Blog Listem

Sümerler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sümerler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260828

🎞️🇹🇷🗣️Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu: ''Öklit geometriyi Sümerlerden aldı. Sümerler Türklerin akrabasıdır''

 -Öklit geometriyi Sümerlerden aldı. Sümerler Türklerin akrabasıdır

-Matematiğin temel yapı taşı olan cebiri Türkler buldu.

-Eğer bizimkiler, geometri ile cebiri birleştirmeselerdi, Fizikteki Nevton kanunları da olmazdı

-Kimyayı Türkler icat etti

-Tıbbı Türkler başlattı

Oktay Sinanoğlu ve Sümerler

Oktay Sinanoğlu, Sümerler ve Sümerce üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan bir bilim insanıydı ve Sümerlerin bilimsel mirasının modern bilimdeki yerini vurgulamıştır.

Bilimsel Çalışmaları

Oktay Sinanoğlu, Sümerler ve Sümerce üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan bir bilim insanıdır. Bu çalışmalarında, Sümerlerin bilimsel mirasının modern bilimdeki yerini vurgulamıştır. Sinanoğlu, Sümerlerin bilimsel katkılarını inceleyerek, bu eski uygarlığın bilime olan etkilerini ortaya koymuştur.

Sümerlerin Bilimsel Mirası

Sümerler, tarih boyunca birçok alanda önemli bilimsel gelişmelere imza atmışlardır. Sinanoğlu'nun araştırmaları, bu mirasın günümüzdeki bilimsel anlayışa nasıl katkıda bulunduğunu göstermektedir. Sümerlerin matematik, astronomi ve yazı sistemleri gibi alanlardaki yenilikleri, modern bilimin temellerini atmıştır.

Sinanoğlu'nun Vizyonu

Sinanoğlu, Sümerlerin bilimsel mirasını sadece tarihsel bir olgu olarak değil, aynı zamanda günümüz biliminin gelişiminde önemli bir kaynak olarak değerlendirmiştir. Bu yaklaşımı, Türk bilim camiasında Sümerlerin önemini yeniden gündeme getirmiştir.

Oktay Sinanoğlu'nun çalışmaları, Sümerlerin bilime olan katkılarını anlamak ve bu mirası gelecek nesillere aktarmak açısından büyük bir öneme sahiptir.

Alıntı: YZ 

20260730

📖 ATLANTİSLİLER, SÜMERLER VE ETRÜSKLER TÜRK MÜ?

ATLANTİSLİLER, SÜMERLER VE ETRÜSKLER TÜRK MÜ?

Ordinaryus Profesör Reha Oğuz Türkkan, işte tam bu noktada fanatizmin ve sloganların ötesine geçerek meseleye tarih, dil, kültür ve medeniyet ekseninde yaklaşmaktadır. 

Prof Mario Alinei, Etrüsklerin Türk kökenli olduğunu kanıtladı.

Etrüskler Türk’tü: Genetik Yakınlıkların Keşfinden Dilbilimsel ve Kültürel Doğrulamaya


****


Dr. Aʏʜᴀɴ SARISU @AyhanSarisu

1/ Etrüskler ve Türk kültürü arasındaki benzerlikler tesadüf mü, yoksa derin bir köken bağı mı? 

Bologna Müzesi'ndeki bu taş, ezber bozuyor.

Bu Felsina Steli (M.Ö. 5. yy), sadece Roma’yı değil, çok daha eski bir ortak mitolojiyi anlatıyor.

#Etrüskler #Türkler #Arkeoloji #Mitoloji


Bu sadece bir "kurt" değil. Mitolojideki 'Dişi Kurt' (Asena), Türklerin türeyiş destanının merkezindedir. 
Altaylardan İtalya’ya uzanan bu sembolizm, kültürel kodların ne kadar kalıcı olduğunu gösteriyor.
Sizce bu benzerlik sadece coğrafi mi?
#TürkMitolojisi #Asena #KültürelMiras


Arkeolojik bulgular sadece taştan ibaret değil. 
Etrüsk eserlerindeki işçilik ve semboller, İskit (Saka) ve Hun dönemi sanatıyla şaşırtıcı paralellikler sunuyor. 
Altın madalyonlardan savaş aletlerine kadar liyakatli bir inceleme şart.


4/ Genetik bilimi de bu tartışmaya dahil. 
Son araştırmalar, Etrüsklerin kökeninin Batı Anadolu (Lidya) bölgesine dayandığını doğruluyor. Antik DNA çalışmaları, tarihin ideolojik değil, bilimsel verilerle yazılması gerektiğini kanıtlıyor.




5/ Vatikan Müzesi'ndeki Etrüsk yazıtları, dil bilimciler için hala bir bilmece. 
Ancak semboller ve runik benzeri karakterler, Orhun Yazıtları ile morfolojik bir akrabalığı işaret ediyor olabilir.
Yazı, bir medeniyetin en güçlü imzasıdır.


6/ Sembollerin dili ortaktır. 
Etrüsk mezar taşlarındaki tamgalar, Orta Asya’daki Türk boylarının kullandığı tamgalarla neredeyse birebir örtüşüyor. 
Bu işaretler, sadece birer süsleme değil, aidiyet ve kimlik bildiren kodlardır.


7/ Mankurtlaşma, kendi tarihine ve köklerine yabancılaşmaktır. Tarihimizi sadece son 1000 yıla hapsetmek, bu devasa kültürel mirası reddetmek anlamına gelir. Köklerini bilmeyen, geleceği inşa edemez.




8/ Bu bağlantıların okul kitaplarında yer alması, toplumsal tarih bilincimizi dönüştürecektir. Gençlerin, Türk tarihinin sadece savaşlardan ibaret olmadığını, dünya medeniyetine sanat ve yazı ile de yön verdiğini bilmesi liyakatli bir eğitim için şart.

