ODTÜ’yü Bozkırdan Ormana Çeviren Gizli Kahraman “Ağaç Dikmeyene Diploma Yok” Diyen Efsane Rektör Kemal Kurdaş Aslında Kimdi?
Gazeteci Erdem Cırık yazdı.
Bazı unutmamamız gereken insanlar var ülkemizde.
Bir rektör düşünün...
Kürsüde değil, elinde kürekle.
Yanında öğrenciler, akademisyenler, işçiler...
Ve önlerinde Ankara'nın ortasında uzanan, neredeyse tamamen çıplak bir bozkır.
Bugün binlerce insanın yürüyüş yaptığı, gölgesinde oturduğu, kuşların yuva kurduğu ODTÜ Ormanı'nın bulunduğu yerden söz ediyoruz.
Ama burası her zaman böyle değildi.
1956'da ODTÜ'ye yaklaşık 4.500 hektarlık bu dev arazi tahsis edildiğinde manzara bugünkünden çok farklıydı.
İç Anadolu bozkırı...
Seyrek bitki örtüsü.
Kuraklık.
Şiddetli rüzgâr.
Erozyon.
Ve su kaynaklarının yetersizliği...
Hatta yapılan incelemelerde arazinin yaklaşık yüzde 75'inin erozyonu önlemek amacıyla ağaçlandırılması gerektiği ortaya çıktı.
Peki böyle bir yerde orman nasıl kurulacaktı?
İşte hikâyenin en önemli isimlerinden biri burada ortaya çıktı:
Kemal Kurdaş.
1961 yılında ODTÜ'nün rektörlüğünü üstlendi.
Ve Ankara'nın çoraklığına karşı kişisel bir mesele gibi gördüğü bu mücadeleyi üniversitenin büyük projelerinden biri hâline getirdi.
Üstelik mesele sadece “birkaç ağaç dikmek” değildi.
Önce bilimsel çalışmalar yapıldı.
Toprak incelendi.
Rüzgârlar hesaplandı.
Yağış miktarları değerlendirildi.
Kuraklık koşullarına dayanabilecek türler araştırıldı.
Çünkü yılda yaklaşık 320-350 milimetre yağış alan böylesine büyük bir araziyi milyonlarca ağacı tek tek sulayarak yeşertmek mümkün değildi. Bu nedenle susuz plantasyon yöntemleri geliştirildi; yağışların toprakta tutulabilmesi için arazi teraslandı.
Ve Ankara'nın çoraklığına karşı kişisel bir mesele gibi gördüğü bu mücadeleyi üniversitenin büyük projelerinden biri hâline getirdi.
Üstelik mesele sadece “birkaç ağaç dikmek” değildi.
Önce bilimsel çalışmalar yapıldı.
Toprak incelendi.
Rüzgârlar hesaplandı.
Yağış miktarları değerlendirildi.
Kuraklık koşullarına dayanabilecek türler araştırıldı.
Çünkü yılda yaklaşık 320-350 milimetre yağış alan böylesine büyük bir araziyi milyonlarca ağacı tek tek sulayarak yeşertmek mümkün değildi. Bu nedenle susuz plantasyon yöntemleri geliştirildi; yağışların toprakta tutulabilmesi için arazi teraslandı.
7 Temmuz 1958'de 180 dekarlık alanda deneme parselleri oluşturuldu.
Sonuçlar umut vericiydi.
Ardından 15 Kasım 1960'ta ODTÜ ile Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle büyük ağaçlandırma seferberliği başladı.
1961'de ise bu çalışma artık üniversitenin kültürünün bir parçasına dönüşecekti.
Ağaç Dikme Bayramı...
3 Aralık 1961'de öğrenciler, akademisyenler, çalışanlar ve üniversite topluluğu bir araya geldi.
Ve Kemal Kurdaş da onların arasındaydı.
Sonuçlar umut vericiydi.
Ardından 15 Kasım 1960'ta ODTÜ ile Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle büyük ağaçlandırma seferberliği başladı.
1961'de ise bu çalışma artık üniversitenin kültürünün bir parçasına dönüşecekti.
Ağaç Dikme Bayramı...
3 Aralık 1961'de öğrenciler, akademisyenler, çalışanlar ve üniversite topluluğu bir araya geldi.
Ve Kemal Kurdaş da onların arasındaydı.
Koltukta oturup talimat vermek yerine çizmesini giyip arazide çalışıyordu.
