Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
Blog Listem
Ruhi Su etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ruhi Su etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20190922
20190920
Kadın girişimcilerin ürünleri için ‘İyi işler dükkanı’ açtılar
Kadın girişimcilerin ürünleri için ‘İyi işler dükkanı’ açtılar
Kadın girişimcilerin ürünleri için ‘İyi işler dükkanı’ açtılar
Kadın iş insanları ve girişimciler İstanbul’da bir araya geldi.
RECEP ERÇİN
Ekonomi basınının yazar ve editörlerinin de yer aldığı toplantıda Boyner Grup ile Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) işbirliğiyle hayata geçirilen "İyi İşler" programında kaydedilen yeni aşama anlatıldı.
Perakende sektöründe, kadın girişimcileri güçlendirmek amacıyla, Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası tarafından dünyaya örnek gösterilen projeye katılan işletme sahibi kadınların ürünlerinin Morhipo.com’da açılan ‘İyi İşler Dükkanı’nda satışa sunulacağı bildirildi.
‘REFAHIN YAYILMASI İÇİN ŞART’
24 kadın işletmecinin binlerce ürününün, aylık 40 milyondan fazla müşteriyi ağırlayan Morhipo.com’da yer almasına yönelik düzenlenen toplantıda konuşan Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner,"İyi İşler Dükkan ile kadın girişimcilerin en önemli ihtiyacı olan pazara erişim konusunda onlara destek olurken, iyi işler üreten kadın girişimciler de Boyner Grup ve Morhipo.com’a büyük değer katıyor. Ekonomimizin kalitesinin artması, büyümesi ve refahın tabana yayılması için kadınların ekonomiye katılımı şart" dedi.
BİNE YAKIN KADININ EMEĞİ VAR
Türkiye’de kadın girişimciliğinin yaygınlaşması, kadın istihdamının artması ve genel olarak kadının ekonomik, sosyal ve politik konumunun güçlendirilmesi için var gücüyle çalıştıklarını belirten KAGİDER Başkanı Emine Erdem de, "Yeni dönem hedeflerimiz arasında kadın girişimcilerin dijitalleşme, bilim ve teknolojide güçlenmesi için Anadolu’nun her yerinde daha fazla kadın girişimciye ulaşmak yer alıyor. İyi İşler, sadece programa katılan kadın girişimcilere değil, onların aracılığıyla kendi işletmelerinde istihdam edilen bine yakın kadına da dolaylı olarak destek sağlayacağı için kadınlar güçlendikçe ekonomimiz de güçlenecek" ifadelerini kullandı. Morhipo.com Genel Müdürü Şule Kuban da toplantıda yer aldı.
Alıntı/Kaynak: Aydınlık Gazetesi
Türkü söyledikçe yeşeren ozan: Ruhi Su

Türkü söyledikçe yeşeren ozan: Ruhi Su
Aydınlık Gazetesi
Halk türkülerimizin usta yorumcusu, opera sanatçısı, besteci, araştırmacı, müzik eğitimcisi Ruhi Su’yu 20 Eylül 1985 günü sonsuzluğa uğurlayışımızın üzerinden tam 34 yıl geçti.
REFİK SAYDAM/ MÜZİK EĞİTİMCİLERİ DERNEĞİ BAŞKANI
Onun halk ezgilerimizin içerdiği duyguyu; coşkuyu, sevinci, hüznü, sevdayı tam olarak yansıtan sıcak yorumları hâlâ kulağımızda, belleğimizde yaşıyor.
1912 Van doğumlu olan Mehmet Ruhi Su, Ülkemizi parçalayıp yok etmeyi hedefleyen Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşının ortada bıraktığı çocuklardan biridir. Henüz anne ve babasını bile tanıyamadan çok küçük yaşta Adana’da çocuğu olmayan yoksul bir aileye evlâtlık olarak verilmiştir. Ancak savaş, Adana’da da devam etmektedir; Ruhi Su burada yeni ailesiyle Fransız işgal yıllarının güçlüklerini yaşamış, bu koşullarda Çukurova’nın zengin halk türküleri pınarından beslenerek öğrendiği türküler çocuk bilincinde yer etmiştir. Türküler, o günlerden itibaren Ruhi Su için artık bir sevdadır, yaşam kaynağıdır. "Şiirler- Türküler" adlı plağının sunuş yazısında bu durumu şöyle anlatmıştır: "Türkü söylemek benim için bir aşk halidir. En güzel aşklarımı türkü söylerken yaşadım. Ne onlar beni aldattı, ne de ben onları. Türkü söyledikçe yeşeriyor, çiçekleniyorum."
