Blog Listem

Kahramanmaraş Depremi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kahramanmaraş Depremi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20230227

🇦🇿Azerbaycanlı Üsteğmen: 🇦🇿🫂🇹🇷Kardeşin kardeşe borcu olmaz

Azerbaycanlı Üsteğmen Mağrur Memmedov, “Acıyı tüm Azerbaycanlılar yüreklerinde hissetti. Herkes gelmek istiyordu. Bize nasip oldu, biz geldik. Kardeşin kardeşe borcu olmaz" dedi.

Kahramanmaraş’ta meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin ardından bölgeye ilk intikal eden Azerbaycan ekipleri, yaraları sarmak için Türk askeri ile omuz omuza çalışıyor. 19 konteyner ve 21 çadırdan oluşan MSB Seyyar Sahra Hastanesi’nde iki ülkeden toplam 70 personel, depremin ilk günlerinden itibaren aralıksız çalışıyor. 🇦🇿Azerbaycan’dan 12’si askeri hekim ve 8’i hemşire olmak üzere 20 personel, TSK bünyesindeki sağlık personeliyle ortak çalışma yürütüyor. Hastanede yaklaşık 2 bin hasta muayene edildi, 85 cerrahi müdahale yapıldı. MSB Seyyar Sahra Hastanesinde görev yapan Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nden Tabip Üsteğmen Mağrur Memmedov, yürekleri ısıtan açıklamalarda bulundu.

'TÜRK ORDUSU ALLAH’IN ORDUSU'

Depremin ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in talimatıyla Türkiye’ye geldiklerini söyleyen Memmedov, “Depremin acısını tüm Azerbaycanlılar yüreğinde hissetti. Herkes gelmek istiyordu. Bize nasip oldu, biz geldik” dedi. TSK’nın depremin ardından bir günde sahra hastahanesi açtığını ifade eden Memmedov, “Onlarla görev yapmaktan gurur duyuyoruz. Türk ordusu, Allah’ın ordusu, ölene kadar onlarla çalışmaktan gurur duyacağız. 7/24 TSK’nın doktorlarıyla görevimizin başındayız” diye konuştu.

'BİR GÖZÜMÜZ AĞLIYOR DİĞERİ İŞ YAPIYOR'

Depremzedelere soğukkanlılıkla odaklandıklarını dile getiren Memmedov, “İnsanların ellerini, kollarını nasıl kurtaracağız, tüm aklımız oradaydı. Bir gözümüz ağlıyordu, bir gözümüz de işimizdeydi. Ben konuşuyorum ama buradaki tüm askeri hekimlerimizin büyük emeği var” dedi. TSK ile çalışmaktan her zaman gurur duyduklarını vurgulayan Memmedov, “Eğitimimin büyük kısmını Gülhane’de aldım. Bir ömür vefa borcum var. Allah bize böyle günler göstermesin, daha güzel günler için birbirimize koşalım” ifadelerini kullandı.

'KARDEŞİN KARDEŞE BORCU OLMAZ'

“Kardeşin kardeşe borcu olmaz, teşekkür beklemez, bahane yapmaz” diyen Azerbaycanlı üsteğmen, “Herkes teşekkür ediyor ama bize teşekkür etmeye gerek yok. Biz farklı insanlar değiliz. Bu, ölene kadar bizim görevimiz. Türkiye ile Azerbaycan etle tırnak gibi, iki kardeş, aynı babanın iki oğlu. Her ikisi de ulu. Biz bir millet, iki devletiz. O kadar çok söylenecek güzel söz var ki Allah dostluğumuzu, kardeşliğimizi bize unutturmasın. 1918’de Nuri Paşa Azerbaycan’a geldi, o gün bağlarımız daha da sağlamlaştı, kardeşliğimizi tekrarladık” şeklinde konuştu.

Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/haber/azerbaycanli-ustegmen-kardesin-kardese-borcu-olmaz-370858


🇹🇷Türkiye’deki 🏚Depremler- Paylaşma rekoru kıran halk - Ali Develioğlu

 



26 ŞUBAT 2023

Ama üç farklı Avrupa’yı aynı anda yaşadık. Avrupa’lı Türklerin Avrupa’sı, Avrupa halklarının Avrupa’sı ve Avrupa hükümetlerinin Avrupa’sı.

AVRUPA’LI TÜRKLER

Belki de son yüzyıldır hiç görülmemiş büyüklükte  bir yardım seferberliği. Bu tanımlama yerinde olur. Yıldırım hızında, devasa, örgütlü, örgütsüz ve içten.

Daha depremin ilk günü yüksek tirajlı Hollanda gazetesi De Volkskrant “Hollanda Türk toplumu harekete geçmek için yerinde duramıyor” manşetini atmıştı. Böylece  Avrupa’da göçmen Türklerin yeni adı, ‘yardım için yerinde duramayan Türkler’ oldu.

Hollanda’da yaşayan Türkler tarafından toplanan yardımların toplamı bir haftada 40 milyon avroyu geçerek, AB Komisyonu’nun yardım toplamını bile (5,5 milyon avro) kat kat aştı. Başkonsolosluk, camiler, Diyanet Vakfı HDV, Milli Görüş, cemevleri, Alevi dernekleri, sosyal ve kültürel onlarca dernek, Türk federasyonları, Türk futbol kulüpleri, HOTİAD ve MÜSİAD gibi işveren dernekleri ve  daha bir çok kuruluş yardım kampanyaları yürüttü. Kadınlar şehir şehir sokaklarda alanlarda Türk yemekleri sattı, parasını gönderdi, onlarca tır malzeme toplandı gönderildi.

Türk yerel meclis üyelerinin etkisiyle 90’ı aşkın Hollanda belediyesi ‘her şehir sakini için 1 avro’  kampanyasına katılarak 25 milyon avroyu aşkın nakit yardımda bulundu.

Almanya’da Diyanet İşleri Türk İslam Birliği DİTİB’e bağlı 980 camide toplanan yardımlar bir kaç günde 25 milyon avroyu aşarken, 10 bin konteyner konuttan oluşan yerleşim yeri için yardım toplandı. Merkezi Almanya’da bulunan Uluslararası Demokratlar Birliği’nin (UİD) açtığı, ‘Türkiye’deki evlerinizi depremzedelere tahsis edin’ kampanyasına vatandaşlar akın edecekti.

UİD ile DİTİB, İGMG, Hasene, Türk Federasyon ve Avrupa Türk İslam Birliği (ATİB) gibi büyük STK'ların topladığı bağışların tutarı 125 milyon avroyu geçti.

Ayrıca sayısız vatandaşın bireysel girişimiyle de  milyonlarca avroluk nakdi ve ayni yardım toplandı. Malzemeler bini aşkın tır, uçak ve trenlerlerle ülkeye gönderildi.

Avusturya’da Türk Büyükeliçiliği başta olmak üzere birçok Türk kuruluşunun girişimiyle, binlerce ton battaniye, giyisi, ısıtıcı, jeneratör ve çadır toplanılıp gönderildi, Viyana’daki bazı düğün salonları toplama yerlerine dönüştürüldü. Bireylerin ilk hafta nakdi yardımı 1 milyon avroyu bulurken, Kızılay’ın Kızılhaç’ı harekete geçirerek başlattığı kampanyada da 7 milyon avroyu aştı. Avusturya, Hatay’da enkazdan 9 insanı kurtaran Avusturya Silahlı Kuvvetleri’ne mensup yardım ekibine duygulu bir törenle üstün başarı madalyası verecekti.