Öyle ki dönemin öğrencileri, Kurdaş'ın pazar günleri yurtlara giderek öğrencileri uyandırdığını ve onları ağaç dikmeye götürdüğünü anlatıyor.
Hatta mezunlardan Türel Saranlı'nın yıllar sonra anlattığı bir anı var:
Diploma töreninde öğrencilere, hazırlanan çukurlara 10 fidan dikmeyenlerin diploma alamayacağı söylenmişti.
Bugün kulağa inanılmaz geliyor.
Ama o dönemin ODTÜ'sünde ağaç dikmek, üniversite kültürünün öylesine güçlü bir parçasıydı ki öğrenciler bu işi mezuniyetlerinin bile bir parçası olarak hatırlıyordu.
Ve asıl mesele şuydu:
O yıllarda birçok kişi bunun mümkün olup olmadığını sorguluyordu.
“Bu kadar kurak yerde orman mı yetişir?”
“Bu kadar fidan nereden bulunacak?”
“Fidanların kaçı tutacak?”
Hatta bazı kişi ve kuruluşlar dikilen fidanların büyük bölümünün kuruyacağından endişe ediyordu.
Ama Kurdaş ve ODTÜ topluluğu vazgeçmedi.
Yıllar geçti.
Bozkırın rengi değişmeye başladı.
Fidanlar büyüdü.
Fidanlar ağaç oldu.
Ağaçlar ormana dönüştü.
Ve bugün o çıplak arazi, yaklaşık 3.100 hektarlık dev bir orman ekosisteminin bulunduğu alana dönüştü.
ODTÜ'nün verilerine göre 1961'den günümüze yaklaşık 10 milyon iğne yapraklı ve 23 milyon yapraklı ağaç dikildi.
Üstelik ortaya yalnızca ağaçlardan oluşan bir alan çıkmadı.
140'tan fazla kuş türünün yanı sıra tilki, kurt, tavşan, keklik, kaplumbağa ve daha birçok canlı için yaşam alanı oluştu.
Orman, zamanla Ankara'nın iklimi üzerinde de etkisi olan bir mikroklima alanına dönüştü.
Öyle ki dönemin öğrencileri, Kurdaş'ın pazar günleri yurtlara giderek öğrencileri uyandırdığını ve onları ağaç dikmeye götürdüğünü anlatıyor.
Hatta mezunlardan Türel Saranlı'nın yıllar sonra anlattığı bir anı var:
Diploma töreninde öğrencilere, hazırlanan çukurlara 10 fidan dikmeyenlerin diploma alamayacağı söylenmişti.
Bugün kulağa inanılmaz geliyor.
Ama o dönemin ODTÜ'sünde ağaç dikmek, üniversite kültürünün öylesine güçlü bir parçasıydı ki öğrenciler bu işi mezuniyetlerinin bile bir parçası olarak hatırlıyordu.
Ve asıl mesele şuydu:
O yıllarda birçok kişi bunun mümkün olup olmadığını sorguluyordu.
“Bu kadar kurak yerde orman mı yetişir?”
“Bu kadar fidan nereden bulunacak?”
“Fidanların kaçı tutacak?”
Hatta bazı kişi ve kuruluşlar dikilen fidanların büyük bölümünün kuruyacağından endişe ediyordu.
Ama Kurdaş ve ODTÜ topluluğu vazgeçmedi.
Yıllar geçti.
Bozkırın rengi değişmeye başladı.
Fidanlar büyüdü.
Fidanlar ağaç oldu.
Ağaçlar ormana dönüştü.
Ve bugün o çıplak arazi, yaklaşık 3.100 hektarlık dev bir orman ekosisteminin bulunduğu alana dönüştü.
ODTÜ'nün verilerine göre 1961'den günümüze yaklaşık 10 milyon iğne yapraklı ve 23 milyon yapraklı ağaç dikildi.
Üstelik ortaya yalnızca ağaçlardan oluşan bir alan çıkmadı.
140'tan fazla kuş türünün yanı sıra tilki, kurt, tavşan, keklik, kaplumbağa ve daha birçok canlı için yaşam alanı oluştu.
Orman, zamanla Ankara'nın iklimi üzerinde de etkisi olan bir mikroklima alanına dönüştü.
1995 yılında ODTÜ Ormanı doğal ve arkeolojik sit alanı ilan edildi.
Aynı yıl ağaçlandırma projesi Ağa Han Mimarlık Ödülü'ne layık görüldü. 2003'te ise TEMA tarafından da ödüllendirildi.
