Blog Listem

Kıbrıs Barış Harekatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kıbrıs Barış Harekatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260721

🎞️ 1974 Barış Harekâtının 52. Yıldönümünü kutluyoruz...



*******

🔴 Cihat Yaycı : KKTC’nin Metehan Sınır Kapısının Rum tarafında dün bütün gün şu sloganlar atıldı:

▪️ “Türkler dışarı!”

▪️ “Yunan toprağında öleceksiniz Türkler!”

▪️ “Kıbrıs Yunan’dır!”

Buna rağmen hâlâ “Biz Kıbrıslıyız, Rum-Türk fark etmez, hepimiz adalıyız.” diyenlere söyleyecek söz bulamıyorum.

Rum tarafının zihniyeti ortadadır. Onlar için Kıbrıs bir Yunan adasıdır; Türkler ise yok edilmesi veya adadan çıkarılması gereken bir topluluktur.

İşte KKTC bu yüzden yaşamalı, güçlenmeli ve uluslararası alanda tanınmalıdır. KKTC’nin varlığı, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin, hürriyetinin ve egemenliğinin teminatıdır. Türkiye’nin etkin ve fiilî garantörlüğü ile adadaki askerî varlığı ise bu teminatın vazgeçilmez güvencesidir.

Bütün bunlara rağmen hâlâ “federasyon”, “ortak devlet” ve “müzakerelere kaldığı yerden devam edelim” diyenlerin, önce Rum tarafının dün attığı sloganlara bakmaları gerekir. Türkleri adadan kovmayı hedefleyen bir zihniyetle egemenliği paylaşabileceğini düşünenler, gerçekleri görmek zorundadır.

Gerçekçi çözüm federasyon değildir. Tek gerçekçi çözüm, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığının ve Kıbrıs Adası’nda egemen bir Türk devleti olduğunun kabul edilmesidir.

Türkler açısından Kıbrıs sorunu diye bir sorun yoktur. Kıbrıs sorunu, 1974 Barış Harekâtı ile Kıbrıs Türklerine yönelik soykırımın durdurulması ve KKTC’nin doğuşuna giden sürecin başlamasıyla fiilen çözülmüştür. Bugün çözülmesi gereken bir sorun varsa, o da Rum tarafının bu gerçeği kabul etmemesidir. 

Sabahattin İsmail 

KURTULUŞUMUZUN VE ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜN 52. YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN

BÖYLE “İŞGALCİYE” CAN KURBAN!

Bugün kurtuluşumuzu, özgürlüğümüzü sağlayan Türk Barış Harekatı'nın 52. Yıldönümü...

En büyük bayramımız kutlu olsun.

Son anda bizi mutlak bir soykırımdan kurtaran, ENOSİS'i önleyen, 11 yıllık Rum kuşatmasını parçalayıp bize bağımsız ve özgür bir devlet kurmak için tüm imkanları yaratan Anavatana sınırsız şükran ve minnet duygularımızı sunuyoruz.

Ne yazık ki, Rum yönetiminin ve emperyalistlerin yaptığı kara propagandanın etkisi altında kalan az sayıdaki insanımız, sanki Türkiye durup dururken, kendi keyfine göre adaya müdahale etmiş gibi, sanki 1963-1974 arası, herşey güllük gülistanlıkmış gibi, sanki 103 köyümüz işgal edilmemiş, 35 bin insanımız göçe zorlanmamış, malımız mülkümüz gasp edilmemiş, yakılıp yıkılmamış, yıllarca göçmen kamplarında aç, susuz ve sadece KIZILAY YARDIMLARI İLE yaşamak zorunda kalmamışız gibi, sanki adanın yüzde 3'ünde kuşatılmamışız gibi, sanki yüzlerce insanımız katledilmemiş, öldürülerek kör kuyulara atılmamış gibi, sanki  kurucu ortağı olduğumuz devletten silah zoruyla atılmamışız gibi, sanki AKRİTAS VE İFESTOS SOYKIRIM PLANLARI yokmuş gibi, sanki ENOSİS hedefli 15 Temmuz Yunan darbesi yapılmamış gibi, gayrı meşru ve asıl işgalci olan Rum yönetimiyle aynı ağızla Anavatanı “işgalcilikle” suçluyorlar...

Bu anlamlı yıldönümünde onlara barış harekatı olmasaydı olacak olanları anımsatmak istiyorum :

BARIŞ HAREKATI OLMASAYDI

- Barış Harekatı olmasaydı, İFESTOS SOYKIRIM PLANI çerçevesinde bize uygulanacak olan toplu soykırımdan kurtulanlarımız, bugün self-determinasyon hakkımızın, egemenliğimizin ve devletimizin tanınması için değil, Batı Trakya Türkleri gibi Yunan idaresinde, bireysel vatandaşlık veya azınlık hakları için mücadele edecekti....Türk olduğunu söyleyenler bile hapsedilecekti, okullarımız bile kapatılacaktı..Her türlü haktan mahrum olarak, Yunan devletinde, üçüncü sınıf Yunan vatandaşları olarak yaşayacaktık...

- Barış Harekatı olmasaydı, kendi devletimizin yöneticilerini, Cumhurbaşkanımızı, milletvekillerimizi değil, Batı Trakya’da olduğu gibi, Yunan Meclisine Rum partilerinden gidecek bir-iki azınlık temsilcisini ve Yunanlı milletvekillerini seçecektik.

- Barış Harekatı olmasaydı, kendi üniversitelerimizde 15000 gencimizi okutamayacak, Dünya’nın 40 ülkesinden 100 bin öğrenciye eğitim veremeyecektik... Batı Trakya’da olduğu gibi, Yunan üniversitelerine (izin vermeleri halinde) birkaç gencimizi göndermekle yetinecek, okullarımızda Türkçe eğitim yapmanın, derneklerimize Türkçe isimler vermenin, kendi müftümüzü seçmenin mücadelesini verecektik. 

