Blog Listem

milli teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
milli teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260822

🎞️📰 TEKNOFEST Mavi Vatan’ın son günü

 




 

🎞️ 🧠💻🇹🇷MİLLİ TEKNOLOJİ: Otonom sistemlerin yerli beyni: T3 Gemstone O1 tanıtıldı.

 

🧠💻Otonom sistemlerin yerli beyni: T3 Gemstone O1 tanıtıldı.

Baykar ve T3 Vakfı tarafından geliştirilen açık kaynak donanımlı 'mini bilgisayar', TEKNOFEST takımları ve eğitim kurumlarına malzeme desteği kapsamında kâr amacı gütmeden ulaştırılacak.



20260219

📰🎞️ Yapay zeka destekli video analitik sistemi EYEMINER, ilk ihracat görevinde

Türkiye'de geliştirilen güvenlik çözümü Afrika'da "dijital göz" olacak

▪️Sistem sayesinde yolda oluşabilecek şüpheli hareketler, duraklamalar veya yabancı nesneler anında tespit edilecek

▪️Rutin dışı her türlü durum sistem tarafından analiz edilerek operatörlere uyarı olarak iletilecek

*****
Yapay zeka destekli video analitik sistemi EYEMINER, ilk ihracat görevinde Afrika'da güvenliğe katkıda bulunacak.
Göksel Yıldırım  |
19.02.2026 - Güncelleme : 19.02.2026

     
Ankara
Türk savunma sanayisinde yazılım tabanlı çözümlere sahip olan HAVELSAN tarafından geliştirilen EYEMINER, ihracat başarısına ulaştı.

Yapay zeka destekli video analitik sistemi EYEMINER, stratejik bir yol güvenliği projesi kapsamında Afrika’ya ihraç edildi. Sistem, gelişmiş anomali tespit yetenekleriyle bölgedeki güvenlik tehditlerine karşı adeta "dijital göz" olacak.

EYEMINER, entegre güvenlik projesi kapsamında gelişmiş analitik yetenekleriyle stratejik bir yolun güvenliğinde kullanılacak.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

Sistem sayesinde yolda oluşabilecek şüpheli hareketler, duraklamalar veya yabancı nesneler anında tespit edilecek. Rutin dışı her türlü durum (terör tehdidi, kaza veya yasa dışı geçiş teşebbüsleri) sistem tarafından analiz edilerek operatörlere uyarı olarak iletilecek.

EYEMINER, tek başına bir yazılım olmanın ötesinde, sahadaki diğer güvenlik bileşenleri ve komuta kontrol sistemleriyle tam entegre şekilde görev yapacak.

Geleneksel gözetleme sistemlerinde operatör yorgunluğu ve dikkat dağınıklığı nedeniyle gözden kaçabilecek detaylar, EYEMINER’ın 7/24 kesintisiz çalışan algoritmaları sayesinde minimize ediliyor. Sistem, derin öğrenme metodolojisiyle sahadaki görüntüleri işleyerek hata payını en aza indiriyor ve güvenlik güçlerine karar destek mekanizması sunuyor.

Türk savunma sanayisi bu ve benzeri ihracatlarla donanım ve platformlarda yakaladığı başarılara yüksek teknolojili yapay zeka yazılımlarını da ekliyor.

Yurt dışı pazarlara EYEMINER özelinde atılan bu ilk adım, yeni başarılar için de önemli referans oluşturup kapı aralayacak.

EYEMINER, yurt içinde de Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki mevcut görüntüleme altyapısına entegre edilerek trafik yönetimi, yol güvenliği, kalabalık izleme, kritik nokta ve sınır güvenliği gibi pek çok alanda kullanılıyor.

EYEMINER halen "araç, yaya, bisiklet, bagaj vb. nesne türlerini algılama", "çoklu nesne takibi ve iz sürme", "duraksama, ters yön, terk edilmiş eşya, ani yoğunluk artışı, sıra/kuyruk tespiti, hız/aksiyon anormallikleri", "plaka tanıma entegrasyonu ve kara-liste karşılaştırma", "adli inceleme desteğine yönelik hızlı video arama, timeline ve olay-klip çıkarma", "yüz tanıma ile kişi tespiti ve karaliste eşleştirmeleri" gibi yeteneklerle kullanıcılarına fayda sağlıyor.

Sistemin sahip olduğu yetenekler araç içi, meydan, stadyum, ulaşım merkezleri gibi farklı uygulama noktalarında ortaya çıkan güvenlik ihtiyaçlarını da dikkate alarak geliştiriliyor.

Alıntı: https://www.aa.com.tr/tr/savunma-sanayisi/turkiyede-gelistirilen-guvenlik-cozumu-afrikada-dijital-goz-olacak/3834665

20260216

📰 TEKNOLOJİ: Türk gençleri "İnsansız Yangın Tespit ve İlk Müdahale Sistemi"

Muğla'nın Bodrum ilçesinde Anadolu lisesi mezunu 3 genç, orman yangınlarına karşı geliştirdikleri "İnsansız Yangın Tespit ve İlk Müdahale Sistemi" ile 171 ülkeden 7 bin 761 proje arasından birincisi olarak 150 bin dolar hibe kazandı.

Bodrum Anadolu Lisesi mezunu üç genç, orman yangınlarına karşı geliştirdikleri "İnsansız Yangın Tespit ve İlk Müdahale Sistemi" (IYTIMS) ile BAE'de ödül kazanmanın sevincini yaşadı.

Muğla'da lise mezunu üç gencin geliştirdiği ve yapay zeka destekli dronlardan oluşan yangın tespit sistemi, Birleşik Arap Emirlikleri'nde düzenlenen yarışmada ödüle layık görüldü.

Bodrumlu gençlerden orman yangınlarına “yapay zekalı” kalkan: IYTIMS ödül getirdi

Bodrum Anadolu Lisesi'nden geçen yıl mezun olan Baturhan Öztürk, Hüseyin İçek ve Onur Muhammet Arslan, bölgede yaşanan büyük orman yangınlarından çok etkilenerek teknolojik bir çözüm üretmek için lisede eğitim gördükleri dönemde bir araya geldi.

YANGINLARA BÜYÜMEDEN MÜDAHALE ETMEYİ HEDEFLİYORLAR

Gençler, dron teknolojisini yapay zeka ile entegre ederek yangınlara büyümeden müdahale etmeyi hedefleyen IYTIMS adı altında bir sistem geliştirdi.

Bodrumlu gençlerden orman yangınlarına “yapay zekalı” kalkan: IYTIMS ödül getirdi

Tarama dronlarının sahip oldukları sensörler ve yapay zeka algoritmasıyla sahayı sürekli denetleyerek olası bir yangın riskini saniyeler içinde analiz etmesi, ısı veya duman tespiti yapıldığı anda koordinat bilgilerini müdahale dronlarına aktarması, müdahale dronlarının bor madenini kullanarak geliştirilecek "BORTEX" adı verilen özel yangın söndürme toplarını alevlerin merkezine bırakması prensibine dayanan sistem, enerji ihtiyacını üzerindeki güneş panellerinden karşılayarak tamamen sürdürülebilir bir model üzerine kuruldu.

