Blog Listem

etnik köken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
etnik köken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20191206

📰 'Kahraman bir hanım' : 'Sıdıka Hanım'


1930 Yılının Eylül Ayının 30’una ait Cumhuriyet Gazetesi’nin manşetinde şöyle bir haber yer almaktadır: “Kahraman Bir Hanım… Erzincan Civarında 50 Kürt ile Müsademe (çatışma) Ederek Şakileri (eşkıya) kaçırdı” Cumhuriyet Gazetesi’nin haberinin tam metni şöyledir:

‘KAHRAMAN’ BİR HANIM


“Dercettiğimiz (yayınladığımız) resim, bir Türk kadınının namus ve şerefi milliyi elindeki silahıyla müdafaa eden bir dişi aslanın siperdeki vaziyetini gösteriyor. Bu kahraman kadın, Erzincan Askeri Orta Mektep Riyaziye (matematik) muallimi Şerafettin Bey’in zevcesi(eşi) Sıdıka Hanım’dır. Şerafettin Bey’in Erzincan yakınlarında ikamet ettiği köyde iskân edilmişi bir Kürt aşireti reisinin teşvikiyle 6 kişilik bir eşkıya çetesi, Şerafettin Bey’in mektepte nöbetçi bulunduğu bir günde pek kahpecesine evine taarruz (saldırı) etmişlerdir. Sıdıka Hanım, taarruzun başlayacağını haber veren köpeğin fevkalade saldırılarından kuşkulanarak zevcinin (kocasının) ve kendisinin tüfeklerini doldurmuş, çocuklarını yatırdıktan sonra mücadeleye hazırlanmıştır. Akşam karanlığıyla beraber, şaki Kürtler açtıkları şiddetli bir ateşi müteakip (Sıra ile birbiri arkasından gelen) Şerafettin Bey’in evine hücuma başlamışlardır. Sıdıka Hanım, evin içine giren Kürtleri püskürtmüş ve bu haydutlardan biri de bu esnada yaralanmıştır. İçlerinden birinin yaralandığını gören Kürtler kaçmışlar. Bu sırada bahçeye kadar çıkan Sıdıka Hanım, 58 fişek yakmıştır. Şerafettin Bey, vakadan (olaydan) haber alarak köye geldiği zaman kahpe şakiler Dersim Vilayeti hududuna kadar kaçmış bulunuyorlardıEşkıya kaçtıktan sonra, Şerafettin Bey’in evine hatır sormak için gelenlere bu mert kadın müsademe (çatışma) devam ettiği müddetçe köyün bu kadar erkeğinden birinin bile yardıma gelmemesini erkekliğe yakıştırmadığını söylemiş, ‘içinizde benimle beraber eşkıyayı takip edecek mert yok mu’ diyerek bu ziyaretçilere ar ve hicap(utanç) terleri döktürmüştür.”

Kaynak : https://onturk.org/2016/02/07/sidika-hanim-ve-kurt-ceteleri/

20190205

✍️ 🇹🇷 Türk, Türkiye, kavim, halk ve millet kavramları



Türk, Türkiye, kavim, halk ve millet kavramları
Doğu Perinçek
Aydınlık Gazetesi, 6.2.2019

1999 yılı sonlarıydı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan aradılar. Komutan, Atatürk’ün “Vatandaş İçin Medenî Bilgiler” (Yurt Bilgisi) kitabındaki millet tanımının elyazılı belgesini rica ediyordu. Aydınlık’ta 12 Aralık 1999 günlü yazımda, Kültür Bakanlığı’nın Ekim 1999’da yayımladığı “Kurtuluş Kuruluş Cumhuriyet” başlıklı kitabında, Atatürk’ün millet tanımını değiştirerek yayımladığını açıklamıştım. Kültür Bakanlığı, Atatürk’ün tanımındaki “Türkiye halkı” kavramını kendine göre “Türk halkı” diye düzeltmişti!

 

Bilindiği gibi Atatürk, birinci basımı 1930 yılında yapılan “Vatandaş İçin Medenî Bilgiler” kitabı için yazdığı notlarda milletimizi şöyle tanımlamıştı:




“Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” (1)

ETNİK DEĞİL SİYASAL TANIM

Atatürk, bu tanımının temelinde yatan kavrayışı, 1926 yılında “Millet ve Milliyetler Prensibi” üzerine yazdığı notlarda belirtmişti. Orada “millet” kelimesi ile “kavim” kelimesinin karıştırıldığını saptadıktan sonra şöyle der:
“Millet kelimesiyle siyasî teşekkül kastolunur. Kavim (peuple) kelimesi ise her şeyden evvel kökeni ve ırkı hatırlatır.” (2)

Atatürk, bu notlarının devamında, milleti devletin yarattığını, milletin tarihsel bir kategori olduğunu, milliyetler prensibinin Fransız Devrimiyle ortaya çıktığını, milletlerin farklı kavimleri özümleyerek oluştuğunu da belirler.