20260414

📰Sümerler kendilerine "Kenger/Kengir" diyordu.


Cihat Yaycı ; Sümerler kendilerine "Kenger/Kengir" diyordu. 

Sümerlerin kendilerine koyduğu "Kenger" adı çok eski bir Türk boy adıdır ve Orhun Kitabelerinde geçmektedir.

Şimdiki Basra dahil Irak’ın güneydoğu kıyı bölgesi 'KENGER' olarak adlandırılıyordu.

İran Türkleri de Basra Körfezi olarak adlandırılan körfeze KENGER/KENGİR KÖRFEZİ derler.



20250914

📖 İlk Türk adlı devletimiz: Doğu Anadolu merkezli Türki devleti

İlk Türk adlı devletimiz, Asur kralı Naram-Sin'in günümüzden 4200 sene önce Anadolu'ya yaptığı seferlerini anlattığı Şartamhari metinleri olarak bilinen yazılı raporunda geçen, Doğu Anadolu merkezli Türki devletidir. Başında İlsu-Nail adlı Hakan vardır. ***Bir diğeri Musul-Kerkük merkezli Turukkulardır. ***Bir diğeri Hitit metinlerinde geçen Mardin Mesul Kerkük civarında devlet kuran Hurrilerdir. Türki devletini kuran Hurrilerin bir koludur. Hurri dili eklemeli Turani dildir. Kendisinden 2000 yıl sonra gelen Urartu dili de Hurrilerden çıkmıştır. Hurriler Anadolu'nun tarih öncesi devirlerinde itibaren eser bırakmışlardır. MÖ 6000-5000 arasındaki Neolitik kültür ile MÖ 5000-3000 arasındaki Kalkolitik kültüründe Hurilere ait olduğu anlaşılmıştır. Hatta MÖ 3. Bin yıla tarihlenen Eski Tunç Çağı kültürü ile Kalkolitik ve Neolitik devir kültürleri arasında hiç bir kopukluğun olmadığı tespit edilmiştir. Bu da gösteriyor ki; Doğu Anadolu'daki Hurri kültürünun kökleri 8000 yıl önceye (Neolitik Devre, MÖ 6000-5000) uzanmaktadır. Hurrilerin 8 bin yıl geriye gitmesinin, Anadolu'nun Türk'ün ikinci vatanı değil Sibirya-Turkistan ile birlikte en eski yurtlarından birinin Anadolu olduğunu göstermektedir. İlk KURGAN KALKolitik devrinde Anadolu'da yapılmıştır. İlk defa şehir etrafına Sur da bu dönem yapılmıştır Alacahöyük, Honaztepe, Fikirtepe, Tilmen Höyük dahil pek çok yerleşim yeri de, KALKolitik-Bakır Taş devri yerleşimidir. (MÖ 5000-3000) Devamında Tunç Devri başlar (MÖ 3000-1200). Kendi içinde Üç dönemdir. 1-Eski Tunç Devri (MÖ 3000-2000) 2-Orta Tunç Devri (MÖ 2000-1500) 3- Yeni Tunç Devri (MÖ 1500-1200). Orta Tunç Devrinde Anadolu'ya Ticaret yapmak için gelen Tüccarlar, beraberinde ÇİVİ YAZISI da getireceklerdir. 
Ve böylece Anadolu'daki tarihi devirler başlatacaklardır. Bu yüzden MÖ 2000 lerden itibaren Anadolu hakkında yeterli bilgi sahibi oluyoruz. *** Anadolu'dan İtalya'ya göç eden Turovalılar ile Avrasya dan İtalya'ya giden Saka Türkleri, İtalya'da karışıp kaynaşarak Etrüskler yada Tursakalar adı verilen kavmi meydana getirmiştir ki; Roma medeniyeti her seyini bu Türk kavmine borçludur. Etrüsk veya Tursakalar dediğimiz bu Türk kavmi kendisine Rosenna demiş ve kendine 🐺Kurt sembolünü seçmiştir. Osmanlı padişahlık rejiminin yıkılıp Cumhuriyet dönemine geçmemiz, İtalyanlar dan yaklaşık 2400 yıl gecikmeli olmuştur. Demokraside sürekli yalpalamamızın sebebi de bu durumdur. 
MÖ 509 yılında Roma'da krallık rejimi yıkılıp Cumhuriyet dönemi başlayıncaya kadar iş başında kalan krallar, Etrüsk Krallarıdır. 
Etrüsk kralları bu tarihten itibaren siyaset arenasından çekilmekle birlikte, halkın etnik mevcudiyetini yüzyıllar boyunca sürdürmüşlerdir. Roma medeniyeti üzerindeki zengin Etrüsk kültürü Roma'yı uzun asırlar boyunca üstün kılmıştır. KONTROLSÜZ GÖÇLERİN YIKAMADIĞI DEVLET YOKTUR.! Sümerleri yıkan Sami göçleriydi, aynı şekilde Asurluları yıkan da kontrolsüz göçlerdi, Hititleri yıkan da Urartuları yıkanda kontrolsüz göçleri. Kimisini Sami göçleri yıktı, kimisini Ege göçleri, kimisini Kimmer göçleri yıkmıştır. Romalıları yıkan da kontrolsüz God göçleriydi. Osmanlı Devletini yıkan Balkanlardaki ve Ortadoğu'daki etnik milliyetçilik ile Rönesansı ıskalaması ve gittiği bölgeyi de asimile edememesiydi. 
Osmanlı'dan 50 sene sonra aynı bölgeyi İngiliz de Fransız da asimile etmeyi başarmıştır. Türkiye'yi yakın gelecekte bekleyen çok büyük bir yıkım tehlikesi vardır. Bunun da iki sebebi vardır. 
Biri çok kısa bir zaman diliminde aldığı kontrolsuz göçler ile bunları kendi içinde absorbe edememesidir, etmesinin de imkansız olmasıdır. .... youtu.be/lkvx5o838uU?si İstanbul, Maltepe Türkan Saylan Kültür Merkezi Bahtiyar Aydın - 20. 01. 2024

Alıntı/Kaynak: https://x.com/Saka_larr/status/1749783131593277717

📖 Ön Türk Tarihi: Anadolu'daki tarihiniz 8 bin yıl kadar geri gider

 

Atatürk'ün ölümünden sonra Türk Tarih Tezini okullardan kaldırtan ABD, Sevr'den hiç vazgeçmediğini her fırsatta göstererek Türkler Anadolu'da işgalci tezini işletti ve 1071 de ilk defa geldiniz savını dayatıp, maalesef bizim okul kitaplarımızı böyle dizayn ettirdi (Bknz: Fulbrigh Antlaşması).

