Blog Listem

Anzaklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anzaklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260504

📖 "Buzdağı’nın Altı" adlı son kitabında bir Anzak askerinin mektupları- 🇹🇷Türk kadını

 

 Çanakkale Savaşı hakkında yıllardan beri araştırmalar yapan Prof. Dr. Mete Tuncoku, "Buzdağı’nın Altı" adlı son kitabında bir Anzak askerinin mektuplarına yer vermiş. 

Mektup şöyle: 

"Benim de vurulduğum 8 Eylül 1915 günü keskin nişancı bir Türk kızı pusuda çarpışıyordu. Gizlendiği yerden gün boyu ateş etti ve çok sayıda adamımızı vurdu. Ancak gün batmadan bir Avustralyalı tarafından vurulmasına gene de üzüldüm. Güzel, yapılı ve tahminen 19-21 yaşlarında genç bir kızdı.

25 Nisan 1915 ile ilgili bir mektuptan: 

"O bir Türk kadın savaşçısıydı, durmaksızın saklandığı evden ateş ediyordu." 

Bir başka anlatış: 

"Burada pusuya yatıp çarpışan keskin nişancıların çoğu kadın veya kız, kendilerini yeşile boyayıp ağaçlar ve bodur bitkilerle uyum sağlamışlar." 

(15 Ağustos 1915) 

Çanakkale Savaşı erkekler savaşı sanılırdı. Öyle olmadığını, ninelerimizin Çanakkale’de de dövüştüklerini sayın Tuncoku ortaya çıkardı. Sadece erkek savaşı değildi Türk kadını Çanakkale’de de Türk erkeğiyle birlikteydi. Siperde kurşun sıkanından, cephe gerisinde Mehmetçik için mermi yapıp, elbise dikenine kadar. 

....

Alıntı


Çanakkale Destanı'nın kadın kahramanları

Çanakkale Savaşlarında, vatanını korumak için canını feda eden 253 bin Mehmetçik arasında, Türk kadın savaşçılar da bulunuyor.

Atatürk ve Çanakkale Savaşlarını Araştırma Merkezi (AÇASAM) Müdürü Prof. Dr. Mete Tuncoku, Çanakkale Kara Savaşlarında, 200 binden fazlası Türk olmak üzere 500 bine yakın insanın, göğüs göğüse, mertçe çarpışarak inandıkları ilkeler uğrunda canlarını verdiğini söyledi.

Tuncoku, bu savaşlarda bazı Türk kadın savaşçıların da Mehmetçiğin yanında çarpıştığını ve bunun pek bilinmediğini ifade ederek, bu konuda Avustralya ve Yeni Zelanda arşivlerinde araştırma yaptığını belirtti.

Araştırmalarında, “Keskin Nişancı Türk Kadınları” ve “Türk Kadın Savaşçıları” konularını anlatan yabancı asker mektup ve günlüklerini gördüğünde çok şaşırdığını belirten Prof. Dr. Tuncoku, mektupları, önce siperlerde süregelen yaşamın değişmez şartları olan her an vurulma, boğucu sıcaklar, su sıkıntısı ve salgın hastalık koşulları altında bunalıp ruhsal çöküntü içine giren birkaç yabancı askerin hayal ürünü olarak düşündüğünü ve fazla önemsemediğini kaydetti.

Tuncoku, şöyle dedi:

“Ancak, bu mektup ve günlükleri birbirleriyle yer, zaman ve olay boyutuyla karşılaştırınca, anlatılanların doğru olduğu konusundaki düşüncelerim güçlendi. Çanakkale Savaşlarının aradan bu kadar süre geçmesine karşın henüz açıklığa kavuşmamış ve özellikle de Türk tarihi araştırmacılarının incelemesini bekleyen yönleri olduğu görülmektedir.”

Türk kadın savaşçıları ile ilgili araştırmasına “Çanakkale 1915 Buzdağı'nın Altı” kitabında yer verdiğini kaydeden Tuncoku, bu savaşların bilimsel belgeli ve objektif bir şekilde araştırılarak gelecek nesillere aktarılması gerektiğini söyledi.

Tuncoku, 

  • “(Kadın mücahitler kimlerdir?), 
  • (Eylemleri bireysel midir?), 
  • (Yoksa örgütlenmiş ve planlı bir eylem midir?), 
  • (Kendilerini nasıl eğitmişlerdir)

gibi belge ya da kayıtların Türk arşivlerinde mutlaka olması gerekmektedir” diye konuştu.

Alıntı: https://www.hurriyet.com.tr/gundem/canakkale-destaninin-kadin-kahramanlari-11235127

20260503

🇹🇷Türkiye, Gelibolu 100.Yıldönümü için ziyaretçi artırma talebini reddetti (2013 Haberi)

(Aslından Çeviridir)

 Türkiye, Gelibolu 100.Yıldönümü için ziyaretçi artırma talebini reddetti

TÜRKİYE, Avustralya'nın Anzac çıkarmalarının 100. yıldönümü için Gelibolu'yu ziyaret eden Avustralyalı ve Yeni Zelandalıların sayısını artırma talebini reddetti.

