Blog Listem

Kuvayi Milliye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kuvayi Milliye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260803

🎞️🇬🇷Yunan işgali sırasında Yunanistan adına gizli tanıklık yaparak 132 🇹🇷Kuvâ-yi Milliyeciyi yargılayan Yunan askeri mahkemesine ait belgeler.

 Tarihçi Aydın Ayhan, Yunan işgali sırasında Yunanistan adına gizli tanıklık yaparak 132 Kuvâ-yi Milliyeciyi yargılayan Yunan askeri mahkemesine ait belgelere ulaştı.

Tarihçi Ayhan çarpıcı bir detay da verdi: Yunan askeri mahkemesi, Bandırma’da 132 Kuvâ-yi Milliyeciyi yargılıyor; yani işgal yıllarında. Bunlar yargılama tutanakları. Önü arkalı, hepsi Yunanca. Çok ilginç. Bu da savcının kararı. Tabii bunlar orijinal belgeler; ben bunları satın aldım. Burada Yunanlılar gizli tanık kullanmış. Öyle ki mesela Ahmet oğlu Mehmet hakkında, “23 numaralı ve 45 numaralı tanıklar bunları söyledi.” deniliyor. 70 tane gizli tanık var. Bunların beşi gayrimüslim, 65’i Müslüman. Hainler. Bunların listesini eksiksiz şekilde aldım. Kaçarken bunu unutmuşlar, kimse de bulamamış. Atina Ziraat Mektebi'nden mezun bir ziraat mühendisi bulduk, para verip bunları çevirttirdik. Ben de bunlarla ilgili bir kitap yazdım. Sonra bir çocuk geldi, baktı ve, “Ben bu köydenim. Bunların çocuklarını, bu aileleri tanıyorum. Bu ailelerin çocukları hâlâ haindir hocam.” dedi. Görüntü kaynağı: Rueya Mostafavi



20260321

📖 Efe Çete Ayşe, ilk kez Kuvay-i Milliye tarihinde efe elbisesi giymiş, ilk kez “Efe” unvanını almış mücahit bir kadındır.


Milli Mücadelede kahraman kadınlarımız bütün gün akşamlara kadar fedakarca düşman ateşi içinde korkmayarak çetelerimize su, ekmek gayret vererek ne kadar güçlü olduğumuzu gösterdiler. Kadınlar birbirlerine birlik beraberlik çağrısı yaptılar ne duruyorsunuz erkeklerimiz erlerimiz genç kızanlarımız savaşırken bize beklemek durmak yakışmaz biz de elimizden geleni yaparak birlik beraberlik yapalım hiç bir şey yapamazsak bir testi su, yoğurt evde ne unu varsa darı veya arpa ununda ekmek çörek bazlama yapıp savaşçılarımıza götürelim. Gerek Yunanlılarla kanlı çarpışmaların yapıldığı Aydın Savaşı, gerekse işgal yıllarının tamamında Türk kadının rolü büyüktür.   

Her yeri şehit kanıyla bulanmış güzel yurdumuzun yeniden vatan edinilmesinde rol oynayan Türk kadını ana olmanın yanında çetelerin yanında, cesaretli, çalışkan, Gözü kara vatanperver gibi özellikleri üzerinde taşıyan kahraman Efe Çete Ayşedir.

Efe Çete Ayşe, ilk kez Kuvay-i Milliye tarihinde efe elbisesi giymiş, ilk kez “Efe” unvanını almış mücahit bir kadındır. 

 Çete Emir Ayşe,1894 yılında İmamköy’de doğmuş, 1910 yılında Kayacık köyünden Mustafa ile evlenmiş bu evliliğinden iki kızı olmuştur. Eşi I. Dünya Savaşı sırasında şehit olmuştur. Eşinin şehit olması üzerine İmamköy’e yerleşmiştir.

   Çete Emir Ayşe, Yunanlıların İzmir’i işgal ettiği 15 Mayıs 1919’da henüz 23 yaşındadır. Eşi I. Dünya Savaşı sırasında yaralanmış ve Ankara Hastanesinde şehit olmuş iki çocuklu bir dul bir kadındı. Yunanlıların Aydını da işgal etmeleri üzerine gelin olurken kendine takılan altını Aydında satarak onun parasıyla bir mavzer alarak İmamköy’e geri döner. Ayşe Efe Konuyu şöyle aktarır. “Yunan Aydına geldiğinde İmamköyü’nde idim. Yunan Aydına gelmezden altın paramı boynumdan atıp martini aldım ben. On beş gün evvel düşman Nazilli’ye geçti. Bu tarafa geçer iken yakmağa başladı.. Dayanamadım, köylü,

“Büyük adamlar silahı olanlar alsın çıksın dedi. Aldım Martiniyi çıktım.»

Aydın’ın Yunanlılar tarafından işgali üzerine silahını alıp, çocuklarını da komşusuna emanet eden Emire Ayşe dağa çıkar. Burada Halil İbrahim Efe ve  Sancaktarın Ali Efenin çetesine katılır . Çiftlikli Kübra ve Ayşe Çavuş da Yunan işgaline karşı direnmek için dağa çıkmıştır.

Ayşe Efe Bu Olayı bu şekilde aktarmaktadır.

“Andon Ağanın çiftliğine geldik. Yunanlılara Kepezde bastık. Orada harp olur iken biz Kepezden saptık. İçimizde bir ihtiyat zabiti vardı?. Şehit verdik.. Daha ertesi günü Nazilli’den Takazan Mehmet Efe geldi. Onlardan Zindan Deresinin Oradan bastık. Üç gün oradan bastık.. Aydının aşağı başından çıktık.” dedi. Ayşe Efe kendisine verilen ceket, pantolon ve postalı giyerek tarihte « Aydın Muharebeleri « diye anılan savaşa katılır. 28 Haziran 1919’da başlayıp 30 Haziran 1919’da sona eren ve Aydının birinci kez Yunan işgalinden kurtarıldığı savaştan sonra Aydın 3 Temmuz 1919’da tekrar işgal edilir ve işgal 07 Eylül 1922 ye kadar sürer. “Yunan Bir Daha Aydın’a geldi. Kaçtım. Koçarlı tarafına geldim. Yörük Alinin maiyetine. Onun ilende Üçyola gittim. iki gün orada çakmak çaldım. Ondan sonra «Eğri kavakda» izinli geldim. Bitti. Dalmadayım şimdi. Efem gitme yetişir gari dedi”

Ayşe Efe’nin Kuvva-yı Millîyeyse nasıl katıldığını  elinde silah kaçan birinin elinden silahını  almasının ardından bir de dürbün bulmuş, savaşa katılmış, savaşta yaralanma tehlikesi geçirmiş , fakat çocuklarını komşusuna emanet eden bu kahraman Türk Kadını yine yılmamış, korkmamıştır.

