Blog Listem

Yeşil Vatan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeşil Vatan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260829

📰 ODTÜ’yü Bozkırdan Ormana Çeviren Gizli Kahraman 🌲🌳“Ağaç Dikmeyene Diploma Yok”

 


ODTÜ’yü Bozkırdan Ormana Çeviren Gizli Kahraman “Ağaç Dikmeyene Diploma Yok” Diyen Efsane Rektör Kemal Kurdaş Aslında Kimdi?
Gazeteci Erdem Cırık yazdı.
Bazı unutmamamız gereken insanlar var ülkemizde.

Bir rektör düşünün...
Kürsüde değil, elinde kürekle.
Yanında öğrenciler, akademisyenler, işçiler...
Ve önlerinde Ankara'nın ortasında uzanan, neredeyse tamamen çıplak bir bozkır.
Bugün binlerce insanın yürüyüş yaptığı, gölgesinde oturduğu, kuşların yuva kurduğu ODTÜ Ormanı'nın bulunduğu yerden söz ediyoruz.
Ama burası her zaman böyle değildi.
1956'da ODTÜ'ye yaklaşık 4.500 hektarlık bu dev arazi tahsis edildiğinde manzara bugünkünden çok farklıydı.
İç Anadolu bozkırı...
Seyrek bitki örtüsü.
Kuraklık.
Şiddetli rüzgâr.
Erozyon.
Ve su kaynaklarının yetersizliği...

Hatta yapılan incelemelerde arazinin yaklaşık yüzde 75'inin erozyonu önlemek amacıyla ağaçlandırılması gerektiği ortaya çıktı.
Peki böyle bir yerde orman nasıl kurulacaktı?
İşte hikâyenin en önemli isimlerinden biri burada ortaya çıktı:
Kemal Kurdaş.

1961 yılında ODTÜ'nün rektörlüğünü üstlendi.
Ve Ankara'nın çoraklığına karşı kişisel bir mesele gibi gördüğü bu mücadeleyi üniversitenin büyük projelerinden biri hâline getirdi.
Üstelik mesele sadece “birkaç ağaç dikmek” değildi.
Önce bilimsel çalışmalar yapıldı.
Toprak incelendi.
Rüzgârlar hesaplandı.
Yağış miktarları değerlendirildi.
Kuraklık koşullarına dayanabilecek türler araştırıldı.
Çünkü yılda yaklaşık 320-350 milimetre yağış alan böylesine büyük bir araziyi milyonlarca ağacı tek tek sulayarak yeşertmek mümkün değildi. Bu nedenle susuz plantasyon yöntemleri geliştirildi; yağışların toprakta tutulabilmesi için arazi teraslandı.

7 Temmuz 1958'de 180 dekarlık alanda deneme parselleri oluşturuldu.
Sonuçlar umut vericiydi.
Ardından 15 Kasım 1960'ta ODTÜ ile Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle büyük ağaçlandırma seferberliği başladı.
1961'de ise bu çalışma artık üniversitenin kültürünün bir parçasına dönüşecekti.
Ağaç Dikme Bayramı...
3 Aralık 1961'de öğrenciler, akademisyenler, çalışanlar ve üniversite topluluğu bir araya geldi.
Ve Kemal Kurdaş da onların arasındaydı.