Ruhi Su okul yıllarında Adana Darüleytamı’ndadır. (Öksüzler Yurdunda). Burada öğretmeni Mehmet Tahir onu on yaşında kemana başlatır. Böylece gelecekte müziğe olan yöneliminin de temelleri atılmış olur. Bir süre İstanbul’da askerî lise öğrenimi, ardından Adana Lisesi ve Adana Öğretmen Okulu öğrenciliğinin ardından Ruhi Su asıl gönlünde yatan okulun; Musıkî Muallim Mektebi’nin sınavlarını kazanır. Musıkî Muallim Mektebi, henüz Cumhuriyet’in birinci yılında 1 Kasım 1924’te Atatürk’ün öngörüsüyle, İstiklâl Marşı’mızın bestecisi ve Riyaseti Cumhur Filarmoni Heyetinin (Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası) Şefi Osman Zeki Üngör’ün yönetiminde açılmıştır. Bu özgün okul, Cumhuriyetin gereksinim duyacağı müzik eğitimcisini ve sanatçısını yetiştirmeyi hedefler. Okulda gerek müzik alanında ve gerekse kültür dersleri alanında ülkenin en seçkin eğitimcileri, sanatçıları ders vermektedir.
KÖY ENSTİTÜSÜNDE EĞİTİMCİLİK YAPTI
Okula yatılı devam eden Ruhi Su, burada (sonradan Türkiye Öğretmenler Sendikası /TÖS) kurucu ve yöneticisi olacak Hamdi Konur’la tanışır. Her ikisi de Darüleytam’dandır. Bir süre aynı evi paylaşırlar Birlikte Haşet Kitabevi sahibiyle tanışıp oradan kitap dergi alırlar. Her ikisi de o yıllardan itibaren mimlenmeye, izlenmeye başlanmıştır. Bir süre sonra evleri polis tarafından basılır, kitaplarına, dergilerine el konulur ve sorguya çekilirler.
Ruhi Su, 1936’da Musiki Muallim Mektebini, 1942’de Ankara Devlet Konservatuvarı Opera Yüksek Bölümünü bitirir. Riyaseti Cumhur Filarmoni Orkestrası’na seçilerek orada bir süre çalışır. Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nde müzik eğitimciliği yapar. Bu okulda, Ankara Cebeci 2. Ortaokulunda ve DTCF’de korolar kurar. Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde ünlü halk ozanımız Âşık Veysel Şatıroğlu ile birlikte çalışır. Ankara Devlet Operası’nda bas bariton sesiyle pek çok opera eserinde görev alır.
TUTUKLANDIKTAN SONRA OPEREYA DÖNMEDİ
Ruhi Su, 1952’deki TKP tevkifatında gözaltına alınır. Sansaryan Han’da aylarca işkenceli sorgulardan geçirilir, tutuklanır. TCK’nın 141. Maddesinden 5 yıl hapis, 20 ay gözetim cezası verilir. Bu ceza ile birlikte Ruhi Su opera sahnelerine bir daha dönemez. Bu süreçten sonra kendini derleyici, düzenleyici ve seslendirici olarak tamamen türkülere verir. Binlerce türkü derlemiş, bunun birkaç yüzünü seslendirmiştir. Seferberlik türkülerinden halk ozanlarına, semahlardan zeybeklere ve Kuvayı Milliye Destanı’na kadar pek çok konuyu kapsayan uzunçalar ve kaset çıkarır. Konserler verir. 12 Mart ve 12 Eylül rejimlerinin baskısına, zulmüne, Ruhi Su’nun müziğini TRT’den, okullardan uzak tutmasına rağmen onun türkülerimize getirdiği yorum halk tarafından çok sevilir.
Ruhi Su’nun Türk halk müziğine yaklaşımı hem bu değerlerimizi yadsıyan ve tepeden bakan müzikçilerden, hem de gelenekselliği, muhafazakârlık gibi algılayan çevrelerden büsbütün farklıdır. Atilla Özkırımlı, bu yaklaşımı şöyle açıklar: "Ona (Ruhi Su’ya) göre sanatın işlevi, dünyanın değişimine katkıda bulunmak, gerçekliği doğru yorumlamaktır. Bu nedenle türküleri olduğu gibi değil, olması gerektiği gibi alır Ruhi Su."
