Semih Koray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Semih Koray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20190814

✍️ Atatürk, Batılılaşma ve milli devlet - Semih Koray


Atatürk, Batılılaşma ve milli devlet 
Semih Koray

Atatürk Devrimi, Batı’nın demokratik devrimlerinin zaman içinde ötelenmiş bir tekrarı değildir. Yeni tipte milli ve demokratik bir devrimdir.

Batı’daki demokratik devrimler, hiçbir zaman “köylüyü milletin efendisi” haline getirme hedefini gütmemiştir. Batı’da köylülüğün feodal bağımlılıklardan kurtarılması, kapitalizme geniş bir işgücü kaynağı sağlama amacını gütmekteydi.

Batı eğitiminde Köy Enstitülerine benzer bir kuruma rastlanmaması tesadüfi değildir. Batı’da eğitimi şekillendiren temel hedef, işgücü verimliliğini yükseltmek olmuştur.

Oysa Köy Enstitüleri, devrimin nefesini köylere taşımak için köylülüğün kendi içinden Cumhuriyet önderleri yetiştirmeyi amaçlamaktaydı.

Üretkenlik düzeyinin yükseltilmesi, feodal hakimiyetin yıkılması hedefine tabi olarak ele alınmaktaydı.

ORTAK HEDEF: MİLLETLEŞME

Atatürk Devrimi’nin eski tip demokratik devrimlerle ortak yönü, devrimin temel toplumsal gücünün millet olmasıdır. Ama emperyalizm çağında devrimin milletleri, ezilen-gelişen milletlerdir. Milletin ağırlık merkezinde de, emekçi kesimler yer alır.

Milletleşme süreci, üstünde ulusal pazarın oluşacağı ve emperyalizme karşı güvenliği sağlanmış bir vatan gerektirir.

Demokratik devrime milli niteliğini katan, bu gereksinimdir.

Onun için Atatürk Devrimi, vatanın emperyalist işgalden kurtuluşuyla yetinmemiş, önüne “tam istiklâl” hedefini koymuştur.

‘BATILILAŞMA’ ATATÜRK DEVRİMİ’NİN HEDEFİ DEĞİLDİR

“Batılılaşma”, yaşamın her alanında kendi gücünü geliştirerek bağımsızlığını pekiştirmeyi temel alan bir devrimin hedefi olamaz. Çünkü Batılılaşma kavramının eylem düzlemine yansıması, “Batı’ya öykünmek” ve “Batı’da neyse, o”yu kendine rehber edinmektir.

Bilimin bulguları, bütün insanlığın malıdır. Bir sorunun çözümü, hangi coğrafyada ve kim tarafından oluşturulmuş olursa olsun, geçerliğini koruduğu her ortamda, kullanıma açıktır.

İnsanlığın ve bilimin gelişimine hız katan, bu birikimselliktir. Öte yandan çözümü kendine maletmek, onu mevcut koşullara uyarlayarak özümsemeyi ve geliştirebilir hale gelmeyi gerektirir.

Evrensel bir çözümü “yerli ve milli” bir hale getiren, bu içselleştirme sürecidir.

Atatürk Devrimi’nin Batı uygarlığı ile olan ilişkisini belirleyen, bu yaklaşım olmuştur.
DEVLETÇİLİK İLKESİ’NİN ÖZÜ

Atatürk Devrimi’nin dayandığı örgüt, milli devlettir.

Kurtuluş Savaşımız önce ona önderlik ederek örgütleyecek milli devletin kurulması sayesinde başarıya ulaşmıştır.

Cumhuriyet'in ilanından önce toplanan Maarif Kongresi, İzmir İktisat Kongresi ve benzeri etkinlikler, milli devlete yüklenen asli işlevin daha en başından itibaren milletleşme sürecini inşa ederek ilerletmek olduğunun açık göstergeleridir.

Köylüyü milletin efendisi haline getirme amacı, aynı zamanda milli devleti gerçekten milletin teşkilatlanmış haline dönüştürme hedefinin bir sonucudur.

Onun için Devletçilik İlkesi, yalnızca Büyük Buhran koşullarında geçerliği olan geçici bir ilke değildir.

Bu ilkenin özünde yatan, milli devletin milletleşme sürecine önderlik etmesidir.


ÜRETİM DEVRİMİ VE DEVLETÇİLİK

Bugün ülkemizin en yakıcı ihtiyacını özetleyen kavram, Üretim Devrimi’dir. Bir yol ayrımındayız.

Ayrım, “milli devletin planlayıcı, yönlendirici ve örgütleyici önderliği” ile “ekonomiyi savunmasız biçimde dünya kapitalist piyasasıyla bütünleşmenin yönlendirmesine terk etme” arasındadır.

Birinci yol, Atatürk Devrimi’nin Devletçilik İlkesi’ni yeniden yaşama geçirmektir.

İkinci yol, ekonomimizin Atlantik Sistemi içinde boğulmasını seyretmekle eş anlamlıdır.

