Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
20241116
📲 Sosyal Medyadaki Atatürk sayfam: 'Atatürk'ü Anlamak'
20231029
20220826
Şanlı 🇹🇷Türk tarihinde Alplerin (yiğitlerin) günü 26 Ağustos’lar kutlu olsun...
''Biz Türkler,26 Ağustos 1922’de Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Türk ordusunun emperyalizmin işgalcilerine karşı akıllara durgunluk veren Büyük Taarruz’u ile vatanımızı kurtarmasaydık,26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan komutasındaki Türk ordusunun Malazgirt’teki muhteşem zaferini ve Anadolu’nun kapılarının Türklere açılışını kutlayamazdık...
Türk tarihini böylesine şanlı ve ölümsüz yapan kahramanların ruhları şâd olsun.''
Alp İçöz
20210408
AfroTürk, Avni Dayı'nın anlattıkları
'🇹🇷TÜRK KÜLTÜRÜ DÜNYANIN EN İNSANCIL, VİCDANLI, HOŞGÖRÜLÜ KÜLTÜRLERİNDENDİR. ÇÜNKÜ IRK, RENK, İNANÇ AYRIMI YAPMAZ!
ANADOLU TÜM MAZLUMLARIN, GÖNÜL VE CAN VERENLERİN VATANIDIR! KADINI DA ERKEĞİ DE, GENCİ YAŞLISI DA HEM YÜREKLİDİR HEM DE MERHAMETLİ.
-ANADOLU HÜMANIZMASI - TASAVVUF KÜLTÜRÜ'
-Alp İçöz
''Yakın zamanda kaybettiğimiz değerli akademisyen, kültür adamı Şadan Gökovalı, Sakarya'da şehit olan bir AfroTürk'ün oğlu Avni Karakartal ile 1986 yılında Tire'de röportaj yapmış.
Şadan hoca'nın Avni Dayı diye hitap ettiği #AfroTürk'ün anlattıklarına göre Libya ve Sudan'ın işgalinde kaçanları Mısır Hidiv'i Abbas Hilmi Paşa gemilerle Ege kıyılarına getirmişti.
Avni Dayı "O zaman Hidiv bizleri buraya getirdi. Kimimiz Dalaman'a yerleştik. Biz Manisa'ya gelmişiz. Babamda ben de gavurdan kaçtık. Gavur bizi burada da buldu. Yunan buraları işgal etti. Babam gitti Kuvayi Milliye'ye katıldı. Sonra Sakarya Savaşı'nda şehit oldu. Mezarı bilinmez" şeklinde hatıralarını anlatmıştı.
83 yaşındaki Avni Dayı'nın son sözleri "iyi çalışın, memlekete hayırlı evlatlar olun" olmuş.
Vatanın kurtuluşunda şehit olan kahramanlarımıza rahmetle..''
-Halim Gençoğlu
20210226
✍️Kısa Yazı: KARANLIKLARDAN ÇIKIP AYDINLIĞA YÜRÜMEK/ Alp Icoz
KARANLIKLARDAN ÇIKIP AYDINLIĞA YÜRÜMEK
''Dünyada sadece Türk milletine nasip olan en büyük devrimci önder Mustafa Kemal Atatürk'ün görüş alanının sınırlarını hayal edip anlayabilmemiz için bizim de yükseltilmiş bir bilince ve sadece bir ağacı değil, ormanı, yani tüm resmi görebilme yeteneğine ihtiyacımız var. Eğer o düzeye gelemezsek, çocukluğumuzdan itibaren hayran olduğumuz ve izinden gittiğimizi söylediğimiz o büyük devrimciyi gerçekten anlayamayız... Küreselciliğin algı bombardımanına teslim olur, 'aslanlı yol'dan çıkar, milli değerlerimizden, ülkülerimizden uzaklaşırız.
O nedenle, geçmiştekinin tam tersi yönde, Asya Çağı’na girişle değişen dünya ve ülke koşullarına, uzun bir süre karanlıkta bırakıldığımız için farkında olmadığımız ama bugün aydınlığa kavuşan gerçeklere göre, sürekli kendimizi geliştirmek, görüş alanımızın sınırlarını genişletmek, devrimci bir bakış açısına sahip olmak zorundayız.
