Blog Listem

Ahiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20171014

Esnaflıkta 'Fütüvvet' küresel örgütlenme ve 'Ahilik' ulusal örgütlenme

Fütüvvet Nedir, Ahilik Nedir...



Selçuklu toplumuna ilgi duyanlar sık sık Fütüvvet ve Ahilik kavramıyla karşılaşırlar. Ulaştıkları bilgiler bu iki kavram arasında fark olmadığı yönündedir. Söylenen doğrudur ama gerçeği tam yansıtmaz. Biz, her iki örgütlenmenin az da olsa farklılıklar içerdiğini, Fütüvvetin, birçok kavim ve ülkeyi kapsadığını, Ahiliğin ise Anadolu sınırları içinde kaldığını düşünüyoruz. Başka deyişle, Fütüvvet evrensel örgütlenmedir, Ahilik ulusal...
*
Fütüvvet Nedir, Nasıl Doğmuştur?
İslam İmparatorluğu kuran Abbasiler de 750 yılında yıktıkları Emeviler gibi, Arap soyundan gelmeyen Müslümanları, örneğin Türkleri, Farsları, Kürtleri ikinci sınıf Müslüman anlamına gelen "mevali" olarak nitelemekteydiler. Mevali, camide arka sıralarda saf tutmak, yolda Arap'tan bir adım geriden yürümek zorundaydı. Mevali, Arap bir kadınla evlenemezdi. Mevali, Sopa taşıyabilirdi ama silah taşıyamazdı. Mevalinin ata binmesi yasaktı, ancak eşeğe, katıra binebilirdi. Mevali kadından doğan çocuk (hecin/2. sınıf evlat) mirastan yarı pay alırdı. (A. Demircan/Arap-Mevali İlişkisi) Bu unsurların liderleri -örneğin Ebu Müslim- Abbasiler'den tam eşitlik sözü aldıklarından Emeviler'in yıkılışında aktif görev yapmışlardı. Abbasiler sözlerini tutmadı. Hayal kırıklığına uğrayan mevali ve dışlanmış diğer alt tabakaya mensup kitleler -silah kullanmaksızın- kümelendiler ve egemenlere karşı tavır almaya başladılar. Yaptıkları bir tür kabadayılıktı. Soyluları korkutuyor, sindiriyorlardı. Araplar onlara, mertlik, yiğitlik, delikanlılık, cömertlik, eli açıklık, yoldaşlık anlamına gelen feta (çoğulu Fityan / Fütüvvet) demekteydiler.