Aydın’ın Yunan işgalinden Kurtulmasının ardından İmamköy’e dönen Ayşe Efe Yunanlıların tekrar Aydını işgal etmeleri üzerine çocuklarını da alarak Çakmar’a gider. Daha sonra Yörük Ali Efeyi bulur. Yörük Ali  Efe ile Mende güme baskınına katılır. Teğmen Zekai, Danişmentli İsmail Efe de bu baskına katılmışlardır. Danişmentli İsmail Efe’nin kendisine  geri dönmesini, savaşın erkek için olduğunu söylemesi üzerine ''Ben imam nasihati istemem” demiştir.

Avcı Neferi Ayşe, Birinci Bölümün dördüncü mangasında avcı neferi olan Ayşe Efe Mendegüme Muharebeleri sırasında sıtma nöbetine yakalanmış, köylü kadınlar kendisini götürerek tedavi etmişlerdir. Gökçen Efe köyde istirahat ettiği sırada Ayşe Efeyi ziyaret etmiş, kendisine 25 lira bırakmıştır. Ayşe Efe iyileştikten sonra Eğrikavak’a doğru hareket etmiş, daha sonra Kurban Bayramı nedeniyle Dalama ‘ya gelmiştir.  Bu sırada düzenli orduların kurulmasının ardından Ayşe Efe Yörük Ali Efenin önerisi üzerine tekrar cepheye dönmemiş, silahını Yörük Ali Efeye emanet edip «kahpe alçak birisine değil de bir yiğide devretmesini» istemiştir.

Çete Emir Ayşe, Türkiye Cumhuriyetinin ilanından sonra da köyünde yaşamını  sürdürür.  Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk 1933 yılında Aydın’a geldiğinde, kendi elleriyle Ayşe Efeye Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyasını takar. O, Milli Mücadele’nin İstiklal Madalyası sahibi tek kadın efesidir.

Çete Emir Ayşe Efe,

 “O günlerden iki hatıram kaldı. Biri kadınlığımla verdiğim savaş, öteki de rahmetli Atatürk’ün göğsüme taktığı İstiklal Madalyası’dır” der.

Umurlu, Aydın, Köşkte fiili olarak savaşmış, savaşın sona ermesinin ardından 1967 yılında ölümüne kadar İmamköy’de yaşamıştır. Çete Emir Ayşenin mezarı İmamköyde’dir.

Başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu vatan için canlarını veren tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle, şükranla, özlemle anıyoruz.

İstiklal savaşı sırasında pek çok vatansever bir araya gelip düşmanı topraklarımızdan atabilmek için silaha sarılmıştır. Hiçbir mecburiyet yokken teşkilat kurup savaşan bu kahraman gruplara “Çete”, teşkilatı kuran kişilere de “Çeteci” denmiştir. Çete Ayşe de bu kahramanlardan birisidir. Hem de ilk Çetecilerden, ilk defa Kuva-yı Milliye tarihinde efe elbisesi giymiş, ilk defa “Efe” unvanı almış mücahit bir kadındır. Kastamonu’da Halime Çavuşu, Erzurum’da Kara Fatma (Seher), Adana’da Melek Hanım, Erzurum’da Nene Hatun neyse; dağlarından yağ, ovalarından bal akan, efeler diyarı Aydın İl’inde de Çete Ayşe odur.

 

Umurlu’ya bağlı İmamköy’den bir şehit eşi olan Çete Ayşe, kadınlardan ve genç kızlardan oluşan çetesiyle Anadolu kadınına öncülük etmiş, unutulmaz bir halk kahramanıdır. Gözü pekliği, liderliği ve hitabet yeteneğiyle kısa sürede halkın sevgi ve takdirini kazanır, Milli Mücadele’nin Ege Bölgesi’ndeki en büyük sembollerinden biri haline gelir. Efe Çete Ayşe, ilk kez Kuvay-i Milliye tarihinde efe elbisesi giymiş, ilk kez “Efe” unvanını almış mücahit bir kadındır. 


Alıntı: http://imamkoy.com/index.php/koyumuzun-kadin-kahramani-cete-ayse/



Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışmasını zikretmeye imkân yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını “Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim” diyemez”

    Mustafa Kemal ATATÜRK

📖.Kurtuluş Savaşı'nda Aydın İmamköylü Ayşe Çavuş

 

Kocası şehit olunca, küpelerini satarak aldığı tüfekle dağa çıkan Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Aydın İmamköylü Ayşe Çavuş

Alıntı: Tarihi Merak Ediyoruz @tarihiiimerak

*****

Milli Mücadele Savaşının Kadın Kahramanı İmamköy’lü Çete Emir Ayşe, Çeteler, Efeler

Milli Mücadele Savaşının Kadın Kahramanı İmamköy’lü Çete Emir Ayşe, Çeteler, Efeler Hakkında İmamköy’den Kaynağından Gerçek Bilgiler (Hz. Derleyen N. Karabulut)

İmamköy’ün Kadın Efesi Çete  Emir Ayşe Kimdir? İmamköylüler’den sözlü gerçek anlatım.


     EFE AYŞE (1894-1967) (İmamköylü’dür)

 Efe Ayşe 1894 yılında Aydın Merkez İmamköy’de doğmuştur. Çeteler sülalesinden gelmektedir. Çocukluğu gençliği hep İmamköy’de geçmiştir. Babasının adı Mustafa’dır. 1910 yılında Kayacık Köyü nüfusuna kayıtlı Mustafa adlı kişi ile evlenmiş, bu evlilikten iki kız çocuğu olmuştur.