"Çocuklar, Göçler, Balıklar" plağının önsözünde türkülerin seslendirimi konusundaki yaklaşımını şöyle açıklar Ruhi Su: "Bunları seslendirirken, halkın söyleyişinden çok yararlandım ama halkın ağzına öykünmekten ve özenmelerden sakındım. Şehirli olduğumu, bir sanat kültürü aldığımı unutmadım. Hem halkın yaptığını ben nasıl yaparım diye düşündüm; hem benim yaptığımı halk nasıl karşılar diye düşündüm. Bir türkü, söylenildiği dilin doğrusu ve güzeli ile söylenmeli. Dildeki yöresel değişimleri, etnik nedenlerle meydana gelen bozulmaları sürdürmemeli. Söyleyişte ulusal birliğe ancak böyle varılır. Sanatsal açıdan ise, mutlaka böyle olmalı.". Ruhi Su’ya göre, "Türkü söylemenin kolay gibi görünmesi, türkülerin erişilmez sadeliğinden ve sağlamlığından gelir (...). Türküler de tıpkı operalar, ‘lied’ler gibi çeşitli konularda ve değişik biçimlerde olduğundan onlar gibi renkli ve değişik bir icrayı zorunlu kılar. Bunun da bir yetki ve hüner işi olduğu açıktır.". Ruhi Su aldığı ses eğitimi tekniğiyle ve yumuşak, duyarlı, güçlü sesiyle türkülerimize yeni bir yorum getirir. Türküleri seslendirirken, halk sazı bağlamayı eşlik çalgısı olarak kullanır.
DOSTLAR KOROSU
Ruhi Su, halk türkülerimizin yorumlanmasında bir çığır açmıştır. Ruhi Su geleneğini kurulmasına kendisinin önderlik ettiği ve onun ölümünden sonra da yaşamını sürdüren "Ruhi Su ve Dostlar Korosu"nun yanı sıra Rahmi Saltuk, Sadık Gürbüz gibi yorumcularımız sürdürür. Daha sonraları Ankara Devlet Operası sanatçılarından Ufuk Karakoç, 2006’da yitirdiğimiz Ömer Yılmaz (Bekir Küçükay’ın gitarıyla birlikte) ve Tuncer Tercan da Ruhi Su geleneğini opera sanatçıları arasında sürdürürler.
Türkülerimizi yorumlayan tüm sanatçılarımızın, Ruhi Su’nun bu çok değerli deneyimlerini, yaklaşımlarını incelemesi, bu deneyimlerden yararlanması, müzik sanatımızın niteliğini artıracaktır.
Ölümünün 34. yılında Ruhi Su’yu ve on üç yıl önce yitirdiğimiz eşi Sıdıka Su’yu saygıyla, özlemle anıyoruz.
Kaynakça:
- https://www.ruhisu.org.tr/ruhi-su/
- Saydam, Refik. "Ruhi Su Gür Sesiyle Kulağımızda ve Dilimizde Hep Yaşayacak", Öğretmen Dünyası Dergisi 71(Kasım
- 1985), s.29-30.
- Saydam, Refik. "Türküler, Ruhi Su İçin Bir Sevda ve Yaşam Kaynağıydı", Berfin Bahar Dergisi, 151(Eylül 2010) s.15.
- "Seksen Yıldır Yanan Işık Musıkî Muallim Mektebi", MÜZED Dergisi 10(Sonbahar 2004).
- Su, Ruhi. Türk Halk Oyunları, T.C. Kültür Bakanlığı Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara 1994(Atilla Özkırımlı’nın sunuş yazısı).
- Su, Ruhi. http://www.ruhi-su.com/index.php?id=62 Şiirler Türküler plağı sunuş yazısı
- Su, Ruhi. "Türküler ve Türkü Söyleyenler", Türküler İmecesi, İmece Plakları Takım II Giriş Yazısı, İstanbul 1968.
- Uysal, Musa (Emmi). Bir Aydınlık Ağacı Hamdi Konur, Ankara 1998 s.114
20190917
Ermeni Yetimi 'Ruhi Su, Mezarında Kurşunlanan Adam
ERMENİ YETİMİ "RUHİ SU"..;
MEZARINDA KURŞUNLANAN ADAM...😞😞😞
" Yıl 1912..
