Blog Listem

Cumhurbaşkanı Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cumhurbaşkanı Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20210624

🧿Şuşa Beyannamesi -🇹🇷Türkiye Cumhuriyeti ile 🇦🇿Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Müttefiklik Antlaşması


Şuşa Beyannamesi (Azeri Türkçesi: Şuşa Bəyannaməsi), Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında 15 Haziran 2021 yılında Azerbaycan'ın Şuşa kentinde her iki ülkenin cumhurbaşkanları tarafından imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre Azerbaycan ile Türkiye hem askeri hem de savunma alanında ortak işbirliği içerisinde hareket edeceklerdir.

Beyannamenin tam metni

Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Müttefiklik İlişkileri Hakkında


ŞUŞA BEYANNAMESİ

Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti;

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ve Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Azerbaycan'ın ve bir bütün olarak Türk dünyasının eski kültür beşiği Şuşa kentinde görüşmesinin tarihi önemine vurgu yaparak,

İki dost ve kardeş ülke arasında imzalanmış tüm uluslararası belgelere, bununla ilgili 13 Ekim 1921 tarihli Kars Antlaşması'na sadık olduklarını bir kez daha onaylayarak,

9 Şubat 1994 tarihinde imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Dostluk ve Çok Yönlü İşbirliğinin Geliştirilmesine İlişkin Anlaşma" ile "Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında İşbirliği ve Karşılıklı Yardımlaşma Protokolü", ayrıca 16 Ağustos 2010 tarihinde imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Stratejik Ortaklık ve Karşılıklı Yardım Anlaşması'na dayanarak,

İki ülke ve halkları arasındaki dostluk ve kardeşlik bağlarından hareketle Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerin niteliksel olarak yeni, müttefiklik düzeyine çıkarılmasının iki ülke ve halklarının çıkar ve menfaatlerine hizmet ettiğinin altını çizerek,

Ortak çıkarların korunmasında her iki ülkenin siyasi, ekonomik, savunma, kültür, insani, sağlık, eğitim, sosyal, gençlik ve spor alanlarındaki imkân ve potansiyelinin birleştirilmesinin öneminin farkında olarak,

Uluslararası hukukun ilke ve normlarının yanısıra, Birleşmiş Milletler Şartı'na uygun olarak küresel ve bölgesel barış, istikrar ve güvenliğin sağlanmasında ortak çabaların sürdürülmesinin önemini vurgulayarak,

Ortak çıkarlara dayalı bölgesel ve uluslararası Stratejik konulardaki faaliyetlerin karşılıklı şekilde koordinasyonunun gerekliliğini ifade ederek,

Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı, egemenliği, toprak bütünlüğü, uluslararası düzeyde kabul görmüş sınırlarının dokunulmazlığı gibi milli çıkarlara dayanan konularda ikili ve çoklu formatlarda dayanışma ve karşılıklı yardım ilkelerinden yola çıkarak,

Türk dünyasının sürekli olarak gelişimine yönelik karşılıklı faaliyetlerin bölgesel ve uluslararası düzeyde ileriye götürülmesiyle ilgili çabaları birleştirerek,

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün ve Azerbaycan Halkının Ümummilli lideri Haydar Aliyev'in bilgece söyledikleri "Azerbaycan'ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir" ve "Tek millet, iki devlet" sözlerinin halklarımızın milli-manevi serveti olarak değerlendirildiğini özellikle vurgulayarak,

Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti arasındaki ikili ilişkilerin daha da genişletilmesi ve derinleştirilmesi perspektiflerini her yönüyle inceleyerek,

beyan ederler;

Taraflar, iki dost ve kardeş ülke arasındaki stratejik düzeyde gelişmekte olan ilişkilerin durumundan memnuniyetlerini ifade ederek siyasi diyaloğun her düzeyde sürdürülmesinin ve yüksek düzeyli karşılıklı ziyaretlerin önemini belirtirler. Taraflar büyük gururla, Azerbaycan'ın 44 gün süren Vatan Savaşı'nda zafer kazanarak Ermenistan'ın 30 yıldır süren saldırgan politikasını durdurduğunu, topraklarını işgalden kurtardığını, tarihi adaleti ve uluslararası hukuku yeniden sağladığını ifade ederler.

