Türk Dilinin Önemi
Kültür denilince ilk akla gelen şey dildir. Dil, millet denilen sosyal
varlığı birleştirmektedir. Fertler arasında duygu ve düşünce birliği
vücuda getirmektedir. Milletler duygu ve düşüncelerini yazıya geçirince
daha sağlam bir birlik meydana geliyor. Çünkü yazı sayesinde duygu ve
düşünceler hem zaman hem de mekân içinde yayılıyor. Biz Orhun
Yazıtları sayesinde bundan bin iki yüz yıl önce Göktürklerin varlığı,
meseleleri, duygu ve düşünceleri hakkında bir fikir ediniyoruz.
Türklerin yöneticisi durumunda olan şahısların halkı muhatap alıp,
halka hitap ettiklerini, yaptıkları işleri halka anlattıklarını
görüyoruz. Bu da milletimizdeki demokrasi anlayışının yüzyıllar
öncesine kadar uzandığının bir delilidir. Aynı hitap şeklini yıllar
sonra 1071'de Malazgirt’te Alpaslan'da, 20. yüzyılda Atatürk'te
görebiliyoruz.
Türk edebiyatı en eski çağlardan bugüne kadar, bütün safhaları,
devirleri ve sosyal tabakaları ile Türk milletinin hayatını, zevkini,
dünya görüşünü, yaratma gücünü gösteren bir duygu, düşünce ve hayal
dünyasıdır. Halk edebiyatı halkın yaşayışının, inanç ve değer
hükümlerinin bir hazinesidir. Bu edebiyat, beşikten başlayarak insan
hayatının bütün safhalarını içine alır. Türk halk edebiyatı aşk, ölüm,
hasret, tabiat sevgisi, gurbet, anı, din duygusu, alay, kahramanlık,
ahlak gibi bütün duyguları işler. Bunların hepsi de kültürümüze ait
unsurlardır ve edebiyat vasıtasıyla taşınmaktadır. Edebiyatın temel
malzemesi ise dildir.
Bir şair duygu ve düşüncelerini kendi milletinin fertlerine ancak dili
ile ulaştırabilir. Bir yazar, bir bilim adamı, bir devlet adamı, bir
filozof görüşlerini topluma dil yolu ile yayabilir. Milletimizin dünya
görüşü Yunus Emre’nin ilahilerinde, Türk halkının bayrakta sembolleşen
vatan sevgisi Mehmet Akif'in İstiklal Marşı’nda, millî mücadele ruhu
Mehmet Emin Yurdakul’un şiirlerinde ve bu dönemin romanlarında,
İstanbul’un güzellikleri, İstanbul halkının gelenek ve görenekleri Yahya
Kemal’in eserlerinde, Hüseyin Rahmi ve Ahmet Hamdi Tanpınar'ın
romanlarında, Anadolu insanının yaşayışı ve değer ölçüleri Yakup
Kadri'nin eserlerinde ebedîleşmiştir. Türk milletinin gelenekleri,
folkloru, yüzlerce yıllık hayat tecrübelerinin sonuçları veçiz
ifadesini atasözlerinde bulmuştur. Destanlar toplum hayatını derinden
etkilemiş şahıs ve olayların efsaneleşerek günümüze kadar uzanmış canlı
tablolarıdır. Deyimler Türk mantığının, dil felsefesinin
sembolleridir.
Kutadgu Bilig ile Divanü Lügat-it Türk kültür hazinelerimizin en eski
olanlarından sadece ikisidir. Bu satırlara sığmayacak nice eserlerimiz
mevcuttur. Bunlardan kültürümüzle ilgili pek çok unsuru
öğrenebiliyoruz. Kutadgu Bilig ve Divanü Lügat-it Türk'te Türk millî
bünyesinin ortaya konulduğunu görüyoruz. Divanü Lügat-it Türk'te bu
millî bünyenin dış yapısı üzerinde durulmuştur. Kutadgu Bilig'de ise
bu bünyenin iç kısmıyla ilgili esaslar yer almaktadır. Bu eserlerden
Türklerin yaşama şekilleri, dünya görüşü, gelenek ve görenekleri vb.