Van’da doğdu..
Adı Mehmet’ti..
Mehmet Ruhi Su..
Küçük yaşta annesi ve babasını kaybetmişti..
Onları hiç tanımadı..
Neden kaybettiğini hiç bilmedi..
Kimsesiz kalmıştı..
Çünkü ne bir yakını vardı, ne akrabası..
Ne amcası, ne dayısı..
“Hangi taşı kaldırsam
anam babam..
Hangi dala uzansam
Hısım akrabam..
Ne güzel bir dünya bu
İyi ki geldim” derdi.
Neden kimsesizdi?.
Neden tek bir yakını yoktu?..
Yıllar sonra Yalçın Küçük Ruhi Su’nun Ermeni yetim olabileceğini yazdı..
Bunun üzerine oğlu İlgin Ruhi Su, “Babamın 1912’de Van’da doğması, öksüzler yurdundan gelmesi, bugüne kadar hiçbir akrabasının çıkmaması düşünüldüğünde Ermeni olma ihtimali hayli yüksek” demişti..
Kendisi de cevabını bilmediği bu soruyu “Birinci Dünya Savaşı’nın ortada bıraktığı çocuklardan biriyim” diye yanıtlardı..
Ruhi Su’yu Adana’da çocuğu olmayan yoksul bir aileye verdiler..
1915 Ermeni tehcirinde ailesini kaybetmiş yüzlerce “devşirme” çocuk gibi..
Bunlar amcan ve yengen dediler..
Onları öyle bildi..
Adana’nın İngiliz İşgalinde amcam ve yengem dedikleri Ruhi Su’yu terketti..
Bunun üzerine Öksüzler Yurdu’na verildi..
Müziğe meraklıydı..
Yurtta bağlama, keman çalardı..
Çok başarılıydı..
Öksüzler Yurdundan, önce Adana Öğretmen Okulu’na, ardından Ankara’da Musiki Muallim Mektebi’ne girmeyi başardı.
Yıl 1942..
Ankara Devlet Konservatuarını bitirdi..
Aynı yıl Hasanoğlan Köy Enstitüsü`nde müzik öğretmenliği yaptı..
Cumhurbaşkanlığı Orkestrası’nda görev aldı..
Devlet Operasında çalıştı..
Yıl 1951..
Yıl 1957
Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara Radyosunda iş buldu..
İşi kısa sürdü..
Kovdular..
Kovulma nedeni şu türküydü..
Düşmanı da çoğaldı..
Devlet ve egemen sistem onu hiç rahat bırakmadı..
Uzun süre işsiz kaldı..
27 Mayıs darbesi kulüplerde yabancı şarkıların sahne almasını yasaklayınca, gece kulüplerinde türkü söyledi..
Yıl 1962..
Yapı Kredi Yayınları için 5 yıllık birçalışmayı tamamlayıp, taslağı banka yetkililerine teslim etti..
Banka kitabı bastı ama kitabı hazırlayan ve yazan Sadi Yaver olarak görünüyordu..
İsyan etti..
Emeği sömürülmüştü..
Mahkemeye gitti
Kazandı..
Ama Yapı Kredi Bankası kitabın 2’nci baskısını yapmadı..
Yılmadı..
Türküleri sevdanın ve kavganın sesiydi..
Toplumsal olaylara duyarsız kalmadı..
Yıl 1969..
Kanlı Pazar..
16 Şubat’ta İstanbul Taksim Meydanı’nda ABD’nin 6. Filo’sunu protesto etmek için 76 gençlik örgütünün toplandığı sırada devlet tarafından öldürülen gençlere türkü yaktı..
Yılmadı..
Yıl 1975..
Dostlar Korosunu kurdu..
Anadolu Halk Müziğine büyük katkılar verdi.
Çok sesli müziğin gelişmesinde önderlik yaptı..
Başta Pir Sultan ve bir çok ozanın deyişlerini türkü yaparak, alevi kültürünü milyonlara sevdirdi..
“Benim kabem insandır
Kuran da kurtaran da
İnsanoğlu insandır.” dedi..
Yılmadı..
Yıl 1977..
1 Mayıs katliamına haykırdı.
“Şişli Meydanında üç kız
Biri Çiğdem biri Nergis
Vuruldular gübegündüz
Sorarlar bir gün sorarlar.”