Eşi Mustafa 1915 yılında Çanakkale Cephesinde askere alınmış  ve bu cephede şehit düşmüştür. Efe Ayşe eşinin şehit düşmesi üzerine tekrar İmamköy’e yerleşmiştir. Çete Emir Ayşe’yi köyümüzden tanıyan komşuları Zikriye Yavaş anlattı. Uzun boylu sarışın güzel bir kadın olduğu söyleniyor. Sırtına tüfeğini takar (asar) öyle gidermiş gittiği yere gözü kara, cesur birisi olduğu söylenmektedir.

Yunanlıların 1919 yılında Aydını işgali sırasında İmamköy’ü ele geçirmeleri üzerine silahlanarak Umurlu’daki Sancaktar Ali Efe grubuna katılmıştır. Aynı gruptaki Çiftlikli Kübra ve Ayşe Çavuş ile birlikte ilk olarak Kepez sırtlarında düşmanla savaşmış, daha sonra Aydın Cephesinde yer almıştır. Düşmanın Aydın’dan birinci kez çıkartılması üzerine köyüne geri dönmüştür.  

     Aydının Yunanlılar tarafından ikinci kez işgali üzerine Yörük Ali Efe grubuna katılarak Köşk Cephesindeki muharebelerde yer almış ve Milli Mücadelenin sonuna kadar savaşmıştır. Bu  Kahraman Türk kadını “Benim yaptığımda ne var ki herkes yapar” diyerek ne kadar yüce ve alçak gönüllü olduğunu dile getirmiştir.

   Çete Emir Ayşe yunan askerlerine karşı direnen güçlü, kadınlarımıza ışık ve yön veren , bir lider hanımdır. Kadınlarımıza önderlik yapmış, ülkenin yunan işgalinden kurtarışında birtakım yerlere giderek üzerinden kilitli olan kadınların kapı kilitlerini kırmak suretiyle onlara esaretten kurtaran bir liderdir.  Kahraman ÇETE EMİR AYŞE       N. Karabulut

 Efe Ayşe Milli Mücadeledeki başarılarından dolayı Gazi Mustafa Kemal Paşanın teklifi ile TBMM tarafından Kırmızı şeritli İstiklal Madalyasına layık görülmüştür. Çete Ayşe, Kuva-yı Milliye tarihinde ilk kadın efe unvanını almıştır.

       İmamköy’lü 23 yaşındaki kahraman Türk kızı Yörük Ali Efe çetesi ile birlikte düşmana vurulan ilk darbe olan Malgaç baskınına ve daha bir çok savaşa o da katıldı. Kurtuluş Savaşı’nın sonuna kadar kahramanca savaştı.

    Çete Emir Ayşe der ki,

Bazı kadınların içinde bir pehlivan; bazı erkeklerin içinde de, korkaklıklarından dolayı, bir kadın gizlidir. Kemer belindir, çizme ayağın, börk başındır. Mademki burası bizim vatanımız; biz de bu vatanın olmalıyız.

 Çete Ayşe, TBMM tarafından Kırmızı Şeritli istiklal Madalyasına layık görülmüştür. 


“Efe“ Özellikle Batı Anadolu köy yiğidi, zeybektir. Efe olmak da efe kalmakta zordur. Efe, geleneğine göreneğine, kültürüne, diline düşkün, onurlu, yiğit, dürüst seçkin kişilerdir. Efeler çetelerin lideri konumundadır. Efe zeybek topluluklarının başkanına verilen adıdır. Ege bölgesi özellikle Aydın ilimiz efenin harman olduğu bir yerdir. Efelik zalime baş kaldırmaktır. Onurludur, yiğittir, özü sözü birdir, vatanseverdir kısacası düşman karşısında dimdik ayakta durabilmektir.

Zeybek: Bir efenin yanında bulunan yiğitliği ve gözü pekliği ile öne çıkmış, kızanların eğitimi ile görevli kişi, Özellikle Batı Anadolu’da efelere verilen ad. Ege Bölgesi’nde Kızanlıktan yetişmiş, iyi nişancı, zeki ve yürekli kişilere zeybek olabilirler.

Kızan: Bir efenin çetesine yeni katılan gençlere denir. Bir efenin yanında olmak isteyen genç erkekler efeye başvururlar eğer efe tarafından kabul edilirlerse bir tören yapılarak ekibe alınırlar ve yetişmelerinden zeybekler sorumlu olurdu. Kızanlar hiç sorgulamadan efelerin emirlerini yerine getirirler.  timthumb

“Çete“ Kelimesi yaptığım araştırmada ortak amaca ulaşmak için kendi kararlarıyla aralarında sıkı bir birlik kuran kümeye çete denir. Yada Ordu birliklerinden olmayan küçük birliktir. Çete Ayşe Kuvâ-yı Milliye tarihinde ilk defa efe elbisesi giymiş, ilk defa “Efe” unvanı almış mücahit bir kadın olarak Türkiye  tarihine  geçmiştir.
 
ÇETE NEYE DENiR?: 

Bu yazıda sözünü ettiğimiz çete Mondros Ateşkes Antlaşmasının ardından İzmir ve Aydın’ın işgali üzerine Yerel sivil örgütlenmeler, Kuva-yi Milliye olarak ortaya çıkan ve düzenli ordulardan oluşan işgalci güçlere karşı gerilla savaşı uygulayan bağımsız yerel örgütlenmelerdir. Bu örgütler daha sonra TBMM’nin kurulması ile birleştirilmiş ve İnönü Savaşı sırasında da düzenli orduya dönüştürülmüştür.


  İmamköylü Çete Emir Ayşenin Fotografı Hz: Nermin Karabulut

Kuvva-yı Milliye nedir? 

Arapça bir kelime olan  Kuvva sözcüğü  güç anlamına gelir. Dilimize ise  Kuva-yı Milliye terimi  ulusal güçler anlamında girmiştir. Kuva-yı Milliye Yapılanması, işgal altındaki ülkelerde halk tarafından oluşturulmuş sivil direniş örgütlerine verilen addır.

