Blog Listem

Finlandiya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Finlandiya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260602

🇫🇮Finlandiya Heyet Başkanı Onni Talas, Atatürk'ün ölümünün ardından yaptığı açıklama

1938 yılında Atatürk'ün vefatı sadece Türkiye'de değil, dünyanın birçok ülkesinde büyük üzüntüyle karşılandı.

Bunlardan biri de Finlandiya'ydı.

Finlandiya Heyet Başkanı Onni Talas, Atatürk'ün ölümünün ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Atatürk'ün ölümü Finlandiya'da derin ve genel bir üzüntü uyandırdı. Türk inkılâbını büyük bir ilgi ile izleyen Finlandiyalılar, aynı soydan bir kardeş millet sıfatıyla büyük Türk Milleti'nin büyük acısına katılırlar."

Bugün pek bilinmeyen bu açıklama, 🇹🇷Türkiye ile 🇬🇷Finlandiya arasındaki tarihî ilişkilerin ve dönemin bakış açısının dikkat çekici örneklerinden biri olarak görülüyor.

Finlandiya'nın Türkleri "kardeş millet" olarak tanımlanıyor.

****

YORUMLARDAN ALINTILAR

KnowledgeableKangaroo8502
Kızılderililer Vikingler finliler Macarlar Bulgarlar kesin Türktür. Kürtlerde büyük ölçüde Türktür çunku 1000yildir türk devleti çatısı altında kaynaşmadan dolayı
Turk Sydney TC
Finlandiya'nın en eski şehrinin ismi Turku, 13. yüz yılından önce kurulmuş, budamı tesadüf...
Onni Talas boşuna söylememiş!
Nafiz Sahin
Turk Sydney TC TURKU ISMINDE
FUTBOL TAKIMI VAR
Emre Gülçiçek
Orta Asya'da Türklerle beraber yaşayan
Finler'in, Ural dağlarının ardından Iskandinav topraklarına göçmüştürler .
Ali Ziya Dinçer
Hatta Finlandiyada Turku adında bir kasaba vardır!
Hun'lar da ayni!
İsmail Dogan
Her dönemde büyükelçiler bulundukları yerin
devlet büyüklerinden bahseder. Birşeyler aramaya gerek yok derim.
Turk Sydney TC
Siz aramayın, biz ararız, Ne Mutlu Türküm Diyene!

Nesrin Unaldi
Finlandiya dilinde birçok Türkçe kelime var gramer olarakda bizim gibi takıları sonuna aliyor
Erdem Üstünel
Isveç Norveç Fillandiya ve Danimarka bölgelerine Türkler göç etmiş. Bölge halkını özellikle savaşçı özellikleri ile etkilemişlerdir.
Buraların eski tanrılar olarak adlandırdığı Odin ve Thor Türk savaşçılardır. Bölge halkı onları ilah yapmış büyütmüşlerdir gözlerinde ve savaşçı karakter kazanmışlardır. Bu bölgenin eski yazısı Göktürk tamgaları ile benzerdir.
Hatta Orhun abidelerini ilk defa tercüme eden kişide İsveçli bir bilim adamıdır. Hatta şunu söyleyim senorya belki ama yüzüklerin efendisi serilerinde ve dizisindeki yazı tamgaları da göktürkçe ile benzerlik gösterir. Yani Türk tarihinin uçu başı sonu yoktur. Nerede başlar nerede biter belli değildir. İlk yazı örneği Orhun abidelerinde bu kadar gelişmiş bir yazı sisteminin olması da bizim yazı ile bu dönemde tanışmadığımızın göstergesidir. Sadece ilk eserimiz budur. Göktürkçenin köklü bir geçmişi vardır. Atatürk ölmeden bunların araştırılmasını çok istemiştir ama üzerine giden olmamıştır.
Behiye Kanaan 
Biz ilkokulda okuduk Finlandiya Macaristan, Bulgaristan, Hollanda da Kuraklık nedeniyle orta asyadan göç başlayınca gittikleri yerler. Göç yollarını gösteren harita bu gün gibi gözümün önünde
Tarık Erol
Finlandiya, Avrupanın merkezine yerleşmiş bir orta Asya devletidir. Bunun nereden çıktığını sorarsanız, Fince, Ural Altay dil aile gurubuna bağlı bir dil olup Ural koluna bağlıdır. Bu ortak yapının olması için aynı coğrafyada yaşayarak diğer devletler ile etkileşim içinde kalması gerekir. Aynı Japonya ve Kore dilleri ile aynı gramer yapısına sahipti olduğumuz gibi. Asırlar boyunca bu iki halk ile aynı bölgede yaşadığımız için Japonca veya Korece öğrenmemiz son derece kolaydır.

Bir diğer örneği vereyim. Avrupa dilleri hint Avrupa dil aile gurubu ile slav dil aile gurubu olarak iki çatıda toplanır. Hint Avrupa dil aile gurubunda olanlar ise Germen ve Latin dilleri olarak ikiye ayrılır.

Bakın, en belirgin örnek burada ortaya çıkıyor.
Latin guruplar, İtalyanca, Fransızca, Portekizce ve İspanyolca olarak güney Avrupayı, Germen guruplar olarak da Norveççe, İngilizce, İskoçça, Almanca olarak Kuzey Avrupa'yı oluşturuyor. Yani köken olarak birbirine yakın diller yanı bölgede yaşıyor. 
Doğal olarak, Finlandiya ile bir şekilde aynı cografyada yaşadığımız ve akrabalık ilişkilerimiz olduğu kaçınılmaz bir hakikattir.