Corci Zeydan onlar hakkında şu bilgileri veriyor:
"Abbasiler devrinde pek çok fındık atıcılar (fetalar/kç) türemişti. Bunlar şehirlerin haricine çıkarak kuş ve emsali şeylere fındık atmakla vakit geçirirler, (479) ve bu meziyeti kabadayılık nevinden addederlerdi. ..Hususi bir şekilde şalvarla mümtaz bir hususi kıyafette bulunurlardı. Ona kabadayılık şalvarı namı veriliyordu." (İslam Medeniyeti Tarihi, c 5, s 315)
Önceki imparatorlar onlara sert davranırdı, fakat Abbasiler'in son dönemlerine doğru sarayla araları düzelir gibi oldu. Halifeler bazan bu fındıkatıcı feta'ları koruma olarak kullanmaya başlamıştı. 1200'lerin başında Halife Nasır Lidinillah, Moğol'un Bağdat'ı yıkacağından endişeliydi. Bu nedenle eli silah tutan her unsurla ittifak yolunu seçmişti. Corci Zeydan bu yöndeki gelişmeler için de şunları söylüyor:
"..Abbasi Halifesi Nasır Lidinillah ..fındıkendazlığa pek büyük bir şan ve şeref verdi. Kendisi bizzat kabadayılık (fütüvvet/kç) şalvarını giymekte idi."
Kısacası Halife Nasır Lidinillah, kendini en son fütüvvet lideri ilan etti. Bir de fütüvvetname yayımlattı.  Fındıkatıcılık örgütünü Moğol tehlikesine karşı kullanmaya karar verdi. "..hilafetini tanıyan müluk ve ümeraya bir mektup yazarak kabadayılık (fütüvvet/kç) şerbetini içmelerini, şalvarlarını giymelerini, fındıkendazlarını tavsiye etmiş, onlar da buna muvafakatta bulunmuşlardı." (Zeydan, s 315)
Bu ülkelerin başında Alamut ve Rum Selçuklu Devleti geliyordu.
*
Bağdat'tan Gönderilen Feta / Fütüvvet Ekibi İçinde Hace Nasreddin de var
Selçuklu cephesinde olaylar şöyle gelişti:
"601 (1204) yılında Anadolu Selçuklu sultanı I. Gıyase'd-Din Keyhüsrev ikinci defa tahta geçince, cülusunu Abbasi Halifesi en-Nasır li-Dinillah'a bildirmek için hocası Malatyalı Şeyh Mecdü'd-Din İshak'ı (Sadru'd-Din Konevi'nin babası) Bağdat'a göndermişti. Mecdü'd-Din İshak diplomat olarak o yıl içinde hacca da gitmiş, dönüşte Bağdat üzerinden Anadolu'ya gelirken beraberinde Muhyi'd-Din ibnü'l-Arabi, Ebu Ca'fer Muhammed Berzai, Evhadü'd-Din Kirmani gibi birçok meşayih ve bilginleri Anadolu'ya celbetmiştir. Ahi Evren Şeyh Nasırü'd-Din Mahmud'un da bu kafileyle Anadolu'ya geldiği anlaşılmaktadır." (M. Bayram, Ahi Evren, s18)
Nasır Lidinillah, Alaaddin Keykubat'ı da ünlü bilgin Sühreverdi aracılığıyla kabadayılık şalvarı giydirerek, fütüvvet kuşağı bağlatarak, sarık taktırarak törenlerle fındıkatıcı feta yapmıştır. (İbni Bibi, s 92-93) Böylece direnişin Anadolu'daki bölümü Keykubat destekli fetalara (fütüvvet'e) emanet edilmiş oldu. Onlar da Anadolu'daki icraatlarını uzun yıllar sultan ve saray destekli  sürdürdüler.
Ne var ki hem Lidinillah'ın, hem Keykubat'ın, hem de Alamut lideri III. Hasan'ın oğlu, direniş örgütünün Moğol'u üstlerine çektiğine inanıyorlardı. Yaklaşık 3-4 yıllık süre içinde oğullar babalarını öldürttüler, tasfiye ettiler ve direniş örgütünü teslimiyet örgütüne çevirdiler. Böylece Anadolu'nun son fütüvvet lideri olan Hace Nasreddin Mahmut, teslimiyet öneren ortak devlet anlayışı karşısında yasadışı konuma düşmüş oldu, dışlandı. Bu nedenle muhalifleri ona ve yoldaşlarına, halife Nasır'a izafen "Nasırcılar" "Nasreddiniler" demiş olmalılar. Onun yerine Şems-i Tebrizi eliyle eğitilen Mevlana getirildi.
Böylece Mevlana ile Hace Nasreddin çatışması başlamış oldu.
*
Ahilik Nedir, Nasıl Doğmuştur, Hace Nasreddin'le İlişkisi Nedir?
Direniş örgütü çökmüştü, fakat birinci Hace Nasreddin, hâlâ lideri Nasır Lidinillah'ın politikasının doğruluğuna inanıyordu. Yeni bir durum değerlendirmesi yaptı ve birkaç ülkeyi kapsayan eski örgütlenmenin artık zeminsiz ve desteksiz kaldığını saptadı. Fütüvvet örgütlenmesinin şimdi daraltılması, bölgeselleştirilmesi, hatta Türkmenleştirilmesi gerekiyordu. O da bu yolu izledi. Lideri Nasır Lidinillah'ın koyduğu genel işleyiş ve ahlak kurallarını içeren fütüvvetnameleri olduğu gibi korumak kaydıyla örgütü ulusallaştırdı ve adını da Ahi koydu. Anadolu'daki fütüvvet hareketi bu anlamda bitti, Ahilik fiilen başlamış oldu.  Bu oluşumun ilk lideri de Hace Nasreddin Mahmut el-Hoyi, yaygın adıyla Nasreddin Hoca'dır.
*
Seçilmiş kaynakça:
İbnü'l Esir, Ebu'l Ferec, Claude Cahen, Aksarayi, Eflaki, Anonim Selçuki Tarihi, İbn'i Batuta, Neşet Çağatay, Sabahattin Güllülü, Mikail Bayram, Corci Zeydan, Cevat Hakkı Tarım.

