ABD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ABD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260401

⚽️🌍🏆SOSYAL MEDYAı: Tebrikler Bizim Çocuklar, Dünya Kupasındayız.


 

20260317

📖🗣️🎙️İlber Ortaylı’nın 25 yıl evvel BedirAcar'a verdiği mülâkattan önemli notlar. ''Kültürel reddi miras''

 


İlber Ortaylı’nın Sayın  Bedir Acar'a  25 yıl evvel verdiği mülâkattan önemli notlar. 

Kimi aydınlarımız redd-i miras peşinde ama Osmanlısız kültür olmaz. Şimdi babanızı reddetmekle işten kurtulabilir misiniz? Kaşınız benzer, gözünüz benzer. Reddi miras, bir cemiyet için en manasız müessesedir. O safha artık bitmiştir, bitmelidir. Osmanlılık denen şeyin bir kompleks olmadığı artık kabul edilmiştir. Osmanlı'nın 700. yılını kutlayan devlet değil midir?"

"Kimse Cumhuriyet'ten vazgeçmedi, Cumhuriyet düşmanı olmadı. Ama insanlar mazideki imparatorluğun kültürel değerlerini benimsiyor. En azından bizim kuşaklar kadar ham ve hoyrat reddiyeler yazmıyorlar. Türkiye'nin böyle bir gelişmeye ihtiyacı var."

"Toplumun elit tabakasının belirgin bir şekilde kendi kültürüne sahip çıkması ve onu taşıması gerekir. Üst tabaka kendi kültürünü kaybederse, alt tabaka da başıboş kalır ve kendine kolay bir yol tutturur."

"Osmanlı'da çok mühim bir bürokrasi ve ordu geleneği vardır. Bugünkü Türkiye'nin İslam dünyasında - istediğiniz kadar beğenmeyin - sağlam bir bürokrasi geleneğine ve güçlü bir orduya sahip olan tek devlet olduğunu kimse aklından çıkarmasın. Bu Osmanlı'dan tevarüstür."

"Dünyada bugün müthiş bir Amerikanlaşma vardır. Bu bir avamî kültürdür ve bizim toplumumuzun da sorunudur. Bu tip bir yaşama biçimi insanlık değerlerini tahrip ediyor."

"Bugünkü laik eğitim kavgası asıl problemi görmemizi engelliyor. Zeki insanı yükseltecek bir eğitim sistemimiz olmalıdır. Şayet bu olmazsa bütün geleneğimizin yıkılması demektir. Bu bir facia olur."


Alıntı: Müge Özarmağan @AvMuge





20260124

📖 Halide Edib'in Amerika yazıları-100 yıldır değişen hiçbir şey


Halide Edib'in Amerika yazılarını 15 yıl önce toparlamıştım. Tekrar okurken şu kısmı çok hoşuma gitti. 100 yıldır değişen hiçbir şey olmaz mı...! Dr. Işıl Acehan  
@IsilAcehan
"Zengin sınıfın birinci örneği, nesiller boyunca kurup topladıkları milyon hatta milyarlarıyla birtakım büyük vakıflar kurmuşlar ve bunlar sadece Amerika’nın değil, başka kıtalardaki insan topluluklarının da ilmi, sıhhi, insani vesair esas ihtiyaçlarına yardım etmiştir. Carnegie, Rockefeller, Ford’lar hep bu sınıfa dâhildirler. Sahipleri çok sade yaşar, Amerikan ekseriyetinin hayat seviyesini aşmazlar. Bunlara tramvay ve otobüslerde tesadüf edebilirsiniz. Kıyafetlerinde gösteriş yoktur, sofraları herhangi Amerikan ailesinin derecesini aşmaz. İkinci zengin sınıf bir takım türedi, servetleri kafa ve kabiliyetten ziyade bir takım çarpık vasıtalarla elde edilmiştir. Bunları daha fazla Amerika haricinde, bilhassa Paris’te servet gösterileri ile çalım satarken görebilirsiniz. Çünkü Amerika’nın içinde, evi ne kadar muhteşem olursa olsun, hayat tarzı halkı geçen kılık kıyafetleri fazla gösterişli yaşayanlar hoş görülmez."


20251022

🇹🇷🤼‍♂️ KOCA YUSUF-SON GÜREŞİ



KOCA YUSUF-SON GÜREŞİ
29 Haziran 1898’de Buffalo, New York’ta Amerikalı güreşçi Ernest Gallagher ı http://5dk45sn.de yerden yere vurduğu müsabakadır.