Azerbaycan, Ermenistan'ın 30 yıl süren saldırısına son verilmesinde, işgal edilmiş toprakların kurtarılmasında, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün sağlanmasında Türkiye Cumhuriyeti'nin manevi-siyasi desteğine yüksek değer vermektedir. Taraflar, Kafkasya bölgesinde istikrar ve güvenliğin pekiştirilmesi, ekonomi ve ulaştırma alanındaki tüm bağların yeniden sağlanması, ayrıca bölge devletleri arasındaki ilişkilerin normale dönüştürülmesi ve uzun vadeli barışın sağlanması yönündeki çabalarını sürdüreceklerdir. Bu kapsamda, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin özel coğrafi konumu dikkate alınacaktır.

Taraflar, Azerbaycan'ın işgalden kurtarılan topraklarında Türkiye-Rusya Ortak Merkezi'nin faaliyetlerine Türkiye'nin katkılarının bölgedeki barış, istikrar ve refahın sağlanmasında önemli rol oynadığına vurgu yaparlar.

Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti bağımsızlık, egemenlik, toprak bütünlüğü, uluslararası düzeyde tanınmış sınırların dokunulmazlığı, devletlerin iç işlerine karışmama ilkelerine dayanarak müttefiklik ilişkilerinin kurulmasının siyasi ve hukuki mekanizmalarını belirler.

Taraflar, dış politika alanındaki koordinasyonun ve düzenli ikili siyasi istişarelerin gerçekleştirilmesinin önemini belirtir ve bu yönde Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi çerçevesindeki faaliyetlerin önemini vurgular.

Taraflar, kendi ulusal çıkar ve menfaatlerini koruma ve sağlamaya yönelik bağımsız dış politika yürütürler. Taraflar, bölgesel ve uluslararası düzeyde istikrar ve refah üzerinden barış, dostluk ve samimi komşuluğa dayalı uluslararası ilişkilerin geliştirilmesi, ayrıca ihtilaflar ile bölgesel ve küresel güvenlik ve istikrar meselelerinin çözümlenmesi yönünde ortak çaba gösterirler.

Taraflar, güncel, karşılıklı ilgi uyandıran uluslararası konularda dayanışma ve karşılıklı destek sergileyerek yakın veya örtüşen tutumlardan yola çıkarak ikili işbirliğini derinleştireceklerdir ve BM, AGIT, Avrupa Konseyi, Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi, İİT dahil uluslararası ve bölgesel kuruluşlar çerçevesinde birbirine karşılıklı destek vereceklerdir.

Taraflardan herhangi birinin kanaatine göre onun bağımsızlığına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne, uluslararası düzeyde tanınmış sınırlarının dokunulmazlığına veya güvenliğine karşı üçüncü bir devlet veya devletler tarafından tehdit ve saldırı gerçekleştirildiğinde, Taraflar, ortak istişareler yapacak ve bu tehdit veya saldırının önlenmesi amacıyla BM Şartı'nın amaç ve ilkelerine uygun girişimlerde bulunacak, birbirine BM Şartı'na uygun şekilde gerekli yardımı yapacaklardır. Bu yardımın kapsam ve biçimi ivedi yapılan görüşmeler yoluyla belirlenerek ortak tedbirler alınması için savunma ihtiyaçlarının karşılanmasına karar verilecek ve Silahlı Kuvvetlerin güç ve yönetim birimlerinin koordineli faaliyeti sağlanacaktır.

Tarafların Güvenlik Konseylerinin milli güvenlik konularında düzenli olarak ortak toplantıları düzenlenecektir ve bu toplantılarda ulusal çıkarların, Tarafların çıkarlarını etkileyen bölgesel ve uluslararası güvenlik konularının müzakeresi gerçekleştirilecektir.

Taraflar, iki kardeş ülke silahlı kuvvetlerinin çağın gereklerine uygun olarak yeniden yapılandırılması ve modernizasyonuna yönelik olarak ortak çaba göstermeye devam edecektir.