Yılmadı..
Kahramanlık türküleri çaldı..
Estergon Kalesi, Çanakkale içinde Aynalı Çarşı..
Ankara’nın taşına bak, Kuvai Milli destanı..
Ezilen Anadolu halkının sesi oldu..
“Dostlarım, kardeşlerim, canlarım
Kaldırın başlarınızı..
Suçlular gibi yüzümüz yerde
Özümüz darda durup dururuz
Kaldırın başlarınızı yukarı.”
Yıl 1980..
Türkiye’de 12 Eylül darbesi oldu..
Ruhi Su kemik kanserine yakalandı..
Tedavi için yurtdışına gitmesi gerekiyordu..
Pasaport vermediler..
Askerler yurtdışına çıkmasını engellediler..
“Ölsün” dediler..1985 yılında öldü..
Cenaze töreni 12 Eylül’den sonra ilk toplumsal protestoya dönüştü..
Güvenlik güçlerinin tüm engellemelerine rağmen onbinler Şişli Camisi’ne aktı..
Medyanın cenaze törenini görüntülemesi engellendi..
Cenazesi Şişli’den Zincirlikuyu’ya giderken, onbinler haykırdı..
“Ruhi Su’lar ölmez”
Ön sıralarda haykıranlar göz altına alındı..
Tam 163 kişi hakkında soruşturma başlatıldı..
Devlet memuru olanlar işinden atıldı..
Yıl 1990..
Zincirlikuyu’daki mezarı kimliği belirsiz kişiler tarafından saldırıya uğradı..
Saldırganlar mezar taşını kırmaya çalıştı..
Başarılı olamayınca kurşunladılar..
Saldırganlar hakkında soruşturma bile açılmadı..
Dosya kapatıldı..
Yıl 2010..
Hülya Avşar kendi televizyon programında Cem Karaca’nın eşi İlkim Karaca’yı konuk ediyordu..
İlkim Karaca, adının konservatuvarda Ruhi Su tarafından konulduğunu söyledi.
Bunun üzerine Hülya Avşar, “Ona da buradan selam yollayalım” dedi.
Karaca’nın “Ruhi Su öldü, hem de 25 yıl önce” sözleri üzerine şaşkına dönen Avşar, “Aaaa öyle mi.. Nur içinde yatsın o zaman” diye konuştu..
Nazım Hikmet’in sözüdür..
“İnsanların türküleri kendilerinden güzel, kendilerinden umutlu, kendilerinden kederli, daha uzun ömürlü kendilerinden.”
Ruhi Su’nun türküleri ölümsüzdür..
Çünkü Ruhi Su, dev bir çınardır; kökü Andolu topraklarındadır..
Çünkü Ruhi Su, ulu bir dağdır; Ağrıdır, Munzurdur..Hasan Dağı gibi dimdik ve Anatolia’nın ortasında her an patlamaya hazır bir volkandır..
Çünkü Ruhi Su, sudur; Kızılırmaktır, Yeşilırmaktır, Sakaryadır.. Dicledir, Fırattır, Çoruhtur.. Anatolia’nın her yerinde gürül gürül akmaktadır…
Çünkü Ruhi Su, çeliktir..
..Ve çelik aldığı suyu unutmaz..
Birgün mutlak hesap sorar..
Alıntı
Düzenleme: Ferit yüksek
#Aylaklığaövgü
1915 Ermeni tehcirinde ailesini kaybetmiş yüzlerce “devşirme” çocuk gibi..
Bunlar amcan ve yengen dediler..
Onları öyle bildi..
Adana’nın İngiliz İşgalinde amcam ve yengem dedikleri Ruhi Su’yu terketti..
Bunun üzerine Öksüzler Yurdu’na verildi..
Müziğe meraklıydı..
Yurtta bağlama, keman çalardı..
Çok başarılıydı..
Öksüzler Yurdundan, önce Adana Öğretmen Okulu’na, ardından Ankara’da Musiki Muallim Mektebi’ne girmeyi başardı.
Yıl 1942..
Ankara Devlet Konservatuarını bitirdi..
Aynı yıl Hasanoğlan Köy Enstitüsü`nde müzik öğretmenliği yaptı..
Cumhurbaşkanlığı Orkestrası’nda görev aldı..
Devlet Operasında çalıştı..
Yıl 1951..
Devlet, türkülerinden rahatsız oldu..
