Taşköprü, Adana’da Seyhan Nehri üzerinde yer alan ve Roma döneminde inşa edilen çok eski bir köprüdür. Yaklaşık 1700 yıllık geçmişiyle dünyanın hâlâ kullanılan en eski köprülerinden biri olarak bilinir. Şehrin simgelerinden biridir ve hem tarihi hem de mimari açıdan büyük önem taşır.
Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
Blog Listem
20260722
20260518
📰 🇹🇷Türkiye’de bir ilk: Yerli ve milli kahve üretimi için düğmeye basıldı
-Çiftçiler dönüm başına çok daha yüksek katma değerli bir kazanç kapısı elde edecek.-Sera üretiminde girdi maliyetlerine karşı yüksek gelirli alternatif bir pazar doğacak.-Türkiye'nin ithal ettiği milyarlarca dolarlık kahve pazarında yerli üretim hamlesi başlayacak.
Alıntı:
Tarımdan Haber @tarimdanhaberhttps://tarimdanhaber.com/cukurovada-yen
20260329
Adana'da Tiyatro festivali bu görüntülerle başladı.
Farklı bir ülke değil; Adana!
— Aykırı (@aykiri) March 28, 2026
Tiyatro festivali bu görüntülerle başladı. pic.twitter.com/Dta4E4cuLh
20260306
🐱Adana’da 3 yıl önce yağmurdan sığındığı okulda yaşamaya başlayan kedi Pakize, öğrenci olarak kabul edildi
Adana’da 3 yıl önce yağmurdan sığındığı okulda yaşamaya başlayan kedi Pakize, öğrenci olarak kabul edildi.
-Sırasına oturup dersleri dinliyor. -Teneffüslerde öğrenci arkadaşlarıyla oyun oynuyor. -Hiç devamsızlık yapmadı. -Karnesindeki tüm dersler pek iyi.20240414
5 Ocak Adana'nın kurtuluşu şerefine: Adanaca-Türkçe sözlük
Adana'nın kurtuluşu şerefine, pamuklar diyarını ziyaret eden herkesin aklında bulunması gereken kelimeleri bir araya getirdik.
5 Ocak 1922 tarihi, Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşu olarak bilinir ve her yıl büyük törenlerle kutlanır. Bembeyaz pamukların, elinizi şöyle bir uzatıp koparabileceğiniz turunçların şehri Adana’nın kurtuluşu tabii ki öyle birkaç küçük sözle geçiştirilmeyecek, büyük bir şölen havasında kutlanacaktı her sene, ya ne sandınız?
Bu güzel şehrin kendine has pek çok özelliği var ama, dünya literatürüne en büyük damgasını kebabın ana vatanı olmasıyla vurmuştur. Halbuki Adana’nın en önemli özelliklerinden birisi de, kendine has bir lügati olmasıdır. Günün birinde Adana’ya yolu düşen herkesin “anama mı küfretti bu benim şimdi” demesine sebep olan bu lügati şöyle bir deşelim istedik. Maksat yanlış anlaşılmaların, muhtemel 3. Sayfa haberlerinin önüne geçmek…
İşte kendine has kelimeleri olan Adana’nın günlük hayatta bolca kullanılan kelimeleriyle mikro Adanaca-Türkçe sözlük!
Anarya: Geri vites, ya da geri gitmek. Fransızcadaki ‘En arrière’ lafının okunuşudur aynı zamanda. İşgal yıllarından kalma bir söz olarak Adana lügatindeki yerini almıştır.
Araya gitmek/vermek: Boşa gitti, değeri bilinemedi, ziyan oldu.
Avel: Aptal anlamında. Aval aval bakmanın bir türü.
Banadura: Domates
Baldırcan/Balcan: Patlıcan
Bayaktan: Az önce
Bici bici: Dünyanın en uyduruk ve en güzel tatlısı. İçinde buz, pişmiş nişasta, pudra şekeri bulunur. Üzerine de kırmızı bir şerbet dökülür. Hemen hemen her köşe başında, özellikle yazın bulunabilir. Sadece “bici” diye de ifade edilebilir.
Bıcı bıcı: Bici bici’yle karışmaması hayati önem taşıyan, banyo yapmak anlamındaki çocuksu ikileme. “Bir gel de bıcı bıcı yiyek” diyerek hava atmaya çalıştığınız Adanalı arkadaşınızın bir kaşının stratosfere yükselmesine sebep olabilirsiniz.
Belik: İki yandan örgü.
Bocit: Sürahi. “Boca etmek” yani dökmek anlamında sözden türemiş olması muhtemeldir.
Cardın: Büyük fare. Misal Fransızcada bahçe anlamına gelen “Jardin” (jarden diye okunuyor) kelimesiyle anlamsızcasına benzerliği var ama, muhtemelen alakası yoktur…
Cılk: Çürük. Bozulmuş, kokmuş yumurta
Cındırık: Etin içindeki sinir. Adana’da yolunuz bir kasaba düştüyse, mutlaka “Cındırıksız et” istediğinizi söylemeniz gerek.
Cıncık: Cam ve cam eşya
Cibiliyet: Geçmiş. Cibiliyetsiz, geçmişi olmayan, soysuz anlamında. İğrenç bir insan yani.
Cücük: Herhangi bir meyvenin, bitkinin ya da o tip yiyecekle alakalı şeyin en küçük yeri. Misal soğanın cücüğü, en ortasındaki bölümüdür. Adana’da soğanın cücükleri bir araya toplanır, hafifçe yağda çevrilir, sonra da üstüne nar ekşisi dökülür ve afiyetle yenir mesela.
Cülük: Kanatlı hayvan yavrusu. Misal civciv. Kuzen anlamında mesela “Emmimin cülüğü” gibi de kullanımları vardır.
Çimmek: Yüzmek.
Çömçe: Kepçe
Çul: Kilim.