Taraflar, Ermeni işgalinden kurtarılan rayonlarda başta mayinli arazilerin temizlenmesi olmak üzere hayatın normalleştirilmesi faaliyetlerini destekleyeceklerdir.

Taraflar, savunma yeteneklerinin ve askeri güvenliğin güçlendirilmesine yönelik personel mübadelesini, ortak eğitim ve tatbikatların düzenlenmesini, iki ülke silahlı Kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğinin artırılmasını, modern teknolojilere dayalı silah ve mühimmatların yönetilmesinde yakın işbirliğini ve bu amaçla yetkili kurum ve kuruluşların koordineli faaliyetinin sağlanmasını teşvik edeceklerdir. Türkiye ve Azerbaycan diğer dost devletlerin orduları ile birlikte askeri tatbikatların düzenlenmesini destekleyeceklerdir.

Taraflar, ulusal ve uluslararası yükümlülüklerini göz önünde bulundurmak suretiyle, deniz, hava ve uzay alanında karşılıklı teknoloji paylaşımında bulunarak, müşterek yeteneklerin geliştirilmesi maksadıyla ortak projelerin yürütülmesini teşvik edecek ve karşılıklı savunma sanayii teknolojilerinin geliştirilmesine olumlu katkı sağlayacak; sahip oldukları silah ve mühimmatla teçhiz edecek, bunların üretim teknolojilerini karşılıklı şekilde teşvik edecek ve hâlihazırda ülkelerinde mevcut olmayan üretim alanlarının oluşturulmasını, ortak araştırma ve üretim faaliyetleri gerçekleştirilmesini, iki ülke savunma sanayi kurumlarının teknoloji, askeri ürünler ve hizmetler alanında yerli ve uluslararası pazarda işbirliği yapmasını destekleyeceklerdir.

Taraflar, iki devlet arasında geliştirilen ve onların çıkarlarına uygun askeri siyasi işbirliğinin üçüncü devletlere karşı olmadığını belirtirler.

Taraflar, siber güvenlik alanında işbirliğinin daha da geliştirilmesinin önemini vurgular ve bu alanda ortak bilimsel araştırma çalışmaları, uzman eğitimi gerçekleştirecek, karşılıklı teknik işbirliğini teşvik edeceklerdir.

Taraflar, ticari-ekonomik ilişkilerde ulusal ekonomilerinin ve ihracatın çeşitlendirilmesi, aynı zamanda geleceğe dönük alanlarda ortak üretimin oluşturulması, yatırım alanındaki işbirliğinin karşılıklı faydalı gelişimi için daha elverişli ortamın geliştirilmesi yönünde çabalarını yoğunlaştıracaklardır. Bu hususta, Türkiye ve Azerbaycan ürünlerin serbest dolaşımının sağlanması mekanizmalarının oluşturulması yönünde gerekenleri yapacaklardır.

Taraflar, bölgenin ve Avrupa'nın enerji güvenliğine katkı veren, doğal gaz kaynak ve güzergâh çeşitlendirmesi sağlayan stratejik Güney Gaz Koridorunun hayata geçirilmesinde Türkiye ve Azerbaycan'ın öncü rolünü vurgularlar. Taraflar, Güney Gaz Koridorunun etkili biçimde kullanılması ve daha da geliştirilmesine yönelik çabaları koordineli şekilde sürdüreceklerdir. Taraflar ayrıca küresel enerji sektöründeki gelişmeleri de dikkate alarak, bölgenin enerji arz güvenliğinin pekiştirilmesini teminen elektrik alanında da bölgesel işbirliğine katkı sağlayacak çabaların arttırılarak sürdürülmesi konusundaki niyetlerini ortaya koyarlar.

Taraflar, iki ülke topraklarından geçen Doğu-Batı/Orta uluslararası ulaştırma koridorunun rekabet kabiliyetinin artırılması amacıyla karşılıklı işbirliğini pekiştireceklerdir. Türkiye ve Azerbaycan akıllı ulaşım sistemleri teknolojilerinden istifade ederek, uluslararası ulaştırma koridorlarının Türkiye Azerbaycan bölümlerinde transit-ulaştırma potansiyelini daha da geliştireceklerdir.