Türkler, güvenlik nedeniyle 25 Nisan 2015'teki anma törenine 10.500'den fazla Avustralyalı ve Yeni Zelandalı'nın katılamayacağı konusunda ısrar ediyor. Ve Abbott hükümeti, bu yerleri katılmak isteyenlere tahsis etmek için ulusal bir oy pusulası planına devam edecek.

Geçen yıl İşçi partisi hükümeti tarafından oy pusulası planı açıklandığında, savaş alanı tur operatörleri ve yer ayırtanlardan bazıları, Gaziler İşleri Bakanlığı'nın şafak ayinine katılabileceklerin sayısını sınırlama planına öfkeyle tepki gösterdi. Koalisyon, hükümeti kazanırsa yüzüncü yıl için planlamayı gözden geçirmeyi taahhüt etti.

Anzac'ın Yüzüncü Yıldönümü Başbakanına Yardımcı Olan Bakan Michael Ronaldson, sayıları Türk hükümetiyle görüştüğünü söyledi. 

"Bana çok açık bir şekilde ifade edildi. . . 10.500'ü maksimum rakam olarak gördükleri. Onlar bizim ev sahiplerimiz. Çok cömert ev sahipleri ve uygun olduğuna inandıkları rakam buysa, üzerinde çalışacağımız rakam budur."

Önümüzdeki ay oy pusulası süreci hakkında duyurular yapacağını söyledi. Önceki hükümetin oy pusulasındaki çeşitli kategorilere uygun insan sayısına ilişkin tahminleri makuldü.

Ancak çok sayıda Avustralyalı'nın yolculuğu yapmak istediğini ve oy pusulasına girenlerin gerçekten gitme niyetinde olmasını sağlamanın bir yolu olması gerektiğini söyledi Senatör Ronaldson.

"İnsanların gitmek isteyip istemedikleri, gidip gidemeyecekleri ve gidip gitmeyecekleri konusunda uzun ve uzun düşünmeleri önemlidir" 

dedi.

Anzac'ın iniş yıldönümündeki baskının bir kısmını hafifletmek için Senatör Ronaldson, diğer önemli tarihleri işaret eden anma törenleri için bir öneri düşünüyor.

"Kampanya boyunca daha küçük, ancak ilgili aileler için daha az önemli olmayan bazı anma etkinliklerine nasıl sahip olabileceğimize bakıyorum."

Nisan ayında, eski savunma kuvvetleri şefi Angus Houston, The Australian'a, Lone Pine ve The Nek gibi savaşların yıldönümleri veya tahliye için Ağustos ayında Gelibolu'da olmanın, inişin 100. yıldönümünü kutlaması beklenen kalabalıklarla savaşmadan ziyaretçilere Anzac kurbanını düşünmeleri için alan vereceğini söyledi.

Gelibolu'nun yüzüncü yıldönümünün nasıl anılması gerektiğine dair soruşturmaya başkanlık eden Bay Houston, sınırsız sayıda kişinin ziyaret etmesine izin vermenin tehlikeli olabileceğini söyledi. 

"Bence sadece herkes için ücretsiz bir-varsanız, bu bir karmaşa olacaktır. Basit gerçek şu ki, site 10.500'den fazla kişi almayacak" 

dedi.

Yıldönümü döneminde günlük ayinler yapmak için Gelibolu'da bir papaz ve bir boran da dahil olmak üzere küçük bir ekibe sahip olmanın mümkün olabileceğini söyledi.

Senatör Ronaldson, bakan olarak kendisi için önemli bir önceliğin Afganistan ve Irak'ta ve diğer çatışmalarda görev yapanlara bakmak olacağını söyledi.

Yeni nesil Avustralyalıların, I. Dünya Savaşı'ndan Afganistan'a kadar bir asırlık fedakarlığı net bir şekilde anlayarak, atalarının nerede savaştıklarını, ne zaman savaştıklarını ve savunmak için savaştıkları değerlerin yanı sıra Avustralya Savaş Anıtı'ndaki 102.000 ismin ne anlama geldiğini bilerek Anzac anma döneminden çıkmalarını istediğini söyledi.

*****

HABERİN ASLI İNGİLİZCE

Turkey rejects more for Gallipoli 100th

BY   AIRA

 – OCTOBER 23, 2013 POSTED IN: AUSTRALIA, EDITORS' PICKS, HEADLINES

- BRENDAN NICHOLSON

- From: The Australian

- October 23, 2013 12:00AM

TURKEY has rejected an Australian request to increase the number ofAustralians and New Zealanders visiting Gallipoli for the 100th anniversary of the Anzac landings.

The Turks insist that for safety reasons no more than 10,500 Australians and New Zealanders may attend the commemoration on April 25, 2015. And the Abbott government will press on with the plan for a national ballot to allocate those places to those who want to attend.

When the ballot plan was announced by the Labor government last year, battlefield tour operators and some of those who had booked places reacted angrily to the Department of Veterans Affairs’ plan to limit the number able to attend the dawn service. The Coalition undertook to review the planning for the centenary if it won government.

The Minister Assisting the Prime Minister for the Centenary of Anzac, MichaelRonaldson, said he had discussed the numbers with the Turkish government. “It’s been made very clear to me . . . that they view 10,500 as the maximum figure. They are our hosts. They are very generous hosts and if that’s the figure they believe is appropriate then that’s the figure we will work on.”