Özrumeli
@yeniozrumeli

20250924

🎞️New York'un ünlü Times Meydanı'ndaTürk kültürünün vazgeçilmez ikililerinden simit ve çay ikramı

 


 

20250704

🎞️ Yurtdışındakii 🇹🇷Türk Mahalleleri

 

🎞️ 🇩🇪Almanya’da 🇹🇷Türk Mahallesi 

 

 🎞️ 🇬🇧İngilterede 🇹🇷Türk mahallesi haringey 

 

 🎞️ 🇹🇷Türkler 🇺🇸Amerika'yı İşgal etmiş 

 

 🇬🇧Londra 🇹🇷Türk Mahallesi: Harringay- Londra Türkleri-Londra Yaşam 

20250611

Milli futbolcu Merih Demiral, bilim adamı Aziz Sancar ile ABD'de bir araya gelmeleri hakkında ne dedi?

 

A Millî Takım heyeti, Nobel Kimya Ödülü sahibi Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar'ı ABD'de ziyaret etti.

TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ve Merih Demiral, ABD’de Prof. Dr. Aziz Sancar’ı ziyaret etti. Bozkurt pozu sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Sancar, Milli Takım’a başarılar diledi.

Merih Demiral, bilim adamı Aziz Sancar ile ABD'de bir araya gelmeleri hakkında ise şöyle konuştu:

"Aziz Hoca gerçekten çok değerli bir insan, onu gördüğümüz için çok mutlu olduk. Konuşurken bile tüylerim diken diken oluyor, o kadar değerli bir bilim insanı bizim için. Görüştük, konuştuk, vakit geçirdik, bizim için çok değerliydi, bugün maçtan önce de geldi bize başarılar diledi. Böyle insanları görmek bizim için çok önemli. Bize ilham kaynağı olan insanlar, onu tanıdığımız için çok mutluyuz, çok değerli bir insan."

Merih, "Aziz Sancar Vakfı'na katkıda bulunacağınız doğru mu?" sorusunu, "Başkanımız da takımdaki futbolcular olarak da gerekli katkımızı yapacağız Aziz Sancar Vakfı'na. Aziz Hoca çok değerli bir insan, Türkçülüğü, milletini çok seven sayan değerli bir bilim insanı. Vakfında da Mardin'den taşlar olsun, İznik'ten çiniler, çok değerliydi, çok etkilendik." şeklinde yanıtladı.

Milli futbolcu, "...Aziz Sancar ve senin verdiğiniz poz da çok konuşuldu. Neler söylersin?" sorusuna, "Aziz Hoca ülkesine sadık, ülkesini çok seven, milliyetçi bir insan. Bizi gururlandırdı, iyi ki onu tanımışız, öyle poz vermemizi kendi istedi, biz de o pozun içinde olduğumuz için gurur duyduk." yanıtını verdi.

Merih Demiral, son olarak, "Türkiye'nin gurur duyduğu bir milli takım var, bunu devam ettirmek istiyoruz. Milli forma altında inşallah nice başarılar bize nasip olur." sözlerini kullandı.






20240906

🇹🇷⚓️🚢Türk denizciliğinin Akdeniz hâkimiyeti ve ABD ile anlaşma



Türklerin denizciliğini küçümseyenler, Akdeniz hakimiyeti falan abartılı diyenler, deniz gazilerimizi hor görenler bu anlaşmadan haberdar mıdır sizce? İşte bundan tam 229 sene evvel 5 Eylül 1795 tarihinde ABD'yi haraca bağladığımız anlaşmanın orjinal metni. 

Osmanlı, o dönem ABD'yi muhatabı görmediği için anlaşma, George Washington ile Cezayir Dayısı Hasan Paşa arasında imza edilmiş. 

  • Anlaşma ile Garp Ocakları, Akdeniz'e giren ABD gemilerine el koymamayı taahhüt ediyor. ABD de daha önce el konulan gemi ve esirlerine karşılık 585.000 dolar fidye vermeyi, ayrıca her sene 12.000 Cezayir altını ödemeyi kabul etmiş. 
  • Dahası Akdeniz'de yaptıkları her ticaretin yüzde 5'ini de Garp Ocakları'na ödemeye mecbur kalmışlar. 
  • Bu anlaşma, hem ABD'nin kendi tarihinde haraç vermeyi kabul ettiği hem de İngilizce dışında bir dilde imzaladığı (Arapça harflerle yazılmış Türkçe metin) tek anlaşma.