Yükseltilmiş bilinçle, bilgilenirken bilgiyi ve kaynağı sorgulamalı ve gerçeklerin ışığındaki aydınlığa yönelmeliyiz. Bunu yapmazsak karanlıkta kaybolur, cahil kalırız. Okuduğumuz, yazdığımız kitaplar ve makaleler ve aldığımız diplomalarımız, bulunduğumuz makamlar anlamlarını kaybeder. Aydınlanmada meşalemiz, Atatürk’ün yaşamı, öngörüleri, söyledikleri, yazdıkları ve özellikle yaptıkları olurken, pusulamız da Türk milletine ve insanlığa gösterdiği hedefler olmalıdır…''
Alp İçöz ✍️
20191124
✍️ 'Barış içinde yaşamak...' - Alp Icoz
Yoksa, sadece başkalarının ‘sözde barışı’na hizmet etmekiçin yaşamak zorunda kalırsınız.''
20191111
✍️ Atatürk'e Özlem Duygusu - Alp Icoz
Sözün Özü: ÖZLEM DUYGUSU / Alp Icoz
''Söz konusu, Mustafa Kemal Atatürk olunca, özlem duygusu anlamsız kalıyor. Çünkü bir Türk olarak, insan, çocukluğundan beri hep kalbinde ve düşüncelerinde yaşattığı, dünyada onurlu ve başı dik varoluşunun nedeni olarak gördüğü, yücelttiği, kendine örnek aldığı, yaşam boyu bir pusula olarak gördüğü bir büyük insanı özler mi? Bence özlemez; çünkü özlem, uzakta olan ya da ulaşılmaz olan birine ya da bir şeye karşı hissedilen bir duygudur. Çünkü biz Türkler, hepimiz Mustafa Kemaliz!''
✍️ Alp Icoz
Alıntı: Sosyal Medya
✍️ 'Atatürk Ölümsüzdür' - Alp Icoz
Kısa Yazı: ATATÜRK ÖLÜMSÜZDÜR /Alp Icoz
''Doğa kanunları, fizik kanunları gibi gerçekler vardır, asla değişmez.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk de Türk ulusu için öyle bir gerçektir.
Hem soyutta hem de somutta,
Hem maneviyatta hem maddede,
Hem ruhta hem de bedende vardır.
Türk ulusu varoldukça yaşayacak olan bir gerçektir.
Türk ulusunun (milletinin) pusulası Atatürk'ün ilkeleri ve hedefleridir.
O nedenle 10 Kasım yas günü değil, mücadele, uyanış, farkındalık günüdür.
Birlik ve beraberlik içinde Türkün Milli duruş günüdür.
9'u 5 geçe Türk milleti için bir anda dünya duruverir.
Çünkü o an 'sözkonusu vatansa her şey teferruattır' diyen,
başı dik büyük bir millet Atasına selam durmaktadır.
Çünkü Atatürk Türkiye'dir, Türkiye de Atatürk.''
Ne mutlu Türküm diyene,
Ne mutlu Atasına ve O’nun Mehmetçiğine selam durana...''
✍️ Alp Icoz
Alıntı: Sosyal Medya
Büyük önderin sonsuzluğa yolculuğunun başladığı an...
20191028
✍️ En güzel bayram 96. yaşında... - Alp İçöz

‘29 Ekim Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun’
Türk ulusunun 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun. Bugünlerde Türkiye, Cumhuriyeti, içinde yaşattığı Kemalist ruhla yeniden başını kaldırmıştır, çok uzun bir süredir (zorla uyutulmuş) uyuyan dev uyanmıştır. Türkiye, binlerce yıllık devlet aklı, ordu-millet kültür birikimiyle uzun bir süredir çıkmazda olan dünya düzenini bile kendine çeki düzen vermeye ve elindeki kartları yeniden karmaya zorlayan ve ezber bozan çok önemli atılımlar yapıyor.