- Barış Harekatı olmasaydı, bırakın kendi limanlarımızdan ticaret yapmayı, kendi ekonomimize sahip olmayı, dış temaslarda bulunmayı, “ Cumhurbaşkanı, Başbakan-Bakan” olarak kabul görmeyi; soykırımdan kurtulanlarımız, evlerini tamir ettirmek, yeni ev yapmak, seyahat etmek, traktör ve biçerdöver almak için Batı Trakya Türklerinin yaptığı gibi, adanın bağlanacağı Yunanistan  hükümetlerinden izin koparmak için aylarca yalvarıp yakaracaktı.

- Barış Harekatı olmasaydı, bırakın işgal edebiyatı yapmayı, Yunanistan Azınlıklar Dairesi’nde gasp edilen azınlık haklarımızın korunması ve AİHM kararlarının uygulanması için uğraşacaktık...

İŞGAL BÖYLE Mİ OLUR? 

Dolayısı ile, bugün eğer toplu mezarlarda veya Yunan idaresinde değilsek ve kendimizin seçtiği beceriksiz, rüşvetçi, sığ yöneticilerin yarattığı sorunlarla boğuşuyor olsak da, kendi bağımsız devletimizin çatısı altında özgür ve güvenlik içinde yaşıyoruz. Ve bunu, “işgalci” diye saldırılan Anavatana, kahraman ordumuza borçluyuz. 

İşgal ettiği ülkeye sürekli para akıtan, karşılıksız verdiği yardımlarla ülkenin yollarını, hastahanelerini, okullarını, barajlarını, göletlerini, sulama sistemlerini, su şebekelerini, sosyal konutlarını, elektrik santrallerini, stadyumlarını, spor tesislerini, sanayi bölgelerini, hava alanlarını, deniz limanlarını, iletişim sistemlerini yapan, eski eserlerini tamir eden yanıbaşında saldırı hazırlığı yapan düşmana karşı güvenliği sağlayan, denizaltı boruları ile kendi suyunu getiren, bu suyu, sulu tarım için Güzelyurt ve Mesarya'ya taşıyan, denizaltı kablosu ile doğal gazını ve elektriğini de getirecek olan, bütçedeki cari açıkları kapatan, üreticiye, hayvancıya, yatırımcıya sürekli kaynak aktaran, eksikliğimizde maaşları da ödeyen böyle bir “İŞGALCİ” Dünyanın neresinde var? 

İngiltere 82 yıl boyunca işgal ettiği Kıbrıs’a tek kuruş harcamak yerine adayı sömürürken, Türkiye sadece 1974’ den bu yana, refahımız ve kalkınmamız için 30-40 milyar dolarlık yardım ve yatırım yapmıştır. 

Böyle işgalci mi olur? 

İnsan böyle bir durumda " İŞGALCİNİN VE İŞGALİN BÖYLESİNE CAN KURBAN" demez de ne der?

NANKÖR DEĞİL, VEFALI OLUNMALI

Gaflete ve nankörlüğe hiç gerek yoktur...

Vefalı olmak bir erdemdir, vefalı olmalıyız...

Milli mücadele tarihimiz bilinmeli ve bu mücadeleyi canları pahasına verenlere saygılı olunmalıdır. 

Bugün Türk Barış Harekatı’na dil uzatmaya kalkanlar, “Barış Harekatı” dememek için, “Türk işgali, 1974 müdahalesi, 1974 Harekatı, Kıbrıs askeri Harekatı, 1974  olayları vb...” kavramları kullananlar, eğer Türk müdahalesi olmasaydı, toplu mezarlara ve Batı Trakya’da yaşayan Türklerin durumuna bakarak Türk Halkının akıbetinin ne olacağını çok iyi değerlendirmelidirler!

Hiç utanıp sıkılmadan, Anavatan Türkiye’ye ve ordumuza “adadaki geçici misafir, Ayşe tatil bitti, evine dön, işgalci defol ” diye saldıran o bir avuç insanı bir kez daha aklı selime davet ediyorum.

TEHLİKE DEVAM EDİYOR

Tehlike geçmiş değildir…

Hala, bağımsız, egemen devletimiz yok edilmek ve Rum hakimiyeti altında tek egemenliği, tek temsiliyeti ve tek vatandaşlığı olan iki eyaletli birleşik Kıbrıs dayatılmak istenmektedir…

Böyle bir çözümde, bağımsız KKTC Devleti tasfiye edilecektir, ayrı egemenliğimiz olmayacaktır, ayrılma hakkımız yasaklanacaktır, 

4 özgürlükten yararlanan Rum, Yunan ve AB sermayesi, zaman içinde her şeye hakim olacaktır, Türkiyesiz bir AB içinde, garantörlük korunsa bile, fiilen işlemez hale gelecektir, Türk askeri adadan çıkarılacaktır... 

Topraklarımızın beşte biri taviz olarak verilecektir.. Maraş, Güzelyurt ve Mesarya ile Karpaz'daki 4 köy dahil 50’den fazla kent ve köyümüz Rumlara verilecektir, 100 bin Türk 4. Kez göçmen olacaktır. Tüm Rumların geri dönme hakkı olacak, KKTC mülkiyet sistemi çökecektir. Seçme ve seçilme hakkına sahip 100 bin Rum içimize gelecektir…Deniz ve hava sahamız, kara sularımız, sahillerimiz, limanlarımız, eski eserlerimiz, ekonomimiz Rum ağırlıklı merkezi hükümetin kontrolüne girecektir…

En son 2017'deki Crans Montana sürecinde, bu felaketten fazlası kabul edilmişti.

