Blog Listem

Öğretmen okulları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Öğretmen okulları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20251020

🎞️🗣️🎙️Köy Enstitüleri 🇹🇷Türkiye'ye ne kazandırdı? Neden kapandı? | Prof. Dr. Hakkı Uyar anlattı

 

Prof. Dr. Hakkı Uyar:

''.... Köy Enstitüleri yakın dönem Türkiye tarihinin bence en önemli hatta dünya tarihi açısından da bakarsak en önemli eğitim kurumlarından bir tanesi. Birinci ayağı, üretim meselesi köylüyü üretime döndürebilmek. Üretim...  modern çağdaş bir üretim yapabilmesini, modern tarım tekniklerini öğrenebilmesine imkan sağlamak için kurulan kurumlardan bir tanesi. Ama  topyekün modernleşme hareketinin cumhuriyetinin ya da çağdaşlaşma hareketinin bir parçası...''


🎞️🗣️🎙️"🇹🇷Köy Enstitülerini CHP Kapattı" | İlber Ortaylı 

20191007

📅 8 Ekim - Dünya Öğretmenler Günü



Bugün Dünya Öğretmenler Günü, çalışan ve emekli meslektaşlarıma kutlu olsun. Bazı meslekler vardır ki onların emeklisi olmaz; doktorluk, öğretmenlik gibi... Biri emekli de olsa hastalıklı bedenleri sağaltır sağlığına kavuşturur bilgisiyle birikimiyle, deneyimiyle... Öğretmenlik insanı ikinci kez bilgisiyle, düşüncesiyle, uyguladığı eğitim yöntemiyle, sevgisiyle, sabrıyla insanları anasından sonra ikinci kez yaratır. İnsan başlı başına bir değerdir. Bu değerin kıymetini ortaya koyan düşünceleri, yaratıları, üretimleridir. Öğretmen, insan yavrusunu yeniden yeniden yaratan mimardır; ulusların geleceğini yaratır yetiştirdiği yeni nesillerde. Bu nedenle çok değerli öğretmenler. Özel yeteneklere sahip olması gerekir öğretmenin. Öğretmen okulunda bizlere müzik, resim ve beden eğitimden başarısız biri, iyi, başarılı öğretmen olamaz, derdi öğretmenlerimiz. İlkokuldan Ortaokula, liseden üniversiteye beni yetiştiren tüm öğretmenlerimin hayatta olanların ellerinden saygıyla öperim; Hakka yürümüş olanlara da yıldızlara yoldaş olmasını dilerim. Ben öğretmenliğimde soyut şeyleri somutlaştırarak öğretme yöntemlerini, cennet mekanı olsun ilkokul öğretmenim Fuat Mengi'den öğrendim, öğrencilerime de uyguladım. Birinci sınıfta bizlere "Resim Okuma"yı öğreterek, düşünmeye, düşündüğünü anlatmayı, hayal kurmayı, hayallerin ufkunu genişletmeyi minik sorularla öğretmiştir. Sağ ol öğretmenim, sağ ol.

Emine Azboz
Öğretmen Yazar
 

20190714

✍️ 🇹🇷Eğitim sistemi nasıl çöktü? - İsmet Özçelik

Eğitim sistemi nasıl çöktü?
İsmet Özçelik
Aydınlık Gazetesi, 14.7.2019 

Son günlerde sosyal medyada bir görüntü dolaşıyor.
Bir televizyonda yarışma programı.
Yarışmacılar üniversite mezunu.
Soru şu:
“Yeni doğmuş sütle beslenen sığır yavrusuna ne ad verilir?” 
Dört tane de seçenek sunulmuş.
Kuzu, sıpa, buzağı, oğlak.
Moral sorusu.
Ama yarışmacıların tavrı ve yanıtları insanın içini acıtıyor.

EĞİTİM SİSTEMİ

Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri eğitim.
Kime sorsanız aynı şeyi söylüyor.
Eğitim sistemimiz çökmüş durumda.
Üretime katkı sunmuyor.
Peki bu nasıl oldu?


AKSU ÖĞRETMEN OKULU

Aksu Köy Enstitüsü.
Köy Enstitüleri kapatılınca Öğretmen Okulu olmuş.
Ben de bu okuldanım.
Mezunlar 6 Temmuz günü okulda buluştuk.
Ben mezun olalı 45 yıl olmuş.
Benden öncekiler de sonrakiler de vardı.
Doğal olarak birbirimizi tanımakta zorlandık.
Ama kısa sürede hemen kaynaştık.
Ömrümüzün 6-7 yılı burada geçmişti.
Anılar peş peşe geldi…
Gençleştik…

AMA…

Okulu gezdik.
Kuruluşunda Köy Enstitüsü olduğu için arazisi genişti.
Teneffüslerde yürüyüş yaptığımız geniş meydanlar vardı.
Oralara binalar yapılmış.
Tarımı öğrendiğimiz yerler yok olmuş.
Binlerce dönümlük pamuk tarlası yağmalanmış.
Portakal bahçesinde ağaç kalmamış.
Araç park yeri olmuş.
Spor yaptığımız 5 saha da aynı kaderi paylaşmış.
Binalar, eğitim sahalarını kovmuş.