Milli davalarda, iç siyasi çekişmeler, kendi seçmenine ya da dışarıya yaranmak adına seçimlerde oy uğruna yapılan manevralar yüzünden bazen kafa karıştıran adımlar, yeterzsilikler, eksiklikler, yanlışlıklar, eskiden kalan bazı siyasi ve tutucu saplantılar yok mu? Var, tabii ki. Zaten, o nedenle, sömürgeci devletlerin küresel sermayelerinin borç ekonomisinde boğulmaması, üretime dayalı bir direnme ekonomisine geçmesi, büyük atılımlar yapması, kendi kendine yeten güçlü ve refaha kavuşmuş bir ülke olması için Türkiye’nin milli düşünen bir iktidarı ve muhalefeti, yani milli çıkarları herşeyden üstün tutan ve ‘önce vatan’ diyen bir devleti olsun diyoruz.
Bugün Atatürk'ün ‘devrimci ruhu’ Türk milletinin tüm bireylerini hiç bir inanç, ırk, etnik köken ve siyasi düşünce ayrımı olmadan birlik ve beraberlik içinde aynı milli hedeflere yöneltmiştir. Ancak ortak hüzün ve sevinçlerle yoğrulan toplumlar millet (ulus) olabilir. Biz Türkler nerede olursak olalım Mustafa Kemal Atatürk'ün Kemalist devrimci ruhuna sahibiz, bağımsızlığımıza, anavatanımıza ve sahip olduğumuz kültür değerlerimize sıkı sıkıya bağlıyız.
Belki benim bu duygularımı anlayamayacak olanlar çıkacaktır. Hiç şaşırmam; çünkü zaten Türkiye’de toplumsal algı oyunları pek çok insanın kafasını karıştırmış. Bugün Türkiye’nin girdiği olumlu değişimi gördüğüm için kendimi şanslı hissediyorum, içimde bir huzur var... ‘Ne mutlu Türküm diyene!’ derken bile bugün eskisinden çok daha mutluyum. Bugün hem Türkiye hem de insanlık adına gerçekten mutlu bir gün.
Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk, yol ve silah arkadaşları başta olmak üzere, bu muhteşem esere emeği geçen, uğruna canlarını veren, sivil ve asker tüm kahramanlara asker selamı veriyorum. Ruhları şad olsun.
Hepsine selam olsun!
Alp İçöz
Eğitimci yazar
20181227
Yeni bir dünya düzeninde hayatta kalabilmek...

''Yeni bir dünya sabahında, yüzümüzü güneşin doğduğu yöne, aydınlığa çevirmek ve umutla yürümek...''
Alp Icoz
20180910
20180320
2015'te yaşamını yitiren ünlü modacı Aybüke Baran kimdir?
Alp Icoz

Türkiye’nin ünlü modacılarından biri olan Aybüke Baran, 3 yıl önce Bodrum Yalıkavak Palmarina’da mağaza açmıştı. Peki Aybüke Baran kimdir?
Bugüne kadar 45 ülkede toplam 95 defileye imzasını atan Aybüke Baran, son 15 yılda yaptığı kıyafet ve el işlerini ’Benden Anadolu’ya Selam Söyle’ adını verdiği Bodrum’daki defilerle sunmuştur.
65 yaşındaki modacı Aybüke Baran, beyin damarlarındaki tıkanıklık nedeniyle bir süredir tedavi görüyordu. Baran, 6 Ekim 2015 tarihinde tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Türkiye’nin ünlü modacılarından biri olarak biline Aybüke Baran, iki çocuk annesidir. Baran, Çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından 100’ün üzerinde başarı belgesi ve teşekkür plaketi ile ödüllendirilendirilmiştir.
New York, Berlin, Moskova, Amsterdam, Nurnberg, Karachi ve daha birçok yerde Türkiye’yi temsil eden Aybüke Baran, 3 yıl önce Bodrum Yalıkavak Palmarina’da mağaza açmıştı.



'Şövalye' Unvanlı Sanatçının Eserleri ABD Yolcusu (2012)
Muğla'nın Bodrum İlçesi'nde son 10 yılda yaptığı, Anadolu'nun dört bir köşesinin özelliklerini taşıyan el emeği göz nuru eserlerini "Benden Anadolu'ya Selam Söyle" defileleri ile buluşturan sanatçı Aybüke Baran'ın, Yalıkavak Palmarina'da açtığı...