Taraflar, Türkiye ve Azerbaycan'ı birleştiren Azerbaycan Cumhuriyeti Batı rayonları ile Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasındaki koridorun (Zengezur Koridoru) açılmasının ve sözkonusu koridorun devamı olarak Nahçıvan-Kars demiryolunun inşaatının iki ülke arasındaki ulaştırma-iletişim ilişkilerinin yoğunlaştırılmasına önemli katkı sağlayacağını belirtirler.

Taraflar, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin mevcut seviyesinin genel bölgesel ve uluslararası barış ve istikrara katkıda bulunmakta olduğunu, ilişkilerin sadece iki ülkeye değil, aynı zamanda bölgeye barış ve istikrar getirerek, başta bölge ülkeleri olmak üzere uluslararası toplumun huzur, barış ve çıkarlarına da hizmet edeceğini vurgular.

Taraflar, bölgesel ve uluslararası istikrar ve güvenliği olumsuz şekilde etkileyen çeşitli tehdit ve çağrılara, özellikle terör, onun tüm şekil ve tezahürlerine, finansmanına, aynı zamanda kitle imha silahlarının yayılmasına, organize suçlara, kara para aklanmasına, uyuşturucu kaçakçılığına, insan ticaretine, yasadışı göçe karşı mücadele alanında ortak çaba ve işbirliklerini genişletecek ve derinleştirecekler.

Azerbaycan Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenliğine, toprak bütünlüğüne, sinirlarının dokunulmazlığına, istikrar ve güvenliğine yönelik tüm eylemleri, aynı zamanda terörün tüm şekil ve tezahürlerini kınıyor ve Türkiye Cumhuriyeti'nin terörizme karşı yürüttüğü mücadeleyi kati surette destekliyor.

Taraflar, çeşitli ülkelerde yaşayan Türk ve Azerbaycan diasporalari arasındaki işbirliğinin daha sıkı şekilde geliştirilmesi, onların maruz kaldıkları genel sorunlar karşısında birlikte adım atılması ve devamlı dayanışma sergilenmesi amacıyla gayretlerini birleştireceklerdir.

Tarafların ülkelerinin tanıtımı ve ulusal çıkarlarının korunmasına dair tarihi gerçeklerin dünya kamuoyuna duyurulmasında diaspora faaliyetinin koordinasyonunu ve karşılıklı desteği teşvik edeceklerdir.

Taraflar, Ermenistan'ın Türkiye'ye karşı asılsız iddialarının, tarihin çarpıtılması ve tarihi gerçeklerin tahrif edilerek siyasallaştırılması girişimlerinin bölgede barış ve istikrara zarar verdiğini vurgulamakta, bu çerçevede 1915 yılı olaylarına ilişkin olarak kendi arşivlerini açan Türkiye'nin, Ermenistan'daki ve diğer ülkelerdeki arşivlerin açılması ve bu konuda tarihçiler tarafından araştırmaların yapılmasına yönelik çabalarını desteklemektedirler.

Taraflar, 10 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Medya Alanında Stratejik İşbirliğine Dair Mutabakat Zaptı”na uygun olarak Türkiye-Azerbaycan Medya Platformunun olanaklarını göz önünde bulundurarak, iki ülkenin ilgili kurumları arasında en formasyon, iletişim ve sosyal diplomasi alanlarındaki işbirliğini daha da güçlendirecek ve bu çerçevede Dışişleri Bakanlıkları arasında sürekli olarak enformasyona ilişkin sık görüşmeler ve değişimler yapılacaktır.

Taraflar, parlamentolararası işbirliğinin daha da güçlendirilmesi ve bu yönde karşılıklı faaliyetin artırılmasını teşvik ederler.

Taraflar, iki halkın ortak değerlerinin önemli tezahürlerine gerekli sosyal desteğin gösterilmesini sağlayacak, tarihi ve kültürel mirasların korunması için ortak faaliyet gerçekleştireceklerdir.

