🎞️Filozofların Babası Türk-İslam Filozofu Farabi'den Ufkunuzu Açacak İnanılmaz Tavsiyeler!
Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
Türk filozofu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk filozofu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20250704
20240701
Türk-İslam Filozofu Farabi
Farabi
Tanım
Farabi 870’de Vesiç şehrinin Farab köyünde Türk menşeli bir asker ailenin çocuğu
olarak dünyaya gelmiştir. Tam adı Ebu Nasr Mehmed bin Mehmed bin Tarhan bin Uzluğ el
Farabi’dir.
Çocukluğunda Farab’da dini ve tabii bilimler alanında ilk eğitimini almış, daha
sonra Buhara, Semerkant, Merv ve Belh gibi dönemin ünlü ilim merkezleri olan şehirleri
dolaşmıştır.
Bağdat’ta İbnü’s-Serrrac’tan dil, Ebû Bişr Mattâ bin Yunus’tan mantık, Harranlı Yuhannâ bin Haylândan felsefe eğitimi almıştır. Aristoteles’e ait tüm tercüme ve şerhleri
okuyan Farabi’yi sıradan bir Aristotelesçi olmaktan Harran’daki eğitim süreci çıkarmıştır.
Bağdat’taki siyasal kargaşa ortamından dolayı Şam’da ilmi faaliyetlere devam etmiştir. Büyük
krallıklar, parçalanmış küçük beylikler, şehir devletlerinden yola çıkarak siyasal toplulukları
Medine (şehir devleti), millet ve dünya devleti şeklinde sınıflandırmıştır (Ülken, 2004, s.110,
Bayraklı, 2000, s.12). İlim ve öğrenme amacıyla Merv Rey, Taşkent, Buhara, Bağdat, Harran,
Halep, Şam, Mısır gibi geniş bir coğrafyada uzun bir ömür süren Farabi, Şam’da 950 yılında
vefat etmiştir (Olguner, 2019, s.28).
Siyasetle ilgili başlıca eserleri şunlardır (Farabi, 1999, s.119; Farabi, 1987, ss.36-37; Farabi,
2017, s.71):
-Arâü Ehlil Medineti’l Fazılâ (Erdemli Şehrin İnsanlarının Görüşlerinin İlkeleri):
Felsefi görüşlerini açıkladığı eseridir.
-Es-Siyasetü’l-Mediniyye: Erdemli ve cahil kişilerin çözümlenmesidir.
-Tahsilü’s Sa’âde (Mutluluğun Kazanılması): Sosyal, siyasi, etik problemleri inceleyen
eseridir.
-Füsûlü Müntezeat: Toplum ve bedenin ayrı parçalardan birer birlik oluşturması, karşılıklı
işbirliği içinde yardımlaşmasıdır.
-El Medinetü’l Fazılâ: Erdemli şehir ve erdemli olmayan şehirlerin işlendiği eseridir.
-Et-Tenbih alâ Sebili’s Sa’âde (Mutluluk Yoluna Yöneltme): Ahlaki ve akli erdemlerle
ilgili açıklamaları içerir.
-Kitâbu’l Mille: Politika felsefesinin ilk amacının mutluluk, diğer amacının ise mutluluğa
ulaştıracak erdemlerin toplum içinde nasıl yayılacağını belirttiği eseridir.
-Fusulü’l- Medeni: Siyaset ve ahlâk sorunlarına dair görüşlerini kısa bölümler şeklinde
açıkladığı eserdir.
-İhsâu’l-Ulûm: Bilimlerin Sayımı adlı eser töre bilimini tanımlar. Ahlâk bilimine de değinir.
Ahlak biliminin toplumu düzenleyen yasalar yapmak amacıyla iyi eylemleri ve bunların
nedenlerini araştırdığını belirtir (El-At’î, 1998, s.197).
-Kitabü’l Cedel: Teorik ve pratik felsefe konularını birbirinden ayrıştırır, pratik felsefenin alt
dalı olan, değer yargılarına değinen konuları inceler.
-Felsefetü Aristotalis: Aristoteles’in ahlâk, siyasetle ilgili eserlerini eleştirdiği bir yapıttır.
-Kitabu’l Hurûf (Harfler Kitabı): Bu eserinde dil-mantık ilişkisi, toplum-felsefe ilişkisi gibi
konuları işler.