Bu hedeflere ulaşmak için dayatma ve baskılar devam etmektedir…

Bu nedenledir ki, baskıcı dış güçlere, BM, ABD ve AB’a, böylesine bir teslim anlaşmasını asla kabul ETMEYECEĞİMİZİ, “TANINMA OLMADAN, EGEMEN EŞİTLİĞİMİZ VE EŞİT ULUSLARARASI STATÜMÜZ TEYİT EDİLMEDEN, AMBARGOLAR VE İZOLASYONLAR KALKMADAN GÖRÜŞME OLMAYACAĞINI" her fırsatta vurgulamalıyız

En mutlu günümüz olan 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 52. yıldönümünü bu düşüncelerle kutluyorum.

Şükran sana Anavatan

Şükran sana Mehmetçik ve kahraman mücahit...

Tüm şehitlerimizi, başta liderimiz Dr. Küçük'ü Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş'ı, Barış Harekatı Başbakanı Bülent Ecevit'i, BB yardımcısı Necmettin Erbakan'ı, dönemin hükümet üyelerini ve komutanlarını rahmetle, minnetle, gazilerimizi şükranla anıyorum



Sabahattin İsmail

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın eski danışmanı,
Başbakanlık eski özel kalem müdürü






 

🎞️ 1974 yılında Kıbrıs 🇹🇷Türkü'ne reva görülen vahşeti anlatan video

 


Alıntı: sosyal medya

20260720

📰 Kıbrıs 🇹🇷Türk’tür, 🇹🇷Türk kalacak...

 


VİDEOYA YAPILAN YORUMLARDAN...

**Muhterem Sebahattin Bey,**

Paylaşmış olduğunuz 1974 yılında Kıbrıs Türkü'ne reva görülen vahşeti anlatan videonuz için en kalbi duygularımla teşekkür ederim.

Unutmadık, unutturmadığınız için de ayrıca minnettarız. O mezalim, o toplu mezarlar, o hamile kadınlara, bebeklere yapılanlar birer tarih değil, bizim yaşayan hafızamızdır.

Ve çok şükür ki o vahşeti durduran Türkiye oldu. Mehmetçik oldu. Ana vatanın evlatları kendi canlarını hiçe sayarak geldiler. Şehit verdiler, gazi oldular. Kıbrıs Türkü'nü yok olmaktan kurtardılar. Siz gibi muhterem ve bu şuurda olan insanlar  bunu en iyi bilenlerdir.

Fakat sitemimiz işte tam da buradadır Sebahattin Bey.

Madem bu gerçek bu kadar açık, madem bedel bu kadar ağır ve madem kurtarıcının kim olduğu bu kadar net... O zaman son yıllarda türeyen Türkiye’ye ve Türk halkına  bu öfke, bu kin, bu nankörlük kimlerin eseridir?

Allah aşkına bunlar nereden türediler?

Daha dün varoluş mücadelesi veren bir halkın evlatlarının, bugün kendisini kurtaran anasına, Türk Ordusuna, Türk milletine düşman kesilmesi hangi aklın, hangi vicdanın ürünüdür?

Bu kin kime hizmet ediyor?

Soruyorum: 1974'ten önce Kıbrıs'ta huzur var mıydı da Türkiye bozdu? Ezanlar susturulurken, köyler basılırken, insanlar diri yakılırken neredeydi bu özgürlük havarileri? Türkiye gelmeseydi bugün Kıbrıs Türkü diye bir varlıktan bahsedilebilecek miydi?

Biz sitem ediyoruz çünkü seviyoruz. Çünkü Kıbrıs bizim için sadece bir ada değil, şehit kanıyla vatan olmuş bir topraktır.

Bu yeni neslin zihnini kimler zehirliyor? Hangi okullarda, hangi sosyal medyada, hangi sözde aydınların elinde Türkiye düşmanlığı moda oldu? Bunu sorgulamak zorundayız.

Sizden ricam, o tarihi videoları paylaştığınız gibi, bu nankörlüğün de üzerine gitmenizdir. Çünkü bu sessizlik büyürse, yarın en büyük zararı yine Kıbrıs Türkü görecektir.

Sizi muhabbetle, hürmetle selamlıyorum. Hakkı haykıran sesiniz daim olsun.

**Saygılarımla,**

**SErkurt** 

Sabahattin İsmail @sabahatinismail

Benim hayatım onlarla mücadele ile geçti. Tek cümle ile söyleyecek olursam 

KKTC 'yi genelde sahte milliyetçiler yönetti. Onların göz yumması ve tüm eleştirilerimize karşın gerekli önlemleri almamaları sonucu gençliğin önemli bölümü bu hale geldi.Bu çok derin bir konu.Türkiye'nin de ciddi ihmali ve sorumluluğu var 

Ocean Blue @hightech28

Kaynak dil: İngilizce

1974'te Yunanistan hükümeti destekli aşırı sağcı terörist Nikos Sampson'un darbesinde Kıbrıslı Rumların Türk azınlığa karşı soykırımı. Aklı başında teröristler, Kıbrıs Devlet Başkanı Makarios canını kurtarmak için kaçarken, ABD ve İngiliz vatandaşlarını, ABD'nin Kıbrıs Büyükelçisi dahil öldürdü. Yunanistan hiçbir zaman barış istemedi. 😔

Sabahattin İsmail @sabahatinismail

Bu yeterince doğru değil. Katliamlardan sorumlu olanlar küçük bir gurup değil, Rum-Yunan devletleri sorumludur. Bu bir devlet politikasıdır. Bugün bile askerlerini ve öğrencilerini 

EN İYİ TÜRK ÖLÜ TÜRKTÜR

Sloganı ile yetiştirirler 

20260707

🎞️Zaferin ardından okulun ilk günü...