    Kuva-yı Milliye : 1.Ülkemizde ulusal Kurtuluş Savaşına katılan herkesi kapsayan bir kavram olarak kullanılmıştır. Anadolu’nun Yunan, İngiliz, Fransız, İtalyan birliklerince işgal edildiği ve Mondros Mütarekesi ile ağır koşulların dayatıldığı dönemde çeşitli yörelerde Osmanlı ordusunun silahlarının alınıp dağıtıldığı günlerde doğan milli direniş örgütlerine verilen isimdir Kuva-yı Milliye.

 İlk Örgütlü Kuva-yı Milliye Hareketi :

İzmir’in işgalinden sonra vatansever bazı subayların halkı örgütlemesi ile Ege Bölgesi’nde başlamıştır. Batı Anadolu’daki Kuva-yı Milliye birlikleri düzenli ordu kuruluncaya kadar geçen sürede Yunan birliklerine karşı vur- kaç taktiği ile savaşmıştır.


İlk Örgütlü Kuvayı Milliye Hareketi: 

Yunanlıların Mondros Ateşkes Antlaşmasının  İtilaf Devletleri kendilerinin güvenliğini tehdit eden herhangi bir durumun ortaya çıkması halinde hangisi olursa olsun stratejik noktaları işgal etme hakkına sahip bulunacaktır. diyen 7. Maddesi gereğince 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal etmeleri üzerine başlamıştır.  

Batı Anadolu’da Kuva-yı Milliye Hareketi: 

Yunanlıların Mondros Ateşkes Antlaşmasının  İtilaf Devletleri kendilerinin güvenliğini tehdit eden herhangi bir durumun ortaya çıkması halinde hangisi olursa olsun stratejik noktaları işgal etme hakkına sahip bulunacaktır. Diyen 7. Maddesi gereğince 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal etmeleri üzerine başlamıştır.

İzmir’in işgal Edilmesi: 

Yunanlıların bununla yetinmeyip Aydın’a doğru ilerlemeleri Aydın’daki 57. Alay Kumandanı Miralay Mehmet Şefik Aker ve bir grup vatanseveri endişelendirmiş. Bu nedenle de İstanbul Hükümetinin İşgale karşı çıkılmamasını isteyen direktiflerine rağmen işgale karşı gelmişlerdir.

27 Mayıs 1919’da Aydın’ın da işgal edilmesi üzerine: Yunan işgaline karşı koymak için Aydın dağlarında bulunan Efelerin desteğini almak amacıyla Yörük Ali Efe  ve Kıllıoğlu Hüseyin Efe ile görüşmüşler, bu görüşme sonrasında ise 1 Haziran 1919’dan itibaren köylerden gönüllüler toplanmaya başlanmıştır.

Malgaç Baskını:

 5 Haziran’ı 6 Haziran’a bağlayan gece Yörük Ali Efe ve yanındakiler 17 kişilik bir ekiple Çine’den kuzeye doğru yola çıkmışlar kendilerine yolda katılanlarla beraber 15-16 Haziran 1919 gecesi Sultanhisar’a 1,5 Km mesafedeki Malgaç Deresinin üstünde bulunan ve bir Yunan Karakolunun bulunduğu Malgaç Köprüsüne baskını düzenlemişlerdir.

Çete Ayşe İmamköylü’dür. O bir annedir. iki kızı vardır.( Huriye ve Hafize) okuma yazma bilmez, şehit hanımıdır. Kıt kanaat geçinip gitmektedir. Durum böyleyken köyünde sakin bir hayat sürdüren adı Emir Ayşe olan 23 yaşındaki ev hanımı çok zor şartlar altında silahlanıp düşmanın karşısına çıkmıştır.  Çete Ayşe o günlerin ıstırabını yüreği yanarak duymuş bir vatanseverdir. O yola çıkınca diğer kadınlar, kızlar peşine takılmıştır, bu yönüyle bölgenin diğer kadın kahramanlarına  öncü olmuştur.

Öncülüğüyle de kadın kahramanlarımızın sembolüdür. Zaferi gören bahtiyarlardandır.


Çete Ayşe’nin Silah Arkadaşları Şerife Ali Kübra (Çiftlikli Kübra)

Kısa boylu, biraz kilolu ve geçirmiş olduğu sıtma hastalığı nedeniyle sararmış bir yüze sahiptir. On yedi yaşındadır. Aydın’ın Çiftlikköyü’ndendir. İçinde Yunana karşı bir kin ve öfke vardır. Öfkesi gözlerinden bellidir. Hani derler ya ateş püskürüyor yunana karşı ateş püskürmüştür. Aşırı milliyetçidir. Annesini kaybetmiş babasıyla yaşamaktadır.

Düşman Aydın’da geldiğinde nişanlıdır. Şerife Efe, birgün rüyasında Çete Ayşe’yi görür onunla birlikte savaşa katılmak istediğini babasına söyler. Babası bunu onaylamaz fakat o dinlemez babasının erkek kıyafetini giyerek evden çıkar babası ne kadar itiraz etsede nafiledir o kafasına koymuştur, bir kere düşmanı yenmeye babasının itirazına şu cevabı verir: “Ülkem düşman işgalindeyken ben nasıl evlenip çocuk sahibi olabilirim. Şimdi düşmanı kovma vakti, sağ kalıp geri dönersem evlenirim, çocuklarım olur.” Bunun üzerine Çete Ayşe ile daha sonra Yörük Ali Efe ile düşmana karşı savaşır. Yörük Ali’nin 3. Kızanı olarak tarihe geçer. Savaştan bir süre sonra gösterdiği yararlılık nedeniyle kendisine maaş bağlanmak istenir. Ancak Kübra Efe “Vatan’ı kurtarmanın karşılığı olmaz.” diyerek maaş bağlanması teklifini red eder. Sağol Türk kadını sana da yakışan budur.

Alıntı/kaynak: http://imamkoy.com/index.php/koyumuzun-kadin-kahramani-cete-ayse/

20250421

📖🎞️''Yeryüzünde emperyalizm var oldukça Milli Mücadele de bitmez...''