Üretim Devrimi ve Devletçilik arasındaki ilişkiyi önümüzdeki yazılarda ele almayı sürdüreceğiz. Ama Batı’dan medet umma çizgisini “Batılılaşma” adı altında Atatürk’e dayandırmaya çalışmak, onu içi boşaltılmış bir ambalaj malzemesi haline getirmekten başka bir anlam taşımaz.

Atatürk, bütün hayatı boyunca Batı’yı yalnızca bir kez “hedef göstermiştir”.

O da, “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”derken.

20190424

Milli bayramlarımız ve Serhat Özyar - Semih Koray


Milli bayramlarımız ve Serhat Özyar
- Aydınlık
Semih Koray

Ulusal egemenlik, bir “devrim programı”dır. 23 Nisan 1920’de kurulan Büyük Millet Meclisi, Türk Devrimi’nin bu programı gerçekleştirmek için kurduğu öncü örgüttür. Milli hakimiyet, yalnızca devrimin hedefi değil, aynı zamanda devrimi başarıya ulaştırmanın örgütsel aracıdır. Tek başına program, dünyayı değiştirmeye yetmez. Değişimi gerçekleştirecek toplumsal gücün yaratılması gerekir. Milli devlet, gerçekten milletin örgütlenmiş haline dönüştürüldüğü ölçüde bu işlevi yerine getirir. Ülkemiz bugün de ancak milletin bütününün seferber edilmesiyle üstesinden gelinebilecek sorunlarla karşı karşıyadır. Yeniden 23 Nisan’a şiddetle ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde, günümüze ışık tutması dileğiyle, Ulusal Egemenlik Bayramımız kutlu olsun.

MİLLİ BAYRAMLARIMIZA YANSIYAN DEVRİM TARİHÇESİ

Bizim milli bayramlarımız, aynı zamanda Atatürk Devrimi’nin tarihçesini yansıtır. 19 Mayıs, kurtuluş ve devrim iradesinin simgesidir. 23 Nisan, milli devletimizin miladıdır. 30 Ağustos, milli devlet ve ordumuzun kurtuluşu zaferle taçlandırmasıdır. 29 Ekim, Cumhuriyet Devrimimizin mührüdür.
Her devrim süreci, iniş ve çıkışlarla ilerler. “Ölürsem görmeden millette ümit ettiğim feyzi - Yazılsın sengi kabrime vatan mahzun, ben mahzun” diyen Namık Kemal, mahzun ölmüş ve bu dizeleri mezar taşındaki yerini almıştır. Gençliğe yönelik ümitlerini oğlu Halûk’ta simgeleştiren Tevfik Fikret, uğradığı hayal kırıklıklarına karşın, aramızdan “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şair” olarak ayrılmıştır. Fikret’in çocuk şiirlerini hayatının son dönemlerinde yazmış olması, umudunun tükenmezliğinin bir işaretidir.
Atatürk Devrimi, kaynağında yatan Genç Türk Devrimi’nin hayal kırıklıklarından da gerekli dersleri çıkarmıştır. Gençliğe yaşam veren geleceği kurma irade ve arzusudur. Geçmişi geleceği kurmanın bir kaynağı olarak değerlendiren, “genç”; geleceği geçmişe gömen ise, “yaşlı”dır. “Her yaştan on milyon genç yaratan” Atatürk Devrimi’nin gençliğe bakış açısı, budur. Dünyada devriminin ilk iki önemli halkasından birini gençliğe, diğerini de çocuklarına adayan ve devrimin geleceğini gençliğine emanet eden başka hiçbir ülke yoktur.

DEVRİMCİLİK İLKESİ

Atatürk Devrimi, karşılaştığı sorunları adım adım çözüme kavuşturarak ilerlemiştir. Devrimin özünü yansıtan “Altı Ok”tan her biri, bu sürece koşut olarak farklı tarihlerde programa dahil edilmiştir. Devrimcilik İlkesi’nin program ve anayasaya en son katılan ilke olması ve 19 Mayıs’ın daha öncesinde de kutlanıyor olmakla birlikte 1938’de resmi bayram haline getirilmesi, özel bir anlam taşımaktadır. Çünkü bu ilke, devrimin belli alan ve kesimlerde kireçlenmeye yüz tuttuğu bir dönemde, devrimin arasız olarak sürdürülmesi gereksinimini vurgulamaktadır. Amaç, devrim iradesinin yeniden güçlendirilmesidir.
Bugün ülkemizin 19 Mayıs’ın devrim iradesine ve 23 Nisan’ın temsil ettiği milletin topyekûn birliğine her zamankinden daha çok ihtiyacı vardır.

Alıntı/Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/milli-bayramlarimiz-ve-serhat-ozyar-semih-koray-kose-yazilari-nisan-2019

🎞️Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı.

  Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı. pic.twitter.com/zB0iENTSdL — Telgraft (@telqraft) April 12, 2026  ...