Blog Listem

arkeolog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkeolog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260625

📖 Diyarbakır'da Roma İmparatorluğu döneminde "askeri yerleşim" olarak kullanılan Zerzevan Kalesi

Diyarbakır'da Roma İmparatorluğu döneminde "askeri yerleşim" olarak kullanılan Zerzevan Kalesi'ndeki Mithras dinine ait yer altı tapınağının 1700 yıl önce mühürlenerek kapatıldığı tespit edildi.

Kalede 2017'de yapılan çalışmalarda ortaya çıkarılan Mithras Tapınağı'nın girişinde yer alan kitabedeki yazının çözümü, Mardin Artuklu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Süryani Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Mehmet Sait Toprak tarafından, eski Aramice epigrafik ve filolojik incelemeyle yapıldı. Yapılan epigrafik ve ortografik analizlerde, yazının MS 3. ve 4. yüzyıllarda eski Süryanice ve Aramice yazı karakterleriyle uyum gösterdiği tespit edildi.

Şanlıurfa Müzesi'ndeki MS 2. ve 3. yüzyıla ait Süryanice yazıtlarla yapılan karşılaştırmalarla, kitabenin tarihlendirmesi gerçekleştırildi. Yazının çözümüyle tapınağın 1700 yıl önce Roma Imparatorluğu döneminde Hristiyanlar tarafından kapatılarak mühürlendiği ortaya çıktı.
Kazı Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, "Kutsal alanda yer altı yapısı ve tapınak vardı. Hristiyanlıkla birlikte gizem dininin en önemli Mithras Tapınağı'nın kapatıldığını gördük. Kapatılma döneminde sikkelerin ortaya çıkmasıyla da buna işaret edilmişti. Tapınağın kapısında bir yazıt keşfettik. 2017'den bu yana yurt içi ve yurt dışında birçok çalışma yapıldı ama yazıt çözümlenemedi. Bir yıl boyunca yapılan çalışmayla çözümü yapılan yazıt, dünya arkeolojisine önemli bir keşif olarak tarihe ismini yazdırdı" dedi.

Mithras dininin Roma İmparatorluğu döneminde çok yaygın inanç olduğunu anlatan Coşkun, Hristiyanlıkla birlikte Mithras tapınaklarının Zerzevan Kalesi'ndeki gibi ya kapatıldığını ya da kiliseye dönüştürüldüğünü gördüklerini belirtti. Coşkun, "İlk kez, bu tapınağın kutsanarak kapatılması, Mithras ile ilgili bilinen ve dünya arkeolojisinde en çok merak edilen önemli bir soru işaretine cevap buldu. Mithras inancı, Roma Imparatorluğu'nda yaygın ve MS 2. ve 3. yüzyılda bütün Roma'ya hakim olan bir inanç. Imparatorların Hristiyan olmasıyla ve Hristiyanlığın Roma dünyasında yayılmasıyla Mithras inancını kendilerine rakip görüyorlar. Bu nedenle bu inancı yasaklıyorlar. Bütün tapınaklar ya kapatılıyor ya da kiliseye dönüştürülüyor" ifadesini kullandı.


Prof. Dr. Toprak ise "Yazıtta 'Yenilmeyen güneş tanrı Mithras' ile Hazreti İsa'nın o Mithras karşısındaki varlığını buradaki yazıyla da sembolize bir şekilde ifade edildiğini görüyoruz. Haç ve bu yazı mevcut Mithras Tapınağı'nı bir anlamda mühürlüyor. Yazının içeriğini incelediğimizde bu çok bariz bir şekilde görünüyor. Yazıtta karakteristik olarak milattan sonra 4. veya 5. yüzyıl yazı özelliklerini görebiliyoruz. Yazıtta 'kutsal haçın tanrı adına ki o tanrı düzenleyen, ıslah eden ve sevgiyi yayan tanrıdır' ifadeleri yer alıyor. Bu cümleyle bir anlamda mevcut Mithras Tapinağı kapatılarak hükmü feshedilmiştir" dedi. 