Öncesinde ABD'de başkanları, 1906 ve 1911 de yayınladıkları bildirilerde Doğu Anadolu'da Ermeni güneyinde ise bir Kürt devleti kurulmasını talep ettiğini açıkça beyan etmiştir. Bugün de projenin devamında BOP ve Büyük İsrail'i dayatmıştır ve bu melun projeye maalesef bizden de işbirlikçi başkan bulmuştur! ...
Oysa,
Alacahöyük kazılarında Alman Arkeologların açtığı Kurganlarda, ortaya çıkan buluntulara göre Atatürk şöyle demişti: ''Anadolu en az 7 bin yıllık Türk beşiğidir. ''
İşte Bilge Atatürk’ün “Türk nedir?” sorusuna cevabı:
bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik, en aşağı, bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarları ile sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. Tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu; Bir gün o tabiat çocuğu şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir” ...
zetle, yüzlerce kurgan, Taşbaba, Balbal, Şaman Tapın
Ö
“Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği
ağı, Petroglif, Kaya resminin yanında Asur çivi yazılı metinlerinde de eski çağda Anadolu'daki Türk varlığı ve kurdukları devletleri kesindir. (Türki Krallığı, Turukku, İskit, Oy bil, Hattı gibi). 1265 yılında yayınladığı ve 25 yılda yazdığı 10 ciltlik Ermeni Tarihi adlı eserinde Ermeni Tarihçi Genceli Kiragos, şöyle yazmaktadır: "1071 tarihi Türklerin Anadolu'ya ilk girişi değil İskitlerin geri dönüşüdür." Böylece Herodot Tarih de doğrulanmıştır.


Ön Türk Akademisi İstanbul-Maltepe Konferansı
**Tarihimiz Hunlardan başlamadığı gibi Tarihteki Türk adlı ilk devlet de Gök-Türkler değildir.
*
nadolu'daki tarihiniz 8 bin yıl kadar geri giderken Orta Asya ve Altaylardaki bilinen tarihi geçmişimiz bu kadar eski değildir.
A ***İstanbul merkezli Doğu Roma Devletinin kuruluşu MÖ 657 tarihindedir.
Bizanstion şehrin adıdır.)  
(Doğu Roma Devletin adı,

Oysa Doğu Roma-Bizanstion'dan 1500 sene yani 4000 yıl önce ön Türkler İstanbul'da devlet kurmuştur. 

4000yıl önce İstanbul'daki Türk devletinin adı ASTAN-BOLIQ : İSTANBUL
(Bolıq: Şehir/kent).

Bilge Atatürk, şehrin adını 1930 larda Bizanstion ya da Konstantinopolis'ten İstanbul'a çevirmesi tesadüf değildir. 

Beşiktaş'ta ki Metro kazılarının ortaya çıkarttığı Kurganlar Astan-Boliq devletine aittir.
Dünya'da Atalarına Kurganı sadece Türkler ve Moğollar yapmıştır.
**Osmanlı Devleti gerçek bir Türk devleti olabilseydi, büyük çoğunluğunu Roma imp. nun değiştirdiği eski Türk yer isimlerini araştırıp, (600 yılda da) bulup, Atatürk gibi ortaya çıkartsaydı, bugün Türkiye'nin yer isimlerinin tamamı Türk isimleri olurdu. Ancak öyle yapılmadığı için pek çok yer adı, sonradan Ermeni, Doğu ve Batı Roma Devletinin koydugu isimlerle anılmaktadır. Bunların Türkçeleşmesi şarttır (eğer hala Türk devletiysek yani...).
*

***Erzurum-Aşkale de ve Ordu ilimizde bulunan İskit Taşbabaları, yine Beşiktaş kurganları, Erenkoy Yazıtı, Hakkari'den Denizli'ye, Muğla'dan Ankara Güdül kaya resim alanına kadar bulunan Petroglifleri, Taşbabalar, Balballar Kaya Resimleri ve Yazılar ortaya çıkardı ki; Türkler Anadolu'ya 1071 de gelmedi, 1071'de geri döndü.
 
Zaten Ermeni tarihçi meşhur Genceli Kiragos da bunu böyle yazmış 10 ciltlik Ermeni Tarihi adlı eserinde. Ermeni ve diğer kaynaklardan 1241-1265 yılları arasında yazdığı eserinde KİRAGOS;
"1071 de İskitler Anadolu'ya geri döndü demektedir." 
Bakın Ermeni Tarihçi diyor. Dikkat lütfen!
**Anadolu'yu çivi yazısıyla tanıştıran Asurlulardı. Asur kralının Anadolu'ya yaptığı seferleri anlattığı Şartamhari Raporu bize ön Türkler ve Anadolu'daki diğer şehir devletleri hakkında bilgi vermektedir. Yine Mari Yazıtları da önemli bilgi vermektedir.
*
Asur Yazıtlarına göre MÖ. 6.yy da Anadolu, Suriye, Filistin ve bugünün İsrail'i dahil, İsa'nın doğduğu şehirler bile Saka-İskit Konfederasyonu'na aittir. Hatta MS. 4.yy da yazılan HIRİSTİYANLARIN eserlerde dahi Anadolu İskit'tir diyor iken; bize 1071'de geldiniz diyen kim?...
**Sümer çivi yazılı tabletlerine göre Tarihteki ilk SOSYALİST DEVLET rejiminin mucidi Türkçe konuşan Sümerlerdir.
*

Teokratik Sosyalizm ya da Mabed Sosyalizmini icad eden Sümerler aynı zamanda tarihteki ilk LAİK DEVLET sistemini de kurmuşlardı.
MÖ 2650-2550 yılları arasına tarihlenen Er Sülaleler ll devrinde, Sümer kentlerinde Din ve devlet işleri birbirinden ayrılarak DÜNYA TARİHİNDE İLK LAİK DEVLET REJİMİNİ kurmuşlardı. 