'Şövalye' Unvanlı Sanatçının Eserleri ABD Yolcusu, System.String[] Muğla'nın Bodrum İlçesi'nde son 10 yılda yaptığı, Anadolu'nun dört bir köşesinin özelliklerini taşıyan el emeği göz nuru eserlerini "Benden Anadolu'ya Selam Söyle" defileleri ile buluşturan sanatçı Aybüke Baran'ın, Yalıkavak Palmarina'da açtığı mağaza aralarında birçok ünlünün de bulunduğu yerli ve yabancı turistlerin akınına uğradı. Bugüne kadar 30'un üzerinde ülkede eserlerini sergileyen Aybüke Baran, önümüzdeki aylarda, davet edildiği ABD'nin Newyork kentindeki defile hazırlıklarını sürdürdüğünü söyledi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı'nın destekleriyle bugüne kadar 30'un üzerinde ülkede 95 defileye imza atan sanatçı 62 yaşındaki Aybüke Baran'ın Bodrum'un Yalıkavak beldesindeki Palmarina Marina'da kendi adı ile açtığı iki mağazada aralarında dünyaca ünlü isimlerin de bulunduğu yerli ve yabancıların büyük ilgisini çekiyor. Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi'nin eski Müdürü Oğuz Alpözen tarafından, müzenin yurt içi ve yurt dışında tanıtımına katkıda bulunması nedeniyle "Artemis" ve "Şövalye" unvanı verilen Baran, eserlerinin bugüne kadar Avusturya'nın dünyaca ünlü vals gecelerinde ve Oscar törenlerinde ünlü isimler tarafından giyildiğini belirtti.

Baran, kendisini asla bir modacı olarak görmediğini, Anadolu kültürünü yansıtan bir sanatçı olduğunu ve popülerliğe asla teslim olmadığını kaydetti. Baran, içindeki heyecanı ve yaşadığı duyguları yansıtan, Anadolu kültürü ile bezenen otantik giysi ve el sanatları koleksiyonunun yanısıra, özgün kıyafet, masa ve yatak örtüleri, perdelikler, aksesuvar ve takılarının da bir benzeri olmadığını anlattı.
'TAKLİT ETMESİNLER KENDİ ESERLERİNİ YARATSINLAR'
Son zamanlarda kendilerine modacı diyen bazı kişiler tarafından eserlerinin taklit edilerek defileler düzenlendiğini belirten Aybüke Baran, bugüne kadar çeşitli kurum ve kuruluşlardan 100'ün üzerinde başarı belgesi ve teşekkür plaketi aldığını söyledi. Baran
"Tüm bunlara hem seviniyorum hem üzülüyorum. Seviniyorum çünkü benden bir şeyler öğrenmeye çalışırken farkında olmadan Türk kültürünü yaşatmanın gayreti içine giriyorlar, üzülüyorum çünkü taklitten vazgeçemiyorlar. Ben eserlerimde Türk Anadolu kadının nakışlarla işlediği çilelerini, sevinçlerini, aşklarını, göz yaşlarını, dramlarını, cesaretini ve tüm öz duyuşlarını eserlerime yansıtıyorum. Biz saraylardan değil, buram buram kokan Anadolu'nun toprağından geldik. Türk'ün özü kökeni Anadolu'dur. Şöyle bir Denizli, Milas, Mardin, Şanlıurfa, Trabzon, Edirne, Kayseri, Muğla yörelerini dolaşıp ve Anadolu'ya uzanın. Görün gerçek kültürlerimizi. Türk insanı neler yaratmış. Bu nedenle Anadolu'nun kimliğini, özünü kaybettirmeyen eserlerin yaşaması için yoğun gayret gösteriyorum. Bu eserlerimi önümüzdeki aylarda Newyork'ta bir defile ile sergilemek üzere aldığım davete hazırlanıyorum. Ayrıca eserlerimin marinada iki mağazada sergilenmesi için yakından ilgilenen iş adamı ve marinan sahibi Mübariz Masimova'ya da çok teşekkür ediyorum. Bu eserlerin sergilenmesinde katkısı çok büyük oldu"

dedi. - Muğla/ Bodrum
Son Dakika » Güncel » Haber Haber Yayın Tarihi : 2.10.2012 4:16:00 DHA
Dışişleri Bakanlığı, Bodrum, Muğla, Politika, Güncel
Alıntı Kaynak: https://www.sondakika.com/haber/haber-sovalye-unvanli-sanatcinin-eserleri-abd-yolcusu-3982176/
20180309
🎞 📖 🇹🇷 Nutuk'tan (1919-1920) Manda Meselesinin Kongre'de Müzakeresi
Nutuk'tan (1919-1920) Manda Meselesinin Kongre'de Müzakeresi
Seslendiren: Umut Tezerer
Ulusal Kanal
''Nutuk atmadan önce, Atatürk'ün NUTUK'unu okuyun.''