He said he would make announcements about the ballot process in the nextmonth. The previous government’s estimates of the numbers of people eligible for the various categories in the ballot were reasonable.

But large numbers of Australians wanted to make the journey and there had to be a way to ensure that those who entered the ballot actually intended to go, Senator Ronaldson said.

“It’s important that people have thought long and hard about whether they want to go, whether they can go and whether they will go,” he said.

To take some of the pressure off the anniversary of the Anzac landing, Senator Ronaldson is considering a proposal for commemoration ceremonies marking other key dates.

“I’m looking at how we might be able to have some smaller, but no less important for the families involved, commemorative activities through the campaign.”

In April, former defence force chief Angus Houston told The Australian that being at Gallipoli in August for the anniversaries of the battles such as Lone Pine and The Nek or the evacuation would give visitors the space to contemplate the Anzac sacrifice without battling the crowds expected to mark the 100th anniversary of the landing.

Mr Houston, who headed the inquiry into how the Gallipoli centenary should be commemorated, said it could be dangerous to allow unlimited numbers to visit. “I think if you just have a free-for-all, it will be a shambles. The simple fact is that the site will not take more than 10,500 people,” he said.

He said it might be possible to have a small team including a chaplain and a bugler at Gallipoli to carry out services daily during the anniversary period.

Senator Ronaldson said a key priority for him as minister would be caring for those who served in Afghanistan and Iraq and other conflicts.

He said he wanted the next generation of Australians to come out of the Anzac commemorative period with a clear understanding of a century of sacrifice, from World War I to Afghanistan, knowing where their forebears fought, when they fought and the values they were fighting to defend, as well as what 102,000 names on the Australian War Memorial meant.

------

via Turkey rejects more for Gallipoli 100th | The Australian.

- BRENDAN NICHOLSON

- From: The Australian

- October 23, 2013 12:00AM

 - See more at: http://www.theaustralian.com.au/national-affairs/policy/turkey-rejects-more-for-gallipoli-100th/story-e6frg8yo-1226744823507#sthash.AE6Loxv9.dpuf

20260123

🎞️ 🗺️ Atatürk Adını Taşıyan Dünya Sonundaki Boğazın Sırrı! Atatürk Kanalı!




Atatürk Kanalı: Avustralya'da Bir Boğaz Neden Atatürk'ün Adını Taşıyor?

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün adı ve birebir aynı boyutlu heykeli ülkemizden çok çok uzakta bir kanalda yaşıyor. Atatürk Entrance veya Atatürk Channel yani Atatürk Kanalı adı verilen bu yerin neden onun adını taşıdığını öğrenmeniz içinde çok kısa bir tarih yolculuğuna çıkmanız gerekiyor.

Aslında Atatürk adı, seksen küsur yıldır çok uzun zamandır Avustralya’da ve Yeni Zelanda’da yer etmiştir. Kendisi Çanakkale Savaşı’ndan beri çok iyi tanınır ve hatırlanır.

Bu savaş, Avustralya ve Yeni Zelanda için son derece önemlidir. Çünkü birer İngiliz kolonisi olan ve o zamana kadar hep İngiliz ordusu saflarında savaşlara katılmış olan bu iki ülke, ilk defa Çanakkale Savaşı’na kendi adlarını taşıyan ve Anzac adı verilen bir kolordu ile katılmışlardır.

Atatürk Kanalı
Atatürk Kanalı

( Anzac yada Anzak, Birinci Dünya Savaşı’nda, Çanakkale’de Türklerle çarpışan Avustralyalı ve Yeni Zelandalılar demektir. Bu kelime “Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu” (Avustralian and NewZeland Army Corps) kelimelerinin İngilizce kısaltmasıdır. )

25 Nisan 1915 sabahı Arıburnu yakınından Geliboyu Yarımadası’na ayak basan Anzaklar, karşılarında Atatürk’ü bulmuşlar ve bir daha bu adı unutamamışlardır. Mustafa Kemal, Avustralya’da önce Çanakkale kahramanı olarak tanınmıştır.

Çanakkale’de Anzakları durdurmuş ve yenilgiye uğratmış olsa da kendisi her daim saygı ile anımsanmıştır. 1921 yılından sonra Çanakkale Savaşı’yla ilgili olarak Avustralya ve Yeni Zelanda’da yayınlanan hemen her kitapta Mustafa Kemal adına tekrar tekrar yer verilmiştir.

Atatürk Kanalı Neden Açıldı?

Çanakkale Savaşlan’nın 70. yılı 1985’te törenlerle anılacaktı. Bu yıldönümü yaklaşırken, Avustralya’da, Anzaklar arasında bir hareketlenme başladı. 1915’te Gelibolu Yarımadası’nda çıkartma yaptıkları kıyı şeridine resmen “Anzak Koyu” adı verilmesini istiyorlardı. Anzaklar bu arzularını gerçekleştirebilmek için bir çeşit kampanya başlattılar.

Anzaklar’ın kampanyası ve Avustralya basınında kampanyayı destekleyen yazılar, Türkiye Büyükelçiliğince de olumlu karşılandı. Buna karşılık Avustralya’da bir yere de Atatürk adının verilmesi önerildi.