Projenin mimarlarından Baturhan Öztürk, mezun olmadan çalışmalarına başladıkları IYTIMS projesiyle 13 Ocak'ta Birleşik Arap Emirlikleri'nde Sürdürülebilirlik Haftası kapsamında gerçekleştirilen ödül seremonisine katıldıklarını söyledi.

Etkinliğe 171 ülkeden 7 bin 761 projenin başvurduğunu, 33 finalist seçildiğini belirten Öztürk, "Projemiz 33 finalist arasına kalarak 'Global High School' kategorisinde Avrupa ve Orta Asya bölge birincisi seçildi. Bu başarı sayesinde sistemimizi hayata geçirmek için 150 bin dolar tutarında hibe desteği kazandık. Ülkemizi Abu Dabi'de temsil ettik. Bizim için tarif edilemez bir duygu. Çok emek verdik. Hibe kazandığımız için çok gururluyuz. Bu proje için kulüp kuracağız. Onun için çok daha heyecanlıyız." dedi.

Proje ekibinden Hüseyin İçek ise çalışmalarına 2025 yılından bu yana aralıksız devam ettiklerini söyledi.

TEKNOFEST'in kendileri için en büyük motivasyon kaynağı olduğunu söyleyen İçek, 

"Yıllardır TEKNOFEST'i takip ederek bu teknolojilere merak saldık." 

ifadesini kullandı. Onur Muhammet Arslan da gece gündüz demeden çalıştıkları projenin karşılığını almalarının kendilerini çok mutlu ettiğini dile getirdi.

Bodrum Anadolu Lisesi Müdürü Berrin İpek de öğrencilerinin başarısıyla gurur duyduklarını söyledi.

Çocuklara inandıklarını ve gerçekten de başardıklarını kaydeden İpek, 

"Okul olarak çok sevindik. Biz okul olarak ulusal ve uluslararası tüm projelere katılmaya çalışıyoruz. Buradaki başarının en büyük etkeni bence çocuklarımız çünkü onların kararlılığı sayesinde bu başarıya imza attık."

 ifadelerini kullandı.

Alıntı: Türkiye Gazetesi

20260120

📖 Turgut Özakman, Cumhuriyet-Türk Mucizesi kitabının 2. cildinde o anıyı-“Adam İngiliz’in dokuduğu kumaştan elbiseyi giyiyor.

 "Adam İngiliz’in dokuduğu kumaştan elbiseyi giyiyor. Alman malı lokomotifin çektiği trene biniyor. Namaz vaktine ne kadar kaldığını cebindeki İsviçre malı saate bakarak kestiriyor. Odesa'dan getirilen Rus unundan yapılma ekmek yiyor ama şapkayı giyince kâfir olacağını sanıyor."

Yazar, Turgut Özakman, Cumhuriyet-Türk Mucizesi kitabının 2. cildinde o anıyı şu cümlelerle anlatıyor:

“Trabzon’da Türk Ocağı salonu…

Tatlı tatlı konuşurlarken bir klakson sesi duyuldu.

Susup dikkat kesildiler.

"Bu havada kim olabilir?"

"Ve bu saatte?"

Mahmut Esat Beyin hanımı Gazinin gelebileceği ümidine ka­pılarak, “Acaba." diye kekeledi.

Yakup Kadri Bey güldü:

“Hiç hayale kapılmayın. Öyle sürprizler ancak peri masalların­da olur."

Kapıya vuruldu.

Leman Hanım kapıya bakmaya koştu.

Açmadan seslendi:

“Kim o?" Bir hanım sesi duyuldu:

"Tanrı misafiri” Leman Hanım merakla kapıyı açtı.

Kapının çerçevesi içinde Gazi Paşa, Salih Bozok ve eşi Pakize Hanım vardı.

Gülüyorlardı.

Leman Hanım şaşkınlıktan donup kal­mıştı.

"Bizi içeri davet etmeyecek misiniz?"

"AA ah buyurun, affedersiniz, buyurun lütfen."

Herkes koşuştu. "Mahmut Esat Bey’i evinden aramıştım. Burada toplanıldığını öğrenince kıskandım, Salih’le eşini alıp geldim. Medeni Kanun’u mu kutluyorsunuz?"

"Evet."

Gelirken koca bir tepsi börek getirmişti.

Tepsi daha sıcaktı.

Soba gürül gürül yanıyordu.

Mutluluk içinde Gazi’yi dinlediler:

“Adam İngiliz’in dokuduğu kumaştan elbiseyi giyiyor.

Alman malı lokomotifin çektiği trene biniyor.

Namaz vaktine ne kadar kal­dığını cebindeki İsviçre malı saate bakarak kestiriyor.

Odesa'dan getirtilen Rus unundan yapılma ekmek yiyor ama şapkayı giyince kâfir olacağını sanıyor.

Bu karanlık, donmuş, hasta kafayı yenme­miz gerek.

Çünkü bir an dalsak, bu kafa devreye girer, halkı yine kendine benzetmeye, orta çağa çekmeye kalkışır.

Onun için yarımız uyusak, yarımız uyanık durmalıyız."

Konudan konuya atladılar. Her sorun çözülmüş gibi huzur içindeydiler.

Gazi, “İç ya da dış deliler başımıza iş açmazlarsa." dedi,

“Tür­kiye dört-beş nesil sonra, çiçek gibi, misk gibi bir memleket olur.

Bir haber vereyim. Ankara ve İstanbul’da radyo istasyonları kurmak için görüşmeler yapıyoruz.

Evimizde oturup Münir Nurettin Bey’i ya da Tosca operasını dinleyeceğiz."

Peri masalı mutluluğu içindeydiler.

Cumhuriyet ne yapsa beğenmeyen, bir kulp takan, sinirlenen eskiciler, bu şeytan aletini evlerine sokmamak için direneceklerdi.

Ama yenilik dağları deviriyordu.

Radyo bu evlere de girecek haya­ta, dünyaya açılan pencere olacaktı.          

____________________________

Turgut Özakman, Cumhuriyet

Türk Mucizesi 2, 

Sayfa 229-230

20240123

🎥 Film: Bandırma Füze Kulübü 🇹🇷🚀

   


Bandırma Füze Kulübü, kısıtlı imkanlara, karşılaştıkları tüm engellere rağmen gökyüzüne füze göndermeyi başaran Bandırmalı gençlerin hikayesini konu ediyor. 1950’li yıllarda uzaya karşı merak gittikçe artmıştı. Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği başta olmak üzere pek çok ülkede, bilinmezlerle dolu semanın ötesine geçebilmek için kıyasıya bir mücadele başlamıştı. 

1957 yılında ilk olarak SSCB Sputnik’le uzaya roket göndermiş, ardında da ABD harekete geçmişti. Sputnik’ten ilham alan Bandırma’da yaşayan liseli gençler, devlet desteği, maddi imkanlar, uzay progamı dahi olmadan hayallerini gerçekleştirip, imkansızı başarabilmek, uzaya roket gönderebilmek için “Bandırma Füze Kulübü”nü kurmuşlardı.