20210628

Benzin istayonundaki kızılderili



Amerika’da benzin istasyonunda durdum.
Sonra arabama dönerken, bir kamyonet yanımda durdu..
Bir vatandaş arabadan çıktı ve gerçekten inanmadım...
Sordum "neden boyle bir
t-shirt giyiyorsun? "
Sandım ki baya bir hikaye anlatacak.
Yok öyle degil.
Yani ağdalı bir hikaye değil..
Dedim ki "Kim bu t-shirt'ün üstündeki şahıs?"
Atatürk demek istedi fakat diyemedi..
Dedim ki "Daha adını söylüyemiyorsun nasıl oluyor da bu t-shirt u giyiyorsun?
Hikaye şöyle:
Dedi ki " Ben ne zaman bir çocuktum, annem babamdan bu şahsın ismini duydum.
(Bu arkadaş 72 yaşında)
EEEE...
Annen baban ne söyledi bu şahıs için?
(çünkü bu şahsın söyleyeceğinden daha çok, anne babasının ne düşündüğünü merak ettim.)
Bu arkadaş Apache Kızılderili, Nevada'dan.
"Annem ve babam dedi ki, bizim tek eksiğimiz böyle bir liderdi, özgürlüğümüzü kazanmak için. Özgürlük her şeydir.
Sonra dedi ki : San Francisco’ya gitmiştim, insanlar her yerde t-shirt satıyorlardı, ne zaman bu
t-shirtü gördüm, annem babam aklıma geldi ve bunu aldım.
Aslında bu arkadaş bizim tarihimizi bilmiyor.
Sadece bildigi bir tek sey var.
"Bu adam (Atatürk) halkını özgürlüğe kavuşturdu ve benim atalarim her zaman onu hayal etti!
Sadece, resmini çekebilir miyim dedim, çünkü sizler ile paylaşmak istedim.
Dedi ki, sen Atatürk’ün ülkesindensin, tabi ki çekebilirsin...
Olay şu arkadaslar, bizler neye sahip oldugumuzun farkında değiliz!!!
Ancak bütün Dünya farkında..
Muhtar Alemdar

20200710

✍️ Cihan Pehlivanı Koca Yusuf

4 Temmuz 1898


Koca Yusuf; Osmanlı sınırlarında yalnızca Çolak Mümin'e yenilmişti. Yusuf, rakibini ciddiye almamış, gafil avlanmıştı. Ancak göbeği gökyüzünü görmemiş, hafif yan düşmüştü. 

Hakem Kel Aliço; Çolak Mümin'in elini havaya kaldırmış, Yusuf da buna itiraz etmemişti.

Sağlığında onun sırtını hiç kimse yere getiremedi.
Koca Yusuf bindiği geminin batması sonucu boğularak vefat etti.

Gemi kazasının ardından Amerikalı bir güreş yorumcusu şöyle yazmıştı ;
"Eğer Koca Yusuf, Okyanus'un derinliklerinde yatıyorsa, kesinlikle yüzükoyun yatıyordur."

Gemiden kurtulan 41 kişinin içinde bulunan bir Fransız yaşlı kadın şöyle dedi: 'Beni ve birçok kişiyi güçlü, kuvvetli ve bıyıklı bir adam filikaya taşıdı. Ancak kendisini filika batacak diye almadılar ve orada bıraktılar'.

Birkaç gün sonra Azor Adaları kıyısına birçok insanın cesedi vurdu. Aralarındaki yapılı ve bıyıklı bir cesed kimsesizler mezarlığına gömüldü. ..


Kırkpınar’dan Amerika’ya: Koca Yusuf
Ötüken Dergisi

24 Ağustos 2017

Aslen Deliorman’lı olan yakın dönem Türk güreşinin akla gelen ilk ismi İsmail Yusuf nam-ı değer “Koca Yusuf” 1857 yılında Karalar köyünde dünyaya gelmiştir. Muhakkak ilham aldığı bir güreşci büyüğünün olduğunu düşündüğümüz Yusuf, daha çok küçük yaşlardan itibaren köyündeki danalarla boğuşarak bu yola baş koyacağını çevresindekilere göstermişti.

Tarih sahnesine ilk çıkışı ise, genç yaşlarında meşhur Baş Pehlivan Kel Aliço ile 1885 yılında karşılaşmasına rastlar. 26 yıl bir fiil Kırkpınar Baş Pehlivanlık ünvanını taşıyan, karşısına geleni yere seren Kel Aliço artık yaşlanmaya başlamıştır. Fakat hala kendisinden emin, gücü kuvveti yerinde olduğu halde 27. kez altın kemeri almak uğruna er meydanına çıkmıştır.

