Blog Listem

dişi kurt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dişi kurt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20200120

✍️ 🇹🇷Türk yalnızlığı kurt yalnızlığı - Gaffar Yakınca


Türk yalnızlığı kurt yalnızlığı 
Gaffar Yakınca
Aydınlık Gazetesi, 20.1.2020 


En medeni Avrupa memleketlerinin en medeni meclislerinde sıkça başıma gelmiştir: Sosyal meseleler hakkında fikir alışverişi ile başlayan konuşma ilerleyip derinleştikçe kendinizi her milletten insana karşı Türkiye’yi ve Türklüğü savunur halde bulursunuz. Kökleri tarihe uzanan pek çok önyargı, insanların zihninde hâlâ aktif haldedir. Türklüğe yönelik kara propaganda en aklı başında sandığımız insanları bile etkilemiştir.
MİLLETLERİN HAYVANLARI

Milletlerle beraber anılan, onların sembolü olarak görülen kimi hayvanlar vardır. Fransızları horoz ile anarlar. Rusları ayı, Persleri aslan, Almanları kartal ile. Türk’ün sembolü ise Bozkurt’tur. Efsaneye göre Türkler bir dişi kurttan türemiştir. Ergenekon’dan çıkmak istediklerinde de onlara yolu bir Bozkurt göstermiştir.

Kurt karizmatik bir hayvandır. Özgürlük simgesi olarak görülür, tek başına ayakta kalabilen, dik başlı özgür insanlara “yalnız kurt” denilir. Türk olmak da bir bakıma yalnız kurt olmak gibidir. Yalanlarla, kara propagandayla şekillenmiş bir dünyaya rağmen hayatta kalabilmektir.

Mitoloji ve efsaneler hepimizin az çok hoşuna gider. Ancak yaşamın gerçekleri efsanelerdeki kadar güzel olmayabilir. Yalnız ve özgür olmak, gurur duyulan bir şey olsa da böylesi bir yaşam hiç de kolay değildir.

SÜRÜ VE KURT

“Sürünün gücü kurttur ve kurdun gücü de sürüdür” diye yazmış Rudyard Kipling, Orman Kitabında. Gerçekten de öyledir. Kurt, sürüden ayrılırsa güçsüz düşer. Dünyanın en önemli kurt araştırmacıları sayılabilecek Mech ve Gase, 1969-89 arasında yirmi yıl boyunca yüzlerce kurtu gözlemledikten sonra sürüden ayrılan “yalnız kurtların” çok zor bir yaşamları olduğunu ve ömürlerinin de genellikle daha kısa sürdüğünü tespit etmişler.

Bunun altındaki en önemli etken, doğada her canlının gözetmek zorunda olduğu bir verimlilik esasıdır: Avlanmak için harcanan enerji avdan elde edilen besinle kazanılan enerjiden daha çok olmamalı. Kurt yalnız olunca, en önce bu denge bozuluyor.

Çünkü kurtlar sürü halindeyken bir avlanma stratejisi geliştirip ona göre hareket ediyorlar ve kendilerinden çok daha büyük ve güçlü hayvanları avlayabiliyorlar. Plan ve işbirliği sayesinde avlanan bir geyik, sürüye günlerce yeterken yalnız kurt bir küçük tavşan yakalayabilmek için günlerce koşturmak zorunda kalıyor. Dayanışma ve örgütlülük olmayınca beslenmek ciddi bir soruna dönüşüyor, yalnız kurt yorgun düşüyor, zayıflıyor...

Yalnız kurdun kısa yaşamasının bir başka sebebi de kendisine saldıran hayvanlara karşı savunmasız olması. Düşmana karşı tek başına direnemeyen yalnız kurt kolayca öldürülebiliyor. Hem de en çok kimler tarafından biliyor musunuz? Onu tehlikeli bir yabancı olarak gören başka kurt sürüleri tarafından.

TÜRK YALNIZ KALMAMALI

Siyaset arenası da az çok tabiattaki yaşam mücadelesine benziyor. Dünyanın en güçlü devletlerinin bile diğer güçleri yok sayarak tek başına ayakta kalmaları mümkün değil. Hele Türkiye gibi henüz “ortanın üstü” bir ülke iseniz, bu denge stratejileri en iyi bilmeniz gereken şey haline geliyor. Tarihimizin en başarılı dönemlerine baktığımızda da böylesi akılcı stratejiler göze çarpıyor. Bugün de Türkiye, Batı’nın tek taraflı menfaatler üzerine kurduğu bir tür sömürü çarkından kurtulmaya çalışıyor. Türkiye’nin yeniden bağımsızlaşması diyebileceğimiz bu dönemde hem Batı ile hem de Doğu ile ilişkilerimizin normalleşmesi gerekiyor. Batı ile ilişkilerimizde üç yüz yıldır Batılılar kazanıyor biz kaybediyoruz, bu ilişkilerin eşitlik ilkesi ile yeniden düzenlenmesi lazım. Bunun en önemli şartı ise Batı karşısında yalnız kalmamak, dünyanın diğer tarafından, Doğu’dan yeni dostlar yeni müttefikler edinebilmek.

Evet, bugün Batının bize hissettirdiği Türk yalnızlığı, biraz kurt yalnızlığına benziyor. Ama yalnız bir kurt gibi güçsüz düşmemek için efsaneden ziyade yaşamın gerçeklerine odaklanmamız, yeni ittifaklar için uyanık, yapıcı ve akılcı olmamız gerekiyor.

Alıntı / Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/turk-yalnizligi-kurt-yalnizligi-gaffar-yakinca-kose-yazilari-ocak-2020

20171203

Asena / Aşina Destanı bilinen en eski Türk efsanesi’dir.


Asena/Aşina destanı bilinen en eski Türk efsanesi’dir.