Bu fikir elbette kolayca kabul edilmeyecekti. Sonucunda topraklarımıza, onu almaya gelen bir düşmanın adını vermemiz gerekiyordu. Ancak bu koy zaten bu müzakereden önce de Anzak koyu olarak halk arasında anılıyordu. Nitekim iki ülke arasında uzun süre bu konu hakkında görüşmeler devam etti.

Sonucunda Türkiye’den cevap geldi. Avustralya’nın başkenti Kanberra’nın bir yerine “Atatürk” adı verilmesi yeterli değildi. Bu şarttı, gerekliydi, ama kafi değildi. Bunun ötesinde, Kanberra’nın bir meydanına “Atatürk büstü’’ dikilmeliydi. Bu büstün altına da Atatürk’ün sözlerini içerin bir de kitabe konmalıydı. Bu karar da elbette Avustralya Hükümeti için kolay olmayacaktı.

Avustralya’da Atatürk Adı Aslında Birden Çok Yerde Karşımıza Çıkar

Uzun bir bekleyiş gerçekleşti ve sonunda Ocak 1985’te sonuç belli oldu. Sonuçta Kanberra’da iki yere, Batı Avustralya’da bir yere Atatürk adı verilmesi uygun görülecekti. İlk olarak, Avustralya Harp Tarihi Müzesi’nin karşısında Anzak Bulvarı’nın kuzeydoğu ucunda bulunan parka “Atatürk Anıt Bahçesi” adı verilecekti.

Parkın içine bir anıt dikilecek ve bunun üzerinde Atatürk’ün kabartma profilini ve Anzaklar hakkındaki sözlerini içeren bir kitabe yer alacaktı.

Avustralya’nın başkenti Canberra’daki Anzak Bulvarı bünyesinde yer alan anıt.

Başkent Kanberra’nın tam ortasında yer alan yapay bir gölün kuzey şeridine Atatürk’ün adı verilecekti. (Daha sonra Avustralya Başbakanının isteği üzerine “Atatürk Kıyısı”, “Gelibolu Kıyısı” olarak değiştirilecekti.) Son talep ise yazımıza da konu olan Batı Avustralya’nın Albany Limanı’na Atatürk Kanalı adı verilmesi biçimindeydi.

Anzaklar’ı Çanakkale’ye götüren gemiler, Batı Avustralya’nın Albany Limanı’ndan demir almışlardı. Bir çoğu geri dönmeyecek olan Anzak askerlerinin gördükleri son Avustralya toprağı burası olmuştu. Bu nedenle bu limanın önemli bir manevi değeri vardı.

Atatürk Anıtı ve Anzak Koyu İle ilgili Türk ve Avustralya Hükümetlerinin kararlarından sonra teknik çalışmalar başladı. Anzak Koyu çalışmaları Türkiye’de, Atatürk Anıtı çalışmaları da Kanberra’da yürütülüyordu. Anıtların Anzak çıkartmasının 70. yıldönümünde, yani 25 Nisan 1985 günü açılmaları gerekiyordu.

Göl kıyısının bu bölümü, daha sonra Modern Türkiye’nin kurucu ve ilk Cumhurbaşkanı olan Kemal Atatürk komutasındaki Türk askerlerinin ve Anzaklar’ın kahramanlıkları anısına “Gelibolu Kıyısı” adını taşımaktadır. Onlar, cesaretleri ve fedakarlıklarıyla adlarını ebedi olarak tarihe yazmışlardır.

Sonucunda 25 Nisan 1985 Perşembe sabahı, Kanberra’daki Atatürk Anıtı, Türkiye Dışişleri Bakanı Vahit Halefoğlu tarafından törenle açıldı. Sonrasında gölün kuzey kıyısına gidildi. Devamında “Gelibolu Kıyısı’’ adı verildiğini belirten tabelanın da açılışı yapıldı. Devamında da Batı Avustralya Eyaleti’nin güney kıyısındaki Atatürk Kanalı bölgesine geçildi.

Atatürk Kanalı Günümüzde de Önemli bir Turistik Noktadır

Atatürk kanalı
Yaklaşık 60 yıl boyunca Batı Avustralya Eyaletinin tek önemli limanı Albany limanı olmuştur. Olağanüstü elverişli bir doğal konuma sahip olan bu liman, uzun yıllar, Avustralya ile Avrupa arasındaki yolcu ve yük taşımacılığının önemli bir bölümünü omuzlanmıştır. Görselde Atatürk kanalı yer alıyor.

Avustralya’nın başkenti Kanberra’da dikilen Atatürk Anıtı, Mustafa Kemal Atatürk adını güney Pasifik’te de ebedileştirmiştir. Anıt, 25 Nisan 1985’te açıldığından beri önemli bir ziyaret yeri olmuştur. 2002 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün Kanal’a bakan bir heykeli de dikilmiştir.

Atatürk kanalı
Albany’den Middleton Plajı’na giden ve onun adını taşıyan Kanal’a bakan manzaralı tahta kaldırım, Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçek boyutlu bir heykeline ev sahipliği yapmaktadır.

Alıntı: yolvemacera.com/ataturk-kanali-avustralyada-bir-bogaz-neden-ataturkun-adini-tasiyor/

20250727

🇦🇺Bir Anzak askerinin Çanakkale savaşı sırasında ailesine yazdığı mektup..