Daraba: Kepenk
Darı: Mısır
Devrisi gün: Sonraki gün, ertesi gün
Dinelmek: Ayakta durmak. “2 saattir sıcağın alnında dineliyorum” diyerek sizi bekleten birine kızabilirsiniz mesela.
Döş: Göğüs. “Döşünü kapa da üşütme” şeklinde cümle içinde kullanımı yaygındır.
Eftik: Atıştırmalık yiyecek. “Eftiklenmek” şeklinde kullanıldığında, abur cubur yemek anlamına gelir.
Eke: Güçlü erkek, kibirli, ukala.
Elikmek: Utanmak, çekinmek. Misafire “buyurun niye almıyorsunuz” manasında “elikmeyin elikmeyin!” denir.
Enik: Yavru köpek
Eşkere: Boş konuşmak
Gadasını aldığım: Kurban olayım. Günah, suç, kabahat
Galan: Artık, hadi. “Galan gel de gidek” dendiğinde “Sabrım tükeniyor bak, yakında gelmezsen fena olacak” anlamı çıkabilir.
Ganeri: Yavaş olmak, tembel adam, mezbaha.
Gellebicin: En iri tatlı su balığı anlamındaki söz. Daha çok Seyhan baraj gölündeki enteresan, Japon balığına benzer tatlı su balıkları için kullanılır.
Gıllik: Küçük
Gıllicik: Küçücük. Cümle içinde kullanıldığında cılız, perişan gibi anlamlara da gelebilmektedir. Örneğin “Necati’nin oğlanı gördün nü, nişanlısıynan işler bozulunca gıllicik kalmış!”
Gottik: Küçük. Gotik mimari ve çok sonrasında gelen kaşı gözü simsiyah boyayıp sürekli mutsuz takılma modası olan “gotik” olmakla ne alakası var diye sorarsanız, hiçbir alakası yok.
Göynek: Gömlek
Helke: Kova
Heye: Evet
Hipo: Çamaşır suyu
Hoşşik: Şımarık, Hoppa.
Kelle: Kişi
Kertiş: Küçük sarı kertenkele
Kıytırık: Uyduruk
Kındırık: Aralık. Misal kapının ya da pencerenin aralık kalması durumlarında kullanılabilir.
Kopil: Küçük
Küncü: Susam
Laylon: Traktörün arkasındaki römork. Römork kelimesinin nasıl olup da ‘laylon’a dönüştüğü, hayatın en büyük gizemlerinin başında geliyor.
Mavra: Geyik muhabbeti. Su değirmenine de deniyor.
Malamat: Rezil olmak. Rezil rüsva olmak anlamında “malamat olmak” diye de kullanılır.
Manık: Kedi yavrusu
Mırra: Özel çekilmiş, acı mı acı Türk kahvesi. İtalyanların ultra mega shot espresso’larını getirin, mırra yanında hiç kalır. O derece…
Mimtan: Gömlek
Mitil: Döşek. Mitili atmak, döşeği sermek. Bir yere artık yerleşmek, yayılmak anlamında.
Peşkir: Havlu, kurulama bezi.
Şalgam: Şalgam bitkisinin suyundan yapılan içecek. “Misal portakalın da suyunu çıkarıyorsun, o zaman adına portakal mı diyorsun? Hayır! Portakal SUYU diyorsun. Demek ki o da Şalgam SUYU olmalı” diyenlerle saatler süren varoluşsal tartışmalara gebe olan kelimedir de aynı zamanda.
Sınık: Kırık-çıkıkçı anlamındaki eski kelime
Şırdan: “Koyunun her yanını yiyoruz, tamam. Ama midesinden birkaç çeşit yemek çıkartalım bence” diye düşünen bir Adanalının icat ettiği, sakatat gibi, kokoreç gibi, mumbar gibi bir yemek.
Sırıncıtmak: Kanırtmak, üzerek bekletmek. Mesela işveren işçisine yapıyor.
Sokum: Dürüm. “Sokum isten miiiiiiii” diye bir cümle duyduğunuzda bunu hakaret gibi algılamayın mesela. Aslında “Dürüm ister misin” denilmeye çalışılıyordur, gayet de kibarca bir söylemdir yani.
Taka: Pencere
Taman: Zaten.
Teker/ Velespit: Bisiklet. Cümle içinde kullanmak gerekirse; “Atla tekere de çarşıdan 6 yumurta kap gel” şeklinde, özellikle Pazar sabahları emir kipi eşliğinde kullanımı da vardır.
Tıskıyit: Hadi canım sen de! Bazen de “Aman Allah’ım” anlamında kullanılabilir.
Zaar: Herhalde. “Zaar bizimkinin gönlü de oğlana düşmüşse…” şeklinde cümle içinde kullanılabilir.
Zibil: Kırıntı şeklinde çöp. Ermeniceden geçen bir kelimedir.
Zorsunmak: Üşenmek
Zumzuk: Yumruk
20230121
Şahmaran efsanesi: Anadolu efsanesi ŞAHMARAN HİKAYESİ nedir, gerçek mi?
Şahmaran efsanesi: Anadolu efsanesi ŞAHMARAN HİKAYESİ nedir, gerçek mi?
Başrollerinde Serenay Sarıkaya ve Burak Deniz'in yer aldığı Şahmaran isimli dizi sonrası bu Anadolu Efsanesi hikayesi ile gündemdeki yerini aldı. Bu kapsamda "Şahmaran efsanesi nedir, hikayesi gerçek mi?" soruları yanıt arıyor. Dizide Mar ırkı, aşkın ve bilgeliğin sembolü olan Şahmaran efsanesine inanmaktadır ve Şahsu'nun gelişiyle onlar tarihi kehanetin tamamlanmasını bekler. İşte bu Anadolu efsanesinin hikayesi ve detaylar.