Kaynak: AA (02.06.2026)

Diyarbakır Zerzevan Kalesi’ndeki 1900 yıllık Mithras yeraltı tapınağının girişindeki Aramice kitabe çözüldü.

—Tapınağın yaklaşık 1700 yıl önce Roma döneminde Hristiyanlar tarafından kapatılıp mühürlendiği belirlendi.





20260605

📰 Side Antik Kenti’nde yapılan kazılarda, “Sidece” olarak bilinen kayıp dile ait 31 harf tespit edildi 🏺🔤.


Side Antik Kenti’nde yapılan kazılarda, “Sidece” olarak bilinen kayıp dile ait 31 harf tespit edildi 🏺🔤.

Uzmanlar, çift dilli yazıtlar üzerinden çözülen dilin Anadolu’nun kadim kültürlerine ışık tutabileceğini ve kentin Helenlerden önce de güçlü bir yerleşim olduğunu belirtiyor 📜🌿.


Side’nin dili çözülüyor
Haziran 05, 2026 


AA
Oluşturulma Tarihi: Haziran 05, 2026 07:002dk okuma
Side Antik Kenti’nde bir dönem konuşulduğu belirlenen ‘Sidece’ dili üzerinde yapılan çalışmalarda 31 harf tespit edildi.

ANTALYA’da Pamfilya’nın en önemli liman kenti Side, yalnızca tarihi yapılarıyla değil, binlerce yıl önce konuşulan gizemli diliyle de bilim dünyasının ilgisini çekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ‘Geleceğe Miras Projesi’ kapsamında kentte bir yandan geçmişin izleri ortaya çıkarılırken bir yandan da Anadolu'nun kayıp dillerinden ‘Sidece’ de aydınlığa kavuşturulmaya çalışılıyor. Bölgede 2 bin yılı aşkın bir süre önce konuşulan ‘Sidece’ dili, kazılarla ortaya çıkarılan iki dilli yazıtlarla çözülüyor. Antik kentin kazı başkanı Prof. Dr. Feriştah Alanyalı ile yabancı dilbilimciler Michaela Zinko ve Alfredo Rizza tarafından yapılan çalışmalarda Sidece diline ait 31 harf tespit edildi. Uzmanlar, Side alfabesinin yapısını, kelime çözümlemeleri ve Anadolu'nun diğer dilleriyle bağlantıları üzerine çalışıyor.


ÇOK SATIRLI YAZITLAR UMUT OLDU

Side Antik Kenti Kazı Başkanı ve Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feriştah Alanyalı, dilin hâlâ tam olarak okunamadığını ve anlaşılamadığını ifade etti. Bunun da yazıtların az olması ve mevcut yazıtların genellikle 1-2 satırdan ibaret olmasından kaynaklandığını ifade eden Alanyalı, şöyle devam etti:
“Bu durum araştırmacıları yazının çözümü konusunda zorluyor. Son yıllarda hem çift dilli hem de 30 ile 40 satır arasında değişen çok satırlı yazıtların bulunması yeniden bir umut oldu. Araştırmacılar Sidece olarak tanımlanan yazıtlarda görülen 'Siruawn' ve 'Siruawan' kelime biçimlerinin Side kentini ifade ettiği görünüşünde birleşiyor. Bu değerlendirme Side'nin erken tarihi ve kentin adının kökenine ilişkin tartışmalara yeni bir boyut kazandırıyor. Çalışma devam ediyor ama muhtemelen kentin ismi yine 'nar' anlamına geliyor. Bu çok büyük bir tespit.”
‘HELENLERDEN ÖNCE DE BURADAYDILAR’

Side dilinin Anadolu'nun en eski halklarından Luvi kökenli bir dil olduğuna işaret eden Alanyalı, 
“Anadolu'daki Likçe, Karca gibi. Biz de onun bir koluyuz. Antik kentin ismi üzerinde yapılan araştırmalar kentin kimliği için çok önemli. Bu kent Helen'ler gelmeden önce de vardı. Kaynaklar, 'Kyme'den gelenler Side'ye ayak bastıkları anda kendi dillerini unuttular ve barbarların konuştuğu dili konuşmaya başladılar' diyor. Barbar, kendi dilinden başka dil konuşan anlamı taşıyor. Hatta Helenceyi unutturabilecek kadar dominant bir kültür olduğunu görüyoruz burada. Helenler gelmeden önce de Side, Anadolu'nun kadim kentlerindendi”
diye konuştu.

