Blog Listem

Prof.Dr. Semih Güneri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Prof.Dr. Semih Güneri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20250628

📖 Göbeklipe'nin Türk Tarihiyle bağlantısı ciddiyetle incelenmeli

Hiç şüphesiz Göbeklitepe, dünya tarihinin en gizemli yapılarından biri... Türk kültürüyle bağlantısı ciddiyetle incelenmesi gereken bir konu, ancak bu bağlantıların ortaya çıkması engelleniyor...

Resmî açıklamalar eksik ve şeffaflık sorunu var.

Klaus Schmidt'in ölümü ve kazı süreçlerindeki duraksamalar, doğal olarak soru işaretlerini artırıyor.

Henüz çanak-çömlek dahi icat edilmemişken böylesine devasa bir yapının inşa edilmesi, ilkel olarak tanımlanan toplumların zihinsel kapasitesine dair anlayışı kökten sarsıyor. Yapıların mimari planları, hayvan figürleri, T-biçimli dikilitaşlar ve semboller, Anadolu ve Mezopotamya kültürlerinden çok, Orta Asya bozkır kültürlerine daha yakın özellikler taşıyor...

Balbal benzeri dikilitaşlar, özellikle Altay, Tuva ve Moğolistan'da Türk kültüründe görülüyor. Türk kültürüyle benzerlik taşıyan motifler çok dikkat çekici. Tuva ve Moğolistan'daki taşlarda hayvan figürlerinin üst üste dizilimi, Göbeklitepe'deki "3 Hayvanlı Sütun" ile neredeyse aynı! Hayvan figürlerinin yerleşim düzeni, Türk mitolojisinde görülen "gökyüzü-yeryüzü-alt dünya" hiyerarşisine benzer biçimde üst üste işlenmiş.

T sembolü bazılarına göre Tengri sembolünü çağrıştırıyor; bazı dikilitaşlarda OZ tamgasına benzer şekiller var. Tüm bu veriler ışığında, Göbeklitepe'yi yapanların Proto-Türkler olabileceği ve bu kültürle ortak bir kökene sahip bir toplum olabileceği tezi oldukça ağır basıyor.

Dr. Semih Güneri'nin tespiti çok çarpıcı: Bu tür taş işçiliği için metal keski aletleri gerekiyordu, bu da o dönemde yalnızca Güney Sibirya (özellikle Lena Vadisi) çevresinde vardı. Bu bulgu Asya'dan gelen bir elit zanaatkâr zümrenin bölgeye ulaşmış olabileceğini düşündürüyor.

Göbeklitepe'yi yapanların, bugünkü "Türk" kavimlerinin atası olan Avrasya bozkır kültürleriyle bağlantılı olduğu aşikar. En azından bu kültürle simgesel ve teknolojik bir etkileşim açık şekilde vardır.

Göbeklitepe'deki sembollerin evrensel inanç sistemleriyle ilişkisi, Proto-Türk izleri veya Anunnaki teorileriyle örtüşmesi devletler ve akademik kurumlar tarafından sansürlenmek istenmektedir. 

Alman arkeolog Klaus Schmidt'in 2014'te şüpheli ölümü bu süreçte bir kırılma noktası olabilir. Eşinin ifadeleri ciddi şüphe uyandırdı. Bu da bazı bilgilerin ortaya çıkmasını engellemek için operasyonel bir müdahale ihtimalini gündeme getiriyor. 

Göbeklitepe'de yılan figürleri yaygın... Mitolojik olarak, yılan, birçok eski kültürde bilgi, dönüşüm, yeraltı ve doğaüstü varlıklarla ilişkilidir. Sümer mitolojisinde de Anunnakiler, insanlığın genetik yaratıcıları olarak geçer ve yılan sembolizmiyle ilişkilendirilir (örneğin Enki figürü). Mitolojilerdeki ortak semboller (yılan, çift başlı hayvanlar, çember içindeki T şekli vb.) ortak bir bilinç ya da bilgi aktarımı olduğu izlenimini açıkça veriyor.

Göbeklitepe meselesi artık sadece bir arkeoloji konusu değil. Bu, tarihin yeniden yazılması meselesi...

Kolektif bilinçaltı ve sembolizmin çözülmesi meselesi...