Serenay Sarıkaya, Burak Deniz, Mustafa Uğurlu ve Mert Ramazan Demir'in başrolünde yer aldığı Şahmaran 20 Ocak'ta izleyiciyle buluşurken detaylar merak konusu haline geldi. Diziyle gündeme gelen bu efsane "Şahmaran efsanesi nedir, hikayesi gerçek mi?" soruları yanıt aramaya başladı. İşte Şahmaran hikayesi…
ŞAHMARAN EFSANESİ NEDİR?
Şahmeran ya da Şahmaran Türk-İran-Irak-Kürt[3] ve Anadolu mitolojilerinde rastlanan akıllı ve iyicil olarak tanımlanan bellerinden aşağısı yılan, üstü ise insan şeklindeki Maran adı verilen doğaüstü yaratıkların başında bulunan ve hiç yaşlanmayan, ölünce ruhunun kızına geçtiğine inanılan varlık.
Anadolu'da Şahmeran'ın yaşıyor olabileceği söylenen çok yer mevcuttur. Bir rivayete göre Mersin'in Tarsus ilçesinde yaşamaktadır. Bir diğerine göreyse Adana'daki Ceyhan ile Misis arasındaki Yılankale'de yaşar. Gaziantep'in ilçesi Islahiye'nin Şahmaran mahallesi (köyü) Şahmaran dağı eteğine kurulmuştur. Islahiye'nin Güney-doğusunda ve 10km uzaklıktadır. Hititlerden kalma Yesemek yakınlarındadır. Şahmaran'ın bu dağda yaşadığına inanılır. Aynı isimli bir efsane Mardin yöresinde de geçer. Bu yörede Şahmeran bir resimle tasvir edilir ve Şahmeran ustaları tarafından yapılan tablolar evlerin duvarlarını süsler.
Efsaneye göre Şahmeran bir yeraltı ülkesinde yılanlarıyla birlikte yaşamaktadır.
Şahmeran'la tanışan ilk insanın ismi bazı kaynaklarda Belkıya olarak geçerken, bazı kaynaklarda bu isim Camşab olarak değişmektedir. Kimi kaynaklarda ise Şahmeran'la ilk buluşan kişinin Lokman olduğu anlatılmaktadır.
Şahmeran'ın öldürülmesi olayı, her değişik söylencede ortak sondur. Bu ortak sonun, yani Şahmeran'ın öldürülüşünün ana amacı insanın sağlık ve şifa bulmasıdır. Hatta bazı anlatımlarda Lokman Hekim'in Şahmeran ile karşılaşması uzun uzun anlatılmakta, şifa veren otların neler olduğu Lokman Hekim'e Şahmeran tarafından söylenmektedir.
Alıntı: https://www.sabah.com.tr/?utm_source=galeridetay_web_anasayfa&utm_medium=galeridetay_web_anasayfa&utm_campaign=galeridetay_web_anasayfa
Şahmaran hangi kitaptan uyarlama? Şahmaran efsanesi nedir? Şahmeran hikayesi gerçek mi?
Şahmaran hangi kitaptan uyarlama? Şahmaran efsanesi nedir? Şahmeran hikayesi gerçek mi?
Netflix'in yeni yapımı Şahmaran, konusu ve oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor. Dizinin izleyicileri tarafından Şahmaran'ın hikayesi araştırılıyor. Peki, Şahmaran hangi kitaptan uyarlama? Şahmaran efsanesi nedir? Şahmeran hikayesi gerçek mi? İşte detaylar...
Şahmaran hikayesi gerçek mi? Başrollerinde Serenay Sarıkaya, Burak Deniz ve Mert Ramazan Demir'in yer aldığı Şahmaran dizisi Netflix'de seyircisiyle buluştu. Konusu ve oyuncu kadrosuyla dikkat çeken Şahmaran dizisi merak uyandırdı. Kullanıcılar, Şahmaran dizisinin hikayesi araştırıyor. Peki, Şahmaran hangi kitaptan uyarlama? Şahmaran efsanesi nedir? Şahmeran hikayesi gerçek mi? Detaylar haberimizde...
ŞAHMARAN DİZİSİ KONUSU NEDİR?
Öğretim görevlisi olarak Adana'ya giden Şahsu, yıllar önce annesini terk eden büyükbabası ile yüzleşme kararı alır. Bu yolculukta kendisini Şahmaran'ın soyundan gelen ve ismi Mar olan sıra dışı ve gizemli bir topluluk ortasında bulur.
Aşkın ve bilgeliğin temsili olan Şahmaran efsanesine koşulsuz inanan Mar halkı, Şahsu'nun gelmesi ile tarihi kehanetin tamamlanmasını bekler. Büyükbabasının karşısına dikilip geçmişin hesabını sormak isteyen Şahsu ve Maran'ın yollarının kesişmesi ile her şey değişecektir.
ŞAHMARAN HİKAYESİ NEDİR?
Türk-İran-Irak-Kürt ve Anadolu mitolojilerinde rastlanan akıllı ve iyicil olarak tanımlanan bellerinden aşağısı yılan, üstü ise insan şeklindeki Maran adı verilen doğaüstü yaratıkların başında bulunan ve hiç yaşlanmayan, ölünce ruhunun kızına geçtiğine inanılan varlık. Hititler zamanında anlatılmakta olan İlluyanka efsanesinde yılana benzeyen bir yaratık olan İlluyanka'nın fırtına tanrısı Teşup ile olan savaşı anlatılmaktadır. Şahmeran Efsanesi'ne kaynak olabilecek bir diğer mitolojik yaratık da Yunan mitolojisinde Perseus tarafından başı kesilen Medusa'dır.
Haberler.com / Zehra Aygör - Gündem
20220330
Adana’daki Portakal Çiçeği Festivali’ne 700 bin kişi katıldı
Adana Valisi Elban, yaptığı yazılı açıklamada, 23-27 Mart'ta 10'uncu kez düzenlenen Uluslararası Adana Portakal Çiçeği Karnavalı'nda her sene olduğu gibi bu yıl da renkli görüntüler oluştuğunu belirtti.