Alıntı kaynak: http://nasreddinhocabirgun.blogspot.com/2012/02/futuvvet-nedir-ahilik-nedir.html

Ahilik nedir? Ahilik Nasıl ve Neden Ortaya Çıkmıştır.

Ahilik nedir?

Ahilik, Ahi Evran tarafından Hacı Bektaş-ı Veli’nin tavsiyesiyle kurulan esnaf dayanışma teşkilatıdır


Ahilik, Ahi Evran tarafından Hacı Bektaş-ı Veli’nin tavsiyesiyle kurulan esnaf dayanışma teşkilatıdır. Aslen Horasan kökenli olup Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’da yaşayan Müslüman Türkmen halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları hem ekonomik hem de ahlaki yönden yetiştiren, çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir. Kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik iyi ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir. Ahi Evran’a Ahi Baba da denir. 

Ahilik sözcüğünün kökeni

 Bu konuda esas olarak iki iddia mevcuttur. İlk iddiaya göre kelime Arapça kökenlidir. Buna göre "Ahi" kelimesi Ahiyye’nin tekili olan "ah&" kelimesine birinci tekil "ya"sı ilave olunarak &ahi" şeklinde telaffuz olunmuş halidir. Bu fikre göre ahi’nin sözlük manası "kardeşim" demektir. Bu iddianın güçlü yanı, Ahiliğin ilk olarak Araplarda Fütüvvet Teşkilatı adıyla çıkması, dolayısıyla Ahilik ile ilgili terimlerin Arapça olması gereğidir. Ancak bu kanıt yeterli değildir. İkinci iddiaya göre Ahi kelimesi Türkçe Akı kelimesinin zamanla değişimi sonucu ortaya çıkmıştır. Bu görüşün haklılık payı oldukça yüksektir. Zira bu kelimenin Ahi birlikleri içinde zaman zaman Ahi Baba şeklinde ifade edildiğini görüyoruz. Buna göre kelimenin Arapça manası ile düşünüldüğünde "Kardeşim Baba" diye bir tabir uygun düşmüyor. Fakat Divânu Lügati’t-Türk’te akı, eli açık, koçak, selek, cömert, yiğit, delikanlı gibi manalar ifade eden Akı kelimesiyle düşünüldüğünde "Ahi Baba" tabiri daha mantıklı görünüyor.


Ahi Evran ve Ahilik Teşkilatı’nın kuruluşu 

Orta Asya’da hüküm süren Oğuz Yabgu Devleti yıkılınca, Oğuz Türkleri yavaş yavaş Selçuklu egemenliği altına girerek Anadolu’ya göç etmeye başladı. Ekseriyeti göçebe olan Oğuzlar, kopup geldikleri Orta Asya steplerine benzediği için daha çok Orta Anadolu kırsalını mesken olarak tercih ediyorlardı. Dolayısıyla Orta Anadolu’nun Türkleşip İslamlaşması hızlı olurken, şehirlerde bu dönüşüm yavaştı. İslam dini de, yerleşik hayatı gerekli kılıyordu. İşte bu sebeple, göçebe Türkmenlerin İslamlaşma sürecini hızlandırmak, Anadolu’yu Türk yurdu haline getirmek, şehirlerde yaşayan Rum ve Ermeni tacirleriyle rekabet edebilmek amacıyla ve Hacı Bektaş-ı Veli’nin tavsiyesiyle Ahi teşkilatı Anadolu’da kuruldu. Kısacası Anadolu’da Ahiliğin şekillenmesi ve köylere kadar teşkilatlanması politik ve sosyo ekonomik bir mecburiyetin ürünüdür. 