-Telhisu Nevamis-i Eflâtun (Eflâtun’un Yasalarının Özeti): Platon’un yasalar isimli eseri
için yazdığı kısa özettir
Kaynak/Alıntı: https://www.academia.edu/44869366/Farabi?sm=b
Demokaan Demirel, (Doç. Dr.),
Kocaeli Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü, 43100,Kocaeli/Türkiye
demokaand@gmail.com , ORCID ID: 0000-0001-5454-9507
İçerik
📖 Farabi’ye göre; insan irade sahibi ve dünyanın parçası olan bir varlıktır. İradi bir varlık
olan insan kâinatın parçası olan insandan sonra gelir. Doğal bir varlık olarak insan kendi
türünden başka hiçbir türe hizmet etmez (Farabi, 2012, s.73).
📖 İnsanlar genel eğilimleri ve eğitimleri doğrultusunda toplumsal sınıflarda yer edinirler.
Toplumsal sınıflamanın ortaya çıkmasında organizmacı anlayış etkili olur. Farabi organların
görevini, sıralanışını ele alır, bedendeki hiyerarşik sıralamanın toplumda da devamlılığını
savunur. Bedende hâkim organ kalptir ve diğer organlar kalbin emirlerine göre çalışır.
Toplumda da yönetici kalbe karşılık olarak gelir. Yöneticinin emirleriyle şehirdeki tüm
birimler uyum halinde çalışır (Farabi, 2017, s.92). Toplumsal yapıda yaptıkları işler
bakımından beş sınıf bulunur. Bunlar; en faziletli olanlar, din temsilcileri, mütercimler, ölçüm
işleriyle uğraşanlar, mücahitler (askerler), zenginler (tüccarlar ve çiftçiler) şeklinde sıralanır
(Farabi, 1987, s.49).
📖 Farabi’ye göre, toplumsallaşma süreci belli aşamaları izler. Bu aşamalardan ilkinde ev
topluluğu/aile yer alır. Evlerin birleşmesiyle sokak, mahalle ya da köyler oluşur. Mahalle veya
köyler ise bir araya gelerek kentleri oluşturur. Kentlerin birleşmesiyle ulus/ümmet, ulusların
birleşmesiyle de evrensel bir dünya toplumu teşekkül eder. Erdemli kentlerin birleşmesiyle
oluşan ulus, erdemli kentten daha üstündür. Erdemli ulusların birleşmesiyle oluşan erdemli
evrensel toplumda erdemli ulustan üstündür (Farabi, 2012, s.70).
📖 Aristoteles’e ilk muallim diyen felsefe dünyasında Farabi “İkinci Muallim” olarak
kabul edilir. Bunun başlıca sebebi Yunan felsefesi mantığını kendi kültürüyle uyumlu
kılmasıdır. Farabi’nin felsefesinin amacı mutluluktur. İnsan, Hayvan-ı Natık, düşünen akleden
bir canlı olarak gerçekleri ancak akıl yoluyla kavrayarak mutluluğa erişecektir (Cevizci, 2019,
s.240, Bircan, 2020, s.488). Felsefe birey için bilginin son sınırlarına, var olanların
sebeplerinin bilgisine ulaşmayı amaçlar. Bu bilgiye ulaşılmasıyla en üst düzey yaşam
biçimine de kavuşulmuş olur. Aristoteles’te olduğu gibi Farabi felsefi açıdan mutluluğun
temel koşulunu kurumsal bilgilere bağlar (Farabi, 1986a, s.27, Aristoteles, 2015, s.120).
Kitabü Tahsili’s-Saâde adlı eserinde felsefenin en üstün bilgeliği yeğlemek olduğunu
belirterek felsefeyi bilimlerin bilimi, bilimlerin anası, bilgeliklerin bilgeliği, sanatların sanatı,
olarak niteler. Kitâbü’l Mille’de ise felsefe politik bir kavram olarak ele alınır, erdemli törenin
içerdiği görüş ve eylemleri tanıttığı belirtilir, başkanlık işinin felsefenin altında yer aldığı
iddia edilir (Farabi, 1999, ss.88-89, Farabi, 1997, ss.13-14).
📖 Farabi’ye göre felsefe iki türdür: Birincisi; nazari felsefedir. İkincisi; ameli-siyasi
felsefedir. Nazari felsefe, matematik, fizik, metafiziği içerir. Ameli/siyasi felsefe ikiye ayrılır:
Ahlâk sanatı ve siyaset ilmi.
Ahlâk sanatı, iyi fiiller, iyi fiillerin ahlâkı oluşturması, ahlâkın elde edilmesini içerir.
Siyaset ilmi şehir halkına yönelik iyi fiillerin mümkün kılınması ve korunmasıyla ilgilidir.
Filozof en yüksek hikmeti arayan bir kişi olarak nazari ilimlere sahiptir ve bu ilimleri imkânı
ölçüsünde değerlendirir. Farabi’ye göre, filozofun seçkinliği bütün insanlara ve dinlere
nispetledir. Mutlak anlamda seçkinler, mutlak anlamda hakiki filozof olan kişilerdir.