Din ve devlet işlerini ayıran Sümerler, LUGAL unvanı taşıyan krallar,
sadece devlet işleri ile ilgilenip, din işlerini RAHİPLERE bırakmıştır.
DİKKAT!
.......
4600 yıl önce SÜMERLER LAİKLİK şart demiş ve Avrupa da bunu benimseyip, kalkınmış.
ine TARİHİN İlk yazılı kanunlarını meydana getiren de TÜRKÇE KONUŞAN SÜMERLERDİR.
Y
1-Urukagina kanunları (MÖ 2375 ler)
2-Ur-Namnu kanunları (MÖ 2060 lar)
3-Ana-İttuşu kanunları (MÖ 2060-1960)
4-Lipit-İştar kanunları. (MÖ 1900)  
kaleme alınmış kanunlardır.
Ö 1750 lere tarihlenen ve Sümerlerin devamındaki Babillilerin (Bağdat'ın Basra körfezine yakın güney doğusundaki)  
M

Babil kralı Hammurabi'ye ait olan ve onun adını taşıyan Hammurabi kanunların ilham kaynağı işte bu Sümer kanunları olmuştur.  

O halde Anadolu'daki Ön Türkleri; Türkileri, Turukkuları, Guzlar/Oğuzları ve Hurrileri tanımamızın da zamanı gelmiştir.


Alıntı: 
Bahtiyar Aydın-Eski Çağ Tarihi Uzmanı-Yazar. 
Sakalar/İskitler, Gizlenen Kök Atalarımız kitabının yazarı.

 

20250102

🎞️ Son Sümer Kraliçesi, #MuazzezİlmiyeÇığ Belgeseli ©2010

 

🎞️ Muazzez İlmiye Çığ'a Engizisyon davası... (2006)

 

Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, "Üç Büyük Dinin Sümer'deki Kökleri" adlı kitabında, türbanın İslam diniyle ilgili olmadığını, 4-5 yıl önce Sümer'ler tarafından kullanıldığını yazmış, bu ifadesinden ötürü "Türklüğe hakaret etmek ve kutsal değerlere saldırmak” suçundan dava açılmıştı." Çığ, 2006 yılında görülen davadan beraat etmişti.

20241117

💐Son Sümer Kraliçesi Muazzez İlmiye Çığ hayatını kaybetti 💐

 


 

20200411

Sümer kültürünün daha sonraki dinler üzerine olan etkisi



   
 

SUMER DÎNİ 

Sümer dini çoktanrılı bir dindi. Dünyada, evrende, doğada görülen, hissedilen her nesnenin bir Tanrısı vardı. Tanrılar insan görünümünde, fakat insanüstü güçleri olan ölümsüz varlıklardı, insanlar gibi, onların da çocukları ve eşlerinden oluşan aileleri bulunuyordu. Bu aileler kral gibi bir Baştana altında toplanmışlardı. Tanrılar da insanlar gibi sever, üzülür, kızar, kıskanır, kavga eder, kötülük yapar, hastalanır, hatta yaralanabil irlerdi. Yer, Gök, Hava, Su Tanrıları yaratıcı, diğerleri yönetici ve koruyucu Tamdandı. Her şehrin bir koruyucu Tanrısı vardı. O Tanrı, şehrinin iyi yaşam sürmesinden sorumlu idi. Onun gücü, şehrinin iyi veya fena olduğuna göre değişirdi. 

Bunlara aynı zamanda diğer şehirlerde de tapılırdı. Bu şehir Tanrıları, evrenin yönetimini aralarında bölüşmüşlerdi. Tanrılara ait listelerde 1500 kadar Tanrı adı bulunması, Sumerlilerin ne kadar çok Tanrı yarattığını göstermektedir. Tanrılan insan şeklinde algılamalan, Tanrılan şehirlerin dışında evren ve doğa Tanrısı olarak geliştirmeleri ve onlan uyumlu bir sistem içine almalan, Sumerlilerin önemli ruhsal başarışarı olarak kabul edilmektedir. Tanrılar yalnız evrende değil, insanların yaşamına da girerler. Örneğin, yorulmak bilmeden gezen Güneş Tanrısı Utu, her şeyi görür, adaleti korur, insanlara yardım eder, ciğer falı bakanların piridir. Bilgelik ve Su Tanrısı Enki, insanlann ve sihirbazların koruyucusudur. Venüs yıldızını simgeleyen Tanrıça înanna, âşıklann ve savaşçılann koruyucusudur.10 

Sümer'de Tanrılar istediklerini yapar; onlar, insanlara ne istediklerini bildirmez. Ancak İnsanlar onlara, kendilerinden istenileni sorarak öğrenebilir. Bu, kurban edilen hayvanlann karaciğerlerindeki işaretlere göre anlaşılır. Bu işaretlerin ne olduğu, neyi anlattığı, bu hususta yazılmış kataloglarda bulunur; rahipler ona göre onları yorumlar. Ayrıca rüya ile de Tanrı istediğini bildirir. Tanrının yapılacak bir işi uygun görüp görmediğini anlamak isteyen; mabede gideı 1 , kurban keser, dua eder ve uykuya yatar. Gördüğü rüyanın olumlu veya olumsuz olduğunu da ancak rahip yorumlar. Sumerliler, bu Tanrılar dünyası üzerine pek çok efsane geliştirmişler; şiirler yazmış,, ilahiler bestelemiş, törenler düzenlemiş ve bütün bunları yazıya geçirerek zamanımıza kadar ulaşmasını sağlamışlardır. Onların kurdukları çoktanrılı din, yavaş yavaş tektanrıya dönüşerek, bugünkü dinlerin temelini oluşturmuştur. Fakat bu arada diğer Tanrılar da tamamıyla yok olmayarak bu dinlerde melekler, şeytanlar, cinler olarak varlıklarını korumaktadır. 