Ahiliğin kuruluşu ve Anadolu’da yayılışı 

Bazı araştırmalar Ahiliğin Kırşehir’de ortaya çıktığını ileri sürer. Diğer bir görüşe göre, Bağdat’ta büyük üstadlardan ders alan Ahi Evran, Arapların kurduğu Fütüvvet Teşkilatı’ndan etkilenerek, 1205’te Anadolu’ya gelmesinden kısa bir süre sonra ilk olarak Kayseri’de Ahilik Teşkilatını kurmuştur. Ahiliğin kuruluşu ve Anadolu’da yayılışı Bazı araştırmalar Ahiliğin Kırşehir’de ortaya çıktığını ileri sürer. Diğer bir görüşe göre, Bağdat’ta büyük üstadlardan ders alan Ahi Evran, Arapların kurduğu Fütüvvet Teşkilatı’ndan etkilenerek, 1205’te Anadolu’ya gelmesinden kısa bir süre sonra ilk olarak Kayseri’de Ahilik Teşkilatını kurmuştur. 

Ahilik Teşkilatı"nın sonuçları 

Ahilik, Anadolu’da köylere kadar yayılarak Anadolu’nun daha kısa sürede Türkleşip İslamlaşmasını sağlamıştır. Göçebe Türkmenler yerleşik hayata geçirilerek hem İslami uyum kolaylaşmış, hem de Türk şehirciliği hız kazanmıştır. 13. yüzyılın ikinci yarısına kadar çoğunlukla Türk olmayan yerli halkın elindeki sanat ve ticaret işlerine Müslüman Türkler de katılmış ve hızlanma kazandırmıştır. Türk esnaf ve sanatkarları arasında sağlanan dayanışma ve yardımlaşma sayesinde Ahilik önemli bir güç haline gelmiş, hız kazanmış, asayişin bozulduğu zamanlarda kendi otoritesini yürütmüştür. 

Ahiliğin 7 kuralı 

Ahi olmak ve peştemal kuşanmak için kişinin bir Ahi tarafından önerilmesi zorunludur. Üye olmak isteyenlerden yedi fena hareketi bağlaması ve yedi güzel hareketi açması beklenmektedir; 
1-) Cimrilik kapısını bağlamak, lütuf kapısını açmak 
2-) Kahır ve zulüm kapısını bağlamak, hilim ve mülâyemet kapısını açmak 
3-) Hırs kapısını bağlamak, kanaat ve rıza kapısını açmak 
4-) Tokluk ve lezzet kapısını bağlamak, riyazet kapısını açmak 
5-) Halktan yana kapısını bağlamak, Hak’tan yana kapısını açmak 
6-) Herze ve hezeyan kapısını bağlamak, marifet kapısını açmak 
7-) Yalan kapısını bağlamak, doğruluk kapısını açmak 

Ahilik teşkilatının özellikleri 

Ahilik Teşkilatı, Selçuklular döneminde ekonomik ve ticari faaliyetlerinin yanı sıra, askeri ve siyasi faaliyetlerde de bulunmuş, aynen Bektaşi ve Yeniçeri Ocaklarında olduğu gibi Osmanlı Beyliği’nin kuruluşunda ve güçlenmesinde de etkin rol oynamışlardır. 

Aşıkpaşazade Derviş Ahmet, Osmanlı’nın kurulmasında etkin olan dört unsur arasında Ahiliği de belirtmiştir. İlk Osmanlı padişahlarının ve vezirlerinin çoğu Ahi Teşkilatı’na mensup şeyhlerdir.

Alıntı kaynak: http://www.akasyam.com/ahilik-nedir-141813/

Ahilik nedir? Ahilik Nasıl ve Neden Ortaya Çıkmıştır.


