Blog Listem

Ön Türkler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ön Türkler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260815

📖 TÜRKLERİN GÖLGEDE BIRAKILMIŞ AVRUPA MİRASI

 


TÜRKLERİN GÖLGEDE BIRAKILMIŞ AVRUPA MİRASI

ETRÜSKLERDEN TRUVA’YA, PELASGLARDAN TRAKLARA UZANAN TÜRK TARİHİ

Dr. A. Sanducci’nin "Ancient Scholars about the Turks and the Turkic Nations (Volume 2)" (2022-2023) eseri, Akdeniz ve Anadolu'daki Etrüsk, Truva, Pelasg ve Trak ⬇️





Alıntı: Arkeoloji ve TÜRK Tarihi @ArkeolojiveTurk


20260730

📖 ATLANTİSLİLER, SÜMERLER VE ETRÜSKLER TÜRK MÜ?

ATLANTİSLİLER, SÜMERLER VE ETRÜSKLER TÜRK MÜ?

Ordinaryus Profesör Reha Oğuz Türkkan, işte tam bu noktada fanatizmin ve sloganların ötesine geçerek meseleye tarih, dil, kültür ve medeniyet ekseninde yaklaşmaktadır. 

Prof Mario Alinei, Etrüsklerin Türk kökenli olduğunu kanıtladı.

Etrüskler Türk’tü: Genetik Yakınlıkların Keşfinden Dilbilimsel ve Kültürel Doğrulamaya


****


Dr. Aʏʜᴀɴ SARISU @AyhanSarisu

1/ Etrüskler ve Türk kültürü arasındaki benzerlikler tesadüf mü, yoksa derin bir köken bağı mı? 

Bologna Müzesi'ndeki bu taş, ezber bozuyor.

Bu Felsina Steli (M.Ö. 5. yy), sadece Roma’yı değil, çok daha eski bir ortak mitolojiyi anlatıyor.

#Etrüskler #Türkler #Arkeoloji #Mitoloji


Bu sadece bir "kurt" değil. Mitolojideki 'Dişi Kurt' (Asena), Türklerin türeyiş destanının merkezindedir. 
Altaylardan İtalya’ya uzanan bu sembolizm, kültürel kodların ne kadar kalıcı olduğunu gösteriyor.
Sizce bu benzerlik sadece coğrafi mi?
#TürkMitolojisi #Asena #KültürelMiras


Arkeolojik bulgular sadece taştan ibaret değil. 
Etrüsk eserlerindeki işçilik ve semboller, İskit (Saka) ve Hun dönemi sanatıyla şaşırtıcı paralellikler sunuyor. 
Altın madalyonlardan savaş aletlerine kadar liyakatli bir inceleme şart.


4/ Genetik bilimi de bu tartışmaya dahil. 
Son araştırmalar, Etrüsklerin kökeninin Batı Anadolu (Lidya) bölgesine dayandığını doğruluyor. Antik DNA çalışmaları, tarihin ideolojik değil, bilimsel verilerle yazılması gerektiğini kanıtlıyor.




5/ Vatikan Müzesi'ndeki Etrüsk yazıtları, dil bilimciler için hala bir bilmece. 
Ancak semboller ve runik benzeri karakterler, Orhun Yazıtları ile morfolojik bir akrabalığı işaret ediyor olabilir.
Yazı, bir medeniyetin en güçlü imzasıdır.


6/ Sembollerin dili ortaktır. 
Etrüsk mezar taşlarındaki tamgalar, Orta Asya’daki Türk boylarının kullandığı tamgalarla neredeyse birebir örtüşüyor. 
Bu işaretler, sadece birer süsleme değil, aidiyet ve kimlik bildiren kodlardır.


7/ Mankurtlaşma, kendi tarihine ve köklerine yabancılaşmaktır. Tarihimizi sadece son 1000 yıla hapsetmek, bu devasa kültürel mirası reddetmek anlamına gelir. Köklerini bilmeyen, geleceği inşa edemez.




8/ Bu bağlantıların okul kitaplarında yer alması, toplumsal tarih bilincimizi dönüştürecektir. Gençlerin, Türk tarihinin sadece savaşlardan ibaret olmadığını, dünya medeniyetine sanat ve yazı ile de yön verdiğini bilmesi liyakatli bir eğitim için şart.

20260414

🎞️Göbeklitepe'de 4.cü katmanda Türklere ait kalıntılar çıkınca...

 

4.cü katmanda Türklere ait kalıntılar çıkınca apar topar kazılara son verip kalıntıların üstünü kapattırdılar, nakit desteğini kestiler! Dünya'nın en eski uygarlığı 'Türk Uygarlığı'dır bu topraklar Türklere aittir. 

