Blog Listem

Nuray Bilgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nuray Bilgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20250606

📖 Kuman-Kıpçak Alp

 


KUMAN-KIPÇAK ALP 

Çin kaynaklarında "Türk" "Tulga" anlamına gelir. Sevgili Emel Esin'e göre İskitler ve Hunlar yuvarlak ve tepesinde "Topuz" olan Tulgalar kullanmıştır. Bu şekil Uygur Türklerinde de görülür. Göktürkler döneminde Sivri Uçlu Tulgalar kullanılır. Kaşgariye göre Alp'lar Tulgaların tepesine "Beçkem" adı verilen At ya da Kotuz kuyruğu takar. Bunlar rütbe işaretidir. Türkçede Perçem şeklinde devam eder. 

Nuray Bilgili.



20250219

📖 Türk Mitolojisinde ⛰️ Dağlar..


⛰️Türk Mitolojisinde Dağlar..⛰️

Bir Türk atasözü şöyle der “OBA’YI TUTAN BEY’DİR, YER’İ TUTAN DAĞ’DIR”. Eski insanlar dağ yamaçlarına evlerini yapar, ovaları ise tarım alanı olarak kullanırdı. Bunun sebebi dağların depremden etkilenmemesi ve yıkımların az olmasıdır.

Dağların kazık ya da çivi görevi görerek, depremde toprağın hareketini engellediği varsayılır. Dağlar Demir Kazık Yıldızı ya da Çivi Yıldızı  (Kutup Yıldızı) adı verilen Tanrı Makamı ile bağlantılı kabul edilen Axis Mundi yani kutsal merkezlerdir.

Bu yüzden Atalarımızın binlerce yıllık deneyimlerini göz önünde bulundurmalı ve yeni inşa edilecek evleri, dağ yamaçları gibi KAZIK ve ÇİVİ görevi gören sağlam kayalık yerlere yapmalıyız.

TANRI ZEUS'UN VE TANRI ÜLGEN'İN 9 İLHAM PERİSİ

Türk Mitlerinde Ülgenin 9 kızına "Ak Kızlar" adı verilir. Halk dilinde "Ağ Gızlar" olarak bilinir. Altay mitololojisinde iyilik perileri olan Ak Kızlar, sanat, estetik özellikle de "Ozanlık Geleneği" ile alakalı Şaman'a ilham verir.


Bu kızlar özellikle Şiir, Destan ve Efsaneler, yani "Söz Söyleme Sanatı" ile alaklı esin perileridir. Zeus ve Ülgenin göksel karşılığı elbette cömert ve  zengin Jüpiterdir.

Mitolojiler kostüm çeşitliliği altında birdir. Mitolojilerin kendine özgü bir mantığı ve sistematiği vardır. Mitolojilerdeki Tanrı ve Tanrıçalar, gezegenler ile eşleştirilir. Aynı gökyüzüne bakan insanlar aynı ya da benzer mitolojileri üretir..


Alıntı:  Nuray BİLGİLİ  @NurayBLGL1

📖 Oğuzların defin törenleri


İbn-i Fadlan'a göre Oğuzların defin törenleri şöyleydi:
  • Ölüye ceket giydirirler, 
  • kuşağını kuşandırıp yayını yanına korlar; 
  • eline NEBİZ (Kuru üzüm, kuru hurma, arpa ve darı gibi maddelerden elde edilen bir içki türü.) dolu tahta Kadeh tutturup 
  • önüne de nebiz dolu bir tahta kap korlar
Farklı kaynaklarda Oğuz Türklerinin ölen bey ya da Alp'lar için, tıpkı Göktürkler gibi taştan Balbal yaptıkları kayıtlıdır.




📖 🗺️ Oğuz Türklerinin Göç Yolları

OĞUZ TÜRKLERİNİN GÖÇ YOLLARI

Oğuz konfederasyonu, Uygurların Karluk müttefikleri ile çatışmasının ardından Jeti-su YEDİ SU bölgesinden batıya doğru göç etti. 

Bugün 🇹🇷Türkiye, 🇦🇿Azerbaycan ve 🇹🇲Türkmenistan nüfusunun çoğu Oğuz Türklerinin torunlarıdır.