Konteyner konuttan oluşan yerleşim yerleri kurma amaçlı, malzeme toplama amaçlı ve nakit bağış toplama amaçlı  yardım  kampanyaları Fransa, İsviçre gibi ülkelerde de aynı başarıyla sürdürüldü. Makedonya, Bosna, Arnavutluk halkları da kendi mütevazi ekonomik güclerine rağmen canla başla kampanyalar açarak ellerinden geleni yaptılar, onlarca tır eşya gönderdiler, nakit para yardımında bulundular. Fransa’dan kendi tırlarıyla yardım taşıyan bir  kadın “4 bin 300 kilometre yol geldim, yorgunluk hissetmiyorum” diyordu.

AVRUPA’LI TÜRKLERE EŞLİK EDEN YERLİ AVRUPALI HALK

Avrupalı Türklerin kendi, doğrudan kampanyalarının yanısıra, Avrupa’nın yerli halklarının da duyarlılığı ve yardımseverliği gözlerden kaçmadı. Onlar da Türklerin yardım kampanyalarına destek olurken, çoğu yerde kendileri de yardım kampanyaları açtılar. Örneğin, Fransa’da Türk Futbol Federasyonu’nun bağış kampanyasına Paris Saint Germain'in dünyaca ünlü oyuncuları Neymar, Mbappe ve Messi de katılacaklarını açıklıyordu.

Yerliler, Türklerin duyarlılık ve fedakarlığından da ayrıca etkilenmişlerdi. Örneğin, İsviçreli arama kurtarma görevlisi depremzedelerin çorbasını paylaşmasını unutamamıştı. Arama kurtarma çalışmalarına katılan İsviçreli Monika Suter, "Türkiye'deki görevimde en çok hatırımda kalan, bazılarının minnettarlıklarından dolayı son çorbalarını bizimle paylaşmak istemesi olacak" diyecekti.

Monika bu konuda yalnız kalmadı. Avusturya arama kurtarma ekibinden Binbaşı Lindenberg de dugulanmıştı. Türkiye’deki görevi sırasında: "Misafirperverlik sınırsızdı, ellerinde çok bir şeyleri olmamasına rağmen, bize su ve yemek ikramında bulundular."

🇳🇱HOLLANDA’NIN  ŞAŞIRTICI NAKİT YARDIM KAMPANYASI

Avrupa’dan NAKİT PARA yardımında Hollanda bir istisna oldu. Belediyelerin 25 milyon avro yardımı, hükümetin 10 milyon avro ek yardımı ve ayrıca bir çok kuruluşun yardımı dışında, Avrupa’daki sivil girişimli en büyük NAKİT bağış kampanyasını yürüten ülke küçük Hollanda oldu. Türkiye’deki ‘Tek Yürek kampanyası’nın bir benzeri, yani Hollanda televizyonlarının 15 Şubat gecesi ortak kampanyasında Giro555 adlı ortak hesaba Hollanda halkı bir gecede 90 milyon avro bağışta bulundu.

Giro555 yaklaşık 40 yıllık geçmişinde en büyük bağışa Asya- Hint Okyanusu tsunami ve depreminde ulaşmıştı: 208 milyon avro. 230 bin insan yaşamını yitirmişti o felakette. 2010 yılında meydana gelen Haiti depreminde 111 milyon avro, geçen yıl Ukrayna için ise 179 milyon avro toplamıştı. Yaklaşık 90 milyon avro bağışla Türkiye depremi son kırk yılda dördüncü sıraya oturdu.

Üstelik Hollanda halkındaki Kalvenist tutumluluk geleneğini (kimileri Kuzey’in Yahudileri de diyor parasal açıdan) hesaba katarsak, Hollanda halkı bu kampanyada Avrupa’ya örnek oldu diyebiliriz. Geçen yıl ki AB istatistiklerine göre, aşırı sağcı ayrımcılık ve yabancı düşmanlığında AB ülkeleri arasında Avusturya ve Fransa’dan sonra üçüncü sıraya otursa da Hollanda. Ama  halk  her yerde halktır, bilmediği ya da ırkçı Wilders gibileri  kendisini kandırdığı  için halklar bazan ön yargılı olurlar. Yoksa doğası iyidir her halkın.

Giro555 hesap numaralı kampanya kuruluşunun başkanı, ertesi günü medyadaki  açıklamasında bu büyük miktara ulaşılmasında Hollanda’da yaşayan Türklerin etkili olduğunu belirtecekti. Kampanya akşamı televizyonlar, Hatay’da 16 yakınını yitirmiş Türk ses sanatçısı Karsu’nun , “Gönlüm hep seni arıyor, Neredesin sen” şarkısını söylerken, Hollandalı seyircilerin ağlayışını gösteriyordu.

Avrupa’lı Türklerin can siperane dayanışma ruhunun yerli Avrupalı’ya bulaşması kaçınılmazdı ve sonunda işte bu da oldu: dayanışma salgına dönüştü.

BATIDA  HÜKÜMETLER İSE CİDDİ NAKİT YARDIMDAN KAÇINDI

Batı hükümetleri bir miktar malzeme ve kurtarma ekipleri göndererek yardımda bulundu, ama çoğu NAKİT yardımdan kaçındı. Hollanda hariç.

İngiliz hükümeti nakit yardım yapmadı, bağış kampanyalarıyla 70 milyon sterlin topladı. Nakit yardım açısından diğer bazı Batı ülkeleri de şöyleydi: Kanada 10 milyon dolar, Avustralya 7 milyon dolar, İsveç 5,5 milyon dolar, Belçika 8 milyon dolar, İspanya 1,5 milyon dolar… Almanya, İtalya, Fransa da dahil Avrupa hükümetlerinin hatırı sayılır bir NAKİT yardımı olmadı.  

Örneğin, 300 milyon nüfuslu ABD dünyanın halen en zengin ülkesi olmasına ve  Elon Musk, Bill Gates, Mark Zuckerberg, Jeff Bezos gibi çok sayıda trilyonere sahip olmasına rağmen, Amerikan hükümetinin gönderdiği toplam NAKİT yardım 85 milyon dolarda kaldı. Bu da, bazı gözlemcilere göre, kısmen Beyaz Saray’ın kendi ülke içi hassasiyetlerinden, kısmen de Türkiye’deki bir kısım yandaşının ağzına bir kaşık bal çalmak  düşüncesinden kaynaklandı. Parasal olanakları büyük olmasına rağmen, Batı ülkelerinin ciddi nakit yardımından kaçınmaları siyasal nedenlerden ileri geldi. Suriye’ye, yaptırımları bahane ederek, bir iki istisna hariç hemen hiç yardımda bulunmazlarken, Türkiye konusunda da; ‘tavşana kaç, tazıya tut’

 SURİYE BENZERİ SİYASAL ENGELLER YARDIMA ENGEL OLUYORMUŞ

Washington merkezli ama Avrupa odaklı Carnegie Europe, Suriye Devlet Başkanı Esad’a  Beyaz Miğferler ya da El Nusra gibi kendi yandaş örgütlerinin iddialarına dayanarak yaptığı  ‘Esad yardımların halka ulaşmasını engelliyor’ suçlamasına Türkiye’yi de ekleyerek, şu manşeti attı : “Suriye’de savaş ve Türkiye’nin otokratik rejimi uluslararası yardım çabalarını engelliyor.”