                                     

Bir Anzak askerinin Çanakkale savaşı sırasında ailesine yazdığı mektup..

Alistair John TAYLOR - GELİBOLU 1915

''Sevgili ve bir zamanlar mutlu ailem.

Gelibolu cehenneminden hepinize merhaba! Bu mektubu size yazmak niyetinde değildim. Aslında ben artık kimseyle konuşmak kimsenin, kimsenin yüzünü görmek istediğimden de emin değilim. Hem siz benim buraya cehennem dediğime bakamayın burası hakikaten güzel bir yer. Üzerleri toz toprakla örtülmeden önce zeytin ağaçlarının bolluğu, savaşa aldırmadan her yanda pıtır pıtır açan kırmızı gelinciklerin neşesi, akşamları yarımadayı kızıla boyayarak batan güneşin insanın içini acıtan güzelliği ve bir de Gelibolu bülbülleri. Gelibolu da hâlâ un ufak olmadan kalan küçük bir ruh parçam mevcutsa bunu bülbüller sağlamıştır. Eğer o sırada bir Türk öldürmüyor ya da Türkler tarafından öldürülmüyorsak, Gelibolu' nun muhteşem gurubunu seyrediyoruz. Ege Denizi' nin içine gömülen güneşin biraz önce Pasifik Okyanusu dan yükselerek Yeni Zelanda'daki ertesi günü aydınlattığını bilmek insanın canını acıtıyor. Fakat bu acı hissi çok kısa sürüyor, sonra yeniden katılaşıyorum. Artık saatlerce hiçbir şey hissetmiyor ve duymuyorum. Bu arada sadece bakıyor, saklanıyor, ateş ediyor, süngü takıyor, düşman öldürüyor, bit ayıklıyor, yemek diye verdikleri kuru bisküvi, kraker, kuru et parçalarını kemiriyor, zaman olursa yatıyor, çok ender olarak da uyuyorum. Ben artık sadece bir Anzak askeriyim. Ne sevdiğim şarkılar, yemekler, kokular ne de sevdiğim insanlar... Ben artık bir sayıyım. Yaşayan bir sayı. Ölürsem o zaman da bir sayı olacağım. Vatan uğruna kahramanca ölmüş bir sayı. Kahramanca ve vatan uğruna! Kahramanlık mı? Hadi yaa. Kahramanlık zorla olmaz. Vatana gelince... Burası Türklerin vatanı ve bu savaş bizim savaşımız değil. Bizler İngilizlerin de söyledikleri gibi sadece hevesli oğlan çocuklarıyız. Asıl kahraman olan Türkler. Johnny Türk dediğimiz Türkler vatanlarını savunmak için bize karşı çok ağır şartlar altında direniyorlar ve kahramanca ölen asıl onlar.

Geçen hafta ölüleri gömmek için karşılıklı ateş kes ilan edildiğinde ilk defa Türkleri yakından ve canlıyken gördük. Türkler bize anlatılan canavarlara benzemiyordu...Onlar da gözlerinde endişe ve keder olan genç insanlardı...Onlarında arkalarında bekleyen üzüntülü aileleri, yaşlı anne-babaları, karıları belki de sevgilileri vardı. Onlar da yaralanınca acı çekiyor, onlar da gencecik hayallerini bırakıp ölüyorlar. Türkler de insandı.

Bana sigara ikram eden iki Türk'e ben de konserve et verdim, ama kabul etmediler. Bu sığır etidir dediysem de inanmadılar. Aslında anlamadılar. O zaman ellerimle kafama boynuz yapıp öküz gibi böğürdüm. Güldüler. Ben de güldüm. Orada savaş meydanında etrafımız askerlerin cesetleriyle doluydu, biz düşmandık ve birbirimize gülüyorduk. Bana sigara ikram eden Türklerden bir sen no İngiliz diye şaşırarak sordu. Ben İngiliz değilim dedim. Sonra elini uzattı 'ben TÜRK' dedi. Bana uzatılan eli tuttum. Orada, Gelibolu'nun en kanlı savaşlarının yapıldığı o tepede, el sıkıştık. Ben artık bu adamla nasıl düşman olabilirdim? Ben bu adamla neden düşman olmuştum ki? Düşmanım o anda artık arkadaş Türk olmuştu.

Ben bu savaşta ölmeyi reddediyorum.

Bu benim savaşım değil.

Fakat yaşamak için de hiç isteğim kalmadı.

Tanrım günahlarımı affet.

Hepinizi çok seviyorum.

Ebediyen sizin oğlunuz...''


Alistair John TAYLOR
GELİBOLU 1915

20200317

🎞Bir Anzak askerinin mektubundan Çanakkale...



20190425

Çanakkale'de başka bir düşman figürü: İngiliz ordusundaki İrlandalı askerler.

25 Nisan 1915’te başlayan Gelibolu kara muharebelerine dair popüler anlatılar genelde daima Türklerin karşısındaki düşman figür olarak ANZAK imgesine odaklanır. Oysa, burada genelde atlanan bir ayrıntı vardır: İngiliz ordusundaki İrlandalı askerler.