Koltukta oturup talimat vermek yerine çizmesini giyip arazide çalışıyordu.
Öyle ki dönemin öğrencileri, Kurdaş'ın pazar günleri yurtlara giderek öğrencileri uyandırdığını ve onları ağaç dikmeye götürdüğünü anlatıyor.
Hatta mezunlardan Türel Saranlı'nın yıllar sonra anlattığı bir anı var:
Diploma töreninde öğrencilere, hazırlanan çukurlara 10 fidan dikmeyenlerin diploma alamayacağı söylenmişti.
Bugün kulağa inanılmaz geliyor.
Ama o dönemin ODTÜ'sünde ağaç dikmek, üniversite kültürünün öylesine güçlü bir parçasıydı ki öğrenciler bu işi mezuniyetlerinin bile bir parçası olarak hatırlıyordu.
Ve asıl mesele şuydu:
O yıllarda birçok kişi bunun mümkün olup olmadığını sorguluyordu.
“Bu kadar kurak yerde orman mı yetişir?”
“Bu kadar fidan nereden bulunacak?”
“Fidanların kaçı tutacak?”
Hatta bazı kişi ve kuruluşlar dikilen fidanların büyük bölümünün kuruyacağından endişe ediyordu.
Ama Kurdaş ve ODTÜ topluluğu vazgeçmedi.
Yıllar geçti.
Bozkırın rengi değişmeye başladı.
Fidanlar büyüdü.
Fidanlar ağaç oldu.
Ağaçlar ormana dönüştü.
Ve bugün o çıplak arazi, yaklaşık 3.100 hektarlık dev bir orman ekosisteminin bulunduğu alana dönüştü.
ODTÜ'nün verilerine göre 1961'den günümüze yaklaşık 10 milyon iğne yapraklı ve 23 milyon yapraklı ağaç dikildi.
Üstelik ortaya yalnızca ağaçlardan oluşan bir alan çıkmadı.
140'tan fazla kuş türünün yanı sıra tilki, kurt, tavşan, keklik, kaplumbağa ve daha birçok canlı için yaşam alanı oluştu.
Orman, zamanla Ankara'nın iklimi üzerinde de etkisi olan bir mikroklima alanına dönüştü.

1995 yılında ODTÜ Ormanı doğal ve arkeolojik sit alanı ilan edildi.
Aynı yıl ağaçlandırma projesi Ağa Han Mimarlık Ödülü'ne layık görüldü. 2003'te ise TEMA tarafından da ödüllendirildi.
Bugün Ankara'da binlerce insan o ağaçların altında yürüyor.
Kimi koşuyor.
Kimi bisiklete biniyor.
Kimi gölgelikte oturuyor.
Kimi sadece şehrin betonundan uzaklaşıp nefes alıyor.
Ama çoğu insan, ayaklarının bastığı yerin bir zamanlar neredeyse tamamen çıplak bir bozkır olduğunu bilmiyor.
İşte bu yüzden Kemal Kurdaş'ın hikâyesi yalnızca bir rektörün hikâyesi değil.
Bir insanın, “Burada orman olmaz” denilen yerde orman kurma cesaretinin hikâyesi.
Kurdaş 1961-1969 yılları arasında ODTÜ'yü yönetti.
Bugünkü ODTÜ kampüsünün şekillenmesinde ve üniversitenin kurumsallaşmasında çok büyük rol oynadı.
Ama onun en sessiz miraslarından biri belki de en büyüğüydü:
Ağaçlar.

Çünkü bina eskir.
Yol değişir.
Koltuk el değiştirir.
Ama doğru yere dikilmiş bir ağaç, sizden çok daha uzun yaşar.
Kemal Kurdaş 19 Nisan 2011'de hayatını kaybetti.
Arkasında ise yalnızca bir üniversite değil, Ankara'nın ortasında büyüyen koca bir orman bıraktı.
Bugün ODTÜ Ormanı'nda yürürken yüzlerce yıllık bir ormanda yürümüyor olabilirsiniz.
Ama başka bir şeyi görüyorsunuz:
Bir insanın hayalinin, nesiller boyunca büyüyebileceğini.
Bir zamanlar “bozkır” denilen yerde bugün ağaçlar gökyüzüne uzanıyor.
Ve belki de Kemal Kurdaş'ın en büyük eseri, kendi adını taşıyan bir bina değil.
Gölgesinde hiç tanımadığı insanların oturduğu ağaçlardır.

Allah rahmet eylesin.
Peki sizce bugün böyle bir projeyi sıfırdan başlatacak kaç kişi çıkar?