Seçkinlerden sayılan diğer insanlar (fakih ve kelamcı) ancak filozoflara benzediği için bu
gruba dâhil edilir (Özcan, 2014, ss.159-186, Farabi, 2008, s.71).
📖 Farabi pratik felsefenin içinde ahlak ile siyaseti yan yana kabul eder. Siyaseti, Mutlak
Siyaset ve Cahiliye Siyaseti olarak ikiye ayırır. Mutlak siyasetin tek, cahil siyasetin ise çok
sayıda olduğunu söyler. Erdemli siyasetle fazıl (ideal) devletin, cahil siyasetle erdemli
olmayan devletlerin ortaya çıktığını ileri sürer (Mücahid, 2012, s.85).
📖 Farabi, siyaset ilminin mutluluğu araştırdığını, gerçek ve sahte mutluluk arasında
ayrım yaptığını belirtir. Siyaset erdemli eylemlerin korunması için gerekli teorik ve pratik
düzenlemeleri yapar. İnsani eylemleri inceler. Buna göre, gerçek mutluluk ancak ahiret
hayatında mümkün olacak, zenginlik, şeref ve hazlar gibi durumlar bu dünyaya ait geçici bir
mutluluk türü olacaktır. Bunun dışında siyaset ilmi erdemli şehirlerin erdemsiz şehirlere
dönüşmemesi için gerekli kanun ve sebepleri araştırır. Erdemli şehri güven altına alan fiilleri,
ilk başkanın ölümünden sonraki durumları ele alır ve bu durumlarla ilgili çıkarımlar yapar
(Farabi, 1986b, ss.52-56).
📖 Farabi varlığı açıklarken altı varlık mertebesinden ve bunlara dayanak oluşturan altı varlık
ilkesinden bahseder. Ayırdığı varlık mertebelerinden ilk üçü cisim olmadığı gibi cisimde de
bulunmaz. Birinci mertebede bulunan ilk sebep birdir, tektir. İlk varlığı ancak akıl türünden
varlıklar bilebilir. Ayrık/mufârık akılların hepsi ilk varlığı düşünür ve bilir, onların bu
düşünmesinden her birinin altında bulunan başka bir akıl taşar (sudûr eder). Farabi’nin sudûr
(varlık) teorisi felsefi miras ile kendi inanç ve kültürünün bir sentezidir. Bu teori bir yönüyle
Yunan astronomlarının özellikle Batlamyus’un evrenin dokuz gök küresinden oluştuğu
şeklindeki teoriden, Aristoteles’in feleklerin hareketi hakkındaki yorumundan ve Plotinus ile
İskenderiye ekolünden esinlenmiştir (Bozkurt, 2016, ss.112-113).
📖 İlk varlık dışındaki her varlık ilk varlığın derecesinden aşağıda olduğu için ilk varlığı
bilmesi eksik olur (Farabi, 1992, s.9). Aristoteles’te olduğu gibi Farabi maddeyi eksik bir şey
olarak görür. Tanrı’nın sürekli bir mutluluk halinde olduğunu ileri sürer. Bu O’nun kendisini
idrak etmesinden kaynaklanır. Tanrı bir aşk ve sevgi objesi olarak kendi özünü de sevecektir
(Farabi, 2012, s.15). Tüm varlıklar ilk nedenden taşmak suretiyle meydana gelir. “Ondan
varlığa gelen şeyin varlığı, ancak varlığını, başka bir şeyin varlığına borçlu olan bir taşma
sonucudur ve bu bakımdan ondan başka olan herhangi bir şeyin varlığı hiçbir biçimde onun
nedeni değildir (Farabi, 2017, s.39)”.
📖 İkinci mertebede, ikinci dereceden sebepler, üçüncü mertebede “Faal Akıl” yer alır.