Bugün Ankara'da binlerce insan o ağaçların altında yürüyor.
Kimi koşuyor.
Kimi bisiklete biniyor.
Kimi gölgelikte oturuyor.
Kimi sadece şehrin betonundan uzaklaşıp nefes alıyor.
Ama çoğu insan, ayaklarının bastığı yerin bir zamanlar neredeyse tamamen çıplak bir bozkır olduğunu bilmiyor.
İşte bu yüzden Kemal Kurdaş'ın hikâyesi yalnızca bir rektörün hikâyesi değil.
Bir insanın, “Burada orman olmaz” denilen yerde orman kurma cesaretinin hikâyesi.
Kurdaş 1961-1969 yılları arasında ODTÜ'yü yönetti.
Bugünkü ODTÜ kampüsünün şekillenmesinde ve üniversitenin kurumsallaşmasında çok büyük rol oynadı.
Ama onun en sessiz miraslarından biri belki de en büyüğüydü:
Ağaçlar.
Çünkü bina eskir.
Yol değişir.
Koltuk el değiştirir.
Ama doğru yere dikilmiş bir ağaç, sizden çok daha uzun yaşar.
Kemal Kurdaş 19 Nisan 2011'de hayatını kaybetti.
Arkasında ise yalnızca bir üniversite değil, Ankara'nın ortasında büyüyen koca bir orman bıraktı.
Bugün ODTÜ Ormanı'nda yürürken yüzlerce yıllık bir ormanda yürümüyor olabilirsiniz.
Ama başka bir şeyi görüyorsunuz:
Bir insanın hayalinin, nesiller boyunca büyüyebileceğini.
Bir zamanlar “bozkır” denilen yerde bugün ağaçlar gökyüzüne uzanıyor.
Ve belki de Kemal Kurdaş'ın en büyük eseri, kendi adını taşıyan bir bina değil.
Gölgesinde hiç tanımadığı insanların oturduğu ağaçlardır.
Allah rahmet eylesin.

Peki sizce bugün böyle bir projeyi sıfırdan başlatacak kaç kişi çıkar?
Aynı yıl ağaçlandırma projesi Ağa Han Mimarlık Ödülü'ne layık görüldü. 2003'te ise TEMA tarafından da ödüllendirildi.
Bugün Ankara'da binlerce insan o ağaçların altında yürüyor.
Kimi koşuyor.
Kimi bisiklete biniyor.
Kimi gölgelikte oturuyor.
Kimi sadece şehrin betonundan uzaklaşıp nefes alıyor.
Ama çoğu insan, ayaklarının bastığı yerin bir zamanlar neredeyse tamamen çıplak bir bozkır olduğunu bilmiyor.
İşte bu yüzden Kemal Kurdaş'ın hikâyesi yalnızca bir rektörün hikâyesi değil.
Bir insanın, “Burada orman olmaz” denilen yerde orman kurma cesaretinin hikâyesi.
Kurdaş 1961-1969 yılları arasında ODTÜ'yü yönetti.
Bugünkü ODTÜ kampüsünün şekillenmesinde ve üniversitenin kurumsallaşmasında çok büyük rol oynadı.
Ama onun en sessiz miraslarından biri belki de en büyüğüydü:
Ağaçlar.
Çünkü bina eskir.
Yol değişir.
Koltuk el değiştirir.
Ama doğru yere dikilmiş bir ağaç, sizden çok daha uzun yaşar.
Kemal Kurdaş 19 Nisan 2011'de hayatını kaybetti.
Arkasında ise yalnızca bir üniversite değil, Ankara'nın ortasında büyüyen koca bir orman bıraktı.
Bugün ODTÜ Ormanı'nda yürürken yüzlerce yıllık bir ormanda yürümüyor olabilirsiniz.
Ama başka bir şeyi görüyorsunuz:
Bir insanın hayalinin, nesiller boyunca büyüyebileceğini.
Bir zamanlar “bozkır” denilen yerde bugün ağaçlar gökyüzüne uzanıyor.
Ve belki de Kemal Kurdaş'ın en büyük eseri, kendi adını taşıyan bir bina değil.
Gölgesinde hiç tanımadığı insanların oturduğu ağaçlardır.
Allah rahmet eylesin.


Peki sizce bugün böyle bir projeyi sıfırdan başlatacak kaç kişi çıkar?
Alıntı: Kızılırmak Türkü Diyarı