Dilleri Türk dilleri ailesinin Oğuz grubuna aittir. Oğuzlar, bazıları temiz traşlı ve diğerleri küçük 'keçi sakalı' olan Peçeneklerle akrabadır.


Alıntı: Nuray BİLGİLİ   @NurayBLGL1

20250209

📖 Kaşgarlı Mahmut Divan-ı Lügat-it Türk Kitabından Oğuz Boy Tamgaları; ve ER-AD TAMGASI...

 Kaşgarlı Mahmut Divan-ı Lügat-it Türk Kitabından Oğuz Boy Tamgaları;

Kaşgarlı "Oğuz : Bir Türk Boyudur. Oğuzlar Türkmendirler. Bunlar yirmi iki bölüktür; her bölüğün ayrı bir belgesi ve hayvanlarına vurulan bir alameti vardır. Birbirlerini bu belgelerle tanırlar." der.


Türkçe 'Boy', 'kabile' ve 'klan' anlamına gelir. Boy'lar ait oldukları milletin, bir “Kolunu” teşkil eder. Türkçede “Ağaç Boy Vermiş” derken Ağacın Dal ve Kol verdiğini anlarız. Türk Boy’ları, Ağaçtan çıkan dallar gibidir ve devleti meydana getirir.

Bu bağlamda Türk Devleti kocaman bir Ağaç, Boylarda bu ağacın Dallarıdır. Boy Vermek kelimesini bir anlamda Oğul Vermek gibi düşünürsek, İngilizce Boy yani Oğul kelimesi ile benzerlik gösterir. 

Tamga olarak bildiğimiz bu Boy İşaretleri, mezar taşlarının üzerinde de bulunur.

Türkolog Jean Paul Roux'a göre "Tamga" kelimesi "Takma" fiilinden türemiştir. "Hayvanlara işaret takmak" anlamında olan Tak fiili, zamanla değişerek ve dönüşerek Tamga ve Damga şeklinde söylenegelmiştir.

-Tamgalar bir dil, yazı biçimi olarak kabul edilebilir mi?

Sembol dili, yazı değil malesef. Tek bir sembol ile Boy ifade eder. Tamgalar yan yana gelerek bir cümle oluşturamaz. Fakat kökeninde Runik Harfler bulunabilir. Onlardan ödünçlenmiştir.

ER-AD TAMGASI..

Göktürk ER-AD Tamgası yada Türk Runik Harfleri ile ER-AD yazısı, Er olan Alp'ların Kayalara kazıdıkları "İnisiyasyon-Erginlenme" belgeleridir. Göktürkler döneminde, Er olma-Asker olma çağına gelmiş genç erkekler için, Ata Mağarasında Erginlenme Ritüeli düzenlerdi

Fakat öncesinde bu genç delikanlının bir Kahramanlık göstermesi gerekirdi. Türkler için, Osmanlıda da devam eden AV RİTÜELLERİ, işte bu Erginlenme törenlerinin vazgeçilmez geleneğidir. Ata mağarasında "Er Adı" alan gence, Kılıç Kemer Kuşandırılır.

İçine içki konulan kadehler ile Ant İçirilir "Bağlılık Yemini" ettirilirdi.
Ata binmiş ellerinde yırtıcı kuş bulunan Alp çizimleri, bir AV sahnesini anlatır. Av Törenleri kahramanlık göstermenin ve AD almanın en önemli bölümüdür.
Türklerde ER-ADI almak bir inisiyasyon ritüeli idi

Sonradan alınan ad'a ER-ADI denir. Boğaç Han'a adını Dede Korkut verir. Boğa ile güreşir ve onu yener.Türk mitlerinde gökyüzü ile yeryüzünü birbirine bağlayan yol olan, Kayın Ağacından inen Hz. Hızır, Çocuklara ya da erliklerini kanıtlayan gençlere bir "AT" ve bir de "AD" verir.

Kazakistan Kırgızistan kaya resimlerinde "ER ADIM...." diye başlayan ve sonra bir isim yazan Türkçe Runik yazılara çok sık rastlanır. Öyle anlaşılıyor ki, Erginlenme törenlerinden sonra ER ADI alan ALP'lar, kendi isimlerini bu kayalara kazımışlar.