Türkler, Lin adlı bir ülke tarafından saldırıya uğrarlar. Düşmanlar bütün Türkleri ayrım yapmadan katleder. 10 yaşlarında bir çocuk sağ kalır. Sonrasında bir dişi kurt ortaya çıkar ve 10 yaşındaki çocuğu ensesinden tutarak savaş alanından kaçırır.

Kurt çocuğu Altay dağlarında ıssız, kimsenin bulamıyacağı bir mağaraya götürür. Mağaranın içinde büyük bir ova vardır. Kurt çocuğun yaralarını yalayarak iyileştirir onu sütüyle ve avladığı hayvanların etleriyle besler ve sonunda çocuk büyür.

Çocuk ergenlik çağına girdi ve bozkurt ile yaşayan son Türk eri evlenirler ve 10 çocuk doğar. Çocuklar büyürler; dışarıdan kızlarla evlenerek ürerler, Türkler çoğalır ve çevreye yayılır.
Ordular kurup Lin ülkesine saldırırlar ve atalarının öcünü alırlar yeni bir devlet kurarark dört bir yana yeniden egemen olurlar. Türk kağanları atalarının anısına otağlarının önünde hep kurt başlı sancak dalgalandırırlar.

Emel Esin derki : Bu olay bir Ton Bürgünme’dir. Dişi Kurt Asena , Kurt Donuna bürünmüş bir insandır.

Halk Bilim Araştırmacısı Dr. Yaşar Kalafat

Alıntı kaynak: http://www.yenidenergenekon.com/332-kurt-postuna-burunme-ve-kurt-donuna-girme/





Asena Türk mitolojisinde önemli bir rol oynayan efsanevi bir dişi kurttur. Eski Türklerin en mühim hükümdarlarının mensub olduğu Aşina, Zena, Asen veya Şunnu adı verilen sülale, efsaneye göre bu dişi kurt’dan türemiştir.

Dişi kurt (asena) Efsanesinin, buluntulara göre en eski şekli (MÖ.330) Antik Çin kaynaklarından, Tü’küe halkının türeyişini anlatan Asena efsanesinin farklı şekillerine rastlanılır. Bulunan en eski şekli şöyledir:
Tü-küe „Tü-küe kavimi Hiung-nu’ların bir koluydu. Hükümdar soyunun isimi A-Se-Na idi. Kendilerince ayrı bir ordu kurmuş, ama sonradan komşu bir kavim tarafından yenilgiye uğramışlardı. On yaşında bir çocuğun haricinde bütün kavimleri katliama kurban gitmişti. Düşman askerlerinin hiçbirisi bu çocuğu öldürmeye cesaret edememişti. Çocuğun ayaklarını kesip, onu bir bataklığa attılar. Orada bir dişi kurt vardı, çocuğu et ile besledi. Böylece çocuk zamanla büyüdü ve dişi kurt ile çiftleşti. Kurt derhal gebe kaldı. Düşmanların kralı, çocuğun hala yaşadığını öğrendi ve öldürtmek için tekrar adamlarını gönderdi. Adamlar çocuğun yanındaki dişi kurt’u öldürmek istemediler. Dişi Kurt derhal “Kao Çang”‘ın (Turfan)’ın Kuzeybatısında bulunan bir dağın üstündeki mağaraya kaçti. Mağaranın içinde bir kaç yüz “li” genişliğinde, uzun otlarla kaplı ve etrafı dağlarla kapalı bir ova vardı. Dağın içine kaçan dişi kurt, bu yerde on oğlan çocuk doğurdu. Çocuklar büyüyünce dışarıdan kadınlar aldılar. Bu kadınlar hamile oldu. Çocukların hepsi ayrı bir soy adı aldı. Birisinin soy adı A-Se-Na oldu.“ 

Bunun yanında efsanenin başka şekilleride bulunmuştur. Ayrıca daha geç zamanlardan kalan, sonradan geliştirilmiş daha detaylı ya da daha kısa olan şekilleride vardır.


Türkiye’de bilinen şekli: 
Bozkurt Destanı Türklerin ilk ataları Batı Denizi’nin batı kıyısında otururlardı. Türkler Lin adlı bir ülkenin ordularınca yenilgiye uğratıldılar. Düşman çerileri bütün türkleri erkek-kadın, küçük büyük demeden öldürdüler.10 yaşlarında bir oğlan sağ kaldı geriye. Dişi bozkurt çıktı ve çocuğu dişleriyle ensesinden kavrayarak kaçırdı. Altay Dağlarında izi bulunmaz, ıssız ve her tarafı yüksek dağlarla çevrili bir mağaraya götürdü. Mağaranın içinde büyük bir ova vardı. Ova, baştan ayağa ot ve çayırlarla kaplıydı. Dört bir yanı sarp dağlarla çevrili idi. Bozkurt burada cocuğun yaralarını yalayıp tımar etti, iyileştirdi. Onu sütüyle, avladığı hayvanların etiyle besledi, büyüttü. Sonunda çocuk büyüdü, ergenlik çağına girdi ve bozkurt ile yaşayan son Türk eri evlendiler. Bu evlilikten 10 çocuk doğdu. Çocuklar büyüdüler; dışarıdan kızlarla evlenerek ürediler. Türkler çoğaldılar ve çevreye yayıldılar, ordular kurup Lin ülkesine saldırdılar ve atalarının öcünü aldılar. Yeni bir devlet kurdular, dört bir yana yeniden egemen oldular. Türk kağanları atalarının anısına otağlarının önünde hep kurt başlı sancak dalgalandırdılar. Bu efsanenin son bölümü Ergenekon Destanı’dır.

Alıntı kaynak: http://epochtimestr.com/index.php/asena-disi-kurt-efsanesi

En Çok Okunanlardan...