Türk Turan anlayışı ortaya kondu. Oysa ki Türk Turan anlayışından önce Turan anlayışı vardı ve bu gurubun içine Japonya, Kore, Finlandiya ve Türk devletleri girmektedir. Aynı dil aile gurubuna mensup, aynı kültüre sahip toplumlar.

Buna dahil olmayan tek unsur dindir. Zira her toplumun kendine özgü dini olabilir ama o toplumun kültür yapısını ve dilini etkilemez. 

20260518

🎞️ “Divanu Lügati’t Türk’te anlıyoruz ki Türkler, küfre gülüyorlar. Dede Korkut Hikayeleri’nde Tanrı küfrediyor.''

Karikatürist Emrah Ablak:

“Divanu Lügati’t Türk’te anlıyoruz ki Türkler, küfre gülüyorlar. Dede Korkut Hikayeleri’nde Tanrı küfrediyor.

Küfür, 2 millette çok güçlü. Bunların ikisi de Turan coğrafyasından; Finlandiya ve Türkiye.

Türkiye’de küfrün bir edebiyatı var.”

Çok haklı.



20260323

📰 🇫🇮Finlandiya 🇹🇷Türklerinin çıkardığı Bildiriş Dergisi'nin ilk sayısı ve sunuşu. -Baş süz- 1948


Ali Ayçil @AycilAli

Çok sıra dışı bir vesika: 1948 yılında Finlandiya Türklerinin çıkardığı Bildiriş Dergisi'nin ilk sayısı ve sunuşu. -Baş süz-




20200122

✍️ Atatürk'ün etkilenip okul müfredatına koyduğu 🇫🇮 Finlandiya'nın başarı hikayesi


Atatürk'ün etkilenip okul müfredatına koyduğu Finlandiya'nın başarı hikayesi
Kerem Congar /EURONEWS

İsveç, Norveç, Finlandiya, İzlanda ve Danimarka gibi İskandinav ülkeleri dünyada refah seviyesinin en yüksek olduğu devletlerin başında geliyor.

Bu ülkelerden Finlandiya, geçtiğimiz yüzyılda yokluk, açlık ve fakirliğin pençesinde kıvranırken, milli bir seferberlikle 50-60 yıl gibi kısa bir süre zarfında bölgesinin ve dünyanın siyasi ve ekonomik açıdan ileri gelen devletlerinden biri haline geldi.

Finlandiya'nın bu gelişim sürecini anlatan ve Rus yazar Grigoriy Petrov'un yazdığı "Beyaz Zambaklar Ülkesinde" adlı kitap Mustafa Kemal Atatürk'ün de dikkatini çeker. Kitabı okuyan ve beğenen Atatürk, kitabın okul müfredatına konulmasını istemişti.

Rus vaiz Petrov'un eseri dünya çapında büyük ses getirdi

Rus din adamı ve vaiz Grigoriy Spiridonoviç Petrov, Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabı piyasaya ilk çıktıktan 2 sene sonra 1925 Haziran'ında Paris yakınlarında bir klinikte sessiz sedasız bir şekilde hayatını kaybetti. Ancak Rusya'da oldukça tanınan rejimin zulmüne uğramış, kitap ve makaleleri kapışılan ve her vaazı binlerce kişi tarafından takip edilen Petrov'un bu kitabı kısa sürede birçok dile çevrilmiş özellikle eski Yugoslavya, Bulgaristan ve Türkiye'de yazarın en çok beğenilen eseri olmuştu.

Petrov sürgün döneminde büyük bir başarıya imza atarak Rusça ve Sırpça dilinde 1500'den fazla konferans vermişti.

Peki Finlerin dahi kendi vatanlarına "bataklıklar ülkesi" anlamına gelen Suomi dediği Finlandiya nasıl oldu da yoksulluk ve cahilliğin pençesinde kıvranırken, dünyanın takdir ettiği modern ve zengin bir ülke haline geldi?


Snelman'ın eğitim seferberliği ve Finlandiya'nın değişimi

Uzun yıllar Finlandiya'da kalan ve bu ülkedeki gelişimi gözlemleyerek kendi ülkesi Rusya'daki insanların ve diğer Slav milletlerinin tıpkı Finler gibi çalışkan ve eğitimli bir halk olmasını isteyen Petrov, Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabıyla Johan Wilhelm Snelman adlı bir Fin aydınının birkaç idealist öğretmen, din adamı, avukat ve memurla koca bir ülkeyi nasıl eğitim seferberliğine soktuğunu anlatıyor.

1806 yılında İsveç'in Stokholm kentinde dünyaya gelen Snelman bir eğitimciydi. 1838 yılına kadar Helsinki Üniversitesi'nde çeşitli dersler verdi. Finlandiya yaklaşık 650 sene boyunca İsveç Krallığı altında yaşayan bir ülke iken, 1809'da İsveç'ten ayrılarak bağımsız ancak Rus Çarlığı'na bağlı Özerk Çar Dukalığı olarak varlığını sürdürdü. Finlandiya 1917 yılında Bolşevik İhtilali'nden sonra bağımsızlığını ilan etti ve yeni kurulan Sovyet Rusya Hükümeti 31 Aralık 1917'de Finlerin bağımsızlığını tanıdı. Fransız sistemine benzeyen Finlandiya Anayasası, 17 Temmuz 1919 tarihinde kabul edildi.

Snelman belli bir süre İsveç ve Almanya'da yaşadıktan sonra 1943 yılında Helsinki'ye geri döndü ve İsveççe çıkardığı Saima gazetesinde, eğitimin İsveççe'den Fince'ye çevrilmesini ve Fin kültürünün her alanda desteklenmesini savundu. O dönemde politik nedenlerle üniversiteye alınmayan Snelman bir grup vatansever aydınla birlikte köy köy kasaba kasaba tüm Finlandiya'yı gezerek bir eğitim seferberliği başlattı.