Batı medyası 6 Şubat sonrası medyayı pıtrak gibi saran depremle ilgili yayınlarında, depremzedelerin acılarına bir yer vermişse, depremin Türk hükümetini devirmek için fırsat olduğunu ileri süren yayınlara beş yer ayıracaktı. Yayınlar daha çok Türkiye’nin iç işlerine karışma içerikliydi.

6 MİLYAR AVRO TOPLAYAN ‘TEK YÜREK’İ GÖRMEZLİKTEN GELENLER
Hatta Türk hükümetinin lehine olabileceğini düşündükleri haberleri de es geçtiler, örneğin depremzedelere rekor yardım sağlayan ‘Tek Yürek’ bağış kampanyasını.

Depremzedelerin yaralarını sarmak için 15 Şubat gecesi düzenlenen ve Türkiye, Azerbaycan ve KKTC’de 213 televizyon kanalı ve 562 radyonun canlı yayınladığı ‘Türkiye Tek Yürek’ programında toplanan bağış ile bir dünya rekoruna imza attık.

Farkına siz de vardınız mı: ama o gün aslında bir DÜNYA DAYANIŞMA REKORUNU da tarihe altın harflerle yazdırdık.

Ama ne yazık ki, çeşitli dillerdeki Batı medyasını araştırınız, göreceksiniz ki Türkiye’nin 6 milyar avro topladığı Tek Yürek bağış rekoruyla ilgili haber bir elin beş parmağı kadardır ve bu haberlerde de bunun dünya rekoru olduğu belirtilmez.

 OYSA BU, DÜNYA ÇAPINDA TARİHSEL BIR REKORDU. Düşünün, herhangi bir Batı ülkesi böyle bir dayanışma rekoru kıracak da, onu Batı medyası öve öve bitiremeyecek.

Mesela koca ekonomili ABD’nin bile rekoru bunun yarısı kadardır. 2004 yılında Asya – Hint Okyanusu depremi ve tsunami için, ABD bile kendi kampanyasında 3,2 milyar doları aşamamıştı.


ARAP DÜNYASI İSE GÜÇLÜ YARDIMI ESİRGEMEDİ

Rusya, İran ve Çin yardımda seferber oldu. Kazakistan gibi yoksul bir ülkenin bile 3 milyon dolar, Filistin gibi minicik yoksul ve İsrail baskısı altındaki kardeş halkın bile 1,5 milyon dolar nakit yardım gönderebilmesi duygulandırıcıdır.

Son yıllarda körüklenmeye çalışılan Arap düşmanlığının aksine, Araplar güçlü destek verdi. Çok miktarda malzeme yardımı ve nakit para yardımında Katar’ın yanısıra başka bazı Arap ülkeleri Avrupa’yı gerilerde bırakarak şaşırttı: Suudi Arabistan 96 milyon dolar, Birleşik Arap Emirlikleri 64 milyon dolar, Kuveyt 70 milyon dolar, Cezayir 30 milyon dolar… ABD’den yüzlerce defa daha küçük olan Katar’ın yardımı bile, görece ondan çok daha fazlaydı: 28 milyon dolar Katar emirinden, 6 milyon dolar Katar Charity’den ve 46 milyon dolar Katar televizyonunun bağış kampanyasından olmak üzere toplam 82 milyon dolar.

PAYLAŞINCA CANLANDIK

 Avrupa’da Türkler, bu görülmemiş seferberlik sayesinde yaşadığını anladı.

Depremde yitirdiğimiz on binlerce canımız, giderken, arkalarında kalan insanlara, işte bu dayanışma sayesinde yaşadığını da farkettirmişti.

Depremde şu da görüldü: her kim ki insanı doğuştan bencil ve günahkar sanır, o yanılıyordur. Birbirini seven, dayanışan ve paylaşan insan, haksız toplum biçimlerince ruhu bozulamamış gerçek insandır. Deprem sonrası dayanışma rekoru kıran  halkımız bu sosyal gerçeği bir kez daha kanıtladı. Mal mülk tutkusu aslında insanın doğasında yoktur, insan bunu sonradan, yaşamında öğrenmiştir, Felaket bunu insana hatırlatan bir hocadır. Önceleri örtülü ve potansiyel  halde var olan ama deprem felaketi sonrası tüm toplumumuzu sarsarak görünür hale gelen dayanışma ruhu, Kurtuluş Savaşındaki Türk  halkının ruhunun gerçekte nasıl olduğunu bize çok daha iyi kavrattı. O nesil de bu ruhu fazlasıyla yaşamıştı.

TÜRK HALKINDA PAYLAŞMA ‘AŞKININ’ TARİHSEL KÖKENLERİ

Daha dün kimileri Türk halkında dayanışma ruhunun bittiğini söylüyordu. Kimileri ise Türk halkının geri, cahil ya da aptal olduğunu. Kimileri ise ‘depremzedeler çaresiz, yardım eden yok, yandık bittik kül olduk’ diye moral bozucu kapkaranlık yalan tablolar çiziyorlardı. Ama gerek ülke içinde gerekse yurt dışı Türklerindeki rekor dayanışma ve paylaşma seferberliği, bu iddiaların tam tersini kanıtladı. Moral verdi. Sağol Türkiye.

Yardım kampanyaları; halkımızdaki kökleri çok eskilere dayanan, tarihsel ve derin ‘dayanışma ruhu’ konusunda; cami biraz yıkılsa da, mihrap yerinde duruyor sözünü anımsattı. Yardım ve dayanışma ile ilgili atasözlerinin zirve yaptığı dünya dili de bizim dilimizdir: Dost kara günde belli olur, Komşu komşunun külüne muhtaçtır, Baş başa vermeyince taş yerden kalkmaz, Ne verirsen elinle, o gider seninle,  Komşusu açken tok yatan bizden değildir, İki taştan değirmen iki baştan muhabbet olur,… ve daha bunlar gibi onlarcası.

Daha 800 yıl önce “Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir. Gel, Ne olursan ol yine gel” diyen Mevlana’nın Anadolu’sundandır kökenimiz. Mevlana’nın yaşadığı yıllarda, Anadolu ve Suriye, tam 300 yıl süren çileli Haçlı işgal ve savaşları dönemine sahne olmuştu. Yüzlerce yıllık o felaket Haçlıların yenilgi ve çekilmesiyle son bulurken, on binlerce Haçlı askeri bile, kendilerini savaş süren o zamanın Papalık ve feodal Avrupa krallarını lanetleyerek, ülkelerine dönmeyi reddedecek ve Anadolu’ya yerleşmeyi yeğleyeceklerdi. Bu insanlar da Mevlanı’nın vefat gecesi ‘Seb-i Arus’a katılmayı boyunlarının borcu olarak görmüşler ve Mevlana’nın çağrısına uymuşlardı. Bütün bu felaketlerin akabinde, o dönemin bin parçaya bölünmüş ve eski büyük uygarlıkların mirascısı olan kadim ve bilge Anadolu halkımız, 1200-1300 yıllarında, paylaşma, dayanışma ve hoşgörüyle bir kez daha yeniden tanışarak, dünyanın en erken rönesansına adımlarını atacaktı. Yarım kalsa da.

Bilge Türk halkı, taaa o Mevlana ve Yunus Emre zamanlarından beri unutmadığı o dost paylaşmayı ‘gurbet ilinde’ yollara koyulurken  yine düşünde görmüş ve vefalı bir ‘mecnun’  olduğunu  bu  deprem felaketinde yine göstererek tarihe bir kez daha girmiştir. Hala da o yolda yürümektedir.  Aynen Yunus Emre’nin söylediği gibi:

“Gurbet ilinde yürürem

Dostu düşümde görürem

Uyanıp mecnun oluram

Gel gör beni aşk neyledi”

Sağolsun yardımsever Türk halkı. Daha çok şey var sırada yapacağı.

 Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/paylasma-rekoru-kiran-halk-370752



20230225

📰✍️ Afet bölgesinde iki hafta: Acıyı dirence dönüştürenlerin öyküsü...

 

Afet bölgesinde iki hafta: Acıyı dirence dönüştürenlerin öyküsü

Sürgü, Polat, Kurucaova, Ören, Kozluca, Dilek... Malatya'nın ilçeleri ve otuza yakın köyünde, yüzlerce kişiyle konuştuk. AFAD, UMKE, Kızılay, güvenlik güçleri, madenciler, sağlıkçılar, görevli ve gönüllüler dahil 10 bini aşkın insanın devlet-millet seferberliğini yerinde gördük.

26/02/202

DEVRİM AŞKIN KARASOY


Sabahtan kalktım ki yerler alaca

Kapıya geçiyi kanlı salca

Bir gardaşım yok ki salam ilaca

Elin sür yarama yar orgun orgun*

Malatya Türküsü 

(*Orgun: Bir işin, bir şeyin dikkat, yetenek, deneyim ve sezgi yardımıyla kavranabilen en zor, en ince yanı.)

Beydağı’nın, Nurhak’ın suyuyla rüzgârıyla beslediği Malatya ovasında yürek ağrısı, can yarası…  Nereden başlarız acının izini sürmeye derken; acısı dirence dönüşen yiğitler, destanlar, türküler tüm heybetiyle yıkıntılar arasından kaldırıyor başını. Yaralar sarılıyor, orgun orgun.

Derdini dermana, acısını umuda çeviren milletimiz en çokta türkülere yaslar sırtını. Malatya da “Yurdumuzun Türküleri” seferlerimizin ana duraklarından biriydi. Bu türküyü de belleğimize önceden kaydetmiştik. Derdini bölüşe bölüşe dermana gelen, zor günlerinde erdemlerine sarılan, üreterek direnenlerin türküsü yine içimize doluyor. “Çekilmeyen dertlerimiz bölüşek”.  

Afet bölgesinde iki hafta: Acıyı dirence dönüştürenlerin öyküsü - Resim: 2

Sürgü, Polat, Kurucaova, Ören, Kozluca, Dilek ve birçoğu eski belde olan otuza yakın köyde, merkez ilçelerde yüzlerce vatandaşımızla konuştuk, dertleştik. Sahada AFAD, Mehmetçik, güvenlik korucuları, madencilerimiz, UMKE, Kızılay, çevre illerden gelen arama kurtarma ekipleri, gönüllüsü, görevlisi 10 bini aşkın insan Malatya’da devlet millet seferberliğini hayata geçirdi.

Çankırı, Sivas ve Elazığ valileri, ekipleri ve kadroları ile birlikte Malatya’nın ilçelerine konumlandı. Arama kurtarma, insani yardım dağıtımı, çadır ve konteyner kurulumunun sevk ve idaresi 24 saat esasına uygun yürütüldü.

ÜÇ SAAT SONRA  DOĞANŞEHİR’DEYDİK

Depremin etki alanındaki en soğuk kentte 6 Şubat günü yoğun kar yağışından tüm köy yolları kapanmıştı. Doğanşehir’de ateş başında, Elazığ Hava İndirme Tugayı’ndan gelen Mehmetçik’le konuştuk: “İkinci depremden üç saat sonra biz Doğanşehir’e ulaştık. Önce yolları açmak için uğraştık. Uzak köylere çadırları, hava yoluyla ulaştırdık.” diye anlattılar. Malatya iki dağın, iki depremin ve en soğuk kışın arasında kalmıştı.

Akçadağ, Doğanşehir gibi Kahramanmaraş ve Adıyaman’a sınır ilçelerde zemin buzla kaplıydı. Birçok vatandaş, hastane ve farklı kamu binalarına yerleştirildi. Geceleri -20’lere düşen dondurucu soğukta çadırları ısıtmak zordu. 18 noktada konteyner kentlerin kurulması için tüm kurum ve ekipler seferber oldu. Vatandaşların geçici yaşam alanları hızla kuruldu.

Afet bölgesinde iki hafta: Acıyı dirence dönüştürenlerin öyküsü - Resim: 3

MALATYA GARI  DEPREMZEDELERE AÇILDI     

TCDD, Malatya Garı’nı depremzedelere açtı. Vatandaşlar vagonlarda, gar binalarında ağırlandı. Sivas’tan gönüllü gelen deneyimli demiryolcular, çevre hattında zorlu görevler üstlendi. Bizler de ekip olarak Sivas’tan gelen vagonlardan birine misafir olduk. 1939’lu yıllarda TCDD bünyesindeki Cer Atölyesinde yapılan, bağrına Cumhuriyet mührü vurulan pulman vagonumuz, sıcak ve güvenli yuvamız oldu. Arama kurtarma faaliyetlerini geç saatlere kadar takip ettiğimiz günlerde Sivaslı ustalar, yolumuzu bekledi, demli çay ve dost sohbetleri ile karşıladılar bizi. Burak Şanlı, eşinin doğumuna sayılı gün kala gönüllü yazılmıştı. “Böyle zamanda elimiz kolumuz bağlı, sıcak evlerimizde oturamazdık.” dedi. Yıldıray Sevimligül ise kurumdan emekli. Deprem haberini alır almaz ekibin başına geçti. Adana Malatya hattı çökmüş. Ana damarları açmak gerekiyor. Sivas ekibi iki ekskavatör ve dokuz servis vagonuyla Malatya’ya yetişti.

Afet bölgesinde iki hafta: Acıyı dirence dönüştürenlerin öyküsü - Resim: 4

‘DEVLET HER ZAMAN 18 YAŞINDA’

Yıldıray ustanın deneyimli önderliği ile kopan kayaların kaldırılması ve altyapı onarımları için geceli gündüzlü bir çalışma başlatıldı. Ustayla sohbette söz demiryollarının özelleştirilme girişimlerine geldi. 

“Devlet Demiryollarımıza bu ülkemizin kurtuluşundan itibaren çok şey borçluyuz. Devlet her zaman 18 yaşında. Her şey devletin olmalı. Gözümüzü açtığımız zaman devletten başka kimseyi görmüyoruz. Devlet Millet iç içe olmalı.” diyor ve ekliyor: “Tüm vatansever demiryolcu arkadaşlarımız koşa koşa gelirdi. Biz biraz daha şanslıydık ki, hizmet bize düştü.”

Emek - Namus - Vatan

www.aydinlik.com.tr/fotogaleri/afet-bolgesinde-iki-hafta-aciyi-dirence-donusturenlerin-oykusu-370753


🎞✍️Avukat Faik Işık'tan duygulandıran şiir



Avukat Faik Işık, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından afet bölgesini ziyaret etti. Işık, bölgeye gerçekleştirdiği ziyaretlerin ardından kaleme aldığı “Amik Ovasında Kıyamet” başlıklı şiiri takipçileri ile paylaştı. Işık’ın paylaşımı çok sayıda beğeni aldı.