öğreniyoruz. Bütün bu bilgiler bize dil vasıtasıyla intikal etmiştir.
TÜRKÇENİN YABANCI DİLLERDEKİ ON BİNLERCE KELİMESİ
Dil meselesi
tartışılırken bir gerçek her zaman göz ardı edilmiştir. Bu, Türkçenin
başka dillerde olan on binlerce kelimesinin hiç akla dahi
getirilmemesidir. Moğolca, Urduca gibi artık epey uzakta kalmış diller
ile Farsça, Ermenice, Gürcüce gibi Önasya dilleri, Yunanca, Bulgarca,
Makedonca, Arnavutça, Romence, Sırpça-Hırvatça, Macarca ve hatta Rusça
gibi Balkan, Orta ve Kuzey Avrupa dillerinde on binlerce Türkçe kelime
vardır. Türkçe sadece sözlükleri etkilemekle kalmamış, bütün Balkan
dillerinin morfoloji ve sentaksını da etkilemiştir.
Sırp-Hırvatçadaki Türkçe kelimeler
Abdullah Skaljiç, Sırp-Hırvat Dilinde Türkçe Kelimeler (Turcizmu u
srpskohrvatskom jeziku) isimli birinci baskısı 1957, ikinci baskısı
1962’de Saraybosnada yapılan eserinde, Türkçeden Sırp-Hırvat diline
8.742 kelimenin geçtiğini tesbit etmiştir Tabii ki Sırp-Hırvatçadaki
Türkçe kelimelerin sayısı bu kadar değildir. Nitekim kitabın ilk
baskısında 6.500 kelime yer almıştı (Milan Adamovic, “Tanıtma”, Türk
Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten, Ankara 1969, 289. s. vd.) .
Macarcadaki Türkçe kelimeler
Alimler Macarcaya geçen Türkçe kelimeleri üç tabaka halinde incelerler.
Birincisi Hun-Hazar-Bulgar tabakası, ikincisi Peçenek-Uz-Kuman-Kıpçak
tabakası, üçüncüsü ise Osmanlı tabakasıdır. Osmanlı tabakasını inceleyen
Macar alimi Suzanne [Zsuzsa] Kakuk, 16 ve 17. asırlarda Osmanlı dili
tarihi araştırmaları, Macar dilinde Osmanlı unsurları (Budapeşte, 1973
Recherches sur l’histoire de la langue Osmanlie des XVI et XVII siecles,
les eléments Osmanlis de la langue Hongroise) isimli eserinde, 16-17.
asırlarda Osmanlılar vasıtasıyla Macarcaya 1.382 cins isminin, 402 şahıs
adı ve lakabın, 224 yer isminin, toplam 2.008 kelimenin nakledildiğini
ortaya koymuştur (Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1973-74, 356
s.) . Kakuk, daha sonraki bir yazısında bunu 1.500’e çıkarmıştır (Zsuzsa
Kakuk, “Macar dilinde Osmanlı-Türk unsurları”, Bilimsel Bildiriler
1972, TDK y., Ankara 1975, 209. s. vd.) . (Bayan Kakuk, 1960’da Çindeki
Salar Türklerini ziyaret ederek metinler derlemiştir. Bu metinler Textes
Salars, Acta Orientala, c. xııı, fas. 1-2, Budapest 1961’de
yayımlanmıştır) . Kakuk, 13 ağustos 1925’te Macaristanın Heves şehrinin
Nagytalya köyünde doğmuştur. Türkçenin tesiri sadece kelime vermekle
kalmamış, bazı şairler Türkçe şiir bile söylemişlerdir. Mesela ilk büyük
Macar şairi sayılan Balint Balassa 1552-56 arasında bir çok Türkçe
şiiri Macarcaya çevirmiş, kendisi de Türkçe şiir yazmıştır. Macar
kelimesi Manysi ve Türkçe eri (Manysi+eri) kelimelerinden meydana gelir
ki, yarı yarıya Türkçedir (Laszlo Rasonyi, Tarihte Türklük, TKAE y.,
Ankara 1971, 119. s.) . Macarlara sadece kendileri ve biz Türkler Macar
deriz. Öbür milletlerin verdiği Hungarya adı da tamamiyle Türkçedir.