Karnavalın huzur ve esenlik içinde tamamlanmış olmasından memnuniyet duyduğunu vurgulayan Vali Elban, etkinliklerde emeği geçenlere teşekkür etti.
Elban, Adana'nın festival konusunda Türkiye'nin önde gelen illerinden olduğuna dikkati çekerek şöyle devam etti:
"Kentimiz hem Lezzet Festivali hem Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı hem de diğer organizasyonlarla adından sıkça söz ettiriyor. Tarzı, duruşu, olaylara ve durumlara bakış açısıyla her zaman ülkemizde fark yaratan Adana'mızda düzenlediğimiz bu organizasyonlarla da fark yaratıyoruz. Bu etkinliklerin layıkıyla yapılmasında en büyük pay hiç kuşkusuz Adanalı hemşehrilerimizindir. Yıllardan beri düzenlenen ve Adana ile adeta simgeleşen bu etkinliklerimizde bırakın herhangi bir asayiş olayını en küçücük nahoş bir hadise dahi yaşanmamıştır. Bu durum, festivalimizin herkesçe ne denli sahiplenildiğinin bir göstergesidir."
Portakal çiçeklerinden yayılan güzel kokunun şehrin tüm cadde ve sokaklarını sardığını dile getiren Elban şunları kaydetti:
"Bu kokunun insanda bıraktığı etki eşsizdir. Bu fikirden yola çıkarak düzenlediğimiz Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı’nın bu yıl ki açılışını Kültür ve Turizm Bakanımız sayın Mehmet Nuri Ersoy ile gerçekleştirdik. Dolu dolu geçen etkinliklerle güzel Adana'yı ve Adana'nın güzel yürekli, samimi ve sıcakkanlı insanlarını ülkemizin ve dünyanın dört bir yanındaki insanlarla buluşturduk. Ziyapaşa Parkı, Atatürk Parkı ve Merkez Park içerisinde düzenlenen etkinliklere karnaval süresince yaklaşık 700 bin kişi katıldı. Misafirlerimiz, Adana'nın muhteşem güzelliklerini yaşarken bir taraftan da dillere destan Adana lezzetlerinin tadına varmanın mutluluğunu yaşadılar. İlimiz adına gurur verici olan bu tabloda ve karnavalımızın düzenlenmesinde büyük katkıları olan belediye başkanlıklarımıza, odalarımıza, sivil toplum kuruluşlarımıza ve tüm hemşehrilerime teşekkür ediyorum."
Kaynak: AA
Portakal Çiçeği Karnavalından İzlenimler
Son iki yıldır pandemi önlemleri nedeniyle online olarak gerçekleşen Portakal Çiçeği Karnavalı bu yıl yeniden sokaklarda kutlandı. Yüzbinlerce Adanalı ile yurt içinden ve yurt dışından gelenler sokaklarda sabahlara kadar eğlendiler…
Bu yıl 10’uncu kez düzenlenen ve 1 milyona yakın kişinin yeniden sokaklarda buluştuğu “Nisan’da Adana’da-Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı” çok sayıdaki eğlenceli etkinliğin ardından sona erdi. 23 Mart’ta başlayan ve 5 gün süren karnavalda özellikle hafta sonu büyük coşku yaşandı. Yağmura rağmen on binlerin doldurduğu ana sahnedeki “Karnaval gong seromonisi ve Haluk Levent konseri” ile farklı bir havaya bürünen karnavala katılanlar, sabahlara kadar süren eğlenceler ile adeta uyumadı.
Karnaval’a katılmak için Adana’ya gelen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Adana Valisi Süleyman Elban, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Karnaval Fikir Önderi ve Toyota Türkiye CEO’su Ali Haydar Bozkurt’un katıldığı resmi açılış töreni Cumartesi akşamı gerçekleşti. Törenin ardında sahne alan Haluk Levent on binlerce kişiye unutamayacakları bir konser verdi.
Kortej tüm Adana’yı dolaştı
Karnavalın simgelerinden biri olan korteje binlerce kişi katılırken Adana’ya gelen sanatçılar ve ünlü isimler de bu kortejin bir parçası oldu. Aylar önce hazırlamaya başladıkları birbirinden renkli ve ilginç kıyafetleriyle korteje katılan kişi ve gruplar ilgi odağı oldu. Korteje katılan kişi ve gruplar arasında da bir yarışma yapılarak en beğenilen tasarımlar ödüllendirildi.
Karnaval, sürprizlerle doluydu
Karnaval, sürprizlerle dolu olarak tamamlanırken en büyük sürpriz karnavalın fikir önderi Ali Haydar Bozkurt’tan geldi. Japonya’dan karnavala katılmak ve performanslarını sergilemek için verilen özel davete katılan Yukari Fumuro ile Hikaru Wakita’ya sahnede Ali Haydar Bozkurt saz, tambur ve gitarıyla eşlik etti. Yukari Fumuro, güzel Türkçesiyle başta Neşet Ertaş’tan olmak üzere herkesin bildiği Türküleri bağlamasıyla çalıp söylerken Ali Haydar Bozkurt da Türkülere eşlik edip bilinmeyen bir yeteneğini göstererek davetlilerden büyük alkış aldılar.