Milleti siyasal bağla tanımlayan anlayış, CHP 1931 yılı Programının 2. maddesine de konmuştur:
“Millet, dil, kültür ve mefkûre (ülkü) birliği ile birbirine bağlı vatandaşların teşkil ettiği bir siyasî ve toplumsal heyettir.” (3)

NE KADAR DEVRİM O KADAR MİLLET

Atatürk, milletin devrimle oluştuğunu saptıyor. “Türkiye Cumhuriyetini kurma” eylemi bir devrimdir. Türkiye halkı bu devrimi gerçekleştirirken, kendisini de millet haline getirmiştir. Cumhuriyet kuruculuğu, milletin siyasal unsurudur.

Milletin devrimle oluşması, bize özgü değildir. Bütün milletler, Ortaçağ ilişkilerini tasfiye eden demokratik devrimlerin ürünüdür. Milletleşmekte geciken halklar, millet olabilmek için emperyalizmi de yenmek zorundadırlar.

Fransız Devriminin ve Türk Devriminin simgelediği her iki milletleşme dalgası da, devrimci devletlerin önderliğinde olmuştur. Millî devlet, halkı millet haline getiren sürecin hem ürünü hem de motorudur.

Halk, kapitalizmin şafağındaki millî devlet kuruculuğuyla milletleşir. Emperyalizmden kopuş ve Ortaçağ ilişkilerinin tasfiyesi ne kadar köklü bir devrimle gerçekleşmiş ise, milletleşme de o kadar hızlı ve güçlü olmuştur. Çeşitli halklar ya da kavimler, yaşadıkları ortak devrimin kapsamı ve derinliği ölçüsünde birbiriyle kaynaşmış ve tek bir millete dönüşmüşlerdir.

MİLLETİN HAMURU: TÜRKİYE HALKI

Milletin maddesi, yani hamuru Türkiye halkı’dır. Atatürk, “Türkiye halkı”nın milleti oluşturduğunu belirliyor. Atatürk’ün, 1930 yılında, milleti oluşturan insan unsurunu “Türk halkı” olarak değil, Türkiye halkı olarak, yani belli bir coğrafya üzerinde yaşayan bütün halk olarak tanımlaması anlamlıdır ve bilimseldir. Burada millet, etnik kökene göre değil, Türkiye adındaki vatan toprağı üzerinde yaşayanların devrimle oluşturduğu siyasal kimliğe göre tanımlanmaktadır.


Bizim milletimiz de, bütün büyük milletler gibi, farklı kavimlerin/halkların karışmasından ve özümlenmesinden oluşmuştur. Atatürk bu nedenle bilinçli olarak Türkiye kavramına vurgu yapıyor.

KAVİMLERİN KARIŞMASI VE KÜLTÜR YARATMAK

Boğazköy kazılarını da yönetmiş olan ünlü Alman arkeologu Hugo Winckler’in de belirttiği gibi, kültür yaratmış milletler, ırk bakımından asla saf değillerdir, aksine kültür her çağda hep çeşitli ırkların şu veya bu ölçüde karışmalarının ürünü olmuştur. (4)

Kuşkusuz burada “kültür yaratma”yı, köklü ve zengin kültür olarak anlıyoruz. Çünkü kültürü olmayan bir toplum yoktur. Dolayısıyla Türk ırkçılığı, Türklerin zengin ve etkili kültür yaratan bir millet olmadığı iddiasını da kendiliğinden içermektedir. Bu tezin Batı merkezli olduğunu biliyoruz. Oysa tarihsel gerçekler öyle değildir: İmparatorluklar kurmuş olan Türklerin başka kavimleri etkileyen, zengin bir kültürü vardır.

Atatürk, millet tanımından da anlaşılacağı üzere, milletimizin kaynağını yalnız Orta Asya’da görmemiş, Anadolu uygarlık mirasına dayandırmıştır. O kadar ki, kurulan bankalara bile, Etibank, Sümerbank gibi adlar vererek, millî tarihin beslenme kaynaklarını eski Anadolu ve Mezepotamya’daki köklerine kadar uzatmıştır. Bu saptama, gerçeğe uygundur. Çünkü bugün Ön Asya’da yaşayan Türk milleti, Orta Asya’dan gelen göç dalgaları ile bölgemiz halklarının bir karışımından oluşmaktadır. Milletimizi oluşturan kavimler, Orta Asya ve Anadolu dışında Mezopotamya, Balkan ve Kafkas kökenlidir.