Alıntı: Kızılırmak Türkü Diyarı

20260805

📖🇹🇷🌲YEŞİL VATAN: Anadolu karaçamı- Türkiye’nin orman peyzajını şekillendiren en karakteristik iğne yapraklı ağaçlardan biridir


Anadolu karaçamı (Pinus nigra subsp. pallasiana), 
  • Türkiye’nin orman peyzajını şekillendiren en karakteristik iğne yapraklı ağaçlardan biridir. 
  • Batı ve Orta Anadolu başta olmak üzere geniş bir coğrafyada doğal yayılış gösteren bu ağaç; dağlık alanlarda, yüksek platolarda, taşlı yamaçlarda ve karasal iklimin etkili olduğu bölgelerde yetişebilir. 
  • Değişken çevre koşullarına uyum sağlama yeteneği, Anadolu karaçamını ormancılık açısından son derece değerli kılar.
  • Bu ağacı tanımaya yardımcı olan en belirgin özelliklerden biri gövde kabuğudur
  • Genç bireylerde daha düzgün olan kabuk, ağaç yaşlandıkça kalınlaşır; gri ile koyu gri arasında değişen bir renk alır ve derin çatlaklı levhalar hâlinde parçalanır. 
  • İğne yaprakları genellikle ikili demetler hâlindedir. 
  • Sert, koyu yeşil, düz veya hafif kıvrık yapıdaki bu iğneler, ağaca güçlü ve dayanıklı bir görünüm kazandırır. 
  • Kozalakları ise odunsu, yumurtamsı-konik biçimli ve olgunlaştığında kahverengidir.
Anadolu karaçamının önemi yalnızca görünüşüyle sınırlı değildir. Güçlü kök sistemi sayesinde eğimli arazilerde toprağın tutulmasına yardımcı olur. Yağış sularının yüzeyden hızla akmasını yavaşlatarak erozyon riskinin azaltılmasına katkı sağlar. Oluşturduğu ormanlar, bulundukları bölgenin su döngüsünü, mikroiklimini ve toprak yapısını destekler. Yıl boyunca yeşil kalan iğne yaprakları ve geniş tepe yapısı, orman ekosisteminin sürekliliğinde önemli bir rol üstlenir.
Kuraklığa, soğuğa ve zorlu arazi koşullarına karşı gösterdiği dayanıklılık, Anadolu karaçamını iklim değişikliğine uyum çalışmaları açısından da önemli hâle getirir. Farklı bölgelerde yetişen karaçam topluluklarının sahip olduğu genetik çeşitlilik, gelecekte kurulacak daha dirençli ormanlar için değerli bir kaynak oluşturur. Bir Anadolu karaçamına baktığımızda yalnızca bir ağaç görmeyiz. Taşlı yamaçlara tutunan güçlü kökleri, yılların izini taşıyan çatlak kabuğu ve dört mevsim yeşil kalan iğneleriyle Anadolu’nun zorlu doğa koşullarına uyum sağlamış köklü bir yaşam öyküsüne tanıklık ederiz. Anadolu karaçamını korumak, dağ ormanlarının, toprağın ve doğal yaşamın geleceğini korumaktır.

ALINTI: Orman Mühendisi @0rmanmuhendisi

🎞️🌲📖🗣️KARAÇAM AĞACI HAKKINDA KISA BİLGİLER

20260730

🔥🌲🌳 ORMAN YANGINLARI: Balıkesir'deki orman yangınında korku dolu anlar! Gazeteciler alevlerin arasında kaldı


Balıkesir'deki orman yangınında korku dolu anlar! Gazeteciler alevlerin arasında kaldı

Balıkesir'in Gömeç ilçesinde dün başlayan orman yangını şiddetli rüzgarın etkisiyle İzmir'in Bergama ilçesine doğru hızla ilerliyor.

Simge Sarıyar

30 Temmuz 2026

Dün Balıkesir'in Gömeç ilçesi kırsalında çıkan yangın, rüzgarın şiddetiyle etki alanını hızla genişletti. Alevler önce komşu ilçe Ayvalık'a sıçradı, ardından İzmir'in Bergama ilçesi sınırlarına kadar dayandı. Bölgeye sevk edilen ekiplerin yangını kontrol altına alma ve söndürme müdahaleleri aralıksız sürüyor.