Mimar Onni Tarjanne tarafından 1902'de Helsinki'de tamamlanan Finlandiya Ulusal Tiyatro binası, ülkedeki eğitim seferberliğinin başlatıldığı dönemde yapıldı. Bu yapı, Finlandiya'nın kendi anadilindeki ilk tiyatro eserlerinin sahnelenmesine ev sahipliği yaptı.

"Fakir de olsanız sağlıklı bir hayat kurabilirsiniz"

Snelman ve arkadaşları halka nasıl çalışması gerektiğini, fakir de olsalar sağlıklı bir hayatı nasıl şekillendirebileceklerini, mutlu bir aile kurmanın yollarını, halkı düzene, dakikliğe ve disipline nasıl alışabileceklerini anlattı. Snelman'ın üzerinde durduğu en önemli konular arasında vicdan ve sorumluluk duygularının geliştirilmesi, diğer halklara saygı duyulması, cehaletin ve fakirliğin eğitim ve çalışmayla yok edilmesi düşüncesi vardı.

Ne var ki Snelman ve aydın arkadaşları, ülkede eğitimli olan aydınların ya da doktor, mühendis. mimar, din görevlisi ve öğretmen gibi memurların da eğitilmeye ihtiyacı olduğunu savunuyordu. Ona göre ülkedeki birçok öğretmen, öğretmenlik mesleğine uygun değildi ve din görevlileri köşelerine çekilerek halkı yeterince eğitmiyordu.

Bu sebeple Snelman "Halkı manevi susuzluktan kurtarmak için her yerde yetenekli insanların, hayatı canlandıracak su kaynaklarının bulunmasına ihtiyaç var" diyerek bu özelliğe sahip olduğunu düşündüğü kişilere ve eğitimcilere mektuplar gönderiyor ve bu mektuplar zamanla elden ele dolaşarak birçok kişi tarafından okunuyordu.


Finlandiya'da 1840'lı yıllarda eğitim seferberliğini başlatan İsveç asıllı aydın, siyasetçi, filozof Johan Wilhelm Snelman
Wikipedia

Snelman'ın en büyük yardımcıları: Fin aydınlar Lönnrot ve Runeberg
Snelman'a bu uyanış konusunda yardım eden iki önemli isim bulunuyordu. Bunlardan ilki doktor olan ancak hayatını Fin dili ve kültürüne adayan ve bu yönde eserler veren Elias Lönnrot'tu. Lönnrot hayatı boyunca birçok şiir, destan, sözlük ve diğer edebi eserlerlere imza attı. Fin kültürünün gelişmesi ve milli birlik oluşması için en önemli unsurun dil olduğunu biliyordu ve çalışmalarını bu yönde yoğunlaştırdı.

Lönnrot ünlü Kalevala destanının yazmalarını topladı ve Kanteletar isimli Fin lirik şiir derlemesini kaleme aldı. Yaşça Snelman'dan büyük olan Lönnrot'un çalışmaları Fin dili, kültürü ve edebiyatının gelişmesi yolunda dev bir adım atmasını sağlarken, Fin halkı kendi dil ve kültürlerinin hem kendi ülkelerinde hem de dünyada tam anlamıyla yaşama ve gelişme hakkına sahip olduğunun farkına vardı.

Milli uyanışa Snelman ve Lönnrot ile birlikte katkı sağlayan bir diğer önemli isim Şair Johan Ludvig Runeberg'di. Runeberg, Snelman ve Lönnrot gibi Fin değildi ve Fin dilini de bilmiyordu. Fakat bu durum kendisinin Fin milli uyanış hareketinin en aktif temsilcilerinden birisi olmasını engellememişti. Snelman'ın çağdaşı olan Finli hayat mimarlarının büyük kısmı Finlandiya'yı kendi ana vatanları olarak kabul eden İsveçlilerdi.

Finlandiya'daki değişimin kıvılcım hamlesi: 

"Cumartesi Derneği" toplantıları
Snelman, Lönnrot ve Runeberg önderliğindeki birçok aydın kişi, Finlandiya'nın ulusal kalkınmasını amaçlayan düşüncelerini hayata geçirmek amacıyla 1930'lu yıllarda birçok yetenekli genç bilim adamının üyesi olduğu "Cumartesi Derneği" adlı bir oluşum başlattı. Bu dernekte toplanarak tartışmalara katılanlar arasında filozof Snelman, dilbilimci Kastren, botanikçi Tengstrem, doktor Sheman ve daha sonraki dönemlerde Fin bilim dünyasının gururu olan birçok diğer genç bulunmaktaydı. Burada siyaset, kültür ve edebiyat üzerine tartışmalar yapılırken, somut fikirler de ortaya atılmakta ve bunların bazıları hayata geçirilmekteydi.

Bu doğrultuda Helsinki Lisesi kurulurken bu eğitim kurumunda yeni eğitim ve öğretim yöntemleri uygulanmaya başlandı. Burada yapılan çalışmalar, ilerleyen dönemlerde gerçekleştirilen okul reformunun temelini oluşturdu. Finlandiya'da başlayan bu eğitim seferberliği üzerinden 20-25 sene sonra 1870'li yıllara gelindiğinde ziraat, sanayi ve özellikle de orman ürünleri tedariki gibi faaliyet alanlarında yaşanan görülmemiş büyüme ülkenin ekonomik kalkınmasının da temelini oluşturdu.