Kaldı ki, Orta Asya’daki Hunlar, Göktürkler, Uygurlar, Kırgızlar, Tatarlar, Özbekler, Kazaklar, Oğuzlar vb de ırksal köken olarak saf değillerdi; çeşitli ırkların karışımıyla oluşmuşlardı. (5)

HER KAVRAMIN AYRI ANLAMI VE YERİ VAR

Türkiye’de Milliyetçi kesimde, Türkiye Halkı kavramına karşı bir soğukluk var. Türkiye kavramını Türk kavramının reddi olarak anlayan bir bağnazlık da var. Oysa ülkenin adı, Türk Eli değil, Türkiye’dir. Devletin adı, Türk Cumhuriyeti değil Türkiye Cumhuriyetidir. Türkiye Cumhuriyetinin kurucu toplumu, Türk halkı değil, Türkiye halkıdır. Milletin adı ise, Türk milletidir.

Türk ve Türkiye kavramlarının her ikisi de bilim için gereklidir.
Bilim, kavramları eleyerek değil, her olguya ve her sürece ayrı kavramlar bularak gelişir.

KİTAPLAR
 

(1) Birinci basım, s. 18; Afetinan’ın hazırladığı TTK basımı, s. 18 ve aynı kitapta yer alan Atatürk’ün elyazısı, s. 351. Konuyla ilgili geniş bilgi için bkz.Doğu Perinçek’in Kemalist Devrim-4 / Kurtuluş Savaşı’nda Kürt Politikası, Kaynak Yayınları, Birinci basım, s. 251 vd, s. 253 vd.
(2) Atatürk’ün Bütün Eserleri, Kaynak Yayınları, c.18, Birinci basım, Mart 2006, s.317 vd.
(3) Doğu Perinçek, Kemalist Devrim-3/Altı Ok, Kaynak Yayınları, İstanbul, Haziran 1999, s. 31.
(4) Aktaran A. Ahmet Uhri, “Bir kitap adının anatomisi: Kara Atena”, Bilim ve Ütopya, sayı 99, Aralık 1999, s. 83.
(5) Bkz. Doğu Perinçek, Bozkurt Efsaneleri ve Gerçek, Geliştirilmiş 4. basım, Kaynak Yayınları, s. 112 vd.

Alıntı/ Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/turk-turkiye-kavim-halk-ve-millet-kavramlari-dogu-perincek-kose-yazilari-subat-2019

20190126

🇹🇷 Türk Milleti / Türkiye Halkı ve Kültürü

Alıntı: Sosyal medya

“Türkiye Cumhuriyetini Kuran 
Türkiye Halkına Türk Milleti Denir”
-Mustafa Kemal Atatürk

***

''Ulusal Bağımsızlık Savaşımızdan sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti, tarih boyunca Anadolu’da yaşamış çeşitli uygarlıklardan gelmiş ve farklı etnik kimliklere sahip insanları aynı bayrak altında ve ortak ülkü etrafında toplayabilmiş, demokratik bir devlet çatısı altında bir arada hür ve kardeşçe yaşamalarının olanağını yaratmıştır.

Yaklaşık l000 yıldır aynı topraklar üzerinde birlikte yaşayan insanları millet yapan temel unsurlar, süreç içerisinde oluşturdukları ortak kültür, özgürlükçü ve demokratik anlayıştır. Milletimizi bölünmez ve bütün olarak bir arada tutan Atatürk İlkeleri ile özetlenebilecek değerlerdir. Bu ilkelere ek olarak, iyi niyet, hoşgörü, vatansever ve dirayetli devlet adamlığı, çağdaş teknoloji ve bilgi düzeyinin izlenmesine olanak veren ortak bir eğitim sistemi bütün demokratik rejimlerin yaşamsal gereksinimleridir. Hangi rejimde olursa olsun, siyasal bağımsızlığın diğer bir koşulu da ekonomik bağımsızlıktır.''

...

Dr. Haluk TÜRKDEMİR
Öğretim Üyesi


20190103

✍️ 10 yılda toplum böyle değişti

10 yılda toplum böyle değişti

Aydınlık Gazetesi

Konda’nın toplumun 10 yıllık sosyolojik dönüşümünü incelediği raporda çarpıcı veriler yer aldı. Kendisini dindar olarak tanımlayan kesim azalmaya başladı. Farklı etnik kökenlere yaklaşım yumuşadı. Toplumun kadının bağımsızlığına bakış açısı olumlu yönde değişti
HABER MERKEZİ

Konda, 10 yıllık toplumsal değişim raporu yayınladı. Raporun sonuçları gözönüne alındığında Türkiye, iktidar tarafından yaratılmak istenen dönüşüme rağmen, dünyanın değişimine ayak uydurdu.