🎞 Bandırma Füze Kulübü | İlk Fragman 

 

🎞Bandırma Füze Kulübü | Fragman 2 

20230610

🎞🇹🇷🛩 Kızılelma Orta İrtifa Sistem Tanımlama Testi'ni başarıyla tamamladı

 

Baykar'
ın tamamen öz kaynaklarıyla milli ve özgün olarak geliştirdiği Bayraktar Kızılelma insansız savaş uçağı, test programı kapsamında gerçekleştirilen Orta İrtifa Sistem Tanımlama Testi'ni de başarıyla tamamladı.

 

Türkiye'nin İlk İnsansız Savaş Uçağı Kızılelma İçin Geri Sayım: Rotası Belli Oldu

Türkiye'nin ilk insansız savaş uçağı Kızılelma'nın yol haritası netleşti. Seri üretim 2024'te başlıyor. Denizlerdeki üssü TCG Anadolu'dan ilk uçuşu ise 2025'te gerçekleşecek. Şimdiye kadar iki prototipi başarıyla üretilen Kızılelma'nın geliştirme ve üretim faaliyetleri sürüyor. Milli insansız savaş uçağının 2024'te seri üretimine geçilip aynı yıl içinde hava kuvvetlerine teslim edilmesi planlanıyor.



 

Bayraktar Kızılelma ilkleri başardı: TCG Anadolu’dan ilk uçuş ne zaman?
 Baykar'ın öz kaynaklarla milli ve özgün olarak geliştirdiği insansız savaş uçağı Bayraktar Kızılelma, TEKNOFEST 2023'te insanlı savaş uçakları ile kol uçuşları gerçekleştirerek havacılık tarihinde birçok ilke imza attı. Baykar'ın öz kaynaklarla milli ve özgün olarak geliştirdiği insansız savaş uçağı

20221031

🎞🇹🇷🚗 Milli akıllı cihaz Togg banttan indi -Togg'un sıra dışı özellikleri


🎞 Milli akıllı cihaz Togg banttan indi - Teknoloji Bülteni -
30 Ekim 2022 - İnci Erdoğan
 


🎞 Togg'un sıra dışı özellikleri
Türkiye'nin milli otomobili Togg, İleri teknolojik özelliklerle donatıldı, çok sayıda aşamadan geçti. Sıfırın altında 40 derece dahil her türlü iklim şartında denendi. Togg'un 30 dakikada şarj edilebilmesi ve tek şarj ile 500 kilometre yol alması hedefleniyor. 2030'a kadar tek platformdan 5 farklı model üretimiyle toplam 1 milyon adet araç üretilmesi planlanırken araçlarda kullanılacak renk ve isimler de belli oldu. 
 


 Liderler Togg fabrikasının açılışında bir araya geldi 
Togg'un seri üretime geçeceği Gemlik Kampüsü açılışı gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı konuşma sonra törene davet edilen liderlerle birlikte, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın okuttuğu dua eşliğinde fabrikanın açılışı gerçekleştirildi.

 


Doğu Perinçek'in Nevşin Mengü'ye dua yanıtına destek yağdı

TOGG'un üretim tesisi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıldı. Açılış törenine katılan siyasi liderler arasında yer alan Doğu Perinçek de kürsüye davet edildi. Tören, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın duasıyla sona erdi.

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in törende yapılan duaya katılması Gazeteci Nevşin Mengü'yü rahatsız etti.

Nevşin Mengü sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Perinçek'in dua ettiği kareyi paylaşarak “Perinçek’e bunu eden hayat sana bana ne etmez” yazdı.


PERİNÇEK’TEN TEK FOTOĞRAF İLE ANLAMLI CEVAP

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek Mengü’ye tek bir fotoğraf ile yanıt verdi. Perinçek, Mengü’nün paylaşımını alıntılayarak, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışında dua eden fotoğrafı ile cevap verdi.

İŞTE O DESTEK PAYLAŞIMLARIMDAN BAZILARI

 -“Ülkemizin, Devletimizin, ulusumuzun milli menfaatlerinde birlik içinde olmak gerekir. Olması gereken budur.”

 -“Doğu bey sizi ayrı tebrik ediyorum, her konuda Devlet ve Hükümet kavramını karıştırmayarak, doğru kararları veriyorsunuz. Yine Cumhurbaşkanlığına aday olmanız imza toplamanız gerekirse ben sizin için imza vereceğim”

 -“Doğu Perinçek yeri geldiğinde eleştiriyor ama fayda verecek bir olayda hep destek veriyor. Muhalif olmak haklının yanında yanlışın karşısında durmaktır. Bu arada Nevşin Mengü’ye harika kapak olmuş.”

 -“Tek bir fotoğrafla yanıt. Yine çok şıksınız Sayın Perinçek.”

 -“Biz çocukken bu fotoğraf dedemlerin evinde vardı. Çok güzel cevap olmuş.”



20210212

🇹🇷 Türk SİHA'ları oyun değiştiriyor, yerli üretim meyvelerini veriyor 👇

 




 

20200105

Yüksek teknolojide anlaşma


Yüksek teknolojide anlaşma
SAHA İstanbul ile TÜBİTAK MAM, Türkiye’nin teknolojik gelişimine katkı sağlayacak bir çalıştay gerçekleştirdi.

5.1.2020 21:10:38

Savunma Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği (SAHA İstanbul) ile TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Türkiye'nin teknolojik gelişimine katkı sağlayacak bir çalıştay gerçekleştirdi. Çalıştayda dikkat çekici ürün ve sistemlerin detayları anlatıldı. Yüksek teknoloji kullanılarak TÜBİTAK MAM Kimyasal Teknoloji, Malzeme ve Enerji Enstitüleri tarafından geliştirilen ürünler sanayicilerden ilgi gördü.

TÜBİTAK MAM Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kılıçaslan, sanayicilere tüm imkânları sunduklarına işaret ederek, “Kapılarımız açık. Dileyen, gelip alt yapımızdan yararlanabilir” ifadesini kullandı.

SAHA İstanbul Genel Sekreteri İlhami Keleş de sanayicilerin TÜBİTAK MAM'da hayat bulan ürünlerin markalaştırılmaları ve satışa sunulmaları için adım atacaklarını dile getirdi.

20191001

Hiçbir festival, bundan daha önemli bir işi başaramaz!

Hiçbir festival, bundan daha önemli bir işi başaramaz!
Aydınlık Gazetesi
21.9.2019

Dünyanın en büyük teknoloji fuarı olan TEKNOFEST’te dördüncü gün geride kaldı. Yüzbinlerce insanın akın akın ziyaret ettiği festival alanı, onlarca yarışma, gösteri ve çeşitli aktivitelere evsahipliği yapıyor.

TEVFİK KADAN

Milli savunma sanayinin yanında uçan arabalar, robotlar ve insanlık yararına geliştirilen teknolojiler de göz dolduruyor. Burada belki de hiç deneyimleyemeyeceğiniz faaliyetler, gerçeğine uygun simulasyonlarla halka tanıtılıyor. Bir bakıyorsunuz paraşütle atlamışsınız, bir bakıyorsunuz uzaya çıkmışsınız. İsterseniz bir İHA’yı kaldırıp indirebilir ya da bir geminin komuta kontrol merkezinde dolaşabilirsiniz. Kaçıranın üzüleceği tipten bir festival bu.