Göbeklitepe Şaman/Kam Tapınağı İllüstratör simülasyonu dünyaya sunuldu. 

Ön Türk Akademisi


2-Alman Arkeolog Klaus Smith, ''Göbeklitepe'de Asya Tipi Hayvan Üslûbu Sanatı var'' dedikten sonra başına gelmeyen kalmadı. 

Çalıştığı üniversitesi bile susmasını hiçbir şekilde konuşmamasını söyledikten sonra şaibeli bir şekilde gölde kalp krizi geçirip öldü!

 Göbeklitepe'nin Türk hayvan Uslubu Sanatıyla, eski Türk İnancıyla  bağlantısının araştırılması neden Batı'yı ürkütüyor Ernest Renan'dan biliyoruz. 

"Türklere hiç bir şey maletmeyin, Kızılderililere ne yaptıksa aynısını Türklere'de yapın" demişti!!!


''Kültür Savaşını kaybeden halk hiç bir ekonomik ve siyasi sahadaki savaşı kazanamaz.'' 

Mustafa Kemal Atatürk


**********

********
Hacettepe Üniversitesi'nden Hakan Yedican:  
''Göbeklitepe ile Hasankeyf'in yaşları aynı ise neden Göbeklitepe'yi uzaylılara bağlıyor da yanındaki Hasankeyf halkı yaptı demiyorsunuz?! ''

Göbeklitepe'den Hakas Türk'ü yerine Haç işareti çıksaydı emin olun üstünü örtmek bütün dünyaya canlı yayın yaparlardı!

Çalınan heykeller için 150 bin mark usulsüzlük cezası kesildiğine göre inkarı mümkün değil. 

⏩ ''Neden Türk arkeologlara imkan vermiyor kaynak aktarmıyor ve bunları yabancılara talan ettiriyorsunuz'' diyor ki; çok haklı.👍🏾👏🏾

Göbekli Tepe'yi ilk ortaya çıkaran  Arkeolog Klaus Schmidt, 20 tapınaktan sadece 6'sının gün yüzüne çıkarıldığı ve ortaya çıkan benzerlikler; Türklerin erken kültürünün Göbeklitepe olabileceği yönünde ciddi kanıtlar sunuyor demişti Peters ile birlikte yazdıkları makalede(2004). 

Klaus Schmidt, Göbeklitepe de, Asya balbal kültürü var. Altaylar'da 12 sütundan oluşan bir kamlar tapınağı var, Göbeklitepe'de de var, OZ tamgası ve çemberli T, Tengri sembolü 9 bin yıllık Çatalhöyük'de de var, 7 bin yıllık Hacılar Höyük'te de var.

Göbeklitepe'deki dikilitaş kültürü ile Türklerin dikilitaş kültürü aynı. Örn: 1 sütunda 3 adet hayvan figürü üst üste işlenmiş bir Göbeklitepe sütunu var, Tuva'da ve Moğolistan'da yer alan bazı Türk sütunlarında da aynı üslup var. Hatta işlenen hayvanların bazıları tamamen aynı. 

Bu açıklamalarından sonra Klaus Schmidt, Almanya'da bir gölde tüplü  dalış yaptıktan sonra ölüsü bulundu. Eşine kalp krizi geçirdiği söylendi ama eşi su altında tüplü dalışta kalp krizi geçirmek çok zordur ve kalp hastası değildi açıklaması yaptı. 

Arkeolog Dr Semih Güneri, Göbeklitepe'deki taşlara kabartma figürlerini yapan metal keski aletleri, o tarihlerde sadece Güney Sibirya Lena bölgesinde görüldü başka bölgelerde görülmüyor diye açıklama yaptı. 
Evet açıklamalar ve Sorular çok.. . ⏩Göbeklitepeyi kimler yaptı? 
⏩Neden kazıların ödeneği kesildi,durduruldu, bilinmeyen bir tarihe ertelendi? 
⏩Yılan figürleri üzerinden konuyu Anunnakilere bağlamak sağlıklı mı? 
⏩Kültür ve Turizm bakanlığı neden kazı yaptırmıyor ya da tatmin edici açıklamalar yapılmıyor? 
⏩Ne dersiniz bu işe??? 

Tarihin en eski kavmi Sakalardır. 

Sakaların en eski coğrafyası Güney Sibirya -Hakasya Havzasıdır. 

Prof Dr Osman Karatay hoca Sakalar İskitlerin dili Hint-İran'i değil Türkçedir diyerek Osetce üzerinden yapılan saptırmayı anlatıyor. 🔽⤵️

********

Prof. Dr. Osman Karatay hocamız yeni kitabından Sakalar/İskitlerin Dili konusunda şimdiye kadar hiç duymadığımız şeyleri anlattı. 

Kendi adıma ve Ön Türk Akademisi adına şükranlarımı sunuyorum. 