Alp'lar belli bir kültür düzeyinde olmalı ki Runik Harfler ile yazı yazmayı biliyorlar. Bu Seçkin Alp’lar , savaşlarda en ön saflarda savaşan "İnisiye" olmuş özel insanlardı. Öyleki öldüklerinde Şehit sayılmış ve ölümlerin en şereflisi olan Şehitlik makamı ile ödüllendirilmiştir.

Mezar başlarına ellerinde Hayat Suyu içeceği olan Ant Kadehleri ile, heykelleri dikilmiştir. Türk Askeri Jargonundaki ER-AT ya da ER-AD tabirlerini de kanımca, Farsçadan çok eski Türk söylence ve hatıralarında aramak gerekir. Türkler bu düşünceyi İslami dönemde de sürdürmüştür.

Hayat Suyu içeceği ŞEHADET ŞERBETİNE dönüşmüştür. İşte bu yüzden ŞEHİTLİK kavramı Türk mitolojisi ve Kozmoloji düşüncesi ile alakalıdır ve sadece ve sadece Türklere özgü bir ritüelin devamıdır..

Alıntı: Nuray BİLGİLİ @NurayBLGL1


20230219

Neden Evlerimizi Dağ Yamaçlarına Yapmalıyız?


Neden Evlerimizi Dağ Yamaçlarına Yapmalıyız, Bir Türk atasözü şöyle der 
“OBA’YI TUTAN BEY’DİR, YER’İ TUTAN DAĞ’DIR”. 
Eski insanlar dağ yamaçlarına evlerini yapar, ovaları ise tarım alanı olarak kullanırdı. Bunun sebebi dağların depremden etkilenmemesi ve yıkımların az olmasıdır.

Bir çok kültür Dağları Dünyanın Çivisi olarak görür.Mitlerde bu çivilerin yeryüzünün “Dağılmasını” önlediği anlatılır. Türk Dağ isimlerine bakalım. Demir Kazık Dağları, Kazılık Dağları. Dağların Kazık ya da Çivi görevi görerek, depremde toprağın hareketini engellediği varsayılır.

Dağlar Demir Kazık Yıldızı, Çivi Yıldızı adı verilen Tanrı Makamı ille bağlantılı kutsal merkezlerdir. Atalarımızın binlerce yıllık deneyimlerini göz önünde bulundurmalı ve yeni inşa edilecek evleri, dağ yamaçları gibi KAZIK ve ÇİVİ görevi gören sağlam kayalık yerlere yapmalıyız.




Dağ deprem olup olmaması konusunda değil zemini ovaya göre sağlam olduğu için depreme karşı dayanıklı. Zemin açısından Dağlar gerçekten çivi gibi sağlam Maraşta dağlık alanlarda sıkıntı daha az. Ovalık yerlerde yıkıntı daha fazla.

Parscebenoyan 𐱅𐰼𐰇𐰰





20230202

‘Subay’ SU-BAY kelimesinin tarihi kökleri


SU-BAY
 Runik harfli metinlerde “Asker” kavramına karşılık gelen terimler Sü, Er, Eren ve Çerig ’dir.Sibiryadaki bir mezar taşında SÜ-BAŞ ifadesi vardır ve Karahanlılarda da devam etmiştir. Sü-baş en büyük askeri amirdir ve Alpagut rütbesi ile birlikte anılır.

Birinci derecede Alpagutlara Sübaşı denir. Oğuzlar bu rütbeye Sü-Begi adını verir. Günümüzde kullanılan Su-Bay tanımı, Sü-Baş kelimesi ile bağlantılıdır. asker Sü-Başı askeri amirdir. Türkçede Bay kelimesi, zengin üst sınıf beyler için kullanılan bir sosyal sınıf ve rütbedir.

Askerlerin amiri anlamında kullanılan Sübaş, Subay olarak kullanılmaya devam etmiştir. Osmanlı döneminde asayişi sağlayan Subaylara, Subaşı adı verilmiştir. Runik yazılı metinler, Kutađgu Bilig de kelimesinin sefer, savaş, cephe, birlik, kıta anlamında da kullanıldığı görülür.