Hungarya (Hungaria) çoklarının sandığı gibi Hun kelimesinden değil,
Türkçe Onoğur kelimesinden gelir. Baştaki h türeme bir sestir. Kelime
Hundan gelse sonraki gar unsurunu açıklamak mümkün olmazdı) . Macarlar
Onoğur Bulgarlarıyla yakın münasebette bulundukları için Bizanslılar ve
diğer halklar onları bu kelimeyle isimlendirip yaşadıkları ülkeye de
Türkiye demişlerdir (Onoğur kelimesi Osmanlılarca az da olsa Engürüs
veya Üngürüs şeklinde kullanılmıştır) . Hatırlanacağı üzere Macaristan
haricinde tarihte Türkiye ismini alan veya Türkiye ismi verilen bir çok
ülke ve bölge vardır: Göktürk, Hazar, Anadolu Selçuklu, Mısır (Memlük
devrinde) ve Türkistan coğrafyaları tarihte Türkiye olarak anılmıştır.
Lakin devlet adı olarak Göktürkler, Mısır Memlükleri ve Türkiye
Cumhuriyetinden başka Türkiye isimli Türk devleti yoktur. Yalnız Orta
Asya coğrafyası son bin yıldır Türkistan adıyla tanınmaktadır. Macar
alimleri Türklük bilimi sahasında en çok çalışan alimlerdir. Zaten Türk
bilimi sahasında Hıristiyan milletlerden iyi niyetle çalışan sadece
Macar bilginleridir. Bunlara Bosna Hersekli ve Güneydoğu Asyalıları da
ilave edebiliriz (Pakistan, Malezya vs) . Türklükle ilgilenen diğer
bilim adamlarının bilim sıfatı sadece mesleklerinde olup esas amaçları
Türk kültür ve medeniyetini başka köklere, bilhassa Çin, Hint, İran,
Moğol, Arap ve sair kaynakla bağlamaktır.
Romencedeki Türkçe kelimeler
Aslen bir Gökoğuz Türkü olan Mihail Guboğlu bir makalesinde, Romen
diline geçen Türkçe kelimeler üzerine çalışan Romen ve yabancı bilim
adamlarının eserleri hakkında geniş bilgi vermiş, Romen dilinde mevcut
3.000 Türkçe kelimenin daha iyi araştırılması gerektiğini belirtmiştir
(M. Guboğlu, “Rumanya Türkolojisi ve Rumen dilinde Türk sözleri hakkında
bazı araştırmalar”, 11. Türk Dil Kurultayında Okunan Bilimsel
Bildirilir 1966, Ankara 1968, 271. s.) . Kerim Altay isimli Türk asıllı
Romanyalı bir bilim adamı da, 1925-87 arasında çıkan 4 Romence sözlükte
yaptığı araştırmada 1.700 Türkçe kelime saymış, daha dikkatli bir
araştırmayla bunun 2.000’i aşacağını söylemiştir (Kerim Altay, Türkçeden
Romenceye giren sözler-Romencedeki Türkçe kelimeler”, Erciyes, Nisan
1996, 220. sayı, 1. s.) .
Bulgarcadaki Türkçe kelimeler
Türker Acaroğlu, Bulgaristanda Osmanlı Türklerinden kalma 5.000 Türkçe
yer adının olduğunu yazmaktadır (M. Türker Acaroğlu, Bulgaristanda
Türkçe Yer Adları Kılavuzu, Ankara 1988, 42, 75 ve 383. s.) .