Konunun meraklıları bu bilgileri Sadakat ile saklayacaklardır.

Tamamı linkte 🔽 

https://youtu.be/8EqtHgaGN1Q?si=xIkEC59poTe7Zd8P&utm_source=MTQxZ



✔Prof Dr Osman Karatay hoca, yeni açtığı you tube kanalında son 'Bilge Kağan'ı ve tarih tezine atılan çamuru çocuğa anlatır gibi anlatıp cevaplamış. 
✔Türkün son 'Bilge Kağan'ının okuduğu kitapları duyunca da dudağım uçukladı resmen, bir an kaç dil bildiğini de hatırlatmış oldu





✔Türkün son Bilge Kağan'ı Atatürk; "çivi yapmayı beceremediğimiz yıllarda" dünya çapında kütüphaneler, fakülteler açtı, arkeoloji çalışmaları başlattı. 

✔Atatürk kendi tarih tezini getirdi de öteki tarih tezlerine mi karşı çıktı? Hayır, çünkü ortada başka tarih tezleri yoktu(4) 



✔3997 kitabı not alarak, bazı satırları da çizerek okuyan,

 Türkün son Bilge Kağan'ı Atatürk'ün davetiyle Türkiye'ye gelip ders veren dünyanın önde gelen bilginleri şimdi bu imkanlara rağmen niye gelemiyor diyen 

@TFOsmanKaratay

 hoca haksız mı yani? (5)

✔https://youtu.be/_FqYWLPD6Ik 



Alıntı/Kaynak: @Saka_larr   - Bahtiyar Aydın-Eski Çağ Tarihi Uzmanı

20260331

📖 Med/Midiya'lere ait olduğu söylenen yazıtın Orhun-Yenisey alfabesi ile Türkçe yazılmış olduğu ortaya çıktı

Soldaki resim:
Bistunun qayasında madayların təsviri.
Madaylar, mataylar, madalılar və ya midiyalılar – mannalardan sonra Azərbaycanda ikinci dövlət qurumunun əsasını qoymuş müasir Azərbaycan Türklərinin etnogenezində mühüm rol oynamış tayfalardan biridir.

Sağdaki resim:
Saxsı qab üzərində ibadət edən maq təsviri (Britaniya Muzeyi). Maqlar — Azərbaycan Türklərinin təşəkkülündə mühüm rol oynamış Türk mənşəli tayfalardan biridir.

(Q. Qeybullayev – Azərbaycan Türklərinin Təşəkkülü Tarixindən, Bakı, 1994)



Med/Midiya'lere ait olduğu söylenen yazıtın arami alfabesi ile yazıldığı ama arami dilinde olmadığı söylenen yazıtı okudular.

Yazıtın arami alfabesinde bile yazılmadığı Orhun-Yenisey alfabesi ile Türkçe yazılmış olduğu ortaya çıktı.

Alıntı: Arkeoloji ve TÜRK Tarihi @ArkeolojiveTurk


MED İMPARATORLUĞU'NA AİT YAZIT TÜRKÇE ÇIKTI.

Aryan olarak sınıflandırılan Med halkının Hint-Avrupa dili konuştuğu kabul edilmiş, lakin Hint-Avrupa dili ile hiçbir şekilde çözülememiştir. +++

Med/Midiya'lere ait olduğu söylenen yazıtın arami alfabesi ile yazıldığı ama arami dilinde olmadığı söylenen yazıtı okudular.

Yazıtın arami alfabesinde bile yazılmadığı Orhun-Yenisey alfabesi ile Türkçe yazılmış olduğu ortay çıktı.

Günümüzdeki İran'ın Kuzeybatı ve günümüzdeki Azerbaycan'ın Güney ve Güneydoğu kesimlerinde yaşamış halktır. Yunanlar bu halkın yaşadığı bölgeye Medya (Azerbaycan Türkçesinde Midiya/Madaya) adını vermişler.

Medler ilk kez Asur kralı III. Salmaneser'in dönemindeki (M.Ö. 858-824) yazılarda "Mada" adı ile kaydedilmişler... 

Herodot'un Media - Jason ve Argonatlar hikayesindeki Media'dan adlandırdığı ülkedir.

Yeni Babillilerle birleşerek Asur Krallığı'nı yıkan Medler, MÖ 6. yüzyılda Anadolu'dan Afganistan'a kadar büyük bir arazide imparatorluk kurmuşlardır.

MÖ 550 yılında, Med-kökenli Büyük Kiros'un büyükbabası, Med kralı AStiages'i yenmesi sonucunda, Medya Ahameniş İmparatorluğu ile birleştirilmiştir.