Bozkurt ”Sözümüzü tuttuk”
Karnavalın fikir önderi Toyota CEO’su Ali Haydar Bozkurt, Portakal Çiçeği Karnavalı’nın sona ermesinin ardından yaptığı açıklamada, karnavalın artık bir marka haline geldiğini ve bu değerin hep birlikte yaratıldığını söyleyerek şöyle konuştu:
“Geçtiğimiz yıl karnavalı tamamladığımızda şartların elverişiyle yeniden sokaklara döneceğimizi ve bu dönüşün muhteşem olacağını söylemiştik ve bu sözümüzü tuttuk. Gerçekten herkesin güven içinde dostluk, kardeşlik ve birlik havasında eğlendiğini gördük. Karnaval ile halkımızın moral değerlerini yükseltmekle birlikte Adana’nın marka kent olma yolunda kazandığı ivmeye katkı sunmaya ve imajını yükseltmeye devam ediyoruz. Hoşgörülü, çok güzel bir ortam ve insani değerlerimizle birlikte omuz omuza eğlenebilmeyi başardık sanıyorum. Bunun yanında esnafımızın morali yükseldi, ticareti arttı. Bu ekonomik canlanma küçük esnaftan başladı ve tüm Adana’ya yayıldı. El işleri satan kadınlarımız, yeme içme sektöründeki insanlarımız yani kısacası ekonomiyi oluşturan her unsurda karnaval ile birlikte büyük bir ekonomik canlanma yaşandı. Önümüzdeki yıl bunun üzerine katarak daha da iyisini yapmak için çalışacağız.”
Karnavalda neler yaşandı
İki yıllık hasretin ardından Nisanda Adana’da yeniden sokaklarda buluşuldu. Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı’nın 10’uncusunda birbirinden farklı adreslerde onlarca farklı etkinlik yapıldı.
Baharın gelişini neşe, dostluk, birlik ve kardeşlik temasıyla 2013 yılından bu yana kutlayan ve ülkemizin en büyük etkinliği olma unvanına sahip; pandemi önlemleri çerçevesinde 2020 yılında balkonlarda gerçekleşen, 2021 yılında ise dijital olarak düzenlenen “Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı” bu yıl yeniden tüm coşku ve enerjisiyle sokaklara taşındı.
Merkezpark, Atatürk Parkı ve 01 Burda AVM gibi farklı alanlarda çeşitli bando ve dans gösterileri, konserler, DJ performansları, yarışmalar, sergiler, şiir dinletileri gibi etkinliklere sahne olan karnaval; 27 Mart Pazar günkü Yeni Türkü konserinin ardından bir sonraki yıl Adana’dan ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen katılımcılarıyla tekrar buluşmak üzere sona erdi.
Bu yıl 10. kez düzenlenecek olan “Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı”nda gerçekleşen 70’ten fazla etkinlikten bazıları ise şöyleydi:
Konserler ve DJ performansları
Hepimizin evlere kapandığı, çoğu zaman ise sıkıldığı pandemi döneminde ortaya çıkan ve bizleri gülümsetmeyi, eğlendirebilmeyi başaran, kendine has tarzıyla birbirinden güzel şarkılara birbirinden güzel yorumlar getiren “Pandami Music” ‘En İyi DJ’ ödülünün sahibi “HEY! Douglas” ve ‘Bu Saatten Sonra’, ‘Bir Sebebi Var’, ‘Kaybolurum Gülüşünde’ gibi şarkılarıyla sevenlerini hem eğlendiren hem hüzünlendiren grup “İkilem” en sevilen şarkılarını karnaval için söyledi. Kemanı ağlatan, dinleyicileri coşturan DJ; “Uğur Yıldırım” ve DJ Gökhan Akkaş da karnaval enerjisini zirveye taşıdı.
Hızlı Kebap Yeme Yarışması
Karnavalın en eğlenceli etkinliklerinden biri de hiç kuşkusuz “Hızlı Kebap Yeme Yarışması” oldu. Adana’nın damak çatlatan kebap dürümünü en hızlı kim yiyebilir? Bu sorunun cevabı da verildi.
Portakallı Lezzetler Yarışması
Karnavalda “Portakallı Lezzetler Yarışması” da yer aldı. Kentin en önemli tarım ürünlerinden olan narenciyeyi Adana’nın sevilen lezzetleriyle buluşturmanın amaçlandığı yarışmada onlarca lezzet yarıştı.
Rengarenk Fest
“Girişte boyanı al, eğlenceye katıl” sloganıyla herkesi coşku dolu anlar yaşamaya davet eden Rengarenk Fest, Karnaval’ın en “renkli” etkinliklerinden biri oldu.
Portakal Çiçeği Karnavalı Uluslararası Satranç Turnuvası
Çukurova Belediyesi tarafından Karnaval etkinlikleri kapsamında Türkiye Satranç Federasyonu ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen 30 bin TL ödüllü “Uluslararası Satranç Turnuvası” 22-27 Mart tarihlerinde Çukurova Belediye Yerleşkesi’nde gerçekleşti.
E-Spor Turnuvası
Oyun tutkunları, Seyhan Belediyesi Teknoloji ve İnovasyon Merkezi’nin katkılarıyla 22-26 Mart tarihleri arasında düzenlenen Karnaval Kupası – DOTA 2 Turnuvası’nda 15 bin TL’lik büyük ödülün sahibi olabilmek için kıyasıya mücadele ettiler.
Portakal Çiçeği Karavan’Adana
“Karavan’Adana”da için rota oluşturuldu: Portakal Çiçeği Karnavalı… Kamp, karavan ve doğa sporları tutkunları, 21-27 Mart tarihleri arasında Merkez Park’taki özel kamp yerleşkesinde bir araya geldiler. Karavan’Adana birbirinden eğitici, eğlenceli etkinlik ve seminere ev sahipliği de yaptı.
Uluslararası Tanıtım Stantları ve Çocuk Etkinlikleri
Dünyanın dört bir yanından gelen katılımcılar, karnavalda kültürlerini tanıttılar.
Karnaval, çocukları da unutmadı... KindyROO Çocuk Etkinlikleri ve TJK Pony Club Aktivitesi, 25-27 Mart tarihleri arasında Atatürk Parkı’nda hem eğlenceli hem öğretici aktiviteler ile Karnaval’ın minik katılımcılarını mutlu ettiler.