Kitap okuma süreleri: Türkiye'de ortalama günde kaç dakika kitap okunuyor?
Finlandiya'da robot öğretmen derslere giriyor

Kitap 1928'de Türkçe'ye çevrildi, Atatürk müfredata konulmasını istedi

Petrov'un Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabı Türkçe'ye ilk olarak 1928 yılında Bulgarcadan çevrildi. O yıllarda köklü bir değişimden geçen Türkiye'de Mustafa Kemal Atatürk'ün bu kitabı nereden eline geçirip okuduğu tam olarak bilinmiyor. Ancak Petrov'un kitabından etkilenen Atatürk, tüm okul müfredatlarına dahil edilmesini emretmişti. Belli ki Atatürk, Finlandiya'nın yükseliş öyküsünü yeni Türkiye'de yaşanan çağdaşlaşma dönemine benzetmiş ve bu kitabın gençlere ilham sağlamasını istemişti.

Türkiye'deki askeri darbe, Cemal Gürsel ve Türk subayların en çok etkilendiği kitap
Atatürk'ün isteği sonrası, Türk subayları ülkelerinde hayatın yenilenmesi çalışmalarında rehber olarak kabul edilen "Beyaz Zambaklar Ülkesinde" kitabını uzun yıllar boyunca zorunlu kaynak eser olarak okudu. Kitap, Türkiye'de kısa sürede en az 16 baskı yaparak uzun seneler en çok okunan eserler arasında yer aldı.

1960 yılında General Cemal Gürsel önderliğinde yapılan askeri darbeden birkaç ay sonra, darbe sürecinde yer alan subayların dünya görüşünü ve eğitim seviyelerini değerlendirmek üzere bir anket yapıldı. Ankette yer alan sorulardan birisi, "sizi en çok etkileyen kitap hangisidir" şeklinde olup, ankete katılan subayların büyük bir kısmı bu soruya Beyaz Zambaklar Ülkesinde cevabını vermişti. Bu anekdot kitabın 1978 yılında yapılan Fince baskısının ön sözünde dikkat çekici bir ayrıntı olarak yer almıştı.

Petrov'un mesajı: Her vatandaş "yaşam mimarı" olmalı

Petrov'un kitabı Türkiye gibi birçok ülkede uygar ve çağdaş ulusal devletin kurularak, geliştirilmesi için uyulması gereken kesin bir reçete olarak değerlendirildi.

Petkov bir ülkede yaşayan tüm vatandaşlara seslenerek şöyle diyordu:
"İnsanlar ülkelerinin geleceğine dair taşıdıkları kişisel sorumluluğun bilincine varmazlarsa, ülkelerin kalkınması ve refaha kavuşması da mümkün olmayacaktır. Her insan gerçek vatandaş, "yaşam mimarı"olmalı."
"Milli servetin, halk vicdanı ve millet aklının kurucusu olabilmek için çaba gösterin. Hayatta istediğiniz mesleği seçebilirsiniz; örneğin profesör, doktor, işçi, bilim insanı, tüccar, subay, din adamı, memur, köylü veya bakan olabilirsiniz, bu sizin yeteneklerinizle ve şartların uygun olup olmamasıyla ilgili bir durumdur. Fakat şunu unutmayın: Vücudunuz, aklınız ve ruhunuz sahip olduğu bütün gücü vatanınıza ve halkınıza adamalısınız." 
Vilhelm Johan Snelman 1 Temmuz 1881 tarihinde hayata gözlerini yumdu, ancak başlattığı eğitim, kalkınma ve aydınlanma seferberliğinin Finlandiya'da günümüze kadar devam ettiği söylenebilir.

Alıntı/Kaynak: https://tr.euronews.com/2019/12/11/ataturk-un-etkilenip-okul-mufredat-na-koydugu-finlandiya-n-n-basar-hikayesi

20190122

📕 'Beyaz Zambaklar Ülkesinde'-Bir Milletin Uyanışı' -Atatürk'ün askeri okul müfredatına konulmasını emrettiği kitap

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün askeri okul müfredatına konulmasını emrettiği
📕'Beyaz Zambaklar Ülkesinde'-Bir Milletin Uyanışı'
Gregori Petrov

Beyaz Zambaklar Ülkesinde Arka Kapak Yazısı

''Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Mustafa Kemal Atatürk zamanında Türkçeye ilk kez çevrildi. Atatürk, kitabı okuduğunda bu destansı başarıya tek kelimeyle hayran olmuştu. Derhal kitabın ülkedeki okulların, özellikle askeri okulların müfredatına dahil edilmesini emretti. Türk askerleri ülkelerindeki “yaşamı yenilemek” için mutlaka bu kitabı okumalıydılar. O vakitler, kitap o kadar çok ilgi gördü ki, Kuran-ı Kerim’den sonra en çok okunan kitap haline geldi. Bu kitap tüm yoksulluğa, imkansızlıklara ve elverişsiz doğa koşullarına rağmen, bir avuç aydının önderliğinde; askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan işadamlarına kadar, her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek, Finlandiya’yı, ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir mücadele verdiklerini, tüm insanlığa örnek olacak biçimde gözler önüne sermektedir.''


Kitabın Önsözünden Alıntılar:

  

   
   
   
   
   
   
 

Alıntı











20170605

Finlandiya'da Yaşayan Kazan Türkleri / Naile Binark


Finlandiya'da Yaşayan Kazan Türkleri / Naile Binark
Avrupa'nın kuzeydoğusunda, ülkemizde "Beyaz Zambaklar Ülkesi" diye bilinen, yaklaşık beş milyon nüfuslu ve 337.000 km2'lik bir yüzölçümüne sahip küçük bir ülke olan Finlandiya'da, yaklaşık 800 civarında Türk soyundan Kazanlı Tatar yaşamaktadır.