Taraflar, Türk dünyasının birlik ve refahına hizmet edecek ulusal ve uluslararası çabaların artırılmasına dikkat çektiler.

Taraflar, Türk kültür mirasının uluslararası düzeyde tanitimi ve teşviki alanında ortak işbirliğini güçlendireceklerdir.

Taraflar, Türk dayanışmasının daha da pekiştirilmesi amacıyla Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi, Türk Akademisi, Türk Kültür ve Mirası Vakfı, TÜRKSOY ve Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi çerçevesinde gerçekleştirilen faaliyetlere ivme kazandıracaklardır.

Taraflar, bir Tarafın vatandaşlarının diğer Tarafın topraklarına kimlik kartı ile seyahat etmelerine dair kabul edilen anlaşmadan duydukları memnuniyeti ifade ediyor ve sözkonusu anlaşmanın halklarımız arasındaki yakınlık ve insanlar arasındaki ilişkiler açısından müstesna önemini ifade ederek, bir Tarafın vatandaşlarının diğer Tarafın topraklarında ikamet etme hakkı elde etmelerini mütekabiliyet ilkesine dayalı olarak kolaylaştırmak için gerekli çalışmaların yapılmasını takdir ederler.

Taraflar, gerekli devlet desteğini sağlayarak halkları arasındaki ortak değerlere dayalı yakın ilişkileri insani, sosyal güvenlik, bilimsel, eğitim, sağlık, kültür, gençlik ve spor alanlarında daha da geliştirecek ve derinleştireceklerdir. Bu amaçla, iki ülkenin ilgili kurumları tarafından ortaklaşa olarak sürekli faaliyetler gerçekleştirilecektir.

Şuşa kentinde 15 Haziran 2021 tarihinde, Türkçe ve Azerbaycan dilinde olmak üzere iki nüsha halinde imzalanmış olup tüm metinler eşit derecede geçerlidir.[1]

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (imza)

Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (imza)

Kaynakça

  1. ^ "Türkiye ve Azerbaycan arasında Şuşa Beyannamesi imzalandı! İşte beyannamenin tam metni". Haber Global. 16 Haziran 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Haziran 2021.
Alıntı: Vikipedi

20190903

🗺 🇹🇷🌊 İşte Yunanlıları çıldırtan harita!

İşte Yunanlıları çıldırtan harita!
Aydınlık Gazetesi

Yunanistan'ı söylendiği ilk günden beri rahatsız eden 'Mavi Vatan' kavramı, bu kez Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından dillendirildi. 462 bin kilometrekarelik deniz yetki alanımızı ifade eden bu kavram, Yunanlıların tecavüzlerine karşı da net bir mesaj veriyor.



İlk kez Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz tarafından 2006 yılında Deniz Kuvvetleri'ndeki bir brifingde kullanılan ve zaman içinde literatüre girerek devlet kademesinin her aşamasında dillendirilen "Mavi Vatan" kavramı, Harp Okulları Diploma ve Sancak Devir Teslim Töreni'ne de damgasını vurdu.

Yunanistan’da büyük bir yankı uyandıran bu söylemden hemen sonra 27 Şubat-30 Mart 2019 tarihleri arasında yapılan büyük deniz tatbikatımız 'Mavi Vatan' ile de taşlar daha yerine oturmuştu.

Yunan basınının, Yunan Hava Kuvvetleri'nin ve Yunan Deniz Kuvvetleri'nin de çok yakından takip ettiği Mavi Vatan Tatbikatı boyunca Yunan medyasında onlarca program yapılmış, yazılar yazılmış ve 'Mavi Vatan' kavramı hedef alınmıştı. Fakat bu konuda ne Yunan Hükümeti ne de Yunan Genelkurmayı somut bir adım atamadı ve Mavi Vatan söylemi uluslararası arenada haklarımızın korunmasına dair kararlılığı yansıtan net bir ifade olarak kayıtlara geçti.