Alıntı/Kaynak:Kuran İncil ve Tevrat’ın Sümer’deki Kökeni - Mazzez İlmiye ÇIĞ

Sümer Dini ve Tek Tanrılı Dinlerin Karşılaştırılması


SÜMER DİNİ VE TEK TANRILI DİNLERİN KARŞILAŞTIRMASI

Türkiye’de şimdiye kadar Sumer dili ile Türk dilinin karşılaştırılması üzerinde iki araştırma yapılmıştır.(3) Türk mitolojisinde Sumer mitolojisinden izlere ait Muazzez İlmiye Çığ tarafından yapılan bir çalışma, 1993 yılında toplanan “Türk Kültürü Kongresi”ne sunuldu, henüz yayımlanmadı.

Bilindiği gibi, yüzyıllar boyunca Batı kültürünün temeli, Yunanlilara, dini de Tevrat’a dayandırıliyordu. Fakat Sumerlilerin kültürü ortaya çıkmaya başlayınca, Batı dünyasının gelişmesindeki ana kaynağın Sümerler’de olduğu anlaşıldı. Sumerlilerin gerek kendi çağlarındaki, gerek daha sonra var olan kültürlere yaptıkları etkileri iki kaynaktan izleyebiliyoruz:

1. Arkeolojik buluntular ve 2. Yazılı belgeler.

Bu etkiler; mimaride, sanatta, teknikte, sosyopolitik kurumlarda, bilimde, edebiyatta ve dinlerde görülmektedir. Kazılarda çıkanlan tapınaklann, sarayların, hatta özel evlerin yapı tekniği ve stili, daha sonraki milletlerin mimarisini şu veya bu şekilde etkilemiştir. 

Bundan en az 5 bin yıl önce Sumerlilerin uyguladıklan kemer, kubbe sistemi, sütunlar, yuvarlak pencereler, mozaikler, duvar süsleri, kabartmalar, sunaklar, nişler Ortadoğu’da olduğu gibi, Yunan, Roma yoluyla Batı mimarisine girmiştir. Silindir mühürlerinde görülen, tapınaklann duvarlannı süsleyen iki tarafında hayvan figürlü hayat ağacı, birbirleriyle kavga eden mitolojik hayvanlar, arslan başli kartal, uzun boyunlan birbirine geçmiş hayvan fıgürleri; İspanya, Fransa, İsviçre ve Orta Almanya’daki ortaçağ 

Almanya’daki ortaçağ kiliselerinde çeşitli süslemeler halinde görülmektedir.(4)

Yapılarda kullanılan tuğla, kerpiç, evlere kadar künklerle getirilen su yollan, tuvalet, lağım teşkilatı Sumerlilerde başlamıştır. Sumer’in özellikle Lagaş Kralı Gudea zamamna kadar ulaşan plastik sanatını, ünlü heykeltraş Henry Moor (Henry Moor on Sculpture, Edithed by Philip James, London, 1968, s.165-167)’da dünyamn büyük plastik sanatlan olarak tanımlanan erken-Yunan, Etrüsk, eski Meksika, Mısır’ın 4-12. sülaleri zamanı, Roma, Gotik sanatı ile aynı düzeydetutmakta ve onlardaki canlilik, ifade taızı ile sanat özelliklerini uzun uzun açıklamaktadır.

Kanallar açarak bataklıklann kurutulması, tarımın sulanması, ulaşımın sağlanması, sulann önüne set konarak bir tür baıaj uygulaması (5), yolculann her türlü rahatı bulacağı han veya motellerin yapılması (6), yine Sumerlilerde başlaınıştır.

Bugün uygarliğımızın temeli olan tekerlek, bundan en az 5 bin yıl önceye ait Ur kral mezarlarında gömülmüş arabalarda ve birçok kabartmada görülmektedir. Bu mezarlarda bulunan altın, gümüş, fildişi eserlerin türü ve işçiliği zamanımıza kadar ulaşmıştır. Sularda taşımacılık yapılan tekneler ve yelkenliler yine onların buluşudur.

Sumerlilerin uygarlığa en önemli katkıları, dillerine göre bir yazı icat etmeleri ve okullar açarak onu istedikleri her konuyu yazacak şekilde geliştirmeleridir. Başlangıçta yazı, resim şeklinde taşlar üzerine yazılmış.

Daha sonrâlan Dicle ve Fırat nehirlerinin oluşturduğu bol kil yazı malzemesi olarak kullanılmış. Yumuşak kil üzerine yazılmaya başlanan yazı, yavaş yavaş şekil değiştirerek işaretleri oluşturan çizgiler çivi şekline dönüşmüş (bu yüzden bugün “çiviyazısı” deniyor), kelimeler de kısmen hece olmuş, böylece hem kendileri istediklerini yazabilmişler, hem de Ortadoğu milletleri olan Babilliler, Asurlular, Hurriler, Hititler ve Urartuların da kendi dillerini yazmalarını sağlamışlardır. Ugaritler vePersler de bu yazıdan harf yazısı yaparak yararlanmışlardır. Sumer yazısı Mısır yazısının icat edilmesine de önderlik etmiştir.