ORTA ASYA TÜRK HİKÂYE VE DESTANLARINDA TÜRK HALKLARININ ETNİK GELİŞİM AŞAMALARININ İZLERİ VE TÜRKLERİN İLK ATA YURDU MESELESİ

 Doç. Dr. Osman Çataloluk

Özet

Azerbaycan ve Türkiye Türkleri aynı genetik bağa sahip olmalarının yanında Azerbaycan, Türkiye ve Urmiye Gölü üçgeni içinde yer alan Türk Kurganlarının tarihlerinin 

M. Ö. 5-6 binlere giderken Orta Asya Kurganlarının tarihleri M. Ö. 2000’lerden öteye gitmemesi yerleşim eskiliği bakımından Anadolu’yu Orta Asya’nın önüne koymaktadır.


***Bakınız Gordiyon Tümülüsleri Başlığına⤵️


Alıntı: Sakalar/İskitler  @Alper_Tungaaaa

20260314

📖 ATATÜRK'ÜN 'GÜNEŞ DİL KURAMI' VE 'TÜRK TARİH TEZİ' NEDEN YASAKLANDI?

 ATATÜRK'ÜN GÜNEŞ DİL KURAMI VE TÜRK TARİH TEZİ NEDEN YASAKLANDI?

İşbirlikçilerin eliyle Atatürk'ün dil ve tarih tezi yasaklandı.Bilimde, kültürde, dilde, siyasette batı sömürgeciliğinin getirdiği yasaklar hala devam ediyor. Ekonomiden tıbba, sağlıktan edebiyata, medyadan seyrettiğimiz filmlere kadar aynı batı işbirlikçisi iklim tüm günümüzü ve geleceğimizi boğuyor.⬇️

 Alıntı: Arkeoloji ve TÜRK Tarihi (@ArkeolojiveTurk)



20260207

📚📖 Kitap: ALTAYLAR: ÖN TÜRK TARİHİ VE SANATINI TANIYALIM


 ALTAYLAR: ÖN TÜRK TARİHİ VE SANATINI TANIYALIM

Altay Dağları’nı yalnızca bir coğrafya değil, Türk tarihinin ve kimliğinin doğduğu ana yurt olarak ele alır. 

Kitap, Türklerin kökenini Hunlarla sınırlayan yüzeysel tarih anlayışını reddeder.

Eserde Ön Türklerin, devlet kurmadan önce bile yüksek bir kültür ve sanat bilincine sahip olduğu vurgulanır. 

Göçebe yaşam, ilkel değil; aksine doğayla uyumlu, düzenli ve sembollerle örülü bir medeniyet modeli olarak sunulur.

Altay bölgesindeki kaya resimleri, kurganlar, balballar ve mezar yapıları, Ön Türklerin ölüm, evren ve insan anlayışını yansıtan güçlü kanıtlar olarak incelenir. 

Bu eserler, sanatın sadece süs değil, bir inanç ve kimlik dili olduğunu gösterir.

Kitapta, Ön Türk sanatının temelini oluşturan hayvan üslubu, kurt, geyik, kartal ve at motifleri üzerinden açıklanır. 

Bu figürler gücü, özgürlüğü, kutsallığı ve gökle kurulan bağı simgeler.

Gök Tanrı inancı ve şamanizm, Ön Türk toplumunun merkezinde yer alır. Altaylar’daki sanat eserleri, insanın doğayla ve gökle kurduğu kutsal dengeyi yansıtan kozmolojik bir dünya görüşünü ortaya koyar.

Eser, Türk kültürünün yalnızca Orta Asya’ya sıkıştırılamayacağını; Altaylar’dan başlayarak geniş coğrafyalara yayılan bir kültürel süreklilik taşıdığını savunur. Anadolu’daki birçok motifin kökeni de bu Ön Türk mirasına dayanır.

Sonuç olarak kitap, Türk tarihinin Hunlarla başlamadığını; binlerce yıl öncesine uzanan derin bir kültür, sanat ve inanç birikimi olduğunu bilimsel ve görsel verilerle ortaya koyar.


Alıntı: Arkeoloji ve TÜRK Tarihi @ArkeolojiveTurk





20260124

📖 Yazılı kaynaklarda geçen en erken Türk halkları


• Hunlar → 3. c. M.Ö.

• Kırgızca → 2. c. M.Ö.

• Türk → 6. c. CE

• Uygur → 8. c. CE

• Oğuz → 8-9. c. CE

• Karluklar → 8.–9. c. CE

• Türkmen → 10.–11. c. CE

• Tatar→ 10.–11. c. CE

• Başkurt → 10. c. CE

• Özbekçe → 14. c. CE

• Kazakça → 15. c. CE

• Sakha → 17. c. CE

20260116

🎞️. TÜRK TARİHİ KRONOLOJİSİ M.Ö. 4000 - M.S. 1453

 

Videonun açıklaması:

Türk tarihinin en eski dönemleri, Orta Asya steplerinde göçebe topluluklar olarak bilinen İskitler ile başlar. MÖ 8. yüzyılda ortaya çıkan İskitler, Avrasya bozkırlarında yaşayan, atlı göçebe savaşçılar olarak tanınırlar ve erken Türk tarihinin önemli unsurlarını barındıran bir kültüre sahiptirler.