Şu anda ise bu söylemin artık sadece teorik bir söylem olmadığı ve yakın gelecekte Türkiye’nin deniz yetki alanlarında uygulayacağı stratejinin temel unsuru olacağı görülüyor. Bunu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları Diploma ve Sancak Devir Teslim Töreni’nde ziyaret defterini imzalarken arkasında asılı duran haritadan da anlamak mümkün.

Haritada Mavi Vatan söyleminin artık ete kemiğe bürünerek sınırlarının oluşturulduğu ve bu sınırların Ege’yi tam ortadan ikiye böldüğü açıkça görülüyor. Kilit konumda olan Meis Adası'nın ise hiç bir hükmünün olmadığı da belirtilen sınırlar içerisinde anlaşılıyor.


Harp Okullarında duvara asılan bu (
Mavi Vatan) harita, sondaj faaliyetleri ile verilen mesajın sadece göstermelik değil, gerçekten ekonomik, jeopolitik, askeri alanda Türkiye’nin stratejisini belirleyici özelliğe sahip faaliyetler olduğunun altını bir kez daha çiziyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın arkasında duran harita, Yunanistan'ın bazı siteleri tarafından da manşete taşındı.

İşte o haberlerden bazıları;


''Erdoğan harita önünde poz veriyor ve Ege'nin yarısını istiyorum diye bağırıyor.''''Erdoğan şok edici bir harita gösterdi. 25. meridyen doğusundaki bütün adalar Türk adası.''


Alıntı/Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/iste-yunanlilari-cildirtan-harita-turkiye-eylul-2019

YUNANLILARIN HAYALİ NEYDİ?


  

MEİS ADASI


  

 

20190128

✍️ 🎼 Fazıl Say ve yeni bir tarikat - Onur Caymaz

Fazıl Say ve yeni bir tarikat

Onur Caymaz


Yeni tarikat dediysem, beş altı yıl oldu. Dini değil! Kimi meyhaneler dışında dergâh falan da yok buluştukları, asıl mekânları sosyal medya, internet. Somut etkinlikleri olmasa da her yerde her şeyin en iyisini onlar bilir. Özellikleri bu. Her yerde konuşur, işe gelince kaçarlar. Kesin yargılarla beslenirler. Kimsenin okumadığı dergilerde sayfalarca yazı... Oturdukları yerden sızlanmaları bitmez. İnsanların, doğuştan kusurlarıyla bile alay edecek kadar korkunçlar. Hiçbir şeyi sevmedikleri açık.
Şükrü Erbaş röportaj verir Sabah’a, devrimciyim ama muhafazakâr okur kitlem de var, der. Aydın intiharı diye ağlarlar (ele güne sol pazarlamaktan, muhafazakâr okuru dönüştürecek inançları kalmamıştır). Erbaş’ın bugüne dek yazdığı, “farklı” tek şiirini okumamışlardır. Herkes hakkında, herkesin bildiği kadar bilirler. Kül Uzun Sürer, paralanmamıştır ellerinde.

Bülent Ortaçgil demeç verir, düşerler defterden. Düşmeleri neyse de bunun Ortaçgil’in umurunda olmadığını bilmezler. Erdal Beşikçioğlu, Dağlıca’da askerken nöbet tuttuğunu anlatır, insanlık düşmanı ilan ederler. Yıllardır önüne yattıkları uyuşturucu satıcısı terör örgütünden Beşikçioğlu hoşlanmaz çünkü; silerler. Oyunculuğunun değeri yoktur, kendi renklerinden oyuncu olmasını isterler.

Hep, çok ilerde bir gün kazanacaklardır ama şu sıralar biraz kaybetmektedirler. Bildiklerini yarım bildiklerinden, dini eğilimini ilk kez duymuş olacaklar, Mazhar Alanson bir şeyler söyler. Delirirler. Sözde klasik müzik severler ama dinledikleri ustaların çoğu inançlıdır; bilmezler. Mazhar inanıyorsa kötüdür ama Cohen’in Hallelujah’sına bayılırlar. Ucuzdurlar. Fiyatının olmadığını reklam eden herkes gibi ucuza alınıp satılırlar. YAPILAN İŞ, önemsizdir onlar için. Dergileri, kapanınca; yayınevlerini, batınca; sanatçıları, ölünce severler. Bir tür gizli düşman!