Komünist diye içeri attılar..
Sansaryan Han’ın en alt katındaki hücrelerde ağır işkence gördü..
Tabutluğa kondu..
Beş yıl hapis yattı…
Ama yılmadı..
“Mahsus mahal derler kaldım zindanda
Kalırım kalırım dostlar yandadır..
Dirliğim düzenim dermanım canım
Solum sol tarafım imanım dinim.” dedi.
Komünist diye içeri attılar..
Sansaryan Han’ın en alt katındaki hücrelerde ağır işkence gördü..
Tabutluğa kondu..
Beş yıl hapis yattı…
Ama yılmadı..
“Mahsus mahal derler kaldım zindanda
Kalırım kalırım dostlar yandadır..
Dirliğim düzenim dermanım canım
Solum sol tarafım imanım dinim.” dedi.
Yıl 1957
Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara Radyosunda iş buldu..
İşi kısa sürdü..
Kovdular..
Kovulma nedeni şu türküydü..
“Serdari halimiz böyle n’olacak..Kısa çöp uzundan hakkın alacak..Mamurlar yıkılıp viran olacak..Akıbet dağılır elimiz bizim.”Türküleri ünlendikçe, milyonlara ulaştı..
Düşmanı da çoğaldı..
Devlet ve egemen sistem onu hiç rahat bırakmadı..
Uzun süre işsiz kaldı..
27 Mayıs darbesi kulüplerde yabancı şarkıların sahne almasını yasaklayınca, gece kulüplerinde türkü söyledi..
Yıl 1962..
Yapı Kredi Yayınları için 5 yıllık birçalışmayı tamamlayıp, taslağı banka yetkililerine teslim etti..
Banka kitabı bastı ama kitabı hazırlayan ve yazan Sadi Yaver olarak görünüyordu..
İsyan etti..
Emeği sömürülmüştü..
Mahkemeye gitti
Kazandı..
Ama Yapı Kredi Bankası kitabın 2’nci baskısını yapmadı..
Yılmadı..
Türküleri sevdanın ve kavganın sesiydi..
Toplumsal olaylara duyarsız kalmadı..
Yıl 1969..
Kanlı Pazar..
16 Şubat’ta İstanbul Taksim Meydanı’nda ABD’nin 6. Filo’sunu protesto etmek için 76 gençlik örgütünün toplandığı sırada devlet tarafından öldürülen gençlere türkü yaktı..
“Bu Meydan Kanlı MeydanOk Fırladı Çıktı YaydanKalkın Ayağa, KalkınBiz Şehirden, Siz Köyden.”Halkı isyana teşvikten yargılandı..
Yılmadı..
Yıl 1975..
Dostlar Korosunu kurdu..
Anadolu Halk Müziğine büyük katkılar verdi.
Çok sesli müziğin gelişmesinde önderlik yaptı..
Başta Pir Sultan ve bir çok ozanın deyişlerini türkü yaparak, alevi kültürünü milyonlara sevdirdi..
“Benim kabem insandır
Kuran da kurtaran da
İnsanoğlu insandır.” dedi..
Yılmadı..
Yıl 1977..
1 Mayıs katliamına haykırdı.
“Şişli Meydanında üç kız
Biri Çiğdem biri Nergis
Vuruldular gübegündüz
Sorarlar bir gün sorarlar.”
Yılmadı..
Kahramanlık türküleri çaldı..
Estergon Kalesi, Çanakkale içinde Aynalı Çarşı..
Ankara’nın taşına bak, Kuvai Milli destanı..
Ezilen Anadolu halkının sesi oldu..
“Dostlarım, kardeşlerim, canlarım
Kaldırın başlarınızı..
Suçlular gibi yüzümüz yerde
Özümüz darda durup dururuz
Kaldırın başlarınızı yukarı.”
Yıl 1980..
Türkiye’de 12 Eylül darbesi oldu..
Ruhi Su kemik kanserine yakalandı..
Tedavi için yurtdışına gitmesi gerekiyordu..
Pasaport vermediler..
Askerler yurtdışına çıkmasını engellediler..
“Ölsün” dediler..1985 yılında öldü..
“Ağaç demiş ki baltaya,Sen beni kesemezdin amaNe yapayım ki sapın bendenBak şu ağacın bilincine senÖlen ben, öldüren benden.”Geride 16 adet 45’lik plak ve 11 adet uzunçalar, yüzlerce talebe, milyonlarca hayran bıraktı..