Kendisiyle güreşmek isteyen genç körpe bir pehlivan olduğunu görünce yine kendinden emin rakibiyle kapışmaya koyulmuştur. Kalabalık Aliço’nun gücünden emin bir şekilde güreşi izlerken Yusuf gayet sert çıkışlarda bulunarak yılların ustasının sırtını yere getirmeye uğraşıyordu. Saat iyice ilerlemiş iki koca adam hala yenişememişti. Aliço’nun yorulduğunu, güçten düşmeye başladığını anlayan kalabalık hava karardı diye güreşi ertelemek istemiş fakat Aliço buna sert bir şekilde karşı çıkarak:
–Bre burası Kırkpınar’dır. Er meydanıdır buncağaz. Burada yenişene kadar güreş tutulur. Zift fıçıları, çıralar ne güne duruyor? Tutuşturun oncağazları… Pişmiş güreş bırakılır mı hiç? Bu kızancağıza yenilmek kaderimde varsa bırakın yensin beni… Hem ben artık bu er meydanlarından çekileceğim. Aliço’yu yenmek talihini bir daha bu Yusufcağız nerede bulacak?

Aliço’nun bu sözleri rakibini öylesine duygulandırmıştı ki Yusuf bu büyük ustanın eline sarılıp öptükten sonra titrek bir sesle ona:
–Ustaların ustası, pehlivanların pehlivanı, koçyiğit ağam benim! Gel bırakalım şu güreşi. Sözlerinle yendin sen beni. Elimde ayağımda derman komadın. Bu söylediklerinden sonra ben seni tutamam gayri. İstersen sen tut beni, vur sırtımı yere.


Aliço da meydanı çevreleyen kalabalığı teşkil edenler gibi çok duygulanmıştı. Deliormanlı Yusuf’u alnından öptü:
– Bu meydan bundan sonra senindir artık. Senin gibi bir pehlivan ortaya çıktıktan sonra gözüm arkada kalmadan ayrılacağım buralardan. Ödül de başpehlivanlık da senindir. İkisine de güle güle sahip ol. İkisi de sana helal olsun oğul, dedi.
Ve o günden sonra Türk güreşinde Koca Yusuf’un devri başladı. Yusuf’un namı Avrupa’ya kadar gitmişti. Çeşitli organizasyonlar ve davetlerle Avrupa’nın önde gelen güreşcileri Koca Yusuf’la güreşme şerefine eriştiler. Fakat Avrupa’da da tüm rakiplerinin sırtını yere getiren Yusuf, kendine uygun rakip bulamıyordu.

Eski dünyada ondan iyisi yoktu bunu kanıtlamıştı. Avrupa’da sırtını yere getirdikleri arasında Olsen, Pons, Fournier, Gambier, Raul, Rum güreşçi Antonio Pierri ve İngiliz güreşçi Tom Cannon gibi o dönemin ünlü güreşcileri vardı. Fransa’da 3 yıl kaldıktan sonra ünü ABD’ye varmıştı ve organizatörlerin daveti üzerine Antonio Pierri ile Doublier eşliğinde 1897’de ABD’ye gitti.

The San Francisco Call gazetesinin 20 Mart 1898 tarihli sayısında “Tüm rakipleriyle güreşmek için ülkeye gelen bir Türk devi.” diye manşet atarak Yusuf’un çalışma pozisyonlarını gazetelerinde yayınlamış ve rakibi Sandow ile yapacağı maç hakkında düşünceleri sorulduğunda, koca dev Sandow’u kucaklayıp camdan atacağını fakat bunun için yeterince büyük bir cama ihtiyaç olduğunu esprili bir dille söylemiştir.

Orada karşılaştığı 33 rakibini hiç maç kaybetmeden yenen Yusuf’a ABD basını “Korkunç Türk” manasına gelen the Terrible Turk lakabını takmışlardı. ABD’de yendiği rakipleri arasında George Bothner, Ewan Lewis, Dan McLeod, Tom Jenkins ve dünya şampiyonu Evan Lewis vardı. Bugünlerde pek moda olan “Türk’ün gücünü” Koca Yusuf o dönem ABD halkına göstermişti. Sacramento Daily Record Union gazetesinin 4 Nisan 1898 tarihli haberinde “Korkunç Türk’ün” çok teknik olduğunu ama tekniğinden ziyade fazlasıyla güçlü olduğunu belirtilmişti. Los Angles Herald gazetesi 19 Mart 1898 tarihli haberinde ise Yusuf’un dünya şampiyonası için Ernst Roeber ile bir kez daha karşılaşacağını yazıyordu. Gazetenin haberine göre Roeber, Yusuf’u yeneceği konusunda kendinden emin olduğundan bahsetmişti. İlk maçta Roeber, Türk rakibinin karşısında birkaç dakika bile dayanamamıştı ve Yusuf rakibinin kaburga kemiğini kırmıştı. Kaburga kemiği iyileştikten dört ay sonra tekrar karşılaşma fırsatı bulduklarında ise Roeber rakibini oyalama taktiğiyle gücünü kırmaya çalışıyordu. 29 dakika süren karşılaşmada Roeber’in taktiğini anlayan Yusuf sinirlenmiş ve daha agresif güreşmeye başlamıştı. Bunun üzerine sinirlenen Roeber Yusuf’un yüzüne yumruk atmış ve aralarında kavga çıkmıştı. Seyirciler arasında bulunan bir Türk’ün de Yusuf’u ıslıklayan bir grup seyirciye saldırması sonucu ortalık iyice karışmış ve maç iptal edilmişti. Fakat bu karşılaşmalarından 23 yıl sonra 9 Ocak 1921 tarihinde The Brooklyn Daily Eagle gazetesine röportaj veren Roeber o günkü yenilgisini kabul etmiş ve Yusuf’u rahmetle anarak onun muhteşem bir pehlivan olduğunu belirtmişti. (Haberin orjinalinin bir kısmı aşağıdadır. Roeber bu röportajı verdiğinde 60 yaşındaydı.)