20190927
🎞 Mustafa Kemal Atatürk’ün 15 Mart 1923’te Adana’ya yaptığı ziyaret
Mustafa Kemal Atatürk’ün 15 Mart 1923’te Adana’ya yaptığı ziyarete ait Fransız gazete arşivlerinden çıkan videosunun renklendirilmiş hali.❤️ pic.twitter.com/sKx8bdwTNw— dnt_matter (@qqueenfreddie_) September 27, 2019
20190605
20190131
Anadolu'da insanlık asla ölmez...
2 Adanalı kardeş belli ki harçlıklarını çıkarmak için tatlı satıyor. Çocuk bedenleri boylarından büyük tablayı kaldıramayınca devriliveriyor..Sonra bir kaç güzel insan durumu fark edip çocukların tatlılarını satın alıp, başlarıno okşayarak uzaklaşıyor. Merhametin başkenti Adanam! pic.twitter.com/HTjoxZ9gBj— Adanacity (@bizadanaliyik) January 31, 2019
20181122
✍️ Adanalılar hakkında bir yazı...
ADANALI OLMAK!..
Veronika arıyordu..
- Ayşe'nin sunumu var. Geçerken seni alacağım hazır ol diyordu..
Canım Veronika'm..
Yıllar önce güzeller güzeli sarışın Alman balerin Veronika, Adanalı bir gence sırılsıklam aşık olmuştu.. Üniversite öğrenimi için Almanya'ya giden Adanalı karayağız Mehmet Arman'a..
Kutas Arman ve Dr Nevzat Arman'ın oğlu Mehmet.. Varlıklı ve çiftçi bir ailenin "Allah'ına kadar Adanalı olma özelliğinde... Çağdaş ve ilerici bir aile" Arman Ailesi... Dr Nevzat Arman aynı zamanda CHP'li senatör..
Almanya'dan uçup gelen zarif ve narin bir kelebek, Adana'nın bereketli bakır renkli topraklarına, Toros Dağları'nın eteklerine... Çukurova'nın uçsuz bucaksız tarlalarına, tozlu yollarına sessiz ve masum konuverir..
O zamanların Adanalısı şaşkındır..
- Adanamız'da kız mı yok gardaşım.. Niye yaban ellerin kızı gönensin ki bizim kızlar dururken ağam derler..
Derler de bu büyük sevdanın karşısında, Veronika'nın inci tanesi yüreğinin karşısısında şapka çıkarılır, başlar öne eğilir..
Veronika ile yolumuz kırk yıl önce benim 23 Nisan çalışmalarımla kesişti.. İlk karşılaştığımız gün tüm değerlerimiz örtüşmüştü.. Yüreğimiz de...
Kurallı ve çalışkandı.. Dakik ve sorumluluğun bilincindeydi.. Saygılı ve sevecendi.. O da çalışmalarımızda beni izlemiş uzun uzun..
- Ülkenizi sevdim.. Adana'yı çok zevdim.. Öğretmenleri de çok severim.. Arkadaş olalım seninle.. Ailem gibi ol benim dedi..
Alman aksanlı Türkçesi ile.. O hareli yeşil gözleri ve içten tebessümü ile öyle güzel bakıyordu ki.. Belli ki bir çok özlemler içindeydi..
O gün yılları damla damla biriktirip derya denize dönüşecek bir dostluk başlamıştı ikimizde..
Ayşe dört yaşındaydı onunla tanıştığımızda..
Hani adam olacak çocuk bir şeyinden belli olurmuş ya.. Yüzü gözü kanter içinde, alevden bir top gibi dalmıştı odaya.. Beni görünce şöyle bir süzdü.. Ben de onu süzüyordum tebessümle..
- Mami kim bu?..
- O bir öğretmen dedi annesi..
Çakmak çakmak gözlerinde zevgiyi ve saygıyı yakaladım o an...
Akıp giden yıllarda hergün biraz daha mayalanan bir dostluk.. Yılları yumak gibi sararak..
Şimdi Amerika'da prof olan oğlum, ben henüz doğum masasındayken, o çırılçıplak ilk Veronika'nın kucağında dünyaya merhaba dedi...
Ayşe'nin yaşam ve mesleğine sevdasını birlikte izledik Veronika ile.. Fikri firarda çılgın Ayşe'mizin..
Zarif Suna'cığım, tatlı Nevzat.. Onur'um, Ezgi'm ve Kıvanç'ım ile birlikte büyüttük onları.. Hukuk okuyan kızımın bale öğretmeni de oldu can arkadaşım.. Adana onunla bir Bale Merkezi'ne kavuşmuştu..
Hiç bir an kopmadık yıllarca acı ve tatlı her günümüzde.. Ben değerli eşimi, o Mehmet'ini kaybettiğinde güç verdik birbirimize..
Telefondaki sesine
- Tamam Megi'm dedim.
Megi Veronika'nın küçük ismi..
Ve o gün 20 Kasım'dı..
Yalnızlığım, sevdiklerimden uzaklığımın hüznü; sihirleniverdi.. Yine Veronika ile pırıltılı bir güne dönüştü..
Veronika yanında Ayşe'nin Hindistan'da sivil toplum kuruluşlarına yardım amaçlı proje olarak başlattığı tarifsiz iyiliklere sebep olan SAKAJEWA İYİLİK KOLYELERİ'nden getirmişti bana.. Renk renk takıverdi boynuma.. SAKAWEJA İYİLİK KOLYELERİ.. Dedim ya... Sihirlenivermişti bu gün bana..
Ayşe "Ekonomi Zirvesi Adana" Projesi'nde sunum yaptı.. Özgün, sempatik, esprili, şirin ve içtendi. Konukları vardı. Harika insan; sanatçı, araştırmacı, sunucu en önemlisi tutkulu bir Adanalı..
NEBİL ÖZGENTÜRK..