Geri kalan üçü cisimde bulunur; ancak cisim değildir. Bunlar nefis, suret ve maddedir. Bu
ilkelere semavi cisim, düşünen canlı, düşünmeyen canlı, bitkiler, madenler ve dört unsur (ateş,
hava, su, toprak) denk gelir (Farabi, 2012, s.1). Ay üstü âlem mükemmelliğin, tamlığın
bulunduğu bir âlemdir. Ay altı âlem ise eksikliğin başladığı bir âlemdir. Buradaki varlıkların
varlığı başta kusurludur. Faal akıl bu birbirinden kopuk gibi görülen iki âlemi birbirine bağlar
(Farabi, 2017, ss.45-50). Faal aklın görevi insanın yüksek olgunluk seviyelerine erişmesiyle
mutluluğu yakalamasıdır. Faal akıl ile buluşma insanın uhrevi alanla ilişkiye girdiği ve ilk
nedenden bilgi aldığı bir mertebedir. Bu makama yükselmiş insanı Farabi Tanrısallıkla
özdeşleştirmektedir (Farabi, 2012, s.28, Uysal, 2003, s.154). Farabi burada bir başka bir akıl
türünden, Müstefad Akıl'dan da bahseder. Eşyaya ait suretleri kavrayan insan aklı faal akıldan
gelecek saf suretleri de kavrar. Böylece insan fizik ötesi âleme girerek akıllar âlemine geçiş
yapar (Olguner, 2019, s.109). Farabi insandaki düşünme yetisinde ameli akıl ile nazari akla
vurgu yapar. Sanatsal ve pratik nitelikli ameli akıl duyularla, tecrübeyle alakalıdır. Nazari akıl
insanı mutluluğa ulaştırmak için varken, ameli akıl nazari akla hizmet etmeyi amaçladığı için
mevcudiyet kazanmıştır (Farabi, 2017, s.81).
20200803
"Türk Filozofları" kitabı....
Türk Filozofları
"Türk Filozofları" adlı bir kitap hazırlıyorum. Bu çalışmada yalnız Ziya Gökalp gibi Türk ve dünya tarihine damgasını vurmuş münevverlerimizin değil, Hoca Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Abdal Musa, Kaygusuz Abdal, Seyyit Nesimi, Otman Baba, Şeyh Bedreddin Fuzuli, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan gibi önde gelen Türk şair ve düşünürlerin de en az Nietzsche, Albert Camus, Schopenhauer, Jean Paul sartre kadar filozof unvanını hak ettiklerini; buna karşın, bizde sürekli -ya denetimsiz sevgiden ya da denetimsiz nefretten dolayı-kenarda tutulduklarını ayrıntılı biçimde yazmaktayım. Farklı düşünenler, çalışma basıldıktan sonra en az benim kadar ikna edici karşıt düşüncelerini yazabilirler. Bazıların andığım bu aydınlanmacı düşünürler, Türk dünyasının ışığı, kılavuzu ve etkili bir yol göstericisi olmuşlardır.
20200609
✍️ 'Ömer Hayyam' - Meliha Ünlü
Ömer Hayyam
Meliha Ünlü
Meliha Ünlü
İranlı şair Ömer Hayyam; XI. Yüzyılda yaşamış bir bilge. Şiir sanatının yanı sıra mantık, felsefe, matematik ve astronomiyle de ilgilenmiş. Selçukluların, İran’da hüküm sürdüğü bir dönemde yetişmiş bu ünlü şair; Horasan’daki bilim merkezlerini gezmiş, Bağdat’a da gitmiştir. Söylendiğine göre,Büyük Selçuklu hükümdarıSultan Alpaslan’ın veziri Nizamilmülk’le aynı okulda okumuştur. Yine başta Melikşah olmak üzere dönemin sultanlarınca çok iyi karşılanmıştır. Edebiyat dışında ilgilendiği bilim alanlarında da eserler vermiştir. Ömer Hayyam’ın sanat anlayışında içinde yetiştiği sentez kültürün (Türk, Hint, Arap, Çin, Bizans) etkisi büyüktür doğrusu.
Ömer Hayyam’ı asıl ölümsüz kılan rubaileridir. Şiiri ve estetiği bilimle süslemiştir. “Ömer Hayyam” denince duygu ve felsefi düşüncenin, bilimin şiir diliyle dışa vurumu geliyor akla. Bu usta şairden birkaç dize okuyunca geçmiş zamana yolculuk ediyor insan.
Bir ömür biriktirip hayatttan, bunları dörder dizelere sığdıran bu bilge,Akıcı, anlaşılır bir dille döker dizlere duygularını, yaşadıklarını. Sezgisel bir yaklaşımla bakar hayata. Yalnız duygu değil sağduyu ve gerçeklik hâkimdir dizlerine:
Rubailerinde akıl ve sağduyuyu yapmacığa başvurmadan işler:
Özgürlük yoluna girmezsen,
Bu yolda koşmazsan var gücünle,
Yıkamazsan yüzünü yüreğinin kanında,
Yarın avucunu yalarsın.
Ona göre akıl; en yanılgısız ölçü, en iyi yol göstericidir. İnsanı insan kılan asıl özellik de akıldır:
Akılla bir konuşmam oldu dün gece;
Sana soracaklarım var, dedim;
Sen ki her bilginin temelisin,
Bana yol göstermelisin.
Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
Birkaç yıl daha katlan, dedi.
Nedir; dedim bu yaşamak?
Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
Çağının haksızlıklarını, yüzsüzleri, din istismarcılarını, doyumsuzları alaycı bir dille yerer:
“Bu zorbalar ne biçim adamlar?” dedim;
- Kurt, köpek, çakal, makal dedi.
“Ne dersin bu adamlara?” dedim;
- Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar dedi.
** **
İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka, tesbih, post, seccade güzel:
Ama Tanrı kanar mı bunlara?
** **
Şu dünyada üç beş günlük ömrün var,
Nedir bu dükkânlar, bu konaklar?
Ev mi dayanır, bu sel yatağına?
Bu rüzgârlı yerde mum mu yanar?
** **
"Kendi içmez, içeni kınamaya bayılır,
Yüzünden aldatmaca, sahtekârlık yayılır.
Şarap içmiyor diye kasılıp gezer ama:
Yedikleri yanında şarap meze sayılır."
İnsanın, dünyadaeşit koşullarda olmaması da alay konusudur Hayyam için:
Felek ne cömert aşağılık insanlara!
Han hamam, dolap değirmen, hep onlara.
Kendini satmayan adama ekmek yok:
Sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya!
İnsana öğüt verir,iyilik etmenin erdemini vurgular:
En doğrusu, dosta düşmana iyilik etmen;
İyilik seven kötülük edemez zaten.
Dostuna kötülük ettin mi düşmanın olur:
Düşmanınsa dostun olur, iyilik edersen.
Hayatı, koca bir ömrü dört dizeye sığdırır felsefî bir anlatımla:
Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz
Kuklacı felek usta, kuklalar da biz
Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer;
Bitti mi oyun, sandıktayız hepimiz
** **
Gençlik bir kitaptı, okuduk bitti;
Canım bahar geçti çoktan, kış şimdi.
Hani sevincin, o cıvıl cıvıl kuş?
Nasıl, ne zaman geldi, nasıl gitti?
Dinî yorumları da felsefi bir bakış açısıyla özgürce dile getirir:
Kim görmüş o cenneti, cehennemi?
Kim gitmiş de getirmiş haberini?
Kimselerin bilmediği bir dünya
Özlenmeye, korkulmaya değer mi?
** **
Ey özünün sırlarına akıl ermeyen;
Suçumuza, duamıza önem vermeyen;
Günahtan sarhoştum, ama dilekten ayık;
Umudumu rahmetine bağlamışım ben.
Hayyam’a göre insan hayatının ana teması, aşk ve yaşama sevincidir:
Aşk ki gerçek değilse, tutkusu olmaz.
Ateşi köze döner, kokusu olmaz.
Âşık olan gün, gece, ay ve yıl yanar;
Güneş, ışık, rahat ve uykusu olmaz.
** **
Gönül, aşk ve sevgiyle yoğrulmaz ise,
Ne cami paklar onu, ne de kilise.
Ama aşk kitabında adı olanlar,
Cennet ve cehennemden hürdür isterse!
20200219
🎞 Türkiye 10 yaşındaki Atakan'ı konuşuyor! 5 ayda 250 felsefe kitabı okudu
Sosyal medyada günlerdir Atakan Kayalar adlı bir çocuk konuşuluyor. Bir kitap mağazasında müşterinin dikkatini çeken Atakan, 5 ayda çoğu felsefe alanında yazılmış 250 kitap okudu. Kitaplar ile ilgili düşüncelerini anlattığı anlar paylaşım rekorları kırdı.
Türkiye 10 yaşındaki Atakan Kayalar'ı sosyal medyada paylaşılan görüntüsüyle tanıdı. Bir alışveriş merkezinde kitaplara bakarken düşüncelerini paylaşan ve okuduğu kitaplardan bahseden Atakan Kayalar, Demirören Haber Ajansı'na konuştu. Avcılar Mustafa Kemal Paşa Ortaokulu beşinci sınıf öğrencisi Kayalar, son 5 ayda 250'den fazla kitap okuduğunu ifade etti.
"FAZLA ANLATABİLECEK HAYAT HİKAYEM YOK"
Kayalar, "Adım Atakan. Bu kadar. Fazla anlatabilecek hayat hikayem yok. Metafor uzmanıyım desem olmaz, beyin cerrahıyım desem olmaz, cumhurbaşkanıyım desem olmaz. Felsefeyle ilgilisin galiba dedim. Eğitim ve bireysel haklar üzerine konuşuyorduk. O an da Fethi Çağıl bir şey söyledi. Tam olarak hatırlamıyorum. Okuduğum kitaplara bakacak olursak. Kayı serisinin tamamını okudum. Nutuk okudum. Homeros İlyada okudum. Böyle buyurdu Zerdüşt okudum" şeklinde konuştu.