Geçen yüzyıldan beri yapılan kazılarla gerek Mezopotamya’da, gerek Anadolu’da on binlerce çiviyazıli tablet bulunnıuş, yazılar okunnıuş, diller çözülmüş ve tamamıyla unutulmuş en az üç bin yıllık Ortadoğu milletlerinin tarihi meydana çıkmış ve çıkmaktadır.

Sumerlilerin en önemli iki politik mirasından biri olan ve İÖ 3000 yıllannda kurduklan şehir beylikleri, Hindistan’dan Akdeniz’e kadar olan alandaki ve ortaçağ Avrupa’sındaki şehir krallıklarının öncüleri olmuştur. Bu şehirler; özgür ve kölelerden oluşan şehirlileri, siyasal meclisleri, askerleri, saygınları, rahipleri, alıcı ve satıcılan, çiftçi, sanatçı ve tüccarları, şehri koruyan Tanrısı, yeryüzünde onu temsil eden kralı, tapınakları, şehir surları ve onların kapıları ile birbirine benzemektedir.

İkinci politik miras, yazılı kanunlardır. Şimdiye kadar bulunan ilk Sumerce yazılı kanun kitabı, yeni Sumer devrini başlatan üçüncü Ur sülalesinin kurucusu Urnammu tarafından kaleme aldınlmıştır. Sumer kanunlannın daha sonra yazılanlara önderlik ve kaynaklık ettiği anlaşılıyor.

Alım satım, borçlanma, kira, miras bölüştürme gibi her türlü hukuksal işlerin birer yazılı antlaşma ile yapılması ilk Sumerlilerde başlamıştır. Evlenme boşanmalar da, .yasal sayılması için yazılı bir antlaşma ile kanıtlanmalıydı. 
Taşınmaz mallar ilk olarak bir kadastro yoluyla Sumer’de güvenceye alınmıştır.

Vergi dengesizliğini, kırtasiyeciliği, zorbalığı, rüşveti önlemek, kadın ve erkeğin eşit işe eşit ücret almasını sağlamak amacıyla ilk reform yapan yine Sumerliler olmuştur (7).

Bunlardan başka Sumerlilerin bilimde attıklan temeller de küçümsenecek gibi değildir. Onlar gökyüzünü incelemişler; Ayın hareketine göre seneyi otuzar günlük 12 aya bölmüşler. Güneş sistemine göre de her yıl artan 10 günleri toplayarak üç yılda bir seneyi 13 ay yapmışlar. Ayları haftalara bölerek, hafta içinde bir günü dinlenmeye ayırmışlardır. Araplarda, aya göre yapılmış takvim devam etmekte. Bu yüzden her yıl ayların başlangıcı 10 gün önceye geldiğinden ay zamanlan hep değişmektedir. BurçlanSumerliler saptamış. Onlara akrep, terazi, boğa, ikizler gibi verdikleri adlar Sumerceden çevrili olarak sürmektedir. Dünyadaki bütün olayların gökyüzünde yazıli olduğuna inanan Sumerliler, onu incelerken astronomi ve astrolojinin temelini kurmuşlardır. Matematikte onlu ve altılı sistemi kullanmışlardır. Bugün onlu sistem dışında altılı sistem de saat, dakika, daire ölçümünde kullanılmaktadır. Okullarda matematik öğreniminde çarpım tablolan, çeşitli problemlerin çözümü yer almaktadır. Yunanlı Fisagor’a (Pisagor) mal edilen Fisagor teoremi de tablet üzerinde çizilmiş olarak bulunmaktadır. Cebirin kökeni de Sumerlilere dayanmaktadır.

Tıbbın başlangıcı da Sumerlilerde. Hastalıklan,.onlara yarayacak ilaçları gözlemişler, çeşitli ilaç reçeteleri yazmışlardır. Hastalan iyi etmek için yalnız laca değil sihire de başvurmuşlardır. Sihir, bu çağda bile aynı amaçla kullanılıyor.

Sumer yazılı belgelerinin en önemlilen edebi olanlardır. Onlar; Sumerlilerin hayal güçlernn, dünya ve evrene bakışlannı, sosyal düzenlerini, dinsel inanışlannı yansıtır. Bunlar; kahramanlannın serüvenlerini dile getiren destanlar, geçirilen felaketleri anlatan ağıtlar, dinsel törenlerde Tanrılan, mabetleri, krallan öven ilahiler, Tanrılann öykülerine ait efsaneler, tartışmalar, atasözleri ve deyimler, hayvan masallan, okullarla ilgili hikâyelerden oluşmaktadır (9).

İşte bu belgelerin ışığında, Sumer dininden tek tanrılı dinlere gelen etkileri ve din kitaplanna giren konuları açığa çıkarmaya çalışacağız.

SUMER DİNİ

Sumer dini çoktanrılı bir dindi. Dünyada, evrende, doğada görülen, hissedilen her nesnenin bir Tanrısı vardı. Tanrılar insan görünümünde, fakat insanüstü güçleri olan ölümsüz varlıklardı. İnsanlar gibi, onlann da çocuklan ve eşlerinden oluşan aileleri bulunuyordu. Bu aileler kral gibi bir Baştanrı altında toplanmışlardı. Tanrılar da insanlar gibi sever, üzülür, kızar, kıskanır, kavga eder, kötülük yapar, hastalanır, hatta yaralanabilirlerdi. Yer, Gök, Hava, Su Tanrılan yaratıcı, diğerleri yönetici ve koruyucu Tanrılardı.Her şehrin bir koruyucu Tanrısı vardı. O Tanrı, şehrinin iyi yaşam sürmesinden sorumlu idi. Onun gücü, şehrinin iyi veya fena olduğuna göre değişirdi. Bunlara aym zamanda diğer şehirlerde de tapılırdı. Bu şehir Tanrıları, evrenin yönetimini aralannda bölüşmüşlerdi.Tanrılara ait listelerde 1500 kadar Tanrı adı bulunması, Sumerlilerin ne kadar çok Tanrı yarattığını göstermektedir.