Kazanlı Tatar Türkleri, İsveç ve Rusya'nın egemenliği altında uzun bir süre muhtariyetle idare edilmiş olan Finlandiya'ya Çarlık Rusyası döneminde, 1800'lerin yarısında ve 1900'lerin başında, bugünkü Tataristan'ın Kazan şehrinin batı kısmına düşen Nijninovgorod (Grokiy) vilâyetinin Sergeç ilçesinin Yanapar (Aktok) köyünden, ticaret amacıyla gelmişler ve zaman içerisinde bu topraklara yerleşmişlerdir.

Başlangıçta seyyar pazar satıcılığı yapan Kazan Türkleri, daha sonra yerleşik ticarete yönelmişlerdir. Daha çok kürkçülük, dokumacılık ve giyim alanlarını tercih etmişlerdir.

Kazan Türkleri (Kuzey Türkleri-Tatarlar) Mişer boyuna mensupturlar. Konuşmaları Mişer şivesi, Çağatay-Kıpçakçadan çok, Oğuz-Türkmen lehçesini andırmaktadır.

Finlandiya'da yaşamakta olan Kazanlıların yarısına yakın bir kısmı, bugün Finlandiya'nın başşehri olan Helsinki'de hayatını sürdürmektedirler. Diğerleri ise, Tampere, Jarvenpaa, Turko-Abo ve Kotka'da ikamet etmektedirler.

Rusya'dan Finlandiya'ya önce ticaret maksadıyla gelen Kazanlıların, daha sonraki yıllarda, XX. yüzyılın başlarından itibaren ailelerini ve yakınlarını da alarak, geçici olarak değil, kesin olarak yerleştikleri görünmektedir.

1830'lu yıllarından itibaren Finlandiya'da bir Türk-İslâm cemaatının var olduğu bilinmektedir. O tarihlerde İslâm cemaati, Kuzey Türklerinin dinî işlerini idâre eden Ufa şehrindeki "Müslümanların Merkez-i Dinîye Nezâreti"ne bağlı olarak ve Muhtar Finlandiya Dinîye Hükûmeti'nce resmen tanınmamış bir topluluk olarak, gayri resmî olarak hayat ve faaliyetini sürdürmüştür.

Birinci Dünya Harbi'ni müteakip 1917 yılında Finlandiya'nın Rusya'dan ayrılarak istiklâlini kazanması ve yeni bir Anayasa'nın kabulü üzerine, Finlandiya'da yaşayan Türk-İslâm toplumu yeniden teşkilâtlanmak durumunda kalmış ve Ufa'daki "Müslümanların Merkez-i Dinîye Nezâreti"nden ayrılmışlardır.

Bu çerçevede ilk teşkilât, "Finlandiya Cemaatı İslâmiyesi 1925"tir.

Kendi millî, dinî örf ve âdetlerini, yaşayışlarını, inançlarını korumak, dinî hizmetleri düzenlemek, sosyal faaliyet ve hizmetleri yürütmek üzere teşkilâtlanmaya başlamışlardır.

Bir kültür derneği olan, "Finlandiya Türkleri Birliği" ise 1935'te; spor kulübü olan "Yoldız Spor Kulübü" de 1945'te kurulmuştur. O tarihlerde Finlandiya'da misafir olarak bulunan hukukçu, tarihçi ve siyâsetçi Ord. Prof. Dr. Sadri Maksudî Arsal,1 bu teşkilâtlanmanın ilk nizamnâmesini hazırlamıştır. Nizamnâme üzerinde yapılan son değişiklikleri takiben 1925 yılında "Finlandiya Cemaâtı İslâmiyesi" kurulmuştur. Bu cemiyet, Fin hükûmetince resmen tanınmış, kanun önünde tasdik ve tesvil de edilmiştir.

Nizamnâmeye göre, bu teşkilât Finlandiya'da yaşayan Kazanlıların değil, bütün Müslümanların dinî talep ve hizmetlerini karşılayacak, Kazan Türklerinin çocuklarının millî ve dinî örf ve âdetlerle, tarih şuûruna bağlı olarak yetiştirilmelerini sağlamak üzere her türlü tedbiri alacaktır.

Dinî ve medenî nikâhların akdi, ölüm ve doğum hizmetlerini yürütmek, bunlarla ilgili gerekli istatistikleri tutmak da teşkilâtın resmî vazifesi arasındaydı. Kurulduğu yıllarda dinî bir hüviyet taşıyan cemiyet, daha sonraki yıllarda, Finlandiya'da yaşayan Kazanlı Türklerin kültür işleri ve sosyal hizmetleri ile de meşgul olmaya başlamıştır.

Bu ilk teşkilâtlanmayı, ihtiyaçların çoğalması üzerine kurulan yeni dernekler takip etmiş, kurulan ilk cemiyet bunlara her bakımdan destek olmuştur.

Finlandiya'da yaşayan Kazan Türkleri, 1928 yılında kendi aralarında topladıkları paralarla Helsinki'de İslâm Cemaatı adına bir kat satın almışlar, bunun büyük bir salonunu mescit haline getirmişler, diğer odaları cemiyetin değişik faaliyetlerine ve cemaatin istifâdesine açmışlardır. Dairenin ihtiyaçları karşılamaması üzerine, 1941 yılında bir taş bina, 1948'de de ahşap bir bina alınarak hizmetlere tahsis edilmiştir. Daha sonra bu ahşap bina yıkılarak, yerine bugün cemiyetin hizmet binası olarak kullandığı beş katlı bina yaptırılmıştır.