GÖZÜNÜZ HEP GÖKLERDE

Tabi her şey simulasyondan ibaret değil. TEKNOFEST, uzay ve havacılık alanında inanılmaz bir gözlem fırsatı da sunuyor. Son teknoloji uçaklar, helikopterler, İHA ve SİHA’lar her an tepenizde dolaşıyor. Bir Sukhoi’nin (Su-35) kalkışını izlemek gerçekten keyifli. Ama daha da güzeli, Türk pilotlarının yeteneklerine şahit olabilmek. Önümüzdeki dönem Solo Türk’ün yüzü olacak Binbaşı Emre Mert’in bir F-16 ile yüreğimizi hoplatışını unutamıyoruz. Türk Yıldızları’nın muhteşem manevraları, milli helikopterimiz ATAK’ın gösterileri de unutulmazlar arasında. Dolaşırken kulağınızdaki sinek vızıltısı bir anda süper hızlı bir drone’a dönüşüyor. Ya da gürleyen göğün arasından bir F-16 size yaklaşıyor. Be hiçbir derbi maçını, bu kadar heyecanla izlememiştim.

FUARIN KIYMETLİLERİ

Fuarın en kıymetli parçaları, alanın da tam ortasında duruyor. Henüz yapımı tamamlanmamış milli projelerin maketleri bile insana büyük gurur veriyor. Alana gelenler, sanki kuralmış gibi hemen Milli Muharip Uçağı (MMU)’nın yanına gidip fotoğraf çektiriyor. Birebir maketi Türkiye’de ilk kez görücüye çıkan MMU, özellikleriyle de göz dolduruyor. F35’lere göre gelişmiş elektronik harp sistemleri, yüksek irtifa ve geniş harekat çapına sahip olan uçak, faydalı yük taşıma kapasitesi bakımından da rakiplerine fark atıyor. Uçağın motorunun da yerli olarak üretilmesi için TRMOTOR firması çoktan çalışmalarına başlamış. En önemli bilgiyi ise bir havacı subayımız veriyor: MMU bitene kadar, envanterimiz bize yeter!

Milli Muharip Uçağı’nın biraz ilerisinde ise dünyanın en modern SİHA’sı olan Akıncı’yı görüyoruz. Yakında testleri başlayacak olan Akıncı’nın havadan havaya taarruz kabiliyeti, dünyada çok az örneği olan bir özellik. Savaş uçaklarını gören bir radarı, yüksek mühimmat taşıma kapasitesi var. Zaten hemen yanında taşıyabileceği mühimmatlar dizilmiş. Hepsinin yerli olması, milli savunma sanayinin de geldiği noktayı gözler önüne seriyor.

TEKNOFEST’te dikkat çeken bir diğer prototip ise milli tankımız Altay’a ait. 2021’de envantere girmesi beklenen T1’lerin daha sonra milli motora kavuşturulması öngörülüyor. Bin 500 beygirlik, şanzımanıyla beraber yerlileştirilen motor, 2023’te tanklara monte edilecek.

GENÇ MUCİTLER SAHNEDE

Festival kapsamında 19 farklı kategoride teknoloji yarışmaları planlanmış. Türkiye’nin 81 ilinden ve 122 farklı ülkeden toplamda 17 bin 773 takımın başvuru yaptığı yarışmalarda, 50 bin yarışmacı finalist olmaya hak kazanmış. Burası, belki de uzun zamandır ter döktükleri icatlarını yarıştırma fırsatı bulan genç mucitler için eşsiz bir platform. Ön elemeleri geçen gençlere 4 milyon TL’lik bir destek yapılmış, birincileri ise 3 milyon TL’nin üzerinde ödüller bekliyor. Robotlardan yapay zekaya, roketlerden savaşan İHA’lara kadar inanılmaz işler çarpışıyor. Hepsinin şansı bol olsun.

ÖĞRENCİLER AKIN EDİYOR

Belki de bu festivalin en anlamlı yönü, gelecek nesillerimizi yüksek teknoloji ile tanıştırıp, onlara bir vizyon katması. Bir uçağın kokpitine oturduklarında akıllarına telefonları gelmiyor. Bir astronotun yaşamını planetaryumda öğreniyorlar. Yaklaşık 30 bin beygirlik bir F-16 motorunun sesinden korkmayıp, pilot abilerinin yanına koşuyorlar. Dokunuyorlar, her şeyi sorup öğreniyorlar. Yüzbinlerce meraklı genç beyin düşünün... Parlak bir gelecek bizleri bekliyor...

Alıntı/Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/hicbir-festival-bundan-daha-onemli-bir-isi-basaramaz-bilim-ve-teknoloji-eylul-2019

20190821

🇹🇷 Aselsan 1920 yerli cep telefonu

ASELSAN 1920 CEP TELEFONU (YERLİ CEP TELEFONU)

Arkadaşlar Merhaba,

Bugün gene #tozluraflar tadında bir gecikmiş inceleme yayınlayacağım.Bu bir inceleme olması yanında ülkemizde kaçırılmış bir fırsata ait bir değerlendirme olacak.#ASELSAN1920ceptelefonu İnceleme konuğumuz ASELSAN 1920 cep telefonu :Bu telefon “ #İLKYERLİTÜRKTELEFONU” değil ama benim için incelemede özelliği daha öncelikli.

Ülkemizde üretilen gerçek anlamda ilk yerli telefon yine ASELSAN tarafından üretilmiş olan Aselsan 1919 telefonu idi.Bu telefon dönemindeki muadil telefonlar ile her konuda eşdeğer, sağlam ve gerçekten kaliteli bir telefondu.Bu telefon hakkında da verilerimi topladığımda ayrıca bir inceleme hazırlayacağım.

Peki bu yerli telefon olayı ne zaman nasıl başladı? 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrası ülkemize uygulanan silah ambargosu üzerine savunma sanayiinin geliştirilmesi için yeni bir girişim başlatıldı. Önce “askeri vakıflar” daha sonra da “Devlet”, değişik uygulamalarla yeni şirketler kurdu veya kurulmasını destekledi. Aselsan, Havelsan, İşbir, Aspilsan bu dönemde kurulan askeri vakıf şirketleridir. Ancak, bu girişimler belirlenmiş herhangi bir politika veya stratejiye dayanmıyordu.Kısa dönemdeki amaçları ülkede gerekli olan teknolojik ürünlerin ülke kaynakları çerçevesinde ivedilikle üretilmesi amaçlanmıştı.

Bu süreçte karşımıza önemli bir isim çıkıyor. 
M. Hacim Kamoy

Aselsan, Genel Müdürü M. Hacim Kamoy’un önderliğiyle, SSM’nin izlediği teknoloji edinme politikasından farklı, 1923-1950 döneminde uygulanan politikaya benzer bir, “ulusal teknolojiye dayanma” politikası izledi. Hacim Kamoy’un teknoloji politikası, askeri vakıfların “silahlı kuvvetlerimizi dışa bağımlılıktan kurtarmak” olan ilkesine uygun olarak; 

- Savunma sanayiinde tasarım ve teknolojisinin önemli olduğu, 
- Kimsenin, kendisine rekabet üstünlüğü, gizlilik, güvenilirlik vb. özellikleri sağlayan bir teknolojiyi başkasına vermeyeceği ve 
- Kritik teknolojilerin devletlerin kontrolünde oluşu nedeniyle transferlerinin mümkün olmayacağı, dolayısıyla teknolojiyi "ulusal olarak üretmek" gerektiği ilkelerine dayanmaktadır. 

