yurtsever etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yurtsever etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20200823

✍️ Şiir: Alnı Çobanyıldızlılar - Hüseyin Haydar



Alnı Çobanyıldızlılar

Nereden giriyor bu gökyüzü içeriye,
Bu yıldız ummanı, bunca mavisiyle?
Gecenin en karanlık geçidinde,
Nasıl oluyor da doluyor bu aydınlık evimize?
Evinize hoş geldiniz, kardeşlerim.

*

Peki, bu dağ, bu ala dağ nasıl sığıyor içimize,
Bu ceylanlı, karacalı, başı dumanlı dağ?
Nasıl giriyor bu orman evimize,
Atmacası, kekliği, sarıçiğdem çiçeğiyle?
Evinize hoşgeldiniz, kardeşlerim.

*

Nereden giriyor bu türkü içeriye,
Bu ayvalı narlı, Tahirli Zühreli türkü?
Nasıl da çabucak, nasıl da işleyip yüreğimize,
Nereden giriyor bu sevda canevimize?
Canevinize hoş geldiniz, kardeşlerim.

*

Karakış fırtınası sarmış dört yanı,
Peki, nasıl çiçek açıyor bu badem ağaçları?
Bunca kalleşlik, bunca ihanet almış yürümüşken,
Nasıl giriyor bu deniz eşiğimizden içeri,
Bu çakıllı balıklı, bu umut denizi?

*

Oğullar kızlar kavuşuyor, ateş parçası,
Savaşan insanın iyi yürekli, yurt güzelleri.
Bakın, nasıl da gülümsüyor Sümer Kraliçesi.
Elindeki ışığı görüyor musunuz?
Ellerinden öpüyoruz, selamına duruyoruz.

*

Engin yazıda, dar koyakta yer tutmuş,
Yazıyor Oktay, doksan yıldır durmadan.
Gökova kağıt olmuş, Menderes nehri kalem,
Ekmekler bozuluyor, esir düşüyor insan…
Peki, nasıl giriyor bu dokuz âlem kapıdan?

*

Canlar canını bulan, canını yağma veren,
Balbal taşı gibi Akdeniz’i bekleyen,
Gökyüzünü tuval yapmış, yeryüzü palet,
Kurtarıyor sürek avından sürmelileri Fikret.
Peki, bu sen yeli, nasıl esiyor benden içeri?

*

Bize bilgelik, gençlik getirenler,
Sizi bekliyorduk nicedir, gözümüz yollarda.
Buyurun, bir çay için, işin başına geçin…
Parti parti dağılmayan, birleşerek çoğalanlar,
Evinize hoş geldiniz, alnı Çobanyıldızlılar.

HÜSEYİN HAYDAR

Alıntı/ Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/haber/alni-cobanyildizlilar-216450

20200312

Mehmet Akif Ersoy'u anıyoruz...

Kurtuluş savaşını kaybetseydik Milli Marşımız nasıl olurdu?

Güney Afrika'nın milli marşı 5 dildedir. Mozambik'in Portekizce, Namibya'nın Almanca, Kongo'nun Fransızcadır.

Bizlere şerefli bir marş armağan eden Kurtuluş savaşı kahramanlarımızı ve
üstad M. Akif'i rahmetle anıyorum.

Alıntı: Sosyal Medya 
Halim Gençoğlu @halimgencoglu

20191202

‘Vatan ve hürriyet şairi’ Namık Kemal’in vefatının 131. yılında anılıyor


Veryansın TV

Yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarına bağlı Yenişehirli Mustafa Asım Bey ile Fatma Zehra Hanım’ın oğlu Namık Kemal, 21 Aralık 1840’da Tekirdağ’da dünyaya geldi.

NAMIK KEMAL KİMDİR?

Annesi Fatma Zehra Hanım’ı 1848 yılında kaybettikten sonra çocukluğunu dedesi Abdüllatif Paşa’nın yanında, Rumeli ve Anadolu’da geçiren Namık Kemal, dedesinin farklı kentlerde görev yapması nedeniyle düzenli bir eğitim alamasa da gittiği özel kurslarda Arapça ve Farsça öğrendi.