Binanın yaptırılmasında yalnızca Finlandiya'da yaşayan Kazanlıların maddî imkânlarının yeterli olmayacağı düşünülerek İslâm ülkelerinden yardım istenmiş, Fin bankalarından da kredi temin edilmiştir. Yeni binanın yaptırılmasına dönemin Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti de destek vermiştir. Finlandiya'da yaşayan Kazan Türkleri Türkiye Cumhuriyeti'nin bu yardım ve desteğini hiçbir zaman unutmamışlardır.

Bu binanın üç katı bugün kiraya verilmiş olup, temin edilen gelirle cemiyetin ve binanın giderleri karşılanmaktadır. Binanın 4. katı 2 sınıflı okul, idare ve sporcu odaları, kütüphane ve toplantı odası olarak düzenlenmiştir. Binanın beşinci katı mescit olarak kullanılmaktadır. Millî gecelerin, bayram meclislerinin, nikâh merasimlerinin ve düğünlerin yapıldığı bu katta aşağı yukarı 400 kişi ağırlanmaktadır.

Cemiyet, 1948 yılında itibaren "Mahalle Haberleri" adı altında bir dergi de çıkarmaktadır. Derginin kurucusu, cemiyetin uzun süre reisliğini yapmış olan Zuhur Tahir'dir. Zuhur Tahir döneminde 27, Zuhur Tahir'den sonra cemiyet reisi olan Osman Ali zamanında da 3 sayı çıkarılmıştır. Dergide idare heyeti faaliyetleri, Finlandiya'da yaşayan Kazanlar hakkında haber ve faaliyetlere yer verilmektedir.

Günümüzde, Finlandiya'da yaşayan Kazan Türkleri, halkın seçtiği biri başkan olmak üzere, altı aslî ve üç yedek üyeden müteşekkil "Mütevelli Heyeti" tarafından idare edilmektedir.

Finlandiya'da ilköğretim, ülkemizde olduğu gibi mecburidir. Finlandiya'da yaşayan Kazanlı Türkler, 1948 yılında Helsinki'de "Türk Halk Mektebi" adıyla okullarını açmışlardır. Bu okul, resmî Fin ve İsveç okullarının bütün haklarına sahiptir. Bu okulu bitiren çocuklar, Fin ve İsveç okullarında öğretimlerine devam etmektedirler.

"Türk Halk Mektebi"nde eğitim, Kazan şivesiyle ve Türkiye Türkçesiyle yapılmaktadır. Ayrıca, mektepte cemiyetin imamı tarafından çocuklara din dersleri de verilmektedir.

1970 yılından itibaren çocuk sayısının giderek azalması üzerine, eğitim, kurslar şeklinde sürdürülmektedir. Kurslar, Helsinki'de Cemiyet binasında ve Helsinki'ye yaklaşık 1 saatlik mesafede olan Jarvenpaa Cemaat binasında düzenlenmektedir.

Eğitim, günümüzde, "Türk Halk Mektebi Himaye Kurumu"na bağlı olarak, okul öncesi çocuklar için "Çocuk Bahçesi" veya bir başka deyişle "Ana Okulu" adı altında yapılmaktadır.

1925'li yıllarda Helsinki'de öğretmen olarak bulunan yazar ve tarihçi Abdullah Battal Taymas'ın başlattığı, yaz aylarında yapılan 4 haftalık anadil ve din kursları bir an'ane olarak bugün de sürdürülmektedir. Bu kurslar, göl kenarında kendilerine ait bir mülk olan mekânda yapılmaktadır. Kazanlı Türklerin 6 ile 15 yaşları arasındaki çocukları yanı sıra, başka ülkelerde yaşayan Kazanlı Türk çocukları da bu kursa katılmaktadır.

Finlandiya'da yaşayan Kazanlı Türklerin çocuklarına Abdullah Battal Taymas, Gibadulla Murtasin, Aisa Besher, Zakir Kadri-saniye İffet Ugan, Semiulla Sadri, Abdulber Muhammed, Halife Husnetdin, Ravza Serdengeçti, Feride Bicuri, Naile Binark ve Hamide-Önder Çaydan, Kazan lehçesi ve Türkiye Türkçesi öğretmiş, Türk tarihi ve genel kültür dersleri vermişlerdir.

Sözünü ettiğimiz bu kursların, Türkiye'de yapılması konusu da bir dönem cemiyet tarafından ele alınmış, böylelikle Finlandiya'da yaşayan Kazanlı Türklerle Türkiye arasında bir kültür köprüsünün kurulması ve iki Türk toplumunun daha da yakınlaşması ve birbirlerini tanıması hedef alınmıştır. Aslen Kazanlı olan zengin iş adamlarından, bugün hayatta olmayan Ahmet Veli Menger bu teşebbüsün fikir babası olmuş, faaliyete maddi destek sözünü de vermiştir. Ancak bu gerçekleşmemiştir. Finlandiya'da dünden bugüne faaliyet gösteren dernekler şunlardır:

Finlandiya Türkler Birliği

Finlandiya'da yaşayan Kazan Türkleri tarafından, millî ruh ve heyecanı ve tarih şuûrunu genç nesillere aşılamak, mevcut kültürü yaşatmak ve de canlı tutmak maksadıyla 1935 yılında Helsinki'de "Finlandiya Türkleri Birliği" adı altında bir dernek teşkil edilmiştir. Kültür ve sosyal faaliyetler bu dernek tarafından yürütülmektedir. Gençlerin bir arada olmaları için her türlü imkân sağlanmıştır. Ayrıca, faaliyetlerini Helsinki dışında diğer şehirlerdeki hemşehrilerine de götürmektedirler. Kazanlıların millî şâiri Abdullah Tukay günü yapmak an'ane hâline gelmiş olup, her ay kültür faaliyetleri yapılır, bu gecelerde temsiller sahneye konur, millî şarkılar söylenir, şiirler okunur, konferanslar verilir ve millî oyunlar oynanır. Dernek 1942 yılında "Bıldırış" adı altında bir mecmua neşretmiştir.