 




 

20210519

19 Mayıs 1919 sivillerin ve askerlerin dünyaya büyük bir meydan okumasıdır

 ''I. Dünya Harbi’nden sonra hiçbir mağlup millet direniş göstermedi. 19 Mayıs 1919 sivillerin ve askerlerin dünyaya büyük bir meydan okumasıdır.''

Prof. Dr. İlber Ortaylı



20210316

Nâzım da o büyük destanında bu günü anlatır. İstanbul'un ikinci kez ve en büyük işgalidir.



Onur Caymaz @OnurCaymaz

16 Mart 1920 - İstanbul'un ikinci kez ve en büyük işgalidir.
Fatih'in teslim aldığı anahtarı, Vahdettin İngilize bırakır...
Nâzım da o büyük destanında bu günü anlatır.
Hiç unutulmasın diye var şiir..



20191006

📷 İlk Kuvayi Milliyecilerden 6 kardeş

İlk Kuvayi Milliyecilerden 6 kardeş 
Adları neydi akıbetleri ne oldu? Şimdi vatanın kim bilir hangi köşesinde yatıyorlar? En küçük kardeşe mavzer büyük geleceğinden filinta tüfek vermişler Sağ ellerinde tüfekleri sol elleri ise 7 düvele kafa tuttuklarını gösterircesine bellerinde.

20190525

✍️ 🇹🇷 Kuvay-ı Milliye nasıl kuruldu? En uzun on beş gün - Hikmet Çiçek


Kuvay-ı Milliye nasıl kuruldu? En uzun on beş gün
Hikmet Çiçek

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,mezardan çıkmanın vaktidir!Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,Sakarya'da, İnönü'nde, Afyon'dakilerDumlupınar'dakiler de elbetve de Aydın'da, Antep'te vurulup düşenler,siz toprak altında ulu köklerimizsinizyatarsınız al kanlar içinde.Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,siz toprak altında derin uykudaykendüşmanı çağırdılar,satıldık, uyanın!Biz toprak üstünde derin uykulardayız,kalkıp uyandırın bizi!uyandırın bizi!
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,mezardan çıkmanın vaktidir!

Nazım Hikmet, 1959

19 Mayıs 1919’un yüzüncü yılındayız. 2019 yılı Kuvayı Milliye’nin, milli kuvvetlerin de yüzüncü yılıdır. Cumhuriyet Vakfı Başkanı, gazeteci-yazar Alev Coşkun, son kitabı “Kuvayı Milliye’nin Kuruluşu” ile okurlarıyla buluştu. Kırmızı Kedi Yayınevi’nin “Türk Devrimi Dizisi”nden çıkan kitabın ilk baskısı Cumhuriyet Kitapları’ndan 1996 yılında yayımlanmıştı.

15 Mayıs 1919’da Yunan askeri Kordonboyu’na çıkmıştır. Körfez’deki İngiliz, Fransız, İtalyan, Amerikan harp gemileri işgali desteklemektedir. Ege’de kurşun atmadan teslim olan kasabalar, “teslim olmaktan başka çare yok, direnmek çılgınlıktır” diyenler vardır.

Alev Coşkun, kitabında 15 Mayıs 1919’dan sonra yaşanan en uzun 15 günü, Kuvayı Milliye’nin sancılı doğum günlerini gün gün anlatıyor. “Yurtseverlerin bıçak sırtında soluklarını kestiği zaman dilimidir. Ne olduysa 16’ncı günde oldu.”



İLK KURŞUN SAVAŞI

Kuvayı Milliye’nin Yunan askeriyle ilk kez göğüs göğse çatıştığı yer Ödemiş’tir. Kendisi de Ödemişli olan Coşkun, işgal ordusuna halk direnişinin ilk sayfasının, dönüm noktasının 29-31 Mayıs 1919’da Ödemiş’te değiştiğini anlatır.

Kuşkusuz, Anadolu’nun işgaline karşı Ödemiş’ten önce sıkılan kurşunlar vardır. İzmir’de “Sen başla, bitiren bulunur” diyen Hasan Tahsin’in ilk kurşunu, Hatay’ın Dörtyol ilçesinde Fransız askerlerine karşı eylem, Ayvalık’ta da Ali Çetinkaya’nın liderliğindeki direniş, Urla’da Rum/Yunan çetelerine karşı eylemler gibi…

ÖDEMİŞ FARKI

Ancak, Ödemiş farklıdır. Hacı İlyas köyü sırtlarında Yunan ordusuna karşı Ali Orhan komutasında gönüllü köylü, efe ve birkaç yedek subaydan oluşan ilk kuvayı milliye grubunun direnişi, Milli Mücadelenin ilk kitlesel direnişidir. Şimdi İlk Kurşun ismini alan Hacı İlyas köyü yakınlarındaki çatışma “İlk Kurşun Savaşı” olarak Milli Mücadele tarihine geçmiştir. Ödemiş’te kendinden kat kat fazla olan Yunan ordusuna karşı beş saat savaşan, hemen hepsi şehit olan kahramanların öyküsüdür.
“İlk Kurşun Savaşı”, aynı zamanda Alev Çoşkun’un Ödemiş Belediyesi Yayını olarak Ocak 2014’de çıkan kitabının da adıdır.

Kitap, 9 bölümden oluşuyor. “Kuvayı Milliye Nedir?” sorusuna 4. Bölümde ayrıntılı yanıt veriliyor. 5. Bölümde Kuvayı Milliye’de atılan ilk kurşunlar, 6. Bölümde işgalden önceki İzmir’i anlatılıyor. Daha sonra emperyalist güçlerin Paris Barış Konferansı’nda İzmir’in işgaline karar verdikleri 10 Mayıs 1919 gününden Ödemiş’te ilk direnişin patladığı 31 Mayıs 1919’a kadar geçen süre gün gün veriliyor.

“Kuvayı Milliye’nin Kuruluşu”nu, işgal edilmiş vatan topraklarının kurtarılması ve tam bağımsızlık için emperyalizme karşı savaşan milli güçlerin bir büyük destanı olarak okuyunuz.