Hunlar, İskitler'den sonra gelen bir diğer büyük Türk boyudur. MÖ 3. yüzyıldan itibaren Orta Asya’da güç kazanan Hunlar, özellikle Batı’ya doğru göç eden Avrupa Hunları ile tanınırlar. Hun hükümdarı Attila, Roma İmparatorluğu üzerinde büyük bir etki yaratmış ve Batı Avrupa'da Türk varlığının ilk izlerini bırakmıştır.

6. yüzyılda Göktürkler, ilk kez "Türk" adını devlet ismi olarak kullanmış ve Orta Asya'da geniş bir imparatorluk kurmuşlardır. Bilge Kağan ve Tonyukuk gibi liderler döneminde devlet yönetimi ve kültürel gelişim açısından önemli adımlar atılmıştır. Göktürkler'in bıraktığı yazılı belgeler, özellikle Orhun Kitabeleri, Türk dili ve kültürünün en eski yazılı kaynaklarını oluşturur.

Göktürklerin ardından gelen Uygurlar, 8. yüzyılda Orta Asya'da hâkimiyet kurmuşlardır. Yerleşik yaşama geçen ve ticaret yollarını kontrol eden Uygurlar, kağıt üretimi, matbaa ve şehir planlaması gibi alanlarda ileri bir medeniyet kurmuşlardır. Budizm ve Maniheizm gibi dinleri benimseyen Uygurlar, Türk kültürünün farklı dinlerle olan ilişkisini göstermektedir.

Türklerin İslamiyet ile tanışması ise 8. yüzyılda, Abbasiler ile olan temaslar sonucunda başlamıştır. Karahanlılar, 10. yüzyılda Orta Asya'da İslamiyeti kabul eden ilk büyük Türk devleti olmuştur. Bu dönem, Türklerin dini, sosyal ve kültürel yapısında köklü değişikliklerin yaşandığı bir dönemdir. İslamiyetin kabulüyle birlikte, Türkler geniş İslam coğrafyasında önemli roller üstlenmeye başlamışlardır.

Selçuklular, 11. yüzyılda ortaya çıkan bir diğer büyük Türk devletidir. Selçuklu hanedanı, hem İslam dünyasında hem de Bizans İmparatorluğu karşısında büyük askeri ve siyasi başarılar elde etmiştir. 1071 Malazgirt Savaşı, Türklerin Anadolu’ya girişini hızlandırmış ve Anadolu’da Türk hakimiyetinin temellerini atmıştır.

Gazneliler ise 10. yüzyılın sonlarına doğru Hindistan’a düzenledikleri seferlerle bilinir. Sultan Gazneli Mahmut’un Hindistan’a yaptığı 17 sefer, hem bölgedeki siyasi dengeyi değiştirmiş hem de İslam’ın Hindistan’a yayılmasında etkili olmuştur.

Osmanlılar ise 13. yüzyılın sonlarında Batı Anadolu’da küçük bir beylik olarak kurulmuştur. Osmanlı Devleti, kısa sürede büyük bir imparatorluğa dönüşmüş ve 1453'te İstanbul’un fethi ile Doğu Roma İmparatorluğu’na son vererek dünya tarihinin seyrini değiştirmiştir. Bu döneme kadar Türkler, geniş bir coğrafyada farklı dinler, kültürler ve medeniyetlerle etkileşim halinde olmuş, köklü bir tarih ve kültür mirası oluşturmuşlardır.


20260110

📖 TÜRK KÖKENLİ ETRÜSK UYGARLIĞININ YOK EDİLMESİ VE TARİHTEKİ SOYKIRIM

TÜRK KÖKENLİ ETRÜSK UYGARLIĞININ YOK EDİLMESİ VE TARİHTEKİ SOYKIRIM


BATININ BARBARLIĞI
trüsklerin Roma içinde “erimesi” anlatısı bilinçli bir tarih çarpıtmasıdır.
Etrüskler tek bir olayla değil, yaklaşık 250–300 yıllık bir süreçte yok edilmiştir. ⬇️


ETRÜSKLER : Ölüm ve Diriliş
Latin şair Sextus Propertius (MÖ 50-16), Romalılar tarafından MÖ 396’da ele geçirilen Etrüsk kenti Veii (Veiima)için Elegies (Ağıtlar) isimli eserinde şu dizeleri kaleme almıştır:

“Senin eski bir kraliyet tacın vardı Veii /Ve forum’unda altından bir taht dururdu / Duvarların şimdi yankılanıyor çobanın borusuyla / Küllerinin üzerinde savruluyor yaz buğdayları.” (Harrel-Courtés, 1964:28; Dennis, 1985:16). İngiliz edebiyatçı D.H.Lawrence (1885-1930) 1920’lerin ortasında ıssız Etrüsk mezarlarını dolaşırken hissettiklerini, ölümünden sonra 1932’de Londra’da basılan Etruscan Places (Etrüsk Yerleri) isimli eserinde şöyle dile getirmiştir: “Yaşadıkları rahat çağlarda yaptıkları şeyler nefes almak kadar doğal ve basitti. Hatta mezarları bile. Onlar, kuşkusuz bir yaşam doluluğuyla göğsün hoş ve özgür bir şekilde nefes almasına izin vermişlerdir. Bu işte, gerçek bir Etrüsk meziyetiydi: kolaylık, doğallık ve yaşam Bu işte, gerçek bir Etrüsk meziyetiydi: kolaylık, doğallık ve yaşam bolluğu; ruhu ya da aklı hiçbir yöne zorlamaya gerek duymamış. Ve bir Etrüsk için ölüm,mücevherleri, şarapları ve dans için çalan flütleriyle yaşamın hoş bir devamıydı.” (Freeman, 2005:349, 350). "ETRÜSKLER TÜRK MÜ İDİ" Kitabı yazarı ADİLE AYDA, Etrüsklerin ilk soykırıma(jenoside) uğrayan ulus olduğunu şu şekilde anlatır : 
 
ETRÜSKLERİN ROMALILAR TARAFINDAN YOK EDİLİŞİ / ADİLE AYDA
 (Etrüskler Türk mü idi?) 
Romanın Etrüsk idaresinden çıkması Etrüsk sitelerinde endişe yarattı. Durumu gören Chiusi14 Kralı Porsenna, tahtından kovulan Roma kralını yeniden tahtına oturtmak için askerî teşebbüse girişti. 

Fakat Roma’yı zaptetmeğe muvaffak olmasına rağmen, teşebbüsü sonuçlanamadı... Bir müddet sonra da, oğlu Lâtin Siteleri Birliğinin ordusuna yenilince, Roma Lâtinlerin eline geçti. 

Romalılar bu zaferlerden büyük cesaret aldılar ve sıra ile diğer Etrüsk şehirlerini de zaptetmeği tasarladılar. Yukarıda işaret edildiği üzere, Romalılar her şeyi Etrüsklerden öğrenmiş, medeniyetlerini Etrüsklerden almış olduklarından, onlara karşı kuvvetli bir aşağılık duygusunun tesiri altında idiler. Bunun neticesi olarak, Romalılar Etrüsklere karşı düşmanlık ve kin besliyorlardı... Her Romalı Etrüskleri yenmek, ezmek Etrüsk olan her şeyi tahrip etmek arzusu ile yanıp tutuşuyordu.

Dört asır süren Etrüsk - Roma mücadelesi sırasında bu dinmez kinin vahşi ve korkunç tezahürlerine defalarca şahit olunmaktadır. Romalılar kentlerine pek yakın olan Veies15 şehrini kuşatmakla işe başladılar. On sene süren kuşatmanın sonunda bir hileyle ile girdikleri şehirde misli görülmemiş katliâm yaptılar. Kendi milletini daima şirin göstererek yazan Titus Livius bile, ilk yirmi dört saatin her dakikasının adam öldürme ile geçtiğini kaydeder.

Muzaffer Romalılar, sanat ve medeniyet seviyesini, zenginlik ve refahını ötedenberi kıskandıkları Veies’nin mabetlerini, meydanlarını, parklarını ve bahçelerini süsleyen üç bin (!) heykeli Roma’ya taşıdılar.
Bu arada, Ana tanrıça Ani’nin heykeli Roma’ya götürülerek, Junon ismiyle bir mabede yerleştirildi ve tanrıçanın sadece heykeli değil, kendisi de artık Roma’ya taşındı, diye Roma halkı inandırıldı.

Bundan sonra Etrüskler için çöküş devri başlar.
Bir yandan Yunanlılar Etrüsklerin kuzeydeki Adria, Spina gibi limanlarını zaptederler, bir yandan da Romalılar, Etrüsk tesanüdünü diplomasi ile yıkmayı başararak, sıra ile Cerveteri (MÖ. 351), Tarquinia (300), Volterra (295),...Volsinies (283), Vulci (273) şehirlerini ele geçirirler.

