Metodolojik çerçeveyi çizmiş olarak esas konumuza gelirsek, Bilim ve Ütopya’nın Ağustos 2025 sayısında çıkan, değerli arkadaşım Gökalp Erbaş’ın yazısına değinmek istiyorum. “Cehalete Övgü(!)” başlığıyla çıkan yazının ana fikri, bilgisi olmasa da fikri olmanın aslında kötü bir şey olmadığı, bunun yaratıcılık işareti ve hatta bir cevher olduğu üzerine kuruluydu. Birkaç ay önce bu konuyu sözlü olarak da tartışmış, yazıya döktüğü vakit eleştireceğimi söylemiştim.
******
Tartışılması gereken asıl nokta, düşünme yönteminin ne olacağıdır. Türkiye’nin fikir ve teori üretme noktasındaki eksikliğinin temelinde de bu vardır. Buradaki eksiğin felsefe ve edebiyat eksiğinden kaynaklandığını söylemektense aileden alınan ilk eğitimle başlayan düşünme – üretme denkleminin yöntem yetisine sahip olmayı sağlama eksikliği üzerinde durulmalıdır.
Doğanın değişmez ilkesi diyalektik, Antik Çağ’dan bu yana insanlığın en büyük kazanımlarından biri olmuştur. Hegel ile birlikte yeni bir vücuda kavuşan diyalektik, büsbütün bir idealizm içerisinde 19. yüzyılın sarsıcı fikir ve yöntemlerinden birini oluşturmuştur. Evreni “maddeleşmiş bir fikir” olarak gören Hegel, düşüncenin hareketini evrenin hareketine yöneltmişti. Yani ona göre önce fikir sonra maddeydi. Marx ise yıllar sonra diyalektiği “gökten indirerek” dünyevileştirdiğini söyleyecekti.
Günümüzde felsefi tartışmalar içerisinde hâlâ güncelliğini koruyan idealizm –materyalizm çatışması da aslında diyalektiğin bir parçasıdır. 19. yüzyıl dünyada yepyeni fikirlerin ortaya çıktığı, bir o kadarının tarihe karıştığı ve hayatta kalanların birbiriyle çarpıştığı yüzyıldı. İdealizm ve materyalizm de çatışmanın merkezinde bulunuyordu. Aynı zamanda devrimler çağı olan 19. yüzyılda bu tartışmalar devrimlerin karakterini de belirliyordu.
Tartışılması gereken asıl nokta, düşünme yönteminin ne olacağıdır. Türkiye'nin fikir ve teori üretme noktasındaki eksikliğinin temelinde de bu vardır. Buradaki eksiğin felsefe ve edebiyat eksiğinden kaynaklandığını söylemektense aileden alınan ilk eğitimle başlayan düşünme - üretme denkleminin yöntem yetisine sahip olmayı sağlama eksikliği üzerinde durulmalıdır. Doğru yöntemle düşünmek, bilginin nasıl üretilip kullanılacağıyla birbirine bağlıdır. Dolayısıyla Türk milletinin içindeki cevheri aramak için bu tespiti yapmakla başlamamız gerekmektedir.