doğa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20250506

📖 Susuz Taklamakan çöllerinde yetişen bu 🌳ağacın adı Toğrak

Susuz Taklamakan çöllerinde yetişen bu ağacın adı Toğrak. Bazı bölgelerde yetişen ağacı kestiğinizde çeşme gibi su fışkırıp çıkar ve susuz kalan kervanlar, yolcular içer.  

"Toğrak yaşında yaşa!!" diye dilek dileriz sevdiklerimize . Çünkü bu ağaç 1000 yıl yaşar , kuruduktan sonra ayakta 1000 yıl dimdik durar ve yıkıldıktan sonra toprakta çürümeden 1000 yıl kalar. 

Taklamakan çölünün 200 kilometre içine girerek orada dış dünyadan 400 sene boyunca habersiz yaşayan Deryaboyu kenti vardır. Bu kentte yaşayan Uygurlarda bir erkek eğer Toğrak ağacı budamak bilmiyorsa ona kimse kız vermez. Çünkü bu ağaç yoksa orada hayatlık da olmaz. Çöl kumlarının yayılıp kenti yutmasını engeller bu ağaç.

20230122

📰✍️ Aşık Veysel Filizofça-Doğan Göçmen


AŞIK VEYSEL FİLOZOFÇA 

Doğan Göçmen

 

Aşık Veysel, ülkemizin 20. yüzyılda yarattığı en büyük insanlık değerlerimizdendir. Ozan bu yıl UNESCO’nun kararıyla ölümünün 50. yıl dönümünde dünya çapında anılacaktır. Ozan, yarım yüzyıl önce 21 Mart 1973 tarihinde aramızdan ayrılmıştı. Geride bugüne kadar hakkı verilememiş büyük ve derin bir külliyat bırakmış ve felsefenin ve bilimlerin araçlarıyla araştırılmayı bekleyen çok yönlü ve son derece zengin bir gelenek yaratmıştır. Aşık Veysel, bu geleneği çok uzun bir ozanlar geleneğini yeniden canlandırarak yaratmıştır.

 

Ozan, “Göz Gezdirdim Dört Köşeyi Aradım” başlıklı şiirinde “Karaca’oğlan Derdli Yunus soyum var”derken içinden geldiği geleneğe açıkça işaret eder. Bu bakımdan filolog Vahap Bahtiyarzade, Bahtiyarzade, Yunus açısından bakınca son halka olarak Aşık Veysel’e işaret ederken, Aşık Veysel açısından bakınca da ilk halka Yunus Emre’dir. Bahtiyarzade, Aşık Veysel’i uzun Yunus Emre geleneğine yerleştirmekle çok isabetli bir yargıda bulunmaktadır. Düşüncelerinde tutarlılığına vurgu yapmak için Veysel, tutum olarak kendisini Hallâc-ı Mansûr’a benzetir. “Mansur’a benzeyen bazı huyum var” diyor aynı şiirinde başka bir dizede. Şiirinin son dörtlüğünde Veysel kendisini Hayyam ve Neyzen ile kıyaslar ve Thales’i andırırcasına, doğada “Gaffer” diye adlandırdığı hareket ettiricinin kendisine “görünür mevcud herşeyde” der.

 

Aşık Veysel’in dilinde “Gaffar” Tanrı anlamına gelmektedir. Felsefenin kurucusu olarak kabul edilen Thales de mıknatısın çekim gücüne işaret ederek, bunun içinde Tanrı var, demiştir. Bu sözlerinden dolayı Thales, yeterince düşünülmeden panteist olarak tanımlanmıştır. Bugün bunun gerekçesiz olduğunu biliyoruz. Aynı şekilde Aşık Veysel de “Gaffar” bana “görünür mevcud herşeyde” dediği için çabucak panteist olarak tanımlanmamalıdır. Thales teolojik anlamda ne kadar az bir panteist ise; Aşık Veysel de o kadar az bir panteisttir.

 

Thales’ten Epikürosçulara ve Stoacılara kadar tüm antik filozoflar ve Bruno ve Spinoza’ya kadar tüm Rönesans ve modern filozoflar gibi Aşık Veysel de her şeyi doğaya içkin olarak kavrar ve dünyanın sırrını çözmek için doğayı incelemeye davet eder. Bahtiyarzade’nin haklı olarak vurguladığı gibi, 20. yüzyılda Anadolu halk bilgeliğinin billurlaştığı ozanımız “Bizim Eller Yaylâsına Yürümüş” başlıklı şiirinde dünyanın sırrını açıklamak için “tabiata soralım” der.