"İLK ÖNCE FELSEFE ONDAN SONRA İSE TARİH ÖĞRETİLMELİDİR"
Okul öncesi felsefe eğitimi verilmesi gerektiğini ifade eden Atakan Kayalar, "Okuldan önce ayrıca bir ahlak eğitimi, ahlak, terbiye ve saygı eğitimi verilmesi gerekiyor. Ondan sonra ise felsefe eğitimi verilmesi gerekiyor. Eskiden felsefe ve psikoloji derdim ama artık sadece felsefe diyorum. Küçük çocuklara psikoloji öğretmekte büyük bir sıkıntı vardır. İnsan hep kendinde bir şeyler arar. Gider şizofreniye bakar. Ben böyle miyim, ben şöyle miyim, ben öyle olacak mıyım, ben böyle olacak mıyım, benim düşüncelerim nasıl, ya ben şizofreniysem diye düşünmeye başlar. O yüzden ilk önce felsefe ondan sonra ise tarih öğretilmelidir" ifadelerini kullandı.
"KİTAP OKUYUN"
Sosyal medyada kendisiyle ilgili yorum yapanlara çağrı yapan Atakan Kayalar, "Çoğu insan 'seni görünce kitaplığımın sadece sayfalardan oluşan bir yığın olduğunu fark ettim' demiş. Yapmayın. Olmaz lütfen. Kitap okuyun" şeklinde seslendi. 10 yaşındaki Atakan'ın öncelikli kitap önerileri ise Hayvan Çiftliği - George Orwell ve Küçük Prens - Antoine De Saint Exupery.
"ÇOK MUTLUYUM VE GURURLUYUM"
Atakan Kayalar'ın annesi Hülya Kayalar, "Şu an duygularım çok karışık. O kendini hemen ifade edebiliyor ama benim duygularım çok karışık. Bizim herhangi maddi, manevi beklentimiz yok. Sadece eğitim konusunda doğru, düzgün, sosyal arkadaşlarından koparılmadan biraz farklı eğitim alması. Cumhurbaşkanımız ve Milli Eğitim Bakanımızdan tek ricam oğlum Atakan Kayalar arkadaşlarından ayrılmadan öyle bir eğitim istiyoruz. Onun ötesinde çok mutluyum. Çok gururluyum. Maddi ve manevi her türlü mutlu. Halkımızdan istediğim bu hayatının devam ettirilmesi. Tıpkı benim yaptığım şekilde" diye konuştu.
20190313
Sakallı Celal Kimdir, Sözleri ve Hayatı
Sakallı Celal Kimdir, Sözleri ve Hayatı
Sakallı Celal HayatıAşağıda Sakallı Celal hayatının özeti yani kısaca hayatı hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Celal Yalınız biyografisi, özgeçmişi şöyle başlamaktadır.
Celal Yalınız (ölüm 6 Haziɾan 1962) düşünüɾ ve filozoftuɾ. Sakallı Celal olaɾak biliniɾ; yazılı biɾ eseɾ bıɾakmamış ama heɾ biɾi biɾeɾ eseɾ olan insanlaɾ bıɾakmıştıɾ aɾkasında. Yakın aɾkadaşlaɾı aɾasında Yusuf Ziya Oɾtaç, Ahmet Haşim, "öğɾencim" de dediği Nazım Hikmet, Oɾdinaɾyüs Matematik Pɾofesöɾü Ali Yaɾ, Haldun Taneɾ ve Ali Sami Yen; çevɾesindekileɾ aɾasında Nuɾullah Ataç, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Кazım Taşkent gibi çeşitli isimleɾ ile Melih Cevdet Anday, Oɾhan Veli gibi pek çok şaiɾ ve yazaɾ yeɾ alıɾ.
Bugün dilimizde yeɾ etmiş, kaynağını bilmeden kullandığımız pek çok deyiş de onunduɾ. sozkimin.com Biɾkaç Sakallı Celal deyişi öɾneği:
Sakallı Celal'den günümüze kalan ne kadar bilgi, belge ve tanıklık varsa, a'dan z'ye bulunabilecek " tek kaynak " ; gazeteci - yazar Orhan Кaraveli tarafından yazılmış olan " Sakallı Celal - Bir 'Bilinmeyen Ünlü'nün Yaşam Öyküsü " adlı belgesel - ve harika fotoğraflarla bezeli - 230 sayfalık, değerli kitaρtır.( Pergamon, 1.baskı Mayıs 2004, 4.baskı Haziran 2004 )
Galatasarayı Sultanisi'nden öğrencisi ve hayranı olduğu Tevfik Fikret'in, " Hak bellediğin bir yola yalnız ( yalınız ' ) gideceksin " dizesinde ifade edilen prensibe ne pahasına olursa olsun, hayatı boyunca sadık kalmıştır.
kaynak: wikipedia
Sakallı Celal Sözleri
Sakallı Celal HayatıAşağıda Sakallı Celal hayatının özeti yani kısaca hayatı hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Celal Yalınız biyografisi, özgeçmişi şöyle başlamaktadır.