Tampere Cemaatı İslâmiyesi

Helsinki'den başka, ülkenin ikinci büyük şehri olan Tampere'de 1943 yılında "Tampere Cemaatı İslâmiyesi"

kurulmuş olup, bugün de faaliyetlerine devam etmektedir. Ayrıca, Helsinki'ye yakın bir küçük şehir olan Jarvenpaa'da 1942 yılında "Jarvenpaa Cemiyeti" kurulmuş olup, iki katlı kendi binasında faaliyette bulunmaktadır. Finlandiya'da kurulmuş olan cemiyetlerin hepsi birbirleri ile sıkı münasebet ve yardımlaşma içinde olup, gâyeleri millî kültürü yaşatmak için sosyal faaliyetlerini devam ettirmektir.

Yolduz (Yıldız) Spor Kulübü

Finlandiya'da spor çok ileri düzeyde olup, Kazan Türkleri de buna paralel olarak 1945 yılında "Yolduz Spor Kulübü" adı altında bir spor kulübü kurmuşlardır. Bu spor kulübünün futbol, tenis, pinpon, buz hokeyi ve satranç dalları vardır. Finlandiya'da Şubat ayında bir haftalık kış sporları tatili olmaktadır. "Yolduz Spor Kulübü" bu tatilde gençleri Finlandiya'da bulunan Spor Enstitüsü'ne götürmek görevini de başarı ile yürütmektedir. Burada maçların yapılması sağlanmaktadır. Gençlerin her vesile ile bir arada bulunmaları temin edilmeye çalışılmaktadır. Gerek kurslarda gerekse toplu seyahatlerde konuşmaların "Ana dil"de olmasına dikkat ve özen gösterilmektedir. İlk zamanlarda eğitim Arap harfleri ile yapılmış, kitaplar da Arap harfleri ile Kazan lehçesinde basılmıştır. Daha sonra Lâtin harflerine geçilmiş, neşriyat ve eğitim Lâtin harfleri ile yapılmaya başlanmıştır.

Helsinki'de, İslâm Cemaatı'nın bakımını üstlendiği bir "İslâm Mezarlığı" da bulunmaktadır. Bu mezarlık 1870 yılında hükümet tarafından Müslümanlara verilmiştir. Buraya ilk gömülenin bir Müslüman-Türk subayı olması sebebiyle, Finliler buraya Müslümanlara ayırmak inceliğini göstermişlerdir. Ayrıca çeşitli tarihlerde mezarlık arazisi genişletilmiştir. Söz konusu mezarlık çok bakımlı olup, içinde İkinci Dünya Harbi'nde Ruslara karşı çarpışarak şehit düşmüş 10 Kazanlı Türk için bir "Şehitler Anıtı" (Pro Finlandiya-Kahraman Ölüler Anıtı) dikilmiştir. Her yıl "Şehitleri Anma Günü'nde", "Millî Gâziler Günü"nde ve "Bağımsızlık Günü"nde İslâm mezarlığında Fin askerlerinin iştirakiyle resmî tören yapılmaktadır.

İkinci Dünya Harbi'nde Ruslara karşı istiklâl mücâdelesi veren Finlilerin yanında, sayısı o tarihlerde 900 kişi civarında olan Türk-İslâm cemaatı 156 kişilik askerle bu mücâdeleye katılmıştır. Bir ikinci mezarlık da Turko-Abo şehrindedir.

Günümüzde cemaatın adı "Finlandiya İslâm Cemaatı" olarak değiştirilmiştir. Dernek bu ad altında her gün faaliyetlerini genişleterek sürdürmektedir. Cemaatın bugünkü başkanı, Helsinki Üniversitesi "Türk Dilleri Topluluğu"nda öğretim üyesi olarak görev yapan Okan Daher'dir. Kendisi bu görevini çok başarılı bir şekilde yürütmektedir. Dernek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile de işbirliği içindedir.

Cemaatın Türkiye ile münasebetleri 1920'li yıllara kadar inmektedir. Bu tarihlerde birkaç ailenin Türkiye'ye göç etmesiyle münasebet başlamıştır. Finlandiya ile Türkiye arasında diplomatik ilişki, Helsinki'de 1950'lerin başında Türkiye Büyükelçiliği'nin açılmasıyla her alanda hızla genişlemiş ve kuvvet kazanmıştır. Günümüzde, Helsinki Büyükelçiliği'nde düzenlenen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenlerine Cemaat ileri gelenleri topluca iştirak ederler. Kültür ve ticaret alanındaki etkinlikler artarak sürmektedir.

Cemaat üyeleri, Türkiye'yi özel ve resmî olmak üzere zaman zaman ziyaret etmekte, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti de bu işbirliğine karşılık vermektedir.

Cemaatın başkanı Okan Daher, son olarak 2001 yılının Ocak ayı içerisinde Başkent Üniversitesi'nin dâvetlisi olarak Türkiye'yi ziyaret etmiş ve burada Finlandiya'nın Ankara Büyükelçisi ve Türkiye'nin Helsinki Büyükelçisinin de katıldıkları bir toplantıda, Finlandiya'da yaşayan Türkler hakkında ilgi ile izlenen bir konuşma yapmıştır.