Dedesinin Afyonkarahisar’daki vali yardımcılığı görevinin ardından İstanbul’a babasının yanına gelen Namık Kemal, burada 3 ay Bayezid Rüştiyesine ve ardından 9 ay Valide Mektebine gitti.

Dedesinin Kars’a sancak yöneticisi olarak atanmasıyla 1,5 yıl burada kalan Namık Kemal, Karslı şair ve müderris Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendi’den divan edebiyatını öğrendi.

Babasının 1855’te Bulgaristan’ın Filibe kentine mal müdürü olarak atanması ve dedesinin Sofya Kaymakamlığına atanması ile Sofya’ya giden Namık Kemal, Kars’ta öğrendiği aruz ve hece vezinlerini burada pekiştirdi.

Sofya’da evlerine ziyarete gelen dedesinin arkadaşı şair Binbaşı Eşref Bey, şiirlerini okuduktan sonra asıl adı “Mehmet Kemal” olan usta edebiyatçıya katip anlamına gelen “Namık” ismini verdi.

Sofya’dan 1857’de İstanbul’a dönen Namık Kemal, 1863’ten itibaren 4 yıl yeniden Tercüme Odasında görev aldı ve edebiyatta batılılaşmanın ilk adımlarını atan İbrahim Şinasi ile tanıştı ve “hak, millet, vatan, hürriyet, millet meclisi” gibi kelimeleri daha sık kullanmaya başladı. Tasvir-i Efkar gazetesinde fıkra ve tercüme yazıları kaleme aldı.

Komşuları Niş Kadısı Mustafa Ragıp Efendi’nin kızı Nesime Hanım ile evlenen edebiyatçının bu evlilikten Feride ve Ulviye adını verdikleri iki kızı, Ali Ekrem adını verdikleri bir oğlu oldu.

GAZETESİ KAPATILINCA FRANSA’YA GİTTİ

Şinasi’nin 1865’te Tasvir-i Efkar gazetesini kendisine bırakarak Fransa’ya gitmesi üzerine, gazeteyi tek başına çıkarmaya başlayan Namık Kemal, Sağırahmetbeyzade Mehmet Bey, Menapirzade Nuri Bey, Kayazade Reşat Bey, Mustafa Refik Bey, Suphipaşazade Ayetullah Bey ve Ziya Bey ile İttifak-i Hakimiyet Derneğini kurdu.

Namık Kemal, yeni bir anayasa ve parlamenter bir yönetim kurulmasını amaçlayan derneğin görüşleri doğrultusunda yazılar yazdı.

“Şark Meselesi” üzerine yazdığı bir makale, usta yazarın gazetesinin 1867’de kapatılmasına ve kendisinin Erzurum Vali Muavini olarak atanmasına sebep oldu.

Namık Kemal, hükümet tarafından gönderildiği Erzurum’a gitmek yerine Ziya Paşa ile Paris’e gitti. Fransız hükümetinin Genç Osmanlılara ülkeyi terk etmelerini söylemesi üzerine Londra’ya geçen Namık Kemal ve arkadaşları burada Hürriyet gazetesini çıkardı.

Bir süre sonra arkadaşları ile arası bozulan Namık Kemal, gazeteyi çıkarmaktan vazgeçti ve 1870’de Sadrazam Ali Paşa ile barışıp yurda döndü.

Siyasetten uzak durmak, yazı yazmamak koşuluyla affedilmiş olan Namık Kemal, İstanbul’a döndükten sonra mizah dergisi “Diyojen”de imzasız fıkralar yazdı.

Sadrazam Ali Paşa’nın ölümünden sonra 1872’de İbret gazetesini çıkaran Namık Kemal’in, muhalif yazılar yazdığı için gazetesi kapatıldı ve mutasarrıf olarak Gelibolu’ya atandı. Usta yazar burada “Vatan yahut Silistre” oyunu ile “Evrak-ı Perişan” adlı eserini tamamladı.

Gelibolu mutasarrıflığı görevinden alınan Namık Kemal, 1872’de İstanbul’a döndü. Burada İbret gazetesinin tekrar başına geçen Namık Kemal, bir makalesi nedeniyle hakkında soruşturma açılıp gazetesi kapatılınca kendini tiyatroya verdi.