“Amik Ovasında Kıyamet” başlıklı şiirin dizeleri şöyle:

Ejderhaların çatıştığı fay hatlarında kurulmuşsun.
Yıkıntı tepelerinin altında,
göz gözü görmez,
zifiri karanlık
daracık bir mekan…
Yırtılmış ses telleri bağırmaktan;
-Kimse var mı sorusu çok uzaklardan…
Ellerinde mecal kalmamış, kımıldamıyor.
-Ben varım! diyen boğuk sesler duyulmuyor.
Susun!

Ejderhaların çatıştığı fay hatlarında kurulmuşsun
Üç kıta içinde titrer durursun,
zemheriyi seçip gece vurursun…

Ekranlarda bilgiç bilgiç konuşmalar
Kimileri beğeni derdinde,
bencil kaygılar,
ana baba, eş kardeş ve çocukların sesini duymak isteyen
aç susuz insanlar;

-Durun daha ölmedim, yıkıntıların altındayım.
Bu selâ sesleri neden?
Ne kadar ihmal ve umursamazlık varsa,

Vebalini
kadere ve Allah’a havale etmeden,
bir el atmayan kim varsa hatırlasın…
Kurtarılmayı bekliyorum molozların altında ben…

Ejderhaların çatıştığı fay hatlarında kurulmuşsun
Üç kıta içinde titrer durursun,
zemheriyi seçip gece vurursun…

Şu karşıki dağda kar var, duman yok.
Güzel Hatay sende din var, iman yok.
Vardık geldik sana, baktım kalan yok.
Kırdın gönülleri, yıktın derman yok…

Ejderhaların çatıştığı fay hatlarında kurulmuşsun
Üç kıta içinde titrer durursun,
zemheriyi seçip gece vurursun…

Kaynak: https://www.ulusal.com.tr/yurt/avukat-faik-isiktan-duygulandiran-siir-15018322

20230220

✍️ 2001 tarihli bir sosyolojik araştırma raporu


2001 tarihli bir sosyolojik araştırma raporu:
  • Devlet hazırlıksızdı, yardımda geç kaldı,
  • Kızılay yetersizdi,
  • Kamu kurumları arasındaki koordinasyon zayıftı,
  • STK'lar yetersizdi.
Kötü anılar çabuk unutulur.
Önemli olan nasıl hatırladığımız değil ne kadar ders çıkartabildimiz.

Atakan Hatipoğlu
@Dr_A_Hatipoglu





20230219

📰✍️Yıkıntının altındaki büyük enerji - Doğu Perinçek

18 ŞUBAT 2023 00:14

Son deprem felâketinden sonra bir kez daha kanaat getirilmiştir; zorluklar karşısında bir tarih ayağa kalkıyor. Yeryüzündeki sarsıntıların o derinlerden gelen gürültüsü, Türk milletinin bütün tarihsel birikimini, binlerce yılda kazanılan dayanma gücünü, fedakârlığını, kahramanlığını, bütün insanîözelliklerini ve erdemlerini ayağa kalkmaya çağırıyor. Yıkıntıların altından duyulan ses budur, kardeşlerini kurtarmaya koşanların duyduğu ses de aynı sestir.

BEN DEĞİL BİZ VARIZ

O sesten sonra artık ben değil biz vardır, kendimizi değil, adını bile bilmediğimiz insanları düşünmek vardır.

İşte hepimiz gözlerimiz dolu dolu izliyoruz, bizim milletimizin elseverliği, erdemleri, yorulmazlığı, olağanüstü direnci destanlar yazıyor ve tarih yapıyor.

O nedenle şimdi bilinçlerimize daha derinden işleniyor: Türk devleti ve Türk milleti enkaz altında kalmaz! Doğanın sarsıntılarıyla yıkılanlar varsa, o yıkıntıların altından kalkan bir millet var.  

ENKAZDAKİ GERÇEK

Enkaz dendiği zaman, gözleri enkaza takılıp kalanlar vardır elbette. Çünkü enkazın kendisi bir gerçektir. Ama milletimizin birikimini biliyorsak, tarih bilincimiz varsa, enkazın altından ayağa kalkacak olan fedakârlıkları ve kahramanlıkları görüyoruz. 

Yıkım varsa, o yıkımdan büyük çözümler çıkaracak bir Türkiye vardır. Şimdi gündem, o büyük çözümü üretme gündemidir.

BÜYÜK ÇÖZÜM İÇİN DEVLET GERÇEĞİ

Yıkıntıdan ayağa kalkmak, yıkıntıyı temizlemek, yıkıntıyı eskimiş olandan kurtulmak için fırsata çevirmek, yıkılanların yerinde yeni olanı kurmak, bu büyük iş, milletin örgütlü gücünün eseri olacaktır. O örgütlü güç, devlettir ve devletten başkası olamaz. Çünkü milleti örgütleyen devlettir. Devletsiz milletler örgütsüzdür ve enkaz altında kalır. Bugün Türk milleti, binlerce yıllık devletli tarihi nedeniyle, devlet geleneği nedeniyle, ordusuyla, polisiyle o kahramanlıkları, o fedakarlıkları göstermiştir. Çünkü örgütsüz kuru kalabalıklarla halledeceğimiz sorunlarla karşı karşıya değiliz. Büyük yıkımlar karşısında emeği örgütleyen de, devlettir. Devletsiz çözüm olamaz.

İşte bu bilinçle, bu felsefeyle önümüze bakıyoruz.

KİLİTLERİ AÇAN ANAHTAR

Milletin öncü güçlerinin devlet yönetiminde olması büyük çözümün ilk adımıdır. Kilitler böyle açılır, kapılar böyle açılır yola böyle başlanır.

Önümüze bakıyoruz ve hepimizin gördüğü aynı manzaradır. Önümüzde yine zorluklar var ve o zorluklara meydan okuyoruz!

Türkiye zaten büyük zorluklarla yüz yüze gelmişti. Şimdi zorluklar daha büyük. Ama Türk milletinin zorluklarla mücadele kararı ve yeteneği artık her zorluktan daha büyüktür.

Zaman, yıkıntının altındaki büyük enerjiyi ayağa kaldırma zamanıdır.

Dağları deleriz, kayaları eritiriz ve o zorluklardan büyük çözümü çıkartırız!

Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/yikintinin-altindaki-buyuk-enerji-368683


🎞 Depremin sosyolojik etkileri | Prof. Dr. Atakan Hatipoğlu


Depremin sosyolojik etkileri | Prof. Dr. Atakan Hatipoğlu değerlendirdi

Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi Sosyolog - Yazar Prof Dr. Atakan Hatipoğlu, depremin toplum üzerindeki sosyolojik etkileri hakkında önemli bilgiler verdi.

18 Şubat 2023 15:39

Yaşamın yeniden örgütlenmesi ve deprem bilinci oluşturulması ile ilgili değerlendirmelerde bulunan  Prof Dr. Atakan Hatipoğlu

20230218

📰Afet Bölgelerinde 7 Acil Önlem - Üretimi Planlayalım Nüfusu Tutalım

 Aydnlık Gazetesi 19 Şubat 2023


🎞🇹🇷Türkiye kenetlenip yaralarını sararken ...| Av. Faik Işık’ın deprem bölgesinden izlenimleri: Gitti, gördü, haykırdı: Millet savaşta, vicdanınız çürümüş!