Zaferin ardından okulun ilk günü...

Kıbrıs Barış Harekatı'nın ardından başlayan 1974-75 eğitim öğretim yılında bir öğretmen, öğrencilerine ve meslektaşlarına bu sözlerle sesleniyor. Cepheden dönenlerin, yakınlarını kaybedenlerin bulunduğu o sınıflarda yeni eğitim yılı; minnet, hüzün ve umutla başladı... 




20250223

📚📖 Türk Mukavemet Teşkilatı’nın efsane liderlerinden Kenan Çoygun Paşa’nın hayatı



Efsaneler ancak unutulunca ölür. Okumayan dinlemeye mahkumdur. Bilgisi olmayan ise gerçek ile yalanı ayıramaz. Kıbrıs Davası’nın ne anlama geldiğini bilmek için her Kıbrıslının özellikle da gençlerimizin okuması gereken roman tadında efsane bir biyografik eser.

Cüneyt Öztürk tarafından kaleme alınan Türk Mukavemet Teşkilatı’nın efsane liderlerinden Kenan Çoygun Paşa’nın hayatının anlatıldığı bu eseri şiddetle tavsiye ederiz. Kahraman komutanımızın vefat haberini Hürriyet Gazetesi manşetten tam sayfa vermişti. Aziz ruhu şad olsun.

Kıbrıs Tarihi @KibrisTarihi



20200501

🎞 Şehit Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel ve Erenköy Destanı (Tarihi Belgesel)



''(Tarih Belgeseli) Kıbrıs Erenköy'de 8 Ağustos 1964 günü neler yaşandı? Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel'in uçağı nasıl düştü ve Topel nasıl şehit oldu? O gün Türkiye yardıma gelmeseydi, Kıbrıslı Türklerin aylardır süren şanlı Erenköy Direnişi nasıl sonlanacaktı? Türk Kartalları'nın göğü adeta yırtan sesleri duyulduğunda neler oldu? O gün ve takip eden günlerde yaşananları, konuyla ilgili kayıt ve araştırmaları inceleyerek bu videoda kısaca özetledim.''

Kenan Acar Kenan Acar

20191114

📰 ✍️ KKTC'nin kuruluşunun 36. yılı kutlu olsun

Kıbrıs’ta Denktaş ruhu
İsmet Özçelik

Bugün 15 Kasım. KKTC’nin kuruluşunun 36. yılı. Kıbrıs’a her gidişimde halkla sohbet ederim. Özellikle de 1960’lı yılları yaşayanlarla.

Çok acılar çekmişler.

Kayıplar vermişler.

Evleri Rum kesiminde kalmış olanları dinledim.

Türk tarafına nasıl kaçtıklarını anlattılar.

Araba bagajında, yatakların içinde...


45 YILDIR KAN AKMADI

Derken 1974 müdahalesi geldi.

Kıbrıslı Türkler rahatladı.

Can güvenliği sorunları kalmadı.

Aradan 45 yıl geçti.

45 yılda dökülen bir damla kan yok.

ABD, AB bu gerçeği görmüyor.

Sürekli fitne peşinde.


ANNAN PLANI

Annan Planı gündeme geldi.

KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş karşı çıktı.

“Emekler boşa gider.

Ada Rumların egemenliğine girer” dedi.

Ama inandıramadı.

Referanduma gidildi.

Amerikancılar, AB’ciler, FETÖ’cüler, liboşlar, ...

Hepsi destekledi.

Ak Parti de Annancıydı.

Türkiye’den giden ekipler “Yes be annem” diye dolaştı.

“Denktaş’ı bitirmekten” söz edildi.

Türkiye’nin desteğiyle “evet” çıktı.


ALLAH RUSLARDAN RAZI OLSUN

Rumlar “evet” demek için BM’den karar istedi.

Daha fazlasını istiyorlardı.

BM Rumların istediği kararı aldı.

Rusya kararı veto etti.

Bunun üzerine Rumlar “hayır” oyu kullandı.

Annan Planı hayata geçmedi.

Denktaş sonucu, “Allah Ruslardan razı olsun” diye yorumladı.


AB RÜZGARI

Kıbrıs’ta oyun bitmiyor.

Annan Planı olmadı, AB rüzgarı başlattılar.

Kıbrıs’ın tamamı AB’ye girecek;

Kıbrıslı Türkler zengin olacaktı.

Reklamdan sonra devam ediyor

Kimse yemedi...


ESER KALMAMIŞ

Kasım ayı başında yine KKTC’deydim.

Başbakan Ersin Tatar’la görüştüm.

Kıbrıslılarla bir araya geldim.

Annan Planı’nı ağzına alan yok.

AB havucuna da kimse inanmıyor.

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın sözleri tartışılıyor.

Tepki çok.

“Yes be annem”den eser kalmamış...


ÇÖZÜM

Çözüm konusunda kafalar net.

Kıbrıs’ta iki halk var.

Türkler ve Rumlar.

İki de devlet.

Bütün hesaplar bu gerçeğe göre yapılmalı.

İki devletli dostluk.

Başka yolu da yok.


TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİ

Eskiden Türkiye’nin KKTC’nin güvenliğini sağladığı konuşulurdu. Şimdi KKTC’nin Türkiye’nin güvenliği açısından önemi konuşuluyor.

Adanın tamamının Rumların kontrolüne geçmesi durumunda Türkiye’nin güvenliğinde ortaya çıkacak zafiyete vurgu yapılıyor.