İngiliz genelkurmayı I. Dünya Savaşı başlayınca insan kaynağı olarak tüm sömürgelerinin yanında İrlanda’dan da geniş çaplı olarak yararlandı. Tüm savaş boyunca 200.000’den fazla İrlandalı Batı cephesinde, Sina'da, Filistin’de ve elbette Gelibolu’da İngiltere adına savaştı.



3. İrlandalıların Türklerle ilk karşılaşması 25 Nisan 1915'te gerçekleşti. Yarımadanın güneybatı ucundaki çıkarma sahası olan Ertuğrul koyunda (V plajı) çıkarma görevi alan birlikler arasında Kraliyet 1. Dublin ve 1. Munster silahendazları da vardı.


 İrlandalı 1. Dublin ve 1. Munster taburları, çıkarma gemisine dönüştürülen River Clyde gemisinden Seddülbahir sahiline çıkacak birlikler arasındaydı. Bu çıkarma İngiliz ordusu adına hezimetle sonuçlandı. İrlandalıların çoğu sahile ayak basamadan vuruldu. Kayıplar korkunçtu.


Örneğin 1. Munster’dan Yarbay Tizzard günlüğüne 25 Nisan çıkarma harekatında Dublin taburunun 15 dakikada 21 subay ve 560 asker kaybettiğini yazmıştı. Yzb. G.W. Geddes’e göre, 1. Dublin taburunda subayların %96’sı, diğer kadronun %63’ü ya yaralı, ya ölü ya da kayıptı.
İrlanda 1. Inninskilling taburu da aynı gün İkiz Koyu’na (X Plajı) ayak bastı. O günden sonra dokuz ay boyunca neredeyse aralıksız çarpıştı. Savaş boyunca toplam mevcudu 2105'e ulaşan taburda savaşı sıyrık bile almadan bitiren sadece 2 subay ve 118 diğer rütbeden asker vardı.

Bu taburlar çıkarma sonrası Ağustos'a kadar güney sektöründeki Kirte, Kerevizdere muharebeleri gibi önemli muharebelerde yer aldılar. Ağustos'a gelirken, Müttefikler gittikçe uzayan savaşı bitirmek için yeni bir çıkarma harekatına karar verdi. Bu harekatın hedefi Suvla'ydı.

Bu çıkarmaya katılacak birlikler arasında İrlandalı gönüllülerden oluşan 10. Tümen de vardı. Bu tümen düzenli ordunun bir parçası olarak değil, Lord Kitchener’in orduya katılım çağrısı üzerine toplanmış bir birlikti.

 

10. Tümen’in yanında daha önce güneyde çarpışmış Munster, Inniskilling ve Dublinliler de çarpışmalara katılacaktı. Çıkarma 6 Ağustos gecesi başladı. Günlerce süren çarpışmalar Türk birliklerinin kahramanca direnişi sonucunda daha öncekiler gibi siper çarpışmasına döndü.



İrlandalılar Suvla cephesinde de korkunç kayıplara uğradı. 1. Munster’dan Yzb. Guy Nightingale, 22 Ağustos günü için “makineli tüfek ateşiyle hepsi biçildi … Yaralıların çoğu diri diri yandı, bir daha asla görmek istemeyeceğim berbat bir görüntüydü bu.” diye not düşmüştü.


İrlanda taburları Gelibolu muharebeleri boyunca yarımadada kaldı, ve Ocak 1916’daki tahliye sonrasında savaşa farklı yerlerde devam etti. Ancak muhtemelen hiçbiri, aralarından bazılarının vatanları Dublin'de kendi insanlarına karşı savaşmak zorunda kalacağını düşünmüyordu.


İrlanda tugaylarının Ertuğrul koyunda ayak basmasından bir yıl sonra, 24 Nisan 1916 günü İrlandalı milliyetçiler Dublin’de İngiliz hakimiyetine karşı ayaklandı. Tarihe Easter Rising (Paskalya Ayaklanması) olarak geçen bu ayaklanma, İrlanda bağımsızlığının taşlarını döşedi.


O yılın 24 Nisan günü İrlanda Cumhuriyetçi Kardeşliği'nin 1600 kadar destekçisi Dublin’de şehir postanesi başta olmak üzere bazı binaları ele geçirdi. Postaneye üç renkli bayrak çekildi. Ama ilk başta tüm İrlanda’da başlaması düşünülen isyan Dublin’le sınırlı kaldı.


Ayaklanmanın liderlerinden Patrick Pearse, postanenin basamaklarında İrlanda bağımsızlığını ilan eden duyuruyu okudu. Ne var ki isyancılar Dublin halkından bekledikleri desteği bulamadı. İngiliz ordusu bir hafta içinde karşı saldırıya geçti ve isyan bastırıldı.
 

Bu harekata katılan İngiliz birliklerinin arasında, 12. Inniskilling taburu ve Dublin silahendazlarından üç tabur da vardı. İrlandalı askerler, İrlandalı milliyetçilere karşı İngiliz bayrağı altında çarpıştı.


Mayıs ayında isyanın 15 lideri idam mangasının karşısına çıkarıldı. Ancak, İngilizlerin sert tedbirleri beklenenin tam tersi bir tepki uyandırdı. İsyan başladığı sırada İrlandalı milliyetçilere destek vermeyen Dublinliler, İngilizlerin sert yöntemlerini sorgulamaya başladı.