 

En dindar halinde bile Veysel doğaya sadıktır, doğaya sadakate ve doğayı incelemeye ve işlemeye çağırır. “Kader” başlıklı şiirinde “Oku çalış öğren ölene kadar” der. Ünlü Kara Toprak” şiirinde “Dileğin var ise iste Allah’tan” diye önerdikten sonra Allah’tan dileneni almak için doğaya bağlılığı telkin eder ve der ki dileğini “Almak için uzak gitme topraktan”, çünkü “Hakk’ın hazinesi gizli toprakta”, yani gerçek doğada gizlidir ve hakikat insanın doğayı emek vererek işlemesiyle, dönüştürmesiyle, doğanın ve insan emeğinin sentezi olan kültür yaratmasıyla oluşmaktadır. İşte bu nedenle ozan, “Her kim ki olursa bu sırra mazhar”/”Dünyaya bırakır ölmez bir eser” diye önerir.

 

Aşık Veysel’in bu bağlamda “mazhar” sözcüğünü kullanıyor olması konumuz bağlamında son derece önemlidir. O, bu bağlamda bu sözcüğü kullanmakla bakışımızı ve düşüncemizi sekülerleştirmekle kalmaz; o, bu sözcüğü doğa bağlamına taşımakla aynı zamanda Tasavvuf geleneğinde de önemli bir sekülerleştirme eylemine giriştiğini görüyoruz. Görüntü, belirti gibi anlamlara gelen ve Arapça kökenli olan sözcük, derin felsefi anlamlara sahiptir. Eski Yunancada zuhur eden, görünen, bir niteliğinde kendisinde göründüğü nesne anlamına gelen “phainómenon” sözcüğüne karşılık olarak kullanılmıştır. Tasavvuf geleneğinde mazhar olmak, insanın, Allah’ın insana olan hitabına ulaşması anlamında kullanılmıştır ve bu ancak ‘ruhlar âleminde’ mümkün olmaktadır.

 

Aşık Veysel ise, Thomas Hobbes’un Tanrı kavramını kullanışını andırırcasına, Tanrı’yı doğanın içine, görünmezcesine arkasına gömüyor. Hobbes’a göre, doğa, Tanrı’nın bir sanat eseridir ve bu eserin kendisi de sürekli sanat eseri yaratmaktadır. Bir sanatçı olarak Tanrı doğayı yaratmıştır, onda düzeni kurmuştur ve geri çekilmiştir. Bu bakımdan Tanrı doğada, doğanın eserlerinde tezahür eder. Dolayısıyla doğanın eserlerini araştırmak, doğanın eserlerinde Tanrı’nın zuhur edişini araştırmak, doğanının eserlerini, onlarda işleyen yasaları bilmek, doğa dolayısıyla Tanrı’nın eserlerini, yasalarını bilmek anlamına gelmektedir. Fakat Veysel açısından doğayı bilmek aynı zamanda doğanın kendisini bilmek demektir, çünkü doğa yaratılışından sonra kendi başına olmuştur ve kendi başına eser üretmektedir. Ozan, “Mimar” başlıklı şiirinde Tanrı’yı dünyanın mimarı olarak betimler ve onu dünyanın düzeninin kurucusu olarak anlatır. Tanrı dünyada “Bu nizamı böyle kurmuş” diye belirttikten sonra “Kendi çekilmiş oturmuş” diye tamamlar sözlerini. Veysel’in “Gaffar” bana “görünür mevcud herşeyde” deyişi “Hakk’ın hazinesi gizli toprakta” deyişi ile beraber ele alınırsa yakalanan anlam budur. Kurulan doğa ve dünya kendisine konmuş olan düzene göre kendi başına işlemektedir. 

 

Doğan Göçmen


Alıntı/Kaynak: https://m.facebook.com/photo.php?fbid=10161009792563888&id=551148887&set=a.10153862248128888&eav=AfbOON5fVWJ5hClZhivC_aSPuEZFwOYVKpxeGrV89Ez47jXPMKP7r9PPXYLe_7Sec90&paipv=0&source=48


20191215

Sadece Kıbrıs'a özgü yeni bir kuş türü bulundu: 'Kıbrıs İshakkuşu'!

Sadece Kıbrıs'a özgü yeni bir kuş türü bulundu: Kıbrıs İshakkuşu!