Roma tarihinin karışık bir devri olan MÖ. 2.yy. ortalarında Marius ile Sylla arasındaki siyasî rekabet yüzünden çıkan iç savaş sırasında, Etrüsk halkının desteklediği Marius yenilince, Sylla bütün Etrüsk şehirlerinde katliamı emreder ve bu şehirlere askerî garnizonlar yerleştirir.

İsa’nın doğumundan 40 yıl önce Perugia zaptedildikten sonra, şehrin ileri gelenlerinden 300 kişi Roma’ya götürülerek, Sezarın mezarı üzerinde birer koyun gibi kurban edilirler. Burada şunu kaydetmek lâzımdır ki, Etrüsklerin Romalılar tarafından yok edilişi dünya tarihindeki ilk metodik ve sistemli “jenosid” hareketidir. Bu “ulus öldürme” hareketi kendini sadece maddî sahada değil, mânevî sahada da göstermiştir. ... Bizzat bir italyan yazarı şu itirafta bulunur: “Romalılar Etrüskleri yok etmekle kalmayıp, medeniyetlerinin en ufak izini bile ortadan kaldırmak için ellerinden geleni yapmışlardır.”

DÜNYANIN İLK ŞEHİRLERİNİ TÜRKLER KURMUŞTU

İtalya'daki ilk şehir devletlerini kuranlar bir Ön Türk halkı olan Etrüsklerdir. Etrüsklerin kurduğu Roma şehrinin adı olan Etrüskçe Ruma (doğru okunuşu Uruma ya da Oruma), yani oruma; orun, oturma; yerleşme; şehir; ülke; yurt demektir.

Maymun anlamına gelen arim sözünden gelen Arimna (bugünkü Rimini); kap anlamına gelen Kapna ya da Capna (bugünkü Capena); doğan, atmaca anlamına gelen kapu ya da kapuş (kapış; kapan) sözünden gelen Kapua ya da Capua (bugünkü Capua);
kasap, kesen anlamına gelen Kesena, ya da Cesena (bugünkü Cesena); peygamber anlamına gelen Kelevana ya da Clevana (bugünkü Chiusi şehri); kor; korlu; kordan (sıcak) anlamına gelen Kurtun ya da Curtun (bugünkü Cortona); pluna (bugünkü Populonia); ayrıcalıklı, seçkin (tar ayırma, yarma anlamına gelen Parma (bugünkü Parma); korkunç anlamına gelen per ya da huer, (Çuvaşça hora) sözünden türetiten ve korkan anlamına gelen Perusna ya da Persna (bugünkü Perugia şehri); toplum anlamına gelen Pukan) anlamına gelen Tarkuna ya da Tarkna (bugünkü Tarquinia); mezar, oyuk, depo anlamlarına gelen tuş (deş) sözünden gelen Tuşkana ya da Tuscana (bugünkü Tuscania); lsena). sığ, yatık anlamına gelen Vatluna (bugünkü Vetulonia); yuvarlak; yılıt anlamına gelen Velatri (bugünkü Volterra şehri); yalaz (alev) anlamına gelen Velzna (Bugünkü Yunanistan'da ve Anadolu'da, sonradan bölgeye gelen Akalar ve Dorlardan çok daha önce Atina, Isparta, İzmir, İstanbul gibi şehirleri kuranlar yine bir Ön Türk halkı olan Pelasglardır.

Atina adının Etrüskçesi (olasılıkla da Pelasgçası) Atena'dır ve Etrüskçe atanın yani aynı babadan anlamına gelmektedir. Ve yine; Isparta şehrinin adı ise Etrüskçe (ve yine olasılıkla Pelasgça) şehir anlamına gelen supur ya da şupur'dur ve oturmak; yerleşmek anlamına gelen sup ya da şups özü ile şehir anlamına gelen ur sözlerinin birleşiminden oluşmuştur.
Dikkaatt: Bu sözlerin Sümercesi de şub ve ur dur.