İnsanın geçiciliği ne, zaman niye sonsuz, bilmezler. Sözde sevdikleri Nâzım’ın insani gelgitlerinden, geldiği yerden bile haberleri yoktur! Atlılar ve rüzgâr kanatlılar, o kadar. Ağa Camii şiirini duymamışlardır. Bu yıvışık tarikata göre insan dümdüzdür. Boyuna liyakat derler; İlber Ortaylı Kültür ve Turizm Bakanlığı danışmanı olunca köpürürler. Aynı göreve bakkal Mahmut Amca atansın, layık değil diye ona da köpürürler. Onları mutlu edecek tek şey var. Onu da burada ben söyleyemem.

Herkesin yazdığı konuda yazmayı sevmem ama bu tarikat bir haftadır mesaide. Türkiye’nin dünyaca tanınan değeri Fazıl Say’ın Truva Sonatı’nın prömiyerine Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanı katıldı. Ortalık karıştı. Katılmasa, yine karışırdı. Katılınca da karıştı. Bunca doğal şeyden ortalık karıştırmak onlara düşer.

Say, dünyası müzikle dolu naif adam. Türkiye’yi müzikle dönüştürme derdi var. O kadar muhalif. Ne yapsın, onlar gibi devrimci falan değil! Yılın neredeyse tümünü konserlerde geçirir, Anadolu’ya gider çalar, Paris’e gider çalar; hangi ülkeye gidip vatandaşlık istese kabul görecek ama rakısını Burgazada’da içer. Kalan zamanda beste yapar, arada sosyal medyadan sevdiği ressamları paylaşır, kısacası İŞİ vardır Fazıl’ın. Yıpratılmasının sebebi budur. İşini “kendi halınca” iyi yapıp başarılı olanla asalakların farkını gözümüze sokar...

Say’ın var oluş amacı müzik yapmak, onlar gibi AKP’yi devirmek değil (on altı yıldır beceremediler de). Say, normal bir insan, savruluşları var, etten, kemikten. Ona dokunabilirsiniz ama ötekilerin yanına varılmaz kibirden. Bu cumhuriyetin dâhi çocuk projelerinde yetiştiği için bile kimi liberal çevreleri zamanında rahatsız eden biri Say. Ulaşılabilirliği, özel yaşamı, kalbi elinde oluşu; alışık olduğumuz şeyler değil. Biz pusuyu severiz, Fazıl düello insanı!

Hükümetle arası uzun süre kötüydü Say’ın. Ardından annesini kaybetti. Cenaze namazına gitti adam. Nasıl gider, diye bağrıştılar bu kez, namaz falan! Bir cenazede olsun, doğru dürüst tabut omuzladıkları görülmemiştir. Cami avlusunda daima sırık gibi durup bakınırlar. Derken hükümetin tepesinden o acılı günde telefon gelir Say’a. Cumhurbaşkanı hattadır, başsağlığı diler. Say reddetmez konuşmayı. Çünkü ölüm her şeyden üstün, ders verir, her şeyi çözer. Felaketlerde buluşmayan, hiçbir şeyde buluşmaz çünkü. Vatan, buluşabilen insanların yeridir. Buluşmak zorunlu mu; ölümde sorulmaz. Öldürülenler vardı derler, Say öldürmedi kimseyi. Adam müzisyen.

Derken Erdoğan’ın jestine samimiyetle karşılık verdi Say. Uzun süre sonra hükümet, kendinden olmayan ama ülkenin en muteber adamlarından biriyle buluştu. O gece cumhurbaşkanının ekibinde bulunan ABD’li bay da Truva’yı dinledi, İzmir Marşı’nı alkışladı böylece. Orada ne işi vardı bilemem, Amerikalı değilim. Şu tarikata sorun, belki onların PKK’lı arkadaşları bilir. Amerika ile hepsinin arası iyidir. Yine de senatör, Gazi Paşa’nın, intikamını aldım dediği Hektor’u hatırlamıştır en azından. Say, selam verirken eğilmiş dediler, İzmir Marşı çalmasıyla alay ettiler! Bu tarikatta herkes işine bakar ey okur, ekmek peşindedirler. Çoğu ağzını açmamıştır, Demirtaş zamanında Erdoğan’ı alkışlarken.