Alp Icoz
20180127
'Uyanma Zamanı - Türk Olmak için 'Türkiyeli' olmak yetmez / Alp Icoz
Değerli bir dostum İnternet sitelerınden birindeki bir yazısında diyor ki: "Kendi değerini kendin belirlersin." Bu söze gönülden katılıyorum Bir insanın başkası tarafından değerlendirilmesinde kişinin kendine verdiği değerin çok büyük önemi vardır. Kendini bilen, tutarlı, kendine güvenen, olumlu ve yapıcı bakış açılarıyla çözüme dönük düsünceler üreten ve o doğrultuda davranışlarda bulunan bireyler, karşılarındakiler tarafından da saygı görürler.
Ne yazik ki, Türk insanı kendi ve kültürü hakkındaki çelişkiler içinde hala kimlik savaşı vermektedir. Sağcı-solcu, dinci-dinsiz diye ayırım yaparken sağduyulu düşünüp, eğitimli, manevi yanı gelişmiş, uygar, sosyal demokrat ve milliyetçi vatanseverlere yaşama şansı vermiyoruz.
Dostumun da ifade ettiği gibi "bir topluluğu ulus (millet) yapan değerlerde bir anlaşmazlığa düşülmüşse, herkesin bir millet olarak birarada kalmasını sağlayan ortak değerler silsilesi yok edilmeğe çalışılıyorsa, işte orada mutlaka bir hainlik, bir ard niyet vardır." Doğrudur. Ancak bazen ard niyet cehalet ve gafletten de gelebilir. Kişiliği bozuk, kendi kompleksleriyle mücadele eden bireyler kimlik karmaşası yaşarlar. Bu insanları kandırmak, sömürmek, satın almak ve kötü emellere alet etmek çok kolaydır. İşte, bu insanları ard niyetli yapan budur.
Sezar'ın sırtına hançeri saplayan Brütus da, kendisi gibi bir Romalı, hatta her zaman yanından eksik etmedigi bir dost kılıklı haindi. Türklerin, özellikle Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılma döneminde ve Atatürk'ün ölümünden sonra Anadolu'daki Türklerin hali acınacak durumdadır. Çünkü “Uygar Avrupalı” olmak ve “Çarıklı Bağnaz” olmak arasında gidip gelerek bir kimlik bunalımına girmiştir. Türkler, ne Avrupalıdır, ne de Asya'lı. Dünya haritasına baktığımızda ve antropolojik olarak milletlerin kökenlerine inildiğinde, Türk ırkının her yerde kendini gösterdiğini görürüz. Bu, bilim adamlarının da çoğunlukla kabul ettiği bir gerçektir. Türkler Avrasyalı'dır. Aynı zamanda, Bering Boğazı'ndan Amerika kıtasına inip Kızılderililerin ataları olması bile bilimsel açıdan kanıtlanmak üzeredir, ama Türk’ün varlığı nasıl inkar ediliyorsa o da inkar edilmeğe devam edilecektir.
Dostum, "Türktü - Türkiyeliydi polemiği eklediler ve adeta kıs kıs gülerek karşıdan bizim birbirimizi yememizi izliyorlar. Yapmayalım arkadaşlar. İnanın bunun hiç bir problemimize çözüm olacağına inanmıyorum" diyor. Yukarıda belirttiğim ve kör gözleri bile faltaşı gibi açmaya yetecek gerçeklerin ışığında, Türk olmak, ya da Türkiye'li olmak çelişkisi ve bunalımı içinde kendi kendimizi yoketmenin bir anlamı yok. Tek dişi kalmış canavarlar, zaten aç sırtlanlar ve akbabalar gibi, Türk insanının kendisiyle olan savaşından geriye kalanları miğdelerine afiyetle götürmek için fırsat kolluyorlar.