2002’den itibaren devam eden 17 yıllık Ak Parti iktidarında hedef ‘Dindar nesil yetiştirmek’ olarak belirlenmişti. Ak Parti iktidarında okulların imam hatipleştirilmesi, Diyanet’e ayrılan bütçenin yükselmesi, yapılan cami sayısındaki artış, sürekli yenisi açılan sübyan mektepleri, cemaat ve tarikatların rahatça yürüttüğü faaliyetler vb. ülkedeki iklimi değiştiremedi. Konda Araştırma Şirketi’nin hazırladığı rapor, iktidarın bu hedefin uzağında kaldığını gösteriyor.

‘DİNDAR’ OLDUĞUNU SÖYLEYENLER AZALDI
Rapora göre “Dindar” olduğunu söyleyenler de 10 yılda yüzde 55’ten yüzde 51’e geriledi. “İnançlı” olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 31’den yüzde 34’e çıkarken, “sofu” olduğunu söyleyenlerin oranıysa yüzde 13’ten yüzde 10’a düştü. Kendisini “ateist” olarak tanımlayanların oranı üç kat artarak yüzde 1’den yüzde 3’e yükseldi, “İnançsız”ların oranıysa yüzde 1’den yüzde 2’ye çıktı.
“Geleneksel muhafazakarların” oranı 2008’de yüzde 37 iken, 2018’de yüzde 45’e yükseldi. “Dini muhafazakarların” oranı ise yüzde 32’den yüzde 25’e düştü.


‘İBADET’ VE ‘ÖRTÜNME’
Raporda yer alan “İbadet” ve “Örtünme” bölümlerine göreyse oruç tutanların oranı yüzde 77’den yüzde 65’e geriledi. “Başörtüsü” oranı yüzde 52’den 53’e çıkarken, “Türban” oranıysa yüzde 13’ten yüzde 9’a düştü.

EVSAHİBİ ORANINDA DÜŞÜŞ
Rapora göre evsahibi olan kişilerin oranı yüzde 74’ten yüzde 66’ya geriledi. Kiracıların oranıysa yüzde 21’den yüzde 29’a çıktı. Raporda apartmanda oturanların oranının yüzde 33’ten yüzde 59’a yükselmesi de dikkat çekti.

‘MUTLUYUM’ DİYENLER AZALDI
Rapora göre 2008 yılında “Mutluyum” diyenlerin oranı yüzde 57’yken, bu oran 2018’de yüzde 52’ye geriledi. Ortalama yaş artmasına rağmen evlilerin oranı ise yüzde 71’den 65’e düştü.

GAZETE OKUMADA BÜYÜK DÜŞÜŞ
2008’de gazete okuduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 61’ken, bu oran 10 yılın ardından yüzde 26’ya geriledi. Televizyondan haber izleyenlerin oranıysa yüzde 98’den 84’e düştü. Sosyal medya kullanım oranıysa ciddi bir yükselişle yüzde 38’den 72’ye çıktı.

KADINA BAKIŞ
Rapora göre “Bir erkekle kadının beraber yaşamaları için dini nikah şarttır” diyenlerin oranı yüzde 79’dan yüzde 74’e, “Kadın çalışmak için eşinden izin almalıdır” diyenler yüzde 69’dan yüzde 55’e düşmüş.

ETNİK FARKLILARA BAKIŞ DEĞİŞİYOR
Sonuçlara göre bir arada yaşama talebi de artıyor. “Farklı etnik kökenden evliliklere olur” diyenler yüzde 54’ten 57’ye, “Farklı mezhepten olur” diyenler yüzde 44’ten yüzde 56’ya yükselmiş.

İMAM HATİPLİLERDE DEİZME YÖNELİŞ
Konya Öğretmenevi Mevlana Şubesinde 4 Mart 2018’de yapılan “Gençlik ve İnanç” başlıklı çalıştayın sonuçları muhafazakar kesimde tartışma yaratmıştı. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve İHL Meslek Dersi öğretmenlerinden oluşan 50 kişilik katılımcı öğretmen beşer kişilik grup halinde çalıştaya katılmış, çalıştayda İmam Hatipli öğrencilerin dinden uzaklaşıp deizme yönelmeye başladığı ortaya çıkmıştı.

Alıntı/ Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/10-yilda-toplum-boyle-degisti-turkiye-ocak-2019

En Çok Okunanlardan...