20190314

Mili Mücadele Dönemi Zararlı ve Yararlı Cemiyetler



👎 Mili Mücadele Dönemi Zararlı Cemiyetler

Mondros ateşkes antlaşması sonrasında faaliyetlerini gördüğümüz zararlı cemiyetleri başlıca ikiye ayırabiliriz: Birinci grup azınlıkların kurduğu “azınlık cemiyetleri”dir.Bunlar faaliyet yürüttükleri bölgeyi Osmanlı Devletinden kopararak buralarda bağımsız devletler kurmayı ya da başka bir devletin yönetimi altına girmeyi hedeflemişlerdir.Uluslar arası kamuoyunun desteğini de kazanmak için bu isteklerini Wilson İlkelerine dayandırmışlardır.Azınlık cemiyetleri işgalci itilaf devletleri tarafından desteklenmiş zaman zaman da kullanılmışlardır.

İkinci grup zararlı cemiyetler ise Osmanlı yönetimindeki Müslümanlar tarafından kurulan “Milli varlığa Düşman Cemiyetlerdir.Bu kişiler işgalleri engellemenin mümkün olmadığını bu nedenle direniş yapılmaması gerektiğini savunmuşlardır.Direniş hareketleri yerine İtilaf devletleri ile iyi geçinerek tavizler koparmaya çalışılması gerektiğini savunmuşlardır.Bu ikinci gruba giren cemiyetler ulusal kurtuluş düşüncesine karşı çıkmışlardır.


👎1) Azınlıkların Kurdukları Cemiyetler:
 
👎2) Türklerin Kurduğu Milli Varlığa Düşman Cemiyetler
 

👎Milli Varlığa düşman Cemiyetlerin genel Özellikleri:
  • Müslümanlar tarafından kurulmuşlardır.
  • İşgallerin kolaylaşmasına neden olmuşlardır.
  • Ulusal direnişe karşı faaliyet yürütmüşlerdir.
  • İtilaf devletleri tarafından desteklenmişlerdir.
  • Hürriyet ve İtlaf Fırkasıyla birlikte hareket etmişlerdir.
  • Saltanat ve Hilafet yanlısıdır.
  • Emperyalist devletlerin amaçlarına hizmet etmişlerdir.
  • Ümmetçilik anlayışı ile hareket etmişlerdir.
  • Bu Türklerin kurduğu zararlı cemiyetler Ulusal Egemenlik fikrine inanmıyorlardı.
  • Milli mücadele dönemi zararlı cemiyetlerin genellikle manda ve himaye fikrini savunmuşlardır.

👍 🇹🇷 Milli Cemiyetler (Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri)
İşgaller sırasında İstanbul Hükümetinin tepkisiz kalması üzerine halkın sesini duyurmak amacıyla yine halk arasından çıkan aydınlar tarafından kurulan cemiyetlerdir.Birbirlerinden bağımsız olarak kuruldukları için önceleri ortak bir faaliyet alanına sahip değillerdi.Temelamaçları bulundukları bölgelerin işgalini önlemekti.


  


👍 🇹🇷 Milli Cemiyetlerin Genel Özellikleri:

  • Bulundukları bölgenin Türklere ait olduğunu bu nedenle işgallerin haksızlığını dünya kamuoyuna duyurmayı amaçlamışlardır.
  • Ulusal Mücadeledeki teşkilatlanmanın temelini oluşturmuşlardır.
  • İşgalci devletlerin azınlık cemiyetlerinin ve İstanbul Hükümetinin faaliyetlerine karşı mücadele etmişlerdir.
  • Genellikle ittihatçı düşünceye sahip olan kişiler tarafından kurulmuşlardır.
  • Birleştirici bir liderden yoksun olmaları nedeniyle önceleri bölgesel kurtuluşu savunmuşlardır.
  • Kuruluşlarında milliyetçilik duygusu etkilidir.
  • Sivas Kongresinde ”Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında birleştirilmişlerdir.
  • Öncelikle Basın yayın yoluyla direnişi yönlendirmeye çalışmışlar bunun yanında silahlı direnişe de destek vermişlerdir.
  • Bölgesel direnişi yönlendirmelerine rağmen seslerini daha iyi duyurabilmek amacıyla İstanbul’da faaliyet yürütmüşlerdir.
  • Milli mücadele yanlısı bu cemiyetler azınlıklara karşı kurulmuştur.
  • Trakya cemiyeti hariç diğer milli mücadele yanlısı cemiyetler yeni bir Türk devleti kurmayı hedeflemezler.
  • Bu milli mücadele yanlısı cemiyetler milli değerlerin gelişmesini sağlamışlardır.
  • Yararlı cemiyetler ihtiyaçlarını halktan karşılamış ve bir hükümet tarafından kurulmamıştır.
  • Yararlı cemiyetlerin en büyük zaafı ortak hareket etmemesidir.Bölgesel kurtuluşu amaçlamışlardır.
Alıntı/Kaynak: https://hafizacoplugu.wordpress.com/2017/02/21/yararli-ve-zararli-cemiyetler-umut-sarikaya/

20180826

Kurtuluştan Kuruluşa Yolumuz / Osman N. Ararat



Gazi M.Kemal Atataürk tarafından bizzat yazılan eserlerden en büyüğü ve en önemlisi  NUTUK’tur.