Asıl ismi İsmail Yusuf olan Koca Yusuf ABD’de büyük bir ilgiyle karşılanmış ve galibiyetleriyle adından çokça söz ettirmiştir. 188 cm boyunda, 138 kg ağırlığında olan bu kocapehlivan oynadığı maçlar neticesinde 8500$ ederinde olan 40 kg altın kazanmıştır. Bu altınları (muhtemelen bir kısmını) beline sardığı bir kuşağa takmış ve The Philipsburg Mail gazetesinin 14 Ekim 1898 sayısında “Korkunç Türk ve Altın Kemeri” başlığıyla haber olmuştur. ABD’li zengin bir kadın Yusuf’tan öylesine etkilenmiştir ki ondan çocuk yapma isteğini Yusuf’un menejeri ile haber göndererek belirtmiş fakat Yusuf ABD’ye damızlık olmaya gelmediğini belirterek bu teklifi sert bir şekilde reddetmiştir.

Eski dünyada ve yeni dünyada dişine göre rakibi kalmayınca memlekete dönmeye karar veren pehlivanımız 21 Mayıs 1898 günü Fransız bandıralı La Bourgagne isimli gemi ile yola çıkmıştır. Bindiği geminin 4 Temmuz sabahı New York’un kuzeydoğusundaki Sable Adası’nın 60 mil açıklarında (Glasgow’da üretilen) İngiltere bandıralı Cromartyshire gemisiyle çarpışıp batması sonucu boğularak vefat etmiştir.

The Valentine Democrat gazetesi 4 Ağustos 1898 günü Yusuf’un vefatı hakkında dokunaklı bir haber yapmıştır. Onun asla güç kullanılarak yenilmediğini, kazandığı parayla İstanbul’da belki bir kahve dükkanı, pazar açacağını veya ona benzer bir iş yapacağını bu amaçla yola koyulduğunu gayet masum bir ifade takınarak belirtmiştir. (Haberin detayları ve orjinali sağ alttadır) Sonradan anlatılanlara göre gemi battıktan sonra bir filikaya çıkarak hayatını kurtarmak isteyen Yusuf İsmail, cüssesinden dolayı filikayı batırır diye insanları korkutmuş, ve ipleri kesmek için kullanılan ufak bir baltayla bileklerine vurularak filikaya çıkması engellenmiştir.

Normal şartlarda memleketten dışarıya çıkmak istememiş fakat ulema tarafından yurtdışında yapacağı güreşlerin Müslümanların gücünü göstereceği için bir çeşit cihat olduğu söylenmiş ve o Tanrı’nın adını yüceltmek amacıyla yurtdışına çıkmayı kabul etmiştir. Bu uğurda can verdiği için onu şehit olarak görmemiz ve o şekilde anmamızın bir sakıncası yoktur. Türk’ün gücünü dünyaya gösteren, sırtı yere getirelemeyen bu koca pehlivanın bir mezarı dahi yoktur. Tanrı rahmetini ondan esirgemesin ve ruhunu şad etsin.

Alıntı/Kaynak: http://otukendergi.com/kirkpinardan-amerikaya-koca-yusuf/

20200430

Amerikalılar Rambo'ya ilham kaynağı olan kahraman 🇹🇷Mehmetçi ile Kore'de tanıştı: Hacı ALTINER

Amerika'da Kahraman Olarak Şehir Şehir Dolaştırılan Tek Türk Askeri; Hacı ALTINER 