1 Nisan 1873 gecesi İstanbul’da Güllü Agop’un Gedikpaşa’daki tiyatrosunda sahnelenen “Vatan Yahut Silistre” oyunu, sahnelenen ilk tiyatro eseri oldu.

Oyun sonunda çıkan olaylar nedeniyle Kıbrıs’a, oradan da Midilli’ye sürgün edilen Namık Kemal, sürgün sonrası geldiği İstanbul’da Hürriyet Kasidesi adlı eserini kaleme aldı.

2. Abdülhamit tarafından ilk Osmanlı Anayasası için kurulan komisyonun üyeliğine seçilen Namık Kemal, padişahın aleyhine bir tehdit beyti yazıp, bunu mecliste okuyunca mahkemede yargılandı.

Asayişi bozduğu gerekçesiyle suçlu bulunup 6 ay hapis cezasına çarptırıldıysa da sonradan beraat eden Namık Kemal, Girit Adası’nda ikamete mecbur edildi daha sonra ikameti Midilli Adası’na çevrildi.

1879’dan itibaren 5 yıl Midilli mutasarrıfı olarak görevlendirilen adalarda yaşayan Türk ahalisinin sorunlarını dile getiren bir rapor hazırlayıp Babıali’ye sundu.

“Vaveyla”, “Murabba”, “Vatan Mersiyesi” gibi şiirlerini burada yazan usta edebiyatçı, Kıbrıs’ta yazmaya başladığı Celaleddin Harzemşah adlı eserini de burada tamamladı.

Okunmak için yazılmış olan ve 15 perdelik tarihi bir oyun niteliği taşıyan bu eserde yazar, Harzemşahlar Devleti’nin son hükümdarı Celaleddin Harzemşah’ı ve İslam birliği düşüncesini işledi. 2. Abdülhamit, bu eserinden ötürü Namık Kemal’e bala rütbesi (mülki rütbe) ile ödüllendirdi.

Midilli’den sonra 1884’te Rodos mutasarrıfı olan Namık Kemal buradaki çalışmalarından dolayı imtiyaz madalyası ile ödüllendirildi.

Daha sonra Sakız Adası’na mutasarrıf olarak görevlendirilen Namık Kemal, burada 2 Aralık 1888 günü 48 yaşında hayatını kaybetti.

Adada bir mezarlığa defnedilen “Vatan ve Hürriyet şairi”nin naaşı şair arkadaşı Ebüziyya Tevfik’in isteğiyle ve 2. Abdülhamit’in talimatıyla Çanakkale’nin Gelibolu ilçesine bağlı Bolayır köyüne taşındı.

EDEBİ DİLİ VE ÖZELLİKLERİ

Tanzimat döneminin en önemli düşünce, sanat ve siyaset adamlarından biri olan Namık Kemal, eserlerinde “Toplum için sanat” anlayışını benimsedi.

Eserlerini halkın anlayabileceği sade bir dille kaleme alan usta edebiyatçı, divan edebiyatının süslü-sanatlı dili yerine, belli bir düşünceyi iletmeyi amaçlayan yeni bir dil kullandı.

Gençliğinde Divan Edebiyatı tarzında şiirler yazan Namık Kemal, Avrupa’ya gittikten sonra yeni edebiyatı benimsedi ve bu tarzda eserler üretti.

Fransız edebiyatını örnek alan ve romantizmin etkisinde kalan usta yazar eserlerinde yurt, ulus, özgürlük gibi konuları işledi.

Osmanlı mimarisiyle 19. yüzyılda Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde yapılan Namık Kemal Evi’nde de usta yazarın eserlerinin ve gazetelerinin bulunduğu hatıraları yaşatılıyor.