NUTUK, millî mücadele ve kurtuluş savaşının başlangıç noktası kabul edilen Samsun Vilayetinde, (o zaman Samsun Sancağında) Gazinin, ”Samsun’a Çıktığım Gün Genel Durum ve Görünüş” başlığıyla başlar ve memleketin askeri ve siyasi bakımdan genel tasviriyle devam eder.
Memleket harap ve bitap düşmüştür.  Millet fakir ve yorgun durumdadır.  İstanbul İngilizler, Batı ve Ege bölgemiz Yunanlılar, Güney’de Fransızlar ve İtalyanlar, Doğu’muz Ermeniler tarafından, Orta Anadolu’da 120 bin metrakarelik toprak parçası hariç  memleket istilâ edilmiştir. Ordunun elinden silah ve cephanesi alınmıştır. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki Hükümet acz içerisindedir ve ve duruma karşı hiç bir şey yapamamaktadır.(*)
NUTUK üç bölüm halinde mütalâa edilir.
1.  Kuva-i Milliye (Ulusal Güçler) Dönemi
2.  TBMM Dönemi
3.  Cumhuriyet Dönemi

Kuva-i Milliye Dönemi, NUTUK’ta çok detaylı bir şekilde anlatılır. Kongreler döneminin ardından başlatılan kurtuluş mücadelesinde Doğu Cephesine, Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra, Osmanlı Orduları önce Kafkasları ardından Doğu Anadolu’nun sınır bölgelerini boşalttılar. Türk birliklerinin çekilmesinden sonra işgal hareketlerini hızlandıran Ermeniler, yerli müslüman halka insanlık dışı davranışlarda bulundular. Bunun üzerine Gazi Meclis Ermenilere savaş açtı. 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa komutasındaki Türk Birlikleri 28 Eylül 1920’de taarruza geçti. 29 Eylül’de Sarıkamış’ı, 30 Ekim’de Kars’ı, 7 Kasım’da Gümrü’yü geri aldı. Ermenilere karşı kazanılan bu zafer, onları barış istemek zorunda bıraktı. 2-3 Aralık 1920’de  imzalanan ”GümrüAntlaşması” ve bilahare, 16 Mart 1921 ”Moskova Antlaşması”, daha sonra 13 Ekim 1921 ”Kars Antlaşması” ile Türkiye ile Ermenistan arasındaki bugünkü sınır belirlendi. Gümrü Antlaşması, Gazi Meclisin imzaladığı ilk antlaşma olmasından dolayı önemlidir.

Güney Cephesinde, Maraş, Antep ve Urfa’da verilen mücadelenin baş kahramanı olan bu üç şehir, verdikleri sayısız kahramanlık örnekleri sonucunda, 20 Ekim 1921’de Fransızlarla imzalanan ”Ankara Antlaşması” ile , fiilen bu cephe  tamamen kapanmıştır.

Asıl kurtuluş mücadelesi Batı Cephesi’nde cereyan etmiştir. Zira düşmanın büyüğü ve en azılısı Batı’da dır. Silah sayısı, lojistik destek ve nicelik bakımından Türk Ordusundan üstün durumdadır.
15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal eden Yunanlılar, yaklaşık 13 ay sonra, Haziran 1920’de, asıl hedef ”Ankara” olmak üzere ileri harekâta başlamışlar, birinci kol: kuzeyden Manisa-Balıkesir-Bursa istikametinden, ikinci kol, güneyden Aydın- Nazilli ve Uşak istikametinden ilerleyerek Polatlı’ya kadar gelmişlerdir.

Haziran 1920 ile Ağustos 1922 tarihleri arasında, I. ve II. İnönü Muharebeleri, Kütahya-Eskişehir Savaşları ve Sakarya Meydan Savaşının başarıyla ve zaferle neticelenmesinin ardından, bu süre zarfında yıpratılan düşmana karşı son darbeyi vurmak üzere 26 Ağustos 1922 sabahı kesin sonucun alınacağı genel karşı taaruz başlamıştır.

Bugün 26 Ağustos 2018. Batı Cephesinde düşmanın Anadoludan atılacağı ”Büyük Taarruz”un başladığı günün 96. yıl dönümüdür. Bir başka ifadeyle, NUTUK’ta geçen ”Kuva-i Milliye Dönemi” diye tabir edilen dönemin en önemli günüdür. Zira 29 Ekim 1923’de kurulacak olan Cumhuriyete giden yolun yapı taşları bugün döşenmeye başlamıştır.

Şimdi bu tarihi günlere dönerek, yaşanan olaylara özet olarak gün gün sıra ile bakalım.
-26 Ağustos 1922 sabahı saat 05.30 da bütün cephede topçu hazırlık ateşi başladı. Baskın etkisi sağlandığı için Yunan topçusu ateşimize cevap veremedi. Aynı gün 5. Süvari Kolordusu güneyden Ahır Dağlarını aşarak düşmanın gerisine düştü ve İzmir’le olan tüm irtibatını kesti. Yine aynı gün Belen Tepe ve Tınaz Tepe düşmandan geri alındı.
-27 Ağustos günü öğleye doğru Yunan cephesi yarıldı. Düşman geri çekilmeye başladı. Afyon kurtarıldı. Kovalama başladı.
-28 Ağustos günü Başkomutanlık Karargâhı Afyon’a taşındı. 5. Süvari Kolordusu ileri harekâta devamla Yunan İhtiyat Kolordusuna saldırarak imha etti.
-29 Ağustos günü bozguna uğrayan ve düzensiz bir biçimde geri çekilen düşmanı kovalama harekâtına devam edildi.
-30 Ağustos ‘’Başkomutanlık Meydan Muharebesi’’ adıyla tarihe geçti. Kuzey ve güneybatıdan kuşatılan düşman Sincanlı Ovası (Altıntaş-Dumlupınar arası)’nda imha edildi. Böylece döküntülerinden başka unsuru kalmayan düşmanın, İzmir’e kadar Türk Ordusu karşısında savaşabilecek hiçbir düzenli kuvveti kalmadı.
-31 Ağustos günü Başkomutan Mustafa Kemal tarihi emrini verdi. 
‘’ORDULAR; İLK HEDEFİNİZ AKDENİZ’DİR İLERİ!’’(**)

Bu tarihi emrin ardından, İzmir ve Bursa istikametinde büyük kovalamaca ve takip harekâtı başladı. Türk Ordusu iki kol halinde tertiplenerek, birinci kol 9 Eylül 1922’de İzmir’e, ikinci kol 10 Eylül’de Bursa’ya girdi. Kurtuluş mücadelesi böylece başarıyla noktalanmıştı.