NEREDEN NEREYE

1963 olayları.

Johnson’un İnönü’ye mektubu.

İnönü’nün, “Yeni şartlarla yeni bir dünya kurulur. Türkiye de bu dünyada yerini bulur” sözleri...

1974 müdahalesi.

1983’de KKTC’nin kuruluşunun ilanı.

Üzerinden 36 yıl geçti.

Osman Kutup.

Mağosalı bir esnaf.

Yaşamı, Kıbrıs Türkü’nün mücadelesi.

Dükkanında görüşürken sık sık geçmişe daldı.

Zaman zaman gözleri doldu, konuşamadı.

Sohbetin sonunda;

“Çok sıkıntı çektik, ama umudumuzu hiç yitirmedik” dedi.

Kıbrıs sancılı günlerden geçerek bugüne geldi.

Bazı yanlışlar oldu, ama dönüldü.

Şu anda Ada’da Denktaş’ın ruhu hakim.

Ankara, Lefkoşa da yan yana.

Şimdi hedef belli:

KKTC’yi tanıtma zamanı..!

Alıntı/Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/kibris-ta-denktas-ruhu-ismet-ozcelik-kose-yazilari-kasim-2019

20190808

🛬 🇹🇷 Şehit pilot Cengiz Topel




Cengiz Topel kimdir? İşte Cengiz Topel'in hayatı hakkında bilinenler
Cengiz Topel kimdir sorusu birçok kişi tarafından oldukça merak edilen ve araştırılan konular arasında yer almaya başladı. Kıbrıs Harekatı sırasında Eskişehir’den Kıbrıs’a, dörtlü kol komutanı olarak gönderilen Cengiz Topel kimdir? İşte hayatı hakkında merak edilenler

Cengiz Topel, 2 Eylül 1934, İzmit doğumlu - 8 Ağustos 1964 yılında hayatını kaybeden , Türk pilot yüzbaşıdır. 1964'te Türk Hava Kuvvetleri'nin Kıbrıs'ta gerçekleştirdiği uyarı uçuşunda, uçağı Rum uçaksavarlar tarafından vurulunca paraşütle atladı ve esir düştü. Rumlar tarafından hastanede öldüğü belirtilen Topel'in naaşı iade edildi. Türk Hava Kuvvetleri'nin Kıbrıs'taki ilk pilot kaybıdır.

Trabzonlu Tekel tütün eksperi Hakkı Bey’in oğludur. Babasının görevli olduğu İzmit'te 2 Eylül 1934 tarihinde doğdu. Annesi Mebuse Hanım’dır. Ailede dört kardeşin üçüncüsüdür.

İlkokula Bandırma II. İlkokulu'nda başladı, babasının Gönen, Balıkesir’e tayini ile Ömer Seyfettin İlkokulu’nda öğrenimine devam etti. Babasını kaybettikten sonra ailesi Kadıköy, İstanbul'a yerleşti. Kadıköy Yeldeğirmeni Okulu’nda ilk ve orta öğrenimini tamamladı. Lise öğrenimine, Haydarpaşa Lisesi'nde başlayıp Kuleli Askeri Lisesi’ne devam ederek 1953 yılında bitirdi. 1955 yılında Kara Harp Okulu’nu bitirip asteğmen olarak ordu saflarına katıldı.

Küçük yaşlardan beri havacılığa olan merakı sonucu hava sınıfına ayrıldı. Pilotaj eğitimi için Kanada’ya gönderildi. Kanada’daki eğitimini başarıyla tamamlayarak 1957 yılında yurda dönüp Merzifon 5. Ana Jet Üs Komutanlığı'nda göreve başladı. 1961 yılında Eskişehir 1. Hava Ana Jet Üssü’ne atandı. 1963 yılında yüzbaşılığa terfi etti.


Kıbrıs Barış harekatı

8 Ağustos 1964 tarihinde Kıbrıs Harekatı sırasında Eskişehir’den Kıbrıs’a, dörtlü kol komutanı olarak gönderildi. F-100 uçağıyla uçuş esnasında uçağı yerden isabet alarak düşürüldü. Paraşütle atlamayı başardı, fakat Rumlar tarafından esir alındı. Uluslararası savaş hukukunun esirleri kapsayan maddelerine aykırı olarak yapılan işkenceler sonucu öldüğü iddia edilir. 

Kıbrıs'taki ilk Türk hava harp kaybı olan Cengiz Topel'in hastanede öldüğü açıklandı, ancak naaşı ısrarlı girişimler sonucu 12 Ağustos 1964 tarihinde Rumlar’dan alınabildi.

Cenaze töreni

Kıbrıs'ta, Adana'da, Ankara ve İstanbul'da yapılan törenlerden sonra 14 Ağustos 1964 tarihinde Edirnekapı'daki Sakızağacı Hava Şehitliği'nde toprağa verildi.

Anısına

Türkiye'nin çeşitli bölgelerindeki yerleşim yerlerinde birçok park, cadde ve sokağa adı verilmiştir. 

Gaziantep ve Kayseri'de birer semt, Ankara'nın Mamak, Çubuk ilçelerinde ve İzmir'in Konak ilçesinde birer mahalle , İstanbul'un Gaziosmanpaşa, Eyüp ve Kartal ilçesinde, Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde, Kocaeli'nin İzmit ilçesi Karabaş mahallesinde ve Balıkesir'in Hasan Basri Çantay ve Gündoğan mahallelerini ayıran ve şehir merkezinden 9. Ana Jet Üssü'ne ulaşımı sağlayan caddeye, babasının tayini ile Ömer Seyfettin İlkokulu'na devam ettiği Gönen (Balıkesir)'deki bir ana caddeye; Malatya, Kırıkkale, Sorgun ve Eskişehir'de en büyük caddelerden birisine, Tekirdağ merkezindeki bir meydana adı verilmiştir.