Atatürk, büyük bir önderdi. Onu büyük önder yapan, geçmişini iyi analiz edip, bugünü yaratıp, geleceğin temellerini kurmasıydı. Büyüklüğü, düşüncelerindeki ve davranışlarındaki tutarlılık yanında, Türklüğe olan inancından geliyordu. O, Turancı değildi, ama kanının son damlasına kadar Türk’tü. Selanik'liydi, ama Yunanlı değildi. Öz be öz Türk evladıydı. Eğer Türkiye'li olmak tartışmasına girerseniz, Mustafa Kemal Atatürk gerçegini inkar edersiniz. Atatürk, dinci değildi, ama hayatını, çoğunluğu Müslüman olan ve Birinci Dünya Savaşı ve öncesinde Arap Müslümanlarının İngiliz ve Fransızlara sattığı bir milletin varolmasına adamıştı. Türkler, karakter ve dünya görüşü olarak, ne Romalılara, ne İngilizlere, ne Almanlara, ne Araplara, ne Pakistanlılara, ne Çinlilere, ne Ruslara, ne de Amerikalılara benzer. Ama bütün bu milletlerin yakından tanıma fırsatı bulduklarında, gıptayla ve hayranlıkla baktığı ve saygı duyduğu, dünya uygarlıklarına büyük katkıları olan tarihi ve kültürel karizması olan bir millettir.
Türkler, İslamiyeti canla başla savunmadan önce Şamanizmle yoğruldular. Bu iki dinin arasında, çoğu Türkler dramatik bir geçiş yaşarken, bir kısım Türkler Musevilik ve Hırıstiyanlık dinlerini kabul ettiler. Yani Türkler, her yerde inandıkları bütün davalar, inançlar ve topraklar için canlarını feda ettiler. Onlar, bütün mazlumlara kapısını açan, bağrından Oğuz Kağan, Atilla, Alparslan, Fatih Sultan Mehmet, Atatürk, Mevlana ve Yunus gibi hem savaşmasını bilen hem Türklük, hem de insanlık için yaşamış değerli insanları çıkaran ve dünyaya maleden bir ırktır. Türkiye'li olmak, yetmez, buna yürekten inanmak ve gurur duymak gerekir. “Gönülden Türk”(1) olmak gerekir.
Ey Türkoğlu, uyan artık!
Üstünden at artık şu ölü toprağını. Yırt artık diri diri sarıldığın şu kefeni. Atalarının kemiklerini sızlatma!
Ve unutma ki, Plevne’de, Anafartalar’da, Çanakkale'de Conk Bayırı’nda, Trablusgarb’da Sakarya'da, Kore’de, o vatan evlatları bir hiç uğruna şehit düşmediler. Bir hiç uğruna da yaşamadılar. Bir ideale başkoydular. Kendilerine topla, mermiyle, süngüyle saldıranlara bağırlarını açtılar; ya şehit oldular ya da dost...
Onlar boşuna yaşamadılar, yaşatmadılar ve bir hiç uğruna sevdiklerinden, doğdukları, büyüdükleri topraklardan uzaklarda, kışın ayazında karlı dağlarda, cehennem sıcağında çöllerde aç ve sefil ömürlerini tüketmediler. Onların da düşleri vardı gerçekleştirmek istedikleri; onların da eşleri, çocukları vardı, kucaklanmayı, öpüp koklanmayı bekleyen.
Ama onlar, “Hakka tapan bir millet”in istiklali uğruna, memletinin şafağında dalgalanacak olan “şanlı bayrak” uğruna toprağa düştüler birer birer, onar onar, yüzer, yüzer, biner biner… ellerini, kollarını, bacaklarını, gözlerini, yüreklerini ve canlarını verdiler...
Milyonlar yatıyor, bu topraklar altında milyonlar!… Nehirlerden gürüldeyerek akan sular, onların damarlarından akan kan değil de nedir?