Yangının seyri, rüzgarın da hızını artırmasıyla birlikte yerleşim yerlerini tehdit etmeye başladı. Ayvalık ilçesine bağlı Bağyüzü kırsal mahallesinde yaşayan vatandaşlar güvenlik amacıyla tahliye edilmeye başlandı. 

Ekipler yerleşim yerlerinin çevresinde geniş çaplı önlem alırken, yangın süratle İzmir'in Bergama ilçesi yönüne doğru ilerlemeye devam ediyor.

Yangın, Ayvalık-Bergama karayolu üzerinde aniden şiddetlenerek yön değiştirdi. Karayolunda seyir halinde olan sürücüler ile bölgede haber takibi yapan basın mensupları zor anlar yaşadı.

Rüzgarın etkisiyle bir anda parlayan alevlerin ortasında kalan gazeteciler, bulundukları noktadan dakikalar içinde koşarak olay yerinden ayrıldı.

Sürücüler ve haber ekipleri, hızla büyüyen alevlerin arasından zorlukla kurtuldu.


*************

SON DAKİKA: 

Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı açıkladı: 169 yangının 163'ü kontrol altında

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, dünden bu yana ülke genelinde çıkan yangınların çok büyük bir kısmının tamamen kontrol altına alındığını duyurdu. Beş farklı ilde süren alevlerle havadan ve karadan mücadele ise kesintisiz olarak devam ediyor.

Bakan Yumaklı'nın sosyal medya hesabı üzerinden kamuoyunu bilgilendirdiği verilere göre, son 24 saat içinde Türkiye genelinde yoğun bir yangınla mücadele süreci yürütüldü. Dünden itibaren müdahale edilen toplam 169 yangının 110'u orman dışı alanlarda meydana geldi.

KAŞ VE EĞİRDİR'DEN BEKLENEN HABER GELDİ

Ekiplerin aralıksız çalışmaları neticesinde riskli bölgelerden olumlu gelişmeler yaşandı ve 163 yangın tamamen kontrol altına alındı. Yürütülen operasyonların son aşamasında, Antalya'nın Kaş ile Isparta'nın Eğirdir ilçelerindeki alevler de tamamen söndürülerek güvenli durum sağlandı.

Halihazırda beş farklı ilde toplam altı yangına müdahale ediliyor. Mersin'in Gülnar ve Muğla'nın Seydikemer ilçelerinde devam eden yangınlar büyük ölçüde kontrol altına alınırken, Antalya Alanya ve Muğla Fethiye'deki alevlerin enerjisi düşürüldü.

Diğer yandan Aydın Çine ile Balıkesir Gömeç bölgelerinde alevleri tamamen kontrol altına alabilmek amacıyla hava ve kara destekli operasyonlar tüm yoğunluğuyla sürüyor.

BAKAN YUMAKLI'DAN AÇIKLAMA GELDİ

Sürece dair güncel tabloyu paylaşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, operasyonların detaylarını aktardığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Orman yangınlarıyla mücadelemiz sürüyor. Dünden bu yana ülkemiz genelinde 110’u orman dışı olmak üzere 169 yangına müdahale ettik. Bu yangınların 163’ünü tamamen kontrol altına aldık. Son olarak Antalya Kaş ve Isparta Eğirdir yangınları da tamamen kontrol altına alındı. 5 ilde devam eden 6 yangında ise; Mersin Gülnar ve Muğla Seydikemer yangınları büyük ölçüde kontrol altında. Antalya Alanya ve Muğla Fethiye yangınlarının enerjisi düşürüldü. Aydın Çine ve Balıkesir Gömeç’teki yangınları kontrol altına almak için ekiplerimizin havadan ve karadan müdahaleleri yoğun şekilde sürüyor. Orman kahramanları yeşil vatan için mücadele ediyor"

20260725

🇹🇷🌳🌲YEŞİL VATAN: Ormanlarımız yalnızca doğayı güzelleştirmez; sıcaklığı dengeler, havadaki tozu tutar...