Bulgarcadan Türkçeye giren sözler ise yalnızca bir kaç tanedir ki
bunların en çok kullanılanı çete kelimesidir. Bu da Bulgarların
çetecilikte nam salmasından ileri gelmiştir. Ayrıca gocuk, kuluçka, kosa
(uzun saplı bir tırpan) , ıştır (yaban pazısı) gibi bir iki söz daha
vardır. Son ikisi ağızlarda kullanılır (Hasan Eren, “Bulgarlar ve Türk
dili”, Bulgaristanda Türk Varlığı, TTK, Ankara 1985, 9. s.) . Yaşar
Yücel, Bulgar Bilimler Akademisi Bulgar Dili Enstitüsünce yayımlanan
Bulgar Dilindeki Yabancı Kelimeler Sözlüğü (1982) ile Bulgarca Sözlüğün
3. baskısını tarayarak Bulgarcada 2.557 Türkçe kelimenin olduğunu
tespitlemiştir. -ci, -li, -lik gibi Türkçe ekler de Bulgarcaya geçen
lisan unsurları arasındadır (Yaşar Yücel, “Bulgarcaya Türkçeden ve
Türklerden geçen sözcükler”, Belleten, ağustos 1991, 213. sayı, 529-562.
s.) . Tabii ki bu, eksik bir çalışmadır. Hakikatte başta Bulgar ve
Balkan kelimeleri olmak üzere Bulgarların dilinde aslında on binden
fazla Türkçe kelime vardır. Durum Makedonca için de aynıdır. Melih
Cevdet Anday seyahatlerini anlattığı bir eserinde şöyle bir fıkra
nakletmektedir: “Bir Bulgar bir Yugoslava sormuş: ‘-Sizin dilinizde çok
Türkçe sözcük var mı? ’ Yugoslav Türkçe olarak: ‘-Yok be kardeşim’
demiş. Bu soru bir Macara sorulsa ‘şok van’ karşılığı alınırdı ki, ‘çok
var’ demektir.” (Melih Cevdet Anday, Sovyet Rusya, Azerbaycan,
Özbekistan, Bulgaristan, Macaristan, Gerçek y., İstanbul 1965, 143. s.) .
Bu misalin bir benzerini Süreyya Yusuf da nakletmektedir (Süreyya
Yusuf, “İvo Andriç’te Türkçe sözcükler”, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı
Belleten 1969, 287. s.) .
Rusçadaki Türkçe kelimeler
Nikolay Aleksandroviç Baskakov Türk Kökenli Rus Soyadları (1979) isimli
çalışmasında 300 Türkçe kökenli Rus soyadını etraflıca incelemiştir.
Baskakovun eseri Türkçeye tercüme edilmiştir (N.A. Baskakov, çev. Samir
Kâzımoğlu, Türk Kökenli Rus Soyadları, Ankara 1997, 234 s.) . Tatar
alimi A.H. Halikov da Rus Tanınan 500 Bulgar-Tatar-Türk Asıllı Sülale
isimli eserinde bugün Rusçada kullanılan 500 soy adını tesbit ederek bir
kitap halinde yayımlamıştır (A. H. Halikov, çev. Mustafa Öner, Rus
Tanınan 500 Bulgar-Tatar-Türk Asıllı Sülale, TDAV y., İstanbul 1995) .
Bunların hepsi aslen Türk-Tatar asıllı olup içlerinden alimler,
yazarlar, diplomatlar, bilim ve devlet adamları çıkmıştır. Mesela
Yeltsin (Türkçe elçi kelimesinden gelir) bunlardan biridir. Zaten “Rusu
kazısan altından Tatar (Türk) çıkar” sözü herkesçe bilinen bir sözdür.
Tabii bunlar özel isimlerdir. Rusçada Türkçeden alınma sözlerin bir
listesi henüz yapılmamıştır. Bu yapıldığında Rusçada 10 bin civarında
Türkçe kelimenin bulunduğu katiyetle açığa çıkacaktır. Kerim Altay,
Rusçadaki Türkçe sözlerin sayısının da şimdilik 2.000 olarak tesbit
edildiğini bildirmiştir. Farsçadaki Türkçe sözler Farsça yabancı
kelimelerin çok olduğu bir dildir ve bu dilde binlerce Türkçe kelime
vardır. 1942’de Fuad Köprülü yazdığı bir makalede
Farsçadaki Türkçe kelimelere
dikkati çekmiş, 280 Türkçe kelime tesbit etmiştir (Fuad Köprülü, “Yeni
Fariside Türkçe unsurlar”, Türkiyat mecmuası, 1942-45, 7-8, sayı, 1-6.) .
