyeceksiniz. Yönetmen Serkan Koç'un gözüyle, 1915'in GERÇEK HİKÂYESİ...''
- Serkan Koç / Kam Film



     
     
    
  
  
  



🎞️Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı.

  Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı. pic.twitter.com/zB0iENTSdL — Telgraft (@telqraft) April 12, 2026  ...