Ormanlar yalnızca doğayı güzelleştirmez; sıcaklığı dengeler, havadaki tozu tutar, oksijen üretir ve karbondioksiti azaltır. Kuşlara yaşam alanı sunar, toprağı humusla zenginleştirir, suyu bünyesinde tutar ve erozyonu önler. 

Özellikle yaşlı kayın ağaçları, ekosistem için sessiz ama güçlü birer yaşam kaynağıdır ve insan sağlığını da destekler. Bu yüzden ormanları korumak geleceği korumaktır.

Orman Mühendisi @0rmanmuhendisi

 



20260307

🇹🇷🐿️ YEŞİL VATAN: "Çekelez" olarak da bilinen sincaplar

 "Çekelez" olarak da bilinen sincaplar, fındık, meşe palamudu, çeşitli yaprak ve tohumlarla beslenir. Saklamak niyetiyle gömdükleri ve unuttukları kabuklu yiyeceklerle de bitki çeşitliliğine katkı sağlıyor. 🐿️

20260211

📖 🇹🇷🌳🌲Ormanlarımızın Coğrafi Bölgelere Dağılışı🌿🌱


Bu fotoğraf aslında Türkiye’de ormanların dağılımının büyük ölçüde iklimle bağlantılı olduğunu gösteriyor. En yüksek oranın Karadeniz’de çıkması tesadüf değil. Çünkü Karadeniz Bölgesi yıl boyunca bol ve düzenli yağış alıyor, nem oranı yüksek. Ağaçların sağlıklı gelişebilmesi için su en temel faktör olduğu için, sürekli nemli ortamlar sık ve geniş ormanların oluşmasına imkân veriyor.

Akdeniz Bölgesi’nin ikinci sırada olması da iklimle açıklanabilir. Yazları kurak olsa da kış aylarında ciddi miktarda yağış alıyor. Ayrıca burada yetişen kızılçam gibi türler kuraklığa dayanıklı. Yani iklim sadece orman miktarını değil, orman türünü de belirliyor.

Ege ve Marmara’da oran biraz daha düşük. Bunun nedeni hem iklimin Karadeniz kadar nemli olmaması hem de bu bölgelerde nüfus ve tarım faaliyetlerinin yoğun olması. İnsan etkisi, doğal orman alanlarının azalmasında önemli bir faktör.

İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da oranların belirgin şekilde düşük olması ise yarı kurak ve kurak iklim koşullarıyla ilgili. Yağış az, buharlaşma fazla ve toprak nemi sınırlı. Bu koşullar geniş ve sık ormanların oluşmasını zorlaştırıyor. Bu yüzden bu bölgelerde bozkır ekosistemi daha yaygın.

Sözün özü Türkiye’de orman dağılımının temel olarak yağış miktarı, sıcaklık, toprak yapısı, yükselti ve insan faaliyetleri gibi faktörlerle şekillendiğini ortaya koyuyor. Nemli ve yağışlı bölgelerde orman oranı artarken, kurak ve iç kesimlerde azalıyor.

Alıntı: Orman Mühendisi @0rmanmuhendisi


🎞️🗣️🎙️🌳🌱Tohumlar Fidana Fidanlar 🌲Ağaca 🌳Ağaçlar Ormana Dönmeli Yurdumda Şarkısı 


20260202

📖 🌳Ardıç. 🇹🇷Türkiye'de Yetişen Ardıç Türleri



Hiç dikkat ettiniz mi? 

Anadolu’nun neresine giderseniz gidin, en zorlu arazilerde, toprağın bittiği yerde bile inatla tutunan bir ağaç görürsünüz: 🌳Ardıç. Türkiye, ardıçlar (bilimsel adıyla Juniperus) için tam bir cennet desek yeridir. 

Neden mi bu kadar önemliler? 