1999 Türkiye güzeli AYŞE HATUN ÖNAL.. Adana'da bir İstanbullu gelin YELİZ ARMAN..
Adana dilini, geleneklerini, can dostluğunu, yemeklerini, bereketli topraklarını, yetiştirdiği sanatçılarını anlattı tatlı esprileriyle Ayşe..
Her zamanki gibi turkuaz rengiyle, fikri firarıyla, çağıl çağıl akan bir Seyhan Nehri'ydi sahnede Ayşe'miz..
"Hep böyle enerjik kalın lütfen" diyordu annesiyle bana... Program sonrası sohbetimizde..
O, alev yalımındaki enerjisiyle insanları içtenliğine çeken...
Çok sevilen bir yazar, gazeteci, araştırmacı..
Harika bir anne ve evlat...
Portakal çiçeği rayihasında TUTKULU bir ADANALI..
BİZİM KIZ AYŞE!..
Günüm, dostluğun taçlandırdığı büyülü bir güne dönüştü..
ADANALI OLMAK böyle birşey işte.. Toprağından mı, suyundan mı?.. Her an herşey olabilir.. Kış ayında baharı yaşatır insana Çukurova'nın albenili havası.. Toros Dağları, Zorkun Yaylası... Pamuk tarlaları, mis kokulu kebabı, şalgamı, şırdanı...
Bici bicisi, içli köftesi, kömbesi..
Bağ evleri, cibinlikli damları, alabildiğine uzanan kan kırmızı gelincik tarlası..
Rakısı, boğması, cacığı...
Yazlık sinemaları..Kimseyi tınmayan festivalleri..
Dünyaca ünlü sanatçıları, yazarları, güneşe kurşun sıkan çılgınlıkları..
Deli akar Adanalı'nın kanı damarlarında.. Kadınında da, erkeğinde de.. Ateşlidir.. Merttir, yiğittir.. Sevdaya sevdalıdır.. İhanet yazmaz kitabında.. Arkadaşının aşkı bacısıdır onun.. Mahallesi de namusudur..
Aşkı ölümüne yaşar tüm hücrelerinde.. Duygulu, masum, biraz da mahcuptur sevdasında..
Ama ilkelerinde cesur ve gözü karadır erdir, erdemlidir...
Dev şairleri haykırmıştır aşkı, güzelliği, doğayı çağlar boyunca Çukurova topraklarından..
Dost canlısıdır..
Hiç tanımadığı insanları sahiplenen, "bize gidek, bizde kalak" diyen can davetleri.. İlla "ben ödeyeceğim" diye ısrarları..
Hele de meşhur SARISICAĞI...
ADANA!..
IKLİMİ GİBİ SICAK İNSANLAR DİYARI..
ADANA!..
AKDENİZ'İN ÖZELİ ve EN GÜZELİ..
ADANALI OLMAK YAŞAMI RENGARENK YAŞAMAKTIR..
BÜYÜLÜ YAŞAMAK!..
Esma ŞEREF
20180716
Portakal Çiçeği’nde modacılara kariyer fırsatı

Portakal Çiçeği’nde modacılara kariyer fırsatı
Türkiye'nin ilk ve tek sokak karnavalı olan Nisan'da Adana'da Portakal Çiçeği Karnavalı'nın merkezini oluşturan Ziyapaşa Bulvarı'nda heyecan başladı. Karnavalın en renkli etkinliği olan Kostüm Tasarım Yarışması'nın koordinatörlüğünü üstlenen Moda Bloggerı Ümit Temurçin'i konuk edip, görüş alışverişinde bulunan Ziyapaşa Bulvarı Geliştirme ve Koruma Derneği Başkanı Naci Sezgek,fütüristik temalı yarışmanın genç modacılara parlak bir kariyer fırsatı sunduğunu söyledi.ÖDÜLLER, PARİS GEZİSİ VE AKADEMİK EĞİTİM
Bu yıl 3-9 Nisan tarihleri arasında 5'incisi kutlanacak Nisanda Adana'da Portakal Çiçeği Karnavalı Kostüm Tasarım Yarışması'nın başvurularının 9 Şubat'ta sona ereceğini anımsatan Ziyapaşa Bulvarı Geliştirme ve Koruma Derneği Başkanı Naci Sezgek "Kostüm Tasarım Yarışması'yla ilgili detaylı bilgiler karnavalın web sitesinden paylaşıldı. Toplam 10 bin lira para ödüllü bu yarışma, Paris'te moda fuarı gezisi, İstanbul Moda Akademisi'nde eğitim imkanı sunacağından, genç modacılar için kaçırılmaması gereken bir etkinlik" dedi.
RENKLER; TURUNCU, YEŞİL, SARI VE BEYAZ
Karnaval ruhunu yansıtan, turuncu, yeşil, sarı ve beyaz tonlarda hazırlanan kostüm tasarımlarından dereceye giren ve finale kalanların 7 Nisan'daki gala gecesindeki defileyle tanıtılacağını kaydeden Başkan Naci Sezgek, "Genç ve yetenekli tasarımcılara fırsat verip, kendilerini gösterecekleri profesyonel bir platform oluşturan Kostüm Tasarım Yarışması'nın Nisanda Adana'da Portakal Çiçeği Karnavalı'nı daha üst düzeylere taşıyıp, Adana'nın uluslararası düzeyde tanıtımına önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum" diye konuştu.
KARNAVALDA YİNE ZİYAPAŞA'DAYIZ
Ziyapaşa Bulvarı'ndaki işletmeler ve dernek olarak Nisanda Adana'da Portakal Çiçeği Karnavalı'na en iyi şekilde evsahipliği yapma çalışmalarının gün geçtikçe ivme kazandığını ifade eden Başkan Naci Sezgek, 3-9 Nisan tarihleri arasında çok sayıda etkinlikle bu yıl da nabzını kutlamaların nabzını tutacaklarını belirtti.(Bülten)
Alıntı / Kaynak: http://www.5ocaknews.com/haberler/kultur-sanat/portakal-cicegi-nde-modacilara-kariyer-firsati.html
20171128
Adana biraz da Türkiye’dir! / Feridun Andaç

Yakın zamanda Adana’ya üç kez geldim. Bu gelişimde Yaşar Kemal Sanat Günleri’nde usta yazarımızı konuşacaktık.