Kıbrıs Postası

Kıbrıs’a özgü yeni bir endemik kuş türü bulundu. Kuşları ve Doğayı Koruma Derneği’nin verdiği bilgilere göre Kıbrıs’a özgü İshakkuşu baykuş türünün Uluslar Arası Kuşları Koruma Konseyi tarafından resmi olarak tanındığını Kıbrıs İshakkuşu’nun dünyada tek olduğunu aktardı.

Kuşları ve Doğayı Koruma Derneği’nin yaptığı açıklama şu şekilde:

“Artık adamıza özgü üçüncü bir endemik kuş türümüz var! Bu minicik baykuş türünün adı Kıbrıs İshakkuşu (Otus cyprius)!

KUŞKOR Kuş Halkalama Programı tarafından elde edilen veriler de dahil, bu konuda yapılan yayınların yeniden değerlendirilmesi ile ortaya çıkan sonuçlara dayanarak, Uluslararası Kuşları Koruma Konseyi (Birdlife International) bu yeni türü resmi olarak tanıdığını bildirdi. Bu demek oluyor ki; Kıbrıs İshakkuşu dünyada tek! Aslında adamızda yaşayan diğer iki endemik kuş türünden dolayı Kıbrıs zaten Avrupa’daki tek Endemik Kuş Alanı.

Endemik baykuş türümüzün de eklenmesi ile bu özelliğimiz daha da pekişmiş oldu!

Uluslar Arası Kuşları Koruma Konseyi’nin bu türü resmi olarak tanıması tabi ki adamıza özgü bu güzelim baykuş türünün; Kıbrıs İshakkuşu’nun, yaşam alanlarının özenle korunması gerektiğini ortaya koyuyor. Ama bununla da kalmıyor, aynı zamanda ülkemizi ekoturizm açısından daha gözde bir yer haline getiriyor.

Şüphesiz, bu haberi duyan birçok kuş meraklısı adamızın endemik kuşlarını görmek üzere ülkemizi ziyaret etmeye can atacak...”

20191007

🎞 Mersin’in Mut ilçesinde 7 yıl önce sökülen 1202 yıllık anıt ağacı

20190225

🇹🇷 Türkiye, Doğu ile Batının birleştiği yerde görkemli bir coğrafya, eşsiz doğal tarih

---'Doğu ile batının birleştiği yerde görkemli bir coğrafyanın ev sahipliği yaptığı toprakların vahşi cennetini keşfetmeye hazır olun. Dev ormanlardan kurak düzlüklere, görkemli dağlardan masmavi denizlere kadar Türkiye, eşsiz bir doğal tarihe sahip. Tabiatın değişen dünyamızla olan mücadelesi şimdi hiç olmadığı kadar nefes kesici.'---

20181030

🎞 🇹🇷 Türkler ve 🐺 kurtlar

'Türklerin insanlık tarihindeki ve kurtların doğadaki eko sistem içindeki konumunun benzerlikleri çok ilginç.
Bende bu düşünce bu belgeseli izleyince belirginleşti.

Kurtlar hangi hayvanları yiyor? 
1) Geyikler (geyikler ağaç filizlerini yiyorlar) (Benzetme:İYİ ama OTÇUL ZARARLI)
2) Çakallar (diğer küçük hayvanları yiyorlar) Benzetme: KÖTÜ ve ETÇİL ZARARLI)'

Alp Icoz (blog editörü)


20180923

Dağların arasındaki saklı cennet: Tunceli

Dağların arasındaki saklı cennet: Tunceli

TUNCELİ - Yunus Okur

Son yıllarda yapılan yatırımlarla adından söz ettiren Tunceli, doğal güzellikleri, akarsuları ve bitki örtüsüyle ziyaretçilerine eşsiz güzellikler sunuyor.

Terörle mücadelede sağlanan başarıyla huzur ve güven ortamının hakim olduğu Tunceli, tarihi eserleri, mistik dokusu ve doğal güzellikleriyle önemli turizm potansiyeline sahip.
Kışın beyaz, yazın ise yemyeşil görüntüsüyle adeta yeryüzü cennetini andıran kent, 1971'de milli park olan Munzur Vadisi Milli Parkı ile ziyaretçilerinin gözünü kamaştırıyor.


