Sinan Meydan @SMEYDAN
8 Ağustos 1915- Albay Mustafa Kemal Anafartalar Grup Komutanı Oldu
ÇOK GELMEZ Mİ? AZ GELİR!
Albay Mustafa Kemal (Atatürk), 8 Ağustos 1915 günü ve gecesi olanları Arıburnu raporunda şöyle anlatır:
“Saat 5,30 sonrada Conkbayırı'nda bulundurduğum yaverim Mülâzım-ı Evvel Kâzım Efendi'nin verdiği malûmata nazaran düşmanın 25-30 metre mesafede karşı karşıya bulunduğu 64’üncü alayın ikinci taburunun icra eylediği hücumda muvaffak olunamadığı, 92’inci alaydan gelen üçüncü taburun ilerletilemediği, bildiriliyordu. Vaziyetin nezaketi devam etmekte olduğundan Conkbayır'ı emr-i kumandası için karargâhların nazar-ı dikkatini celbetmekten hali kalamadım. Ordu Erkân-ı harbiye Reisi Kâzım Bey, Ordu Kumandanı Liman Paşa hazretlerinin beni telefon başına çağırarak müşarünileyhin ahvali nasıl gördüğümü ve mütalâamı sorduğunu bildirdi. Buna da Conkbayrı vaziyetinin nezaketi, bunun için daha bir ân mevcut olduğu, bu ân da zayi olduğu halde, bir felâket karşısında kalmaklığımız pek muhtemel olduğunu söyledim. Vaziyet umumileşmiş, Anafartalar'a çıkmış ve çıkmakta olan büyük düşman kuvvetlerini nazarı dikkate almak ve ona nazaran umumî tedbirler ittihaz ederek sevk ve idareyi tevhit ve temin etmek lâzım geldiğinden kendisinin çare kalmadı mı? sualine verdiğim cevapta: 'Bütün mevcut kuvvetlerin taht-ı kumandama verilmesinden başka çare kalmadığını' söyledim. Mumaileyh: 'Çok gelmez mi?' sözüyle mukabele etti. 'Az gelir!' dedim... "
(Mustafa Kemal, Arıburnu Muharebeleri Raporu, TTK Basımevi, Ankara, 1968 s.186.)
Düşünsenize! Düşman çıkarması karşısında çok zor durumda kalan Ordu Komutanı Liman v. Sanders, görüşünü almak için Albay Mustafa Kemal'i arayıp "çare kalmadı mı?" diye soruyor. Mustafa Kemal'in bu soruya verdiği yanıta bakın:
"Bütün mevcut kuvvetlerin emrime verilmesinden başka çare yoktur."
"Çok gelmez mi?" sorusuna da "Az gelir" diyerek karşılık veriyor.
Böylece cesaretini, kararlılığını, özgüvenini gösterip çok zor bir zamanda çok büyük bir sorumluluğun altına isteyerek giriyor.
M. Kemal, o gece bu görüşmenin ardından Anafartalar Grup Komutanlığına getirildi.
Kendi ifadeleriyle, “Böyle bir sorumluluğu yerine getirmek, basit bir iş değildir. FAKAT BEN VATANIM MAHVOLDUKTAN SONRA YAŞAMAMAYA KARAR VERDİĞİM İÇİN kemali iftiharla bu sorumluluğu üstüme aldım. Ve hemen, saatlerce uzakta bulunan Çamlıtekke Karagahı’na atla hareket ettim.”
(Ruşen Eşref, Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal İle Mülakat, s. 15)
Gece yarısı yola çıkarken Fırka doktoru Hüseyin Bey’i de yanına aldı, çünkü o sırada hastaydı. Kendi anlatımıyla: “Yaverim Kazım Efendi, o gün şehit olmuştu. Rasim Efendi adında diğer bir süvari zabitini de aldım. Dört aydır o yerde, yani ateş hattından üç yüz metre geride cesetlerin çürümesiyle bozulmuş bir hava teneffüs etmekte idim. O gece saat on birde zindan gibi zifiri karanlıklar içinde oradan çıkınca ilk defa temiz bir hava karşısında bulundum. Fakat bu güzel havayı zulüm ve şüphe içinde teneffüs etmek nasip oluyordu.” (Ruşen Eşref, age, s. 15)
Kaç gecedir uyumamıştı. Hem yorgunluktan hem sıtma nöbetinden dolayı halsizdi. Ancak kendine güveni tamdı. Lord Kinross’un ifadesiyle “sorumluluk onda uyarıcı bir ilaç etkisi yapıyordu”. Ne de olsa bölgedeki tüm kuvvetler emrine verilmişti. Gece karanlığında saat 01.30’da grup karargâhına vardı. Gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra sabah 04.30’da atına binip savaşı yöneteceği tepeye gitti. 9 Ağustos günü, 7. ve 12. Tümenlerin sabaha karşı başlayan taarruzunu, Anafartalar bölgesindeki bir tepeden başından sonuna kadar yönetti. Sayıca çok daha kalabalık olan düşman bozguna uğrayarak çekildi. Böylece Birinci Anafartalar Zaferi kazanıldı.
Ertesi gün, 10 Ağustos'ta da düşmanı Conkbayırı'ndan söküp attı.
Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal, 9 Agustos-10 Aralık 1915 arasında 4 ay kadar Çanakkale'de 10 tümen kadar, 100 bini aşkın askeri yönetti. Çanakkale'de, 5. Ordu Komutanı Liman Von Sanders Paşa'dan sonra en uzun süre en çok kuvveti yöneten komutan Albay Mustafa Kemal’di.