Alman alimi Gerhard Doerfer, Farsçanın yüzde seksenini Arapça
kelimelerin oluşturduğunu, lakin bu yüzden Farsçanın bir Sami dili
sayılamayacağını söyler. F. K. Timurtaş da Farsçadaki Arapça kelimelerin
Farsçadan fazla olduğunu kaydeder (F. K. Timurtaş, Osmanlıca Grameri,
İstanbul 1964, 248. s.) . Doerfer, Yeni Farsçada Türkçe ve Moğolca
Unsurlar (Turkische und Mongolische elemente im Neupersischen,
Wiesbaden, 1963, 1965, 1967, 1975) isimli 4 ciltlik eserinde bunlardan
binlercesini tesbit etmiştir. Doerfer’in kitabının 1. cildi Moğolca
kelimelere ayrılmıştır. Burada Farsçaya giren 409 Moğolca söz yer
almaktadır. 2, 3 ve 4. ciltler ise Farsçadaki Türkçe kelimelere
ayrılmıştır. Burada da 2.000’e yakın Türkçe kelimeye yer verilmiştir. Ne
yazık ki 4 ciltlik bu eser halen Türkçeye tercüme edilmeyi
beklemektedir.
Arapçadaki Türkçe sözler
Türkçe en çok etkilendiği dil olan Arapçaya da binlerce kelime
vermiştir. Cezayirli bir bilim adamı olan Mohammed ben Cheneb, 1922’de
yaptığı “Cezayir konuşma dilinde muhafaza edilen Türkçe ve Türkçe
aracılığı ile gelen Farsça kelimeler” adlı araştırmasında (Türk Dili
Araştırmaları Yıllığı Belleten 1966, 157-213. s.) isimli çalışmasında
Cezayir Arapçasında 634 Türkçe kelime tesbit etmiştir. Bu kelimelerin
72’si askerî, 31’i denizcilik, 39’u besin maddelerine ait kelimeler,
59’u alet ve kap kacak kelimeleri, 55‘i giyecek, 65’i sanatlarla
alakalı, 313’ü ise çeşitli sahalara ait kelimelerdir. Cheneb, Türkçe
özel adları çalışmasına dahil etmemiştir. Ahmet Ateş, Cheneb’den
müstakil olarak yaptığı bir araştırmada Arap edebî dilinde 539 Türkçe
kelime tesbit etmiştir. Ateş Türkçe örnek kelimesinin dahi urnîk
şeklinde ve “örnek, model, şekil” manasında Arapçaya geçtiğini de
(çoğulu arânîk) kaydetmiştir (Ahmet Ateş, “Arapça yazı dilinde Türkçe
kelimeler üzerine bir deneme”, Türk Kültürü Araştırmaları, 1965, 2. yıl,
1-2. sayı, 5-25. s.) . Hüseyin Ali Mahfuz, Bağdad Arapçasındaki 500
Türkçe kelimenin listesini yayımlamıştır (Ahmet Ateş, “Arapça yazı
dilinde Türkçe kelimeler, 10. yüzyıla kadar”, Reşit Rahmeti Arat İçin,
Ankara 1966, 26. s.) . Erich Prokosch adında bir Alman alimi de Sudan
Arapçasına 259 Türkçe kelimenin geçtiğini tesbit etmiştir. Bunların
içinde ağa, balta, baklava, basma, bastırma, başıbozuk, binbaşı,
birinci, bohça, boru, bölük, burma, burgu, damga, demir, doğru, dolap,
dondurma, cebehana, çizme, gümrük, hekimbaşı, kanca, karakol, kavun,
kavurma, kazan, kılavuz, kışlak, orta, sancak, şiş, tabur, temelli,
topçu, yüzbaşı gibi kelimelerle –cı eki de vardır (Erich Prokosch,
Osmanisches Wortgut in Sudan-Arabischen [Sudan Arapçasında Osmanlı