Türklerin kadim geçmişine dair izlerin yeniden tanımlanması meselesi...

Ve hatta modern devletlerin bilgi üzerindeki kontrolünün sorgulanmasıdır....

Göbeklitepe, yalnızca taşlardan ibaret değil. O taşlar;

İnsanlık tarihinin başlangıcını,

İnancın ve kimliğin ilk tohumlarını,

Belki de büyük bir bilgi kırılmasını işaret ediyor.

*Alıntı: Didem Yavuzyılmaz @didemyvzylmz


Türklerin erken kültürünün Göbeklitepe olabileceği gerçeği

Göbekli Tepe'yi ilk ortaya çıkaran  Arkeolog Klaus Schmidt, 20 tapınaktan sadece 6'sının gün yüzüne çıkarıldığı ve ortaya çıkan benzerlikler; Türklerin erken kültürünün Göbeklitepe olabileceği yönünde ciddi kanıtlar sunuyor demişti Peters ile birlikte yazdıkları makalede(2004). 

Klaus Schmidt, Göbeklitepe de, Asya balbal kültürü var. Altaylar'da 12 sütundan oluşan bir kamlar tapınağı var, Göbeklitepe'de de var, OZ tamgası ve çemberli T, Tengri sembolü 9 bin yıllık Çatalhöyük'de de var, 7 bin yıllık Hacılar Höyük'te de var.

Göbeklitepe'deki dikilitaş kültürü ile Türklerin dikilitaş kültürü aynı. Örn: 1 sütunda 3 adet hayvan figürü üst üste işlenmiş bir Göbeklitepe sütunu var, Tuva'da ve Moğolistan'da yer alan bazı Türk sütunlarında da aynı üslup var. Hatta işlenen hayvanların bazıları tamamen aynı. 

Bu açıklamalarından sonra Klaus Schmidt, Almanya'da bir gölde tüplü  dalış yaptıktan sonra ölüsü bulundu. Eşine kalp krizi geçirdiği söylendi ama eşi su altında tüplü dalışta kalp krizi geçirmek çok zordur ve kalp hastası değildi açıklaması yaptı. 

Arkeolog Dr Semih Güneri, Göbeklitepe'deki taşlara kabartma figürlerini yapan metal keski aletleri, o tarihlerde sadece Güney Sibirya Lena bölgesinde görüldü başka bölgelerde görülmüyor diye açıklama yaptı. 
Evet açıklamalar ve Sorular çok.. . ⏩Göbeklitepeyi kimler yaptı? 
⏩Neden kazıların ödeneği kesildi,durduruldu, bilinmeyen bir tarihe ertelendi? 
⏩Yılan figürleri üzerinden konuyu Anunnakilere bağlamak sağlıklı mı? 
⏩Kültür ve Turizm bakanlığı neden kazı yaptırmıyor ya da tatmin edici açıklamalar yapılmıyor? 
⏩Ne dersiniz bu işe??? 

#yangın
Konuya dair bir söyleşi linki 🔽 https://soz

Alıntı: 
Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı)
@Saka_larr


Ve belki de tam da bu yüzden bazı bilgiler bilerek geç açıklanıyor ya da hiç açıklanmıyor !

#Göbeklitepe

20190216

'Türk-Altay Kuramı'na Türk Kültürü Araştırma Ödülü



'Türk-Altay Kuramı'na Türk Kültürü Araştırma Ödülü

8.2.2019 15:24

Avrasya Göçebe Kültürler arkeolojisi uzmanı Prof. Dr. Semih Güneri'nin, 20 yıl boyunca Avrasya coğrafyasında yaptığı çalışmalarını içeren 'Türk Altay Kuramı: Arkeolojik Belgeler Işığında Kuzey Asya’da Erken Türk Kültür Tarihi' adlı kitabı, Elginkan Vakfı tarafından ödüle layık görüldü.