İrlandalıların Britanya hakimiyetini sorgulamalarında Gelibolu’da yaşanan korkunç kayıpların rolü olduğu söylenir. Ilımlı milliyetçiler savaşta Britanya’yı desteklemenin kısmi bağımsızlığı getireceği yönündeki fikirlerini Büyük Harp sonrasında artık terk ettiler.

İrlandalı şair Katharine Tynan şöyle der: “… insanın yüreğine gün be gün darbeler iniyordu. Çoğu arkadaşımız Suvla’da mahvolmak üzere 10. Tümen’le gitmişti. İlk kez öfke çöktü, çünkü hayatlarının boşa harcandığını ve yiğitliklerinin bilinmeden kalacağını düşünüyorduk.”

Üç yıl sonra 1919’da Canon O’Neill adında İrlandalı bir papaz, bu duygulardan hareketle bir ağıt kaleme aldı. Foggy Dew (Sisli Çiy) adındaki bu ağıt, zamanla Paskalya İsyanı’nın güçlü Kelt müzik geleneğiyle anlatıldığı bir şarkı haline geldi. Bu şarkının en dikkat çekici yönü


Gelibolu'ya göndermeler içermesiydi. O'Neill'a göre İrlandalılar İngilizler için değil, kendi vatanları için kan dökmeliydi. İrlanda askerleri “küçük ulusların özgür olabilmesi” için Suvla’da ve Seddülbahir’de kan dökmüştü, ıssız mezarları Suvla’nın dalgalarıyla yıkanıyordu.
  

22. Buradaki bağlantıda dinleyebileceğiniz örnek, Amerikalı Kelt punk grubu The Tossers'a aittir. youtube.com/watch?v=_PLCtf…

 
 
Kaynaklar:

YORUMLAR:


Turgut Turan @TurgutT23017985
İrlanda bağımsız mevzuunda katolik protestan ayrımı çok küvvetli rol oynamıştır hala da oynuyor

Yanıt:

İbrahim Ethem @demirciakincisi
İrlanda-Ulster ( K. İrlanda) ayrımında dediğiniz nokta bilhassa belirgindir tabii, haklısınız. Ama İrlandalıların Kelt kökenlerini yeniden diriltme çabaları da burada oldukça önem taşıyor.

Alıntı: Sosyal Medya


İbrahim Ethem 
@demirciakincisi

20181210

Çanakkale Savaşı'nda Türk uçaklarından Anzak mevzilerine atılan propaganda kağıdı..

Çanakkale Harbi'nde Türk uçaklarından Anzak mevzilerine atılan propaganda kağıdı... 
'AVUSTURALYALI VE YENİ ZELANDALI ASKERLER! OYUNA GETİRİLDİNİZ BU SAVAŞI KAZANAMAZSINIZ BURADA ANCAK EVİNİZDEN UZAKTA ÖLÜR YA DA AÇ VE SUSUZ KALIRSINIZ.'

20181202

“Tarih nankör değildir, bir hizmeti asla unutmaz.”


Çanakkale’de ANZAC Komutanı General Birdwood M.Kemal’e karşı savaştı ve yenildi. 1938’de ayağı şiş olduğu halde, Ankara’da Atatürk’ün cenaze töreninde Mareşal üniformasıyla saygı duruşunda bulundu. Tarih Atatürk'ü kıskanır. “Tarih nankör değildir, bir hizmeti asla unutmaz.”

Alıntı:  Dr. Naim Babüroğlu @NaimBaburoglu



20181122

57. Alay Sancağı hakkında...


57. Alay Sancağı müzede değilmiş

Bir süredir Türkiye gündemini meşgul eden 57’nci Alay Sancağı ile ilgili gerçeği Hürriyet ortaya çıkardı. Çanakkale Savaşı sırasında son erine kadar şehit düşen Alay’ın sancağının Avustralya’da Melburne Müzesi’nde bulunduğu iddialarının doğru olmadığı belirlendi.
ÇANAKKALE Savaşı’nın 90’ıncı yıldönümü nedeniyle medya ve internet sitelerinde yer alan savaş hikayelerinin belki de en ilginci 57’nci Alay ve Sancağı hakkındaydı. Yazılanlara göre 57’nci Alay Çanakkale Muharebeleri’nde kahramanca savaşmış ve son erine kadar şehit düşmüştü. Bir ağaç dalında bulunan Alay Sancağı ise Avustralyalılar tarafından Melbourne’a götürülmüştü ve müzede sergileniyordu. Altında ise şu yazı bulunuyordu: ‘Bu Alay Sancağı Gelibolu savaş alanından getirtilmiştir ama esir edilmemiştir. Türk Ordusu’nun geleneklerine göre bir alayın sancağı, alayın son eri ölmeden teslim edilemez. Bu sancak, sonuncu muhafızın da altında ölü olarak yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur. Kahramanlık timsali olarak karşınızda duran bu Türk Alayı Sancağını selamlamadan geçmeyin.’