 

00:00 - Giriş 01:33 - Deprem bölgelerinin son durumu 10:48 - Eleştiriler 11:55 - Hayatını kaybedenlerin ve yaralıların durumu 12:50 - Mehmetçik’in faaliyetleri 14:13 - Arama-kurtama çalışmalarının medyaya yansıması 17:10 - Bölgedeki ihtiyaçlar ve çalışmalar 21:20 - Defin işlemleri ve bölgede faaliyetler 24:57 - Devlet karşıtı söylemler 26:20 - Sosyal medya fenomenlerinin faaliyetleri 27:35 - Yardım çalışmaları 31:17 https://www.ulusal.com.tr/yurt/kendin...


Gitti, gördü, haykırdı: Millet savaşta, vicdanınız çürümüş!

Av. Faik Işık,

 'Vatandaş kalkmış Elazığ'dan günde saatte iki yüz bin ekmek yaparak gönderiyor. Devlet dediğin şey uzaydan gelmiş bir mekanizma değil. Devlet biziz. Devlet orada, bu memleketin vicdanı olan insanları orada...’ 

dedi.

HABER MERKEZİ

Avukat Faik Işık, canlı yayında Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Sinan Sungur ve programcı Can Karadut’un sorularını yanıtladı. Ayağının tozuyla stüdyoya konuk olan Işık, 

“İnanılmaz şeyler var, insanlar var. Ayağı kesilmiş, çizmesini takmış, arama kurtarma ekibinde insanlar var. Biz ayaktaysak bu devlet de ayakta.” 

dedi.

DEVLET BİZİZ, DEVLET BURADA

Faik Işık’a ilk olarak “Devlet olaya yeteri kadar müdahale etti mi? Edilmeyen noktalar var mıydı? Bir de 'Türk Silahlı Kuvvetleri neden sahada değil?” soruları yöneltildi. Işık şunları anlatı:

“Biz ilk üç gününde ben yataktan kalkamayacak kadar hastaydım ama o bölgedeki arkadaşlarımız da sürekli telefonla görüşüyorduk, ayağa kalkar kalkmaz gittik. Antep'ten başladık. Oradan İslahiye'ye geçtik. İslahiye en büyük darbe alan yerlerden biriydi. Böyle savaş filmleri, korku filmleri gibi sahneler var orada. Ardından İskenderun'a, Kırıkhan'a ve Antakya'ya geçtik. Yol boyunca BOTAŞ'ın hatlarında patlamalar gördük. Tamirler gördük. Yolların darmadağın olduğunu gördük. Koca koca kayaların ortasından nasıl yarıldığını gördük.

Buralarda canını dişine takmış gelmiş insanlar, gençler, fedakarlar var. Devlet nerede? Devlet sensin. Devlet benim. Tamam. Devlet biziz. Biz çöktüysek orası çöker. Oradaki insanlar acıların altında, oradaki insanlar yıkıntıların altında ama sağlam olanların orada olması lazım.

"Gelirken uçağın içerisinde 18 yaşındaki delikanlılar anlatıyor, AFAD'da çalışıyor. O çukurların altına girmişler yedi sekiz gün boyunca. Abi diyor ‘sekiz gün boyunca bir kere -o da gelirken- bir duş alabildik’ diyor. Yol boyunca tuvaletler yok, kanalizasyonlar gitmiş, sular gitmiş. 400 kilometre uzunluğunda bir hat düşünün. Bir de bizim büyük taarruzdaki hattımızı düşün. Bunun elli ila yüz on kilometre derinliğinde yıkılmış bir alan. Celal Şengör, Fatih Altaylı, stüdyoda oturup konuşuyor, çıldırıyor insan. Bir inin, oraya bir bakın. Sizin anlattığınız hikâye orada yok.

"Oradan oturup Türk milletiyle dalga geçmeyin. 15 yaşında kız çocukları var. Bu depreme arkadaşıyla birlikte çıkmış gelmiş, yardımcı olmaya çalışıyor. İnanılmaz insanlar var. Ayağı kesilmiş çizmesini takmış, arama kurtarma ekibinde insanlar var. Biz ayaktaysak bu devlet ayakta.

"Sorunların hepsini hallederiz, çözeriz. Bu devlet kuvvetli. Bu millet kuvvetli. Bu millet çökmez. Bu devlet çökmez. Bu devlet Kutadgu Bilig’tir. Doğu Bey'in deyimiyle söylüyorum. Bu devlet kutsal bir devlet. Yani bu devlet burada. Bunlar ölmediği sürece de bu devleti batıramazsınız. Bu sevgi, bu merhamet, bu vicdan, bu gayret olduğu sürece de bu devlet çökmez zaten. Sizin içinizde çökmüş yoktu ki zaten.

"Polis bir yanda. O açık arazilerin üstüne teneke sobaları kurmuş. Isınıyor ama devlet burada diyor. Tamam mı? Devlet o teneke sobaların içerisine ateş yakan insanların kalbinde be kardeşim. Sizin düşmanlığınıza karşı o devlet dimdik duruyor.

"Vatandaş kalkmış Elazığ'dan günde saatte iki yüz bin ekmek yaparak gönderiyor. Devlet o ekmeği üreten adam sensin. Benim, devlet benim. Devlet dediğin şey bir kalıp değil. Devlet dediğin şey uzaydan gelmiş bir mekanizma değil. Devlet biziz.

"Devlet işin içinde mi? İçinde. Ancak toparlandı. Her bölgede üç dört tane bakan var. Bakın her bölgede valileri orada, emniyeti orada, vatandaş orada, yüreği orada. Bu memleketin vicdanı olan insanları orada...

HELİKOPTERLER KÖYLERE UÇUYOR

Faik Işık Malatya izlenimleri hakkında ise şunları söyledi:

“Malatya’da havanın eksi 20 olduğu yerler var. Buralarda Üç yüz, dört yüz bin insan çalışıyor. Ulaşılmadık köyler var mıdır, vardır. Helikopterler uçuyor havada. O helikopterle dağların yani yolların el vermediği yerlere yardım ulaşıyor. Üstümüzü çıkarmadan Osmaniye, Adana tarafına gideceğiz. Çünkü oradaki arkadaşlar on gündür üstlerini çıkarmamışlar.”

DON ATLET DEĞİŞTİRMEDEN GÜNLERDİR ÇALIŞIYORLAR

"12 gündür, donunu atletini değiştirmeyen, sakal tıraşı olmamış insanlar var. Devlet onlar işte. Ve bunların hiçbir yükümlülüğü yok. Önemli bir kısmının görevi de yok. Ya kalbi var ama. Bir vatandaşlık bilinci var. Ben Türk'üm var. Burası Türkiye Cumhuriyeti var. Burada yıkılmayız diyen insanlar var. Gencecik çocuklar var. Sakalı çıkmamış delikanlılar var. O tünellerin altına giriyor.

ORDU DİMDİK AYAKTA

Işık TSK’ya yönelik eleştiriler hakkında ise şunları söyledi: 

“Bir İstiklal Harbi'ni düşünelim. İstiklal Harbi'ndeki cephemizin boyutlarını düşünelim. Adana'nın Körfezi'nden başlayıp Elazığ'ın ucuna kadar giden bir hattı düşünelim. Bu ordu toprağın üstünde başka bir yerde değil. Sahanın her yerinde. Dimdik duruyor. Her sokakta şimdi ordu. Tamam mı? Aaa ilk anda niye gelmedi... Ben ordumu dünyanın hiçbir ordusunun daha altında, daha zayıf bir ordusu olarak görmüyorum. Gidin bakın gencecik delikanlıların çakı gibi 24 saat.” 

SEÇİM TARTIŞANLARA: AKBABA MISIN!