Prof. Dr. Semih Güneri’nin 20 yıl boyunca Avrasya coğrafyasında yaptığı çalışmaları olan “Türk Altay Kuramı” Elginkan Vakfı tarafından ödüle layık görüldü. Elginkan Vakfı 13 yıldır Türk Kültürü Araştırma ve Teknoloji Ödülleri veriyor. Vakıf, kültür değerlerimiz, tarihimizde bizi büyüten örf, adet ve manevi değerlerimiz ve Türkçemiz konularında özgün araştırma ve çalışmalar önem veriyor.,


Elginkan Vakfı 2018 Yılı Türk Kültürü Araştırma Ödülü’nün, “meslek hayatı boyunca yapmış olduğu çalışmalardan dolayı Prof. Dr. Zehra Toska’ya, ‘Türk-Altay Kuramı’ adlı çalışmasından dolayı Prof. Dr. Abdullah Semih Güneri’ye, ‘Manisa Ağızları’ adlı çalışmasından dolayı Prof. Dr. Ayşe İlker’e, ‘Dede Korkut’ adlı çalışmasından dolayı Prof. Dr. Sadettin Özçelik’e” verilmesi kararlaştırıldı. 

Avrasya Göçebe Kültürler arkeolojisi uzmanı Prof. Dr. Semih Güneri’nin yazdığı, Kaynak Yayınları’nın yayımladığı “Türk Altay Kuramı: Arkeolojik Belgeler Işığında Kuzey Asya’da Erken Türk Kültür Tarihi” adlı kitap yeni keşifleri ortaya çıkarmıştı.

Alıntı/Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/turk-altay-kurami-na-turk-kulturu-arastirma-odulu-kultur-sanat-subat-2019-2

20180922

📺 🇹🇷 Türklerin Bilinmeyen Tarihi - 22 Eylül 2018

 Türklerin Bilinmeyen Tarihi programından alıntılar:

Prof.Dr. Semih Güneri: 
''Hitit Kültürü ve Ön-Türkler Hint-Avrupa Kültürüne dair hipotez çok ama yazılı belge yok!''
''Hint-Avrupa Kültürü Hipotezlerinin temelinde 'Irkçılık' (Beyaz) vardır''



(Anadolu'daki kazılar hakkında) :
''Türkiye, arkeolojik kazılara daha çok ödenek ayırmalı...''



-Türkler Anadolu'ya ne zaman geldiler?
-Sümerler Türk müydü?
-İskitlerin Türklerle bağlantıları
-İskitlerin kökeni Sibirya'ya dayanır


-Türklerin Eski İnanışları

-Türk-Altay kuramı
-Hint-Avrupa Kültürü

''Yabani hayvanlar Türk kültüründe kutsanmış hayvanlardır.''
''Arkeolojik belgelerde, Türklerin eski inanışlarına göre, 3 kutsal hayvan:
1) Geyik
2) Koç (dağ keçisi)
3) At


''Türk tarihinin geleceği toprak altındadır; arkeolojik araştırmalardadır. 'Türk-Altay Kuramı' ile artık harekete geçme zamanıdır.''

-Türklerin antropolojik formasyonu
-''İskitlerin kendilerine ait dili yok.''
-''Kızılderililer Türktür. M.Ö. 11.000-12.000'de göç etmişlerdir.''

-Türklerin Anayurdu neresidir?

-Türk-Altay tipi formasyonu

http://turkish-culture-history-language.blogspot.com/2018/09/turklerin-bilinmeyen-tarihi-22-eylul.html

📺 🇹🇷 Türklerin Bilinmeyen Tarihi - 22 Eylül 2018- Video



TÜRKLERİN BİLİNMEYEN TARİHİ
Arkeolog Prof.Dr. Semih Güneri 
Deniz Çağlayan


Prof.Dr. Semih Güneri - ''Türk-Altay Kuramı''

Ulusal Kanal 6 Haziran 2017 tarihli "Nuh'un Gemisi" programında
 Dr. Doğu PERİNÇEK'in konukları: Arkeolog Prof.Dr. Semih GÜNERİ ve Barış BERKANT

Prof. Dr. Semih Güneri, Türk-Altay Kuramı'nı anlattı

Prof. Dr. Semih Güneri, Türk-Altay Kuramı'nı anlattı 

Prof. Dr. Semih Güneri; "Türk-Altay Kuramı kitabında Uzak Asya’daki Türk tarihini yazdık. Yakında Kaynak Yayınları’ndan çıkacak. Arkeolojik belgeler üzerine yazılmış bir Türk Tarih Tezidir” dedi.