Namık Kemal’in oyun türünde “Vatan Yahut Silistre”, “Zavallı Çocuk”, “Akif Bey”, “Celaleddin Harzemşah”, “Kara Bela”; roman türünde “Cezmi”, “İntibah”; şiir türünde “Hürriyet Kasidesi”, “Vaveyla”, “Murabba”, “Vatan Mersiyesi”; eleştiri türünde “Tahrib-i Harabat”, “Takip”, “Renan Müdafaanamesi”, “İrfan Paşa’ya Mektup”, “Mukaddeme-i Celal”; tarihi kitap alanında da “Devr-i İstila”, “Barika-i Zafer”, “Evrak-ı Perişan”, “Kanije”, “Silistre Muhasarası”, “Osmanlı Tarihi” ve “Büyük İslam Tarihi” eserleri öne çıkıyor.

Alıntı/Kaynak: https://veryansintv.com/vatan-ve-hurriyet-sairi-namik-kemalin-vefatinin-131-yilinda-aniliyor/

20191006

📷 İlk Kuvayi Milliyecilerden 6 kardeş

İlk Kuvayi Milliyecilerden 6 kardeş 
Adları neydi akıbetleri ne oldu? Şimdi vatanın kim bilir hangi köşesinde yatıyorlar? En küçük kardeşe mavzer büyük geleceğinden filinta tüfek vermişler Sağ ellerinde tüfekleri sol elleri ise 7 düvele kafa tuttuklarını gösterircesine bellerinde.

20190313

✍️ 'Sakallı Celal'



Bugün günlerden SAKALLI CELAL...

Sakallı Celal Deniz Bakanı olan bir Paşanın oğlu olarak dünyaya gelir. Yaşıtları oyuncaklarla oynarken o kendi kendine harfleri öğrenerek ev halkını şaşkına çevirir.

İlkokul çağında konaktaki odasından çıkmaz, durmadan deniz lisesine giden ağabeylerinin kitaplarını okur.

Babasının “henüz yaşın küçük” demesine direnerek Fransızca dersleri aldırmalarını sağlar.

Kısa zamanda mükemmel derecede Fransızca öğrenir.

Dönemin en iyi eğitim veren okulu olan Galatasaray Lisesi’ne, 1896 yılında kayda gittiğinde hazırlık okumasına gerek kalmadığını, Fransızcayı çok iyi bildiğini söyler ve bunu kanıtlar.


Galatasaray Lisesi’nde iken derslerinde olağanüstü başarılar elde eder ve aynı okuldaki ağabeyi Nihal’ı geçmeye çalışır.

Bu sırada subay olan ağabeyi Cemal’in padişahın despot yönetimine başkaldırdığı için Beyazıt Meydanı’nda asılacağını duyar. Korkuyla meydana koşar, asılanlar arasında ağabeyi yoktur fakat ömür boyu sürgüne gönderilir.

Bu, Sakallı Celal için ilk travmadır. İkincisi ise; aynı okuldaki ağabeyi Nihal’ın ölümüdür. Atletik bir vücuda sahip Nihal barfikste çalışırken başının üzerine düşer ve hayatını kaybeder. Celal’in dünyası başına yıkılır.

En büyük ağabey Kemal ise deniz subayı ve gemi mühendisi bir mucittir. “Havanın oksijenini yakan bir makine’’icat etmiş ama bununla ilgili çizimler yanlışlıkla bir manavın eline geçip “kesekâğıdına’’ dönüşünce uygulama olanağı bulamamıştır.


1907’de mezun oluncaya kadar Galatasaray’da geçirdiği 11 yıl, Celal’in özgür, bağımsız, aydınlanmacı kişiliğinde çok etkili olur. Mezuniyetine az bir süre kala aşığı olduğu okulu ile birlikte bütün kitapları ve anıları yanar. Bu onun için ağabeyinin ölümü gibi ağır bir darbedir. Uzun süre kendine gelemez.

Okulunu bitirir.

Muhteşem bir Fransızcası ve elinde her kapıyı açan Galatasaray Lisesi diploması vardır. Basit memurluklar gözüne küçük gelir.

Tevfik Fikret Galatasaray Lisesine müdür olunca, bu dahi adamı elinden kaçırmaz ve okulda öğretmenlik yapmasını sağlar. Celal, Nazım Hikmet gibi birçok gence ders verir.