Bir başka haberde ise aynı iddia bu kez şöyle dile getirlmişti: ‘Ey ziyaretçi! Önünden geçmekte olduğun sancak dünya müzelerinin en nadir eseridir. Çünkü bu sancak dünyadaki tek esir Türk sancağıdır. Bütün alay şehit olduktan sonra, ağaca dayalı olarak bulunmuştur.’

Çanakkale Savaşı konusunda uzman tarihçi ve yazarlar bu iddiaları zaten yalanlarken, Avustralya’daki müzelerde ne bir Türk sancağı ne de altında böyle bir yazı bulunmadığı ortaya çıktı. Hürriyet konuya son noktayı koymak için Genelkurmay Başkanlığı’na yazılı başvuru yaparak sorularını yöneltti. Genelkurmay’ın verdiği yanıt şöyle:

MELBOURNE’DE YOK

57’nci Alay’a Çanakkale Muharebeleri’nden sonra, 30 Kasım 1915’te Sultan V. Reşat’ın iradesiyle altın, gümüş imtiyaz ve harp madalyaları verilmiştir. Bu madalyalar, 25 Nisan 1916 tarihinde İstanbul - Şile arasında bulunan Çelebi Köyü’nün kuzeydoğusunda toplanan Alay’ın sancağına törenle takılmıştır. Dolayısıyla Alay Sancağı’nın Çanakkale Muharebeleri sırasında Avustralyalılar tarafından ele geçirildiği iddiası doğru değildir. Bazı yayınlarda bu sancağın bugün Avustralya Melbourne Müzesi’nde sergilendiği iddia edilmektedir. Bu iddialarla ilgili Melbourne Müzesi’nin de içinde yeraldığı dört müze adına Victoria Eyalet Müzesi tarafından gönderilen cevabi yazıda, ellerinde 57’nci Alay’a ait bir sancak bulunmadığı bilgisine ulaşılmıştır.

YOK EDİLMİŞ OLABİLİR

Günümüze dek geçen sürede 57’nci Alay Sancağı’na ilişkin herhangi bir bilgi aydınlığa kavuşmamıştır. Ancak, Türk ordu geleneği göz önüne alındığında, Alay’ın İngilizler tarafından esir alınırken, sancağını teslim etmeyerek imha etmiş olmasının kuvvetli bir ihtimal olduğu değerlendirilmektedir.

En son Filistin’de savaştılar

57’nci Alay, Çanakkale Cephesi’nden sonra, önce Galiçya Cephesi’nde savaşmış, ardından bağlı olduğu 19’uncu Tümen ile birlikte Filistin Cephesi’ne intikal etmiştir. 19’uncu tümen 23 Eylül 1918 tarihinde İngilizler’e esir düşmüştür. 57’nci Alay’ın da 29 Temmuz 1917 - 23 Eylül 1918 tarihleri arasında Filistin Cephesi’nde birçok muharebeye katıldığı, son olarak Nablus Meydan Muharebesi’nde mevcudunun hemen hemen dörtte üçünden fazlasını kaybettiği ve daha sonra muharebe gücünü yitirerek İngilizlere esir düştüğü tespit edilmiştir.

20180424

"Broken Hill Çatışması" 1 Ocak 1915

1 Ocak 1915: Osmanlı Birinci Dünya Savaşı'na dahil olup, İngilizler Anzakları Osmanlı cephesine taşıdığında, Avusturalya'daki iki Müslüman Türk bayrağı çektikleri bir tepeden Avusturalya'ya savaş ilan etti. Bu savaş "Broken Hill Çatışması" olarak bilinir.


Alıntı-Kaynak: Türk Dış Politikası @TrDisPolitika

20180206

Avustralya, askerlerinin Çanakkale'de yediği bisküviler

Avustralya, askerlerinin Çanakkale'de yediği bisküvileri yeniden üretmiş ve bakın üzerine kimin sözünü yazmayı uygun bulmuş! 
via

20171123

Anıta kazılı sözlerin ATATÜRK'E AİT OLMADIĞI, 1953'TE ŞÜKRÜ KAYA TARAFINDAN UYDURULDUĞU KANITLANDI


Cengiz Özakıncı @cengizozakinci 

Atatürk'ün "Bizim için "Johnny"lerle (işgalci Anzak askerleriyle) Mehmetçikler arasında fark yoktur" dediğine inananlar ile Anzaklar arasında bir fark yoktur. 






Cengiz Özakıncı @cengizozakinci 21 Kas
Ben işgalci Anzak askerlerince yaralanan ve katledilen Mehmetçiklerimiz ve anneleri için üzülüyorum; fakat dileyen Atatürk'ün haydutlar, katiller, caniler dediği, .... vahşi işgalciler, Anzaklar ve anneleri için üzülebilir:

 
Yazar Cengiz Özakıncı'ya gelen yarumlardan bazıları:


(Blog editörü):
Yüzyıllardır sürekli Doğ'ya Kudü'sü ve zenginlikleri almak için saldıran Haçlılar Osmanlı'dan önce vardı' gerçeğini görmek istemeyen, ''Osmanlı Avrupa'ya girmeseydi, Avrupa da Osmanlı Devleti'ni yıkmak için gelmezdi'' diyen geri zekalı ya da Türk düşmanı,
İçerideki vatansızların Avrupalı sömürgecilere yalakalığı:

En Çok Okunanlardan...