Şub sözü günümüzde ş-k ve b-y ses dönüşümleriyle kuy/köy ve kuytu sözlerine dönüşmüştür (kuy sözü sanıldığı gibi Farsça değil, Farsçaya Türkçeden geçmiştir). Ur sözü ise günümüzde orun haline gelmiştir. Ayrıca Lidya dilinde de şehrin anlamı sparda'dır (okunuşu suparda). Yunancaya Smyrna olarak geçen İzmir adının aslı da Myrina'dır. Myrina, İzmir'in Aliağa ilçesi yakınlarında bulunan antik bir kenttir ve efsaneye göre adını bir Amazon kıraliçesi olan Myrina'dan almıştır. Bu ad, Etrüskçe kararsız; duran; duraksayan anlamına gelen murina, yani duran sözünden gelmektedir. Etrüskçe mur sözü durmak; kalmak anlamına gelmektedir ve günümüze dur olarak dönüşmüştür. İstanbul Sarayburnu'na ise değişik Trak boylarının (yani Pelasgların) MÖ 6. binyıldan itibaren yerleşmiş oldukları bilinmektedir (2).
İstanbul'un ilk adı ve Bizans adının kaynağı olan Byzas adı, Antik Yunan mitolojisine göre MÖ 660 yıllarında Yunanistan'dan gelip İstanbul'u kuran Kıral Byzas'ın adından gelmektedir. Bir Pelasg kıralı olan Byzas'ın adı ise, Etrüskçe ezmek, basmak anlamına gelen pesaş, Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı)ya da pisaş (basış) sözünden gelmektedir ve basan, yani yöneten demektir (Etrüskçe pisişce de basışçı demektir). İstanbul'un ilk adı olan Batı Romaca (“Latince”) Bizantium, Doğu Romaca (“Eski Yunanaca”) Byzantion ve daha sonraki Byzanz adları da yönetim” anlamına gelen, pisantum (basıntım) ve pisanuş (basınış) sözlerinden dönüşmüştür. Selanik şehri diğer bir Ön Türk halkı olan Makedonlar tarafından kurulmuştur ve adını Philip'in kızı ve İskender'in kızkardeşi Tesalanik'ten almıştır. Etrüskçe tesa sözü, bakmak; korumak; sevmek anlamında; Tesalanik de bakılmış; korunmuş; sevilmiş anlamına gelmektedir. Bugün bu söz birçok Türk dilinde unutulmuştur, ama Çuvaşçada bakmak; korumak; temizlenmek; arıtmak anlamına gelen tasa olarak yaşamaktadır.

Avrupalı tarihçiler ise Philip'in kızının adının,Yunanca Teselya anlamına Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı) gelen Thessaly ve zafer anlamına gelen nike sözlerinden oluştuğunu ve “Teselya zaferi” (!) anlamına geldiğini iddia etmektedirler (1).
Pekin, Peking ya da Beijing sözü her ne kadar Mandarin dilinde “kuzey başkenti” anlamına gelse de, Ön Türkçeden Sinitikleştirilmiş bir addır. Bu ad, Bey King yani “kırallık yücesi” anlamına gelmektedir. Yine benzer olarak, uzun süreler başkentlik yapmış olan Nanking, Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı) ya da Nanjing şehrinin adı ise Mandarin dilinde “güney başkenti” anlamına gelmektedir, ama bu ad da Ön Türkçe en iyi; önde gelen; baş anlamlarına gelen nun sözünden türemiştir; Nun King, “kırallık başı” demektir. 

  TÜRKLERİN GERÇEK TARİHİ Arif Cengiz ERMAN


BİR ETRÜSK KURGANI

ETRÜSK NEKROPOLÜ
ÖLÜ ŞEHİR CİVİTA
PERUGIA, UMBRIA, ITALYA
ETRÜSK YAPITI
VOLTERRA

COLESSIUM-ROMA
ETRÜSK EVLERİ
ANTİK ROMA-FORUM
 CARDUCCI
BİR İTALYAN PULUNDA 
ETRÜSK KADINI
İZMİR, ANTİK SMYRNA
Alıntı: 
Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı)
@Saka_larr

----------------

🇹🇷 TC.tarih @okuSalar:

 Etrüskler'le ilgili yazı okuma ve DNA çalışmalarından örnekler Bulunan iskeletlerle Anadolu arasında kurulabilen yakınlık Avrupa'da başka bir yerde sağlanamıyor.


Alıntı: 🇹🇷 TC.tarih @okuSalar



Tümer Duygulu
@XUtopus

Haritadaki Tyrrhenian Sea, Turanlıların denizi anlamındadır.
Antik Yunancada Y-U geçişi vardır. Tyrrhenian->Turhenian->Turhanian->
Turani-an(ılan)-->Turani olarak anılanların, adlandırılanların denizi.
Benzer şekilde Albania (Alp-an Ülkesi)'nin başkenti "Tyren" Turan Başkentidir.


DÜNYANIN İLK ŞEHİRLERİNİ TÜRKLER KURMUŞTU

İtalya'daki ilk şehir devletlerini kuranlar bir Ön Türk halkı olan Etrüsklerdir. Etrüsklerin kurduğu Roma şehrinin adı olan Etrüskçe Ruma (doğru okunuşu Uruma ya da Oruma), yani oruma; orun, oturma; yerleşme; şehir; ülke; yurt demektir.

Sedat Cesur @Cesur11Cesur
Almanca kursuna iki karı koca italyan geldi bunlar sınıfa girince aha iki tane daha Türk geldi diye çok sevindim  ama italyan olduklarını duyunca çok şaşırdım aynı biz yemin ediyorum





En Çok Okunanlardan...