Bir süre sonra devlet Fransızcası kuvvetli 35 genci sınavla Fransa ve İsviçre’ye yükseköğrenim için gönderir.

Kazananlardan biri de Celal’dir.

Sorbonne’da Siyaset Bilimi okumaya Fransa’ya gönderilir. Kendisi Makine Mühendisliği okumak ister fakat bunu hocasına söyleyemez. Sonra ailesine mektup yazarak devlet büyüklerinden Makine Mühendisliğine geçmesini sağlamalarını, kabul etmezlerse kendi paraları ile okutmalarını rica eder ama ailenin maddi imkânı gayet yeterli olmasına karşın bunu reddederler.

“Devlet neyi uygun görmüşse onu tahsil et’’ cevabını alır.

Bir daha asla kesmemek üzere o gün sakalını uzatmaya başlar.


Fransa’nın en büyük yazar, şair ve düşünürleriyle fikir alışverişinde bulunur. Hür beyni daha da aydınlanır. “Devletin parasını yediğimiz yeter’’ deyip diploma almadan ülkesine döner.

Üsküp’e Fransızca öğretmeni olarak gönderilir. Burada öğrenciler ve halk kendine hayran kalır. Kendi parasıyla okulun önüne futbol sahası yaptırır. Fransa’dan toplar getirtir. Öğrencilere don ve fanila diktirir. Futbol’u öğretir.

Fakat bölgedeki yobazlar onu şikâyet ederek okuldan attırır. Sebebi; futbol günahmış. Çünkü Yezit’ler Hz. Hüseyin’in başını keserek yerde top gibi oynamışlar, futbol onu temsil ediyormuş.

İstanbul’a döner. Trablusgarp’ta Mustafa Kemal ve askerlerinin zor durumda olduğunu öğrenir.

Bir tekneye mühimmat doldurup yola çıkar. Fakat yolda İngiliz devriye teknesi yollarını kesince arkadaşları “silahımız var vuruşalım’’ derler ama o karşı çıkar; “ silahları değil aklımızı kullanacağız’’.
Muhteşem dili ve siyasi bilgisi ile İngiliz komutanına bu silahları Fransızlara direnen Tunuslu mücahitlere götürdüklerine inandırır ve Mustafa Kemal’e ulaştırır.

Silâhaltına alınmak ister ama “ülkeye öğretmen lazım’’ denilerek Kastamonu Lisesi’ne Fransızca öğretmeni olarak gönderilir.

Fakirlik, hastalık ve cehaletin olduğu bir dönemdir.

Şehirde frengi vardır, bununla mücadele eder. Öğrencilere Fransızcanın yanı sıra tarih ve hayat bilgisi dersleri verir. Yobaz zihniyet onu bir kez daha hedef alır. “Dini bütün yerde başı açık geziyor, çocuklara Fransız devrimini anlatıyor, ayaktopu oynatıyor günahtır” diye İstanbul Eğitim Bakanlığı’na şikayet ederler. Görevden alınır.

İzmit Lisesi’ne gönderilir. Burada büyük şair Yusuf Ziya Ortaç ile tanışır.
Sakallı Celal öldükten sonra şair onun arkasından;
“Celal beyin cenazesine gitmedim. İnsan kendi tabutunun arkasından yürüyebilir mi?” diyerek dostluklarının büyüklüğünü gösterecektir.

Sakallı Celal buradan Ankara Lisesi’ne müdür yardımcısı olarak atanır. Burada da öğrencilerine sürekli aydınlanmayı, akıllarını kullanmayı ve hurafelerden uzak durmaları gerektiğini öğütler.

“Çocuklar evlerinde ve camide din öğrenebilir ama Fransızca öğrenemez’’ diyerek din dersi saatini azaltarak Fransızca derslerini arttırır.
Okulun lağımı taşar, kimse ilgilenmeyince kendisi açar. Koskoca müdür yardımcısı bu işi yapar mı diye ona işten el çektirirler.

Sakallı Celal tepki olarak diğer gün bir boyacı sandığı bulur ve okulun önünde öğrencilerinin ayakkabısını boyar.