Anadolu'da kentlerin İskender tarafından ele geçirilmesinin ardından kentlerde yaşayanların Yunancaya mecbur edildiğini anlatan Alanyalı, 
“İskender'den sonra 200 yıl bile Sideliler kendi dillerini korumuşlar. Side'deki bu dil üzerine yapılan araştırmalar bu kentlerin kültürel kimliği üzerinde bence çok önemli ipuçları veriyor. Bu kentler, büyük ve parlak uygarlıklar düşünüldüğü gibi batıdan gelen göçmenlerin kurduğu ve parlattığı kentler değil. Bunlar zaten çok eskiden beri burada olan, kendilerine özgü yazıları, kimlikleri olan, kültürel anlamda çok gelişmiş kentler” 
dedi.

20250827

📰 Türkiye'nin en batısında 8 bin 800 yıllık 5 mimari yapı ortaya çıkarıldı


 Çanakkale

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izniyle 2009'dan bu yana Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burçin Erdoğu başkanlığındaki ekip tarafından kazılan höyükteki çalışmalar, Türkiye'nin en batısında eski dönemlere ışık tutuyor.

Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Erdoğu, AA muhabirine, kazıların adanın en batısındaki Uğurlu köyünün yaklaşık bir kilometre kuzeydoğusunda yer alan höyükte devam ettiğini söyledi.

Bu yıl kazılarda önemli bulgulara ulaştıklarını belirten Erdoğu, elde edilen verilerin Gökçeada'nın ve Ege Adaları'nın geçmişine ışık tutacağını ifade etti.

Adadaki insan varlığının 8 bin 800 yıl öncesine tarihlendiğini dile getiren Erdoğu, şöyle konuştu:

"Burası Ege Adaları'nın en erken yerleşmesi, yani milattan önce 6800'lere kadar giden bir yerleşim söz konusu. Bölgede, Ege Adaları içinde besin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalı ilk köy yerleşiminin olduğunu, en erken çanak çömlek yapımını, metalürji ve anıtsal mimarinin ortaya çıktığını görüyoruz. İlk defa şehircilik anlayışının burada başladığını görüyoruz. Gökçeada'daki bu kazı bir ilkleri temsil ediyor. O yüzden bura, Ege Adaları içinde çok önemli bir ada."


"Gökçeada'ya ilk gelen tarımcı toplulukların mimarisine ulaştık"

Burçin Erdoğu, 2009'dan bu yana her kazı döneminde adada farklı bulgulara ulaştıklarını dile getirdi.

Bu seneki çalışmalarda daha çok erken tabakalara yoğunlaştıklarına işaret eden Erdoğu, şunları kaydetti:

"Mimari anlamda önemli bulgular elde ettik. Bu dönem yaptığımız çalışmalarda, günümüzden 8 bin 800 yıl öncesine tarihlendirilen erken dönemler için diğer bir deyişle Gökçeada'ya ilk gelen tarımcı topluluklarına ait 5 konut yapısına ulaştık. Böyle bir mimari Ege Adaları'nda ilk defa rastlandığı için bizim için çok değerli. Yuvarlak planlı, çukur tabanlı, saz örgü tekniği dediğimiz bir teknikle yapılmış bir mimari anlayış söz konusu. Uğurlu yerleşmesi, Girit Adası'ndaki Knossos yerleşmesi ile tüm Ege Adaları'nın en erken tarımcı topluluklarına ait tek yerleşim. Bu bağlamda, Ege Adaları'nda en erken tarımcı topluluklara ait mimariyi ilk defa ortaya çıkarttık diyebilirim."