Gerçekte, yobazlık karşıtı bir şair olan Mehmet Akif Ersoy'un İstiklal Marşı'nda Türk'ün inancını öne çıkarmasının ana nedeni, altıyüz yıldır Osmanlı İmpratorluğu'nda milli değerlerin geri plana itilmesi ve tarikatların tekke ve zaviyelerinde sürekli inancın sömürüsüyle uyuşturularak bastırılması, din ayrımı yapılarak Osmanlı topraklarında yaşayan insanların, vergi toplamak da dahil çeşitli nedenlerle 'müslüman' ya da 'kafir' diye etiketlenmesine dayanan siyasetin bir sonucuydu. Milliyetçi duyguları yokedilmeye çalışılmış olan, çeşitli yollarla susturulmuş aynı topraklar üzerinde yüzyıllarca beraber yaşamış olan insanlarda ilk bağımsızlık ateşini yakmak ancak büyük bir cesaret ve özveriyle olabilirdi. Türklerin içinde her inançtan, çok uzaklardan gelmiş, farklı geçmişleri olmasına rağmen Türkçe konuşan ve Anadolu'yu memleketleri olarak sahiplenmiş insanlar vardı. Türklerde inanç ayrımcılığı yoktu, aksine bu insanları bir millet (ulus) kimliği altında toplamak büyük bir idealdi. Milli duygu, insanın Tanrı'yla olan kişisel ilişkisinden daha güçlü bir duygudur. İnsanoğlu öncelikle fizyolojik ve coğrafi koşulların etkisiyle yaşamanı ve kültürünü oluşturuyor. Bu şekilde, elinden tutunabileceği herşeyi alınmış bir milleti koskoca bağımsız bir demokratik bir cumhuriyet yapmak hiç kolay bir iş değildi...
O devasa top mermilerini sırtında, cepheye birer birer taşıyan, Aziziye Tabyası’nda Moskofları kahramanca geri püskürten ve Amerikalı generale elini öptüren kadın, senin anandır...
O tek dişi kalmış canavara ve Garbın afakını saran o çelik zırha, inanç dolu göğsünü açan ve o “adsız kahramanlık destanları”nı yazan adam da, senin babandır…
Senden özgür bir vatan bekleyen, geleceğe umudun olan yavrucak da, senin bala’ndır...
Uyan Türk evladı...
“Türk” olmak için “Türkiyeli” olmak yetmez!!!
Çünkü,…
Toprağı "VATAN" yapan altında yatandır.
Bayrağı “BAYRAK” yapan uğrunda dökülen o asil kandır.
Gerisi ya cehalet, ya gaflet ya da yalandır.
Alp İçöz
Eğitimci Yazar
JOURNALTA
The Journal of Turkish Americans
Copyright©ALP ICOZ 2004-2012
------------------------------------------------------------------
(1) Haber “Rus genç Türk olmak istiyor"
20180121
20180101
20171028
20171015
Şiir/ Müzik: 'Bir Ben Vardır Bende' - Yunus Emre
''En sevdiğim albumlardan biridir. Gönül dostlarımın pek çoğuna bir tane armağan etmişimdir ya da önermişimdir...''
Alp Icoz
Benden İçeri (Severim Ben Seni)
Yolum vardır bu erkandan içeri
Bir ben vardır bende benden içeri
Seni nere koyam benden içeri
Nişan olur mu nişandan içeri
Suretim boş yürür dondan içeri
Kim kadem basa sultandan içeri
Kiminin maksudu bundan içeri
Onun şulesi var günden içeri
Ne şirin dert bu dermandan içeri
Hakikat meyvası andan içeri
Ol ne küfürdür imandan içeri
Bu ne mezhep dürür dinden içeri
Süleyman Süleyman'dan içeri
Kim kaldı kapıda andan içeri
🎞️Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı.
Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı. pic.twitter.com/zB0iENTSdL — Telgraft (@telqraft) April 12, 2026 ...
-
Bu yazımızda Milli Edebiyat Dönemi'nin en önemli şairlerinden biri olan Mehmet Emin Yurdakul'un "Cenge Giderken" şii...
-
Ülkemiz yer şekilleri bakımından oldukça farklı özelliklere sahiptir. Yer şekillerindeki farklılık iklimlerin bölgelere göre değişiklik...
-
Kendilerini "trakya'nın yerlileri" olarak kabul eden, 1300'lü yıllardaki ilk osmanlı fetihleriyle birlikte trakya'ya ...




