Anadolu’da Selçuklu döneminde başlayan ve Osmanlı döneminde kurumsallaşmasını tamamlayan çok önemli bir sistemdir. Anadolu’da sanat ve ticaretle uğraşan veya uğraşmak isteyen halkın mesleki açıdan yetişmesini sağlayan, ahlaki noktada disipline eden, iş yaşamında iş ahlakı sahibi ve iyi insan meziyetlerini kazanmış insanlar yetiştirmeyi ve böylelikle ekonomik hayata kalite ve standart kazandırmayı amaç edinmiş toplumsal yapının önemli unsuruydu. Kendi içinde kurum ve kuralları olan Ahi teşkilatının kurucusu Ahi Evran’dır. Ahilik sisteminin günümüzdeki karşılığı esnaf ve sanatkarlar odalarıdır. Ahilik sosyal ve ekonomik yönleri olan güzel ahlakın, doğruluk, kardeşlik ve yardımlaşma gibi meziyetlerin gelişmesine hizmet etmektedir.

Oğuzlar Orta Asya’daki gücünü kaybedip yıkılınca Anadolu’ya doğru göçe başlamışlar ve Selçuklu hakimiyetini kabul etmeye başlamışlardır. Ağırlıklı olarak Orta Anadolu’ya yerleşmişlerdir. Orta Anadolu’da yoğunlaşan ve islamlaşan Türk nüfusu İslamın’da yaşantı tarzına uygun olarak yerleşik bir hayat benimseyerek göç ebe alışkanlıklarını bıraktılar. Anadolu şehirlerinde yaşayan yerli halk olan rum ve ermeniler ile ticari hayatta mücadele edebilmek adına Ahilik Sistemini kurdular. Ahiliğin kurulup organize olması ve köylere kadar yayılması aslında bir zaruretin sonucuydu.
Ahiliğin kurucusu Ahi Evran Azerbaycan’ın hoy kasabasında doğmuştur. 1205 te Anadolu’ya gelmiş ve ilk ahilik sistemini Kayseri’de kurmuştur. Ahi Evran’a manen bağlı bu teşkilatlar Onun koyduğu kurallar doğrultusunda hareket etmiş ve teşkilatlanmışlardır. Birbirine organik bir bağla bağlı Ahilik teşkilatı Anadolu’nun her köşesini sarmış ve halka halkla hizmet etmiştir.

Ahiler Osmanlının kurulup güçlenmesinde etkili olmuşlardır. Osmanlı’nın ilk padişah ve vezirleri genellikle Ahilik sisteminin şeyhlerindendi. 17. Yüzyıla kadar ahilik Müslümanlara hizmet eden bir kuruluş olmakla birlikte  bu tarihten sonra devletin sınırlarının büyümesi ve farklı azınlıkların devlet yapısına dahil olmasından sonra bu yeni oluşan yapıya gedik denmiştir. Ahilikte üç dereceli bir sistem vardır.

Yiğit       kalfa      halife
Yamak    usta       şeyh
Çırak       ahi         şeyh-ül meşayıh

Kişinin Ahiliğe kabul edile bilmesi için bir Ahi tarafından önerilmesi ve yedi kötü hareketten kurtulup, yedi güzel hareketi benimsemesi gerekir. Gayri müslimler, hakkında kötü zan olanlar ve kötü düşünülenler, zina yaptığı ispatla şamil olanlar, insan ve hayvana kast edenler, hırsızlık hükmü olanlar, dellal, cerrah, avcı ve vergi memurları, dolandırıcılar Ahi olamazdı. Kadınlar da Ahi olamazdı.

-Cimrilik kapısını bağlamak, lütuf kapısını açmak
-Kahır ve zulüm kapısını bağlamak, bilim ve mülâyemet kapısını açmak
-Hırs kapısını bağlamak, kanaat ve rıza kapısını açmak
-Tokluk ve lezzet kapısını bağlamak, riyazet kapısını açmak
-Halktan yana kapısını bağlamak, Hak’tan yana kapısını açmak
-Herze ve hezeyan kapısını bağlamak, Marifet kapısını açmak
-Yalan kapısını bağlamak, doğruluk kapısını açmak

Alıntı kaynak: http://www.guncelsayfam.com/ahilik-nedir-ahilik-nasil-ve-neden-ortaya-cikmistir.html




En Çok Okunanlardan...