Cengiz Topel ismi, Antalya'nın Muratpaşa ve Finike ilçelerinde, Ağrı'nin Patnos ilçesinde, Adıyaman'da Eskişehir'de, Batman'da, Sakarya'da,Tokat Turhal'da Samsun'da, Şanlıurfa'da, Isparta'da, İstanbul'un Bakırköy ve Zonguldak'ın Kozlu, Manisa'nın Demirci, Mersin'in Akdeniz, Tarsus, Silifke ve Anamur, Osmaniye'nin Kadirli, Adana'nın Yüreğir, Konya'nın Karatay, Afyonkarahisar ilinin Dinar, Trabzon'un Of ve Sinop'un Boyabat,Gaziantep'in Şahinbey, İzmir'in Buca ve Güzelbahçe ilçesinde, Gönen (Balıkesir)'de okullara verilmiştir.

Ayrıca Konya'da Cengiz Topel'in adını alan "Şehit Topel Polis Merkezi", İzmit'te "Cengiz Topel Deniz Hava Üs Komutanlığı" ve Kocaeli Cengiz Topel Havalimanı bulunmaktadır.

İstanbul-Şirinevler'de, Kâğıthane'nin Çağlayan mahallesinde ve Maltepe Gülsuyu Mahallesi'nde adını taşıyan bir cami vardır.

Eskişehir'in merkezinde ve Bursa’nın Gürsu ilçesinde heykeli bulunmaktadır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde ise anıtı dikilmiş, bir köye ve bir hastaneye ismi verilmiştir.

İzmir-Karşıyaka'da ve Düzce merkezde bir sokağa ismi verilmiştir.

20190721

✍️ 45 yıl sonra TCG Kocatepe Şehitlerini Akdeniz’de Anarken...


Mavi Vatan köşesinin zamanlama açısından belki de en anlamlı yazısını okuyorsunuz. Zira gazeteyi elinize aldığınız 21 Temmuz 2019 sabahı, yavru vatan Kıbrıs sularında Mavi Vatanımızın bağrında yatan tam 45 yıl önce hava kuvvetlerimiz ile karşılıklı müdahale sonucu kaybettiğimiz TCG Kocatepe(D 354) muhribimizin 54 şehidini anıyoruz. Gemi bugün Rum Yönetimi (GKRY) topraklarında adanın batısındaki Baf Limanı'nın karasuları içinde batmıştı. Ancak mavi vatan sınır tanımıyor. Girne açıklarında Kocatepe gazileri ve şehit yakınlarının bulunduğu gemiden anavatandan getirilen çiçek demetlerini Akdeniz’in turkuvaz sularına bırakıyoruz. Anavatan ve yavru vatandaki milyonların kalbinin derinliklerinden gelen vefa ve minnet duyguları, Kıbrıs'ın batısında, deniz dibinde yatan D354 borda numaralı, çelik mabede erişiyor ve kaybettiğimiz 3 subay, 14 astsubay ve 37 erimizin ölümsüz ruhlarını sarıyor.

KOCATEPE ŞEHİTLERİ İÇİN DENİZDE TÖREN
TCG Kocatepe şehitlerimiz 1974 yılından bu yana, 18 Mart Şehitler gününde (2002 öncesinde 4 Nisan) diğer deniz şehitlerimiz ile birlikte anılıyor. Ancak bu yıl ilk kez, hem Girne’deki deniz şehitleri anıtında hem de denizde yapılacak bir törenle KKTC’de anılıyorlar. Her iki törene TCG Kocatepe gazileri ile şehit aileleri katılıyor. Sayın Levent Karataş Başkanlığındaki Boğaziçi Deniz, Çevre ve Spor Kültürü Platformu ile Kıbrıs Türk Şehitlikleri ve Mili Parklar Vakfı işbirliği ve eşgüdümü ile icra edilen bu törene anavatandan 22 şehit yakını ile 22 gazi davet edildi.

KOCATEPE VE BAHRİYE AİDİYETİ
Benim Kocatepe trajedisi ile tanışmam bahriye öğrenciliğime uzanır. 21 Temmuz 1974, Pazar günü, Heybeliada’da 16 yaşında Deniz Lisesi ikinci sınıf öğrencisiydim. Kıbrıs Barış Harekatı bir gün önce başlamış, kahraman deniz piyadelerimiz Cumartesi günü öğleden sonra Girne’de Yavuz plajında kıyıbaşını tutmuştu. Bizler henüz gerçek bir savaş gemisinde bulunmuş bile değildik. Ama kalplerimiz Kıbrıs ve denizdekilerle beraberdi. O sabah aynı heyecanla uyandık. Herkes televizyondaki haberlere koştu. Ordumuzun güneye ilerlemesi devam ediyordu. Çok gururluyduk. Ama akşamüzeri tam yatakhanelerimize dönmüştük ki, bir arkadaşımız “Duydunuz mu? Kocatepe muhribi batmış” diye koşarak içeri girdi. Şok olmuştuk! Yatağıma girdim ve ağladım. O ana kadar hiçbir muhripte bulunmamıştım. Kocatepe isimli bir muhrip olduğunu okul koridorlarındaki resimlerinden biliyordum. O gemide tanıdığım hiç kimse yoktu. Ama kurumsal aidiyet bu olsa gerek, Kocatepe haberi üzerine sanki bir yakınımı kaybetmişim gibi ağlamıştım. Ertesi gün, sabah taburunda olayın detaylarını öğrendik. Kıbrıs harekatı nedeni ile üç hafta sonu izine çıkamadık. Daha sonra eve geldiğimde Kocatepe’nin kaybı nedeniyle komşularımızın ve tanıdıklarımızın baş sağlığı dilemeleri beni çok duygulandırmıştı. Demek ki bahriye artık benim ikinci ailemdi. Daha sonra gerek Kıbrıs ve gerekse Kocatepe hadisesi meslek hayatım boyunca her zaman ilgilendiğim, ders çıkardığım, çıkardığım dersler paralelinde fikir ürettiğim bir konu oldu. Deniz Lisesinden mezun olduğum 1976 yılında sınıf subayımızın, geminin SHM Subayı Gazi Üsteğmen Özhan Bakkalbaşıoğlu olması bu merakımı daha da artırdı. Hedefteki Donanma isimli 2013 yılında yayınladığım (Kırmızıkedi Yayınevi) kitabımda trajediye neden olan karşılıklı müdahaleyi sebep ve sonuçları ile analiz etmeye çalıştım. Kendi uçaklarımız tarafından bu mümtaz gemimizin batırılmasının sebep ve sonuçlarını, deniz ve hava kuvvetleri arasında bir bilek güreşi, ya da suçlu bulma saiki ile yapmadım. Dünya deniz ve hava harp tarihinde yaşanan karşılıklı müdahale ya da dost ateşi vakaları paralelinde inceledim. Üst üste gelen talihsizlikler, bilgi ve eşgüdüm eksikliği ve yanlış kararlar ile birleşince karşılıklı müdahale kaçınılmaz olmuştu. Her iki tarafta da ciddi durumsal farkındalık ve komuta kontrol zafiyeti söz konusuydu.