Çünkü onlar toprağımızın sigortası. Erozyonu önlerler, kuraklığa kafa tutarlar, kuşlara yuva olurlar. Fotoğrafa baktığımızda, bu ağaçların rastgele dağılmadığını, aksine her birinin kendi karakterine göre bir bölge seçtiğini görüyoruz. 

Gelin, bu fotoğrafı önümüze koyup Türkiye’yi ardıçların gözünden gezelim.

İlk durağımız kuzey ve yüksek dağlar. Juniperus communis dediğimiz grup, sıcağı pek sevmez; serinlik ve nem arar. Mesela Dağ Ardıcı ya da Cüce Ardıç (subsp. nana) dediğimiz tür, tam bir buzul çağı kalıntısıdır. Uludağ'a veya Doğu Karadeniz dağlarının zirvelerine çıktıysanız, yerlere yayılmış o bodur çalıları görmüşsünüzdür; soğuğa bayılırlar ve en yükseklerde yaşarlar.

Aynı ailenin Trakya tarafında takılan üyesi (subsp. communis) Anadolu'da pek gezmezken, Gezgin Kuzeyli diyebileceğimiz diğer bir alt tür (subsp. hemisphaerica) Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar boyunca ormanların üst sınırlarında dağ havasının tadını çıkarır.

Şimdi biraz daha tanıdık yüzlere, Katran Ardıcı ve akrabalarına bakalım. Juniperus oxycedrus grubu çok uyumludur, kolay kolay yer seçmez. Ancak ailenin Koca Yemişli Ardıç (subsp. macrocarpa) olarak bilinen üyesi tam bir kumsal aşığıdır. 

Haritadaki yeri çok nettir; sadece Ege ve Akdeniz kıyılarında, denizi gören kumsallarda ve tuzlu rüzgarların olduğu yerlerde yaşar. Buna karşılık Katran Ardıcı (subsp. oxycedrus) doğanın joker elemanıdır. Batı Anadolu'dan tutun İç Anadolu'ya kadar her yerde görebilirsiniz; sıcağa da gelir, soğuğa da.

Kıyıdan uzaklaşıp Anadolu’nun o sert, karasal iklimine, bozkıra ve yüksek kayalıklara girdiğimizde sahneye asıl dayanıklı ekip çıkar. Torosların Kralı diyebileceğimiz Boylu Ardıç (Juniperus excelsa), Toros Dağları'ndan başlayıp İç ve Doğu Anadolu'ya kadar uzanır. Kıyıdaki nemli havayı değil, dağların sert rüzgarını sever. 

Onunla genelde aynı mahallede oturan Kokar Ardıç (Juniperus foetidissima) ise biraz daha utangaçtır, sayısı daha azdır. 


Bir de Kara Ardıç (Juniperus sabina) vardır ki o tam anlamıyla zorlukların efendisidir. Toprağın en fakir olduğu, kayalık ve acımasız yerlerde, İç ve Doğu Anadolu'nun yüksek dağlarında başka bitkilerin yaşayamadığı yerlerde o yaşar.

Son olarak Finike Ardıcına (Juniperus phoenicea) bakalım. Bu arkadaş tam bir keyif ehlidir. Soğukla, karla veya ayazla hiç işi olmaz. Haritada baktığınızda onu sadece Ege ve Batı Akdeniz kıyılarındaki o sıcak, makilik alanlarda görürsünüz. Adeta "Bana sıcak verin, deniz havası verin, gerisine karışmam" der.

Aslından bu fotoğraf bize şunu anlatıyor: Türkiye'deki ardıçlar, ülkeyi aralarında parsellemiş durumdalar. Kimi deniz kenarından ayrılmam diyen sahilciler, kimi serin tepeleri seven dağcılar, kimi de Anadolu'nun sert iklimine alışkın bozkırcılar. Yani bir dahaki sefere doğada bir ardıç gördüğünüzde ona sadece bir çalı veya ağaç olarak bakmayın. O, bulunduğu yerin iklimini, toprağını ve geçmişini size anlatan canlı birer tanıktırlar.

ALINTI:  Orman Mühendisi @0rmanmuhendisi


En Çok Okunanlardan...