Aselsanın benimsemiş olduğu bu ilkeler doğrultusunda Hacim Kamoy, Aselsan’da, tamamıyla bir Ulusal Teknoloji Politikası izledi.

ASELSAN, Hacim Kamoy yönetiminde, ilk üretimini gerçekleştirdiği 1980 yılından itibaren geçen 20 yıl içinde 115 dolayında cihaz ve sistem üretti. Bu ürünlerin 95 adedi tamamen ASELSAN'da Türk mühendisleri tarafından, üniversitelerle de işbirliği yapılarak tasarlanmış ve geliştirilmiş, ileri teknolojili özgün ürünlerdir. Türk Savunma Sanayii Politikası ve Stratejisi Esasları 1975–1988 yılları arasında sürdürülen savunma sanayiini geliştirme çalışmalarından edinilen deneyimlerin ışığı altında geliştirilmiş birdokümandır.

VE İLK TELEFON…

Dünyadaki ve ülkemizdeki iletişim alanındaki gelişmeler takip edildiğinde tüm iletişim sektörünün mobil iletişim alanına geçmekte olduğu görülmüştü.Bu kapsamda Aselsan bünyesinde 1994 yılında bir proje ekibi oluşturularak 1997 yılında ilk telefonun piyasaya sürülmesi hedeflenmişti. Ülkemizdeki ilk GSM şebekesinin 1993 yılında devreye alındığında oldukça ileri görüşlü bir yaklaşım ile hareket edilmiş.

Aktif tasarım süresi iki yılı geçen projede otuzun üzerinde tasarımcı doğrudan görev almış (yaklaşık 80 mühendis/yıl), ayrıca, ASELSAN bünyesi içinde yer alan bütün birimler proje tasarımına dolaylı destek sağlamışlardır.

Aselsan'ın üç yıllık çalışması ve 5 milyon dolar harcamayla ortaya çıkan "1919" Danimarka'da test edildi, İngiltere'den "onay" aldı. Böylece Türkiye, dünyada cep telefonu üreten 9 ülkeden biri oldu.

ASELSAN GSM EL TERMİNALİ GELİŞTİRME GURUBU

Bu ekip Ayşın ZAİM hanımefendinin öncülüğünde tüm tasarım , test, üretim, kontrol süreçlerini kendi bünyelerinde gerçekleştirerek 1997 yılında ASELSAN 1919 MODELİNİ ÜRETTİLER. (Bu model ile ilgili ayrıca bir inceleme yayınlayacağım.Önemli birkaç dökümana ulaşamadım bunları temin ettiğimde –özellikle telefonun 3d tasarımında alınmış olan üretim katmanlarını gösteren bir render resmi –bu incelemeyi paylaşacağım.)

Üretilen bu ilk telefon tamamen yerli tasarım, yazılım ve üretim süreçlerinden geçerek üretilmesi nedeniyle gerçek anlamda yerli ünvanını taşır.

VE 1920 MACERASI…

1919 modeli üretildiğinde beklenen rakamların üzerinde bir talep geldi. Bu nedenle Aselsan, 1919 Modelin dağıtımını kendisi üstlendi. Ancak yeterli reklam ve dağıtım sağlanamadığı için pekçok noktada bu telefon bulunamadı. Bu nedenle 1920 telefonunun dağıtımı, o dönemde ülkedeki en yaygın dağıtım ağına sahip firmanın (KVK) firmasına verildi.Ancak nedense firmanın biraz “isteksizliği” nedeniyle telefon genel anlamda bulunabilir olamadı.

TEKNİK ÖZELLİKLER

117 gram ağırlığında, ince ve zarif görünümlü, titreşim özelliğinin yanı sıra, önce titreyip sonra sesli çalma, 24 çeşit çalma sesi / melodisi, ajanda, tarih, saat ve alarm, konferans kurma, rehberdeki ilk on numarayı tek tuşla arama, çağrı ücretlendirme, numara gizleme, kısa mesaj yollama ve alma vb. kullanım kolaylığı sağlayan özellikleri de bulunuyor. Standart olarak kullanılan Lityum İon batarya'nın bekleme süresi, şebeke yayınlarına bağlı olarak 70-120 saati buluyor. Araç içi konuşma için geliştirilen Araç Kiti'nin sesli arama özelliği var. Araba kullanırken söylenen rakamları algılayıp, istenen numarayı arayabiliyor. Ayrıca, daha önceden öğretilen 32 adet ismi ve bunlarla ilgili telefon numaralarını hafızasında tutarak, bu isimlerden herhangi biri söylendiğinde, ona ait numarayı arayabiliyor. Standart koyu gri olarak piyasaya sunulan ASELSAN 1920'nin koyu mavi ve açık gri renkleri de var. Çağrı Özellikleri • Rehber'den (Kısaltmalı Arama Listesi) Çağrı • Otomatik Tekrar Arama • Tek Tuşla Acil Çağrı • Tek Tuşla Çağrı • Son Aranan Numaralar Listesi • Son Çağrı Sayacı (çağrının ücreti ve süresini görme imkanı) • Gerçek Çağrı Ücretlendirmesi Fonksiyonu • Gelen Çağrıların Engellenmesi • Aramanın Engellenmesi • Çağrı Yönlendirme • Çağrı Bekletme ve Tutma Fonksiyonları • Konferans Çağrı Fonksiyonu • Sabit Numaralara Çağrı Fonksiyonu Güvenlik Özellikleri • PIN Değiştirme • Programlanabilir Hafıza Şifresi, PIN2 (hafızaya kayıtlı rehber bilgilerini korumak amacıyla) • Programlanabilir Tamamlayıcı Servis Şifresi • Programlanabilir Telefon Güvenlik Şifresi Dil Seçimi • Türkçe, İngilizce, Almanca,Fransızca "Kısa Mesaj" Özellikleri • Kısa Mesaj Alma • Kısa Mesaj Gönderme • Alınan ve Gönderilen Kısa Mesajların Saklanması • Kısa Mesaj Hafızası Dolu Uyarısı • Hücre Yayınlarını İzleyebilme Diğer Özellikler • Kulaklık Ses Ayarı • Değişik Çalma Tipi Seçenekleri • Çalma Şiddeti Seviye Ayarı • Çalma Modu Seçenekleri • Titreşimli Uyarı Seçeneği • Tuştakımını Kilitleme • Gelen Çağrıların Otomatik Kabulü • Gelen Çağrıların Herhangi Bir Tuşla Kabulü • Şebeke Yayını Uyarı LED'i • Mikrofon Susturma • Alınan Yayın Şiddetinin Gösterilmesi • Batarya Seviyesinin Gösterilmesi • Ana Menü Yapısını Değiştirebilme Yeteneği • Kullanıcı Logo'su Girme İmkanı • Kullancının Kendi Telefon Numarasını SIM'e Kaydedebilme Özelliği • Ajanda • Alarm, Saat ve Tarih Fonksiyonları Network Seçme Özellikleri • Evre 2 GSM standartlarına uyumlu Otomatik olarak ya da elle şebeke seçme imkanı AKSESUARLAR • Yedek Batarya ve Terminali şarj edebilen Masa Üstü Şarj Cihazı • Araç İçi Terminal Yuvası • Araç Çakmak Adaptörü (araç içi kullanımda bataryanın şarj edilmesi amacıyla) • Harici Araç Anteni • Sözcük Tanımalı Araç Kiti (mikrofon ve hoparlör dahil) • Sözcük Tanımalı Araç Kiti (mikrofon, hoparlör, anten ve tutucu dahil)

NOT:ASELSAN Bataryası yine Aselsan iştiraki olan ASPİLSAN tarafından üretilmişti.