Sü-Su kökünden türediği düşünülürse, Süer yani Sü-Er ve Süalp yani Sü-Alp ve Bey-Su tabirleri çok daha anlam kazanır. 

Fotoğraf Uygur Türkü Alp’lar 7. yy. Kuça

20220819

At kuyruğunun bağlanması adeti

 


“AT KUYRUĞUNU BAĞLADIK, TANRIYA DA ÇAĞLADIK”

Kaşgarlı Mahmut.At kuyruğunu düğümlemek Türk-Hun ve Moğol Halklarına özgü bir ritüeldir. Alparslan da Malazgirt savaşı öncesi atının kuyruğunu düğümlemiştir. Alp’lar savaşa gitmeden önce atlarının kuyruklarını düğümler.
Savaşta ölürler ise, düğümledikleri at kuyruğu kesilir ve mezarlarının başına Tuğ olarak asılır. Atların kuyruklarının kesilmesine "Dullama" adı verilir. Sahibi ölen at, bir anlamda "Dul" kalmıştır. Aynı şekilde Alpların eşleride saçlarını "Yas Alameti" olarak keser,çünkü onlar da eş'siz yani "Dul" kalmışlardır. Genetik hafıza ya da Kolektif bilinçaltı, bu "KAYITLARI" kuşaktan kuşağa aktarır. Bu "kültür kodları" gelenekler ve ritüeller aracılığı ile sürdürülür.


Nuray BİLGİLİ @NurayBLGL1

20220727

Konya Sille Selçuklu mezar taşı

Konya Sille  Selçuklu mezar taşı.

Türk Hayat Ağacı İkonografisi. Ağaç Türk Şamanizminde Yer Altı, Yeryüzü ve Gökyüzünü birbirine bağlayan "Kozmik Merkezlerdir". Şamanlar, ritüel Tanrısal yolculuklarını ağaca tırmanarak yapar.  Ağaçlar Tanrıya giden yol olarak görülür.

Bundan dolayı Türk mezar taşlarının üzerinde, Ağaç ikonografisi vardır. Ruh'a gökyüzü yolculuğunda yol gösterir ve O'nu Tanrı makamına taşır. Ağacın sağ ve solundaki iki disk Güneş ve Ay'dır. Güneş ve Ay tüm zıtlıkları ve dolayısıyla bütün Kozmos'u ifade eder.

Ay gece, Güneş gündüz'ün alegorisidir ve elbette her ikisi de kaçınılmaz olanın, yani "ZAMANIN" sembolüdür.


Alıntı/Kaynak:
Nuray BİLGİLİ @NurayBLGL1


20220721

Abakan-Abakhan / Sagay Türkleri


Abakan-Abakhan

Hakasya Abakan'da yaşayan Sagay Türklerinin bir boyu olan Aba'lar, adlarını Aba yani Ayı'dan alır. Söylenceye göre ormana giden bir kız Ayı tarafından kaçırılır ve bir oğlan çocuğu doğurur. Aba'ların Ata Hayvanı Ayıdır.

Hakas Türkleri Ayının adı tabu olduğu için ona Aba şeklinde hitap eder. Abakan adı buradan gelir. Türk masallarında da bu mitolojinin kırıntılarını görürüz. Bir ayının bir kızı kaçırdığı Türk kültüründe de ayının adı direkt söylenmez, Karaoğlan ya da Kocaoğlan denir. Aslında Aba kelimesi Şaman inancındaki Abası Ruhları, yani yeraltı ile bağlantılı Karanlık, Kara-Ruhlar ile ilişkilidir.Kara Şamanlara Abası Oyun, Ak Şamanlara Ayı Oyun adı verilir. Abası kötücül, Ayı Aydınlık anlamına gelir. "Ayı Ata" Şamanların ruhlarını da simgeler.

Nuray BİLGİLİ  @NurayBLGL1

https://twitter.com/NurayBLGL1/status/1550064423896760320

20220703

Türk Alp Erginlenme törenleri -Erlik Atı, Erlik Adı, Erlik Küpesi, Erlik Kemeri, Erlik Kılıcı.