Avrasya Göçebe Kültürler arkeolojisindeki araştırmaları ile tanınan Prof. Dr. Semih Güneri’nin “Türk Altay Kuramı: Arkeolojik Belgeler Işığında Kuzey Asya’da Erken Türk Kültür Tarihi” adlı kitabı yayına hazırlanıyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi’nin kurumsal iletişim dergisi İmbat Dokuz Eylül (İDE)’e konuşan Güneri, “Kitap Türkiye’de ve yurtdışında bir ilk. Arkeolojik araştırma yöntemleri kullanılarak uzak Asya’daki Türk tarihini yazdık. Yakında Kaynak Yayınları’ndan çıkacak. Arkeolojik belgeler üzerine yazılmış bir “Türk Tarih Tezi”dir” dedi.




Prof. Dr. Güneri’nin kitabında, MS 6-8’nci yüzyıllar arasında başlatılan Türk tarihi, MÖ 13 binlere hatta hipotetik düzlemde 18 binlere kadar geriye götürülüyor.

Güneri kuramını şöyle özetliyor:

“Tarihçilere göre Türk tarihi neye göre yazılır? Orhun anıtları dediğimiz yazılı taşlardaki Runik yazıtların ışığında ya da Çin kaynaklarının belli bir tarihi aydınlatan yıllıklarına bakarak. Bunların zaman aralığı MS 6-8’inci Yüzyıllardır. Tanımlanmış arkeolojik belgeler varsa biz buradan hareketle, daha erken zaman dilimine doğru yürüyebiliriz. Arkeolojik stil gelişimi yöntemlerini kullanarak Türk dili konuşan halkların hangi erken zaman dilimlerine ulaştığını bilebiliriz. Burada başarının yolu, arazi deneyiminden ve malzemeyi çok iyi tanımadan, tanımlamadan geçiyor. Doktora öğrencilerimle birlikte ortaklaşa yürttüğümüz çalışmalarımız boyunca bir yandan arkeolojik belgelerin analizlerini diğer yandan genetik çalışmaların sonuçlarını değerlendiriyoruz. Bu süreçte işlenmiş malzeme bize şunu gösterdi: Yer-Kuzey Asya. Yenisey ve Lena Irmakları arsasındaki mikro-klima alanlar. Bu alanlarda, çeşitli buzul dönemlerinden buzullardan muaf kalmış küçük alanları. Üst Paleolitik dönemlerden itibaren bu alanlarda kendilerine yaşam alanları yaratan popülasyon.

Bu noktadan tüm dünyaya yayılan Neolitik Çağ öncesi göçler. Doğu’da Priamurya Bölgesi. “Yeni Dünya”, yani Kuzey Amerika. Batı’da yakın Doğu’ya, Anadolu ve Mezopotamya göçleri. Güney’de Çin Merkezi Ovalarına, Moğalistan’ın bozkır kuşağına göçler. Güney’de ise bir yandan İndus Vadisi’ne diğer yandan da Transhimalayalar üzerinden Tibet’e göçler. Bütün bu hatlar, yıllarca arkeolojik belgeleri izleyerek belirlediğimiz göç yollarıdır. Elimizde sadece arkeolojik stil yöntemleri ve onu uygulayacak malzememiz var. Bu bir. İkincisi, Kuzey Asya dediğimiz coğrafyadaki bugünün yer adları önemli verilerdir. İlginçtir, bölgedeki coğrafya adlarının neredeyse tamamına yakını Türkçe’dir. Üçüncüsü önemli bir diğer çıkış noktamızdır: Baskılama yöntemiyle üretilen taş aletler. Bu analizler, Altaylar kültür coğrafyasından çıkan küçük bir etnik grubun dört yöne dağılım haritasını veriyor. Bu harita bizim göç haritamızla yüzde 60-70 oranında örtüşüyor. Bir başka veri ise genetik araştırmaların sonuçlarıdır. Altaylar kültür coğrafyasından çıkan göçler bizim göç haritamızla tuhaf biçimde neredeyse tam olarak çakışıyor. Bu çok ilginç. Arkeolojik belgeler üzerinden Neolitik Çağ’a kadar sürdüğümüz bu tek tip etnik grubun tarihini Mezolitik Çağlara (MÖ 13 binler) kadar götürüyor. Türk tarihi, reyting avcısı TV programlarına son yıllarda çok konu oluyor ve tarihçi olan birkaç akademisyen o programların daimi konukları oluyor. (...) Türk tarihi konusunda bir şey bilmeden ahkâm kesen her akademisyen, bir gün mutlaka hak ettiği yanıtı Türk-Altay Kuramı’ndan alacaktır. Hedefimde Türk tarihçileri vs. yok. Hedefimizde Hint-Avrupacı Batılı spekülatif akademisyenler var. Kitapta onlarla kıyasıya hesaplaşıyoruz."