Çukurova dendi mi ilk akla gelen Orhan Kemal’dir, Yaşar Kemal’dir. Benim için biraz da Reşat Enis’tir, Yılmaz Güney’dir, Demirtaş Ceyhun’dur. Onların buraya dair yazdıkları, anlattıklarıdır.
Kenti adımlarken o duyguya kapılırsınız. İzler, renkler, sesler ararsınız yazdıklarından. Her ne kadar Adana da küreselleşme salgınından payını almışsa da kenti adımladığınızda yer yer sözünü ettiğim izlere rastlamanız mümkün.
Bir kenti var eden, tarihsel/kültürel doku kadar, gündelik yaşama seyridir. Ve elbette ki o kentin ekonomisi, doğası... Bu bağlamda Adana kadim bir kent... Doğu Akdeniz uygarlığının kavşağında bir yerde olması onu, buluşturan dönüştüren, hatta taşıyan kent kimliğine büründürmüştür bence.
MAHSULAT-I HAYAT SATIŞEVİ
Sanatın, kültürün neredeyse her alanında birçok insanı var etmesi rastlantı değildir. Aynı zamanda ülke ekonomisinin dinamosu olması da öyle...
Dünkü Adana’dan bugünkü Adana’ya kıyas yapacak değilim, öyle bir dağarcığım da yok. Ama okuduklarım kadar görüp gözleyebildiklerimin bana anlattığı şu ki; dünkü Adana, geleceği kurma düşlerini insanlara taşıyan birikime sahipmiş. Bunu nereye/neye dayanarak söylüyorum?
Edebî okumalarımın yanı sıra yüzümü döndüğüm tarih çok şey söylüyordu aslında. Hele hele Millî Mensucat Fabrikası’nın tarihçesini okuduğumda gördüğüm başlı başına bir ülke gerçeğiydi. Ama bu gelişimde karşıma çıkan bir kitap vardı ki; okumaya başladığımda Adana’nın yüz yıllık yakın tarihi ile karşı karşıya kalmıştım. Bu yörede simge bir ad olan Selahattin Canka’nın “Bitpazarı: Ticaret, Sanayi, Hırdavat, Siyaset, Matbuat, Zuhurat, Hitabet, Kitabet, Vukuat, Hikâyet, Tezvirat, Tevkifat ve tüm mahsulat-ı hayat. Satışevi” adını verdiği kitabı hem bu öyküyü baştan sona anlatıyor, hem de size Türkiye’nin neden “AKP” den ibaret olmadığını gösteriyordu.
GÜNEY SANAYİİ’Nİ KİM BATIRDI
Bugün Adana için İstanbul’dan daha çok Türkiye diyebilirsiniz. Ama küresel kapitalizmin adeta simgesi haline gelen siyasi bir angajmanı Türkiye kılamazsınız.
1904 yılında Millî Mensucat Fabrikasının kuran Adana, ülkenin tarımsal ekonomisinin geleceğe dönük ibresini pekâlâ gösterir size. Canka’nın anlattıklarında karşımıza çıkan gerçeklikte de bunları bulabiliriz. Bir kentin yakın tarihini onun tanıklıklarından okurken aslında ülkenin tarihine de notlar düştüğünü gözleriz. Adana aynı zamanda yükseliş ve düşüşlerin de kentidir. Türkiye’nin ekonomisi kadar siyasetini de oradan okuyabiliriz. Canka’nın “Bitpazarı” adını verdiği tanıklık öyküsünde okuduklarımız bizi şaşırttığı gibi birçok gerçeği de karşımıza çıkarıyor.
Adana’nın önemli tekstil fabrikası Güney Sanayii’nin batışında dönemin siyasi aktörü Turgut Özal’ın rolünün ne olduğunu anlatan Canka, siyasilerin ülke ekonomisini/sanayicisini yıkıma nasıl sürüklediklerini de gözler önüne serer. Bir bakıma, ya bendensin ya da değilsin denerek üstelik.
....
....
Alıntı Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/adana-biraz-da-turkiye-dir-feridun-andac-kose-yazilari-kasim-2017
En Çok Okunanlardan...
-
Bu yazımızda Milli Edebiyat Dönemi'nin en önemli şairlerinden biri olan Mehmet Emin Yurdakul'un "Cenge Giderken" şii...
-
Ülkemiz yer şekilleri bakımından oldukça farklı özelliklere sahiptir. Yer şekillerindeki farklılık iklimlerin bölgelere göre değişiklik...
-
Amerika’da benzin istasyonunda durdum. Sonra arabama dönerken, bir kamyonet yanımda durdu.. Bir vatandaş arabadan çıktı ve gerçekten inanmad...
-
''İçimizde şeytan yok… İçimizde aciz var… Tembellik var… İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: ha...
-
John Dewey’in Türk Maarifi Hakkında Raporu ve Türk Eğitim Sistemi Akın EFENDİOĞLU Çukurova Üniversitesi Hasan Güner BERKANT Kahramanma...
-
Kurtuluş Savaşı Cepheleri Kurtuluş Savaşı Cepheleri, Kurtuluş Savaşı boyunca üç cephede savaş yapılmıştır. Doğu, Batı ve Güney de savaş y...
-
'HERAKLES LAHİDİ' ARTIK ANTALYA MÜZESİNDE SERGİLENİYOR Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş: “Kültür ve Turizm Bakanlığı olar...
-
* Kün-Ay tamgası ile Türklerle ilgili Göbeklitepe'de T şeklindeki dikilitaşlarda görünen Kün-Ay tamgası, Türk kavimlerinin bayrakla...