Erlik Atı, Erlik Adı, Erlik Küpesi, Erlik Kemeri, Erlik Kılıcı

Türk Alp Erginlenme törenlerinin en önemli kavramlarıdır. 14 yaşına gelmiş genç ata mağarasında bir dizi inisiyasyon ritüeline tabi tutulur. O artık Er olma ve savaşma yaşına gelmiştir.

Kulakları delinerek tüm soy mitleri ve soy sırları kulağına fısıldanır, ve Erlik Küpesi takılır. Erlik Kemeri ve Erlik Kılıcı kuşandırılarak Kağan’a bağlılık yemini ettirilir. Yemin, kadeh içine doldurulan bir içki eşliğinde yapılır ve Alp Ant İçer.

Türklerde Göbek Adı, geçici ad anlamındadır.Nedeni ergene ileriki yaşamında kalıcı bir kahramanlık adı verilecek olmasıdır. Göbek adı göbek bağı kesilirken verilir. Er adı ise avda başarı gösterenlere verilir.Dede Korkut destanında Er Adı alan Boğaç,öncesinde bir boğa ile güreşir

Ardından gence bir de Er Atı verilir. Artık savaşmaya hazırdır. Tüm bu törenler ergeni savaşa hazırlayan geçiş ritüelleridir. Her birinde önemli bir eşik atlar.

Nuray BİLGİLİ

@NurayBLGL1


20220629

Yakut Türklerinin Mevsim Döngüsü Bayramlarında Diktikleri GÖK TEREK.

 Yakut Türklerinin Mevsim Döngüsü Bayramlarında Diktikleri GÖK TEREK.

Gök direğinin üzerindeki "Tamga" eski Göktürk Runik harflerindendir ve "ANT" yani "BARIŞ" olarak okunur. Günümüzde Asyanın "Barış Sembolü" olmuştur.




20200512

✍️🗺 Mu Kıtası Mitolojisi - Nuray Bilgili

Resim1: Pasifik Okyanusunda yaşanan bir tufan sonucu sulara gömüldüğü söylenen Mu Kıtası. 

Mitoloji Türkçe, ”Söylence Bilim” anlamında kullanılan bir kavramdır. James Churchward’ın (1851-1936) Mu Kıtası ile ilgili araştırmaları da işte bu “Söylencelerin” derlenmesine dayanır. Bu yüzden Mu ile ilgili söylenceleri ve anlatıları önemsiyorum. İnsanlığın bilinçaltında kayıtlı olan tüm gizemli “Gerçekleri” bu söylencelerde bulabiliriz. Bilinçaltında, arketipik kültür kodları dediğimiz, semboller ve simgeler vasıtası ile tutulan ve anlatılan bu efsaneler, gerçek yaşanmış olaylar olabilir. Bu olaylar masalsı ve şifreli bir dille ve sözlü kültür aracılığı ile kuşaktan kuşağa aktarılır. İnsan bilinci gerçek yaşanmış olayları hafızasında ancak “mitleştirerek” tutabilir. Buna “Mitolojik Hafıza” da denebilir. Ünlü dinler tarihi uzmanı Mircea Eliade’ya göre gerçek yaşanmış tarihi olaylar 200-300 yıl sonra mitolojiler ve masallar dünyasına dahil olur. Mitolojiler insanoğlunun daima ilgisini çekmiştir ve çekmeye de devam edecektir. Bunun en önemli sebebi gizemli bir dille anlatılmaları ve yazılmalarıdır. 

19. yüzyılda “Sözlü Kültürün” derlenmesi, Alman Jacop ve Wilhem Grimm kardeşler ile başlar. Köyleri ve kasabaları dolaşarak yüzyıllar boyunca anlatılan masalları, efsaneleri derleyerek yazılı hale getirmiş ve yayınlamışlardır. Onlar, diğer milletlerin kendi efsane destan ve mitolojilerini derlemelerine kapı açmıştır. Finler Elias Lönrot aracılığı ile Kalevala gibi bir destana sahip olduklarının farkına varmıştır. 