KORE savaşında Kunuri bölgesinde düşmanla karşı karşıya kalan 🇹🇷Türk alayı iki gün olağanüstü savaşır. ABD ordusu ilk defa böyle savaşan bir askerle karşılaşmaktadır. Türk askeri yaptığının farkında değildir. Aslında iki gün akıllara durgunluk verecek bir direniş gösteren Mehmetçik ABD ikinci kolordusunun imha edilmesini önlemiştir.
Ama burada bir Mehmetçik vardır ki ona ayrı bir sayfa açmak gereği duyuyoruz. Kars ilinden Hacı Altıner. Hacı Altıner Kore savaşlarına Kunuri Muharebelerine damgasını vuracaktır. H.Altıner 14 yerinden yaralanmıştır. Arkadaşlarına rica eder bana bir ağır makineli ve bir sandık mermi fişeği bırakın ve çekilin. Ben nasıl olsa bu yaralardan kurtulamam. Düşmanı şu boğazda oyalar sizin çekilmenizi sağlarım. Çaresiz arkadaşları da dediğini yapar. 

Hacı Altıner makineli tüfeğinin başına geçer, yüzükoyun yere yatarak düşmanı beklemeye başlar. Düşmanı gördüğünde tetiğe basar. Tetiğe basmasıyla amansız bir vuruşma başlar. Karşısında düşman birlikleri ve onlara karşı Kars elinden Hacı Altıner adlı Türk yiğidi. Üstelik vücudunda otuzu aşkın kurşun ve şarapnel yarası bulunmaktadır. Her yanından kan akıyor. Saatler boyu vuruşur H. Altıner. Mermisi bitmiş hava kararmıştır. Düşman da ateş etmeyi kesmiştir. Yaralı Hacı Altıner makineli tüfeğin kayışını boynuna dolar. Gün açmıştır. Silah seslerini de artık işitmemektedir. Etrafını kolaçan eder kimsecikler yoktur. Biraz daha sürünür bir yola ulaşmıştır. Artık takati tükenmiştir. Yorgun bedeni daha fazla direnemez gözleri kapanır. Şimdi o derin bir uykuya dalmıştır.

Bir ABD konvoyu yol üstünde yatan Hacı Altıner’i bulur. Bu bir müttefik askerdir. Makineli tüfeği boynuna öyle bir dolamıştır ki, kayışını öyle sıkı kavramıştır ki… Çaresiz makineli tüfeğiyle en yakın sahra hasta hanesine nakledilir. ABD li doktorlar saatlerce uğraşarak vücudunda ki bütün mermileri çıkarırlar. Olağanüstü bir olaydır bu ABD askeri için. Bir insan buna nasıl direnir? Nasıl bir inanç bunu başarabilir? Hacı Altıner iyileşir ve göğsü ABD tarafından madalyalarla donatılır. ABD şehirlerinde dolaştırılarak ahaliye olağanüstü kahraman olarak takdim edilir.

Hacı Altıner kahramanlarımızdan sadece birisi. 
  • Kaynak1:Rauf Denktaş'ın hatıraları-8 mayıs 1964 
  • Kaynak2:İsmail RAGIP(Alıntı) 
  • Kaynak3:Albay Ali DENİZLİ (Kore savaşındaki Kunuri Kahramanları) 
  • Kaynak4:JHON KELİHER, tuwenty-fifty infantry difision: tropic lightning korea

20200319

👉🇺🇸 ABD'de 2020 Nüfus Sayımı'nda Kendini Saydır 🇹🇷"TÜRK'ÜM" De




Mart 12, 2020 tarihinden itibaren Amerika'daki her eve, ABD Census 2020 (2020 Nüfus Sayım) formugönderilecektir.
Yasa gereği, 2020 Nüfus Sayımının tutarlı yapılabilmesi için, federal yetkililer 2020 yılının Mayıs ayında herkesin sayıldığından emin olmak için 2020 Nüfus Sayımına katılmayan evleri ziyaret etmeye baŞlayacaklardır.
Nüfus Sayımı nedir? 
  • 2020 Nüfus Sayımı, Amerika BirleŞik Devletleri'nde yaŞayan tüm yetiŞkin, bebek ve çocukları sayar. Bu sayım, bir devlet kurumu olan A.B.D. Nüfus Sayım Bürosu tarafından her on yılda bir yapılmaktadır.
  • Nüfus sayımı aynı zamanda Amerika BirleŞik Devletler Anayasası gereği yapılmaktadır: 1. Madde, 2. Bölüm, BirleŞik Devletler'in her 10 yılda bir nüfus sayımı yapmasını zorunlu kılar. İlk sayım 1790 yılında yapılmıŞtır.
Neden Önemli? 
  • Nüfus sayımı, hayatınızın çok farklı alanlarını Şekillendirebilecek kritik veriler sağlar. Kanun yapıcılar, Şirket sahipleri, öğretmenler ve birçok kiŞi topluluğunuza hizmet, ürün ve destek sağlamak için bu verileri her gün kullanmaktadır.
  • Nüfus sayım verileri esas alınarak her yıl hastaneler, itfaiye teŞkilatı, okullar, yollar ve diğer kaynaklara federal bütçeden milyarlarca dolar ayrılmaktadır.
  • Nüfus sayımı sonuçları Kongre'de hangi eyaletin kaç tane temsilci çıkaracağını belirler ve seçim bölgelerinin sınırlarının çizilmesinde belirleyicidir.
2020 Nüfus Sayımı'na büyük önem veren Türk Amerikan Dernekleri Kurulu (ATAA), Türk ve Türk asıllı vatandaŞlarımızın 2020 Nüfus formunda yer alan 9 no'lu soruda, "WHITE" seçeneği kutusunu iŞaretleyip altına "TURKISH" yazmalarını önemle tavsiye etmektedir. Bu sayede Amerika'da  yaŞayan Türk asıllı vatandaŞların sayısı  ve eyaletlere göre dağılımları gerçekçi rakamlarla ortaya çıkacaktır.