İskeleleriyle Ege ve Akdeniz'i aratmıyor

Bitki örtüsü bakımından oldukça zengin yapıya sahip Tunceli, Pülümür ve Munzur çayı üzerine kurulan akarsu plajları ve Uzunçayır Baraj Gölü'ne inşa edilen iskeleleriyle adeta tatil bölgeleri olan Ege ve Akdeniz'i aratmıyor.
Valilik tarafından tatil beldelerinden getirilen plaj kumlarının Pülümür ve Munzur çayı üzerindeki plajlara bırakılmasının ardından il merkezindeki Uzunçayır Baraj Gölü üzerine tekne iskeleleri kuruldu.
Masmavi rengiyle şehre ayrı bir güzellik veren baraj gölünün yaz turizminde değerlendirilmesi için oluşturulan tur tekneleri, motoryat ve jetskiler de kentin turizm potansiyeline güç kattı.
Kenti ziyaret eden yerli ve yabancı turistler, motoryat, jetski ve tur tekneleriyle ilin doğal güzelliklerini keşfetme imkanı buluyor.


Vali Sonel, vatandaşları motoryatla gezdiriyor

Tunceli Valiliği'ne atandıktan sonra kentin turizm potansiyeline dikkati çekmek isteyen Vali ve Belediye Başkan Vekili Tuncay Sonel, kente ziyarete gelen bazı vatandaşları da kendi kullandığı motoryatla gezdiriyor.
Baraj gölü üzerindeki tekneler, sahile kıyısı olan tatil beldelerini aratmayan görüntüler oluşturuyor.

"Tunceli adeta bir turizm şehri oldu"

Tunceli Valisi Tuncay Sonel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık 15 ay önce Tunceli Valiliği ve Belediye Başkanlığı görevine başladığını hatırlattı ve şöyle konuştu:
"Yıllardır konuşulan projeler bir yıl gibi kısa sürede hayata geçti. Kahraman güvenlik güçlerimiz, teröristlerle mücadelede başarı elde edince biz de devletimizin sıcaklığını ve şefkatini yöre insanımıza gösterdik. Belediyecilik anlamında konuşulmuş fakat bir türlü gerçekleştirilememiş büyük işler çıktı. En önemlisi de Munzur Nehri kenarına yapılan kıyı düzenleme çalışmaları. Burada şu an gondollar, gezi tekneleri, jetskiler, büyük sürat motorları, Antalya'dan getirdiğimiz tekneler var, burası adeta bir turizm şehri oldu."

"Bölgede yamaç paraşütü de yapılıyor"

Sonel, vatandaşların gondola binmek için artık Venedik'e gitmesine gerek kalmadığını belirterek, Munzur çayı üzerine bıraktıkları gondola tüm ziyaretçilerin binebileceğini dile getirdi.

Bölgede yamaç paraşütünün de yapıldığını aktaran Sonel, "Yazın rafting yapılan nehirlerimiz, kışın kayak yapılması için Ovacık'ta kayak merkezimiz var. Tarifi mümkün olmayan doğal güzellikler Tunceli'de var. Vatandaşlarımız gelsinler, Tunceli'nin misafirperver insanlarını, bu doğal güzelliğini görsünler." ifadelerini kullandı.

Munzur ve Pülümür nehrinin güzelliğini herkesin görmesini istediklerini vurgulayan Sonel, "Herkes gelsin ve bu serin sularda yüzsün, kumunu güney sahillerinden getirdiğimiz plajlarda dinlensin, akşamları mis gibi havanın tadına baksın. Tunceli hem ülkemizin hem de dünyanın en önemli, en güzel coğrafyalarından biri, bu güzelliği kaçırmasınlar." diye konuştu.

Alıntı/Kaynak: AA

20180816

Kütahya' da bulunan üç adet kestane ağacı

Kütahya' da bulunan üç adet kestane ağacı 1000 yaşında ve halen 500 kg meyve veriyor.Kestane ağacı'nın boyu 8 metre çevresi ise 20 metre olup koruma altındadır. Arkadaşlar bu ağaçları iş olsun diye paylaşmıyorum :) Yolunuz düştüğünde ziyaret edin isterim. 

Kütahya,Kumarı Mah.
OrmanBölgeŞefi @SefiBolge

20180715

Ağaçlar öğrenciler için büyüyecek

İzmir'de "Eğitime Zeytin Dalı" projesi geliştirildi. Proje kapsamında 17 bin 500 fide dikilecek, 3 bin 500’ü kırsal kalkınma için köylülere dağıtılırken, 14 bin fide ise 600 üniversite öğrencisine 1 milyon liralık burs imkânı sağlayacak.

İstanbul'un göbeğindeki yaban hayatı

🎞️Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı.

  Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı. pic.twitter.com/zB0iENTSdL — Telgraft (@telqraft) April 12, 2026  ...