Ve böylece “Batılılar” yüzyıllardır kendi kültürlerinin temeli zannettikleri, Yunan mitlerine ait olmadıklarının farkına varmıştır. Ya da Hıristiyan kültüründeki Yahudi-Sami mitlerine.

James Churchward’ın Pasifik Okyanusunda battığı varsayılan Mu Kıtası ile ilgili söylenceleri derleme çalışmaları da 20. Yüzyıl başlarına dayanır.

Arkaik dönemde insanlar yazılı bir arşiv ve kültürleri olmadığı için bir çok bilgiyi sembol ve simgeler aracılığı ile gelecek kuşaklara aktarmıştır. Okumasını bilene bu simgeler çok şey ifade eder. Türkler bu sembollere Tamga adını verir ve bu soyut sembolleri en çok kullanan millet de Türk milletidir. 


Kaynakça

  • Türklerde Maddi Kültürün Oluşumu, Emel Esin, Kabalcı Yayınları, 2003.
  • Türk Sanatında İkonografik Motifler, Emel Esin, Kabalcı Yayınları, 2003.
  • Türk Kozmolojisine Giriş, Emel Esin, Kabalcı Yayınları, 2001.
  • Batık Kıta MU’nun Çocukları, James Churchward, Ege Meta Yayınları, İstanbul, Nisan 2012
  • Kayıp Kıta MU’nun Kozmik Güçleri 1, James Churchward, Ege Omega Yayınları, İstanbul, 2009.
  • Kayıp Kıta MU’nun Kozmik Güçleri 2, James Churchward, Omega Yayınları, İstanbul, 2010.
  • http://blog.my-mu.com/
  • http://www.sacred-texts.com/atl/ssm/ssm04.htm







20170906

Bay Ülgen Türk Mitolojisindeki Baş Tanrı

  BAY ÜLGEN Türk Mitolojisindeki Baş Tanrı

Nuray Bilgili

Bay Ülgen göğün 16. katında Altın dağda ikamet eder ve altın bir taht üzerinde oturur. Tahtı ay ve güneşin ötesindedir. Ülgen, gök cisimlerini yönetir, yağmur yağdırır, gök gürültüsü ve yıldırımları da o gönderir. Tanrı Ülgen biri ak biri kara taşla gelerek ateşin nasıl yakılacağını insanlara öğretmiştir.
 
Eliade’ya göre gök gürültüsü ve şimşek tüm mitolojilerde gök tanrının silahıdır ve yıldırımıyla vurduğu yer kutsallık kazanır. Ülgen iyilik yapmayı sever. Ülgen’in kendisi, kızları ve oğulları insan şeklindedir.
 
Yaşar Çoruhlu Ülgen’in Yunan mitolojisindeki Zeus’a (Jüpiter) karşılık geldiğini söyler. Zeus kelimesi etimolojik olarak “parlaklık”, “parlayan” anlamına gelir. Yıldırım Zeus’un silahıdır ve şimşeğinin çarptığı yerler kutsallık kazanır. “yağmurlu”, “iyi rüzgar gönderen”, “şimşek gönderen”, “gürleyen” gibi sıfatları vardır. Tıpkı Ülgen gibi Zeus’da Altın bir tahtta oturur ve Olympos dağında ikamet eder.
 
Ülgen de dualarda, beyaz parlak “ak ayas”, parlak hakan “ayas kaan”, gürültücü “künürtçi”, yakıcı “küygekçi”, şimşekçi “yalgınçı” gibi ifadelerle nitelenir. Bolluk bereket ve refah veren bir gök tanrısıdır. Yıldızları o idare eder. Yağan yağmur Tanrı Ülgen’in tükürüğü sayılır.  İlk sancağı ve üç ateşi yakıp veren Ülgen’dir.
 
Kaşgari’ye göre Jüpiter gezegeninin sembolü olan kartal gece ve gündüzün düzenini sağlar.
 
Türk mitlerinde, çift başlı kartallar, gök direklerinin veya kayın ağacının tepesinde tasvir edilir ve tanrı Ülgen’in sembolü olarak görülür. Tanrıya açılan göğün kapısını da bu çift başlı kartal bekler. Bu kartallar gökten yıldırım indirir.
 