20190630

🇹🇷Türk kadın sanatçı 6 aylık New York izlenimlerinden sergi açtı🧿

Türk sanatçı Fatma Bucak’ın ‘A Colossus on Clay Feet’
(Kil Ayaklı Dev Heykel ) isimli sergisi New York İtalyan Kültür Merkezi’nde ziyaretçilerini bekliyor

Forum USA

Fatma Bucak çalışmalarında performans, fotoğraf, ses ve video medyumlarını kullanırken; politik kimlik, kültür ve cinsiyet normlarının yanı sıra tek elci tarih yazımına; peyjaza ve toprağa odaklanıyor.

6 aydır New York’ta bulunan sanatçı bu şehrinde gözlemleri sonucu ortaya çıkan eserler, New York İtalyan Kültür Merkezi’nde sergiliyor.

🇺🇸 Amerikalı sanatçı: ''İngilizce değil 🇹🇷Türkçe şarkı söylemeyi seviy🧿rum''



Dünyanın en büyük yüksek öğretim fuarı NAFSA geçtiğimiz günlerde başkent Washington’da gerçekleşti. Yarışmaya katılan tüm üniversite çalışanlarının da davet edildiği bir gece organizosyonu yapıldı. Etkinlik kapsamında New York’lu sanatçı Jesse Manno’nun seslendirdiği parçalar salondakileri inanılmaz etkiledi.
Ahmet Kaya’nın ‘Saza niye gelmedin’ şarkısından ‘Ankara’nın Bağları’na kadar bir çok Türkçe şarkıyı neredeyse aksansız söylüyordu. Manno sadece şarkı – türkü söylemiyor aynı zamanda saz, ud, bağlama ve kanun da çalıyor.
10 yaşındna beri Colorado’nun Denver şehrinde yaşayan Amerikalı sanatçı Jesse Manno 1984 yılından beri Türk müziğiyle ilgileniyor. İşte Amerikalı Manno ile röportajımızın satırbaşları.

Röportaj: Anıl Sural – Forum USA

Öncelikle Türk müziğiyle nasıl tanıştınız?
1980’lerde California’da Türk ve Balkan müzikleri seminerine gittiğimde tanıştım. Orada çok iyi hocalarla konuşma fırsatım oldu. Sanatçı Bora Özkök’ün davulcusu hastalandı ve bana davulu sen çalar mısın diye sordu. Davul çalmayı bilmiyordum ama yardımcı olmaya çalışacağımı söyledim. O zurnacı, ben de davulcu oldum. Türk müziğiyle böyle tanıştım ve çok sevdim. Ben Amerikalıyım ama Türk müziğini çok seviyorum. Biraz Türkçe konuşabiliyorum. Kelime bilgim maalsef çok az. 35 yıldır Türk müziğiyle ilgileniyorum.



Yani sizi aileniz Türk müziğine yönlendirmiş oldu diyebiliriz?
Evet lise yıllarımın son zamanlarında annem ve babam bir uğraş olması için California’da Türk ve Balkan müziği seminerine göndermişti. Gündüzleri müzik eğitimi akşamları ise canlı dans gösterileri oluyordu. 10 gün orada kaldım ve Türk, Yunan, Balkan ve Makedon müziğini çok sevdim.

Müziğinizi nerelerde sergiliyorsunuz?
Genellikle festival ve şenliklerde Türk müziklerini çalıyoruz. Bazen de özel gecelerde performans gösteriyoruz. Türk müziği beni mutlu ediyor.