Mevzuatı delerek Türkiye’de ilk kez İstanbul’dan bir bayan öğretmen getirtir ve atamasını yaptırır. Çok büyük tepki alır.

Bakanlıktan bir yazı gelir. Yazıda “Yükseköğrenime öğrenci ihtiyacı olduğu için son ve bir önceki sınıfların durumlarına bakılmaksızın mezun edilmesi gerektiği’’ yazmaktadır.

Hiç beklemeden burası “boyacı küpü’’ değil diyerek bir daha öğretmenliğe dönmemek üzere istifa eder.

Aydın’a incir fabrikasına işçi olarak gider. Fabrika yönetimine ve üreticilere incir ve üzüm tarımının geliştirilmesini, taşınmasını, kurutulmasını ve paketlenmesini modern tekniklerle öğretir.

Fransızca bilen, muhteşem silah kullanan ve fabrikanın karmaşık makinelerini tamir edebilen bu adam, gözde biri haline gelir ve “ustabaşılığa’’ getirilir.

İşçilere okuma yazma ve Fransızca öğretir. Fabrika sahibine modern teknikleri, çiftçiye ise kooperatifleşmeyi öğretir.

Hasta bir işçi ve fakir bir köylüye maaşını verdiği için komünist diye şikayet edilir. Polis evini basar, evde komünizme ait belgeleri bulamayınca yerini sorarlar.
Sakallı Celal ise kafasının içini göstererek “İşte burada’’ diye cevap verir.

Sağ işaret parmağı makineye sıkışır ve ucu kopar.
Soranlara “O zaten komünist parmağımdı bir şey olmaz’’ cevabını verir.

Hakkındaki iftiralara dayanamaz evindeki bütün eşyaları işçilere dağıtıp bir çuval kitapla Ankara’ya döner. Oradan da İstanbul’a…

İstanbul’da onu tanıyan dönemin en büyük şair, yazar, avukat ve kalburüstü aileleri evlerine sohbetini dinlemek için davet ederler.
Çünkü muhteşem bilgisi ve konuşma yeteneği vardır.

Çöpçülerin aldığı maaşı düşük bulur.
Bunu protesto etmek için Vali konağının önünü süpürmeye başlar.
O sırada oradan geçen Rasih Nuri İleri ile hocası Profesör Kerim Erim geçmektedir.
O günü İleri şöyle anlatır; “Hocam, Profesör Kerim Erim bir anda fırlayıp yerleri süpüren sakallı bir çöpçünün elini öpmeye başladı.’’

Sakallı Celal Maddi sıkıntı çekse de hayatı boyunca kimseden para yardımı kabul etmez.

Elinde büyüyen Mehmet İsvan çok zengin bir iş adamı olur hocasına hesap açar fakat öldükten sonra tek bir kuruşuna dokunmadığını görünce baygınlık geçirir.

Hayatı boyunca hiç sigara ve alkol kullanmaz.

Maddiyata asla önem vermez.

6 haziran 1962 yılında hayata gözlerini yummadan önce vasiyetinde;

“Mustafa Kemal’i seviyorum. Ona olan tahmin edilmeyen güçlü özlemimle ölüyorum. Onu öpmek, koklamak isterdim.’’

Tek isteği vardı Sakallı Celal Beyin; Türkiye’nin Atatürk’ün yolundan giderek aydınlık günlere ulaşması

Bu uğurda bir şeyler yapabilmek için “bin dikene katlandı’’. Kim bilir, yeterince yararlı olamamanın üzüntüsüyle göçüp gitti.

Alıntı/Kaynak: Sosyal Medya 


Sakallı Celal Kimdir, Sözleri ve Hayatı


Sakallı Celal Kimdir, Sözleri ve Hayatı

Sakallı Celal HayatıAşağıda Sakallı Celal hayatının özeti yani kısaca hayatı hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Celal Yalınız biyografisi, özgeçmişi şöyle başlamaktadır.