GENEL DEĞERLENDİRME 

Bu telefonu 2003 yılında üniversite öğrencisi olduğum dönemde kullandım.”Yerli Mali yurdun malı , herkes onu kullanmalı” kalıbının dışında olarak rahatlıkla üretildiği dönemdeki telefonlar ile kıyaslandığında Çok daha iyi tasarım ve teknik özellikleri bulunuyordu. Görüştüğüm bir Aselsan mühendisi 1920 telefonunu ilk başta antensiz üretmek istediklerini ancak antensiz telefonun halk arasında iyi çekmeyeceği izlenimi olabileceğinden son anda anten ilave ettiklerini söylemişti. Yine bu mühendis bana telefonun toplam 19 tasarım katmanından oluştuğunu anlatmıştı.

Genel Kullanım Değerlendirmesi,

Telefonun şarjı ortalama 4-5 gün rahatlıkla yetiyordu, Telefonda yine o dönem Türkiyede hiçbir telefonda olmayan bir özellik vardı TİTREŞİM  evet bu telefon ile ilk defa titreşim özelliğini görmüş olduk. Yine telefonun masaüstü şart ünitesi (DOCK) ve kulaklık mikrofon seti vardı.Kulaklık mikrofonda o dönemin en iyi yeniliklerinden birisiydi.Ve telefon açılırken İzmir Marşı ile açılması , menüsünde melodi olarak , aralarında "9'ncu Senfoni", "Dağ Başını Duman Almış", "Türk Marşı", "Ceylan" ve "Üsküdar'a Giderken"in ve "Harbiye Marşı" vardı. SON DEĞERLENDİRME

ASELSAN 1920 telefonundan sonra yeni bir telefon üretimi için hazırlığa başlanıldı.Ancak dağıtıcı firmanın “isteksizliği” nedeniyle üretilen telefonlar uzun bir süre ülke geneline dağıtılamadı.Ve telefon ile yaptığım bir görüşmede ; Aselsan satış yetkilisi; “elimizde olan tüm telefonlar şimdi KVK da “ onlardan bulabilirsiniz” demişti.KVK ile telefonda görüştüğümde ise bana Nokia telefon satmaya çalışmışlardı.

Yine görüştüğüm birkaç aselsan mühendisinden telefon üretiminin durmasına ilişkin iki bilgi aldım.Birincisi 1920 modelinde çalışan bir yabancı personelin, daha önce çalıştığı şirkette ürettikleir telefona ait bazı tasarımları Aselsan 1920 ve sonraki modelde kullanmak istediği, bu nedenle lisans konusunda sorunlar çıktığı için o dönemlik geçici olarak üretimin durdurulduğuydu. Ancak bu bilgiyi bana veren mühendis (kendisi GSM ekibi içerisinde çalışmıştı) asıl nedenin NOKİA ve ERİCSONN firmalarının naskısı oldugolduğunuedi. Özellikle NOKIA nın KVK üzerinde “Aselsan ürünlerini al ama satma “ yönünde bir baskısı olduğu, ve ERICSONN un ise baz istasyonu ürettiği o dönemki operatörler üzerinden bir baskı oluşturduğunu söyledi.Ve son olarak üzerinde son çalışılan modelin büyük ihtimalle dünyanın ilk renkli ekran telefonu olabileceğini söylemişti.

SON SÖZ 


Senaryolar çok.Ama sonuçta ülkemiz kendi GSM cihazını üretebilen ilk 9 firma arasında iken bugün bağzı! Yerli! Firmaların ilginç vergi taleplerini görüyoruz.Burda aklıma uzun zaman önce tanıştığım Sanayi bakanlığında çalışmış bir emekli müsteşarın anlattıkları geldi.

“80-90 lı yıllarda Türkiye’de üretilen tv lerin üretiminde %60 ı yerli malzemeler kullanılıyordu. Nasıl mı? TV nin dış tahta kasası büyük olduğundan %40 kanul ediliyor, arkasındaki plastik kapak ta %20 kabul ediliyordu. Geri kalan tüp devre kartı elektrik düzenleyici devreler küçük olduğundan %40 oluyordu “ Düşününce o dönemki yerlilik hesaplaması şimdiye göre gene mantıklıymış!

Alıntı/Kaynak:https://teknoseyir.com/inceleme/aselsan-1920-cep-telefonu-yerli-cep-telefonu

🇹🇷 Türkiye'nin Dünya Seviyesinde İlk Cep Telefonu: ASELSAN 1919 (Bir Devrim Arabaları Hikayesi)


Şimdi size yakın tarihimizde yaşanan ve Devrim Arabalarının hikayesine benzer ikinci bir vakayı anlatacağım: ASELSAN 1919 Cep Telefonları... 

Devrim Arabalarıyla akıbeti aynıdır. Türkiye'de ilk GSM şebekesi 1993 yılında hizmete açıldı. ASELSAN doğru ve yerinde bir hamle ile ilk yerli telefon için adım attı. Hedef 1997 yılında yerli ve milli telefonumuzu piyasaya sürmekti. Müthiş bir yaklaşımdı. Belki de ilk kez dünya ile yarışacaktık. Aktif tasarım süresi iki yılı geçen projede otuzun üzerinde tasarımcı doğrudan görev aldı. Ayrıca ASELSAN bünyesi içinde yer alan bütün birimler, proje tasarımına dolaylı destek sağladı. (Yaklaşık 80 Mühendis) 

Aselsan'ın üç yıllık çalışması ve 5 milyon dolar harcamayla ortaya çıkan ilk ürün "1919" model telefon Danimarka'da test edildi, İngiltere'den "onay" aldı. Böylece Türkiye, dünyada cep telefonu üreten dokuz ülkeden biri oldu. O günün Türkiyesinde bu muazzam bir işti. Evet, gerçek anlamda ASELSAN, tüm tasarım, test, üretim, kontrol süreçlerini kendi bünyelerinde gerçekleştirerek 1997 yılında "ASELSAN 1919" modelini üretti. Dünyada telefon devrimi yaşanırken bizler hem yazılımı hem de donanımı tamamen yerli telefon üretmiştik. İlk yerli telefonumuz "1919" için o dönem hiç beklenmedik bir şey oldu ve 1919 modeli için beklenenin üzerinde bir talep geldi. Yerli ve milli teknolojiye hasret olan milletimiz uygun fiyatından dolayı bu telefonu tercih etmişti. ASELSAN, stratejik bir hata yaparak 1919 Modelin dağıtımını kendisi üstlenmişti. Ancak yeterli dağıtım ağı sağlanamadığı için pekçok noktada bu telefon bulunamadı ve gelen talebe karşılık verilemedi.