Celal Yalınız (ölüm 6 Haziɾan 1962) düşünüɾ ve filozoftuɾ. Sakallı Celal olaɾak biliniɾ; yazılı biɾ eseɾ bıɾakmamış ama heɾ biɾi biɾeɾ eseɾ olan insanlaɾ bıɾakmıştıɾ aɾkasında. Yakın aɾkadaşlaɾı aɾasında Yusuf Ziya Oɾtaç, Ahmet Haşim, "öğɾencim" de dediği Nazım Hikmet, Oɾdinaɾyüs Matematik Pɾofesöɾü Ali Yaɾ, Haldun Taneɾ ve Ali Sami Yen; çevɾesindekileɾ aɾasında Nuɾullah Ataç, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Кazım Taşkent gibi çeşitli isimleɾ ile Melih Cevdet Anday, Oɾhan Veli gibi pek çok şaiɾ ve yazaɾ yeɾ alıɾ.
Bugün dilimizde yeɾ etmiş, kaynağını bilmeden kullandığımız pek çok deyiş de onunduɾ. sozkimin.com Biɾkaç Sakallı Celal deyişi öɾneği:
- "Bir kızın tıraşlı bir erkeği güzel zannetmesi hazindir..."
- "Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olur."
- "Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir."
- "Türkiye'de aydın geςinenler Doğu'ya doğru seyreden bir geminin güvertesinde Batı yönünde koşturarak Batılılaştıklarını sanırlar."
- "Evinde yaρılan arama esnasında polis duvarda duran Кarl Marx portresini sorunca "Rahmetli Babam" diye cevaρlamıştır".'
- "Meşrutiyeti getirdik olmadı, cumhuriyeti kurduk olmadı. Biraz ciddiyete ne dersiniz'"
Sakallı Celal'den günümüze kalan ne kadar bilgi, belge ve tanıklık varsa, a'dan z'ye bulunabilecek " tek kaynak " ; gazeteci - yazar Orhan Кaraveli tarafından yazılmış olan " Sakallı Celal - Bir 'Bilinmeyen Ünlü'nün Yaşam Öyküsü " adlı belgesel - ve harika fotoğraflarla bezeli - 230 sayfalık, değerli kitaρtır.( Pergamon, 1.baskı Mayıs 2004, 4.baskı Haziran 2004 )
Galatasarayı Sultanisi'nden öğrencisi ve hayranı olduğu Tevfik Fikret'in, " Hak bellediğin bir yola yalnız ( yalınız ' ) gideceksin " dizesinde ifade edilen prensibe ne pahasına olursa olsun, hayatı boyunca sadık kalmıştır.
kaynak: wikipedia
Sakallı Celal Sözleri - Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olur. / Sakallı Celal
- Tanzimat ilan ettik, olmadı meşrutiyet ilan ettik olmadı. Cumhuriyet ilan ettik olmadı. Yahu biraz da ciddiyet ilan etsek. / Sakallı Celal
- Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir. / Sakallı Celal
- Bir kızın tıraşlı bir erkeği güzel zannetmesi hazındır. / Sakallı Celal
- Türkiye'de aydın geçinenler doğu'ya doğru seyreden bir geminin güvertesinde batı yönünde koşturarak batılılaştıklarını sanırlar. / Sakallı Celal
20181213
7 Dil Bilen, Votka ve Samsun216 Müptelası Türk Filozof

7 Dil Bilen, Votka ve Samsun216 Müptelası Türk Filozof
10 yıldır aralıksız okuduğum, okumaktan öte aşık olduğum bir dahiden bahsedeceğim.
Ulus Baker...
Düşüncelerime yön veren yüce bir Türk filozof... Bir dahi, yazar, eleştirmen, sosyolog, çevirmen, ODTÜ öğretim üyesi…
7 dili anadili gibi bilirdi. Muhteşem bir Türkçesi vardı.
ÖDTÜ Sosyoloji bölümünden mezun olduktan sonra aynı üniversitede öğretim üyesi olarak dersler vermeye başladı. Fransız, Alman, İtalyan ve Rus öğrencilerinden sorularını kendi dillerinde sormalarını ister ve o dillerde cevap verirdi.
Sosyoloji, Felsefe, Sinema, Tarih, Müzik ve Matematik alanlarında olağanüstü bir bilgi birikimi ve anlatım gücüne sahipti.
Sinema üzerine yaptığı eleştiriler halen Avrupa Üniversitelerinde ders olarak okutulmakta.