Bu hafif yakınlık, kültür hayatımıza olumlu sonuçlar getirebilir. Yeni operamızın sanat danışmanlığını bıyıklı amcalar yerine Fazıl Say’ın yaptığını düşün. Sonunda AKP gider mi? Bilemem, Fazıl Say politikacı olsa oy verdiğimiz için ona hesap sorardık. Fakat adam işini yapıyor. Devrim, işini iyi yapmakla başlar.

İŞ deyince, tüm karmaşada ilk kez dinleyiciyle buluşan Truva Sonatı hakkında, kimsenin tek satır yazmadığına da dikkat lütfen. Ne dedik, onlar, iş yapan insana düşmandır; Nâzım’ın dediği gibi tam!

Alıntı/Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/fazil-say-ve-yeni-bir-tarikat-onur-caymaz-kose-yazilari-ocak-2019

Fazıl Say'ın babası: Bakın 84 yaşındayım, savaş çıksa ülkemi savunmak için sokağa çıkarım



Fazıl Say'ın babası: Bakın 84 yaşındayım, savaş çıksa ülkemi savunmak için sokağa çıkarım
Sputnik
Türkiye

08:49 29.01.2019

Fazıl Say'ın babası Müzikolog Ahmet Say, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, oğlunun konserine katılmasını değerlendirdi. Say, "Memnuniyet duydum. Aslında gitmesini beklemiyordum çünkü Türkiye'de devlet adamları klasik müziğe daha mesafelidir" dedi.

Türkiye'nin en iyi müzikologlarından biri olan, aynı zamanda öykü ve roman alanında yayınladığı kitaplarla birçok ödül kazanan Ahmet Say, oğlunun dünyaca tanınan bir piyanist olacağını öngörmediğini belirterek, "Bir baba olarak benim için önemli olan Fazıl'ı ahlaklı ve iyi bir insan olarak yetiştirmekti, öyle de oldu" dedi.

Sabah gazetesinden Tuba Kalçık'a konuşan Ahmet Say, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Fazıl Say'ın konserine gitmesini de değerlendirdi. Say, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Fazıl'ın konserine gideceğini beklemiyordum açıkçası. Çünkü Türkiye'de devlet adamları klasik müziğe genelde daha mesafelidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konsere gitmesinden dolayı da memnuniyet duydum" ifadesini kullandı.

Erdoğan'ı konserinde ağırladığı için Fazıl Say'ın eleştirilmesini değerlendiren baba Say, şunları söyledi:

— Benim için önemli olan insani değerlerdir. İnsani değerlerin öne çıkmasını isterim ülkem için. Yani yoksulluğun azalmasını, demokrasimizin daha da gelişmesini, her açıdan daha iyi bir ülke konumuna gelmemizi istiyorum. Türkiye sevgisiyle dolu kalbim. Bu hissimi hiç kaybetmedim. Bakın 84 yaşındayım. Ülkemde savaş çıksa veya işgale uğrasa bu yaşımda bile hiç düşünmeden ülkemi müdafaa etmek için sokağa çıkarım, savunurum ülkemi.

Alıntı/Kaynak: Türkiye Sputnik

20190123

📺 🎞 Fazıl Say'dan konser eleştirilere çok anlamlı yanıt

Fazıl Say'dan konser eleştirilere yanıt 

 Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Fazıl Say'ın konserine gitmesi ve ikilinin birlikte verdiği görüntüler kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Say'ın Erdoğan'ı konserinde ağırlaması genel olarak olumlu bir hava oluştursa da bazı kesimler tarafından eleştirildi. Konser sonrası açıklama yapmayan ünlü piyanist, sessizliğini bozdu, "Özeleştiri Konusu" başlığı ile bir yazı yayımladı...

En Çok Okunanlardan...