 ASELSAN, 1919 modeline ciddi talep gelince hemen kolları sıvadı ve alt yapısı hazır ama daha da geliştirilmiş bir model olan "1920" modelini üretti. Bu kez ilk telefonda yapılan hata yapılmadı ve telefonun dağıtımı o dönem en yaygın dağıtım ağı olan KVK firmasına verildi. Gel gelelim KVK firmasıyla yapılan bu anlaşma da her ne olduysa bekleneni veremedi. 1920 modelinin dağıtımın da pek çok sorun yaşandı ve telefon piyasada bulunamadı. Reklam ve tanıtım yeterli değildi. Aslında o dönem piyasadaki dünya devi emsallerine göre daha kaliteli ve daha fazla özelliği olan telefonu üreten ASELSAN'ın telefonları beklenen patlamayı bir türlü yapamamıştı. Tabi bunların yanında "Sayın Ahalimizin" yabancı hayranlığı da eklenince işler iyice sarpa sardı! Dönemin efsaneleri Ericsson, Nokia, Motorola gibi devlerin karşısında reklam/pazarlama noktasında yetersiz kalan, halka ulaşmakta zorlanan daha da önemlisi Devletin yeterli desteğini alamayan bu telefonlara sanki gizli bir el müdahale ediyor büyümesini engelliyordu. 1997-1998 yıllarında tüm dünyada cep telefonu devrimi yaşanırken biz yerli/milli cep telefonu ürettik ama tarihi bir fırsatı göz göre göre elimizden kaçırdık. Kimbilir belki de o günlerde doğru hamleler yapılmış olsaydı bugün ASELSAN Samsung, LG gibi dev bir firma olabilirdi. O dönem için şu an birçok kişi, "keşke devlet işe el atsaydı ve yerli telefon kullanma zorunluluğu getirseydi veya bu telefonları sahiplenip reklam/tanıtım/dağıtım hususlarında devletin gücü devreye girseydi" diye düşünmüyor değil. Belki de bugün bambaşka bir Türkiye'yi konuşuyor olacaktık.

 Az önce bahsettiğim KVK olayı çok önemlidir aslında, KVK'nın o dönem Aselsan isteyenleri NOKIA cihazlara yönlendirdiği de bilinmektedir. NOKIA ve ERICSSON'un telefon operatörlerine ve dağıtım şirketlerine yaptığı baskı ve tehditler neticesinde ASELSAN bir şekilde devreden çıkarıldı ve kapitalizmin muazzam ağırlığı altında ezdirildi. Sonrasını siz düşünün. Bu arada 1919 ve 1920 modelleri ciddi anlamda o dönemdeki dünya markalarının tamamından daha iyidir ve özellik bakımından daha zengindir. Hatta telefonlarda kullanılan piller yine yerli kuruluşumuz olan APİLSAN tarafından üretilmiştir. Dayanıklı ve uzun ömürlüdür. Aselsan 1920 modelinde telefon İzmir Marşı ile açılıyordu. Telefon zil sesleri arasında "Dokuzuncu Senfoni", "Gençlk Marşı", "Türk Marşı", "Ceylan", "Katibim" ve "Harbiye Marşı" vardı. Hatta riyavetlere göre o dönem tasarımına başlanan ve isminin "1923" olması beklenen model eğer tamamlanabilmiş olsaydı dünyanın ilk renkli ekran telefonu olacaktı deniliyor. 

Birçok kişi birkaç yıl gerçek anlamda yerli olan ASELSAN cep telefonlarını kullandı. Daha sonra ASELSAN yeni bir cihaz üretmediği için ne yazık ki herkes, o dönem cep telefonu piyasasını tekelinde bulunduran NOKIA'ya yöneldi. Bunlar ASELSAN hakkında bilinen şeyler. Peki ya diğer projeleri? İntihar adı altında katledilen mühendislerimiz. Pek bilinmeyen lazer teknolojilerimiz ve diğerleri... Bugün geldiğimiz noktada "Onların iPhone'u varsa bizim de ASELSANIMIZ var" diyebilirdik. Çünkü Vestel'in ürettiği telefonların yazılımı yerli değil, donanımı da Çin malı.
Alıntı/Kaynak: https://masivaturk.com/turkiyenin-dunya-seviyesinde-ilk-cep-telefonu-aselsan-1919

20190806

🇹🇷Milli Uçan Araba 'Cezeri'nin Prototipi 🧿


Görücüye Çıktı: Milli Uçan Araba 'Cezeri'nin Prototipi Paylaşıldı

Baykar Teknik Müdürü ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, Türkiye'nin ilk milli uçan arabası olacak 'Cezeri'nin prototipini hazırladıklarını açıkladı.

Bayraktar Twitter’dan araca ilişkin paylaşımları, "Yoğun geçen prototip geliştirme faaliyetinin ilk 8 ayı." mesajıyla duyurdu.





Alıntı/Kaynak:onedio.com

20190601

Türkiye’nin milli ‘teknolojik katır’ı ‘BOĞAÇ’


Türkiye’nin milli ‘teknolojik katır’ı ‘BOĞAÇ’

Dünyada sadece ABD'de olduğu belirtilen insansız kara aracının benzeri yerli ve milli imkanlarla Ankara'da Türk firması tarafından üretildi. 'BOĞAÇ' adı verilen 6x6 insansız kara aracı, en zorlu arazi koşullarında zorlanmadan ilerliyor, üzerindeki 'Atış Tespit Sistemi' ile düşman ateşini tespit edip, yine üzerindeki 'Uzaktan Komutalı Silah Kulesi' ile hedefi ateş altına alabiliyor.

14:18 - 1 Haziran 2019

Firma sahibi Ferhat Uğur, ilk defa Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı’nda (IDEF) sergilenen BOĞAÇ’ın sınır ötesinde ve sınırda, hatta talep edilen tüm özel alanlarda görev yapabileceğini söyledi. Ferhat Uğur, daha önce de Türk güvenlik güçlerinin ihtiyaçları doğrultusunda insansız bomba imha, mayın tarama ve silahlı operasyon robotları ürettiklerini belirterek, dünyada otonom sistemlere geçişin şart olduğunu ifade etti.

‘6×6 TEKNOLOJİK KATIRA BENZETİYORUZ’

ABD’nin Meksika sınırında artık otonom araçlar kullandığına dikkat çeken Uğur, şöyle devam etti:

“Türkiye’de emniyet güçlerimiz bu tarz otonom araçlar kullanmak yerine bu görevi kendileri yapıyorlar. Bu bize bir yük getiriyor. Her türlü hava şartlarında silah taşıyoruz, mühimmat taşıyoruz, dolayısı ile biz onların yükünü hafifletmek istedik. Bu yüzden bir otonom araç yaptık. Üzerinde yük taşıyabiliyorsunuz. Biz bunu ‘6×6 teknolojik bir katır’a benzetiyoruz. İçinde gömülü bir silah sistemi var. Dünyadaki rakiplerinde silahlar hep gövdeye monte edilmiş ve bu sebeple düşman tarafından ele geçirildiği durumlar olabiliyor. Biz, silahı içine gömelim gerektiği zaman eğer üzerine gelen bir mermi veya saldırı varsa silahlar anında dışarı çıksın ve gerekli işlemi yapsın istedik.”