Kelimeleri], Klaus Schwarz verlag, Berlin 1983, 75 s.) . Son zamanlarda
bu mevzuda çalışan Bedrettin Aytaç, Arap
Lehçelerindeki Türkçe Kelimeler
(İstanbul 1994) isimli eserinde Arapçaya şimdilik 941 kelimenin
geçtiğini meydana koymuştur (Bedrettin Aytaç, Arap Lehçelerinde Türkçe
Kelimeler, TDAV y., İstanbul 1994, 159 s.) . Aytacın çalışmasında
Arapçaya geçen kelimelerin 179’unun meslek ismi, 75’inin yiyecek içecek
ismi, 97’sinin çeşitli sıfatlar, 45’inin askerlikle ilgili kelimeler,
24’ünün özel isim, lakap ve unvan, 40’ının mekân ismi, 89’unun araç
gereç ismi, 15’inin fiil, 52’sinin giyim kuşam ve dokumacılıkla ilgili
isimler, 8’inin akrabalıkla, 6’sının madenlerle, 7’sinin hayvanlarla
ilgili olduğu görülmektedir. (Toplamı 657’dir) . Geri kalan 284’ü sair
isimlerdir. Bunların içinde çavuş (çaviş veya şaviş şeklinde) , topçu
gibi çok kullanılan kelimelerle beraber, çapçak (kulplu ve madeni bir
kap, eski Türkçede çamçak) ile sagu (ağıt) , sagucu (ağıtçı) gibi
günümüz lisanında kullanılmayan eski Türkçe kelimeler bile vardır.
Arnavutçadaki Türkçe kelimeler
Arnavutçadaki Türkçe kelimelerin sayısı 5 ila 10.000 bin arasındadır. Bu mevzuda da yapılmış bir çalışma yoktur.
Yunancadaki Türkçe kelimeler
Yunancada 5.000 ila 7.000 civarında Türkçe kelimenin olduğu tahmin
edilmektedir. Yunanlılarda Türk kompleksi olduğu için Yunan ilim
adamları her hangi bir çalışma yürütmemişlerdir.
Ermenicedeki Türkçe kelimeler
Ermenilerin henüz Türk kompleksine sahip olmadıkları bir zamanda 1902’de
H. Açaryan isimli bir Ermeni, Türkçeden Ermeniceye 4.200 (dört bin iki
yüz) kelimenin geçtiğini tesbit etmiştir (Hasan Eren, “Türkçedeki
Ermenice alıntılar üzerine”, Türk Dili, ağustos 1995, 524. sayı, 862. s)
. Hatta bu tesir o derecededir ki, Türkçenin etkisiyle Ermeni dili yapı
ve sentaksını (söz dizimini) dahi değiştirmiştir (Bahtiyar Vahabzade,
haz. Yusuf Gedikli, Ömürden Sayfalar, Ötüken n., İstanbul 2000, 196-197.
s.) . Robert Dankoff, yukarıdaki rakama ilave olarak Ermeni
diyeleklerinde 150 Türkçe sözün varlığını tesbit etmiştir. Halbuki Türk
yazı dilindeki Ermenice kelimeler, sadece 5-10 tanedir (Hasan Eren,
“Türkçedeki Ermenice alıntılar üzerine”, 903-904. s.) . Ancak bu bir
asır evvel yapılmış eksik bir çalışmadır. Ermenicedeki Türkçe
kelimelerin sayısı 10 binden az değildir. Sadece şu kadarını belirtelim
ki Türk kamu oyunda çok yaygın olan örnek kelimesinin Ermenice olduğu
inanışı yanlıştır. Örnek batı Türklerinden doğudaki Altaylılara, Doğu
Türkistanlılardan Tatarlara kadar bütün Türk lehçelerinde mevcuttur
(Örnek hakkındaki yazımız için Türk Dilinin eylül 2003 tarihli sayısına
bakılabilir)