KIBRIS'TA DEĞİŞTİRİLEN ANADOLU JEOPOLİTİĞİ
Kıbrıs Barış Harekatı, yakın Türk tarihimizin en önemli kilometre taşlarından biridir. 15 Temmuz 1974 Nikos Sampson darbesinden kabaca 96 saat sonra Anadolu’da oluşturulan askeri güç, denizaşırı bir harekat ile Kıbrıs adasına aktarılmak üzere Mersin’den harekete geçmiş ve darbeden 120 saat sonra Türkiye, Girne'nin batısındaki Yavuz plajında kıyıbaşını tutmuştur. Bu başarı o kadar önemlidir ki, onun sayesinde tank ve zırhlı araçlarımız adaya intikal edebilmiş ve nihai askeri zafer sağlanmıştır. Diğer bir deyişle eğer çıkarma gemilerimiz ve onları koruyan donanma olmasaydı, askeri zafer kazanılamaz ve bugün bize jeopolitik güvence sunan KKTC mevcut olamazdı.

HER SAVAŞIN KAÇINILMAZI: KARŞILIKLI MÜDAHALE
Bu savaşta her savaşta olduğu gibi kara, deniz ve hava kuvvetlerimizin müşterek ya da bağımsız faaliyetleri sırasında operatif, taktik ve teknik hataları olmuştur. Şüphesiz bunların içinde en ciddisi 54 denizcimizi kaybettiğimiz Kocatepe muhribimizin batırılmasıdır. Diğer taraftan Kıbrıs’ta elde edilen ve bugüne yansımaları hayal edilenin çok ötesinde olan jeopolitik kazanımların yanında TCG Kocatepe’nin kaybı kabul edilebilir bir kayıptır. Kıbrıs Barış Harekâtı, Cumhuriyet donanmasının tarihindeki en büyük stratejik başarısıdır. Başta her iki dünya savaşı olmak üzere deniz harp tarihinde birbirine karşılıklı müdahale sonucu taarruz eden onlarca dost muhrip, denizaltı ve uçak vardır. Bunların içinde en yakını 1982 yılında yaşanan Falklands Savaşı sırasında 25 Mayıs 1982 tarihinde kendisini koruyan gemilerin hatası nedeni ile vurulan İngiliz Atlantic Conveyor gemisidir. (Geminin batmasına neden olan taktik kararı veren İngiliz Amiral ile 1998 yılında tanışma ve tartışma fırsatım olmuştu.)

CUMHURİYET DONANMASI DERSLERİNİ ÇIKARDI
Bugün için mesele denizdeki bir savaşta aynı hatanın tekrar edip etmeyeceğidir. Bugünkü teknolojik olanak ve yetenekler ile gerek deniz gerekse hava kuvvetlerimizin doktrinleri ikinci bir Kocatepe trajedisi yaşanmasına izin vermeyecek kadar ileridir. Hemen hemen her ay, iki kuvvet üç ayrı deniz harekat alanında denizde müşterek eğitimler icra etmektedirler. Türkiye’nin tanımlanmış müşterek stratejik ve taktik resim elde etme yetenekleri 1974 yeteneklerinin çok ama çok önündedir. Müşterek harekatın sevk ve idare edileceği komuta yerleri son derece gelişmiştir.

DUMLUPINAR VE KOCATEPE KARDEŞLİĞİ
Bugün Kocatepe’nin 54 deniz şehidini onları mavi vatanın sonsuzluğuna emanet ettiğimiz günün 45. yıldönümünde anıyoruz. Onları Baf’ın batısında kaybetmiştik. 45 yıl sonra bugün Baf’ın batısında neredeyse aynı enlem üzerinde Fatih sondaj gemimiz mavi vatanımızın dibine Türk bayrağını çakmıştır. Aziz Kocatepe şehitlerimiz, Kocatepe muhribimiz ile birlikte Fatih gemimizi ve onu koruyan donanmayı selamlıyor. Nasıl ki Atılay ve Dumlupınar denizaltılarımız şehitlerimiz ile birlikte Çanakkale Boğazı yaklaşma suları ve Nara’da ana vatanın giriş kapısını koruyor, Kocatepe ve şehitlerimiz de Doğu Akdeniz’de mavi vatanın güney cephesini koruyor. Ruhları şad olsun. Tüm şehitlerimizle birlikte Kocatepe şehitlerimizin aziz hatıraları önünde tazimle eğiliyorum. Kocatepe gazilerimize büyük takdir hislerimle huzurlu ve sağlıklı günler diliyorum. 