"Yerleşim düzeni ve mimarinin değişim gösterdiğini gözlemledik"
Kazı heyetinde görevli Adıyaman Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Erkan Gürçal da doktora ve yüksek lisans çalışmalarını höyükle ilgili yaptığını söyledi.

Doktora çalışmasında özellikle milattan önce 5500 ila 4900 yılları arasındaki sosyal organizasyon yapısını mimari üzerinden değerlendirdiğini ifade eden Gürçal, şunları kaydetti:
"Özellikle burada yaklaşık olarak milattan önce 5800'lere doğru yerleşimde büyüme gerçekleşiyor. Daha önce küçük bir alanda yaklaşık 9-10 civarında konutun bulunduğu bir yerleşim varken, birden yerleşim büyüyor, adanın farklı yerlerine doğru yayılım göstermeye başlıyor ancak milattan önce 5800 ila 5500 arasındaki verilerimiz sınırlı. Mimari anlamda ve yerleşim organizasyonunda özellikle milattan önce 5300'lere gelindiğinde bir değişim süreci var. Bu değişimi tüm materyal kültüründe gözlemleyebiliyoruz."
Gürçal, milattan önce 5300'lere gelindiğinde ise dönemin özelliklerine göre gelişmiş bir mimariyi görmeye başladıklarını kaydetti.

Kaynak/ Alıntı: https://www.aa.com.tr/tr/kultur/turkiyenin-en-batisinda-8-bin-800-yillik-5-mimari-yapi-ortaya-cikarildi/3670431


20200418

Ressam, arkeolog ve müzeci Osman Hamdi Bey

Ressam, arkeolog ve müzeci Osman Hamdi Bey, arkeolojik kazı çalışmaları sırasında objektife poz veriyor (Nemrut, 1883).

 

20181201

🎞 İskoçya'dan Türkiye'ye Uzanan 12 Bin Yıllık YeraltıTüneli

İskoçya' dan Türkiye'ye kadar uzanan bir tünel. Hemde 12 bin yıl önce yapı tarihin çok eski dönemlerinde yapılmış. Arkeoloji bilimi bu tünelin amacını ve nasıl yapıldığını çözmeye çalışıyor. Konu uzun zamandır gündemi o kadar ilgilendiriyor ki yazılmış bir çok kitap ve yayınlanmış makale var.
 

20180922

📺 🇹🇷 Türklerin Bilinmeyen Tarihi - 22 Eylül 2018

 Türklerin Bilinmeyen Tarihi programından alıntılar:

Prof.Dr. Semih Güneri: 
''Hitit Kültürü ve Ön-Türkler Hint-Avrupa Kültürüne dair hipotez çok ama yazılı belge yok!''
''Hint-Avrupa Kültürü Hipotezlerinin temelinde 'Irkçılık' (Beyaz) vardır''



(Anadolu'daki kazılar hakkında) :
''Türkiye, arkeolojik kazılara daha çok ödenek ayırmalı...''



-Türkler Anadolu'ya ne zaman geldiler?
-Sümerler Türk müydü?
-İskitlerin Türklerle bağlantıları
-İskitlerin kökeni Sibirya'ya dayanır


-Türklerin Eski İnanışları

-Türk-Altay kuramı
-Hint-Avrupa Kültürü

''Yabani hayvanlar Türk kültüründe kutsanmış hayvanlardır.''
''Arkeolojik belgelerde, Türklerin eski inanışlarına göre, 3 kutsal hayvan:
1) Geyik
2) Koç (dağ keçisi)
3) At


''Türk tarihinin geleceği toprak altındadır; arkeolojik araştırmalardadır. 'Türk-Altay Kuramı' ile artık harekete geçme zamanıdır.''

-Türklerin antropolojik formasyonu
-''İskitlerin kendilerine ait dili yok.''
-''Kızılderililer Türktür. M.Ö. 11.000-12.000'de göç etmişlerdir.''

-Türklerin Anayurdu neresidir?

-Türk-Altay tipi formasyonu

http://turkish-culture-history-language.blogspot.com/2018/09/turklerin-bilinmeyen-tarihi-22-eylul.html

20180629

En Çok Okunanlardan...