Blog Listem

göçebelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
göçebelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20231215

📖 'Göçebe toplum ve göçer üretim tarzı' üzerine

"Göçebe devlet, tarihin bir gerçekliğidir. Göçebe devlet, tarımcıların yerleşik devletlerinin karşısında tali ve ikincil bir şey değildir, geçiş formu değildir, gelişmiş bir kabile idaresi değildir. Biz onu kendi bütünselliği içinde anlayacaksak göçebe üretim tarzına mutlaka özenle eğilmeliyiz. Yani köleci üretim tarzı olmadan köleci devleti anlamak ne kadar tipolojilere mahkum kalmaksa ne kadar burjuva sosyolojisinin engelleri içinde boğulup gitmekse, göçer üretim tarzı olmadan da göçebe devleti anlayamayız. Bizim Ozan’la, kendisinin doktora tezinde biçimlendirdiğimiz temel tez budur. Birgül Ayman Güler Hocamızın değerli kitabından sonra konu çok güncel bir hale geldi..."

Prof. Dr. Ali Murat Özdemir ve Dr. Ozan Giray Şahin’le göçebe toplum ve 

göçer üretim tarzı üzerine yaptığımız söyleşi Aralık sayımızda!

Aralık sayımız kitabevlerinde ve http://magaza.teoridergisi.com'da satışta!

Hemen sipariş için: https://magaza.teoridergisi.com/dergi/183-buyuk-savas-cikar-mi.html

 Teori Dergisi @TeoriDergi








20200805

Dünyada kadına en etkili değeri veren Türkler


Dünyada kadına en etkili değeri veren Türklerin bu konuya bakışı bu yazıda.

Dünyada kadına en etkili değeri veren Türklerin bu konuya bakışı bu yazıda. Yörük Kadını yaşlanıp iyice deneyim kazanınca Kezbence olur adı. O oymağın bilge kişisi, akıl danışılanıdır artık. Göçebe yörüklüğünün kadınlarına tanıdığı yüce bir haktır, erkeklerin ise korkulu rüyasıdır: “Mor Cepken”. Karacaoğlan türkülerinde geçer.

Günümüzde Ege, Muğla, Antalya ve Toros yörüklüğünde yaşlı kadınlar tarafından hâlâ bilinir. Yörük kızlarının çeyiz bohçasına önce “Mor Cepken” konur. Kenarları sarı simgelerle işlenmiş, yelek biçiminde, mor renkli bir giysidir. Yörük kızları sevdikleriyle evlenirlerdi.

Başlık parası gibi alışkanlıkları yoktu. “Mor Cepken” evlilikte yeri, zamanı geldiğinde, darda kalan yörük kadınının erkeğine karşı kullandığı bir boşanma özgürlüğünün simgesidir.Mor renk ihanete uğramış, aldatılmış, aşkın rengidir. “Mor Çatı” adı oradan gelir.

Bizler dünyaya Mor Cepken’i yeterince tanıtabilseydik 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü “Mor Cepken Günü” olarak kutlardık. Evli yörük kadını, ihanete uğrayınca ya da kocası tarafından aşağılanıp dövülünce, bir şekilde Mor Cepken’i giyip herkesin görebileceği bir yere otururdu.

Bu “Ben bu herifi boşadım” demektir. O zaman akan sular durur, herkes işini gücünü bırakır. Masal anaları ile doğum ebeleri “Mor Cepken” giyen kadının çevresini alırlar. Boşadığı kocası ise evinden dışarı çıkamaz, kahveye gidemez, kimse yüzüne bakmaz.

Büyük ödün verip de karısına Mor Cepken’i çıkartamazsa ömür ömüre dul kalacaktır. Kimse ona dul-şaşı kızını bile vermez. Körocak olarak kalır. Göçebe yörüklüğünün kadınına tanıdığı hakka, özgürlüğe bakın siz! 1800 yılların sonlarında Nazilli kasabasının Aydın dağlarında, dağa çıkarak kadın hakları için savaşan “Gizemli Kadın Efe” de bunlardan biridir. Ege yöresinin unutulmaz bir eridir. Mor cepken Ege efelerinin giydiği bir giysidir. Buralarda efelik kadın erkek işi değil yürek işidir. Kybele, Artemis, Tahtacı yörüklerinden bu yana kadın baş tacı.