ATÖLYELER

İş ve resim atölyesinin yerinde yeller esiyor.
Oysa ki ne anılarımız vardı.
Reklamdan sonra devam ediyor 

Boyamızı, tuvalimizi kendimiz yapardık.
Aramızdan İtalya’daki resim yarışmasında 2. olanlar bile çıkmıştı.
Eğitim sisteminin başarısı…
Birçoğumuz uzun süredir ziyaret etmemişti.
Herkeste bir burukluk oluştu.
Okulumuzun son haline üzüldük.
“Keşke gelmeseydik, hayalimizdeki gibi kalsaydı”diyenler oldu.

YAPARAK, YAŞAYARAK ÖĞRENME

Her şeyi yaparak, yaşayarak öğreniyorduk.
Eğitim, üretim içindi.
İlk sınıflarda nöbetler;
Sınıf büyüdükçe yemekhane, okul, ... başkanlıkları…
Hayata nasıl da hazırlanıyormuşuz.
Hem de demokrasi kurallarına tam uyarak.
En çok da kitap okumaya önem verilirdi.

NEREDEN NEREYE?

Kimsenin boş zamanı olmazdı.
Ders dışında herkesin bir uğraşı vardı.
Kimi sporla uğraşır, kimi folklor öğrenir, kimi resim yapar, kimi müzik aletleri çalar, kimi fotoğrafçılık kursunda, …
Hangi birini sayayım.
Her şey imece usulü ile gerçekleşirdi.

TEK HEDEF

En önemlisi de okula giren öğrencinin kafasında bir tek şey vardı.
Öğretmen olmak.
Köye gitmek, halkı aydınlatmak.
Bunun için de cihazlanması lazımdı.
Tarımı en iyi o bilecekti.
Aşıyı en iyi o yapacaktı.
Çocuk psikolojisini en iyi o bilecekti.
Her konudan haberi olacaktı.
Çünkü köyün önderi olacaktı.

90’LIK AYŞE ÖĞRETMEN

Akşam topluca yemek yedik.
Ayşe Kocabaş (Boztepe) sahneye çıktı.
Aksu Köy Enstitüsü’ndendi.
90 yaşında, ama dimdik.
Köy Enstitülerinden mezunu olmanın özgüveniyle konuştu.
Gözleri hala ışıl ışıldı.
Öğretmenliğe yeni başlamış gibi heyecanlıydı…
Hâlâ “Eğitim sistemimiz nasıl bu hale geldi?”diye soruyor musunuz?
Her şey çok açık değil mi?
Eğitimi çökerten kafa, işe, öğretmen yetiştiren okullardan başladı!

Alıntı/Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/egitim-sistemi-nasil-coktu-ismet-ozcelik-kose-yazilari-temmuz-2019

20181210

✍️ 'Başöğretmen Atatürk’ün aziz hatırası nezdinde, Öğretmenler Gününü kutluyoruz.'



Nesini söyleyeyim canım efendim!
Pelin Sıngın


04 Aralık 2018, 01:05


Her yıl 24 Kasım’da , ‘’öğretmenim canım benim ‘’ diyerek başlayan şiirler ve şarkılarla, çiçeklerle, öğrencilerin hazırladıkları sürprizlerle; hayatımızı şekillendiren, insan yetiştirme sanatının büyük ustaları öğretmenlerimizin, Başöğretmen Atatürk’ün aziz hatırası nezdinde, Öğretmenler Gününü kutluyoruz.

Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasından sonra, 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'i kuran büyük önder Atatürk; askeri ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda birçok yeniliği başlatmıştır. Bu yeniliklerden biri de, 1 Kasım 1928 tarihinde çıkarılan kanunla, Arap alfabesi yerine,Latin alfabesinin kabulü olmuştur. 

Bu tarihten itibaren, yeni harflerin öğretilerek, okur-yazar sayısının arttırılması konusunda büyük bir seferberlik başlatılmıştır. Atatürk’ün Millet Mekteplerinde bizzat tahta başında ders vermesinden sonra, kendisine 24 Kasım 1928 ‘de Başöğretmenlik ünvanı verilmiştir. Atatürk’ün 100.yaşına denk gelen 1981 yılından beri, 24Kasım günü ülkemizde Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.

Büyük önder, “Öğretmenler! Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır” sözü ile ülkenin geleceğini gençlere emanet ederken anahtarını da öğretmenlere vermiştir.

Bugün vatan savaşını kazanmanın, Cumhuriyet’e ve bilime sahip çıkmanın anahtarı, yine öğretmenlerimizin Atatürk İlke ve devrimlerine sahip çıkmasıdır.

Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk 24 Kasım münasebetiyle yaptığı açıklamalarda;bu topraklarda, kendi kökünü yeşertecek bir köke ihtiyacımız var diyerek ,bizim kökümüzün de çok sağlam olduğunu ifade etti. Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu yıllardan itibaren Köy Enstitüleri ve Öğretmen okulları ile kendi özgün eğitim sistemini yaratmış ve köklendirmişti. Bu kökler neden geliştirilip büyütülemedi? Her gecen gün müfredattan eritilerek çıkartılan Atatürk ve laiklik kavramları, tarikatlarla yapılan protokoller, Cumhuriyet’i yıkıcı ders kitapları, bu köklerden kastedilenin Atatürk ilkeleri ve inkılapları olmadığını mı ifade etmektedir?