Deleuze, Hegel, Spinoza’dan çeviriler yaptı.
Spinoza’yı o kadar çok okudum ki ondan sonunda beni de Spinozacı etti.
Saçı başı dağınıktı. Yakın dostları uyarmasa günlerce duş almazdı. Kıyafet alırken beden numarasına bakmazdı. Aynı kazağı yıllarca giydi. Pantolonu kendine daima bol gelirdi. Sokaklarda yatan şarapçılardan hiç farkı yoktu. Bu dünyaya ait hiçbir şeye önem vermedi.
Gözlüğünün bir camı düştüğünde ‘’Yahu Ulus gözlüğünün camı düşmüş değiştirsene’’ diyenlere ‘’O benim sağlam gözüm zaten niye değiştireyim ki’’ dedi ve yıllarca tek camlı gözlükle yaşadı.
Derslerini ciddiyetle dinleyen öğrencilerin dikkati, Ulus hoca gözünü kırık yerden ovuşturunca bozulurdu. Sonra gözlüğü düştü ve ortadan kırıldı. Yenisini almadı selobantla tutturdu. Yamuk gözlükle yaşadı bir süre.
Sinüziti vardı. Yağmurlu havaları sevmezdi. İki kedisi vardı. İkisinin ismini de ‘’Spinoza’’koymuştu.
Sakin ve mütevazıydi. Yemeği biri hatırlatırsa yer, kahveyi elinden düşürmezdi.Sürekli votka ve samsun216 içerdi.1 ders boyunca bir paket sigara bitirdiği olurdu. Kahvaltısı biraydı.
Fakat bu adam konuşmaya başladıktan sonra profesörlerde dahil herkes susardı. Psikanalizin teorik, mantıksal, epistemolojik açmazlarını onun kadar başarılı hiç kimse betimleyemedi.
10 yıldır Youtube’da ki seminerlerini izlerim. Felsefeye azıcık merakınız varsa her şeyi bırakıp izleyin. Sizi alıp uzun bir süre geri gelemeyeceğiniz bir yere götürecek.
Pantolon kemeri yerine ip bağlardı ama ODTÜ kütüphanesinin kokusu üzerine sinmişti resmen. Okunması gereken her şeyi okumuştu. Ulus Baker’i bu ülkeden çıkarırsan Sosyoloji ve Felsefe çöker.
Bandista isimli müzik grubu adına şarkı yaptı; ‘’Her Şeyin Şarkısı’’…
Annesi Kıbrıslı şair Pembe Marmara’yı kanserden kaybetti. Ruh bilimci babası Sedat Baker evli sevgilisinin kocası tarafından bir otel lokantasında öldürüldü.
Ulus çocukken Kıbrıs’ta savaş vardı. Evleri tarandı.
Bütün bu bunalımlardan mıdır bilinmez, elinden kadehi asla düşürmedi. 2007 Temmuzunun bulutlu bir sabahında 47 yaşında toprağa kavuştu. Dahi bedeni alkole daha fazla dayanamamıştı.
Kıbrıs Lefkoşa’da mezarı var gidin bir bakın mezarına. Kendisi gibi sade bir mezarın üstünde votka şişeleri, şiirler, samsun216 paketleri, albüm kapakları, kitaplar, penalar daha neler neler…
Giderken bir isteği vardı ; ‘’ Hüzün geriye kalandır biraz Blues dinleyin benim için’’ dedi… Dinliyorum…
Hangi dinin cennetindeysen selam olsun Ulus hocam. Seni unutturmayacağım…
Siyaset denen illetle kirlenmiş ülkemde bu adamlar unutulurken beyni bok çuvalından farksız dalkavuklar saatlerce ekranları, meydanları ve zihnimizi kirletiyor.
Eğer dostlar isterse Ulus Baker hakkında çok daha değerli bilgileri paylaşmaya devam edeceğim. Saygılarımla...
10.12.2018
Bekir Yıldız
Alıntı: Sosyal Medya
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
🎞️Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı.
Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı. pic.twitter.com/zB0iENTSdL — Telgraft (@telqraft) April 12, 2026 ...
-
Bu yazımızda Milli Edebiyat Dönemi'nin en önemli şairlerinden biri olan Mehmet Emin Yurdakul'un "Cenge Giderken" şii...
-
Ülkemiz yer şekilleri bakımından oldukça farklı özelliklere sahiptir. Yer şekillerindeki farklılık iklimlerin bölgelere göre değişiklik...
-
Kendilerini "trakya'nın yerlileri" olarak kabul eden, 1300'lü yıllardaki ilk osmanlı fetihleriyle birlikte trakya'ya ...