Işık seçimin yapılım yapılamayacağı konusundaki tartışmalar hakkında ise şunları söyledi: “Bu insanlar canlarıyla uğraşıyor, siz politikayla uğraşıyorsunuz. Azıcık kalbiniz, vicdanınız varsa şu manzaranın üstünde politika konuşmazsınız. Şu manzaranın üstüne devlete hesap soramazsınız. Bir gram vatan sevginiz varsa, bir gram insan sevginiz varsa, bir gram insani değeriniz varsa buradaki canı yanmış insanlarla konuşursunuz.

Adliye sarayı bazı yerlerde yerin dibine girmiş, bilgisayar kayıtları çökmüş, altyapısı çökmüş... Efendim anayasada savaştan başka bir hüküm yok ki erteleyesin. İçine girdiğimiz İstiklal Harbi dahil. Bu sayıda insan kaybettik mi biz? Bu sayıda şehrimiz yıkıldı mı? Savaştan daha ağır bir hal var. Önce bir insan desek, önce bir seçmen desek, önce bir seçmenin güvenliği desek, önce bir seçmenin yaşamı desek, önce bunun adresi bunun bir kaydı desek, oy kullanılacak yer desek… Bunlar yok. Savaştan daha ağır şart olmuş.

Akbaba mısın be? Cesetlerin üstünden. Neyin işini yapıyorsun?"

'DOĞU PERİNÇEK DİMDİK'

"Biriniz selâ okutturuyorsunuz. Ötekiniz bu şartların içerisinde seçimle ilgili ahkam kesiyorsunuz. Bakın burada en yürekli duruş Doğu (Perinçek) Bey'in olmuştur. Doğu başkan. Dimdik. Devletle dalga geçilmez. Kutadgu Bilig diye liselerde, ortaokullarda okumuştunuz. Onunla ilgili makalesi var. Devlet kutlu bir yapıdır. Gücü sensin, benim."

Alıntı/Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/haber/av-faik-isik-fiilen-secim-yapilmasi-imkansiz-368884

✍️Şiir: Umutlu Ağıt - Hüseyin Haydar (Asrın felaketi depremler sonrası...)


20230214

Kahramanmaraş'taki depremden sonra çıkan enerjinin büyüklüğü...

"Kahramanmaraş'taki depremden sonra 30 katrilyon bir enerji ortaya çıkarken

  • ABD'de 1989 gerçekleşen Loma Prieta depreminin enerji yoğunluğu 1,5 katrilyon
  • 2010 Haiti'de gerçekleşen depremin 2,1 katrilyon
  • Hiroşima atom bombasının açığa çıkardığı sadece 15 trilyon olarak kaydedildi”





20230213

🎞6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremi’nden çeşitli görüntüler...



🎞6 Şubat 2023 Saat 04:17... Deprem Anı Kamera Görüntülerine Böyle Yansıdı


 🎞Güvenlik kameralarında deprem Türkiye'yi vururken çocukları kurtarmak için koşan fedakâr hemşire görülüyor Hemşire Şeyma Alakuş
 

🎞20 Mucize Kurtarma: KAHRAMANMARAŞ /🇹🇷Türkiye #deprem inden 80 saat sonra çocuklar canlı bulundu!
 

20230209

🇹🇷🫂🤝K. Maraş Depremi: Bölgede 100 yılı aşkın süredir bu kadar büyük bir deprem yaşanmadı /Kaç atom bombasına eşit?

 

İsviçreli sismolog: Bölgede 100 yılı aşkın süredir bu kadar büyük bir deprem yaşanmadı

İsviçre Sismoloji Servisi Direktörü Stefan Wiemer, Kahramanmaraş merkezli depremlere ilişkin, "Böyle büyük bir deprem gerçekten çok nadirdir. Dünyada yılda belki bir kez 8 büyüklüğünde bir deprem oluyor. Türkiye ile Suriye arasındaki bölgede 100 yılı aşkın süredir bu kadar büyük bir deprem yaşanmadı" dedi.

Wiemer, Kahramanmaraş merkezli 10 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlere ilişkin Almanca yayın yapan İsviçre devlet televizyonu SRF'ye konuştu.

Türkiye ile Suriye arasındaki sınır bölgesinde büyük yıkıma neden olan depremlerin gücüne dikkati çeken Wiemer, bu iki ülke arasında sıklıkla güçlü depremlerin meydana gelmesinin tesadüf olmadığını söyledi.

Bölgede levha sınırları olduğunu belirten Wiemer, uzun yıllar boyunca buralarda gerilimler oluştuğunu ve bunların böyle depremle boşaldığını anlattı.

"Böyle büyük bir deprem gerçekten çok nadirdir"

Wiemer, "İşte burası, özellikle 7,7 büyüklüğündeki depremle gerilimlerin biriktiği ve boşaltıldığı Doğu Anadolu fayıdır. Böyle büyük bir deprem gerçekten çok nadirdir. Dünyada yılda belki bir kez 8 büyüklüğünde bir deprem oluyor. Türkiye ile Suriye arasındaki bölgede 100 yılı aşkın süredir bu kadar büyük bir deprem yaşanmadı. Örneğin Halep'in defalarca büyük depremlerle sarsıldığını tarihten biliyoruz. Ancak 7,7 büyüklüğündeki bir deprem zaten büyük bir depremdir." diye konuştu.

Bu kadar büyük depremlerin ardından günlerce, haftalarca ve hatta aylarca artçı sarsıntıların olduğuna işaret eden Wiemer, bunların genellikle sayı ve yoğunluk olarak zamanla azaldığını kaydetti.

Kahramanmaraş merkezli deprem Türkiye’deki 2. büyük deprem oldu

Ersin Küçükbarak

Kahramanmaraş merkezli deprem Türkiye tarihinin en büyük ikinci depremi olarak kayda geçti.

Türkiye, sismik olarak çok aktif bir ülke. Hem Avrasya, hem de Arap levhası ile Afrika levhası arasında yer alıyor. Ayrıca; sınırları içerisinde Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı ve Batı Anadolu Fay Hattı ile deprem kuşağında bulunuyor.

Türkiye'de en büyük deprem hangi şehirde, ne zaman oldu?

Türkiye'deki en büyük deprem, 26-27 Aralık 1939 tarihinde, 7.9 büyüklüğünde Erzincan’da gerçekleşti. 52 saniye süren depremin ardından 32.962 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 100.000 kişi de yaralandı. Oluşan deprem neticesinde 116.720 bina yıkıldı. Dünyanın büyük depremleri arasında sayılan bu deprem Türkiye'nin en ciddi deprem felaketlerinden birisi olarak tarihe geçti.

Kahramanmaraş depremi kaç atom bombasına eşit?

Güneydoğumuz 7,7 ve 7,6 büyüklüğünde iki depremle sarsıldı.

New York Times’a göre, “7 büyüklüğünde bir deprem Hiroşima’da patlatılan atom bombasının 32 katına eş değer enerji” üretiyor.

Gazete “bunun New York eyaletinin dört günlük enerji (katrilyon vat) ihtiyacını karşılayabileceğini” yazdı.

7.8 büyüklüğü 5.9 büyüklüğünden 708 kat daha güçlü.

Yükselen her büyüklük tam sayısı için salınan enerji miktarı yaklaşık 32 kat artıyor.



20230208

🇹🇷🫂🤝K.Maraş Depremleri- Türk milleti kenetlendi. Tüm Türkiye seferber oldu...