Yine sayın Bakan işin mutfağına indiğini, birçok bölgeyi gezerek öğretmenlerle temas ettiğini, hepsinin umutlu olduğunu, ücret ve kadro sormadıklarını söyleyerek,.eğitimcilik hayatlarını daha tatmin edici kılmanın önemli olduğunu belirtti.

Bir öğretmende şefkat ve merhametin çok önemli olduğunu, çocuğa bilgi vermenin, bir taraftanda zehirlemek anlamına gelebileceğini söyleyen Sayın Selçuk, öğretmenin beyninden değil, kalbinden konuşmasının önemini vurguladı.

Katılıyorum! Hatta Sayın Bakanın birçok sorunu farkında olduğunu, çözülmesi gerektiğini ifade ettiğini bizzattakip ediyor; .onca ‘’–ecek , - acak’a’’ rağmen iyi niyetinden de şüphe etmiyorum! Ancak, her açıklamasıyla bende ‘’oynayamıyorum, yerim dar’’ hissi uyandıran Sayın Bakan’a soruyorum! Düşük gelirli, sosyal haklara sahip olmayan, gerek gıda, gerekse bilgi açısından beslenemeyen öğretmenlerden şefkat, merhamet, bilgi ve eğitimi hangi nitelikte bekliyoruz!

Beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını düzgün karşılayamayan ve bunları gidermenin peşine takılan öğretmenlerin bu sorunlar beynini yeterince meşgul ediyor ve eğitim için düşünme enerjisi bırakmıyor. Eğitmen kendisini geliştiremiyor, ufkunu bilginin geniş evrenine kaydıramıyor. Diğer ülkelerdeki meslektaşları ile aralarındaki sosyo- ekonomik uçurum da motivasyonlarının daha fazla düşmesine sebep oluyor.

Eğitim-iş in yaptığı araştırmaya göre, öğretmenlerin %77’si ekonomik koşullar ve düşük ücretler nedeniyle mesleğe olan saygınlığın azaldığını düşünürken, %64,72 si borçları nedeniyle motivasyonunun azaldığını söylüyor.

Yine öğretmenlerin yarısı, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını, yeterli beslenmediklerini ve buna bağlı olarak psikolojik sorunlar yaşadıklarını, tiyatroya gidemeyip, ayda 1 kitap dahi alamadığıklarını, tatillerini genellikle köylerinde geçirdiklerini belirtiyor. Devlet okullarında eğitimin niteliğinin düştüğünü ve okul yöneticisi olmak için torpile ihtiyaç olduğunu düşünenler de aynı oranlarda!

Sayın Bakan açıklamasında, sürekli gündemde olan atanamayan öğretmenler konusuna da değinirken, atanamayanların sayısının 400 bin (ama potansiyelde 700 bin ) kişi olduğunu ancak, buna karşılık ihtiyacın 90 bin ve her yıl emekli olan sayısının 15000 olduğunu ifade etti. Türkiye’nin insan kaynağı planlaması sorunu ile eğitimle iktisatın hiçbir zaman örtüşmediğine değinen Sayın Bakan’a yine soruyorum!Ekonominin gidişatına göre bu yıl kaç kadro ilan edileceğini, bunun hesabını Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yapacağını ifade etmek, 2040 a kadar doğacak çocuk ve öğretmen ihtiyacını tahmin etmek ve sadece atananlara formasyon verilecek olması bu rakamları kaç yılda eritecektir?

’Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir’’diyen büyük önder Atatürk’ten sonra, gelinen tabloda Aşık Serdari’yi anmamak mümkün değil!

‘’Nesini söyleyeyim canım efendim,
Gayrı düzen tutmaz telimiz bizim .
Arzuhal etsem deftere sığmaz,
Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim’’

20180228

İşte 1930'lu Yılların İzmit'inde Öğretmenler Ve Öğrenciler



'Başöğretmenimiz Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, hakkın rahmetine kavuşan tüm öğretmenlerimizi ve eğitimcilerimiz rahmetle anar, emekli ve görevi başındaki tüm öğretmenlerimizin de 24 Kasım Öğretmenler Günü en içten dileklerimle kutlarım. değerli çalışmalarında başarılar; aileleri, öğrencileriyle birlikte sağlık, huzur ve mutluluk içinde güzel bir yaşam ve uzun ömürler dilerim. Atatürk devrinde görev yapan güzel, neşeli, sevimli ve fedakar; bay ve bayan değerli öğretmenlerimiz ve sevgiyle yetiştirdikleri çağdaş ve uygar; pırıl pırıl öğrenciler. Eski İzmit, 1930’lü yıllar.'

Alıntı kaynak: 
Muzik: "Bu Son Olsun (Apaslar)" by Cem Karaca

En Çok Okunanlardan...