Colorado’da Türk sanatçılar var mı?
Yıllar önce California’da tanıştığım hocalarla hâlâ iletişim halindeyim. California’da çok fazla Türk sanatçı var. Korkut Onaran, Latif Bolat, Ömer Faruk Tekbilek gibi alanında oldukça başarılı insanlar var.

Peki ne dersiniz Türk müziği yapmak zor mu?
Ben nota kullanmıyorum. Müzik kulağım iyi. Dinleyince ve iyi insanlarla çalışınca hemen öğreniyorum. Ben sevdiğim için kolay geliyor. Eşsiz bir müziğiniz var.


 

Daha önce hiç Türkiye’ye gittiniz mi?

Türkiye’yi iki kez ziyaret ettim. İlk gittiğim 1998 yılında bir ay kaldım ve müzik eğitimi aldım. Diğer gidişimde ise 6 hafta kaldım. 2004 yılıydı ve çocuğum yeni doğmuştu henüz bebekti. Eşim de Türkiye’yi çok seviyor. Şu an kızım 16 yaşında düşününce epey uzun süre olmuş. Türk yemeklerine, kültürüne ve ülkedeki tarihi yerlere hayran kaldık. Umarım tekrar gidebiliriz.

Etkinliğin olduğu gece salona girince sizin Türk olduğunuzu düşündüm. Çok iyi söylüyorsunuz. Gerçekten başarılısınız…
Çok teşekkür ederim. Bu sözleriniz beni mutlu etti. Az da olsa Türkçe’yi konuşuyorum. Amerikalıyım ama Türk müziğini çok seviyorum. Türkçem malesef bozuk ama Türkçeyi çok seviyorum.

Dışarıda insanlardan nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Sizin gibi tepkiler aslında. Konuşmaz sadece şarkı türkü söylersem Türk sanıyorlar. Ama konuşursam o zaman aksanımdam dolayı Türk kökenli Amerikalı sanıyorlar. Konuşmak çok ayrı. Evet söylemek de zor ama iyi bir kulağım olduğundan ve 35 senemi aynı şarkı türkülere verdiğimden haliyle iyi söylüyorum.

Gitarda da çok iyiymişssiniz hala çalıyor musunuz?
Sadece Türk müziği değil Yunan müziklerini de söylüyorum. Artık gitar değil bağlama, ud ve buzuki çalıyorum. Bunlar bana daha çok zevk veriyor. Akdeniz müzikleri bir başka. İngilizce değil Türkçe söylemeyi seviyorum. Türkçe şarkı söylemek bana huzur veriyor. 

Türkiye’den bir anınızı paylaşabilir misiniz?
Türkçe şarkı söylediğim için çok rahat yeni insanlarla tanışıyordum. Düşününce yabancının birisi Türkçe şarkı söylüyor bu size çok sempatik geliyor. Bence de öyle. Adana Havalimanında uçağımız 4 saat rötar yapmıştı. O zamanlar akıllı telefonlar da bu kadar yaygın değil insanlar bekliyor. Bağlamamı çıkardım ve başladım ‘Burası da asfalt değil Halilim’ diye. İnsanlar çok beğendiler keşke rötar uzasa diyenler oldu. O gece havalimanında şarkı ve türkü gecesi yaptık. Eğer sosyal medya olsaydı video milyonlarca izlenmişti.




Son olarak neler söylemek istersiniz?
Bu güzel müzik ve kültür için tüm Türklere çok teşekkür ederim. Türkiye çok renkli kültürlere ev sahipliği yapıyor. İzmir’den Diyarbakır’a, Kars’tan Edirne’ye her yerin ayrı müzik, kültürü ve insanı var. Tüm insanların ortak özelliği ise çok arkadaş canlısı olmaları.

Jesse Manno kimdir?
1966 yılında New York’ta dünyaya geldi. 10 yaşından beri Colorado’da yaşıyor. Colorado Üniversitesi – Boulder’de Asya Çalışmaları bölümünü bitirdi. Mezun olduktan sonra aynı üniversitede dans bölümünde müzik direktörü olarak işe başladı. Birçok enstrüman ve müzik türü ile çalışmayı seviyor ve seyahatleri sırasında kaydettiği ilginç ses ortamlarını işine dahil ediyor. Şerefe adlı müzik grubuyla Colorado, California, New Mexico ve bölge eyaletlerde Türkçe, Balkan, Yunan ve Orta Doğu müzikleri çalıyor. Halen Colarodo Üniversitesi’nde Modern Dans Direktörü olarak çalışıyor.

Alıntı/Kaynak: https://forumusa.com/interview-roportaj/35-yildir-turk-muzigi-yapan-amerikali-jesse-manno/


🎞️Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı.

  Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı. pic.twitter.com/zB0iENTSdL — Telgraft (@telqraft) April 12, 2026  ...