TÜRKLERİN BÜYÜK MEDENİYET VASFI
Türklerin benliği nedir? Atatürk’ün “Türklerin büyük medeniyet vasfı” dediği özellikleri nedir? Çağın medeniyetine sırt çevirmek, Asya’nın kenarlarında çobanlıkla uğraşıp şaman davulu çalmak mıdır, yoksa İskitlerin, Hunların ve Göktürklerin Medeniyet atılımını İslamiyet havzasında sürdürerek Uygur, Karahanlı, Selçuklu, Osmanlı, Memlûk, Altınordu, Timurlu, Çağatay devletleri örneğinde olduğu gibi dünya uygarlık tarihinde önder konumlarda olmak mıdır?
SELÇUKLU VE OSMANLI MİRASINI REDDETME BUDALALIĞI
Selçuklu ve Osmanlı mirasını reddetmek ve karalamak, Türklük adına budalalık derecesinde bir cahilliktir, uygarlık adına sınır tanımayan bir ahlâksızlık ve gericiliktir.
Hele bu medeniyet düşmanlığını, bu Türk düşmanlığını Atatürk adına sergilemek, Atatürk’e yapılan en büyük ihanettir. Çünkü Türklerin Selçuklu ve Osmanlı mirası olmasaydı, ne Türk devrimi olurdu, ne de Atatürk olurdu.
Atatürk, niçin Şaman Yakutların, Hıristiyan Gagavuzların veya Musevi Karayların içinden çıkmadı da, Selçuklu ve Osmanlı birikiminin içinden çıktı?
İslamiyet, Arap, Fars, Selçuklu ve Osmanlı mirasını aşağılayan köksüzlerin bu soruya verecekleri bir yanıt var mı?
İMPARATORLUK MİRASI = DEVRİM BİRİKİMİ
20. ve 21. Yüzyıla bakınca Türk, Rus, Çin ve İran devrimlerinin damgasını görürüz. Bu devrimlerin hepsi de imparatorluk coğrafyalarında oldu ve oluyor.
Think Thankçiler, hani gösterin, Hıristiyan, Musevi ve Şaman Türklerin yaptığı bir devrim gösterin, bir uygarlık atağı gösterin!
Think Thankçiler, Hıristiyan, Musevi ve Şaman Türklerin içinden çıkmış bir Atatürk gösterin, bir Satuk Buğra Han, bir Birunî, bir İbnî Sina, bir Farabî, bir Harezmî, bir Kaşgarlı Mahmut gösterin, bir Yusuf Has Hacip gösterin, bir Nizamülmülk, bir Yunus Emre gösterin, bir Ali Şir Nevai gösterin, bir Timurlenk, bir Fatih Sultan Mehmet gösterin, bir Fuzulî, bir Mimar Sinan, bir Nazım Hikmet gösterin!
Türklerin Müslüman olmasını aşağılayanlar, aslında nesnel olarak Türklerin imparatorluk kuruculuğunu, örgütlenme birikimini, medeniyet kuruculuğunu, devrim mirasını ve devrim yeteneğini hiçe sayıyorlar. Bunu üstelik Türklük ve sözümona Atatürkçülük adına yapmaları, Türklüğe de Atatürk’e de ihanettir.
1) Osman Nedim Tuna, Sümer ve Türk Dillerinin Tarihi ilgisi ile Türk Dilinin Yaşı Meselesi, Ankara, 1997; Tuncer Gülensoy, I, s.857; Zeki Velidî Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, s.13,17; Roux, Türklerin Tarihi/ Pasifik’ten Akdeniz’e 2000 Yıl, Kabalcı Yayınevi, Şubat 2007, s.52; Landsberger, “Sümerler”, Ankara DTCF Dergisi, 1943, N.5, s.95-69; V. Christian, Die Sprachliche Stellung des Sumerischen, Babilonica XII, Paris, 1932.
2) Talât Tekin, Hunların Dili, s.10.
3) Talât Tekin, Orhun Yazıtları, Kültigin Güney 1 (s.20-21) ve Doğu 1 (s.24-25); Bilge Kağan, Kuzey 1, (s.44-45) ve Doğu 1 ve 10 (s.50-53).
4) Divan-ı Lügat-it Türk, c.III, Ankara, 1941, s.376-377.
5) W. Bang-G.R. Rahmeti, Oğuz Kağan Destanı. 1936 ve 1000 Temel Eser, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, 1970, s.3 ve 19.
6) Grønbech, s.183 vd.
7) Hepsi için bkz. Tuncer Gülensoy, II, s.857.
Alıntı/Kaynak: https://aydinlik.com.tr/musluman-olan-turkler-ayakta-kaldi-ve-devrim-yapti-205425-1#1