Tanrıları insan şeklinde algılamalan, Tanrıları şehirlerin dışında evren ve doğa Tanrısı olarak geliştirmeleri ve onlan uyumlu bir sistem içine almalan,Sumerlilerin önemli ruhsal başanları olarak kabul edilmektedir. Tanrılar yalnız evrende değil, insanlarm yaşamına da girerler. Örneğin, yorulmak bilmeden gezen Güneş Tanrısı Utu, her şeyi görür, adaleti korur, insanlara yardım eder, ciğer falı bakanlann piridir.Bilgelik ve Su Tanrısı Enki, insanlann ve sihirbazlarm koruyucusudur. Venüs yıldızını simgeleyen Tanrıça İnanna, âşıklann ve savaşçılann koruyucusudur (10).Sumer’de Tanrılar istediklerini yapar; onlar, insanlara ne istediklerini bildirmez. Ancak insanlar onlara, kendilerinden istenileni sorarak öğrenebilir. Bu, kurban edilen hayvanlann karaciğerlerindeki işaretlere göre anlaşılır. Bu işaretlerin ne olduğu, neyi anlattığı,bu hususta yazılmış kataloglarda bulunur; rahipler ona göre onlan yorumlar. Ayrıca rüya ile de Tanrı istediğini bildirir. Tanrının yapılacak bir işi uygun görüp görmediğini anlamak isteyen; mabede gider, kurban keser, dua eder ve uykuya yatar.Gördüğü rüyanın olumlu veya olumsuz olduğunu da ancak rahip yorumlar.

Sumerliler, bu Tanrılar dünyası üzerine pek çok efsane geliştirmişler; şiirler yazmış, ilahiler bestelemiş, törenler düzenlemiş ve bütün bunlan yazıya geçirerek zamanımıza kadar ulaşmasını sağlamışlardır.Onlann kurduklan çokTanrılı din, yavaş yavaş tektanrıya dönüşerek, bugünkü dinlerin temelini oluşturnuştur. Fakat bu arada diğer Tanrılar da tamamıyla yok olmayarak bu dinlerde melekler, şeytanlar, cinler olarak varlıklarını korumaktadır.

DİNLERİN KARŞILAŞTIRILMASI

Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman dinleriyle Sumer dini arasındaki ortak noktalar şunlardır: Tanrının yaratıcı ve yok edici gücü; Tanrı korkusu; Tanrı yargılaması; kurbanlar, törenler, ilahiler, dualar ve tütsülerle Tanrıyı memnun etmek; iyi ahlaklı, dürüst ve haktanır olmak; büyüklere ve küçüklere saygı göstermek; sosyal adalet; temizlik.

Temizlik Sumerlilerde çok önemli idi. Tapınağa gidenlerin, dua edenlerin, kurban kestirenlerin vücutça temiz olmaları gerekti. Düşmanlann yıktıklan şehirler için onlann yazdıklan ağıtta:Artık karabaşlı (Sumerliler) halk tören için yıkanamıyor, kirliyi beğenmek onlann kaderi oldu, görünüşleri değişti” denmektedir (11). Yeni yapılan binalar, içine girmeden önce dinsel bir temizlikten geçirilirdi. Temizlik, atasözlerine bile , “Yıkanmamış elle yemek yeme!” olarak girmiş.

Sumer Tanrıları, insanlara ne istediklerini bildirmez; fakat hoşlarına gitmeyecek bir işi yapan insanları cezalandırırlar.Buna karşılık diğer dinlerde Tanrı bazı kimselere ne istediğini bildirir. İnsanlar da ona göre hareket ederlerTanrı bildirilerini alan kimselere Farsçada “peygamber”, Arapçada “resul” denir. İlginç olan, peygamberlik olayı, Yahudilerden Asurlulara geçmiş. Çiviyazıli metinlere göre bu düşünce Asur ve Filistin’de politik ve ekonomik krizlerle başlamış.Asur’da Tanrıdan bir insan (peygamber) yoluyla alınan haberler tabletlere yazılmış. Onlara göre Tanrı ile iletişime giren insanlar çeşitli şekilde trans haline giriyorlar. Bu kimseler aslinda aşağı tabaka sayılıyor ve büyücülükle bağlanıyor. Konuşan Tanrıça ise, onun ağzından söyleyen de kadın oluyor. Özellikle Aşk Tanrıçası İştar’dan haber getirenler. Bunlar ya Tanrılardan üçüncü şahıs olarak buyruğunu alır veya birinci şahıs olarak kendisini, konuşan Tanrı ile bir yapar. (A. Leo Oppenheim, Ancient Mesopotamia,Chicago, 1964, s.221.) Kur’an’da da aym ifadeyi buluyoruz. Allah bazen üçüncü şahıs olur, bazen doğrudan konuşur (12).

Sumerlilere göre Tanrılar, şehirleri ve bütün kültür varlıklarını meydana getirmiş ve insanlara vermiştir. Aynı düşünceyi Kur’an’da da buluyoruz.A’râf Suresi, ayet 26:

“Ey Ademoğullan! Size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Tekva (iman) elbisesi daha hayırlıdır.”

Nahl Suresi, ayet 81:“Allah yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı, dağlarda sizin için barınaklar yarattı ve sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, savaşta koruyacak zırhlar yarattı.”Yâsîn Suresi, ayet 42:

“Gemilerin benzerlerinden, binmekte olduklan ve ileride binecekleri şeyleri onlar için biz yarattık.”