‘HEDEFE HER KOŞULDA ULAŞABİLİYOR

Otonom sistemin özellikle stresli anlarda oldukça işe yaradığını kaydeden Uğur, BOĞAÇ’ın sınır operasyonları gibi gerilimin yüksek olduğu bölgelerde neler yapabileceğini şöyle anlattı:


“Herkesin bu tarz araçlarda bir uzaktan kumandası var ve kontrol ediyor. Ama saldırı anında insanların bunu kumanda etmesi giderek zorlaşıyor. Biz de askerimizin yükünü hafifletmek istediğimiz için uzaktan kumanda sistemini minimuma indirdik. Yani bağlı olduğu timin hareketlerine göre takip yapıyor. İstersek BOĞAÇ’ın bir drone’u da takip etmesini sağlayabiliriz. Bunun dışında drone önden gidip, keşif yapıyor, ardından sinyal veriyor. BOĞAÇ, onun olduğu yere gidiyor. Ters de dönse yan da yatsa suya da batsa her koşulda amfibik özelliği ve kendini kaldırıp gidebilme özelliği sayesinde hedefe ulaşmayı başarabiliyor.”

‘İSTİYORUZ Kİ ASKERİMİZ OTURSUN, BOĞAÇ YOLA ÇIKSIN’

Uğur, Türkiye’nin konjonktürel yapısından dolayı savunma ve saldırı kabiliyetinin oldukça güçlü olması gerektiğini belirterek, “Artık askerlemizi uzaktan kontrol edilebilir şeyler için göndermek istemiyoruz; çok fazla şehit verdik. Diyoruz ki; Askerimiz otursun, BOĞAÇ yola çıksın, haritada işaretlediğimiz yere gece karanlığında sessiz, aydınlatma ihtiyacı olmadan istenilen yükü istenilen yere bıraksın ve eve geri dönebilsin.”

BOĞAÇ’ın hibrit bir sistem olduğunu belirten firma sahibi Ferhat Uğur, hem akü ile hem de üzerindeki jeneratör ile elektrik üreterek çalışabildiğini belirtti. Uğur, “Saldırı olması halinde üzerindeki keskin nişancı tespit sistemi aktif hale geliyor ve içindeki silahı çıkarıp, orayı susturmaya çalışıyor, aynı zamanda kendisini siper edebiliyor. İçerisindeki her sistem yedekli. Kameranın bir tanesi kapanırsa 16 kameradan biri devreye giriyor” diye konuştu.


‘YÜZDE 100 TÜRK ENVANTERİ’

Uğur, BOĞAÇ’ın içindeki tüm envanterin yüzde 100 Türk malı olduğunu belirtti. BOĞAÇ’ın öncelikli olarak Türkiye için üretildiğini ifade eden Uğur, yurt dışındaki dost ve müttefik 6 ülke ile görüştüklerini ve talep olduğunu ifade etti. Amerika’nın buna benzer ürettiği bir aracı olduğunu; ancak Türkiye’ye pek uygun olmadığını belirten Uğur, “Zaten ürettiklerini sadece kendi ülkeleri için kullanıyorlar, yurt dışına satışlarda da bayağı bir zorluyorlar. Bizim gibi ülkelere robotik sistemlerin yapılması zormuş gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Hiç öyle değil, gayet basit bir iş. Türkiye savunma sanayiinde olduğu gibi robotik sistemlerde de dünyadaki en gelişmiş ülkelerden biri. Biz 45 kişi ile bunu yapabiliyoruz. Türkiye’deki diğer firmalar bizden daha iyilerini yapabilecek güçte. Amerika’daki benzerleri ile bunları her şartta yarıştırıp gözlemleyebiliriz” dedi.



DHA

20190424

🎞 Türkiye'nin ilk elektrikli zırhlı aracı Akrep II

20190329

Havalimanlarındaki pistlerin güvenliği yerli radara emanet



Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, havalimanlarında pist güvenliğini, yerli ve milli olarak geliştirilen FOD radarı ve gelişmiş kamera sistemleriyle sağlayacaklarını, ilk olarak Antalya Havalimanı'nda kullanılacak radarla pist üzerindeki en küçük nesnelerin anında tespit edileceğini bildirdi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, havalimanlarında uçuş emniyet seviyesini üst düzeye taşımak amacıyla 2014'te FOD radarı geliştirilmesi için Ar-Ge çalışmalarının başlatıldığını söyledi.

Bu çerçevede milimetre dalga radarının optik sistemle desteklenmesiyle milli FOD tespit sisteminin geliştirildiğini dile getiren Turhan, 2018 yılı itibarıyla sistemin üretim çalışmalarının tamamlandığını ve Antalya Havalimanı'na kurulduğunu ifade etti.

İlk olarak Antalya Havalimanı'nda kullanılacak

Yerli ve milli olarak geliştirilen radar sisteminin, havalimanlarında uçuş pisti üzerindeki yabancı madde kalıntılarını tespit ederek operatöre uyarı yolladığını anlatan Turhan, "Havalimanlarında pist güvenliğini yerli ve milli olarak geliştirilen FOD radarı ve gelişmiş kamera sistemleriyle sağlayacağız. İlk olarak Antalya Havalimanı'nda kullanılacak radarla pist üzerindeki en küçük nesneleri anında tespit edeceğiz" diye konuştu.

Turhan, milimetre dalga radar sisteminin, kalıntıların ve yabancı cisimlerin pist üzerindeki konumunun ve kamera görüntüsünün gerçek zamanlı gösterimini yaptığını dile getirerek, "Sistem bünyesinde pist başına tipik olarak 4 milimetre Dalga Radar ile 4 gece/gündüz görüşlü optik sistem bulunmakta. 7/24 sürekli otomatik gözetleme yapan ve tek merkezden kumanda, izleme olanağı sağlayan sistem, istatistiksel bilgileri kaydetmekte ve gerekli raporları üretmekte" ifadesini kullandı.


DHMİ'nin, FOD Radarı'nın yanı sıra Milli Gözetim Radarı, Hava Trafik Kontrol Simülatörü, Kuş Radarı, Hava Aracı Takip Sistemi gibi TÜBİTAK iş birliğiyle geliştirdiği çok sayıda önemli yerli ve milli Ar-Ge projeleri bulunduğunu belirten Turhan, bu projelerin hem yurt içi hem de yurt dışına satışlarıyla ilgili çalışmaların devam ettiğini bildirdi.

Bakan Turhan, yerli ve milli sistemlerin yaygınlaştırılmasının dışa bağımlılığın azaltılması açısından önemini vurguladı.
Kaynak: AA

20190314

🎞 Türkiye'nin 'mini askerleri' sahaya çıktı

Türkiye'nin "mini askerleri" sahaya çıktı. Savunma Sanayi Başkanlığı tarafından yürütülen çalışma kapsamında 4 firmaya, hafif insansız kara aracı geliştirme görevi verildi. Araçların yetenekleri, ASELSAN tarafından oluşturulan test alanında sergilendi.

En Çok Okunanlardan...