Alıntı/Kaynak: Aydınlık Gazetesi

20171116

ARKEOLOJİ: Tonyukuk’un mezarı bulundu

 

Arkeologlarımız Orta Asya’da Türk kültürünün kaynaklarını araştırıyor. Kazı çalışmalarında ünlü Türk devlet adamı Bilge Tonyukuk’un mezarı bulundu.


Türk bilim insanları bilinen ilk Türk yazar, tarihçi ve devlet adamı Bilge Tonyukuk’un mezarını buldu.
Erken Türk tarihi aydınlanıyor. Türk arkeologlar Orta Asya’da Türk kültürünün kaynaklarını araştırıyor.

2001’den bu yana Kazakistan’ın Ulanbatur bölgesinde yapılan çalışmalarda Türk devlet adamı Bilge Tonyukuk’un mezarına ulaştı.

Tonyukuk, Türkler için önemli bir devlet adamı. Tonyukuk, Göktürkler devrinde yaşayan İlteriş Kağan, Kapagan Kağan, Bögü Han ile Bilge Kağan'a hem baş vezirlik, hem de başkomutanlık yapmış önemli bir isim.

Moğolistan’ın Altay bölgesinde yapılan çalışmalar, Dokuz Eylül Üniversitesi Kafkasya ve Orta Asya Arkeoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Semih Güneri başkanlığında yapıldı.
Türk bilim insanları 2009’dan bu yana Altaylar’da kaya resimleri ve kurgan mezarlar üzerine yoğun çalışma yürüttü. Önce Tonyukuk Tapınağı eski haline getirilmek istendi.

500 kurgan arasında Tonyukuk’un mezarı arandı. Avrasya Göçer Kültürler Arkeolojisi uzmanı Prof. Dr. Semih Güneri, Tonyukuk’un mezarını bulduklarını söyledi.

Türk bilim insanları Tonyukuk’a ait olan kurganı kazmak istiyor. Ancak arkeolojik kazılar, restorasyon ve konservasyon üniversite bütçesini aştığı için çalışmalar yapılamıyor.

Haber: Ufuk Akkaya
Kamera: Akın Kara



20171109

🎥🎞 🇹🇷 Türk-Altay Kuramı! Erken Türk tarihine yolculuk haberi

Türk-Altay Kuramı! Erken Türk tarihine yolculuk haberi

Türk arkeologlar erken Türk tarihine ışık tutuyor. Avrasya Göçebe Kültürler arkeolojisi uzmanı Profesör Doktor Semih Güneri'nin 21 yıldır Orta Asya'da yürüttüğü çalışmalar ''Türk-Altay Kuramı'' adlı kitapta bir araya getirildi. Güneri, bu eseri ile Hint-Avrupacı hipotezlere de meydan okudu


21 yıllık çalışma kitap oldu. Türk bilim insanlarının Güney Sibirya, Moğolistan, Kazakistan ve Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki arkeolojik çalışmaları erken Türk tarihini aydınlattı.
Göçebe Kültürler arkeolojisi uzmanı Profesör Doktor Semih Güneri, ''Türk-Altay Kuramı'' ile Türkleri Orta Asya'daki kültürel kaynaklarına ışık tuttu.
Ulusal Kanal'a özel açıklamalar yapan Profesör Güneri, Türk dili konuşan halkların dünyaya yayılmasını anlattı.

''Türk-Altay Kuramı'' aynı zamanda ''Hint-Avrupa” hipotezlerine de meydan okuyor. 
Titizlikle hazırlanan ve daha şimdiden merakla uyandıran ''Türk-Altay Kuramı'' önümüzdeki günlerde raflarda yerini alacak.
 HABER: UFUK AKKAYA - KAMERA: AKIN KARA
ulusal.com.tr



En Çok Okunanlardan...