Karakuş, yani “Kartal” Jüpiter anlamına da gelir. Jüpiter gezegenin diğer adı “Karakuş” yani Kartal’dır. Prototürk Chou’larda da Kartal Gök Tanrının temsilcisi sayılıyordu. Gök Tanrı Ülgen’in oğullarından birinin adı “Karakuş” tur.
 
Kartal Zeus’un (Jüpiter) sembolüdür. Yunan mitlerinde Zeus’un zaman zaman kartal kılığına girdiğinden bahsedilir. Çeşitli arkeolojik buluntular üzerinde gösterilen tasvirlerde, Zeus bir elinde kartal diğer elinde asa tutarken tasvir edilir.
 
Meşe Jüpiter’e ait bir ağaçtır. Roux’a göre, Hint Avrupa efsanelerinde kartal, “Jüpiter kartalı” olarak bilinir ve kozmik bir ağacın tepesinde durur. Sibirya folklorunda da tanrının habercisidir.
 
Tanrı Ülgen’in, Bay-Ülgen, Ülgen Ata gibi isimleri vardır. Bay-Ülgen sözcüğü bazı Türk lehçelerinde 

 BAY ÜLGEN Türk Mitolojisi

anlamına gelir. Buryat şivesinde “ulu yer” demektir. Ülgen ismi geç dönemlerde Bay Ülgen (ulu zengin) anlamında kullanılmıştır.
 
Ülgen adına kesilen kurbanın başı doğuya doğru yöneltilir. Türk mantık sisteminde doğu, Jüpiter’in, ejderha takımyıldızının, ağaç unsurunun ve mavi rengin konumlandırıldığı yöndür. Jüpiter’in Sümer’deki karşılığı olan tanrı Marduk’un da hayvanı ejderhadır.
 
Ülgen yıldızları ve gökyüzünü döndürür, yıldızları idare eder. Ülgen için beyaz bir aygır veya kısrak kurban edilirdi.  Türk mitolojisinde Su Aygırı ejderha ile ilişkilendirilir. İkonografilerde bu mitolojik yaratık, yarı at yarı ejder şeklinde ifade edilir. Kurban törenleri üç, altı, dokuz veya on iki yılda bir, mevsim döngülerine uygun yapılır. Bu zaman aralıkları kozmolojik olarak anlamlıdır ve Jüpiter döngüleri ile örtüşür. Türk mitolojisinde Ülgen’in göksel arketipi Jüpiter’dir. Jüpiter’in sıfatı bolluk ve berekettir. Ülgen’e yapılan kurban ritüellerinde, malların çocukların çoğalması ve ürünlerin sütlerin bereketli olması için dua ederler.
 
Jüpiter mizan yıldızıdır. Mizan ölçü demektir. Jüpiter’in burçlar kuşağını dolanım süresi ortalama on iki yıldır. Her burçta bir yıl kalır. Eski Türkler zaman ölçüsünü bu yıldızın dolanım süresine göre ayarlamışlardır. Türk takviminde verilen on iki hayvan Jüpiter’in on iki yıllık devirleridir. Jüpiter’in on iki yıllık döngüsü Choular tarafında “Türk döngüsü” olarak bilinir ve Jüpiter Türk gök tanrısı olarak kabul edilir.
 
Jüpiter gezegenine, Tanrı Ülgen’in sıfatları olan “iyiliksever” ve “ilahi” anlamına gelen “ongay” da denir.

Ülgen’in yedi oğlu vardır. Karakuş, Karşıt, Buura kan (pura kan), Burça kan, Baktı kan (paktı kan), Er kanım. Ülgen’in sayıları dokuzu bulan kızları ak kızlar ve kıyanlar denilen ilham perileridir. Ak renk, Türk tanrıçalarına özgü bir renk sembolizmidir. Şamanlara, ayin yaparken ilahilerini bu kızlar ilham ederler. Zeus’un da Musa’lar ya da Müz’ler olarak bilinen ilham perileri vardır.
 

En Çok Okunanlardan...