Merkez üssü Kahramanmaraş'ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan, 10 ili etkileyen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin ardından bölgede yıkılan binaların enkazlarında arama kurtarma çalışmaları devam ediyor.Bunun yanı sıra ülkenin dört bir yanından da bölgeye depremzedeler için yardımlarda sürüyor.

09 Şubat 2023 01:27

Battaniye dikenler, ekmek pişirenler, dükkan gelirini bağışlayanlar: Tüm Türkiye seferber oldu -                              

Sivas'ın Hafik ilçesinde Hafik Belediyesinin muhtarlarla iş birliği yaparak başlattığı ve anonsla duyurduğu kampanyaya vatandaşlar un ve odun desteği verdi. Kadınlar da mahallelerdeki köy fırınlarında depremzedeler için ekmek pişirmeye başladı.

Battaniye dikenler, ekmek pişirenler, dükkan gelirini bağışlayanlar: Tüm Türkiye seferber oldu - 

Kastamonu'nun Pınarbaşı ilçesinde faaliyet gösteren bir tekstil atölyesi, üretimini durdurarak battaniye dikimine geçti. Bunun üzerine ilçe halkı, öğrenciler, esnaf, çevre ilçelerden gelenlerin desteğiyle dikilen 6 bin adet battaniye deprem bölgesine gönderildi.

Battaniye dikenler, ekmek pişirenler, dükkan gelirini bağışlayanlar: Tüm Türkiye seferber oldu 

Düzce'de tekstil fabrikasında çalışan işçiler, depremzedeler için harekete geçti. Fazla mesai yapan işçiler, depremzedelerin üşümemesi için battaniye dikiyor. 

Antalyalı kadınlar, depremzedeler için akşamları biraraya gelip atkı, bere ve eldiven örüyor. Komşuları ile her akşam bir evde buluşan kadınlar sosyal medyadan yaptıkları çağrılarla bu sayıyı arttırmak istiyor.

Battaniye dikenler, ekmek pişirenler, dükkan gelirini bağışlayanlar: Tüm Türkiye seferber oldu 

Afyonkarahisar'ın Bolvadin ilçesinde bir börekçi dükkanı bir günlük gelirini deprem bölgesine bağışlayacağını iş yerinin önüne astığı pankart ile duyurdu. Yazıyı gören vatandaşlar ise alışveriş için adeta dükkana akın etti.

Alıntı/Kaynak: https://www.ulusal.com.tr/yurt/battaniye-dikenler-ekmek-pisirenler-dukkan-gelirini-bagislayanlar-tum-turkiye-seferber-oldu-15016172?sayfa=4

# deprem
#​Gaziantep
# Kahramanmaraş

🎞K. Maraş Depremi: Umut dolu bekleyiş sürüyor: İşte o mucize kurtuluşlar

      

Umut dolu bekleyiş sürüyor: İşte o mucize kurtuluşlar
Türkiye’nin kalbi deprem bölgesinde atıyor. Türkiye, depremin ardından 24 saati geride bırakırken bölgeden gelen kurtarılma haberleri hem sevenlerini bekleyenlere hem de arama kurtarma ekiplerine umut oldu.

Depremin merkezi olan Kahramanmaraş’ta devam eden arama kurtarma çalışmaları güzel haberleri beraberinde getirdi.

Kahramanmaraş merkezli 10 ili etkileyen depremlerde, Gaziantep'in Nizip ilçesinde yıkılan bir binanın enkazından 28 saat sonra anne ve 3 çocuğu yaralı olarak çıkarıldı.

Ortam dinlemesinin ardından enkazın altından yaklaşık 28 saat sonra Döne Özkılıç ile çocukları Abdulkadir, Beyza ve Elif Özkılıç enkazdan kurtarıldı. Aile, bölgedeki sağlık ekiplerince hastaneye kaldırıldı.

Diyarbakır'da yıkılan bir binanın enkazından, arama kurtarma çalışmaları sonucu 28 saat sonra 1 kadın yaralı olarak çıkarıldı.

Hatay’da AFAD görevlisi bir kişinin kurtardığı bebeği görenler ise duygu dolu anlar yaşadı. Kucağına sıkı sıkı sardığı bebeği ambulansa götüren görevli bebeği dedesine teslim etti.

Enkaz altında kalanların kurtarılması amacıyla AFAD, UMKE, 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekiplerinin yürüttüğü çalışmalar devam ediyor.

Ekiplerin gece boyu süren çalışmaları sonucu enkaz altından, 28 saat sonra Merve Özgürdemir kurtarıldı.

Gaziantep'te yıkılan binanın enkazından da 28 saat sonra 4 kişi kurtarıldı.

Hatay'ın İskenderun ilçesinde, depremlerde yıkılan 3 binanın enkazından 1'i çocuk 4 kişi yaralı olarak çıkarıldı.

Sahil Güvenlik ve AFAD koordinasyonundaki GEA İnsani Yardım Arama Kurtarma Derneği ekiplerince yürütülen çalışmalarda, 5 katlı Reşit Apartmanı'nın enkazındaki Mehmet ve kardeşi Hakan Yılmaz Çağan'a saat 03.35 sularında ulaşıldı.

Ekipler, binanın çevresindeki 5 katlı Yalım Apartmanı'ndaki çalışmalarda 26 yaşındaki Kubilay Özer'e, Akgül Apartmanı'ndaki kurtarma çalışmasında da Nejla Baygül'e aynı saatlerde ulaştı.

Vatandaşların da desteğiyle ambulanslara taşınan yaralılar, çevredeki hastanelere kaldırıldı.

Şanlıurfa'da yıkılan binanın enkazından 22 saat sonra bir kadın kurtarıldı

Kurtarma ekipleri Şanlıurfa’ya da ulaştı. Ekipler, İpekyol Caddesi'ndeki Osman Ağan Apartmanı'nda Suriye uyruklu Meysem Lokman'a, 22 saat sonra ulaştı.

Malatya'da yıkılan bir binanın enkazından 4'ü kadın 1'i çocuk 5 kişi kurtarıldı.

Çok sayıda asker de bölgeye giderek seferber oldu. Arama kurtarma çalışmalarına başlayan Mehmetçik göçükten çok sayıda vatandaşı sağ salim göçükten çıkarttı.

Yine Malatya'daki evinde yakalanan 20 yaşındaki Boran Kubat, enkaz altında sosyal medya paylaşımını görenler tarafından kurtarıldı.

İstanbul Nişantaşı üniversitesinde hazırlık sınıfında okuyan Boran Kubat, ara tatilini ailesinin yanı geçirmek için memleketi Malatya'ya geldiğini söyledi.
Gece yattıktan sonra ilk depreme uykuda yakalandığını anlatan Kubat, dışarı çıktıktan bir süre ikinci bir deprem olmayacağını düşündüğünü ve sonra evine girdiğini anlattı.

Kubat, 7,6 şiddetindeki ikinci depreme yine evinde yakalandığını ve ardından binanın yıkılmasıyla enkaz altında kaldığını belirtti.

Diyarbakır'da yıkılan binanın enkazından arama kurtarma çalışmaları sonucu yaklaşık 16 saat sonra 13 yaşındaki kız çocuğu yaralı olarak çıkarıldı.

Bir mucize de Hatay’dan geldi. Hatay’da yıkılan binanın enkazından 30 yaşındaki Hülya Yılmaz ve 6 aylık bebeği Ayşe Vera Yılmaz, 29 saat sonra sağ çıkarıldı.

Alıntı: Ulusal Kanal.com

En Çok Okunanlardan...