Bu üç ayette Allah hem birinci şahıs olarak konuşuyor, hem de ondan üçüncü şahıs olarak söz ediliyor.Yâsîn Suresi, ayet 82:

“Onun işi, bir şeyi yaratmak istediği vakit ‘ol’ demektir, o şey hemen olur.”

Sumer’de de Tanrılar “Ol” der ve her şey oluverir.

Her üç dinde de Tanrıların var edici güçleri yanında yok edici güçleri de var. Sumer’de Tanrı Enlil, Tanrılar meclisinde Urşehrinin yıkılmasma karar vermiştir. Şehrin Tanrısı buna ne kadar üzülse elinden bir şey gelmez. Gelen ordular Tanrının dünyadaki araçlarıdır. Aynı deyimi Kur ân da da buluyoruz: Sumer’de Tanrı sadece bir kez duvar arkasından konuşuyor (Bilgelik Tanrısı Enki, Tufanın olacağını, Nuh’un karşılığı olan Ziusudra’ya duvar arkasından söylemiş). Tanrılar insanlara yapacakları işleri rüyalarda bildiriyor.Bunlardan başka fal ve kehanet yoluyla insanlar, Tanrılann isteğini öğreniyorlar.

Tevrat’daki ilahiler, atasözlen ve deyimlerin Sumerlilerden kaynaklandığı anlaşılmaktadır (21). Sumer atasözleri Tufan kahramanı Ziusudra’ya babası Şuruppak tarafından, Tevrat’ta Tanrı ile şahıslar (peygamberler dışında Musa’nın kardeşi, kölesi İbrahim’in karısı gibi) karşılıklı konuşuyorlar veya insan şekline girmiş melekler Tanrı’dan haber getiriyor veya Tanrı istediğini Tevrat’ta Süleyman’a babası Davud tarafından söyleniyor. Kur’anda ise Lokman tarafından adı verilmeyen oğluna öğüt veriliyor. Lokman’ın kimliği hakkında çok çalışılmış; bazıları onun peygamber olduğunu, bazıları da çok dindar olduğundan Tanrı tarafından uzun ömür verildiğini,yaşamı boyunca bilgisinin arttığını söylüyor. O, 560 yıl yaşamış ve bir adı da Sumerce Ziusudra gibi ölümsüz anlamına gelen Lubad imiş. Arami edebiyatında Ahiqar, Bizans’ta Planudes olarak ortaya çıkıyor. Bunların hepsi Sumer’deki Ziusudra’ya dayanmaktadır(Paul Lunde, Aesop of the Arabe, Aramco, 1974, March-April, s.2).

Sumer’de rüyalar Tanrı bildirisi olarak yorumlanıyor. Bu rüyalardan bazılannın etkisi Tevrat ve Kur’an’da görülmektedir. Bunlardan en ilginci Yakub’un oğlu Yusufun rüyasıdır. rüyada bildiriyor. 

Yusuf “Rüyamda tarlanın ortasında demetler bağlıyorduk. Benim demetim kalktı dikildi. Sizin demetiniz onun etrafını kuşatıp benim demetime eğildiler” deyince, kardeşleri “Bu bizim üzerimize kral mı olacak?” dediler. Yusufun ikinci rüyasında güneş, ay ve 11 yıldızın kendisine eğildiklerini söylemesi üzerine, kardeşleri onu öldürmeye karar veriyorlar. (Tekvin 97:7,9.)(22)

Aynı şekilde Sumer Kralı Urzababa‘nın yanında çalışan Sargon, gördüğü rüyayı Krala söyleyince, Kral “Benim yerime kral olacak” korkusuyla Sargon’u öldürmek istiyor.(Jerrold S. Cooper, Sargon and Joseph, Dream Come True, Biblical and Related Studies, Presented to Samuel Iwry, Indiana, s.33-35.)

Sumer mabet ve saraylarının yapılışında izlenen yol, bunlar hakkında yazılan ilahilerde belirtilmiş.Yapıya başlamak için önce Tanrının önermesi gerekBu da genellikle rüyada bildiriliyor. Bundan sonra yapı malzemesi ve sanatkârlar toplamyor. Yapıya başlamadan ve bittikten sonra temizlik törenleri yapılıyor. Bu yapıların görkemliliği övülüyor, adanma hikâyesi anlatılıyor. Bazı ilahilerde yapıyı yaptıran Tanrı tarafindan kutsanmak suretiyle ödüllendiriliyor(23). Tevrat’ta da aynı yol izleniyor.

Sumer Tanrı evleri hangi Tanrı için yapılmış ise o Tanrının ve ailesinin heykelleri içine konurdu. Kiliselerdeki İsa ve Meryem’inheykel ve resimleri bu âdetin bir uzantısı.

Sumerlilerde rahibeler tapınaklara Tanrının gelini olarak çeyizleriyle girerlerdi. Bu, Hıristiyanlikta devam etmektedir. Törenlerde Meryem’in heykelinin taşınması, Sumer törenlerinde Tanrı heykellerinin gezdirilmesini yansıtıyor..Hıristiyanlıkta olduğu gibi Sumer’de de günah çıkaran rahipler vardı, bunlar kırmızı elbise giyerlerdi.

M.K’nun notu: Görülüyor ki; gerek Musevilik, gerek Hristiyanlık, gerekse de İslamiyet’te bulunan çeşitli uygulama ve inançların kökeni Sumer dininden kaynaklanmaktadır.Tüm peygamberler, kendilerinden önce gelen ve kendilerini Tanrı elçisi olarak tanıtan ve böylece saygı ve güvenirlik uyandırmak isteyen peygamberlerin uydurdukları dinlerden şu ya da bu şekilde esinlenerek yeni bir din uydurmuşlardır.    

Alıntı/Kaynak: Kuran İncil ve Tevrat’ın Sumer’deki Kökeni  / Muazzez İlmiye ÇIĞ


En Çok Okunanlardan...