Alıntı/Kaynak: Aydınlık

20190720

20 Temmuz 1974 - Kıbrıs Barış Harekatı

20190424

🎞 Kıbrıs’ta Türklere yapılan soykırımlar

20181207

✍️ 🇹🇷 'Benim de komutanlığımı yapan Mustafa Kemal’in Askeri !' -Bingür Sönmez


Benimde komutanlığımı yapan Mustafa Kemal’in Askeri !

Korgeneral Hasan KUNDAKÇI

14 Ağustos 1996'da KKTC topraklarında Türk Bayrağını yere indirmeye çalışan Rumun başına gelen ve Türk destanı…


11 Ağustos 1996 yılında yolculuğa Batı Almanya'dan başlayan; Batı Avrupalı, Rum ve Yunanlı motosikletliler Kıbrıs'ta sınırları delip, Türk topraklarına girerek, Türk bayrağını indirip yerine Rum bayrağı çekeceklerini açıklıyorlar.

Motosikletlilere Rum-Yunan Ortodoks kiliseleri destek veriyor. ABD Büyükelçisi de iki günde bir Korgeneral Hasan Kundakçı’ya gelip, Rum bayrağını kast ederek; "Motosikletliler sınırınızı geçip bayrak direğinize bir bez parçası asacaklar, bundan bir şey olmaz" diyor.

Kundakçı Paşa da ABD Büyükelçisine, "Öyleyse Rauf Denktaş Bey'den izin
alın, ben sessiz kalayım"diyerek onlara zekice bir tuzak kuruyor.
Fakat bu tuzağa düşmeyen Büyükelçi de diyor ki; "O zaman KKTC'yi
tanımış oluruz".
Bunun üzerine Kundakçı Paşa;

"O halde bizi zorlamayın. Bizim sınırımızı geçmeye kalkan kim olursa olsun kurşunlarım. Onun için sakın sınırda bulunan bayrak direğine çıkıp Türk Bayrağı'nı indirmeye ve Rum bayrağı çekmeye yeltenmesinler" çıkışını yapıyor.
Hasan Kundakçı Paşa, Türk askerlerine şunu söylüyor;
“Eğer sınırlarımızı bir kişi geçer, Bayrağımızı indirirse ben Türkiye'ye dönmem, dönemem. Alnıma tabancayı dayar, dokunurum tetiğe.”
11 Ağustos 1996 günü, işin ciddiyetini anlayan motosikletlilerden en
az yarısı bu işlerden vazgeçiyor, ortada sadece Rum ve Yunanlılar
kalıyor.

14 Ağustos 1996 günü 35 - 40 fanatik Rum ve Yunanlı, hududumuzu delip Bayrağımızı indirmeye kalkınca, bayrak direğine tırmanan bir Rum, Türk Bayrağına dokunamadan tek kurşunla yere indiriliyor. Bu fanatiklere destek veren iki İngiliz askeri de kalçalarından vuruluyor.
Korgeneral Hasan Kundakçı anlatır:


Olaydan on dakika sonra odamda oturuyordum, BM Barış Gücü Komutanı Tuğgeneral ve BM Kurmay Başkanı İngiliz Albay geldi:
- Sayın Generalim, çok kötü şeyler oldu. Bayrak direğine çıkan bir
kişi öldü ve iki de İngiliz askeri kalçasından yaralı.
Onlara dedim ki;
- Sizi kaç gündür uyarıyorum. Bu işe mani olabilirdiniz, olmadınız, üstelik o vurulan İngiliz askerleri de motosikletli fanatiği direğe doğru yönelttiler. Engel olabilirlerdi. Olmadılar. Merak etmeyin Albayım, biz iki İngiliz askerini uyardık. İsteseydik öldürebilirdik, sadece uyardık, öldürmedik. Onun için kalçalarından kurşunladık.
BM Kurmay Başkanı İngiliz Albay:
- Ölebilirlerdi Generalim, diye yüksek sesle konuştu.
İngiliz Albay küstahlaşınca, Kundakçı Paşa odadaki havalı tabancayı alır. Albaya der ki;
- Yan taraftaki hedefi yenile. Albay şaşkındır ama hedefi yeniler. Paşa, 25 metreden 5 el ateş eder,
- Oku puanları Albayım, der.
Puanlar okunur, 50 üzerinden 5 kurşun da 49'a isabet etmiştir. Biraz önce küstahça konuşan İngiliz Albay şaşırır ve susar. Korgeneral Kundakçı devam eder,
- Şimdi anladınız mı?... Türk Bayrağını indirmek isteyeni şah damarından vurup öldürmek istedik, öldürdük. Sizin iki İngiliz'i öldürmek istemedik, sadece uyardık ...

Büyük Devlet olma vizyonu gereği; sağı solu ağlama duvarı haline getirip, salya - sümük ondan bundan medet ummazsınız.
Gereğini gerektiğinde yapar, geçersiniz!...

Bingür SÖNMEZ

Alıntı: Sosyal Medya

20180828

Kıbrıs Barış Harekatı'nın 44 yıl dönümü kutlu olsun!

20180814

📅 🎞 Tarihte Bugün:14 Ağustos1974 -İkinci Kıbrıs Barış Harekatı başladı...

En Çok Okunanlardan...