Celal Yalınız (ölüm 6 Haziɾan 1962) düşünüɾ ve filozoftuɾ. Sakallı Celal olaɾak biliniɾ; yazılı biɾ eseɾ bıɾakmamış ama heɾ biɾi biɾeɾ eseɾ olan insanlaɾ bıɾakmıştıɾ aɾkasında. Yakın aɾkadaşlaɾı aɾasında Yusuf Ziya Oɾtaç, Ahmet Haşim, "öğɾencim" de dediği Nazım Hikmet, Oɾdinaɾyüs Matematik Pɾofesöɾü Ali Yaɾ, Haldun Taneɾ ve Ali Sami Yen; çevɾesindekileɾ aɾasında Nuɾullah Ataç, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Кazım Taşkent gibi çeşitli isimleɾ ile Melih Cevdet Anday, Oɾhan Veli gibi pek çok şaiɾ ve yazaɾ yeɾ alıɾ.

Bugün dilimizde yeɾ etmiş, kaynağını bilmeden kullandığımız pek çok deyiş de onunduɾ. sozkimin.com Biɾkaç Sakallı Celal deyişi öɾneği:
  • "Bir kızın tıraşlı bir erkeği güzel zannetmesi hazindir..."
  • "Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olur."
  • "Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir."
  • "Türkiye'de aydın geςinenler Doğu'ya doğru seyreden bir geminin güvertesinde Batı yönünde koşturarak Batılılaştıklarını sanırlar."
  • "Evinde yaρılan arama esnasında polis duvarda duran Кarl Marx portresini sorunca "Rahmetli Babam" diye cevaρlamıştır".'
  • "Meşrutiyeti getirdik olmadı, cumhuriyeti kurduk olmadı. Biraz ciddiyete ne dersiniz'"

Sakallı Celal'den günümüze kalan ne kadar bilgi, belge ve tanıklık varsa, a'dan z'ye bulunabilecek " tek kaynak " ; gazeteci - yazar Orhan Кaraveli tarafından yazılmış olan " Sakallı Celal - Bir 'Bilinmeyen Ünlü'nün Yaşam Öyküsü " adlı belgesel - ve harika fotoğraflarla bezeli - 230 sayfalık, değerli kitaρtır.( Pergamon, 1.baskı Mayıs 2004, 4.baskı Haziran 2004 )

Galatasarayı Sultanisi'nden öğrencisi ve hayranı olduğu Tevfik Fikret'in, " Hak bellediğin bir yola yalnız ( yalınız ' ) gideceksin " dizesinde ifade edilen prensibe ne pahasına olursa olsun, hayatı boyunca sadık kalmıştır.

kaynak: wikipedia

Sakallı Celal Sözleri 
  • Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olur. / Sakallı Celal
  • Tanzimat ilan ettik, olmadı meşrutiyet ilan ettik olmadı. Cumhuriyet ilan ettik olmadı. Yahu biraz da ciddiyet ilan etsek. / Sakallı Celal
  • Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir. / Sakallı Celal
  • Bir kızın tıraşlı bir erkeği güzel zannetmesi hazındır. / Sakallı Celal
  • Türkiye'de aydın geçinenler doğu'ya doğru seyreden bir geminin güvertesinde batı yönünde koşturarak batılılaştıklarını sanırlar. / Sakallı Celal

20181203

🇹🇷 Vatan şairi Namık Kemal'i ölüm yıldönümünde saygıyla anıyoruz.

“İnsan vatanı sever, çünkü hürriyeti, 
rahatı, hakkı vatan sayesinde kaimdir” 
diye haykıran vatan şairi Namık Kemal'i ölüm yıldönümünde saygıyla anıyoruz. 

Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin
Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten

#NamıkKemal

20180827

'Büyük Taarruz' ve Vatansever Albay Reşat Bey

'96 sene evvel tam da bugün; I. Dünya Savaşı’nda üstün kahramanlık gösteren Albay Reşat Bey, Büyük Taarruz sırasında Çiğiltepe’yi, Atatürk’e söz verdiği saatte alamaması üzerine intihar etti. Türk Evladı, kahramanlarını tanı ve unutma. 
Rahmetle anıyoruz.'

Alıntı:  FiiTarih @FiiTarih

🎞️Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı.

  Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı. pic.twitter.com/zB0iENTSdL — Telgraft (@telqraft) April 12, 2026  ...