Alıntı: Sosyal Medya 
Ahmet Çınar (yörük)   @ahmetcnar07

20190904

🎞 Makedonya'da yaşayan Yörük kızı Mümine'nin hayatından kesit sunan kısa belgesel: Tobacco Girl (Tütüncü Kız)




Tobacco Girl: Mümine dreams of a life beyond arranged marriage 

Fourteen-year-old Mümine lives with her family in the mountains of Macedonia, members of the Yörüks, a tradition-rich Turkish group of people. During her break from school, Mümine joins her parents and siblings in the field and, as they work together each day, she begins to chafe against the more traditional views of her mother and father who want to marry her off to a young man in the village. It’s the traditional way and the family would benefit from the dowry, but Mümine resists, holding on to being a teenager while dreaming of completing school and leaving the tobacco fields behind.

20180917

Göçebe Sanatı: Anadolu’nun Kilimleri

Göçebe Sanatı: Anadolu’nun Kilimleri

18. ve 19. Yüzyıl’a ait Türk Kilimleri George Washington Üniversitesi Tekstil Müzesi’nde 23 Aralık’a kadar sergilenecek.

Washington ve çevre eyaletlerde bir ay boyunca devam eden kültürel, sosyal ve eğitici etkinlikler aracılığıyla Türk sanatları, mutfağı, kahvesi, gelenek ve göreneklerinin vurgulandığı Türk Kültürü Miras Ayı’nın bu seneki ilk etkinliği George Washington Üniversitesi Tekstil Müzesi’nde gerçekleşti.


50 yılı aşkın Washington Türk Amerikan Derneği (ATA-DC) ve ABD’nin önemli okullarından George Washington Üniversitesi’nin birlikte düzenlediği sergi 23 Aralık 2018’e kadar ziyaret edilebilecek.

Kilim; Türk el dokuma sanatlarından en önemlilerindendir. Günümüze kadar devamlılığını sürdürebilmiştir. El dokuması kilim denilince akla ilk Türk kilimleri gelmektedir. En önemli sebebinin göçebe Türklerin kilimi her yerde kullanabilmeleri ve dokumasının her yerde yapılabilmesidir.



Eski Osmanlı evlerinde ve yörük çadırlarında çok kullanılan sedir, divan veya yerlere serilen renkli ve nakışlı yün dokuma. Kilim, eski çağlardan beri bilinen Orta Asya, İran, Anadolu ve Kafkasya’da hayvancılıkla geçinen göçebelerin yapıp, kullandıkları bir eşyâdır.

Anadolu’da yüzyıllardır sürmüş göçebe kültürünün mirası el emeği kilimler ziyaretçilere kendilerini hayran bırakıyor. Kilimler görselliğin ötesinde göçebe yaşam tarzından miras kalan tek eser. Anadolu kilimleri el ile özel işlenmiş goblen örgü tekniğiyle göçebe hayatın izlerini günümüze taşıyor. Göçebe kadınların 18. ve 19 yüzyıldan bugünlere özel olarak korunmuştur.

Alıntı / Kaynak: Haber – Fotoğraf: Anıl Sural - Forum USA

20171020

 

“GÖÇEBE DEĞİL, GÖÇERİZ!” – Türkçe Tarih

“GÖÇEBE DEĞİL, GÖÇERİZ!”

MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ

Bir profesör televizyonda, “Türkler Anadolu’ya göçebe olarak geldiler, tarımı burada öğrendiler” diyordu. Kan beynime sıçradı. Türkler tarihinin hiçbir döneminde göçebe olmadılar ki. Göçebe değil, göçeriz. Görmüyor musunuz? Dünyanın hiçbir yerinde bizim kadar yazlık ev yokmuş. Bu genlerden gelen birşey. Şimdiki Turan Ovası’nda muazzam yerleşim birimleri varmış. Turan Ovası deniz olmuş. Bugün orada on beş metre derinliklerde yerleşim birimleri varmış. Bugün Orhun Abideleri’nin olduğu yerlerde şehir harabeleri bulmaya başladılar. Çok önemli bu. Daha neler neler bulunacak. Şimdi bizim arkeologlarımız da çalışmaya başladılar.

ATLANTİSLİLER, SÜMERLER, ETRÜSKLER TÜRK MÜ?, ORD. PROF. DR. REHA OĞUZ TÜRKKAN, NOKTA KİTAP, S. 140, 141

 

En Çok Okunanlardan...