Finlandiya, Avrupa Birliği'nin bir üyesi olup, 1998 yılının başında yürürlüğe giren millî azınlıkların korunmasına ilişkin Avrupa Çerçeve Antlaşması ile bölge ve azınlık dillerinin korunmasına ilişkin Avrupa Ana Sözleşmesi'ni onaylamış bir ülkedir. Finlandiya'nın çalışmaları sonucunda Avrupa Birliği temel haklar belgesinin 3. bölümünün 22. maddesinde "Birlik, kültür, din ve dil açısından çok çeşitliliğe saygı duyar" ibâresine yer verilmiştir. Finlandiya'da yaşayan Kazan Türkleri daha önce elde ettikleri haklarını bu suretle daha da güçlendirmişler, uluslararası koruma altına girmişlerdir.

Ayrıca 1971 yılında Finlilerin önderliğinde "Fin-Türk Dostluk Derneği" de kurulmuş olup, bu dernek Finlandiya'daki diğer derneklerle sıkı işbirliği içindedir.

Finlandiya'da yerleşmiş olan Kazan Türkleri ağırlıklı olarak ticaretle uğraşmaktadır. Genç nesil arasında doktor, mühendis, avukat, dişçi, öğretmen ve üniversite öğretim üyeleri mevcuttur. Son yıllarda Türkiye'den ve Avrupa'nın çeşitli yerlerinden çalışmak veya tahsil maksadıyla gelen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Finlandiya'nın çeşitli şehirlerinde yaşadıkları bilinmektedir. Bunların sayılarının 3 bin kadar olduğu tahmin edilmektedir.

Avrupa'nın kuzeydoğusunda küçük bir koloni halinde yaşayan Kazan Türkleri, Türkiye'ye dostluk ve kardeşlik bağları ile bağlıdırlar. Türk kültürünü özveriyle yaşatmaya çalışmaktadırlar.

Bugün Finlandiya'da yaşamakta olan Kazanlı Türkler, Fin halkından ve Hükûmeti'nden çok saygın bir muamele görmektedirler. Finlandiya'daki Kazanlılar, Rusya ve İslâm dünyası ile ticarî ve kültürel ilişkilerin gelişmesinde, köprübaşı görevi yapmaktadırlar.

Kazanlı Türkler aynı şekilde Finlandiya ve Türkiye, Finlandiya ile Rusya Federasyonu, Tataristan Cumhuriyeti ve Türk Cumhuriyetleri arasında da aynı misyonu üstlenmişlerdir.

Çeşitli sebeplerle Türkiye Cumhuriyeti dışında yaşayan Türk topluluklarını yakından tanımamız ve işbirliği içinde olmamız, küreselleşen dünyamızda şüphesiz son derece önemlidir. Türk dünyasının istikbâli için her alanda birlik içinde olunması şarttır.

1 Ord. Prof. Dr. Sadri Maksudî Arsal (1880-1957), Paris'te hukuk tahsilini tamamladıktan sonra Rusya'ya dönmüş, Duma'da Rus Parlamentosu'nda 1906'da görev almış, 1908 yılında Rusya Müslümanları ve Türklerinin hak ve hukuklarının korunması konusunda büyük mücâdele vermiştir. Bu mücâdelesinde Çarlık Rusyası'nın otonomisi altında yaşayan Finlandiya'nın ve Finlilerin de haklarını savunarak, Finlilerin taktirini kazanmıştır. Arsal, Rusların Akdeniz'e açılma siyasetine de karşı çıkan uzak görüşlü bir siyasetçiydi.


Şükriye Nihal: Finlandiya. İstanbul 1955 Gazetecilik ve Matbaacılık T.A.Ş., s. 109.

Abdullah Battal-Taymas: Kazan Türkleri. 2. bs. Ankara 1966, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları: 13, s. 239.

Mişerler. Kazan Dergisi 10. Sayı, Aralık 1975, s. 22-24.

Petrov Grigoriy: Akzambaklar Ülkesi Finlandiya'da, Çev.: H. A. Aytuna. İstanbul 1976 İnkılap ve Aka Kitabevi s. 383 (Kitap defalarca çeşitli kişilerce çevrilmiş ve bâzı çevirilerde "Beyaz Zambaklar Ülkesinde" olarak adlandırılmıştır).

Koşay, Hamid Zübeyr: Sadrî Maksudî Arsal'ın Hizmetleri ve Millet Anlayışı. Kazan Dergisi, 19. Sayı, 1977, s. 15-27.

Arsal, Sadrî Maksudî: Bir Rus Parti Kongresinde Boğazları Müdafaa. Kazan Dergisi 19. Sayı, 1977, s. 23.

Finlandiya Türkleri. Helsinki 1956, s. 30.

Binark, Naile: Finlandiya'da Yaşayan Kazan Türkleri. Millî Kültür, Temmuz 1977, s. 12-17.

Daher, Okan: Finlandiya'daki Tatar Türkleri, Cemaatimizin Türkiye ve Tataristan'la İlişkileri. Başkent Üniversitesi, "Konferans". (16.01.2001).

Halen, Harry: A Bibliographical Survey of the Publishing Activities of the Turkish Minority in Finland. Helsinki 1979, Finnish Oriental Society. s. 26

Finlandiya'da Türk-Tatar Toplumu / Evren Küçük
















Makalenin tamamı:
http://www.academia.edu/2700126/FİNLANDİYA_DA_TÜRK_TATAR_TOPLUMU--TURKISH_TATAR_COMMUNITY_IN_FINLAND



En Çok Okunanlardan...