26 Ağustos’ta başlayan ve 9-10 Eylül’de tamamlanan bu büyük zaferin zaferin Türk tarihindeki önemini iyi değerlendirmek ve özellikle genç kuşaklara anlatmak, öğretmek gereklidir.
Bu zafer, Avrupanın ”Hasta Adam” olarak nitelendirdiği Türk Devletini  hiç kimsenin yıkmaya gücünün yetmeyeceğini, Türk bağımsızlık ve özgürlüğünün kuşaklardan kuşaklara, kendi kurduğu bir devletten ötekine devredilip varlığını sürdürmeye devam edeceğini ortaya koymuştur.

Bu zafer dünya tarihi bakımından da önemlidir.Çünkü o tarihlerde Türk’ün kendi gayreti dışında Yunanlıları Anadoludan çıkarabilecek hiç bir güç yoktu. Yunanlıların Anadoluda kalmaları ise başlı başına felaketlere sebep olacak gelişmeleri beraberinde getirecekti. Bu bakımdan bu büyük zafer, Anadoluya ve aynı zamanda dünyanın bu bölgesindeki uluslara barış ve sükûnun gelmesini sağlamış, uygar ve özgür alemde  yeni bir devletin, ”Türkiye Cumhuriyeti”nin doğmasına yol açmıştır.(***)

KAYNAKÇA:
(*) NUTUK, M.Kemal ATATAÜRK 
(**) DORUK -Türk Ordusu Tarihi- Prof.Dr. İsmail Kayabalı-Cemender Arslanoğlu 
(***) A.g.e.Sayfa:374

Alıntı/ Kaynak:http://ankaenstitusu.com/kurtulustan-kurulusa-yolumuz-bir-ulusun-dogusu/

20180307

✍️ 📰 🇹🇷 Türk ve Türkiye sözcüklerini kaldırılması ve Osmanlı'nın "kurucu unsuru"nun yok edilmesi





Osmanlı'nın "kurucu unsuru"nun yok edilmek istenmesi


  • TTB ve Türkiye Barolar Birliği’nden Türk ve Türkiye sözcüklerini kaldırılması...
  • Bu kurumların ulusal, bütüncül, kamusal yapılarına son verip, meslek odalarını dağıtılması
  • 'İsteyenin istediği birliği kurması'.

Yazarın köşe yazısı:

....
....
Bunu yaparsa Osmanlı’dan Türkiye’ye devreden ve bin yılı aşkın bir süredir Türk milletini, toplumu dimdik ayakta tutan Ahilik kurumuna, onun hala devam eden kardeşlik, dayanışma, yardımlaşma, adap, edep, onur ve ahlak geleneklerine de son darbeyi vurmuş olacak…
Ahilik Osmanlı’nın belkemiği kurucu unsuru…

Dünyanın bir numaralı Osmanlı uzmanı rahmetli Prof. Halil İnalcık bakın ne diyor:
"Osmanlı devletinin kuruluş döneminde ahilerin ve fütüvvet akımının kesin bir rol oynadığı kuşku götürmez."

İnalcık, Osmanlı’nın kuruluşunda Ahi Şeyhi Edebali’nin rolünü ve önemini de uzun uzun anlatır…
Ertuğrul, II. Abdülhamit dizileri ile Osmanlı’ya sahip çıkarmış gibi görünen, ‘Ecdad’ edebiyatına başlayınca mangalda kül bırakmayan Erdoğan iktidarı, şimdi Osmanlı’nın kurucu unsuruna, Ahilik geleneklerine son darbeyi vurmaya hazırlanıyor…

Meslek odalarına vurulacak darbe Türkiye’nin birliğine vurulacak darbedir…
Türk milletine, milletin birliğine ve beraberliğine bin yıldır vurulabilecek en ağır darbedir…
Meslek odalarının ulus çapındaki birliği, toplumun belkemiği, iskeletidir…
Arabanın aksı gibidir, aksı kırarsanız kendini bin beygirlik motor sansan ne fayda!...
Araba gitmez… İnatçı deve gibi çöker kalır…Toplum çöker dağılır…

Ondan sonra şunlar pıtrak gibi çoğalır:
Mezopotamyalı Avukatlar Birliği…
Müslüman Esnaf Odaları…
Laz Mühendisler Birliği…
Karadenizli Mimarlar Odası…
Nakşi Hamamcılar Birliği…
Vb..Vb…

Önüne gelen ulusal meslek odaları yerine kendi etnik, dini, bölgesel, hemşeri odalarını, birliğini kurarsa…
Toplum lime lime dağılır…'

....
....

 

Ahilik kültürüne, onun son uzantısına darbe sinsi bir tuzaktır…

Unutmayın Milli Kurtuluş Savaşı da Ahi kenti Ankara’dan yürütüldü, Kuvayi Milliyenin belkemiği de Ahiler, esnaflardı..

Türk milletini bin yıldır ayakta tutan, Osmanlı’nın kurucusu Ahilik kurumunun Türk toplumunda devam eden geleneksel birliğine bütünlüğüne darbe vurmayın!..
Toplumun belkemiğini kırarsanız, sonra son pişmanlık da fayda vermez…
Avukatların, doktorların, mühendislerin, esnafın, sanayicinin, tüccarın ulusal birliğini parçalarsan, sonunda Saray’ın da kafana yıkılır… Paramparça olur…
Toplumsal birlik varsa devlet vardır..
Toplumsal birlik dağılırsa ne devlet kalır ne Saray!...
Osmanlı’dan bu kadarcık da ders almazsanız…
Ecdad size ebediyen lanet okuyacak!...
Gelecek kuşaklar da…

Kerem Çalışkan

Odatv.com

Yazının tamamını okumak için
Alıntı kaynak: https://odatv.com/osmanlinin-kurucu-unsurunu-yok-ediyor-10021802.html

 

20180213

🇹🇷🎖Sütçü İmam Ali, 🇹🇷 Mustafa Kemal Paşa'ya ve Kuvayi Milliye'ye karşı olanlara ne demiş?


''Her kim ki Mustafa Kemal Paşa ve Kuvayı Milliye aleyhine fetva verip düşmanlık yapar, bilin ki onların damarlarında kafir kanı akar." 

 Sütçü İmam Ali


En Çok Okunanlardan...