Cenaze töreni 12 Eylül’den sonra ilk toplumsal protestoya dönüştü..
Güvenlik güçlerinin tüm engellemelerine rağmen onbinler Şişli Camisi’ne aktı..
Medyanın cenaze törenini görüntülemesi engellendi..
Cenazesi Şişli’den Zincirlikuyu’ya giderken, onbinler haykırdı..
“Ruhi Su’lar ölmez”
Ön sıralarda haykıranlar göz altına alındı..
Tam 163 kişi hakkında soruşturma başlatıldı..
Devlet memuru olanlar işinden atıldı..
Yıl 1990..
Zincirlikuyu’daki mezarı kimliği belirsiz kişiler tarafından saldırıya uğradı..
Saldırganlar mezar taşını kırmaya çalıştı..
Başarılı olamayınca kurşunladılar..
Saldırganlar hakkında soruşturma bile açılmadı..
Dosya kapatıldı..
Yıl 2010..
Hülya Avşar kendi televizyon programında Cem Karaca’nın eşi İlkim Karaca’yı konuk ediyordu..
İlkim Karaca, adının konservatuvarda Ruhi Su tarafından konulduğunu söyledi.
Bunun üzerine Hülya Avşar, “Ona da buradan selam yollayalım” dedi.
Karaca’nın “Ruhi Su öldü, hem de 25 yıl önce” sözleri üzerine şaşkına dönen Avşar, “Aaaa öyle mi.. Nur içinde yatsın o zaman” diye konuştu..
Nazım Hikmet’in sözüdür..
“İnsanların türküleri kendilerinden güzel, kendilerinden umutlu, kendilerinden kederli, daha uzun ömürlü kendilerinden.”
Ruhi Su’nun türküleri ölümsüzdür..
Çünkü Ruhi Su, dev bir çınardır; kökü Andolu topraklarındadır..
Çünkü Ruhi Su, ulu bir dağdır; Ağrıdır, Munzurdur..Hasan Dağı gibi dimdik ve Anatolia’nın ortasında her an patlamaya hazır bir volkandır..
Çünkü Ruhi Su, sudur; Kızılırmaktır, Yeşilırmaktır, Sakaryadır.. Dicledir, Fırattır, Çoruhtur.. Anatolia’nın her yerinde gürül gürül akmaktadır…
Çünkü Ruhi Su, çeliktir..
..Ve çelik aldığı suyu unutmaz..
Birgün mutlak hesap sorar..
“Sabahın bir sahibi varSorarlar bir gün sorarlarBiter bu dertler, acılarSararlar bir gün, sararlar..!"❤😞
Alıntı
Düzenleme: Ferit yüksek
#Aylaklığaövgü
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
En Çok Okunanlardan...
-
Bu yazımızda Milli Edebiyat Dönemi'nin en önemli şairlerinden biri olan Mehmet Emin Yurdakul'un "Cenge Giderken" şii...
-
Ülkemiz yer şekilleri bakımından oldukça farklı özelliklere sahiptir. Yer şekillerindeki farklılık iklimlerin bölgelere göre değişiklik...
-
Amerika’da benzin istasyonunda durdum. Sonra arabama dönerken, bir kamyonet yanımda durdu.. Bir vatandaş arabadan çıktı ve gerçekten inanmad...
-
John Dewey’in Türk Maarifi Hakkında Raporu ve Türk Eğitim Sistemi Akın EFENDİOĞLU Çukurova Üniversitesi Hasan Güner BERKANT Kahramanma...
-
Kurtuluş Savaşı Cepheleri Kurtuluş Savaşı Cepheleri, Kurtuluş Savaşı boyunca üç cephede savaş yapılmıştır. Doğu, Batı ve Güney de savaş y...
-
'HERAKLES LAHİDİ' ARTIK ANTALYA MÜZESİNDE SERGİLENİYOR Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş: “Kültür ve Turizm Bakanlığı olar...
-
* Kün-Ay tamgası ile Türklerle ilgili Göbeklitepe'de T şeklindeki dikilitaşlarda görünen Kün-Ay tamgası, Türk kavimlerinin bayrakla...
-
Kendilerini "trakya'nın yerlileri" olarak kabul eden, 1300'lü yıllardaki ilk osmanlı fetihleriyle birlikte trakya'ya ...



